Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Wwf

Kapsül Haber Ajansı - Wwf haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Wwf haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akdeniz’in Mavi Ormanlarında Sessiz Yıkım:  Binlerce Gemi Deniz Çayırlarını Tahrip Ediyor Haber

Akdeniz’in Mavi Ormanlarında Sessiz Yıkım: Binlerce Gemi Deniz Çayırlarını Tahrip Ediyor

Kıyıları koruyan, balıklara üreme alanı olan ve büyük miktarda karbon depolayan bu hayati “mavi ormanlar”, özellikle yaz aylarında artan yat trafiği nedeniyle ciddi tehdit altında. WWF Akdeniz Deniz İnisiyatifi (WWF-MMI) tarafından hazırlanan “Akdeniz’in Deniz Çayırı Mavi Ormanlarını Demirleme Etkilerinden Korumak” başlıklı rapor, Akdeniz’de demirleme faaliyetlerinin deniz çayırları üzerindeki etkisini çarpıcı verilerle ortaya koyuyor. WWF-MMI koordinasyonunda; WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), WWF-Fransa, WWF-Yunanistan, WWF-Kuzey Afrika, LINKS Vakfı, ITHACA srl., Fransa Biyoçeşitlilik Ofisi (Office Français de la Biodiversité) ve Küresel Balıkçılık İzleme (Global Fishing Watch) iş birliğiyle hazırlanan rapor, 2024 yılına ait Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) verilerinin analiziyle deniz çayırlarındaki durumu gözler önüne seriyor. Akdeniz’de sessiz tehlike: 50.000 hektardan fazla alan etkilenmiş olabilir Rapora göre 2024 yılı boyunca 179.000’in üzerinde gemi, potansiyel olarak deniz çayırlarının bulunduğu alanlarda demirlendi. Bu demirlemelerin yaklaşık yarısı 24 metreden büyük gemiler tarafından gerçekleştirildi. Analizler, Akdeniz genelinde 50.000 hektardan fazla Posidonia oceanica çayırı alanının demirleme faaliyetlerinden etkilenmiş olabileceğini gösteriyor. Bunun 30.000 hektardan fazlasının büyük gemilerden kaynaklandığı belirtiliyor. Akdeniz’e özgü bir deniz çayırı türü olan Posidonia oceanica, kıyı ekosistemlerinin en kritik habitatlarından biri olarak kabul ediliyor. 20.000 km²’yi aşan bir alana yayılan bu “mavi ormanlar”, balıklar için üreme ve yavrulama alanı sağlıyor, kıyıları erozyona karşı koruyor ve dalga enerjisini azaltarak doğal bir kıyı savunması oluşturuyor. Ancak bu habitatların en kritik rolü, “mavi karbon” depolama kapasitesi. Rapora göre Akdeniz’deki Posidonia çayırları yaklaşık 540 milyon ton karbon depoluyor. Bu miktar, yaklaşık 430 milyon aracın yıllık CO₂ emisyonuna eşdeğer bir karbon tutma kapasitesi anlamına geliyor. Buna karşın, son 50 yılda Akdeniz’deki deniz çayırlarının yaklaşık %34’ünün yok olduğu tahmin ediliyor. Raporda demirlemenin doğrudan fiziksel tahribat ve habitat parçalanmasına yol açtığı vurgulanıyor. Geleneksel çapa demirlerinin deniz tabanında sürüklenerek çayırları kökünden söktüğü ve %20 ila %50 arasında habitat parçalanmasına neden olabildiği belirtiliyor. Hasar görmüş çayırlarda karbon tutma kapasitesinin yaklaşık %30 oranında azaldığı, tür zenginliğinde ise %40’a varan kayıplar yaşandığı aktarılıyor. Posidonia oceanica’nın yılda ortalama 1-6 santimetre büyüyebildiği göz önüne alındığında, oluşan hasarın doğal yollarla iyileşmesi 10 ila 15 yılı bulabiliyor. Raporda ayrıca Posidonia habitatlarına bağlı balıkçılık faaliyetlerinde %25–40 oranında av verimi düşüşü yaşandığı; deniz çayırı bozulmasının dalış turizmi ve ekoturizm üzerinde de olumsuz etkiler yarattığı ifade ediliyor. Türkiye’de Sıcak Nokta: Datça–Bodrum Rapor bulgularına göre Hırvatistan, Fransa, Yunanistan, İtalya ve Türkiye; hem Posidonia çayırlarının kapladığı alan hem de demirleme yoğunluğu bakımından en yüksek değerlere sahip ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye özelinde ise Datça–Bodrum bölgesi öne çıkıyor. 2024 yılında bu bölgede 13.000’in üzerinde demirleme kaydedildi. Türkiye, demirleme yoğunluğu ve “sıcak nokta” sayısı bakımından en yüksek değerlere sahip ülkeler arasında konumlanıyor. Demirleme baskısının özellikle Mayıs–Eylül döneminde, yani turizm sezonunda yoğunlaştığı belirtiliyor. Artan yat ve süper yat trafiği, kıyı çayırları üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Önleyici Koruma Çağrısı Rapor, restorasyon çalışmalarının hem maliyetli hem de uzun vadeli olduğunu vurgulayarak önleyici koruma önlemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. WWF; Deniz çayırları üzerinde 15 metreden büyük gemilerin demirlemesinin yasaklanması,Hassas alanlarda demirlemeye kapalı bölgeler oluşturulması,Ekolojik şamandıra sistemlerinin yaygınlaştırılması,Deniz çayırı haritalarının denizcilik planlamasına entegre edilmesi,Denetim ve yaptırım kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Rapor, eşgüdümlü ve bilime dayalı önlemler alınmadığı takdirde demirleme kaynaklı tahribatın artarak süreceğine dikkat çekiyor. Posidonia oceanica çayırlarının korunmasının yalnızca biyoçeşitlilik açısından değil; iklim direnci, karbon depolama kapasitesi ve kıyı topluluklarının ekonomik sürdürülebilirliği açısından da stratejik önem taşıdığı vurgulanıyor. Akdeniz’in berrak sularının altında sessizce varlığını sürdüren bu “mavi ormanlar”, bugün alınacak kararlarla geleceğe taşınabilecek kritik bir doğal sermaye olarak öne çıkıyor. Akdeniz’in Deniz Çayırı Mavi Ormanlarını Demirleme Etkilerinden Korumak başlıklı rapor bu bağlantıdan indirilebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone, Elektronik Atık Farkındalığını Artırmak İçin Çalışıyor Haber

Vodafone, Elektronik Atık Farkındalığını Artırmak İçin Çalışıyor

Daha sürdürülebilir bir dünya hedefiyle çalışmalarını sürdüren Vodafone, WWF-Türkiye ve Habitat Derneği işbirliğiyle hayata geçirdiği “Dünya İçin Lazım” projesiyle herkesi kullanım ömrünü tamamlamış elektronik cihazlarını geri dönüştürmeye davet ediyor. Proje kapsamında Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel olarak Vodafone çalışanları, bayileri, müşterileri ile öğrenciler ve tüm topluma değen farkındalık çalışmaları planlandı. Vodafone ayrıca, İstanbul, Ankara, Trabzon ve Erzurum’daki 4 mağazasında “E-Atık Günü” düzenledi. Bu mağazaların her birinde özel bir “E-Atık Günü” köşesi kuruldu. Mağazalara gelen ve e-atıklarını bağışlayan müşteriler çarkı çevirerek ücretsiz 5 GB internet hediyesi ve sürpriz ödüller kazandı. Dünya Elektronik Atık Günü vesilesiyle açıklama yapan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları söyledi: “Vodafone olarak, global değerlerimiz olan ‘İnsanlara Değer Katmak’, ‘Gezegeni Korumak’ ve ‘Güveni Korumak’ anlayışımız doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. E-atıkları dönüştürmekte öncü şirketlerden biri olmak ve e-atık dönüştürme projemize müşterilerimizi de dahil ederek sürdürülebilir bir süreç ortaya çıkarmak istiyoruz. ‘Dünya İçin Lazım’ projemizle dönüştürülen e-atıklar, hem doğa ve sürdürülebilirlik eğitimlerine dönüşüyor, hem de bu eğitimler sayesinde doğa bilinci artmış topluluklar ortaya çıkıyor. Projemizde müşterilerimiz başta olmak üzere tüm ekosistemimizin dahiliyetine özel önem veriyoruz. Ekosistemimizin katkısıyla Türkiye genelinde yürüttüğümüz projede toplanan e-atıkların tamamını geri dönüştürerek doğanın korunmasına katkı sağlıyoruz. Böylece, bayilerimizden müşteri hizmetlerine, tüm ekosistemimiz aslında gezegenimiz için birer iyilik merkezine dönüşüyor. Dünya Elektronik Atık Günü’nü birçok etkinlikle tüm paydaşlarımızla kutluyoruz. Projemize destek veren tüm iş ortaklarımıza teşekkür ediyoruz.” Şirket içinde etkinlik yapıldı Vodafone, Dünya Elektronik Atık Günü için şirket içinde bir etkinlik de düzenledi. Bu kapsamda, mağazalar ve genel müdürlükteki toplama kutularına bıraktıkları e-atıkların fotoğraflarını paylaşan çalışanlara çekilişle hediye çeki verildi. Ayrıca, “Dünya İçin Lazım – GreenFest” yarışmasını kazanan resimler sergilendi ve bu resimlerle hazırlanan kartpostallar çalışanlara dağıtıldı. Etkinlik boyunca katılımcılarla “Bunları biliyor muydunuz?” adı altında bilinçlendirici içerikler de paylaşıldı. Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel yapay zeka destekli uygulamalar Vodafone ayrıca, Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel olarak yapay zekaya dayalı dijital asistanı TOBi içinde “Dünya İçin Lazım” projesini öne çıkaran bir içerik geliştirdi. Yine Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel gerisayım hikayesi Vodafone Yanımda uygulaması içinde yerini aldı. Yanımda uygulaması özelinde Ekim ayı boyunca e-atık farkındalığını artırmak amacıyla kullanılacak yeni hikaye ve uygulama içi özellikler geliştirildi. Bunlardan birini de 10 soruluk “E-atık Testi” oluşturdu. “Elektronik atıklara ne kadar hakimsin, haydi gel birlikte test edelim?” çağrısı ile kullanıcıları e-atık bilgilerini test etmeye davet eden Vodafone, Vodafone Yanımda uygulamasında testi çözen kullanıcıları sonuçların gösterildiği ekranda e-atık bağışı yapmaya yönlendiriyor. E-atık bağışlayan herkes doğayı korumaya destek olurken, Vodafone müşterileri 5 gün geçerli 5 GB kazanabiliyor. Çocuklar için eğitimler düzenlendi Vodafone, “Dünya İçin Lazım” projesi kapsamında Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel saha eğitimleri de düzenledi. Vodafone, WWF-Türkiye ve Habitat Derneği ortaklığında hayata geçirilen “Dünya İçin Lazım” projesi kapsamında, Türkiye genelinde 7-14 yaş arasındaki çocuklara, e-atık ve sürdürülebilirlik bilinci kazandırmak amacıyla e-atık nedir, neden geri dönüştürülmeli, e-atıklar nasıl geri dönüştürülür, geri dönüşüm nedir, neler geri dönüştürülebilir, geri dönüşüme gelene kadar neler yapılabilir (yeniden kullanım, tamir, vb.), iklim değişikliği nedir, bizi nasıl etkiliyor, sürdürülebilirlik nedir, bizler neler yapabiliriz gibi konularda eğitimler veriliyor. Dünya Elektronik Atık Günü’ne özel olarak İstanbul’da çocuklara yönelik e-atık eğitimi ve atölyesi düzenlendi. Ayrıca, “Dünya İçin Lazım” proje gönüllülerine ve WWF-Türkiye ile Habitat Derneği’nin ekosistemindeki tüm gönüllülere e-atık bağış kampanyası duyurusu ve onlar üzerinden çocuklara e-atık bağışı çağrısı yapıldı. En çok e-atık Doğu Karadeniz’de toplandı “Dünya İçin Lazım” projesine Vodafone mağazaları da e-atık toplayarak destek veriyor. Projede e-atık toplamada kilogram performansı en yüksek bölgeler sırasıyla Doğu Karadeniz (347 kilogram), Doğu Anadolu (265 kilogram), İç Anadolu (195 kilogram) ve İstanbul Avrupa (158 kilogam) oldu. Projede e-atık toplayan mağaza oranı %40 portala kayıtlı mağaza oranı %85 olarak ölçüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Büyük Kedi, Büyük Etki Haber

Büyük Kedi, Büyük Etki

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), 8 Ağustos Dünya Kedi Günü'nde büyük kedilerin ekosistemlerdeki kritik rolüne dikkat çekerek, bu türlerin korunmasının doğanın dengesi için hayati önem taşıdığını vurguladı. WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) Kaplan Girişimi tarafından tasarlanan “Büyük Kedi, Büyük Etki: Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi Yolunda Önemli Bir Köprü” başlıklı ortak yayın, büyük kedi türlerinin ekosistemlerdeki yaşamsal rolünü ortaya koyuyor. Aslan, çita, jaguar, kaplan, leopar, puma gibi türleri kapsayan büyük kediler, şemsiye türlerdir. Yani, büyük kedilerin korunması; geniş ve biyolojik çeşitlilik açısından zengin yaşam alanları sayesinde, geniş ekosistemlerin de korunmasını sağlar. Besin zincirinin en tepesinde yer alan büyük kedilerin korunması, yalnızca kendileri için değil, tüm ekosistemlerin işleyişinde de anahtar rol oynar. Av popülasyonlarında ve daha küçük etoburlarda oluşturdukları karmaşık tepkiler, biyoçeşitliliği destekler. Yırtıcılar, av hayvanlarında korkuya neden olarak davranışlarını değiştirir. Bu durum, aşırı otlanmayı önleyerek kritik habitatların korunmasına yardımcı olur. Geniş yaşam alanlarında varlıklarını sürdüren büyük kediler, yeryüzünün biyolojik çeşitlilik açısından zengin bölgelerinin korunmasına katkıda bulunur. Ancak habitat kaybı, avcılık ve insan-yaban hayatı çatışmaları gibi tehditler, bu türlerin varlığını tehlikeye atıyor. Tehdit altındaki büyük kedilerin yokluğu, ekosistemlerin bozulmasına ve biyolojik çeşitliliğin kaybına yol açarak doğanın dengesi için de risk oluşturuyor. Doğanın geleceği açısından “büyük etkiye sahip büyük kediler”in varlığını sürdürebilmesi için; Yaşam alanlarının korunması, Ekolojik koridorların oluşturulması, Yasa dışı avcılık ve yaban hayatı ticaretinin önlenmesi, Yaşadıkları bölgelerde yerel halkın bilinçlendirilmesigibi adımların atılması gerekiyor. Türkiye'nin Kedisi: Anadolu Parsı Dünyada bilinen 9 leopar alt türünden biri olan ve nadir görülen Kafkasya Leoparı (Panthera pardus tulliana), Türkiye'de 2019 yılında fotokapanlarla yeniden görüntülendi. Ülkemizde Anadolu Parsı olarak da bilinen, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bu alt tür, leopar ailesinin en büyük üyelerinden biri olarak öne çıkıyor. İlk kez görüntülendiği tarihten bu yana büyük heyecan yaratan bu muhteşem canlı, güçlü çene kasları ve esnek diyeti sayesinde yaban domuzu, yaban keçisi ve karaca gibi avları hedef alabiliyor. Ancak yaşam alanlarının parçalanması, av popülasyonlarının azalması ve insan-yaban hayatı çatışmaları, bu türün varlığını tehdit ediyor. WWF-Türkiye Biyolojik Çeşitlilik Kıdemli Uzmanı Ahmet Emre Kütükçü, Kafkasya Leoparı için bir üretim programının hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek “Kafkasya Leoparı'nın varlığı, sağlıklı bir ekosistemin göstergesidir. Türün devamlılığı için yaşam alanlarının korunması, ekolojik koridorların oluşturulması ve insan-yaban hayatı çatışmalarının önlenmesi hayati önem taşıyor. İran'dan sonra en uygun yaşam alanları Türkiye'de bulunuyor. Muhtemelen komşu ülkelerdeki popülasyonlardan ülkemize giren genç erkek bireyler burada kayda geçiyor. Ancak ülkemizde bir dişi olduğuna dair elimizde bir veri yok. Fakat Türkiye'de bu tür için uygun yaşam alanları mevcut. Bu kayıt da bireyin, burada hâlâ kullanabileceği koridorların bulunduğunu gösteriyor. Yalnızca erkek bireylerin alanda bulunması, türün devamlılığı için yeterli değil. Bu nedenle, bölgeye bir dişi birey yerleştirerek bir popülasyon oluşumunu sağlamak büyük önem taşıyor” dedi.

Limitimizi Yine Aştık Haber

Limitimizi Yine Aştık

Ekolojik Ayak İzi kavramının öncüsü Global Footprint Network, New York Üniversitesi'nin ulusal ayak izi ve biyokapasite hesaplamalarından hareketle, 2025 yılı Dünya Limit Aşımı Günü'nü 24 Temmuz olarak belirledi. Bu tarih, ülkelerin gıda, enerji, orman ürünleri, karbon emisyonları gibi başlıklarda doğal kaynaklara yönelik taleplerinin, doğanın bu talepleri karşılama kapasitesiyle karşılaştırılmasıyla hesaplanıyor. 1,8 Dünya Tüketiyoruz İnsanlık günümüzde, doğanın kaynaklarını, Dünya'nın kendini yenileme kapasitesinden %80 daha hızlı tüketiyor. Bir başka deyişle, 1,8 Dünyamız varmış gibi yaşıyoruz. Doğal sermayenin bu düzeyde aşırı tüketimi, uzun vadede kaynak güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluştururken; bunun sonuçları günümüzde de ormansızlaşma, toprak erozyonu, biyoçeşitlilik kaybı, atmosferdeki karbondioksit oranının artması, şiddeti ve sıklığı giderek artan aşırı hava olayları ve gıda ve enerji krizi olarak karşımıza çıkıyor. Veri Setleri ve Hesaplama Küresel Limit Aşımı tarihi, BM kurumları tarafından sunulan ulusal ayak izi ve biyokapasite verilerinden yararlanılarak belirlenirken, veri setlerinin düzenli olarak gözden geçirilmesi sonucunda, geçmişe yönelik hesaplamalarda da güncellemeler yapılmakta. 2025 hesaplamalarında dikkate değer bir değişikliğe neden olan başlık, okyanusların karbon tutma kapasitesinin aşağı yönlü güncellenmesi oldu. Bu durumun sonucunda, kişi başına düşen ayak izi artarken, kişi başına düşen biyokapasite azaldı ve Dünya Limit Aşımı Günü, 2024'e göre sekiz gün öne kaydı. Bu yılki değişikliğin yedi günü, veri seti güncellemeleri kaynaklı. 22 Yıllık Ekolojik Borç İnsanlık, küresel limit aşımının ilk kez hesaplandığı 1970'ten bu yana, Dünya'nın kendini yenileme kapasitesini aşmaya devam ediyor ve limit aşım tarihi neredeyse her yıl daha da erkene kayıyor. İnsanlığın gezegenimize yıllar içinde biriktirdiği ekolojik borç, şu anda 22 yıla ulaşmış durumda. Başka bir deyişle, ekolojik aşımı tamamen tersine çevirebilseydik, gezegenimizin bu borcun telafisi için 22 yıl boyunca tam kapasiteyle çalışması gerekirdi. Ancak, aşım hızı bu seviyede devam ederse, ekolojik borcumuz her yıl yaklaşık 0,8 “dünya yılı” kadar daha artmaya devam edecek. Çözüm Mümkün: Tarihi İleriye Atabiliriz WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Dünya Limit Aşımı Günü'nü ileri tarihlere çekmenin mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Örneğin, fosil yakıtlardan kaynaklı karbon salımının %50 oranında azaltılması, Limit Aşımı Günü'nü 3 ay ileriye taşıyabilir. Ya da otomobil kullanımının azaltılması, bu tarihi 13 gün ötelemeyi sağlayabilir. Ekolojik ayak izimizi azaltmak için, gıda israfını önlemekten yenilenebilir enerji kullanımına, ulaşım tercihlerinden doğa dostu ürün tüketimine kadar atılabilecek pek çok adım bulunuyor. Tüm bu adımlar birlikte atıldığında, hem Dünya Limit Aşımı Günü'nü ileriye taşıyabilir hem de daha yaşanabilir bir gelecek inşa edebiliriz. “Doğayla uyumlu yaşamı sadece bir tercih değil, zorunluluk olarak görmeliyiz” WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, bu kritik eşiğe dikkat çekerek şunları söyledi: “Doğanın bir yıl içinde bize sunduğu kaynakları yalnızca yedi ayda tüketmiş olmak hem ülkemizde hem de dünyada yaşamın sürdürülebilirliği açısından alarm verici bir gösterge. Türkiye gibi, iklim krizinden doğrudan etkilenen ve biyolojik çeşitliliğiyle öne çıkan bir ülkede, doğayla uyumlu yaşamı sadece bir tercih değil, zorunluluk olarak görmeliyiz. Bugün içinde bulunduğumuz ekolojik borç durumu, artık erteleyecek zamanımız kalmadığını açıkça ortaya koyuyor. Karar vericilerden iş dünyasına, bireylerden yerel yönetimlere kadar hepimiz, atacağımız her adımda, yapılacak her yasal düzenlemede, alınacak her kararda doğaya olan borcumuzu azaltacak tercihleri atmakla yükümlüyüz. Unutmayalım ki günü kurtarmaya yönelik atılan adımlar, eskisinden çok daha kısa vadede, gıda, enerji, iklim krizi olarak karşımıza çıkıyor. WWF-Türkiye olarak bu dönüşümün mümkün olduğuna inanıyoruz; yeter ki değişimin parçası olmayı seçelim.”

WWF-Türkiye'nin Yeni Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Gençsü Haber

WWF-Türkiye'nin Yeni Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Gençsü

Yaklaşık 100 ülkede faaliyet gösteren dünyanın en büyük doğa koruma ağı WWF'in (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) Türkiye temsilciliği WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın  42. Mütevelli Heyeti Toplantısı gerçekleşti. Toplantıda vakfın yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyeleri belirlendi. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini tamamlayan Nafiz Karadere, görevini vakfın kurucu üyeleri arasında yer alan ve 2022 yılından bu yana başkan yardımcısı olarak görev yapan Füsun Gençsü'ye devretti. Seçimler doğrultusunda, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yine vakfın kurucu üyelerinden Nergis Yazgan üstlenirken vakfın yönetim kurulu üyeleri Atila Uras, Prof. Dr. İbrahim Mahmut Tekçe, Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Okan Alpay, Osman Bahri Turgut, Muzaffer Kayhan ve Rana Erkan Tabanca olarak belirlendi. Toplantının ardından söz alan yeni Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Gençsü, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Öncelikle 2010-2022 yılları arasında başkan yardımcılığı, o tarihten bu yana da yönetim kurulu başkanlığı olmak üzere uzun yıllar vakfımızın yönetim kurulunda farklı görevlerde hizmet sunmuş olan Nafiz Karadere'ye hizmetleri nedeniyle minnetlerimizi sunuyorum. Kurucusu bulunduğum vakfın 50. yılında Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmekten onur ve heyecan duyuyorum. Önümüzdeki dönemde doğa ve insanın uyum içinde yaşadığı bir dünya hedefi doğrultusunda çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.” Füsun Gençsü kimdir? 1957 yılında Zonguldak'ta doğan Füsun Gençsü, Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Yüksek Okulu'nda eğitim gördü. Galatasaray Spor Kulübü'nde uzun yıllar voleybol oynadı. 1985 yılından bu yana ortaklarıyla birlikte reklamcılık, medya planlama, PR, yapım ve yayıncılık alanında çalıştı: RPM-Radar Reklam Ajansı, Medyatürk Medya Ajansı, İyi Şeyler Yayıncılık ve F Stop'ta kurucu ortak ve yönetici olarak yer aldı. Ortakları ve ekibiyle birlikte pek çok büyük kurum ve markanın iletişim kampanyalarını yürüttü. Doğal Hayatı Koruma Vakfı'nın Doğal Hayatı Koruma Derneği olarak kurulduğu 1975'ten bu yana farklı dönemlerde yönetim kurulu üyesi ve iletişim destekçisi olarak görev yaptı. Doğal Hayatı Koruma Vakfı, TESEV ve Reklamcılık Vakfı'nda kurucu üye, Londra Üniversitesi Birkbeck College'da sanat tarihi öğrencisidir. WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Asil Üyeleri Başkan: Füsun Gençsü Başkan Yardımcısı: Nergis Yazgan WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Üyeleri: Atila Uras Prof. Dr. İbrahim Mahmut Tekçe Doç.Dr. Oğuz Kurdoğlu Okan Alpay Osman Bahri Turgut Muzaffer Kayhan Rana Erkan Tabanca   WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri Ayşen Keskin Zamanpur Gernant Magnin Murat Yarar Sinan Ceylan Zeynep Gül Gürsoy   WWF-Türkiye Denetim Kurulu Başkan Metin Konca Üyeler Akın Ekinci Gökhan Gökalp   Denetim Kurulu Yedek Üyeler Deniz Öztok Gözdenur Özlem Öztürk

Şahinbey Belediyesi ve WWF'ten Atık Yönetiminde Örnek Bir Yaklaşım Haber

Şahinbey Belediyesi ve WWF'ten Atık Yönetiminde Örnek Bir Yaklaşım

Endonezya Çevre Bakanlığı tarafından atık yönetimi konusunda ulusal bir yol haritası geliştirmek amacıyla pilot bölge seçilen Kuzey Cakarta Belediyesi'ni ziyaret eden Gaziantep Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu ve beraberindeki Türkiye heyeti, Kuzey Cakarta Belediye Başkanı Ali Maulana Hakim ile bir araya geldi.     Heyet, üç gün süren programda, Endonezya'da özellikle kayıt dışı atık toplayıcılarını atık yönetim sistemlerine entegre eden yenilikçi yaklaşımları yerinde inceledi. UD Mulia Jaya Atık Deposu, Kumala Ana Atık Bankası, Joe Malzeme Geri Kazanım Tesisi, Gudang 45 Atık Deposu ve Waste4Change gibi öncü tesisleri ziyaret eden heyet, atık işçilerinin sosyal güvencelerle desteklenmesi ve çevresel etkilerin azaltılması yönünde uygulanan örnek modeller hakkında detaylı bilgi aldı.    Belediye başkanlarından kapsayıcı atık yönetimi için ortak mesaj  Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, ziyarete ilişkin şunları söyledi: “Endonezya'nın toplum temelli atık yönetimi yaklaşımı hem plastik kirliliğiyle mücadele ediyor hem de kayıt dışı atık toplayıcılarının geri dönüşüm süreçlerindeki kritik rolünü dikkate alıyor. Bu deneyimler, AB destekli projemiz kapsamında Şahinbey'de atık toplayıcılarının çalışma koşullarını iyileştirmeye yönelik çalışmalarımıza ilham verecek.”    Ziyaret kapsamında, heyet Kuzey Cakarta Belediye Başkanı Ali Maulana Hakim ile bir araya geldi. Endonezya'nın atık yönetimine yönelik ulusal yol haritasında pilot bölge olan Kuzey Cakarta, WWF-Endonezya'nın eğitim programları ve kamu kampanyalarıyla destekleniyor. Kuzey Cakarta Belediye Başkanı Hakim, “Toplum temelli yaklaşımlarımızın Türk dostlarımız tarafından takdir edilmesi bizi gururlandırdı. Başarımız, yerel yönetimler, küçük işletmeler ve sivil toplum arasındaki güçlü işbirliğinden kaynaklanıyor” dedi.    WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, ziyaretin önemini şu sözlerle vurguladı: “Cakarta'daki başarı öyküleri, çevre koruma ve sosyal kapsayıcılığın bir arada ilerleyebileceğini gösteriyor. Bu ziyaret, Gaziantep'te plastik kirliliğine karşı ölçeklenebilir çözümler geliştirme çabalarımıza önemli katkılar sağlayacak. AB destekli projemizle, atık toplayıcılarının çalışma koşullarını iyileştirmek ve onları yasal çerçevelere entegre etmek için çalışmaya devam edeceğiz.”    WWF-Endonezya Genel Müdürü Aditya Bayunanda ise şunları ekledi: “Bu bilgi alışverişi, çevre sorunlarına karşı uluslararası işbirliğinin gücünü ortaya koyuyor. Plastik Atıksız Şehirler Programı ile plastik atıkların doğaya karışmasınıazaltmak için bütüncül bir yaklaşımın gerekliliğini gördük. Kayıt dışı atık toplayıcılarını sürece dahil ederek hem geri dönüşüm oranlarını artırıyor hem de geçim kaynaklarını iyileştiriyoruz.”    Ziyaret, her iki şehrin de plastik kirliliğiyle mücadelede daha sürdürülebilir ve kapsayıcı atık yönetim sistemleri geliştirme kararlılığını güçlendirdi. Şahinbey Belediyesi ve WWF-Türkiye, bu işbirliğini devam ettirerek Gaziantep'te atık yönetimine yönelik yenilikçi çözümleri hayata geçirmeyi hedefliyor. 

Türkiye'nin İklim Eyleminde Güçlü Adımlar Haber

Türkiye'nin İklim Eyleminde Güçlü Adımlar

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), TÜSİAD ve UN Global Compact Türkiye'nin işbirliğiyle hayata geçirilen İklim Eylemi ve Ötesi Platformu'nun (TRAction) kamu kurumlarıyla istişare toplantısı, TÜSİAD Ankara Temsilciliği'nde gerçekleştirildi. Toplantı, kamu kurumlarının temsilcilerini ve TRAction üyelerini bilim temelli hedefler hakkında bilgilendirmek, kamu ile iş dünyası arasında Türkiye'de bu hedeflerin benimsenmesi ve yaygınlaşması için gerekli unsurların ele alınacağı işbirliği ortamının temelini atmak, Avrupa Yeşil Mutabakatı'nın önemini ve Mutabakatın bilim temelli hedeflerle (science-based targets) nasıl örtüştüğünü vurgulamak amaçlarııyla organize edildi. Etkinlik, aynı zamanda özel sektörde emisyon azaltımını hızlandırma ve net sıfır uyumunu kolaylaştırma potansiyeline sahip yaklaşımlar hakkında derinlemesine bir istişare imkanı sağladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Dr. Tuğba Dinçbaş'ın açılış konuşması ile başlayan toplantıda uzmanlar, bilim temelli hedeflerin yaygınlaştırılması, Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyum sağlama yolunda atılacak adımlar ve iş dünyasının iklim hedeflerine nasıl katkı sağlayabileceği üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Science Based Targets Initiative Avrupa Bölge Lideri Kim Schoppink'in, bilim temelli hedeflerin metodolojisini ve Avrupa Yeşil Mutabakatı ile ilişkisini aktarmasının ardından, WWF İklim ve İş Dünyası Ağı Küresel Lideri Seán Mallon Avrupa'daki uygulamalara ve şirketlerin net sıfır hedeflerine katkılarına yönelik deneyimlerini paylaştı. Kamu Gözetim ve Muhasebe Standartları Kurumu Sürdürülebilirlik Standartları Daire Başkanı Gülşah Günay, Türkiye'de sürdürülebilirlik raporlama standartları ve AB uyum sürecindeki gelişmeler hakkında bilgi sundu. WWF-Türkiye İklim ve Enerji Programı Müdürü Tanyeli B. Sabuncu  konuşmasında “İklim kriziyle mücadelede ölçülebilir, zamana bağlı ve eyleme geçirilmesi mümkün hedefler belirlemeye yönelik bir çerçeve sunan Bilim Temelli Hedefler metodolojisi'nin yaygınlaşması ve yeşil dönüşüme yönelik kapsamlı bir yol haritası niteliğindeki AB Yeşil Mutabakatı'na uyum ülkemizde iklim eyleminin hızlanması kritik bir role sahip. Bu bağlamda düzenleyici ortamın gelişimi için sivil toplum, iş dünyası ve kamu diyaloğunun güçlenmesini son derece önemli görüyoruz. TRAction tam da bu amaçla bir araya geldi.” sözlerine yer verdi. İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Dr. Tuğba Dinçbaş; 2024 yılının kayıtlara geçen en sıcak yıl olduğuna, iklim eyleminin hiç olmadığı kadar kritik olduğuna değinerek bilim temelli hedeflerin ulusal ve uluslararası iklim hedeflerine ulaşmada önemini vurguladı. Dinçbaş, İklim Değişikliği Başkanlığınca Türkiye'nin iklim politikalarını geliştirmek, gelecekteki kırılganlıkları ve riskleri değerlendirmek için 3 km çözünürlükte öncü bir iklim projeksiyonu yapılmakta olduğunu, bu çalışmayla birlikte Türkiye'deki tüm şirketler için bilim temelli hedeflerin çok daha kritik hale geleceğini söyledi.  Konuşmasında “İklim eyleminde ülkemizin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşması ve iklim değişikliğine uyum ancak kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile gerçekleştirilebilecektir.” sözlerine yer verdi.  Sunumları takiben soru ve cevaplar ile devam eden toplantı katılımcılarla gerçekleştirilen istişare oturumu  ile tamamlandı. İstişarede, Türkiye'de bilim temelli hedeflerin yaygınlaşması için gerekli koşullar ve Avrupa Yeşil Mutabakatı ile Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iş dünyası, sivil toplum ve kamu arasındaki işbirliğinin nasıl güçlendirilebileceği konularına odaklanıldı. TRAction üyesi iş dünyası örgütleri ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kamu Gözetim Kurumu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkililerinin de katıldığı toplantıda kamu, iş dünyası ve sivil toplum arasındaki işbirliğini güçlendirmeye yönelik adımlar atıldı.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.