Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Verimlilik

Kapsül Haber Ajansı - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yıldız Holding’in Senenin Yıldızları Ödülleri 18’inci Kez Sahiplerini Buldu Haber

Yıldız Holding’in Senenin Yıldızları Ödülleri 18’inci Kez Sahiplerini Buldu

Yıldız Holding'in başarıları birlikte kutlama ve sürekli gelişim anlayışının köklü geleneklerinden biri olan Senenin Yıldızları Ödül Töreni, bu yıl 18’inci kez gerçekleştirildi. Dünyanın dört bir yanındaki Yıldız Holding şirketlerinden çalışma arkadaşlarını ve paydaşları bir araya getiren tören, Ülker Spor ve Etkinlik Salonu'nda düzenlendi. Bu yıl güncellenen ödül kategorileriyle kapsamı daha da genişleyen Senenin Yıldızları’na 200’ün üzerinde proje başvurdu. En yüksek başvuru “Operasyonel Mükemmellik” kategorisinde gerçekleşirken, bu kategoriyi “Büyümeye Katkı, Müşteriyi Kazanmak ve İnsana Yatırım” kategorileri izledi. Jüri değerlendirmesi ve çalışanların oyları sonucunda 59 finalist arasından 21 proje ödül almaya hak kazandı. Yönetim Kurulu Başkanı Özel Ödülü ile toplam 8 kategoride 22 ödül sahiplerini buldu. Senenin Yıldızları Ödülleri'nde her yıl farklı bir temanın belirlendiği Yönetim Kurulu Başkanı Özel Ödülü ise bu yıl "Teknolojiyle Değer Yaratanlar" kategorisinde verildi. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Mehmet Tütüncü tarafından değerlendirilen bu özel ödülde; teknolojiyi değer üretmenin somut bir aracına dönüştüren, ölçülebilir ve sürdürülebilir sonuçlar yaratan, farklı şirketlere örnek olabilecek nitelikte projeler öne çıktı. Törene katılan Murat Ülker: “Senenin Yıldızları’nın 18 yılda nasıl büyüdüğünü, dünyanın dört bir yanındaki 80 bin çalışma arkadaşımızı aynı heyecan etrafında buluşturan global bir geleneğe dönüştüğünü görmek benim için büyük bir mutluluk. Bugün farklı ülkelerden, farklı kültürlerden çalışma arkadaşlarımızın İstanbul’da bir araya gelmesi de bana ayrıca mutluluk veriyor. Yıllar içinde büyüdük, dünyaya yayıldık ama bizi bir arada tutan değerlerimiz ve birlikte başarmanın heyecanı hiç değişmedi. Başarı kadar o başarıyı fark etmenin, takdir etmenin ve birlikte kutlamanın da çok kıymetli olduğuna inanıyorum. ‘Mutlu Et Mutlu Ol’ anlayışımız da tam olarak bunu söylüyor; dünyanın neresinde olursak olalım birlikte başarmak, başarıyı birlikte kutlamak ve bu mutluluğu çoğaltmak.” Mehmet Tütüncü: “Geleceğe liderlik, fikirleri değere dönüştürmekten geçiyor” Törende konuşan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Mehmet Tütüncü, Senenin Yıldızları'nın Holding'in güçlü kurum kültürünü yansıtan önemli bir buluşma olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti: "Yıldız Holding ve şirketlerimizde sürdürülebilir başarımızın arkasında, değişen ihtiyaçları öngörerek kendini sürekli yenileyen ve yeni fikirleri somut sonuçlara dönüştüren güçlü bir kültür var. Bu yıl 18’inci kez düzenlenen Senenin Yıldızları, bu kültürün en önemli yansımalarından biri olarak, her geçen yıl güncellenen kategorileri ve genişleyen kapsamıyla öne çıkıyor. Bu yılki 'Teknolojiyle Değer Yaratanlar' teması da bu anlayışın bir yansıması; çünkü geleceğe liderlik etmek fikirleri değere dönüştürmekten geçiyor, teknoloji de bu dönüşümün stratejik kaldıracı. Biz bu dönüşümü yalnızca takip etmiyor, teknolojiyi iş yapış biçimlerimizi geliştiren ve çalışma arkadaşlarımızın yetkinliklerini destekleyen bir araç olarak görüyor, faaliyet gösterdiğimiz sektörlerimizin geleceğini bu anlayışla şekillendirmeyi hedefliyoruz. Bu strateji, 'Mutlu Et, Mutlu Ol' anlayışıyla kararlılıkla sahiplenen çalışma arkadaşlarımızla anlam kazanıyor. Yıldız Holding'in sürdürülebilir başarısına katkı sağlayan, yıl boyunca emek vererek başarılı projelere imza atan ve bu geleneği her yıl aynı tutkuyla büyüten tüm çalışma arkadaşlarımı yürekten kutluyorum." Dönüşüm ve teknoloji gündemi ele alındı Mehmet Tütüncü’nün konuşmasının ardından, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Dönüşüm ve Teknoloji Lideri Yahya Ülker ile teknoloji ve dönüşüm odağında özel bir söyleşi gerçekleştirildi. Ülker, gerçek dönüşümün yeni bir teknolojiyi kullanmaya başlamaktan önce sorulan soruların değişmesiyle başladığını, yapay zekayı ise insanın muhakemesinin yerine geçen değil, düşünme alanını genişleten bir araç olarak gördüğünü ifade etti. Yıldız Holding’in farklı şirketlerinde hayata geçen projelerin bu dönüşüm anlayışının somut örnekleri olduğuna dikkat çeken Ülker, yakın zamanda üstlendiği pladis Avrupa Bölge Başkanlığı görevine ilişkin değerlendirmelerinde de farklı pazarlardaki bilgi ve deneyimin birbirini besleyen bir güce dönüşmesinin önemini vurguladı. Liderler panelinde sektörlerin geleceği konuşuldu Senenin Yıldızları Ödül Töreni’nde Yıldız Holding’in faaliyet gösterdiği gıda, atıştırmalık ve perakende sektörlerindeki dönüşüm ile bu alanların geleceği farklı perspektiflerden değerlendirildi. Program kapsamında düzenlenen liderler paneline pladis Uluslararası Pazarlardan Sorumlu Bölge Başkanı Tim Brett, Yıldız Holding Perakende Grubu Başkanı ve ŞOK Marketler CEO’su Uğur Demirel ile Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç katıldı. Panelde, değişen tüketici beklentilerinin değer, beslenme, verimlilik ve sürdürülebilirlik ekseninde sektörleri nasıl yeniden şekillendirdiği; üretimden markalara, tedarik zincirinden perakendeye uzanan değer zincirinde rekabet gücünü belirleyen dinamikler; yerel mirası güçlü markaların küresel ölçekte nasıl büyütülebileceği ve geniş bir ekosistemde ortak başarıyı mümkün kılan iş birliği kültürü ele alındı. Teknoloji ve insan aynı sahnede buluştu Senenin Yıldızları Ödül Töreni, ödül programının yanı sıra teknoloji ve yaratıcılığı bir araya getiren özel bir performansa da ev sahipliği yaptı. Sanatçı ve besteci Mehmet Ünal ile ekibinin sunduğu Kozmik Senfoni özgün bir deneyim olarak katılımcılarla buluştu. Dijital teknolojilerin insan yaratıcılığı ve dokunuşuyla birleştiği interaktif performans, katılımcıları da deneyimin aktif bir parçası haline getirdi. Kozmik Senfoni, teknolojinin insanın yerini alan değil, insan yaratıcılığını ve ifade gücünü destekleyen bir araç olarak kullanılabileceğini ortaya koyarken; Senenin Yıldızları’nın birlikte üretme, yenilikçi düşünme ve geleceğe hazırlanma yaklaşımını da sahneye taşıdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Yarışında Türkiye İçin Kritik Uyarı Haber

Yapay Zekâ Yarışında Türkiye İçin Kritik Uyarı

Yeditepe Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gaye Gencer, yapay zekânın ülkelerin ekonomik gücünü ve rekabetçiliğini yeniden şekillendirdiğini belirterek, Türkiye’nin eğitimden sağlığa, finanstan savunmaya, sanayiden kamu hizmetlerine kadar yapay zekâyı hızla ve doğru biçimde entegre etmesi gerektiğini söyledi. Gencer, “Yapay zekâ yarışının asıl kıt kaynağı yalnızca para, veri merkezi veya çip değil. Asıl sıkıntı nitelikli insan kaynağı” dedi. ABD ve Çin’in başı çektiği yapay zekâ yarışında Avrupa Birliği başta olmak üzere birçok ülkenin stratejik eylem planları ve yüksek bütçeli yatırımlarla hareket ettiğini ifade eden Prof. Dr. Gaye Gencer, Türkiye’nin de küresel dönüşüme hızla uyum sağlaması gerektiğini söyledi. “2030’a Kadar 10 Milyar Dolarlık Yatırım Hedefleniyor” Türkiye’nin 2026-2030 Yapay Zekâ Vizyonu ve Eylem Planı’nın Haziran 2026’da açıklandığını hatırlatan Gencer, plan kapsamında veri merkezi, bulut teknolojileri ve yapay zekâ altyapılarında 2030’a kadar özel sektör ağırlıklı en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Türkiye’nin veri merkezi kurulu gücünün de en az 1 gigavata çıkarılmasının hedefler arasında yer aldığını aktardı. Planın en önemli başlıklarından birinin insan kaynağı olduğunu vurgulayan Gencer, iki yıl içerisinde 5 milyon kişiye yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi verilmesi, 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesinin hedeflendiğini söyledi. “Gençlerimiz Yapay Zekâ Üreten Konumuna Gelmeli” Yapay zekâ yarışında insan kaynağının belirleyici unsur olduğuna dikkat çeken Gencer, “Genç nüfusumuzu yalnızca yapay zekâ kullanan değil, yapay zekâ geliştiren ve üreten bir insan kaynağına dönüştürebilmek en önemli hedefimiz olmalı. Ancak böyle bir durumda yapay zekânın üretkenliğe, verimliliğe ve sonuç olarak refaha katkısını sağlayabiliriz” dedi. Gencer, önümüzdeki dönemde ülkelerin ekonomik gücünü yalnızca doğal kaynakları veya sermaye birikimlerinin değil, teknolojiyi ne kadar hızlı üretkenliğe dönüştürebildiklerinin de belirleyeceğini ifade etti. Bunun ise insan sermayesinin yapay zekâyı üretim ve verimlilik amacıyla kullanabilmesi ve geliştirebilmesiyle mümkün olacağını kaydetti. “Yapay Zekâ Eğitimi İlköğretimden Başlamalı” Yapay zekânın eğitim sistemine ilköğretim düzeyinden itibaren entegre edilmesi gerektiğini belirten Gencer, çocukların ve gençlerin yapay zekâyı yalnızca merak amacıyla kullanan bireyler olmaktan çıkarak, kendi üretkenliklerini artıracak şekilde kullanmayı öğrenmelerinin önemine işaret etti. Yapay zekânın yaygınlaşmasıyla verilerin daha hızlı toplanması ve işlenmesinin yanı sıra bilgi akışının da daha etkin hale geleceğini söyleyen Gencer, üretim süreçlerinin yönetimi, lojistik ve finansal planlamada önemli verimlilik artışları sağlanabileceğini belirtti. Gencer, stok maliyetlerinin azaltılabileceğini, hatalı ve defolu ürün sayısının düşürülürken kalite seviyesinin artırılabileceğini ifade etti. “Değişime Direnmek Yerine Değişimi Yönetmeliyiz” Yapay zekânın iş gücü piyasasında da önemli dönüşümlere yol açacağını belirten Gencer, bazı iş kollarının ortadan kalkabileceğini, bazı alanlarda ise verimlilik artışıyla birlikte istihdamın azalabileceğini söyledi. Tarihsel dönüşümlerin yeni iş alanlarını da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Gencer, Sanayi Devrimi’nden elektrikli makinelerle seri üretime geçişe kadar yaşanan teknolojik değişimlerin iş gücü piyasasında büyük dönüşümlere neden olduğunu hatırlattı. Gencer, “Değişime direnmek yerine değişimi yönetmek bizi ileriye taşıyacaktır” dedi. “Kazananlar Yatırımı Katma Değere Dönüştürenler Olacak” Yapay zekânın “balon mu, gerçek mi?” tartışmasının da bu dönüşümün nasıl yönetileceğiyle bağlantılı olduğunu belirten Gencer, yapay zekâ yatırımlarının tek başına başarı getirmeyeceğini söyledi. Gencer, “Önümüzdeki yıllarda kazananlar yalnızca yapay zekâya en fazla para yatıran ülkeler veya şirketler olmayacak. Yaptıkları yatırımı üretkenliğe, katma değere, ihracata ve sürdürülebilir ekonomik büyümeye dönüştürebilenler olacak” diye konuştu. Gencer, dönüşüme yön veren, üretimin, istihdamın ve finansmanın geleceğini şekillendiren ülkelerin refah seviyelerini yükselteceğini, dönüşüme geç kalanların ise yeni sistem içerisinde yalnızca taklit eden konumunda kalma riski taşıdığını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Etap, Hollandalı Munckhof Tarım Teknolojilerinin Türkiye Distribütörü Oldu Haber

Anadolu Etap, Hollandalı Munckhof Tarım Teknolojilerinin Türkiye Distribütörü Oldu

Munckhof’un Türkiye distribütörlüğünü üstlenen Anadolu Etap, kendi çiftliklerinde edindiği mekanizasyon deneyimini Türkiye’deki meyve üreticileriyle buluşturacak. İş birliğinin ilk aşamasında meyve hasat platformları üreticilerin kullanımına sunulacak. İlerleyen dönemde Munckhof’un farklı tarım teknolojileri de portföye dahil edilecek. Türkiye'nin en büyük taze meyve üreticisi Anadolu Etap, tarımsal üretimde teknoloji ve mekanizasyon alanındaki deneyimini tarım ekosistemine taşıyacak yeni bir iş birliğine imza attı. Anadolu Etap, tarım teknolojileri alanında 140 yılı aşkın deneyime sahip Hollanda merkezli Munckhof Fruit Tech Innovators’ın Türkiye distribütörlüğünü üstlendi. İş birliği ile Anadolu Etap kendi üretim süreçlerindeki teknoloji ve mekanizasyon uygulamalarından edindiği deneyimi sektörle buluşturacak. Sürdürülebilir tarım yaklaşımı doğrultusunda dijitalleşme, otomasyon ve mekanizasyon yatırımlarına odaklanan Anadolu Etap, hasat platformlarını kendi çiftliklerinde üretim süreçlerine dahil ederek meyve toplama sürelerinin kısaltılması, operasyonel verimliliğin artırılması ve ürün kalitesinin korunmasına yönelik önemli bir deneyime sahip. Anadolu Etap, Munckhof distribütörlüğüyle bu deneyimi kendi operasyonlarının ötesine taşıyarak Türkiye’de kullanıma sunacak. Modern tarım işletmelerinin ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin Türkiye’de daha geniş bir üretici kitlesine ulaştırılmasını hedefleyen iş birliğinin ilk aşamasında Munckhof’un hasat platformları Türkiye pazarına sunulacak. İlerleyen dönemde meyve bahçelerine yönelik farklı mekanizasyon çözümlerinin de ürün portföyüne dahil edilmesi hedefleniyor. “Türkiye meyveciliğinin teknolojik dönüşümüne katkı sağlamayı hedefliyoruz” Anadolu Etap Tarım Genel Müdürü Handan Eren, iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Anadolu Etap olarak tarımsal üretimde verimliliği, kaliteyi ve sürdürülebilirliği birlikte ele alıyoruz. Teknolojiyi bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Yıllardır kendi çiftliklerimizde farklı mekanizasyon ve optimizasyon projelerini hayata geçiriyor, yeni teknolojileri sahada deneyimliyor ve üretim süreçlerimizi sürekli geliştiriyoruz. Hasat platformları ile dünya standartlarında verimlilik sunuyor, çiftlikten sofraya kaliteli, sürdürülebilir ve güvenli gıda üretimine katkı sağlıyoruz. Munckhof iş birliğini de bu birikimin doğal bir parçası olarak değerlendiriyoruz. İş birliği ile sahada edindiğimiz bilgi ve deneyimi Türkiye’deki meyve üreticileriyle buluşturuyoruz. Munckhof’un hasat platformu başlayan bu iş birliğini önümüzdeki dönemde farklı mekanizasyon çözümleriyle genişleterek Türkiye’de tarımın teknolojik dönüşümüne ve rekabet gücüne katkı sağlamayı hedefliyoruz.” Hasat süreçlerinin daha hızlı ve kontrollü yürütülmesine imkan tanıyor Tarımda mekanizasyon çözümleri, iş gücü ihtiyacının optimize edilmesine ve mevcut iş gücünün daha verimli kullanılmasına katkı sağlarken hasat süreçlerinin daha hızlı ve kontrollü yürütülmesine de imkan tanıyor. Munckhof’un farklı meyve türleri için geliştirdiği hasat platformları bu ihtiyaca yönelik çözümler sunuyor. Elma, armut, şeftali, nektarin, erik, narenciye ve kiraz gibi ürünlerin hasadında kullanılan hareketli platformları sayesinde çalışanların farklı yüksekliklerdeki meyvelere daha kolay erişmesine olanak sağlıyor. Toplanan meyveler taşıma bantları aracılığıyla kontrollü biçimde kasalara aktarılırken, ürünlerin hasat sırasında darbe görme ve kalite kaybı yaşama riski de azaltılıyor. Gıda sanayisine yönelik meyvelerin yanı sıra zeytin ve sert kabuklu meyvelerin hasadı için geliştirilen modellere sahip platformlar, ağacı kontrollü biçimde sarsarak meyvelerin toplama brandasına aktarılmasını sağlıyor. Yatırımlarının büyük bölümünü akıllı tarım ve üretim teknolojilerine yapıyor 2014 yılında Türkiye’de bir ilke imza atarak oluşturduğu “Sürdürülebilir Tarım İlkeleri”ni iş süreçlerine entegre eden Anadolu Etap, üretim faaliyetlerinde doğal kaynakların verimli kullanımının yanı sıra dijitalleşme, otomasyon ve mekanizasyon uygulamalarına yatırım yapıyor. “Sağlıklı nesiller için sağlıklı meyveler” misyonuyla faaliyet gösteren Anadolu Etap, 21 bin dekarlık alandaki 4 çiftliği ve 3,5 milyonu aşkın ağacıyla Türkiye’nin en büyük meyve üreticisi konumunda bulunuyor. Anadolu Etap, üretim süreçlerinin her aşamasında akıllı ve yenilikçi tarım uygulamalarının yanı sıra modern teknolojiler kullanarak; kaliteli, sürdürülebilir ve güvenli gıda üretmeye devam ediyor. Yatırımlarının büyük bölümünü akıllı tarım ve üretim teknolojilerine yapan Anadolu Etap, hasat platformları ile iş süreçlerinde verimliliği ve ürün kalitesini artırmayı amaçlıyor. Hasat verimliliğini dünya standartlarına taşırken, meyve toplama sürelerini kısaltarak daha fazla ürünün kısa sürede toplanmasını sağlıyor. Düşük salınımlı yakıt kullanan platformlar, Anadolu Etap’ın çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine de katkıda bulunuyor. Farklı meyvelerin üretiminde mekanizasyona ve verimliliğe yönelik teknolojiler üretiyor 1884 yılında Hollanda’da kurulan Munckhof Fruit Tech Innovators, tarım teknolojileri alanında 140 yılı aşkın deneyime sahip. Meyve hasat platformlarından tarımsal ilaçlama sistemlerine ve kasa doldurma çözümlerine uzanan geniş bir ürün portföyü bulunan şirket; elma, armut, kiraz, üzüm, zeytin ve farklı meyve türlerinin üretim süreçlerinde mekanizasyonu ve operasyonel verimliliği geliştirmeye yönelik teknolojiler üretiyor. Daha hızlı, daha kolay, daha maliyet etkin ve daha az iş gücüyle gerçekleştirilebilen tarım çözümleri geliştirmeye odaklanan Munckhof, ürünlerini üreticilerle yakın iş birliği içinde geliştirerek kendi tesislerinde üretiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.” Projede yer almak isteyen firmaların, “Katılımcı Şirket Talep Yazısı” formunu doldurup imzalı ve kaşeli halini firma imza sirküleri fotokopisi ile en geç 11 Eylül 2026 Cuma günü mesai bitimine kadar Birliğin konfeksiyon@eib.org.tr e-posta adresine iletmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eskişehir Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı Kapılarını Açtı Haber

Eskişehir Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı Kapılarını Açtı

İç Anadolu’nun önemli tarım merkezlerinden Eskişehir’de düzenlenen Eskişehir 7. Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı, kapılarını açtı. Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. organizatörlüğünde, Türk Tarım Alet ve Makineleri İmalatçıları Birliği (TARMAKBİR) iş birliğiyle gerçekleştirilen fuar, 8-12 Eylül tarihleri arasında tarım sektörünün farklı paydaşlarını aynı çatı altında buluşturuyor. Açılış törenine Eskişehir Vali Yardımcısı Ersin Emiroğlu, Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Hasan Ünal, Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, Eskişehir Ticaret Odası Başkan Vekili Özgür Alp, Eskişehir TOBB Meclis Başkanı Süha Özbay, Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli ve Tüyap Fuarlar Yapım A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü katıldı. Üretici, çiftçi ve distribütörlerin yoğun ilgi gösterdiği fuar, tarımsal üretimde kullanılan makine, ekipman ve teknolojilerin yakından incelenebildiği önemli bir ticaret ve teknoloji platformu olarak öne çıkıyor. Tarım Teknolojileri Tek Çatı Altında Eskişehir Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı’nda, tarımsal üretimin farklı aşamalarına yönelik geniş bir makine ve teknoloji grubu ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Ekim ve dikim makinelerinden hasat, harman ve işleme makinelerine; balya, gübreleme, toprak işleme, ilaçlama ve bitki koruma makinelerinden su ve sulama teknolojilerine kadar birçok çözüm fuar kapsamında sergileniyor. Tarım makinelerinin yanı sıra, tarım makinelerine yönelik yedek parça ve aksesuarlar, iş makineleri, römork, konveyör ve aktarma makineleri de ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Fuarda hayvancılık ekipmanları, süt sağım sistemleri ve yemcilik çözümlerinin yanı sıra çevresel hizmetler, yenilenebilir enerji uygulamaları, tarım teknolojileri ve yazılımlar yer alan diğer ürün ve teknoloji gruplarını oluşturuyor. Üretici ve Çiftçiler Yeni Teknolojileri Yakından İnceliyor Bölgenin önemli tarım fuarları arasında yer alan Eskişehir Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı, çiftçilere tarım makinelerini ve sektördeki son teknolojik gelişmeleri yakından takip etme fırsatı sunuyor. Fuarda sergilenen yeni nesil makine ve teknolojiler, tarımsal üretimde verimlilik ve mekanizasyon alanındaki gelişmelerin sahadaki uygulamalarını görme imkânı sağlıyor. Fuar, aynı zamanda üreticiler ile distribütörleri bir araya getirerek yeni ticari bağlantıların kurulmasına da zemin hazırlıyor. Eskişehir’in yanı sıra çevre il ve ilçelerden gelen ziyaretçileri ağırlayan fuar; Bursa, Balıkesir ve Ankara başta olmak üzere yakın bölgelerden tarım sektörü temsilcilerinin de buluşma noktası oluyor. Seminer ve Söyleşilerde Tarımın Gündemi Ele Alınıyor Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Handan Giray’ın moderatarölüğünü yaptığı, TKDK Eskişehir İrtibat Ofisi Uzmanı Maide Sultan Tanrıverdi, Mihalıçık Kadın Girişimciler Kooperetifi Başkanı Fevziye Kartaltepe ve Eskişehir Kadın Çiftçiler Derneği Başkanı Münevver Kepenek’in konuşmacılar arasında yer aldığı Eskişehir AB Bilgi Merkezi ve TOBB Eskişehir İl Kadın Girişimciler Kurulu tarafından Eskişehir İl Kadın Girişimciler Kurulları’nın iş birliğiyle düzenlenecek “Sürdürülebilir Tarımda Kadın Emeği ve Yenilikçi Üretim” başlıklı seminer 8 Eylül saat 14.00’da gerçekleştirilecek. Fuarın ikinci günü saat 13.00’de Ziraat Mühendisi Hasan Çakıllı’nın konuşmacı olarak yer alacağı “Sürdürülebilir Tarımda Gübrelemenin Önemi” konulu söyleşide tarımda sürdürülebilirlik ve gübreleme konuları ele alınacak. Tarım Sektörünün Paydaşları Aynı Çatı Altında Eskişehir 7. Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı, Türk Tarım Alet ve Makineleri İmalatçı Birliği (TARMAKBİR) iş birliğinde gerçekleştiriliyor. Fuarın destekçileri arasında T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Eskişehir Valiliği, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir Ticaret Odası, Eskişehir Ticaret Borsası, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ve Eskişehir Ziraat Mühendisleri Odası bulunuyor. Tarım sektörünün üretim gücünü modern teknolojilerle buluşturan Eskişehir 7. Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı, 12 Eylül’e kadar ETO-Tüyap Fuar Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası’nın “Çiftçilerin Gücüne Güç Katan İmeceKart” Kampanyasında Traktörler Sahiplerini Buldu Haber

İş Bankası’nın “Çiftçilerin Gücüne Güç Katan İmeceKart” Kampanyasında Traktörler Sahiplerini Buldu

Bu yılın traktörleri Manisa, Diyarbakır, Aksaray, Nevşehir illerine giderken kazananlar hediyelerini düzenlenen törenle teslim aldı. “Çiftçiler, finansmana doğru zamanda, doğru koşullarda erişebilmeli” İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Müdürü Umut Yiğit konuşmasında iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, artan üretim ve girdi maliyetleri ile küresel tedarik zincirindeki dönüşümün tarımsal üretimde verimlilik ve sürekliliği daha kritik hale getirdiğini söyledi. Sürdürülebilir bir tarımsal yapının ülkemizin geleceği için belirleyici bir rol oynayacağının altını çizen Yiğit, “Bunun için mevcut kaynakların etkin kullanılması, üretimde verimliliğin artırılması, teknolojinin sahada daha fazla karşılık bulması ve çiftçilerimizin finansmana doğru zamanda, doğru koşullarla erişebilmesi büyük önem taşıyor” dedi. Tarımda sürdürülebilirlik için genç ve kadın çiftçilerimizin de desteklenmesinin şart olduğunu ifade eden Yiğit, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ülkemizin geleceği için tarım vazgeçilmez bir sektör. Biz de bütünsel bir bakış açısıyla ele aldığımız tarım sektörünü finansal ve teknolojik çözümlerimizle destekliyoruz. Bugün burada bir arada olmamıza vesile olan kampanyamız, ülkemizin verimli ovalarında açtığımız Tarım İhtisas Şubeleri, üçüncü dönemine giren Tarım Teknoloji Elçileri projemiz, Yeni Nesil Çiftçi buluşmalarımız, Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle yürüttüğümüz Geleceğin Önder Çiftçileri programımız kararlılıkla sektörün yanında olduğumuzun somut göstergeleri. Çiftçilerimizin emeğinin karşılık bulması, üretimin güçlenmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” “Verimlilik ancak teknolojinin tabana yayılmasıyla mümkün” İş Bankası’nın tarım odaklı teknoloji iştiraki İmeceMobil’in Genel Müdürü İlker Mehmet Sağlam ise tarımda sürdürülebilirlik için teknolojinin önemine dikkat çekti. Üreticinin kazancını artırmanın yolunun verimlilikten geçtiğini ifade eden Sağlam, “Daha az toprakta, daha az girdi ve daha az insan kaynağıyla daha çok ürün almak ancak teknolojinin tabana yayılmasıyla mümkün” dedi. İmeceMobil uygulaması üzerinden çiftçilerin hava durumu takibi, uydu destekli sulama önerileri, gübreleme takvimi ve tarım finansmanı gibi çözümlere kolayca erişebildiğini, uygulamanın market modülünde üreticilerin tohumdan gübreye, yemden ekipmana kadar tüm girdilerini satın alabildiğini hatırlatan Sağlam, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İmeceMobil, bugüne kadar 500’den fazla mağaza ve 5 binden fazla ürünle, açıldığı günden bu yana 1,2 milyar TL’yi aşan işleme aracılık etti. Microsoft’un EMEA bölgesindeki örnek projeleri arasında yer aldı ve uluslararası ölçekte örnek iş modeli olarak gösterildi. Teknoloji odaklı çalışmalarımızın insan hayatındaki somut değişime katkı sağladığını görmek bizim için gurur verici. Üreticilerimizin çalışmalarını hızlı ve kolay hale getirmek, ülkemizin tarımsal kalkınmasına katkı sunmak amacıyla çalışmalarımıza devam edeceğiz.” Traktörler Manisa, Diyarbakır, Aksaray, Nevşehir illerine gitti 30 Haziran 2026 tarihinde sona eren “Çiftçilerin Gücüne Güç Katan İmece Kart Çekiliş Kampanyası”na 222 bin 139 kişi katıldı. Kampanyada dört traktör ile zirai drone ve otomatik dümenleme sisteminden oluşan 6 adet akıllı tarım teknolojisi ürünü çiftçilere sunuldu. Traktörleri Manisa, Diyarbakır, Aksaray, Nevşehir'den çiftçiler kazandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yorglass, Elektrikli Araç Filosu ile Emisyonları Yüzde 50 Azaltacak Haber

Yorglass, Elektrikli Araç Filosu ile Emisyonları Yüzde 50 Azaltacak

Tüm lokasyonlarını kapsayan dönüşüm kapsamında Yorglass, fabrikalarında kurduğu şarj altyapısıyla düşük karbonlu mobiliteyi iş yeri kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getirirken, sürdürülebilirliği günlük iş yapış biçimlerinin merkezine koyduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Karbon nötr yolculuğunun önemli bir parçası Yorglass'ın araç filosunda gerçekleştirdiği dönüşüm, şirketin SBTi tarafından onaylanan emisyon azaltım hedefleriyle de uyumlu ilerliyor. Yorglass, 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını yüzde 42, Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 25 azaltmayı hedefliyor. Elektrikli araç dönüşümü; fosil yakıt kullanımının azaltılması, operasyonel süreçlerde daha temiz enerji kullanımının yaygınlaştırılması ve düşük karbonlu mobilite kültürü geliştirilmesi açısından şirketin yol haritasında önemli bir yer tutuyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, "Önümüzdeki dönemde şirketleri farklılaştıracak en önemli başlıklardan biri kaynak yönetimi olacak. Karbon azaltımı artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda rekabetçilik, verimlilik ve dayanıklılık meselesi. Yorglass olarak hedefimiz yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak değil, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakacak iş modelleri geliştirmektir" dedi. "Geleceğin şirketleri yalnızca ne ürettikleriyle değil, nasıl ürettikleriyle de değerlendirilecek" Yorgancılar, "Bugün dünyada rekabet yalnızca ürün kalitesiyle veya üretim kapasitesiyle şekillenmiyor. Şirketlerin kaynaklarını nasıl yönettiği, karbon ayak izini nasıl azalttığı ve geleceğe nasıl hazırlandığı da en az bunlar kadar önem taşıyor. Biz Yorglass'ta sürdürülebilirliği ayrı bir proje olarak değil, işimizin doğal bir parçası olarak görüyoruz. Araç filomuzun yaklaşık yüzde 90'ını elektrikli araçlara dönüştürmemiz de bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri. Çünkü geleceğin şirketleri yalnızca ne ürettikleriyle değil, nasıl ürettikleriyle de değerlendirilecek" diye konuştu. Sürdürülebilirlik Yolculuğunda Çalışanlar da Direksiyonda Yorglass, bu dönüşümle yalnızca çevresel performansını artırmakla kalmıyor; aynı zamanda çalışanları için yeşil ve geleceğe odaklı bir çalışma kültürü sunma taahhüdünü de destekliyor. Şirket araçlarının elektrikliye geçişi, sürdürülebilirlik bilincini bir şirket politikası olmanın ötesine geçirerek çalışanların günlük yaşam pratiğine dahil ediyor. Yorglass çalışanları, attıkları her adımda şirketin düşük karbonlu yeşil dönüşüm vizyonunun doğrudan birer parçası ve elçisi haline geliyor. "Karbon azaltımı artık çevre meselesi olmanın ötesinde bir rekabet meselesi" Yorgancılar, "2025 yılında 25 bin tondan fazla atık camı geri dönüşüme kazandırdık. Bugün ise sürdürülebilirlik yaklaşımımızı mobilite alanına taşıyoruz. Elektrikli araç dönüşümümüz, fosil yakıt kullanımını azaltma ve temiz enerji kullanımını yaygınlaştırma hedeflerimizin önemli bir parçası. Karbon nötr geleceğe giden yol yalnızca teknoloji yatırımlarından değil, doğru alışkanlıklar ve güçlü bir kurum kültüründen geçiyor. Bugün attığımız her sürdürülebilirlik adımını yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, gelecekteki rekabet gücümüze yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Yorglass Hakkında:  Temelleri 1974’te atılan Yorglass, endüstriyel cam işleme, düz cam ticareti ve çamaşır makinesi kapak camı üretimi alanlarındaki tecrübesiyle sektöre öncülük ediyor. Global ve güvenilir tedarikçi olma nedeni doğrultusunda ürettiği zengin ürün çeşitlerini hem iç pazara hem de 6 kıtaya ulaştıran Yorglass, 150'den fazla farklı cam türü ve dünyanın her yerinden 70'in üzerinde tedarikçisi ile geniş bir alana hizmet veriyor. Bugün itibarıyla üretim ve ticari çalışmalarını; Yorglass Ticaret, Yorglass Satina, Yorglass Ticari Soğutucu ve Yorglass Beyaz Eşya iş üniteleri altında Türkiye’nin beş farklı şehrinde kurulu yedi tesisinde gerçekleştiren şirket, ürünlerini 60’tan fazla ülkeye ihraç ediyor. Sektördeki 50. yılını kutlayan Yorglass, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde 30 milyon euro yatırımla hizmete sunduğu Çamaşır Makinesi Kapak Camı İşletmesi ile üretmek ve sürdürülebilir bir değer yaratmak için çalışmalarını sürdürüyor.   Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek Haber

Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından 6 Eylül 2026 tarihinde duyurulan ve aynı gün Resmî Gazete’de yayımlanan 2027–2029 Orta Vadeli Programı (OVP) hakkında görüşlerini paylaştı. OVP kapsamında makroekonomik istikrarın pekiştirilmesi, kalıcı fiyat istikrarının tesisi ve mali disiplinin korunmasının yanı sıra; verimliliğin artırılması, Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin geliştirilmesi, dijital ve yeşil dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ile ekonomik direncin artırılmasının temel politikalar arasında yer almasını kıymetli bulduklarını belirten Vatansever, teknoloji stratejilerinin büyüme ve küresel rekabet gücüyle her geçen gün daha entegre hale geldiğini vurguladı. “Büyümenin niteliğini teknoloji yoğunluğu belirleyecek” OVP projeksiyonlarına göre Türkiye ekonomisinin 2027 yılında yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 oranında büyümesi; program dönemi sonunda toplam millî gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, kişi başı gelirin 25 bin dolara ve mal ile hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Söz konusu dönemde yaklaşık 2,1 milyon yeni istihdam yaratılması ve işsizlik oranının 2029 itibarıyla yüzde 7,6’ya çekilmesi planlanırken; enflasyonun 2027’de yüzde 21, 2028’de yüzde 13,5 ve 2029’da yüzde 9 seviyelerine indirilmesi hedefleniyor. Vatansever, makroekonomik hedeflerin yanı sıra ekonominin üretim yapısında gerçekleştirilecek dönüşümün kritik olduğuna değinerek şu değerlendirmeleri yaptı: “Ekonomik büyüklükte 2,2 trilyon dolar eşiğini aşmak büyük önem taşıyor. Bununla beraber, bu ekonominin ne kadarının yazılım, bilgi, teknoloji, mühendislik ve yüksek katma değerli işlerden meydana geldiği, uzun vadeli rekabet gücümüzü tayin edecektir. Türkiye’nin büyüme kalitesi, teknoloji yoğunluğumuzu ne ölçüde artırabildiğimizle ortaya çıkacaktır.” “Üretimdeki bilgi ve teknoloji payını yükseltmeliyiz” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda, büyümenin niteliğinin dönüştürülmesi amacıyla sanayi üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun artırılması, hizmet sektöründe ise bilgi ve teknoloji odaklı yüksek katma değerli faaliyetlerin ön plana çıkarılmasına yönelik vizyonunu değerlendiren Vatansever, üretim yapısındaki teknolojik içeriğin artırılmasının önemine işaret etti. Yılmaz’ın aynı sunumda imalat sanayisine 250 milyar TL ek kredi desteği sağlanacağını ve orta-yüksek ile yüksek teknoloji odaklı yatırımlar için tahsis edilen 750 milyar TL’lik yatırım kredilerinin kullandırılmaya devam edileceğini açıklamasını da yerinde bulan Vatansever şunları ekledi: “Türkiye’nin gayesi sadece niceliksel olarak daha fazla üretmek olmamalıdır. Ürettiğimiz mal ve hizmetlerin içerisine daha fazla tasarım, yazılım, mühendislik, veri, Ar-Ge ve fikrî mülkiyet entegre edebilmeliyiz. Bir ürünün fiziksel değerinin ötesinde, barındırdığı bilgi ve teknoloji ihracat değerimizi belirleyen temel unsurdur.” Yapay zekâ destekli üretim verimliliği artıracak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda; yapay zekâ destekli ve otonom üretim sistemleri aracılığıyla enerji, hammadde, iş gücü ve makine kullanımında verimliliğin artırılmasına yönelik yaklaşımını değerlendiren Vatansever, bu adımın yapay zekânın reel ekonomiyle olan bağını somutlaştırdığını ifade etti. Vatansever şu ifadeleri kullandı: “Yapay zekânın yarattığı ekonomik değer, sadece yapay zekâ şirketlerinin piyasa büyüklüğü ile ölçülmez. Eğer bir fabrika enerji tüketimini düşürüyor, üretim planlamasını optimize ediyor, makine parkurunu daha verimli işletiyor veya hata payını azaltıyorsa, doğrudan ekonomik değer üretmiş olur. Yapay zekâyı reel sektöre ne kadar yayabilirsek, toplam verimlilik artışını o denli güçlü hissederiz.” “Dijital dönüşüm artık bir verimlilik politikasıdır” OVP’de sanayinin yeşil ve dijital dönüşümünün hızlandırılması, üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması ve teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesine dair politikaları yorumlayan Vatansever, dijitalleşmenin yalnızca teknoloji firmaları için değil, tüm ekonomi için bir verimlilik kaldıracı haline geldiğini belirtti. “Bir işletmenin mevcut kaynaklarla daha fazla üretim yapması, hammadde ve enerjiyi daha etkin kullanması, süreçlerini hızlandırıp hataları minimize etmesi doğrudan ekonomik verimlilik demektir. Bu sebeple dijital dönüşümü artık sadece bir bilişim yatırımı değil, temel bir verimlilik politikası olarak görmeliyiz” dedi. KOBİ’lerin dijitalleşmesi dönüşümü tabana yayacak Teknolojik dönüşümün sadece büyük ölçekli işletmelerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Vatansever, Türkiye’nin güçlü KOBİ ekosisteminin dijitalleşmesinin toplam ekonomik verimlilik açısından kritik olduğunu ifade etti. “Büyük ölçekli firmaların ileri teknoloji yatırımları değerlidir; ancak binlerce KOBİ’nin stok yönetiminden üretime, finanstan satışa kadar tüm süreçlerini dijital araçlarla optimize etmesi, ekonomik dönüşümün tabana yayılmasını sağlar. Teknolojinin gerçek ekonomik etkisi, yaygınlaştığı noktada ortaya çıkar” şeklinde değerlendirmede bulundu. “Ekonomik güvenliğin yeni boyutlarından biri teknoloji” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı müstakil bir politika alanı olarak tanımlaması ve stratejik alanlarda dışa bağımlılığı azaltarak ekonominin şoklara karşı direncini artırma yönündeki yaklaşımını değerlendiren Vatansever, teknolojik kapasitenin ekonomik dayanıklılık için stratejik bir önem kazandığını söyledi. Yılmaz’ın özellikle savunma, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ gibi kritik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yerlilik oranlarının artırılmasına dair açıklamalarına değinen Vatansever, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomik güvenlik günümüzde sadece enerji veya finansman güvenliğiyle sınırlı değildir. Yarı iletkenlerden yapay zekâya, siber güvenlikten haberleşme altyapılarına kadar kritik teknolojilere erişim sağlayabilmek ve bu alanlarda yerli mühendislik kapasitesi geliştirmek, ekonomik dayanıklılığın ayrılmaz bir parçası olmuştur.” “Yatırım artık yalnız fabrika yatırımı değildir” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda uluslararası doğrudan yatırımların artırılması, küresel yeteneklerin ve girişimcilerin Türkiye’ye çekilmesi ile teknoloji şirketlerinin merkez operasyonlarına yönelik yatırım stratejilerini vurgulamasını değerlendiren Vatansever, dijital ekonomiyle beraber yatırım kavramının evrildiğini belirtti. Vatansever şöyle konuştu: “Günümüzde bir ülkeye yatırım gelmesi sadece fabrika binası kurulması demek değildir. Küresel bir teknoloji şirketinin yazılım ekibini, Ar-Ge merkezini, veri altyapısını veya bölgesel yönetimini Türkiye’ye taşıması da yüksek değerli bir doğrudan yatırımdır. Bu tür yatırımlar beraberinde güncel bilgi, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası teknoloji ağlarını da getirir.” 450 milyar dolarlık ihracat hedefinde teknoloji yoğunluğu OVP’de program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara çıkarılması hedeflenirken, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerin ihracat payının artırılmasına yönelik yaklaşım, Türkiye’nin rekabet gücü açısından kritik rol oynuyor. Vatansever şu değerlendirmeyi paylaştı: “450 milyar dolarlık ihracat hedefi içerisinde dijital hizmetlerin ve yüksek teknoloji ürünlerinin payını yükseltmek, uzun vadeli rekabet gücümüz için hayatidir. Siber güvenlik, yapay zekâ çözümleri, veri hizmetleri, oyun, finansal teknolojiler ve yazılım, Türkiye’nin yeni nesil ihracat kapasitesinin temel taşları olabilir.” Dijital Türk Lirası ve finansal teknoloji ekosistemi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda Dijital Türk Lirası’nın kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına dair çalışmaların süreceğini belirtmesini değerlendiren Vatansever, finansal teknolojiler ve ödeme sistemlerinin dijital ekonominin temel taşı olduğunu söyledi. “Ödeme sistemlerinin yenilikçi, güvenli ve esnek olması dijital ekonominin büyümesini doğrudan tetikler. Dijital Türk Lirası çalışmalarını, bu kapsamlı finansal teknoloji dönüşümünün en önemli halkalarından biri olarak görmekteyiz” dedi. “Teknolojik kapasite ekonomik değere dönüştüğünde büyümenin niteliği güçlenir” Vatansever değerlendirmelerini şu sözlerle noktaladı: “2027–2029 Orta Vadeli Program’ın; mali disiplin, fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin yanına teknolojik dönüşüm, verimlilik, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılık başlıklarını eklemesini çok değerli buluyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonuyla hazırlanan bu yaklaşımın, Türkiye’nin sadece ekonomik hacmini değil, aynı zamanda ekonomimizin niteliğini ve küresel rekabet gücünü artıracak bir çerçeve sunduğuna inanıyoruz. Teknolojik kapasitemizi verimlilik artışına, ihracata ve üretime dönüştürebildiğimiz ölçüde; daha dayanıklı, daha rekabetçi ve yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapı inşa edebiliriz.”

Türkiye’de İşgücü Maliyeti Avrupa’nın 10 Katı Hızla Arttı Haber

Türkiye’de İşgücü Maliyeti Avrupa’nın 10 Katı Hızla Arttı

AB içindeki en yüksek artış %16,4 ile Macaristan'da, en düşük artış %1,3 ile Malta'da gerçekleşti. Türkiye'deki maliyet artışı, listenin zirvesindeki Macaristan'ın iki katından fazla olsa da, istihdam canlılığını koruyor. TÜİK verilerine göre aynı dönemde istihdam %1,7, çalışılan saat ise %2,7 yükseldi. Bu iki verinin birlikte artması, yükselen maliyete rağmen şirketlerin ekip büyüklüğünü ya da çalışma saatlerini daraltma yoluna gitmediğini gösteriyor. Artışın Kaynağı Yalnızca Maaşlar Değil Toplam işgücü maliyeti, sadece çalışana ödenen brüt ücretle sınırlı değil. Sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası payları ile kıdem ve ihbar tazminatı karşılıkları toplam maliyetin bir parçası ve bu bileşenler “ücret dışı işgücü maliyeti” olarak tanımlanıyor. Türkiye'de ikinci çeyrekte brüt ücretler yaklaşık %35,8 artarken, ücret dışı maliyetlerdeki artış %42,9'a ulaştı. Avrupa'da ise bu iki maliyet bileşeni birbirine paralel ilerliyor. Eurostat verilerine göre AB genelinde ücretler %3,7, ücret dışı maliyetler %3,2 arttı. Türkiye'de ise ücret dışı maliyetler, ücret artışının yaklaşık yedi puan önünde seyrediyor. Bu da ücret artışını izlemenin toplam maliyeti öngörmeye yetmediğini gösteriyor. Şirketlerin işgücü maliyetini “ücret” ve “ücret dışı” olarak izleyen, yıllık bütçe çalışmasıyla sınırlı kalmayan bir planlamaya geçmesi gerekiyor. Maliyet Artışının Karşılığı Verimlilikle Kurulur İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, bu verilerin maliyet planlamasını ve verimlilik odağını şirketlerin gündemine taşıdığını belirtiyor: Bal, “İşgücü maliyeti hızla artarken, şirketlerin daha disiplinli bütçe planlaması yapması gerekiyor. Ancak rekabet gücünü asıl belirleyecek olan, bu artışın karşılığında ne üretildiği olacaktır. Maliyet artışı aynı sektördeki bütün şirketler için benzer şekilde işliyor, fark ise her çalışanın yarattığı değerden doğuyor. Bu nedenle yeni dönemde şirketlerde verimlilik odağının belirgin şekilde artması gerekiyor. İş süreçlerinin sadeleştirilmesi, teknolojinin doğru kullanımı, yetkinlik gelişimi ve çalışan başına yaratılan değerin düzenli ölçülmesi bu odağın somut adımlarıdır. Verimliliği bir tasarruf programının ötesinde, çalışan deneyimini de iyileştiren bir iş stratejisi olarak ele almak gerekiyor. İstihdamın artmaya devam etmesi, şirketlerin büyüme hedeflerini koruduğunu gösteriyor. Bu büyümeyi sürdürülebilir kılmanın yolu, maliyet artışını verimlilik artışıyla dengelemekten geçiyor" diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.