Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yangın Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Yangın Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yangın Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2026’da Global Risk Haritası Yeniden Çiziliyor Haber

2026’da Global Risk Haritası Yeniden Çiziliyor

Jeopolitik gerilimlerle dolu geçen 2025 yılının ardından dünya, 2026 yılına da yeni krizlerle başladı. Ticaret savaşları, bölgesel çatışmalar ve yaptırımlar; 2026’nın ilk günlerinde de küresel risk ajandasının ilk sıralarında yerini aldı. Global risk haritasının yeniden şekillendiği 2026 yılına dair öngörülerini paylaşan IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “2026 yılında artık tekil risklerden değil, birbirini tetikleyen ve aynı anda çalışan ‘çoklu krizler’den söz ediyoruz. Jeopolitik gerilimler, tedarik zinciri şokları, iklim kaynaklı hasarların artışı ve reasürans kapasitesindeki daralma, sigorta sektörünü küresel ölçekte yeniden konumlandırıyor. Türkiye’de ise bu tablo; teminat yapılarının daha rafine, fiyatlamanın daha risk-seçici, veri ve analitiğin ise hiç olmadığı kadar kritik hale geldiği bir dönemi beraberinde getiriyor. Bu yeni risk haritasında ayakta kalmanın yolu, müşterilerle birlikte proaktif risk yönetimi kültürü inşa etmekten geçiyor” dedi. Belirsizlik altında karar alma artık yeni normalimiz 2026 yılında belirsizliğin sektörleri oldukça derinden etkileyeceğine dikkat çeken Murat Çiftçi, “Kurallara dayalı küresel düzenin zayıflaması, ticaret ve sermaye akımlarında öngörülebilirliği azaltırken, şirketler için ‘belirsizlik altında karar alma’ artık yeni normal haline geliyor. Bu ortamda tedarik zincirleri, sadece maliyet ve verimlilik açısından değil, risk yoğunluğu açısından da yeniden tasarlanıyor. Lojistik gecikmeler, kritik hammadde ve ara malı tedarikindeki kesintiler, üretim duruşları ve gelir kayıpları; iş durması (business interruption) ve kâr kaybı teminatlarını daha merkezi bir konuma taşıyor. Türkiye açısından bakıldığında, hem bölgesel jeopolitik konum hem de üretim ve lojistik üssü olma potansiyeli, risk ve fırsatı aynı anda büyütüyor. Çok uluslu tedarik zincirlerine entegre Türk şirketleri için; politik şiddet, savaş, terör, ambargo ve sözleşme ihlali gibi risklerin daha sofistike poliçelerle yönetilmesi, 2026’da gündemin üst sıralarında yer alacak. Bu da, teminat kapsamlarının netleştirilmesi, muafiyet ve limit yapılarına daha dikkatli yaklaşılması anlamına geliyor” diye konuştu. İklim kaynaklı hasar frekansındaki artış Murat Çiftçi, 2026 küresel risk ve dayanıklılık raporlarında, aşırı hava olayları ve doğal afetlerin en kritik başlıklardan biri olarak öne çıktığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Sıcak hava dalgaları, ani ve şiddetli yağışlar, sel, dolu, fırtına ve orman yangınları gibi olayların hem frekansı hem de şiddeti artarken; bu durum özellikle yangın, mühendislik, tarım ve kasko branşlarında hasar frekansını yukarı çekiyor. Türkiye’de son yıllarda yaşanan sel ve dolu olayları, iklim kaynaklı risklerin artık istisna değil, yeni normal olduğunu gösteriyor. Bu tablo, sigortacılar açısından iki temel sonucu beraberinde getiriyor: Öncelikle iklim risklerinin bölgesel ve mikro ölçekte modellenmesi, lokasyon bazlı fiyatlamayı ve risk mühendisliğini öne çıkarıyor. İkinci olarak da ürün tasarımı. Parametrik sigortalar, doğal afetler odaklı özel ürünler ve iklim uyum yatırımlarını teşvik eden teminat yapıları, 2026 ve sonrasında daha fazla gündeme gelecek. Müşteri tarafında ise, risk azaltıcı önlemler (altyapı güçlendirme, drenaj sistemleri, yangın güvenliği, iş sürekliliği planları vb.) ile sigorta teminatının birlikte düşünülmesi, prim seviyeleri ve teminat bulunabilirliği üzerinde belirleyici olacak.” Global reasürans kapasitesindeki daralma Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; küresel ölçekte artan hasar frekansı ve şiddeti, iklim kaynaklı felaketlerin yükselen maliyeti, enflasyonist baskılar ve sermaye maliyetlerindeki artış, reasürans piyasasında kapasiteyi daraltıyor ve fiyatları yukarı çekiyor. Özellikle katastrofik riskler, doğal afetler ve yüksek limitli endüstriyel risklerde reasürans programlarının yenilenmesi, her zamankinden daha zorlu ve detaylı müzakereler gerektiriyor. Murat Çiftçi, “Bu daralan kapasite, reasürörleri risk seçiminde daha seçici davranmaya iterken; sigorta şirketlerini de portföy kalitesi, underwriting disiplini ve risk mühendisliği uygulamalarında daha sıkı bir çerçeveye yönlendiriyor. Türkiye özelinde bakıldığında, küresel reasürans kapasitesindeki sıkılaşma; katastrofik risklerde limit ve şartların yeniden tanımlanması, koşullu teminatların artması, daha yüksek muafiyet ve katılım payları ile fiyatlamada belirgin bir yukarı yönlü baskı olarak yansıyor. Özellikle deprem, sel ve büyük endüstriyel risklerde reasürans maliyetlerindeki artış, yerel fiyatlamayı doğrudan etkiliyor” dedi. Daha seçici, daha analitik ve işbirliğine dayalı bir model Söz konusu durumların Türkiye’deki teminat yapıları ve fiyatlamaya etkisini de değerlendiren Murat Çiftçi, şunları söyledi: “Küresel risk dinamiklerindeki değişim, Türkiye’de teminat yapıları ve fiyatlamayı belirgin şekilde dönüştürüyor. Büyük kurumsal risklerde katmanlı programlar yaygınlaşırken, daha yüksek muafiyetler ve kapsam–istisna sınırlarının netleştiği poliçeler öne çıkıyor. Fiyatlamada ise lokasyon, hasar geçmişi, tedarik zinciri bağımlılıkları ve iklim senaryoları gibi veri odaklı parametreler çok daha belirleyici hale geldi. Bu süreç, müşteri–broker–sigortacı ilişkisinde de ‘risk ortağı’ modelini güçlendiriyor; kısa vadeli fiyat odaklı yaklaşımlar yerine uzun vadeli, şeffaf ve stratejik işbirlikleri önem kazanıyor. Özetle, Türkiye’de teminat yapıları ve fiyatlama, küresel trendlerle uyumlu şekilde daha seçici, daha analitik ve daha işbirliğine dayalı bir modele doğru ilerliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Büyükşehir'den Yangınlara Karşı Uyarı: “Önlem Hayat Kurtarır” Haber

Bursa Büyükşehir'den Yangınlara Karşı Uyarı: “Önlem Hayat Kurtarır”

Tüm Bürokrat ve İş İnsanları Federasyonu (TÜMBİFED) tarafından organize edilen, kamu ve özel sektörü bir araya getiren ‘Yangın Zirvesi 2025’, Uludağ’da geniş bir katılımla düzenlendi. Trimbox ana sponsorluğunda gerçekleşen zirve, ‘önleyici güvenlik’ yaklaşımıyla yangınlarla mücadelede yeni bir stratejik yol haritası belirledi. Zirvede konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Canalp Berkdemir, Dünya Yangın İstatistik Merkezi’nin verilerine göre toplam 906 bin 164 yangının altıda birinin elektrik yangını olduğunu, bunun da 136 bin 415’e denk geldiğini belirtti. Üçlü prizler üzerinden birden fazla cihazın çalıştırılmasıyla kabloların ısınarak tutuşabildiğini dile getiren Berkdemir, “Oteller ve hastaneler başta olmak üzere binalardaki hormonlu gelişmeler, ek tesisler, ek cihazlar, ek makineler enerji artışını yükseltiyor. Bu da tesisatlara aşırı yüklenmeye ve yangına sebep olmaktadır. Binaların yaşlanmasıyla tesisatların da yıpranması, mukavemet gücü, cihazlardaki oksitlenme ve paslanma, ısınma ve soğuma gibi hava hareketleri, yangınların diğer çıkış sebepleridir. Bina girişlerindeki elektrik panolarında yangın önleyici sistemlerin mutlaka tamamlanması gerekir. Mutlaka elektrik yangınlarındaki tedbirlerin alınması ve kontrollerin periyodik olarak yapılması gerekir” dedi. Elektrik yangınlarıyla ilgili gelişen sürecin kullanıcılar tarafından fark edilemediğinin altını çizen Berkdemir, “Elektrik yangınlarını önlemek için ilk adımı, sayaç veya elektrik panosu kutusunda atmak zorundayız. Kaçak akım rölesi gibi argümanları kullanarak riski daha minimize edebiliriz. Yangının çıkış sebeplerine bakıldığında kısa devre, aşırı yüklenme, gevşek bağlantı, kötü işçilik, kablo izolasyon bozulması, elektrikli cihazların arızası, elektrik panosu dağılımı sistemleri olduğunu görüyoruz. Ayrıca havalandırma, su ve diğer tesisatlarla birlikte elektrik tesisatının da aynı şaftlarda ve aynı kanallardan yürütülmesi de karşımıza çıkıyor. Özellikle konut yangınları, başta mutfaktaki aspiratörler olmak üzere fırınlar, ısıtıcılar, buzdolabı gibi cihazlar ve bunlara bağlı uzatma kablolarından çıkıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Oksijen Zone Hotel & Spa, Uludağ'da Yangın Güvenliğinde Öncülüğünü Belgeleyen İlk Otel Oldu Haber

Oksijen Zone Hotel & Spa, Uludağ'da Yangın Güvenliğinde Öncülüğünü Belgeleyen İlk Otel Oldu

Otel, 28 Mayıs 2025 itibarıyla resmi yangın güvenlik raporunu alarak Uludağ’da bu belgeye sahip ilk otel oldu. Bu adım, tesisin güvenlik standartlarına verdiği önceliği belgeleyerek sektörde örnek bir uygulama teşkil ediyor. Güvenliği yalnızca yasal bir zorunluluk değil, sürdürülebilir ve sorumlu turizmin temel taşı olarak gören Uludağ Oksijen Resort Otel; altyapı, düzenli denetimler ve ileri güvenlik protokolleri ile kapsamlı bir güvenlik ekosistemi oluşturuyor. 66 odasıyla hizmet veren tesis, Uludağ’ın ayrıcalıklı bir noktasında, dört pistin tam ortasında ve pistlere sıfır mesafede konumlanıyor. Bu stratejik yerleşim, kış turizmi tutkunlarına doğrudan kayak erişimi ve benzersiz bir konaklama deneyimi sunuyor. Tatil deneyimini bütüncül bir şekilde kurguluyor Güvenlik odaklı yaklaşımının yanı sıra; spa, fitness, gece eğlenceleri, çocuk aktiviteleri ve workshop alanları ile her yaştan misafire hitap eden otel, tatil deneyimini bütüncül bir şekilde kurguluyor. Misafir memnuniyetinde üst sıralarda yer alan Oksijen Zone Hotel & Spa, konumu, konforu ve artık belgelenmiş güvenlik standartları ile Uludağ’da fark yaratmaya devam ediyor. Otel yetkilileri konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, “Misafirlerimizin güvenliği her şeyin önündedir. Uludağ’da yangın güvenliği raporunu alan ilk otel olarak, hem sektörümüze hem de misafirlerimize karşı sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Güvenli, nitelikli ve unutulmaz bir tatil vaadimizi sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başoğlu Kablo Teknolojisi, Yangının Kalbinde 120 Dakikalık Direniş İle Ezber Bozdu Haber

Başoğlu Kablo Teknolojisi, Yangının Kalbinde 120 Dakikalık Direniş İle Ezber Bozdu

Beyaz eşya, savunma sanayii ve gemi inşa gibi "sıfır hata" prensibiyle çalışan dünyanın en kritik sektörlerinin çözüm ortağı olan Başoğlu Kablo A.Ş., Bur sa’da düzenlenen Uluslararası Yangın Zirvesi’ne damga vurdu. TÜMBİFED tarafından 17 Aralık'ta organize edilen zirvede, sadece ileri teknoloji ürünlerini sergilemekle kalmayan firma; gerçekleştirdiği teknik sunum ve çarpıcı test videolarıyla yangın güvenliğinde standartları yeniden belirledi. Zirveye Başoğlu Kablo Yönetim Kurulu Üyesi Erdinç Altıner ve Ar-Ge Müdürü Hande Ayvazoğlu katılım sağlarken, firmanın teknolojik üstünlüğü katılımcılar ve sektör profesyonelleri tarafından hayranlıkla izlendi. Yeterlilik Seviyelerinin Ötesinde Bir Dayanım: "Hayati Damar" Zirvede gerçekleştirdiği özel sunumla dikkatleri üzerine çeken Başoğlu Kablo ve Profil A.Ş. Ar-Ge Müdürü Hande Ayvazoğlu, elektriksel arızalardan kaynaklanan yangınlarda kablo kalitesinin binanın "hayati damarı" olduğunu vurguladı. Ayvazoğlu, geliştirdikleri alev yürütmeyen ve duman üretmeyen özel kablo teknolojilerinin, yalnızca uluslararası sertifikasyon kurumlarının belirlediği alt sınırları karşılamakla kalmadığını, bu standartların çok daha üzerine çıktığını bilimsel verilerle kanıtladı. Sunumun en dikkat çekici anları ise paylaşılan "120 dakika dayanım" test videoları oldu. Kabloların sadece yoğun aleve karşı değil, aynı zamanda yangın anında oluşabilecek yapısal darbelere karşı gösterdiği eşsiz direnç, katılımcıları büyüledi. Alev almayan, yanarken zehirli duman salınımı için kritik olan damlamayı yapmayan ve yüksek mekanik dayanıklılık sunan bu kablolar, dünyanın dört bir yanındaki mega projelerin neden ilk tercihi olduğunu bir kez daha tescilledi. "Merdiven Altı Üretim Hayat Karartır" Zirve sonunda gerçekleştirilen törende plaketini alan Başoğlu Kablo ekibi adına konuşan Hande Ayvazoğlu, toplumsal bilince yönelik hayati bir uyarıda bulundu: "Yangın güvenliği bir maliyet kalemi değil, bir yaşam hakkıdır. Tüketicilerin, mimarların ve projecilerin 'ucuz' ya da merdiven altı üretim kablolardan mutlaka uzak durması gerekiyor. Bu konu, sadece bir tercih meselesi değil; telafisi olmayan can ve mal kayıplarına yol açan, doğrudan yaşamı ilgilendiren hayati bir meseledir." Dünya çapında tescilli kalitesiyle Başoğlu Kablo, zirvede sergilediği bu duruşla teknolojisini insan hayatını koruma sorumluluğuyla birleştirdiğini bir kez daha kanıtlamış oldu.

Şantiye ve Konteyner Kentlerdeki Yangında İlk 5 Dakika Kritik!  Haber

Şantiye ve Konteyner Kentlerdeki Yangında İlk 5 Dakika Kritik! 

Yangın anında yapılması gerekenleri anlatan Dr. Tuğçe Oral, “Yangını fark eden kişi, eş zamanlı olarak hem en yakın yangın söndürücüye ulaşmalı hem de alarm sistemini devreye sokmalıdır. Yangında da ilk 5 dakika doğru müdahale için çok çok önemli.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümünden Arş. Gör. Dr. Tuğçe Oral, şantiye alanlarında ve konteyner kentlerdeki yangın riskine dair kritik uyarılarda bulundu. Yangın risk değerlendirmesi yapılmadan şantiye başlatılmamalı Şantiyelerde gerçekleşen yangınların çoğunun mesai sonrası konteynerlerde konaklamalar esnasında yaşandığına işaret eden Dr. Tuğçe Oral, şantiyelerde yangın riskini azaltmak için atılması gereken adımları anlattı. “En bilinen ve en etkin uygulama, mutlaka şantiyenin türü, lokasyonu ve çevresi göz önüne alınarak detaylı bir Yangın Risk Değerlendirmesi yapılmasıdır.” diyen Dr. Oral, şantiyelerde alınması gereken temel önlemleri şöyle sıraladı: “Şantiye kaba iş sürecindeyse, temel İSG eğitimi kapsamında çalışanlara; yangınla mücadele ekipmanlarının konumu, görevlendirilen acil durum ekibi listesi ile ikaz–uyarı butonlarının yerleri mutlaka aktarılmalıdır. İnce iş sürecine geçildiğinde ise etkili bir yangın algılama sistemi kurulmalı; yangın söndürme ekipmanları eksiksiz, çalışır durumda ve kolay erişilebilir şekilde bulundurulmalıdır. Özellikle yangın tüplerinin basınçları düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir. Acil durum ekiplerinin hem eğitim hem de uygulama konusunda pratik kazanması sağlanmalı; çalışma alanı ve çevre düzeni titizlikle korunmalıdır. Çalışanların kullandığı geçiş yolları önceden belirlenmeli ve bu güzergâhlara malzeme konulmasına kesinlikle izin verilmemelidir. Acil kaçış yollarının kullanımını engellemeyecek bir saha düzeni oluşturulmalı, bu konuda düzenli denetim ve kontroller yapılmalıdır. Ayrıca, acil durum planları ve tahliye prosedürleri proje başlangıcında hazırlanmış ve uygulamaya hazır hale getirilmiş olmalıdır. Tüm bu sıralanan maddelerin sürekliliği düzenli saha kontrolleri ve çalışanların bu konuda farkındalıklarının kazandırılmasıyla sağlanmaktadır.” Eğitim, yangını felakete dönüşmeden durdurur Yangın güvenliği eğitimlerinin önemine vurgu yapan Dr. Tuğçe Oral, “Çok tehlikeli sınıfta yer alan iş kollarında, kullanılan makine ve ekipmanların yangına neden olabileceği göz önünde bulundurularak çalışanlara detaylı eğitimler verilmelidir. Bu eğitimler, Temel İSG Eğitimi’nin teknik konular bölümünde, çalışma alanına özgü içeriklerle planlanmaktadır. Acil durum ekibinde yer almasa bile tüm çalışanlara, yangınla mücadele ekipmanlarının doğru kullanımı öğretilmekte; teorik bilgiler uygulamalı yangın tatbikatlarıyla desteklenmektedir. Eğitimlerde; yangının oluşumu ve aşamaları, yangın sınıfları ve uygun söndürücü seçimi, yangına neden olabilecek riskler ve şantiyedeki kimyasallar, yangın anında doğru davranışlar, söndürme ve kurtarma ekiplerinin görevleri, söndürme teknikleri, söndürücü kullanımında yapılmaması gerekenler, müdahale için ilk 5 dakikanın önemi, acil tahliye planları, çalışanlara haber verme yöntemleri ve yangın sonrası ilk yardım uygulamaları gibi kritik konular aktarılmaktadır.” diye konuştu. Yangın tüpleri her ay basınç kontrolünden geçirilmeli Yangın ekipmanlarının kontrol süreçlerine değinen Dr. Oral, “Şantiyelerin dağınık yapısı nedeniyle acil çıkış yolları her gün kontrol edilmelidir. Bu hem düzeni sağlar hem de çalışanların bilinçli davranmasını öğretir.” ifadesinde bulundu. Yangın tüplerinin her ay basınç kontrolünden geçirilip etiketlenmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Oral, “Hazır olmayan bir söndürücü, yangın anında felaketin büyümesine sebep olabilir.” dedi. Yangın anında neler yapılmalı? Yangın anında yapılması gerekenleri anlatan Dr. Tuğçe Oral, projenin başında her aşamaya özel hazırlanmış bir yangın güvenliği planı bulunmasının şart olduğunu söyledi. Dr. Tuğçe Oral, “Yangını fark eden kişi, eş zamanlı olarak hem en yakın yangın söndürücüye ulaşmalı hem de alarm sistemini devreye sokmalıdır. Çalışanlar, belirlenen kaçış güzergahını takip ederek acil toplanma alanına yönelmeli ve zorunlu olmadıkça müdahaleye kalkışmamalıdır.” diye konuştu. Dr. Oral, yetkili acil durum ekiplerinin yangına müdahale ederken diğer görevlilerin itfaiyeyle irtibata geçmesi ve tahliyeyi yönetmesi gerektiğini aktardı. Konteyner kentlerde ısıtıcılar en büyük tehlike Kış aylarında en riskli bölgelerin konteyner kentler olduğuna dikkat çeken Dr. Tuğçe Oral, “Hava sıcaklıklarının düşmesiyle konteynerler içerisinde kullanılan ısıtıcılar yangına büyük zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle İmkanlar dahilindeyse konteynerlerin alev almaz malzemelerle kaplanması ve içinde kullanılacak eşyaların yangına dayanıklı türde seçilmesi çok önemli. Teknik olarak ise her konteyner de mutlaka yangın söndürme tüpü, dedektör, yangın alarm sistemleri ve konteynerlerin yakınında su kaynağı bulunması da geçici yaşam alanları olan konteynerler da yangının yayılmasını engelleyici veya olası bir durumda doğru müdahale ile kontrol altına alınmasını sağlayıcı olacaktır. Ayrıca, konteyner kentlerde de yaşayan ailelere de mutlaka yangın sınıfları, yangına neden olabilecek durumlar ve doğru müdahale konusunda eğitimler verilmeli ve tatbikatlar yapılmalıdır. Konteyner kentler içinde mutlaka bir kaçış güzergahı, toplanma alanları ve hızlı tahliye senaryoları mutlaka oluşturulmalıdır.” dedi. Elektrik tesisatlarına dikkat! Özellikle konteyner yangınlarının en sık yaşanma sebebinin elektrik tesisatları veya kullanılan elektrikli ısıtıcılar olduğuna işaret eden Dr. Oral, “Elektrik tesisatında halojen içermeyen kablolar tercih edilmelidir. Konteyner içerisinde kullanılan bütün elektrikli cihazların kabloları düzenli olarak fiziki gözle muayene edilmeli, kesik kopuk olmamasına dikkat edilmeli aksi durumda kullanılmamalı. Hava sıcaklığı düşmesiyle artan ısınma ihtiyacına bağlı aşırı yüklenmeleri önleyecek sigorta ve devre kesiciler mutlaka bulundurulmalıdır. Doğru kapasite hesaplamaları yapılmalıdır. Ayrıca, konteynerlerin elektrik sistemleri topraklanmayla güvenli hale getirilmeli ve kablolar dış etkenlerden (su, nem, sıcaklık) korunmalıdır. Genellikle konteynerlerde ışıklandırma için ısınma seviyesi düşük ve düşük enerji ihtiyaçlı led lambalar kullanılarak yangın riski azaltılmaktadır. Kullanılan prizlerin ise korumalı kapakları mutlaka olmalı, su/nem/ tozdan etkilenmeyecek şekilde tasarlanmalıdır.” ifadesinde bulundu. İlk 5 dakika doğru müdahale hayat kurtarır Yangın nedenlerinin araştırılmasında dikkat edilmesi gerekenleri açıklayan Dr. Oral, “İkaz ve uyarı sistemlerinin günümüzde erişilmesi kolay ve maliyeti düşük olmasına rağmen, aktif olarak kullanılmaması çok üzücü. Acil durumlarda ilk yardımda da olduğu gibi yangında da ilk 5 dakika doğru müdahale için çok çok önemli. Yangına neden her şey her an olabilir fakat yangın ile ilgili her işyerinin veya konakladığımız konutlarımızda mutlaka acil durum senaryolarının olması, bununla ilgili bir defa da olsa tatbikatların yapılmış olması, kaçış yollarının acil durum olmadan kullanıldığında durum değerlendirmesinin yapılmış olması gerekir. En basit haliyle, kaçımız evlerimizde hali hazırda kullanıma hazır yangın tüpü bulundurmaktayız? şeklinde sözlerini tamamladı.

R+T Turkey 2025 Kapılarını Açtı Haber

R+T Turkey 2025 Kapılarını Açtı

R+T Turkey 2025, üç gün boyunca sektör profesyonellerine yeni teknolojileri yakından inceleme, uluslararası bağlantılar kurma ve bölgesel pazar dinamiklerini değerlendirme imkânı sunuyor. Bu yıl Türkiye’nin yanı sıra ABD, Çin, Güney Kore, İngiltere, Kanada, İspanya, Tayvan, Kazakistan ve Avustralya gibi ülkelerden firmaların katıldığı fuar, hem ihracat hedefleri hem de yeni iş birlikleri açısından güçlü bir ticari platform oluşturuyor. Sektör profesyonellerinin yoğun ilgi gösterdiği fuarın açılış töreni; Messe Stuttgart Ares Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop, Landemesse Stuttgart şirketi Başkan Yardımcısı Bernd Autenrieth, TBÜD (Tente ve Branda Sanayici İş İnsanları Derneği) Başkanı Mehmet Özçelik ve OKSİAD (Otomatik Kapı Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bilal Özden’in katılımıyla, sektör temsilcilerinin geniş iştirakiyle gerçekleştirildi. R+T TURKEY BÖLGEDE STRATEJİK BİR ROL ÜSTLENİYOR Açılış konuşmasında R+T Turkey’in bölge açısından stratejik önemine dikkat çeken Messe Stuttgart Ares Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop: “Güneşten koruma ve otomatik kapı sistemleri, enerji verimliliği ve iklim odaklı tasarım anlayışıyla birlikte bugün mimarinin ve inşaat sektörünün en kritik alanlarından birine dönüşmüş durumda. R+T Turkey, sektörün yenilikçi ürünlerini İstanbul’da uluslararası bir ticaret ortamında bir araya getiriyor. 2023’te 90 ülkeden 5 binden fazla profesyoneli ağırlamıştık; bu yıl artan ilgiyle birlikte fuarımızın hem katılımcılara hem ziyaretçilere çok daha güçlü bir iş hacmi yaratacağına inanıyoruz. Fuarımız, geniş katılımcı profili ve yüksek ziyaretçi çeşitliliğiyle dikkat çekerken, daha ilk gününde sektör profesyonelleri, yatırımcılar ve iş birliklerine açık firmalardan yoğun ilgi görerek hareketli bir başlangıç yaptı. Salonlarda oluşan dinamizm, bu yılki etkinliğin hem ticari bağlantılar hem de teknoloji odaklı yenilikler açısından ne kadar verimli geçeceğinin güçlü sinyallerini veriyor.” Açıklamalarında bulundu. FUARDA İLK KEZ SERGİLENEN YENİ TEKNOLOJİLER R+T Turkey 2025’de bu yıl da sektörün dönüşümüne yön veren birçok yeni teknoloji ilk kez ziyaretçilere sunuldu. Dış mekân gölgelendirme alanında devrim niteliği taşıyan özel ölçü pergolaların yalnızca 60 dakika içerisinde üretilebilmesini sağlayan yeni iş modeli, profesyonellerden yoğun ilgi gördü. Aynı stantta sergilenen motorsuz çalışan patentli manuel pergola sistemi ise elektrik, kablo veya motor gerektirmeden 90 dereceye kadar senkronize panel hareketi sunarak sürdürülebilirlik ve kullanım kolaylığını bir arada sağlıyor. Yangın güvenliği açısından yüksek standart sağlayan alev almayan perde kumaşı, fuar alanında yapılan canlı uygulamalarla tanıtıldı. Kumaşın ticari yapılardan konut projelerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olması, ürünün açılış günündeki en fazla dikkat çeken yeniliklerden biri olmasını sağladı. Bunun yanı sıra güneş ışığına ve hava durumuna göre otomatik konumlanan akıllı jaluzi ve stor sistemleri, enerji verimliliği odaklı projeler için yeni nesil bir kontrol çözümü sundu. Dış cephe mimarisinde öne çıkan 360 derece dönebilen enerji tasarruflu güneş kırıcıları da ziyaretçilerin ilgisini çeken bir diğer sistem oldu. Yaz aylarında güneş yükünü azaltarak klima kullanımını düşüren, kış aylarında ise yakıt tasarrufu sağlayan yapısıyla hem konut hem ticari yapılarda sürdürülebilir bir alternatif oluşturuyor. Yüksek dayanıklılığa sahip lüks biyoklimatik pergola sistemleri ve üretim kapasitesini yüzde 40 artıran panjur–perde üretim makinesi ise fuarın dikkat çeken diğer ürünleri arasında yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung Avrupa’nın Önemli HVAC Şirketlerinden Fläktgroup'u Satın Alma İşlemlerini Tamamladı Haber

Samsung Avrupa’nın Önemli HVAC Şirketlerinden Fläktgroup'u Satın Alma İşlemlerini Tamamladı

Samsung Electronics, Avrupa'nın önemli HVAC şirketi FläktGroup'u satın alma işlemlerini tamamladığını duyurdu. Bu satın almayla Samsung, sinerjiyi en üst düzeye çıkararak FläktGroup'un üretim ve satış birimlerinin gücüyle Ar-Ge faaliyetlerini genişletmeyi, ürün ve hizmetleri kademeli olarak entegre ederek tedarik zincirini güçlendirmeyi planlıyor. Bu çerçevede, FläktGroup'un iştirakleri de Samsung Electronics'in bir parçası olacak. Bunlar arasında, havalandırma ve yangın güvenliği sistemleri sunan Woods Air Movement, hava işleme ve hava akımı çözümlerinde uzmanlaşan SEMCO ve özel olarak tasarlanan gelişmiş otomasyon sistemleri sunan SE-Elektronic yer alıyor. Şirket adı, mevcut yönetimi, personeli ve tesisleri olduğu gibi kalan FläktGroup, teknoloji uzmanlığı ve korunan marka kimliğiyle bağımsız bir Samsung iştiraki olarak faaliyet gösterecek. Satın alma işleminin Samsung'un global HVAC ve veri merkezi pazarlarındaki liderlik hedeflerine yönelik stratejik bir hamle olduğunu söyleyen Samsung Electronics Başkanı ve Cihaz Deneyimi İş Birimi Başkan Vekili TM Roh, “FläktGroup'un teknolojik uzmanlığını Samsung'un yapay zekâ platformlarıyla birleştirerek, sektörde çığır açmayı ve müşterilerimize inovatif çözümler sunmayı hedefliyoruz” dedi. Bu satın almayla Samsung, Cihaz Deneyimi İş Birimi içinde yeni bir büyüme motoru olarak konumlandırdığı HVAC iş kolunu stratejik bir çerçevede geliştirecek. Şirket, ticari HVAC çözümlerine sürekli yatırım yapmayı ve yapay zekâ odaklı veri merkezleri gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlere genişlemeyi planlıyor. Kore, Kuzey Amerika ve Avrupa'da büyük fabrikalar, ticari kompleksler, hastaneler, biyofarmasötik tesisler ve denizcilikle ilgili alanlar gibi büyük ölçekli tesislerde klima sistemlerine talep artıyor. Bu nedenle Samsung her bölgede güçlü bir tedarik zinciri kurmayı ve hizmet kapasitesini artırmayı hedefliyor. Kuzey Amerika pazarındaki varlığını daha da güçlendirmek için geçen yıl Lennox ile ortak bir girişim kuran Samsung, FläktGroup'u satın alarak HVAC çözümlerinde artan uzmanlığıyla şirketin konumunu daha da güçlendirecek. FläktGroup'un gelişmiş HVAC kontrol sistemlerini şirketin SmartThings Pro ve b.IoT gibi bina yönetim platformlarıyla entegre edecek olan Samsung, akıllı bina çözümleri ve enerji verimliliği alanlarında yeni fırsatlar keşfedecek. FläktGroup CEO'su Trevor Young ise konuyla ilgili olarak, “Samsung'a katılmak, FläktGroup'un global pazardaki büyümesini hızlandıracak ve teknolojik inovasyonları teşvik edecek. Şirketlerimiz arasındaki sinerji, geleceğin HVAC çözümlerini geliştirmede önemli bir dönüm noktası olacak” dedi. Yüzyılı aşkın deneyime ve teknik uzmanlığa sahip FläktGroup, global pazarlardaki farklı sektörlere merkezi klima ve hassas soğutma çözümleri sunuyor. Merkezi HVAC ürünleri konusunda 10'dan fazla üretim üssü işleten FläktGroup, Avrupa, Amerika, Orta Doğu ve Asya'da geniş bir satış ve servis ağına sahip. Söz konusu yetkinlikleriyle Stargate Project'e dahil olan şirket, çok büyük ölçekli diğer müşterileriyle iş ortaklıklarına imza attı. FläktGroup ayrıca, özellikle veri merkezi sektörü ve hızla büyüyen yapay zekâ alanının taleplerine yönelik özel çözümler geliştirdi ve sundu. ABD'deki artan talebe hızlı yanıt vermek üzere özel bir Kuzey Amerika veri merkezi ekibi kuran şirket, büyük müşterilerine destek sunmak, yakın olmak ve iş yapma kolaylığı sağlamak için Singapur merkezli bir global müşteri ekibine de yatırım yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASAŞ Alüminyum Kompozit Panelleri Cepheleri ve Binaları Yangından Koruyor! Haber

ASAŞ Alüminyum Kompozit Panelleri Cepheleri ve Binaları Yangından Koruyor!

ASAŞ, A2 yanmazlık sınıfına sahip alüminyum kompozit panelleriyle binalarda gereken yangın güvenliğini en üst seviyede karşılıyor. Yangının yayılmasını önleyerek can ve mal kayıplarını minimize eden bu paneller, yüksek ısıya ve alevlere karşı dayanıklılığıyla kamu binaları, hastaneler, havaalanları ve ticari yapılar gibi kritik alanlarda güvenli çözümler sunuyor. Türkiye’de yüksek binalarda zorunlu olan A2 sınıfına uyumlu olan ASAŞ alüminyum kompozit panelleri estetik ve uzun ömürlü bir kullanım imkânı sağlıyor. Yangın güvenliği, modern mimaride estetik ve dayanıklılık kadar önem verilmesi gereken zorunlu bir unsurdur.Cephe tasarımında yangın güvenliğinin sağlanması büyük bir öncelik taşır. Günümüzde alüminyum kompozit paneller, hem şık tasarımları hem de fonksiyonellikleri ile cephe tasarımının güvenilir elemanları olarak öne çıkıyor. ASAŞ, A2 yanmazlık sınıfına sahip yangına dayanıklı alüminyum kompozit paneller üretiminde de sektörde öncü konumda yer alıyor. A2 Sınıfı Yangına Dayanım: Güvenli Yapıların Temel Taşı Avrupa normlarına göre A2 sınıfı, yangına herhangi bir katkı sağlamayan, düşük duman üretimi ve alev yayılımını minimize eden malzemeleri kapsıyor. Bu özellikleri nedeniyle A2 yangın dayanım sınıfındaki paneller, yangın anında alevlerin binada hızla yayılmasını önlüyor, can ve mal güvenliğini korumak açısından kritik bir görev üstleniyor. Hayati Önem Taşıyor A2 sınıfı yangına dayanıklı alüminyum kompozit paneller, binalarda yangının hızla yayılmasını engellerken yangının binanın yapısal elemanlarına etki etmesini de önleyerek yapısal güvenlik sağlıyor ve bu sayede tahliye süresini uzatıyor. Bununla birlikte, yangın sırasında oluşan yüksek miktarda dumanı ve alev yayılımını minimize ederek yaşam alanlarında daha temiz ve daha güvenli hava koşulları sunuyor. Bu da insanlar için hayati önem taşıyor. Kamu Binalarında A2 Sınıfı Kullanım Zorunluluğu Türkiye’de yürürlükte olan yangın yönetmeliğine göre, 28,50 metreden yüksek binaların dış cephelerinde A2 yanmazlık sınıfı malzeme kullanımı zorunluluğu bulunuyor. Gökdelenler, hastaneler, AVM’ler, havaalanları, stadyumlar, kamu binaları, sanayi tesisleri gibi yapılar için yangına dayanıklı A2 sınıfı malzemeler tercih edilmesi gerekiyor. Birçok Özelliğiyle Öne Çıkıyor ASAŞ’ın sunduğu yangına dayanıklı alüminyum kompozit paneller, sadece güvenliği artırmakla kalmayıp, inşaat projelerinde maliyet tasarrufu ve yüksek estetik değer sunarak modern yapıların hem görsel hem de yapısal bütünlüğünü korumasına katkı sağlıyor. Yüksek yalıtım özelliği ile enerji verimliliğini artırıyor. Bu sayede binaların enerji tüketimi azalırken, dayanıklı yapısı sayesinde uzun yıllar güvenle kullanılabiliyor. Tüm yanmazlık testlerinden başarıyla geçen ASAŞ alüminyum kompozit panelleri, üstün özellikleriyle modern yapıların güvenliğinde önemli bir rol oynuyor. A2-s1,d0 sertifikasına sahip olan bu paneller, içeriğinde %90’dan fazla inorganik mineral dolgu bulunması sayesinde Avrupa standartlarına uygun olarak yangın dayanımı sağlıyor. 20 yıl boya garantisi ile renk solmasına ve dış etkenlere karşı yüksek dayanım sunuyor. PVDF boya kaplaması, UV ışınlarına, neme ve kimyasallara karşı güçlü bir koruma sunarak malzemenin uzun ömürlü olmasını sağlıyor. İşleme kolaylığı ve farklı renk alternatifleri ile de mimarlara sınırsız tasarım imkânı sunarak projelerin estetik ve fonksiyonel beklentilerini en iyi şekilde karşılıyor. A2 sınıfı yangın dayanımına sahip alüminyum kompozit paneller, modern binalarda güvenliği artırırken estetik ve dayanıklılığı da bir arada sunuyor. ASAŞ’ın zengin renk ve desen seçenekleriyle öne çıkan bu paneller, ulusal ve uluslararası projelerde güvenle tercih ediliyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.