Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Veri Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Veri Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Veri Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aylık Şarj İşlemi 3,3 Milyonu Aştı, Elektrikli Araç Sayısı 464 Bine Ulaştı Haber

Aylık Şarj İşlemi 3,3 Milyonu Aştı, Elektrikli Araç Sayısı 464 Bine Ulaştı

Türkiye otomotiv pazarında dengeler hızla değişiyor. Elektrikli ve hibrit araç satışlarının benzinli otomobilleri geride bıraktığı 2026 yılında, büyüyen elektrikli araç parkı şarj altyapısındaki işlem hacmini de yeni seviyelere taşıyor. Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye’deki elektrikli araç sayısı 464 bine, aylık şarj işlemi ise 3,3 milyonun üzerine çıktı. Otomotiv ve enerji piyasalarında yayımlanan güncel veriler, Türkiye’de geleneksel yakıtlardan e-mobilite ekosistemine doğru yapısal bir geçiş yaşandığını ortaya koyuyor. Haziran ayından bu yana platform güncellemelerini sürdüren Spark Connect, pazardaki bu dönüşümle eş zamanlı olarak teknolojik altyapısını ölçeklendirerek kullanıcı deneyimini geliştirmeye devam ediyor. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından yayımlanan raporlar da yıl içerisinde tüketici tercihlerindeki değişimi somut biçimde ortaya koyuyor. Otomotivde Dengeler Değişiyor: Elektrikli ve Hibrit Satışları Benzinliyi Geride Bıraktı ODMD verilerine göre, 2026 yılı Ocak-Temmuz döneminde otomobil pazarı %12,14 daralırken, akaryakıtlı araç satışlarında belirgin düşüşler kaydedildi: Benzinli otomobil satışları %19,8 azalarak 208.046 adede, dizel otomobil satışları ise %32 oranında azalarak 30 bin adede geriledi. Buna karşın elektrikli (94 bin adet) ve hibrit (165 bin adet) araçların toplam satışı 259 bin adede ulaşarak 208 bin adet seviyesindeki benzinli otomobil satışlarını geride bıraktı. Hibrit ve elektrikli araçların otomobil pazarındaki toplam payı %51,7 seviyesine ulaştı. Bu tablo, Türkiye’de elektrikli mobilitenin artık yalnızca yükselen bir trend değil, otomotiv pazarının ana dönüşüm alanlarından biri haline geldiğine işaret ediyor. Otomotiv pazarındaki değişim enerji sektöründeki verilerde de takip ediliyor. EPDK raporlarına göre Haziran 2026’da motorin ithalatı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %24,30 oranında azalarak 913.254 tona, benzin ihracatı ise %52,55 azalarak 5.916 tona geriledi. 464 Bin Elektrikli Araç, Ayda 3,3 Milyondan Fazla Şarj İşlemi Geleneksel yakıtlardaki gerilemeye karşılık Türkiye’nin elektrikli araç şarj ekosistemi hızla büyümeye devam ediyor. Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye’deki toplam elektrikli araç sayısı 464 bine, şarj soketi sayısı ise 46 bine ulaştı. Şarj istasyonlarındaki aylık elektrik tüketimi 89 bin MWh seviyesine çıkarken, aylık şarj işlemi adedi 3,3 milyonu geride bıraktı. Bu ölçek yalnızca daha fazla şarj istasyonu ihtiyacını değil; istasyonların anlık durumu, uygunluğu ve erişilebilirliğine ilişkin verilerin doğru ve kesintisiz biçimde yönetilmesini de kritik hale getiriyor. Spark Connect, uygulamaya aldığı gerçek zamanlı istasyon senkronizasyonu ile yoğun veri trafiğini test edilmiş teknolojik mimarisi üzerinden yönetiyor. Kullanıcılar, istasyonların anlık uygunluk durumlarını sistem üzerinden görüntüleyerek şarj planlarını ve rotalarını daha güvenli şekilde oluşturabiliyor. Temmuz ayında Yeşil Şarj İstasyonlarının toplam tüketimdeki payının %65,25’e yükselmesi ise sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelik artan talebi destekleyen göstergeler arasında yer alıyor. Spark Connect, sunduğu yalın onboarding akışı ile kullanıcıların yeşil enerji sertifikalı istasyonları kolayca filtrelemesine ve şarj süreçlerini hızlı biçimde başlatmasına olanak sağlıyor. “Elektrikli Araç Artık Niş Bir Pazar Değil” Spark Connect Kurucusu Çağan Koyun, Türkiye’de hızlanan dönüşüme ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Otomotiv pazarında artık çok net bir tüketici tercihi değişimi görüyoruz. Türkiye’de elektrikli araç sayısının 464 bine ulaşması ve ayda 3,3 milyondan fazla şarj işleminin gerçekleşmesi, elektrikli mobilitenin artık niş bir pazar olmaktan çıktığını gösteriyor. Elektrikli ve hibrit araç satışlarının benzinliyi geride bıraktığı bu yeni dönemde mesele yalnızca daha fazla şarj noktası oluşturmak değil; kullanıcıya doğru istasyonu, doğru zamanda ve doğru veriyle gösterebilmek. Spark Connect olarak gerçek zamanlı istasyon senkronizasyonumuz, düzenli test süreçlerimiz ve şeffaf veri akışımızla elektrikli araç sahiplerinin şarj deneyimini mümkün olduğunca kesintisiz ve güvenilir hale getirmeyi amaçlıyoruz.” Büyüyen Şarj Ekosisteminin Arkasında Ölçeklenebilir Teknoloji Spark Connect, temel mimarisini Gartner Hype Cycle raporlarında da yer alan KOBIL SuperApp Platform altyapısı üzerinde geliştiriyor. Bu altyapı, Spark Connect’in yalnızca şarj istasyonlarını görüntüleyen bir uygulama olmasının ötesine geçerek farklı mobilite hizmetlerinin aynı dijital ekosistem içerisinde sunulabilmesine imkan sağlıyor. Platformun merkezinde ID, Pay, Chat ve Sign olmak üzere dört temel servis bulunuyor. Örneğin sisteme dahil olan bir araç kiralama şirketi; kullanıcı kimliği ve ehliyet doğrulamasından dijital sözleşmenin imzalanmasına kadar farklı süreçleri Spark Connect platformu içerisinde uçtan uca gerçekleştirebiliyor. Bu teknolojik altyapı, elektrikli mobilite pazarında artan kullanıcı ve işlem hacmine karşı yüksek güvenlik, hız ve ölçeklenebilirlik sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Elektrikli araç sayısının ve şarj işlemlerinin hızla arttığı Türkiye pazarında kullanıcı deneyiminin önümüzdeki dönemde yalnızca istasyon sayısıyla değil, verinin doğruluğu, sistemlerin birbiriyle konuşabilmesi ve şarj hizmetlerine erişimin kolaylığıyla şekillenmesi bekleniyor. Spark Connect; test otomasyon süreçleri, teknik dokümantasyon standartları, gerçek zamanlı veri yönetimi ve ürün tasarımındaki analitik yaklaşımıyla büyüyen e-mobilite ekosisteminin ihtiyaçlarına yönelik teknolojik çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Penta Teknoloji, 2026’nın İlk Yarısında  İstikrarlı Büyümesini Sürdürdü  Haber

Penta Teknoloji, 2026’nın İlk Yarısında  İstikrarlı Büyümesini Sürdürdü 

Global ve yenilikçi teknoloji ürünlerini hızlı ve güvenli şekilde bilişim ekosistemiyle buluşturan Türkiye’nin önde gelen katma değerli teknoloji dağıtıcısı Penta Teknoloji, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçları Kamu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Yılın ilk 6 ayında Penta Teknoloji’nin konsolide cirosu geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23 artarak 17,3 milyar TL’ye yükselirken, brüt kârı da yüzde 30 artışla 1,3 milyar TL olarak gerçekleşti. Şirket 155,1 milyon TL vergi öncesi kâr elde ederken, FAVÖK yüzde 24 artışla 616,5 milyon TL seviyesine ulaştı. FAVÖK marjı ise yüzde 3,6 olarak kaydedildi. Fatih Erünsal: “İş ortaklarımızın dijital dönüşüm yolculuğunu desteklemeye devam ediyoruz” Penta Teknoloji Genel Müdürü Fatih Erünsal, şirketin 2026 yılının ilk yarısına ilişkin performansını şöyle değerlendirdi: “Penta Teknoloji olarak, 35 yılı aşan deneyimimiz, güven ve yenilik odaklı güçlü ekosistemimizle dünyanın önde gelen teknoloji üreticilerinin ürün ve çözümlerini Türkiye pazarına sunuyor; işletmelerin ve tüketicilerin dijital dönüşüm yolculuğuna ve sektörün büyümesine katkı sağlıyoruz. 2026 yılının ilk yarısında elde ettiğimiz sonuçlar, sürdürülebilir büyüme stratejimizin ve satıştan tedarik zincirine uzanan iş yapış süreçlerimize yönelik yatırımlarımızın önemini ortaya koydu. Güçlü iş ortaklıklarımız, geniş ürün portföyümüz ve dijitalleşmeyi merkeze alan iş modelimiz sayesinde değişen pazar dinamiklerine hızla uyum sağlayarak büyüme performansımızı devam ettirdik. Yılın ikinci yarısında da yapay zekâ, veri yönetimi ve bulut teknolojileri başta olmak üzere odaklandığımız alanlarda büyüme istikrarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. Verimliliğimizi artıran dijital yatırımlarımız, operasyonel mükemmellik anlayışımız ve insan odaklı kurum kültürümüzle büyüme hedeflerimize kararlılıkla ilerliyoruz. Önümüzdeki dönem, iş ortaklarımızın dijital dönüşüm yolculuğunu desteklemeye ve teknoloji ekosistemine uzun vadeli değer üretmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HAVELSAN ve TDK’dan Türk Dili Bilgi Sistemi İçin İş Birliği Haber

HAVELSAN ve TDK’dan Türk Dili Bilgi Sistemi İçin İş Birliği

HAVELSAN ev sahipliğinde gerçekleştirilen imza törenine HAVELSAN Genel Müdürü Dr. Mehmet Akif NACAR ile T.C. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya ÖRS katıldı. Törende ayrıca TDK Başkanı Prof. Dr. Osman MERT de hazır bulundu. Türkçenin Dijital Dünyadaki Gücü Artacak DİLBİS Projesi ile Türkçenin doğru, etkin ve yaygın kullanımını destekleyen dijital hizmetlerin geliştirilmesi, erişilebilirliğin ve hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor. Sayısallaştırılmış dil verileri; gelişmiş veri yönetimi, arama, analiz ve raporlama kabiliyetleriyle işlenerek TDK'nin kurumsal analiz ve araştırma süreçlerine hız kazandıracak. HAVELSAN’ın büyük veri ve yapay zekâ alanındaki yerli teknolojileriyle hayata geçirilen bu çalışma sayesinde Türk Dil Kurumunun dijitalleşme hedeflerine katkı sunacağını ifade eden HAVELSAN Genel Müdürü Dr. Mehmet Akif NACAR, Türkçenin dijital dünyadaki kullanımının da güçlendirileceğinin altını çizdi. T.C. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı BE Prof. Dr. Derya ÖRS ise Türkçe adına çok güzel ve özel bir gün yaşadıklarını belirterek yapay zekânın yeni bir çağa adını vermeye başladığı bugünlerde böylesine önemli bir hamleyi HAVELSAN ekibiyle birlikte yapmaktan çok büyük mutluluk ve kıvanç duyduklarını ifade etti. Teknolojik Altyapının Temeli: ORION ve MAIN İş birliğinin temel teknolojik altyapısını HAVELSAN tarafından geliştirilen ORION Büyük Veri Yönetim Platformu oluşturacak. Farklı kaynaklardan ve formatlardan gelen verilerin güvenli biçimde toplanmasını ve analiz edilmesini sağlayan ORION, TDK’nin veri odaklı karar alma mekanizmalarını güçlendirecek. Projenin ilerleyen aşamalarında ise HAVELSAN’ın yerli ve millî yapay zekâ platformu MAIN sisteme entegre edilecek. Kurumların kendi verileriyle eğitilebilen ve kapalı veri ağlarında güvenle çalışabilen MAIN sayesinde, yapay zekâ destekli dil teknolojileri ve akıllı karar destek mekanizmaları TDK’nin kullanımına sunulacak. Bu stratejik adım, Türk Dil Kurumunun dijitalleşme vizyonuna katkı sağlarken Türkiye'nin dil teknolojileri alanındaki millî yetkinliklerini de üst seviyeye taşıyacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Business ve Migros, 5G ile LoT Tabanlı Destek Uygulamaları Hayata Geçirdi Haber

Vodafone Business ve Migros, 5G ile LoT Tabanlı Destek Uygulamaları Hayata Geçirdi

Vodafone Business, farklı sektörlerdeki işletmelerin dijital dönüşümünü hızlandıran yeni nesil bağlantı ve IoT çözümleriyle yenilikçi projelere imza atmayı sürdürüyor. Türkiye’nin 5G teknolojisine geçmesi ile Vodafone Business, Caddebostan MMM Migros mağazasında 5G destekli bağlantı altyapısı kurdu ve IoT tabanlı destek uygulamaları hayata geçirdi. Proje kapsamında, Caddebostan Migros MMM mağazasında Vodafone Business’ın RedBox Business Pro çözümü ile mobil teknolojilerde avantajlar elde ediliyor. 5G ile desteklenen kesintisiz ve güvenli bağlantı altyapısı, Migros mağazalarındaki uygulama ve IT sistemlerinde daha yüksek erişebilirlik ve hız sağlıyor. Kestioğlu: “5G sektörlerin dönüşümünü hızlandıran stratejik bir güç” İş birliğiyle ilgili bir açıklama yapan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, “Vodafone Business olarak 5G ve ileri bağlantı teknolojilerinin yalnızca bir iletişim altyapısı değil, sektörlerin dönüşümünü hızlandıran stratejik bir güç olduğuna inanıyoruz. Migros ile hayata geçirdiğimiz bu proje, perakende sektöründe 5G, IoT ve veri analitiğinin birlikte nasıl somut değer yarattığının güçlü bir örneği. Gerçek zamanlı veri yönetimi ve sürdürülebilirlik odaklı çözümler sayesinde mağazalar satış noktaları olmanın yanında müşteri deneyimini yöneten dijital merkezlere dönüşüyor. Vodafone Business olarak önümüzdeki dönemde de farklı sektörlerde 5G destekli yeni nesil kullanım senaryolarını yaygınlaştırmaya ve Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik etmeye devam edeceğiz.” dedi. Tatlıcı: “Vodafone Business’ın 5G ileri bağlantı teknolojileri çalışmalarımıza katkılar sağlıyor” Migros’un aynı zamanda bir perakende teknoloji şirketi olduğunu vurgulayan Migros Grubu Bilgi Teknolojileri ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Kerim Tatlıcı, “Migros, sektörün ilk Ar‑Ge merkezine sahip perakende şirketi. Bu sayede, süreçlerimizi daha verimli ve sürdürülebilir hâle getiren yapay zekâ destekli ileri analitik modeller ve öğrenme algoritmaları geliştiriyoruz. Veriye dayalı bu teknolojiler, Migros’un hem mağazacılık hem de dijital kanallarda müşteri deneyimini sürekli iyileştirmesini sağlıyor. Vodafone Business’ın 5G ileri bağlantı teknolojileri de bu güçlü dijital altyapımızı destekleyerek, mobil uygulamalarımızda hız, kesintisizlik ve kullanım kolaylığı sağlayacak.” dedi. Vodafone Grubu hakkında Vodafone, Avrupa ve Afrika'nın önde gelen telekomünikasyon şirketlerinden biridir. 15 ülkede işlettiğimiz şebekelerin yanı sıra 5 ayrı ülkede yaptığımız yatırımlar ve 40'tan fazla ülkedeki ortaklıklarımız ile toplamda 360 milyonu aşkın müşteriye mobil ve sabit iletişim hizmetleri sunuyoruz. İnternetin omurgasını oluşturan 70’i aşkın denizaltı kablo sisteminde kapasitemiz bulunuyor. Buna ek olarak, kapsama alanı dışında kalan bölgelere bağlantı sağlamaya yönelik yeni bir doğrudan mobil uydu iletişim hizmeti geliştiriyoruz. Vodafone, dünya genelinde 230 milyonu aşkın bağlantıyla dünyanın en büyük IoT platformlarından birini işletiyor. Ayrıca, 7 Afrika ülkesinde yaklaşık 94 milyon müşteriye finansal hizmetler sağlayarak, diğer tüm hizmet sağlayıcılardan daha fazla işlem gerçekleştiriyoruz. Amacımız, deniz tabanından gökyüzüne kadar her yerde sunduğumuz teknolojilerle herkesi bağlantıda tutmak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksim Holding’in 40 Yıllık Başarısında Yeni Dönem: İnsan Odaklı Marka Yönetimi Haber

Eksim Holding’in 40 Yıllık Başarısında Yeni Dönem: İnsan Odaklı Marka Yönetimi

Enerjiden gıdaya uzanan ve stratejik alanlarda faaliyet gösteren şirketlerinin iletişim süreçlerini 360 derece anlayışıyla yöneten Eksim Holding, 40. kuruluş yılı kapsamında benimsediği yeni marka ve pazarlama yaklaşımını paylaştı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Eksim Holding CMO’su Ahmet Yaman, hizmet sektöründe faaliyet gösteren şirketlerde markalaşmanın iletişim süreçlerindeki rolünü aktardı. Özellikle enerji sektöründe müşteri deneyimi ve marka algısının giderek daha kritik bir önem kazandığına dikkat çeken Yaman, Eksim Holding bünyesinde bulunan köklü şirketlerin sürdürülebilirlik çalışmaları ile marka değerlerinin artırılmasına yönelik yaklaşımları da paylaştı. “İnsan odaklı marka yönetim anlayışını destekliyoruz” Eksim Holding iştiraklerinde operasyonel başarılarının yanı sıra iletişim ve marka yönetimi tarafında da önemli bir dönüşüm gerçekleştirildiğini belirten Eksim Holding CMO’su Ahmet Yaman, değişen dünyanın artık şirketlerden üretim gücünün yanında veri yönetimi, etkili marka anlatımı ve insan odaklı iletişim beklediğini söyledi. Yaman, “40. yılımızı kutlarken, Eksim Holding’in köklü geçmişini geleceğin dünyasına taşıyan yenilikçi iletişimlerimizi sürdürüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada yalnızca üretim kapasitesiyle değil; sürdürülebilirlik yaklaşımı, teknoloji yatırımları ve insanla bağ kuran marka anlayışıyla öne çıkan bir yapı inşa ediyoruz” dedi. Özellikle enerji sektörü gibi kritik bir alanda Dicle Elektrik ile hizmet verdiklerini belirten Yaman şunları söyledi: “2,5 milyondan fazla aboneye ve toplamda 6,5 milyon insana elektik dağıtım hizmeti sunan şirketimiz, yatırımlarıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alıyor. Pazarlama ve iletişim ekibi olarak şirketimizle ilgili gerçekleştirdiğimiz müşteri memnuniyeti araştırmalarının sonucunda sunduğumuz hizmetleri destekleyecek iletişim projelerinin gerekliliğini gördük. Bu doğrultuda markalarımızın bilinirliğini ve bölge halkındaki farkındalığı pekiştirecek adımlar atma kararı aldık. Bunların sonucunda DicleFest Projesi ve Aydınlatma Kampanyası gibi önemli çalışmaları hayata geçirdik. Dolayısıyla artık Dicle Elektrik ile kendimizi yalnızca bir dağıtım şirketi olarak değil, ‘Enerjinin Ötesinde Dağıtım Şirketi’ yaklaşımıyla konumlandırıyoruz. Bu sebeple de bölge insanıyla kültürel, sosyal ve duygusal bağ kuran projeler geliştirmeye odaklanıyoruz.” “DicleFest ile hayata dokunduk” Dicle Elektrik ile hizmet verdikleri illerde başlatılan DicleFest’le ilgili bilgiler veren Ahmet Yaman, “Enerji ve Teknoloji Festivalimiz DicleFest ile Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman ve Siirt’te başta çocuklar ve gençler olmak üzere 350 bine yakın kişiye ulaştık. Çocukların enerji teknolojilerini yerinde deneyimlemesi bizim için çok kıymetli. Düzenlediğimiz etkinlikler, atölyeler ve konserlerle yalnızca bir festival gerçekleştirmedik; bölge halkıyla aynı duyguda buluşan, güvene ve samimiyete dayalı bağlarımızı güçlendirdik. İnsanların hayatına dokunan bu yaklaşımımızın marka algımızı güçlendiren en önemli unsurlardan biri olduğuna inanıyoruz. DicleFest’i önümüzdeki dönemde diğer hizmet illerimiz Şırnak ve Mardin’de düzenlemeyi planlıyoruz” diye konuştu. “Yılmaz Vural ile sahaya indik” Eksim Holding CMO’su Ahmet Yaman, Dicle Elektrik’in 8 bin çalışanıyla hizmet bölgesinde kesintisiz enerji hizmeti sunabilmek adına yılın her döneminde sahada aktif şekilde çalıştığını belirterek, bu emeği daha geniş kitlelere ulaşabilecek bir iletişim diliyle anlatmak istediklerini ve bunun için de yeni bir kampanya başlattıklarını belirterek şöyle konuştu: “Bizim için enerji insanların günlük yaşamını doğrudan etkileyen kritik bir alan. Sahada gece gündüz çalışan çok büyük bir ekibimiz var. 2025 yıl sonu itibarıyla 39 bin 104 LED tesis ve dönüşüm uygulamasıyla modern aydınlatmada Türkiye’deki 21 elektrik dağıtım şirketi arasında ilk sırada yer aldık. Elektriğin kesintisiz şekilde ulaştırılması için verilen emeği, şehirlerdeki gözle görülür değişimi ve bunun sonucunda bölge insanımızın hayatındaki dönüşümü daha sıcak bir anlatımla görünür kılmak istedik. Bu amaçla biz de 2000’li yılların başında Diyarbakırspor’u da çalıştıran ünlü teknik direktörlerimizden Yılmaz Vural ile birlikte sahaya indik. Modern aydınlatma yatırımlarımızı odağına alan ‘Gözün Aydın’ kampanyamız kapsamında hazırlanan reklam filminde, hocamızın enerjik ve samimi üslubuyla bölgedeki şehirlerin daha aydınlık, güvenli ve estetik bir görünüme kavuşmasına dikkat çektik. Bu kampanyamız kapsamında ilk etapta Diyarbakır’da, ardından diğer illerde kurulacak etkinlik alanlarıyla insanımız modern aydınlatma uygulamalarını yakından deneyimleme fırsatı bulacak.” “60 yılı aşan markamızı geleceğe taşıyoruz” Yaman, Eksim Holding bünyesinde yeni nesil iletişim projelerine ek olarak köklü markaların hikayelerinin de önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Yaman ayrıca, Türkiye’nin en bilinen un markalarından biri olan Sinangil’in, 63 yılı aşan geçmişiyle bugün hâlâ güçlü bir tüketici bağı kurmayı başardığını ifade ederek, “Sinangil yalnızca bir gıda markası değil, nesiller boyunca mutfaklarda yer etmiş gerçek bir ‘lovemark’. Ayrıca sahada ve dijital kanallarda yürüttüğümüz iletişim çalışmalarıyla da marka sadakatimizi nesilden nesile taşıyoruz” dedi. Aslı’nın dönüşümü, tüketicinin marka algısını değiştirmeyi başardı Eksim Holding’in kafe-fırın sektöründeki temsilcisi Aslı’nın dönüşüm yolculuğuna da değinen Ahmet Yaman, “Aslı’nın 33 yıl önce başlayan hikayesini bugün Eksim Holding olarak çok daha modern bir kafe-fırın deneyimine dönüştürüyoruz. Mağazalarımızda sunduğumuz kurabiye, kahve ve serinleten içecek çeşitlerimizle müşterilerimize yalnızca ürün değil, keyifli bir yaşam alanı sunduk. Modern mağaza tasarımlarımız ve ürün çeşitliliğimiz sayesinde Aslı, hem kent hayatı içerisinde hem iş merkezlerinin yoğunlaştığı bölgelerde insanların severek vakit geçirdiği bir mola ve keyif durağı haline geldi. Markamız büyümeye devam ederken hayata geçirdiğimiz ‘Aslı’da Dükkan Senin’ franchise kampanyasıyla da girişimcilere daha erişilebilir ve uygun koşullu yatırım imkanları sunmaya başladık. Bu çalışmalarımız güven veren marka algımızı pekiştirdi” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans Haber

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans

Risk ve insan sermayesi alanlarında global deneyimi ve yerel uzmanlığıyla 120’den fazla ülkede faaliyet gösteren Aon’un 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması yayımlandı. Kasım 2025 – Ocak 2026 döneminde gerçekleştirilen 62 farklı coğrafyadan 2.361 adet üst düzey yönetici ve insan kaynakları profesyonelinin, Türkiye’den de 62 katılımcının dahil olduğu araştırmanın Türkiye sonuçları, küresel kıyaslamada dikkat çekici veriler sunuyor. Araştırma, yapay zeka çağında Türkiye’nin “Çalışan değer önerisi” ve “İK veri olgunluğu” gibi kritik göstergelerde yüksek performans sergilediğini ve dünya ortalamasını geride bırakarak güçlü bir rekabet avantajı elde ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye, Yapay Zeka Dönüşümünde Güçlü Potansiyel Sergiliyor Araştırmaya göre Türkiye’de katılımcıların yüzde 50’si kurumlarının “İK veri olgunluğunu” ileri seviyede bulurken “çalışan değer önerisini” güçlü bulanların oranı yüzde 33’e ulaşıyor. Araştırma sonuçları, alışan değer önerisinde yüzde 33 ile yüzde 19’luk küresel oranın üstüne çıkan Türkiye’nin yapay zeka dönüşümünde önemli bir avantaja sahip olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma, yapay zeka çağında başarının algoritmaların gücünden çok, bu teknolojiyi yöneten insan kaynağının niteliğine bağlı olacağını gösteriyor. Veriler, Türk şirketlerinin teknoloji yatırımlarının yanında insan ve veri odaklı dönüşüme yatırım yaparak yapay zeka çağında sürdürülebilir büyüme sağlayabileceğine işaret ediyor. Araştırmaya göre Türkiye’de şirketlerin yüzde 33'ü yapay zeka yetkinliklerine sahip çalışanları işe alma ve elde tutma konusunda başarılı. Katılımcıların yüzde 93’ü yapay zekanın yeni fırsatlar yaratacağını ve yeni beceriler gerektirdiğini düşünürken, yüzde 86’sı otomasyonun bazı görevleri dönüştüreceğini ancak mevcut rollerin büyük ölçüde varlığını koruyacağını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 34’ü ise yapay zekanın kendi alanlarında önemli ölçüde iş kaybına neden olabileceğini ifade ediyor. Yapay zeka dönüşümünün hız kazandığı Türkiye'de, çalışanların yeni becerilerle donatılması ve eğitim yatırımlarının artırılması, geleceğin rekabet avantajını şekillendirecek temel unsurlar arasında yer alıyor. Geleceğin Kazananları Teknolojiyi İnsanla Buluşturanlar Olacak Aon Türkiye Sağlık ve Yan Haklar Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendirdi: "Türkiye’de şirketler yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor ancak sürdürülebilir başarı için teknolojiyi insanla buluşturmak gerekiyor. Araştırma sonuçları bize gösteriyor ki geleceğin kazanan şirketleri yalnızca yapay zekaya yatırım yapanlar değil; çalışanlarını yeni becerilerle donatan, sürekli öğrenme kültürünü güçlendiren ve veri odaklı insan yönetimini benimseyen kurumlar olacak. Yapay zeka yetkinliği, yetenek dönüşümü ve çalışan deneyimi önümüzdeki dönemde rekabet avantajının temel belirleyicileri arasında yer alacak. Türkiye'nin insan kaynağı ve veri yönetimi alanındaki güçlü performansı, bu konuda önemli bir avantaj sunuyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir rekabet gücüne dönüşebilmesi için çalışanların yeni becerilerle desteklenmesi ve sürekli öğrenme kültürünün güçlendirilmesi gerekiyor.” Türkiye Hibrit Çalışmada Dünya Ortalamasının 7 Puan Üzerinde Araştırma, hibrit çalışma modelinde yüzde 60 olan küresel ortalamayı 7 puan aşarak yüzde 67 ile belirgin bir şekilde öne çıkan Türkiye’nin esnek çalışma kültürüne daha hızlı uyum sağladığını da ortaya koyuyor. Buna karşılık, uzaktan ve esnek çalışma modelleri Türkiye’de yüzde 4 seviyesinde kalırken, küresel ortalamada bu oran yüzde 6 olarak görülüyor. Ofisten çalışma oranları ise Türkiye’de yüzde 26, küresel ölçekte yüzde 27 ile neredeyse birebir örtüşüyor; bu da çalışanların ofise dönüş eğiliminde Türkiye’nin dünya ortalamasıyla aynı çizgide ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’de Çalışanların Önceliği Kişiselleştirilmiş Yan Haklar ve Aile Destekleri Türkiye’de çalışanların yüzde 72’si kişiselleştirilebilir yan hakları çok önemli bulduğunu belirtirken, bu imkanı sunan işverenlerin oranı yalnızca yüzde 26’da kalıyor. Benzer şekilde, çalışanların yüzde 85’i kurumlarının wellbeing (çalışan esenliği) stratejilerinin ihtiyaçlarını karşıladığını düşünse de liderlik ekibinin çalışan esenliğini görünür ve güçlü biçimde sahiplendiğine inananların oranı yüzde 20’de kalıyor. Araştırma, çalışanların beklentileri ile kurumların sunduğu destekler arasında bazı alanlarda önemli bir fark bulunduğunu da gösteriyor. Türkiye’de katılımcıların yüzde 39’u iklim değişikliği ve hava koşullarının çalışan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik herhangi bir yatırım yapılmadığını belirtirken, çalışanların en fazla destek beklediği konular arasında çocuk bakımı, kadın sağlığı, aile kurma ve doğurganlık süreçleri ile finansal eğitim ve danışmanlık hizmetleri yer alıyor. İş Dünyasında Yeni Dönemin Anahtarı: Adaptasyon ve Dijital Yetkinlikler Araştırmaya göre, önümüzdeki üç yıl içinde organizasyonel başarı açısından en kritik yetkinlikler “adaptasyon ve değişim yönetimi”, “liderlik ve insan yönetimi” ile “dijital yetkinlik ve teknoloji adaptasyonu” olarak öne çıkıyor. Araştırma, yapay zeka çağında rekabet avantajının yalnızca teknolojinin gücüyle değil, bu teknolojiyi etkin şekilde yöneten ve değer yaratan insan kaynağıyla şekilleneceğini ortaya koyuyor. İş dünyası teknoloji yatırımlarını hızlandırmış olsa da araştırmadan çıkan veriler, sürdürülebilir başarının çalışanların yapay zeka becerileriyle donatılması, liderlik kapasitesinin güçlendirilmesi ve veri odaklı insan yönetiminin geliştirilmesiyle mümkün olacağını gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kozmetik Dünyası Geleceğin Trendlerini Değerlendirdi Haber

Kozmetik Dünyası Geleceğin Trendlerini Değerlendirdi

Zirvenin açılış konuşmaları KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan, KÜAD Kurucu Başkanı Levent Kahrıman ve KÜAD Zirve Başkanı Ü. Belgin Sile tarafından gerçekleştirildi. Açılışta sektörün dönüşen dinamikleri, küresel rekabet koşulları ve kozmetik sektörünün geleceğine ilişkin öngörüler paylaşıldı. Açılış konuşmalarında ortaya konulan vizyon ve değerlendirmeler, gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda sektörün geleceğine yön verecek başlıkların kapsamlı şekilde ele alınmasıyla devam etti. TÜRK KIRMIZISI'NIN HİKÂYESİ BUGÜN DE YOL GÖSTERİYOR Türk kozmetik sektörünün küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için markalaşma ve katma değerli üretimin önemine dikkat çeken KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan, "2030’ları ve 2035’leri planlarken Türk kozmetik sektörü olarak kendimize öncelikle şu soruyu sormamız gerekiyor: Biz hangi rekabetin içindeyiz? Üretim kapasitesinin mi, fiyat avantajının mı, yoksa güvenin, inovasyonun ve marka gücünün mü? Kozmetikte küresel başarı yakalayan ülkelere baktığımızda, bu başarının yalnızca güçlü laboratuvarlardan, yalnızca tasarım kabiliyetinden ya da yalnızca teknolojik altyapıdan beslenmediğini görüyoruz. Bu ülkeler sahip oldukları bilgi birikimini güçlü markalara ve küresel hikâyelere dönüştürmeyi başardı. Türkiye’nin de artık fiyat odaklı rekab_etten uzaklaşarak katma değerli üretime ve markalaşmaya odaklanması gerekiyor. Bir dönem Avrupa’nın peşinden koştuğu Türk Kırmızısı, Anadolu’nun bilgi birikiminin ve üretim kültürünün dünyadaki karşılığıydı. Avrupa yalnızca bir rengin değil, o rengin arkasındaki değerin peşindeydi. Bugün bizim de hedefimiz yeni Türk Kırmızıları yaratmak olmalı. TRBEAUTY vizyonunu bu nedenle çok önemsiyoruz. Artık sadece ürün ihraç etmeye değil; güven ihraç etmeye, kalite ihraç etmeye, kültür ihraç etmeye ve dünyada karşılığı olan yeni değerler üretmeye odaklanmalıyız" dedi. GÜÇLÜ MARKALAR İÇİN DEĞER ÜRETMEK GEREKİYOR Kozmetik sektöründe kalıcı başarının yalnızca üretimle değil, değer üretimiyle mümkün olduğunu belirten KÜAD Kurucu Başkanı Levent Kahrıman, "Artık yalnızca görünür olmak başarı için yeterli değil. Algoritmalar bazı markaları olduğundan daha büyük gösterebilir ancak kalıcı olan, tüketiciye sunulan gerçek değerdir. Ürün, ambalaj, iletişim ve regülasyonu birbirinden ayrı düşünemeyiz. Bunların birlikte çalıştığı güçlü bir ekosistem kurduğumuzda sürdürülebilir başarıdan söz edebiliriz" dedi. Kozmetik sektöründe son yıllarda yaşanan hızlı büyümeye de değinen Kahrıman, "Bugün sektörün en önemli sorularından biri 'Ne üretmeliyiz?' sorusu. Bu sorunun cevabı yalnızca neyin satılacağında değil; hangi değerin üretileceğinde, nasıl bir güven ilişkisinin kurulacağında ve nasıl bir marka inşa edileceğinde yatıyor. Kısa vadeli görünürlük yerine uzun vadeli değer üretimine odaklanan markalar geleceğin kazananları olacak" ifadelerini kullandı. BUGÜN SADECE NE ÜRETTİĞİMİZİ DEĞİL, NASIL DEĞER YARATTIĞIMIZI DA KONUŞUYORUZ Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştirerek kozmetik sektörünün küresel ölçekte hızlı bir değişim sürecinden geçtiğini belirten KÜAD Zirve Başkanı Ü. Belgin Sile, "Kozmetik sektörü bugün yalnızca üretim kapasitesiyle değil; değişen tüketici beklentileri, dijitalleşme, sürdürülebilirlik hedefleri ve küresel rekabet dinamikleriyle birlikte yeniden şekilleniyor. Bu dönüşüm, sektörün tüm paydaşlarının bilgi paylaşımını artırmasını ve geleceği birlikte planlamasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Ne Üretmeliyiz Zirvesi'ni de bu anlayışla hayata geçiriyoruz. Amacımız yalnızca bugünü değerlendirmek değil; sektörün geleceğine yön verecek başlıkları birlikte ele almak, yeni iş birliklerinin önünü açmak ve Türk kozmetik sektörünün küresel rekabet gücünü destekleyecek ortak bir vizyon oluşturmak. Bu yıl da sektörümüzün farklı kesimlerini aynı platformda buluşturmuş olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. REKABETİN YENİ DENKLEMİ MASAYA YATIRILDI Zirve kapsamında gerçekleştirilen üç ana oturumda kozmetik sektörünün dönüşümüne yön veren temel dinamikler ele alındı. "Veriden Değere: Kozmetik Sektöründe Trendler" oturumunda; sektörün geleceğine ilişkin öngörüler, değer zinciri dönüşümü ve 2027 güzellik trendleri değerlendirildi. Oturumda NielsenIQ Müşteri Grup Müdürü Merve Gökmen, NielsenIQ Satış İş Ortağı Pınar Köseoğlu, Deloitte Türkiye Teknoloji ve Dönüşüm Hizmetleri Lideri Hakan Göl ve WGSN EMEA Bölgesi Trend ve Müşteri Danışmanı Melisa Özlüer konuşmacı olarak yer aldı. "Kozmetikte Dönüşüm: Üretimden Tüketici Deneyimine" başlıklı ikinci oturumda ise kozmetikte tüketiciyle duygusal bağ kurmanın önemi, yeşil dönüşüm ekseninde geliştirilen inovasyon odaklı üretim modelleri ve ambalajın değişen rolü ele alındı. Oturumun konuşmacıları arasında Ashland MEA Kişisel Bakım Kategorisi Bölge Satış Müdürü Şebnem Çakır, Koroplast Operasyonlar Direktörü Ersen Yılmaz ve Temiz Atık Derneği Başkanı Esra Kara yer aldı. "Kozmetiğin Yeni Rafları" başlıklı üçüncü oturumda ise ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz; değişen tüketici davranışları, yeni nesil satış kanalları, dijital perakende uygulamaları ve güven odaklı tüketici deneyimi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Oturumlarda öne çıkan ortak görüş; kozmetik sektöründe rekabetin artık yalnızca ürün performansıyla değil, veri kullanımı, sürdürülebilirlik yaklaşımı, teknoloji entegrasyonu, tüketici deneyimi ve markaların tüketiciyle kurduğu güçlü bağlarla şekillendiği yönünde oldu. KÜAD TALKS STAGE'DE DİJİTALLEŞME KONUŞULDU, ALİ POYRAZOĞLU İLHAM VERDİ KÜAD tarafından geleneksel hale getirilen KÜAD Talks Stage, KÜAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serdar Mutaf moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda Lenovo Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, Logo Finansal Teknolojiler ve Perakende Çözümleri Genel Müdürü Başak Kural Uslu ile Hepsiburada Grup Direktörü Engin Çağın konuşmacı olarak yer aldı. Teknoloji, dijitalleşme, veri yönetimi ve perakende ekosistemindeki dönüşümün kozmetik sektörüne etkilerinin ele alındığı oturumda, dijital dönüşümün tüketici davranışlarından marka iletişimine kadar birçok alanda yarattığı değişim değerlendirildi. Zirvenin keynote konuşmacısı olarak sahne alan tiyatro sanatçısı Ali Poyrazoğlu ise yaratıcılık, değişime uyum ve farklı bakış açılarının iş dünyasındaki önemine ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaşarak sektör profesyonellerine ilham verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkul Değerlemede Yapay Zekâ Dönemi Başladı Haber

Gayrimenkul Değerlemede Yapay Zekâ Dönemi Başladı

Gayrimenkul değerleme sektörü, artan işlem hacmi ve büyüyen veri ekosistemiyle birlikte önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. 2026 yılının ilk döneminde hazırlanan değerleme raporu sayısının 500 bin seviyesini aşması, sektörün her geçen gün daha fazla veriyle çalıştığını ortaya koyarken, teknoloji ve yapay zekâ uygulamaları da bu süreçlerin daha etkin yönetilmesinde önemli rol oynuyor. Bir gayrimenkulün değerinin belirlenmesi sürecinde yalnızca taşınmazın fiziksel özellikleri değil; emsal veriler, bölgesel gelişmeler, ulaşım yatırımları, nüfus hareketleri ve ekonomik göstergeler gibi çok sayıda değişken dikkate alınıyor. Veri kaynaklarının çeşitlenmesi ve işlem hacminin büyümesi ise yapay zekâ destekli teknolojileri sektörün gündeminde daha görünür hale getiriyor. Teknolojik gelişmeler artan rapor hacminin yönetimini kolaylaştırıyor Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ARGE Gayrimenkul Değerleme Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cem Gel, “Bugün bir gayrimenkulün değerini belirlerken yalnızca taşınmazın fiziksel özelliklerine bakmıyoruz. Bölgesel gelişim verileri, ulaşım yatırımları, nüfus hareketleri, ekonomik göstergeler ve emsal analizleri gibi çok sayıda değişkeni aynı anda değerlendiriyoruz. Sektörün ulaştığı hacim düşünüldüğünde, bu verilerin yönetilmesinde teknolojinin sağlayacağı katkı her geçen gün daha kritik hale geliyor. Değerleme süreçleri artık yalnızca uzmanlık değil, aynı zamanda etkin veri yönetimi gerektiriyor.” dedi. Yapay zekâ hız ve verimlilik sağlıyor Yapay zekâ destekli teknolojilerin değerleme süreçlerinde önemli avantajlar sunduğunu belirten Gel, özellikle veri toplama ve analiz aşamalarında ciddi kazanımlar elde edildiğini belirterek, “Yapay zekâ uygulamalarının sektöre sağladığı en önemli katkılardan biri hız. Geçmişte çok daha uzun sürede gerçekleştirilen veri toplama ve ön analiz süreçleri bugün çok daha kısa sürelerde tamamlanabiliyor. Bu durum yalnızca zamandan tasarruf sağlamıyor, aynı zamanda değerleme uzmanlarının daha yüksek katma değer üreten analiz ve yorumlama süreçlerine odaklanmasına da imkân tanıyor. Böylece hem operasyonel verimlilik artıyor hem de süreçler daha etkin yönetilebiliyor. Gayrimenkul değerleme faaliyetlerinin temelinde hâlâ uzman bilgisi, saha deneyimi ve mesleki değerlendirme yer alıyor. Yapay zekâyı uzmanlığın alternatifi olarak değil, uzmanlığı güçlendiren ve destekleyen bir araç olarak görmek gerekiyor. Önümüzdeki dönemde sektörün yönünü, insan tecrübesi ile teknolojiyi bir araya getiren hibrit modeller belirleyecek.” açıklamasında bulundu. Dijitalleşme sürdürülebilir raporlamayı destekliyor Yapay zekâ ve dijitalleşmenin sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sunduğunu belirten Gel, “Gayrimenkul değerleme sektörü geleneksel olarak yoğun dokümantasyon ve belge yönetimi gerektiren bir alan. Dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte fiziksel evrak kullanımının azaltılması, süreçlerin dijital ortamda yürütülmesi ve raporların daha etkin şekilde arşivlenmesi mümkün hale geliyor. Bu dönüşüm yalnızca operasyonel kolaylık sağlamıyor; aynı zamanda kaynak kullanımını azaltarak sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sunuyor.” dedi. Artan işlem hacmi ve büyüyen veri ekosistemi karşısında teknoloji destekli çözümlerin öneminin daha da artacağını belirten sektör temsilcileri, önümüzdeki dönemde yapay zekâ, veri analitiği ve otomasyon teknolojilerinin gayrimenkul değerleme süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline geleceğini öngörüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.