Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yabancı Yatırımcı

Kapsül Haber Ajansı - Yabancı Yatırımcı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yabancı Yatırımcı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Start-Up'lar Kurulurken Yapılan 10 Hata Haber

Start-Up'lar Kurulurken Yapılan 10 Hata

Avukat Özge Özmen Korkut, start-up’larda en büyük hukuki risklerden birinin sistemin en baştan doğru kurulmaması olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle “Önce şirketi kuralım, sorunları daha sonra çözeriz” yaklaşımının, başlangıçta işleri hızlandırıyor gibi görünse de ilerleyen dönemde ortaklar arasındaki anlaşmazlıklardan yatırım süreçlerine kadar birçok alanda ciddi riskler yaratabileceğini belirtiyor. Peki Avukat Özge Özmen Korkut’a göre start-up’lar kurulurken en sık hangi hatalar yapılıyor?  1.⁠ ⁠“KERVAN YOLDA DÜZÜLÜR” MANTIĞIYLA HAREKET ETMEK Start-up'larda yapılan en temel hatalardan biri, hukuki altyapıyı şirket büyüdükten sonra oluşturmayı düşünmek. Girişim henüz küçükken önemsiz görünen konular, şirket büyüdüğünde ciddi uyuşmazlıklara dönüşebiliyor. Özge Özmen Korkut’a göre şirketin kuruluşundan itibaren ortaklık yapısından sözleşmelere, çalışan ilişkilerinden yatırım süreçlerine kadar temel hukuki çerçevenin belirlenmesi gerekiyor. Sonradan sistemi değiştirmek, en başta doğru sistemi kurmaktan çok daha zor olabiliyor.  2.⁠ ⁠ORTAKLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ BAŞTAN BELİRLEMEMEK Arkadaşlık, aile ilişkisi veya karşılıklı güven, ortaklık sözleşmesinin yerini tutmuyor. Girişimin ilk günlerinde ortaklar arasında herhangi bir sorun bulunmaması, ileride de bulunmayacağı anlamına gelmiyor. Ortakların şirketteki görevleri, sorumlulukları, karar alma yetkileri ve şirketten ayrılmaları halinde uygulanacak kurallar mümkün olduğunca baştan belirlenmeli. Böylece şirket büyüdüğünde ortaya çıkabilecek anlaşmazlıkların önüne geçilebilir.  3.⁠ ⁠HİSSE VE PAY DAĞILIMINI NETLEŞTİRMEMEK Şirket kurulurken kimin ne kadar pay sahibi olacağı kadar, bu payların gelecekte nasıl devredilebileceği de önem taşıyor. Yeni bir yatırımcının şirkete girmesi, ortaklardan birinin ayrılması veya hisselerini devretmek istemesi halinde uygulanacak mekanizmaların önceden düşünülmemesi önemli sorunlar yaratabilir. Hisse ve pay yapısının yalnızca bugünkü duruma göre değil, şirketin gelecekte büyüyebileceği düşünülerek planlanması gerekir.  4.⁠ ⁠ŞİRKET ANA SÖZLEŞMESİNİ STANDART BİR EVRAK OLARAK GÖRMEK Avukat Korkut, uygulamada şirket ana sözleşmelerinin zaman zaman muhasebe kanalıyla hızlı ve matbu sözleşmeler üzerinden hazırlandığına dikkat çekiyor. Oysa ana sözleşme, şirketin gelecekteki yapısını doğrudan etkileyen temel belgelerden biri. Özellikle hisse ve pay devirleri, yönetim yapısı, yatırım alınması ve ortakların hakları gibi konular düşünüldüğünde şirket ana sözleşmesinin girişimin ihtiyaçlarına ve gelecekteki hedeflerine uygun biçimde hazırlanması önem taşıyor.  5.⁠ ⁠ÇALIŞAN SÖZLEŞMELERİNİ İHMAL ETMEK Start-up'larda ekipler çoğu zaman hızlı kuruluyor. Özellikle ilk çalışanlarla ilişkiler daha samimi ve esnek yürütülebildiği için yazılı sözleşmeler ikinci plana atılabiliyor. Ancak şirket büyüdükçe çalışanların görevleri, ücret ve yan hakları, sorumlulukları ve şirketle olan hukuki ilişkilerinin açık biçimde belirlenmesi önem kazanıyor. Çalışma ilişkilerinin baştan yazılı ve doğru bir sisteme oturtulması hem şirketi hem de çalışanı koruyor.  6.⁠ ⁠GİZLİLİK SÖZLEŞMELERİNİ HAZIRLAMAMAK Bir start-up'ın en değerli varlıklarından biri bazen fiziksel mal varlığı değil; geliştirdiği fikir, teknoloji, yazılım, yöntem, müşteri bilgileri veya ticari sırları olabilir. Bu nedenle çalışanların, ortakların, danışmanların ve gerektiğinde iş ortaklarının hangi bilgileri gizli tutması gerektiğinin açık biçimde belirlenmesi önemlidir. Gizlilik yükümlülüklerinin yalnızca sözlü güven ilişkisine bırakılması, şirket açısından ileride önemli riskler doğurabilir.  7.⁠ ⁠HUKUK VE MUHASEBEYİ BİRBİRİNDEN TAMAMEN AYRI YÜRÜTMEK Avukat Özge Özmen Korkut, hukuk ve muhasebenin birbirinden tamamen bağımsız iki alan olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle şirket kuruluşu, sermaye yapısı, hisse değişiklikleri ve yatırım süreçlerinde hukuki ve mali sonuçların birlikte ele alınması gerekiyor. Muhasebe ve hukuk tarafının koordineli çalışması, ileride ortaya çıkabilecek birçok problemin daha başlangıç aşamasında fark edilmesine yardımcı olabilir.  8.⁠ ⁠HUKUKÇUYU YALNIZCA SORUN ÇIKTIĞINDA HATIRLAMAK Girişimciler açısından sık karşılaşılan yanılgılardan biri de hukuki danışmanlığın ancak dava, alacak veya ortaklık anlaşmazlığı ortaya çıktığında gerekli olduğunu düşünmek. Oysa start-up'lar açısından hukuk yalnızca ortaya çıkan problemi çözmek için değil, problemin ortaya çıkmasını engellemek için de kullanılmalı. Düzenli hukuki danışmanlık, şirket büyüdükçe karşılaşılabilecek risklerin daha erken fark edilmesini sağlayabilir.  9.⁠ ⁠YATIRIM SÜRECİNE HAZIRLIKSIZ YAKALANMAK Bir start-up bugün küçük olabilir ancak birkaç yıl, hatta birkaç ay sonra yerli veya yabancı yatırımcıların ilgisini çekebilir. Yatırım gündeme geldiğinde şirketin hukuki geçmişi ve mevcut yapısı önem kazanır. Korkut, özellikle hukuki altyapısı sağlam olmayan start-up'ların yabancı yatırımcı arayışına girdiklerinde bunun karşılarına bir dezavantaj olarak çıkabileceğine dikkat çekiyor. Ortaklık ilişkileri belirsiz, sözleşmeleri eksik veya hisse yapısı problemli bir girişimin yatırım süreci zorlaşabilir. 10.⁠ ⁠ŞİRKETİN BÜYÜYEBİLECEĞİNİ HESABA KATMAMAK Belki de bütün hataların ortak noktası, girişimi yalnızca bugünkü büyüklüğüyle değerlendirmek. Bir start-up kurulurken şirketin ileride büyüyebileceği, yeni ortaklar alabileceği, yabancı yatırım çekebileceği, hisselerinin devredilebileceği veya girişimcilerin şirketten çıkış yapabileceği ihtimalleri de göz önünde bulundurulmalı. Avukat Özge Özmen Korkut, girişimcilerin şirketlerini her zaman küçük kalacak bir yapı olarak değil, gelecekte büyüyebilecek, devredilebilecek, yatırımcı çekebilecek veya “yap-işlet-sat” modeline konu olabilecek bir şirket perspektifiyle değerlendirmeleri gerektiğini ifade ediyor. HUKUKİ ALTYAPI SORUN ÇIKMADAN KURULMALI Start-up'larda hukuki altyapının en başta oluşturulması gereksiz bir bürokrasi olarak görülmemeli. Doğru hazırlanmış sözleşmeler, açık bir ortaklık yapısı ve düzenli hukuki danışmanlık, şirket büyüdükçe ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesinde önemli bir koruma sağlayabilir. Avukat Korkut’un değerlendirmelerinden hareketle girişimcinin başlangıçta sorması gereken soru yalnızca “Bugün şirketi nasıl kurarım?” değil; “Bu şirket büyürse, yatırım alırsa veya ortaklık yapısı değişirse sistem nasıl işleyecek?” olmalı. Çünkü güçlü bir start-up yalnızca iyi bir fikir üzerine değil, o fikrin büyümesine imkân sağlayacak sağlam bir hukuki ve mali altyapı üzerine kurulmalıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğan Holding’in Net Aktif Değer 3,2 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Doğan Holding’in Net Aktif Değer 3,2 Milyar Dolara Ulaştı

Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, stratejik odak alanlarının Net Aktif Değer içindeki payının geçen yılki yüzde 44 seviyesinden yüzde 57’ye yükseldiğine dikkat çekerek, “Büyüme, hedeflediğimiz gibi stratejik odak alanlarımızdan geliyor; 2030 için belirlediğimiz 4,5 milyar ABD dolarlık Net Aktif Değer hedefimiz de bu zemin üzerinde yükseliyor” dedi. Doğan Holding, 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Stratejik odak alanlarındaki büyüme ve verimlilik çalışmalarının katkısıyla Holding, kârlılığını güçlendirirken portföy dönüşümünde de önemli bir aşama kaydetti. İkinci çeyrekte 26,2 milyar TL gelir elde eden Doğan Holding’in FAVÖK’ü yıllık bazda reel yüzde 18 artışla 7,0 milyar TL’ye ulaştı. FAVÖK marjı ise geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 20 seviyesinden yüzde 27’ye yükseldi. Net Aktif Değerini Haziran 2026 sonu itibarıyla yılbaşından bu yana yüzde 14 artışla 3,2 milyar ABD dolarına ulaştıran Holding, güçlü bilanço yapısını koruyarak solo net nakit pozisyonunu 649 milyon ABD doları seviyesinde tutarken, dönemi 3,3 milyar TL net kârla tamamladı. “Portföyümüzdeki planlı ve hedeflenmiş dönüşümün sonuçlarını alıyoruz” Sonuçları değerlendiren Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, büyümenin kompozisyonunun en az büyümenin kendisi kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Göğüş, “Gümüştaş Madencilik ilk yarı gelir ve FAVÖK’ünü ciddi şekilde artırarak yıl başında belirlediğimiz beklentinin belirgin şekilde üzerine çıktı ve güçlü yatırım odağını sürdürdü. Gümüştaş Madencilik’te cevher ve tesis yatırımlarımız da devam ediyor. Hepiyi Sigorta ise yönetilen varlıklarını 902 milyon ABD dolarına yükseltti ve net kârını iki katından fazla artırdı. Yarattığımız değerin giderek daha büyük bölümünün stratejik odak alanlarımızdan gelmesi, portföyümüzün amaçladığımız yönde geliştiğini gösteriyor” dedi. Son beş yılda gerçekleştirilen şirket alım ve çıkışlarının da bu dönüşümün önemli bir parçası olduğunu belirten Göğüş, düşük tek haneli bileşik yatırım getirisi sağlayan iştiraklerden çıkılırken, çift haneli getiri yaratan şirketlerin Holding portföyüne dahil edildiğine dikkat çekti. Stratejik odak alanlarının Net Aktif Değer içindeki payı yüzde 57’ye çıktı Doğan Holding’in portföy dönüşümü, Net Aktif Değer kompozisyonuna da güçlü biçimde yansıdı. Stratejik odak alanlarının toplam Net Aktif Değer içindeki payı geçen yılki yüzde 44 seviyesinden yüzde 57’ye yükseldi. Holding’in Net Aktif Değeri ise yılbaşından bu yana yüzde 14 artışla 3,2 milyar ABD dolarına ulaştı. Göğüş, “Bu çeyrek, portföyümüzün tam olarak amaçladığımız şekilde evrildiğini bir kez daha teyit etti. Gelir ve FAVÖK bileşimimiz daha sağlıklı, dengeli ve konjonktürel dalgalanmalara karşı daha dirençli hale geliyor. Büyüme, hedeflediğimiz gibi stratejik odak alanlarımızdan geliyor; 2030 için belirlediğimiz 4,5 milyar ABD dolarlık Net Aktif Değer hedefimiz de bu zemin üzerinde yükseliyor” diye konuştu. Güçlü performans yatırımcı güvenine de yansıdı Doğan Holding’in operasyonel performansı ve portföy dönüşümü, hisse performansına ve yabancı yatırımcı ilgisine de yansıdı. Doğan Holding hisseleri yılın ilk yarısında yüzde 21 toplam getiri sağlayarak yüzde 9 getiri sağlayan Holding Endeksi’nin 11 puan üzerinde performans gösterdi. Holding’in halka açık kısmındaki yabancı yatırımcı payı da Haziran 2026 sonu itibarıyla yıllık bazda 8 puan artarak yüzde 20’den yüzde 28’e yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ata Yatırım Yeni Strateji Raporunu Yayımladı Haber

Ata Yatırım Yeni Strateji Raporunu Yayımladı

Ata Yatırım, yıl sonu enflasyon beklentisini %28 seviyesine, politika faizi beklentisini%35 seviyesine çekerken, BIST 100 için 1 yıllık hedefini, %43 yukarı yönlü potansiyele işaret edecek şekilde 19.000 seviyesinden 19.600'e revize etti. Türkiye’nin önde gelen aracı kurumlarından Ata Yatırım, düzenli olarak yayımladığı stratejik araştırma raporlarıyla para ve sermaye piyasalarındaki gelişmeleri ve ekonomik görünümü değerlendirmeye devam ediyor. Ata Yatırım’ın son olarak yayımladığı Strateji Raporunda yılın ikinci yarısına dair önemli değerlendirmelere ve stratejik öngörülere yer veriliyor. Türkiye hisse senedi piyasasının seyrini belirleyecek dört temel risk Raporda, önümüzdeki 18 aylık dönemde Türkiye hisse senedi piyasasının seyrini dört temel risk ve belirleyici unsurun şekillendirmesinin beklendiği ifade ediliyor. Bunların başında Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler ile Rusya-Ukrayna savaşının seyri geliyor. Bunun yanında küresel ticaret politikalarındaki değişimler ve Türkiye’nin uluslararası ticaretteki konumu, enflasyon görünümü ile para ve maliye politikalarının yönü ve seçim öncesi dönemde iç siyasi gündemde yaşanabilecek gelişmeler, piyasaların performansını belirleyecek temel faktörler arasında sayılıyor. Enflasyonda %28, politika faizinde %35 öngörüsü Ata Yatırım, Strateji Raporu’ndaki temel senaryosunda, ABD ile İran’ın belirli bir noktada anlaşmaya varacağını varsayarak Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla birlikte petrol fiyatlarının normalleşmesini bekliyor. Türkiye ekonomisinin varil başına 80-95 ABD doları aralığındaki Brent petrol fiyatlarına uyum sağlayabileceği belirtiliyor. Ancak Brent petrol fiyatlarının varil başına 100-110 ABD doları seviyelerini aşarsa, Türkiye’nin cari işlemler dengesi ve GSYİH büyümesinin baskı altında kalacağına da işaret ediliyor. Ata Yatırım bu temel senaryosuna göre; yılın ilk yarısına kıyasla, ikinci yarıda gıda ve enerji fiyatlarının görece daha ılımlı seyredeceği ve petrol fiyatlarının normalleşeceği varsayımıyla birlikte enflasyonun 2026 sonunda %28,3’e düşeceği öngörülüyor. Bu gelişme ve fonlama maliyetinin politika faizine yakınsamasıyla birlikte yılın kalanında sınırlı faiz indirimi bekleniyor. Politika faiz oranının Temmuz 2026’daki %37 seviyesinden 2026 sonu itibarıyla kademeli olarak %35’e ineceğini öngörülüyor. Raporda ayrıca, arz koşullarındaki sıkılığın devam etmesine karşın zayıflayan talebin dezenflasyon sürecini desteklediği, ancak bu dengesizliğin büyüme dinamikleri açısından sınırlayıcı bir unsur olduğu değerlendiriliyor. Buna göre Ata Yatırım, Türkiye ekonomisi için 2026’da %3 reel büyüme beklentisini korumaya devam ediyor. Yılın ikinci yarısında enerji fiyatları ve ithalattaki yavaşlamayla cari dengede görece bir iyileşme bekleyen Ata Yatırım yıl sonu için 55 milyar dolar cari açık tahminini koruyor. Ata Yatırım BIST 100 için 1 yıllık hedefini 19.000 seviyesinden 19.600'e revize etti Ata Yatırım, değerleme analizleri doğrultusunda BIST 100 için 1 yıllık hedefini %43 yukarı yönlü potansiyele işaret edecek şekilde 19.000 seviyesinden 19.600'e revize etti. Revizyonda, banka dışı şirketlerin 2025'teki %0,8'lik kâr daralmasının ardından 2026'da %30,3 kâr artışı göstereceği beklentisi öne çıkıyor. Buna rağmen faiz indirim sürecinin kademeli ilerleyeceği göz önünde bulundurulduğunda, 2026’nın ikinci yarısının Türk hisse senetleri için zorlu geçmeye devam edeceğine de işaret ediliyor. Bu neden yılın ikinci yarısında hisse senedi piyasasında seçici olmayı öneren Ata Yatırım, iç pazarda güçlü konuma sahip, operasyonel verimliliği yüksek, düşük kaldıraçlı, nispeten daha iyi finansman kapasitesine sahip ve olası ekonomik yavaşlamalara karşı daha dayanıklı şirketlerin öne çıkacağını değerlendiriyor. Raporda ayrıca, TL'nin ABD doları karşısında reel olarak değer kazanmasının ihracatçı şirketlerin kâr marjları üzerinde baskı yaratmayı sürdüreceği, bu nedenle ihracatçıların yeni ihracat pazarlarına açılırken verimliliğini artırmalarını gerekeceği belirtiliyor. Bununla birlikte Türkiye’nin başlıca ihracat destinasyonlarındaki Çin faktörü göz önünde bulundurulduğunda, küresel ticaret dinamiklerinin gidişatının, Türk ihracatçılarının ana pazarı olan AB gibi bölgelerdeki kilit faktörlerden biri olacağına da özellikle işaret ediliyor. Döviz piyasasında istikrar ve rezervlerde toparlanma sürüyor Raporda ayrıca döviz piyasasında istikrarın sürmesiyle birlikte TCMB’nin rezerv yönetiminde daha fazla hareket alanı kazandığı ve para politikasındaki esnekliğin arttığı değerlendiriliyor. Yerleşiklerin döviz talebinin sınırlı kalmaya devam etmesi, kur görünümünde temel dengeleyici unsurlardan biri olurken, sermaye girişlerinin ağırlıklı olarak swap kanalı üzerinden gerçekleşmesi bekleniyor. Son dönemde yabancı yatırımcı girişlerinde carry işlemleri yeniden öne çıkarken, bu girişlerin vade yapısında da sınırlı ancak olumlu bir iyileşme dikkat çekiyor. Tahvil piyasasında yabancı ilgisi kademeli olarak artarken, swap hariç net uluslararası rezervlerin yeniden 40-45 milyar ABD doları aralığına doğru yükselmesinin rezervlerdeki toparlanmanın sürdüğüne işaret ettiği belirtiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’ten Yılın İlk Yarısında Rekor Kârlılık Haber

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’ten Yılın İlk Yarısında Rekor Kârlılık

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik, yılın ilk yarısında güçlü finansal büyümesini sürdürerek piyasa beklentilerinin üzerinde rekor kârlılığa ulaştı. Türkiye Sigorta, 2026’nın ilk 6 ayında net kârını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44 artışla 13 milyar 450 milyon TL’ye, Türkiye Hayat Emeklilik ise yüzde 52 artışla 11 milyar 8 milyon TL’ye yükseltti. Böylece iki şirket, 1 Ocak–30 Haziran 2026 döneminde toplam net kârını %48 artırarak 24,5 milyar TL ile rekor kârlılığa imza attı. Türkiye Sigorta, 2026 yılının ilk yarısında prim üretimini geçen yılın aynı dönemine göre %30 artırarak 94 milyar 213 milyon TL’ye yükseltirken, pazar payını da %15 seviyesine taşıdı. Türkiye Hayat Emeklilik ise yılın ilk 6 ayında Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Otomatik Katılım Sistemi (OKS) fon büyüklüğünü yüzde 49 artışla 525 milyar TL'ye, katılımcı sayısını da yaklaşık 5 milyona yükseltti. Şirket, aynı dönemde hayat branşında yüzde 53,4 büyümeyle 20 milyar 270 milyon TL prim üretimine ve yüzde 17,7 pazar payına ulaştı. Haziran sonu itibarıyla, Türkiye Sigorta’nın aktif büyüklüğü 193,3 milyar TL’ye, özsermaye büyüklüğü ise 61 milyar TL’ye ulaşırken, özkaynak kârlılığı yüzde 48 olarak gerçekleşti. Türkiye Hayat Emeklilik’in ise aktif büyüklüğü 598,4 milyar TL’ye, özsermaye büyüklüğü 39,4 milyar TL’ye ulaşırken özkaynak kârlılık oranı ise yüzde 62 olarak gerçekleşti. Türkiye Sigorta'nın sermaye yeterlilik rasyosu %213, Türkiye Hayat Emeklilik’in sermaye yeterlilik rasyosu ise %377 seviyesinde kaydedildi. Bileşik rasyo oranı ise Türkiye Sigorta’da %88,34, Türkiye Hayat Emeklilik ise %64,92 seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılı içerisinde; Türkiye Sigorta tarafından 3 milyar TL tutarında nakit temettü dağıtımı yapılacak olup, şirket yüzde 100 bedelsiz sermaye artırımıyla sermayesini 10 milyar TL’den 20 milyar TL’ye yükseltti. Türkiye Hayat Emeklilik tarafında ise, 3 milyar TL’lik temettü dağıtımı yapılacak olup, şirket sermayesi ise 5 milyar TL’den 10 milyar TL’ye yükseldi. “Dengeli fiyatlama ile sigorta erişilebilirliğine katkı sağlıyoruz” 2026 yılının ilk yarısında elde ettikleri finansal sonuçların; güçlü bilanço yapısı, etkin gider yönetimi, mali disiplin ve müşteri odaklı büyüme stratejisinin sonucu olduğunu belirten Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak, “Şirketlerimiz, bu yılın ilk yarısında da başarılı finansal performansını sürdürerek tüm paydaşlarına değer üretmeye devam etti. İlk çeyrekte hayat ve hayat dışı sektörlerinde Türkiye Sigorta’nın kârlılıkta 1. sırada, Türkiye Hayat Emeklilik’in ise 2. sırada yer alması, Şirketlerimizin güçlü finansal performansının en önemli göstergesidir. Hayat ve hayat dışı sektörlerinde adeta birbirleriyle yarışan iki şirketimiz de yılın ikinci çeyreğinde kârlılık ve prim üretimindeki lider konumlarını başarıyla sürdürmüştür. Başarımızın temelinde; yılın ilk 6 ayında enflasyonla mücadele ve sigorta erişilebilirliğini artırma stratejimiz kapsamında uygulamaya aldığımız kampanyalar, etkin risk yönetimi, disiplinli fiyatlama politikamız, operasyonel verimliliğimiz ve değişen ekonomik koşullara hızlı uyum sağlayan yönetim anlayışımız bulunuyor. Bu yaklaşımlarımız, hem finansal başarımızı daha da güçlendirdi hem de uzun vadeli hedeflerimize sağlam bir zemin oluşturdu. 2026 yarıyılında rekoru yatırım gelirlerimiz değil, sigortacılığın kendisi yazdı. Sektör ortalamaları %110’un üzerindeyken bileşik oranımız üst üste onuncu çeyrekte %100'ün altında kaldı ve %88 ile tarihimizin en iyi seviyesine geriledi” dedi. Enflasyonla mücadele sürecinde şirketlerinin; finansal gücünü korurken, sigortayı ulaşılabilir kılan dengeli fiyatlama yaklaşımıyla hareket ettiğini ifade eden Çakmak, sözlerine şöyle devam etti: “2026 yılı Haziran ayı sonunda TÜFE, yıllık bazda %32,1 olarak gerçekleşirken sigorta enflasyonu aynı dönem için yüzde 15,5 ile TÜFE’nin önemli ölçüde altında kaldı. Yıllık TÜFE’nin altında gerçekleşen sigorta enflasyonuna sektörümüzde lider ve piyasa belirleyici şirket olarak özellikle bireysel ürün gruplarında aldığımız aksiyonlar, indirimler ve ödeme kolaylığı sunan kampanyalarımızın da etkisiyle katkı sunduk. Yılın ilk 6 ayında sağlık sigortalarında 10,6 milyar TL, kasko branşında da yüzde 30 artışla ile 9,9 milyar TL prim üretimine ulaşarak rekabetçi fiyatlama ile büyümeyi dengeli bir şekilde yönetme kabiliyetimizi bir kez daha ortaya koyduk. Sigorta enflasyonunun üzerinde reel büyüyerek, bu büyümeyi teknik kâra dönüştürerek, yatırım portföyümüzü çeşitlendirerek ve sigorta erişilebilirliğini artırarak 2026’nın ilk yarısında hedeflerimizi her alanda gerçekleştirdik. Enflasyonla mücadele ve herkes için sigorta vizyonumuz doğrultusunda, bazı bireysel ürün gruplarımızda fiyat artışına gitmeden büyümemizi sürdürdük. Etkin fiyatlama yönetimimiz sayesinde yalnızca üretimimizi büyütmekle kalmadık, sektör liderliğimizi daha da pekiştirdik. Bu yaklaşımımızla daha fazla vatandaşımızı sigorta güvencesiyle buluştururken, sigortayı toplumun her kesimi için erişilebilir hale getirme hedefimiz doğrultusunda önemli bir mesafe kat ettik. Sektörün geneliyle karşılaştırdığımızda Türkiye Sigorta olarak ilk 6 aydaki 94 milyar TL’lik prim üretimi ile en yakın rakibimizle aramızda 18 milyar TL’lik, sektörün 3. ve 4. şirketleriyle 40 milyar TL’lik fark oluşması bizleri oldukça gururlandırıyor.” Çakmak, tarım ve yangın/doğal afetler branşlarında ise daha önceki yıllarda olduğu gibi yılın ilk yarısında liderliklerini sürdürdüklerini ifade etti. “Hedefimiz, sigortayı herkes için erişilebilir kılmak” Temel hedeflerinin, sigortayı toplumun her kesimi için erişilebilir hale getirerek ülkemizdeki sigortalılık oranını artırmak olduğunu vurgulayan Çakmak, farklı gelir grupları ve müşteri segmentlerinin değişen ihtiyaçlarını dikkate alarak ürün, hizmet ve süreçlerini sürekli iyileştirdiklerini ifade etti. Çakmak, “Herkes için erişilebilir sigorta stratejimiz doğrultusunda yılın ilk yarısında öncü ürün ve hizmet kampanyalarımızı hayata geçirdik. Kasko ve trafikte peşin fiyatına taksit kampanyası, 18-26 yaş arası gençlere özel TSS kampanyası, hayat sigortalarında farkındalığı ve penetrasyonu arttırmak için bir ay bizden prim iadeli hayat sigortası kampanyası ve bireysel ürünlere yönelik ödeme kolaylığı ve ek katkı sağladığımız özel kampanyalarımızla müşterilerimizin yanında yer aldık. Dijitalleşme yatırımlarımız, çoklu dağıtım kanallarımız ve müşteri deneyimini merkeze alan yaklaşımımız sayesinde her kademeden müşterimize daha hızlı, daha kolay ve daha etkin hizmet sunmaya devam ediyoruz.” dedi. “Kârlılık ve prim üretiminde rekorlarımıza bir yenisini daha ekledik” Taha Çakmak, sürdürülebilir büyüme ve yüksek kârlılık performansı ile bilançolarını güçlendirmeye devam ettiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “2026 yılı ilk yarısında kendi rekorlarımızı kırmaya devam ettik. İlk yarıda iki şirketimiz yüzde 48 artışla toplamda 24,5 milyar TL rekor net kârlılığa ulaştık. Prim üretim rakamlarımız ise kurumsal performansımızın en somut göstergesi oldu.” İlk yarıyılda Türkiye Sigorta’nın BIST 50 Endeksi’ndeki tek sigorta şirketi olarak güçlü bir performans sergilediğini ve blok pay satışının güçlü talep gördüğünü ifade eden Taha Çakmak; “Payların hızlandırılmış talep toplama yöntemiyle uluslararası kurumsal yatırımcılara satışında arz edilen tutarın 4 katından fazla talep toplandı. Böylece TVF’nin Türkiye Sigorta’daki %5’lik payı yaklaşık 150 milyon USD (6,75 milyar TL) karşılığında uluslararası kurumsal yatırımcılardan gelen güçlü taleple tamamlandı. Halka açıklık oranımız %23,9’a çıkarak likidite ve yabancı yatırımcı erişimimiz arttı” dedi. Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik olarak sadece bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da gözeten bir anlayışla hareket ettiklerini ifade eden Çakmak, güçlü kurumsal yapılarını sürdürülebilir kârlı büyüme hedefiyle desteklemeye devam edeceklerini söyledi. Çakmak, önümüzdeki dönemde de ürün çeşitliliğini artırmaya, hizmet kalitesini geliştirmeye ve ülkemizin ekonomik kalkınmasına katkı sunarken sigortacılığı daha geniş kitlelerle buluşturmaya kararlılıkla devam edeceklerini kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai Emlak Piyasasında ‘Barış’ Dopingi! Haber

Dubai Emlak Piyasasında ‘Barış’ Dopingi!

ABD ile İran arasında gerginliği bitiren resmi imzaların atılması, Orta Doğu’daki ekonomik dengeleri de değiştirmeye başladı. Bölgede son aylarda yaşanan çatışmalara ve savaş korkusuna rağmen Dubai emlak piyasasına olan ilgi hiç azalmamış, şehir gücünü korumuştu. Güvenlik korkularının yerini huzura bırakmasıyla birlikte, bölgedeki konut ve iş yeri satışlarının önümüzdeki günlerde daha da hızlanacağı bekleniyor. 'Her zaman güvenli liman' Bölgedeki gelişmeler hakkında bilgi veren Parcel Estates’in CEO’su Özden Çimen, Dubai’nin kriz dönemlerinde bile dünyadaki yerini koruduğunu, barış ortamının ise bu gücü katlayacağını belirterek "Para her zaman huzurlu ve kuralları net olan yerlere gider. Bölgede bir süredir devam eden çatışmalara rağmen Dubai’ye olan yabancı yatırımcı ilgisi zaten hiç azalmamış, pazar gücünü korumuştu. Ancak bu gerginlik bazı alıcılar üzerinde 'bekleyelim, önümüzü görelim' havası yaratıyordu. Şimdi atılan bu imzalarla korkular tamamen bitti. Dubai’ye olan güven pekiştiği için, bekleyen yatırımcılar da harekete geçecek ve uzun vadeli konut yatırımları çok daha büyük bir hızla artacaktır" dedi. 'Türkler için en güçlü rota' Türk yatırımcıların yurt dışından ev alırken en çok Dubai’yi tercih ettiğini hatırlatan Çimen, "Kira getirisinin yüksek olması ve işlemlerin çok hızlı bitmesi, insanları zaten buraya çekiyordu. Bölgedeki barış havası bu ilgiyi iyice artırdı. Ev alma ve kiraya verme süreçlerinin tamamen internet üzerinden, şeffaf bir şekilde yapılması büyük bir kolaylık. Yeni dönemde özellikle lüks evlere, büyük villa projelerine olan talebin çok daha düzenli şekilde artmasını bekliyoruz" diye konuştu. Yüzde 364’lük artış Dubai’de son dönemde Türk vatandaşlarının arsa yatırımlarındaki artışa dikkat çeken Çimen, "2024 yılında, Türk yatırımcılar tarafından Dubai’de satın alınan arsaların toplam değeri 22 milyar dolar olarak kaydedilirken; bu rakam, 2020 yılına kıyasla çarpıcı bir şekilde yüzde 364’lük bir artışa işaret ediyordu" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai Emlak Piyasasında Barış’ Dopingi! Haber

Dubai Emlak Piyasasında Barış’ Dopingi!

Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, "Savaş korkusuna rağmen Dubai’ye olan ilgi zaten hiç düşmemişti. Şimdi bu huzur ortamıyla birlikte talep daha da artacak, yatırımcı önünü çok daha rahat görecek" dedi. ABD ile İran arasında gerginliği bitiren resmi imzaların atılması, Orta Doğu’daki ekonomik dengeleri de değiştirmeye başladı. Bölgede son aylarda yaşanan çatışmalara ve savaş korkusuna rağmen Dubai emlak piyasasına olan ilgi hiç azalmamış, şehir gücünü korumuştu. Güvenlik korkularının yerini huzura bırakmasıyla birlikte, bölgedeki konut ve iş yeri satışlarının önümüzdeki günlerde daha da hızlanacağı bekleniyor. 'Her zaman güvenli liman' Bölgedeki gelişmeler hakkında bilgi veren Parcel Estates’in CEO’su Özden Çimen, Dubai’nin kriz dönemlerinde bile dünyadaki yerini koruduğunu, barış ortamının ise bu gücü katlayacağını belirterek "Para her zaman huzurlu ve kuralları net olan yerlere gider. Bölgede bir süredir devam eden çatışmalara rağmen Dubai’ye olan yabancı yatırımcı ilgisi zaten hiç azalmamış, pazar gücünü korumuştu. Ancak bu gerginlik bazı alıcılar üzerinde 'bekleyelim, önümüzü görelim' havası yaratıyordu. Şimdi atılan bu imzalarla korkular tamamen bitti. Dubai’ye olan güven pekiştiği için, bekleyen yatırımcılar da harekete geçecek ve uzun vadeli konut yatırımları çok daha büyük bir hızla artacaktır" dedi. 'Türkler için en güçlü rota' Türk yatırımcıların yurt dışından ev alırken en çok Dubai’yi tercih ettiğini hatırlatan Çimen, "Kira getirisinin yüksek olması ve işlemlerin çok hızlı bitmesi, insanları zaten buraya çekiyordu. Bölgedeki barış havası bu ilgiyi iyice artırdı. Ev alma ve kiraya verme süreçlerinin tamamen internet üzerinden, şeffaf bir şekilde yapılması büyük bir kolaylık. Yeni dönemde özellikle lüks evlere, büyük villa projelerine olan talebin çok daha düzenli şekilde artmasını bekliyoruz" diye konuştu. Yüzde 364’lük artış Dubai’de son dönemde Türk vatandaşlarının arsa yatırımlarındaki artışa dikkat çeken Çimen, "2024 yılında, Türk yatırımcılar tarafından Dubai’de satın alınan arsaların toplam değeri 22 milyar dolar olarak kaydedilirken; bu rakam, 2020 yılına kıyasla çarpıcı bir şekilde yüzde 364’lük bir artışa işaret ediyordu" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Girişim Sermayesi Ekosisteminin 20 Yıllık Karnesi Açıklandı Haber

Türkiye Girişim Sermayesi Ekosisteminin 20 Yıllık Karnesi Açıklandı

Koç Üniversitesi – ESAS Holding Alternatif Yatırımlar Merkezi (KUES) tarafından hazırlanan “Türkiye Girişim Sermayesi Ekosistemi Raporu”, 18 Haziran’da düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı. ESAS Plaza Hubitat’ta gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin mevcut görünümü, yatırım eğilimleri, sektörel dağılımı ve gelişim alanlarına ilişkin rapor bulguları değerlendirildi. Etkinliğe T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu katılırken; ESAS Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup CEO’su Çağatay Özdoğru ile Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey toplantının açılış konuşmalarını gerçekleştirdiler. KUES Akademik Direktörü Doç. Dr. Uğur Çelikyurt ise yaptığı sunumda rapor ile ilgili öne çıkan verileri ve bulguları paylaştı. Çağatay Özdoğru: “Türkiye kendi dinamiklerine sahip bir ekosistem haline geldi” Toplantıda konuşan ESAS Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup CEO’su Çağatay Özdoğru, raporun Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son yıllardaki gelişimini ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “ESAS olarak, sürdürülebilir büyümenin ve geleceği inşa etmenin yolunun alternatif yatırımlardan ve teknoloji odaklı girişim sermayesi ekosistemini desteklemekten geçtiğine inanıyoruz. Koç Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz KUES bünyesinde hazırlanan bu rapor, ekosistemimizin kat ettiği mesafeyi ve ulaştığı olgunluk düzeyini ortaya koyuyor. Türkiye artık tesadüfi ya da münferit başarı hikâyeleriyle anılan bir yapı olmaktan çıkarak, kendi dinamiklerine, güçlü bir bilgi birikimine ve yatırım kültürüne sahip bir ekosistem haline geldi. 2020-2022 yıllarında ulaşılan yüksek yatırım seviyelerinin ardından 2025 yılında daha dengeli bir görünüm oluşsa da bugün ulaşılan ölçek geçmiş dönemlerin önemli ölçüde üzerinde bulunuyor. İşlemlerin büyük bölümünü oluşturan erken aşama girişimler, ekosistemin en güçlü yönlerinden biri olmayı sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde girişimlerin büyüme ve ölçeklenme aşamalarında ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarının güçlendirilmesi, ekosistemin gelişimi açısından önem taşıyor. Yabancı yatırımcı ilgisinin artması ve yerli yatırımcıların uluslararası pazarlardaki faaliyetleri de Türkiye’nin küresel girişimcilik ağları içindeki konumunu destekliyor. Son 15 yılda uygulanan kamu politikaları, teşvikler ve üniversite-sanayi iş birlikleri de bu gelişimde önemli rol oynadı. ESAS olarak alternatif yatırımlara odaklanmayı, ekosistemin gelişimine katkı sunmayı ve Türkiye’nin teknoloji odaklı küresel rekabet gücünü destekleyecek adımlar atmayı sürdüreceğiz. Prof. Dr. Hakan Ürey: “KUES, akademi ile iş dünyasının ortak akıl ve ortak değer üretme kapasitesinin güçlü bir örneğidir” Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey ise girişimcilik ekosistemlerinin yalnızca sermaye ile değil; bilgi, araştırma, insan kaynağı ve güçlü iş birlikleriyle geliştiğine dikkat çekti. Ürey, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma yapan kurumlar değil, aynı zamanda girişimcileri, yatırımcıları ve fikirleri bir araya getiren ağların merkezinde yer alan stratejik aktörler olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bu rapor, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son 20 yıllık dönüşümünü ortaya koyarken, üniversitelerin girişimcilik ve inovasyon ekosistemindeki kritik rolünü de görünür kılıyor. Koç Üniversitesi ile ESAS iş birliğiyle kurulan KUES, akademi ile iş dünyasının ortak akıl ve ortak değer üretme kapasitesinin güçlü bir örneğidir. Merkezin daha ilk yılında ortaya koyduğu bu kapsamlı çalışma, yalnızca bugünü anlamamıza yardımcı olmuyor; aynı zamanda Türkiye’nin girişimcilik, teknoloji ve yatırım politikalarına yön verecek önemli bir referans kaynak oluşturuyor.” 11 Binden fazla yatırım işlemi analiz edildi PitchBook ve Startups.watch veri tabanlarından yararlanılarak hazırlanan rapor, 2006-2025 döneminde gerçekleşen 11 binden fazla yatırım işlemini, 5.800’den fazla girişimi ve 4.500’den fazla yatırımcıyı kapsıyor. Çalışma, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son 20 yıldaki gelişimini ve temel eğilimlerini veri odaklı bir yaklaşımla inceliyor. Rapora göre Türkiye girişim sermayesi ekosistemi son yıllarda istikrarlı bir büyüme gösterdi. Özellikle 2018 sonrasında yatırım işlem sayılarında belirgin artış yaşanırken, 2020-2022 dönemi yatırım tutarlarında tarihi seviyelere ulaşıldı. 2025 yılında daha dengeli bir görünüm öne çıksa da ekosistemin ulaştığı toplam hacim ve işlem ölçeği geçmiş dönemlerin üzerinde seyretmeye devam etti. Erken aşama girişimler ekosistemin temel gücünü oluşturuyor Rapora göre girişim sermayesi işlemlerinin yaklaşık %80’i tohum aşamasında gerçekleşirken, toplam yatırım hacminin yaklaşık %66’sı geç aşama yatırımlardan kaynaklanıyor. Bu tablo, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin en güçlü yönünün yeni girişimler üretme kapasitesi olduğunu, en önemli zorluğunun ise bu girişimlerin büyüme ve ölçeklenme süreçlerini finanse etmek olduğunu ortaya koyuyor. Sektörel dağılım incelendiğinde yazılım sektörü hem yatırım işlem sayısında hem de yatırım tutarında ilk sırada yer alıyor. Yazılımı perakende ve finans dışı hizmetler takip ederken, teknoloji yoğun sektörlerin yatırım çekme performansı dikkat çekiyor. Uluslararası bağlantılar güçleniyor Rapor, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin uluslararası yatırım ağlarıyla daha güçlü ilişkiler kurduğunu ortaya koyuyor. Gerçekleşen işlemlerin yüzde 75’i yerli yatırımcılar ile yerli girişimler arasında gerçekleşirken, yurt dışı bağlantılı yatırımlar daha yüksek işlem hacimleriyle öne çıkıyor. Yabancı yatırımcıların Türkiye merkezli girişimlere ilgisinin arttığı, yerli yatırımcıların da yurt dışındaki girişimlerde daha aktif rol almaya başladığı görülüyor. Özellikle yüksek tutarlı yatırımların ölçeklenme aşamasındaki şirketlerde yoğunlaştığı belirtiliyor. Coğrafi dağılım açısından İstanbul ekosistemin merkezi konumunu korurken, Ankara ikinci önemli merkez olarak öne çıkıyor. Raporda ayrıca bazı şehirlerin ekonomik büyüklüklerinin üzerinde bir girişimcilik performansı sergilediğine dikkat çekiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu Haber

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu

Soysal Eğitim ve Danışmanlık tarafından düzenlenen ve perakendeden e-ticarete, e-ihracattan AVM yönetimine, yapay zekâdan sosyal medya ve ödeme sistemlerine kadar sektöre yön veren tüm paydaşları bir araya getiren Perakende Günleri yoğun katılımla başladı. Etkinliğin ilk gününde, Bersay İletişim Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Arın Saydam moderatörlüğünde düzenlenen ortak basın toplantısı, sektörün önde gelen 8 sivil toplum kuruluşu temsilcilerini aynı masada buluşturdu. Toplantıda, son iki yılda hazır giyimin kan kaybettiğini, üretim gücünün zayıfladığını, yurt dışından gelen turistlerin harcamalarının azaldığını belirten Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel sözlerine şöyle devam etti: “Üyelerimizin büyük problemi kira artış oranları. Yapılan cironun içindeki indirimli satış oranı her ankette artıyor. Satışların yüzde 70-80'inin indirimli dönemde yapılmaya başlanması tedirgin edici bir durum. Maliyet kalemleri neden artıyor, buna ayrıca bakmak gerekiyor. Hazır giyim son iki yıllık periyotta kan kaybetti. Üretim gücümüz zayıfladı. Yurt dışı turist harcamalarında da sürekli bir azalış var; bu da tedirgin edici. Bu durum dövize karşı gelir kaybı olduğunu gösteriyor. Perakendeci TL üzerinden satış yaptığı için etkileniyor. Öte yandan perakende sektöründe yaşanan daralmanın alınacak kararlarla ve coğrafyamız sayesinde hızlı bir şekilde değişeceğine inanıyorum.” Öncel, 25 yıldır bu başarıyı aynı heyecanla tutkuyla sürdüren Suat Soysal’ın perakende vizyonuna katkıda bulunmasını sektör için büyük bir şans olarak adlandırıp, tüm Soysal Danışmanlık ekibine teşekkürlerini iletti. Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı ise, sektördeki durumu anlamak için perakendecilere, yatırımcılara ve tüketicilere ayrı ayrı bakmak gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: “Sene başında beklediğimiz toparlanma beklentisi maalesef 2027’ye kaydı. AYD olarak bizim bakış açımız çok net: Perakendeci ile AVM yatırımcısı birbirinin rakibi değil, iş ortağıdır. Perakende güçlü bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümü yönetmek için ihtiyacımız olan şey ortak akıldır. Sektörümüz önümüzdeki dönemde daha seçici bir büyüme sürecine girecek. Perakendeci ve yatırımcılar için sınırlı ancak doğru segmentlere odaklanan yatırımlar ve operasyonel disiplin ön plana çıkacak. Tüketici tarafında ise bir süre daha satın alma gücünün belirleyici olduğu bir dönem devam edecek. Bu süreçte başarılı olacak yapılar; müşteri deneyimini, veriyi ve dijital ile fiziksel dünyayı birlikte yönetebilen markalar ve alışveriş merkezleri olacak. Bu dönüşümün kalıcı olabilmesi, ancak adil ve dengeli bir sektör yapısıyla mümkündür.” Zincir Mağazalar Derneği (ZMD) Başkanı Serhan Tınastepe yaşanan uluslararası ve ulusal gelişmelerin iç talebi engellediğinden bahsetti ve sözlerine şöyle devam etti: “Sektörün gelir bacağı engellendi. Gider tarafında ise yaşanan yüksek enflasyon, kiralar, çalışan giderleri vb. para kazanmamızı olanaksız hale getiriyor. E-ticaret gelişmeye devam ediyor, ivmesi pandemi sonrasında da düşmedi, yüzde 20’leri geçen bir yükselişi var. Bunun sebebi perakende mağazacılığının gelişemiyor oluşu, mağaza açılmaması… Bu döngüyü kırmamız lazım. Eğer sektör büyümezse işsizlik çözülemez, ihracat bacağı çözülemez ve yabancı yatırımcı gelmez… Son 10 yıldır Türkiye’den marka çıkmıyor, çıkıp da 40-50 mağaza açmış bir mağaza yok, bu çok üzüntü verici bir durum… Enflasyon ve faiz konusunda gelişmekte olan ülkelerle aynı seviyeye gelirsek bu mümkün olabilir.” Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, ise gıda perakendesinin ülke ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda yaşanan gelişmelere rağmen gıda perakendesi kaliteli, güvenilir, erişilir fiyatla hizmet sunmaya devam ediyor. GPD olarak tüketici refahını artırma amacı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ancak gerek belediyeler gerekse mevzuat kaynaklı ek maliyetlere katlanıyoruz. Diğer yandan BM verilerine göre gıdanın 3’te biri kaybediliyor. Bu da 23 milyon tona denk geliyor. Bu önemli ve büyük bir sorun. Tüm zinciri veriye dayalı ve şeffaf yönetmenin gerekliliğine inanıyor; gıda güvenliği ve kaybı için izlenebilirliğin şart olduğunu düşünüyoruz. Tüm sektör için yapıcı diyalogla birlikte hareket etmenin altını çiziyoruz.” Taklitle Mücadele Derneği (TMD) Başkan Yardımcısı Av. Vehbi Kahveci, Türkiye’de taklit markalar pazarının büyüklüğünün 3 milyar dolar olduğunu ve Türkiye’nin dünyada Çin’den sonra ikinci sırada bulunduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Bu pazarın yüzde 5’i ancak yakalanabiliyor. İthalata konulan vergiler taklidi en çok artıran unsur. Gümrük, polis ve jandarmanın katkısıyla bunu önlemeye çalışıyoruz. Uluslararası platformlarda Kapalı Çarşı en çok bilinen değerimiz. Kapalı Çarşı’nın itibarını düzeltip, ‘Türk Malı’nın orijinal olduğunu vurgulamamız lazım. Öte yandan ülkemizde yaşayıp daha sonra kendi ülkelerine dönenler, ‘Türk Malı’ ürünleri deneyimledikleri için oralarda bizim markalarımızın mağazalarını açıyorlar. Dünya’nın pek çok yerinde de ‘Türk Malı’ tescil yapar hale geldi…” Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz, 25 yıldır Perakende Günleri’ni sürdürülebilir kıldığı için Soysal Danışmanlık’a teşekkürlerini ileterek sözlerine şöyle devam etti: “Susuzluk geliyor, alternatif gıdalar bulmak lazım, küresel değişimler mevcut. Ülkenin kendi kendine yetmesi bir güvenlik meselesi ve savunma sanayii kadar önemli. Öncelikli yatırımların bu alanda yapılmasına olanak tanınması lazım. Öte yandan büyük bir gıda enflasyonu da var ama ülkemizin potansiyeli yüksek, ilişkilerimizi doğru kullanarak, güzel gelişmeler yaşanabilir.” Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer ise yeme içme sektörünün boynu bükük diyerek, görüşlerini şöyle ifade etti: “2 milyon istihdamımız var. Turizm içinde gastronominin payı yüzde 20. 200 marka, 3 bin 500 işletme ve 1 trilyon lira ile varlığımızı sürdürüyoruz. Ancak 2-3 yıldır artan hammadde maliyetleri, tarihi rekorla artan çalışan maliyetleri ile mücadele ediyoruz. Kısa süreli yurt dışına tatile giden vatandaşlarımızın sayısı da harcadığı para da yüksek. Ülkemize gelen ziyaretçilerin kalma süresi ise daha uzun ama sağladığı gelir daha az. Bu denklem oldukça üzücü. Asıl önemli olan yaz mevsimi geldi. En azından vergisel avantajlar sağlanmasına ve körfez ülkelerinden, BAE’den gelecek firmalarla yeni fırsatlar yaratmanın önemine dikkat çekmek istiyoruz.” Tüm Restorancılar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Genel Başkan Yardımcısı Ünal Dölek de Dünyanın bir denge problemi yaşadığından bahsetti ve şunları ifade etti: “Ciro - kira dengesi, işçilik, kiralar vb. sorunları yönetmekte zorlanıyoruz. Vasıflı eleman bulmak sıkıntılı bir durum oldu. Ayrıca sektörümüzün bahşiş sıkıntısı var. Kredi kartı ile ödemeler çoğunlukta olduğu için bahşiş alamıyoruz. 2000’lerden sonra yaşanan zorlukların, krizlerin, salgınların ve teknolojik gelişmelerin değiştirdiği dönemin geçiş sancılarını yaşıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğan Holding'den Yılın İlk Çeyreğinde Güçlü Finansal Performans Haber

Doğan Holding'den Yılın İlk Çeyreğinde Güçlü Finansal Performans

Finans segmenti hariç FAVÖK marjını 7 puanlık güçlü bir artışla yüzde 11’e yükselten Doğan Holding, Net Aktif Değerini 3 milyar ABD dolarına ulaştırdı, dönemi ise 334 milyon TL net kâr ile tamamladı. 2026 yılına güçlü bir operasyonel ve finansal performansla başladıklarını vurgulayan Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “2030 yılı için belirlediğimiz 4,5 milyar ABD doları Net Aktif Değer hedefimize odaklı bir şekilde değer yaratmaya devam ediyoruz.” Doğan Holding, 2026 yılının ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Stratejik odak alanlarındaki güçlü performansı ve artan operasyonel verimliliği sayesinde yıla güçlü bir başlangıç yapan Doğan Holding, Net Aktif Değerini (NAD) yılın başından itibaren yüzde 6, yıllık bazda ise yüzde 20 artırarak 3 milyar ABD dolarına ulaştırdı. Solo net nakit pozisyonunu, 633 milyon ABD doları ile 2025 yılsonuna yakın bir seviyede koruyan Holding, ilk çeyrekte 23,9 milyar TL gelir elde etti. Finans segmenti hariç FAVÖK’ünü geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 142 artışla 2,6 milyar TL’ye taşıyan Doğan Holding, 2026’nın ilk çeyreğinde 334 milyon TL net kâr elde etti. Çağlar Göğüş: Portföyümüzdeki payı artan stratejik alanlarımız, büyümemizin ana kaynağı oldu. Sonuçları değerlendiren Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “Mart ayında artan jeopolitik hareketlilik ve bölgesel gerilimlere rağmen, 2026 yılına güçlü bir operasyonel ve finansal performansla başladık. Yılın ilk çeyreği itibarıyla gelir ve FAVÖK kompozisyonumuzun daha güçlü, dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. Portföyümüzdeki yeniden yapılandırma adımlarımız güçlü sonuçlar veriyor. Özellikle stratejik odak alanlarımızın net aktif değerimiz içerisindeki ağırlığının artmasıyla birlikte, Holding’in operasyonel dayanıklılığı ve kârlılık kalitesi her geçen çeyrek daha da güçleniyor. Bu doğrultuda, stratejik odak alanlarımız olan yenilenebilir enerji, madencilik ve finansal hizmetlerin toplam Net Aktif Değerimiz içindeki payı, geçen yılın aynı dönemine göre 10 puanlık bir artışla yüzde 54’e yükseldi. Ayrıca; maliyet yönetimindeki disiplinli duruşumuzun marjlarımızı desteklemesiyle, finans segmenti hariç FAVÖK marjımızın yüzde 11’e ulaşmasından memnuniyet duyuyoruz.” dedi. Çağlar Göğüş, stratejik iş kollarındaki gelişmeleri şöyle özetledi: “Madencilik segmentimiz, yeniden yapılandırdığımız Gümüştaş Madencilik’in ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 141’lik gelir büyümesi ve yüzde 58 gibi yüksek bir FAVÖK marjı kaydetmesiyle değer yaratımının itici gücü oldu. Finansal hizmetlerde Hepiyi Sigorta’nın Yönetilen Portföy Büyüklüğü (YPB) geçen yıla göre %50 artışla 818 milyon ABD dolarına ulaştı. Hepiyi Sigorta, kasko pazar payını yıllık 180 baz puan artırarak sektördeki konumunu güçlendirdi ve büyümesini sürdürdü. Stratejik odak alanlarımızdan biri olan yenilenebilir enerji sektörünün güçlü temsilcisi Galata Wind ise ilk çeyrekte büyüme hedeflerine bağlılılığını sürdürerek elektrik üretimini yıllık bazda %38 artırdı.” Doğan Holding hisselerine yatırımcı güveni devam etti Doğan Holding’in 2026’nın ilk çeyreğindeki performansı, Borsa İstanbul’daki yatırımcı profiline de yansıdı. Holding, yılın başından bu yana yüzde 14 getiri kaydeden BIST-100 Endeksi’ne kıyasla 4 puanlık endeks üstü performansla yüzde 18 getiri sağladı. Holding endeksine göre kıyaslandığında ise fark 22 puana çıktı. Holding’in halka açık kısmındaki yabancı yatırımcı payı da Mart 2026 sonu itibarıyla yıllık bazda 4 puan artışla yüzde 24’e yükseldi. Bu artışın; stratejilerin hayata geçirilmesindeki disiplin, kamuyu aydınlatmadaki şeffaflık ve güçlü kurumsal yönetişime verilen kararlı bağlılık sayesinde Doğan Holding’e duyulan güvenin arttığını yansıttığı vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.