Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yağmur Suyu

Kapsül Haber Ajansı - Yağmur Suyu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yağmur Suyu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı Haber

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin üçüncüsü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin açılışını ÇEVKO Vakfı adına Kurumsal İletişim, Eğitim ve Yeşil Nokta Kıdemli Müdürü Hülya Ataman yaptı. Söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu ve Hacettepe Üniversitesi İklim Elçisi İpek Güzey oldu. Mete İmer: “Döngüsel ekonomiye geçiş, sürdürülebilir kalkınma için kritik” ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, iklim krizinin tüm hızıyla sürdüğünü belirterek, doğrusal ekonominin doğal kaynaklar, emisyonlar ve atık yönetimi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu vurguladı. Döngüsel ekonomiye geçişin hem iklim kriziyle mücadele hem de sürdürülebilir ekonomik gelişme açısından önemli olduğunu ifade eden İmer, küresel ekonominin yalnızca yaklaşık yüzde 7’sinin döngüsel durumda olduğuna dikkat çekti. Mete İmer, ürünlerin tasarım aşamasından itibaren daha az atık üretecek, onarılabilir, uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir şekilde planlanması gerektiğini belirterek, sanayi kuruluşları, akademi, belediyeler ve gençlerin ortak sorumluluğuna işaret etti. 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve çevre haftasının farkındalık açısından önemine değinen Mete İmer, COP31’in de tek başına tüm sorunları çözmeyecek olsa da önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. Çiğdem Kara: “Yerel yönetimler uygulamanın tam sahasında” Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, ilçe belediyelerinin vatandaşla doğrudan temas eden kurumlar olarak COP31 sürecinde kritik paydaşlar olduğunu söyledi. Ataşehir Belediyesi’nin 2019’da Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030’a kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefi belirlediğini aktaran Kara, 2021’de Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı, 2022’de İklim Uyum Eylem Planı hazırladıklarını belirtti. Çiğdem Kara, 2026 başında İSTAÇ iş birliğiyle daha bütüncül yeni bir SECAP çalışmasına başladıklarını vurgulayarak, “Bu çalışmanın bir rapor olarak kalmasını istemiyoruz; eylemlerin ilçemizde etkisini görebileceğimiz uygulanabilir bir yol haritasına dönüşmesini istiyoruz” dedi. Yeni çalışmada enerji yoksulluğu, iklim adaleti, kırılgan gruplar ve mekânsal özelliklerin de dikkate alınacağını ifade etti. Ataşehir’de hava kalitesinin 2015’ten bu yana izlendiğini belirten Çiğdem Kara, PM2.5, PM10, azot dioksit, kükürt dioksit, ozon ve karbonmonoksit ölçümlerinin yapıldığını söyledi. Sıfır atık belgeleri, 300 konut ve üzeri sitelerle yürütülen çalışmalar, atık yağ, pil ve elektronik atık kampanyaları, çevre gönüllüleri projesi, okul eğitimleri ve İstanbul Kalkınma Ajansı destekli İnovatif Çevre Eğitim Merkezi de Kara’nın öne çıkardığı uygulamalar arasında yer aldı. Merkezde 7-10 yaş arası öğrencilere ekosistem temelli eğitimler verildiği; aquaponik sistem, yağmur suyu hasadı ve damla sulama uygulamalarının deneyimletildiği aktarıldı. Ezgi Berfin Çamkeser: “Sürdürülebilirliği tohumdan kadehe yönetiyoruz” Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, COP31’in aksiyon ve konsensüs başlıkları açısından iş dünyası için kritik olduğunu belirtti. Diageo Türkiye’de sürdürülebilirliğin “tohumdan kadehe” uzanan uçtan uca bir süreç olarak ele alındığını ifade eden Çamkeser, iklim krizine duyarlı hammaddelerden anason için Ege Üniversitesi iş birliğiyle beş yıl sonunda üç farklı tohum geliştirildiğini, son bir yılda ise 24 bin dekarlık alanda 200’e yakın çiftçiye destek sağlandığını söyledi. Su kullanımında 2020 baz yılına kıyasla 2030’a kadar yüzde 40 azaltım hedeflediklerini belirten Çamkeser, 2025 sonu itibarıyla distilasyonda yüzde 12, şişelemede yüzde 27 azaltım sağlandığını aktardı. İleri arıtma yatırımlarıyla aylık 1,000 metreküpten fazla suyu yeniden kullanma kapasitesine ulaşıldığını, Tarsus’taki adyabatik soğutma kuleleriyle yıllık yaklaşık 40 milyon litre su tasarrufu sağlayabilecek altyapı kurulduğunu söyledi. Sera gazı emisyonlarında 2022 baz yılına göre 2030’da kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 50 azaltmayı hedeflediklerini belirten Çamkeser, elektrikli kazanlar, katı atık kazanları ve biyogaz yatırımlarını örnek gösterdi. 2025’te Alaşehir’de anason cibrelerinden elde edilen buharla yaklaşık 465 ton emisyonun önlendiğini; 2022-2025 arasında biyogaz tesislerinden 153 bin MWh enerji elde edildiğini ve bunun toplam aynı dönemdeki toplam doğal gaz kullanımının yüzde 47’sine karşılık geldiğini aktardı. Can Burak Nalbantoğlu: “Veri merkezlerinin enerji ve su tüketimi COP31 gündemine girmeli” İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu, yapay zekâ ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından yeni bir tartışma alanı yarattığını söyledi. Bir Google aramasında yaklaşık 0,3 watt-saat, ChatGPT aramasında ise yaklaşık 2,9 watt-saat enerji harcandığını belirterek arada yaklaşık 10 kat fark bulunduğuna dikkat çekti. 2030’da veri merkezlerinin enerji tüketiminin bugünkünün iki katına çıkmasının beklendiğini ifade eden Nalbantoğlu, veri merkezlerinin enerji kaynağı, su tüketimi, soğutma sistemleri ve yer seçimi konusunda şeffaf raporlama ve politika çerçevesine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yapay zekânın reddedilmesi yerine rota optimizasyonu, üretim verimliliği ve enerji tasarrufu gibi alanlarda doğru kullanılması gerektiğini belirten Nalbantoğlu, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin fırsat sunduğunu ancak su riski nedeniyle bölgesel planlamanın kritik olduğunu söyledi. Verimlilik paradoksu üzerinden bakıldığında gelişen teknoloji ile birlikte çip ve işlem maliyetleri düşmekte ve daha verimli bir enerji tüketimi gerçekleşirken, AI araçları daha erişilebilir olduğu için daha fazla kullanılmakta ve bu da enerji tüketimini arttırmaktadır. Bu noktada enerji tüketimi konusundaki verimlilik çalışmaları daha farklı alanlarda yürütülerek karbon emisyonu için dengeleme yapılabilir. İpek Güzey: “Gençler iklim politikalarının izleyicisi değil, aktif paydaşı olmalı” Hacettepe Üniversitesi çevre mühendisliği öğrencisi ve iklim elçisi İpek Güzey, iklim elçilerinin üniversiteler tarafından yürütülen başvuru ve değerlendirme süreçleriyle seçildiğini belirterek, COP31’e sahada ve dijital ortamda hazırlandıklarını aktardı. Gaziantep’te eğitim kampı gerçekleştirildiğini ve çevrim içi eğitimlerin sürdüğünü söyleyen Güzey, gıda güvencesi, dirençli kentler, okyanuslar ve doğa temelli çözümler gibi başlıklarda kapasite geliştirdiklerini ifade etti. Teknolojinin doğru kullanıldığında iklim krizinin çözümünde önemli bir araç olabileceğini vurgulayan Güzey, Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından geliştirilen beta aşamasındaki Environment GPT platformunu örnek verdi. Platformun IPCC, WHO ve FAO gibi güvenilir kuruluşların raporlarına dayandığını, yanıtlarında kaynak bilgisinin yanı sıra enerji tüketimi, karbon emisyonu ve su ayak izi verilerini de gösterebildiğini belirtti. Güzey, “İklim politikalarının yalnızca izleyicisi değil, aynı zamanda aktif paydaşları gençler olmalıdır” dedi. Söyleşinin sonunda Celal Toprak, COP31’e ilişkin görüş ve önerilerin ÇEVKO Vakfı ile paylaşılması çağrısını yineledi. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ise tüm konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek söyleşi serisinin devam edeceğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borsan Kablo’dan Su Verimliliğinde Şeffaflık Adımı Haber

Borsan Kablo’dan Su Verimliliğinde Şeffaflık Adımı

40 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin en büyük 400 sanayi kuruluşu ve TURQUALITY® Programı markaları arasında yer alan; dünya genelinde 100’e yakın ülkeye katma değerli ihracat gerçekleştiren Borsan Kablo, yeşil bir gelecek ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda adımlarını hızlandırıyor. Şirket, Merkez, Fabrika 1 ve inşaat aşamasındaki Fabrika 2 şubelerini kapsayan, şeffaflık ve sürdürülebilirlik ilkelerine dayalı 2025 Yılı Su Ayak İzi Envanter Raporu’nu yayımladı. Verimlilik Odaklı Yaklaşım Su Performansını Korudu Borsan Kablo 2025 Yılı Su Ayak İzi Envanter Raporu’nun, ISO 14046 ve TS ISO 14046:2014 standartlarına uygun, 'kapıdan kapıya' yaklaşım metodolojisiyle hazırlandığını ifade eden Borsan Kablo CEO’su Arbek Akay, “Sürdürülebilirliği bir iş modeli olarak benimsiyoruz. Bu kapsamda tüm operasyonel süreçlerimizde suyun da en küçük miktarının dahi israf edilmeden verimli kullanılmasını hedefliyoruz. 2025 yılı doğrudan su ayak izimizi titizlikle ölçümledik. Gerçekleştirdiğimiz su verimliliği odaklı uygulamalar sayesinde, baz yılımız olan 2023’e göre su ayak izimizde sağladığımız genel performans başarısını korumayı başardık" dedi. Son 3 raporlama yılı (2023, 2024 ve 2025) karşılaştırıldığında, 2024 yılında 2023 yılına oranla hem Mavi hem Gri Su ayak izinde yaklaşık yüzde 15 oranında azalma gerçekleşti. 2025 yılında ise, hem Mavi hem de Gri Su ayak izi 2023 yılı seviyesinin altında tutularak genel performans başarıyla korunmuş oldu. Borsan Kablo'nun 2025 yılı su ayak izi kırılımları şu şekilde gerçekleşti: Mavi Su Ayak İzi: 28 bin 924,535 metreküp / yıl Gri Su Ayak İzi: 46 bin 472,09 metreküp / yıl Tesis bünyesinde henüz yağmur suyu toplama hattı bulunmaması nedeniyle, rapor döneminde yeşil su tüketimi gerçekleşmedi. Öte yandan, şirketin gelecek planları arasında, Samsun Yeni Organize Sanayi Bölgesi’nde inşası süren Borsan Kablo Üretim Entegre Tesisleri bünyesinde hayata geçirilecek yağmur suyu depolama ve arıtma projesi de yer alıyor. Yeni Entegre Üretim Üssü Çevre Odaklı Teknolojilerle Donatılıyor Samsun Yeni Organize Sanayi Bölgesi'nde 2028 yılında tam kapasite hizmete girmesi planlanan ve 180 milyon dolar toplam yatırım bedeliyle Borsan'ın bugüne kadarki en büyük yatırımı olan Yeni Entegre Üretim Üssü, şirketin sürdürülebilirlik vizyonunu bir üst seviyeye taşıyacak. Üç fazda tamamlanması planlanan ve toplam 120 bin metrekare kapalı alana sahip olacak bu dev tesis, en yüksek çevre standartlarıyla tasarlanıyor. Tesiste kurulacak yağmur suyu toplama ve arıtma sistemleri sayesinde, üretim süreçlerindeki su tüketimi doğal kaynaklardan karşılanacak ve yeşil su ayak izi yönetimi aktif hale getirilecek. Kampüs aynı zamanda yüzde 100 yenilenebilir enerji altyapısı ve bakır/alüminyum döküm teknolojilerinde yüzde 50 enerji tasarrufu sağlayan akıllı sistemlerle donatılacak. Geleceğe Yönelik Kesintisiz Aksiyon Planı Sürdürülebilirlik yönetimini sürekli iyileştirme prensibiyle ele alan Borsan Kablo, 2025 yılı verilerinden yola çıkarak geleceğe yönelik net hedefler de belirledi. Bu kapsamda: İdari binalar, yemekhane ve ortak kullanım alanlarındaki musluklara fotosel takılarak su tüketiminin %10 düşürülmesi planlanıyor. Su tasarrufu modellerinin geliştirilmesi ve suyun verimli kullanımı konusunda farkındalık yaratmak amacıyla mavi yaka da dâhil olmak üzere tüm çalışanlara yönelik 'Su Ayak İzi' eğitimleri yaygınlaştırılacak. Gelecek dönemlerde CDP (Karbon Saydamlık Projesi) beyanları için güçlü bir kurumsal altyapı oluşturulmaya devam edilecek. Borsan Kablo; ölçülebilir, izlenebilir ve doğrulanabilir sürdürülebilirlik adımlarıyla hem Avrupa Yeşil Mutabakatı normlarına uyumunu hızlandırmayı hem de küresel pazarlardaki yeşil sanayi markası konumunu pekiştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ORKA Banyo %100 Yenilenebilir Enerjiyle Sürdürülebilirlikte Yeni Dönem Başlattı Haber

ORKA Banyo %100 Yenilenebilir Enerjiyle Sürdürülebilirlikte Yeni Dönem Başlattı

Yaşam alanlarına değer katan çözümlerini çevreye duyarlı üretim anlayışıyla birleştiren ORKA Banyo, ilk sürdürülebilirlik raporunu yayımladı. Düzce’deki üretim tesislerinde hayata geçirdiği Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımlarıyla elektrik ihtiyacının tamamını temiz enerjiden karşılayan ORKA Banyo, I-REC (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası) ile bu tercihini belgeledi. Bu stratejik hamle, şirketin market bazlı karbon emisyonunu 12.205,97 tCO2e seviyesine indirerek çevresel etkisini şeffaf verilerle ortaya koydu. Yeşil Dönüşümün Verimlilik Kaldıracı ORKA Banyo, enerji verimliliği hamleleri kapsamında; LED dönüşümüyle aydınlatma özelinde %50, lityum-iyon akü kullanımıyla ise forklift operasyonları özelinde %20 enerji tasarrufu sağladı. Yenilikçi bir membran kaplama teknolojisi olan TherMold hattını devreye alarak yüzey uygulamalarında teknoloji çeşitliliğini artıran ve çevre dostu üretim standartlarını yükselten ORKA; tüm üretim hattına entegre dijital veri okuma ve etiketleme sistemleri sayesinde operasyonel süreçlerinde izlenebilirlik ve şeffaflık sağlıyor. Avrupa Birliği’nin Ormansızlaşmayla Mücadele Tüzüğü (EUDR) ile uyumlu olarak ürünlerinde FSC® sertifikalı hammadde kullanımını standartlaştıran ve 2030 yılına kadar FSC® sertifikalı model sayısını yüzde 50 artırmayı hedefleyen ORKA Banyo, hammadde tedarikinden ürün ömrü sonuna kadar tüm değer zincirini iklim odaklı bir yaklaşımla yönetiyor. Su Stresiyle Mücadelede Yağmur Suyu Hasadı ve Döngüsel Çözümler Üretim süreçlerinde su tüketimine ihtiyaç duymayan ORKA Banyo, bu stratejik tercihiyle genel su ayak izini en başından düşük seviyede tutmaktadır. Şirket, toplam su ayak izinin %81’ini oluşturan mavi su ihtiyacını alternatif kaynaklarla karşılamak amacıyla yağmur suyu hasadını devreye almıştır. Bu kapsamda 2024 yılında toplanan 2.400 m³ yağmur suyu, yeşil alan sulamasında değerlendirilerek şebeke suyu kullanımı yerine doğanın sunduğu kaynakların geri kazanımı sağlanmıştır. Atık yönetiminde ise geri dönüşüm oranını en üst seviyeye taşıyan ORKA Banyo; tehlikeli atık oluşumunu minimize ederek döngüsel ekonomi modelini iş süreçlerinin merkezine koymaktadır. İnsan Odaklı Gelişim ve Sosyal Etki Sürdürülebilirliği toplumsal bir dönüşüm alanı olarak gören ORKA Banyo, kadın istihdamında sektör ortalamasının üzerine çıkarak ofis kadrolarında yüzde 28,2’lik bir temsil oranına ulaştı. 2024 yılında 261 çalışanına verdiği çevre eğitimleriyle bu farkındalığı kurum geneline yaydı. Kurum içindeki bu güçlü bilinci toplumsal katkı projeleriyle geniş bir etki alanına taşıyan ORKA Banyo; ‘Yeşilden Maviye’ projesiyle genç nesillere çevre bilinci aşılarken, köy okullarına kütüphane ve laboratuvar kazandırarak eğitimde fırsat eşitliğini destekliyor. Şirket, eş zamanlı olarak yürüttüğü üniversite iş birlikleriyle de akademik bilgi birikimini sanayi tecrübesiyle birleştirerek toplumsal refaha katkı sunmaya odaklanıyor. 2030 Yol Haritası: Ölçülebilir Hedefler ve Somut TaahhütlerGelecek dönem sürdürülebilirlik yaklaşımını ölçülebilir hedefler ve net bir takvimle yöneten ORKA Banyo, 2030 vizyonunu somut aksiyon başlıklarıyla ilerletiyor. Şirket; Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını baz yıla göre %10 azaltmayı hedeflerken, FSC® sertifikalı ürün model sayısını artırarak hammadde tedariğinde sorumlu orman yönetimini desteklemeyi ve ekosistemi koruma taahhüdünü güçlendirmeyi planlıyor. Ekonomik sürdürülebilirlik tarafında çevreci ürünlerden elde edilen geliri artırmayı amaçlayan ORKA Banyo, sosyal boyutta ise kişi başına düşen yıllık eğitim saatini yükseltmeyi odağına alıyor. Buna ek olarak su verimliliği yönetim sisteminin altyapısını kurmayı ve tedarikçi sürdürülebilirlik anketiyle paydaş ağında izlenebilirliği her yıl düzenli olarak artırmayı önceliklendiriyor. Operasyonel alanda ise 2027’ye kadar forklift filosunun tamamını lityum-iyon (Li-ion) aküye dönüştürerek enerji verimliliğini lojistik süreçlerin geneline yaymayı hedefliyor. “Şeffaf Dönüşümümüzün Dönüm Noktası”, İklim değişikliği ve su stresi gibi küresel risklerin özel sektörün sorumluluklarını yeniden şekillendirdiğini belirten ORKA Banyo Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu: “Dünya genelinde karbon emisyonlarını azaltmak ve su kaynaklarını korumak artık ertelenemez bir zorunluluk haline geldi. Bu aynı zamanda özellikle AB ülkelerine ihracat yapan üreticiler için de bir mecburiyet. ORKA Banyo olarak bu çağrıyı hem bir sorumluluk hem de üretimi yeniden kurgulamak için bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Banyo mobilyası sektörü olarak çevresel etkinin tam merkezinde yer aldığımızın bilinciyle; ürün tasarımından malzeme seçimine kadar her aşamayı stratejik önceliğimiz olarak kabul ediyoruz.” Dijital dönüşümü ve operasyonel mükemmeliği sürdürülebilirlik ekseninde ele aldıklarını vurgulayan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yayınladığımız ilk sürdürülebilirlik raporumuz, geçmiş performansımızı şeffaflıkla ortaya koymanın yanı sıra sürdürülebilirlik yaklaşımımızı somut hedeflere dayalı olarak takip edeceğimiz bir dönüm noktasını temsil ediyor. Geleceğe dair en önemli hedefimiz, karbon ve su ayak izimizi sürekli azaltmak, yenilenebilir enerji yatırımlarımızı büyütmek, doğal kaynak tüketimimizi daha verimli yönetmek ve toplumla kurduğumuz bağı sosyal projelerle güçlendirmektir. Biz, bu yolculuğu sadece kendi kurumumuz için değil, gelecek nesiller ve daha yaşanabilir bir dünya için sürdürüyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yağmur Suyu GES’lere Hayat Verdi Haber

Yağmur Suyu GES’lere Hayat Verdi

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, kenti iklim krizinin olumsuz etkilerine karşı daha dirençli hale getirmek ve azalan su kaynaklarını korumak amacıyla hayata geçirdiği uygulamalar sonuç vermeye başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı’na bağlı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışma kapsamında, belediyeye ait birçok tesise yerleştirilen depolar aracılığıyla yağmur suyu hasadı yapılıyor. Elde edilen bu suların öncelikli kullanım alanlarından biri ise güneş enerji panellerinin (GES) temizliği oldu. Su kaynakları korunuyor İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürü Yiğit Beydağ, geçen yıl İzmir’in iklim krizinin etkisiyle çok kurak bir yaz geçirdiğini hatırlatarak, su kaynaklarını korumak amacıyla çeşitli projeler geliştirdiklerini söyledi. Yağmur suyu hasadının bu projelerden biri olduğunu belirten Beydağ, “Büyükşehir Belediyesi’nin birçok tesisine depolar yerleştirdik ve yağmur suyu hasadına başladık. Bu yıl yağışlı dönemlerde elde ettiğimiz suyu öncelikle güneş enerji panellerinin temizliği için kullanmaya başladık” dedi. “Suyu verimli kullanıyoruz” Seyrek Sahipsiz Hayvan Hastanesi’nin çatısının yanı sıra farklı yerleşkelerde bulunan güneş enerjisi panellerinin temizlendiğini ifade eden Beydağ, “Depolarda biriken suyu tanker araçlarıyla alarak sahada kullanıyoruz” dedi. Doğal kaynakların verimli kullanımına dikkat çeken Beydağ, “Doğadan elde ettiğimiz suyu yine doğadan elde ettiğimiz enerjinin daha verimli olması için kullanıyoruz. Böylece hem suyu daha verimli kullanıyoruz hem de GES’lerden elde edeceğimiz enerjiyi artırıyoruz” ifadelerini kullandı. “Şebekeden su kullanmıyoruz” Güneş enerjisi panellerinin yılda üç kez temizlendiğini belirten Beydağ, bu sürecin güneşli sezonun başladığı ilkbahar aylarında yapılmasının uygun olduğunu söyledi. Panellerin temiz tutulmasının enerji üretim verimini doğrudan etkilediğini vurgulayan Beydağ, “Yağmur suyu hasadı öncesinde panelleri şebeke suyu ile temizliyorduk. Bu temizlikte yaklaşık iki tanker su harcanıyordu. Ancak artık yağmur suyu sayesinde şebekeden su kullanmıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.