Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Watchguard

Kapsül Haber Ajansı - Watchguard haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Watchguard haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

WatchGuard, MSP Güvenlik Standartlarını Belirlemede 30. Yılını Kutluyor Haber

WatchGuard, MSP Güvenlik Standartlarını Belirlemede 30. Yılını Kutluyor

Şubat ayı itibarıyla, iş dünyasını değişen tehdit ortamının her döneminde korumaları için MSP'lere destek vermesinin 30. yılını kutlayan WatchGuard, kanal trend haline geldiğinde MSP'lere yönelen bir marka olmadı. Şirket, temel BT desteğinden tam ölçekli yönetilen güvenliğe dönüşen MSP'lerle birlikte büyüdü. Bu gerçeklik, iş ortağı öncelikli ürün stratejisi, kârlı ölçekleme için oluşturulan programlar ve pazar dalgalanmalarına dayanacak şekilde tasarlanmış uzun vadeli ilişkiler gibi her büyük kararı şekillendirdi. 30 yılı boyunca 50.000'den fazla siber güvenlik sağlayıcısıyla ortaklık kuran şirket, bugün dünya çapında milyonlarca uç noktayı güvence altına alarak 1,5 milyondan fazla müşteriyi koruyor “Hedefimiz Sadece Uzun Ömürlü Olmak Değil, İvme Kazanmak” Sektördeki 30 yıllık geçmişlerini değerlendiren WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski, “30 yıl boyunca, MSP'ler için oluşturulmuş kurumsal düzeyde güvenlik sağlayarak, hızlı uyum sağlayarak ve en çok ihtiyaç duyulduğu anda her zaman iş ortaklarımızın yanında durarak güveni zor yoldan kazandık. Odak noktamız çok basit. En iyi korumayı sağlamak, otomasyon ve daha az gürültü ile operasyonları kolaylaştırmak ve iş ortaklarımızın kârlı bir güvenlik pratiğini ölçeklendirmesine yardımcı olmak. Hedefimiz sadece uzun ömürlü olmak olarak değerlendirilemez. İvme kazanmak. İvmemizi de tehdit ortamı nasıl değişirse değişsin, müşterilerini koruyabilmeleri için iş ortaklarımızın etrafında değil, doğrudan onlarla birlikte inşa etmekten alıyoruz.” şeklinde konuştu. WatchGuard'ın MSP'lerin nasıl çalıştığını, yani standart hale gelmiş, tekrarlanabilir ve daha azıyla daha fazlasını yapma konusunda sürekli baskı altında olduklarını gerçekten anlayan az sayıdaki üreticiden biri olduğunu belirten Verteks Consulting, Inc. Başkanı ve CEO'su Don Gulling, “Bizi karmaşıklığa boğmadan gerçek bir koruma sunmamıza yardımcı oluyorlar ve bu tutarlılık onları yıllardır güvenlik altyapımızın temel taşlarından biri haline getirdi.” dedi. Pazara Uyum Sağlamak İçin Tasarlandı WatchGuard, yeni saldırı tekniklerine, değişen altyapılara ve artan müşteri beklentilerine karşı dayanıklı bir güvenlik inşa ederek tehdit ortamıyla birlikte sürekli gelişti. Diğerleri en yeni kategori etiketini kovalarken WatchGuard, MSP'lerin gerçekte neye ihtiyacı olduğuna odaklandı. Her gün yönettikleri ortamlarda uyum sağlayan, ölçeklenen ve sonuç üreten güvenlik. Pazar her değiştiğinde, iş ortaklarını terk etmeden veya yıkıcı sıfırlamalara zorlamadan onlarla birlikte değişen marka yeni tehditler, yeni mimariler ve MSP'ler üzerindeki yeni talepler gibi gerçek dönüm noktalarından geçen bir adaptasyon rekoru kırdı. WatchGuard'ın hiçbir zaman sadece dünün ortamlarını korumakla ilgilenmediğini vurgulayan Omdia Baş Analisti Jay McBain, “Siber güvenlik, pazar değişene kadar güçlü görünen satıcılarla doludur. Sonra ortadan kaybolurlar, satın alınırlar veya yenilik yapmayı bırakırlar. WatchGuard'ın dayanıklılığı yaştan daha önemli bir şeye işaret ediyor. MSP ekonomisiyle, operasyonel gerçeklerle ve müşteri sonuçlarıyla uyumlu kalırken siber güvenliğin birçok döneminde evrimleşme yeteneği.” diyerek markanın sektördeki farklı konumunun altını çizdi. 30 yılın ardından WatchGuard, asla yavaşlamayan bir pazarda liderlik etmek için gereken istikrar, ölçek ve sürekli yatırımla iş ortaklarının gerçek güvenlik sonuçları sunmasına yardımcı olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin %60'ı Güvenlik Sağlayıcısında Teknolojiden Önce Erişilebilir Desteğe Bakıyor Haber

Şirketlerin %60'ı Güvenlik Sağlayıcısında Teknolojiden Önce Erişilebilir Desteğe Bakıyor

Sektörde kartların yeniden dağıtıldığını belirten WatchGuard, sadece güvenlik araçlarını kurmanın artık yeterli olmadığını vurguluyor. WatchGuard’ın "Real Security for the Real World 2025" raporuna göre, şirketlerin %60'ı güvenlik sağlayıcısı seçerken "teknolojiden" önce "erişilebilir desteğe" bakıyor. Siber güvenlik pazarında yaşanan konsolidasyon, hizmet sağlayıcıların sunduğu değer teklifini kökten değiştiriyor. WatchGuard’ın "Real Security for the Real World 2025" raporunda yer alan analizler, MDR, XDR ve uyumluluk raporlaması gibi hizmetlerin sadece gelir artışı sağlamadığını, aynı zamanda bir MSP’nin operasyonel olgunluğunu ve müdahale yeteneğini kanıtlayan temel unsurlar olduğunu ortaya koyuyor. Ancak raporun en çarpıcı sonucu, müşteri sadakatini belirleyen asıl faktörün "insan unsuru" olduğunu gösteriyor. Verilere göre şirketlerin yaklaşık %60’ı, güvenlik sağlayıcısı seçerken destek kalitesini kilit bir faktör olarak görüyor. Daha da önemlisi, yöneticilerin %55'i sadece yetersiz destek ve yavaş yanıt süreleri nedeniyle hizmet sağlayıcılarını değiştiriyor. “Yöneticilerin %55’i 'Muhatap Bulamadığı' İçin Sağlayıcı Değiştiriyor” Rekabet avantajının artık teknolojiyi samimi insan ilişkileriyle birleştirmekten geçtiğini belirten WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, “Siber güvenlikte teknoloji kritik bir temeldir, ancak tek başına bir farklılaştırıcı değildir. Gerçek fark, bir sorun yaşandığında karşınızda 'gerçek bir insan' bulabilmektir. Raporumuz gösteriyor ki, şirketlerin %60'ı için destek kalitesi, kullanılan araçlardan daha öncelikli. Yöneticilerin yarısından fazlası (%55), kriz anında ulaşılabilir bir muhatap bulamadığı için hizmet sağlayıcısını değiştiriyor. Bu nedenle 2026 vizyonumuzda, yapılandırılmış operasyonları ve bütünleşik güvenliği 'insan odaklı' bir yaklaşımla sunan MSP'ler kazanacak. Yatırımcılar ve müşteriler artık sadece 'koruyan' değil, süreçleri şeffaf yöneten ve her an 'yanında olan' iş ortaklarına güven duyuyor.” dedi. Sürdürülebilir Büyüme İçin "Bütünleşik ve İnsani" Yaklaşım WatchGuard, MSP’lerin uzun vadeli başarısı ve yatırımcı ilgisini canlı tutabilmesi için teknoloji ve insanı birleştiren bir yol haritası çiziyor. Buna göre; izleme, müdahale ve uyumluluğu tek bir çatı altında toplayan bütünleşik platformlar, destek kalitesinden ödün vermeden güvenliğin ölçeklendirilmesine olanak tanıyor. Ancak bu teknolojik gücün, teknolojinin arkasına saklanmayan ve müşterinin gerçek ihtiyaçlarına anında yanıt veren erişilebilir uzman ekiplerle desteklenmesi gerekiyor. Hızlı olay müdahalesi ve kesintisiz operasyon sürekliliği sağlayan bu model, müşteriyle olan diyaloğu ticari bir işlemden öteye taşıyarak, "güven temelli" ve sarsılmaz bir iş ortaklığına dönüştürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Modern Siber Saldırılar İş Sürekliliğini Tehdit Ediyor Haber

Modern Siber Saldırılar İş Sürekliliğini Tehdit Ediyor

Günümüzde siber saldırıların büyük bölümü, doğrudan kurum ağlarını hedef almak yerine tedarikçiler, hizmet sağlayıcılar veya güvenilir erişime sahip iş ortakları üzerinden gerçekleşiyor. Bu yöntem, saldırganların haftalar boyunca fark edilmeden ağ içinde hareket etmesine ve kritik sistemlere erişmesine olanak tanıyor. Uzaktan ve hibrit çalışma modelleri, çalışan cihazlarının ofis dışındaki ağlardan sisteme bağlanmasıyla saldırı yüzeyini daha da genişletiyor. Almanya’da son yıllarda yüzlerce orta ölçekli işletmenin fidye yazılımı saldırıları nedeniyle faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalması, bu tehdidin somut boyutunu ortaya koyuyor. Bu gelişmeler, siber güvenliğin yalnızca ağın çevresini korumaya odaklanan yaklaşımlarla ele alınmasının yeterli olmadığını gösteriyor. Özellikle tedarik zinciri risklerinin ve uzaktan erişimin yaygınlaştığı bir ortamda, güvenin konuma ya da ağa değil kimliğe ve bağlama dayanması kritik önem taşıyor. Bu nedenle kurumların, saldırıların tamamen engellenemeyebileceğini kabul eden ve olası ihlallerin etkisini sınırlamayı hedefleyen güvenlik modellerine yönelmesi gerekiyor. Zero Trust yaklaşımı, her kullanıcıyı, her cihazı ve her erişimi sürekli olarak doğrulayarak, saldırganların ağ içinde serbestçe hareket etmesini engelleyen bir çerçeve sunuyor. WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, Zero Trust yaklaşımının siber tehditler karşısında kurumlara daha yüksek görünürlük, daha güçlü kontrol ve operasyonel süreklilik kazandırdığını belirterek, işletmelere sağladığı faydaları paylaşıyor. 1. Ağ segmentasyonu ile tehditlerin yayılması sınırlandırılıyor. Zero Trust mimarisi, ağları küçük ve izole bölümlere ayırarak saldırganların bir sisteme sızması durumunda yatay olarak ilerlemesini engelliyor. Bu sayede olası bir ihlal, tüm altyapıyı etkilemeden sınırlı bir alan içinde kontrol altına alınabiliyor ve kritik sistemlerin güvenliği korunuyor. 2. Her noktada uç nokta koruması sağlanıyor. Ofis içi, uzaktan veya hibrit çalışma fark etmeksizin tüm cihazların sürekli olarak doğrulanması ve izlenmesi, saldırı yüzeyini önemli ölçüde daraltıyor. Uç nokta güvenliği, sadece kurumsal ağ içindeki cihazları değil, sisteme bağlanan tüm kullanıcı uçlarını kapsayarak güvenliği ağın dışına taşıyor. 3. Kişisel ve bağlamsal erişim kontrolleri uygulanıyor. Zero Trust yaklaşımı, kullanıcılara yalnızca ihtiyaç duydukları kaynaklara, ihtiyaç duydukları süre boyunca erişim verilmesini esas alıyor. Kullanıcı kimliği, cihaz durumu, konum ve davranış gibi faktörler birlikte değerlendirilerek yetkilendirme yapılıyor; bu da yetkisiz erişim risklerini ciddi ölçüde azaltıyor. 4. 7/24 izleme ile tehditler erken aşamada tespit ediliyor. Sürekli izleme ve anomali tespiti sayesinde şüpheli hareketler gerçek zamanlı olarak analiz ediliyor. Bu görünürlük, saldırıların henüz operasyonları aksatmadan önce fark edilmesini ve hızlı müdahale edilmesini mümkün kılarak kriz yönetiminin operasyonel bir kesintiye dönüşmeden yürütülmesine ve iş sürekliliğinin korunmasına katkı sağlıyor. ‘’Zero Trust, Operasyonların Kesintisiz Devam Etmesine Katkı Sunan Bir Güvenlik Çerçevesi Oluşturuyor’’ Günümüz tehdit ortamlarında siber güvenliği sadece saldırıları tamamen engellemeye odaklanan bir yapı olarak ele almanın yeterli olmadığını ifade eden WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez ‘’Kurumların, ihlallerin gerçekleşebileceği gerçeğini kabul eden ve bu ihlallerin iş sürekliliğine etkisini en aza indirmeyi hedefleyen yaklaşımlara yönelmesi gerekiyor. Zero Trust yaklaşımı, kimlik, cihaz ve erişimleri sürekli doğrulayarak kurumlara daha yüksek görünürlük ve daha güçlü kontrol sağlarken, saldırıların ağ içinde yayılmasını sınırlandıran ve operasyonların kesintisiz devam etmesine katkı sunan bir güvenlik çerçevesi oluşturuyor.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de 2025 Yılında Siber Saldırılar  %80 Azaldı! Haber

Türkiye’de 2025 Yılında Siber Saldırılar %80 Azaldı!

Günde 169 adet ağ saldırısı yaşandı ve bu saldırıların birçoğu bilinmeyen türde gerçekleşti. Günde 655 adet yaşanan kötü amaçlı yazılım saldırıları ise geçen yıla oranla %1,37 artarak 238.436’ya yükseldi. i. Bu tabloya paralel olarak, 2024 yılında yaklaşık 1,5 milyona yaklaşan ağ ve kötü amaçlı yazılım saldırılarının toplam sayısı, 2025’te 300.035’e düşerek Türkiye’de siber saldırıların genel olarak %80 oranında azaldığını ortaya koydu. Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard, 2025 yılında Türkiye’de meydana gelen siber saldırılara dair önemli verileri paylaştı. WatchGuard Tehdit Laboratuvarı’nın raporuna göre, 2025 yılında ağ tabanlı saldırılar bir önceki yıla kıyasla %94 azalarak 61.599’a gerilerken, kötü amaçlı yazılım saldırıları %1,37’lik sınırlı bir artışla 238.436 seviyesine yükseldi. Bu veriler, bir önceki yıl yaklaşık 1,5 milyona yaklaşan toplam saldırı hacminin 2025’te 300 bin seviyelerine inerek Türkiye’de siber tehditlerin genel ölçekte önemli ölçüde azaldığına işaret ediyor. WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez ise ağ saldırılarındaki sert düşüşün, güvenlik yatırımlarının ve farkındalığın etkisini gösterdiğini ancak kötü amaçlı yazılım tarafındaki sınırlı artışın, tehdit aktörlerinin yöntem değiştirdiğine işaret ettiğini belirterek, kurumların bu tabloyu bir rahatlama değil, savunma stratejilerini sürekli güncel tutmaları gereken bir uyarı olarak okumaları gerektiğinin altını çiziyor. Günde 169 Adet Ağ Saldırısı Gerçekleşiyor! WatchGuard Tehdit Merkezi’ne UTM cihazı Firebox’lardan gelen verilerle hazırlanan rapora göre, 2025 yılında Türkiye’de her gün 169 ve her saat 7 adet ağ saldırısı gerçekleşti. Saldırıların büyük bir çoğunluğunun bilinmeyen ve daha önce karşılaşılmamış olduğunu, en çok karşılaşılan ikinci ağ saldırısının ise WEB Dizin Gezintisi -2 olduğunu aktaran Yusuf Evmez’e göre, ağ saldırıları geçtiğimiz yıla kıyasla %94 oranında bir düşüş gösterse de saldırıların önemli bir bölümünün bilinmeyen türlerden oluşması, kurumların güvenlik stratejilerini sürekli güncel tutmasını zorunlu kılıyor. 2025’in Ekim Ayında Siber Saldırılar Rekor Kırdı 2025 yılının Ekim ayında rekor sayıyla 39.465 adet kötü amaçlı yazılım saldırısı kaydedilirken, bu saldırıların %3’ünü sıfırıncı gün (zero-day) saldırıları oluşturdu. Geleneksel güvenlik önlemlerinin gelişmiş tehditler karşısında sınırlı kaldığını belirten Yusuf Evmez, kurumların daha bütüncül ve güncel güvenlik çözümlerine yönelmesini tavsiye ediyor. 238.436 Kötü Amaçlı Yazılım Saldırısı Gerçekleşti! Dijitalleşmeyle birlikte verilerin ağlara taşınması, siber saldırganların da bu alanları hedef alarak daha güçlü ve organize saldırılar gerçekleştirmesine zemin hazırlıyor. WatchGuard Tehdit Merkezi’ne UTM cihazı Firebox’lardan gelen verilerle hazırlanan rapora göre, 2025 yılında Türkiye’de her gün 655 ve her saat 27 kötü amaçlı yazılım saldırısı yaşandı. Yıl genelinde toplam 238.436’ya ulaşan bu saldırıların %7’sini sıfırıncı gün tehditleri oluştururken, en sık karşılaşılan saldırı türü Gen:Heur.Mint.Zard.24 ve Generic.Application.Cashback.B.0835E4A4 oldu. Bir önceki yıla kıyasla %1,37’lik sınırlı bir artış yaşandığına dikkat çeken Yusuf Evmez, kurumların gelişen tehdit ortamına karşı güvenlik yaklaşımlarını sürekli güncel tutmasının önemini vurguladı. “Modern Tehdit Ortamında Sürdürülebilir Güvenlik Bütüncül Yaklaşım ile Mümkün Olabilir” Saldırı yöntemlerindeki dönüşümün, tehdit ortamının ne kadar hızlı evrildiğinin net biçimde ortaya koyduğunu vurgulayan WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Kıdemli Satış Mühendisi Alper Onarangil, ‘’Siber saldırganlar artık geleneksel kötü amaçlı yazılımlar yerine, ele geçirilmiş kullanıcı kimlik bilgilerini ve sistemlerde halihazırda bulunan araçları kullanarak ağlara sızmayı tercih ediyor. Living off the land ve dosyasız saldırı teknikleri sayesinde PowerShell, WMI ya da Task Scheduler gibi işletim sistemi araçları kötüye kullanılarak, disk üzerinde iz bırakmadan ve aylarca tespit edilmeden hareket edilebiliyor. Bu tablo, güvenlik yaklaşımlarının da kaçınılmaz olarak dönüşmesini gerektiriyor. Kimlik bilgilerinin saldırıların merkezine yerleştiği günümüzde, çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) artık bir seçenek değil, kritik bir gereklilik haline gelmiş durumda. Aynı şekilde, yalnızca imza tabanlı çalışan geleneksel antivirüs çözümleri, dosyasız ve gelişmiş saldırılar karşısında yetersiz kalıyor. Bu noktada EDR ve NDR gibi davranış analizi temelli, gelişmiş tehdit algılama çözümleri öne çıkıyor. Tüm bunların ötesinde, kurumların Zero Trust güvenlik modelini benimsemesi ve ‘hiçbir kullanıcıya ya da cihaza varsayılan olarak güvenme’ prensibiyle hareket etmesi artık kaçınılmaz. Modern tehdit ortamına karşı sürdürülebilir güvenlik ancak bu bütüncül yaklaşım sayesinde mümkün olabilir.” açıklamalarında bulundu. *WatchGuard’ın Türkiye özelinde 2025 yılı için gerçekleştirdiği araştırma raporundaki bulgular, WatchGuard Threat Lab’ın araştırma çabalarını desteklemek için verileri paylaşmayı seçen aktif WatchGuard cihazlarından alınan anonim Firebox Feed verilerine dayanmaktadır.

WatchGuard, Open MDR ile MSP’ler için MDR Hizmetlerini Genişlettiğini Duyurdu Haber

WatchGuard, Open MDR ile MSP’ler için MDR Hizmetlerini Genişlettiğini Duyurdu

Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri olan WatchGuard Technologies’in geliştirdiği Open MDR, WatchGuard çözümlerinin yanı sıra üçüncü taraf güvenlik ortamlarında da bütünleşik görünürlük sunarak, tehditlerin 7/24 izlenmesini ve hızlı şekilde yanıtlanmasını mümkün kılıyor. Tek satıcıya bağlı güvenlik modellerinin yarattığı kısıtlamaları ortadan kaldıran bu yaklaşım, MSP’lerin farklı müşteri altyapılarına uyum sağlama sürecini kolaylaştırırken pazara giriş sürelerini de önemli ölçüde hızlandırıyor. Pek çok güvenlik sağlayıcısı daha iyi sonuçlar vadederken, uygulamada bu vaatler çoğu zaman daha fazla araç, artan uyarı trafiği ve yanlış sinyaller nedeniyle zaman kaybına dönüşüyor. WatchGuard Open MDR ise gerçek dünyadaki karmaşık müşteri ortamları göz önünde bulundurularak geliştirilen, dikkat dağıtan unsurları eleyen ve kritik tehditleri önceliklendiren bir yapı sunuyor. 7/24 çalışan uzman bir SOC tarafından desteklenen bu kurumsal düzeydeki hizmet, MSP’lerin en kritik anlarda hızlı ve etkili aksiyon almasını sağlayarak kesintisiz güvenlik sunmasına yardımcı oluyor. Zorunlu Geçişler Olmadan Kurumsal Düzeyde MDR Deneyimi WatchGuard Open MDR, WatchGuard’ın yerel entegrasyonları ile üçüncü taraf güvenlik ortamlarını tek bir operasyonel görünüm altında birleştirerek MSP’lere daha hızlı entegrasyon, yenileme süreçlerinde daha az sorun ve zorunlu platform geçişleri olmadan farklı müşteri ortamlarında hizmet sunumunu standartlaştırma imkânı tanıyor. Bu yapı, güvenlik ekiplerinin daha fazla araç ve uyarı karmaşasıyla zaman kaybetmesinin önüne geçerken, gerçekten kritik olan tehditlere odaklanılmasını sağlıyor. Tescilli yapay zeka ve makine öğrenimi teknolojileri sayesinde gürültü önemli ölçüde azaltılıyor, tehditler doğrulanıyor ve altı dakikadan kısa sürede yanıt aksiyonları başlatılarak ayda birden az yanlış pozitif sonuç üretiliyor. Open MDR ile MSP’ler, uç nokta, kimlik, ağ, bulut ve üretkenlik araçları genelinde birleşik bir görünürlük elde ederek güvenlik hizmetlerini uçtan uca standartlaştırabiliyor. WatchGuard’ın 7/24 hizmet veren uzman SOC ekibi tarafından sağlanan izleme ve doğrulama desteği sayesinde, şirket içinde bir SOC kurma ya da ek personel istihdam etme ihtiyacı ortadan kalkıyor. Tehditlerin yayılmadan izole edilmesini sağlayan hızlı ve koordineli müdahale yaklaşımı, operasyonel kesintilerin önüne geçerken MSP’lerin yeni müşteri kazanımındaki sürtüşmeleri azaltmasına ve uzun vadeli müşteri ilişkilerini güçlendirmesine katkı sağlıyor. Sonuç olarak WatchGuard Open MDR, küçük ve orta ölçekli MSP’lerin ek operasyonel yükler olmadan kurumsal ölçekte rekabet edebilmesini mümkün kılarak, karmaşıklık yaratmadan güçlü MDR sonuçları sunuyor Tehdit Sinyallerini Kararlı ve Hızlı Eylemlere Dönüştürmek Pek çok kuruluş farklı güvenlik araçlarına sahip olsa da bu araçları sürekli ve etkili bir güvenlik operasyonuna dönüştürecek kaynaklara sahip değil. WatchGuard Open MDR, bu noktada fark yaratıyor. WatchGuard’ın SOC ekibi, ortamları 7/24 izleyerek tehditleri doğruluyor ve dakikalar içinde yanıt veriyor. Yapay zeka destekli, proaktif tehdit avcılığı yaklaşımı gizli risklerin daha erken aşamada tespit edilmesine yardımcı olurken, net ve anlaşılır raporlama güvenlik ekiplerinin belirsizlik yerine öngörüyle hareket etmesini sağlıyor. WatchGuard Open MDR, güvenliği büyük ölçekte sunan MSP’lerin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmiş bir yapı sunuyor. MSP’ler müşteri ilişkilerinin sahipliğini elinde tutmaya devam ederken, WatchGuard arka planda SOC olarak konumlanıyor ve özel Teknik Hesap Yöneticileri desteğiyle eskalasyon yönetimi, kök neden analizi ve sürekli güvenlik rehberliği sağlıyor. Çapraz ortam desteği sayesinde WatchGuard Firebox, AuthPoint ve EPDR çözümlerinin yanı sıra Microsoft Defender, CrowdStrike Falcon, Okta Workforce Identity, Microsoft 365, AWS, Google ve üçüncü taraf güvenlik duvarlarıyla uyumlu bir yapı sunuluyor. Tüm bu entegrasyonlar, MSP’lerin mevcut araç setlerini değiştirmeye zorlanmadan kapsamlı ve ölçeklenebilir bir MDR hizmeti sunabilmesine olanak tanıyor. “Open MDR, Vizyonumuzun Doruk Noktası” Open MDR’ın eksiksiz, tek bir MDR çözümü sunma vizyonunun doruk noktası olduğunu ifade eden Watchguard Ürün Müdürü Andrew Young, “Bu durum ortakların köklü değişiklikler yapma veya operasyonel karmaşıklık yaşama zorunluluğu olmadan tutarlı, yüksek kaliteli yönetilen güvenlik sunmalarını sağlıyor.” açıklamasında bulundu. “Müşterilerimize Kurumsal Düzeyde Korumayı Güvenle Sunuyoruz” Sonit Systems Teknik Çözüm Danışmanı Don Lawson, “WatchGuard Open MDR, özellikle küçük ve orta ölçekli müşterilerimiz için kurumsal düzeyde korumayı netlik ve güvenle sunmamızı sağlıyor. Uyarı yorgunluğunu azaltıyor, işlemleri basitleştiriyor ve müşterilerimize gönül rahatlığı sağlıyor. WatchGuard ekibi de bize destek olmaya devam ediyor.” ifadelerini kullandı. Open MDR, Total MDR'nin piyasaya sürülmesi ve 2025 yılında ActZero'nun satın alınmasının ardından WatchGuard'ın genişleyen MDR portföyünü temel alır ve şirketin açık, platform tabanlı güvenlik hizmetlerine yönelik uzun vadeli vizyonunu güçlendirir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Destekli Tehditlere Karşı Çok Katmanlı Koruma Şart Haber

Yapay Zeka Destekli Tehditlere Karşı Çok Katmanlı Koruma Şart

WatchGuard’ın yayınladığı son analize göre, verilerin ve kullanıcıların kurumsal ağlar, genel bulutlar ve kişisel cihazlar arasında sürekli hareket ettiği günümüz dünyasında, "güvenli bölge" kavramı geçerliliğini yitirdi. Saldırganların yapay zeka ve otomasyon kullanarak savunma boşluklarını dakikalar içinde tespit edebildiği bu dönemde, sadece ağ (network) veya sadece uç nokta (endpoint) güvenliğine dayalı stratejiler, işletmeleri savunmasız bırakıyor. WatchGuard, bu durumu çarpıcı bir havalimanı metaforuyla açıklıyor: Bir havalimanı yönetiminin X-ray cihazlarını kaldırıp sadece metal dedektörlerine güvendiğini düşünün. Biyolojik veya kimyasal bir madde taşıyan (ağ güvenliğinin tespit edemediği şifreli tehditler) bir saldırgan, metal dedektörüne takılmadan (alarm üretmeden) içeri sızabilir. “Kör Noktalar Saldırganların En Sevdiği Hedeflerdir” Tek katmanlı savunmanın yarattığı kör noktaların, siber suçlular için açık bir davetiye olduğunu belirten WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, “Sadece ağ katmanına odaklanmak, şifreli trafik veya uzaktan çalışan kullanıcılar karşısında kör kalmak demektir. Sadece uç noktaya odaklanmak ise cihazlar arasındaki yanal hareketleri ve bulut servisleriyle olan bağlantıları gözden kaçırmanıza neden olur. Çözüm, tek bir katmanı güçlendirmek değil; uç nokta, ağ, kimlik ve güvenlik duvarını tek bir 'akıllı savunma sistemi' olarak koordine etmektir.” dedi. Dört Katmanlı Akıllı Savunma WatchGuard, hibrit çağda güvenliğin dört temel unsurun koordinasyonuyla sağlanabileceğini belirtiyor. Buna göre; uç nokta (endpoint) yerel davranışsal zeka ve anomali tespitiyle bir X-ray cihazı görevi görürken, ağ katmanı masum görünen trafik akışları arasındaki ilişkileri tespit etmek için gerekli bağlamı sunuyor. Güvenlik duvarı, yanal hareketleri sınırlayan ve derin trafik incelemesini güçlendiren dinamik bir segmentasyon hattı oluştururken; kimlik yönetimi ise denkleme "insan" faktörünü ekleyerek, kimin nereden ve hangi yetkiyle eriştiğini doğrulayıp güveni doğrudan savunma yüzeyine entegre ediyor. Bu katmanların birbirinden bağımsız çalışmasının yeterli olmadığını vurgulayan WatchGuard, Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetlerini, bu teknolojileri birleştiren operasyonel bir "orkestra şefi" olarak tanımlıyor. Farklı katmanlardan gelen verileri tek bir risk görünümüne dönüştüren MDR, siber güvenliği kopuk çözümlerden kurtarıp; reaktif korumadan, her olayı öğrenen ve gerçek zamanlı evrimleşen uyarlanabilir bir "operasyonel dayanıklılık" modeline taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard Uç Nokta Güvenliğinde Yapay Zeka Vizyonunu Paylaştı Haber

WatchGuard Uç Nokta Güvenliğinde Yapay Zeka Vizyonunu Paylaştı

Yapay zeka kullanımı, güvenlik ekipleri için iki ucu keskin bir bıçak gibidir. Pazarlama söylemlerinde yapay zeka her yerde olsa da gerçek başarı daha fazlasını tespit etmekte değil, kararları daha hızlı ve hassas alabilmektedir. Uç nokta güvenliğinde verimlilik, gürültüyü kaynağında kesebilme yeteneğine dayanır. WatchGuard Advanced EPDR, yapay zekayı en büyük etkiyi yarattığı noktada konumlandırarak, bulut zekası ile cihaz üzerindeki davranışsal yapay zekayı birleştiriyor. Bulut, devasa veri kümeleri üzerinde modelleri sürekli eğitirken, bu modellerin damıtılmış hafif sürümleri uç noktalara gönderilerek cihazların çevrimdışı olduklarında bile anlık kararlar almasını sağlıyor. Bu sayede analistler binlerce düşük öncelikli alarmla uğraşmak yerine, yapay zeka bağlamıyla zenginleştirilmiş nitelikli olaylara odaklanabiliyor. “Korumayı Gürültülü Değil, Akıllı Hale Getiriyoruz” Yapay zekanın asıl gücünün tespit sayısını artırmakta değil, insan kaynağının zamanını verimli kullanmasını sağlamakta yattığını belirten WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, “Siber güvenlikte gerçek yapay zeka, sadece daha fazlasını tespit etmekle ilgili değildir; insanların zamanlarını gerçekten önemli olan konulara harcayabilmeleri için kararları daha hızlı ve hassas bir şekilde almakla ilgilidir. WatchGuard olarak vizyonumuz korumayı daha gürültülü değil, daha akıllı hale getirmek. Gürültüyü kaynağında filtreleyerek ve sürekli öğrenerek, uç nokta güvenliği verimliliğini bir teoriden günlük bir gerçekliğe dönüştürüyoruz. Böylece analistlerimiz binlerce alarm yerine, sonuç odaklı ve net olaylarla çalışabiliyor.” dedi. WatchGuard'ın Yapay Zeka Yaklaşımı, Uç Nokta Güvenliğinde 3 Temel Avantaj Sağlıyor: 1. Çalışmayan Tehdit Gürültü Yaratmaz (Önleyici Kontrol): Bir yürütülebilir dosya veya komut dosyası belirdiğinde, uç nokta yapay zekası bunu en son istihbaratla anında değerlendirir. Sıfır Güven Uygulama Hizmeti (Zero-Trust Application Service) tarafından uygulanan bu ön kontrol, güvenilmeyen yazılımları daha çalışmadan engeller. Tehditler çalışmadığı için alarm da üretmezler, böylece gürültü kaynağında kesilir. 2. Kendi Kendini Geliştiren Kolektif Zeka: Bulut yapay zekası, her cihazdan dönen telemetri ve kararlardan öğrenmeye devam eder. Modelleri sürekli olarak birleştirir, ilişkilendirir ve yeniden eğitir. Bu döngüde her uç nokta bir sensöre dönüşür ve alınan her karar kolektif zekayı besler. Zamanla doğruluk artar, yanlış pozitifler (false positives) azalır ve operasyonel verimlilik yükselir. 3. MSP'ler için Karmaşıklık Olmadan Ölçeklenebilirlik: Yönetilen Hizmet Sağlayıcıları (MSP'ler) için bu yaklaşım, karmaşıklık yaratmadan ölçeklenebilirlik sunar. Tek bir uç noktayı koruyan yapay zeka kararları, yüzlerce müşteriyi de aynı anda korur ve tüm süreç tek bir bütünleşik konsoldan (Unified Console) yönetilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.