Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yan Sanayi

Kapsül Haber Ajansı - Yan Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yan Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı Haber

Kurban Derilerini Ekonomiye Kazandıralım Çağrısı

Ege İhracatçı Birlikleri’nde basın toplantısı düzenleyen Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Kurban Bayramı döneminde yanlış kesim ve muhafaza yöntemleri nedeniyle yüz binlerce derinin ekonomiye kazandırılamadan yok olduğunu belirterek, hammaddenin deri sektörünün sürdürülebilir üretim zincirindeki kritik rolüne dikkat çekti. 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon çanta üretecek deri çöp oluyor Son yıllarda Kurban Bayramı süresince yanlış deri yüzümü ve zamanında tuzlama yapılmaması nedeniyle yaklaşık 500 bin büyükbaş hayvan derisinin heba olduğununun altını çizen Gündoğdu; “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon kadın çantası üretilebilirdi. Bunun yanında jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi bir hammadde kaybı yaşanıyor. Deri sektörü için hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir anlayışla ekonomiye kazandırılıyor. Bu yönüyle sektörümüz güçlü bir döngüsel ekonomi örneği oluşturuyor” dedi. Kurban derilerinin korunmasına yönelik alınması gereken önlemleri de sıralayan Gündoğdu şöyle devam etti; “Kurban derilerinin toplanmasıyla ilgili yerel yönetimler ve STK’lar harekete geçirilmeli. Kurbanlık hayvan satıcılarının koyun başına 2 kilogram, büyükbaş hayvan başına ise 6 kilogram kaba tuzu alıcılara vermesinin zorunlu hale getirilmesi gerekiyor. Kesim yapacak kasaplara yönelik bilgilendirme notları hazırlanması çok önemli. Deri yüzüm teknikleri, bağırsak temizliği, tuzlama ve muhafaza koşulları konusunda standart uygulamaların yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu hususlara dikkat edildiği takdirde kurban derileri ekonomiye kazandırılır.” EDMİB sahaya iniyor 2026-30 döneminde Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin sektörün ihracat kapasitesini artırmak amacıyla fuar ve ticaret heyeti organizasyonlarına yoğun şekilde devam edeceğini dile getiren Halil Gündoğdu, Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu ile koordineli biçimde kapsamlı bir yol haritası oluşturdukları bilgisini verdi. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin uzun yıllardır Türkiye Milli Katılım Organizasyonunu üstlendiği Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı’na 13-16 Haziran 2026 tarihlerinde 35 firmayla katılım için hazırlıklarının tamamladıklarını dillendiren Gündoğdu; “Yunanistan Atina Sektörel Ticaret Heyeti’nin ikincisini de 21-24 Eylül 2026 tarihlerinde düzenleyeceğiz. 2025 yılındaki ilk Atina heyetimiz 17 firmanın katılımıyla başarıyla gerçekleşmişti. 2026 yılında Kanada/Montreal ve ABD/New York sektör ticaret heyetlerine EDMİB üyesi firmalarımız katılım sağlayacak” ifadelerini kullandı. Gündoğdu, MIPEL Saraciye Fuarı’na 2027 yılı şubat ayında üçüncü kez milli katılım organizasyonu yapılacağını, Ocak 2027’de ise İzmir Leather & More Deri Konfeksiyon Fuarı’nın sektör paydaşlarını bir araya getireceğini açıkladı. İhracatın tabana yayılması hedefleniyor Bölgeden gerçekleştirilen deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma içerisindeki yalnızca 31 firma tarafından yapıldığına dikkat çeken Gündoğdu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılması gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda saha çalışmalarını başlattıklarını belirten Gündoğdu, ilk etapta deri ve kürk konfeksiyon firmalarının ziyaret edildiğini ifade etti. Önümüzdeki süreçte tüm alt sektörlerde ve EDMİB’in faaliyet gösterdiği şehirlerde üye firmalarla düzenli istişare toplantıları gerçekleştirileceğini belirten Gündoğdu, firmalardan gelecek talepler doğrultusunda şekillenecek fuar, heyet, eğitim ve kümelenme çalışmalarının ihracata önemli katkı sağlayacağını kaydetti. Deri OSB sektöre sürdürülebilirlik altyapısı kazandıracak İzmir’de kurulması planlanan Deri ve Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi’nin sektör için stratejik bir vizyon projesi olduğunu ifade eden Halil Gündoğdu, projenin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hedefleriyle uyumlu şekilde ilerlediğini söyledi. Modern organize sanayi bölgesinin istihdamı artıracağını, nitelikli ara eleman sürekliliğini sağlayacağını ve sürdürülebilirlik altyapısını güçlendireceğini vurgulayan Gündoğdu, projenin İzmir’in çevreci ve sürdürülebilir üretim imajına da önemli katkı sunacağını dile getirdi. Finansmana erişim ve döviz dönüşüm desteği çağrısı Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik sektörlerden biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon alanında birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına ulaştığını ifade etti. Yüksek kaliteli girdi ihtiyacı, uzun üretim süreçleri ve küresel moda trendlerine hızlı uyum zorunluluğunun işletme sermayesi ihtiyacını artırdığını belirten Gündoğdu, sektörün küresel rekabette ayakta kalabilmesi için finansman kanallarının açık tutulmasının hayati önemde olduğunu söyledi. Gündoğdu, ihracatçıların üzerindeki finansal baskının azaltılması amacıyla Merkez Bankası döviz dönüşüm desteği prim oranının yüzde 10 seviyesine yükseltilmesi ve uygulamanın süresinin yıllık olarak uzatılması gerektiğini sözlerine ekledi. Onay: “Türkiye, dünya devlerinin en tedarik alternatifi haline geldi” 2026 yılı itibariyle Körfez bölgesi merkezli tedarik zincirindeki kırılmalar ve artan küresel lojistik maliyetler, coğrafi yakınlığı ve esnek üretim modeli sayesinde Türkiye’nin dünya devleri için yeniden en güçlü alternatif konumuna geldiği bilgisini veren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Erhan Onay, bu potansiyelin fiili bir ihracat rekoruna dönüşebilmesi için özellikle ayakkabı yan sanayisindeki yapısal maliyet kemerlerinin gevşetilmesi gereğine vurgu yaptı. “Taban, ökçe, toka ve özel kimyasallar gibi temel yan sanayi bileşenleri üzerinde yük oluşturan ek korumacı vergiler ve katı gümrük barajları, nihai ürünün küresel piyasadaki rekabet gücünü doğrudan baltalamaktadır” diyen Onay; “Türkiye'nin bu fırsatı kaçırmamak adına acilen yapması gereken yerli üretimi bulunmayan ya da yetersiz kalan yan sanayi girdilerindeki gümrük duvarlarını esnetmek, üreticinin hammaddeye dünya fiyatlarıyla erişmesini sağlamak ve ihracatçıyı baskılanan döviz kuru sarmalından kurtaracak dinamik teşvik mekanizmalarını devreye almaktır. Maliyet yapımızdaki bu kamusal iyileştirmeler hızla hayata geçirilmediği takdirde, siparişlerin daha düşük maliyetli ülkelere kayması kaçınılmaz olacaktır” şeklinde konuştu. Bozkurt; “Katma değerli ürün ihracatında Türkiye ortalamasını ikiye katladık” Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nagihan Bozkurt, Ege Bölgesi’nin deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65 gibi büyük bir kısmının Avrupa Birliği pazarına yapıldığını, kilogram başına ihracat değerinde de öncü bir rol üstlendiklerini, ayakkabı grubunda Ege Bölgesi’nin 24,77 dolarlık kilogram başı ihraç fiyatıyla, Türkiye ortalamasını ikiye katladığını vurguladı. Ege Bölgesi’nin ayakkabı ihraç fiyatında yakaladığı seviyeyi Ege Bölgesi’nin kaliteli ve katma değerli üretim gücünün en somut kanıtı olarak tanımlayan Bozkurt sözlerini şöyle tamamladı; “Tam da bu yüzden, rotamızı alım gücü ve refah seviyesi yüksek olan müreffeh pazarlara daha güçlü bir şekilde çevirmek istiyoruz. Mevcut pazarlarımızı korurken küresel dalgalanmalardan etkilenmemek adına İskandinav ülkeleri, ABD ve Kanada gibi özel pazarlarda pazar çeşitliliğine gitmemiz artık bir zorunluluk halini aldı. Bu coğrafyalarda yapılacak etkinliklerde Ege’den çok aktif bir katılım sağlamayı hedefliyoruz. Bu bölgelerdeki prestijli fuarları yakından takip etmeyi, aynı zamanda düzenlenecek heyet organizasyonlarıyla ticari bağlarımızı güçlendirmeyi ve Ege Bölgesi’nin deri ve deri mamulleri sektörleri özelinde yüzde 70 pay ile lokomotif sektörümüz olan ayakkabıdaki ihracat başarısını çok daha yukarıya taşımayı amaçlıyoruz.” Gürkan: “Çalışmalarımızın odağına sürdürülebilirliği alıyoruz” Türkiye’nin; dünyanın geleceğe dair sürdürülebilirlik politikalarıyla, kendi küresel geçiş yönelimi karşısındaki tutumunu karşılaştırması ve realist adımlar atması gerektiğini dillendiren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi Gizem Dönmez Gürkan, ihracatçılarımızın küresel ticarette güçlü bir yer edinmeleri amacıyla adil, şeffaf ve dünyamızın geleceğine karşı sorumluluk hisseden iş modellerine sahip olmaları için tüm çalışmalarının odağına sürdürülebilirliği aldıklarını aktardı. Uzun zamandır derinin çevreyi kirleten bir materyal olduğu düşüncesi sektörümüz karşısında bir önyargı olduğunun altını çizen Gürkan; Bugün gerek değişen tüketim alışkanlıkları ile nihai tüketiciler gerekse büyük markalar, satın almacılar sürdürülebilir ürünleri tercih ediyor. Bu taleplere karşılık verebilmek ve satış kanalları yaratarak yeni pazar fırsatları yaratabilmek için de sürdürülebilir olmanın gerektiğini düşünüyoruz. Sektörümüzde Leather Working Group sertifikalarına sahip başarı hikayesi olarak nitelendirebileceğimiz birçok firmamız mevcut. Deri sektöründeki teknolojik altyapının ve insan gücü kaynağının yeşil dönüşümü gerçekleştirebilecek adımları atabileceğini öngörüyoruz. Günümüzde yurt dışı fuarlara katılımda dahi sosyal uygunluk sertifikalarının şart koşulduğu bir durum göz önüne alındığında firmalarımızın gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak kurumsal ve çevresel dönüşümü sağlamada hızlı bir yol kat etmesinin sektörümüzün sürdürülebilirliğinde geleceğe ışık tuttuğunu düşünüyoruz. Bu amaç doğrultusunda bu dönemde de üye firmalarımızın farkındalığını artıracak adımları atmayı planlıyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Hamlesi Haber

Türk İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Hamlesi

Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapan Rumeli Han’da gerçekleştirilen etkinlikte; ilaç üreticileri, ham madde ve etken madde tedarikçileri, makine üreticileri, otomasyon ve yazılım firmaları ile sektör profesyonelleri doğrudan temas kurdu. Yerli üretim kapasitesinin artırılması, sürdürülebilir üretim altyapısının güçlendirilmesi ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde edilmesine yönelik stratejik başlıklar öne çıktı. HÜRMÜZ’ÜN KAPATILMASI İLAÇ YAN SANAYİNİN ÖNEMİNİ HATIRLATTI İlaç yan sanayisinin stratejik önemi ve yerli üretim vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin: “Ortadoğu’da yaşanan sorunlar ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılması hepimize açıkça göstermiştir ki; üretim kadar süreklilik ve erişim de hayati öneme sahip. Güçlü bir yan sanayi bizi ayakta tutar, güçlü bir satış ve iş birliği yaklaşımı ise bizi büyütür. İlaç yan sanayisi yalnızca üretimi destekleyen bir yapı değil; sağlıkta bağımsızlığın, sürdürülebilir üretimin ve güçlü ekonominin temelini oluşturan stratejik bir ekosistemdir. Pandemi süreci ve küresel gelişmeler, üretim kadar erişim ve sürekliliğin de kritik olduğunu gösterdi. Güçlü bir yan sanayi bizi ayakta tutarken, güçlü iş birlikleri ve doğru anlatım bizi büyütecektir. İlaç sektörü dünyanın en rekabetçi alanlarından biri. Bu nedenle güçlü bir üretim kadar, güçlü bir anlatım, markalaşma ve pazarlama anlayışı da gerekli. Yerli üretim kapasitesinin güçlenmesiyle birlikte sektörümüzün küresel rekabet gücünün de artacağına inanıyoruz. Üretmek çok kıymetlidir ancak ortaya koyduğunuz değeri dünyaya ulaştırabildiğiniz ölçüde gerçek başarıya dönüşür” ifadelerinde bulundu. KÜRESEL KRİZLERE KARŞI YERLİ ENTEGRE ÜRETİM EKOSİSTEMİ KURULMALI Yerli üretim, güçlü tedarik zinciri ve ilaç sanayisinde değişen küresel rekabet dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler; “Bugün ilaç sanayisinde rekabet yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji kullanımından tedarik zinciri yönetimine, inovasyon gücünden kurulan stratejik iş birliklerine kadar çok boyutlu bir yapıyla şekilleniyor. Bu nedenle yerli ve entegre bir üretim ekosistemi oluşturmak, sektörümüz açısından artık bir tercih değil; sürdürülebilir büyümenin temel gerekliliklerinden biri haline geliyor. Artkim Group olarak gerçekleştirdiğimiz bu organizasyonun yalnızca bir B2B etkinliği değil; Türk ilaç sanayisinin yerli üretim ekseninde güçlenmesine katkı sağlayacak stratejik bir iş birliği platformu olduğuna inanıyoruz. Yerli üreticilerimizi doğrudan karar vericilerle buluşturarak uzun vadeli, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açmayı hedefliyoruz” dedi. Sadece TİYSAT üyelerine özel masa katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda, ilaç üretim zincirinin tüm halkaları birebir görüşmeler gerçekleştirdi. Etkinlik boyunca özellikle son yıllarda yaşanan küresel lojistik problemleri, ham maddeye erişim süreçleri, üretim sürekliliği ve bölgesel krizlerin ilaç sanayisine etkileri gündeme taşındı. Sektör temsilcileri, yerli üretim altyapısının güçlendirilmesinin yalnızca ekonomik değil; sağlık güvenliği açısından da kritik bir gereklilik olduğuna dikkat çekti. SEKTÖRÜN YENİ DÖNEM AJANDASI DA PAYLAŞILDI Etkinlik kapsamında ayrıca hazırlıkları devam eden TİYSAT e-dergisine ilişkin bilgiler sektör temsilcileriyle paylaşılırken, 29-30 Haziran tarihlerinde TÜSEB-TİYSAT iş birliğiyle düzenlenecek Arama Konferansı için çalışmaların sürdüğü aktarıldı. Programa katılım sağlayan TÜSEB Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Sarğın da sektör temsilcileriyle bir araya gelerek yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Gerçekleştirilen birebir görüşmelerin; yeni yatırım süreçlerine, yerli üretim odaklı projelere ve sektörler arası uzun vadeli iş birliklerine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Otosan’ın Güçlü Ekosistemi Sayesinde Türkiye Ekonomisi Kazanıyor Haber

Ford Otosan’ın Güçlü Ekosistemi Sayesinde Türkiye Ekonomisi Kazanıyor

Üretimden mühendisliğe, tedarik zincirinden bayilerine uzanan bu geniş etki alanı, Ford Otosan’ın sadece bir otomotiv şirketi değil, Türkiye ekonomisinin yaklaşık %1’ini temsil eden dev bir sanayi merkezi olduğunu ortaya koyuyor. Ford Otosan’ın yarattığı güçlü ekosistem sayesinde; üretimden istihdama, katma değerden makroekonomik ölçeğe kadar her alanda Türkiye ekonomisine rasyonel ve çok katmanlı bir katkı sağlanıyor. Türkiye’nin lider otomotiv şirketi Ford Otosan, üretimden ihracata, mühendislikten yan sanayiye uzanan kapsamlı ekosistemiyle Türkiye ekonomisinin en güçlü sanayi oyuncuları arasında yer alıyor. Türkiye otomotiv üretiminin yaklaşık 1/3’ünü gerçekleştiren Ford Otosan’ın yarattığı katma değer, yalnızca kendi faaliyetleriyle sınırlı kalmayarak tedarik zinciri, hizmet aldığı sektörler, çalışanları ve bayi ağı ve daha niceleri aracılığıyla ekonominin geneline yayılan çok boyutlu bir etki yaratıyor. Ford Otosan Ürettikçe Türkiye Üretiyor: 1 TL → 2,94 TL Sanayideki üretim çarklarını hareketlendiren Ford Otosan, tedarik zinciri ve yan sanayi üzerindeki etkisiyle toplam üretimi katlayarak büyütüyor. Şirketin gerçekleştirdiği her 1 TL’lik üretim, ekonominin genelinde toplam 2,94 TL’lik bir üretim hacmini tetikliyor. Bu veri, Ford Otosan’ın üretim gücünün sadece kendi fabrikalarıyla sınırlı kalmadığını, lojistikten metale, yazılımdan enerjiye kadar onlarca farklı sektörde üretimi büyüten bir "motor" vazifesi gördüğünü kanıtlıyor. Ekonomide Güçlü Kaldıraç Etkisi: 6,65 Katlık Katma Değer Ford Otosan’ın ekonomiye sağladığı en büyük katkılardan biri de yüksek katma değer yaratma kapasitesi. Şirketin GSYH’ye yaptığı her 1 TL’lik doğrudan katkı, ekosistemindeki çarpan etkisiyle Türkiye ekonomisine 6,65 TL olarak geri dönüyor. Bu kaldıraç etkisi, Ford Otosan’ın sanayide verimliliği artıran ve milli geliri besleyen stratejik bir güç olduğunu gösteriyor. İstihdamda 14 Katlık Dev Ekosistem İstihdam tarafındaki veriler, Ford Otosan’ın istihdam üzerindeki etkisini de net bir şekilde ortaya koyuyor. Ford Otosan bünyesinde yaratılan her 1 kişilik istihdam, Türkiye genelinde 14,47 kişilik bir iş gücü talebine karşılık geliyor. Tedarik zinciri ve hizmet sektörleri dahil edildiğinde toplamda 277 bin kişilik bir istihdam ağına dokunan şirket, Türkiye’nin en büyük istihdam platformlarından biri konumunda bulunuyor. Türkiye Ekonomisinin %1’i Ford Otosan Ekosistemiyle Şekilleniyor Ford Otosan, üretimden tedarik zincirine, istihdamdan yan sanayiye uzanan geniş faaliyet alanıyla Türkiye ekonomisi için önemli bir değer yaratıyor. Şirket, doğrudan ve dolaylı etkileriyle Türkiye’nin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası’nın (GSYH) yaklaşık %1’ine karşılık gelen bir ekonomik büyüklüğü temsil ediyor. Ford Otosan’ın faaliyetleri; yalnızca kendi üretim hacmiyle sınırlı kalmayıp, birlikte çalıştığı tedarikçiler, iş ortakları ve desteklediği sektörler aracılığıyla ekonomide çarpan etkisi yaratan bir yapı ortaya koyuyor. Bu kapsamlı katkı, Ford Otosan’ın Türkiye’de sanayinin gelişimine, sürdürülebilir büyümeye ve istihdamın güçlenmesine olan uzun vadeli katkısını bir kez daha ortaya koyuyor. Güven Özyurt: “Sanayi, doğru kurgulandığında ekonominin tamamını büyüten bir güç haline gelir” Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt, Ford Otosan’ın ekonomik etkilerine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ford Otosan yalnızca bir otomotiv üreticisi değil; Türkiye’de değeri büyüten, üretimi çoğaltan ve dönüşümü hızlandıran rasyonel bir güçtür. Biz büyüdükçe sadece kendi ölçeğimiz genişlemiyor; Türkiye otomotiv sektörü derinleşiyor, tedarik sanayi güçleniyor, hizmet sektörü gelişiyor, ihracat artıyor, istihdam yayılıyor ve ekonomide çok katmanlı bir etki oluşuyor. Bu bize aynı zamanda sanayinin doğru kurgulandığında yalnızca üretim yapmadığını; kalkınma, rekabetçilik ve toplumsal fayda da ürettiğini gösteriyor. Biz bu ülkenin ve insanlarının potansiyeline güveniyoruz. Önümüzdeki dönemde de vites küçültmeden teknoloji geliştirmeye, üretmeye ve değer yaratmaya devam edeceğiz.” Çok Sektörlü Yayılım: Sanayiden Hizmetlere Ford Otosan’ın ekonomik etkisi, yalnızca kendi üretim hacmiyle sınırlı kalmıyor; etrafında oluşan geniş sanayi ve hizmet ekosistemi üzerinden ekonomide zincirleme bir büyüme yaratıyor. Ford Otosan kauçuk-plastik, metal, enerji, inşaat, tarım ve madencilik gibi birçok sektörde ekonomik aktiviteyi tetikliyor. Şirketin tedarik zinciri, hizmet aldığı sektörler ve yan sanayisinin kendi içinde büyümesiyle ve diğer sektörler ile ekonomik aktiviteleri zincirleme olarak dolaylı etki yaratıyor. Bu büyüklük, şirketi yalnızca üretim yapan bir sanayi kuruluşu değil; ekonomide geniş tabanlı büyüme yaratan bir “çarpan mekanizması” haline getiriyor. Bu çarpan mekanizması milli gelire katkı, istihdam, üretim ve ekonomik katma değer olarak karşımıza çıkıyor. Ford Otosan’ın Türkiye’ye Olan Katkıları Ekonomik Etki Analizi Araştırması ile de Doğrulandı Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Orhan Erem Ateşağaoğlu ve Özyeğin Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Özertan tarafından hazırlanan ekonomik etki analizi araştırması, Ford Otosan’ın Türkiye ekonomisinde yalnızca bir üretici olmadığını; sektörler arası etkileşimi güçlendiren ve ekonomik aktiviteyi zincirleme şekilde büyüten bir “ekosistem merkezi” olduğunu gösterdi. Onaylı 2024 finansal verileri ile yapılan araştırmada Ford Otosan’ın kauçuk-plastik sektöründen, elektrik- su- inşaat sektörüne, tarım madencilikten, fabrikasyon metal ürünlere kadar 12 farklı sektör ile girdi çıktı ilişkisi temel alınarak, şirketin Türkiye ekonomisine katkısı ve varlığı sebebi ile yarattığı katma değer doğrulandı. Çalışma, şirketin doğrudan üretim faaliyetlerinin ötesine geçen etkisini; yan sanayi, hizmetler ve tüketim üzerinden tetiklenen zincirleme ve dolaylı etkileri de merceğe aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AYSAD'dan Deprem Bölgesinde Üretim ve Dayanışma Vurgusu Haber

AYSAD'dan Deprem Bölgesinde Üretim ve Dayanışma Vurgusu

Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Sait Salıcı ve başkan yardımcısı Ömer Sağlam, yönetim kurulu üyeleri Göksu Tuğsuz, Oğuz Aksu, Z. Serkan Cevahircioğlu ve Dernek Genel Koordinatörü Mukadder Bozkaya, 6 Şubat depremlerinden etkilenen Hatay’daki ayakkabı ve yan sanayi üreticilerini ziyaret ederek, bölgeye yönelik devam eden destek projelerini yerinde inceledi. Ziyaret sırasında bir açıklama yapan AYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Sait Salıcı, Hatay’ın sektör için taşıdığı kritik öneme dikkat çekti ve “Hatay, ayakkabı ve ayakkabı yan sanayi sektörümüzün; kıymetli ve geleceği için stratejik öneme sahip bir merkezidir. Sektörümüzün geleceği adına Hatay’ın yeniden güçlenmesi, en büyük isteğimiz ve önceliğimizdir.”dedi. Sektörün Yeniden İnşası Hız Kesmiyor Başkan Salıcı, depremler öncesinde Hatay’da aktif faaliyet gösteren yaklaşık 210’ a yakın ayakkabı ve ayakkabı yan sanayi üreticisi bulunduğunu hatırlattı. Felaketin ardından bölgeyi tekrar ayağa kaldırmak için AYSAD olarak yoğun çaba sarf ettiklerini belirtti. Salıcı, deprem sonrası yürütülen destek çalışmalarına ilişkin şunları söyledi: "Bölgedeki atölyelere acil ihtiyaç duyulan 90 adet yeni ve kullanılmış makineyi (dikiş, pres, baskı, şoklama, fırın vb.) sektörümüzün de desteği ile bölgeye ulaştırarak, üretimin devamlılığını amaçladık. Tüm bunlara ek olarak, üreticilerimize yönelik KOSGEB ve banka kredileri konusunda bilgilendirme toplantıları düzenlenerek finansal toparlanmalarına destek olundu." Geleceğe Yönelik Taahhüt AYSAD Başkanı, Hatay’daki üretimin eski gücüne kavuşmasının, ulusal ayakkabı sektörünün de sürdürülebilirliği için hayati önem taşıdığını vurguladı. Salıcı, “Halen devam eden destek programlarımızla, sektörün tekrar güçlü ve rekabetçi bir yapıya ulaşması için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Üreticilerimizin karşılaştığı tüm zorluklarda yanlarında olacağız,” dedi. Küçük Çocuklara 2.000 Çift Ayakkabı Desteği Yönetim Kurulu üyelerinin bu anlamlı ziyareti vesilesiyle, bölgedeki sosyal sorumluluk bilinci de pekiştirildi. Başkan Salıcı, “Geleceğimiz olan Hatay’daki küçük çocuklarımızı da unutmadık. Buraya, üyelerimizi ziyaret gelirken yaklaşık 2000 çift yeni ve yüksek kalitede çocuk ayakkabısı getirdik. Buradaki arkadaşlarımız, okullar ile iletişime geçerek bu ayakkabıları ihtiyaç sahibi öğrencilerimize teslim edecek, Bu vesileyle bu anlamlı projemize destek veren İstanbul Spor Ayakkabıcıları Derneği ve FLO Mağazacılık ve Pazarlama A.Ş ye de çok teşekkür ederiz.” ifadelerini kullandı.

Yeşilova Otomotiv, Busworld'de  Yenilikçi Çözümleriyle Yerini Aldı Haber

Yeşilova Otomotiv, Busworld'de Yenilikçi Çözümleriyle Yerini Aldı

Yeşilova Otomotiv, yolcu taşımacılığı sektörünün en büyük uluslararası etkinliklerinden biri olan Busworld 2025 Fuarı'na katılarak ticari araç endüstrisindeki gücünü bir kez daha ortaya koydu. 4–9 Ekim 2025 tarihleri arasında Belçika'nın başkenti Brüksel'de düzenlenen fuar, 40'tan fazla ülkeden sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Elektrikli otobüs ve minibüslerden otomotiv ekipmanlarına, yedek parça ve dekorasyon alanlarındaki yeni teknolojilere kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan organizasyonda Yeşilova Otomotiv, hafiflik, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik odağında geliştirdiği ürünlerini tanıttı. "Busworld, küresel ölçekte iş birlikleri için önemli bir platform" Fuarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Yeşilova Otomotiv Genel Müdürü Umut Özdeş, şunları söyledi: "Busworld, otomotiv sektöründe mevcut iş birliklerimizi geliştirmemiz ve yeni uluslararası müşterilerle bir araya gelmemiz için önemli bir fırsat sunarken; sektördeki yenilikleri ve trendleri yakından takip etmemize de imkan tanıyor. Bu yıl da alüminyumdan ürettiğimiz yenilikçi çözümlerimizi tanıtarak, sürdürülebilir üretim vizyonumuzu global ölçekte paylaşma fırsatı bulduk. Ayrıca, otobüs imalatı ve yan sanayi alanında Türkiye'nin en önemli üretim merkezlerinden biri olan Bursa'nın fuardaki ağırlığını hissettik. Busworld gibi uluslararası etkinliklerde Bursa'dan birçok firmanın yer alması, şehrimizin sektördeki yetkinliğini ve potansiyelini bir kez daha gösterdi." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TOGG'da İşten Çıkarma İddiası: Otomotiv Yan Sanayinden Transfer Edilen 200 Kişinin İşine Son Mu Verildi? Haber

TOGG'da İşten Çıkarma İddiası: Otomotiv Yan Sanayinden Transfer Edilen 200 Kişinin İşine Son Mu Verildi?

Türkiye'nin yerli ve milli otomobil girişimi TOGG, kuruluşundan bu yana attığı her adımla yakından takip ediliyor. Gemlik'teki üretim tesislerinde seri üretime geçiş süreciyle birlikte, özellikle otomotiv yan sanayinden yüksek maaş verilerek çok sayıda nitelikli işçiyi bünyesine kattığı bilinen TOGG hakkında şok bir iddia ortaya atıldı: Şirketin yaklaşık 200 kişiyi işten çıkardığı öne sürülüyor. Bu iddia, hem otomotiv sektöründe hem de kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İddianın Detayları ve Sektördeki Yankıları Sektör kulislerinde konuşulan iddialara göre, TOGG'un üretimi optimize etme ve maliyetleri düşürme gerekçesiyle bir süredir işten çıkarmalar yaptığı belirtiliyor. Özellikle otomotiv yan sanayinde çalışan deneyimli ve teknik personelin, TOGG'un sunduğu cazip maaş ve kariyer fırsatları nedeniyle mevcut işlerinden ayrılarak TOGG bünyesine katıldığı biliniyordu. Ancak şimdi, bu kişilerin bir kısmının iş akitlerinin sonlandırıldığı iddiası, hem çalışanlar hem de sektör temsilcileri arasında endişeye yol açtı. İşten çıkarıldığı iddia edilen 200 kişilik grubun hangi departmanlardan veya pozisyonlardan olduğu konusunda net bir bilgi bulunmamakla birlikte, iddialar genellikle üretim ve mühendislik alanlarına odaklanıyor. Otomotiv yan sanayi, bu tür toplu işten çıkarmalardan doğrudan etkilenebilecek bir sektör olduğundan, iddiaların doğruluğu büyük bir merak konusu. TOGG'dan Henüz Resmi Açıklama Yok Konuya ilişkin olarak TOGG cephesinden henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Şirketin, ortaya atılan bu iddialara nasıl bir yanıt vereceği veya iddiaların doğru olup olmadığına dair kamuoyunu ne zaman bilgilendireceği bekleniyor. TOGG, Türkiye'nin teknoloji ve sanayi alanındaki en büyük atılımlarından biri olarak görülüyor. Bu nedenle, şirketin istihdam politikaları ve insan kaynakları süreçleri, hem ekonomik hem de sosyal açıdan yakından takip edilmeye devam edecek. İşten çıkarma iddialarının doğrulanması halinde, bunun şirketin imajı ve sektördeki algısı üzerinde ne tür etkiler yaratacağı da önümüzdeki günlerde netleşecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.