Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yabancı Yatırımcı

Kapsül Haber Ajansı - Yabancı Yatırımcı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yabancı Yatırımcı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dubai Emlak Piyasasında ‘Barış’ Dopingi! Haber

Dubai Emlak Piyasasında ‘Barış’ Dopingi!

ABD ile İran arasında gerginliği bitiren resmi imzaların atılması, Orta Doğu’daki ekonomik dengeleri de değiştirmeye başladı. Bölgede son aylarda yaşanan çatışmalara ve savaş korkusuna rağmen Dubai emlak piyasasına olan ilgi hiç azalmamış, şehir gücünü korumuştu. Güvenlik korkularının yerini huzura bırakmasıyla birlikte, bölgedeki konut ve iş yeri satışlarının önümüzdeki günlerde daha da hızlanacağı bekleniyor. 'Her zaman güvenli liman' Bölgedeki gelişmeler hakkında bilgi veren Parcel Estates’in CEO’su Özden Çimen, Dubai’nin kriz dönemlerinde bile dünyadaki yerini koruduğunu, barış ortamının ise bu gücü katlayacağını belirterek "Para her zaman huzurlu ve kuralları net olan yerlere gider. Bölgede bir süredir devam eden çatışmalara rağmen Dubai’ye olan yabancı yatırımcı ilgisi zaten hiç azalmamış, pazar gücünü korumuştu. Ancak bu gerginlik bazı alıcılar üzerinde 'bekleyelim, önümüzü görelim' havası yaratıyordu. Şimdi atılan bu imzalarla korkular tamamen bitti. Dubai’ye olan güven pekiştiği için, bekleyen yatırımcılar da harekete geçecek ve uzun vadeli konut yatırımları çok daha büyük bir hızla artacaktır" dedi. 'Türkler için en güçlü rota' Türk yatırımcıların yurt dışından ev alırken en çok Dubai’yi tercih ettiğini hatırlatan Çimen, "Kira getirisinin yüksek olması ve işlemlerin çok hızlı bitmesi, insanları zaten buraya çekiyordu. Bölgedeki barış havası bu ilgiyi iyice artırdı. Ev alma ve kiraya verme süreçlerinin tamamen internet üzerinden, şeffaf bir şekilde yapılması büyük bir kolaylık. Yeni dönemde özellikle lüks evlere, büyük villa projelerine olan talebin çok daha düzenli şekilde artmasını bekliyoruz" diye konuştu. Yüzde 364’lük artış Dubai’de son dönemde Türk vatandaşlarının arsa yatırımlarındaki artışa dikkat çeken Çimen, "2024 yılında, Türk yatırımcılar tarafından Dubai’de satın alınan arsaların toplam değeri 22 milyar dolar olarak kaydedilirken; bu rakam, 2020 yılına kıyasla çarpıcı bir şekilde yüzde 364’lük bir artışa işaret ediyordu" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai Emlak Piyasasında Barış’ Dopingi! Haber

Dubai Emlak Piyasasında Barış’ Dopingi!

Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, "Savaş korkusuna rağmen Dubai’ye olan ilgi zaten hiç düşmemişti. Şimdi bu huzur ortamıyla birlikte talep daha da artacak, yatırımcı önünü çok daha rahat görecek" dedi. ABD ile İran arasında gerginliği bitiren resmi imzaların atılması, Orta Doğu’daki ekonomik dengeleri de değiştirmeye başladı. Bölgede son aylarda yaşanan çatışmalara ve savaş korkusuna rağmen Dubai emlak piyasasına olan ilgi hiç azalmamış, şehir gücünü korumuştu. Güvenlik korkularının yerini huzura bırakmasıyla birlikte, bölgedeki konut ve iş yeri satışlarının önümüzdeki günlerde daha da hızlanacağı bekleniyor. 'Her zaman güvenli liman' Bölgedeki gelişmeler hakkında bilgi veren Parcel Estates’in CEO’su Özden Çimen, Dubai’nin kriz dönemlerinde bile dünyadaki yerini koruduğunu, barış ortamının ise bu gücü katlayacağını belirterek "Para her zaman huzurlu ve kuralları net olan yerlere gider. Bölgede bir süredir devam eden çatışmalara rağmen Dubai’ye olan yabancı yatırımcı ilgisi zaten hiç azalmamış, pazar gücünü korumuştu. Ancak bu gerginlik bazı alıcılar üzerinde 'bekleyelim, önümüzü görelim' havası yaratıyordu. Şimdi atılan bu imzalarla korkular tamamen bitti. Dubai’ye olan güven pekiştiği için, bekleyen yatırımcılar da harekete geçecek ve uzun vadeli konut yatırımları çok daha büyük bir hızla artacaktır" dedi. 'Türkler için en güçlü rota' Türk yatırımcıların yurt dışından ev alırken en çok Dubai’yi tercih ettiğini hatırlatan Çimen, "Kira getirisinin yüksek olması ve işlemlerin çok hızlı bitmesi, insanları zaten buraya çekiyordu. Bölgedeki barış havası bu ilgiyi iyice artırdı. Ev alma ve kiraya verme süreçlerinin tamamen internet üzerinden, şeffaf bir şekilde yapılması büyük bir kolaylık. Yeni dönemde özellikle lüks evlere, büyük villa projelerine olan talebin çok daha düzenli şekilde artmasını bekliyoruz" diye konuştu. Yüzde 364’lük artış Dubai’de son dönemde Türk vatandaşlarının arsa yatırımlarındaki artışa dikkat çeken Çimen, "2024 yılında, Türk yatırımcılar tarafından Dubai’de satın alınan arsaların toplam değeri 22 milyar dolar olarak kaydedilirken; bu rakam, 2020 yılına kıyasla çarpıcı bir şekilde yüzde 364’lük bir artışa işaret ediyordu" ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Girişim Sermayesi Ekosisteminin 20 Yıllık Karnesi Açıklandı Haber

Türkiye Girişim Sermayesi Ekosisteminin 20 Yıllık Karnesi Açıklandı

Koç Üniversitesi – ESAS Holding Alternatif Yatırımlar Merkezi (KUES) tarafından hazırlanan “Türkiye Girişim Sermayesi Ekosistemi Raporu”, 18 Haziran’da düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı. ESAS Plaza Hubitat’ta gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin mevcut görünümü, yatırım eğilimleri, sektörel dağılımı ve gelişim alanlarına ilişkin rapor bulguları değerlendirildi. Etkinliğe T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu katılırken; ESAS Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup CEO’su Çağatay Özdoğru ile Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey toplantının açılış konuşmalarını gerçekleştirdiler. KUES Akademik Direktörü Doç. Dr. Uğur Çelikyurt ise yaptığı sunumda rapor ile ilgili öne çıkan verileri ve bulguları paylaştı. Çağatay Özdoğru: “Türkiye kendi dinamiklerine sahip bir ekosistem haline geldi” Toplantıda konuşan ESAS Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup CEO’su Çağatay Özdoğru, raporun Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son yıllardaki gelişimini ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “ESAS olarak, sürdürülebilir büyümenin ve geleceği inşa etmenin yolunun alternatif yatırımlardan ve teknoloji odaklı girişim sermayesi ekosistemini desteklemekten geçtiğine inanıyoruz. Koç Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz KUES bünyesinde hazırlanan bu rapor, ekosistemimizin kat ettiği mesafeyi ve ulaştığı olgunluk düzeyini ortaya koyuyor. Türkiye artık tesadüfi ya da münferit başarı hikâyeleriyle anılan bir yapı olmaktan çıkarak, kendi dinamiklerine, güçlü bir bilgi birikimine ve yatırım kültürüne sahip bir ekosistem haline geldi. 2020-2022 yıllarında ulaşılan yüksek yatırım seviyelerinin ardından 2025 yılında daha dengeli bir görünüm oluşsa da bugün ulaşılan ölçek geçmiş dönemlerin önemli ölçüde üzerinde bulunuyor. İşlemlerin büyük bölümünü oluşturan erken aşama girişimler, ekosistemin en güçlü yönlerinden biri olmayı sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde girişimlerin büyüme ve ölçeklenme aşamalarında ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarının güçlendirilmesi, ekosistemin gelişimi açısından önem taşıyor. Yabancı yatırımcı ilgisinin artması ve yerli yatırımcıların uluslararası pazarlardaki faaliyetleri de Türkiye’nin küresel girişimcilik ağları içindeki konumunu destekliyor. Son 15 yılda uygulanan kamu politikaları, teşvikler ve üniversite-sanayi iş birlikleri de bu gelişimde önemli rol oynadı. ESAS olarak alternatif yatırımlara odaklanmayı, ekosistemin gelişimine katkı sunmayı ve Türkiye’nin teknoloji odaklı küresel rekabet gücünü destekleyecek adımlar atmayı sürdüreceğiz. Prof. Dr. Hakan Ürey: “KUES, akademi ile iş dünyasının ortak akıl ve ortak değer üretme kapasitesinin güçlü bir örneğidir” Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey ise girişimcilik ekosistemlerinin yalnızca sermaye ile değil; bilgi, araştırma, insan kaynağı ve güçlü iş birlikleriyle geliştiğine dikkat çekti. Ürey, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma yapan kurumlar değil, aynı zamanda girişimcileri, yatırımcıları ve fikirleri bir araya getiren ağların merkezinde yer alan stratejik aktörler olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bu rapor, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son 20 yıllık dönüşümünü ortaya koyarken, üniversitelerin girişimcilik ve inovasyon ekosistemindeki kritik rolünü de görünür kılıyor. Koç Üniversitesi ile ESAS iş birliğiyle kurulan KUES, akademi ile iş dünyasının ortak akıl ve ortak değer üretme kapasitesinin güçlü bir örneğidir. Merkezin daha ilk yılında ortaya koyduğu bu kapsamlı çalışma, yalnızca bugünü anlamamıza yardımcı olmuyor; aynı zamanda Türkiye’nin girişimcilik, teknoloji ve yatırım politikalarına yön verecek önemli bir referans kaynak oluşturuyor.” 11 Binden fazla yatırım işlemi analiz edildi PitchBook ve Startups.watch veri tabanlarından yararlanılarak hazırlanan rapor, 2006-2025 döneminde gerçekleşen 11 binden fazla yatırım işlemini, 5.800’den fazla girişimi ve 4.500’den fazla yatırımcıyı kapsıyor. Çalışma, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son 20 yıldaki gelişimini ve temel eğilimlerini veri odaklı bir yaklaşımla inceliyor. Rapora göre Türkiye girişim sermayesi ekosistemi son yıllarda istikrarlı bir büyüme gösterdi. Özellikle 2018 sonrasında yatırım işlem sayılarında belirgin artış yaşanırken, 2020-2022 dönemi yatırım tutarlarında tarihi seviyelere ulaşıldı. 2025 yılında daha dengeli bir görünüm öne çıksa da ekosistemin ulaştığı toplam hacim ve işlem ölçeği geçmiş dönemlerin üzerinde seyretmeye devam etti. Erken aşama girişimler ekosistemin temel gücünü oluşturuyor Rapora göre girişim sermayesi işlemlerinin yaklaşık %80’i tohum aşamasında gerçekleşirken, toplam yatırım hacminin yaklaşık %66’sı geç aşama yatırımlardan kaynaklanıyor. Bu tablo, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin en güçlü yönünün yeni girişimler üretme kapasitesi olduğunu, en önemli zorluğunun ise bu girişimlerin büyüme ve ölçeklenme süreçlerini finanse etmek olduğunu ortaya koyuyor. Sektörel dağılım incelendiğinde yazılım sektörü hem yatırım işlem sayısında hem de yatırım tutarında ilk sırada yer alıyor. Yazılımı perakende ve finans dışı hizmetler takip ederken, teknoloji yoğun sektörlerin yatırım çekme performansı dikkat çekiyor. Uluslararası bağlantılar güçleniyor Rapor, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin uluslararası yatırım ağlarıyla daha güçlü ilişkiler kurduğunu ortaya koyuyor. Gerçekleşen işlemlerin yüzde 75’i yerli yatırımcılar ile yerli girişimler arasında gerçekleşirken, yurt dışı bağlantılı yatırımlar daha yüksek işlem hacimleriyle öne çıkıyor. Yabancı yatırımcıların Türkiye merkezli girişimlere ilgisinin arttığı, yerli yatırımcıların da yurt dışındaki girişimlerde daha aktif rol almaya başladığı görülüyor. Özellikle yüksek tutarlı yatırımların ölçeklenme aşamasındaki şirketlerde yoğunlaştığı belirtiliyor. Coğrafi dağılım açısından İstanbul ekosistemin merkezi konumunu korurken, Ankara ikinci önemli merkez olarak öne çıkıyor. Raporda ayrıca bazı şehirlerin ekonomik büyüklüklerinin üzerinde bir girişimcilik performansı sergilediğine dikkat çekiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu Haber

Perakende Sektörünün Geleceği İçin "Ortak Akıl" Vurgusu

Soysal Eğitim ve Danışmanlık tarafından düzenlenen ve perakendeden e-ticarete, e-ihracattan AVM yönetimine, yapay zekâdan sosyal medya ve ödeme sistemlerine kadar sektöre yön veren tüm paydaşları bir araya getiren Perakende Günleri yoğun katılımla başladı. Etkinliğin ilk gününde, Bersay İletişim Danışmanlığı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Arın Saydam moderatörlüğünde düzenlenen ortak basın toplantısı, sektörün önde gelen 8 sivil toplum kuruluşu temsilcilerini aynı masada buluşturdu. Toplantıda, son iki yılda hazır giyimin kan kaybettiğini, üretim gücünün zayıfladığını, yurt dışından gelen turistlerin harcamalarının azaldığını belirten Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel sözlerine şöyle devam etti: “Üyelerimizin büyük problemi kira artış oranları. Yapılan cironun içindeki indirimli satış oranı her ankette artıyor. Satışların yüzde 70-80'inin indirimli dönemde yapılmaya başlanması tedirgin edici bir durum. Maliyet kalemleri neden artıyor, buna ayrıca bakmak gerekiyor. Hazır giyim son iki yıllık periyotta kan kaybetti. Üretim gücümüz zayıfladı. Yurt dışı turist harcamalarında da sürekli bir azalış var; bu da tedirgin edici. Bu durum dövize karşı gelir kaybı olduğunu gösteriyor. Perakendeci TL üzerinden satış yaptığı için etkileniyor. Öte yandan perakende sektöründe yaşanan daralmanın alınacak kararlarla ve coğrafyamız sayesinde hızlı bir şekilde değişeceğine inanıyorum.” Öncel, 25 yıldır bu başarıyı aynı heyecanla tutkuyla sürdüren Suat Soysal’ın perakende vizyonuna katkıda bulunmasını sektör için büyük bir şans olarak adlandırıp, tüm Soysal Danışmanlık ekibine teşekkürlerini iletti. Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı ise, sektördeki durumu anlamak için perakendecilere, yatırımcılara ve tüketicilere ayrı ayrı bakmak gerektiğini vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: “Sene başında beklediğimiz toparlanma beklentisi maalesef 2027’ye kaydı. AYD olarak bizim bakış açımız çok net: Perakendeci ile AVM yatırımcısı birbirinin rakibi değil, iş ortağıdır. Perakende güçlü bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümü yönetmek için ihtiyacımız olan şey ortak akıldır. Sektörümüz önümüzdeki dönemde daha seçici bir büyüme sürecine girecek. Perakendeci ve yatırımcılar için sınırlı ancak doğru segmentlere odaklanan yatırımlar ve operasyonel disiplin ön plana çıkacak. Tüketici tarafında ise bir süre daha satın alma gücünün belirleyici olduğu bir dönem devam edecek. Bu süreçte başarılı olacak yapılar; müşteri deneyimini, veriyi ve dijital ile fiziksel dünyayı birlikte yönetebilen markalar ve alışveriş merkezleri olacak. Bu dönüşümün kalıcı olabilmesi, ancak adil ve dengeli bir sektör yapısıyla mümkündür.” Zincir Mağazalar Derneği (ZMD) Başkanı Serhan Tınastepe yaşanan uluslararası ve ulusal gelişmelerin iç talebi engellediğinden bahsetti ve sözlerine şöyle devam etti: “Sektörün gelir bacağı engellendi. Gider tarafında ise yaşanan yüksek enflasyon, kiralar, çalışan giderleri vb. para kazanmamızı olanaksız hale getiriyor. E-ticaret gelişmeye devam ediyor, ivmesi pandemi sonrasında da düşmedi, yüzde 20’leri geçen bir yükselişi var. Bunun sebebi perakende mağazacılığının gelişemiyor oluşu, mağaza açılmaması… Bu döngüyü kırmamız lazım. Eğer sektör büyümezse işsizlik çözülemez, ihracat bacağı çözülemez ve yabancı yatırımcı gelmez… Son 10 yıldır Türkiye’den marka çıkmıyor, çıkıp da 40-50 mağaza açmış bir mağaza yok, bu çok üzüntü verici bir durum… Enflasyon ve faiz konusunda gelişmekte olan ülkelerle aynı seviyeye gelirsek bu mümkün olabilir.” Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, ise gıda perakendesinin ülke ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda yaşanan gelişmelere rağmen gıda perakendesi kaliteli, güvenilir, erişilir fiyatla hizmet sunmaya devam ediyor. GPD olarak tüketici refahını artırma amacı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ancak gerek belediyeler gerekse mevzuat kaynaklı ek maliyetlere katlanıyoruz. Diğer yandan BM verilerine göre gıdanın 3’te biri kaybediliyor. Bu da 23 milyon tona denk geliyor. Bu önemli ve büyük bir sorun. Tüm zinciri veriye dayalı ve şeffaf yönetmenin gerekliliğine inanıyor; gıda güvenliği ve kaybı için izlenebilirliğin şart olduğunu düşünüyoruz. Tüm sektör için yapıcı diyalogla birlikte hareket etmenin altını çiziyoruz.” Taklitle Mücadele Derneği (TMD) Başkan Yardımcısı Av. Vehbi Kahveci, Türkiye’de taklit markalar pazarının büyüklüğünün 3 milyar dolar olduğunu ve Türkiye’nin dünyada Çin’den sonra ikinci sırada bulunduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Bu pazarın yüzde 5’i ancak yakalanabiliyor. İthalata konulan vergiler taklidi en çok artıran unsur. Gümrük, polis ve jandarmanın katkısıyla bunu önlemeye çalışıyoruz. Uluslararası platformlarda Kapalı Çarşı en çok bilinen değerimiz. Kapalı Çarşı’nın itibarını düzeltip, ‘Türk Malı’nın orijinal olduğunu vurgulamamız lazım. Öte yandan ülkemizde yaşayıp daha sonra kendi ülkelerine dönenler, ‘Türk Malı’ ürünleri deneyimledikleri için oralarda bizim markalarımızın mağazalarını açıyorlar. Dünya’nın pek çok yerinde de ‘Türk Malı’ tescil yapar hale geldi…” Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz, 25 yıldır Perakende Günleri’ni sürdürülebilir kıldığı için Soysal Danışmanlık’a teşekkürlerini ileterek sözlerine şöyle devam etti: “Susuzluk geliyor, alternatif gıdalar bulmak lazım, küresel değişimler mevcut. Ülkenin kendi kendine yetmesi bir güvenlik meselesi ve savunma sanayii kadar önemli. Öncelikli yatırımların bu alanda yapılmasına olanak tanınması lazım. Öte yandan büyük bir gıda enflasyonu da var ama ülkemizin potansiyeli yüksek, ilişkilerimizi doğru kullanarak, güzel gelişmeler yaşanabilir.” Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer ise yeme içme sektörünün boynu bükük diyerek, görüşlerini şöyle ifade etti: “2 milyon istihdamımız var. Turizm içinde gastronominin payı yüzde 20. 200 marka, 3 bin 500 işletme ve 1 trilyon lira ile varlığımızı sürdürüyoruz. Ancak 2-3 yıldır artan hammadde maliyetleri, tarihi rekorla artan çalışan maliyetleri ile mücadele ediyoruz. Kısa süreli yurt dışına tatile giden vatandaşlarımızın sayısı da harcadığı para da yüksek. Ülkemize gelen ziyaretçilerin kalma süresi ise daha uzun ama sağladığı gelir daha az. Bu denklem oldukça üzücü. Asıl önemli olan yaz mevsimi geldi. En azından vergisel avantajlar sağlanmasına ve körfez ülkelerinden, BAE’den gelecek firmalarla yeni fırsatlar yaratmanın önemine dikkat çekmek istiyoruz.” Tüm Restorancılar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Genel Başkan Yardımcısı Ünal Dölek de Dünyanın bir denge problemi yaşadığından bahsetti ve şunları ifade etti: “Ciro - kira dengesi, işçilik, kiralar vb. sorunları yönetmekte zorlanıyoruz. Vasıflı eleman bulmak sıkıntılı bir durum oldu. Ayrıca sektörümüzün bahşiş sıkıntısı var. Kredi kartı ile ödemeler çoğunlukta olduğu için bahşiş alamıyoruz. 2000’lerden sonra yaşanan zorlukların, krizlerin, salgınların ve teknolojik gelişmelerin değiştirdiği dönemin geçiş sancılarını yaşıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğan Holding'den Yılın İlk Çeyreğinde Güçlü Finansal Performans Haber

Doğan Holding'den Yılın İlk Çeyreğinde Güçlü Finansal Performans

Finans segmenti hariç FAVÖK marjını 7 puanlık güçlü bir artışla yüzde 11’e yükselten Doğan Holding, Net Aktif Değerini 3 milyar ABD dolarına ulaştırdı, dönemi ise 334 milyon TL net kâr ile tamamladı. 2026 yılına güçlü bir operasyonel ve finansal performansla başladıklarını vurgulayan Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “2030 yılı için belirlediğimiz 4,5 milyar ABD doları Net Aktif Değer hedefimize odaklı bir şekilde değer yaratmaya devam ediyoruz.” Doğan Holding, 2026 yılının ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Stratejik odak alanlarındaki güçlü performansı ve artan operasyonel verimliliği sayesinde yıla güçlü bir başlangıç yapan Doğan Holding, Net Aktif Değerini (NAD) yılın başından itibaren yüzde 6, yıllık bazda ise yüzde 20 artırarak 3 milyar ABD dolarına ulaştırdı. Solo net nakit pozisyonunu, 633 milyon ABD doları ile 2025 yılsonuna yakın bir seviyede koruyan Holding, ilk çeyrekte 23,9 milyar TL gelir elde etti. Finans segmenti hariç FAVÖK’ünü geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 142 artışla 2,6 milyar TL’ye taşıyan Doğan Holding, 2026’nın ilk çeyreğinde 334 milyon TL net kâr elde etti. Çağlar Göğüş: Portföyümüzdeki payı artan stratejik alanlarımız, büyümemizin ana kaynağı oldu. Sonuçları değerlendiren Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “Mart ayında artan jeopolitik hareketlilik ve bölgesel gerilimlere rağmen, 2026 yılına güçlü bir operasyonel ve finansal performansla başladık. Yılın ilk çeyreği itibarıyla gelir ve FAVÖK kompozisyonumuzun daha güçlü, dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. Portföyümüzdeki yeniden yapılandırma adımlarımız güçlü sonuçlar veriyor. Özellikle stratejik odak alanlarımızın net aktif değerimiz içerisindeki ağırlığının artmasıyla birlikte, Holding’in operasyonel dayanıklılığı ve kârlılık kalitesi her geçen çeyrek daha da güçleniyor. Bu doğrultuda, stratejik odak alanlarımız olan yenilenebilir enerji, madencilik ve finansal hizmetlerin toplam Net Aktif Değerimiz içindeki payı, geçen yılın aynı dönemine göre 10 puanlık bir artışla yüzde 54’e yükseldi. Ayrıca; maliyet yönetimindeki disiplinli duruşumuzun marjlarımızı desteklemesiyle, finans segmenti hariç FAVÖK marjımızın yüzde 11’e ulaşmasından memnuniyet duyuyoruz.” dedi. Çağlar Göğüş, stratejik iş kollarındaki gelişmeleri şöyle özetledi: “Madencilik segmentimiz, yeniden yapılandırdığımız Gümüştaş Madencilik’in ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 141’lik gelir büyümesi ve yüzde 58 gibi yüksek bir FAVÖK marjı kaydetmesiyle değer yaratımının itici gücü oldu. Finansal hizmetlerde Hepiyi Sigorta’nın Yönetilen Portföy Büyüklüğü (YPB) geçen yıla göre %50 artışla 818 milyon ABD dolarına ulaştı. Hepiyi Sigorta, kasko pazar payını yıllık 180 baz puan artırarak sektördeki konumunu güçlendirdi ve büyümesini sürdürdü. Stratejik odak alanlarımızdan biri olan yenilenebilir enerji sektörünün güçlü temsilcisi Galata Wind ise ilk çeyrekte büyüme hedeflerine bağlılılığını sürdürerek elektrik üretimini yıllık bazda %38 artırdı.” Doğan Holding hisselerine yatırımcı güveni devam etti Doğan Holding’in 2026’nın ilk çeyreğindeki performansı, Borsa İstanbul’daki yatırımcı profiline de yansıdı. Holding, yılın başından bu yana yüzde 14 getiri kaydeden BIST-100 Endeksi’ne kıyasla 4 puanlık endeks üstü performansla yüzde 18 getiri sağladı. Holding endeksine göre kıyaslandığında ise fark 22 puana çıktı. Holding’in halka açık kısmındaki yabancı yatırımcı payı da Mart 2026 sonu itibarıyla yıllık bazda 4 puan artışla yüzde 24’e yükseldi. Bu artışın; stratejilerin hayata geçirilmesindeki disiplin, kamuyu aydınlatmadaki şeffaflık ve güçlü kurumsal yönetişime verilen kararlı bağlılık sayesinde Doğan Holding’e duyulan güvenin arttığını yansıttığı vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai Yatırımcısı Türkiye’ye Yöneldi, Sahada Yatırımcı Hareketliliği Başladı Haber

Dubai Yatırımcısı Türkiye’ye Yöneldi, Sahada Yatırımcı Hareketliliği Başladı

Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler, yatırımcı tercihlerini yeniden şekillendirdi. Benzer dönemlerde sermaye hareketliliği olağan bir tablo olsa da bu kez değişim çok daha belirgin hissediliyor. Özellikle gayrimenkul tarafında, sahaya doğrudan yansıyan bir canlılık dikkat çekiyor. İstanbul’da son dönemde otellerdeki doluluk, artan görüşme talepleri ve yatırım odaklı temaslar bu tabloyu destekliyor. MARS International Real Estate Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Bucak, sahadaki değişimi şöyle anlatıyor: “Ortadoğu’daki gelişmeler yatırımcı tarafında çok net bir refleks yarattı. Özellikle Körfez yatırımcısının yeniden Türkiye’ye dönüp baktığını görüyoruz. Bu sadece genel bir ilgi değil, sahada birebir karşılığı olan bir hareket. Bizim tarafta da bunu çok net hissediyoruz. Körfez bölgesinden İstanbul’da yönettiğimiz projelere gelen talepte yüzde 60’a varan bir artış var. Bu, son dönemde sahada gördüğümüz en somut veri. Türkiye’ye yabancı yatırımcı ilgisi aslında birkaç yıl önce zirveye çıkmıştı. 2022’de yabancıya konut satışı yaklaşık 67 bin seviyelerine ulaşmıştı. Ancak 2023 sonrası dönemde bu rakam 20 bin bandına kadar geriledi. Bu düşüş yatırımcı güveninin çok hızlı oluşabildiği gibi aynı hızla kaybolabildiğinin önemli bir göstergesi. İlgi yeniden artıyor ama kalıcı olması bize bağlı Bugün geldiğimiz noktada tablo tekrar değişiyor. Ortadoğu’daki gelişmelerle birlikte yatırımcı yeniden alternatiflere bakıyor ve Türkiye tekrar gündeme giriyor. Ama burada kritik konu bu ilginin kalıcı olup olmayacağıdır. Bunun cevabı tamamen bizim atacağımız adımlara bağlı. Ne yapılmalı? Esasında yatırımcının beklentileri çok karmaşık değil. Ne istediğini biliyor. Bizim de buna göre hareket etmemiz gerekiyor. Süreçleri sadeleştirmek ve güveni gerçekten hissettirmek gerekiyor Yabancı yatırımcı için en kritik konu hız ve güven. Sürecin uzaması ya da belirsiz olması direkt kararını etkiliyor. Özellikle inşaat halindeki projelerde ‘param nerede duruyor, nasıl korunuyor’ sorusuna net cevap istiyor. Bu yüzden escrow benzeri finansal güvence sistemlerinin daha yaygın hale gelmesi önemli. Bu tarz mekanizmalar devreye girdiğinde yatırımcı çok daha rahat hareket ediyor. Piyasada standartları netleştirmek ve işi daha kurumsal hale getirmek şart Yatırımcı karşısında kimin olduğunu bilmek istiyor. Herkesin aynı standartlarda iş yapmadığı bir ortamda güven oluşturmak zor. Bu yüzden yabancıya satış yapan taraflar için daha net kuralların olması gerekiyor. Uluslararası geçerliliği olan bir danışmanlık yapısı ve belirli kriterlere bağlı bir sistem kurulursa, bu hem piyasayı temizler hem de yatırımcının içini rahatlatır. Vatandaşlık ve oturum tarafını daha sağlıklı bir modele oturtmak gerekiyor Vatandaşlık hâlâ önemli bir motivasyon ama mevcut yapının bazı yan etkileri var. Özellikle ikinci el piyasada fiyatların gereksiz şişmesine neden olabiliyor. Bunun önüne geçmek için vatandaşlık hakkının daha kontrollü bir şekilde, örneğin sadece birinci el satışlarla ilişkilendirilmesi düşünülebilir. Aynı zamanda altın vize, yatırımcı vizesi ya da dijital göçebe gibi alternatif modellerin devreye girmesi Türkiye’yi daha rekabetçi hale getirir. Türkiye’yi daha iyi anlatmak ve erişimi kolaylaştırmak gerekiyor Aslında güçlü bir hikâyemiz var ama bunu anlatma tarafında eksikler var. Uluslararası fuarlar, roadshow’lar ve dijital kanallar daha aktif kullanılmalı. Bir de yatırımcı açısından güvenilir bilgiye ulaşmak çok önemli. Projeyi, geliştiriciyi doğrulayabileceği merkezi bir dijital yapı bu noktada ciddi fark yaratır. Talebi daha dengeli yaymak gerekiyor. Şu an yatırımın büyük kısmı belli şehirlerde toplanıyor. Bu da hem fiyatları hem de piyasa dengesini etkiliyor. Talebin daha geniş bir coğrafyaya yayılması için şehir bazlı farklı stratejiler geliştirilmesi gerekiyor. Bu, hem yatırımcı açısından daha fazla alternatif yaratır hem de piyasanın daha sağlıklı büyümesini sağlar.” Özetle; şu an Türkiye’ye yönelik bir ilgi var ve bu ilgi sahada net şekilde hissediliyor. Ama asıl mesele bu ilgiyi ne kadar hızlı ve doğru okuyabildiğimiz. Eğer doğru adımlar atılır, yatırımcıya güven veren bir yapı kurulursa bu sadece geçici bir hareket olarak kalmaz, uzun vadeli bir yatırım akışına dönüşür. Aksi halde bu fırsat çok hızlı şekilde başka pazarlara kayabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Golden Partner International Türk Yatırımcıları Avrupa’nın İki Stratejik Pazarıyla Buluşturdu Haber

Golden Partner International Türk Yatırımcıları Avrupa’nın İki Stratejik Pazarıyla Buluşturdu

Uluslararası gayrimenkul yatırımları alanında faaliyet gösteren Golden Partner International, gerçekleştirdiği yatırım buluşmasında Avrupa’nın iki stratejik pazarı olan Yunanistan (Golden Visa) ve İngiltere’yi odağına aldı. İki ayrı oturumdan oluşan etkinlikte, farklı yatırım profillerine hitap eden fırsatlar; getiri potansiyelleri ve yatırımın sunduğu yan haklar kapsamında değerlendirildi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlik, Türk yatırımcıların uluslararası pazarlara olan ilgisini bir kez daha ortaya koydu. Yunanistan oturumunda, özellikle Golden Visa programı kapsamında artan talep, düşük giriş maliyetine karşılık sunduğu yüksek mobilite avantajı ve turizm destekli kira getirisi potansiyeli öne çıktı. Bu kapsamda Golden Partner, 40 yılı aşkın deneyime sahip geliştirici MIBS Group’un son projesi **“Etolikou Seafront”**un lansmanını gerçekleştirerek; son yıllarda yabancı yatırımcı ilgisinin hızla arttığı bölgede, yatırımcılara büyüme potansiyeli yüksek bir alternatif sundu. İngiltere oturumunda ise döviz bazlı gelir beklentisi, regüle edilmiş piyasa yapısı ve uzun vadeli değer artışı dinamikleri ön plana çıktı. Köklü tarihi, güçlü ekonomisi ve oturmuş piyasa yapısıyla İngiltere’de, özellikle Londra’da gayrimenkul sahibi olmanın yalnızca finansal değil, aynı zamanda yüksek prestijli bir yatırım olduğu vurgulandı. Golden Partner’ın, İngiltere’nin önde gelen gayrimenkul geliştiricilerinden Berkeley Group ile yürüttüğü iş birliği kapsamında sunduğu projeler yatırımcılarla paylaşıldı. Londra başta olmak üzere gelişim potansiyeli yüksek bölgelerde konumlanan projeler, katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. Okan Ersan, Golden Partner Genel Müdürü, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Dünya hızla küreselleşirken bilgiye erişim kolaylaşıyor. Ancak konu yurt dışında gayrimenkul yatırımı olduğunda, yatırımcıların aklındaki en büyük soru hâlâ aynı: Güvenebilir miyim? İşte biz tam bu noktada devreye giriyoruz. 15 yıllık deneyimimiz ve güçlü itibarımızla, bu süreci yatırımcı adına sadeleştiriyor; tüm operasyonu uçtan uca ve şeffaflıkla yönetiyoruz.” Golden Partner, etkinlik boyunca yalnızca proje tanıtımı yapmakla sınırlı kalmayarak; yatırım süreçlerine ilişkin hukuki çerçeve, satın alma prosedürleri, mortgage finansman olanakları ve operasyonel yönetim başlıklarında kapsamlı bir bilgilendirme sundu. Uluslararası pazarlarda derinleşen portföyü ve müşteri odaklı yaklaşımıyla Golden Partner, Türkiye’den yurt dışına yönelen gayrimenkul yatırım talebini doğru fırsatlarla buluştururken; doğru ülke ve proje seçiminin temelinde, yatırımcının satın alma motivasyonunun doğru anlaşılması gerektiğine vurgu yaptı. Golden Partner International Golden Partner, Ankara merkezli, 15 yılı aşkın deneyime sahip tam hizmet gayrimenkul danışmanlık firmasıdır. Şirket, profesyonellik, şeffaflık ve uzun vadeli değer yaratma odaklı yaklaşımıyla hem yerel hem de uluslararası pazarlarda kapsamlı çözümler sunmaktadır. Satış, kiralama, proje geliştirme, değerleme ve yatırım danışmanlığı dahil olmak üzere uçtan uca hizmetler sunan Golden Partner, müşterilerini gayrimenkul yaşam döngüsünün her aşamasında destekler. Şirket ayrıca küresel ölçekte faaliyet göstererek yatırımcılara Yunanistan (Golden Visa), BAE, Birleşik Krallık ve Karadağ gibi önemli pazarlarda rehberlik etmekte; Golden Visa gibi oturum ve vatandaşlık programları konusunda da danışmanlık sağlamaktadır. Deneyimli ekibi ve müşteri odaklı yaklaşımıyla Golden Partner, dünya genelinde güvenli ve stratejik yatırım fırsatları sunmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Ajans hizmetleri

Doğan Holding’den Güçlü Büyüme Haber

Doğan Holding’den Güçlü Büyüme

Doğan Holding’in Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdiği konsolide finansal tablolara göre; yılın dördüncü çeyreğinde 23,7 milyar TL gelir elde eden Doğan Holding’in bu çeyrekteki FAVÖK’ü (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) 3,4 milyar TL ve net kârı da 2,2 milyar TL oldu. Süregelen makroekonomik dalgalanmalar, sıkı finansal koşullar ve sektörel zorluklarla geçen bir yılda; Doğan Holding portföyü dayanıklılık, operasyonel disiplin ve sağlam bir kârlılık yapısı sergiledi. Sonuçları değerlendiren Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “2025 yılı, makroekonomik belirsizliklere rağmen sadeleşme, odaklanma ve konsolidasyonun ölçülebilir finansal sonuçlara dönüştüğü bir yıl oldu. 2025’te stratejik iş kollarımızı yapılan yatırımlarla daha da güçlendirdik ve aynı zamanda konsolidasyona devam ettik. 2025 yılını geride bırakırken, stratejik odak alanlarımızın yıl başında belirlediğimiz beklentileri karşıladığını, hatta birçok noktada aştığını bildirmekten mutluluk duyuyoruz. Bu güçlü performans, bize yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına daha büyük bir güvenle girme imkanı verdi” dedi. Çağlar Göğüş: “Stratejik odak alanlarımızda güçlü performans kaydettik” Doğan Holding’in stratejik odak alanları olan madencilik, finansal hizmetler ve yenilenebilir enerjinin 2025 performansına damga vurduğunu belirten Göğüş, bu alanlardaki başarıları şöyle özetledi: "Madencilikte, satın alma sonrası yeniden yapılandırdığımız Gümüştaş Madencilik, dördüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine kıyasla %81 gelir büyümesi ve beklentilerin oldukça üzerinde, yıllık %44 FAVÖK marjı ile en güçlü değer katan iştiraklerimizden biri oldu. Bu başarıya olan inancımızla, 2026 yılında 70 milyon ABD doları yatırım yapmayı planlıyoruz. Yapılan yatırımlarla madenciliğin Grubumuzun karlılığına yüksek etkisini sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz. Dijital finanstaki güçlü ivmemizi ise tamamen dijital ve yapay zeka temelli altyapısıyla ayrışan Hepiyi Sigorta temsil etti. Hepiyi Sigorta, brüt yazılan primlerini yüzde 56 artırırken, yönetilen portföy büyüklüğünü 764 milyon ABD dolarına taşıdı. Kasko pazar payını 110 baz puan artıran Hepiyi Sigorta, 2025’te Türkiye’nin en büyük altıncı zorunlu trafik ve dokuzuncu kasko sigortası şirketi konumuna yükseldi. Yenilenebilir enerjide de hedefleri aşan bir performans sergiledik. Galata Wind, 50 MW’lık kapasite artış hedefine kıyasla portföyüne 57 MW kurulu güç ekledi ve Almanya ile İtalya’daki yatırımlarımızın ‘inşaata hazır’ aşamaya gelmesiyle global büyüme hedeflerimizde önemli bir eşiği geçti.” Çağlar Göğüş: “2026’da odağımız finansal performanstaki iyileşmeyi ivmelendirerek gelecek yıllara sürdürülebilir şekilde taşımak olacak” Başarılı geçen 2025’in ardından gelecek vizyonunu da paylaşan Göğüş, “Güçlenen bilançomuz, artan operasyonel disiplinimiz ve daha öngörülebilir kazanç profilimizle, odağımızı finansal performansın ivmelenerek sürdürülebilir şekilde artışına çeviriyor, yolculuğumuzun bir sonraki aşamasına artan bir güvenle giriyoruz. Bu güvenle, 2030 yılı Net Aktif Değer hedefimizi 4,0 milyar ABD dolarından 4,5 milyar ABD dolarına yükseltiyoruz. Paydaşlarımız için sürdürülebilir değer yaratma yolculuğumuza kararlılıkla devam edeceğiz” diye konuştu. Doğan Holding hisselerinde yabancı yatırımcı payı yükseldi Doğan Holding’in 2025 performansı, Borsa İstanbul’daki yatırımcı profiline ve endeks getirisine de yansıdı. 2025 yılında toplam yüzde 19 getiri sağlayarak BIST-100 Endeksi’ne kıyasla 4 puanlık bir endeks üstü getiri kaydeden Doğan Holding’in fiili dolaşımdaki yabancı yatırımcı payı da Aralık 2025 itibarıyla yıllık bazda 6,1 puan artışla yüzde 18’den yüzde 24’e yükseldi. BIST-100 endeksindeki yabancı yatırımcı payının azaldığı bir ortamda Doğan Holding’e duyulan güvenin bir göstergesi olduğu vurgulanan bu artışın; stratejilerin hayata geçirilmesindeki güçlü disiplinin yanı sıra kamuyu aydınlatmadaki şeffaflık ve kurumsal yönetime verilen tavizsiz özene bağlı olduğu belirtildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Konut Piyasasında Denge Arayışı Öne Çıkacak Haber

2026’da Konut Piyasasında Denge Arayışı Öne Çıkacak

Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, Türkiye konut piyasasının 2025 performansını ve 2026 yılına yönelik beklentilerini değerlendirdi. 2025’te konut sektöründe kontrollü bir hareketlilik yaşandığını ifade eden Çimen, faiz oranları ve finansman koşullarının alıcı davranışlarını belirleyici rol oynadığını vurguladı. 2026’da ise piyasanın belirsizlikten çok denge arayışıyla şekilleneceğini belirten Çimen, yatırımcılar açısından doğru lokasyon, sürdürülebilir getiri ve uzun vadeli değer yaratmanın her zamankinden daha kritik hale geleceğini dile getirdi. Özden Çimen, Türkiye konut piyasasının 2025 performansını ve 2026 yılına ilişkin beklentilerini değerlendirdi. 2025 yılının sektör açısından temkinli toparlanma yılı olduğunu belirten Çimen, 2026’da ise finansman koşulları ve talep dengesinin belirleyici olacağını vurguladı. “2025, bekleme sürecinin öne çıktığı bir yıl oldu” 2025 yılını genel hatlarıyla değerlendiren Özden Çimen, konut piyasasında yıl boyunca kontrollü bir hareketlilik yaşandığını ifade etti. Çimen, “2025, alıcıların kararlarını ertelediği, satıcıların ise piyasa koşullarına uyum sağlamaya çalıştığı bir yıl oldu. Talep tamamen kaybolmadı ancak daha seçici ve temkinli bir yapıya büründü,” dedi. “Talebi belirleyen ana unsur finansman koşullarıydı” 2025’te konut talebini etkileyen en kritik faktörün finansman olduğunu vurgulayan Çimen, “Faiz oranları, ödeme planları ve erişilebilir kredi imkanları, alıcı davranışlarını doğrudan belirledi. İhtiyaç amaçlı alımlar devam ederken, yatırım amaçlı alımlarda daha temkinli bir yaklaşım gördük,” ifadelerini kullandı. “Faizler, alıcıyı daha küçük ve erişilebilir konutlara yöneltti” Konut kredisi faizlerinin alım kararlarını ciddi şekilde etkilediğini belirten Çimen, “2025’te alıcılar daha ulaşılabilir fiyatlı, metrekare olarak daha küçük ve amortisman süresi daha kısa konutlara yöneldi. Bu durum, segmentler arası talep dağılımını da değiştirdi,” diye konuştu. “Yabancı yatırımcı ilgisi tamamen bitmedi, şekil değiştirdi” Yerli ve yabancı yatırımcı ilgisine de değinen Özden Çimen, “Yabancı yatırımcı ilgisi 2025’te önceki yıllara kıyasla daha sınırlı olsa da tamamen ortadan kalkmadı. Daha çok uzun vadeli değer koruma ve kira geliri potansiyeli sunan projelere odaklanan, daha bilinçli bir yatırımcı profili öne çıktı,” değerlendirmesinde bulundu. “2026’da denge ve seçicilik öne çıkacak” 2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Çimen, konut piyasasında denge arayışının belirleyici olacağını söyledi. Çimen, “Faiz politikaları, enflasyon görünümü ve ekonomik istikrar 2026’nın seyrini belirleyecek. En büyük risk belirsizlik, en güçlü beklenti ise kontrollü bir normalleşme süreci,” dedi. “Yatırımcı için doğru proje ve doğru lokasyon her zamankinden daha önemli” Parcel Estates’in 2026 stratejisine de değinen Özden Çimen, yatırımcılara net bir mesaj verdi. Çimen, “Artık her konut yatırım değildir. 2026’da yatırımcılar için doğru lokasyon, doğru proje ve sürdürülebilir getiri her zamankinden daha kritik olacak. Biz Parcel Estates olarak yatırımcılara kısa vadeli beklentilerden ziyade, uzun vadeli değer ve güven odaklı bir yaklaşım sunmaya devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.