Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yaban Hayatı

Kapsül Haber Ajansı - Yaban Hayatı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaban Hayatı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kentlerin Yeni Yol Haritası Sağlıklı Kentler Forumu’nda Çizildi Haber

Kentlerin Yeni Yol Haritası Sağlıklı Kentler Forumu’nda Çizildi

Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk kez düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu (Healthy Cities Forum-HCF), ikinci gününde “gıda, su ve enerji” ekseninde kentlerin yaşadığı krizlere yönelik çözüm yollarını ele aldı. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen forumun ikinci gün oturumlarına Başkan Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Kaya, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği üyesi il ve ilçe belediye başkanları, belediye bürokratları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Tüm oturumları yakından takip eden Başkan Tugay, İzmir’in daha sağlıklı bir kent olması hedefi doğrultusunda konuşmacılara sorular yöneltti. Oturumların ardından ise konuşmacılara, Sağlıklı Kentler Birliği adına teşekkür plaketi takdim etti. Krizlerden çıkış koridorları belirlendi İlk gün “Düğümler” başlığı altında, kentlerin yaşadığı krizler, kırılganlıklar, kritik dönüm noktaları bir bütün olarak ele alındı. Forumun ikinci gününde ise “Koridorlar” başlığı altında, düğümlerin çözüm sürecinde ekolojik, sosyal, ekonomik ve yönetsel bağlantılar bir araya getirilerek yol haritası oluşturuldu. Forumun “Eşik” bölümünde ise krizlere karşı kentlerin yeni bir geleceğe geçişinin çıktıları üzerinde duruldu. İki günlük maratonun ardından doğa temelli çözümler, yerel uygulamalar ve iş birlikleri üzerinden ortak eylem alanları ortaya konuldu. Belediyeler gıda üretiminde aktif rol almalı İkinci gün toplantılarının ilk oturumu “Gıdanın Koridorları” oldu. "Kentten Kırsala Yeni Bağlar / Kentte Yaşam Ağları" başlığıyla İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Serim Dinç moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Başkanı Zümran Ömür ve Ege Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya konuşmacı oldu. Kars'ın Boğatepe köyünde hem üretimin hem de turizmin önünü açan Zümran Ömür, kırsalın doğru planlanması, toprağın kıymetinin bilinmesi ve doğru işlenmesinden söz ederek bir başarı öyküsünü aktardı. Prof. Dr. Tayfun Özkaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bokaşi kompostu üretimi, biyokömür gibi projelerini örnek gösterdi. Oturumda gıda üretiminde belediyelerin daha aktif olması gerektiği, tarım sektöründeki sıkışma, ekolojik gıda üretimi, agro ekolojinin yaygınlaştırılması önerileri gündeme geldi. Susuzluğa karşı 7 adımlık risk yönetimi Günün ikinci buluşması olan “Suyun Koridorları” oturumu, "Kuraklık Çağında Kentler" başlığıyla gerçekleştirildi. İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yurdanur Ünal moderatörlüğünde düzenlenen oturumda, İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve Bursa Teknik Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gül Sayan Atanur konuşmacı oldu. Prof. Dr. Gül Sayan Atanur, peyzaj çalışmalarının şehirlerin altyapı projeleri olduğuna dikkat çekerek, sürdürülebilir kentsel drenaj sistemlerini anlattı. Her şehrin kendi doğasına göre su yönetimi ve kuraklıkla mücadele yöntemlerini geliştirmesi gerektiğini söyleyerek, yeşil alanları yok eden beton odaklı kentsel dönüşüm projelerine karşı uyardı. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ise belediyelerin uygulaması gereken 7 adımlık risk yönetimini açıkladı. Bu adımlarda belediyelerin meteoroloji birimi kurması gerektiği, su bütçesinin yasallaşması, tarımsal dönüşüm, yağmur hasadı, kent taşıma kapasitesi, içme suyu – gri su ayrımı ve sözde çözümlerin reddedilmesi yer aldı. Enerjiyi tüketen değil üreten, yöneten, paylaşan şehirler Forumun “Enerji Koridorları” oturumu "Kentlerin Enerji Dönüşümü" başlığıyla düzenlendi. Füzyon Solar CEO’su Harun Girgin moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hasan Sarıçiçek ve Es Denizcilik Gayrimenkul Geliştirme Müdürü Alican Baycan konuşmacı oldu. Dr. Hasan Sarıçiçek, ilk kentlerin var olduğu günden günümüze kadar değişen enerji tüketimini anlattı. Veriyle güçlenen şehirlerin yarını daha iyi planladığını söyleyen Sarıçiçek, geleceğin şehirlerinin enerjiyi tüketen değil; üreten, yöneten ve paylaşan şehirler olacağını ifade etti. Alican Baycan ise hanelerden kamu binalarına kadar kentlerde tüketmeden enerjiyi koruyabilmenin yöntemlerini anlattı. Şehirlerin tasarlanırken enerji tasarrufu sağlayacak şekilde kurgulanması gerektiğini söyleyen Baycan, konut, ofis, ticaret ve kamusal alanların bir arada olduğu, ulaşımın minimumda tutulduğu “kompakt şehir” modelini anlattı. Kentte kimler var? Kentlerdeki yaşamı her açıdan ele almak üzerine düzenlenen “Kentte Kimler Var” oturumu gerçekleştirildi. İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi ve DSÖ Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Burcu Zeybek moderatörlüğünde düzenlenen oturumda Yaban Hayatı Fotografçısı Alper Tüydeş ve Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık konuşmacı oldu. Son dönemlerde Yaren Leylek hikayesinin fotoğraflarıyla adından söz ettiren Alper Tüydeş, kentlerdeki yaban hayatına dair deneyimlerini aktardı. Yerel yönetimlerin doğru bilerek uyguladığı birçok projenin kentlerdeki yaban hayatına etkisine dikkat çeken Tüydeş, birlikte yaşam sürülen ama fark edilmeyen çok sayıda tür hakkında bilgi verdi. Kıvılcım Pınar Kocabıyık, “İklim Kliniği: Isınan Dünyada Sağlığı Yeniden Düşünmek” adlı sunumu yaptı. İklim krizinin sadece doğayı değil ekonomiyi, toplumu ve kent sağlığını riske sokan pek çok şeyi etkilediğinin altını çizdi. Sağlıklı kentler için söz gençlerde Sağlıklı Kentler Forumu’nun son oturumunda söz gençlere bırakıldı. "Şehir Bizim Olsa: Gençler Sağlıklı Kentleri Nasıl Hayal Ediyor?" başlıklı gençlik oturumunun moderatörlüğünü Birleşmiş Milletler (BM) YOUNGO Sağlık Çalışma Grubu Lideri Dr. Sıla Gürbüz yaparken Avrupa Komisyonu İklim Elçisi Seren Anaçoğlu ve BM Gençlik Elçisi Resul Hüseynzade oldu. Oturumda gençler, iklim krizi, kuraklık, doğa ve çevre yetersizliği, kent içi yetersiz ulaşım, spor alanları, afetler, bisiklet yolları, yaşam alanları, aidiyet, güvensizlik ve karar alma noktasında gençlerin daha çok söz sahibi olması gibi pek çok konuya dair kendi pencerelerinden başkanlara aktardı. Şimdi yeniden başlama zamanı Son oturumda konuşan DSÖ Bilim Kurulu Üyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, kentlerin bugün birbirini besleyen çok katmanlı krizlerle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Küresel ölçekte servet ve gücün az sayıda kişinin elinde toplandığını belirten Okyay, bunun demokrasi üzerinde baskı oluşturduğunu ve dünyada derin bir eşitsizlik krizinin yaşandığını ifade etti. Sorunların birbirinden bağımsız ele alınamayacağını vurgulayan Okyay, “Su politikaları bir yerde, gıda politikaları bir yerde, enerji politikaları başka bir yerde. Ama afetler ve krizler ayrı ayrı çıkmıyor. Bilginin disiplinler arası akışına ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. Birlikte hareket etme zorunluluğuna dikkat çeken Okyay “Şimdi yeniden başlama zamanı” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WWF-Türkiye Doğa Elçisi Kaan Urgancıoğlu, İstanbul Semalarında Kuşların İzini Sürdü Haber

WWF-Türkiye Doğa Elçisi Kaan Urgancıoğlu, İstanbul Semalarında Kuşların İzini Sürdü

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Doğa Elçisi ünlü oyuncu Kaan Urgancıoğlu, Sarıyer’de WWF-Türkiye uzmanları ve ekibiyle kuş gözlem etkinliğine katılarak İstanbul semalarındaki yoğun kuş göçünü takip etti ve vatandaş biliminin kuşları korumadaki kritik önemine dikkat çekti. İstanbul, eşsiz konumu, iklimi, sulak alanları, iki kıtanın birleştiği dar boğazı, kıyı ve orman habitatlarıyla önemli bir göç yolu. İstanbul Boğazı, göçmen kuşlar için iki kıta arasında en kısa geçiş, en az enerjiyle süzülebilecekleri hat. Her yıl, göç zamanında, yaklaşık 400 bin leylek, 200 bin yırtıcı kuş, yüz binlerce ötücü kuş, su ve kıyı kuşu, kentin farklı noktalarından göç ediyor. Kaan Urgancıoğlu: "Gözleme Katılmasan Kuşların Yolculuğunu Fark Etmeyecektim" İstanbul gibi bir megakentin zengin biyoçeşitliliği ile sunduğu ekosistem hizmetlerini WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula’dan; kentin her yıl ev sahipliği yaptığı göçmen kuşların hikâyelerini WWF-Türkiye yaban hayatı uzmanı Can Yeniyurt’tan dinleyen Kaan Urgancıoğlu, gözlem deneyimini şu sözlerle yorumladı: "Kuş gözlem etkinliğine katılmasam, bu devasa yolculuğu fark etmeyecektim. Leylekten Küçük Akbabaya, Şahinden Saz Delicesine kadar yüz binlerce kuş her gün üzerimizden geçiyor. Kuşları tanımak ve onları korumaya destek olmak artık benim için bir sorumluluk." 2026 Dünya Göçmen Kuşlar Günü Teması: Her Kuş Değerlidir, Gözleminiz Önemlidir! Dünya Göçmen Kuşlar Günü’nün bu yılki teması olan *"Every Bird Counts – Your Observations Matter!" (Her Kuş Değerlidir – Gözleminiz Önemlidir!) çerçevesinde gerçekleştirilen etkinlikte, kuş sayımlarının korunma stratejileri için sunduğu bilimsel verilerin önemi WWF-Türkiye uzmanları tarafından da vurgulandı. WWF-Türkiye, 2023 yılından bu yana uzman kuş gözlemcileri ve yerel yönetimlerle birlikte sürdürdüğü vatandaş bilimi temelli İstanbul Boğazı Yırtıcı Kuş Sayımlarıyla, doğa koruma çalışmalarına veri sağlıyor. "Gözüm Doğada" Uygulaması ile Herkes Birer Gözlemci Olabilir Etkinlik sırasında ilk gözlem kaydını ihtişamlı bir Kızıl Akbaba ile gerçekleştiren Urgancıoğlu, doğaseverleri WWF-Türkiye’nin "Gözüm Doğada" mobil uygulamasını kullanmaya ve doğada daha fazla gözlem yapmaya davet etti. Uygulama sayesinde vatandaşlar, özellikle akbaba ve turna gibi türlerin gözlemlerini paylaşarak bilimsel verilere doğrudan katkı sunabiliyor. Kaan Urgancıoğlu: “Siz de kuşları tanıyın, koruyun ve koruyanları destekleyin” Kaan Urgancıoğlu: "İnsan doğayı tanıdıkça seviyor, sevdikçe korumak istiyor. Siz de gözünüzü gökyüzüne çevirin; kuşları tanıyın, koruyun ve koruyanları destekleyin.” çağrısıyla gözlemi sonlandırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı Haber

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı

Yılın Fotoğrafçısı ödülü, 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek prestijli gala töreninde sahiplerini bulacak. 2026 sergisi ise 17 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’da sanatseverlerle buluşacak. Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri, 2026 Profesyonel Yarışma kapsamında 30 finalisti ve 65’in üzerinde kısa liste adayını bugün açıkladı. Çağdaş fotoğrafçılığın sınırlarını zorlayan güçlü görsel anlatıları bir araya getiren yarışma, görsel hikaye anlatımının en çarpıcı örneklerini uluslararası platformda görünür kılıyor. Yaklaşık yirmi yıllık köklü mirasıyla öne çıkan Profesyonel Yarışma; teknik ustalığı güçlü bir anlatı vizyonuyla buluşturan, cesur ve bütünlüklü projeler üreten fotoğrafçıları desteklemeyi sürdürüyor. Bu yıl 200’ü aşkın ülke ve bölgeden 430 binin üzerinde fotoğraf başvurusu alındı. 10 kategorinin kazananları, 30 finalist arasından seçilerek 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek özel törende açıklanacak. Prestijli Yılın Fotoğrafçısı unvanının sahibi, kategori kazananları arasından seçilerek aynı gece açıklanacak. Kazanan; 25.000 ABD doları para ödülünün yanı sıra çeşitli Sony Digital Imaging ekipmanları ve çalışmalarını gelecek yıl Londra’da düzenlenecek sergide kişisel bir sunumla sergileme fırsatı elde edecek. Kazananlar ve finalistler ayrıca, sektörün önde gelen isimleriyle özel oturumların gerçekleştirileceği ve kariyer gelişimlerine yönelik uzman rehberliği sunan “Insights” programı kapsamında Londra’ya davet edilecek. Finalist ve kısa listeye kalan fotoğrafçıların eserlerinden oluşan seçki ise ilk olarak 17 Nisan – 5 Mayıs 2026 tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’ta düzenlenecek Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Sergisi kapsamında ziyaretçilerle buluşacak; sergi daha sonra farklı lokasyonlarda sanatseverlerle bir araya gelecek. Seçici kurul adına değerlendirmede bulunan Jüri Başkanı Monica Allende, şunları söyledi: “Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorisinde finale kalan ve kısa listeye seçilen çalışmalar, fotoğraf pratiğindeki dikkat çekici gelişimi ve fotoğrafın güçlü bir hikaye anlatım aracı olarak benimsenmesine yönelik derin bağlılığı ortaya koyuyor. Değerlendirdiğimiz pek çok seri boyunca; sevginin, nezaketin ve çoğu zaman zorlu gerçekliklere dokunan sessiz direncin kutlanışıyla insan deneyiminin farklı katmanlarından derin biçimde etkilendim. En güçlü karelerin birçoğu, gündelik yaşamın içinde saklı kalan samimi anlara ve küçük kahramanlıklara odaklanarak, sıradan akışın içinde varlığını sürdüren gücü ve ruhu görünür kılıyor.” Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorilerinin her birinde finale kalan üç proje ise şöyle sıralanıyor: MİMARLIK VE TASARIM André Tezza’nın (Brezilya) Everyday Structures adlı projesi, Güney Brezilya’daki mahalle bakkallarının mütevazı mimarisine ışık tutuyor. Joy Saha’nın (Bangladeş) Homes of Haor çalışması ise Bangladeş’in Haor bölgesindeki yerel mimariyi belgeliyor; bu bölgede evler, muson döneminde adalara dönüşen yükseltilmiş toprak yığınları üzerine inşa ediliyor. Chen Liang’ın (Çin Ana Karası) serisi ise Çin’in Guangdong Eyaleti’ndeki Jiangmen kentinde bulunan gözetleme kulelerini mercek altına alarak, Çin ve uluslararası mimari etkilerin özgün bir birleşimini ortaya koyuyor. YARATICI Pablo Ramos’un (Meksika) The Black Album adlı projesi, arşiv fotoğraflarından kesilen siluetler aracılığıyla Meksika’daki kayıpları ele alıyor ve görüntüleri yokluğun çarpıcı bir kolektif portresine dönüştürüyor. Ben Brooks (Birleşik Krallık) The Palm, On Piru serisinde Güney Los Angeles’tan rap sanatçılarının ruhani bağlarını ve kolektif kimliklerini yansıtıyor. Citlali Fabian (Meksika) ise Bilha, Stories of My Sisters adlı çalışmasında portreler ile dijital illüstrasyonları bir araya getirerek Güney Meksika’daki ilham verici kadınların hikayelerine hayat veriyor; projede bölgedeki yerli topluluklardan aktivistler ve sanatçılarla iş birliği yapıyor. BELGESEL PROJELERİ Santiago Mesa’nın (Kolombiya) Under the Shadow of Coca adlı projesi, geçimini bu yasa dışı ekonomiye bağlı olarak sürdüren çiftçileri ve Kolombiya’daki kokain ticaretini kontrol eden silahlı grubu takip ediyor. Alexandre Bagdassarian (Fransa), Sixteen and a Half: Eight Months in a Juvenile Prison çalışmasında Fransa’daki bir çocuk cezaevinde tutuklu bulunan gençlerin gündelik yaşamlarını belgeliyor. Colin Delfosse’un (Belçika) Restitution serisi ise Afrika maskelerinin Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ile Belçika arasındaki yolculuğunu, özgün kullanım amaçlarından müzelerdeki sergilenme süreçlerine kadar izleyerek iade tartışmalarını mercek altına alıyor. ÇEVRE Shane Hynan’ın (İrlanda) Beneath | Beofhód adlı serisi — İrlandaca’da “toprağın altındaki yaşam” anlamına geliyor — Kelt geleneğinde bataklıkların ilkel ve köklü önemini, kültürel ve çevresel gerekliliklerin etkileşimi üzerinden ele alıyor. Matteo Trevisan’ın (İtalya) Jinê Land: Where Women Keep the Earth Alive projesi ise Suriye’nin Rojava bölgesinde, kadınların öncülüğünde yürütülen ekolojik ve toplumsal yeniden inşa sürecini belgeliyor; toplulukların geleceğe dair deneysel bir vizyon etrafında bir araya gelişini yansıtıyor. Isadora Romero’nun (Ekvador) Notes on How to Build a Forest çalışması ise ormanları, zaman içinde insan ve insan dışı pek çok topluluğun birlikte şekillendirdiği kültürel alanlar olarak inceliyor. MANZARA Dafna Talmor’un (Birleşik Krallık) Constructed Landscapes adlı çalışması, sanatçının kişisel arşivinden yola çıkarak elde basılmış ve kolajlanmış renkli negatifleri soyut peyzaj temsillerine dönüştürüyor. Andreas Secci’nin (Almanya) serisi, Fransa’nın Normandiya ve Bretanya kıyılarındaki istiridye çiftliklerinin havadan görünümlerinden oluşan soyut manzaralar sunuyor. Michael Blann (Birleşik Krallık) ise fotopolimer gravür tekniğini kullanarak Avrupa’nın ikonik dağ yollarını tasvir ediyor. PERSPEKTİF Hayate Kurisu’nun (Japonya) Living Photographs adlı çalışması, fotoğrafçının ve eşinin ölü doğumla sonuçlanan bir kaybın ardından yaşadıkları deneyimi ve kremasyon öncesinde aile olarak birlikte geçirdikleri günleri belgeliyor. Fredrik Lerneryd (İsveç), Country Music in Kenya projesinde Nairobi’de düzenlenen Uluslararası Kovboy Günü festivalini görüntüleyerek Kenya’daki country müzik tutkunları için önemli bir etkinliği yansıtıyor. Seungho Kim’in (Kore Cumhuriyeti) Sunny Side Up: A Portrait of the Most Average K-Parenting Today serisi ise fotoğrafçının kendi ailesine odaklanarak ebeveynler, köpek ve bebeğin bir araya geldiği ev yaşamının keyifli kaosunu gözler önüne seriyor. PORTRE FOTOĞRAFÇILIĞI Federico Borella (İtalya), Özbekistan’daki Koryo-saram topluluğunu belgeliyor; ‘K-Wave’in etkisi altındaki yeni kuşak Kore kimliklerini yeniden sahipleniyor. Jean-Marc Caimi ve Valentina Piccinni’nin (İtalya) The Faithful adlı çalışması, bir papanın ölümü ile yenisinin seçilmesi arasındaki süreçte Vatikan’daki Aziz Petrus Meydanı’nda toplanan kalabalıklardan portreler sunuyor; adeta hayranlık kültürüne dönüşen bir hac yolculuğunu yansıtıyor. Marisa Reichert’in (Almanya) be:longing serisi ise Endonezya’nın Java Adası’ndaki Yogyakarta’da yaşayan ileri yaşlardaki Müslüman trans bireylerin yaşamlarını belgeliyor; inanç, kimlik ve toplumsal beklentiler arasında kurmaya çalıştıkları dengeyi gözler önüne seriyor. SPOR Todd Antony’nin (Yeni Zelanda) serisi, Farsça’da kelime anlamıyla ‘Buzkashi’ (keçi çekme) anlamına gelen ve Tacikistan’ın sert ve köklü sporlarından biri olan Buzkashi’ye odaklanıyor. Rob Van Thienen (Belçika), It’s a Dog’s Life çalışmasında tazı eğitim seanslarını izleyerek, pistte yapay bir tavşanı kovalayan köpeklerin hareket halindeki dinamik görüntülerinden oluşan bir seri ortaya koyuyor. Morgan Otagburuagu’nun (Nijerya) Beneath the Bridge projesi ise Nijerya’nın Lagos kentinde, profesyonel ringlerin ışıltısından uzak bir noktada amatör boksörlerin antrenman yaptığı derme çatma bir spor salonunu belgeliyor. NATÜRMORT Daniele Vita’nın (İtalya) The Bronte Pistachio adlı çalışması, Sicilya’nın Antep fıstıklarını uzun soluklu bir araştırma kapsamında ele alıyor; her birini tek tek fotoğraflayarak özgün niteliklerini yakından ortaya koyuyor. Gargi Sharma’nın (Hindistan) Experiments in Stillness serisi, nesne ile izleyici arasındaki diyaloğu keşfederek çoklu yorumlara ve dinginlik anlarına alan açıyor. Vilma Taubo’nun (Norveç) Talking Without Speaking projesi ise gündelik nesnelerin protesto sembollerine dönüşmesini konu alan fotoğraflardan oluşuyor. YABAN HAYATI VE DOĞA Wolfgang Duerr’in (Almanya) WILD adlı serisi, hareket sensörleriyle tetiklenen bir kamera aracılığıyla çekildi; siyah beyaz karelerde farklı yaban hayvanları hareket halinde görüntüleniyor. Anita Pouchard Serra’nın (Arjantin) serisi ise Buenos Aires’teki özel bir yerleşim alanında mahallede yaşayan kapibaralar ile site sakinleri arasındaki çatışmayı ele alıyor. Will Burrard-Lucas’ın (Birleşik Krallık) Crossing Point projesi, Kenya’daki Maasai Mara Ulusal Rezervi’nde yaban hayatını görüntülüyor; nesli tehlike altındaki siyah gergedanları izlemek amacıyla kurulan uzaktan kamera tuzağı, sonunda ormanlık nehir geçidinde toplanan çok sayıda hayvanı ortaya çıkarıyor. 2026 Profesyonel Yarışma jürisi şu isimlerden oluşuyor: Monica Allende, Bağımsız Küratör ve Fotoğraf Danışmanı, Jüri BaşkanıDaniel Brena, Direktör, Centro de las Artes de San Agustín, MeksikaYumi Goto, Bağımsız Küratör, Editör, Araştırmacı ve Yayıncı, JaponyaZack Hatfield, Yönetici Editör, Aperture dergisi, ABDPaul Ninson, Kurucu ve İcra Direktörü, Dikan Center, GanaBindi Vora, Sanatçı ve Kıdemli Küratör, Autograph, Birleşik Krallık Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Defender Trophy İçin Başvuru Süreci Başladı Haber

Defender Trophy İçin Başvuru Süreci Başladı

Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörlüğünü üstlendiği Defender, 20 yılı aşkın süredir yaban hayatının korunması için iş birliği yaptığı TUSK ile birlikte Defender Trophy’yi hayata geçiriyor. Başvuru sürecinin başlamasıyla birlikte, dünyanın dört bir yanından macera tutkunları bu benzersiz deneyimin bir parçası olmaya davet ediliyor. Geçmişin ikonik Trophy ve Challenge organizasyonlarından ilham alan Defender Trophy, katılımcılarına yalnızca zorlu etaplardan oluşan bir mücadele değil; aynı zamanda hayat boyu unutulmayacak, global ölçekte bir deneyim sunuyor. İki aşamalı eleme sürecinin ardından, yaban hayatı ve biyoçeşitliliğin korunmasına gönülden bağlı, sınırlarını zorlamaya hazır macera severler Afrika’da düzenlenecek global finale katılma şansı yakalayacak. Bu eşsiz yolculuğa katılmak isteyen adayların, “Defender Trophy Beni Haberdar Edin” formunu doldurması gerekiyor. Formu tamamlayan adaylara global başvuru formu e-posta yoluyla iletilecek ve başvuruların 10 Mart 2026 tarihine kadar tamamlanması beklenecek. Başvuruların ardından adaylar ön değerlendirme sürecine alınacak. 50’den fazla ülkeden katılımın beklendiği program kapsamında, ön değerlendirmeyi başarıyla geçen adaylar Haziran 2026’da İspanya Les Comes’ta gerçekleştirilecek bölgesel elemelere davet edilecek. Bölgesel elemeleri başarıyla tamamlayarak global finale kalan katılımcılar ise 2026’nın son çeyreğinde, TUSK iş birliğiyle Afrika’nın güneyinde düzenlenecek doğa koruma programına katılma ayrıcalığına sahip olacak. Bu program kapsamında katılımcılar, yaban hayatının korunmasına yönelik somut ve kalıcı bir etki yaratma fırsatı bulacak. Zorlu Etaplar, Güçlü Takım Ruhu Defender Trophy’de katılımcılar çiftler halinde mücadele ederken, puanlama bireysel performanslara göre yapılacak. Zorlu patikalar, kayalık yamaçlar ve sürpriz engellerle dolu parkurlar; sürüş, yön bulma ve adaptasyon becerilerini sınayacak. Hızlı düşünmeyi ve stratejik karar almayı gerektiren problem çözme görevleri zihinsel dayanıklılığı test ederken; kanyon geçişleri ve nehir etapları gibi fiziksel görevlerde dayanıklılık, ekip çalışması ve soğukkanlılık ön plana çıkacak. Mark Cameron: “Defender Trophy, Defender Ruhunun Doğal Bir Yansıması” Defender Genel Müdürü Mark Cameron, Defender Trophy’e ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Küresel macera ve topluluk ruhu, Defender markasının DNA’sında onlarca yıldır yer alıyor. Bu ruhun kökleri, 1948’de yollara çıkan ilk Land Rover’a kadar uzanıyor. Defender Trophy ile farklı ülkelerden katılımcıları bir araya getiriyor; onları zorlu arazilerde birlikte mücadele etmeye ve büyük bir amaç için ortak hareket etmeye davet ediyoruz. Yirmi yılı aşkın süredir iş birliği yaptığımız yaban hayatı koruma partnerimiz TUSK ile, yalnızca unutulmaz bir deneyim sunmayı değil, aynı zamanda gurur duyacağımız kalıcı bir miras bırakmayı hedefliyoruz.” Defender Trophy Ruhunu Yollara Taşıyan Özel Seri: Defender Trophy Edition Defender Trophy’nin macera ruhunu yollara taşıyan Defender Trophy Edition, güçlü performansı ve çarpıcı tasarımıyla öne çıkıyor. Macera tutkunları için özel olarak hazırlanan bu özel kürasyon; Deep Sandglow Yellow ve Keswick Green olmak üzere iki renk seçeneğiyle sunuluyor. Geçmişin zorlu Trophy yarışmalarından ilham alan Deep Sandglow Yellow rengi, Defender Trophy Edition’ın keşif ruhunu ve köklü mirasını modern bir yorumla birleştirerek güçlü ve ikonik bir karakter sunuyor. Keswick Green rengi ise Büyük Britanya’nın kalbinde yer alan Lake District bölgesinden ve heyecan verici parkurlarıyla bilinen Keswick’in manzaralarından ilham alıyor. 20 inç parlak siyah alaşım jantlar, All - Terrain lastikler, parlak siyah gövde detayları ve özel Trophy dış grafikler modele güçlü bir yön katıyor. İç mekanda Trophy logolu aydınlatmalı kapı eşikleri, Ebony ve Light Cloud Windsor deri koltuk seçenekleri ile gövde rengiyle uyumlu Cross Car Beam detayları dikkat çekiyor. Standart olarak sunulan tavan rafı, açılır tavan merdiveni, yan taşıma çantası, çamurluk paçalıkları ve şnorkel gibi aksesuarlar, Defender Trophy Edition’ın zorlu koşullara hazır ve keşif odaklı yapısını tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ormanya ve Kuzuyayla Ziyaretçi Rekoru Kırdı Haber

Ormanya ve Kuzuyayla Ziyaretçi Rekoru Kırdı

Ormanya ve Kuzuyayla yaz boyunca doğa yürüyüşü, piknik, fotoğrafçılık ve yaban hayatı gözlemi gibi klasik etkinliklerin yanı sıra çocuklara ve ailelere özel aktivitelerle dikkat çekti. Bu bağlamda Ormanya’nın “Çocuk Hayvan Çiftliği”, “Yaban Yaşam Alanı” ve “Orman Kütüphanesi” büyük ilgi görürken, Kuzuyayla’nın serin yayla atmosferi ve ateşsiz güvenli piknik alanları yaz boyunca binlerce ziyaretçiyi ağırladı. ORMANYA KAMP ALANINA ULUSLARARASI İLGİ Doğaseverlerin gözdesi haline gelen Ormanya kamp alanı, yalnızca Türkiye’den değil dünyanın dört bir yanından misafirlerini ağırladı. Yaz aylarında kamp alanını Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, İngiltere, Güney Kore, İspanya, İsviçre ve Rusya’dan toplam 2 bin 448, İstanbul, Sakarya, Bursa, Eskişehir, Tekirdağ, Ankara, Düzce, Bolu, İzmir ve Balıkesir başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinden 6 bin 592 kamp sever ziyaret etti. Toplamda 9 bin 40 kamp tutkunu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin doğa turizmi hizmetlerinden yararlandı. ETKİNLİKLERE 30 BİN KİŞİ KATILDI “Ormanya’da Yaz” ve “Kuzuyayla’da Yaz” başlıklarıyla düzenlenen ücretsiz doğa etkinlikleri, bu yıl 30 bin 188 katılımcı ile yoğun ilgi gördü. Programlarda dağ bisikleti turları, flora ve kuş gözlemleri, gece yürüyüşleri, hafta sonu koşuları, orman sineması, çocuk orman okulu ve doğa eğitimleri yer aldı. Her yaştan vatandaşın katılım sağladığı etkinlikler, hem doğa bilincini güçlendirdi hem de kentlilere ücretsiz açık hava etkinliği imkânı sundu. EĞLENCE VE HUZURLU BİR YAZ SEZONU Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yaz sezonu boyunca Ormanya ve Kuzuyayla’da temizlik, güvenlik, yönlendirme ve ziyaretçi bilgilendirme hizmetlerini aralıksız sürdürdü. Ayrıca altyapı iyileştirmeleri, etkinlik organizasyonları ve ücretsiz hizmetlerle vatandaşların doğada keyifli zaman geçirmesi sağlandı. Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı bu kapsamlı hizmetler sayesinde ziyaretçiler, hem eğlenceli hem de huzurlu bir yaz sezonu yaşadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.