Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Vizyon

Kapsül Haber Ajansı - Vizyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vizyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anadolu Hayat Emeklilik ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi İş Birliğini Yeniledi Haber

Anadolu Hayat Emeklilik ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi İş Birliğini Yeniledi

Anadolu Hayat Emeklilik ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi arasındaki iş birliği yenilendi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nde düzenlenen imza törenine Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Altınsoy ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Türkiye İş Bankası ve Anadolu Hayat Emeklilik yöneticileri katıldı. İmzalanan sözleşme, belediye çalışanları ve aileleri için önemli bir güvence sunarken, iki kurum arasında uzun yıllara dayanan iş birliğinin de güçlenerek devam edeceğini gösterdi. İmza töreninde konuşan Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Altınsoy, çalışanların geleceğini güvence altına alacak çözümler üretmeyi şirket olarak en önemli sorumluluklarından biri olarak gördüklerini belirterek şunları söyledi: "Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile yenilediğimiz bu iş birliği, çalışanların ve ailelerinin geleceğine güvence sağlamaya yönelik ortak yaklaşımımızın güçlü bir göstergesidir. Açıkçası burada iki husus bizim için çok önemliydi. Öncelikle bu kadar büyük bir belediyenin iştirak çalışanlarını da kapsayacak şekilde çalışanların ve dolayısıyla çalışanların ailelerinin geleceğini ilave bir güvence altına alma yönündeki vizyonu ortaya koyması kıymetliydi. Bu vizyonu destekleyen iradenin ortaya koyulması ayrıca değerliydi. Nihayetinde bu vizyon, bu irade şirketimizin misyonu olan ‘Herkese İyi Gelecek’ çatısıyla birleşti. Vizyon, irade ve misyon çok güzel bir üçlü olarak bu çerçevede buluştu. Bu sözleşmeyi karşılıklı iyi niyetin çok güzel bir kesişmesi olarak yorumluyoruz. Biz bu sözleşmeyi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi gibi çok büyük bir değerle hayata geçirdik. Yakın vadede bu iş birliğinin benzer anlaşmaların önünü açacağına ve diğer belediyelerle de yeni iş birliklerine zemin hazırlayacağına inanıyoruz" Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı Kimdir? Bursa İş Dünyasının Tanınan İsmi Başkanlığa Hazırlanıyor Haber

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı Kimdir? Bursa İş Dünyasının Tanınan İsmi Başkanlığa Hazırlanıyor

Bursa'nın köklü sanayi ve ticaret kuruluşlarından birinin temsilcisi olan Özer Matlı, iş dünyasındaki deneyimi, sanayi yatırımları ve sivil toplum kuruluşlarındaki aktif görevleriyle BTSO başkanlığı için adı öne çıkan isimler arasında bulunuyor. Bursa ekonomisinin geleceğinin şekilleneceği yeni dönemde adaylık hazırlıklarını sürdüren Özer Matlı'nın kariyeri, sanayicilik anlayışı ve iş dünyasındaki çalışmaları kamuoyunda merak edilen başlıklar arasında yer alıyor. Özer Matlı kimdir? Özer Matlı, Bursa'nın köklü sanayi ve iş dünyası ailelerinden birinin temsilcisi olarak uzun yıllardır üretim, sanayi ve tarıma dayalı sanayi alanlarında faaliyet gösteriyor. Eğitim hayatının ardından aile şirketlerinde aktif görev üstlenen Matlı, zaman içerisinde yöneticilik sorumluluğunu üstlenerek şirketlerin büyüme süreçlerinde önemli rol oynadı. Özellikle yem sanayi, tarım, hayvancılık, gıda ve üretim alanlarında faaliyet gösteren Matlı Grubu'nun yönetiminde yer alan Özer Matlı, sanayi yatırımlarıyla birlikte Bursa ekonomisine katkı sağlayan isimler arasında gösteriliyor. Üretim odaklı yaklaşımı ve yatırım vizyonuyla dikkat çeken Matlı, Bursa'nın sanayi kültürünün gelişmesine yönelik birçok projede de aktif görev aldı. İş dünyasında uzun yıllara dayanan yönetim deneyimi Özer Matlı, yalnızca özel sektördeki yatırımlarıyla değil, aynı zamanda iş dünyasının temsil edildiği kurumlarda üstlendiği görevlerle de öne çıkıyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde uzun yıllardır çeşitli görevlerde bulunan Matlı, meclis çalışmaları ve komisyon faaliyetleri içerisinde aktif rol üstlenirken, Bursa iş dünyasının beklenti ve taleplerinin ortak platformlarda dile getirilmesine katkı sundu. Sanayiciler ve yatırımcılarla kurduğu güçlü iletişim sayesinde üretim, ihracat, istihdam ve yatırım konularında yürütülen çalışmalarda etkin rol oynayan Matlı, Bursa'nın ekonomik gelişimine yönelik birçok projeye destek verdi. Bursa ekonomisinin güçlü markalarından birinin temsilcisi Özer Matlı'nın yönetiminde görev aldığı Matlı Grubu, Türkiye'nin tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren önemli sanayi kuruluşları arasında yer alıyor. Yem üretimi başta olmak üzere gıda ve tarım sanayisinde gerçekleştirdiği yatırımlarla büyüyen grup, yüksek üretim kapasitesi ve ihracat odaklı yapısıyla hem Bursa hem de Türkiye ekonomisine katkı sağlamayı sürdürüyor. Sanayi yatırımlarında sürdürülebilir büyüme, teknoloji kullanımı ve verimlilik odaklı yaklaşımı benimseyen Matlı, üretimin güçlenmesini ekonomik kalkınmanın temel unsurlarından biri olarak değerlendiriyor. BTSO başkan adaylığı iş dünyasında yakından takip ediliyor Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri öncesinde adı başkan adayları arasında öne çıkan Özer Matlı'nın, iş dünyasının farklı kesimleriyle gerçekleştirdiği temaslarını sürdürdüğü belirtiliyor. BTSO'nun yeni dönemde sanayi, ihracat, dijital dönüşüm, yeşil mutabakat, finansmana erişim ve küresel rekabet gibi başlıklarda daha etkin çalışmalar yürütmesi gerektiğine yönelik değerlendirmelerin seçim sürecinde öne çıkması bekleniyor. Özer Matlı'nın da bu başlıklarda hazırladığı vizyon doğrultusunda Bursa iş dünyasının beklentilerine yönelik projelerini kamuoyuyla paylaşması bekleniyor. Üretim, ihracat ve sürdürülebilir büyüme ön planda olacak Bursa, Türkiye'nin üretim ve ihracat üssü konumundaki şehirleri arasında yer alırken, BTSO'nun yeni dönem yönetiminin sanayicilerin rekabet gücünü artıracak politikalar geliştirmesi büyük önem taşıyor. Özer Matlı'nın sanayi geçmişi ve üretim odaklı yönetim anlayışının özellikle dijital dönüşüm, yüksek katma değerli üretim, teknoloji yatırımları, yeşil dönüşüm ve uluslararası pazarlara erişim gibi alanlarda yeni projelerin geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. İş dünyasının farklı sektörlerinden gelen talepler doğrultusunda ortak akıl kültürünü güçlendiren bir yönetim anlayışının da seçim sürecinde öne çıkan başlıklar arasında yer alacağı değerlendiriliyor. Sivil toplum ve iş dünyasında aktif rol üstleniyor Özer Matlı, iş hayatının yanı sıra Bursa iş dünyasını temsil eden çeşitli platformlarda da aktif görevler üstleniyor. Sanayi, ticaret ve üretim odaklı çalışmalarda yer alan Matlı, sektör temsilcileriyle yürüttüğü istişare süreçleriyle dikkat çekiyor. Bursa'nın ekonomik gelişimine katkı sağlayacak projelerde aktif rol alan Matlı, kent ekonomisinin büyümesi, ihracatın artırılması ve yatırım ortamının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları destekleyen isimler arasında yer alıyor. BTSO seçimlerinde dikkat çeken adaylardan biri Bursa Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine yönelik hazırlıklar sürerken, Özer Matlı'nın başkan adaylığı iş dünyasında yakından takip edilen gelişmeler arasında bulunuyor. Üretim odaklı iş deneyimi, sanayi yatırımları, kurumsal yöneticilik tecrübesi ve Bursa iş dünyasıyla kurduğu güçlü ilişkilerle öne çıkan Özer Matlı'nın, önümüzdeki süreçte açıklayacağı projeler ve seçim vizyonunun BTSO üyeleri tarafından yakından izlenmesi bekleniyor.

Koç Üniversitesi  32’inci Dönem Mezunlarını Verdi Haber

Koç Üniversitesi 32’inci Dönem Mezunlarını Verdi

Lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan 1731 öğrencinin mezun olduğu bu yıl okul birincileri Ekonomi Bölümü ve Psikoloji Bölümü Bölümü’nden Selin Demirayak, Kimya Bölümü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Ege Yiğit Erbil, Fizik Bölümü ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Melih Özkurt ve İşletme Bölümü ve Ekonomi Bölümü’nden Hüseyin Uygar Bağıryanık oldu. Törenin bu yılki konuk konuşmacısı, Nobel Ekonomi Ödülü sahibi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu oldu. Törende konuşan Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu gençlere, “Sizi başarıya taşıyan rutinlerinizi, reflekslerinizi, çalışma şekillerinizi, sorma, soruşturma, araştırma yöntemlerinizi canlı tutup, geliştirip hayatınızın her bölümüne uygularsanız ve yol boyunca engellerle karşılaştığınızda da pes etmezseniz, başarılarınızın artarak devam edeceğine inanıyorum” diyerek seslendi. Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti de, “Cesaretiniz güçlü olsun. Ve yarattığınız etki, sizden çok daha uzun yaşasın. Çünkü hayatın sonunda sahip olduğunuz unvanlar değil, dokunduğunuz hayatlar ve yarattığınız katkılar kalacak geriye. Hepiniz üniversitemizin önemli bir parçası oldunuz ve sonsuza dek öyle kalacaksınız. Sizlerden beklentilerimiz çok fazla ve her zaman yanınızda olacağız.” diye konuştu. Törende, kurumlar, politik ekonomi ve ekonomik kalkınma alanlarında gerçekleştirdiği öncü çalışmalarıyla, toplumların refah, özgürlük ve kalkınma düzeylerini belirleyen temel dinamiklere ilişkin anlayışa kalıcı ve dönüştürücü katkılarda bulunmuş çağımızın en etkili iktisatçıları arasında yer alan Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na Şeref Doktorası takdim edildi. Koç Üniversitesi’nde lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan 1731 öğrenci 27 Haziran Cumartesi günü Rumelifeneri Kampüsü’nde düzenlenen mezuniyet töreninde diplomalarını aldı. Tören, Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Onursal Başkanı Rahmi M. Koç, Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu, Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, Mütevelli Heyet ve Danışma Kurulu Üyeleri, akademisyenler, 2026 mezunları ve ailelerinin katılımıyla gerçekleşti. Koç Üniversitesi’nin 32. mezuniyet töreninde konuk konuşmacı Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu oldu. Törende, çağımızın en etkili iktisatçıları arasında yer alan Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na Şeref Doktorası takdim edildi. Cem Kozlu: Hayat boyu bir öğrenci gibi araştırarak ve sorgulayarak başarıya ulaşabileceğinizi unutmayın Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu, konuşmasına Mütevelli Heyet Başkanlığı görevini büyük bir özveri ve zengin bir vizyon ile yürüten, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Prof. Dr. Nur Yalman’ın üniversiteye yaptığı eşsiz katkılar için şükranlarını sunarak başladı. Cem Kozlu gençlere şöyle seslendi, “Değerli mezun adaylarımız 15-20 yıldır öğrencisiniz. Başarılı olmasaydınız, bugün beraber olamazdık. Sizi başarıya taşıyan rutinlerinizi, reflekslerinizi, çalışma şekillerinizi, sorma, soruşturma, araştırma yöntemlerinizi canlı tutup, geliştirip hayatınızın her bölümüne uygularsanız ve yol boyunca engellerle karşılaştığınızda da pes etmezseniz, başarılarınızın artarak devam edeceğine inanıyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun.” Prof. Dr. Metin Sitti: “Milyonların Hayatına Dokunan Bir Vizyon” Törende açılış konuşmasını yapan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, başta Üniversitenin kurucusu merhum Vehbi Koç olmak üzere Koç Üniversitesi’nin elde ettiği büyük başarılarda önemli katkıları bulunan Koç Ailesi’ne, Vehbi Koç Vakfı’na, Koç Üniversitesi Danışma Kurulu ve Mütevelli Heyetine, üniversitenin önceki yöneticilerine, akademik ve idari çalışanlara, öğrenci ve mezunlara teşekkür etti. Prof. Dr. Metin Sitti: “Bugün sizlerin başarısını kutlarken, bu başarının arkasındaki büyük vizyonu da hatırlatmak istiyorum. Bu yıl, Koç Topluluğu’nun kuruluşunun 100. Yılını kutluyoruz. Bir asır önce, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ülkesinin geleceğine inanan genç bir girişimci olarak yola çıkan Vehbi Koç’un ortaya koyduğu vizyon, bugün milyonlarca insanın hayatına dokunan bir etkiye dönüşmüş durumda. Ancak Vehbi Koç’un mirası yalnızca iş dünyasında yarattığı başarılarla ölçülemez. O, eğitimin, bilimin, sanatın, kültürün ve toplumsal gelişimin güçlü bir ülkenin vazgeçilmez unsurları olduğuna inanıyordu. Vehbi Koç, yalnızca ekonomik değer yaratan bir girişimci değil; eğitime, bilime, sanata ve toplumsal gelişime yatırım yaparak kalıcı kurumlar inşa eden bir vizyonerdi. Bugün Koç Üniversitesi de bu vizyonun en güçlü örneklerinden biridir. Ancak bugün, mezuniyet sevincimizi yaşarken, yakın zamanda kaybettiğimiz çok değerli bir ismimizi de anmak istiyorum. Uzun yıllar Mütevelli Heyet Üyemiz ve 2019–2025 yılları arasında Mütevelli Heyet Başkanımız olarak görev yapan Prof. Dr. Nur Yalman, yalnızca dünya çapında saygın bir akademisyen değil, aynı zamanda Üniversitemizin gelişimine yön vermiş vizyoner bir liderdi. Öğrencilerimizin yalnızca başarılı değil, aynı zamanda topluma değer katan ve olumlu değişim yaratabilen bireyler olacağına büyük güven duyardı. Bugün kendisini saygı, minnet ve özlemle anıyoruz” diye konuştu. Prof. Dr. Metin Sitti: Bilgi ancak insan hayatına dokunduğunda gerçek değer kazanır Koç Üniversitesi’nin genç bir üniversite olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Metin Sitti sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün mezun ettiğimiz sizler gibi, üniversitemiz de genç bir kurum; ancak yaşından çok daha büyük hayallere ve hedeflere sahip. Sizlerin doğduğu yıllarda henüz kuruluşunun ilk dönemlerini yaşayan üniversitemiz, bugün Türkiye'nin ve dünyanın saygın araştırma üniversiteleri arasında yer alıyor. Bu yıl da araştırmada, sağlıkta, girişimcilikte, sürdürülebilirlikte ve disiplinlerarası çalışmalarda önemli başarılara imza attık. Ancak bizi asıl heyecanlandıran, yalnızca bugün nerede olduğumuz değil; gelecekte nasıl bir üniversite olmak istediğimizdir. Çünkü üniversitelerin dünyadaki rolü de değişiyor. Üniversiteler önce eğitim, sonra araştırma kurumlarına dönüştü. Bugün ise yeni bir aşamadayız. Artık yalnızca bilgi üretmek değil, o bilgiyi toplumsal, ekonomik ve insani değere dönüştürmek gerekiyor. Bugün dünyanın en başarılı üniversiteleri yalnızca ne kadar bilgi ürettikleriyle değil, yarattıkları etkiyle de ölçülüyor. Biz de Koç Üniversitesi olarak tam bunu hedefliyoruz. Yapay zekâdan robotiğe, sağlık teknolojilerinden sürdürülebilirliğe, kuantum teknolojilerinden sosyal bilimlere kadar her alanda yalnızca bilgi üretmeyi değil, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretmeyi amaçlıyoruz. Çünkü bilgi değerlidir. Ama bilgi ancak insan hayatına dokunduğunda gerçek değer kazanır. Hayatın yeni döneminde genç mezunların önünde farklı yollar olacağına dikkat çekerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Metin Sitti, “Şu anki mezuniyet enerjiniz öyle güçlü ve hepiniz yan yana iken bu güç o kadar daha büyüyor ki, bu enerjinizi başka enerjilere dönüştürüp dünyayı pozitif yönde dönüştürün lütfen. Daha güzel ve barış, refah ve huzur dolu günler için. Unutmayın, enerji tükenmez, peki ne olur? Dönüştürülür. Enerjiniz potansiyel enerji gibi statik bir enerjiye dönüşmesin. Kinetik enerjiye ve eyleme dönüşsün. Unutmayın, güzel yeni şeyleri (mesela bir eseri, kariyeri veya itibarı) kurmak çok emek, zaman, enerji, kaynak ve mücadele gerektirirken bunları yıkmak da o kadar kolay ve hızlı ki! Kimsenin kurduklarınızı yıkmasına izin vermeyin. Hayalleriniz büyük olsun. Kalbiniz iyi olsun.” Prof. Dr. Daron Acemoğlu: “İnsan zekâsı ile yapay zekâ birbirini tamamlayan güç olmalı” Törende mezunlara seslenen Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Dr. Daron Acemoğlu ise yapay zekânın insanlık tarihinin en dönüştürücü teknolojilerinden biri olmaya aday olduğunu belirtti. Prof. Dr. Acemoğlu, son yıllarda bu alanda yaşanan hızlı gelişmelerin üretkenlik, bilimsel keşifler ve ekonomik büyüme açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Ancak teknolojik ilerlemenin toplumsal refahı ve ekonomik kazanımları kendiliğinden tüm kesimlere yaymadığını vurgulayan Acemoğlu, yapay zekânın geleceğinin yalnızca teknolojik kapasitesiyle değil, nasıl tasarlandığı, hangi amaçlarla kullanıldığı ve hangi kurumlar ile politikalar tarafından yönlendirildiğiyle de şekilleneceğini söyledi. İnsan zekâsı ile yapay zekânın birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan güçler olarak görülmesi gerektiğini belirten Acemoğlu, çalışanların becerilerini geliştiren, yaratıcılığı destekleyen ve yeni fırsatlar yaratan insan odaklı yapay zekâ uygulamalarının önemine dikkat çekti. Yapay zekâ çağında karşı karşıya olduğumuz temel sorunun teknolojinin ne yapabileceği değil, bu teknolojinin kimlerin yararına ve nasıl kullanılacağı olduğunu ifade eden Acemoğlu, mezunları teknoloji ile toplumsal sorumluluğu birlikte düşünmeye ve daha kapsayıcı bir gelecek inşa etmeye katkı sunmaya çağırdı. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu, kurumların oluşumu ile toplumsal refah üzerindeki etkilerini açıklayan araştırmaları nedeniyle 2024 yılında Alfred Nobel Anısına verilen İsveç Merkez Bankası Ekonomi Bilimleri Ödülü'ne layık görüldü. Araştırmalarında, uzun dönemli ekonomik ve toplumsal refahın temelinde kapsayıcı siyasi ve ekonomik kurumların yer aldığını, buna karşılık siyasal, ekonomik veya teknolojik gücün dar bir çevrede yoğunlaşmasının, sürdürülebilir kalkınmayı, ortak refahı ve demokratik yönetişimi tehdit eden başlıca unsurlardan biri olduğunu ortaya koydu. Törende duygu ve düşüncelerini dile getiren okul birincilerinden Kimya Bölümü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Ege Yiğit Erbil, “Hayatın bazı dönemlerinde kendimizi çaresiz, güçsüz ve yalnız hissedeceğiz. Kontrol edemediğimiz koşullar bizi yoracak, hatta pes etmeye zorlayacak. Fakat gerçek güç, hiç düşmemek değil; her düştüğümüzde yeniden ayağa kalkmayı seçebilmektir. Çünkü bizi yolumuzdan saptıran, karşımıza çıkan engeller değil; onlara teslim olmamızdır. En büyük başarı bazen yalnızca vazgeçmemeyi seçmektir. Koç Üniversitesi’nden geleceği şekillendirecek donanım ve cesaretle ayrılıyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda, bugün buradan birer kıvılcım olarak çıkıyoruz; yarının alevleri olarak ülkemize ve dünyaya yön vermeye söz veriyoruz” dedi. Ekonomi Bölümü ve Psikoloji Bölümü Bölümü’nden Selin Demirayak ise “Her zaman meraklı olmanın ve olaylara farklı perspektiflerden bakabilmenin çok kıymetli olduğuna inandım. Koç Üniversitesi, merakımı doğru sorularla yönlendirmeyi öğreterek beni geleceğe hazırladı. Özellikle, ekonomiye ek olarak psikoloji eğitimi almak, hayata ve olayların altında yatan nedenlere daha derin bir bakış açısıyla yaklaşmamı sağladı. Hepimizi bugüne ve bu ana getiren ortak nokta, yolumuza devam etmeyi seçmiş olmamızdır. Ben inanıyorum ki, bu yolculukta azim, disiplin ve kararlılık ne kadar değerliyse; nezaket, yardımseverlik ve empati de bir o kadar değerlidir. Çünkü başarı yalnızca ulaşılan hedeflerle değil, başkalarının hayatlarında bırakılan olumlu etkiyle de ölçülür” diye konuştu. Bugün aslında beş yıllık bir hikâyenin sonundan çok yeni bir hikâyenin başlangıcında olduklarına dikkat çeken Fizik Bölümü ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Melih Özkurt ise sözlerine şöyle devam etti: “Birkaç dakika sonra bu kampüsten ayrılacağız; dünyanın farklı yerlerine, farklı mesleklere ve farklı hayatlara dağılacağız. Bu yüzden geride bıraktığımız yıllardan değil, önümüzdeki dünyadan bahsetmek istiyorum. Önümüzdeki dünya bizden uyum sağlamamızı, sıraya girmemizi, ‘herkes böyle yapıyor’ dememizi ve sorumluluğu bir üst makama devretmemizi isteyecek. Bugün sizden yalnızca tek bir şey istiyorum: Ne yaparsanız yapın, düşünmeyi bırakmayın. Bir mühendis, bir doktor, bir bilim insanı, bir girişimci ya da yalnızca bir yurttaş olarak, yaptığınız işin sonuçlarını sorgulamayı bırakmayın. Çünkü dünyayı ileriye taşıyacak şey büyük kahramanlıklar değil; sıradan insanların zihinlerini sisteme teslim etmemesidir” İşletme Bölümü ve Ekonomi Bölümü’nden Hüseyin Uygar Bağıryanık törendeki konuşmasında “Koç Üniversitesi’nin en kıymetli kaynağının değerli öğrencileri olduğu aşikârdır. Geleceğin liderleri şüphesiz okulumuzun sıralarından yükselecektir. Geleceğin liderlerine, okulumuzda geçirdiğim 5 yılda aldığım en önemli dersten bahsetmek isterim. Bu ders, sınıflarımızda anlatılmış olanlardan farklı olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından tam bir asır önce dile getirilmiştir. Ve benim birinci olma yolculuğumda kendi kendime tekrarladığım tek bir cümleden oluşur: “Zafer, ‘zafer benimdir’ diyebilenindir. Zor zamanlarda yaşadığımız kaygılar bizleri umutsuzluğa sürüklemesin, asla heyecanımızı ve kararlılığımızı kaybetmeyelim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HUBA GROUP, Automechanika İstanbul 2026’da İlk Kez Grup Kimliğiyle Yer Aldı Haber

HUBA GROUP, Automechanika İstanbul 2026’da İlk Kez Grup Kimliğiyle Yer Aldı

HUBA GROUP, otomotiv aftermarket sektöründeki 60 yılı aşkın satış ve satış sonrası deneyimini, üretim, dağıtım, servis, teknoloji ve veri odaklı çözümlerle bir araya getiren entegre yapısını fuarda tanıttı. Bugüne kadar kendi uzmanlık alanlarında faaliyet gösteren HUBA GROUP şirketleri, yeni grup yapılanmasıyla ortak bir vizyon, daha güçlü bir organizasyon ve teknoloji destekli iş yapış modeli altında konumlanıyor. Bu yapı; grup şirketlerinin bağımsız uzmanlıklarını korurken birbirinden beslenmesini, ortak kaynakları daha verimli kullanmasını ve müşterilere uçtan uca daha güçlü çözümler sunmasını hedefliyor. HUBA GROUP CEO’su Hıdır Emre Şahin, fuara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bugün otomotiv sektörü yalnızca ürün ve hizmetlerle değil; veri, teknoloji, hız ve iş birliği kabiliyetiyle yeniden şekilleniyor. HUBA GROUP’u, farklı alanlarda güçlü uzmanlıklara sahip şirketlerimizi ortak bir vizyon altında daha organize, daha entegre ve geleceğe daha hazır bir yapıya dönüştürmek için konumlandırıyoruz. Amacımız, satıştan satış sonrasına uzanan tüm değer zincirinde teknolojiyi ve yapay zekâyı etkin kullanarak yalnızca değişime uyum sağlamak değil, sektörün yeni standartlarını belirleyen yapılardan biri olmaktır.” Automechanika İstanbul 2026 boyunca sektör temsilcileri, iş ortakları ve ziyaretçilerle bir araya gelen HUBA GROUP, entegre ekosistem yaklaşımını ve gelecek dönem stratejilerini paylaşma fırsatı buldu. Grup, üretimden servise, dağıtımdan teknoloji ve veri yönetimine kadar uzanan bütünleşik yapısıyla otomotiv aftermarket sektöründe daha verimli, sürdürülebilir ve gelecek odaklı bir değer zinciri oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cristiano Ronaldo, Dreame’nin Yeni Global Elçisi Oldu Haber

Cristiano Ronaldo, Dreame’nin Yeni Global Elçisi Oldu

Cristiano Ronaldo ile gerçekleştirilen iş birliği, Dreame’nin küresel marka yolculuğunda önemli bir dönüm noktasını temsil ederken, şirketin uluslararası pazarlarda ulaştığı güçlü konumu da pekiştiriyor. Yüksek hızlı motor teknolojileri ve yapay zeka destekli sistemler alanında yıllardır sürdürdüğü inovasyon odaklı yatırımlar sayesinde Dreame, akıllı ev teknolojilerinde küresel ölçekte referans gösterilen markalar arasında yerini sağlamlaştırdı. Cristiano Ronaldo ile gerçekleştirilen bu prestijli iş birliği ise markanın premium ev teknolojileri segmentinde global liderlik vizyonunun güçlü bir yansıması olarak öne çıkıyor. Ortaklığın temelinde, başarıya giden yolda aynı değerlere duyulan bağlılık yatıyor. Cristiano Ronaldo, kariyeri boyunca ortaya koyduğu disiplin, azim ve sınırları aşma kararlılığıyla yalnızca futbolun değil, küresel başarı kültürünün de simge isimlerinden biri haline geldi. Aynı yaklaşım, Dreame’nin kurumsal DNA’sının merkezinde yer alırken teknolojik liderlik, uzun vadeli vizyon ve kullanıcı deneyiminde sürekli mükemmelleşme hedefi, markanın büyüme stratejisinin temelini oluşturuyor. İş birliğine ilişkin değerlendirmede bulunan Cristiano Ronaldo, şunları söyledi: “Her zaman mükemmellik tutkusunu ve çalışma disiplinini benimle paylaşan markalarla iş birliği yapmayı tercih ediyorum. Dreame, yenilikçi yaklaşımı ve üstün performans anlayışıyla insanların yaşamını daha kolay ve daha iyi hale getiren bir marka. Dreame ailesine katılmaktan ve markanın küresel pazardaki liderlik vizyonunu desteklemekten büyük heyecan duyuyorum.” Cristiano Ronaldo’nun Dreame’nin küresel marka elçisi olarak göreve başlaması, markanın dünya genelindeki büyüme ivmesini daha da hızlandırırken; tüketicilere ilham veren, teknolojiyle yaşam kalitesini yükselten yeni nesil çözümler sunma hedefini de güçlendirecek. Bu iş birliği, Dreame’nin küresel premium yaşam teknolojileri pazarında geleceği şekillendiren lider markalardan biri olma kararlılığını bir kez daha ortaya koyuyor. “Kazanmak Bir Hayalle Başlar”: Akıllı Yaşamın Geleceğine Yeni Bir Vizyon İş birliğinin merkezinde yer alan “Kazanmak Bir Hayalle Başlar” yaklaşımı, dünya çapında başarı odaklı bir vizyon ile ileri teknolojiyi bir araya getirerek akıllı yaşam anlayışına yeni bir perspektif kazandırıyor. Mükemmellik, disiplin ve sürekli gelişim odağında şekillenen bu yaklaşım, teknolojiyi yalnızca günlük yaşamı kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkarıp kullanıcıların yaşam standartlarını yükselten güçlü bir deneyime dönüştürüyor. Dreame Küresel Başkanı Colm Chang, iş birliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Bu iş birliği, klasik bir sponsorluk anlaşmasının çok ötesinde; teknoloji lideri bir marka ile dünya çapında güçlü bir spor ikonunun ortak vizyonunu temsil ediyor. Cristiano Ronaldo’nun disiplin, kararlılık ve mükemmellik anlayışı, Dreame’nin inovasyon odaklı yaklaşımıyla güçlü bir uyum içerisinde. Akıllı teknolojiler aracılığıyla sektöre yön verme ve insanların yaşam kalitesini yükseltme hedefimizi birlikte daha ileriye taşıyacağız. Ortaklığımızın, dünya genelindeki kullanıcılar için geleceğin premium yaşam deneyimini şekillendireceğine inanıyoruz.” Arayal iş birliği kapsamında Dreame, Cristiano Ronaldo’nun evrensel marka gücünü ve ilham veren duruşunu geniş ürün ekosistemine entegre ederek; yüksek performans, estetik ve akıllı teknolojiyi bir araya getiren premium yaşam deneyimini dünya genelindeki tüketicilerle buluşturacak. Ronaldo’nun kültürler arası etkisi ile Dreame’nin ileri teknoloji odaklı inovasyon gücü birleşerek, kullanıcıların günlük yaşamlarında daha verimli, konforlu ve bağlantılı bir deneyim yaşamalarına katkı sağlayacak. Dreame Gelişmekte Olan Bölgeler Başkanı Toni Xia ise iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Dreame’nin inovasyon aracılığıyla sınırları aşma vizyonu, bizim de güçlü şekilde inandığımız bir yaklaşımı temsil ediyor. Disiplinin ve teknolojinin yaşamları dönüştürme gücüne inanıyoruz. Bu iş birliği, ileri teknoloji ile başarı odaklı bir zihniyetin bir araya geldiğinde daha iyi bir geleceğin nasıl mümkün olabileceğini göstermek adına son derece heyecan verici bir fırsat sunuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Markalaşmak Milli Bir Meseledir Haber

Markalaşmak Milli Bir Meseledir

Uzmanlara göre markalaşma artık yalnızca ticari değil, milli bir mesele olarak görülüyor. Emek verilen ürün ve hizmetlerin hak ettiği değeri görmesinde markalaşma belirleyici rol oynarken, tüketiciler de güven veren ve kendini doğru anlatabilen markalara yöneliyor. Özellikle dijital dünyada görünür olmayan markalar rekabette geri planda kalıyor. Güçlü iletişim stratejileriyle marka algısı oluşturan şirketler hem ticari büyüme sağlıyor hem de ülkelerin ekonomisine ve uluslararası itibarına katkı sağlıyor. Dünya genelinde değişen tüketici alışkanlıkları, dijitalleşen iletişim süreçleri ve artan rekabet ortamı, markalaşmayı şirketler için zorunlu hâle getiriyor. Artık yalnızca kaliteli ürün ya da hizmet sunmak yeterli değil. Günümüzde görünür olmayan, hikâyesini anlatmayan ve kendini doğru ifade edemeyen markalar hak ettiği değeri göremiyor. Markalaşmanın artık yalnızca ticari bir süreç değil, ülkelerin itibarı açısından da stratejik bir önem taşıyor. Kaliteli ürün üretmenin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Brandistanbul PR Ajans Başkanı ve İletişim Uzmanı Hatice Kumalar, güçlü markaların yalnızca şirketleri değil, ülkelerin algısını da büyüttüğünü belirterek, ''Ülkesini seven herkes markalaşmaya yatırım yapmalı. Çünkü markalaşmak milli bir meseledir.'' dedi. Kaliteli Olmak Tek Başına Yetmiyor Artan rekabet ve değişen tüketici alışkanlıkları, markalar için yalnızca kaliteli ürün üretmenin yeterli olmadığı yeni bir dönemi beraberinde getirdi. Markalar artık yalnızca ürün satmıyor, aynı zamanda güven, hikâye ve duygu sunuyor. Eskiden gerçekten iyi ürünün kendi yolunu bulduğunu ve insanların tavsiyesiyle, kulaktan kulağa büyüyen bir güven oluştuğunu bugün milyonlarca ürünün, yüz binlerce markanın ve sayısız alternatifin olduğu bir çağda olduğumuzu belirten Hatice Kumalar, “Böyle bir düzende görünür olmayan, hikâyesini anlatmayan ve kendini doğru ifade etmeyen hiçbir marka hak ettiği değeri göremiyor. Kaliteli olmak tek başına yetmiyor. Kalitenizi anlatabilmeniz gerekiyor. Bir markanın nasıl konuştuğu, neyi temsil ettiği, topluma nasıl dokunduğu ve hangi değerlere sahip olduğu en az sunduğu hizmet kadar önem taşıyor.” dedi. Markalaşmak Bir Logo Değil, Bir Duruştur Markalaşmanın yalnızca bir görsel süreçten ibaret olmadığını ifade eden Kumalar, markaların güçlü bir iletişim dili ve sürdürülebilir bir duruş ortaya koyması gerektiğini belirterek, “Markalaşmak yalnızca bir logo yaptırmak, sosyal medya hesabı açmak ya da reklam vermek değildir. Markalaşmak; bir vizyon ortaya koymaktır. Bir duruş sergilemektir. İnsanların zihninde güvenilir, güçlü ve sürdürülebilir bir yer edinmektir.” ifadelerini kullandı. Güçlü Markalar Ülkelerin Vitrini Hâline Geliyor Küresel rekabette ülkelerin uluslararası algısında artık markalar daha belirleyici rol oynuyor. güçlü markalar yalnızca şirketlerin ticari başarısını değil, ülkelerin ekonomik gücünü, kültürel zenginliğini ve dünya üzerindeki itibarını da temsil ediyor. Yurt dışında başarı elde eden Türk markalarının aynı zamanda Türkiye’yi temsil ediyor. Bazı ülkelerin teknolojiyle, bazılarının modayla, bazılarının gastronomiyle, bazılarının tasarım ve sanatla anıldığını, çünkü güçlü markaların ülkelerin vitrini hâline geldiğini vurgulayan Kumalar, “Aslında her marka biraz da ülkesini temsil eder. Yurt dışında başarı elde eden her Türk markası yalnızca kendi ticari başarısını büyütmez; aynı zamanda Türkiye’nin üretim gücünü, kültürel zenginliğini, vizyonunu ve potansiyelini de temsil eder. Bu nedenle ben her markayı aynı zamanda bir Türk bayrağı olarak görüyorum.” dedi. Türkiye Hikâye Üreten Bir Ülke Türkiye’nin sahip olduğu kültürel miras, markalar açısından büyük bir değer taşıyor. Dünyanın artık ürünü alırken o ürünün hikâyesini satın aldığını belirten Kumalar, “Bizim topraklarımız yalnızca ürün üretmiyor, hikâye üretiyor. Artık dünya yalnızca ürünü değil, o hikâyeyi satın alıyor. Bu nedenle ürünlerimizi ve hizmetlerimizi sadece teknik özellikleriyle değil, kültürümüzle, değerlerimizle, geçmişimizle ve vizyonumuzla birlikte anlatmayı öğrenmek zorundayız.” Açıklamasını yaptı. Sürdürülebilir İletişim Güven Oluşturuyor Markalaşmanın kısa vadeli değil, uzun vadeli bir süreç olduğunu ve sürdürülebilir iletişimin güven oluşturduğunu belirten Kumalar, “Markalaşma bir günlük, bir aylık ya da dönemsel bir çalışma değildir. Sürekli görünür olmak, kendini doğru hatırlatmak, güven veren bir iletişim dili oluşturmak ve bunu istikrarlı biçimde devam ettirmek gerekir. Çünkü güven tekrar ile oluşur. İnsanlar sürekli karşılaştıkları, düzenli iletişim kuran ve kendini doğru ifade eden markalara daha fazla inanır. Doğru iletişim stratejileriyle oluşturulan güçlü markalar yalnızca şirketleri büyütmez; ülkelerin itibarını da büyütür. Ülkesini seven herkes markalaşmaya yatırım yapmalı. Çünkü güçlü markalar, güçlü ülkeler demektir.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IBPF 2026, Girişimcilik Ekosisteminin Öncü İsimlerini Boğaziçi'nde Buluşturuyor Haber

IBPF 2026, Girişimcilik Ekosisteminin Öncü İsimlerini Boğaziçi'nde Buluşturuyor

İş dünyası ile genç yetenekleri aynı sahnede buluşturan Inspiring Best Practices Forum (IBPF), bu yıl 12. kez kapılarını açıyor. Her forumda farklı bir tema ve konseptle kurgulanan forum, 2026’da odağını girişimciliğe çeviriyor ve “Value over Valuation” temasıyla katılımcılarını ağırlamaya hazırlanıyor. Boğaziçi Yöneticiler Vakfı tarafından düzenlenen IBPF 2026, 9 Mayıs Cumartesi günü Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’teki tarihi Albert Long Hall’de gerçekleşecek. Gün boyu sürecek forum, girişimcilerden kurumsal liderlere, yatırımcılardan öğrencilere uzanan geniş bir katılımcı kitlesini aynı çatı altında buluşturacak. Sahne programının yanı sıra fuaye alanında sponsor şirket standları ve networking ortamı oluşturularak katılımcılara etkinlik boyunca bağlantı kurma ve etkileşim imkanı sunulacak. Aynı sahnede deneyim, vizyon ve cesaret hikayeleri IBPF 2026, girişimcilik ekosistemini yalnızca başarı hikayeleri üzerinden değil, bu başarıların arkasındaki kırılma anları, cesur kararlar ve dönüşüm süreçleri üzerinden de ele alıyor. Forum, farklı disiplinlerden gelen aktörleri bir araya getirerek katılımcılara ilham verici ve çok katmanlı bir perspektif sunmayı hedefliyor. Etkinliğin konuşmacı kadrosunda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile girişimcilik ve iş dünyasının önde gelen isimlerinden Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu yer alırken, panellerde farklı sektörlerden güçlü isimler sahne alacak. “Purpose Before Profit” başlıklı panelde Kale Grubu Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay ve İhsaniye Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ülker, iş dünyasında karın ötesinde değer üretmenin anlamını tartışacak. Moderatörlüğünü İstanbul Ticaret Odası, Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken’in üstleneceği bu oturum, sürdürülebilir etki yaratma perspektifine odaklanacak. “Intrapreneurs: Innovation from Within” panelinde Halkbank CEO Danışmanı Dr. Ömer Emeç, Türk Hava Yolları CIO’su Dr. Kerem Kızıltunç ve Turkcell Pazarlama ve Dijital Servisler Genel Müdür Yardımcısı Murat Akgüç, kurum içi girişimciliğin dönüşüm gücünü ele alırken; oturumun moderatörlüğünü Türkiye Varlık Fonu CFO/COO'su Mahmut Kayacık üstlenecek. “Build. Break. Pivot.” panelinde ise girişimciliğin en kritik karar anları, e2vc Genel Ortağı Enis Hulli, Arz Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Murat Onuk ve Start-up Wise Guys Ortağı Günce Önür’ün katılımıyla masaya yatırılacak. Bu oturumun moderatörlüğünü Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Boğaziçi Üniversitesi Girişimcilik Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Burcu Rodopman gerçekleştirecek. Sahneden fuayeye: ilham veren bir deneyim IBPF 2026, sabah saatlerinde başlayacak kayıt ve karşılama sürecinin ardından açılış konuşmaları ve konuk konuşmalarla devam edecek. Günün ilerleyen saatlerinde panellerle derinleşen içerik, fuaye alanındaki sponsor şirket stantları ve networking ortamıyla katılımcılar arasında doğrudan etkileşim imkanı sunacak. Bu yıl ilk kez sahne alacak IBPF Demo Day kapsamında ise Boğaziçi Üniversitesi'nin güzide binalarından Albert Long Hall'de öğrenciler ve mezunlar girişimlerini sahneye taşıyacak. Demo Day’de genç girişimciler dörder dakikalık sunumlarla projelerini tanıtacak ve değerlendirme süreci sonucunda en başarılı girişimler ödüllendirilecek. IBPF Demo Day, Yıldız Ventures desteğiyle düzenleniyor. Value over Valuation: Gerçek değerin peşinde Forumun ana teması olan “Value over Valuation”, son yıllarda hızla büyüyen ancak sürdürülebilirlik tartışmalarını da beraberinde getiren girişimcilik ekosistemine cesur bir soru yöneltiyor: Bir girişimin gerçek değeri yalnızca değerleme rakamlarıyla mı ölçülmeli? IBPF 2026, girişimlerin yalnızca finansal büyüklükleriyle değil, yarattıkları toplumsal etki, çözüm gücü ve uzun vadeli katkılarıyla değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşım, özellikle yeni nesil girişimcilere daha anlamlı ve kalıcı bir başarı tanımı sunarak onları cesaret verici bir yolculuğa davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası’ndan Lise Öğrencileri için Girişimcilik Programı:  WorkupOnBoard Haber

İş Bankası’ndan Lise Öğrencileri için Girişimcilik Programı: WorkupOnBoard

Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program hibrit olarak 4-26 Temmuz’da düzenlenecek. Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup, lise öğrencilerine yönelik yeni girişimcilik programı WorkupOnBoard’ı hayata geçiriyor. İş Bankası bünyesinde yer alan Yapay Zekâ Fabrikası (YZF) yürütücülüğünde gerçekleştirilecek WorkupOnBoard, bir projenin fikir aşamasından çalışan bir ürüne dönüşmesine kadar olan sürece yönelik yüksek yoğunluklu bir hızlandırma programı olarak kurgulandı. Program ile yapay zekanın geleneksel teorik eğitim modellerinden ayrışarak yalnızca bir bilgi aracı değil, doğrudan bir üretim ortağı olarak kullanıldığı bir yapı sunuluyor. Katılımcılar program boyunca yapay zekâ destekli geliştirme araçları ile ürünlerini sıfırdan oluşturacak, gerçek kullanıcılarla test edecek ve hızlı iterasyonlarla (yinelemelerle) geliştirme sürecini deneyimleyecek. 21 günlük program, fikir geliştirme ve MVP (minimum uygulanabilir ürün) oluşturma, kullanıcı doğrulama ve ürün iyileştirme, büyüme ve Demo Day hazırlığı olmak üzere üç temel fazdan oluşacak, haftanın 3 günü fiziksel mentor destekli üretim, 2 günü ise asenkron çalışma yapılacak. Katılımcılara bulut ve yapay zekâ araç kredileri ile belirli reklam/test bütçesi verilerek, geliştirdikleri ürünleri gerçek kullanıcılarla buluşturma imkânı sunulacak. Bu yaklaşım ile katılımcıların doğrudan müşteriyle temas kurabilen, test edilmiş ürünler geliştirmesi hedefleniyor. Program sonunda katılımcılar, çalışan bir MVP, kullanıcı geri bildirimlerine dayalı ürün geliştirme deneyimi ve girişimcilik refleksi kazanacak, İş Bankası Girişimcilik Ekosistemine erişim elde edecek. Ayrıca, ekipler Demo Day’de projelerini girişimcilik ekosistemi paydaşlarına sunma şansı yakalayacak. Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program 4-26 Temmuz arasında hibrit olarak düzenlenecek. Yüz yüze bölümleri İş Vapur’da gerçekleştirilecek programa başvurular, 15 Mayıs’a kadar https://www.workup.ist/workuponboard üzerinden yapılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Topluluğu 100 Yaşında Haber

Koç Topluluğu 100 Yaşında

Bu özel yıl için hazırlanan “Unutulmaz Yüzlerle Dolu Bizim 100’ümüz” filminin lansmanının yapıldığı Vehbi Koç Ödül Töreni’nde konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Topluluğun Cumhuriyet ile şekillenen köklü birikimini, kalkınma ve müşterek refah anlayışını ve ikinci yüzyıla taşınan değerlerini vurguladı. Törende Halit Ergenç ve Alança Oskay, orkestra eşliğinde filmi sahnede canlı seslendirdi. 25. Vehbi Koç Ödülü’nün bu seneki kazananı ise Kültür alanında Canan Tolon oldu. Tolon göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ediyor. 1926 yılında merhum Vehbi Koç tarafından temelleri atılan Koç Topluluğu, 100. yaşını kutluyor. Topluluk, 100. yılına, 25. Vehbi Koç Ödül Töreni kapsamında düzenlenen gecede, bu özel yıl için hazırlanan filmle adım attı. Halit Ergenç ve Alança Oskay’ın sahnede orkestra eşliğinde canlı seslendirdiği “Unutulmaz Yüzlerle Dolu Bizim 100’ümüz” filmi izleyicilerden büyük alkış aldı. Divan Kuruçeşme’de gerçekleştirilen törende, Topluluğun geçmişten bugüne uzanan hikâyesi ve ikinci yüzyıla dair perspektifi aktarıldı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, sözlerine “Bu yıl 25’incisini düzenlediğimiz Vehbi Koç Ödül Töreni bizim için her zamankinden daha anlamlı ve özel. Zîrâ bu sene kurucumuz merhûm Vehbi Bey’in temellerini attığı Koç Topluluğu’nun 100’üncü yaşını idrâk ediyoruz” diye başladı. “100. yıl filmimizde de vurguladığımız gibi; asırlık tarihimizi sâdece unutulmaz hikâyeler değil, bu hikâyeleri mümkün kılan yüzler de oluşturuyor. İşte bu sebeple bizim yüz yılımız unutulmaz yüzlerle dolu” diye devam eden Koç, sahada, fabrikalarda, ofislerde sorumluluk alan çalışma arkadaşları, bayileri, iş ortaklarının emekleri neticesinde 100. yaşlarını büyük bir gurur ve sevinçle kutladıklarını dile getirdi. Ömer Koç: “Topluluğumuz 100 yıllık hikâyesinde yatırımı ve istihdâmı kalkınmanın ve müşterek refahın en önemli unsurları olarak görmüştür” Topluluğun, Millî Mücâdele’den yeni çıkmış bir memlekette, Cumhuriyet’in ilânı ile şekillenen parlak bir istikbâl tasavvurunun içinde doğduğunu hatırlatan Ömer Koç, “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, küllerinden doğan bir ulusa istikâmet çizerek bir medeniyet ve aydınlanma projesi inşâ etmiştir. Bu şartlar içerisinde kurulmuş olan Topluluğumuz; Cumhuriyet’in fikir ve ilkelerini samîmiyetle benimsemiş, değerlerini kendisine rehber edinmiştir” dedi. Topluluğun bir asırlık yolculuğunda sanayileşme, kalkınma ve kurumsallaşmanın öncülerinden olduğuna dikkat çeken Koç, bu süreçte pek çok alanda ilkleri gerçekleştirdiklerini belirtti. Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde bugün 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışanla faaliyet gösteren uluslararası bir teşkilât hâline geldiklerini anlatan Koç, Topluluğun büyüme anlayışına dair ise şunları söyledi: “Topluluğumuz eğitime, bilime, kültüre ve sanâta katkıyı sorumluluğunun ayrılmaz bir parçası addetmiştir. Bu anlayışın bir yansıması olarak, 57 yıl önce Vehbi Koç Vakfı kurulmuştur. Vehbi Bey’in ‘insânî ve millî bir vazîfe’ olarak târif ettiği hayır işleri, kurumlara ilâve olarak hayata geçirilen projeler, burs programları ve sivil topluma verilen desteklerle yürütülmeye devam etmektedir.” Ömer Koç: “Kültür ve sanâta katkıyı bir tercih değil, insanımıza ve Cumhuriyetimize borç ve vazgeçilmez bir mesûliyet olarak değerlendiriyoruz” Ömer Koç her sene dönüşümlü olarak eğitim, kültür ve sağlık alanlarında Türkiye’nin ve Türk insanının gelişimine katkı sunan kıymetli isimlere verilen Vehbi Koç Ödülü’nün de bu çerçevede önemli bir rol üstlendiğine değindi. Bu seneki ödülün “kültür” sahasında verildiğine dikkat çeken Koç, “Bu yılki ödüle layık görülen sanatçı da; alışılmış kalıpların ötesine geçen, düşünmeye dâvet eden bir yaklaşımı temsîl ediyor. Sanatın en kıymetli tarafı alışılmışı sorgulatması ve değişimi teşvik etmesidir. Bundan dolayı kültür ve sanâta katkıyı bir tercih değil, insanımıza ve Cumhuriyetimize borç ve vazgeçilmez bir mesûliyet olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu. Ömer Koç: “Gelecek 100 yılın eşiğindeyiz. Aynı inanç, aynı vizyon, aynı vatan sevgisiyle, yılmadan yorulmadan yolumuza devam edeceğiz” Ömer Koç, konuşmasına şöyle devam etti: “İkinci yüzyılına adım atmış bir Topluluk olarak; tecrübemizden aldığımız güçle ve değerlerimizin işâret ettiği istikâmete doğru yolumuza devâm edeceğiz. Değişen dünyâyı isâbetle okuyan, bilimi ve aklı rehber edinen, değerlerinden taviz vermeyen bir anlayışla hareket edeceğiz. İlk yüzyılımızda olduğu gibi, gelecekte de yalnız yürümeyeceğimizi biliyoruz. Çalışma arkadaşlarımız, bayilerimiz, iş ortaklarımız; en büyük güvencemiz olmaya devâm edecek. Ortak başarılarla dolu bir 100 yılı geride bıraktık, gelecek 100 yılın eşiğindeyiz. Aynı inanç, aynı vizyon ve aynı vatan sevgisiyle yılmadan yorulmadan yolumuza devam edeceğiz.” Bu yılki Vehbi Koç Ödülü’ne Canan Tolon layık görüldü 25.Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi Canan Tolon ise sözlerine “Vehbi Koç Vakfı’nın bugün verdiği bu ödül benim için geleceğe dönük bir destek ve aynı zamanda bir cesaret kaynağı. Beni bu değerli ödüle layık gören Vehbi Koç Vakfı’na ve Seçici Kurul üyelerine çok teşekkür ediyorum” diye başladı. “Çocukken, ‘İstediğin her şey olabilirsin’ mottosu benim için hiç geçerli değildi. Hatta biraz ürkütücü de geliyordu. Bunları erken yaşta bilmek garip bir şekilde benim için bir özgürlük oldu. Ve hayal kurmak için bir engel değildi” diyen Tolon, sanat üretimini ‘yalnız ama zihinsel olarak kalabalık bir süreç’ olarak tanımladı ve şöyle ekledi: “Sanat üretimi çok yalnız bir süreçtir; ama zihinde bir kalabalıkla birlikte yaratılır, üretilir ve oluşur. Size yakın olanlar, henüz tanımadıklarınız, ya da hiçbir zaman tanışmayacaklarınız… Onlarla bir diyalog kurduğunuzu hayal edersiniz. Hayal kurmak bir güçtür.” Tolon göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ediyor Tolon, insan deneyimi, değişim ve hafıza etrafında şekillenen çalışmalarıyla didaktik bir dil kurmak yerine sorular soran, izleyiciyi düşünmeye davet eden bir yaklaşım benimsiyor. Göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ederken, mekânı parçalayarak ve katmanlayarak kurduğu çok boyutlu anlatımıyla dikkat çekiyor. Tolon bu ödüle, Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu’nun yanı sıra Prof. Dr. Zeynep Çelik, Prof. Dr. Ayla Ödekan, Kerem Kabadayı, Murathan Mungan ve Sadık Karamustafa’dan oluşan Seçici Kurul’un önerdiği üç aday arasından seçilerek layık görüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.