Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yangın

Kapsül Haber Ajansı - Yangın haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yangın haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karadeniz Havzası’nda Doğal Afet Kaynaklı Endüstriyel Risklere Karşı Bölgesel Kalkan Haber

Karadeniz Havzası’nda Doğal Afet Kaynaklı Endüstriyel Risklere Karşı Bölgesel Kalkan

Karadeniz Havzası’nın karşı karşıya olduğu en kritik güvenlik sorunlarından biri olan "Natech" (doğal afetlerin tetiklediği teknolojik kazalar) risklerinin yönetimi için uluslararası bir işbirliği ağı kuruldu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü liderliğinde yürütülen proje; İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD İstanbul), Doğu Makedonya ve Trakya Bölgesi (Yunanistan) ve Ukrayna İş Destek Merkezleri Birliği (Ukrayna) ortaklığında oluşturulan Konsorsiyum tarafından uygulanı yor. 24 ay sürecek olan projenin toplam bütçesi 1.636.586,40 Avro olarak belirlendi. Proje için Avrupa Birliği’nden 1.472.927,76 Avro hibe desteği sağlandı. Afetlerin Tetiklediği Teknolojik Kazalara (Natech) Karşı İleri Teknoloji NAT-RES Projesi, deprem, sel ve çatışma gibi doğal veya insan kaynaklı felaketlerin sanayi tesislerinde tetikleyebileceği yangın, patlama ve kimyasal sızıntı gibi ikincil felaketleri (Natech olaylarını) önlemeyi hedefliyor. Proje ile Karadeniz Bölgesi'nde gelişmiş teknolojik çözümler, kapsamlı tehlike haritaları ve sağlam risk değerlendirme metodolojileri entegre edilerek bölgenin dayanıklılığının artırılması amaçlanıyor. AFAD-EKA Yazılımı Bölgesel Çapta Yaygınlaştırılacak Projenin en önemli çıktılarından biri, AFAD tarafından geliştirilen AFAD-EKA (Endüstriyel Kazalar Etki Alanı Modelleme) yazıl? ?mının kapasitesinin artırılması ve ortak ülkeler için simülasyonların yapılmasıdır. Yazılım, su kaynaklarını etkileyen tehlikeli koşulların simülasyonunu da içerecek şekilde geliştirilecek; İstanbul(Türkiye), Doğu Makedonya ve Trakya Bölgesi (Yunanistan) ve Mykolaiv (Ukrayna)'de pilot uygulamalarla hayata geçirilecektir. Bu sistem sayesinde endüstriyel tesisler için gerçek zamanlı izleme ve erken uyarı mekanizmaları oluşturulacaktır. Sınır Ötesi Tatbikatlar ve Uluslararası İşbirliği Projede öne çıkan faaliyetler arasında şunlar bulunmaktadır: Tehlike Haritalarının Oluşturulması: Deprem, sel ve bölgesel çatışmaların tetiklediği teknolojik riskleri gösteren kapsamlı haritaların hazırlanması.Sınır Ötesi Tatbikatlar: AFAD rehberliğinde ve ortakların ev sahipliğinde, acil durum ekipleri, tesis çalışanları ve yerel otoritel erden oluşan 300’den fazla katılımcı ile Natech risk tatbikatlarının düzenlenmesi.Uluslararası Konferans: Projenin sonunda İstanbul'da düzenlenecek uluslararası konferans ile bilgi ve deneyim paylaşımının sağlanması. Proje Koordinatörü Doç. Dr. Hüseyin Özdemir: "Karadeniz'in Direncini ArPrıyoruz" Projenin koordinatörlüğünü üstlenen İstanbul Teknik Üniversitesinden, Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü’nde görev yapan Doç. Dr. Hüseyin Özdemir projenin vizyonunu şu sözlerle özetledi: “Karadeniz Havzası, sanayi tesislerinin yoğunluğu ve sismik aktiviteler ile sel risklerinin birleştiği hassas bir coğrafyadır. NAT-RES projesi ile amacımız, sadece doğal afetleri değil, bu afetlerin tetiklediği ve çevre ile insan sağlığını tehdit eden teknolojik kazaları da öngörüp yönetebilmektir. Geliştireceğimiz AFAD-EKA yazılımı ve oluşturacağımız sınır ötesi işbirliği ağı sayesinde, yerel yönetimlerin ve sanayi tesislerinin müdahale kapasitelerini arPracağız. Bu proje, bölgedeki toplulukların güvenliği ve ekosistemin korunması adına aPlmış stratejik bir adımdır.”. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karadeniz Havzası'nda Doğal Afet Kaynaklı Endüstriyel Risklere Karşı Bölgesel Kalkan Haber

Karadeniz Havzası'nda Doğal Afet Kaynaklı Endüstriyel Risklere Karşı Bölgesel Kalkan

Karadeniz Havzası'nda Doğal Afet Kaynaklı Endüstriyel Risklere Karşı Bölgesel Kalkan: NAT-RES Projesi Avrupa Birliği Başkanlığı'nın Ulusal Otoritesi olduğu Interreg NEXT Karadeniz Havzası'nda Sınır Ötesi İşbirliği Programı kapsamında, "Karadeniz Bölgesinde NATech Dayanıklılık Girişimi - (NATech Resilience Initiative in the Black Sea Region)" projesi hayata geçiriliyor. Karadeniz Havzası'nın karşı karşıya olduğu en kritik güvenlik sorunlarından biri olan "Natech" (doğal afetlerin tetiklediği teknolojik kazalar) risklerinin yönetimi için uluslararası bir işbirliği ağı kuruldu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetimi Enstitüsü liderliğinde yürütülen proje; İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD İstanbul), Doğu Makedonya ve Trakya Bölgesi (Yunanistan) ve Ukrayna İş Destek Merkezleri Birliği (Ukrayna) ortaklığında oluşturulan Konsorsiyum tarafından uygulanıyor. 24 ay sürecek olan projenin toplam bütçesi 1.636.586,40 Avro olarak belirlendi. Proje için Avrupa Birliği'nden 1.472.927,76 Avro hibe desteği sağlandı. Afetlerin Tetiklediği Teknolojik Kazalara (Natech) Karşı İleri Teknoloji NAT-RES Projesi, deprem, sel ve çatışma gibi doğal veya insan kaynaklı felaketlerin sanayi tesislerinde tetikleyebileceği yangın, patlama ve kimyasal sızıntı gibi ikincil felaketleri (Natech olaylarını) önlemeyi hedefliyor. Proje ile Karadeniz Bölgesi'nde gelişmiş teknolojik çözümler, kapsamlı tehlike haritaları ve sağlam risk değerlendirme metodolojileri entegre edilerek bölgenin dayanıklılığının artırılması amaçlanıyor. AFAD-EKA Yazılımı Bölgesel Çapta Yaygınlaştırılacak Projenin en önemli çıktılarından biri, AFAD tarafından geliştirilen AFAD-EKA (Endüstriyel Kazalar Etki Alanı Modelleme) yazılım ının kapasitesinin artırılması ve ortak ülkeler için simülasyonların yapılmasıdır. Yazılım, su kaynaklarını etkileyen tehlikeli koşulların simülasyonunu da içerecek şekilde geliştirilecek; İstanbul(Türkiye), Doğu Makedonya ve Trakya Bölgesi (Yunanistan) ve Mykolaiv (Ukrayna)'de pilot uygulamalarla hayata geçirilecektir. Bu sistem sayesinde endüstriyel tesisler için gerçek zamanlı izleme ve erken uyarı mekanizmaları oluşturulacaktır. Sınır Ötesi Tatbikatlar ve Uluslararası İşbirliği Projede öne çıkan faaliyetler arasında şunlar bulunmaktadır: Tehlike Haritalarının Oluşturulması: Deprem, sel ve bölgesel çatışmaların tetiklediği teknolojik riskleri gösteren kapsamlı haritaların hazırlanması. Sınır Ötesi Tatbikatlar: AFAD rehberliğinde ve ortakların ev sahipliğinde, acil durum ekipleri, tesis çalışanları ve yerel otoriteler den oluşan 300'den fazla katılımcı ile Natech risk tatbikatlarının düzenlenmesi. Uluslararası Konferans: Projenin sonunda İstanbul'da düzenlenecek uluslararası konferans ile bilgi ve deneyim paylaşımının sağlanması. Proje Koordinatörü Doç. Dr. Hüseyin Özdemir: "Karadeniz'in Direncini Artırıyoruz" Projenin koordinatörlüğünü üstlenen İstanbul Teknik Üniversitesinden, Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü'nde görev yapan Doç. Dr. Hüseyin Özdemir projenin vizyonunu şu sözlerle özetledi: "Karadeniz Havzası, sanayi tesislerinin yoğunluğu ve sismik aktiviteler ile sel risklerinin birleştiği hassas bir coğrafyadır. NAT-RES projesi ile amacımız, sadece doğal afetleri değil, bu afetlerin tetiklediği ve çevre ile insan sağlığını tehdit eden teknolojik kazaları da öngörüp yönetebilmektir. Geliştireceğimiz AFAD-EKA yazılımı ve oluşturacağımız s nır ötesi işbirliği ağı sayesinde, yerel yönetimlerin ve sanayi tesislerinin müdahale kapasitelerini arPracağız. Bu proje, bölgedeki toplulukların güvenliği ve ekosistemin korunması adına atılmış stratejik bir adımdır.". Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hastane Güvenliği Neden Önemlidir? Haber

Hastane Güvenliği Neden Önemlidir?

Hastane güvenliği, hasta ve yakınlarının kendilerini güvende hissetmesini sağlar, tedavi sürecini olumlu yönde etkiler ve sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam etmesine katkıda bulunur. Güvenlik, hasta ve yakınlarının kendilerini güvende hissetmesi, tedavi sürecini doğrudan etkiler. Ziyaretçilerin kontrollü giriş – çıkışları hem düzeni sağlar hem de olası riskleri en aza indirir. Sağlık çalışanları açısından da güvenlik kritik bir konudur. Sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda görev yapması, hizmet kalitesini yükseltir. Özellikle acil durumlarda güvenlik ekiplerinin hızlı ve koordineli müdahalesi hem çalışanların hem de hastaların hayatını korur. Modern hastanelerde kamera sistemleri, kartlı geçişler ve alarm mekanizmaları güvenliği destekleyen unsurlar haline gelmiştir. Ancak teknoloji tek başına yeterli değildir; eğitimli güvenlik personelinin varlığı, sistemlerin etkin şekilde kullanılmasını sağlar. Bursa Özel Güvenlik İş İlanları ve Bursa Özel Güvenlik Kursları baz alındığında, Arven Özel Güvenlik olarak, insan faktörü ile teknolojiyi birleştirerek maksimum güvenlik sunuyoruz. Yangın, doğal afet veya saldırı gibi olağanüstü durumlarda profesyonel güvenlik ekiplerinin hızlı ve doğru adımları hayat kurtarıcıdır. Eğitimli kadrolar, kriz anlarında fark yaratır ve hastane güvenliğini en üst seviyeye taşır. Arven Özel Güvenlik ile Güvenli Hastaneler Arven Özel Güvenlik olarak, hastanelerde güvenliği yalnızca bir hizmet olarak değil, toplumsal sorumluluk olarak görüyoruz. Modern sistemleri ve profesyonel kadrosuyla sağlık kurumlarında güvenliğin en üst seviyede sağlanmasını hedefliyoruz. Böylece hem hastalar hem çalışanlar hem de ziyaretçiler için huzurlu ve güvenli bir ortam oluşturmayı sağlıyoruz. Özel Güvenlik Kursları Bursa denildiğinde, Arven Güvenlik olarak ön plana çıkıyoruz.

NADMEX 2025, Türkiye’nin En Kapsamlı Afet Yönetimi Buluşmasını Tamamladı Haber

NADMEX 2025, Türkiye’nin En Kapsamlı Afet Yönetimi Buluşmasını Tamamladı

TG Expo grup şirketi Sektörel Fuarcılık tarafından Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen organizasyon; kamu kurumları, belediyeler, akademi, özel sektör, gönüllü arama–kurtarma ekipleri ve afet teknolojileri alanında çalışan girişimlerle birlikte geniş bir ekosistemi buluşturdu. Katılımcılar, panellerden tatbikatlara, canlı gösterimlerden ürün lansmanlarına kadar kapsamlı bir deneyim yaşadı. Bu yıl “Hayat Değerlidir” temasıyla gerçekleşen NADMEX 2025, afetlere karşı dayanıklılığı artırmayı hedefleyen bütünsel yaklaşımıyla Türkiye’nin en stratejik buluşmalarından biri olarak öne çıktı. AFET YÖNETİMİ ZİRVESİ VE EXPERT TALKS PROGRAMINDA; 37 OTURUM, 95’TEN FAZLA KONUŞMACI Üç gün süren teknik ve akademik içerik, Türkiye’nin afet yönetimi alanındaki tüm güncel başlıklarını ele aldı. Afet Yönetimi Zirvesi’nde 17 oturumda 45’in üzerinde uzman konuşmacı yer alırken, Expert Talks sahnesinde düzenlenen 20 oturumda 50’den fazla konuşmacı bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Tatbikat Alanı’nda ise üç gün boyunca 5 farklı tatbikat ve 11 uygulamalı eğitim gerçekleştirildi. Böylece NADMEX 2025, Türkiye’de hem teorik bilgi paylaşımının hem de sahaya yönelik pratik uygulamaların buluştuğu en kapsamlı platformlardan biri haline geldi. Zirve programı; deprem, iklim değişikliği, afet finansmanı, yapay zekâ destekli müdahale sistemleri, afet lojistiği, kentsel dönüşüm ve afet sonrası iyileştirme süreçlerini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirdi. Bu yılki zirvenin bilimsel danışmanlığını, Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi, YTÜ Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı, AFAD Deprem Bilim Kurulu Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Yerel Yönetimler ve Afet Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy üstlendi. Üç gün boyunca yürütülen program; deprem, sel, yangın, iklim değişikliği ve diğer afet türlerine ilişkin güncel araştırmaları, saha deneyimlerini ve politika önerilerini bir araya getirerek Türkiye’nin afet yönetimi vizyonuna önemli katkılar sundu. 200’Ü AŞKIN KURUM, STK VE TEKNOLOJİ ÜRETİCİSİ KATILDI NADMEX 2025, Türkiye’nin afet yönetimi alanındaki tüm bileşenlerini aynı platformda bir araya getirdi. Katılımcılar arasında; AFAD, Türk Kızılay, İstanbul Valiliği, İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB), Kandilli Rasathanesi (KRDAE), Türkiye Belediyeler Birliği (TBB), İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul İtfaiyesi, AKOM, AFETTEK, AKÜDER, ANDA, DEGÜDER, DİD, TAM Vakfı, TİGİAD, TUYAD, Türkiye İMSAD ve YDDMD’nin yanı sıra afet teknolojisi üreticileri, mobil yaşam çözümleri firmaları, acil durum ve ilk yardım ekipmanları sağlayıcıları ve iletişim teknolojileri geliştiricileri yer aldı. Geniş katılımcı profili, NADMEX’i yalnızca bir fuar değil, ülkenin afet kapasitesini güçlendiren ulusal bir iş birliği platformu haline getirdi. SAHADA KULLANILAN YENİ NESİL ÜRÜNLER YOĞUN İLGİ GÖRDÜ Bu yılın öne çıkan teknolojileri arasında, acil durum tahliyelerinde tamamen elektrikten bağımsız çalışan mekanik–hidrolik sistemler, saha operasyonlarında uzun süreli konaklama ve çalışma imkânı sağlayan modüler yaşam üniteleri, yalnızca birkaç dakika içinde kurulabilen ve akıllı su–enerji yönetimiyle yüzlerce kullanıcıya hizmet sunabilen mobil hijyen kabinleri ile arama–kurtarma süreçlerinde yüksek dayanım ve hızlı müdahale imkânı sağlayan profesyonel ekipmanlar yer aldı. Bu çözümler; hızlı kurulum, güvenli kullanım, operasyonel verimlilik ve sahaya uyum gibi özellikleriyle ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü ve farklı sektörlerden temsilcilerin satın alma taleplerini beraberinde getirdi. TATBİKAT ALANI GERÇEĞE EN YAKIN SENARYOLARLA ZİYARETÇİLERE AÇILDI “Öğren, Uygula, Kurtar” yaklaşımıyla tasarlanan Tatbikat Alanı’nda, yangın, göçük, ilk müdahale ve kurtarma süreçlerine ilişkin gerçekçi senaryolar uygulandı. UMKE, itfaiye ekipleri ve gönüllü arama–kurtarma kuruluşlarının katıldığı tatbikatlar, ziyaretçilere afet anında kritik kararların nasıl alındığını ve profesyonel müdahalenin nasıl organize edildiğini gösterdi. AFAD DEPREM SİMÜLASYON TIRI FUARIN EN YOĞUN NOKTASI OLDU AFAD’ın geliştirdiği 7.2 Mw seviyesine kadar farklı şiddetlerde deprem deneyimi sunan Deprem Simülasyon Tırı, üç gün boyunca ziyaretçi akınına uğradı. Simülasyon, deprem bilincinin artırılmasına yönelik en etkili deneyimlerden biri olarak öne çıktı. TEKNOLOJİ, İŞ BİRLİĞİ VE DAYANIKLILIK VİZYONU NADMEX 2025, üç gün boyunca sunduğu bilimsel içerik, teknolojik çözümler, tatbikatlar ve katılımcı çeşitliliğiyle Türkiye’nin afetlere karşı dayanıklılık kapasitesinin güçlenmesine önemli katkı sundu. Elektrik bağımsız tahliye sistemlerinden modüler yaşam alanlarına, akıllı hijyen kabinlerinden profesyonel arama–kurtarma ekipmanlarına kadar uzanan geniş ürün portföyü, yalnızca bugünün değil geleceğin afet senaryolarına da hazırlık sağlayan çözümleri ortaya koydu. Türkiye’nin afet yönetimindeki tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturan NADMEX 2025, önümüzdeki yıllarda da farkındalığı artıran, iş birliklerini güçlendiren ve afet bilincinin toplumun tüm kesimlerine yayılmasına katkı sunan stratejik bir organizasyon olmaya devam edecek.

Adana'da Özel Gereksinimli Ahmet, 1 Günlüğüne İtfaiye Eri Oldu Haber

Adana'da Özel Gereksinimli Ahmet, 1 Günlüğüne İtfaiye Eri Oldu

Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, özel gereksinimli çocukların kalplerine misafir oldu Özel gereksinimli Ahmet’in hedefi itfaiyeci olmaktı. Adana Büyükşehir Belediye İtfaiyesi, Ahmet’in hayalini gerçekleştirmek için harekete geçti. Mehmet Kamuran Tekin Özel Eğitim Uygulama Okulu’nda eğitim gören 16 yaşındaki Ahmet’i doğum gününde yalnız bırakmayan Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, hem Ahmet’le güzel bir gün geçirdi hem de onun en büyük hayalini birkaç saatliğine de olsa gerçeğe dönüştürdü. Annesi Ahmet’in küçük yaşlardan itibaren, “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna; “İtfaiyeci olup yangın söndüreceğim” cevabı verdiğini belirterek, itfaiye erlerini çok sevdiğini söyledi. İtfaiye aracıyla birlikte okulu ziyaret edip hem Ahmet’in doğum gününü kutlayan hem de ona itfaiye eri olmanın mutluluğunu yaşatan Adana Büyükşehir Belediyesi İtfaiyecileri; “Bugün bu özel çocuklarımızın kalplerine misafir olmaya geldik. Ahmet’i mutlu gününde yalnız bırakmak istemedik” diyerek duygularını paylaştılar. Adana Büyükşehir Belediye İtfaiyesi Erlerinin giydiği üniformayı giyen Ahmet, ateşsiz yangın söndürme tatbikatı yaptı. Doğum gününde pasta kesip itfaiye aracına binen, birkaç saatliğine de olsa itfaiye eri olup yangın söndüren Ahmet, halay ve oyunlarla mutluluğunu perçinledi.

Uzmanlara Göre Kocaeli’nde Facia Göz Göre Göre Geldi! Haber

Uzmanlara Göre Kocaeli’nde Facia Göz Göre Göre Geldi!

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl ve Dr. Öğr. Üyesi Hacer Kayhan olayın temel nedeninin yanıcı maddelerin bulunduğu tesisin yeri, ruhsatlandırma sürecindeki eksiklikler ve denetim zafiyeti olduğunu belirterek, facianın ‘göz göre göre geldiği’ uyarısında bulundu. Acil çıkış eksikliğinin can kayıplarını doğrudan etkilediğini söyleyen İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Yangın tek çıkışın olduğu yere yakın bir yerde başlarsa, yangın büyüdükten sonra dışarıdan gelenler müdahale edemedikleri için orada kaç kişi kalırsa vefatla karşılaşıyoruz.” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl: “Önceden alınacak basit önlemlerle, zarar sıfıra indirilebilir. İşverenlerin, ruhsatlama ve denetim süreçlerinde itfaiyeyi ve iş güvenliği uzmanlarını sürece aktif olarak dahil etmesi gerekir. Patlamadan korunma kültürünü işin başında oluşturmak, sonradan alınacak önlemlerden çok daha etkili ve hayat kurtarıcıdır.” Dr. Öğr. Üyesi Hacer Kayhan: “Yangını ya da alevi bir kişi başlatmaz; yangını ihmal başlatır.” Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bir kozmetik fabrikasında meydana gelen ve 6 kişinin yaşamını yitirdiği feci yangın, iş sağlığı ve güvenliği uzmanları tarafından mercek altına alındı. Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan: “Fabrika temel güvenlik standartlarına uymuyor” Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, 50 kişinin çalıştığı tesisin "depo" olarak ruhsatlandırılmış olabileceği şüphesini dile getirerek, bu durumun hem ruhsat verenleri hem de işvereni sorumluluk altına soktuğunu belirtti. Dr. Öğr. Uçan, fabrikanın temel güvenlik standartlarına uymadığını ifade ederek, “Burası kesinlikle bir fabrika. Depoda öyle 50 kişi falan çalışmaz... Fabrikaysa da fabrikanın 50 kişinin çalıştığı fabrikada tek giriş çıkış olan bir yer olmaz. Mutlaka fabrikanın en aşağı iki veya üç tane acil çıkışı olması lazım. Burada da öyle bir olay yok.” dedi. Acil çıkış eksikliği can kayıplarını doğrudan etkiledi Acil çıkış eksikliğinin can kayıplarını doğrudan etkilediğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Yangın tek çıkışın olduğu yere yakın bir yerde başlarsa, yangın büyüdükten sonra dışarıdan gelenler müdahale edemedikleri için orada kaç kişi kalırsa vefatla karşılaşıyoruz.” ifadesinde bulundu. Depo ruhsatı alan işletmelerde iş güvenliği uzmanı bulundurma zorunluluğunun olmamasının riskine de dikkat çeken Uçan, “Depo olursa iş güvenliği uzmanı çalıştırma gibi bir zorunluluk yok. Tamamen kendi istedikleri gibi hareket ediyorlar.” şeklinde konuştu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve İSG Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, olayın sadece bir yangın değil, bir patlama dizisi ile başladığına vurgu yaparak teknik riskleri açıkladı. Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, yangın anında yangın söndürücülerin bile işe yaramadığını belirtti. Dr. Bingöl, kullanılan hammaddenin tehlike seviyesine ilişkin, “Öncelikle bir patlamanın olduğu değerlendiriliyor ki birkaç üst üste patlama var. Yani bir patlayıcı ortam patlaması, ATEX dediğimiz patlama kısmında. Şimdi bu tip patlamalarda yangın söndürücüler çok fazla işe yaramıyor.” ifadesinde bulundu. Kozmetik sektöründe kullanılan alkol tehlike yaratıyor Yanıcı sıvıların depolanma şartlarına değinen Dr. Öğr. Üyesi Bingöl, kozmetik sektöründe kullanılan alkolün neden olabileceği tehlikeye dikkat çekti. Bingöl, “Bir parfümeri deposundan bahsediyoruz, muhtemelen tabii ki alkol kullanılıyor. Bu tip yanıcı sıvılar parlama noktası düşük sıvılardır. Alkolün yanlış bilmiyorsam 12.6 derecedir parlama noktası. Bu şu demektir: Bu 12.6 derecenin üstündeki her sıcaklıkta buhar üretir bu malzeme... Yanma gaz fazında olduğu için, bu ortamdaki alkolün de durumu budur.” dedi. Kimyasal ve yanıcı maddelerin kullanıldığı bir tesis OSB dışında olmamalı Kimyasal ve yanıcı maddelerin kullanıldığı bir tesisin Organize Sanayi Bölgesi (OSB) dışında, yerleşim yerlerinin ortasında bulunmasını eleştiren Dr. Öğr. Üyesi Bingöl, “Bir kere tesisin yeri yanlış. Bu tip yerleri biz genelde organize sanayi bölgelerinde bekleriz... Yani zaten binanın yeri mahalle arasında olması bir garabet... Altta bir kesme, bükme yeri var, yani bir metal atölyesi var ki altta sıcak çalışma yapılıyordur. Metalin kestiği kıvılcım çıkacak, kıvılcım yine tutuşturucu kaynak olarak rol oynayabilir. Neresinden tutsanız bir yanlışlık var.” şeklinde konuştu. OSB’ler “ihtisas alanı” olduğu için itfaiye ekipleri daha bilinçli ve deneyimli Dr. Bingöl, organize sanayi bölgelerinin (OSB) “ihtisas alanı” olması nedeniyle bu bölgelerdeki itfaiye ekiplerinin daha bilinçli ve deneyimli olduğunu söyleyerek, “Organize sanayi bölgelerinde itfaiye, ruhsatlama aşamasından itibaren sürecin içinde yer alıyor. Hangi tesiste ne üretildiğini, neyin depolandığını, hangi kimyasalların kullanıldığını önceden biliyor. Dolayısıyla bir yangın çıktığında müdahale planı önceden hazır oluyor. Ancak mahalle arasındaki küçük fabrikalarda bu bilgiye sahip olunmadığı için müdahale gecikebiliyor veya yanlış yöntem uygulanabiliyor.” diye konuştu. Yangın güvenliğinde asıl mesele patlayıcı ortamın riski Yangın güvenliğinde asıl meselenin patlayıcı ortam riski olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, “Patlamadan korunma üç aşamalı bir sistem. Birincisi patlayıcı ortamı hiç oluşturmamak. İkincisi, oluşuyorsa tutuşmasını engellemek. Üçüncü aşama ise patlama meydana geldiğinde etkilerini azaltmak. Biz genellikle üçüncü aşamayı konuşuyoruz; sprinkler sistemleri, tatbikatlar, köpükle müdahale gibi önlemler hep bu aşamaya girer. Oysa asıl başlamamız gereken yer birinci aşamadır: patlayıcı ortamın hiç oluşmamasıdır.” dedi. Mevzuata göre patlayıcı ortam riski bulunan işyerlerinde çalışanların patlayıcı ortamların tehlikelerinden korunması hakkındaki yönetmelik kapsamında doküman hazırlanmasının zorunlu olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Bingöl, “Risk değerlendirmesinin içinde bu dokümanın mutlaka yer alması gerekir. Depolama koşulları, yanıcı sıvıların açıkta bulundurulmaması, düşük parlama noktası olan kimyasalların güvenli ortamlarda saklanması sağlanmalı. Bu önlemler, patlayıcı buharların kapalı ortamlarda birikmesini önler.” ifadesinde bulundu. Basit önlemler hayat kurtarır! Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, sanayi tipi kazalarda can kayıplarını azaltmanın mümkün olduğunu dile getirerek, “Önceden alınacak basit önlemlerle, zarar sıfıra indirilebilir. İşverenlerin, ruhsatlama ve denetim süreçlerinde itfaiyeyi ve iş güvenliği uzmanlarını sürece aktif olarak dahil etmesi gerekiyor. Patlamadan korunma kültürünü işin başında oluşturmak, sonradan alınacak önlemlerden çok daha etkili ve hayat kurtarıcıdır.” şeklinde konuştu. Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, parfüm gibi yanıcı ve patlayıcı kimyasalların üretildiği tesislerin mahalle aralarında kurulmasının ciddi risk oluşturduğunu belirterek, “Eğer belediye, burada ‘parfüm üretimi’ yapıldığına dair bir ruhsat verdiyse, itfaiyenin de bundan haberdar olması gerekir. Çünkü ruhsatlama aşamasında itfaiyenin, tesisin mevzuata uygun olup olmadığını denetlemesi gerekir. Ancak görünen o ki, bu bina mahalle arasında yer alıyor ve büyük olasılıkla üretim süreciyle ilgili itfaiye detaylı bilgiye sahip değildi. Oysa böyle bir tesis organize sanayi bölgesinde olsaydı, itfaiye kuruluş aşamasından itibaren süreci denetler, olası riskleri önceden belirlerdi.” dedi. Ruhsatlama aşamasında çok disiplinli denetim şart Dr. Bingöl, ruhsatlama sürecinin sadece belediyelerle sınırlı kalmaması, itfaiye, çevre ve iş sağlığı uzmanlarının da sürece aktif olarak dahil edilmesi gerektiğini ifade ederek, “Eğer parfüm üretimi gibi yanıcı kimyasalların yer aldığı bir faaliyet söz konusuysa, o tesisin uygunluğu birçok açıdan değerlendirilmeli. Depolama koşulları, havalandırma sistemi, elektrikli ekipmanların patlamaya dayanıklılığı gibi teknik kriterler dikkate alınmalı. Bu nedenle ihtisas bölgeleri, sadece üretim için değil, güvenlik kültürü açısından da büyük önem taşıyor.” diye konuştu. Dr. Hacer Kayhan: “Yangını ya da alevi bir kişi başlatmaz; yangını ihmal başlatır” Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Hacer Kayhan da binanın fiziksel yapısına dair önemli bir tespitte bulunarak, ruhsatlandırma sürecindeki çoklu kurum sorumluluğunu hatırlattı. Dr. Öğr. Üyesi Hacer Kayhan, parfüm üretimi gibi yanıcı, uçucu ve patlayıcı kimyasallarla çalışılan tesislerin mahalle aralarında yer alamayacağını ifade ederek, yaşanan olayın ihmaller zincirine işaret ettiğini belirtti. Yangını ihmal başlatıyor! Olayı değerlendiren Dr. Kayhan, “Yangını ya da alevi bir kişi başlatmaz; yangını ihmal başlatır. Dolayısıyla öncelikle ‘ihmal nerede yapılmış?’ sorusunu sormamız gerekiyor.” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Kayhan, parfüm üretiminin niteliğine dikkat çekerek, “Parfüm üretiyorsa, orada alkol, çözücüler ve uçucu organikler var — yani parlayıcı, patlayıcı ve yanıcı kimyasallarla çalışılan bir tesis bu. Böyle bir tesisin olması gereken yer burası değil.” ifadesinde bulundu. Ruhsatlama zincirinde birçok kurum var… Ruhsatlama sürecindeki çoklu sorumluluğa işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Hacer Kayhan, şunları kaydetti: “Bir tesisin bu tür faaliyetlere uygun olup olmadığına dair onay birden fazla kurum tarafından verilir. Belediye, eğer belediye sınırları içindeyse ruhsat verir; itfaiye uygunluk raporu düzenler; Sanayi Bakanlığı tehlikeli kimya nedeniyle sürece dahil olur; Çalışma Bakanlığı ise iş güvenliği perspektifinden denetler. Biz önce yukarıdan başlamalıyız: Kim onay verdi, hangi koşullarda verdi? Orada görünen ek bina, kaçak kat izlenimi veriyor. Depolama alanı olarak kullanılan bölümler, ruhsatlı çıkmayabilir. Alt kısım için ‘ruhsatı var’ deniyor ama neyin ruhsatı olduğu sorgulanmalı metal atölyesi ruhsatı mı, depo ruhsatı mı? Depo ruhsatıyla üretime başlanmışsa bu suçtur.” Cezai ve idari sorumluluklar netleşmeli Dr. Öğr. Üyesi Kayhan, bu tür olayların önlenebilir olduğunu vurgulayarak şu çağrıda bulundu: “Biz meslekten olarak bu tür kazaların önlenebilir olduğunu biliyoruz. Alınacak her önlem bir can kurtarabilir. Ruhsatlandırma, denetim ve uygunluk süreçlerinde sorumluluklar netleştirilmeli; gerektiğinde idari ve cezai süreç işletilmeli.”

Oyun Dünyasından Doğaya Destek Haber

Oyun Dünyasından Doğaya Destek

TEMA Vakfı iş birliğiyle Sivas’ta Umut Ormanı oluşturulurken; İzmir, Hatay ve Kocaeli’deki yangın bölgelerinde de yeniden yeşillenme hareketi başlatıldı. Milyonlarca gence ulaşan marka etkisi, bu kez somut bir çevre katkısına dönüştü. PUBG MOBILE, milyonlarca oyuncuya ulaşan topluluk gücünü bu kez doğa için harekete geçirdi. Tencent’in Çin’de başlattığı ve bu yıl ilk kez Türkiye’de gerçekleşen 99 Giving Day – Yardım Festivali kapsamında, TEMA Vakfı iş birliğiyle Sivas Gökdere Ağaçlandırma Sahası’nda Umut Ormanı’na 5 bin fidan bağışlandı. Ayrıca, İzmir, Hatay ve Kocaeli’de yangından etkilenen alanların yeniden yeşillendirilmesine destek olmak amacıyla STK’lar ve belediyelerle yürütülen çalışmalarla 5 bin fidan daha toprakla buluştu. Böylece toplam 10 bin fidan geleceğe nefes olurken, iklim krizine karşı farkındalık ve genç kuşaklarda çevre bilinci güçlendirildi. Türkiye’de İlk Kez: 99 Giving Day Dünyanın en büyük yıllık kamu yararı kampanyalarından biri olan 99 Giving Day, bu yıl ilk kez Türkiye’de hayata geçirildi. PUBG MOBILE’ın öncülüğünde gerçekleşen proje, yalnızca ağaçlandırma desteğiyle değil, aynı zamanda iyilik kültürünün yaygınlaştırılması açısından da önemli bir başlangıç niteliği taşıyor. Kampanya kapsamında, 99 Giving Day’in uluslararası simgesi olan Küçük Kırmızı Çiçek de Türkiye’de ilk kez tanıtıldı. İyilik, dayanışma ve olumlu katkıyı simgeleyen bu sembol; çevre için atılan her adımın başkalarına ilham olabileceği mesajını taşıyor. PUBG MOBILE, bu sembolü Türkiye’ye getirerek projenin çevresel etkisini ortak iyilik ve kolektif sorumluluk çağrısına dönüştürdü. 10 Bin Fidan Toprakla Buluşuyor Son yıllarda yaşanan orman yangınları, Türkiye’nin doğal alanlarında derin kayıplara yol açtı. PUBG MOBILE, bu kayıpların ardından doğaya yeniden nefes verebilmek için topluluk gücünü somut bir çevre desteğine dönüştürdü. TEMA Vakfı aracılığıyla Sivas Gökdere Ağaçlandırma Sahası’nda Umut Ormanı’na 5 bin fidan bağışlandı. Bunun yanında, İzmir, Hatay ve Kocaeli’nde yangından etkilenen bölgelerde yürütülen çalışmalar kapsamında 5 bin fidan daha toprakla buluşturuldu. Böylece toplam 10 bin fidan hem ekosistemin onarılmasına hem de geleceğe bırakılan kalıcı bir çevre mirasına katkı sundu. İstanbul’da Çevre Temizliği Etkinliği Proje, yalnızca ağaçlandırma desteğiyle sınırlı kalmadı. PUBG MOBILE ekibi ve gönüllüler, İstanbul’da düzenlenen çevre temizliği etkinliğinde bir araya gelerek doğal alanlardaki atıkları topladı. Etkinlik, doğayı yalnızca kirletmemekle yetinmeyip aktif olarak koruma ve iyileştirme sorumluluğunun altını çizdi. PUBG MOBILE’dan Mesaj “Eğlencenin ötesinde bir sorumluluğumuz var” PUBG MOBILE Türkiye Ülke Müdürü Can Gürsu, projeyle ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “PUBG MOBILE olarak milyonlarca gence ulaşan güçlü bir topluluğa sahibiz. Bu etkinin yalnızca eğlenceyle sınırlı kalmaması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’de hayata geçirdiğimiz bu proje ile bir yandan doğaya somut katkı sunarken, diğer yandan genç kuşaklarda çevre bilincini güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Sosyal sorumluluğu sürdürülebilir bir değer haline getirmek için benzer projeleri önümüzdeki dönemde de hayata geçirmeye devam edeceğiz.” Influencerlardan Çevre Çağrısı Sosyal medyada geniş kitlelere ilham veren Barış G., Melih Yıldırım, Eda Sakız, Ceren Yaldız ve Pınar & Burak, projeye yalnızca içerik üreterek değil, bizzat sahaya inerek destek verdi. İstanbul’daki çevre temizliği etkinliğine katılan influencerlar, paylaşımları sayesinde binlerce genci doğaya karşı sorumluluk almaya teşvik etti. Kampanya, çevrimiçi etkileşimden gerçek ekolojik katkıya uzanan güçlü bir iyilik akımına dönüştü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hafta Sonu Çıkan 85 Yangının Çoğu İhmal ve Dikkatsizlikten Haber

Hafta Sonu Çıkan 85 Yangının Çoğu İhmal ve Dikkatsizlikten

Yangınlar, İstanbul, Denizli, Balıkesir, Elazığ, Muğla, İzmir, Şanlıurfa, Sakarya, Kocaeli, Amasya gibi illerde görüldü. OGM ekipleri, bu illerde çıkan kırsal alan ve orman yangınlarına hem karadan hem de havadan anında müdahale ederek, alevlerin çevre yerleşim yerlerine ve geniş ormanlık alanlara sıçramasını engelledi. Yangınlara onlarca arazöz, su tankeri, uçak ve helikopter ile müdahale edildi. Yangınların kısa sürede söndürülmesinde erken ihbar sistemlerinin, teknolojik gözetleme kulelerinin ve insansız hava araçlarıyla yapılan takiplerin önemli rol oynadığını vurgulayan Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, “Yangın sezonunun en yoğun olduğu hafta sonlarından birini yaşadık. Ancak tüm ekiplerimiz tam bir koordinasyon içinde hareket etti. Hem karadan hem havadan anında müdahalemiz sayesinde yangınların büyümesini engelledik” dedi. Karacabey, vatandaşların da yangınlarla mücadeleye büyük destek verdiğini belirterek, “Hiçbir can kaybı yaşanmadan yangınları söndürmüş olmak en büyük tesellimiz. Zarar gören alanlarımız için ise derhal rehabilitasyon çalışmalarına başlıyoruz” diye konuştu. Karacabey ayrıca, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların ve kurak geçen dönemin yangın riskini artırdığına dikkat çekerek, “Önümüzdeki günlerde sıcaklıkların yüksek seyretmesi bekleniyor. Vatandaşlarımızdan ricamız, en ufak bir kıvılcımın dahi büyük yangınlara sebep olabileceğini unutmamaları ve ormanlarımız konusunda azami dikkat göstermeleridir” uyarısında bulundu.

Yangın Facialarına Karşı 250 Sayfalık Taslak Rapor Hazırlandı! Haber

Yangın Facialarına Karşı 250 Sayfalık Taslak Rapor Hazırlandı!

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce liderliğindeki 30 kişilik akademisyen ve uzmanlardan oluşan ekibin, kaynak ve benzeri "sıcak çalışma" işlemleri için hayati önem taşıyan kuralların yasal zorunluluk haline getirilmesi amacıyla kapsamlı bir taslak rapor hazırladığını duyurdu. Bilim insanları, kalıcı çözüm için harekete geçti Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na teslim edilmek üzere bir çalışma yaptıklarını dile getirerek, şöyle devam etti: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye müdürlüğünde eğitmen olarak çalışmış olan, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi Abdurrahman İnce başkanlığında 30 kişilik akademisyen, sanayide bu işi yapan uzmanlar ve Bakanlıktan birkaç arkadaşın da desteğiyle böyle bir çalışma yaptık. Buradaki amacımız şu: Özellikle birçok yangından sonra bizi çağırıyorlar. Biz basında bunlarla ilgili fikirlerimizi söylüyoruz. Fakat bunun olmaması lazım. Bizim daha önceden bir bilim adamı olarak, bir çalışma ekibi olarak neler yapılacağını söylememiz lazım ve bunlara göre de aksiyon alınması lazım ki bu olaylarla karşılaşmayalım. İşte 29 kişinin öldüğü bar yangını. Orada barın en yoğun olduğu anda barda bin kişi olduğunda yangın başlasaydı, çok fazla kişi ölecekti. O kadar büyük problemli olan bir yangındı. Haydarpaşa Garı'nın çatısı yangını, Galatasaray Üniversitesi yangını bu şekilde Sıcak Çalışma İzni Yönetmeliğimiz olsaydı ve doğru uygulansaydı önlenirdi.” Taslağın temelini, ABD'de 60 yıldır uygulanan yönetmelikler oluşturuyor Hazırladığımız çalışmanın temelini, ABD'de 60 yıldır uygulanan ve 8 kez güncellenen Ulusal Yangından Korunma Ajansı (NFPA) yönetmeliklerinin oluşturduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Türkiye'de bu konuda büyük bir yasal boşluk olduğunu vurguladı. Mevcut durumun inisiyatife dayalı olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, şöyle devam etti: “Sıcak çalışma yapılacağı zaman, kaynak veya başka sıcak çalışma yapılacağı zaman, 60 yıl önce Amerika bir yönetmelik getirmiş ve bunu uygulamadan kesinlikle sıcak çalışma izni vermiyorlar. Biz diyoruz ki bunu Türkiye'de uyarlayalım. Şu anda (Türkiye'de) zorunlu olarak bir sıcak izin yapılacaksa, kaynak yapılacaksa veya başka bir sıcak çalışma yapılacaksa böyle bir izin prosedürümüz olmadığı için işte bar yangınında alev tutuştuğu an yangın bir anda büyümektedir. Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Türkiye'de bu konuda büyük bir yasal boşluk olduğunu ifade ederek, “Amerika'da 60 yıldır uygulanan Ulusal Yangından Korunma Ajansı (NFPA) yönetmeliklerini tercüme ettik. Aynı zamanda yurt dışında, diğer ülkelerde, Japonya’da, Avrupa’nın diğer ülkelerinde nasıl uygulamalar yapıyor, onları da tercüme ederek derli toplu bir taslak haline getirdik. Bunu Bakanlığa sunduk. Bizim buradaki amacımız Bakanlığın bunu zorunlu olarak herkesin uygulayacağı mevzuata yerleştirilmesi.” diye konuştu. 11 metre kuralı hayat kurtarıyor! Önerdikleri yönetmeliğin temelinde yatan basit ama hayat kurtaran kurallara da dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Sıcak çalışmayı yapacağın yerin 11 metre etrafında hiçbir yanıcı maddenin olmaması lazım. Eğer yanıcı maddeyi kaldıramıyorsan onu yanmayacak bir perdeyle kapatman lazım. Beşiktaş’taki bar yangınında 11 metre etrafında öyle bir koruma önlemi yapılsaydı, yangın başlamayacaktı. Bir sıcak çalışma yapılacaksa orada yangın söndürmeyi bilen bir kişiyi dolu bir yangın tüpüyle beklemeli. Böylece o kişi yangın çıktığı an yangını durduracaktır. Yangının olmaması için gerekli hazırlıkların önceden yapılması lazım.” ifadesinde bulundu. Yapılması zorunlu yönetmelik haline gelmeli Hazırladıkları 250 sayfalık çalışmanın bir "rehber" veya "kılavuz" olarak kalmasının yeterli olmayacağını, "yapılması zorunlu" bir yönetmelik haline getirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, sözlerini şöyle noktaladı: “Bizim istediğimiz zorunlu olarak uygulanacak bir yönetmelik yani. ‘Bunu yapmadan bu çalışmaya başlayamazsın’ denmelidir. Eğer başlarsan buradan olacak çok büyük ölümlü kazada doğrudan doğruya bu izni olmadan başlatan kişiler ve yönetim sorumlu olacaktır. Biz yaşanan üzücü olayların akabinde televizyonlara çıkmak istemiyoruz artık. İstediğimiz böyle bir zorunlu iş izin sisteminin Türkiye'de de yerleştirilmesidir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın kendilerine ilettiğimiz bu taslak çalışmayı da göz önüne alarak ‘Sıcak Çalışma İzin Yönetmelik ‘çalışması yaparak yürürlüğe koyması gerekmektedir.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.