Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Verimlilik

Kapsül Haber Ajansı - Verimlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Verimlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de İşgücü Maliyeti Avrupa’nın 10 Katı Hızla Arttı Haber

Türkiye’de İşgücü Maliyeti Avrupa’nın 10 Katı Hızla Arttı

AB içindeki en yüksek artış %16,4 ile Macaristan'da, en düşük artış %1,3 ile Malta'da gerçekleşti. Türkiye'deki maliyet artışı, listenin zirvesindeki Macaristan'ın iki katından fazla olsa da, istihdam canlılığını koruyor. TÜİK verilerine göre aynı dönemde istihdam %1,7, çalışılan saat ise %2,7 yükseldi. Bu iki verinin birlikte artması, yükselen maliyete rağmen şirketlerin ekip büyüklüğünü ya da çalışma saatlerini daraltma yoluna gitmediğini gösteriyor. Artışın Kaynağı Yalnızca Maaşlar Değil Toplam işgücü maliyeti, sadece çalışana ödenen brüt ücretle sınırlı değil. Sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası payları ile kıdem ve ihbar tazminatı karşılıkları toplam maliyetin bir parçası ve bu bileşenler “ücret dışı işgücü maliyeti” olarak tanımlanıyor. Türkiye'de ikinci çeyrekte brüt ücretler yaklaşık %35,8 artarken, ücret dışı maliyetlerdeki artış %42,9'a ulaştı. Avrupa'da ise bu iki maliyet bileşeni birbirine paralel ilerliyor. Eurostat verilerine göre AB genelinde ücretler %3,7, ücret dışı maliyetler %3,2 arttı. Türkiye'de ise ücret dışı maliyetler, ücret artışının yaklaşık yedi puan önünde seyrediyor. Bu da ücret artışını izlemenin toplam maliyeti öngörmeye yetmediğini gösteriyor. Şirketlerin işgücü maliyetini “ücret” ve “ücret dışı” olarak izleyen, yıllık bütçe çalışmasıyla sınırlı kalmayan bir planlamaya geçmesi gerekiyor. Maliyet Artışının Karşılığı Verimlilikle Kurulur İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, bu verilerin maliyet planlamasını ve verimlilik odağını şirketlerin gündemine taşıdığını belirtiyor: Bal, “İşgücü maliyeti hızla artarken, şirketlerin daha disiplinli bütçe planlaması yapması gerekiyor. Ancak rekabet gücünü asıl belirleyecek olan, bu artışın karşılığında ne üretildiği olacaktır. Maliyet artışı aynı sektördeki bütün şirketler için benzer şekilde işliyor, fark ise her çalışanın yarattığı değerden doğuyor. Bu nedenle yeni dönemde şirketlerde verimlilik odağının belirgin şekilde artması gerekiyor. İş süreçlerinin sadeleştirilmesi, teknolojinin doğru kullanımı, yetkinlik gelişimi ve çalışan başına yaratılan değerin düzenli ölçülmesi bu odağın somut adımlarıdır. Verimliliği bir tasarruf programının ötesinde, çalışan deneyimini de iyileştiren bir iş stratejisi olarak ele almak gerekiyor. İstihdamın artmaya devam etmesi, şirketlerin büyüme hedeflerini koruduğunu gösteriyor. Bu büyümeyi sürdürülebilir kılmanın yolu, maliyet artışını verimlilik artışıyla dengelemekten geçiyor" diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

PETRONAS Madeni Yağlar, Automechanika Frankfurt 2026’da Gelişmiş Çözümlerini Tanıtıyor Haber

PETRONAS Madeni Yağlar, Automechanika Frankfurt 2026’da Gelişmiş Çözümlerini Tanıtıyor

Araç teknolojileri içten yanmalı, hibrit ve elektrikli güç aktarma sistemleriyle birlikte gelişmeye devam ederken servisler, distribütörler ve filo işletmeleri giderek çeşitlenen teknik gereksinimlerin yanı sıra değişen müşteri beklentilerini ve sürdürülebilirlik hedeflerini de karşılamak durumunda kalıyor. PETRONAS Madeni Yağlar, araştırma ve teknoloji, ürün geliştirme, tedarik zinciri ve müşteri desteği alanlarındaki uzmanlığını bir araya getirerek binek ve ticari araç uygulamalarında verimlilik, güvenilirlik ve performansı artırmaya yönelik yüksek performanslı çözümler sunuyor. Bu yetkinlikleri ortaya koymak üzere PLI’ın standında PETRONAS Syntium, PETRONAS Urania ve Selenia markalarının amiral gemisi ürün grupları; özel olarak geliştirilen baz yağ teknolojileri ve pistlerde test edilmiş inovasyonlarla birlikte sergilenecek. PETRONAS Syntium: Motor Korumasında Yeni Bir Yaklaşım EMEA bölgesi için yeniden tasarlanan ve sadeleştirilen PETRONAS Syntium ürün gamı, ürün seçimini kolaylaştırırken Avrupa’daki binek araç parkının %90’ından fazlasının ihtiyaçlarını karşılıyor. Dört farklı versiyondan oluşan seri, modern düşük viskoziteli motorlarda sık çalıştırma-durdurma döngüleri, düşük çalışma sıcaklıkları ve yakıt seyrelmesi gibi zorlu koşullara karşı koruma sağlamak üzere geliştirildi. Serinin en yeni yenilikleri arasında, hibrit güç aktarma sistemlerinin kendine özgü zorluklarını karşılamak üzere özel olarak geliştirilen PETRONAS Syntium Hybrid de yer alıyor. PETRONAS Urania ve Selenia ile Her Yolculuğa Destek Filo verimliliğini ve araçların çalışma süresini en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen PETRONAS Madeni Yağlar, yoğun şehir içi kullanım ve son kilometre teslimat operasyonlarında görev yapan hafif ticari araçlar için geliştirilen PETRONAS Urania Urban başta olmak üzere PETRONAS Urania serisini öne çıkaracak. Şirket ayrıca, Stellantis’in harmonize edilen yeni teknik şartnameleri doğrultusunda güncellenen ve 35 yılı aşkın performans mirasıyla güvenilir koruma sunan Selenia serisini de tanıtacak. Madeni Yağ İnovasyonunun Temelinde PETRONAS Teknolojileri PETRONAS Madeni Yağlar’ın en önemli farklılaştırıcı unsurlarından biri, PETRONAS’ın özel olarak geliştirdiği Group III ve Group III+ baz yağlarına (ETRO ve ETRO+) doğrudan erişim sağlamasıdır. Bu gelişmiş baz yağlar, formülasyon üzerinde tam kontrol sunarak yakıt ekonomisi ve emisyonların azaltılmasına yönelik sıkı OEM gerekliliklerini karşılayan, yüksek performanslı ve düşük viskoziteli yağlayıcıların geliştirilmesine olanak tanıyor. Bu teknolojik altyapı; PETRONAS Madeni Yağlar’ın Torino’daki Global Araştırma ve Teknoloji Merkezi, stratejik OEM iş birlikleri ve Formula One™ yarışlarında test edilmiş teknolojilerle daha da güçleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İşe Alımda Yapay Zekâ Dönemi Hızlanıyor Haber

İşe Alımda Yapay Zekâ Dönemi Hızlanıyor

Yapay zekâ, şirketlerin işe alım süreçlerinde giderek daha fazla sorumluluk üstlenirken, kullanım alanı CV taramasının çok ötesine geçiyor. İş ilanı ve aday mesajlarının hazırlanmasından aday arama ve eşleştirmeye, ön elemeden mülakat planlamaya kadar pek çok aşamada kullanılan yapay zekâ, insan kaynakları ekiplerinin operasyonel yükünü azaltıyor. İki yılda AI kullanımında dikkat çekici artış İdenfit’in değerlendirmelerine göre küresel ölçekte şirketlerin yapay zekâyı işe alım süreçlerine entegre etme oranı son iki yılda belirgin biçimde yükseldi. LinkedIn verilerine göre yapay zekâyı işe alım süreçlerine aktif olarak entegre eden veya denemeye başlayan şirketlerin oranı 2024’te yüzde 27 iken, 2025’te yüzde 37’ye çıktı. İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği (SHRM) verileri de yapay zekânın insan kaynaklarındaki yükselişini ortaya koyuyor. Genel İK süreçlerinde yapay zekâ kullanımı 2024’te yüzde 26 seviyesindeyken 2025’te yüzde 43’e yükseldi. İşe alım özelinde ise şirketlerin yüzde 51’i 2025 itibarıyla yapay zekâ kullandığını belirtiyor. AI en çok ilan ve aday iletişiminde kullanılıyor Şirketlerin yapay zekâdan en yoğun yararlandığı alanların başında içerik üretimi ve aday iletişimi geliyor. Yapay zekâ kullanım oranı iş ilanı metni hazırlamada yüzde 73’e, aday e-postası ve mesajı hazırlamada yüzde 68,6’ya, adaylara otomatik mesaj göndermede yüzde 49,6’ya ulaşıyor. CV tarama ve ön elemede ise kullanım oranı yüzde 32,1 seviyesinde bulunuyor. Aday arama ve eşleştirme, ön değerlendirme sorularının oluşturulması, mülakat planlama, yetkinlik değerlendirme ve mülakat notlarının özetlenmesi de yükselen kullanım alanları arasında yer alıyor. Bu tablo, şirketlerin yapay zekâyı şimdilik daha çok tekrarlayan, yüksek hacimli ve zaman alan operasyonlarda konumlandırdığını gösteriyor. İK ekiplerine haftada bir iş günü kazandırıyor Yapay zekânın işe alım süreçlerindeki en belirgin etkilerinden biri zaman tasarrufu olarak öne çıkıyor. Global araştırmalar, AI araçlarının işe alım ekiplerine haftada ortalama bir iş günü kazandırabildiğine işaret ediyor. Şirket uygulamalarında AI destekli otomasyonla toplam işe alım süresinde yüzde 33’ten yüzde 60’ın üzerine çıkan iyileşmeler ölçülüyor. Bu kazanım özellikle CV tarama, ön değerlendirme, adaylarla iletişim ve mülakat planlama gibi yüksek hacimli operasyonlarda ortaya çıkıyor. SHRM’nin 2025 araştırmasına göre yapay zekâ kullanan İK profesyonellerinin yaklaşık yüzde 90’ı teknolojinin kendilerine zaman kazandırdığını veya verimliliklerini artırdığını belirtiyor. Yapay zekânın asıl rolü insan kaynağını ikame etmek değil İdenfit CEO’su Onur Bayındır, yapay zekânın İK’daki dönüşümünün yalnızca hız üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor: “Yapay zekânın işe alımda asıl değeri, kararı vermesinde değil, doğru kararı verecek insanlara zaman kazandırmasında. CV taramak, adaylara aynı bilgileri tekrar tekrar iletmek, mülakatları planlamak gibi yüksek hacimli işleri teknolojiye devrettiğimizde İK ekipleri aday deneyimine, yetkinlik değerlendirmesine ve işe alım yöneticilerine daha fazla zaman ayırabiliyor. Teknolojinin burada insan kaynağının yerini almak yerine, İK ekiplerinin daha stratejik işlere odaklanmasını sağlayan bir yardımcı olarak konumlanması önemli.” AI kullanan şirketlerde aday seçme yeteneği gelişiyor Yapay zekânın işe alım kalitesine etkisi konusunda da dikkat çekici veriler bulunuyor. Yapay zekâ kullanan şirketlerin yüzde 24’ü en uygun adayları belirleme yeteneklerinin geliştiğini bildiriyor. LinkedIn verileri ise AI destekli işe alım uygulamalarını yoğun kullanan şirketlerde kaliteli işe alım yapma olasılığının yüzde 9’a kadar yükseldiğine işaret ediyor. Ancak şirketlerin yapay zekâyı kullanması tek başına daha kaliteli işe alım anlamına gelmiyor. LinkedIn araştırmasına göre şirketlerin yalnızca yüzde 25’i işe alım kalitesini doğru ölçebildiğinden yüksek düzeyde emin. SHRM verisinde ise şirketlerin yalnızca yüzde 20’si işe alım kalitesini sistematik olarak takip ediyor. Bu nedenle AI destekli işe alım uygulamalarının başarısının yalnızca süreçte sağlanan hızla değil, işe alım sonrasındaki performans ve çalışanı elde tutma gibi sonuçlarla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Büyük şirketler AI kullanımında önde Yapay zekâ kullanımında şirketlerin büyüklüğü ve sektörleri de belirleyici oluyor. SHRM verilerine göre İK süreçlerinde AI kullanımı özel şirketlerde yüzde 45, kâr amacı gütmeyen kuruluşlarda yüzde 38, yerel yönetimlerde yüzde 35 ve kamu kuruluşlarında yüzde 19 seviyesinde. Bilgi teknolojileri, finans ve sigorta, profesyonel ve teknik hizmetler, üretim, inşaat ve enerji sektörleri ise yapay zekâ kullanımının daha yoğun olduğu alanlar arasında bulunuyor. Büyük şirketlerin yüksek başvuru hacmi, daha gelişmiş veri altyapısı ve teknoloji yatırımlarına ayırabildikleri daha yüksek bütçeler nedeniyle dönüşümde öne çıktığı görülüyor. Aday deneyiminde hız kadar insan dokunuşu da önemli Yapay zekânın işe alım süreçlerinde yaygınlaşması aday deneyimini de yeniden şekillendiriyor. Hızlı geri dönüş, kolay mülakat planlama ve düzenli bilgilendirme adayların süreçte daha iyi bir deneyim yaşamasını sağlayabiliyor. Ancak insan iletişiminin tamamen ortadan kalkması veya adaylara değerlendirme süreci hakkında yeterli açıklama yapılmaması güven kaybına yol açabiliyor. Buna karşılık nihai işe alım kararının tamamen yapay zekâya bırakılması da güven, etik ve mevzuat açısından tartışmaları beraberinde getiriyor. İdenfit, teknolojinin adayın değerlendirilmesini destekleyen bir araç olarak konumlandırılmasının, insan değerlendirmesiyle birlikte kullanıldığında daha sağlıklı sonuçlar sağlayacağına dikkat çekiyor. İdenfit’in platform verileri de yapay zekâ destekli işe alım süreçlerinin performansını ölçmek için farklı göstergeler sunuyor. AI mülakat daveti ve tamamlama oranları, adayların AI mülakatını terk ettiği aşamalar, başvurudan ilk değerlendirmeye ve mülakata geçiş süreleri ile işe alım dönüşümü en yüksek kaynaklar bu göstergeler arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde işe alım teknolojilerinde başarıyı belirleyecek temel kriter yalnızca daha fazla AI kullanmak olmayacak. Asıl farkı, yapay zekânın sağladığı verimlilik kazanımlarını insan değerlendirmesiyle birleştirerek daha iyi aday deneyimi ve daha kaliteli işe alım sonuçlarına dönüştürebilen şirketlerin yaratması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yiyecek İçecek Üretiminde Esnekliği ve Verimliliği Destekleyen Otomasyon Yaklaşımı Haber

Yiyecek İçecek Üretiminde Esnekliği ve Verimliliği Destekleyen Otomasyon Yaklaşımı

Yiyecek İçecek sektöründe tüketici beklentilerinin çeşitlenmesi, üretim hatlarında daha sık ürün ve format değişimini beraberinde getiriyor. Aynı hatta farklı ambalaj tiplerinin işlenebilmesi, hızlı reçete geçişleri, yüksek hijyen standartları ve üretim sürekliliği öncelikli ihtiyaç haline geliyor. Mitsubishi Electric, geliştirdiği otomasyon çözümleriyle Yiyecek İçecek sektörünün bu değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken, makine üreticilerine farklı uygulamalarda aynı otomasyon mimarisiyle çalışma imkânı sunuyor. Aynı otomasyon mimarisi farklı üretim uygulamalarında kullanılabiliyor Yiyecek içecek üreticileri, aynı üretim hattında farklı ürün ve ambalaj formatlarını kısa sürelerde değiştirebilmeyi bekliyor. Ancak format değişimlerinin uzun sürmesi hem üretim planlamasını zorlaştırıyor hem de verimlilik üzerinde doğrudan etkili oluyor. Mitsubishi Electric'in reçete tabanlı kontrol yaklaşımı, farklı ürün senaryolarının tek sistem üzerinden kolaylıkla yönetilmesine olanak tanıyor. Böylece farklı gramajlar, ambalaj tipleri ve ürün çeşitleri arasında kısa sürede geçiş yapılabiliyor. Üretim hatlarının değişen taleplere hızlı uyum sağlaması destekleniyor ve duruş sürelerinin azaltılmasına da katkı sunuluyor. Mitsubishi Electric, süt ürünlerinden içecek üretimine kadar farklı yiyecek içecek uygulamalarında kendi otomasyon bileşenleriyle aynı otomasyon mimarisinin kullanılmasına imkân tanıyor. Böylece mevcut mühendislik deneyimi farklı projelerde de değerlendirilebiliyor, uygulamalar ihtiyaçlara göre ölçeklenebilir bir yapıyla geliştirilebiliyor. Tek tedarikçi yaklaşımı proje yönetimini kolaylaştırıyor Otomasyon projelerinde PLC, servo sistemleri, HMI, sürücüler ve endüstriyel robotlar gibi farklı bileşenlerin farklı üreticilerden temin edilmesi entegrasyon süreçlerini karmaşık hale getirebiliyor. Teknik destek süreçlerinde farklı tedarikçiler arasında koordinasyon sağlanması da proje sürelerini etkileyebiliyor. Mitsubishi Electric ise otomasyon bileşenlerini tek tedarikçi yaklaşımıyla sunuyor. Aynı otomasyon mimarisi üzerinde geliştirilen çözümler sayesinde sistem bileşenleri arasındaki koordinasyon desteklenirken, proje yönetimi ve teknik destek süreçlerinde tek iletişim noktasıyla etkin bir çalışma yapısı oluşturulabiliyor. Üretim tesislerinde devreye alma sürecinin uzaması, plansız duruşlar ve bakım operasyonları işletmeler açısından önemli maliyetler oluşturabiliyor. Bunun yanında gıda güvenliği ve izlenebilirlik gereklilikleri de otomasyon sistemlerinden kapsamlı yetkinlikler beklenmesine neden oluyor. Mitsubishi Electric'in otomasyon çözümleri hızlı devreye alma özellikleri, uzaktan teşhis ve destek imkânları ile kestirimci bakım yaklaşımı sayesinde üretim süreçlerinin etkin bir şekilde yönetilmesine katkı sağlıyor. Değişen sektör ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebilmesini amaçlayan Mitsubishi Electric, yiyecek içecek sektörüne yönelik otomasyon yaklaşımıyla mühendislik süreçlerini kolaylaştırırken, esnek, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir üretim sistemlerinin geliştirilmesine katkı sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pepsico Türkiye’nin Bir Damla Bir Dünya Projesi Tekirdağ’da Devam Ediyor Haber

Pepsico Türkiye’nin Bir Damla Bir Dünya Projesi Tekirdağ’da Devam Ediyor

Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden PepsiCo, PepsiCo Pozitif (pep+) stratejisinin temel bileşenlerinden biri olan “Net Su Pozitif” vizyonu doğrultusunda su kaynaklarını korumaya yönelik projelerini büyütmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda 2023 yılında PepsiCo Türkiye’nin Doğa Koruma Merkezi iş birliğiyle Tarsus Berdan havzasında başlayan ve 2024’te Manisa ve İzmir, 2025’te Adana’da uygulanmaya devam eden Bir Damla Bir Dünya projesi, 2026 yılında Tekirdağ’da Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi ortaklığı ile gerçekleştirilecek. Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi, Önder Çiftçi Projesi bünyesindeki üreticilere tohum, ilaç ve gübre temininin yanı sıra ürettikleri ürünlerin değerlendirilmesi ve ekonomiye kazandırılması süreçlerinde destek olmayı amaçlıyor. Özellikle sözleşmeli üretim modelinde alternatif ürünlerin üretimi ve değerlendirilmesi Trakya genelinde kooperatif aracılığıyla sağlanıyor. PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay, su yönetiminin sosyal, ekonomik ve çevresel açıdan en hayati konulardan biri olduğunu vurgulayarak, başta şirketler olmak üzere tüm kurumların bu alanda somut adımlar atması ve iş birliklerini artırması gerektiğini belirtti. Ergün Günay, “PepsiCo Türkiye olarak su yönetimini sürdürülebilirlik stratejimizin merkezine yerleştiriyoruz. Daha az su kullanmak, kullanılan suyu geri kazandırmak ve temiz suya erişimi artırmak hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz ‘Bir Damla Bir Dünya’ projemizle 2025 yılında Tarsus, Manisa, İzmir ve Adana’daki operasyonlarımızın bulunduğu havzalarda yaklaşık 1,14 milyon m³ suyu doğaya geri kazandırdık. Operasyonel su kullanımımızın Tarsus ve İzmir’de %100’ünü, Manisa’da %98’ini ve Adana’da %52’sini yerel havzalara geri kazandırdık. Şimdi de Tekirdağ’da, Önder Çiftçi Üretim ve Pazarlama Kooperatifi iş birliğiyle Meriç-Ergene Havzasındaki yer altı ve yer üstü sularının korunmasına katkı sağlayarak yarattığımız pozitif etkiyi daha da genişletmeyi hedefliyoruz” dedi. Projeye koruyucu tarım uygulamaları da eklendi Proje kapsamında bugüne kadar yaklaşık 3000 dekar arazide uygulanan damla sulama pratiklerine 2026 yılında koruyucu tarım uygulamaları da eklendi. Yerel proje ortaklarımız olan Kooperatiflerimiz ile yapılan iş birliği kapsamında çiftçiler topraklarını en az şekilde işleyerek ve anız üzerine ekim yaparak, toprağın yapısını korurken su tutma kapasitesini de artıracaklar. Toprak sağlığının iyileştirilmesi bölgede sulu tarımda kullanılan su miktarını da azaltacağından Meriç-Ergene Havzasının yer altı ve yer üstü suları korunacak. Toprak doğrudan ekim yöntemiyle iyileştirilecek Son yıllarda sayısı ve şiddeti artan aşırı iklim olayları tarımsal üretimi olumsuz yönde etkilerken, iklim değişikliğine uyum kapsamında toprağı ve suyu koruyucu uygulamalar yaygınlaşıyor. Bu kapsamda, organik maddesi oldukça düşük olan ülkemiz topraklarının iyileştirilmesine yönelik en önemli uygulamalardan biri toprak işlemeyi azaltan ve tarımsal üretimi kuraklığa karşı dirençli hale getiren (anıza) doğrudan ekim yöntemi. Bir Damla Bir Dünya projesi kapsamında da kullanılacak bu yöntem ile toprağın nemi korunacak ve organik madde miktarı artırılacak, aynı zamanda toprağın işlenmesi azaldığı için yakıttan ve işçilikten de tasarruf sağlanarak çiftçilerin gelirlerine de katkıda bulunulacak. Tarımsal ekosistemlerde verimlilik ve karlılığı artıran ve gıda güvenliğine katkı sağlayan bir uygulama olan doğrudan ekim yöntemi aynı zamanda iklim ve çevre dostu özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu yöntemde geleneksel uygulamalardan farklı olarak hasattan sonra yeniden ekime kadar herhangi bir toprak işleme yapılmıyor; ekim bir önceki ürüne ait anızla kaplı alan üzerine ekim yapabilen özel mibzerler ile gerçekleştiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor Haber

Takım Tezgâhları Sektörü Sanayi Üretiminin Dönüşümünde Kritik Rol Üstleniyor

Türkiye sanayisinde verimlilik, maliyet yönetimi ve teknolojik dönüşüm öne çıkıyor. TÜİK verilerine göre Haziran 2026'da sanayi üretimi yıllık yüzde 1,4, imalat sanayi üretimi yüzde 1,5 geriledi. Aylık bazda toplam sanayi üretimi yüzde 0,1 artarken imalat sanayi üretimi değişmedi. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI da Haziran 2026'da 47,1'e gerileyerek 50 eşik değerinin altında kaldı ve sektördeki zayıflama üst üste 27. aya taşındı. Raporda yeni siparişlerdeki düşüş, fiyat baskıları ve jeopolitik gelişmeler öne çıktı. Yatırım kararlarında verimlilik öne çıkıyor Sanayi üretimindeki dalgalanmaların yatırım kararlarını daha seçici hale getirdiğini belirten GNC Makina Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Çetinkaya, üreticilerin kapasite artışının yanı sıra verimlilik ve rekabet avantajını da gözettiğini söyledi. “Maliyet ve finansman koşullarının daha belirleyici olduğu bu dönemde üreticiler, yatırımlarının geri dönüşüne, üretim kalitesine ve operasyonel verimliliğe odaklanıyor. Teknoloji yatırımları artık yalnızca kapasite artıran değil, rekabet gücünü koruyan stratejik bir araç haline geliyor.” Takım tezgâhları üretimin dönüşümünü hızlandırıyor Üretimde verimlilik, hassasiyet ve otomasyon ihtiyacının artmasıyla birlikte takım tezgâhlarının sanayinin teknolojik dönüşümündeki rolünün güçlendiğini vurgulayan Çetinkaya, CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümlerin üreticilerin rekabet gücünü doğrudan etkilediğine dikkat çekti. “Takım tezgâhlarını yalnızca üretim yapan makineler olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bunlar, sanayinin üretim kabiliyetini belirleyen temel teknolojiler arasında yer alıyor. CNC teknolojileri, otomasyon ve dijital çözümler sayesinde üreticiler daha yüksek hassasiyetle, daha kısa çevrim süreleriyle ve daha düşük hata oranlarıyla üretim gerçekleştirebiliyor. Özellikle otomotiv, savunma ve havacılık, kalıpçılık ve genel makine imalatı gibi yüksek hassasiyet gerektiren sektörlerde bu teknolojiler, üretim kalitesinin ve rekabet gücünün önemli belirleyicilerinden biri haline geliyor.” Önümüzdeki dönemde üretim teknolojilerindeki dönüşümün yalnızca makine yatırımlarıyla sınırlı kalmayacağını, makinelerin birbirleriyle iletişim kurabildiği, üretim verilerinin anlık olarak takip edilebildiği ve bakım süreçlerinin daha öngörülebilir hale geldiği entegre üretim sistemlerinin daha fazla önem kazanacağını ifade eden Gökhan Çetinkaya, “Sanayide dijitalleşme artık tek başına bir teknoloji tercihi olmaktan çıktı. Üreticiler için verimlilik, kalite, enerji kullanımı, bakım ve kaynak yönetiminin birlikte ele alındığı bütünsel bir dönüşümden söz ediyoruz. Yapay zekâ ve veri analitiğinin üretim süreçlerine daha fazla entegre olmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde makinelerden elde edilen verinin üretim kararlarında daha etkin kullanıldığı bir yapıya geçiş hızlanacak.” ifadelerini kullandı. Üreticilere uçtan uca çözümler sunmaya odaklanıyoruz 2026'nın ikinci yarısında üreticilerin yatırım kararlarında verimlilik, teknoloji ve operasyonel sürdürülebilirliğin daha fazla öne çıkmasını beklediklerini belirten Çetinkaya, GNC Makina'nın yılın kalan döneminde de üreticilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak çözümler geliştirmeye devam edeceğini söyledi. “2026'nın ikinci yarısında sanayicilerin yatırım kararlarında verimlilik ve teknolojik yetkinliğin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Biz de GNC Makina olarak üreticilerin ihtiyaçlarını yakından takip ederek doğru teknolojiye, doğru çözüme ve güçlü teknik desteğe erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Üretimin geleceğinin teknoloji, güçlü iş birlikleri ve nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inanıyor; Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artıracak yatırımlara katkı sunmayı sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Badem Pınarı’ndan Hatay’a Bölge İhtiyacına Yönelik Su Desteği Haber

Badem Pınarı’ndan Hatay’a Bölge İhtiyacına Yönelik Su Desteği

Badem Pınarı tarafından hazırlanan 2 tır doğal kaynak suyu, Kırşehir’deki üretim tesisinden Hatay’a doğru yola çıktı. Bölgeye ulaşan suların ihtiyaç sahibi ailelere dağıtımı Türk Kızılay koordinasyonunda gerçekleştirilecek. SAHİP OLDUKLARIMIZI PAYLAŞMANIN DEĞERİNE İNANIYORUZ Badem Pınarı Doğal Kaynak Suyu Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Badem, toplumsal dayanışmanın sahip olunan imkânların ihtiyaç duyanlarla paylaşılmasıyla güçlendiğini belirterek: “Bir markanın sorumluluğu yalnızca ürettiği ürünü tüketiciyle buluşturmakla sınırlı değildir. İçinde bulunduğumuz toplumun taleplerine duyarlı olmayı ve imkânlarımızı paylaşmayı kurumsal bir görev olarak görüyoruz. Dayanışma, yalnızca zor zamanlarda hatırlanan değil, her an sahip çıkılması gereken insani bir değerdir. Bu anlayışla, Türk Kızılay Kırşehir Şubesi koordinasyonunda Hatay’da bölge ihtiyacına katkı sağlamak adına 2 tır doğal kaynak suyu gönderiyoruz. Badem Pınarı olarak toplumsal fayda sağlayan projelerin içinde yer almaya devam edeceğiz.” dedi. DAYANIŞMA KURUMSAL YAKLAŞIMIN BİR PARÇASI Badem Pınarı, üretim faaliyetlerinin yanı sıra topluma katkı sunan sosyal sorumluluk çalışmalarını da sürdürüyor. Spor, eğitim ve gençlerin gelişimine yönelik projelere destek veren marka, toplumsal dayanışmaya yönelik çalışmaları da bu yaklaşımın bir parçası olarak ele alıyor. Hatay’a gönderilecek 2 tır doğal kaynak suyu da bölgeye yönelik sürdürülen destek çalışmalarının devamı niteliğini taşıyor. BADEM PINARI HAKKINDA Badem Pınarı, dördüncü kuşağa uzanan aile şirketi yapısı ve 75 yıllık üretim deneyimiyle doğal kaynak suyu sektöründe faaliyet gösteriyor. Kırşehir’deki üretim tesisinde üretimini sürdüren marka, Türkiye genelindeki yaygın dağıtım ağıyla tüketicilere ulaşıyor. Saatte 135 bin şişe dolum kapasitesine sahip olan Badem Pınarı, üretim, lojistik ve enerji altyapısına yaptığı yatırımlarla büyümesini sürdürürken; kalite, verimlilik ve sürdürülebilirliği odağına alan bir üretim anlayışı benimsiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksun Gıda’dan Güçlü Performans Haber

Eksun Gıda’dan Güçlü Performans

Eksun Gıda 2024 yılı sonunda 909 milyon TL seviyesinde gerçekleşen net dönem zararından, yaklaşık 1 milyar TL’lik güçlü bir finansal dönüşümle 2026 yılının ilk altı ayında 36,2 milyon TL net kâra ulaştı. FAVÖK tutarını ise geçen yılın ilk 6 ayına göre yüzde 65 artışla 312,7 milyon TL’ye çıkaran şirket, böylece operasyonel performansındaki güçlü iyileşmeyi kârlılığına da taşıdı. Sofraların vazgeçilmezi Sinangil ve Sinangil Gluten YOK markalarıyla gıda ve un sektörünün öncü şirketleri arasında yer alan Eksun Gıda, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Operasyonel verimlilik, etkin maliyet yönetimi, güçlü saha organizasyonu ve veri odaklı yönetim anlayışıyla yılın ilk çeyreğinde kârlılık göstergelerinde yakaladığı yukarı yönlü ivmeyi ikinci çeyrekte daha ileri taşıyan şirket, operasyonel performansındaki güçlenmeyi kârlılığına da yansıttı. TMS 29 enflasyon muhasebesi standartları uygulanmış 2026 yılı ilk yarı finansal sonuçlarına göre, Eksun Gıda’nın brüt kârı önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 9 artarak 809,4 milyon TL’ye ulaştı. Etkin maliyet yönetiminin katkısıyla brüt kâr marjı yüzde 11,2’den yüzde 13,2’ye yükseldi. Şirketin brüt karlılığındaki güçlü performans operasyonel iyileşmelerle birlikte FAVÖK verilerine de yansıdı. İlk altı ayda FAVÖK tutarı yüzde 65 artışla 312,7 milyon TL’ye çıkarken, FAVÖK marjı yüzde 2,9’dan yüzde 5,1’e ulaştı. Net Dönem Kârlılığında Dikkat Çekici Artış Eksun Gıda, yılın ilk yarısında operasyonel kârlılık göstergelerinde yakaladığı güçlü ivmeyi net dönem kârlılığına da taşıdı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla net dönem kârında 200 milyon TL’nin üzerinde artış sağlayan şirket, 2026 yılının ilk yarısını 36,2 milyon TL net kârla tamamladı. Finansal yapısını güçlendirmeyi de sürdüren Eksun Gıda’nın 2025 yılı sonunda 1,68 seviyesinde bulunan borç/özkaynak rasyosu, 2026 yılının ilk yarısı sonunda 1,26’ya geriledi. TMS 29 enflasyon muhasebesi uygulanmamış sonuçlarda da kârlılık göstergelerindeki güçlü seyir devam etti. Buna göre şirketin brüt kârı yüzde 40 artarak 1,1 milyar TL’ye, FAVÖK tutarı yüzde 61 artışla 577,3 milyon TL’ye ulaştı. Net kâr ise yaklaşık yüzde 120 artarak 281,8 milyon TL’ye yükseldi. Güçlü Operasyonel Performansımızı Net Kârlılığa Taşıdık Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, ilk yarı performansına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “2026 hedeflerimize emin ve kararlı adımlarla ilerliyoruz. Yılın ilk yarısında hayata geçirdiğimiz stratejik adımların finansal sonuçlarımıza güçlü biçimde yansıdığını görüyoruz. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla net kârlılığımızda 200 milyon TL’nin üzerinde artış sağlayarak, 2026 yılının ilk altı ayında 36,2 milyon TL net kâra ulaştık. Aynı dönemde brüt kârlılığımızı güçlendirirken, operasyonel performansımızdaki güçlü ivmeyle FAVÖK tutarımızda yaklaşık yüzde 65’lik artış kaydettik. Kârlılığın farklı göstergelerinde ortaya koyduğumuz bu güçlü performansı; doğru stratejik kararlarımızın, sahadaki güçlü refleksimizin, etkin maliyet ve stok yönetimimizin ve operasyonel verimlilik odağımızın somut bir sonucu olarak değerlendiriyoruz. Güçlenen finansal yapımızla bu ivmeyi sürdürülebilir kılmaya ve şirketimizi uzun vadeli hedeflerine kararlılıkla taşımaya odaklanıyoruz..” Başarının Temelinde Saha ve Veri Gücü Var Şirket performansının arkasında güçlü organizasyon yapısı, sahadaki etkinlik ve veriyle beslenen yönetim yaklaşımının belirleyici rol oynadığını vurgulayan Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, değerlendirmelerini şu sözlerle sürdürdü: “Karar alma süreçlerimizi yalnızca ERP tabanlı sistemlerle tanımlamıyor; sahadan anlık veri akışıyla beslenen, uçtan uca veri sürekliliği sağlayan dijital altyapımız ve yapay zekâ destekli analitik kabiliyetlerimizle çok katmanlı bir yönetim modeli benimsiyoruz. Sahadaki aktif varlığımız sayesinde işimizin en kritik bileşenlerinden biri olan hammadde tedarikini doğru zamanda, doğru koşullarda ve doğru kaliteyle yönetmeye odaklanıyoruz. Bu alandaki disiplinli yaklaşımımızı sürdürerek operasyonel gücümüzün temelini oluşturan doğru alım refleksimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Tedarik zincirimizi uçtan uca bütüncül bir perspektifle ele alarak yalnızca operasyonel süreçleri yönetmekle kalmıyor; değişen piyasa dinamiklerini, küresel tedarik eğilimlerini ve risk unsurlarını eş zamanlı analiz ederek stratejik kararlarımızı bu çerçevede şekillendiriyoruz. Uluslararası ve yerel kaynaklardan doğru, güvenilir ve karşılaştırılabilir veri setlerine erişiyor; küresel tarım ve gıda piyasalarına ilişkin uluslararası otoriteler ve güvenilir kuruluşlar tarafından yayımlanan analiz ve öngörüleri düzenli olarak takip ediyoruz. Bu verileri sahadan elde ettiğimiz bilgiler, içgörü odaklı analizler ve sektörel karşılaştırmalarla derinleştirerek karar alma süreçlerimize güçlü ve sürdürülebilir bir öngörü kabiliyeti kazandırıyoruz. Bu yaklaşımı istikrarlı biçimde sürdürmemiz, karar alma hızımızı ve doğruluğunu artırırken; kurum içi uyum, iş birliği kültürümüz ve deneyimli yönetim perspektifimizle birleşerek sürdürülebilir operasyonel başarıyı destekliyor. Küresel ölçekte çeşitlenen tedarik olanaklarını yakından takip ederek hammadde yapımızı esnek ve dirençli bir şekilde yönetiyor, değişken piyasa dinamiklerine rağmen üretim kalitemizi istikrarlı biçimde sürdürüyoruz. Tüm bu yapının temelinde ise yüksek yetkinliğe sahip, sorumluluk bilinci güçlü ve belirsizlikleri etkin şekilde yönetebilen insan kaynağımız yer alıyor. Ekip arkadaşlarımızı yalnızca sürecin bir parçası olarak değil; ortak hedefler doğrultusunda değer üreten ve geleceğimizi birlikte şekillendiren stratejik paydaşlar olarak konumlandırıyoruz. Sürekli gelişimi odağına alan kurum kültürümüzle uzun vadeli ve kalıcı başarıyı güçlendirmeye devam ediyoruz.” Türkiye’nin Üretim Gücünü 20’den Fazla Ülkeye Taşıyor Türk gıda sektörünün güçlü ve güvenilir temsilcilerinden Eksun Gıda, sahadaki çevik ve organize satış ekipleriyle yüksek kalitedeki ürünlerini nihai tüketiciden profesyonel mutfaklara kadar uzanan geniş bir kullanım alanına taşıyor. Sinangil ve Sinangil Gluten YOK başta olmak üzere güçlü markalarıyla ürünlerini Türkiye’nin 81 ilinde tüketicilerle buluşturan şirket, Türkiye’deki yaygın satış gücünü uluslararası pazarlardaki etkinliğiyle destekliyor. Uzak Doğu, Orta Doğu, Afrika ve Latin Amerika başta olmak üzere 20’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Eksun Gıda, farklı coğrafyalardaki pazar ihtiyaçlarına cevap verebilen üretim kabiliyeti, yüksek kalite standartları ve güçlü tedarik yapısıyla Türk gıda sektörünün uluslararası pazarlardaki temsilini güçlendirmeyi sürdürüyor. Küresel Tedarik Olanaklarını Yakından Takip Ediyor Küresel ölçekte çeşitlenen tedarik olanaklarını yakından takip eden Eksun Gıda, hammadde ihtiyacını karşılarken yerli kaynakların yanı sıra uluslararası tedarik alternatiflerini de piyasa koşulları doğrultusunda değerlendiriyor. Sahadan gelen verileri küresel piyasa göstergeleriyle birlikte analiz eden şirket, değişen piyasa dinamiklerine hızlı şekilde uyum sağlayan alım politikasıyla tedarik sürekliliğini desteklerken üretimde yüksek kalite standardını korumaya odaklanıyor. Üretim Gücünü Yenilenebilir Enerjiyle Geleceğe Taşıyor Operasyonel ve finansal performansını sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla destekleyen Eksun Gıda, yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında İzmir’de teşvik belgelerini aldığı toplam 18,9 MW kapasiteye sahip rüzgâr enerjisi santrallerinin (RES) yapım çalışmalarını sürdürüyor. Santrallerin tamamlanmasıyla birlikte şirket, üretim süreçlerinde ihtiyaç duyduğu enerjinin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.