Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Watchguard

Kapsül Haber Ajansı - Watchguard haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Watchguard haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

WatchGuard CPO’su Vincent Hwang Oldu Haber

WatchGuard CPO’su Vincent Hwang Oldu

Hwang, MSP'lerin operasyonlarını basitleştirmelerine, araç karmaşasını azaltmalarına ve ölçeklenebilir şekilde daha güçlü güvenlik sonuçları sunmalarına yardımcı olmak amacıyla WatchGuard'ın platform ve yapay zeka inovasyon stratejilerine odaklandığı kritik bir dönemde şirkete katılıyor. Bulut, uç nokta, ağ ve SecOps (Güvenlik Operasyonları) alanlarındaki derin uzmanlığıyla Hwang, kurumsal düzeyde korumayı orta ölçekli pazara hizmet veren iş ortakları için dağıtması, yönetmesi ve gelir elde etmesi daha kolay bir yapıya kavuşturmaya odaklanarak WatchGuard'ın ürün evriminin yeni aşamasına liderlik edecek ve aynı zamanda MSP'lerin operasyonlarını ile ölçeklenmelerini daha verimli hale getiren yapay zeka odaklı yetenekleri geliştirecek. Siber Güvenlik Sektöründe Yirmi Yıllık Güçlü Deneyim Sektörün en etkili şirketlerinde siber güvenlik ürünleri geliştirme ve ölçeklendirme konusunda vizyoner bir ürün yöneticisi olarak yirmi yılı aşkın deneyime sahip olan Hwang, şirkete katılmadan önce Fortinet'te Bulut Güvenliği birimini yöneterek istikrarlı bir çift haneli büyüme elde etmişti. Fortinet'ten önce Sourcefire ve Cisco'da modern tehdit korumasının ilerletilmesinde kilit bir rol oynayan Hwang, erken dönem uç nokta tespit ve müdahale (EDR) yeteneklerinin geliştirilmesine katkıda bulundu ve Cisco'nun gelişmiş kötü amaçlı yazılım koruması ile Sıfır Güven (Zero Trust) stratejilerinin şekillendirilmesine yardımcı oldu. Hwang, daha önce Bitdefender'da Baş Ürün Yöneticisi (CPO) olarak görev yapmış ve ürün yönetimi ile mühendislik dahil olmak üzere küresel ürün organizasyonuna liderlik etmişti. İnovasyonu Gerçek Dünyadaki Sonuçlarla Birleştiriyoruz. Vince, derin siber güvenlik uzmanlığı ile ürün stratejisini gerçek pazar ivmesine dönüştürme yeteneğinin nadir bir kombinasyonunu sunuyor diyen WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski, "İş ortaklarımızı anlıyor, onların operasyon biçimleriyle uyumlu platformların nasıl inşa edileceğini biliyor ve inovasyonu gerçek dünyadaki sonuçlarla birleştirerek sürekli bir büyüme sağlıyor. Büyümemizin bu yeni aşamasında WatchGuard'ın tam olarak ihtiyaç duyduğu şey de budur." ifadelerini kullandı. WatchGuard’ın, MSP'ler ve onların müşterileri için modern siber güvenliğin neye benzediğini tanımlamak adına eşsiz bir fırsata sahip olduğunu belirten Vincent Hwang, "Pazar kritik bir dönüm noktasından geçiyor. İş ortakları tedarikçilerini birleştiriyor ve gelişen tehditlere ayak uydururken operasyonları basitleştiren platformlar arıyor. WatchGuard'ın güçlü temeli üzerine inşa etmekten ve hem operasyonel verimlilik hem de anlamlı güvenlik sonuçları sunan bir ürün stratejisini hızlandırmaktan büyük heyecan duyuyorum." şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard 30. Yılında Yeni Nesil Güvenlik Yaklaşımını Tanıttı Haber

WatchGuard 30. Yılında Yeni Nesil Güvenlik Yaklaşımını Tanıttı

Siber güvenlik dünyası, tehditlerin hızla evrim geçirdiği ve operasyonel yüklerin eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaştığı tarihi bir dönüşümden geçiyor. Türkiye'de basın mensuplarıyla bir araya gelinen özel buluşmada bu değişime dikkat çeken WatchGuard, Perimeters.io şirketinin satın alınmasıyla hayata geçen WatchGuard CloudDR çözümünü ve MSP'ler için özel olarak tasarlanan yeni ajan yapay zeka (agentic AI) dijital iş gücü Rai'yi tanıttı. Bulut teknolojilerinin iş süreçlerinin merkezine yerleşmesi ve yapay zeka araçlarının günlük kullanıma entegre olması, kurumların dijital yüzeyini genişleterek geleneksel koruma yöntemlerini yetersiz kılıyor. İşletmeler artık yalnızca saldırıları engellemeyi hedefleyen parçalı ürünler yerine; sürekli koruma, hızlı müdahale ve ölçülebilir sonuçlar sunan bütünleşik güvenlik operasyonlarına ihtiyaç duyuyor. Bu noktada siber güvenliği bir teknoloji yatırımı olmanın ötesine taşıyarak operasyonel bir süreç olarak ele alan WatchGuard, insan uzmanlığını yapay zeka ile güçlendirerek sektördeki kuralları baştan yazıyor. Küresel Araştırma Alarm Yorgunluğunu Ortaya Koyuyor 20 ülkeden yaklaşık bin BT liderinin katılımıyla gerçekleştirdikleri küresel araştırmanın çarpıcı sonuçlarını paylaşan WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, "Kurumların yüzde 91'i yapay zeka destekli saldırılardan endişe duyarken, yüzde 54'ü kesintisiz izleme ve müdahale kapasitesinden tamamen yoksun durumda bulunuyor. Siber güvenlikte bir kapasite sorunu yaşanıyor. Asıl sorun tehditlerin artmasından ziyade, işletmelerin bu tehditleri yönetecek operasyonel hızı ve ölçeği oluşturmakta zorlanmasıdır; bu nedenle güvenliğin geleceği insan sayısını artırmaktan ziyade uzmanlığı yapay zeka ile güçlendirmekten geçiyor." ifadelerini kullandı Yeni Nesil Tehditlere Karşı Dijital İş Gücü Rai ve CloudDR Bulut güvenliğini her ölçekteki kurum için erişilebilir ve operasyonel olarak yönetilebilir bir hizmete dönüştürme vizyonuyla hareket eden WatchGuard, Perimeters.io satın almasıyla birlikte CloudDR platformunu hayata geçirdi. CloudDR; bulut uygulamalarındaki tehditleri tespit ediyor, yanlış yapılandırmaları belirliyor ve gölge yapay zeka kullanımını aydınlatarak müdahale süreçlerini otomatikleştiriyor. Eş zamanlı olarak tanıtılan Rai ise, yalnızca öneriler sunan bir asistanın çok ötesinde, belirli görevleri tek başına yerine getirebilen otonom bir dijital iş gücü olarak konumlanıyor. Rai; verileri topluyor, olayları ilişkilendiriyor, müdahale süreçlerini hızlandırıyor ve insan ekiplerinin gözetimi altında sürekli çalışarak güvenlik operasyon merkezlerindeki devasa alarm yorgunluğunu ortadan kaldırıyor. Yapay zekanın gerçekleştirdiği her işlem şeffaf bir şekilde kayıt altına alınarak tam denetlenebilirlik sağlanıyor. Tehdit ortamının, ofis sınırlarının ortadan kalktığı ve çalışanların farklı lokasyonlardan ağa bağlandığı yepyeni bir boyuta ulaştığını ifade eden WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Kıdemli Satış Mühendisi Alper Onarangil, "Saldırganlar artık güvenlik duvarını aşmak yerine doğrudan kullanıcı hesaplarını hedefliyor. Güvenlik yönetimindeki araç fazlalığının operasyonel yükü büyük ölçüde artırıyor. Sektördeki asıl ihtiyaç daha fazla ekran yerine daha hızlı karar alabilmektir. Bu nedenle başarılı kurumlar teknolojiyi sadece koruma amacıyla kullanmanın ötesine geçerek operasyonel verimlilik için otomasyona yöneliyor." ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard, Agentic AI Çözümü Rai’yi Tanıttı Haber

WatchGuard, Agentic AI Çözümü Rai’yi Tanıttı

Asistan yapay zekadan otonom yürütmeye geçişi temsil eden bu devrimsel yenilik, MSP'lerin personel sınırlarına takılmadan ölçeklenebilir ve kârlı bir büyüme yakalamasını sağlıyor. Rai, güvenlik ekibinin gerçek bir uzantısı olarak çalışan, tehditleri insan müdahalesine gerek kalmadan tespit eden, ilişkilendiren ve bunlara anında müdahale eden, her zaman aktif bir dijital çalışan işlevi görüyor. Ortamları sürekli izliyor, tehditleri belirliyor ve iş yükünü azaltmak, müdahaleyi hızlandırmak ve çok daha kapsamlı bir koruma sağlamak için gerçek zamanlı olarak yetkilendirilmiş eylemler gerçekleştiriyor. Rai'nin attığı her adım şeffaf, ölçülebilir ve tek bir istihbarat işlevi içinde sunuluyor. Analist, Denetçi ve Yönetici Rolleriyle Yepyeni Bir İş Gücü Rai, MSP'ler için yepyeni bir iş gücü türü sunuyor. Sürekli çalışan, talebe göre ölçeklenen ve ekiplerin değerli zamanını tüketen operasyonel yükü hafifleten bir yapı oluşturuyor. Uç nokta ve ağ etkinlikleri genelinde her zaman açık tespit, araştırma ve müdahale sunarak ilk müdahale ekibi gibi hareket eden "Analist" rolü bugünden itibaren kullanıma sunuluyor. Böylece iş ortakları yılın her günü ve saati alarmlarla uğraşmak zorunda kalmıyor. Rai'nin yeteneklerini uyumluluk ve operasyonlara genişleten "Denetçi" (Auditor) ve "Yönetici" (Admin) rolleri ise çok yakında geliyor. Denetçi rolü; uyumluluk boşluklarını sürekli olarak belirleyecek, yanlış yapılandırmaları işaretleyecek ve denetim kayıtlarını tutarken güvenlik duvarı kural çakışmaları gibi sorunları anında çözecek. Yönetici rolü ise yama planlaması, sertifika yenileme, bakım pencereleri ve iş ortağı iletişimleri gibi operasyonel görevleri üstlenecek. Rai, ekipleri yavaşlatan rutin işleri devralarak mühendislerin müşteri ilişkilerini güçlendirmek, karmaşık sorunları çözmek ve iş büyümesini teşvik etmek gibi daha yüksek değerli önceliklere odaklanmasını sağlıyor WatchGuard Insights Hub Üzerinden Tam Görünürlük Rai'nin karar verme süreci, yeni WatchGuard Insights Hub üzerinden tamamen görünür hale geliyor. Insights Hub, tüm altyapıyı kapsayan bağlam ve tek bir tıklamayla üst düzey MSP görünümlerinden ayrıntılı, müşteriye özel içgörülere geçiş yapma olanağı sağlayan merkezi gösterge panelleri içeriyor. Yerleşik Günlük Özet (Daily Brief); alınan aksiyonların, dikkat gerektiren öğelerin ve yönetilen tüm ortamlardaki gerçek zamanlı koruma durumunun kısa bir özetini sunuyor. Bu kontroller, iş ortaklarının yapay zeka destekli bir hız ve ölçekte çalışırken aynı zamanda sistem üzerinde tam gözetim sürdürmelerini sağlamak üzere son derece yapılandırılabilir bir şekilde tasarlanıyor. Yeni sistemin sunduğu bütünleşik yapıya dikkat çeken eSecurity Solutions Kıdemli Siber Güvenlik Mühendisi ve Analisti Michael Ruffolo, "Hemen göze çarpan ilk şey, her şeyin tek bir yerde ne kadar hızlı bir araya geldiğiydi. Araçlar arasında atlamak veya bir şeyleri birleştirmeye çalışmak yerine, bu deneyim ne olduğunu ve neye dikkat edilmesi gerektiğini anlamayı çok daha kolaylaştırdı. Bu tür bir netlik, daha iyi kararlar almamıza ve müşterilere çok daha tutarlı hizmet sunmamıza yardımcı oluyor." dedi. "Güvenlik Operasyonlarını Reaktiften Öngörülebilir Bir Yapıya Taşıyor" Siber tehditlerin hacminin ve karmaşıklığının hızla arttığını, kurumların da her müşteri genelinde kesintisiz çalışacak şekilde oluşturulmuş bir yapay zekaya ihtiyaç duyduğunu belirten WatchGuard Ürün Geliştirme Başkan Yardımcısı Ben Oster, "Rai, güvenlik operasyonlarını reaktif bir yapıdan öngörülebilir bir modele taşıyarak çok daha tutarlı bir koruma sağlamak için anında harekete geçiyor. Bu yaklaşım, iş ortaklarımızın daha hızlı ölçeklenmelerine, kâr marjlarını artırmalarına ve tüm portföylerindeki müşteri deneyimini iyileştirmelerine olanak tanıyor." şeklinde konuştu. Otonom Yürütme ile Büyümenin Önündeki İnsan Sınırı Kalkıyor Rai'nin EMEA Impact 2026'da tanıtılması, WatchGuard'ın yapay zeka stratejisinde ileriye doğru atılmış büyük bir adımı temsil ediyor ve şirketin MSP başarısına olan bağlılığını derinleştiriyor. Asistan yapay zekanın ötesine geçerek otonom yürütmeye yönelen Rai, MSP'lerin kapsama alanını genişletmelerine, operasyonel yükü azaltmalarına ve personel sayısını artırmadan büyümelerine imkan tanıyor. Platform genelinde ajan yetenekleri genişlemeye devam ettikçe, gelecekteki geliştirmeler iş ortaklarının Rai ile doğrudan etkileşim kurmasını sağlayan doğal dil, niyet odaklı bir arayüzü de kapsayacak. WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski ise konuyu şu sözlerle değerlendirdi: "Bu, siber güvenliğin uygulanma biçiminde temel bir değişimi işaret ediyor. Büyüme, çok uzun zamandır kaç analisti işe alabileceğiniz, eğitebileceğiniz ve elde tutabileceğiniz gibi insan odaklı faktörlerle kısıtlanıyordu. Rai bu denklemi tamamen değiştiriyor. İş ortaklarımızın kesintisiz çalışmasını, anında harekete geçmesini ve geleneksel güvenlik ekiplerinin sınırlarının çok ötesinde ölçeklenmesini sağlıyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard Perimeters.io Şirketini Satın Aldı Haber

WatchGuard Perimeters.io Şirketini Satın Aldı

WatchGuard, yönetilen hizmet sağlayıcılarının siber güvenlik yeteneklerini bulut ortamlarına taşımak amacıyla Perimeters.io şirketini bünyesine kattı. Anlaşmanın mali şartları açıklanmazken, Perimeters'ın benzersiz güvenlik teknolojisiyle güçlendirilen yeni WatchGuard Cloud Detection and Response (CloudDR) çözümü de eş zamanlı olarak kullanıma sunuldu. Bu çözüm, özellikle MSP operasyonları için tasarlanmış tek ve çok kullanıcılı bir platform üzerinden bulut uygulamaları genelinde sürekli görünürlük, yerleşik tespit ve otomatik müdahale imkanı sağlıyor. Tasarım gereği yapay zeka odaklı olan WatchGuard CloudDR, modern Kimlik Tehdidi Tespiti ve Müdahalesi (ITDR) ile bulut ve kimlik tehditlerini anında ortaya çıkarıyor. İhlallere yol açan bulut güvenlik yanlış yapılandırmalarını ifşa eden platform, manuel olarak tespit edilmesi son derece zor ve büyük ölçekte yönetilmesi imkansıza yakın olan shadow AI ve gölge BT risklerini aydınlatıyor. Pazarında her üç riski aynı anda tek bir platformda ele alan ilk ve tek çözüm olan sistem, gelişmiş bulut uygulama güvenliğini her ölçekteki hizmet sağlayıcı için operasyonel, ölçeklenebilir ve ticari olarak uygulanabilir kılıyor. Satın alma aşamasında Microsoft 365, OpenAI, HubSpot, ConnectWise, Salesforce, Google Workspace ve Jira dahil olmak üzere 40'tan fazla uygulamayı destekleyen hizmet, sürekli değişen tehdit ortamına yanıt vermek için yeni uygulamaları pazarda eşi benzeri görülmemiş bir hızla entegre etmeye devam ediyor. Desteklenen uygulamaların tam listesi WatchGuard web sitesinde yer alıyor. Bulut Güvenliği İş Modellerine Kusursuz Uyum Sağlıyor WatchGuard CloudDR, MSP'lerin operasyonel yük eklemeden veya kurumsal düzeyde maliyetlere katlanmadan her müşteri ortamındaki bulut uygulama riskini azaltmalarına olanak tanıyor. Hizmet, iş ortaklarının tutarlı bulut korumasını genişletmelerine, güvenliğin somut değerini kanıtlamalarına ve bulut güvenliğini yönettikleri hizmetlerin standart, tekrarlanabilir bir parçası haline getirmelerine yardımcı oluyor. MSP'lerin bulut güvenliğine bir yıl sonra veya iş modellerine uymayan kurumsal araçlara yamanmış bir şekilde sahip olmak istemediklerini, bu korumaya tam şu an ihtiyaç duyduklarını belirten WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski, “Perimeters.io'yu satın alarak tamamen MSP'ler için oluşturulmuş, tasarım gereği ölçeklenebilir, uygun maliyetli ve MSP'lerin gerçek çalışma şekliyle birebir uyumlu bir bulut tespiti ve müdahalesi çözümü sunuyoruz.” dedi. Bulut güvenlik sorununun yalnızca belirli kısımlarını çözen parçalı araçların MSP'leri operasyonel olarak çok zorladığını aktaran WatchGuard İş Ortağı Impact Business Technology Kurucusu ve CEO'su Neil Holme, "Görünürlüğü ve müdahaleyi tek bir yerde bir araya getiren bir çözüme sektörde çok büyük bir ihtiyaç var. WatchGuard CloudDR tam olarak bu ihtiyacı karşılıyor." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlikte Etkiyi Hızlandıran Stratejik Birleşme Perimeters, kısa sürede pazardaki erken erişimini aşan çok gelişmiş bulut güvenlik yetenekleri geliştirdi. Bu inovasyon, satın alma işlemiyle birlikte WatchGuard bünyesine katılarak doğrudan küresel MSP topluluğunun kullanımına sunuluyor. Böylece benimseme süreçleri hızlanıyor, koruma alanı genişliyor ve hem iş ortakları hem de müşteriler için yaratılan değer artıyor. Perimeters'ın bulut güvenliğindeki en zorlu problemlerden bazılarını çözmek için kurulduğunu vurgulayan Perimeters Kurucu Ortağı ve CEO'su Yaniv Hen, "WatchGuard, bu inovasyonu gerçek dünyada bir etkiye dönüştürmek için gereken MSP odağını, platform derinliğini ve ölçeği beraberinde getiriyor." şeklinde konuştu. Bu stratejik satın alma, WatchGuard'ın MSP'ler için özel olarak tasarlanmış pratik ve ölçeklenebilir bütünleşik siber güvenlik sunma kararlılığını pekiştiriyor. Şirket, WatchGuard CloudDR ile bulut güvenliğinin sunulma biçimini yeniden tanımlayarak bu alanı geniş ölçekte çok daha etkili ve erişilebilir bir konuma taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard, MSP Güvenlik Standartlarını Belirlemede 30. Yılını Kutluyor Haber

WatchGuard, MSP Güvenlik Standartlarını Belirlemede 30. Yılını Kutluyor

Şubat ayı itibarıyla, iş dünyasını değişen tehdit ortamının her döneminde korumaları için MSP'lere destek vermesinin 30. yılını kutlayan WatchGuard, kanal trend haline geldiğinde MSP'lere yönelen bir marka olmadı. Şirket, temel BT desteğinden tam ölçekli yönetilen güvenliğe dönüşen MSP'lerle birlikte büyüdü. Bu gerçeklik, iş ortağı öncelikli ürün stratejisi, kârlı ölçekleme için oluşturulan programlar ve pazar dalgalanmalarına dayanacak şekilde tasarlanmış uzun vadeli ilişkiler gibi her büyük kararı şekillendirdi. 30 yılı boyunca 50.000'den fazla siber güvenlik sağlayıcısıyla ortaklık kuran şirket, bugün dünya çapında milyonlarca uç noktayı güvence altına alarak 1,5 milyondan fazla müşteriyi koruyor “Hedefimiz Sadece Uzun Ömürlü Olmak Değil, İvme Kazanmak” Sektördeki 30 yıllık geçmişlerini değerlendiren WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski, “30 yıl boyunca, MSP'ler için oluşturulmuş kurumsal düzeyde güvenlik sağlayarak, hızlı uyum sağlayarak ve en çok ihtiyaç duyulduğu anda her zaman iş ortaklarımızın yanında durarak güveni zor yoldan kazandık. Odak noktamız çok basit. En iyi korumayı sağlamak, otomasyon ve daha az gürültü ile operasyonları kolaylaştırmak ve iş ortaklarımızın kârlı bir güvenlik pratiğini ölçeklendirmesine yardımcı olmak. Hedefimiz sadece uzun ömürlü olmak olarak değerlendirilemez. İvme kazanmak. İvmemizi de tehdit ortamı nasıl değişirse değişsin, müşterilerini koruyabilmeleri için iş ortaklarımızın etrafında değil, doğrudan onlarla birlikte inşa etmekten alıyoruz.” şeklinde konuştu. WatchGuard'ın MSP'lerin nasıl çalıştığını, yani standart hale gelmiş, tekrarlanabilir ve daha azıyla daha fazlasını yapma konusunda sürekli baskı altında olduklarını gerçekten anlayan az sayıdaki üreticiden biri olduğunu belirten Verteks Consulting, Inc. Başkanı ve CEO'su Don Gulling, “Bizi karmaşıklığa boğmadan gerçek bir koruma sunmamıza yardımcı oluyorlar ve bu tutarlılık onları yıllardır güvenlik altyapımızın temel taşlarından biri haline getirdi.” dedi. Pazara Uyum Sağlamak İçin Tasarlandı WatchGuard, yeni saldırı tekniklerine, değişen altyapılara ve artan müşteri beklentilerine karşı dayanıklı bir güvenlik inşa ederek tehdit ortamıyla birlikte sürekli gelişti. Diğerleri en yeni kategori etiketini kovalarken WatchGuard, MSP'lerin gerçekte neye ihtiyacı olduğuna odaklandı. Her gün yönettikleri ortamlarda uyum sağlayan, ölçeklenen ve sonuç üreten güvenlik. Pazar her değiştiğinde, iş ortaklarını terk etmeden veya yıkıcı sıfırlamalara zorlamadan onlarla birlikte değişen marka yeni tehditler, yeni mimariler ve MSP'ler üzerindeki yeni talepler gibi gerçek dönüm noktalarından geçen bir adaptasyon rekoru kırdı. WatchGuard'ın hiçbir zaman sadece dünün ortamlarını korumakla ilgilenmediğini vurgulayan Omdia Baş Analisti Jay McBain, “Siber güvenlik, pazar değişene kadar güçlü görünen satıcılarla doludur. Sonra ortadan kaybolurlar, satın alınırlar veya yenilik yapmayı bırakırlar. WatchGuard'ın dayanıklılığı yaştan daha önemli bir şeye işaret ediyor. MSP ekonomisiyle, operasyonel gerçeklerle ve müşteri sonuçlarıyla uyumlu kalırken siber güvenliğin birçok döneminde evrimleşme yeteneği.” diyerek markanın sektördeki farklı konumunun altını çizdi. 30 yılın ardından WatchGuard, asla yavaşlamayan bir pazarda liderlik etmek için gereken istikrar, ölçek ve sürekli yatırımla iş ortaklarının gerçek güvenlik sonuçları sunmasına yardımcı olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin %60'ı Güvenlik Sağlayıcısında Teknolojiden Önce Erişilebilir Desteğe Bakıyor Haber

Şirketlerin %60'ı Güvenlik Sağlayıcısında Teknolojiden Önce Erişilebilir Desteğe Bakıyor

Sektörde kartların yeniden dağıtıldığını belirten WatchGuard, sadece güvenlik araçlarını kurmanın artık yeterli olmadığını vurguluyor. WatchGuard’ın "Real Security for the Real World 2025" raporuna göre, şirketlerin %60'ı güvenlik sağlayıcısı seçerken "teknolojiden" önce "erişilebilir desteğe" bakıyor. Siber güvenlik pazarında yaşanan konsolidasyon, hizmet sağlayıcıların sunduğu değer teklifini kökten değiştiriyor. WatchGuard’ın "Real Security for the Real World 2025" raporunda yer alan analizler, MDR, XDR ve uyumluluk raporlaması gibi hizmetlerin sadece gelir artışı sağlamadığını, aynı zamanda bir MSP’nin operasyonel olgunluğunu ve müdahale yeteneğini kanıtlayan temel unsurlar olduğunu ortaya koyuyor. Ancak raporun en çarpıcı sonucu, müşteri sadakatini belirleyen asıl faktörün "insan unsuru" olduğunu gösteriyor. Verilere göre şirketlerin yaklaşık %60’ı, güvenlik sağlayıcısı seçerken destek kalitesini kilit bir faktör olarak görüyor. Daha da önemlisi, yöneticilerin %55'i sadece yetersiz destek ve yavaş yanıt süreleri nedeniyle hizmet sağlayıcılarını değiştiriyor. “Yöneticilerin %55’i 'Muhatap Bulamadığı' İçin Sağlayıcı Değiştiriyor” Rekabet avantajının artık teknolojiyi samimi insan ilişkileriyle birleştirmekten geçtiğini belirten WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, “Siber güvenlikte teknoloji kritik bir temeldir, ancak tek başına bir farklılaştırıcı değildir. Gerçek fark, bir sorun yaşandığında karşınızda 'gerçek bir insan' bulabilmektir. Raporumuz gösteriyor ki, şirketlerin %60'ı için destek kalitesi, kullanılan araçlardan daha öncelikli. Yöneticilerin yarısından fazlası (%55), kriz anında ulaşılabilir bir muhatap bulamadığı için hizmet sağlayıcısını değiştiriyor. Bu nedenle 2026 vizyonumuzda, yapılandırılmış operasyonları ve bütünleşik güvenliği 'insan odaklı' bir yaklaşımla sunan MSP'ler kazanacak. Yatırımcılar ve müşteriler artık sadece 'koruyan' değil, süreçleri şeffaf yöneten ve her an 'yanında olan' iş ortaklarına güven duyuyor.” dedi. Sürdürülebilir Büyüme İçin "Bütünleşik ve İnsani" Yaklaşım WatchGuard, MSP’lerin uzun vadeli başarısı ve yatırımcı ilgisini canlı tutabilmesi için teknoloji ve insanı birleştiren bir yol haritası çiziyor. Buna göre; izleme, müdahale ve uyumluluğu tek bir çatı altında toplayan bütünleşik platformlar, destek kalitesinden ödün vermeden güvenliğin ölçeklendirilmesine olanak tanıyor. Ancak bu teknolojik gücün, teknolojinin arkasına saklanmayan ve müşterinin gerçek ihtiyaçlarına anında yanıt veren erişilebilir uzman ekiplerle desteklenmesi gerekiyor. Hızlı olay müdahalesi ve kesintisiz operasyon sürekliliği sağlayan bu model, müşteriyle olan diyaloğu ticari bir işlemden öteye taşıyarak, "güven temelli" ve sarsılmaz bir iş ortaklığına dönüştürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Modern Siber Saldırılar İş Sürekliliğini Tehdit Ediyor Haber

Modern Siber Saldırılar İş Sürekliliğini Tehdit Ediyor

Günümüzde siber saldırıların büyük bölümü, doğrudan kurum ağlarını hedef almak yerine tedarikçiler, hizmet sağlayıcılar veya güvenilir erişime sahip iş ortakları üzerinden gerçekleşiyor. Bu yöntem, saldırganların haftalar boyunca fark edilmeden ağ içinde hareket etmesine ve kritik sistemlere erişmesine olanak tanıyor. Uzaktan ve hibrit çalışma modelleri, çalışan cihazlarının ofis dışındaki ağlardan sisteme bağlanmasıyla saldırı yüzeyini daha da genişletiyor. Almanya’da son yıllarda yüzlerce orta ölçekli işletmenin fidye yazılımı saldırıları nedeniyle faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalması, bu tehdidin somut boyutunu ortaya koyuyor. Bu gelişmeler, siber güvenliğin yalnızca ağın çevresini korumaya odaklanan yaklaşımlarla ele alınmasının yeterli olmadığını gösteriyor. Özellikle tedarik zinciri risklerinin ve uzaktan erişimin yaygınlaştığı bir ortamda, güvenin konuma ya da ağa değil kimliğe ve bağlama dayanması kritik önem taşıyor. Bu nedenle kurumların, saldırıların tamamen engellenemeyebileceğini kabul eden ve olası ihlallerin etkisini sınırlamayı hedefleyen güvenlik modellerine yönelmesi gerekiyor. Zero Trust yaklaşımı, her kullanıcıyı, her cihazı ve her erişimi sürekli olarak doğrulayarak, saldırganların ağ içinde serbestçe hareket etmesini engelleyen bir çerçeve sunuyor. WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, Zero Trust yaklaşımının siber tehditler karşısında kurumlara daha yüksek görünürlük, daha güçlü kontrol ve operasyonel süreklilik kazandırdığını belirterek, işletmelere sağladığı faydaları paylaşıyor. 1. Ağ segmentasyonu ile tehditlerin yayılması sınırlandırılıyor. Zero Trust mimarisi, ağları küçük ve izole bölümlere ayırarak saldırganların bir sisteme sızması durumunda yatay olarak ilerlemesini engelliyor. Bu sayede olası bir ihlal, tüm altyapıyı etkilemeden sınırlı bir alan içinde kontrol altına alınabiliyor ve kritik sistemlerin güvenliği korunuyor. 2. Her noktada uç nokta koruması sağlanıyor. Ofis içi, uzaktan veya hibrit çalışma fark etmeksizin tüm cihazların sürekli olarak doğrulanması ve izlenmesi, saldırı yüzeyini önemli ölçüde daraltıyor. Uç nokta güvenliği, sadece kurumsal ağ içindeki cihazları değil, sisteme bağlanan tüm kullanıcı uçlarını kapsayarak güvenliği ağın dışına taşıyor. 3. Kişisel ve bağlamsal erişim kontrolleri uygulanıyor. Zero Trust yaklaşımı, kullanıcılara yalnızca ihtiyaç duydukları kaynaklara, ihtiyaç duydukları süre boyunca erişim verilmesini esas alıyor. Kullanıcı kimliği, cihaz durumu, konum ve davranış gibi faktörler birlikte değerlendirilerek yetkilendirme yapılıyor; bu da yetkisiz erişim risklerini ciddi ölçüde azaltıyor. 4. 7/24 izleme ile tehditler erken aşamada tespit ediliyor. Sürekli izleme ve anomali tespiti sayesinde şüpheli hareketler gerçek zamanlı olarak analiz ediliyor. Bu görünürlük, saldırıların henüz operasyonları aksatmadan önce fark edilmesini ve hızlı müdahale edilmesini mümkün kılarak kriz yönetiminin operasyonel bir kesintiye dönüşmeden yürütülmesine ve iş sürekliliğinin korunmasına katkı sağlıyor. ‘’Zero Trust, Operasyonların Kesintisiz Devam Etmesine Katkı Sunan Bir Güvenlik Çerçevesi Oluşturuyor’’ Günümüz tehdit ortamlarında siber güvenliği sadece saldırıları tamamen engellemeye odaklanan bir yapı olarak ele almanın yeterli olmadığını ifade eden WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez ‘’Kurumların, ihlallerin gerçekleşebileceği gerçeğini kabul eden ve bu ihlallerin iş sürekliliğine etkisini en aza indirmeyi hedefleyen yaklaşımlara yönelmesi gerekiyor. Zero Trust yaklaşımı, kimlik, cihaz ve erişimleri sürekli doğrulayarak kurumlara daha yüksek görünürlük ve daha güçlü kontrol sağlarken, saldırıların ağ içinde yayılmasını sınırlandıran ve operasyonların kesintisiz devam etmesine katkı sunan bir güvenlik çerçevesi oluşturuyor.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de 2025 Yılında Siber Saldırılar  %80 Azaldı! Haber

Türkiye’de 2025 Yılında Siber Saldırılar %80 Azaldı!

Günde 169 adet ağ saldırısı yaşandı ve bu saldırıların birçoğu bilinmeyen türde gerçekleşti. Günde 655 adet yaşanan kötü amaçlı yazılım saldırıları ise geçen yıla oranla %1,37 artarak 238.436’ya yükseldi. i. Bu tabloya paralel olarak, 2024 yılında yaklaşık 1,5 milyona yaklaşan ağ ve kötü amaçlı yazılım saldırılarının toplam sayısı, 2025’te 300.035’e düşerek Türkiye’de siber saldırıların genel olarak %80 oranında azaldığını ortaya koydu. Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard, 2025 yılında Türkiye’de meydana gelen siber saldırılara dair önemli verileri paylaştı. WatchGuard Tehdit Laboratuvarı’nın raporuna göre, 2025 yılında ağ tabanlı saldırılar bir önceki yıla kıyasla %94 azalarak 61.599’a gerilerken, kötü amaçlı yazılım saldırıları %1,37’lik sınırlı bir artışla 238.436 seviyesine yükseldi. Bu veriler, bir önceki yıl yaklaşık 1,5 milyona yaklaşan toplam saldırı hacminin 2025’te 300 bin seviyelerine inerek Türkiye’de siber tehditlerin genel ölçekte önemli ölçüde azaldığına işaret ediyor. WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez ise ağ saldırılarındaki sert düşüşün, güvenlik yatırımlarının ve farkındalığın etkisini gösterdiğini ancak kötü amaçlı yazılım tarafındaki sınırlı artışın, tehdit aktörlerinin yöntem değiştirdiğine işaret ettiğini belirterek, kurumların bu tabloyu bir rahatlama değil, savunma stratejilerini sürekli güncel tutmaları gereken bir uyarı olarak okumaları gerektiğinin altını çiziyor. Günde 169 Adet Ağ Saldırısı Gerçekleşiyor! WatchGuard Tehdit Merkezi’ne UTM cihazı Firebox’lardan gelen verilerle hazırlanan rapora göre, 2025 yılında Türkiye’de her gün 169 ve her saat 7 adet ağ saldırısı gerçekleşti. Saldırıların büyük bir çoğunluğunun bilinmeyen ve daha önce karşılaşılmamış olduğunu, en çok karşılaşılan ikinci ağ saldırısının ise WEB Dizin Gezintisi -2 olduğunu aktaran Yusuf Evmez’e göre, ağ saldırıları geçtiğimiz yıla kıyasla %94 oranında bir düşüş gösterse de saldırıların önemli bir bölümünün bilinmeyen türlerden oluşması, kurumların güvenlik stratejilerini sürekli güncel tutmasını zorunlu kılıyor. 2025’in Ekim Ayında Siber Saldırılar Rekor Kırdı 2025 yılının Ekim ayında rekor sayıyla 39.465 adet kötü amaçlı yazılım saldırısı kaydedilirken, bu saldırıların %3’ünü sıfırıncı gün (zero-day) saldırıları oluşturdu. Geleneksel güvenlik önlemlerinin gelişmiş tehditler karşısında sınırlı kaldığını belirten Yusuf Evmez, kurumların daha bütüncül ve güncel güvenlik çözümlerine yönelmesini tavsiye ediyor. 238.436 Kötü Amaçlı Yazılım Saldırısı Gerçekleşti! Dijitalleşmeyle birlikte verilerin ağlara taşınması, siber saldırganların da bu alanları hedef alarak daha güçlü ve organize saldırılar gerçekleştirmesine zemin hazırlıyor. WatchGuard Tehdit Merkezi’ne UTM cihazı Firebox’lardan gelen verilerle hazırlanan rapora göre, 2025 yılında Türkiye’de her gün 655 ve her saat 27 kötü amaçlı yazılım saldırısı yaşandı. Yıl genelinde toplam 238.436’ya ulaşan bu saldırıların %7’sini sıfırıncı gün tehditleri oluştururken, en sık karşılaşılan saldırı türü Gen:Heur.Mint.Zard.24 ve Generic.Application.Cashback.B.0835E4A4 oldu. Bir önceki yıla kıyasla %1,37’lik sınırlı bir artış yaşandığına dikkat çeken Yusuf Evmez, kurumların gelişen tehdit ortamına karşı güvenlik yaklaşımlarını sürekli güncel tutmasının önemini vurguladı. “Modern Tehdit Ortamında Sürdürülebilir Güvenlik Bütüncül Yaklaşım ile Mümkün Olabilir” Saldırı yöntemlerindeki dönüşümün, tehdit ortamının ne kadar hızlı evrildiğinin net biçimde ortaya koyduğunu vurgulayan WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Kıdemli Satış Mühendisi Alper Onarangil, ‘’Siber saldırganlar artık geleneksel kötü amaçlı yazılımlar yerine, ele geçirilmiş kullanıcı kimlik bilgilerini ve sistemlerde halihazırda bulunan araçları kullanarak ağlara sızmayı tercih ediyor. Living off the land ve dosyasız saldırı teknikleri sayesinde PowerShell, WMI ya da Task Scheduler gibi işletim sistemi araçları kötüye kullanılarak, disk üzerinde iz bırakmadan ve aylarca tespit edilmeden hareket edilebiliyor. Bu tablo, güvenlik yaklaşımlarının da kaçınılmaz olarak dönüşmesini gerektiriyor. Kimlik bilgilerinin saldırıların merkezine yerleştiği günümüzde, çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) artık bir seçenek değil, kritik bir gereklilik haline gelmiş durumda. Aynı şekilde, yalnızca imza tabanlı çalışan geleneksel antivirüs çözümleri, dosyasız ve gelişmiş saldırılar karşısında yetersiz kalıyor. Bu noktada EDR ve NDR gibi davranış analizi temelli, gelişmiş tehdit algılama çözümleri öne çıkıyor. Tüm bunların ötesinde, kurumların Zero Trust güvenlik modelini benimsemesi ve ‘hiçbir kullanıcıya ya da cihaza varsayılan olarak güvenme’ prensibiyle hareket etmesi artık kaçınılmaz. Modern tehdit ortamına karşı sürdürülebilir güvenlik ancak bu bütüncül yaklaşım sayesinde mümkün olabilir.” açıklamalarında bulundu. *WatchGuard’ın Türkiye özelinde 2025 yılı için gerçekleştirdiği araştırma raporundaki bulgular, WatchGuard Threat Lab’ın araştırma çabalarını desteklemek için verileri paylaşmayı seçen aktif WatchGuard cihazlarından alınan anonim Firebox Feed verilerine dayanmaktadır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.