Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Veri Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sistem Alüminyum Dijitalleşme ve Düşük Karbonlu Üretim Yatırımlarını Hızlandırıyor Haber

Sistem Alüminyum Dijitalleşme ve Düşük Karbonlu Üretim Yatırımlarını Hızlandırıyor

Şirket; veri odaklı üretim yönetimi, yapay zeka destekli raporlama sistemleri ve otomasyon teknolojileriyle operasyonel verimliliğini artırmayı hedeflerken, düşük karbonlu üretim altyapısını da güçlendiriyor. Alüminyum sektöründe entegre üretim altyapısı, ihracat gücü ve yüksek üretim kapasitesiyle faaliyet gösteren Sistem Alüminyum, dijital dönüşüm yatırımlarını üretimden lojistiğe kadar tüm süreçlere yaymayı hedefliyor. Şirket, SAP S/4HANA optimizasyonu, Salesforce CRM uygulamaları, RPA çözümleri ve dijital kalite yönetim sistemleriyle daha çevik, ölçülebilir ve izlenebilir bir operasyon yapısı oluşturuyor. Gerçek zamanlı veri analitiği sayesinde üretim performansı, enerji tüketimi ve operasyonel süreçler anlık olarak takip edilirken; dijital kalite yönetim sistemleri üretimden sevkiyata kadar uçtan uca izlenebilirlik sağlıyor. ASRS otomatik depolama sistemleriyle depo operasyonlarında hız ve stok doğruluğu artırılırken, lojistik süreçlerde de verimlilik hedefleniyor. “Sanayide hız ve veri yönetimi kritik hale geldi” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban, dijitalleşmenin sanayide rekabetin temel unsurlarından biri haline geldiğini belirterek şunları söyledi: “Küresel rekabet artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; veri yönetimi, sürdürülebilirlik ve operasyonel çeviklikle şekilleniyor. Biz de dijitalleşmeyi yalnızca verimlilik sağlayan bir teknoloji yatırımı değil, sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Veri odaklı üretim altyapımız sayesinde üretimden sevkiyata kadar tüm süreçleri daha hızlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir şekilde yönetiyoruz.” Yerekaban, değişen müşteri beklentileri ve artan sürdürülebilirlik regülasyonlarının da sanayide veri yönetimini daha kritik hale getirdiğine dikkat çekerek, gerçek zamanlı veri analitiğinin operasyonel risklerin daha hızlı yönetilmesine ve müşteri taleplerine daha kısa sürede yanıt verilmesine katkı sağladığını ifade etti. Dijitalleşme sürdürülebilir üretimi de destekliyor Dijitalleşmeyi sürdürülebilirlik hedeflerinin önemli bir parçası olarak konumlandıran Sistem Alüminyum, 2030 yılına kadar karbon ayak izini yüzde 55 azaltmayı, 2050 yılında ise karbon nötr olmayı hedefliyor. Şirket, enerji verimliliği projeleri, dijital enerji yönetim sistemleri ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla sürdürülebilir üretim altyapısını güçlendiriyor. GES yatırımları sayesinde fabrikanın elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’i güneş enerjisinden karşılanırken, ürün bazlı karbon yönetimi kapsamında yürütülen LCA ve EPD çalışmaları da Avrupa Yeşil Mutabakatı ve CBAM uyum sürecini destekliyor. 75’ten fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Sistem Alüminyum, önümüzdeki dönemde dijital üretim altyapıları, veri analitiği sistemleri, yapay zeka destekli uygulamalar ve sürdürülebilir üretim teknolojilerine yönelik yatırımlarını sürdürmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji, Endüstriyel IoT ve Yapay Zeka Çözümleriyle Öne Çıkıyor Haber

Nu Teknoloji, Endüstriyel IoT ve Yapay Zeka Çözümleriyle Öne Çıkıyor

Endüstriyel IoT (Nesnelerin İnterneti) ve yapay zekâ destekli sistemler sayesinde üretim hatları mekanik yapılar olmaktan çıkarak; enerji tüketimini, performans kayıplarını, bakım ihtiyaçlarını ve olası arıza risklerini anlık olarak analiz edebilen akıllı sistemlere dönüşüyor. Nu Teknoloji, Endüstriyel IoT ve yapay zekâ destekli sistemlerle sanayide enerji verimliliği, uzaktan makine yönetimi ve üretim optimizasyonuna odaklanıyor. Bugün endüstriyel IoT teknolojileri, üretim sektöründe yalnızca otomasyon değil; maliyet yönetimi, enerji verimliliği ve rekabet avantajı açısından da kritik bir dönüşüm alanı olarak görülüyor. Küresel ölçekte endüstriyel IoT pazarı da hızlı büyüyor. Grand View Research verilerine göre, 2024 yılında yaklaşık 483 milyar dolar büyüklüğe ulaşan küresel endüstriyel IoT pazarının 2030’a kadar 1,6 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyümenin temelinde enerji verimliliği, kestirimci bakım, uzaktan yönetim teknolojilerine yönelik artan talep ve 5G IoT altyapılarının yaygınlaşmaya başlaması yer alıyor. Global endüstriyel IoT uygulamalarında, üretim tesislerinde enerji tüketiminde yüzde 10 ila yüzde 30 arasında optimizasyon sağlanabildiği, plansız makine duruşlarının ise önemli ölçüde azaltılabildiği belirtiliyor. Özellikle enerji maliyetlerinin yükseldiği ve üretim sürekliliğinin kritik hale geldiği sektörlerde veri odaklı üretim sanayi kuruluşları açısından stratejik önem taşıyor. Nu Teknoloji, geliştirdiği endüstriyel IoT ve yapay zekâ destekli sistemlerle; gerçek zamanlı veri takibi, enerji optimizasyonu, uzaktan erişim ve arıza tahmini gibi alanlarda sanayi kuruluşlarına yönelik çözümler geliştiriyor. Şirketin geliştirdiği sistemler mevcut üretim altyapılarına düşük yatırım maliyetiyle entegre edilebilirken, kablosuz haberleşme altyapısı sayesinde işletmelerin yüksek maliyetli yeni kablolama süreçlerine ihtiyaç duymadan ve üretimi durdurmadan dijital dönüşüm uygulamalarına geçiş yapabilmesine olanak sağlıyor. Ayşe Nur Koroğlu: “Geleceğin güçlü şirketleri, yalnızca büyük üretim tesislerine sahip olanlar değil; veriyi doğru okuyabilen, analiz edebilen ve yöneten şirketler olacak.” Nu Teknoloji’nin İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, sanayide rekabetin artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, veri yönetimiyle şekillendiğini söyleyerek şu değerlendirmede bulundu: “Sanayide dijital dönüşüm artık yalnızca otomasyon yatırımlarıyla sınırlı değil; veriyi doğru okuyabilen, analiz edebilen ve yöneten şirketler rekabette öne çıkıyor. Endüstriyel IoT sistemleri sayesinde makineler; enerji tüketiminden performans kayıplarına, bakım ihtiyaçlarından olası arıza risklerine kadar birçok veriyi anlık olarak aktarabiliyor. Yapay zekâ destekli analiz altyapıları ise bu verileri anlamlandırarak işletmelere operasyonel verimlilik, enerji optimizasyonu ve kestirimci bakım alanlarında önemli avantajlar sağlıyor. Özellikle plansız duruşların azaltılması ve bakım süreçlerinin öngörülebilir hale gelmesi, üretim sürekliliği açısından kritik önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde üretimde rekabet avantajı, yalnızca kapasite artışıyla değil, enerji verimliliği, veri yönetimi ve dijital altyapı yetkinlikleriyle şekillenecek. Aynı zamanda veri güvenliği, kesintisiz haberleşme altyapıları ve yapay zekâ destekli otomasyon sistemleri sanayi şirketlerinin yatırım gündeminde daha fazla yer alacak. Nu Teknoloji olarak biz de üretim tesislerinin dijitalleşmesini kolaylaştıran, sahadan veri toplayan ve bu veriyi anlamlandıran sistemlerle sanayinin görünmeyen dijital altyapısını geliştirmeye odaklanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GTech’in Afrika Açılımı Ödül İle Taçlandı Haber

GTech’in Afrika Açılımı Ödül İle Taçlandı

Finansal teknolojiler, veri yönetimi ve yapay zekâ alanlarındaki uzmanlığıyla, 10’dan fazla ülkede kurumların dijital dönüşümlerine yön veren GTech; global büyüme yolculuğuna harcadığı eforun büyük bir kısmını, finans sektörünün hızla geliştiği Doğu Afrika’ya ayırıyor. GTech’i bölgede 10 kat büyümeye taşıyan strateji, Business Honors Awards 2026’da “Pazar Genişletme ve Yeni Pazarlar Stratejileri” kategorisinde ödüle layık görüldü. Başta Kenya, Ruanda, Uganda, Etiyopya ve Tanzanya ülkelerinde faaliyet gösteren kurumlarla yapılan stratejik iş birlikleri ve Symphony Banking ürün ailesiyle; modern ana bankacılık sistemlerine ve veri altyapılarına geçiş hızlandırılıyor, operasyonel verimlilik artırılıyor ve yeni nesil dijital bankacılık yetkinliklerinin sürdürülebilir şekilde devreye alınmasına olanak sağlanıyor. Doğu Afrika’da rekabetin son derece yüksek olduğu, 8 milyar dolar büyüklüğündeki finansal teknolojiler pazarında önümüzdeki 5 yıldaki hedefini 50 milyon dolar olarak açıklayan GTech, güçlü partner ağı, yerel pazara uyumlu ürün stratejisi ve veri, yapay zekâ odaklı çözümleriyle Türkiye’nin finansal teknolojilerdeki yetkinliğinin küresel bazdaki temsilcisi olmayı sürdürecek. GTech CEO’su Mine Taşkaya ve GTech Yönetici Ortağı Gürhan Taşkaya; iş dünyasında güçlü etkiler yaratan, sektörlerine yön veren, yenilikçi ve sürdürülebilir markaları ödüllendiren Business Honor Awards’un 12 Mayıs’da düzenlenen törenine katılarak başarılarını taçlandıran ödülü aldılar. Kazandıkları bu anlamlı ödül hakkında görüşlerini dile getiren Gürhan Taşkaya; “2 yıl önce girdiğimiz Afrika pazarının finansal alt yapısını geliştirmekten çok mutluyuz. Bank of Kigali gibi güçlü referanslarla yerel ekosistemle kurduğumuz stratejik bağlar bizi bölgenin en hızlı büyüyen teknoloji aktörlerinden biri yapıyor. Önümüzdeki 5 yılda da bölgede faaliyetlerimizi sürdürerek Afrika’nın dijital dönüşüm yolculuğunda daha çok katma değer yaratmayı hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Finans Dünyasının Karar Vericileri TechFinTech 2026’da Buluştu Haber

Finans Dünyasının Karar Vericileri TechFinTech 2026’da Buluştu

4. defa gerçekleşen etkinlikte, dijital finans ekosisteminin bugünü ve geleceği çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Ana sponsorluğunu Mayasoft’un üstlendiği etkinlikte; gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar yoğun bir program kapsamında değerlendirildi. Türkiye’nin finans ve teknoloji alanındaki stratejik buluşmalarından biri olarak konumlanan TechFinTech’te yalnızca mevcut dönüşümü değil, finansın geleceğinin nasıl şekilleneceğini de çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Bilişim Zirvesi Etkinlik Şirketi tarafından 4. kez gerçekleştirilen etkinlikte, gerçek zamanlı ekonomi, yapay zekâ destekli finansal karar mekanizmaları, gömülü finans ve otonom sistemler gibi kritik başlıklar büyük ilgi gören oturumlarda kapsamlı şekilde değerlendirildi. Finansın Yeni Oyun Kuralları TechFinTech Sahnesinde TechFintech 2026 açılış konuşmasını BTHaber Genel Yayın Koordinatörü Ayhan Sevgi yaptı. Sevgi, “Finansal Dijitalleşmenin Yeni Evresi” başlıklı açılış konuşmasında, “Son 3 yıl durgunluk yaşayan fintech dünyası, 2025’te küresel yatırımların 116 milyar dolara ulaşmasıyla yeniden yükselişe geçti. Fintech’ler artık alternatif değil, geleceğin finansal altyapısı olarak konumlanırken; Türkiye’de sektör yaklaşık 214 milyon dolarlık yatırım ile startup yatırımlarında işlem hacmi bakımından ikinci sıraya yerleşti. Yatırımcı ilgisi varlık yönetimi ve yatırım odaklı çözümlere kayarken, özellikle dolandırıcılık önleme ve kritik skorlama alanlarında yapay zeka algoritmaları, operasyonel maliyetleri düşürerek verimliliği ana yatırım odağı haline getiriyor. Bu teknolojik gelişmelerin yakın gelecekte fintech sekötürnün en önemli belirleyicisi olacağı tahmin ediliyor” dedi. Etkinliğin ana konuşmacısı Deloitte Sorumlu Ortak ve Blokzincir Hizmetleri Lideri Uğur Kağan Dinçsoy, konuşmasında “Finansın Yeni Denkleminde Kim Nerede?” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Dinçsoy sunumunda “Fintech dünyasında son dönemde dikey yapılardan yatay modellere geçiş hızlanırken, şirketler yazılım ve BT süreçlerini dış kaynak kullanmak yerine kendi bünyelerine alarak daha hızlı ve verimli büyümeye yöneliyor. Yapay zeka uygulamaları kullanıcı harcamalarında oyun harcamalarını geride bırakmaya başlarken, bu durum önemli bir trend değişimine işaret ediyor. Türkiye’de artan yatırım ilgisi ve global oyuncuların potansiyel girişleriyle birlikte rekabetin daha da sertleşmesi bekleniyor. Hyperscaler yatırımlarının Türkiye’ye gelmesiyle regülasyon kaynaklı sıkışıklıkların azalacağı öngörülüyor. Bankacılık tarafında ise platform bankacılığına ek olarak servis bankacılığı modeli öne çıkarken, müşteri deneyimi de merkeze yerleşiyor. Kripto varlıklar tarafında ise sıkılaşan regülasyonlarla birlikte saklama hizmetleri yeni dönemin temel başlıkları haline geliyor. Tüm bu dönüşüm içinde fintech şirketleri için artık sadece büyüme değil; risk yönetimi, uyum ve sürdürülebilir kârlılık en kritik öncelikler olarak öne çıkıyor” dedi. Ana sponsor Mayasoft’un CEO’su Yasin Aşır, “Finansın Yeni Altyapısı: Gerçek Zamanlı, Akıllı, Kesintisiz” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Aşır sunumunda; “Finansın yeni işletim sistemi yazılırken müşteri deneyimi veriyle tamamen entegre hale gelmiş durumda; karar alma süreçleri köklü bir dönüşüm yaşıyor. Eskiden sezgisel ve tecrübeye dayalı kararlar alınırken, bugün veriyi bir ‘yakıt’ gibi kullanarak iş zekâsı çıktıları ve algoritmalarla daha akıllı, veri odaklı kararlar veriliyor. Bu yapıya yapay zekanın eklenmesiyle çok daha güçlü sonuçlar ortaya çıkıyor. Yapay zeka günlük hayatımızda ve finans sektöründe aktif şekilde kullanılmaya başlanmış olsa da hangi ölçekte, hedefle ve regülasyon çerçevesinde kullanılacağı hâlâ kritik bir soru olarak duruyor. Öte yandan artan entegrasyonlar ve genişleyen API ekosistemi sistemleri daha kırılgan hale getirirken, saldırı yüzeylerinin büyümesi ve yapay zeka destekli tehditlerdeki artış bu riski daha da belirgin kılıyor. Bu nedenle geleceğin kazananları yalnızca teknolojiyi kullananlar değil; yapay zekayı güvenli ve regülasyonlara uyumlu şekilde kurumsallaştıran, altyapıyı güçlü ve esnek kurgulayan, ekosistemi güvenle yöneten ve operasyonlarını kesintisiz sürdürebilen kurumlar olacak. Yarının kazananları ekosistemi kuran değil, güvenle yöneten olacak” dedi. Finansta Karar Mekanizması Yeniden Şekilleniyor Verinin karar verme süreçlerindeki yeri ve etkisinin panelistler tarafından ele alındığı “Veriyle Karar Veren C-Suite” ana panelinin moderatörlüğünü BTHaber Başkanı Murat Göçe üstlendi. Murat Göçe giriş konuşmasında “Bir zamanlar bankacılık işlemleri hesap cüzdanına bağlıydı; bugün ise fintech ve yapay zekâ ile bambaşka bir noktadayız. Eskiden başka bir şubeden para çekmek günler sürerken, bugün finans dünyası hız ve teknolojiyle yeniden şekilleniyor. Artık sadece bankalar değil; fintech’ler, ödeme sistemleri ve yapay zekâ da finansın merkezinde yer alıyor” diyerek alınan yola dikkat çekti. Panel konuğu Koç Finans CFO’su Doğu Özden, “Veri ve yapay zekâ aslında karar vermiyor; önemli bir girdi sağlıyor ancak burada hala karar verenler veriyi yönetenler. Ancak burada veriyi zaman zaman kutsallaştırdığımızı da düşünüyorum. Burada veriye karşı çok duygusal olmadan onu yöneterek o duygusallığı tecrübe ile sonraki aşamaları devreye almamız gerekir. Veri bize sadece bir fotoğraf sunuyor ve bu fotoğraf çoğu zaman soğuk olabilir. Günün sonunda o kararı verirken bu fotoğrafın üzerine bağlamı, tecrübeyi ve insan faktörünü eklemek gerekir. Bu yüzden bugün geldiğimiz noktada yapay zekâdan ziyade hibrit zekânın, yani insan ve yapay zekânın birlikte çalışmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum” açıklamasında bulundu. Panelde görüşlerini paylaşan bir diğer konuk isim ING Türkiye IT Direktörü Hale Kocabıyık, “Veri üretimi ve anlamlandırılması hiç olmadığı kadar hızlandı; bu da doğal olarak kararların aynı hızda alınması beklentisini doğurdu. Ancak organizasyonlarda her kararın doğası farklıdır. Bu nedenle mesele, veri ile karar alma süreçleri arasındaki bir hız farkı değil; kararların doğası gereği farklı hız ihtiyaçlarına sahip olmasıdır. Bu bağlamda asıl kritik konu, hangi kararın ne şekilde ve hangi hızda verilmesi gerektiğini doğru tasarlayabilmek, yani sağlam ve işlevsel bir karar mimarisi kurabilmektir. Bu başarıldığında, kararın ihtiyacı ile veri akışı zaten doğal olarak senkronize olur” diyerek görüşlerini aktardı. Ana panel sponsoru HPE İş Geliştirme ve Dönüşüm Projeleri Yöneticisi Mert Sarıkaya ise “Veri, kararın tek kaynağı değil; çoğu zaman insanlar sezgileriyle bir noktaya geliyor ve veriyi bunu desteklemek için kullanıyor. Bunun arkasında insan psikolojisi, ön yargılar ve veriyi seçme biçimimiz yatıyor. Ayrıca veri bize geçmişi ve bugünü gösterirken, biz karar verirken geleceği tahmin etmeye çalışıyoruz. Bu noktada bağlam, sezgi ve tecrübe devreye giriyor ve nihai kararı şekillendiriyor. Yapay zekânın yükselişiyle birlikte kararların bir kısmını makinelere bırakıyoruz; ancak asıl soru artık şu: İnsan bu sürecin neresinde konumlanacak ve nasıl değer katacak?” dedi. Bulut, GPU ve Yapay Zekâ ile Finansın Yeni Altyapısı “Finans Sektöründe Dijital Dayanıklılık: Bulut, Regülasyon ve Süreklilik” başlıklı oturumda konuşan İşNet Satış Direktörü Pınar Tüfenkci, “Yapay zekâ dönüşümünün etkisi hızla artarken, İşNet olarak GPU as a Service hizmetimizle şirketlerin NVIDIA H100 ve H200 gibi güçlü GPU’lara bulut üzerinden, donanım yatırımı yapmadan erişmesini sağlıyoruz. Bu yapı, Türkiye’nin finans bulutu gereklilikleri ve KVKK uyumluluğu gözetilerek tasarlandı; böylece kurumlar hem yüksek işlem gücüne hem de güçlü veri güvenliği altyapısına sahip oluyor. GPU tabanlı altyapımız ve akıllı yönetim katmanımız sayesinde yapay zekâ uygulamalarını güvenli, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir şekilde çalıştırarak fintech ekosisteminin dönüşümüne katkı sunuyoruz” dedi. Aynı oturumda yer alan Upsonic Co-Founder & CEO’su Taygun Alban ise “Upsonic olarak elektronik para kuruluşları, bankalar ve finansal kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde aktif rol alıyor, fintech süreçlerini uçtan uca yapay zekâ ile otomatize etmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz AI ajanlar, özellikle işe alım gibi karmaşık süreçlerde evrak toplama, doğrulama ve analiz adımlarını otomatikleştirerek operasyonel yükü önemli ölçüde azaltıyor. Ancak bu sistemlerin sürdürülebilir şekilde çalışabilmesi için güçlü, güvenli ve regülasyona uygun bir altyapı kritik önem taşıyor. Bu noktada İşNet ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği, yalnızca yüksek GPU kapasitesi ve yerel veri uyumluluğu sağlamakla kalmadı; aynı zamanda sunduğu esnek ve ölçeklenebilir altyapı sayesinde hem maliyet optimizasyonu sağlıyor hem de sürdürülebilir ve güvenilir bir büyüme modeli oluşturabiliyoruz” dedi. “Finansta Yapay Zekâ ile Değer Yaratmak: Bugün Ne Mümkün?” başlıklı sunumu gerçekleştiren Oredata COO’su Çağlar Kara, “Bugün dünya genelinde her 10 şirketin 9’u yapay zekâ ile ilgili çalışmalar yürütüyor; ancak bu projeleri ölçekleyebilen şirketlerin oranı hâlâ oldukça sınırlı. Kurumlar strateji tarafında belirli bir olgunluğa ulaşmış olsa da veri altyapısı ve organizasyonel kültür, dönüşümün önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ projelerinde başarıyı belirleyen unsur yalnızca teknoloji değil; aynı zamanda kurumların bu değişime ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğidir. Bu nedenle kısa sürede değer üreten, ölçülebilir ve önceliklendirilmiş projelerle ilerlemek kritik önem taşıyor. Yapay zekâ artık bir tercih değil, rekabet gücünü korumak isteyen kurumlar için stratejik bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Doğru kurgulanmış projelerle kurumlar, yatırım geri dönüşünü çok daha hızlı şekilde elde edebiliyor” diyerek görüşlerini paylaştı. “Finansın Kör Noktası, Erişilemeyen Müşteri Kitlesi” başlıklı sunumda Binclusive Kurucu Ortak Atakan Nalbant, “Finansın en kritik ancak çoğu zaman göz ardı edilen alanı erişilebilirlik. Bugün milyonlarca kullanıcı için mesele yalnızca teknolojiye ulaşmak değil, o teknolojiyi gerçekten kullanabilmek. Doğru tasarlanmayan dijital deneyimler kullanıcıları sistemin dışında bırakırken, erişilebilirlik artık sadece bir kullanıcı deneyimi konusu değil; aynı zamanda kurumlar için regülasyon, sorumluluk ve sürdürülebilir büyümenin temel bir parçası haline geliyor. Bu nedenle erişilebilirliği her yeni ürün ve özellikte temel bir öncelik olarak ele almak gerekiyor. Çünkü erişilebilirlik sağlandığında yalnızca belirli bir kullanıcı grubu değil, tüm kullanıcı deneyimi daha güçlü ve kapsayıcı hale geliyor” dedi. Ekonomist Dr. Hakan Yurdakul ise “Yeni Ekonomik Düzende Finans” başlıklı sunumunda; FinTech ekosisteminin üç katmanlı bir yapıdan oluştuğunu belirtti. İlk katmanda elektronik para ve ödeme kuruluşları ile dijital bankaların, ikinci katmanda analitik yapıların, üçüncü katmanda ise son kullanıcıya ulaşan dijital ödeme, müşteri sadakati ve gömülü finans uygulamalarının yer aldığını ifade eden Yurdakul, “Bu katmanlar arasında güçlü bir entegrasyon ve iş birliği sağlanması durumunda ekosistemin hızlı büyüyecek. Aksi durumda rekabet ve koordinasyon eksikliğinin önemli bir potansiyelin kaçırılmasına yol açabilir” dedi. Finans Dünyasında Dönüşüm ve Yeni Nesil Yaklaşımlar Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen TechFinTech etkinliği, sektörün fikir önderlerini ve karar vericilerini bir araya getirerek katılımcılara farklı bakış açıları kazandırdı. Birbirinden farklı sunumlarıyla konuşmacı olarak etkinliğe değer katan isimler arasında; Boyner Büyük Mağazacılık CTO’su Cihan Yıldız, OdeaTech Data Yönetimi Direktörü Gamze Kaplan Gökalp, TFI Holding Group CFO’su Furkan Ünal, Dünya Katılım Bankası Servis ve Ekosistem Bankacılığı Direktörü Dr. Erhan Bahtiyar, MasterLabs Kurucu & CTO’su Kerem Çeliker, Hannover Fairs Turkey BT Dijitalleşme Projeleri ve Veri Yönetimi Direktörü Cihan Keser ve Trakya Yatırım Holding Teknoloji Başkanı Ümit Bilik yer aldı. Güçlü iş birlikleriyle hayata geçirilirken Techfintech’in bu yılki ana sponsoru Mayasoft oldu. Ana panel sponsorluğunu HPE üstlenirken, etkinliğin premium sponsorları İşNet ve Oredata oldu. Binclusive ve MasterLabs sunum sponsorları, E-Güven, Infotelica, İzometri, Pax, Techincube, Verion, Vesta ve WGuard ise tanıtım sponsorları olarak etkinlikte yer aldı. Hizmet sponsorları tarafında ise Ajans Press, Eti Danışmanlık, Faselis, Megisty, Pax, Postaban, Sirius ve Ventus Creative markaları yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

25. Perakende Günleri Haliç Kongre Merkezi’nde! Haber

25. Perakende Günleri Haliç Kongre Merkezi’nde!

Soysal Eğitim ve Danışmanlık tarafından gerçekleştirilen Perakende Günleri 2026, 3-4 Haziran tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde perakende ekosisteminin tüm paydaşlarını bir araya getirecek. Çeyrek asırlık geçmişiyle sektörün en prestijli ve en köklü buluşması olan Perakende Günleri, bu yıl da perakendenin geleceğine yön veren konuları, ilham verici konuşmaları, yenilikçi çözümleri ve güçlü iş birliklerini aynı çatı altında buluşturacak. 2001 yılından bu yana düzenlenen ve her yıl büyüyerek yoluna devam eden Perakende Günleri; gıda perakendesi, gıda dışı perakende, e-ticaret, e-ihracat, alışveriş merkezleri, dijital dönüşüm, yapay zekâ, teknoloji firmaları, ödeme sistemleri, sosyal medya, lojistik, hizmet sağlayıcılar, danışmanlık şirketleri ve sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiriyor. Türkiye’nin özel sektör tarafından gerçekleştirilen en büyük iş dünyası etkinliği olma özelliğini taşıyan organizasyon, aynı zamanda dünya perakende sektörü için de sayılı buluşmalar arasında yer alıyor. Hızla Değişen Perakende Dünyasında Yeni Dönem Bu yıl ana teması “Hızla Değişen Perakende Sektöründe Öncü Olmak” olarak belirlenen Perakende Günleri 2026, sektörde yaşanan dönüşüme odaklanacak. Haliç Kongre Merkezi’nde 5 ayrı salonda gerçekleştirilecek konferans programında; yapay zekâ, ödeme sistemleri, veri yönetimi, yeni nesil müşteri deneyimi, fiziksel mağaza düzeni, dijital pazarlama, omnichannel stratejiler, insansız kasa çözümleri ve global perakende trendleri gibi kritik başlıklar ele alınacak. Konferans programının yanı sıra fuar alanı, B2B görüşmeler, özel toplantılar ve networking etkinlikleri ile katılımcılar yeni iş birlikleri geliştirme fırsatı bulacak. Etkinlikte sektörün öncü markaları en yeni ürün ve çözümlerini sergilerken, üst düzey yöneticilerin yoğun katılımıyla bu yıl da 1 milyonun üzerinde iş görüşmesi ve 200 binin üzerinde iş bağlantısı yapılması hedefleniyor. 25. Yıla Özel Etkinlikler ve Ödül Töreni Etkinlik kapsamında düzenlenecek Perakende Güneşi Ödülleri, bu yıl da sektörün en prestijli ödüllerine sahne olacak. Perakende Günleri’nin 25’inci yılına özel olarak, daha önce Yaşam Boyu Başarı Ödülü almış sektörün önde gelen isimleri için “25. Yıl Onur Ödülü” töreni gerçekleştirilecek. Tören, ünlü şovmen ve sunucu Beyazıt Öztürk’ün sunumuyla yapılacak. Ayrıca dijital pazarlama ve yenilikçi uygulamalarıyla sektöre değer katan firmalar da, 14 derneğin temsilcilerinden oluşan seçkin jürinin değerlendirmeleri sonucunda ödüllerine kavuşacak. Yoğun geçen iki günün ardından Perakende Günleri 2026, ünlü sanatçı Özcan Deniz’in senfoni orkestrası eşliğinde gerçekleştireceği özel performans ile sona erecek. Suat Soysal: “Perakende sektörünün kalbi 25 yıldır Perakende Günleri’nde atıyor” Etkinliğin 25. yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Soysal Eğitim ve Danışmanlık Kurucusu Suat Soysal, Perakende Günleri’nin yıllar içinde ulaştığı büyüklüğe dikkat çekerek şunları söyledi: “2001 yılında 1.043 kişinin katılımıyla başlayan Perakende Günleri, bugün 10 binin üzerinde katılımcıya, 4 binin üzerinde firmaya ve sektörün üst düzey yöneticilerine ev sahipliği yapan dev bir organizasyona dönüştü. Perakende Günleri yalnızca bir etkinlik değil; sektörün mevcut durumunun değerlendirildiği, deneyimlerin paylaşıldığı ve geleceğin birlikte şekillendirildiği güçlü bir platformdur. 25 yıldır olduğu gibi bu yıl da yapay zekâdan e-ihracata, müşteri deneyiminden dijital dönüşüme kadar sektörün gündemini belirleyen konuları ele alacağız. Çeyrek asırlık deneyimimizle, perakende ekosisteminin tüm paydaşlarıyla 3-4 Haziran tarihlerinde Perakende Günleri’nde bir kez daha buluşacağız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ile Almanya’dan Yapay Zekâda Güç Birliği Haber

Türkiye ile Almanya’dan Yapay Zekâda Güç Birliği

Merkezde, Avrupa’nın en büyük uygulamalı araştırma kuruluşlarından biri olan Fraunhofer Enstitüsü ve IIB ile yapay zekâ alanında iş birliği başta olmak üzere ulusal ve uluslararası çok sayıda teknoloji projesinin yürütülmesi hedefleniyor. Merkezin açılışına Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, Fraunhofer Enstitüsü IOSB Almanya Müdürü Dr. Olaf Sauer, IIB International Institute of Business Enterprises Kurucusu Recep Tanrıkulu, IIB Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu ve Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Dr. Burak Keskik ile çok sayıda yerli ve yabancı konuk ve öğrenci katıldı. Teknopark İstanbul’daki Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Merkez Üssü uluslararası iş birlikleri ve endüstriyel Ar-Ge faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulandı. Fikirden pazara uzanan yeni nesil girişimcilik modeli olan Girişim Stüdyosu ile öğrenciler, akademisyenler ve şirketlerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulması hedefleniyor. Bu ekosistemde yeni teknolojilerin geliştirilmesi, startup’ların kurulması, fon sağlayıcı kurumların sürece dahil olması ve fikirden ürüne giden tüm süreçlerin desteklenmesi amaçlanıyor. Bu yapısıyla merkez, sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olmayı hedefliyor. Dalan: Yapılan İş Birliği Türkiye için Önemli Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, “Yapılan iş birliği sadece Yeditepe Üniversitesi için değil, Türkiye için de önemlidir. Fraunhofer Enstitüsü, Almanya’da ve dünyada yeni teknolojiler konusunda önde gelen bir kurumdur. Bu kurumdan alınan sertifikalar da dünyanın her yerinde kabul görmektedir. Fraunhofer Enstitüsü ile iş birliğini yapay zekâ alanında başlatıyoruz; ancak ileride diğer tüm teknoloji alanlarında da birlikte çalışma imkânımız olacak. Bu nedenle bunu Türkiye’nin teknolojik gelişimi açısından değerli bir adım olarak görüyorum. Yeditepe Üniversitesi günümüzde Ar-Ge’de uluslararası alanda tanınır bir konumdadır. Bugün de Fraunhofer Enstitüsü ile iş birliğine imza attık. Bu iş birliğiyle çok daha önemli çalışmalar gerçekleştirilecektir” dedi. Prof. Dr. Durman: Fikirlerin Ürünlere Dönüştüğü Çalışmalar Yapılıyor Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman da, “Teknopark İstanbul ile Yeditepe Üniversitesi arasında son zamanlarda güzel iş birlikleri gerçekleşiyor. Teknopark içerisinde üniversitemizin de büyük bir teknoloji üssü bulunuyor. Araştırmalarımızı geleceğe ve girişimciliğe yönelik olarak, öğrenci ve akademisyenlerin bir araya geldiği bir alanda yürütüyoruz. Merkezde, fikirlerin ürünlere dönüştüğü çalışmalar yapıyoruz. Bu süreçte Teknopark yöneticilerinin de değerli desteklerini alıyoruz” diye konuştu. Sauer: Türkiye Bizim için Stratejik Bir Ortak “Türkiye bizim için stratejik bir ortak” diyen Dr. Olaf Sauer ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Fraunhofer, Yeditepe Üniversitesi ve IIB çok değerli, uluslararası bir iş birliği başlattı. Yeditepe Üniversitesi, Fraunhofer Enstitüsü’yle iyi bir şekilde birbirini tamamlayan modern altyapıya, Ar-Ge kapasitesine ve fikri mülkiyet (IP) birikimine sahiptir. İş birliği kapsamında başlangıçta Türkiye’deki üretim sanayi ya da Türkiye’de faaliyet gösteren Alman şirketleri için Endüstri 4.0, Veri Yönetimi, Endüstriyel Yapay Zekâ ve dijital ikizler alanlarına odaklanacağız. Elbette iş birliği zamanla diğer alanlara da genişleyebilir. Türkiye, Asya ile Avrupa arasındaki tedarik zincirlerinde stratejik bir konuma sahiptir. Bu nedenle, dayanıklı tedarik zincirleri, üretim ve montaj kapasitelerinin yakın coğrafyalara taşınması ile robotik ve yeşil dönüşüm/döngüsel ekonomi gibi alanlarda çözümler geliştirileceğini ve uygulanacağını öngörüyoruz. Aynı zamanda üretim, montaj, malzeme akışı, lojistik ve ilgili bilişim uygulamaları alanlarında yetkinlik kazanan genç uzmanlar yetişecektir. Gelecekte ihtiyaç duyulan da tam olarak bu yetkinliklerin birleşimidir. Yeditepe Üniversitesi, bu gelişmeler doğrultusunda uluslararası bir Ar-Ge ortağı olarak konumlanabilir ve kendini daha görünür kılabilir. Profesörlerin ve araştırmacıların, örneğin üretim ve otomasyon teknolojileri alanında CIRP, IFAK, IEEE gibi bilimsel topluluklara entegre olması sayesinde Yeditepe Üniversitesi, güçlü ve ilgili yetkinliklere sahip, saygın bir Ar-Ge ortağı olarak konumunu pekiştirebilir.” Prof. Dr. Bayat: Hedefimiz Yapay Zeka ile Küresel Açılım Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat ise şunları söyledi: “YZ UAM (Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi) ve Girişim Stüdyosu, uluslararası iş birlikleri ve endüstriyel Ar-Ge faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulanmıştır. Bu yapı kapsamında, özellikle TÜBİTAK ve Avrupa Birliği projeleri yürüterek yapay zekâ alanında küresel açılım hedefliyoruz. Aynı zamanda teknoloji ve eğitim transferi odaklı çalışmalar yapılacaktır. Yeni nesil Girişim Stüdyosu modeliyle; öğrenciler, akademisyenler ve KOBİ’lerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulacaktır. Bu ekosistemde; yeni teknolojiler geliştirilecek, startup’lar kurulacak, fon sağlayıcı kurumlar sürece dahil olacak ve fikirden ürüne giden tüm süreçler desteklenecektir. Bu yönüyle merkez, sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olacaktır. Merkezde öğrenciler, akademisyenler ve sektör temsilcileri; etkinliklerde, girişimcilik derslerinde, ortak proje geliştirme süreçlerinde aktif olarak bir araya getirilecektir. Ayrıca TÜBİTAK 1812 Programı ve girişim sermayesi (venture capital) şirketleri ile iş birliği yapılarak, projeler finansal kaynaklarla desteklenecektir.” Öncelik Sağlık, Robotik ve Otomotivde Prof. Dr. Bayat, “Yeditepe Üniversitesi, başta Fraunhofer Enstitüsü olmak üzere uluslararası partnerlerle birlikte Endüstri 4.0 ve dijitalleşme projeleri yürütmektedir. Bu kapsamda, üretim ve sanayi tesislerinde yapay zeka tabanlı otomasyon çözümlerinin yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Avrupa Birliği projeleri ve uluslararası konsorsiyumlar aracılığıyla; sağlık, robotik, otomotiv, çelik ve alüminyum gibi farklı alanlarda çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Avrupalı partnerlerle birlikte, sanayiye yönelik yapay zeka eğitim programları planlanmaktadır. Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik tarafında ise İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle geliştirilen “Karbon Chatbot” projesi ile karbon yakalama ve yeşil dönüşüm teknolojilerine katkı sağlanmaktadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği üretim ekosistemine (Made in EU) entegrasyon sürecinin de bu alanlarda önemli bir ivme yaratması beklenmektedir” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SİGMA Konseptiyle Yeni Nesil Model Uydular TEKNOFEST’te Yarışacak Haber

SİGMA Konseptiyle Yeni Nesil Model Uydular TEKNOFEST’te Yarışacak

TÜRKSAT yürütücülüğünde düzenlenen Model Uydu Yarışması, uzay ve uydu projelerinin tasarım aşamasından üretimine, görev icrasından görev sonrası analiz süreçlerine kadar tüm adımları kapsayan kapsamlı bir mühendislik deneyimi sunuyor. Yarışmaya katılmak isteyen takımlar için son başvuru tarihi ise 20 Şubat. Model Uydu Yarışması, telemetri ve haberleşme gereksinimlerini karşılayan, otonom görev yeteneğine sahip ve disiplinler arası çalışan bir sistem geliştirilmesini hedefleyerek gerçek uydu görevlerinin kritik yönlerini model ölçeğinde yansıtmayı amaçlıyor. Takımların geliştirdiği görev yükleri; veri toplama, gerçek zamanlı veri iletimi, sistem entegrasyonu ve görev güvenilirliği gibi alanlarda gerçek uzay sistemlerine benzer mühendislik süreçlerinden geçiyor. Bu Yılın Konsepti: SİGMA Görev Profili Yarışmanın bu yılki teması olan SİGMA (Stabil İniş Güdümlü Mekanik Aktüatör) konsepti, görev yükünün taşıyıcı sistemden ayrıldıktan sonra aktif iniş kontrolü sağlayarak kararlı, güvenli ve kontrollü biçimde yere ulaşmasını hedefleyen bütünleşik bir mühendislik yaklaşımını temsil ediyor. Bu kapsamda takımlar; mekanik tasarım, elektronik sistemler, gömülü yazılım ve haberleşme alt sistemlerini entegre biçimde çalıştırarak yüksek uçuş güvenilirliğine sahip bir görev yükü geliştiriyor. Süreç boyunca gerçek zamanlı veri yönetimi, sistem kararlılığı ve görev başarımı gibi parametreler ön plana çıkıyor. Model Uydu Yarışması, lisans ve yüksek lisans seviyesinde öğrenim gören üniversite öğrencilerine teorik bilgilerini uygulamaya dönüştürme fırsatı sunarken; sistem mühendisliği yaklaşımıyla disiplinler arası çalışma kültürü kazandırmayı hedefliyor. Katılımcılar yalnızca teknik bir ürün geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda proje yönetimi, görev planlama, test süreçleri ve saha operasyonları gibi gerçek uydu görevlerinde kritik öneme sahip aşamaları deneyimleme şansı yakalıyor. Büyük Ödüller Genç Mühendisleri Bekliyor Yarışmada dereceye giren takımları bu yıl da dikkat çekici ödüller bekliyor. Birinci olan takım 300 bin TL, ikinci olan takım 250 bin TL, üçüncü olan takım ise 200 bin TL ödülün sahibi olacak. Bu ödüller, genç mühendis adaylarının projelerini daha ileri seviyeye taşımalarına katkı sağlamayı amaçlıyor. Türkiye’nin uzay ve uydu teknolojileri alanındaki insan kaynağını güçlendirmeyi hedefleyen Model Uydu Yarışması, katılımcılara sektör profesyonelleriyle tanışma, farklı üniversitelerden takımlarla bilgi paylaşımı yapma ve gerçek görev senaryolarına dayalı bir mühendislik deneyimi kazanma fırsatı sunuyor. Uzay teknolojilerine ilgi duyan ve kendi sistemini geliştirmek isteyen üniversite takımları için başvurular 20 Şubat tarihine kadar devam ediyor. TEKNOFEST 2026: Tarihin Kalbinde Teknoloji Heyecanı Bu yıl Model Uydu Yarışması’nın finali, sadece mühendislik becerilerinin değil aynı zamanda Türkiye’nin en büyük teknoloji etkinliğinin heyecanının bir parçası olma fırsatını da sunuyor. TEKNOFEST 2026, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde, binlerce yıllık medeniyet mirasına sahip Şanlıurfa’da 30 Eylül - 4 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Festival, GAP Havalimanı’nda bilimi, teknolojiyi ve inovasyonu gençlerle buluşturacak ve Model Uydu Yarışması gibi teknoloji yarışmalarında yer alan ekiplerin başarılarını milyonlarla paylaşma imkânı sağlayacak. Bu eşsiz deneyimin bir parçası olmak ve TEKNOFEST coşkusunu yaşamak için tüm gençleri yarışmalara katılmaya davet ediyoruz; bilim ve teknolojinin nabzı, bu yıl tarihin sıfır noktasında atacak! Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY Vergi ve Finans Operasyonları 2025 Araştırması Yayımlandı Haber

EY Vergi ve Finans Operasyonları 2025 Araştırması Yayımlandı

Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY’ın Vergi ve Finans Operasyonları 2025 araştırması, vergi ve finans fonksiyonlarının sürekli değişen ortama nasıl uyum sağladığını ele alıyor. 30 ülkede, 22 sektörden, 1600 vergi ve finans liderinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, vergi ve finans liderleri; jeopolitik etkenler, değişen ticaret ve gümrük politikaları ile yetenek dönüşümü gibi zorluklarla başa çıkmak için üretken yapay zekâdan faydalandığını ve yeni işletme modellerini devreye almaya başladığını belirtiyor. Araştırma, vergi ve finans fonksiyonlarının üç önceliğe odaklandığını ortaya koyuyor: Veri, üretken yapay zekâ (GenAI) ve teknolojiden yararlanmakTemel vergi uyum yükümlülüklerini yerine getirmekVergi stratejisini, genel finans ve organizasyon stratejisiyle sıkı şekilde uyumlu hale getirmek Araştırma sonuçlarına göre; şirketlerin %81’i önümüzdeki iki yıl içinde tedarik zincirleri de dahil olmak üzere işletme modellerinde değişiklikler yapmayı planlıyor. Bu oran geçen yıla göre %20 artış gösteriyor. Neredeyse her 10 liderden 9’u (%86) veri, üretken yapay zekâ (GenAI) ve teknolojiden yararlanmayı en önemli öncelik olarak görüyor. Hızla değişen dünya koşullarında vergi ve finans operasyonları da dönüşüyor Araştırma; Küresel Asgari Vergi uygulamasının (Pillar Two); gümrük vergileri, ülke bazlı vergi reformları ve e-fatura gibi başlıkları geride bırakarak, kuruluşları etkileyen en önemli düzenleyici değişiklik olarak (%81) görüldüğünü ortaya koyuyor. Katılımcıların %85’i, bu düzenleme ile toplam vergi yükümlülüklerinin artacağını söylüyor ve sadece %21’i, Pillar Two raporlama gerekliliklerine uyum konusunda hazırlıklı olduğunu belirtiyor. Araştırmadaki bulgular; başarı için kilit unsurun, belirsizliği yönetmek ve geleceği şekillendirmek amacıyla vergi işletme modellerine çeviklik kazandırmak olduğuna işaret ediyor. Yapay zekâyı ve veriyi etkin şekilde kullanmak kaçınılmaz oluyor Araştırmaya katılan vergi liderlerinin %86’sı; inovasyon, tahmin analizi ve otomatik raporlama için veri, GenAI ve teknolojiden yararlanmayı önceliklendiriyor. Katılımcılar, yapay zekânın vergi ve finans fonksiyonlarının etkinliğini önümüzdeki iki yıl içinde %30 artırabileceğini belirtiyor. Buna ek olarak katılımcılar, yapay zekânın artan kullanımıyla birlikte ise stratejik ve yüksek değerli faaliyetlere %23 daha fazla bütçe ayrılabileceğine inanıyor. Katılımcıların %44’ü ise veri, yapay zekâ ve teknoloji için sürdürülebilir bir plan hayata geçirememe ihtimalini vizyonlarını gerçekleştirmede en büyük engel olarak görüyor. Buna karşın araştırmaya göre, vergi ve finans fonksiyonlarının yarısından fazlasının (%51) veri yönetimi olgunluğunun hâlâ erken aşamalarında olduğu görülüyor ve bu durum yapay zekânın veriye dayalı uygulamasını ciddi şekilde etkiliyor. Bu nedenle birçok kuruluş kendi çözümlerini geliştirmekte zorlanıyor. Katılımcıların %78’i ise önümüzdeki iki yıl içinde yapay zekâ yetkinliklerine derinlemesine sahip olan hizmet sağlayıcılarıyla çalışmanın vergi fonksiyonlarına önemli ölçüde fayda sağlayacağını belirtiyor. Yetenek dönüşümünde başarılı olmak için çevik ve yapay zekâyı doğru kullanabilen ekipler kurulmalı Üretken (GenAI) ve ajan yapay zekâ (Agentic AI), vergi ve finans alanında çok sayıda zorlukla karşı karşıya olan iş gücünü de yeniden şekillendiriyor. Katılımcıların %61’i kıdemli vergi uzmanlarının emeklilik çağına gelmesinin, vergi ve finans fonksiyonlarını önemli ölçüde etkileyeceğini öngörüyor. %66’sı, mesleğe daha az yeni muhasebeci girmesinin yetenek ihtiyaçlarını karşılamada olumsuz sonuçlar doğuracağını söylüyor. Diğer yandan, vergi profesyonelleri zamanlarının %53’ünü rutin işlere ayırdığını ve bu işlerin yükünü yarıdan fazla azaltarak %21’e indirmek istediklerini belirtiyor. İş gücü dönüşümünde yapay zekâyı yetenek ile birlikte merkeze koymak, gelecekte oluşabilecek boşluğu kapatmak ve çevik, geleceğe hazır vergi ve finans ekipleri oluşturmak için kritik önem taşıyor. Araştırma katılımcıları, ekiplerine yatırım yaptıklarını ve ekiplerine daha fazla beceri kazandırmak için çaba gösterdiklerini aktarıyor. %73’ü veri bilimcileri ve vergi teknolojisi uzmanlarını işe almayı önceliklendiriyor; %89’u mevcut ekiplerinin becerilerini geliştirmek üzere yatırım yapıyor. Ayrıca, katılımcılar giderek daha fazla dışarıdan uzmanlık kaynağı (%83) ediniyor ve yapay zekâ okuryazarı bir iş gücü oluşturmaya odaklanıyor. EY Türkiye Vergi Bölümü Başkanı Erkan Baykuş, EY Küresel Vergi ve Finans Operasyonu Araştırması ile ilgili şu yorumlarda bulundu: “Şirketler, sürekli ve birbirine bağlı değişimlerin yaşandığı bir dünyada faaliyet gösteriyor. Jeopolitik değişiklikler ve teknolojik gelişmeler, küresel dinamikleri yeniden şekillendiriyor ve sürekli dönüşüme neden oluyor. Buna paralel olarak, vergi ve küresel ticaret politikaları da önemli değişimlerden geçiyor; özellikle birçok ülkede küresel asgari vergilerin uygulanması dikkat çekiyor. Teknolojik değişim ise vergi ve finans operasyonlarında katlanarak artıyor ve veri ile yapay zekâ tarafından desteklenen yeni bir dönemi getiriyor. Hızla dönüşen günümüz dünyasında başarılı olabilmek için, vergi ve finans departmanlarının çevik işletme modelleri tasarlamaları gerekiyor. Bu modeller, güvenli bir dönüşümle hem bugünün koşullarına hem de yarının gelişmelerine hazırlıklı olmayı sağlıyor. Vergi ve finans süreçlerinin dönüşüme hızla adapte olabilecek bir yapıya sahip olmasını sağlamak, yapay zekâdan yararlanmayı mümkün kılarak şirketlere güçlü içgörüler ve yüksek değer kazanımı sunuyor. Böylelikle şirketler, verilerini yapay zekâya hazır hale getirerek, yeteneklere yatırım yaparak, operasyonlarını daha çevik ve uyumlu hale getirerek rekabette öne çıkabilir. ”

Kocaeli Bilişim Fuarı Kapılarını Açtı Haber

Kocaeli Bilişim Fuarı Kapılarını Açtı

BİLİM VE TEKNOLOJİDE ÖNCÜ KENT KOCELİ Geleceğin dünyasına yön veren bilişim teknolojileri, Kocaeli’de “Bilimşim Fuarı” adı altında buluştu. Kocaeli Kongre Merkezi’nde kapılarını açan ve 3 gün sürecek olan fuarda; iletişim teknolojileri, siber güvenlik çözümleri, yapay zekâ ve veri yönetimi, mühendislik ve tasarım teknolojileri, dijital ticaret inovasyonlarını içeren dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen şirketleri yer alıyor. VATANDAŞLARIN İLGİSİ YOĞUN Kapılarını törenle açan Kocaeli Bilişim Fuarı’na vatandaşların ilgisi oldukça yoğun oldu. Teknoloji meraklılarını buluşturan fuarda; makine, otomobil, endüstriyel otomasyon, kamera sistemleri, bilgisayar, yazılım alanındaki yenilikleri tanıtan ve daha birçok stant bulunuyor. Fuarın hafta sonu da birçok vatandaş tarafından ziyaret etmesi bekleniyor. TEKNOLOJİ KAYIT ALTINA ALINACAK Bilişim Fuarı’nda bu yıl; 45 oturum, 124 konuşmacı bulunuyor. 95 ulusal-uluslararası şirket ile bugünün ve yarının teknolojilerinin ele alınacağı oturumlarda siber güvenlikten akıllı şehirciliğe, eğitim teknolojilerinden sanayi 4.0 çözümlerine kadar geniş bir yelpazede sunumlar yapılacak. Fuar boyunca gerçekleştirilen tüm panel ve oturumlar kayıt altına alınacak. Bu içerikler, fuar sonrasında derlenerek “Kocaeli Bilişim Fuarı Özel Yayını” adıyla kitaplaştırılacak. DİJİTAL KATILIM BELGESİ VERİLECEK Tüm vatandaşlar için ücretsiz açık olan Kocaeli Bilişim Fuarı’nda oturumlara katılan ziyaretçilere “Dijital Katılım Belgesi” veriliyor. Sınırlı kontenjanla gerçekleştirilen etkinliklere kayıt için www.kocaelibilisimfuari.com adresi ziyaret edilebilecek. Fuar, Kocaeli Kongre Merkezi’nde 21-23 Kasım tarihleri arasında devam ediyor. Katılımcılar yeni teknolojileri deneyimleme fırsatı bulacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.