Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Wwf-Türkiye

Kapsül Haber Ajansı - Wwf-Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Wwf-Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

WWF-Türkiye’den Çağrı: Akbabalar Varsa Denge Var Haber

WWF-Türkiye’den Çağrı: Akbabalar Varsa Denge Var

Doğada yaşamın devamlılığı, farklı türlerin birbirini tamamladığı hassas bir dengeye dayanıyor. Bu dengenin önemli parçalarından biri olan ve hayvan leşleriyle beslenen akbabalar, güçlü mide asitleri sayesinde hastalık etkenlerini ortadan kaldırarak ekosistemlerin sağlıklı işleyişine katkı sağlıyor. Bu özellikleri nedeniyle akbabalar “doğanın temizlikçileri” olarak anılıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlıyor Akbabalar, leşleri çürümeden tüketmeleriyle sera gazı emisyonlarının azaltılmasına da yardımcı oluyor. Yalnızca Amerika kıtasında akbabaların yılda yaklaşık 12 milyon metrik ton CO₂ eşdeğeri emisyonun atmosfere salınmasını önlediği; bunun yaklaşık 2,6 milyon otomobilin yıllık emisyonuna eşdeğer olduğu hesaplanıyor. Türkiye dört akbaba türüne ev sahipliği yapıyor Avustralya ve Antarktika kıtaları hariç dünya geneline yayılmış 23 akbaba türü bulunuyor. Türkiye ise, kara akbaba (Aegypius monachus), kızıl akbaba (Gyps fulvus), sakallı akbaba (Gypaetus barbatus) ve küçük akbaba (Neophron percnopterus) olmak üzere dört akbaba türüne ev sahipliği yapıyor. Türkiye’de görülen en büyük akbaba türü olan kara akbaba, aynı zamanda dünyanın en ağır uçan kuşlarından biri olarak öne çıkıyor. Kuş gözlemciler arasında uçan halı lakaplı kara akbabanın kanat açıklığı 250-310 cm, ağırlığı ise 6,3-11,5 kg arasında değişiyor. Yaşam alanlarının tahrip edilmesi ve besin kaynaklarının azalması, ortalama ömrü 30 yıl olan bu tür için en önemli tehditler arasında yer alıyor. Kara akbabadan sonra Türkiye’de görülen en büyük akbaba türü olan kızıl akbabanın görme ve işitme duyuları oldukça gelişmiştir. Kanat açıklığı 230-280 cm, ağırlığı ise 6,2-10,5 kg arasında değişiyor. Rüzgâr türbinleri, elektrik telleri, çiftlik hayvanlarının tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, yaşam alanlarının tahribi ve zehirli et uygulamaları türün karşı karşıya olduğu tehditler arasında yer alıyor. Türkiye’de görülen bir diğer tür olan sakallı akbaba, başlıca kemiklerle besleniyor. Kanat açıklığı 235-275 cm, ağırlığı ise 5-7 kg arasında değişiyor. Sakallı akbabalar; tarım ilacı kaynaklı ölümler, yüksek gerilim hatları kaynaklı çarpılmalar, kurşun zehirlenmesi, yasa dışı avcılık, besin kaynaklarının azalması, rahatsız edilme ve yaşam alanlarının daralması gibi tehditlerle karşı karşıya. Türkiye’deki en küçük akbaba türü olan küçük akbaba ise nesli küresel ölçekte tehlike altında olan bir tür. Boyu 47–65 cm, ağırlığı yaklaşık 1,9 kg, kanat açıklığı ise 155–170 cm arasında değişiyor. Kayalıklara yuva yapan bu tür için kurşun zehirlenmesi, doğrudan ya da dolaylı zehirlenme, elektrik hatları ve rüzgâr türbinleriyle çarpışmalar ile popülasyon azalması başlıca tehdit unsurları arasında yer alıyor. “Akbabaları korumak hepimizin katkısıyla mümkün” WWF-Türkiye Doğa Koruma Kıdemli Uzmanı Can Yeniyurt, Uluslararası Akbaba Farkındalık Günü kapsamında şu değerlendirmede bulundu: “Akbabalar, çoğu zaman gözden kaçan ancak ekosistemlerin sağlıklı işleyişinde kritik görevler üstlenen türler. Leşlerle beslenerek hastalık etkenlerinin yayılmasının önlenmesine yardımcı oluyorlar ve doğanın dengesinin korunmasına katkı sağlıyorlar. Buna karşılık, yaşam alanı kaybı, elektrik çarpması ve enerji altyapılarıyla çarpışma ve zehirlenme, gibi farklı tehditlerle karşı karşıyalar. Akbabalar gibi süzülerek uçan kuşlardan leyleklere, son günlerde yaşanan elektrik çarpması vakaları da bu tehditlerin güncelliğini ve önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türleri ve karşılaştıkları tehditleri daha iyi anlamak, gözlem yapmak ve elde edilen verileri koruma çalışmalarına kazandırmak bu nedenle büyük önem taşıyor. Vatandaşların da bu sürece katılması mümkün. Gözüm Doğada uygulamasıyla doğada karşılaştığımız türleri kayıt altına alarak vatandaş bilimine katkı sağlayabiliriz. Her gözlem, doğayı daha iyi tanımamıza ve türlerin korunmasına yönelik çalışmalarımıza destek oluyor.” Gözüm Doğada ile doğa koruma çalışmalarına katkı WWF-Türkiye’nin Gözüm Doğada mobil uygulaması, vatandaş bilimi yoluyla doğa koruma çalışmalarına katkı sunma olanağı sağlıyor. Doğada gözlemledikleri türleri uygulama üzerinden paylaşan kullanıcılar, tür gözlem kayıtlarının oluşturulmasına katkıda bulunuyor. Toplanan veriler, koruma çalışmalarına hizmet edebilmesi amacıyla ilgili kurum ve araştırmacılarla paylaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WWF-Türkiye'den Yeşil Enerji Dönüşümü Çağrısı Haber

WWF-Türkiye'den Yeşil Enerji Dönüşümü Çağrısı

Global Footprint Network tarafından hesaplanan Küresel Limit Aşımı Günü, insanlığın doğanın bir yıl içinde yenileyebileceği doğal kaynakları tükettiği tarihi ifade ediyor. 2026 için bu tarih 30 Temmuz olarak belirlendi. Küresel Limit Aşımı Günü'nün hesaplanmaya başlandığı 1970'lerden bu yana insanlık, Dünya'nın yıllık yenilenme kapasitesini her yıl aşmaya devam ediyor. Bugün insanlık, doğanın kendini yenileme kapasitesinden %73 daha fazla kaynak tüketiyor. Başka bir ifadeyle, mevcut üretim ve tüketim biçimimizi sürdürebilmek için yaklaşık 1,73 Dünya'nın kaynaklarına ihtiyaç duyuyoruz. Bu aşırı tüketimin sonuçları; ormansızlaşma, toprak kaybı, biyolojik çeşitlilikteki azalma ve atmosferde biriken karbondioksit emisyonlarıyla giderek daha görünür hale geliyor. İklim krizinin derinleşen etkileri ve giderek sıklaşan aşırı hava olayları, doğal kaynakları doğanın sınırları içinde kullanmanın artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor. Ekolojik Açığı Kapatmak İçin Sistemsel Dönüşüm Küresel Limit Aşımı Günü'nün her yıl yaz ortasında gerçekleşmesi, enerji, ulaşım, kentleşme, üretim ve kaynak yönetimi politikalarında doğa ile uyumlu köklü dönüşümlere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) %55 dolayında doğaya ve ekosistem hizmetlerine doğrudan bağımlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, fosil yakıtların başat sebeplerinden biri olduğu iklim ve biyoçeşitlilik krizleri neticesinde yaşanan ekolojik bozulmalar, ekonomide şiddeti ve kalıcılığı gittikçe artan arz problemlerine sebep oluyor. Hesaplamalara göre fosil yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının %50 azaltılması, Küresel Limit Aşımı Günü'nü yaklaşık üç ay ileri taşıyabilir. Türkiye’nin ülke Limit Aşımı Günü ise bu yıl 6 Haziran olarak hesaplandı. Bu tarih, dünya ortalamasından yaklaşık iki ay önce gerçekleşti ve Türkiye'nin doğal kaynakları küresel ortalamadan daha hızlı tükettiğini ortaya koyuyor. WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, konuyla ilgili açıklamasında "Küresel Limit Aşımı Günü, doğanın sınırlarını aşan üretim ve tüketim biçimlerinin artık sürdürülemez olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ekolojik açığın kapatılması, küresel politikaların doğanın kendini yenileme kapasitesiyle uyumlu hale getirilmesini ve sürdürülebilir seçeneklerin toplumun tamamı için erişilebilir kılınmasını gerektiriyor. Bu kapsamda kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir çıkışın hızlandırılması; yenilenebilir enerji sistemlerine öncelik verilmesi ve bozulan Kasım ayında COP31 İklim Zirvesi'ne başkanlık ve ev sahipliği yapacak Türkiye'nin önemli bir sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Kula, “Türkiye'nin kömürden çıkış için açık ve uygulanabilir bir yol haritası ortaya koyması güçlü bir liderlik mesajı olacaktır. Fosil yakıtlardan çıkış yalnızca iklim krizine karşı atılmış bir adım değil; aynı zamanda enerji güvenliğini güçlendiren, insan ve doğa için daha sağlıklı ve dayanıklı bir geleceğin de temelidir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

75 Binden Fazla Kişiye Doğa Bilinci Kazandıran Projede Yeni Hedefler Belirlendi Haber

75 Binden Fazla Kişiye Doğa Bilinci Kazandıran Projede Yeni Hedefler Belirlendi

Daha sürdürülebilir bir dünya hedefiyle çalışmalarını sürdüren Vodafone, elektronik atıkların geri dönüşümünü teşvik etmeye ve bu konuda farkındalık yaratmaya devam ediyor. Şirketin e-atıkların geri dönüştürülerek hem doğanın korunması hem de doğa bilinci yüksek, sorumlu nesillerin yetişmesi amacıyla, WWF-Türkiye ve Habitat Derneği işbirliğiyle başlattığı “Dünya İçin Lazım” projesi bir yılı geride bıraktı. Bu süreçte 37 tonu aşkın e-atık geri dönüşüme kazandırılırken, projeye destek veren gönüllü sayısı 500’ü, doğayı koruma eğitimleriyle ulaşılan kişi sayısı ise 75 bini aştı. Projenin ikinci yılında 650 gönüllü eğitmen ile 68 bin çocuğa daha ulaşılması ve 50 ton e-atığın geri dönüşüme kazandırılması hedefleniyor. “Dünya İçin Lazım” projesinin yeni dönem hedefleri, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcıları Hasan Süel ve Meltem Bakiler Şahin’in yanı sıra WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula ve Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Koyuncu’nun katılımıyla, 5 Haziran Dünya Çevre Günü öncesi düzenlenen toplantıda paylaşıldı. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi: “Vodafone olarak, ‘Herkes için dijital ve yeşil bir gelecek inşa etme’ vizyonumuz doğrultusunda doğayı korumak en önemli amaçlarımız arasında. Şirketimizde döngüsel ekonomi yaklaşımını benimsiyor; operasyon, ürün ve hizmetlerimiz sonucu ortaya çıkan e-atıkların hem oluşmasını azaltmaya, hem de geri dönüşümünü artırmaya odaklanıyoruz. Şirket içinde olduğu gibi şirket dışında da e-atık konusunda önemli çalışmalar yapıyoruz. Bir yıl önce, WWF-Türkiye ve Habitat Derneği işbirliğiyle ‘Dünya İçin Lazım’ projesini hayata geçirdik. Amacımız, e-atıkları dönüştürerek doğamıza sıfır atık katkısında bulunmak ve doğayı koruma eğitimleri sayesinde doğa bilinci gelişen bir topluluğun oluşmasını sağlamak. Projemizin gördüğü yoğun ilgi sayesinde, toplamayı hedeflediğimiz e-atık miktarına hedef tarihimizden önce ulaştık ve bugüne kadar toplam 37 tonu aşkın e-atığı geri dönüşüme kazandırdık. Projemizin ölçülebilir sosyal değerini de hesapladık. Buna göre, projemize yapılan her 1 TL'lik yatırım 4,56 TL’lik sosyal değer üretti. Elde ettiğimiz sonuçlar, yarattığımız etkinin yalnızca erişimle sınırlı kalmadığını; ölçülebilir ve kalıcı bir dönüşüme dönüştüğünü gösteriyor. Projenin ikinci yılında amacımız, geliştirdiğimiz eğitim müfredatıyla 81 ilde yüz yüze ve online eğitimler ile 68 bin çocuğa daha ulaşmak ve 50 ton e-atığı geri dönüşüme kazandırmak. Yeni dönemde de aynı heyecan ve kararlılıkla çalışmalarımıza devam ederek etkimizi büyütmeyi hedefliyoruz. 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nden hemen önce paylaştığımız, projemizin çevresel ve sosyal etkileri ile gururluyuz. Müşterimiz olsun olmasın herkesi bir gün lazım olur diye çekmecelerde duran e-atıkları getirerek projemize destek vermeye davet ediyoruz.” Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, şunları kaydetti: “Vodafone olarak, içinde bulunduğumuz çevresel ekosisteme karşı taşıdığımız sorumluluğun her zaman farkındayız. Bu farkındalıkla, ticari aksiyonlarımızın yanı sıra sürdürülebilirlik odaklı aksiyonlarımıza da büyük önem veriyoruz. Bu düşünceyle, sürdürülebilirlik ekibimizle beraber pazarlama departmanı olarak, ‘Dünya İçin Lazım’ projesi için de güçlü bir lansman planı yaptık. Medya stratejimizi TV, radyo, açıkhava, dijital ve basılı mecraları kapsayan 360 derece bir yapı üzerine kurduk. Projeyi mobil uygulamamız Vodafone Yanımda ve mağaza kanallarımızda yaptığımız çalışmalarla da destekledik. Projemize destek veren tüm Vodafone'lu müşterilerimiz Yanımda uygulaması üzerinden form doldurarak e-atıklarını bağışladıktan sonra 5 GB hediye kazandı. Türkiye'nin dört bir yanındaki 760 mağazamızın tamamında aktif olarak e-atık topladık. Bir yılda topladığımız toplam 37 ton atığın 32 tonu mağazalarımızdan geldi. Sürdürülebilirliği önceliklendiren kurum olma vizyonumuz doğrultusunda çalışmaya devam edeceğiz.” WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, şöyle konuştu:“‘Dünya İçin Lazım’ diyerek çıktığımız yolculukta, attığımız adımların, bugün çocukların üretimlerinde, okulların dönüşümünde, yerelin ve kamuoyunun ilgisinde karşılık bulduğunu görmek son derece kıymetli. ‘Dünya İçin Lazım’ projesi kapsamında geçtiğimiz yıl doğa koruma, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, e-atık ve ileri dönüşüm konularında çocuklara yönelik eğitim içerikleri geliştirdik. Yeni dönemde ise bu içerikleri daha da güçlendirerek daha fazla çocuk ve öğretmene ulaşmayı, doğa koruma bilincinin daha geniş bir alanda yaygınlaşmasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Çocukların doğayla kurduğu bağı güçlendirmeyi yalnızca bir eğitim hedefi olarak değil, geleceğe dair ortak bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu nedenle, çocukların aktif katılımını ön plana çıkaran uygulamalarla doğa elçileri yaklaşımını daha da güçlendirmek istiyoruz. Çünkü doğa korumanın; kurumların, sivil toplumun, öğretmenlerin, gençlerin ve çocukların birlikte hareket ettiği bir gelecekte mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu yolculukta birlikte ürettiğimiz ve etkiyi büyüttüğümüz, Vodafone ve Habitat Derneği başta olmak üzere tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, daha sürdürülebilir bir gelecek için çalışmaya devam ediyoruz.” Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Koyuncu ise şunları ifade etti: “‘Dünya İçin Lazım’ projesi, ilk yılında yalnızca geniş bir erişim yaratmakla kalmadı; çocukların bilgi, tutum ve davranışlarında ölçülebilir bir dönüşüm sağladı. Habitat Derneği olarak Türkiye’nin dört bir yanındaki gönüllü ağımız ve saha deneyimimizle bu dönüşümün uygulama tarafında yer almaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Vodafone ve WWF-Türkiye işbirliğiyle yürüttüğümüz ‘Dünya İçin Lazım’ projesiyle, ikinci yılımızda da yalnızca çevre farkındalığı oluşturmayı değil; bilgi, tutum ve davranış dönüşümünü birlikte destekleyen kalıcı bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Geçtiğimiz bir yıl boyunca Türkiye’nin dört bir yanında gönüllü eğitmenlerimizle birlikte yürüttüğümüz eğitimler, atölyeler, web seminerleri ve yaratıcı etkinliklerle 75 bini aşkın kişiye ulaştık. Çocukların çevre konularını yalnızca öğrenmesini değil; günlük yaşamlarında davranışa dönüştürmesini hedefledik. Sosyal etki analizimizde ortaya çıkan sonuçlar da bu yaklaşımın güçlü bir karşılık bulduğunu gösterdi. Katılımcıların bilgi düzeyinde ortalama 50 puanlık artış ve sürdürülebilir davranış oranında 60 puanlık yükseliş sağlandı. Yeni dönemde 650 gönüllü eğitmenimizle 68 bin çocuğa daha ulaşmayı; Doğa Elçileri Programı, AI For Planet, Dünya İçin Lazım Festivali ve güncel eğitim modüllerimizle çocukların doğayla bağını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bizim için Dünya İçin Lazım, bir eğitim projesinden öte; çocuklardan ailelere, öğretmenlerden gönüllülere uzanan güçlü bir toplumsal dönüşüm hareketi. Biz inanıyoruz ki sürdürülebilir bir gelecek yalnızca bilgi aktarmakla değil; kalıcı alışkanlıklar oluşturmakla mümkün olabilir.” Hem çocuklara hem yetişkinlere eğitimler verildi “Dünya İçin Lazım” projesi kapsamında, ülke genelinde 7-14 yaş arasındaki çocuklara, ebeveynlere ve eğitmenlere e-atık ve sürdürülebilirlik bilinci kazandırmak amacıyla eğitimler verildi. Doğayı koruma eğitimlerinin verilebilmesi için eğitmen eğitimleri, sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının hem evde hem okulda desteklenmesi amacıyla ebeveyn ve eğitmenlere yönelik web seminerleri düzenlendi. Çocuklarda sürdürülebilirlik farkındalığı yaratmak amacıyla yaklaşık 900 gönüllü ve çocuğun katılımıyla “Dünya İçin Lazım - GreenFest” etkinliği gerçekleştirildi. Diğer yandan, çocukların doğayla bağ kurmasını; e-atık ve çevre konularına yönelik farkındalık geliştirmesini; gözlem, düşünme ve yaratıcı üretim yoluyla öğrenmesini desteklemek üzere “Doğa Elçileri” adıyla yeni bir program da başlatıldı. Bu program kapsamında seçilen toplam 23 Doğa Elçisi, mentorlarıyla birlikte e-atık, doğa koruma, sürdürülebilirlik odaklı yaratıcı eserlerini dijital bir sergi için üretmeye devam ediyor. Projenin yeni döneminde 20 Doğa Elçisi daha seçilecek. Proje için yaklaşık 40 milyon TL’lik medya yatırımı yapıldı “Dünya İçin Lazım” projesinin ilk yılında, toplumun her kesiminde e-atık farkındalığını artırmaya yönelik 360 derece iletişim faaliyetleri yürütüldü. Vodafone’un marka yüzü Demet Evgâr’ın rol aldığı reklam filmi, televizyonda 38 milyon, dijital mecralarda 50 milyon kişiye ulaştı. Bu film aynı zamanda son 2 yıllık dönemde Vodafone’un tüm reklamları arasında en yüksek performansı gösteren reklam filmi oldu. İletişim döneminde yapılan testte (YouTube Search Lift) “e-atık” aramalarında %30, “elektronik atık” aramalarında %27 artış görüldü. Vodafone, çocuklarda çevre farkındalığını artırmak ve e-atıkların eğitime dönüşümünü desteklemek amacıyla toplamda yaklaşık 40 milyon TL’lik medya yatırımı yaptı. E-atık bağışlayana internet hediye edildi “Dünya İçin Lazım” projesi, Vodafone Yanımda mobil uygulaması ve Vodafone mağazalarında yapılan çalışmalarla da desteklendi. Vodafone'lular Yanımda uygulaması üzerinden form doldurarak e-atıklarını bağışladıktan sonra 5 GB mobil internet hediyesi kazandı. Kampanyaya destek vermek isteyen herkes Vodafone mağazalarını ziyaret ederek e-atık bağışlarken, mağazaya gitme fırsatı bulamayanlara e-atıklarını kargoyla ulaştırma opsiyonu sunuldu. Ülke genelinde 760 Vodafone mağazasında e-atık toplanarak kampanya penetrasyonunun %100’e ulaşması sağlandı. Bir yılda toplanan toplam 37 ton atığın 32 tonu mağazalardan geldi. E-atık toplama kampanyasına toplam 15 bin kişi katıldı ve kişi başı ortalama 2,5 kg'lık atık toplandı. Her 1 TL'lik yatırım 4,56 TL’lik sosyal değer üretti “Dünya İçin Lazım” projesinin sosyal etki analizi de yapıldı. Buna göre, projeye yapılan her 1 TL'lik yatırım 4,56 TL’lik sosyal değer üretti. Proje katılımcılarının bilgi düzeyinde ortalama 50 puan artış sağlanırken, e-atık konusunda farkındalık oranı %39'dan %81'e yükseldi. Bu öğrenme etkisi, günlük yaşamda uygulanabilir davranışlara dönüştü. Davranışa dönüşme oranı %90’ın, e-atık toplama davranışı %86’nın, çevreyi korumaya yönelik adım atma oranı %95’in üzerine çıktı. Proje sayesinde, kararsız ve dağınık tutumlar olumlu ve bilinçli yaklaşımlara dönüşürken; katılımcıların çevresel sorumluluk algısı güçlendi ve “çevre için bireysel katkı” bilinci arttı. Bu sonuçlar, “Dünya İçin Lazım” projesinin yalnızca farkındalık oluşturan bir eğitim programı olmadığını; aynı zamanda ölçülebilir öğrenme çıktıları üreten, tutumları dönüştüren ve davranış değişikliği potansiyeli yaratan güçlü bir sosyal etki modeli sunduğunu ortaya koydu. Doğayı korumak için yapay zekâdan yararlanılacak “Dünya İçin Lazım” projesinin yeni döneminde “AI for Planet” adı verilen yeni bir modül devreye alınacak. Buna göre, kırsal bölgelerde yer alan 4 ilde Vodafone ve proje gönüllülerinin katkılarıyla etkinlikler düzenlenecek. Bu etkinliklerde yapay zekâ, iklim ve sürdürülebilirlik temalarına odaklanan içerikler katılımcılarla buluşturulacak. Söz konusu faaliyetler, hedef yaş grubundaki çocukların bu alanlarda farkındalık kazanmalarını ve temel bilgi edinmelerini desteklemeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

55 Milyon Yıllık Tür Yok Olma Riskiyle Karşı Karşıya Haber

55 Milyon Yıllık Tür Yok Olma Riskiyle Karşı Karşıya

Filmde 55 milyon yıldır varlığını sürdüren ve Meksika Körfezi’nden Türkiye’ye 7.000 kilometrelik göç gerçekleştiren türün gizemli yaşam döngüsü ve karşı karşıya olduğu tehditler ele alınıyor. Film, yılan balığının etkileyici hikâyesi üzerinden tatlı su ekosistemleri üzerindeki baskıları da görünür kılıyor. WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Dünya Balık Göçü Günü kapsamında Avrupa yılan balığının (Anguilla anguilla) gizemli yaşamına ve karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekmek amacıyla yeni bir animasyon filmi hazırladı. WWF-Türkiye Doğa Elçisi, ünlü oyuncu Kaan Urgancıoğlu tarafından seslendirilen video; yaklaşık 55 milyon yıldır varola gelen türün benzersiz yaşam döngüsünü ve tatlı su ekosistemlerindeki baskıyı görünür kılmayı hedefliyor. Avrupa yılan balığının yaşam döngüsünün bugün hâlâ nerede, ne zaman ve hangi derinlikte başladığı gizemini koruyor. İlk ipucu, Meksika Körfezi açıklarındaki Sargasso Denizi’nde izine rastlanan saydam larvalarla ortaya çıkıyor. Avrupa yılan balığı, Atlantik akıntılarıyla taşınarak yaklaşık 7.000 kilometrelik bilinen en uzun göç yolculuklarından birini gerçekleştiriyor. Yolculuk, değişimi beraberinde getiriyor ve önce cam yılan balığı evresine geçiyor. Deniz suyuna alışkın bünyeleri zamanla tatlı suya uyum sağlıyor; şeffaflık kayboluyor, renkleniyor ve solungaçları yeniden düzenleniyor. Tatlı sularda önce elver, ardından sarı yılan balığına dönüşüyor. Büyük Menderes Deltası ve Bafa Gölü Türkiye’deki önemli yaşam alanları arasında yer alıyor ve bu tatlı sular yılan balıklarını 15-20 yıla kadar misafir ediyor. Misafirliğin ardından döngüyü tamamlamak üzere yönünü yeniden Sargasso Denizi’ne çeviriyor; bu uzun dönüş yolculuğunda gümüş yılan balığı evresine geçiyor ve vardığında yalnızca bir kez ürüyor. Bu eşsiz döngü artık her zamankinden daha kırılgan. Yılan balıkları bugün yalnızca doğaya değil, insan eliyle şekillenmiş bir dünyaya karşı yüzüyor. Lagün, haliç ve nehir ağızlarında habitat kaybı; akarsular üzerine kurulan barajlar, açılan su kanalları ve örülen bariyerlerle nehir akışının kesintiye uğraması; kirlilik ve aşırı avlanma baskısı bu zorlu yolculuğu daha da güçleştiriyor. Son yirmi yılda tatlı su türlerinin %84’ü azalırken, Avrupa yılan balığı bu düşüşün en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. WWF-Türkiye, bu kırılgan döngünün devamı için nehirlerin serbest akmasının sağlanması, yaşam alanlarının korunması ve yasa dışı avcılığın önlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Tatlı su ekosistemlerinde kayıp derinleşiyor Tatlı su türleri, biyolojik çeşitlilik kaybının en yüksek olduğu gruplar arasında yer alıyor. WWF-Türkiye’nin hazırladığı video, bu tabloyu bütüncül bir perspektifle ele alıyor. Türden yola çıkarak tatlı su habitatlarındaki kaybın nedenlerine ve çözüm yollarına odaklanıyor. Sulak alanlar yalnızca biyolojik çeşitlilik açısından değil, aynı zamanda su güvenliği, tarım, balıkçılık ve yerel ekonomi için de kritik öneme sahip. Su rejimini düzenleyen, taşkınları azaltan ve yeraltı sularını besleyen bu alanlar, insan yaşamının sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez ekosistemler arasında yer alıyor. “Avrupa Yılan Balığı’nın geleceği için somut adımlar atma zamanı” WWF-Türkiye Tatlı Su ve Orman Programları Müdürü Eren Atak, Avrupa yılan balığının barajlar, kirlilik, aşırı avcılık ve yaşam alanı kaybı nedeniyle yok olma eşiğine geldiğini bir kez daha vurguladı. WWF-Türkiye'nin tür koruma amaçlı yaptığı çalışmalara değinen Atak "Aydın’da kurulan Avrupa Yılan Balığı Teknik Çalışma Grubu ile türün göç yollarını ve yaşam alanlarını korumak için çalışıyoruz. Ortak yol haritası tamamlandı şimdi sıra somut adımlarda" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WWF-Türkiye Doğa Elçisi Kaan Urgancıoğlu, İstanbul Semalarında Kuşların İzini Sürdü Haber

WWF-Türkiye Doğa Elçisi Kaan Urgancıoğlu, İstanbul Semalarında Kuşların İzini Sürdü

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Doğa Elçisi ünlü oyuncu Kaan Urgancıoğlu, Sarıyer’de WWF-Türkiye uzmanları ve ekibiyle kuş gözlem etkinliğine katılarak İstanbul semalarındaki yoğun kuş göçünü takip etti ve vatandaş biliminin kuşları korumadaki kritik önemine dikkat çekti. İstanbul, eşsiz konumu, iklimi, sulak alanları, iki kıtanın birleştiği dar boğazı, kıyı ve orman habitatlarıyla önemli bir göç yolu. İstanbul Boğazı, göçmen kuşlar için iki kıta arasında en kısa geçiş, en az enerjiyle süzülebilecekleri hat. Her yıl, göç zamanında, yaklaşık 400 bin leylek, 200 bin yırtıcı kuş, yüz binlerce ötücü kuş, su ve kıyı kuşu, kentin farklı noktalarından göç ediyor. Kaan Urgancıoğlu: "Gözleme Katılmasan Kuşların Yolculuğunu Fark Etmeyecektim" İstanbul gibi bir megakentin zengin biyoçeşitliliği ile sunduğu ekosistem hizmetlerini WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula’dan; kentin her yıl ev sahipliği yaptığı göçmen kuşların hikâyelerini WWF-Türkiye yaban hayatı uzmanı Can Yeniyurt’tan dinleyen Kaan Urgancıoğlu, gözlem deneyimini şu sözlerle yorumladı: "Kuş gözlem etkinliğine katılmasam, bu devasa yolculuğu fark etmeyecektim. Leylekten Küçük Akbabaya, Şahinden Saz Delicesine kadar yüz binlerce kuş her gün üzerimizden geçiyor. Kuşları tanımak ve onları korumaya destek olmak artık benim için bir sorumluluk." 2026 Dünya Göçmen Kuşlar Günü Teması: Her Kuş Değerlidir, Gözleminiz Önemlidir! Dünya Göçmen Kuşlar Günü’nün bu yılki teması olan *"Every Bird Counts – Your Observations Matter!" (Her Kuş Değerlidir – Gözleminiz Önemlidir!) çerçevesinde gerçekleştirilen etkinlikte, kuş sayımlarının korunma stratejileri için sunduğu bilimsel verilerin önemi WWF-Türkiye uzmanları tarafından da vurgulandı. WWF-Türkiye, 2023 yılından bu yana uzman kuş gözlemcileri ve yerel yönetimlerle birlikte sürdürdüğü vatandaş bilimi temelli İstanbul Boğazı Yırtıcı Kuş Sayımlarıyla, doğa koruma çalışmalarına veri sağlıyor. "Gözüm Doğada" Uygulaması ile Herkes Birer Gözlemci Olabilir Etkinlik sırasında ilk gözlem kaydını ihtişamlı bir Kızıl Akbaba ile gerçekleştiren Urgancıoğlu, doğaseverleri WWF-Türkiye’nin "Gözüm Doğada" mobil uygulamasını kullanmaya ve doğada daha fazla gözlem yapmaya davet etti. Uygulama sayesinde vatandaşlar, özellikle akbaba ve turna gibi türlerin gözlemlerini paylaşarak bilimsel verilere doğrudan katkı sunabiliyor. Kaan Urgancıoğlu: “Siz de kuşları tanıyın, koruyun ve koruyanları destekleyin” Kaan Urgancıoğlu: "İnsan doğayı tanıdıkça seviyor, sevdikçe korumak istiyor. Siz de gözünüzü gökyüzüne çevirin; kuşları tanıyın, koruyun ve koruyanları destekleyin.” çağrısıyla gözlemi sonlandırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünya Saati 2026: Milyonlar Gelecek İçin Bir Saatini Ayırdı Haber

Dünya Saati 2026: Milyonlar Gelecek İçin Bir Saatini Ayırdı

WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) liderliğinde yirmincisi gerçekleştirilen ve dünyanın en büyük sivil çevre hareketlerinden biri olan Dünya Saati’nde milyonlarca insan gezegenimiz için bir saat ayırdı. Artan doğa kayıpları ve derinleşen iklim krizine dikkat çekmeyi amaçlayan Dünya Saati, dünyanın dört bir yanındaki insanlara yaşam tarzları ve ilgi alanlarına göre doğa için neler yapabileceklerini keşfetmeleri konusunda ilham veriyor. Ülkemizde WWF-Türkiye’nin öncülüğünde gerçekleştirilen Dünya Saati kapsamında Çanakkale merkezde bulunan Truva Heykeli’nden, Eskişehir Odunpazarı Modern Müzesi’ne kadar çok sayıda müze, anıt, kurum, üniversite, belediye, kamu kuruluşu ve alışveriş merkezi farkındalık yaratmak için 28 Mart’ta 20.30 – 21.30 saatleri arasında ışıklarını kapatarak çağrıya destek verdi. 28 Mart 2026 Cumartesi günü saat 20.30’da, Dünya Saati kapsamında dünyanın dört bir yanında ışıklar bir saatliğine kapatıldı. Dünya genelinde milyonlar “bir” saatlik süreyi gezegenimiz için faydalı bir aktiviteye ayırarak Dünya Saati’ne katıldı. WWF-Türkiye Doğa Elçisi Kaan Urgancıoğlu’nun doğada yürüyüş yaparak katılım sağladığı Dünya saatine Ahsen Eroğlu, Ahmet Aras, Ali Aksöz, Bennu Yıldırımlar, Melis Birkan, Sinan Güleryüz gibi çok sayıda oyuncu, müzisyen ve influencer paylaşım desteği verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone, WWF-Türkiye ve Habitat’tan Çevreye Büyük Katkı Haber

Vodafone, WWF-Türkiye ve Habitat’tan Çevreye Büyük Katkı

Daha sürdürülebilir bir dünya hedefiyle çalışmalarını sürdüren Vodafone, hayata geçirdiği “Dünya İçin Lazım” projesiyle, doğayı korumak üzere kullanım ömrünü tamamlamış elektronik cihazları geri dönüştürmeye ve WWF-Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle doğayı koruma eğitimleri vermeye devam ediyor. Proje kapsamında toplanması hedeflenen 15 ton e-atık miktarına hedeflenen tarihten önce ulaşılarak şimdiye kadar toplam 25 tonu aşkın e-atık toplandı. Projeye destek veren gönüllü sayısı 400’ü geçerken, doğayı koruma eğitimleriyle ulaşılan kişi sayısı da 57 bini aştı. Projede Mayıs ayına kadar 70 bin kişiye doğayı koruma eğitimi verilmesi ve 500 gönüllüye ulaşılması hedefleniyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi: “Vodafone olarak, Amaç Odaklı yaklaşımımız kapsamında global odak alanlarımız olan ‘Topluma Değer Katmak’, ‘Gezegenimizi Korumak’ ve ‘Güven İnşa Etmek’ anlayışımız doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. WWF-Türkiye ve Habitat Derneği işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz ‘Dünya İçin Lazım’ projesinde amacımız, e-atıkları dönüştürerek doğamıza sıfır atık katkısında bulunmak ve e-atık dönüşümleri sayesinde doğa bilinci gelişen bir topluluğun oluşmasını sağlamak. Projemizin gördüğü ilgiden son derece memnunuz. Bu yoğun ilgi sayesinde, toplamayı hedeflediğimiz e-atık miktarına hedef tarihimizden önce ulaştık ve bugün itibarıyla toplam 25 tonu aşkın e-atığı geri dönüşüme kazandırdık. Daha sürdürülebilir bir dünya için projemize destek olan herkese çok teşekkür ediyoruz. Devam eden projemizle e-atıkların geri dönüşümüne katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Bu vesileyle, projemizin devam ettiğini hatırlatmak ve müşterimiz olsun olmasın herkesi bir gün lazım olur diye çekmecelerde duran e-atıkları geri dönüştürülmesi için mağazalarımıza getirmeye davet etmek istiyorum.” İlkokul ve ortaokul grupları için doğayı koruma eğitimleri “Dünya İçin Lazım” projesinde, Türkiye genelinde 7-14 yaş arasındaki çocuklara, e-atık ve sürdürülebilirlik bilinci kazandırmak amacıyla eğitimler veriliyor. Bu kapsamda, ilkokul ve ortaokul grupları için yüz yüze ve çevrim içi olacak şekilde Doğa Koruma, E-Atık, İklim Değişimi, İleri Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik başlıklarında eğitimler düzenleniyor. Ebeveyn ve eğitmenler için seminerler Projede doğayı koruma eğitimlerinin verilebilmesi için düzenlenen eğitmen eğitimlerinde ise Eğitmenlik Becerileri, Etkili Sunum ve Oturum Tasarımı, Çocuklarla Hak Temelli Çalışma, İçerik Aktarımı ve İçerik Deneyimleme, Teknoloji Becerileri ve E-Öğrenme Araçları, Yerel Süreçler gibi konular ele alınıyor. Bunun yanı sıra ebeveyn ve eğitmenler için organize edilen web seminerleri ile sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının hem evde hem okulda desteklenmesi amaçlanıyor. Bugüne kadar ebeveyn ve eğitmenler için “Dijital Araçlarla Sürdürülebilirlik Farkındalığı: Ebeveyn ve Öğretmenler İçin Rehber”, “Doğa Eğitimi Erken Yaşta Başlar: Doğru Yöntemler, Kalıcı Etki”, “Evde Başlayan Dönüşüm: Ailece Sürdürülebilir Yaşam Kültürü” ve “Çocuklar İçin Doğa ve Teknolojiyi Buluşturmak: Yeni Nesil Öğrenme Yaklaşımları” konulu 4 web semineri düzenlendi. Talep üzerine ek atölye yapıldı Webinarlara ek olarak, proje gönüllülerinden gelen talep üzerine, “Yapay Zekâ Araçları – Eğitmen Gelişimi Odaklı Oturum” atölyesi de gerçekleştirildi. Atölyeyle, eğitmenlerin yapay zekâ okuryazarlığının artırılması, günlük eğitmenlik pratiklerinde kullanabilecekleri yapay zekâ araçlarının tanıtılması, eğitim içeriklerini daha verimli ve yenilikçi hale getirmelerine destek olunması amaçlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Dünya İçin Lazım” Projesinde 70 Bin Kişiye Doğayı Koruma Eğitimi Verilecek Haber

“Dünya İçin Lazım” Projesinde 70 Bin Kişiye Doğayı Koruma Eğitimi Verilecek

Daha sürdürülebilir bir dünya hedefiyle çalışmalarını sürdüren Vodafone, hayata geçirdiği “Dünya İçin Lazım” projesiyle, doğayı korumak üzere kullanım ömrünü tamamlamış elektronik cihazları geri dönüştürmeye ve WWF-Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle doğayı koruma eğitimleri vermeye devam ediyor. Proje kapsamında şu ana kadar 4 tonu aşkın e-atık toplanırken, verilen doğayı koruma eğitimleriyle de 40 bini aşkın kişiye ulaşıldı. Projede Mayıs ayına kadar 45 bini çocuk olmak üzere toplam 70 bin kişiye ulaşılması ve 15 ton e-atığın dönüştürülmesi hedefleniyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi: “Vodafone olarak, Amaç Odaklı yaklaşımımız kapsamında global odak alanlarımız olan ‘Topluma Değer Katmak’, ‘Gezegenimizi Korumak’ ve ‘Güven İnşa Etmek’ anlayışımız doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. WWF-Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle ‘Dünya İçin Lazım’ projesini hayata geçirdik. Amacımız; e-atıkları dönüştürerek doğamıza sıfır atık katkısında bulunmak, e-atık dönüşümleri sayesinde doğa bilinci gelişen bir topluluğun oluşmasını sağlamak. Sürdürülebilirlik eğitimleriyle bu toplulukları geliştirerek büyütmek, bu toplulukların da gelecekte doğa bilinci olan ve bu bilinci etrafa yayan elçiler yetiştirmesini sağlamak. Şu ana kadar 40 bini aşkın kişiye eğitim verdiğimiz projede, Mayıs ayına kadar 45 bini çocuk olmak üzere toplam 70 bin kişiye ulaşmayı hedefliyoruz.” İlkokul ve ortaokul grupları için doğayı koruma eğitimleri “Dünya İçin Lazım” projesinde, Türkiye genelinde 7-14 yaş arasındaki çocuklara, e-atık ve sürdürülebilirlik bilinci kazandırmak amacıyla eğitimler veriliyor. Bu kapsamda, ilkokul ve ortaokul grupları için yüz yüze ve çevrim içi olacak şekilde Doğa Koruma, E-Atık, İklim Değişimi, İleri Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik başlıklarında eğitimler düzenleniyor. Ebeveyn ve öğretmenler için seminerler Projede doğayı koruma eğitimlerinin verilebilmesi için düzenlenen eğitmen eğitimlerinde ise Eğitmenlik Becerileri, Etkili Sunum ve Oturum Tasarımı, Çocuklarla Hak Temelli Çalışma, İçerik Aktarımı ve İçerik Deneyimleme, Teknoloji Becerileri ve E-Öğrenme Araçları, Yerel Süreçler gibi konular ele alınıyor. Bunun yanı sıra ebeveyn ve öğretmenler için organize edilen web seminerleri ile sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının hem evde hem okulda desteklenmesi amaçlanıyor. Bugüne kadar ebeveyn ve öğretmenler için “Dijital Araçlarla Sürdürülebilirlik Farkındalığı: Ebeveyn ve Öğretmenler İçin Rehber”, “Doğa Eğitimi Erken Yaşta Başlar: Doğru Yöntemler, Kalıcı Etki” ve “Evde Başlayan Dönüşüm: Ailece Sürdürülebilir Yaşam Kültürü” konulu 3 web semineri düzenlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alstom Türkiye, WWF-Türkiye’den Yeşil Ofis-Yeşil Dönüşüm Diploması Almaya Hak Kazandı     Haber

Alstom Türkiye, WWF-Türkiye’den Yeşil Ofis-Yeşil Dönüşüm Diploması Almaya Hak Kazandı   

Akıllı ve sürdürülebilir raylı sistemler alanında dünya lideri olan Alstom, çevreyi ve doğayı korumaya verdiği önemi çalışma hayatının tüm noktalarında uygulamaya devam ediyor. Alstom Türkiye, WWF-Türkiye’nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) ofislerdeki ekolojik ayak izini azaltmayı hedefleyen Yeşil Ofis-Yeşil Dönüşüm Programı kapsamında sertifika almaya hak kazandığını duyurdu. Alstom Türkiye, Yeşil Ofis-Yeşil Dönüşüm Programı kapsamında İstanbul’daki Genel Merkez ofisinde birçok aksiyonu hayata geçirdi. Bu kapsamda, WWF-Türkiye tarafından düzenlenen çevrimiçi eğitimlerle çalışanların sürdürülebilirlik konusundaki farkındalığının yüzde 11 oranında artırıldığı kaydedildi. Alstom Türkiye Genel Merkez ofisinde Yeşil Ofis-Yeşil Dönüşüm Programı kapsamında hayata geçirilen birçok uygulama ile birlikte; ofisin elektrik tüketiminde yüzde 21, tek kullanımlık bardak kullanımında yüzde 22, A4 kâğıdı kullanımında ise yüzde 18 azalma sağlandı. Alstom Türkiye Genel Müdürü Kerem Bugay, konu hakkında yaptığı açıklamada, “Alstom olarak, yalnızca akıllı ve sürdürülebilir demiryolu sistemlerimizle değil, operasyonlarımızın tüm alanlarında doğayı ve çevreyi korumaya kararlıyız. Yeşil Ofis-Yeşil Dönüşüm Programı kapsamında elde ettiğimiz başarı, doğaya ve çevremize duyarlı uygulamalara olan bağlılığımızı ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik vizyonumuzu bir kez daha ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı. Alstom Türkiye, 70 yılı aşkın süredir Türkiye’nin güvenilir demiryolu ulaşım çözümleri sağlayıcısı olarak gururla hizmet veriyor. 1950’li yıllarda Türkiye’deki faaliyetlerine başlayan şirket, bugüne kadar ülkenin modern demiryolu ağına katkı sağlayan birçok projeyi başarıyla tamamladı. İstanbul’daki Alstom Türkiye Genel Merkezi, Türkiye’nin yanı sıra aynı zamanda Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya’ya yönelik sinyalizasyon ve altyapı çözümlerine ilişkin proje yönetimi, mühendislik, teklif yönetimi ve tedarik faaliyetleri için bölgesel bir merkez görevi üstleniyor. Yaklaşık 400 kişilik güçlü bir ekibe sahip olan Alstom Türkiye, mevcut projelerini başarıyla sürdürürken İstanbul’daki Mühendislik ve Teknoloji Merkezi ile Bursa’daki komponent fabrikası yatırımları ile de Türkiye’nin demiryolu altyapısının gelişimine katkı sağlamaya ve gerçekleştirdiği ihracatla da ülkeye önemli bir ekonomik katma değer kazandırmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.