Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Vizyon

Kapsül Haber Ajansı - Vizyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vizyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır” Haber

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Müge Turan. 2010 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun oldum. Ardından Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisansımı, İstanbul Üniversitesi’nde de Executive MBA programını tamamladım. Kimya eğitimi bana sorgulamayı ve analitik düşünmeyi öğretti. İş hayatında bu bakış açısını insanı anlamak, marka geliştirmek ve ekip yönetmek üzerine edindiğim deneyimlerle birleştirdim. 15 yılı aşkın süredir Orzax’ta çalışıyorum. Pazarlama ekibinin ilk üyesi olarak başladığım bu yolculukta, farklı kademelerde sorumluluk aldım. Orzax büyürken ben de yıllar içerisinde öğrendim, geliştim ve yeni sorumluluklar üstlendim. Bu nedenle Orzax’ın benim için çok özel bir yeri var; bugün geldiğimiz noktada, yıllar içinde birlikte verdiğimiz emeği görüyorum. Bugün Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak markamızın pazarlama ve iletişim stratejilerine liderlik ediyorum. Ekibimle birlikte ürün konumlandırmadan marka yönetimine, tüketici iletişiminden kurumsal itibara kadar geniş bir alanda çalışıyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımızı yaptığımız her işe yansıtmayı, insanların güven duyduğu ve hayatında karşılığı olan bir marka oluşturmayı önemsiyoruz. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? İlk önemli dönüm noktası, bilimsel eğitimimi pazarlamayla buluşturmamdı. Bir ürünün bilimsel özelliklerini bilmekle, o ürünün insanlar için ne ifade ettiğini anlatabilmek farklı yetkinlikler gerektiriyor. Bu ikisini bir araya getirmek, mesleki yaklaşımımın temelini oluşturdu. Sonrasında ürün odaklı sorumluluklardan markanın bütününe baktığım bir role geçmek benim için önemli bir değişimdi. Sorumluluk alanım genişledikçe aldığım kararların ekipler, iş sonuçları ve markanın geleceği üzerindeki etkisini daha fazla görmeye başladım. Executive MBA eğitimim de bu süreçte stratejiye ve yönetime bakışımı geliştirdi. Orzax’ın uluslararası büyüme yolculuğu ise başka bir önemli eşik oldu. Türkiye’de edindiğimiz deneyimi farklı pazarlara taşırken her ülkeyi kendi ihtiyaçları, kültürü ve beklentileriyle anlamamız gerektiğini gördük. Bu süreç, markalaşmaya daha geniş bir açıdan bakmamı sağladı. Bugün bir karar alırken o kararın birkaç yıl sonra Orzax’a ne kazandıracağını da düşünüyorum. Kariyerim boyunca yaşadığım en önemli gelişimlerden biri, günlük işleri yönetmenin yanında markanın geleceğine dair sorumluluk alabilmek oldu. Sizin için başarıyı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, yaptığınız işin kalıcı bir değer üretmesi. Yıllar önce hayata geçirdiğim bir fikrin bugün hala karşılık bulduğunu, gelişerek markaya ve insanlara katkı sağladığını görmek bana büyük bir mutluluk veriyor. Ulaştığımız sonuçlar kadar, geleceğe ne taşıyabildiğimizi de önemsiyorum. Çalışma tarzımın en belirgin özelliği sahiplenmek. İşimi çok seviyorum. Bir fikrin ya da projenin mümkün olan en iyi haliyle hayata geçmesi için çaba gösteriyorum; gerektiğinde görev ve sorumluluk alanımın ötesine geçiyorum. Kolay vazgeçmem. Bir engelle karşılaştığımda başka bir yol arar, yeniden denerim. İşler istediğim gibi gitmediğinde hızlı toparlanıp devam edebilmemin de bugünlere gelmemde önemli bir payı var. Elbette bireysel çabayla ulaşabileceğiniz bir yer var. Daha büyük ve kalıcı başarılar için güçlü ekipler, ortak bir vizyon ve yönetimin belirlediği yönde istikrarlı bir çalışma gerekiyor. Kendi başarımı da birlikte çalıştığım insanların emeğinden ve Orzax’ın bize açtığı gelişim alanından bağımsız görmüyorum. Benim bu başarıya katkımın, işimi sahiplenmemden ve daha iyisi için yılmadan çalışmamdan geldiğini düşünüyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, büyüyen bir şirketin günlük ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte ihtiyaç duyacağı pazarlama yapısını da kurmaktı. Orzax pazarlama ekibinin ilk üyesiyim. Çok mütevazı imkanlarla, bir girişim ruhuyla başladığımız dönemde bugünkü gibi ekiplerimiz, departmanlarımız ve yerleşmiş süreçlerimiz yoktu. Örnek alabileceğim bir pazarlama yöneticim de bulunmuyordu. Pek çok şeyi kendimiz araştırarak, deneyerek ve sonuçlarından öğrenerek geliştirdik. Orzax büyüdükçe ihtiyaçlarımız ve hedeflerimiz de büyüdü. Bir önceki yıl yeterli olan yaklaşımı, ertesi yıl geliştirmemiz gerekti. Daha geleneksel iletişim çalışmalarıyla başladığımız bir noktadan, bugün uluslararası alanda markalaşan bir şirketin pazarlama ve iletişim stratejisini yönettiğimiz bir noktaya geldik. İlk yıllarda global markalarla ve onların imkanlarıyla rekabet etmek, ardından pazar liderliğini kazanmak ve korumak, her aşamada yeni bir sorumluluk getirdi. Bu anlamda her yılın kendi içinde bir meydan okuması vardı. Bu süreci sürekli öğrenerek, doğru uzmanlıkları ekibimize katarak ve birlikte çalışma biçimimizi geliştirerek yönettik. Benim de her aşamada kendimi yenilemem gerekti. Bildiklerimle yetinmemeye, ihtiyaç duyduğumuz yerde destek almaya ve ekip arkadaşlarımın gelişimine alan açmaya çalıştım. Bütün bunları sağlıkla ilişkili, iletişim sorumluluğu yüksek bir alanda yapıyorsunuz. Büyürken bilimsel doğruluğu, kaliteyi ve açık iletişimi korumak gerekiyor. Biz de hekimlere, eczacılara ve tüketicilere karşı bu sorumluluğu gözeterek ilerledik. Geriye baktığımda, zorlukları aşmamızı sağlayan en önemli şeyin birlikte öğrenme ve devam etme kararlılığımız olduğunu düşünüyorum. Bugün sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? En önemli önerim, ulaşmak istedikleri pozisyonun sorumluluğuna hazırlanmak olurdu. Bunun için işin farklı aşamalarını öğrenmek, sahayı tanımak ve alınan bir kararın diğer ekipleri nasıl etkilediğini anlamak gerekiyor. Ben kendi yolculuğumda işin içinde olmanın, ihtiyaç gördüğüm yerde sorumluluk almanın çok faydasını gördüm. Bir konuda uzmanlaşırken o konunun kurumun bütünüyle ilişkisini de anlamaya çalışmak, zamanla daha doğru kararlar vermenizi sağlıyor. Bir de sabırlı olmak gerekiyor. Deneyimin ve güvenin oluşması zaman alıyor. Bulunduğunuz yerde işinizi iyi yapmaya, öğrenmeye ve katkınızı artırmaya odaklandığınızda, daha büyük sorumluluklara da hazırlanıyorsunuz. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlikte yönün net olmasını, o yolda insanların kendi yeteneklerini ortaya koyabilmesini önemsiyorum. Ekibimin hangi işi neden yaptığımızı, neyi hedeflediğimizi ve kendi katkısının bu hedefteki yerini bilmesini isterim. İnsanlar yaptıkları işin anlamını gördüklerinde daha fazla sorumluluk alıyorlar. İşini yakından takip eden, ayrıntılara önem veren bir yöneticiyim. Bir projenin daha iyi olabileceğini düşünüyorsam bunun için uğraşırım. Aynı zamanda ekip arkadaşlarımın fikirlerini duymayı, kendi uzmanlık alanlarında inisiyatif almalarını ve kararlarını gerekçeleriyle ortaya koymalarını destekliyorum. Farklı görüşlerin işi geliştirdiğine inanıyorum. Büyüyen bir şirkette aynı anda çok sayıda talep gündeme gelebiliyor. Böyle dönemlerde öncelikleri belirlemek ve ekibin odağını korumak benim sorumluluğum. Beklentilerimi açık anlatmaya, geri bildirim vermeye ve gösterilen emeği takdir etmeye özen gösteriyorum. Benim için motivasyonun önemli bir kaynağı da geliştiğini hissetmek. Ekip arkadaşlarımın yeni sorumluluklar üstlendiğini, kendi kararlarını daha güvenle verdiğini görmek beni mutlu ediyor. Orzax’ın geleceğini taşıyacak insanları yetiştirmeyi liderliğin en değerli taraflarından biri olarak görüyorum. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? En önemli hedefimiz, Türkiye’de oluşturduğumuz güveni ve marka birikimini global pazarlarda da kalıcı bir başarıya dönüştürmek. Orzax’ın farklı ülkelerde tanınan, güvenilen ve tercih edilen bir marka olarak büyümesini istiyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımız doğrultusunda, Ar-Ge birikimimizle insanların ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler geliştirmeyi ve sağlıkla iyi yaşam alanında uluslararası ölçekte söz sahibi markalar arasında yer almayı hedefliyoruz. Pazarlama ve iletişim tarafında benim sorumluluğum da bu birikimi her pazarın kendi koşullarını anlayarak doğru anlatmak. Büyürken üretimden ambalaja kadar kaynaklarımızı daha verimli kullanmayı ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızın faydasını artırmayı da önemsiyoruz. Geleceğe dair hedeflerimizi, ticari büyümeyle birlikte insanlara ve topluma sağladığımız katkıyı düşünerek belirliyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında pazarlama alanında fark yaratmak için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Belirsizlik dönemlerinde önceliğim, kaynaklarımızı en çok katkı sağlayacak alanlara yönlendirmek. İnsanların ihtiyaçlarını ve değişen beklentilerini yakından takip ediyor, ürün kalitemizi ve bilimsel birikimimizi açık bir dille anlatmaya odaklanıyoruz. Veriyi ve sahadan gelen geri bildirimleri birlikte değerlendirerek hekim, eczacı ve tüketici için uygun içerik ve iletişim kanallarını belirliyoruz. Global pazarlarda da marka kimliğimizi koruyarak her ülkenin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Hedeflerimizde istikrarlı, yöntemlerimizde esnek olmamız gerektiğine inanıyorum. Koşullar değiştiğinde yaptığımız işi yeniden değerlendiriyor, gerektiğinde yolumuzu güncelliyoruz. Bunu yaparken markamızın uzun vadeli değerini ve bize duyulan güveni gözetiyoruz. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle meraklarını kaybetmemelerini ve öğrenmeyi mezuniyetle tamamlanmış bir süreç olarak görmemelerini öneririm. İş hayatı, hangi konularda gelişmeniz gerektiğini size gösteriyor. Bunu fark edip kendinize yatırım yapmanız çok değerli. Bir diğer önerim, yaptıkları işi sahiplenmeleri. Bir ihtiyacı fark ettiklerinde çözüm düşünmeleri, sorumluluk almaları ve başladıkları işi sonuna kadar takip etmeleri, hem gelişimlerini hem de kendilerine duyulan güveni güçlendirir. Zorlandıkları dönemlerde de hemen vazgeçmesinler. Her şeyin ilk denemede olması gerekmiyor. Geri bildirim almak, hatadan öğrenmek ve yeniden denemek iş hayatının bir parçası. Ben işimi sevmenin ve yaptığım katkıya inanmanın bu devam etme gücünü beslediğini düşünüyorum. Gençlerin de zaman içinde kendi güçlü yönlerini tanımalarını ve emek vermekten heyecan duydukları bir alan bulmalarını çok önemsiyorum.

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır” Haber

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Müge Turan. 2010 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun oldum. Ardından Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisansımı, İstanbul Üniversitesi’nde de Executive MBA programını tamamladım. Kimya eğitimi bana sorgulamayı ve analitik düşünmeyi öğretti. İş hayatında bu bakış açısını insanı anlamak, marka geliştirmek ve ekip yönetmek üzerine edindiğim deneyimlerle birleştirdim. 15 yılı aşkın süredir Orzax’ta çalışıyorum. Pazarlama ekibinin ilk üyesi olarak başladığım bu yolculukta, farklı kademelerde sorumluluk aldım. Orzax büyürken ben de yıllar içerisinde öğrendim, geliştim ve yeni sorumluluklar üstlendim. Bu nedenle Orzax’ın benim için çok özel bir yeri var; bugün geldiğimiz noktada, yıllar içinde birlikte verdiğimiz emeği görüyorum. Bugün Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak markamızın pazarlama ve iletişim stratejilerine liderlik ediyorum. Ekibimle birlikte ürün konumlandırmadan marka yönetimine, tüketici iletişiminden kurumsal itibara kadar geniş bir alanda çalışıyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımızı yaptığımız her işe yansıtmayı, insanların güven duyduğu ve hayatında karşılığı olan bir marka oluşturmayı önemsiyoruz. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? İlk önemli dönüm noktası, bilimsel eğitimimi pazarlamayla buluşturmamdı. Bir ürünün bilimsel özelliklerini bilmekle, o ürünün insanlar için ne ifade ettiğini anlatabilmek farklı yetkinlikler gerektiriyor. Bu ikisini bir araya getirmek, mesleki yaklaşımımın temelini oluşturdu. Sonrasında ürün odaklı sorumluluklardan markanın bütününe baktığım bir role geçmek benim için önemli bir değişimdi. Sorumluluk alanım genişledikçe aldığım kararların ekipler, iş sonuçları ve markanın geleceği üzerindeki etkisini daha fazla görmeye başladım. Executive MBA eğitimim de bu süreçte stratejiye ve yönetime bakışımı geliştirdi. Orzax’ın uluslararası büyüme yolculuğu ise başka bir önemli eşik oldu. Türkiye’de edindiğimiz deneyimi farklı pazarlara taşırken her ülkeyi kendi ihtiyaçları, kültürü ve beklentileriyle anlamamız gerektiğini gördük. Bu süreç, markalaşmaya daha geniş bir açıdan bakmamı sağladı. Bugün bir karar alırken o kararın birkaç yıl sonra Orzax’a ne kazandıracağını da düşünüyorum. Kariyerim boyunca yaşadığım en önemli gelişimlerden biri, günlük işleri yönetmenin yanında markanın geleceğine dair sorumluluk alabilmek oldu. Sizin için başarıyı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, yaptığınız işin kalıcı bir değer üretmesi. Yıllar önce hayata geçirdiğim bir fikrin bugün hala karşılık bulduğunu, gelişerek markaya ve insanlara katkı sağladığını görmek bana büyük bir mutluluk veriyor. Ulaştığımız sonuçlar kadar, geleceğe ne taşıyabildiğimizi de önemsiyorum. Çalışma tarzımın en belirgin özelliği sahiplenmek. İşimi çok seviyorum. Bir fikrin ya da projenin mümkün olan en iyi haliyle hayata geçmesi için çaba gösteriyorum; gerektiğinde görev ve sorumluluk alanımın ötesine geçiyorum. Kolay vazgeçmem. Bir engelle karşılaştığımda başka bir yol arar, yeniden denerim. İşler istediğim gibi gitmediğinde hızlı toparlanıp devam edebilmemin de bugünlere gelmemde önemli bir payı var. Elbette bireysel çabayla ulaşabileceğiniz bir yer var. Daha büyük ve kalıcı başarılar için güçlü ekipler, ortak bir vizyon ve yönetimin belirlediği yönde istikrarlı bir çalışma gerekiyor. Kendi başarımı da birlikte çalıştığım insanların emeğinden ve Orzax’ın bize açtığı gelişim alanından bağımsız görmüyorum. Benim bu başarıya katkımın, işimi sahiplenmemden ve daha iyisi için yılmadan çalışmamdan geldiğini düşünüyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, büyüyen bir şirketin günlük ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte ihtiyaç duyacağı pazarlama yapısını da kurmaktı. Orzax pazarlama ekibinin ilk üyesiyim. Çok mütevazı imkanlarla, bir girişim ruhuyla başladığımız dönemde bugünkü gibi ekiplerimiz, departmanlarımız ve yerleşmiş süreçlerimiz yoktu. Örnek alabileceğim bir pazarlama yöneticim de bulunmuyordu. Pek çok şeyi kendimiz araştırarak, deneyerek ve sonuçlarından öğrenerek geliştirdik. Orzax büyüdükçe ihtiyaçlarımız ve hedeflerimiz de büyüdü. Bir önceki yıl yeterli olan yaklaşımı, ertesi yıl geliştirmemiz gerekti. Daha geleneksel iletişim çalışmalarıyla başladığımız bir noktadan, bugün uluslararası alanda markalaşan bir şirketin pazarlama ve iletişim stratejisini yönettiğimiz bir noktaya geldik. İlk yıllarda global markalarla ve onların imkanlarıyla rekabet etmek, ardından pazar liderliğini kazanmak ve korumak, her aşamada yeni bir sorumluluk getirdi. Bu anlamda her yılın kendi içinde bir meydan okuması vardı. Bu süreci sürekli öğrenerek, doğru uzmanlıkları ekibimize katarak ve birlikte çalışma biçimimizi geliştirerek yönettik. Benim de her aşamada kendimi yenilemem gerekti. Bildiklerimle yetinmemeye, ihtiyaç duyduğumuz yerde destek almaya ve ekip arkadaşlarımın gelişimine alan açmaya çalıştım. Bütün bunları sağlıkla ilişkili, iletişim sorumluluğu yüksek bir alanda yapıyorsunuz. Büyürken bilimsel doğruluğu, kaliteyi ve açık iletişimi korumak gerekiyor. Biz de hekimlere, eczacılara ve tüketicilere karşı bu sorumluluğu gözeterek ilerledik. Geriye baktığımda, zorlukları aşmamızı sağlayan en önemli şeyin birlikte öğrenme ve devam etme kararlılığımız olduğunu düşünüyorum. Bugün sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? En önemli önerim, ulaşmak istedikleri pozisyonun sorumluluğuna hazırlanmak olurdu. Bunun için işin farklı aşamalarını öğrenmek, sahayı tanımak ve alınan bir kararın diğer ekipleri nasıl etkilediğini anlamak gerekiyor. Ben kendi yolculuğumda işin içinde olmanın, ihtiyaç gördüğüm yerde sorumluluk almanın çok faydasını gördüm. Bir konuda uzmanlaşırken o konunun kurumun bütünüyle ilişkisini de anlamaya çalışmak, zamanla daha doğru kararlar vermenizi sağlıyor. Bir de sabırlı olmak gerekiyor. Deneyimin ve güvenin oluşması zaman alıyor. Bulunduğunuz yerde işinizi iyi yapmaya, öğrenmeye ve katkınızı artırmaya odaklandığınızda, daha büyük sorumluluklara da hazırlanıyorsunuz. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlikte yönün net olmasını, o yolda insanların kendi yeteneklerini ortaya koyabilmesini önemsiyorum. Ekibimin hangi işi neden yaptığımızı, neyi hedeflediğimizi ve kendi katkısının bu hedefteki yerini bilmesini isterim. İnsanlar yaptıkları işin anlamını gördüklerinde daha fazla sorumluluk alıyorlar. İşini yakından takip eden, ayrıntılara önem veren bir yöneticiyim. Bir projenin daha iyi olabileceğini düşünüyorsam bunun için uğraşırım. Aynı zamanda ekip arkadaşlarımın fikirlerini duymayı, kendi uzmanlık alanlarında inisiyatif almalarını ve kararlarını gerekçeleriyle ortaya koymalarını destekliyorum. Farklı görüşlerin işi geliştirdiğine inanıyorum. Büyüyen bir şirkette aynı anda çok sayıda talep gündeme gelebiliyor. Böyle dönemlerde öncelikleri belirlemek ve ekibin odağını korumak benim sorumluluğum. Beklentilerimi açık anlatmaya, geri bildirim vermeye ve gösterilen emeği takdir etmeye özen gösteriyorum. Benim için motivasyonun önemli bir kaynağı da geliştiğini hissetmek. Ekip arkadaşlarımın yeni sorumluluklar üstlendiğini, kendi kararlarını daha güvenle verdiğini görmek beni mutlu ediyor. Orzax’ın geleceğini taşıyacak insanları yetiştirmeyi liderliğin en değerli taraflarından biri olarak görüyorum. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? En önemli hedefimiz, Türkiye’de oluşturduğumuz güveni ve marka birikimini global pazarlarda da kalıcı bir başarıya dönüştürmek. Orzax’ın farklı ülkelerde tanınan, güvenilen ve tercih edilen bir marka olarak büyümesini istiyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımız doğrultusunda, Ar-Ge birikimimizle insanların ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler geliştirmeyi ve sağlıkla iyi yaşam alanında uluslararası ölçekte söz sahibi markalar arasında yer almayı hedefliyoruz. Pazarlama ve iletişim tarafında benim sorumluluğum da bu birikimi her pazarın kendi koşullarını anlayarak doğru anlatmak. Büyürken üretimden ambalaja kadar kaynaklarımızı daha verimli kullanmayı ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızın faydasını artırmayı da önemsiyoruz. Geleceğe dair hedeflerimizi, ticari büyümeyle birlikte insanlara ve topluma sağladığımız katkıyı düşünerek belirliyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında pazarlama alanında fark yaratmak için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Belirsizlik dönemlerinde önceliğim, kaynaklarımızı en çok katkı sağlayacak alanlara yönlendirmek. İnsanların ihtiyaçlarını ve değişen beklentilerini yakından takip ediyor, ürün kalitemizi ve bilimsel birikimimizi açık bir dille anlatmaya odaklanıyoruz. Veriyi ve sahadan gelen geri bildirimleri birlikte değerlendirerek hekim, eczacı ve tüketici için uygun içerik ve iletişim kanallarını belirliyoruz. Global pazarlarda da marka kimliğimizi koruyarak her ülkenin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Hedeflerimizde istikrarlı, yöntemlerimizde esnek olmamız gerektiğine inanıyorum. Koşullar değiştiğinde yaptığımız işi yeniden değerlendiriyor, gerektiğinde yolumuzu güncelliyoruz. Bunu yaparken markamızın uzun vadeli değerini ve bize duyulan güveni gözetiyoruz. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle meraklarını kaybetmemelerini ve öğrenmeyi mezuniyetle tamamlanmış bir süreç olarak görmemelerini öneririm. İş hayatı, hangi konularda gelişmeniz gerektiğini size gösteriyor. Bunu fark edip kendinize yatırım yapmanız çok değerli. Bir diğer önerim, yaptıkları işi sahiplenmeleri. Bir ihtiyacı fark ettiklerinde çözüm düşünmeleri, sorumluluk almaları ve başladıkları işi sonuna kadar takip etmeleri, hem gelişimlerini hem de kendilerine duyulan güveni güçlendirir. Zorlandıkları dönemlerde de hemen vazgeçmesinler. Her şeyin ilk denemede olması gerekmiyor. Geri bildirim almak, hatadan öğrenmek ve yeniden denemek iş hayatının bir parçası. Ben işimi sevmenin ve yaptığım katkıya inanmanın bu devam etme gücünü beslediğini düşünüyorum. Gençlerin de zaman içinde kendi güçlü yönlerini tanımalarını ve emek vermekten heyecan duydukları bir alan bulmalarını çok önemsiyorum. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uludağ İçecek, 1. FC Nürnberg’in Resmi Sponsoru Oldu Haber

Uludağ İçecek, 1. FC Nürnberg’in Resmi Sponsoru Oldu

Uludağ İçecek, prestijli ortaklıklar ve sponsorluklar aracılığıyla sporu desteklemeyi uzun süredir gerçekleştiriyor. 1985'ten bu yana Bursaspor'un en eski destekçilerinden biri olan Uludağ İçecek, yolculuğu boyunca kulübün yanında yer almış, forma sırt sponsorluğu ile takımın birçok büyük başarısında ve şampiyonluk kazandığı her sezonda kulübü desteklemiştir. Bu ortaklıklar aynı zamanda Dubai Palm City FC'nin forma sırt sponsorluğunu, 2019'dan bu yana EuroLeague Resmi Sponsoru olmasını ve 2017'den bu yana Uludağ Premium Ultra Trail'e (UPUT) sağladığı kesintisiz desteği de kapsamaktadır. Ömer Kızıl: "Geleceği birlikte şekillendirirken mirasımızı koruyoruz" Ortaklığa ilişkin değerlendirmede bulunan Uludağ İçecek Türk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl şunları söyledi: "1. FC Nürnberg ile yaptığımız ortaklık bir sponsorluk anlaşmasından çok daha fazlasını temsil ediyor; aynı temel değerleri paylaşan iki köklü marka arasındaki bir iş birliğidir. 1. FC Nürnberg gelenek, yenilikçilik ve sürdürülebilir bir geleceğe bağlılık ilkelerini simgeliyor; bu değerler Uludağ İçecek'i de onlarca yıldır tanımlayan değerlerdir. Ünü Frankonya bölgesinin çok ötesine uzanan Nürnberg, köklerine bağlı kalırken dönüşümü ve geleceği güvenle kucaklayan bir kulüp. Bu uzun vadeli ve disiplinli yaklaşım, bizim kurumsal felsefemizle mükemmel bir şekilde örtüşüyor. Alman profesyonel futboluna atılan bu ilk büyük adım, Avrupa'nın önde gelen içecek markalarından biri olma yolculuğumuzda kilit bir dönüm noktasına işaret ediyor. Taraftarlarla aramızdaki duygusal bağı güçlendirerek stadyumlara ve ötesine ferahlatıcı deneyimler taşımaktan ve bu heyecan verici yolculuğa çıkmaktan gurur duyuyoruz." Sponsorluk anlaşmasını değerlendiren 1. FC Nürnberg Strateji ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Niels Rossow ise şunları söyledi: "Uludağ'ın Alman futbolundaki ilk ortaklığı için 1. FC Nürnberg'i seçmesinden gurur duyuyoruz. Geleneklerine bağlı bir şirket ve aynı derecede zengin bir mirasa sahip bir kulüp – sadece kağıt üzerinde değil, mükemmel bir uyum gibi görünüyor." Miras ile geleceği birleştiren bir vizyon 114 yıllık kurumsal mirasıyla, kökleri 1912 yılına kadar uzanan Uludağ İçecek, adını şirketin hikayesinin başladığı Bursa'ya tepeden bakan simgesel dağ Uludağ'dan alıyor. 1930 yılında Nuri Erbak'ın orijinal Uludağ Gazoz formülünü geliştirmesiyle Uludağ İçecek yeni bir döneme girdi. Bugün şirket, Avrupa ve Orta Doğu'daki operasyonları aracılığıyla bu mirası uluslararası pazarlara taşıyor. 1. FC Nürnberg ile yapılan ortaklık, Uludağ markasının profesyonel futbol dünyasındaki uluslararası görünürlüğünü daha da güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Buttim Trend Alanı, Bursa Ticaretinin Yeni Buluşma Noktası Oluyor Haber

Buttim Trend Alanı, Bursa Ticaretinin Yeni Buluşma Noktası Oluyor

Bursa’nın önemli ticaret merkezlerinden BUTTİM’de, ticaretin ve sektörlerin buluşma noktası olacak yeni bir proje hayata geçirildi. Trend Alanları ile BUTTİM’de faaliyet gösteren firmaların seçili ürünleri, modern ve dinamik bir konseptle ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Modern tasarımı ve dinamik yapısıyla dikkat çeken Trend Alanları’nda, BUTTİM’de faaliyet gösteren firmaların seçili ürünleri sergileniyor. Alanı ziyaret eden alıcılar ve vatandaşlar, beğendikleri ürünlerin üzerinde yer alan firma ve ürün etiketleri sayesinde ilgili markanın BUTTİM’deki mağaza ve showroomuna kolaylıkla ulaşabiliyor. Böylece Trend Alanı, yalnızca ürünlerin sergilendiği bir alan olmanın ötesinde, ziyaretçiyi doğrudan BUTTİM esnafıyla buluşturan yeni nesil bir ticaret noktası olarak öne çıkıyor. YILIN 365 GÜNÜ YAŞAYAN TİCARET BUTTİM’deki ortak alanların yenilenmesi ve bu alanların ortak kullanımda nasıl değerlendirileceği konusu, BUTTİM Yönetim Kurulu tarafından yürütülen değerlendirmeler kapsamında ele alınırken, Trend Alanları projesi gündeme geldi. Projenin hayata geçirilmesinde BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu vizyona dikkat çeken BUTTİM Yönetim Kurulu Başkanı Gülten Demir Varol, Trend Alanları’nın BUTTİM’in ticari kimliğine yeni bir değer kattığını belirtti. BUTTİM Yönetim Kurulu Başkanı Gülten Demir Varol, projenin hayata geçirilmesinde BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ortaya koyduğu vizyona dikkat çekerek, Trend Alanları’nın BUTTİM’in ticari kimliğine yeni bir değer kattığını belirtti. Varol, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Değerli ticaret dünyasının kıymetli temsilcileri, saygıdeğer Bursalıların bizlerden en büyük ve en haklı beklentilerinden biri, fuarların BUTTİM'de düzenlenmesiydi. Ortak alanlarımızın yenilenmesi için çalışmalarımız devam ederken, BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay çok değerli ve vizyoner bir öneri sundu. Başkanımız, ‘Bu alanları yalnızca yenilemeyelim; yılın 365 günü yaşayan, ticaretin ve modanın nabzını tutan Trend Alanları'na dönüştürelim.’ diyerek projemize yeni bir vizyon kazandırdı. Merkezimizin ortak kullanım alanlarını, BUTTİM'in ticari kimliği ve Bursa'nın gücüne yakışır şekilde yeni kullanım modeli ile modern, estetik ve prestijli bir görünüme kavuştururken hayata geçirilen bu proje, o ortak vizyonun eseridir.” SÜREÇ BTSO TARAFINDAN TİTİZLİKLE PLANLANDI Trend Alanları’nın konsept, mimari dil, stant ve tasarım çalışmalarının BTSO tarafından görevlendirilen uzman tasarımcılar tarafından titizlikle planlandığını belirten Varol, projenin BUTTİM’e yıl boyunca yaşayan yeni nesil bir ticaret alanı kazandırdığını ifade etti. Varol, “Böylece BUTTİM'e, sadece fuar dönemlerinde değil, yılın her günü ziyaretçilerini ağırlayacak, markalarımızı vitrine çıkaracak ve ticareti sürekli canlı tutacak yeni nesil bir ticaret alanı kazandırılmış oldu.” dedi. BAŞKAN BURKAY’A TEŞEKKÜR Trend Alanları’nın BUTTİM esnafı açısından önemli bir tanıtım ve ticaret fırsatı oluşturduğuna dikkat çeken Varol, uzun yıllardır dile getirilen fuar talebinin güçlü bir projeye dönüştürüldüğünü vurguladı. Varol, projenin hayata geçirilmesindeki katkılarından dolayı BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a teşekkür ederek, “Esnafımızın yıllardır dile getirdiği bu önemli talebi böylesine güçlü bir projeye dönüştüren, her aşamada bizlere destek veren ve süreci bizzat sahiplenen BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay'a, şahsım ve tüm BUTTİM esnafı adına en içten teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı. “BUTTİM’İN YENİ YÜZÜNÜ GÖRMEYE DAVET EDİYORUM” Trend Alanları, aynı zamanda Bursa’nın ticaret kapasitesinin ve BUTTİM’de faaliyet gösteren markaların görünürlüğünün artırılmasına katkı sağlayacak bir merkez olarak konumlanıyor. Alanları ziyaret eden sektör profesyonelleri, alım heyetleri, toptan ve perakende alıcılar ile vatandaşlar, sergilenen ürünleri inceleyerek beğendikleri ürünlerin etiketleri üzerinden doğrudan ilgili firmaya ulaşabiliyor. BUTTİM Yönetim Kurulu Başkanı Gülten Demir Varol, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bursa ticaretine yeni bir ivme kazandıracak ve kentimizi ulusal ve uluslararası alıcılar için daha güçlü bir cazibe merkezi hâline getirecek bu yeni vizyonun BUTTİM'e, tüm esnafımıza, iş dünyamıza ve Bursa'mıza hayırlı olmasını diliyor; sektör temsilcilerimizi, alım heyetlerini, hemşehrilerimizi ve ülkemizin dört bir yanından gelecek toptan ve perakende ziyaretçilerimizi BUTTİM'in yeni yüzünü görmeye davet ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Hayat Emeklilik ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi İş Birliğini Yeniledi Haber

Anadolu Hayat Emeklilik ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi İş Birliğini Yeniledi

Anadolu Hayat Emeklilik ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi arasındaki iş birliği yenilendi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nde düzenlenen imza törenine Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Altınsoy ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Türkiye İş Bankası ve Anadolu Hayat Emeklilik yöneticileri katıldı. İmzalanan sözleşme, belediye çalışanları ve aileleri için önemli bir güvence sunarken, iki kurum arasında uzun yıllara dayanan iş birliğinin de güçlenerek devam edeceğini gösterdi. İmza töreninde konuşan Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Altınsoy, çalışanların geleceğini güvence altına alacak çözümler üretmeyi şirket olarak en önemli sorumluluklarından biri olarak gördüklerini belirterek şunları söyledi: "Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile yenilediğimiz bu iş birliği, çalışanların ve ailelerinin geleceğine güvence sağlamaya yönelik ortak yaklaşımımızın güçlü bir göstergesidir. Açıkçası burada iki husus bizim için çok önemliydi. Öncelikle bu kadar büyük bir belediyenin iştirak çalışanlarını da kapsayacak şekilde çalışanların ve dolayısıyla çalışanların ailelerinin geleceğini ilave bir güvence altına alma yönündeki vizyonu ortaya koyması kıymetliydi. Bu vizyonu destekleyen iradenin ortaya koyulması ayrıca değerliydi. Nihayetinde bu vizyon, bu irade şirketimizin misyonu olan ‘Herkese İyi Gelecek’ çatısıyla birleşti. Vizyon, irade ve misyon çok güzel bir üçlü olarak bu çerçevede buluştu. Bu sözleşmeyi karşılıklı iyi niyetin çok güzel bir kesişmesi olarak yorumluyoruz. Biz bu sözleşmeyi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi gibi çok büyük bir değerle hayata geçirdik. Yakın vadede bu iş birliğinin benzer anlaşmaların önünü açacağına ve diğer belediyelerle de yeni iş birliklerine zemin hazırlayacağına inanıyoruz" Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı Kimdir? Bursa İş Dünyasının Tanınan İsmi Başkanlığa Hazırlanıyor Haber

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı Kimdir? Bursa İş Dünyasının Tanınan İsmi Başkanlığa Hazırlanıyor

Bursa'nın köklü sanayi ve ticaret kuruluşlarından birinin temsilcisi olan Özer Matlı, iş dünyasındaki deneyimi, sanayi yatırımları ve sivil toplum kuruluşlarındaki aktif görevleriyle BTSO başkanlığı için adı öne çıkan isimler arasında bulunuyor. Bursa ekonomisinin geleceğinin şekilleneceği yeni dönemde adaylık hazırlıklarını sürdüren Özer Matlı'nın kariyeri, sanayicilik anlayışı ve iş dünyasındaki çalışmaları kamuoyunda merak edilen başlıklar arasında yer alıyor. Özer Matlı kimdir? Özer Matlı, Bursa'nın köklü sanayi ve iş dünyası ailelerinden birinin temsilcisi olarak uzun yıllardır üretim, sanayi ve tarıma dayalı sanayi alanlarında faaliyet gösteriyor. Eğitim hayatının ardından aile şirketlerinde aktif görev üstlenen Matlı, zaman içerisinde yöneticilik sorumluluğunu üstlenerek şirketlerin büyüme süreçlerinde önemli rol oynadı. Özellikle yem sanayi, tarım, hayvancılık, gıda ve üretim alanlarında faaliyet gösteren Matlı Grubu'nun yönetiminde yer alan Özer Matlı, sanayi yatırımlarıyla birlikte Bursa ekonomisine katkı sağlayan isimler arasında gösteriliyor. Üretim odaklı yaklaşımı ve yatırım vizyonuyla dikkat çeken Matlı, Bursa'nın sanayi kültürünün gelişmesine yönelik birçok projede de aktif görev aldı. İş dünyasında uzun yıllara dayanan yönetim deneyimi Özer Matlı, yalnızca özel sektördeki yatırımlarıyla değil, aynı zamanda iş dünyasının temsil edildiği kurumlarda üstlendiği görevlerle de öne çıkıyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde uzun yıllardır çeşitli görevlerde bulunan Matlı, meclis çalışmaları ve komisyon faaliyetleri içerisinde aktif rol üstlenirken, Bursa iş dünyasının beklenti ve taleplerinin ortak platformlarda dile getirilmesine katkı sundu. Sanayiciler ve yatırımcılarla kurduğu güçlü iletişim sayesinde üretim, ihracat, istihdam ve yatırım konularında yürütülen çalışmalarda etkin rol oynayan Matlı, Bursa'nın ekonomik gelişimine yönelik birçok projeye destek verdi. Bursa ekonomisinin güçlü markalarından birinin temsilcisi Özer Matlı'nın yönetiminde görev aldığı Matlı Grubu, Türkiye'nin tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren önemli sanayi kuruluşları arasında yer alıyor. Yem üretimi başta olmak üzere gıda ve tarım sanayisinde gerçekleştirdiği yatırımlarla büyüyen grup, yüksek üretim kapasitesi ve ihracat odaklı yapısıyla hem Bursa hem de Türkiye ekonomisine katkı sağlamayı sürdürüyor. Sanayi yatırımlarında sürdürülebilir büyüme, teknoloji kullanımı ve verimlilik odaklı yaklaşımı benimseyen Matlı, üretimin güçlenmesini ekonomik kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak değerlendiriyor. BTSO başkan adaylığı iş dünyasında yakından takip ediliyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri öncesinde adı başkan adayları arasında öne çıkan Özer Matlı'nın, iş dünyasının farklı kesimleriyle gerçekleştirdiği temaslarını sürdürdüğü belirtiliyor. BTSO'nun yeni dönemde sanayi, ihracat, dijital dönüşüm, yeşil mutabakat, finansmana erişim ve küresel rekabet gibi başlıklarda daha etkin çalışmalar yürütmesi gerektiğine yönelik değerlendirmelerin seçim sürecinde öne çıkması bekleniyor. Özer Matlı'nın da bu başlıklarda hazırladığı vizyon doğrultusunda Bursa iş dünyasının beklentilerine yönelik projelerini kamuoyuyla paylaşması bekleniyor. Üretim, ihracat ve sürdürülebilir büyüme ön planda olacak Bursa, Türkiye'nin üretim ve ihracat üssü konumundaki şehirleri arasında yer alırken, BTSO'nun yeni dönem yönetiminin sanayicilerin rekabet gücünü artıracak politikalar geliştirmesi büyük önem taşıyor. Özer Matlı'nın sanayi geçmişi ve üretim odaklı yönetim anlayışının özellikle dijital dönüşüm, yüksek katma değerli üretim, teknoloji yatırımları, yeşil dönüşüm ve uluslararası pazarlara erişim gibi alanlarda yeni projelerin geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. İş dünyasının farklı sektörlerinden gelen talepler doğrultusunda ortak akıl kültürünü güçlendiren bir yönetim anlayışının da seçim sürecinde öne çıkan başlıklar arasında yer alacağı değerlendiriliyor. Sivil toplum ve iş dünyasında aktif rol üstleniyor Özer Matlı, iş hayatının yanı sıra Bursa iş dünyasını temsil eden çeşitli platformlarda da aktif görevler üstleniyor. Sanayi, ticaret ve üretim odaklı çalışmalarda yer alan Matlı, sektör temsilcileriyle yürüttüğü istişare süreçleriyle dikkat çekiyor. Bursa'nın ekonomik gelişimine katkı sağlayacak projelerde aktif rol alan Matlı, kent ekonomisinin büyümesi, ihracatın artırılması ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları destekleyen isimler arasında yer alıyor. BTSO seçimlerinde dikkat çeken adaylardan biri Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine yönelik hazırlıklar sürerken, Özer Matlı'nın başkan adaylığı iş dünyasında yakından takip edilen gelişmeler arasında bulunuyor. Üretim odaklı iş deneyimi, sanayi yatırımları, kurumsal yöneticilik tecrübesi ve Bursa iş dünyasıyla kurduğu güçlü ilişkilerle öne çıkan Özer Matlı'nın, önümüzdeki süreçte açıklayacağı projeler ve seçim vizyonunun BTSO üyeleri tarafından yakından izlenmesi bekleniyor.

Koç Üniversitesi  32’inci Dönem Mezunlarını Verdi Haber

Koç Üniversitesi 32’inci Dönem Mezunlarını Verdi

Lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan 1731 öğrencinin mezun olduğu bu yıl okul birincileri Ekonomi Bölümü ve Psikoloji Bölümü Bölümü’nden Selin Demirayak, Kimya Bölümü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Ege Yiğit Erbil, Fizik Bölümü ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Melih Özkurt ve İşletme Bölümü ve Ekonomi Bölümü’nden Hüseyin Uygar Bağıryanık oldu. Törenin bu yılki konuk konuşmacısı, Nobel Ekonomi Ödülü sahibi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu oldu. Törende konuşan Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu gençlere, “Sizi başarıya taşıyan rutinlerinizi, reflekslerinizi, çalışma şekillerinizi, sorma, soruşturma, araştırma yöntemlerinizi canlı tutup, geliştirip hayatınızın her bölümüne uygularsanız ve yol boyunca engellerle karşılaştığınızda da pes etmezseniz, başarılarınızın artarak devam edeceğine inanıyorum” diyerek seslendi. Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti de, “Cesaretiniz güçlü olsun. Ve yarattığınız etki, sizden çok daha uzun yaşasın. Çünkü hayatın sonunda sahip olduğunuz unvanlar değil, dokunduğunuz hayatlar ve yarattığınız katkılar kalacak geriye. Hepiniz üniversitemizin önemli bir parçası oldunuz ve sonsuza dek öyle kalacaksınız. Sizlerden beklentilerimiz çok fazla ve her zaman yanınızda olacağız.” diye konuştu. Törende, kurumlar, politik ekonomi ve ekonomik kalkınma alanlarında gerçekleştirdiği öncü çalışmalarıyla, toplumların refah, özgürlük ve kalkınma düzeylerini belirleyen temel dinamiklere ilişkin anlayışa kalıcı ve dönüştürücü katkılarda bulunmuş çağımızın en etkili iktisatçıları arasında yer alan Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na Şeref Doktorası takdim edildi. Koç Üniversitesi’nde lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan 1731 öğrenci 27 Haziran Cumartesi günü Rumelifeneri Kampüsü’nde düzenlenen mezuniyet töreninde diplomalarını aldı. Tören, Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Onursal Başkanı Rahmi M. Koç, Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu, Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, Mütevelli Heyet ve Danışma Kurulu Üyeleri, akademisyenler, 2026 mezunları ve ailelerinin katılımıyla gerçekleşti. Koç Üniversitesi’nin 32. mezuniyet töreninde konuk konuşmacı Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu oldu. Törende, çağımızın en etkili iktisatçıları arasında yer alan Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na Şeref Doktorası takdim edildi. Cem Kozlu: Hayat boyu bir öğrenci gibi araştırarak ve sorgulayarak başarıya ulaşabileceğinizi unutmayın Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu, konuşmasına Mütevelli Heyet Başkanlığı görevini büyük bir özveri ve zengin bir vizyon ile yürüten, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Prof. Dr. Nur Yalman’ın üniversiteye yaptığı eşsiz katkılar için şükranlarını sunarak başladı. Cem Kozlu gençlere şöyle seslendi, “Değerli mezun adaylarımız 15-20 yıldır öğrencisiniz. Başarılı olmasaydınız, bugün beraber olamazdık. Sizi başarıya taşıyan rutinlerinizi, reflekslerinizi, çalışma şekillerinizi, sorma, soruşturma, araştırma yöntemlerinizi canlı tutup, geliştirip hayatınızın her bölümüne uygularsanız ve yol boyunca engellerle karşılaştığınızda da pes etmezseniz, başarılarınızın artarak devam edeceğine inanıyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun.” Prof. Dr. Metin Sitti: “Milyonların Hayatına Dokunan Bir Vizyon” Törende açılış konuşmasını yapan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, başta Üniversitenin kurucusu merhum Vehbi Koç olmak üzere Koç Üniversitesi’nin elde ettiği büyük başarılarda önemli katkıları bulunan Koç Ailesi’ne, Vehbi Koç Vakfı’na, Koç Üniversitesi Danışma Kurulu ve Mütevelli Heyetine, üniversitenin önceki yöneticilerine, akademik ve idari çalışanlara, öğrenci ve mezunlara teşekkür etti. Prof. Dr. Metin Sitti: “Bugün sizlerin başarısını kutlarken, bu başarının arkasındaki büyük vizyonu da hatırlatmak istiyorum. Bu yıl, Koç Topluluğu’nun kuruluşunun 100. Yılını kutluyoruz. Bir asır önce, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ülkesinin geleceğine inanan genç bir girişimci olarak yola çıkan Vehbi Koç’un ortaya koyduğu vizyon, bugün milyonlarca insanın hayatına dokunan bir etkiye dönüşmüş durumda. Ancak Vehbi Koç’un mirası yalnızca iş dünyasında yarattığı başarılarla ölçülemez. O, eğitimin, bilimin, sanatın, kültürün ve toplumsal gelişimin güçlü bir ülkenin vazgeçilmez unsurları olduğuna inanıyordu. Vehbi Koç, yalnızca ekonomik değer yaratan bir girişimci değil; eğitime, bilime, sanata ve toplumsal gelişime yatırım yaparak kalıcı kurumlar inşa eden bir vizyonerdi. Bugün Koç Üniversitesi de bu vizyonun en güçlü örneklerinden biridir. Ancak bugün, mezuniyet sevincimizi yaşarken, yakın zamanda kaybettiğimiz çok değerli bir ismimizi de anmak istiyorum. Uzun yıllar Mütevelli Heyet Üyemiz ve 2019–2025 yılları arasında Mütevelli Heyet Başkanımız olarak görev yapan Prof. Dr. Nur Yalman, yalnızca dünya çapında saygın bir akademisyen değil, aynı zamanda Üniversitemizin gelişimine yön vermiş vizyoner bir liderdi. Öğrencilerimizin yalnızca başarılı değil, aynı zamanda topluma değer katan ve olumlu değişim yaratabilen bireyler olacağına büyük güven duyardı. Bugün kendisini saygı, minnet ve özlemle anıyoruz” diye konuştu. Prof. Dr. Metin Sitti: Bilgi ancak insan hayatına dokunduğunda gerçek değer kazanır Koç Üniversitesi’nin genç bir üniversite olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Metin Sitti sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün mezun ettiğimiz sizler gibi, üniversitemiz de genç bir kurum; ancak yaşından çok daha büyük hayallere ve hedeflere sahip. Sizlerin doğduğu yıllarda henüz kuruluşunun ilk dönemlerini yaşayan üniversitemiz, bugün Türkiye'nin ve dünyanın saygın araştırma üniversiteleri arasında yer alıyor. Bu yıl da araştırmada, sağlıkta, girişimcilikte, sürdürülebilirlikte ve disiplinlerarası çalışmalarda önemli başarılara imza attık. Ancak bizi asıl heyecanlandıran, yalnızca bugün nerede olduğumuz değil; gelecekte nasıl bir üniversite olmak istediğimizdir. Çünkü üniversitelerin dünyadaki rolü de değişiyor. Üniversiteler önce eğitim, sonra araştırma kurumlarına dönüştü. Bugün ise yeni bir aşamadayız. Artık yalnızca bilgi üretmek değil, o bilgiyi toplumsal, ekonomik ve insani değere dönüştürmek gerekiyor. Bugün dünyanın en başarılı üniversiteleri yalnızca ne kadar bilgi ürettikleriyle değil, yarattıkları etkiyle de ölçülüyor. Biz de Koç Üniversitesi olarak tam bunu hedefliyoruz. Yapay zekâdan robotiğe, sağlık teknolojilerinden sürdürülebilirliğe, kuantum teknolojilerinden sosyal bilimlere kadar her alanda yalnızca bilgi üretmeyi değil, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretmeyi amaçlıyoruz. Çünkü bilgi değerlidir. Ama bilgi ancak insan hayatına dokunduğunda gerçek değer kazanır. Hayatın yeni döneminde genç mezunların önünde farklı yollar olacağına dikkat çekerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Metin Sitti, “Şu anki mezuniyet enerjiniz öyle güçlü ve hepiniz yan yana iken bu güç o kadar daha büyüyor ki, bu enerjinizi başka enerjilere dönüştürüp dünyayı pozitif yönde dönüştürün lütfen. Daha güzel ve barış, refah ve huzur dolu günler için. Unutmayın, enerji tükenmez, peki ne olur? Dönüştürülür. Enerjiniz potansiyel enerji gibi statik bir enerjiye dönüşmesin. Kinetik enerjiye ve eyleme dönüşsün. Unutmayın, güzel yeni şeyleri (mesela bir eseri, kariyeri veya itibarı) kurmak çok emek, zaman, enerji, kaynak ve mücadele gerektirirken bunları yıkmak da o kadar kolay ve hızlı ki! Kimsenin kurduklarınızı yıkmasına izin vermeyin. Hayalleriniz büyük olsun. Kalbiniz iyi olsun.” Prof. Dr. Daron Acemoğlu: “İnsan zekâsı ile yapay zekâ birbirini tamamlayan güç olmalı” Törende mezunlara seslenen Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Dr. Daron Acemoğlu ise yapay zekânın insanlık tarihinin en dönüştürücü teknolojilerinden biri olmaya aday olduğunu belirtti. Prof. Dr. Acemoğlu, son yıllarda bu alanda yaşanan hızlı gelişmelerin üretkenlik, bilimsel keşifler ve ekonomik büyüme açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Ancak teknolojik ilerlemenin toplumsal refahı ve ekonomik kazanımları kendiliğinden tüm kesimlere yaymadığını vurgulayan Acemoğlu, yapay zekânın geleceğinin yalnızca teknolojik kapasitesiyle değil, nasıl tasarlandığı, hangi amaçlarla kullanıldığı ve hangi kurumlar ile politikalar tarafından yönlendirildiğiyle de şekilleneceğini söyledi. İnsan zekâsı ile yapay zekânın birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan güçler olarak görülmesi gerektiğini belirten Acemoğlu, çalışanların becerilerini geliştiren, yaratıcılığı destekleyen ve yeni fırsatlar yaratan insan odaklı yapay zekâ uygulamalarının önemine dikkat çekti. Yapay zekâ çağında karşı karşıya olduğumuz temel sorunun teknolojinin ne yapabileceği değil, bu teknolojinin kimlerin yararına ve nasıl kullanılacağı olduğunu ifade eden Acemoğlu, mezunları teknoloji ile toplumsal sorumluluğu birlikte düşünmeye ve daha kapsayıcı bir gelecek inşa etmeye katkı sunmaya çağırdı. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu, kurumların oluşumu ile toplumsal refah üzerindeki etkilerini açıklayan araştırmaları nedeniyle 2024 yılında Alfred Nobel Anısına verilen İsveç Merkez Bankası Ekonomi Bilimleri Ödülü'ne layık görüldü. Araştırmalarında, uzun dönemli ekonomik ve toplumsal refahın temelinde kapsayıcı siyasi ve ekonomik kurumların yer aldığını, buna karşılık siyasal, ekonomik veya teknolojik gücün dar bir çevrede yoğunlaşmasının, sürdürülebilir kalkınmayı, ortak refahı ve demokratik yönetişimi tehdit eden başlıca unsurlardan biri olduğunu ortaya koydu. Törende duygu ve düşüncelerini dile getiren okul birincilerinden Kimya Bölümü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Ege Yiğit Erbil, “Hayatın bazı dönemlerinde kendimizi çaresiz, güçsüz ve yalnız hissedeceğiz. Kontrol edemediğimiz koşullar bizi yoracak, hatta pes etmeye zorlayacak. Fakat gerçek güç, hiç düşmemek değil; her düştüğümüzde yeniden ayağa kalkmayı seçebilmektir. Çünkü bizi yolumuzdan saptıran, karşımıza çıkan engeller değil; onlara teslim olmamızdır. En büyük başarı bazen yalnızca vazgeçmemeyi seçmektir. Koç Üniversitesi’nden geleceği şekillendirecek donanım ve cesaretle ayrılıyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda, bugün buradan birer kıvılcım olarak çıkıyoruz; yarının alevleri olarak ülkemize ve dünyaya yön vermeye söz veriyoruz” dedi. Ekonomi Bölümü ve Psikoloji Bölümü Bölümü’nden Selin Demirayak ise “Her zaman meraklı olmanın ve olaylara farklı perspektiflerden bakabilmenin çok kıymetli olduğuna inandım. Koç Üniversitesi, merakımı doğru sorularla yönlendirmeyi öğreterek beni geleceğe hazırladı. Özellikle, ekonomiye ek olarak psikoloji eğitimi almak, hayata ve olayların altında yatan nedenlere daha derin bir bakış açısıyla yaklaşmamı sağladı. Hepimizi bugüne ve bu ana getiren ortak nokta, yolumuza devam etmeyi seçmiş olmamızdır. Ben inanıyorum ki, bu yolculukta azim, disiplin ve kararlılık ne kadar değerliyse; nezaket, yardımseverlik ve empati de bir o kadar değerlidir. Çünkü başarı yalnızca ulaşılan hedeflerle değil, başkalarının hayatlarında bırakılan olumlu etkiyle de ölçülür” diye konuştu. Bugün aslında beş yıllık bir hikâyenin sonundan çok yeni bir hikâyenin başlangıcında olduklarına dikkat çeken Fizik Bölümü ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Melih Özkurt ise sözlerine şöyle devam etti: “Birkaç dakika sonra bu kampüsten ayrılacağız; dünyanın farklı yerlerine, farklı mesleklere ve farklı hayatlara dağılacağız. Bu yüzden geride bıraktığımız yıllardan değil, önümüzdeki dünyadan bahsetmek istiyorum. Önümüzdeki dünya bizden uyum sağlamamızı, sıraya girmemizi, ‘herkes böyle yapıyor’ dememizi ve sorumluluğu bir üst makama devretmemizi isteyecek. Bugün sizden yalnızca tek bir şey istiyorum: Ne yaparsanız yapın, düşünmeyi bırakmayın. Bir mühendis, bir doktor, bir bilim insanı, bir girişimci ya da yalnızca bir yurttaş olarak, yaptığınız işin sonuçlarını sorgulamayı bırakmayın. Çünkü dünyayı ileriye taşıyacak şey büyük kahramanlıklar değil; sıradan insanların zihinlerini sisteme teslim etmemesidir” İşletme Bölümü ve Ekonomi Bölümü’nden Hüseyin Uygar Bağıryanık törendeki konuşmasında “Koç Üniversitesi’nin en kıymetli kaynağının değerli öğrencileri olduğu aşikârdır. Geleceğin liderleri şüphesiz okulumuzun sıralarından yükselecektir. Geleceğin liderlerine, okulumuzda geçirdiğim 5 yılda aldığım en önemli dersten bahsetmek isterim. Bu ders, sınıflarımızda anlatılmış olanlardan farklı olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından tam bir asır önce dile getirilmiştir. Ve benim birinci olma yolculuğumda kendi kendime tekrarladığım tek bir cümleden oluşur: “Zafer, ‘zafer benimdir’ diyebilenindir. Zor zamanlarda yaşadığımız kaygılar bizleri umutsuzluğa sürüklemesin, asla heyecanımızı ve kararlılığımızı kaybetmeyelim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HUBA GROUP, Automechanika İstanbul 2026’da İlk Kez Grup Kimliğiyle Yer Aldı Haber

HUBA GROUP, Automechanika İstanbul 2026’da İlk Kez Grup Kimliğiyle Yer Aldı

HUBA GROUP, otomotiv aftermarket sektöründeki 60 yılı aşkın satış ve satış sonrası deneyimini, üretim, dağıtım, servis, teknoloji ve veri odaklı çözümlerle bir araya getiren entegre yapısını fuarda tanıttı. Bugüne kadar kendi uzmanlık alanlarında faaliyet gösteren HUBA GROUP şirketleri, yeni grup yapılanmasıyla ortak bir vizyon, daha güçlü bir organizasyon ve teknoloji destekli iş yapış modeli altında konumlanıyor. Bu yapı; grup şirketlerinin bağımsız uzmanlıklarını korurken birbirinden beslenmesini, ortak kaynakları daha verimli kullanmasını ve müşterilere uçtan uca daha güçlü çözümler sunmasını hedefliyor. HUBA GROUP CEO’su Hıdır Emre Şahin, fuara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bugün otomotiv sektörü yalnızca ürün ve hizmetlerle değil; veri, teknoloji, hız ve iş birliği kabiliyetiyle yeniden şekilleniyor. HUBA GROUP’u, farklı alanlarda güçlü uzmanlıklara sahip şirketlerimizi ortak bir vizyon altında daha organize, daha entegre ve geleceğe daha hazır bir yapıya dönüştürmek için konumlandırıyoruz. Amacımız, satıştan satış sonrasına uzanan tüm değer zincirinde teknolojiyi ve yapay zekâyı etkin kullanarak yalnızca değişime uyum sağlamak değil, sektörün yeni standartlarını belirleyen yapılardan biri olmaktır.” Automechanika İstanbul 2026 boyunca sektör temsilcileri, iş ortakları ve ziyaretçilerle bir araya gelen HUBA GROUP, entegre ekosistem yaklaşımını ve gelecek dönem stratejilerini paylaşma fırsatı buldu. Grup, üretimden servise, dağıtımdan teknoloji ve veri yönetimine kadar uzanan bütünleşik yapısıyla otomotiv aftermarket sektöründe daha verimli, sürdürülebilir ve gelecek odaklı bir değer zinciri oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.