Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Watchguard

Kapsül Haber Ajansı - Watchguard haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Watchguard haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gölge Yapay Zeka Kaynaklı Veri İhlallerinin Ortalama Maliyeti 5,39 Milyon Dolara Ulaşıyor Haber

Gölge Yapay Zeka Kaynaklı Veri İhlallerinin Ortalama Maliyeti 5,39 Milyon Dolara Ulaşıyor

Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri olan WatchGuard Technologies, gölge BT’nin uzun süre bir politika ve kontrol sorunu olarak ele alındığını hatırlatıyor. Onaylanmamış yazılımlar geçmişte bir kurulum ya da ağdaki bir cihaz gibi tarama araçlarının yakalayabileceği izler bırakıyordu. SaaS ve yapay zeka ise bu tabloyu değiştirdi. Çalışanlar artık kurumsal kimliklerini bu araçlara bağlayabiliyor ve hassas verileri güvenlik ekipleri araçların varlığından haberdar olmadan yükleyebiliyor. WatchGuard 2026 Siber Güvenlik Hijyeni Raporu’na göre çalışanların yüzde 64'ü iş için onaylanmamış yapay zeka araçları kullandığını belirtiyor. IBM 2026 Veri İhlali Maliyeti Raporu ise gölge yapay zekanın dahil olduğu ihlallerin ortalama maliyetinin 5,39 milyon dolara ulaştığını, bu rakamın 4,99 milyon dolarlık küresel ortalamanın üzerinde seyrettiğini ortaya koyuyor. Gölge Yapay Zeka Kuruma Üç Farklı Yoldan Giriyor İlk giriş noktası, çalışanların Microsoft veya Google ile oturum açma istemlerini onaylayarak bir yapay zeka ya da üretkenlik uygulamasına e-posta, takvim ve dosya gibi kurumsal kaynaklara erişim izni vermesi. Bu izinler iş ihtiyacı sona erdikten sonra da devam edebiliyor ve saldırganlar parola çalmak yerine kullanıcıları erişim izni vermeye ikna eden onay kimlik avı (consent phishing) yöntemiyle bu boşluğu istismar ediyor. İkinci giriş noktası, çalışanların tarayıcı üzerinden kişisel hesaplarıyla yapay zeka servislerine giriş yapması. Kurumsal kimlik kullanılmadığı için bu faaliyet Microsoft 365 veya Google Workspace kayıtlarında görünmüyor ve hangi verilerin yüklendiği bilinemiyor. Üçüncü giriş noktasında ise tek kanıt ağ trafiği oluyor. Kurum cihazlarından doğrudan erişilen ve herhangi bir uygulama izni ya da kimlik doğrulaması gerektirmeyen servisler yalnızca ağ veya güvenlik duvarı kayıtlarında iz bırakıyor ve sıradan web trafiğinin arasında gözden kaçabiliyor. Görünürlük Açığını Kapatmak İçin Sinyallerin Birleştirilmesi Gerekiyor WatchGuard’a göre tek bir kontrol bu üç giriş noktasının tamamını yakalayamıyor. Şirket, MSP’lerin bu açığı kapatabilmesi için üç çözümü bir arada sunuyor. CloudDR, Microsoft 365, Google Workspace ve desteklenen diğer SaaS platformlarında OAuth ile bağlanan uygulamaları tespit ediyor, onay kimlik avı girişimleri dahil şüpheli erişimleri işaretliyor ve bir olay yaşanmadan izinleri iptal edebiliyor. FireCloud Total Access, yönetilen cihazlardan ağ telemetrisi toplayarak kullanıcıların hangi platform üzerinden kimlik doğruladığından bağımsız olarak bulut ve yapay zeka servislerini tespit ediyor. Firebox ise bilinen yapay zeka hedeflerine yapılan bağlantıları belirleyerek inceleme için görünür hale getiriyor. Bu yetenekler HIPAA, PCI DSS, ISO 27001, GDPR ve SOC 2 gereksinimleriyle de eşleşiyor ve bulgular denetime hazır kanıtlara dönüştürülebiliyor. “Göremediğiniz Şeyi Yönetemezsiniz” Birçok olayın bir uygulamaya erişim izni vermek ya da iş cihazında kişisel bir yapay zeka hesabı kullanmak gibi sıradan davranışlarla başladığını belirten WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, “Kurumların yapay zekanın benimsenmesini durdurmaya çalışması gerekmiyor. Asıl ihtiyaç, çalışanların hangi uygulamaları kullandığını, bu uygulamaların kuruma nasıl girdiğini ve hangi verilere erişebildiğini sürekli olarak görebilmek. Kimlik, kullanıcı faaliyeti ve ağ trafiğinden gelen sinyalleri birleştiren kurumlar, meşru kullanımı gereksiz risklerden ayırabiliyor ve riske orantılı biçimde hızla müdahale edebiliyor. Göremediğiniz şeyi yönetemezsiniz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Destekli Saldırılar Güvenlik Ekiplerinden Yeni Bir Operasyonel Kapasite Talep Ediyor  Haber

Yapay Zeka Destekli Saldırılar Güvenlik Ekiplerinden Yeni Bir Operasyonel Kapasite Talep Ediyor 

Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri olan WatchGuard Technologies, yapay zekanın saldırganların bilgiyi birbirine bağlama, kararlarını güncelleme ve saldırının farklı aşamalarındaki faaliyetleri koordine etme yeteneğini güçlendirdiğini belirtiyor. Saldırganlar fırsatları belirliyor, erişim sağlıyor, ortamı keşfediyor ve hedeflerine doğru ilerliyor. Bu adımların ürettiği sinyaller kimlik, uç nokta, bulut ve uygulama katmanlarına dağılırken, ayrı ayrı bakıldığında sınırlı görünen olaylar bir araya geldiğinde koordineli bir operasyonu ortaya çıkarıyor. Saldırılar Devam Ederken Şekil Değiştiriyor Geleneksel güvenlik yaklaşımları saldırıları bir olaylar dizisi olarak ele alırken, yapay zeka destekli operasyonlar çok daha dinamik bir ortam yaratıyor. Bir yaklaşım sonuç vermediğinde alternatifler deneniyor, yeni bilgi ortaya çıktığında strateji değişiyor ve savunma tarafı harekete geçtiğinde saldırgan buna uyum sağlıyor. WatchGuard, uyum sağlama kabiliyetinin artık çok daha kolay ve ölçeklenebilir biçimde elde edilebildiğini vurguluyor. Asıl İhtiyaç Sinyalleri Anlayışa Dönüştürmek Güvenlik ekipleri bugün kimlik, uç nokta, ağ, bulut ve uygulama katmanlarında her zamankinden fazla bilgi topluyor. Saldırılar birbirine bağlı hale geldikçe zorluk bilgiyi toplamaktan onu yorumlamaya kayıyor. Hangi olayların ilişkili olduğunu, saldırganın neyi hedeflediğini ve hangi aksiyonların acil müdahale gerektirdiğini anlamak kritik önem kazanıyor. WatchGuard'a göre yapay zeka, tekrar eden inceleme yükünü azaltarak ve farklı ortamlardaki bilgileri birbirine bağlayarak güvenlik uzmanlarının kabiliyetlerini güçlendiriyor ve ekiplerin en kritik kararlara odaklanmasını sağlıyor. "Siber Güvenliğin Yeni Dönemi Operasyonel Kapasiteyle Tanımlanacak" Yapay zekanın saldırganların çalışma biçimini değiştirdiğini belirten WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, "Bu dönüşüme yanıt vermek, teknolojiye yeni bir katman eklemenin ötesinde farklı bir operasyon modeli gerektiriyor. Saldırılar daha uyarlanabilir ve daha koordineli hale geldikçe kurumların hız, bağlam ve anlayış üzerine kurgulanmış güvenlik operasyonlarına ihtiyacı artıyor. Siber güvenliğin bir sonraki evresini belirleyecek olan şey, kurumların sahip olduğu operasyonel kapasite olacak." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard 2026 İlk Yarı Küresel Tehdit Raporunu Açıkladı Haber

WatchGuard 2026 İlk Yarı Küresel Tehdit Raporunu Açıkladı

Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri olan WatchGuard Technologies, ağ ve uç nokta güvenliği ürünlerinden elde edilen anonimleştirilmiş tehdit istihbaratına dayanan ve yılda iki kez yayımlanan raporunun son sonuçlarını açıkladı. Raporun en dikkat çekici bulgularından biri, incelenen dönemde uç nokta tehditlerinin yaklaşık yüzde 96'sının yalnızca tek bir cihazda görülmesi oldu. WatchGuard, birbirinden ayrışan bu sinyallerin saldırganların hizmet olarak zararlı yazılım modellerini, otomasyonu ve yapay zekayı kullanarak daha fazla ağda daha fazla güvenlik açığını test ettiğine, belirli kurbanlara özel yükleri ölçekli biçimde ürettiğine ve geleneksel kontrolleri aştığına işaret ettiğini belirtiyor Sessizleşen Ağlar Daha Geniş Bir Alanda Taranıyor Rapora göre ortalama ağ saldırı sayısı düşerken benzersiz IPS imzalarının sayısı arttı ve en yaygın on saldırının toplam faaliyet içindeki payı geriledi. Genel bir web shell imzası dünyanın en yaygın ağ saldırısı haline gelirken Belçika'da cihazların yüzde 75'ine, İtalya ve ABD'de ise yaklaşık yüzde 60'ına ulaştı. Saldırganlar eski güvenlik açıklarından da kazanç sağlamayı sürdürüyor. En sık görülen 50 ağ saldırısı imzasının referans verdiği güvenlik açıklarının ortanca açıklanma yılı 2014 olurken, CVE referanslı 44 imzanın 31'i en az on yıllık açıkları hedef alıyor. SQL enjeksiyonu tek başına ağ saldırısı tespitlerinin yüzde 17'sinden fazlasını oluşturuyor. Başlangıç erişim tekniklerinde de belirgin bir değişim yaşanıyor. PowerShell tespitleri keskin bir düşüş gösterirken saldırganların güvenilen hesapları ve sistemin kendi araçlarını kullanarak güvenlik katmanlarını aşmaya yöneldiği görülüyor. Yılın ilk yarısında kimlik bilgisi erişimi, kalıcılık, uzaktan erişim ve savunmadan kaçınma tehdit avcılığının en öne çıkan başlıkları oldu. Şifreli Trafik Zararlı Yazılımların Ana Dağıtım Yolu Olmayı Sürdürüyor Zararlı yazılımların yüzde 95'i TLS üzerinden ulaşırken kurulu cihazların yalnızca yüzde 20'si şifreli trafiği inceliyor. Atlatmaya yönelik zararlı yazılımlar genel tespitlerin yaklaşık üçte birini, gelişmiş zararlı yazılım savunması kullanan cihazlarda TLS incelemesiyle yakalanan tespitlerin ise yüzde 36'sını oluşturuyor. Fidye yazılımı ekosistemi ise hem konsolide oluyor hem de yeni oyuncuları çekmeye devam ediyor. Kamuya açık şantaj faaliyetleri rekor seviyeye ulaşırken uç noktalardaki fidye yazılımı tespitleri yıllık bazda yüzde 68'in üzerinde azaldı. WatchGuard ilk yarıda 41 yeni fidye yazılımı grubunu takip etti ve en büyük sekiz grup yaklaşık 5 bin kamuya açık şantaj iddiasının yarısından fazlasını üstlendi. WatchGuard, bulguların saldırı önleme, gelişmiş uç nokta koruması, kimlik güvenliği ve sürekli izlemeyi birleştiren katmanlı savunmalara duyulan ihtiyacı güçlendirdiğini vurguluyor. Şirket, güvenlik ekiplerinin ve MSP'lerin eski güvenlik açıklarını ve desteği sona ermiş uç cihazları önceliklendirmesini, çok faktörlü kimlik doğrulama ve Zero Trust erişim kontrollerini uygulamasını ve uyarı hacminin yanı sıra saldırıların erişimini ve çeşitliliğini de ölçmesini öneriyor. "Saldırganlar Daha Seçici ve Daha Hassas Hale Geliyor Uyarı sayılarındaki düşüşün saldırganların daha az tehlikeli hale geldiği anlamına gelmediğini belirten WatchGuard Bilgi Güvenliği Direktörü (CISO) Corey Nachreiner, "Saldırganlar daha seçici ve daha hassas hareket edebilmek için ellerindeki her aracı kullanıyor. Son bulgular, tekrar kullanılabilen yüklerden ve yüksek hacimli taramalardan tek tek sistemlere özel zararlı yazılımlara, geniş çaplı ve sinsi taramalara ve çevre savunmalarını aşabilen kimlik bilgisi tabanlı erişime doğru bir geçişi gösteriyor. MSP'ler için bütünleşik görünürlük, TLS incelemesi, yapay zeka destekli tespit, güçlü kimlik kontrolleri ve sürekli müdahale, müşterileri ölçekli biçimde korumanın vazgeçilmez unsurları haline geliyor." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard Öncü Yapay Zeka Stratejisiyle 25 Bin MSP İçin Siber Savunmayı Güçlendiriyor Haber

WatchGuard Öncü Yapay Zeka Stratejisiyle 25 Bin MSP İçin Siber Savunmayı Güçlendiriyor

Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri olan WatchGuard Technologies, uygulama güvenliği alanında öncü yapay zeka (frontier AI) yatırımlarını duyurarak OpenAI ve Anthropic'in gelişmiş yeteneklerine erişimini genişletiyor. Tek bir yapay zeka ekosistemine bağlı kalan üreticilerin aksine WatchGuard, siber savunma alanındaki en etkili yapay zeka inovasyonlarını sürekli olarak değerlendirmek, benimsemek ve operasyonel hale getirmek amacıyla tasarlanan çoklu model stratejisi izliyor. Öncü Yapay Zeka ile Kapsamlı Tehdit Savunması Saldırganlar keşifleri otomatikleştirmek, saldırı yollarını belirlemek ve saldırı senaryoları geliştirmeyi hızlandırmak için yapay zekayı giderek daha fazla kullanırken WatchGuard, güvenlik açığı keşfini, güvenlik testlerini, tehdit araştırmalarını ve iyileştirme çabalarını güçlendirmek için aynı teknolojilere yatırım yapıyor. OpenAI'ın Daybreak programı ve Anthropic'in Cyber Verification Programı aracılığıyla WatchGuard güvenlik ekipleri, siber güvenlik kullanım senaryoları için özel tasarlanan gelişmiş yapay zeka yeteneklerine erişim sağlıyor. WatchGuard bu yetenekleri ürün güvenliği testleri, sızma testleri, kırmızı ekip (red teaming) operasyonları, tehdit araştırması ve güvenlik açığı giderme gibi bir dizi güvenlik işlevine entegre ediyor. Birden fazla lider sağlayıcının öncü yapay zeka teknolojilerini operasyonel hale getiren şirket, gelişmekte olan teknolojileri hızla değerlendirerek en büyük savunma değerini sağladıkları alanlarda uygulayabiliyor Yapay Zeka Odaklı Yeni Nesil Güvenlik Stratejisi Günümüzde 25.000'den fazla MSP ve güvenlik iş ortağı, dünya çapında 1,5 milyondan fazla şirketin güvenliğini sağlamak için WatchGuard çözümlerine güveniyor. Söz konusu kurumlar yapay zeka tarafından giderek daha fazla şekillendirilen tehdit ortamıyla birlikte sürekli gelişen güvenlik sağlayıcılarına ihtiyaç duyuyor. Yapay zekanın hem savunanlar hem de saldıranlar için siber güvenliği temelden değiştirdiğini belirten WatchGuard Technologies Güvenlik Operasyonları Direktörü Marc Laliberte, siber suçluların zayıflıkları ortaya çıkarmak ve saldırıları hızlandırmak için halihazırda bu teknolojileri kullandığını vurguladı. Savunan tarafın da eşit derecede güçlü yeteneklerden faydalanmasını sağlamanın kendi sorumlulukları olduğunu dile getiren Laliberte, ekiplerin bu teknolojik dönüşüme hızla adapte olmasının öneminin altını çizdi. Siber güvenliğin geleceğinin tek bir yapay zeka modeli üzerine kurulmayacağını ifade eden WatchGuard Technologies CEO’su Joe Smolarski, “Ekiplerimize birden fazla sağlayıcıdan gelişmiş yeteneklere erişim imkanı sunarak öncü yapay zeka ekosistemine güçlü yatırımlar yapmamızın sebebi tam olarak bu. Bu teknolojiler geliştikçe iş ortaklarımızın ve müşterilerimizin gelecekteki tehditlerin bir adım önünde olmalarına yardımcı olacak inovasyonları değerlendirmeye, benimsemeye ve operasyonel hale getirmeye devam edeceğiz." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çalışan Davranışları KOBİ'ler İçin Gizli Siber Güvenlik Riski Oluşturuyor Haber

Çalışan Davranışları KOBİ'ler İçin Gizli Siber Güvenlik Riski Oluşturuyor

WatchGuard tarafından hazırlanan "2026 Siber Güvenlik Hijyeni Raporu" verilerine göre, çalışanların yüzde 64'ü iş için yetkisiz yapay zeka araçları kullandığını itiraf ederek çoğu kurumun yönetmek için yeterli görünürlüğe sahip olamadığı ve hızla büyüyen gölge yapay zeka sorununa katkıda bulunuyor. Aynı zamanda yaygın çalışma alanı alışkanlıkları riski artırmaya devam ediyor. Çalışanların yüzde 76'sı şifrelerini yeniden kullanırken yüzde 70'i iş için halka açık Wi-Fi ağlarına bağlanıyor ve yüzde 50'si kurumsal kaynaklara VPN koruması olmadan erişerek kurumları kimlik bilgisi hırsızlığına, veri engellemeye ve yetkisiz erişime maruz bırakıyor. Yapay Zeka Kullanımı Arttıkça Görünürlük Boşlukları Derinleşiyor Tüketiciye yönelik yapay zeka araçları, çoğu kurumun henüz resmi bir yönetişim duruşuyla ele alamadığı, hızla büyüyen bir güvenlik riski kategorisini başlattı. Raporda belirtildiği üzere, katılımcıların yüzde 30'undan azı kurumlarının kullanılan yazılımların doğru bir envanterini tuttuğuna inanırken, yaklaşık yüzde 40'ı şirketlerinin çalışanlarının kullandığı uygulamalara dair tam görünürlük olmadan faaliyet gösterdiğini söylüyor. Onaylanmış araçlar ve hangi bilgilerin dışarıya aktarılabileceğine dair kurumsal rehberlik de dâhil olmak üzere bu yönetişim eksikliği, BT ve siber güvenlik ekipleri için tehlikeli bir kör nokta oluşturuyor. Yaygın Güvensiz Çalışma Alışkanlıkları Kurumları Savunmasız Bırakıyor Gölge yapay zekanın ötesinde yaygın çalışan davranışları, kurumsal güvenlik protokollerini zayıflatmayı ve bilgisayar korsanları için fırsatlar yaratmayı sürdürüyor. Çalışanların yüzde 76'sı şifreleri birden fazla hesapta yeniden kullandığını itiraf ediyor. Bu durum ele geçirilmiş tek bir kimlik bilgisinin bile kurumu hesapların ele geçirilmesine, yanal hareketlere ve birden fazla sistem, platform ve uygulama genelinde önemli veri sızıntılarına karşı savunmasız bıraktığı anlamına geliyor. Ayrıca katılımcıların yüzde 30'u şifrelerini başkalarıyla paylaştığını belirtiyor. Bununla birlikte çalışanların yüzde 70'i iş için halka açık Wi-Fi ağlarını kullanırken yüzde 50'si kurumsal kaynaklara VPN koruması olmadan erişiyor. Bu tablo kurumun saldırı yüzeyini önemli ölçüde genişletirken, güvensiz bağlantıları hedefleyen ortadaki adam saldırıları ve diğer tehditler yoluyla veri engelleme, kimlik bilgisi hırsızlığı ve yetkisiz ağ erişimine maruz kalma riskini artırıyor. Ayrıca çalışanların yüzde 55'i iş cihazlarını kişisel faaliyetler için kullanarak kötü amaçlı yazılım enfeksiyonları, kimlik avı saldırıları ve kurumsal güvenlik kontrollerini aşabilecek uygulama veya web sitelerine maruz kalma riskini artırıyor. Hibrit ve uzaktan çalışmanın yaygın olarak benimsenmesi kişisel ve profesyonel sınırlar arasındaki çizgiyi bulanıklaştırarak saldırganlara kurumsal verileri ele geçirmek için yeni fırsatlar yaratırken güvenlik ekiplerinin riski etkili bir şekilde azaltmasını zorlaştırıyor. İnsan Davranışını Yönetmek Temel Bir Gereklilik Haline Geliyor Artan üretkenlik baskıları, gelişen çalışma ortamları ve hızlı teknoloji adaptasyonu iş gücü genelinde riskli davranışları yönlendiriyor. Yaşananlar yönetilen hizmet sağlayıcılarının KOBİ'lere ciddi olaylara yol açmadan önce siber güvenlik hijyeni boşluklarını gidermelerinde yardımcı olmaları için net bir fırsat yaratıyor. Maruz kalma riskini azaltmak için WatchGuard KOBİ'lerin ve MSP iş ortaklarının şifre yöneticilerini ve Çok Faktörlü Kimlik Doğrulamayı zorunlu kılmak, yetkisiz gölge teknoloji kullanımını belirlemek, net yapay zeka kabul edilebilir kullanım politikaları oluşturmak, VPN ve sıfır güven yaklaşımlarıyla korumayı ofis dışına taşımak ve teknik göstergelerin yanı sıra insan riski metriklerini izlerken sürekli güvenlik eğitimleri uygulamak olmak üzere altı pratik adıma odaklanmalarını öneriyor. Kurumların güvenlik araçlarına yatırım yaptığını ancak birçoğunun çalışanların gerçekte nasıl çalıştığına dair görünürlükten hala yoksun olduğunu belirten WatchGuard Güvenlik Operasyonları Direktörü Marc Laliberte, "Yapay zeka kullanımından şifre uygulamalarına kadar günlük davranışlar geleneksel kontrollerin çözmek için tasarlanmadığı riskler yaratıyor. Kurumlar yeni teknolojileri benimsedikçe ve dağıtılmış çalışmayı destekledikçe, insan davranışını yönetmek temel bir gereklilik haline geliyor. MSP'ler için bu tablo teknolojinin ötesine geçerek kullanıcı riski görünürlüğü, politika yönetişimi ve sürekli güvenlik farkındalığına doğru genişlemek adına büyük bir fırsat sunuyor." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard, 2026 Siber Güvenlik   Hijyen Raporunu Yayınladı Haber

WatchGuard, 2026 Siber Güvenlik Hijyen Raporunu Yayınladı

WatchGuard tarafından hazırlanan "2026 Siber Güvenlik Hijyeni Raporu" verilerine göre, çalışanların yüzde 64'ü iş için yetkisiz yapay zeka araçları kullandığını itiraf ederek çoğu kurumun yönetmek için yeterli görünürlüğe sahip olamadığı ve hızla büyüyen gölge yapay zeka sorununa katkıda bulunuyor. Aynı zamanda yaygın çalışma alanı alışkanlıkları riski artırmaya devam ediyor. Çalışanların yüzde 76'sı şifrelerini yeniden kullanırken yüzde 70'i iş için halka açık Wi-Fi ağlarına bağlanıyor ve yüzde 50'si kurumsal kaynaklara VPN koruması olmadan erişerek kurumları kimlik bilgisi hırsızlığına, veri engellemeye ve yetkisiz erişime maruz bırakıyor. Yapay Zeka Kullanımı Arttıkça Görünürlük Boşlukları Derinleşiyor Tüketiciye yönelik yapay zeka araçları, çoğu kurumun henüz resmi bir yönetişim duruşuyla ele alamadığı, hızla büyüyen bir güvenlik riski kategorisini başlattı. Raporda belirtildiği üzere, katılımcıların yüzde 30'undan azı kurumlarının kullanılan yazılımların doğru bir envanterini tuttuğuna inanırken, yaklaşık yüzde 40'ı şirketlerinin çalışanlarının kullandığı uygulamalara dair tam görünürlük olmadan faaliyet gösterdiğini söylüyor. Onaylanmış araçlar ve hangi bilgilerin dışarıya aktarılabileceğine dair kurumsal rehberlik de dâhil olmak üzere bu yönetişim eksikliği, BT ve siber güvenlik ekipleri için tehlikeli bir kör nokta oluşturuyor. Yaygın Güvensiz Çalışma Alışkanlıkları Kurumları Savunmasız Bırakıyor Gölge yapay zekanın ötesinde yaygın çalışan davranışları, kurumsal güvenlik protokollerini zayıflatmayı ve bilgisayar korsanları için fırsatlar yaratmayı sürdürüyor. Çalışanların yüzde 76'sı şifreleri birden fazla hesapta yeniden kullandığını itiraf ediyor. Bu durum ele geçirilmiş tek bir kimlik bilgisinin bile kurumu hesapların ele geçirilmesine, yanal hareketlere ve birden fazla sistem, platform ve uygulama genelinde önemli veri sızıntılarına karşı savunmasız bıraktığı anlamına geliyor. Ayrıca katılımcıların yüzde 30'u şifrelerini başkalarıyla paylaştığını belirtiyor. Bununla birlikte çalışanların yüzde 70'i iş için halka açık Wi-Fi ağlarını kullanırken yüzde 50'si kurumsal kaynaklara VPN koruması olmadan erişiyor. Bu tablo kurumun saldırı yüzeyini önemli ölçüde genişletirken, güvensiz bağlantıları hedefleyen ortadaki adam saldırıları ve diğer tehditler yoluyla veri engelleme, kimlik bilgisi hırsızlığı ve yetkisiz ağ erişimine maruz kalma riskini artırıyor. Ayrıca çalışanların yüzde 55'i iş cihazlarını kişisel faaliyetler için kullanarak kötü amaçlı yazılım enfeksiyonları, kimlik avı saldırıları ve kurumsal güvenlik kontrollerini aşabilecek uygulama veya web sitelerine maruz kalma riskini artırıyor. Hibrit ve uzaktan çalışmanın yaygın olarak benimsenmesi kişisel ve profesyonel sınırlar arasındaki çizgiyi bulanıklaştırarak saldırganlara kurumsal verileri ele geçirmek için yeni fırsatlar yaratırken güvenlik ekiplerinin riski etkili bir şekilde azaltmasını zorlaştırıyor. İnsan Davranışını Yönetmek Temel Bir Gereklilik Haline Geliyor Artan üretkenlik baskıları, gelişen çalışma ortamları ve hızlı teknoloji adaptasyonu iş gücü genelinde riskli davranışları yönlendiriyor. Yaşananlar yönetilen hizmet sağlayıcılarının KOBİ'lere ciddi olaylara yol açmadan önce siber güvenlik hijyeni boşluklarını gidermelerinde yardımcı olmaları için net bir fırsat yaratıyor. Maruz kalma riskini azaltmak için WatchGuard KOBİ'lerin ve MSP iş ortaklarının şifre yöneticilerini ve Çok Faktörlü Kimlik Doğrulamayı zorunlu kılmak, yetkisiz gölge teknoloji kullanımını belirlemek, net yapay zeka kabul edilebilir kullanım politikaları oluşturmak, VPN ve sıfır güven yaklaşımlarıyla korumayı ofis dışına taşımak ve teknik göstergelerin yanı sıra insan riski metriklerini izlerken sürekli güvenlik eğitimleri uygulamak olmak üzere altı pratik adıma odaklanmalarını öneriyor. Kurumların güvenlik araçlarına yatırım yaptığını ancak birçoğunun çalışanların gerçekte nasıl çalıştığına dair görünürlükten hala yoksun olduğunu belirten WatchGuard Güvenlik Operasyonları Direktörü Marc Laliberte, "Yapay zeka kullanımından şifre uygulamalarına kadar günlük davranışlar geleneksel kontrollerin çözmek için tasarlanmadığı riskler yaratıyor. Kurumlar yeni teknolojileri benimsedikçe ve dağıtılmış çalışmayı destekledikçe, insan davranışını yönetmek temel bir gereklilik haline geliyor. MSP'ler için bu tablo teknolojinin ötesine geçerek kullanıcı riski görünürlüğü, politika yönetişimi ve sürekli güvenlik farkındalığına doğru genişlemek adına büyük bir fırsat sunuyor." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard CPO’su Vincent Hwang Oldu Haber

WatchGuard CPO’su Vincent Hwang Oldu

Hwang, MSP'lerin operasyonlarını basitleştirmelerine, araç karmaşasını azaltmalarına ve ölçeklenebilir şekilde daha güçlü güvenlik sonuçları sunmalarına yardımcı olmak amacıyla WatchGuard'ın platform ve yapay zeka inovasyon stratejilerine odaklandığı kritik bir dönemde şirkete katılıyor. Bulut, uç nokta, ağ ve SecOps (Güvenlik Operasyonları) alanlarındaki derin uzmanlığıyla Hwang, kurumsal düzeyde korumayı orta ölçekli pazara hizmet veren iş ortakları için dağıtması, yönetmesi ve gelir elde etmesi daha kolay bir yapıya kavuşturmaya odaklanarak WatchGuard'ın ürün evriminin yeni aşamasına liderlik edecek ve aynı zamanda MSP'lerin operasyonlarını ile ölçeklenmelerini daha verimli hale getiren yapay zeka odaklı yetenekleri geliştirecek. Siber Güvenlik Sektöründe Yirmi Yıllık Güçlü Deneyim Sektörün en etkili şirketlerinde siber güvenlik ürünleri geliştirme ve ölçeklendirme konusunda vizyoner bir ürün yöneticisi olarak yirmi yılı aşkın deneyime sahip olan Hwang, şirkete katılmadan önce Fortinet'te Bulut Güvenliği birimini yöneterek istikrarlı bir çift haneli büyüme elde etmişti. Fortinet'ten önce Sourcefire ve Cisco'da modern tehdit korumasının ilerletilmesinde kilit bir rol oynayan Hwang, erken dönem uç nokta tespit ve müdahale (EDR) yeteneklerinin geliştirilmesine katkıda bulundu ve Cisco'nun gelişmiş kötü amaçlı yazılım koruması ile Sıfır Güven (Zero Trust) stratejilerinin şekillendirilmesine yardımcı oldu. Hwang, daha önce Bitdefender'da Baş Ürün Yöneticisi (CPO) olarak görev yapmış ve ürün yönetimi ile mühendislik dahil olmak üzere küresel ürün organizasyonuna liderlik etmişti. İnovasyonu Gerçek Dünyadaki Sonuçlarla Birleştiriyoruz. Vince, derin siber güvenlik uzmanlığı ile ürün stratejisini gerçek pazar ivmesine dönüştürme yeteneğinin nadir bir kombinasyonunu sunuyor diyen WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski, "İş ortaklarımızı anlıyor, onların operasyon biçimleriyle uyumlu platformların nasıl inşa edileceğini biliyor ve inovasyonu gerçek dünyadaki sonuçlarla birleştirerek sürekli bir büyüme sağlıyor. Büyümemizin bu yeni aşamasında WatchGuard'ın tam olarak ihtiyaç duyduğu şey de budur." ifadelerini kullandı. WatchGuard’ın, MSP'ler ve onların müşterileri için modern siber güvenliğin neye benzediğini tanımlamak adına eşsiz bir fırsata sahip olduğunu belirten Vincent Hwang, "Pazar kritik bir dönüm noktasından geçiyor. İş ortakları tedarikçilerini birleştiriyor ve gelişen tehditlere ayak uydururken operasyonları basitleştiren platformlar arıyor. WatchGuard'ın güçlü temeli üzerine inşa etmekten ve hem operasyonel verimlilik hem de anlamlı güvenlik sonuçları sunan bir ürün stratejisini hızlandırmaktan büyük heyecan duyuyorum." şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard 30. Yılında Yeni Nesil Güvenlik Yaklaşımını Tanıttı Haber

WatchGuard 30. Yılında Yeni Nesil Güvenlik Yaklaşımını Tanıttı

Siber güvenlik dünyası, tehditlerin hızla evrim geçirdiği ve operasyonel yüklerin eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaştığı tarihi bir dönüşümden geçiyor. Türkiye'de basın mensuplarıyla bir araya gelinen özel buluşmada bu değişime dikkat çeken WatchGuard, Perimeters.io şirketinin satın alınmasıyla hayata geçen WatchGuard CloudDR çözümünü ve MSP'ler için özel olarak tasarlanan yeni ajan yapay zeka (agentic AI) dijital iş gücü Rai'yi tanıttı. Bulut teknolojilerinin iş süreçlerinin merkezine yerleşmesi ve yapay zeka araçlarının günlük kullanıma entegre olması, kurumların dijital yüzeyini genişleterek geleneksel koruma yöntemlerini yetersiz kılıyor. İşletmeler artık yalnızca saldırıları engellemeyi hedefleyen parçalı ürünler yerine; sürekli koruma, hızlı müdahale ve ölçülebilir sonuçlar sunan bütünleşik güvenlik operasyonlarına ihtiyaç duyuyor. Bu noktada siber güvenliği bir teknoloji yatırımı olmanın ötesine taşıyarak operasyonel bir süreç olarak ele alan WatchGuard, insan uzmanlığını yapay zeka ile güçlendirerek sektördeki kuralları baştan yazıyor. Küresel Araştırma Alarm Yorgunluğunu Ortaya Koyuyor 20 ülkeden yaklaşık bin BT liderinin katılımıyla gerçekleştirdikleri küresel araştırmanın çarpıcı sonuçlarını paylaşan WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, "Kurumların yüzde 91'i yapay zeka destekli saldırılardan endişe duyarken, yüzde 54'ü kesintisiz izleme ve müdahale kapasitesinden tamamen yoksun durumda bulunuyor. Siber güvenlikte bir kapasite sorunu yaşanıyor. Asıl sorun tehditlerin artmasından ziyade, işletmelerin bu tehditleri yönetecek operasyonel hızı ve ölçeği oluşturmakta zorlanmasıdır; bu nedenle güvenliğin geleceği insan sayısını artırmaktan ziyade uzmanlığı yapay zeka ile güçlendirmekten geçiyor." ifadelerini kullandı Yeni Nesil Tehditlere Karşı Dijital İş Gücü Rai ve CloudDR Bulut güvenliğini her ölçekteki kurum için erişilebilir ve operasyonel olarak yönetilebilir bir hizmete dönüştürme vizyonuyla hareket eden WatchGuard, Perimeters.io satın almasıyla birlikte CloudDR platformunu hayata geçirdi. CloudDR; bulut uygulamalarındaki tehditleri tespit ediyor, yanlış yapılandırmaları belirliyor ve gölge yapay zeka kullanımını aydınlatarak müdahale süreçlerini otomatikleştiriyor. Eş zamanlı olarak tanıtılan Rai ise, yalnızca öneriler sunan bir asistanın çok ötesinde, belirli görevleri tek başına yerine getirebilen otonom bir dijital iş gücü olarak konumlanıyor. Rai; verileri topluyor, olayları ilişkilendiriyor, müdahale süreçlerini hızlandırıyor ve insan ekiplerinin gözetimi altında sürekli çalışarak güvenlik operasyon merkezlerindeki devasa alarm yorgunluğunu ortadan kaldırıyor. Yapay zekanın gerçekleştirdiği her işlem şeffaf bir şekilde kayıt altına alınarak tam denetlenebilirlik sağlanıyor. Tehdit ortamının, ofis sınırlarının ortadan kalktığı ve çalışanların farklı lokasyonlardan ağa bağlandığı yepyeni bir boyuta ulaştığını ifade eden WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Kıdemli Satış Mühendisi Alper Onarangil, "Saldırganlar artık güvenlik duvarını aşmak yerine doğrudan kullanıcı hesaplarını hedefliyor. Güvenlik yönetimindeki araç fazlalığının operasyonel yükü büyük ölçüde artırıyor. Sektördeki asıl ihtiyaç daha fazla ekran yerine daha hızlı karar alabilmektir. Bu nedenle başarılı kurumlar teknolojiyi sadece koruma amacıyla kullanmanın ötesine geçerek operasyonel verimlilik için otomasyona yöneliyor." ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard, Agentic AI Çözümü Rai’yi Tanıttı Haber

WatchGuard, Agentic AI Çözümü Rai’yi Tanıttı

Asistan yapay zekadan otonom yürütmeye geçişi temsil eden bu devrimsel yenilik, MSP'lerin personel sınırlarına takılmadan ölçeklenebilir ve kârlı bir büyüme yakalamasını sağlıyor. Rai, güvenlik ekibinin gerçek bir uzantısı olarak çalışan, tehditleri insan müdahalesine gerek kalmadan tespit eden, ilişkilendiren ve bunlara anında müdahale eden, her zaman aktif bir dijital çalışan işlevi görüyor. Ortamları sürekli izliyor, tehditleri belirliyor ve iş yükünü azaltmak, müdahaleyi hızlandırmak ve çok daha kapsamlı bir koruma sağlamak için gerçek zamanlı olarak yetkilendirilmiş eylemler gerçekleştiriyor. Rai'nin attığı her adım şeffaf, ölçülebilir ve tek bir istihbarat işlevi içinde sunuluyor. Analist, Denetçi ve Yönetici Rolleriyle Yepyeni Bir İş Gücü Rai, MSP'ler için yepyeni bir iş gücü türü sunuyor. Sürekli çalışan, talebe göre ölçeklenen ve ekiplerin değerli zamanını tüketen operasyonel yükü hafifleten bir yapı oluşturuyor. Uç nokta ve ağ etkinlikleri genelinde her zaman açık tespit, araştırma ve müdahale sunarak ilk müdahale ekibi gibi hareket eden "Analist" rolü bugünden itibaren kullanıma sunuluyor. Böylece iş ortakları yılın her günü ve saati alarmlarla uğraşmak zorunda kalmıyor. Rai'nin yeteneklerini uyumluluk ve operasyonlara genişleten "Denetçi" (Auditor) ve "Yönetici" (Admin) rolleri ise çok yakında geliyor. Denetçi rolü; uyumluluk boşluklarını sürekli olarak belirleyecek, yanlış yapılandırmaları işaretleyecek ve denetim kayıtlarını tutarken güvenlik duvarı kural çakışmaları gibi sorunları anında çözecek. Yönetici rolü ise yama planlaması, sertifika yenileme, bakım pencereleri ve iş ortağı iletişimleri gibi operasyonel görevleri üstlenecek. Rai, ekipleri yavaşlatan rutin işleri devralarak mühendislerin müşteri ilişkilerini güçlendirmek, karmaşık sorunları çözmek ve iş büyümesini teşvik etmek gibi daha yüksek değerli önceliklere odaklanmasını sağlıyor WatchGuard Insights Hub Üzerinden Tam Görünürlük Rai'nin karar verme süreci, yeni WatchGuard Insights Hub üzerinden tamamen görünür hale geliyor. Insights Hub, tüm altyapıyı kapsayan bağlam ve tek bir tıklamayla üst düzey MSP görünümlerinden ayrıntılı, müşteriye özel içgörülere geçiş yapma olanağı sağlayan merkezi gösterge panelleri içeriyor. Yerleşik Günlük Özet (Daily Brief); alınan aksiyonların, dikkat gerektiren öğelerin ve yönetilen tüm ortamlardaki gerçek zamanlı koruma durumunun kısa bir özetini sunuyor. Bu kontroller, iş ortaklarının yapay zeka destekli bir hız ve ölçekte çalışırken aynı zamanda sistem üzerinde tam gözetim sürdürmelerini sağlamak üzere son derece yapılandırılabilir bir şekilde tasarlanıyor. Yeni sistemin sunduğu bütünleşik yapıya dikkat çeken eSecurity Solutions Kıdemli Siber Güvenlik Mühendisi ve Analisti Michael Ruffolo, "Hemen göze çarpan ilk şey, her şeyin tek bir yerde ne kadar hızlı bir araya geldiğiydi. Araçlar arasında atlamak veya bir şeyleri birleştirmeye çalışmak yerine, bu deneyim ne olduğunu ve neye dikkat edilmesi gerektiğini anlamayı çok daha kolaylaştırdı. Bu tür bir netlik, daha iyi kararlar almamıza ve müşterilere çok daha tutarlı hizmet sunmamıza yardımcı oluyor." dedi. "Güvenlik Operasyonlarını Reaktiften Öngörülebilir Bir Yapıya Taşıyor" Siber tehditlerin hacminin ve karmaşıklığının hızla arttığını, kurumların da her müşteri genelinde kesintisiz çalışacak şekilde oluşturulmuş bir yapay zekaya ihtiyaç duyduğunu belirten WatchGuard Ürün Geliştirme Başkan Yardımcısı Ben Oster, "Rai, güvenlik operasyonlarını reaktif bir yapıdan öngörülebilir bir modele taşıyarak çok daha tutarlı bir koruma sağlamak için anında harekete geçiyor. Bu yaklaşım, iş ortaklarımızın daha hızlı ölçeklenmelerine, kâr marjlarını artırmalarına ve tüm portföylerindeki müşteri deneyimini iyileştirmelerine olanak tanıyor." şeklinde konuştu. Otonom Yürütme ile Büyümenin Önündeki İnsan Sınırı Kalkıyor Rai'nin EMEA Impact 2026'da tanıtılması, WatchGuard'ın yapay zeka stratejisinde ileriye doğru atılmış büyük bir adımı temsil ediyor ve şirketin MSP başarısına olan bağlılığını derinleştiriyor. Asistan yapay zekanın ötesine geçerek otonom yürütmeye yönelen Rai, MSP'lerin kapsama alanını genişletmelerine, operasyonel yükü azaltmalarına ve personel sayısını artırmadan büyümelerine imkan tanıyor. Platform genelinde ajan yetenekleri genişlemeye devam ettikçe, gelecekteki geliştirmeler iş ortaklarının Rai ile doğrudan etkileşim kurmasını sağlayan doğal dil, niyet odaklı bir arayüzü de kapsayacak. WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski ise konuyu şu sözlerle değerlendirdi: "Bu, siber güvenliğin uygulanma biçiminde temel bir değişimi işaret ediyor. Büyüme, çok uzun zamandır kaç analisti işe alabileceğiniz, eğitebileceğiniz ve elde tutabileceğiniz gibi insan odaklı faktörlerle kısıtlanıyordu. Rai bu denklemi tamamen değiştiriyor. İş ortaklarımızın kesintisiz çalışmasını, anında harekete geçmesini ve geleneksel güvenlik ekiplerinin sınırlarının çok ötesinde ölçeklenmesini sağlıyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.