Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yaban Hayatı

Kapsül Haber Ajansı - Yaban Hayatı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaban Hayatı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Gediz Deltası için Tarihi Adım Haber

İzmir Gediz Deltası için Tarihi Adım

Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ile Doğa Derneği ortaklığında, uluslararası proje ortakları BirdLife Avrupa ve Orta Asya (Dünya Kuşları Koruma Kurumu) ve Fransa merkezli Tour du Valat Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle yürütülecek olan proje, Tehlike Altındaki Kara ve Deniz Ekosistemleri Programı (ELSP) finansal desteğiyle hayata geçiriliyor. "Nehir ve Denizin Güçlerinden Yararlanarak Gediz Deltası'nı Yeniden Canlandırmak Projesi"nin açılış ve lansman toplantısı, 6 Ekim 2026 Salı günü İzmir’de gerçekleştirildi. İzmir Vali Yardımcısı Sayın Erkan Karahan, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sulak Alanlar Daire Başkanı Mehmet Özdemir ve 4. Bölge Müdürü Kerim Gençoğlu, kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey yetkilileri, akademisyenler ile sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda; Gediz Deltası’nın geleceğine yönelik restorasyon yaklaşımı, hedefleri ve 2026-2031 yılları arasında yürütülecek 5 yıllık çalışma planı kamuoyuyla paylaşıldı. Menemen, Foça, Çiğli ve Karşıyaka ilçeleri sınırları içinde bulunan ve farklı statülerle koruma altında olan Gediz Deltası; uluslararası Ramsar Sözleşmesi listesinde yer almasının yanı sıra Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Doğal Sit Alanı ve Leukai Antik Kenti'nin varlığı sebebiyle Arkeolojik Sit Alanı unvanlarını bünyesinde barındırıyor. Gediz Deltası Dünya Flamingo Nüfusunun %10’una Ev Sahipliği Yapıyor.Dalyanları, tuzcul çayırları, sazlıkları, lagünleri, tarım arazileri ve geleneksel üretim biçimleriyle öne çıkan Gediz Deltası, dünya flamingo popülasyonunun %10’una kuluçka alanı sunarak her yıl yaklaşık 20.000 çift flamingoya ev sahipliği yapıyor. Tepeli pelikan ve sumru kuşlarının Akdeniz'deki en büyük kolonilerinden birini barındıran bölge; on binlerce su kuşu için kritik bir kışlama, mola ve üreme sığınağı işlevi görüyor. Delta, kıyı boyunca yürütülen küçük ölçekli balıkçılık, geleneksel hayvancılık ve yıllık yaklaşık yarım milyon tonluk tuz üretimiyle kent ekonomisi ve sosyal yaşamla iç içe varlığını sürdürüyor. Çalışma Kapsamında Gediz Deltası Güçlenecek Tatlı su alanlarında biyoçeşitliliğin korunması ve ekosistemlerin geleceğinin güvence altına alınması amacıyla güneş enerjisi sistemleriyle desteklenen su yönetimi uygulamalarından ekolojik temelli mera ve çayır yönetimine kadar farklı çalışmalar gerçekleştirilecek. Nehirlerin doğal akışını yeniden güçlendirmek için mevcut bariyerlerin balıkların rahatlıkla göç edebildiği ekolojik bentlere dönüştürülmesi, flamingo adasının restore edilmesi ve su kuşları için yapay üreme platformlarının oluşturulması da projenin önemli uygulamaları arasında yer alıyor.Kuşların üreme ve beslenme alanları arasındaki hareketlerini engelleyen ve her yıl çok sayıda kuşun ölümüne veya yaralanmasına neden olan elektrik hatlarının uygun bölümlerde yer altına alınmasıyla deltadaki önemli tehditlerden birinin azaltılması hedefleniyor. Bunun yanı sıra kırsal kalkınmayı destekleyecek ekonomik modeller ve uygulamalar geliştirilecek, deltayı ziyaret eden insanların doğayla daha güçlü bir ilişki kurabilmesi için ekoturizm çalışmaları desteklenecek. Deltada yer alan Ziyaretçi Merkezi'nin restorasyonu da bu kapsamda ele alınarak merkezin ziyaretçilerin ve öğrencilerin daha aktif kullanabileceği bir yapıya kavuşturulması planlanmaktadır.Gediz Deltası’nın ekolojik bütünlüğünü sağlamak için 2031 yılına kadar devam edecek geniş kapsamlı restorasyon çalışması, yalnızca proje ekibinin çalışmalarıyla değil; farklı disiplinlerden 15'in üzerinde uzman, akademisyen, kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşunun da katkı vereceği çalışmalarla desteklenecektir. "Gediz Deltası Küresel Bir Doğa Mirasıdır" Çalıştayda bir konuşma yapan ve Gediz Deltası’nın ülkemizin ve dünyanın önemli sulak alanlarından biri olduğunun altını çizen Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sulak Alanlar Daire Başkanı Mehmet Özdemir:“Gediz Deltası 1998 yılında kazandığı Ramsar Alanı statüsüyle küresel bir doğa mirasıdır. Tatlı, acı ve tuzlu su ekosistemlerini, lagünleri ve tuzlu bataklıkları bir arada barındıran bu eşsiz coğrafya, biyolojik çeşitlilik açısından dünyada kritik bir merkez konumundadır.Böylesine geniş ölçekli bir restorasyonun başarısı; kamu kurumlarımızın, yerel yönetimlerimizin, bölge üniversitelerimizin, akademisyenlerimizin, konu uzmanlarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın ortak aklına ve güçlü iş birliğine bağlıdır. Bu yaklaşım, Genel Müdürlüğümüzün ulusal ve uluslararası ölçekte güvenilir, yenilikçi ve öncü bir kurum olma hedefinin de sahadaki karşılığıdır. Bugün Gediz Deltası'nın doğal yapısını korumak ve ekolojik bütünlüğünü geleceğe taşımak adına attığımız bu adımın, yarının dünyasına da hizmet edeceğine yürekten inanıyorum” dedi.Tatlı ve Tuzcul Ekosistem Dengesi Yeniden Sağlanacak.Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tuba Kılıç Karcı, proje kapsamında Gediz Deltası’nda gerçekleştirilecek restorasyon çalışmalarına ilişkin: “Günümüzde koruma altında olmasına rağmen geçmiş dönemlerde Üçtepeler bölgesinde inşa edilen ve artık kullanılmayan atıl setler ile yollar, deltanın kalbi konumundaki dalyanlarda doğal su hareketlerini, gelgit süreçlerini ve sediment akışını kısıtlıyor. Proje kapsamında, deltadaki tatlı su ve tuzcul ekosistemler arasındaki doğal dengenin yeniden güçlendirilmesini, su ve sediment akışının önündeki engellerin ortadan kaldırılmasını ve doğal süreçlerin yeniden işlemesini hedefliyoruz. Kamu kurumları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak aklı ve iş birliği sayesinde delta biyoçeşitliliğini bütüncül bir yaklaşımla yeniden güçlendireceğiz. Nehir ve denizin doğal güçlerinden yararlanan bu restorasyon yaklaşımının, Gediz Deltası’nın iklim değişikliğinin etkilerine karşı dayanıklılığını artıracağına ve bölgedeki tür çeşitliliğinin uzun vadede korunmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu çalışma, sadece Gediz Deltası için değil tüm Akdeniz için örnek bir ekosistem restorasyonu olacak.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğa Eğitimi Projesi Öğrencileri Yenilenebilir Enerjiyle Buluşturdu Haber

Doğa Eğitimi Projesi Öğrencileri Yenilenebilir Enerjiyle Buluşturdu

Bursa Kız Lisesi Biyoloji Öğretmeni ve Uzman Biyolog Emine Poyraz yürütücülüğünde, Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurhayat Dalkıran'ın proje uzmanlığında hayata geçirilen "Doğanın Dilini Öğreniyorum-3" programı 31 Ağustos-5 Eylül 2026 tarihleri arasında Bursa'da gerçekleştirildi. TÜBİTAK 4004 kapsamında desteklenen projenin amacı; katılımcıların doğayı tanıma ve koruma bilincini geliştirmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla kullanılmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının önemini kavratmaktı. Bu kapsamda; Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde ikamet eden, farklı devlet liselerinde öğrenim gören ve 10. sınıftan 11. sınıfa geçen 36 öğrenci, doğayla iç içe çok yönlü bir eğitim programına katıldı. Doğa, öğrenciler için açık hava laboratuvarına dönüştü Proje sayesinde öğrenciler, doğayı yalnızca teorik bilgilerle değil; gözlem, inceleme ve uygulamaya dayalı deneyimlerle keşfetti. Doğal ortamların birer açık hava laboratuvarı olarak ele alındığı programda katılımcılar, sorgulayıcı ve bütüncül bir yaklaşımla ekosistemleri değerlendirme imkânı buldu. Öğrenciler proje süresince; ekosistemler, canlı ve cansız etmenler, doğal denge, biyolojik ve ekolojik çeşitlilik, jeomorfolojik oluşumlar, atık yönetimi, yaban hayatı, orman yangınları, çevre kirliliği, küresel iklim değişikliği, doğal-tarihi-kültürel miras, milli parklar ve korunan alanlar gibi başlıklarda alanında uzman isimlerle bir araya geldi. Uludağ Milli Parkı, Uluabat Gölü, Karacabey Longoz Ormanları, Nilüfer Çayı ve Aktopraklık Höyük Arkeoparkı gibi duraklarda gerçekleştirilen eğitimler sayesinde öğrenciler, doğadaki ilişkileri, döngüleri ve insanın ekosistem içindeki yerini yerinde gözlemleme şansı yakaladı. Böylece programın; öğrencilerin çevre okuryazarlığını ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik farkındalığını artırma, çevreye karşı sorumluluk duygularını güçlendirme ve bilime yönelik olumlu tutumlarını destekleme hedefine ulaşıldı. Harmanlık RES'te sürdürülebilir enerji yolculuğu Projenin beşinci gününde Harmanlık RES'te gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlere Borusan EnBW Enerji ev sahipliği yaptı. Bursa'nın Karacabey ilçesinde bulunan ve 55,2 MW kurulu gücüyle 16 rüzgâr türbininden oluşan Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesine önemli katkı sağlayan santraller arasında yer alıyor. Şirketin tesis ekibi ve uzman biyoloğu eşliğinde düzenlenen programda öğrenciler, rüzgâr enerjisinin çalışma prensiplerini, tesislerde yürütülen çevresel süreçleri ve sürdürülebilirlik uygulamaları hakkında kapsamlı bir saha deneyimi edindi. "Sürdürülebilir Enerji Yolculuğu: Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali" başlıklı saha eğitiminin ardından, "Doğadan Güç Alıyoruz: Rüzgâr Enerjisi ve Sürdürülebilir Gelecek, RES Santrallerinin Ekosisteme Etkisi" başlıklı oturum gerçekleştirildi. Bu oturumlarda rüzgâr enerjisinin temiz enerji dönüşümündeki rolü, yenilenebilir enerji yatırımlarının çevreyle uyumlu şekilde planlanmasının önemi ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik yaklaşımlar ele alındı. Altı gün süren proje kapsamında öğrencilerin bilimsel gözlem becerilerinin geliştirilmesi, çevresel farkındalıklarının artırılması ve doğayla kurdukları bağın güçlendirilmesi amaçlandı. Program, proje çıktılarının değerlendirilmesi ve sertifika töreniyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sony, Sınıfının En Hafif Yeni Süper Telefoto Prime Lenslerini Tanıttı Haber

Sony, Sınıfının En Hafif Yeni Süper Telefoto Prime Lenslerini Tanıttı

Sony, Alpha™ full frame E-mount sistemi için geliştirdiği iki yeni G Master™ süper telefoto prime lensi FE 400mm F4.5 GM OSS ve FE 600mm F6.3 GM OSS’yi tanıttı. 400 mm odak uzaklığı sunan FE 400mm F4.5 GM OSS ve 600 mm odak uzaklığı sunan FE 600mm F6.3 GM OSS, kendi kategorilerinde dünyanın en hafif¹ lensleri olarak öne çıkıyor. FE 400mm F4.5 GM OSS yaklaşık 994 g², FE 600mm F6.3 GM OSS ise yaklaşık 995 g² ağırlığında. Hafif yapıları sayesinde çevredeki çekim fırsatlarını ve konuları takip etmeyi gerektiren dinamik çekimlerde yüksek hareket özgürlüğü sunan lensler, özenle optimize edilmiş ağırlık dengeleriyle elde çekimi de kolaylaştırıyor. Böylece fotoğrafçılar kuşlar, yaban hayatı ve spor gibi hareketli konuları takip ederken kadrajı daha rahat koruyabiliyor. Yeni lensler, süper telefoto odak uzaklıklarında G Master serisine özgü yüksek çözünürlük ve doğal bokeh performansı sunarak uzaktaki konuların en ince ayrıntılarının dahi görüntülenmesine olanak tanıyor. Hızlı, hassas ve sessiz otomatik netleme performansı ise hızlı hareket eden konuların kritik anlarda yakalanmasına yardımcı oluyor. Yeni lensleri değerlendiren Sony Avrupa Görüntüleme Ürünleri ve Çözümleri Lens ve Aksesuar Pazarlama Müdürü Jazz Sidharh, “Kuşlar, yaban hayatı ve spor gibi konuların süper telefoto lenslerle görüntülenmesinde yüksek görüntüleme performansı kadar kullanım kolaylığı ve taşınabilirlik de büyük önem taşıyor. Fotoğrafçılar konularını takip ederken ekipmanlarını da sürekli yanlarında taşıyor. Kendi kategorilerinde dünyanın en hafif tasarımına¹ sahip FE 400mm F4.5 GM OSS ve FE 600mm F6.3 GM OSS, bu nedenle yüksek taşınabilirlik ve kullanım kolaylığı sunuyor. FE 600mm F6.3 GM OSS, yaklaşılması zor konuları uzaktan en ince ayrıntılarıyla görüntülerken fotoğrafçının uygun mesafeyi korumasına olanak tanıyor. FE 400mm F4.5 GM OSS ise konuyu kadrajda güçlü biçimde öne çıkarırken arka planı da kompozisyona dahil ederek etkileyici görüntüler oluşturmayı mümkün kılıyor. FE 600mm F6.3 GM OSS, 600 mm’lik uzun odak uzaklığı sayesinde yaklaşılması güç konuları kadrajda daha büyük görüntüleyerek güçlü bir görsel etki yaratıyor. Süper telefoto lens seçeneklerimizi genişleterek farklı konulara ve çekim stillerine uygun alternatifler sunmayı ve içerik üreticilerinin yaratıcı ifade alanlarını genişletmeyi sürdürüyoruz” dedi. Süper telefoto çekimler için hafif, kompakt ve dengeli tasarım Yaklaşık 994 g² ağırlığındaki FE 400mm F4.5 GM OSS ve yaklaşık 995 g² ağırlığındaki FE 600mm F6.3 GM OSS, kendi kategorilerinde dünyanın en hafif tasarımını¹ sunuyor. FE 400mm F4.5 GM OSS yaklaşık 108 mm maksimum çapa ve 242 mm uzunluğa sahipken FE 600mm F6.3 GM OSS yaklaşık 108 mm maksimum çap ve 263 mm uzunluk sunuyor. Kompakt boyutları ve hafif yapıları, lenslerin taşınmasını kolaylaştırırken elde çekimlerde de rahat kontrol sağlıyor. Ağırlık merkezinin kamera gövdesine yakın konumlandırılmasını sağlayan dengeli tasarım, konuyu kadrajda tutmayı, hareketli konuları takip etmeyi ve pan çekimlerini kolaylaştırıyor. Bu yapı, özellikle tripod veya monopod kullanımının zor olduğu ortamlarda ve uzun süreli elde çekimlerde fotoğrafçıların çevredeki konuları daha rahat takip etmesine olanak tanıyarak süper telefoto fotoğrafçılığında daha esnek bir kullanım sunuyor. G Master serisine özgü yüksek çözünürlük ve doğal bokeh Üç Super ED (Ekstra Düşük Dağılım) cam elemanı ve bir ED cam elemanından oluşan yeni optik tasarım, süper telefoto odak uzaklıklarında görülebilen kromatik sapmaları ve diğer optik bozulmaları etkili biçimde azaltarak görüntünün merkezinden köşelerine kadar yüksek çözünürlük sağlıyor. Sony’nin Nano AR Coating II teknolojisi ise ters ışık koşullarında dahi gölgelenme ve parlamayı önemli ölçüde azaltarak net ve keskin görüntüler elde edilmesine yardımcı oluyor. 11 yapraklı dairesel diyafram yapısı ve hem tasarım hem de üretim aşamasında hassas biçimde kontrol edilen küresel sapma, G Master serisine özgü doğal ve yumuşak bokeh etkisini ortaya çıkarıyor. Hareketli konular için hızlı ve hassas AF ile dahili görüntü sabitleme İki XD (extreme dynamic) Lineer Motor ve lensler için özel olarak optimize edilen kontrol algoritması, hızlı, hassas ve sessiz otomatik netleme performansı sunuyor. Bu sayede kuşlar, yaban hayatı ve spor gibi hızlı hareket eden konular güvenilir biçimde takip edilebiliyor. Her iki lens de Alpha 9 III ile kullanıldığında AF/AE takibiyle saniyede 120 kareye kadar³ yüksek hızlı sürekli çekimi destekliyor. Dahili optik görüntü sabitleme sistemi, süper telefoto odak uzaklıklarında elde çekim sırasında fotoğraf makinesi sarsıntısının etkisini azaltmaya yardımcı oluyor. Lensler ayrıca uyumlu fotoğraf makinesi gövdelerindeki Aktif Mod görüntü sabitleme ve gövde-lens koordineli görüntü sabitleme kontrolünü⁴ destekliyor. Böylece elde çekimlerde bulanıklığın azaltılmasına yardımcı olarak yüksek kaliteli fotoğraf ve video çekimine olanak tanıyor. Video çekimlerinde ise netleme konumu değiştiğinde oluşan görüş açısı değişikliklerini düzelten nefes alma (focus breathing) telafisi⁵ ile uyumlu çalışıyor. Süper telefoto çekimlere yönelik gelişmiş kontrol ve güvenilirlik Lens gövdesinin çevresine yerleştirilen dört özelleştirilebilir netleme tutma düğmesi, farklı çekim pozisyonlarında sık kullanılan işlevlere hızlı erişim sağlıyor. FE 400mm F4.5 GM OSS ve FE 600mm F6.3 GM OSS ayrıca işlev halkası, netleme mesafesi sınırlayıcı, Continuous DMF anahtarı, netleme modu anahtarı ve görüntü sabitleme modu anahtarıyla farklı çekim stillerine göre hızlı ve sezgisel kontrol imkanı sunuyor. Sony’nin opsiyonel telekonvertörleriyle⁶ uyumlu çalışan FE 400mm F4.5 GM OSS, 800 mm’ye kadar; FE 600mm F6.3 GM OSS ise 1.200 mm’ye kadar odak uzaklığı sunabiliyor. Toza ve neme dayanıklılık göz önünde bulundurularak tasarlanan lensler⁷, farklı dış mekan koşullarında güvenilir kullanım sunuyor. Ön lens elemanındaki flor kaplama ise kir ve diğer dış etkenlerin yüzeye tutunmasını azaltmaya yardımcı oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi Haber

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi

Borusan Grubu ve Energie Baden-Württemberg AG’nin (EnBW) ortak girişimi Borusan EnBW Enerji, yenilenebilir enerji üretimini ekosistemi koruyan uygulamalarla birleştiriyor. Borusan EnBW Enerji çalışanlarının gönüllülük esasıyla geliştirdiği Arı Otelleri projesi, yerel türlerin korunmasına ve bölge halkının bilinçlendirilmesine odaklanıyor. Kıyıköy Rüzgâr Enerji Santrali (RES) sahasında özellikle yaz aylarında türbin girişlerinde yuvalanan Avrupa eşek arısı (Vespa crabro) nedeniyle oluşan insan-yaban hayatı etkileşimi, saha operasyonları ve bakım faaliyetleri açısından iş sağlığı ve güvenliği riski yaratıyor. Borusan EnBW Enerji, bu sorunu kimyasal yöntemlere başvurmadan, ekosistem dostu ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetmek üzere “Arı Otelleri” projesini devreye aldı. Borusan Grubu’nun iklim, insan ve inovasyon (i3) sürdürülebilirlik odağını sahaya taşıyan proje; doğayı korurken operasyonel sürekliliği destekleyen, döngüsel ekonomi ve toplumsal etkiyi bir araya getiren bütüncül bir model olarak öne çıkıyor. Amasyalı, “Yeşil dönüşüm, yalnızca enerji üretmekten ibaret değil” Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji üretimi yaparken tesis sahalarımızda biyoçeşitliliği korumak, insan-yaban hayatı etkileşimini doğa temelli çözümlerle yönetmek ve bunu çalışan gönüllülüğü ile yerel kalkınmayı destekleyen bir yaklaşımla hayata geçirmek sürdürülebilirlik vizyonumuzun tam merkezinde yer alıyor. Arı Otelleri projesi, doğaya saygılı operasyon anlayışımızın, toplumsal faydayı önceleyen sürdürülebilirlik yaklaşımımızın ve sahadaki ortak aklın güçlü bir örneği.” Doğal koku bariyerleriyle arılar atık malzemelerle yapılan yaşam alanlarına yönlendiriyor Arı Otelleri projesi kapsamında türbin girişlerine dikilen yabani nane, biberiye, kekik, fesleğen, adaçayı, limon otu, sarımsak, okaliptüs ve defne yaprağı gibi aromatik bitkilerle doğal koku bariyerleri oluşturuldu. Böylece Avrupa eşek arılarının zarar görmeden alternatif alanlara yönlendirilmesi sağlandı. Bununla birlikte, Kıyıköy Ortaokulu’ndan 68 öğrenci ve Borusan EnBW Enerji gönüllüleri bir araya gelerek atık malzemelerden Arı Otelleri üretti. Sahaya yerleştirilen bu oteller, arılar için güvenli yuvalama alanları oluştururken, türbin gövdelerinden toplanan yağmur sularıyla yaban hayatı için su yalakları da kuruldu. Proje, bulunduğu ekosistemin bütününü desteklemeyi amaçlıyor. Kurulan arı otelleri ve su yalaklarının etkinliği ise fotokapan sistemleri ve düzenli saha gözlemleriyle aktif olarak izleniyor. Biyoçeşitlilik, eğitim ve döngüsel ekonomi aynı projede buluştu Arı Otelleri projesi, çevresel faydanın yanı sıra sosyal etki de üretti. Kıyıköy Ortaokulu ile gerçekleştirilen gönüllülük iş birliği sayesinde genç nesillerin biyoçeşitlilik, ekosistem dengesi ve doğa temelli çözümler konusunda farkındalığı artırıldı. Atık malzemelerin yeniden değerlendirilerek arı otellerine dönüştürülmesi ise projeyi döngüsel ekonomi açısından da örnek bir uygulama haline getirdi. Kimyasal müdahale yerine doğal yönlendirme, kaynak verimliliği ve yerel paydaş katılımı, projenin en ayırt edici unsurları arasında yer aldı. “Geleceğe İlham Ödülleri”nde biyoçeşitlilik kategorisinde ödül “Arı Otelleri” projesi, Borusan Holding tarafından düzenlenen “Geleceğe İlham Ödülleri” kapsamında biyoçeşitlilik kategorisinde ödüle layık görüldü. Bu ödül, projenin yalnızca saha özelinde bir çözüm üretmekle kalmadığını; aynı zamanda ölçeklenebilir, tekrarlanabilir ve sektöre örnek teşkil eden bir model sunduğunu da ortaya koydu. Borusan EnBW Enerji, Kıyıköy RES’te geliştirilen bu uygulamayı şirketin diğer sahalarında da yaygınlaştırılmayı planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL, Kurtarılan Sekiz Büyük Kedinin Yeni Hayatına Güvenle Ulaşmasını Sağladı Haber

DHL, Kurtarılan Sekiz Büyük Kedinin Yeni Hayatına Güvenle Ulaşmasını Sağladı

DHL Global Forwarding ve DHL Express, Honduras’ta yıllarca türlerine uygun olmayan koşullarda tutulan sekiz büyük kedinin ABD’deki akredite barınaklara güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlayarak Honduras’ın ilk uluslararası büyük kedi kurtarma operasyonunu gerçekleştirdi. Beş kaplan ve üç aslandan oluşan hayvanlar, uzun vadeli tür ihtiyaçlarının karşılanamadığı koşullarda yaşıyordu. Aylar süren tedavi ve rehabilitasyon sürecinin ardından DHL’in özel olarak planladığı operasyonla San Pedro Sula’dan akredite barınaklara taşınan hayvanlar, ömür boyu bakım alacakları güvenli yaşam alanlarına ulaştırıldı. DHL Global Forwarding Honduras Ülke Operasyon Müdürü Celia Chinchilla, operasyonla ilgili şunları söyledi: “Bu görev, lojistiğin yalnızca gönderi taşımaktan ibaret olmadığını; aynı zamanda yaşamları iyileştirme gücüne sahip olduğunu gösteriyor. Bu hayvanların güvenli, türlerine uygun yeni yuvalarına ulaşmasına katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz.” Dünya genelinde yaban hayatı uzmanları, büyük kedilerin hâlâ türlerine uygun olmayan, ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak koşullarda tutulduğuna dikkat çekiyor. Derme çatma hayvanat bahçeleri, özel mülkler veya doğal davranışlarını sergilemelerine imkân tanımayan geçici olarak kurulmuş turistik gösteri alanları, bu hayvanların karşı karşıya kaldığı başlıca ortamlar arasında yer alıyor. Kurtarıldıklarında ise doğaya geri bırakılmaları çoğu zaman mümkün olmuyor; bunun yerine, iyileşebilecekleri ve özel bakım alabilecekleri güvenli yaşam alanlarına ihtiyaç duyuyorlar. Guru, Sultan, Amir, Deborah, Aira, Cyrus, Zephora ve Juancito için bu operasyon; aylar süren tıbbi tedavi, özenli rehabilitasyon ve davranışsal destekle mümkün olan yeni bir başlangıcı simgeliyor. Veteriner ekipler, operasyonun hazırlık aşamasından varış anına kadar sürecin her adımını titizlikle yönetti. Her bir hayvan kapsamlı sağlık kontrollerinden geçirildi; türüne ve bireysel ihtiyaçlarına uygun sedasyon planları oluşturuldu ve stres seviyelerini en aza indirmeye yönelik özel bakım uygulandı. Yolculuk boyunca veterinerler hayvanların yanından ayrılmayarak, taşıma kafeslerinin kapanmasından barınaklara güvenle ulaşmalarına kadar solunum, vücut sıcaklığı ve genel sağlık durumlarını sürekli izledi. Yaban hayatı taşımacılığında uzmanlık DHL ekipleri, yaban hayatı kurtarma operasyonlarında sahip oldukları deneyimle öne çıkıyor. Şirket, bugüne kadar aslanlar, kaplanlar ve diğer hassas türlerin ihmal, istismar veya riskli ortamlardan alınarak güvenli barınaklara ulaştırılması için çok sayıda uluslararası operasyona destek verdi. Honduras’ta gerçekleştirilen bu operasyon ise, yüksek düzeyde koordinasyon, uzmanlık ve hassasiyet gerektiren önemli bir görev olarak öne çıktı. DHL, Little French Key, Orman Koruma, Korunan Alanlar ve Yaban Hayatı Enstitüsü (ICF), Bölgesel Uluslararası Tarımsal Sağlık Örgütü (OIRSA), Honduras Gümrüğü ve San Pedro Sula Havalimanı yetkilileriyle iş birliği içinde, hayvan refahını merkeze alan kapsamlı bir taşıma planı oluşturdu. Operasyon kapsamında, yükleme sürecinde büyük kedilerin stres seviyesini en aza indirmek amacıyla havalimanında izole bir alan tahsis edildi ve dış uyaranları azaltan özel sertifikalı taşıma kafesleri kullanıldı. DHL Express ayrıca, seyahat süresini kısaltmak ve hayvanların konforunu artırmak amacıyla Miami’ye doğrudan uçuş gerçekleştiren özel bir kargo uçağıyla taşıma operasyonunu gerçekleştirdi. Uçuş boyunca dört veteriner, hayvanların sağlık durumunu kesintisiz olarak takip etti. Operasyon süresince alınan her karar, ortak bir önceliğe odaklandı: Hayatlarının büyük bölümünü zorlu koşullarda geçirmiş bu sekiz hayvanın, yeni yaşam alanlarına mümkün olan en güvenli ve en sakin şekilde ulaşmasını sağlamak. Akredite barınaklarda yeni bir başlangıç Uçağın Miami’ye inişiyle birlikte büyük kediler için yeni bir dönem başladı. Hayvanlar, Global Federation of Animal Sanctuaries (GFAS) tarafından akredite edilen Carolina Tiger Rescue ve Turpentine Creek Wildlife Refuge merkezlerine transfer edildi. Her iki barınak da geniş doğal yaşam alanları, hayvanların fiziksel ve davranışsal ihtiyaçlarını destekleyen zenginleştirme programları ve ömür boyu süren uzman veteriner bakımıyla öne çıkıyor. Bu yeni yaşam alanlarında büyük kediler, yıllar sonra ilk kez doğal davranışlarını özgürce sergileyebilecekleri, güvenli ve uygun bir ortamda yaşamlarını sürdürecek. Böylece hayatta kalma mücadelesinin yerini güven, konfor ve iyileşme alacak. DHL Global Forwarding Honduras Ülke Operasyon Müdürü Celia Chinchilla, “Bu büyük kediler artık her zaman hak ettikleri şeye sahip: güvenli bir ortam, yeterli alan ve onurlu bir yaşam. Onların yeni hayatlarına güvenle ulaşmalarına katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Korunan Alanlar Kurban Bayramı’na Hazır Haber

Korunan Alanlar Kurban Bayramı’na Hazır

DKMP Genel Müdürlüğü bünyesindeki korunan alanlardaki tesislerin bakım ve onarımları tamamlandı, ziyaretçilerin sorunsuz bir ziyaret deneyimi yaşamaları için tüm önlemler alındı. Bu kapsamda sahadaki tesislerin kontrolleri gerçekleştirildi, gerekli bakım ve tadilatlar yapılarak kullanıma uygun hale getirildi. Ayrıca alanların temizliğine yönelik çalışmalar artırıldı; vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit edebilecek durumlara karşı gerekli güvenlik tedbirleri alındı. DKMP Genel Müdürlüğünün yetki ve sorumluluğundaki milli parklar ve tabiat parkları; havası, suyu, tarihi-doğal kaynak değerleri, tabii görünümleri ve sakin ortamları ile vatandaşlara eğlenme, dinlenme ve boş zamanlarını değerlendirme imkânı sunuyor. Bu tür alanlar, şehir yaşamından uzaklaşıp doğayla iç içe vakit geçirmek isteyen vatandaşlar için özellikle hafta sonları ve tatil dönemlerinde cazibe merkezi haline geliyor. 50 MİLLİ PARK VE 275 TABİAT PARKI BAYRAMA HAZIR Türkiye'de genelinde 50 milli park, 275 tabiat parkı, 112 tabiat anıtı, 32 tabiatı koruma alanı, 85 yaban hayatı geliştirme sahası, 14 Ramsar alanı, 59 ulusal öneme haiz sulak alan ve 65 mahalli öneme haiz sulak alan olmak üzere toplam 692 alan DKMP Genel Müdürlüğü tarafından koruma altında bulunuyor. DKMP Genel Müdürlüğü tarafından korunan alanlar sahip olduğu kaynak değerleri ile korunurken bir yandan da ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tanıtım merkezleri, günübirlik alan düzenlemeleri, konaklama tesisleri, seyir terasları, tur güzergâhları, macera parkurları ile turizm potansiyelini artıracak çalışmalar yapılıyor. Böylece daha fazla sayıda vatandaşın doğada keyifle vakit geçirmesi hedefleniyor. DKMP Genel Müdürlüğü bünyesindeki korunan alanları, geçen yıl Kurban Bayramı'nda 2 milyon 984 bin 902 kişi ziyaret etmişti. MİLLİ PARKLAR MOBİL UYGULAMASI HİZMETTE DKMP Genel Müdürlüğü tarafından korunan alanların daha erişilebilir olması ve doğa turizmi faaliyetlerine aktif olarak katılmak isteyenler için Milli Parklar Mobil Uygulaması da kullanıma sunuldu. Milli Parklar Mobil Uygulaması her bir korunan alanın tanıtımı, fotoğraf ve video galerisi, korunan alan içerisinde gerçekleştirilebilecek faaliyetler, alanın haritası, ulaşım ve iletişim bilgilerini içeriyor. Ayrıca uygulamada, ziyaretçilerin bir korunan alana gelmeden önce alanı gezebilmesini sağlayan sanal turlar da bulunuyor. Bazı korunan alanlardaki faaliyetler için rezervasyon işlemleri de yine Milli Parklar Uygulaması üzerinden yapılabiliyor. YUMAKLI'DAN UYARI Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye topraklarının zengin bir biyoçeşitliliğe sahip olduğunu belirterek, bu değerleri koruyup geliştirmek için önemli çalışmalar yürüttüklerinin altını çizdi. Ülkenin zengin biyoçeşitliliğini barındıran korunan alanların, vatandaşlar tarafından bilinip takip edilmesinin önemine dikkati çeken Yumaklı, 9 günlük Kurban Bayramı tatilinin, DKMP Genel Müdürlüğü bünyesindeki milli parklar ve tabiat parklarının ziyaret edilmesi için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti. Bakan Yumaklı, bin bir çeşit bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapan korunan alanların, sadece geçmişten devralınan bir miras değil aynı zamanda gelecek kuşaklara bırakılması gereken birer hazine olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti: “Aziz milletimiz mübarek Kurban Bayramı'nı idrak ederken bu uzun tatil dönemini değerlendirerek tabiatla iç içe vakit geçirmek isteyen vatandaşlarımız milli parklarımızı ve tabiat parklarımızı ziyaret edebilirler. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 3 milyon kişiyi ağırlayan korunan alanlarda, bu yıl da ziyaretçilerin konforu ve güvenliği için tüm önlemleri üst seviyeye çıkardık ve tüm tedbirlerimizi aldık. Bununla birlikte, vatandaşlarımızdan korunan alanlarımızı ziyaretleri sırasında gereken hassasiyeti göstermelerini de bekliyoruz. Vatandaşlarımıza ayrıca yine orman yangınları konusunda tedbirli davranmalarını, milli parklar, tabiat parkları ve ormanlarımızın içerisinde yangına sebebiyet verecek ihmallerden kaçınmaları gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Tüm değerli vatandaşlarımızın iyi bayramlar geçirmesini diliyorum." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’na Rekor Katılım Haber

Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’na Rekor Katılım

Muğla’daki ekosistemi yerel halkla birlikte onaran yaklaşımlardan, tribünlerdeki engelleri kaldıran ve ileri yaştaki bireylerin dijital dünyayla bağını güçlendiren girişimlere uzanan üç proje; 600.000 TL’lik hibe ve stratejik rehberlikle etki alanlarını büyütecek. Borusan Holding, 2022 yılında hayata geçirdiğiBorusan Sürdürülebilir Fayda Programı’nın dördüncü döneminde destekleyeceği üç projeyi açıkladı. Bugüne kadarki en yüksek başvuruyu alan programın odağında, iklim kriziyle mücadele ve eşitsizliklerin azaltılması başlıklarında inovatif çözümler geliştiren projeler vardı. Bu dönemde, yaban hayatın korunmasından tribünlerdeki engellerin aşılmasına ve ileri yaştaki bireylerin dijital dünyayla güvenle bütünleşmesine kadar toplumsal hayata dokunan girişimler öne çıktı. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, yeni döneme ilişkin görüşlerini şu sözlerle özetledi: “Dördüncü dönemimizde rekor başvuru almak, toplumdaki dayanışma ve çözüm üretme arzusunun ne kadar güçlü olduğunu bize bir kez daha gösterdi. Gelen her projede daha adil, daha kapsayıcı ve yaşanabilir bir dünya hayalini derinden hissettik. Seçtiğimiz bu üç kıymetli proje hem doğayla hem de birbirimizle kurduğumuz bağı yenilikçi yaklaşımlarla onarmaya odaklanıyor. İnanıyorum ki bu girişimler, yaratacakları somut etkiyle filizlenip büyüyecek ve yarınlar için umut veren, kalıcı hikayelere dönüşecek.” 66 şehirden 538 başvuru: Farklı disiplinler ortak faydada buluştu Bu sene de “Herkesin Faydasına” mesajıyla yola çıkan Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’na bu dönemde 66 şehirden 538 başvuru yapıldı. Rakamsal rekorun yanı sıra başvuru sahiplerinin profil çeşitliliği de dikkat çekici düzeydeydi. Öğretmenlerden sivil toplum çalışanlarına, kooperatiflerden sanatçı ve akademisyenlere uzanan geniş başvuru profili, programın disiplinler arası etki potansiyelini ortaya koyuyor. Program kapsamında iklime dayanıklı yaşam alanlarının desteklenmesi, doğal varlıkların ve biyoçeşitliliğin korunması, yerel kalkınmanın ve üretimin desteklenmesi, erişilebilirliğin sağlanması, kapsayıcı tasarım örneklerinin geliştirilmesi ve eğitimde eşitliğin güçlendirilmesi gibi konuları merkeze alan projeler değerlendirildi. Desteklenecek projeler, farklı disiplinlerde uzmanlaşmış jüri üyelerinin değerlendirmeleriyle kesinleşti. Jüri, şu isimlerden oluştu: Marka ve İletişim Stratejisti Ahmet Akın, Dünya Gazetesi Sürdürülebilirlik Yazarı Aslı Dede, Yuvam Dünya Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Kocabıyık, UN Global Compact Network Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele, Borusan Holding Kurumsal İletişim Müdürü Dr. Dilek Özkan, Impact Hub İstanbul Kurucu Ortağı Semih Yaşar Boyacı, Araştırma Uzmanı ve Sosyolog Sevinç Küçükoğlu. Toplumsal dönüşüm ve doğa için harekete geçen 3 ilham verici proje Jüri, titiz değerlendirmeler sonucu desteklenecek üç projeyi belirledi. İklim kriziyle mücadele odaklı “Mega Yangınlar Sonrası Yaban Hayatı ve Topluluk Dayanıklığı Programı”, Muğla’da yaban hayatının habitat kullanımındaki değişimleri ve insan-yaban hayatı etkileşimlerini odağına alıyor. Fotokapan çalışmaları, kapsamlı habitat analizleri ve yerel paydaş görüşmelerinden elde edilen veriler ışığında proje; yangın sonrası ekolojik ve toplumsal dayanıklılığı destekleyen yenilikçi koruma önerileri geliştirmeyi hedefliyor. Eşitsizliklerin azaltılması odak alanında desteklenmeye hak kazanan sosyal girişim “VolleyVoice Erişilebilir Tribün Projesi”, görme engelli taraftarların spor müsabakalarını canlı betimleme ile doğrudan tribünden takip edebilmesini sağlıyor. Uçtan uca erişilebilir bir maç deneyimi sunan proje, sporda kapsayıcı bir kültür yaratmanın yanı sıra bu erişilebilirliği sürdürülebilir bir modele taşımayı hedefliyor. Yine eşitsizliklerin azaltılması hedefiyle yola çıkan “Ekrana Hâkim Ol: Yaşlılar için Dijital Dayanıklılık Programı” projesi, İstanbul ve Ankara’da 55 yaş üstü bireyler için dijital beceri ve güven inşa eden topluluk temelli bir atölye programı. Bilgi okuryazarlığı, dijital güvenlik, eleştirel kullanım gibi farklı öğrenme modülleri aracılığıyla bireyleri dijital dünyada daha etkin paydaşlara dönüştürmeyi hedefliyor. Ayrıca akran destek ağları oluşturmayı ve ileri yaş ihtiyaçlarını kapsayan dijital tasarım pratikleri için karar alıcılara veri sunmayı amaçlıyor. Borusan tarafından seçilen projeler 600.000 TL’lik hibenin yanı sıra ihtiyaç analizleri, iş modeli geliştirme eğitimleri, mentorluk, görünürlük, proje tanıtımı ve iletişim yönetimi gibi uçtan uca desteğe erişiyor. Girişimciler ayrıca Borusan ve Impact Hub İstanbul’un yaygın iletişim ağlarına dahil olarak, projelerini daha geniş kitlelere ulaştırabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kentlerin Yeni Yol Haritası Sağlıklı Kentler Forumu’nda Çizildi Haber

Kentlerin Yeni Yol Haritası Sağlıklı Kentler Forumu’nda Çizildi

Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde bu yıl ilk kez düzenlenen Sağlıklı Kentler Forumu (Healthy Cities Forum-HCF), ikinci gününde “gıda, su ve enerji” ekseninde kentlerin yaşadığı krizlere yönelik çözüm yollarını ele aldı. İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen forumun ikinci gün oturumlarına Başkan Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Kaya, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği üyesi il ve ilçe belediye başkanları, belediye bürokratları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Tüm oturumları yakından takip eden Başkan Tugay, İzmir’in daha sağlıklı bir kent olması hedefi doğrultusunda konuşmacılara sorular yöneltti. Oturumların ardından ise konuşmacılara, Sağlıklı Kentler Birliği adına teşekkür plaketi takdim etti. Krizlerden çıkış koridorları belirlendi İlk gün “Düğümler” başlığı altında, kentlerin yaşadığı krizler, kırılganlıklar, kritik dönüm noktaları bir bütün olarak ele alındı. Forumun ikinci gününde ise “Koridorlar” başlığı altında, düğümlerin çözüm sürecinde ekolojik, sosyal, ekonomik ve yönetsel bağlantılar bir araya getirilerek yol haritası oluşturuldu. Forumun “Eşik” bölümünde ise krizlere karşı kentlerin yeni bir geleceğe geçişinin çıktıları üzerinde duruldu. İki günlük maratonun ardından doğa temelli çözümler, yerel uygulamalar ve iş birlikleri üzerinden ortak eylem alanları ortaya konuldu. Belediyeler gıda üretiminde aktif rol almalı İkinci gün toplantılarının ilk oturumu “Gıdanın Koridorları” oldu. "Kentten Kırsala Yeni Bağlar / Kentte Yaşam Ağları" başlığıyla İstanbul Teknik Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Serim Dinç moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Başkanı Zümran Ömür ve Ege Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya konuşmacı oldu. Kars'ın Boğatepe köyünde hem üretimin hem de turizmin önünü açan Zümran Ömür, kırsalın doğru planlanması, toprağın kıymetinin bilinmesi ve doğru işlenmesinden söz ederek bir başarı öyküsünü aktardı. Prof. Dr. Tayfun Özkaya, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bokaşi kompostu üretimi, biyokömür gibi projelerini örnek gösterdi. Oturumda gıda üretiminde belediyelerin daha aktif olması gerektiği, tarım sektöründeki sıkışma, ekolojik gıda üretimi, agro ekolojinin yaygınlaştırılması önerileri gündeme geldi. Susuzluğa karşı 7 adımlık risk yönetimi Günün ikinci buluşması olan “Suyun Koridorları” oturumu, "Kuraklık Çağında Kentler" başlığıyla gerçekleştirildi. İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yurdanur Ünal moderatörlüğünde düzenlenen oturumda, İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve Bursa Teknik Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gül Sayan Atanur konuşmacı oldu. Prof. Dr. Gül Sayan Atanur, peyzaj çalışmalarının şehirlerin altyapı projeleri olduğuna dikkat çekerek, sürdürülebilir kentsel drenaj sistemlerini anlattı. Her şehrin kendi doğasına göre su yönetimi ve kuraklıkla mücadele yöntemlerini geliştirmesi gerektiğini söyleyerek, yeşil alanları yok eden beton odaklı kentsel dönüşüm projelerine karşı uyardı. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ise belediyelerin uygulaması gereken 7 adımlık risk yönetimini açıkladı. Bu adımlarda belediyelerin meteoroloji birimi kurması gerektiği, su bütçesinin yasallaşması, tarımsal dönüşüm, yağmur hasadı, kent taşıma kapasitesi, içme suyu – gri su ayrımı ve sözde çözümlerin reddedilmesi yer aldı. Enerjiyi tüketen değil üreten, yöneten, paylaşan şehirler Forumun “Enerji Koridorları” oturumu "Kentlerin Enerji Dönüşümü" başlığıyla düzenlendi. Füzyon Solar CEO’su Harun Girgin moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hasan Sarıçiçek ve Es Denizcilik Gayrimenkul Geliştirme Müdürü Alican Baycan konuşmacı oldu. Dr. Hasan Sarıçiçek, ilk kentlerin var olduğu günden günümüze kadar değişen enerji tüketimini anlattı. Veriyle güçlenen şehirlerin yarını daha iyi planladığını söyleyen Sarıçiçek, geleceğin şehirlerinin enerjiyi tüketen değil; üreten, yöneten ve paylaşan şehirler olacağını ifade etti. Alican Baycan ise hanelerden kamu binalarına kadar kentlerde tüketmeden enerjiyi koruyabilmenin yöntemlerini anlattı. Şehirlerin tasarlanırken enerji tasarrufu sağlayacak şekilde kurgulanması gerektiğini söyleyen Baycan, konut, ofis, ticaret ve kamusal alanların bir arada olduğu, ulaşımın minimumda tutulduğu “kompakt şehir” modelini anlattı. Kentte kimler var? Kentlerdeki yaşamı her açıdan ele almak üzerine düzenlenen “Kentte Kimler Var” oturumu gerçekleştirildi. İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi ve DSÖ Bilim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Burcu Zeybek moderatörlüğünde düzenlenen oturumda Yaban Hayatı Fotografçısı Alper Tüydeş ve Yuvam Dünya Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık konuşmacı oldu. Son dönemlerde Yaren Leylek hikayesinin fotoğraflarıyla adından söz ettiren Alper Tüydeş, kentlerdeki yaban hayatına dair deneyimlerini aktardı. Yerel yönetimlerin doğru bilerek uyguladığı birçok projenin kentlerdeki yaban hayatına etkisine dikkat çeken Tüydeş, birlikte yaşam sürülen ama fark edilmeyen çok sayıda tür hakkında bilgi verdi. Kıvılcım Pınar Kocabıyık, “İklim Kliniği: Isınan Dünyada Sağlığı Yeniden Düşünmek” adlı sunumu yaptı. İklim krizinin sadece doğayı değil ekonomiyi, toplumu ve kent sağlığını riske sokan pek çok şeyi etkilediğinin altını çizdi. Sağlıklı kentler için söz gençlerde Sağlıklı Kentler Forumu’nun son oturumunda söz gençlere bırakıldı. "Şehir Bizim Olsa: Gençler Sağlıklı Kentleri Nasıl Hayal Ediyor?" başlıklı gençlik oturumunun moderatörlüğünü Birleşmiş Milletler (BM) YOUNGO Sağlık Çalışma Grubu Lideri Dr. Sıla Gürbüz yaparken Avrupa Komisyonu İklim Elçisi Seren Anaçoğlu ve BM Gençlik Elçisi Resul Hüseynzade oldu. Oturumda gençler, iklim krizi, kuraklık, doğa ve çevre yetersizliği, kent içi yetersiz ulaşım, spor alanları, afetler, bisiklet yolları, yaşam alanları, aidiyet, güvensizlik ve karar alma noktasında gençlerin daha çok söz sahibi olması gibi pek çok konuya dair kendi pencerelerinden başkanlara aktardı. Şimdi yeniden başlama zamanı Son oturumda konuşan DSÖ Bilim Kurulu Üyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, kentlerin bugün birbirini besleyen çok katmanlı krizlerle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Küresel ölçekte servet ve gücün az sayıda kişinin elinde toplandığını belirten Okyay, bunun demokrasi üzerinde baskı oluşturduğunu ve dünyada derin bir eşitsizlik krizinin yaşandığını ifade etti. Sorunların birbirinden bağımsız ele alınamayacağını vurgulayan Okyay, “Su politikaları bir yerde, gıda politikaları bir yerde, enerji politikaları başka bir yerde. Ama afetler ve krizler ayrı ayrı çıkmıyor. Bilginin disiplinler arası akışına ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. Birlikte hareket etme zorunluluğuna dikkat çeken Okyay “Şimdi yeniden başlama zamanı” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WWF-Türkiye Doğa Elçisi Kaan Urgancıoğlu, İstanbul Semalarında Kuşların İzini Sürdü Haber

WWF-Türkiye Doğa Elçisi Kaan Urgancıoğlu, İstanbul Semalarında Kuşların İzini Sürdü

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Doğa Elçisi ünlü oyuncu Kaan Urgancıoğlu, Sarıyer’de WWF-Türkiye uzmanları ve ekibiyle kuş gözlem etkinliğine katılarak İstanbul semalarındaki yoğun kuş göçünü takip etti ve vatandaş biliminin kuşları korumadaki kritik önemine dikkat çekti. İstanbul, eşsiz konumu, iklimi, sulak alanları, iki kıtanın birleştiği dar boğazı, kıyı ve orman habitatlarıyla önemli bir göç yolu. İstanbul Boğazı, göçmen kuşlar için iki kıta arasında en kısa geçiş, en az enerjiyle süzülebilecekleri hat. Her yıl, göç zamanında, yaklaşık 400 bin leylek, 200 bin yırtıcı kuş, yüz binlerce ötücü kuş, su ve kıyı kuşu, kentin farklı noktalarından göç ediyor. Kaan Urgancıoğlu: "Gözleme Katılmasan Kuşların Yolculuğunu Fark Etmeyecektim" İstanbul gibi bir megakentin zengin biyoçeşitliliği ile sunduğu ekosistem hizmetlerini WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula’dan; kentin her yıl ev sahipliği yaptığı göçmen kuşların hikâyelerini WWF-Türkiye yaban hayatı uzmanı Can Yeniyurt’tan dinleyen Kaan Urgancıoğlu, gözlem deneyimini şu sözlerle yorumladı: "Kuş gözlem etkinliğine katılmasam, bu devasa yolculuğu fark etmeyecektim. Leylekten Küçük Akbabaya, Şahinden Saz Delicesine kadar yüz binlerce kuş her gün üzerimizden geçiyor. Kuşları tanımak ve onları korumaya destek olmak artık benim için bir sorumluluk." 2026 Dünya Göçmen Kuşlar Günü Teması: Her Kuş Değerlidir, Gözleminiz Önemlidir! Dünya Göçmen Kuşlar Günü’nün bu yılki teması olan *"Every Bird Counts – Your Observations Matter!" (Her Kuş Değerlidir – Gözleminiz Önemlidir!) çerçevesinde gerçekleştirilen etkinlikte, kuş sayımlarının korunma stratejileri için sunduğu bilimsel verilerin önemi WWF-Türkiye uzmanları tarafından da vurgulandı. WWF-Türkiye, 2023 yılından bu yana uzman kuş gözlemcileri ve yerel yönetimlerle birlikte sürdürdüğü vatandaş bilimi temelli İstanbul Boğazı Yırtıcı Kuş Sayımlarıyla, doğa koruma çalışmalarına veri sağlıyor. "Gözüm Doğada" Uygulaması ile Herkes Birer Gözlemci Olabilir Etkinlik sırasında ilk gözlem kaydını ihtişamlı bir Kızıl Akbaba ile gerçekleştiren Urgancıoğlu, doğaseverleri WWF-Türkiye’nin "Gözüm Doğada" mobil uygulamasını kullanmaya ve doğada daha fazla gözlem yapmaya davet etti. Uygulama sayesinde vatandaşlar, özellikle akbaba ve turna gibi türlerin gözlemlerini paylaşarak bilimsel verilere doğrudan katkı sunabiliyor. Kaan Urgancıoğlu: “Siz de kuşları tanıyın, koruyun ve koruyanları destekleyin” Kaan Urgancıoğlu: "İnsan doğayı tanıdıkça seviyor, sevdikçe korumak istiyor. Siz de gözünüzü gökyüzüne çevirin; kuşları tanıyın, koruyun ve koruyanları destekleyin.” çağrısıyla gözlemi sonlandırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.