Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yangın Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Yangın Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yangın Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sungrow’un Yeni Nesil Depolama Sistemi Yangın Testini Başarıyla Tamamladı Haber

Sungrow’un Yeni Nesil Depolama Sistemi Yangın Testini Başarıyla Tamamladı

Dünyanın önde gelen fotovoltaik invertör ve enerji depolama sistemi üreticilerinden Sungrow, yeni nesil batarya enerji depolama sistemi (BESS) PowerTitan 3.0'ın büyük ölçekli yangın testini başarıyla tamamladığını açıkladı. Güncel UL 9540A: 2026 ve CSA/ANSI C800-2025 gereklilikleri doğrultusunda gerçekleştirilen testle PowerTitan 3.0, AC block tasarımına sahip ve hücrelerin üst üste konumlandırıldığı mimariyi kullanan sistemler arasında bu testi başarıyla tamamlayan sektörün ilk BESS çözümü oldu. Küresel ölçekte güvenlik testleri ve sertifikasyon alanında önde gelen bağımsız kuruluşlardan UL Solutions tarafından gerçekleştirilen, yangın güvenliği ve risk mühendisliği alanında uzman Fire Risk Alliance (FRA) tarafından gözlemlenen ve uluslararası yangın güvenliği ve mühendislik danışmanlığı kuruluşu Jensen Hughes'un da yer aldığı testte, PowerTitan 3.0'ın şiddetli bir termal kaçak olayını sistem içerisinde sınırlandırma ve yangının komşu enerji depolama konteynerleri ile orta gerilim trafo merkezine yayılmasını önleme kabiliyeti değerlendirildi. Gerçek saha koşullarında kapsamlı test Şebeke ölçekli enerji depolama projelerindeki blok seviyesindeki gerçek kurulum koşullarını yansıtacak şekilde tasarlanan testte, 28,56 MWh kapasiteli, tamamen sıvı soğutmalı PowerTitan 3.0 enerji depolama sistemi ile 7,4 MW gücündeki orta gerilim trafo merkezi (MVS) birlikte test edildi. Yüksek enerji yoğunluğuna sahip üst üste yerleştirilmiş hücrelerden oluşan bir mimariye sahip PowerTitan 3.0, batarya sistemi ile DC/AC güç dönüştürme ünitesini tek bir 20 feet (yaklaşık 6,1 metre) konteyner içerisinde bir araya getiren entegre AC block mimarisini kullanıyor. Sistemin güvenlik tasarımını en zorlu koşullarda değerlendirmek amacıyla test yüzde 100 şarj seviyesinde gerçekleştirildi. Yangının başlatıldığı konteyner ile bitişiğindeki konteyner birbirine oldukça yakın, arka arkaya yerleştirilirken, orta gerilim trafo merkezi de test düzeneğine dahil edildi. Test sırasında aktif yangın söndürme sistemleri ve termal yönetim sistemi devre dışı bırakıldı. Yangının başlatıldığı konteynerin çatısındaki basınç tahliye panelleri de havalandırmayı ve oksijen girişini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla tamamen açık bırakıldı. Böylece PowerTitan 3.0'ın herhangi bir aktif müdahale olmadan termal kaçağı kendi sistem tasarımıyla sınırlandırma kabiliyeti test edildi. Test sırasında oluşan duman ve yangın kaynaklı tüm gazlar özel bir arıtma sisteminde toplandı ve işlemden geçirildi. Arıtılmamış dumanın doğrudan çevreye salınmasına izin verilmedi. 1.259,8°C sıcaklığa rağmen termal kaçak yayılmadı Kesintisiz olarak 7,5 saat boyunca izlenen test sonucunda termal kaçağın yangının başlatıldığı BESS konteynerinden komşu konteynerlere veya orta gerilim trafo merkezine yayılmadığı doğrulandı. Yangının başlatıldığı A konteynerinde iç sıcaklık 1.259,8°C'ye kadar yükselirken, komşu konteynerlerde ölçülen en yüksek hücre sıcaklığı UL 9540A: 2026 kapsamında termal kaçak için belirlenen eşik değerin altında kaldı. Yangının yüksek sıcaklığına ve uzun süresine rağmen A konteyneri yapısal bütünlüğünü korudu. Komşu B, C, D ve E konteynerlerinde de herhangi bir deformasyon meydana gelmedi ve yapısal bütünlük korundu. Yangın testinin ardından A konteynerinin de tek parça halinde kaldırılabilecek ölçüde yapısal bütünlüğünü koruduğu gözlemlendi. Böylece PowerTitan 3.0; tam şarj, yakın yerleşim ve maksimum havalandırma gibi zorlayıcı koşullarda termal olayı başladığı konteyner içerisinde sınırlandırarak olayın birden fazla konteynere yayılan daha büyük ölçekli bir yangına dönüşmesini engelledi. Test sonuçları, yüksek enerji yoğunluğuna sahip yeni nesil enerji depolama sistemlerinde güvenliğin sistem seviyesinde nasıl sağlanabileceğine ilişkin önemli bir doğrulama ortaya koydu. Üç nesil PowerTitan da yangın testini ilk denemede geçti PowerTitan 1.0 ve PowerTitan 2.0'ın ardından PowerTitan 3.0'ın da büyük ölçekli yangın testini ilk denemede başarıyla tamamlamasıyla Sungrow, üç ürün neslinden elde edilen termal kaçak ve yangın davranışı verilerini kapsayan kapsamlı bir veri tabanı oluşturdu. PowerTitan 3.0, fiziksel yangın testi öncesinde Sungrow'un simülasyon platformunda yüzlerce farklı uygulama senaryosu ve çalışma koşulu altında değerlendirildi. Simülasyonlarda öngörülen yangın şiddeti ve gelişim eğilimlerinin fiziksel test sırasında gözlemlenen sonuçlarla yakından örtüşmesi, modelin ekstrem koşullardaki yangın davranışını öngörme kabiliyetini de doğruladı. Sungrow Enerji Depolama İş Birimi Şebeke Ölçekli Ürün Grubu Genel Müdürü Roger Li, test sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bu testle güvenlik tasarımımızı gerçek dünyadaki ekstrem koşullar altında doğrulamayı amaçladık. Güvenlik, en başından itibaren ürünün tasarımına dahil edilmek zorunda. Simülasyonlar sistemin nasıl tepki vereceğini öngörmemize yardımcı olurken, büyük ölçekli yangın testleri bu öngörüleri gerçek koşullar altında sınamamızı sağlıyor. Enerji depolama sistemlerinde güvenlik yalnızca batarya hücresinin güvenliğinden ibaret değil. Hücre performansından sistem entegrasyonuna, termal yönetimden yapısal korumaya ve mühendislik tasarımına kadar birçok unsurun birlikte çalışmasının bir sonucu." UL Solutions Mühendislik Müdürü Benjamin Liu ise, "Sungrow sürece tasarım aşamasında güvenliği merkeze alarak başladı, test öncesi değerlendirmelerle yangının davranışını öngördü ve ardından bu öngörüleri büyük ölçekli yangın testiyle doğruladı. Test sonuçları, sistem tasarımının yangını sınırlandırabildiğini ve yayılmasını önleyebildiğini göstererek olası kayıpların boyutunun önemli ölçüde azaltılabileceğini ortaya koydu" dedi. Sungrow; tasarım aşamasından başlayan güvenlik yaklaşımını, öngörücü simülasyonları ve büyük ölçekli fiziksel testleri bir araya getirerek enerji depolama sistemlerinde güvenliği ölçülebilir ve doğrulanabilir veriler üzerine inşa ediyor. Bu yaklaşım; proje sahipleri, yatırımcılar, sigorta şirketleri ve acil müdahale ekipleri için yangın risklerinin değerlendirilmesi, acil durum planlarının oluşturulması ve kritik varlıkların proje yaşam döngüsü boyunca korunması açısından daha güçlü bir teknik temel sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ytong Panel ile Yapıların Her Noktasında Yüksek Performans Haber

Ytong Panel ile Yapıların Her Noktasında Yüksek Performans

Duvar, döşeme, çatı ve bölme duvar uygulamalarında kullanılan Ytong Panel ürünleri; yüksek ısı yalıtım performansları, A1 sınıfı hiç yanmaz özellikleri ve hafiflikleriyle öne çıkıyor. Konutlardan fabrikalara, alışveriş merkezlerinden otellere, depolardan lojistik tesislerine kadar farklı yapılarda kullanılan paneller, inşaat süreçlerinde zaman ve işçilik tasarrufuna katkı sağlıyor. Türk Ytong Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Saban, Ytong Panel ürün ailesinin farklı ihtiyaçlara yanıt veren yapısına dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye’deki konut ve yapıların çağdaş, modern, güvenle yaşanabilen, enerji tasarrufu sağlayan mekanlar haline gelmesine yardımcı olacak her türlü yeniliği sunmak için çalışıyoruz. Her yapının kullanım amacı, mimari tasarımı ve teknik gereksinimleri farklı. Bu nedenle yapı elemanlarının da projenin ihtiyaçlarına uygun, işlevsel ve verimli çözümler sunması gerekiyor. Ytong Panel ürün ailemizle duvarlardan döşemelere, çatılardan iç duvarlara kadar yapının farklı noktalarında kullanılabilen çözümler sunuyoruz. Yüksek ısı yalıtımı, yangın güvenliği, hafiflik ve hızlı montaj gibi özellikleri bir araya getiren ürünlerimizle hem uygulama süreçlerinin verimliliğine hem de yapıların uzun vadeli performansına katkıda bulunuyoruz.” Yapının farklı bölümlerine özel panel çözümleri Ytong Panel ürün ailesi, farklı uygulama alanlarına yönelik seçenekleriyle yapıların çeşitli ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Yatay ve Düşey Duvar Panelleri, konutların yanı sıra fabrika, depo, alışveriş merkezi ve iş merkezi gibi büyük ölçekli yapıların iç ve dış duvarlarında kullanılıyor. Betonarme veya çelik taşıyıcı sistemlere monte edilebilen paneller, geniş duvar yüzeylerinin kısa sürede tamamlanmasına yardımcı oluyor. İç mekânlarda yüksek duvarların ve geniş alanların bölümlendirilmesinde kullanılan BölmePanelleri ise montaja hazır olarak teslim ediliyor. Boyu 6 metreye ulaşabilen panellerle yüksek duvarlar oluşturulabiliyor. Uygulama sürecini kolaylaştıran bu çözüm, işçilik ve zamandan tasarruf sağlıyor. Ytong Çatı Paneli, konutlardan turizm ve sanayi tesislerine kadar farklı yapıların çatı uygulamalarında kullanılıyor. Tek parçada 6 metreye ulaşabilen boyutları ve montaja hazır yapısıyla çatıların kısa sürede kapatılmasına yardımcı olan ürün, yüksek ısı yalıtımını taşıyıcılık, yangın emniyeti ve ses yalıtımı özellikleriyle tercih nedeni oluyor. Yapılan ısı yalıtım hesapları sonucunda ilave ısı yalıtımı uygulaması gerektirmeden tek katmanda yalıtım sağlayabilmesi, çatı katlarının daha konforlu yaşam alanlarına dönüştürülmesine katkıda bulunuyor. Ara kat döşemelerinde ve yürünebilir çatı döşemelerinde kullanılan Ytong Döşeme Paneli ise üzerine gelecek kaplama ve uygulamalar için düzgün, sağlam bir zemin oluşturuyor. Hafif yapısı ve yüksek ısı yalıtım özelliği ile öne çıkan ürün, uygulama sonrasında farklı zemin kaplamalarının yapılmasına olanak sağlıyor. Yangın güvenliği, ısı yalıtımı ve hafiflik bir arada Ytong Panel ürünlerinin öne çıkan ortak özelliklerinden biri, A1 sınıfı hiç yanmaz yapı elemanları olmalarıdır. Özellikle duvar panellerinde yangının ilerlemesini ve yayılmasını önlemeye yardımcı olan Ytong yangın duvarları sanayi ve ticari yapılarda önem taşıyor. Isı yalıtım performanslarıyla da öne çıkan Ytong Panel ürünleri, yapılarda enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sağlıyor. Çatı ve Döşeme Panelleri tek katmanda yüksek ısı yalıtımı sunarken duvar panelleri de düşük ısıtma maliyetlerini destekleyen özellikleriyle dikkat çekiyor. Ytong ürünleri düşük buhar difüzyon direncine sahip olması nedeniyle genelde yapılarda yoğuşma ve küf oluşumunun önlenmesine de katkıda bulunuyor. Panellerin hafifliği, yapıların toplam ağırlığının azaltılmasına yardımcı oluyor. Böylece yapıya etkiyen deprem yüklerinin azaltılmasına katkı sağlanabiliyor. Montaja hazır teslim edilen, düzgün yüzeyleri sayesinde sonraki süreçleri kolaylaştıran Ytong Panel ürünleri işçilik ve zaman tasarrufuna destek oluyor. Türk Ytong, yapıların farklı bölümlerine yönelik panel çözümleriyle güvenli, konforlu ve verimli yapılaşmaya katkı sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ravago Bina Çözümleri, Ezber Bozan Üretim Anlayışıyla Endüstriyel Tesislerde Akustik Performansa Odaklanıyor Haber

Ravago Bina Çözümleri, Ezber Bozan Üretim Anlayışıyla Endüstriyel Tesislerde Akustik Performansa Odaklanıyor

Ravago EPS ve Mineral Yün İş Birim Direktörü Özge Müçek, “Gürültünün kontrol altına alınması, çalışan konforunun ötesinde iş güvenliği ve operasyonel verimlilik açısından da kritik bir ihtiyaç” diyor. Gürültü kontrolü, özellikle üretim tesisleri ve endüstriyel yapılarda çalışan konforunun yanı sıra iletişim ve iş güvenliği açısından da önem taşıyor. Üretim süreçlerinde kullanılan makine ve ekipmanların oluşturduğu yüksek ses seviyeleri, çalışanların dikkatini ve iletişim kalitesini etkileyebilirken, kritik sesli uyarıların duyulmasını da zorlaştırabiliyor. Bu nedenle akustik performans; ısı yalıtımı ve yangın güvenliğiyle birlikte yapı ve tesis tasarımında dikkate alınması gereken temel kriterler arasında yer alıyor. Ravago Bina Çözümleri ise farklı yapı ve tesislerin akustik gereksinimlerine yönelik geliştirdiği çözümlerle gürültü kontrolü ile akustik performansın iyileştirilmesine katkı sağlıyor. Akustik performans, iş güvenliğinin de bir parçası Taş yününün akustik performansının özellikle yüksek gürültü seviyelerinin oluşabildiği endüstriyel tesislerde önemli bir ihtiyaç olduğunu belirten Ravago EPS ve Mineral Yün İş Birim Direktörü Özge Müçek, “Özellikle enerji santralleri, petrokimya tesisleri, proses endüstrileri ve üretim tesisleri gibi yüksek gürültü seviyelerinin oluşabildiği yapılarda ses yalıtımının tasarımın erken aşamalarından itibaren ele alınması büyük önem taşıyor. Taş yününün ses yutma performansı, gürültünün kontrol altına alınmasına ve daha konforlu çalışma koşullarının oluşturulmasına destek oluyor” diye konuştu. Taş yünü, farklı performans ihtiyaçlarını bir arada karşılıyor Taş yününün akustik performansının yanı sıra ısı yalıtımı ve yangın güvenliği açısından da önemli avantajlar sunduğuna dikkat çeken Özge Müçek, “Endüstriyel tesislerde farklı performans kriterlerinin bir arada değerlendirilmesi gerekiyor. Taş yününün A1 sınıfı yanmazlık özelliği yangın güvenliğine katkı sağlarken, ısı yalıtım performansı da yapıların enerji verimliliği hedeflerini destekliyor. Bu özelliklerin aynı çözümde buluşması, yatırımcılar ve tesis işletmecileri açısından yalıtım tercihlerini daha bütüncül bir çerçevede değerlendirme imkânı sunuyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir yapılar için çok yönlü bir çözüm Sürdürülebilir yapılaşma yaklaşımında enerji verimliliği kadar çalışan konforu, güvenlik ve yapıların uzun ömürlü olmasının da önem taşıdığını vurgulayan Müçek, “Taş yünü, uzun ömürlü yapısı ve farklı uygulama alanlarına uyarlanabilen özellikleriyle bu yaklaşımın önemli bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Konut, ofis, eğitim ve sağlık yapılarından enerji santrallerine, üretim tesislerinden mekanik ekipman uygulamalarına kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan taş yünü çözümleriyle daha sessiz, güvenli ve verimli yaşam ve çalışma alanlarının oluşturulmasına katkı sağlıyoruz” ifadelerini kullandı. “Farklı yapıların ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştiriyoruz” Ravago Bina Çözümleri olarak taş yünü alanındaki uzmanlıklarını farklı yapıların ihtiyaçlarına uygun çözümlere dönüştürdüklerini belirten Özge Müçek, şunları söyledi: “Akustik performansı, enerji verimliliği ve yangın güvenliğiyle birlikte ele alarak hem yaşam alanlarında hem de endüstriyel tesislerde daha yüksek performanslı yapılar oluşturulmasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Yalıtımın yapının bütünsel performansındaki rolünü odağımıza alarak, günümüzün değişen ihtiyaçlarına yanıt veren çözümler geliştirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yangından Korunma Haftası'nda İşletmeleri Koruyan Sistemlerin 8 Kritik Faydası Haber

Yangından Korunma Haftası'nda İşletmeleri Koruyan Sistemlerin 8 Kritik Faydası

Yangın kaynaklı hasarın azaltılmasında, alevlerin kontrol altına alınmasının yanı sıra duman ve yüksek sıcaklıktaki zehirli gazların tahliye edilmesi, kurumun yapı içinde yayılmasının sınırlandırılması da kritik önem taşıyor. Endüstriyel tesisler, fabrikalar, depolar, AVM’ler, spor salonları ve büyük hacimli yapılarda kullanılan duman tahliye kapakları, duman perdeleri ve yangın perdeleri birbirini tamamlayan bir koruma zinciri oluşturuyor. Tahliye kapakları duman ve zehirli gazları çatı üzerinden boşaltırken, duman perdeleri dumanı belirli hacimlerde toplayarak tahliyeyi verimli hale getiriyor; yangın perdeleri ise alevin ve yüksek sıcaklığın yapı içinde ilerlemesini sınırlandırıyor. Form Endüstri Tesisleri, Yangından Korunma Haftası kapsamında doğru projelendirilmiş bu sistemlerin işletmelere sağladığı 8 temel faydaya dikkat çekiyor. Üç Sistem Birlikte Projelendirildiğinde Koruma Seviyesi Yükseliyor Yangın güvenliği çözümlerinde kullanılan her bir güvenlik elemanı, yangın hasarını azaltmada büyük rol oynuyor. Yüksek sıcaklığa dayanıklı teknik kumaştan üretilen duman perdeleri, yangın algılama sisteminden gelen sinyalle tavandan aşağı inerek dumanı belirli hacimlerde toplayan bir rezervuar oluşturuyor. EN 12101-1 standardına uygun biçimde üretilen bu perdeler, çatıdaki tahliye kapaklarının dumanı daha yoğun ve kontrollü biçimde dışarı atmasını sağlıyor. Yangın perdeleri ise çok katmanlı kumaş yapısıyla alev geçişini, ısı radyasyonunu ve ısı transferini sınırlandırarak yapı içinde bölümlendirme oluşturuyor. Üç sistemin aynı yangın senaryosu üzerinden birlikte tasarlanması, işletmeler için daha yüksek bir güvenlik seviyesi ortaya çıkarıyor. Yangın Anında Koruma Sağlayan Sistemlerin 8 Temel Faydası Duman tahliye kapakları, duman perdeleri ve yangın perdeleri, güvenli tahliyeyi desteklerken yangın sonrası oluşabilecek ikincil hasarların azaltılmasında da rol üstleniyor. Yapı tipi, hacim büyüklüğü, yangın senaryosu ve otomasyon entegrasyonuna göre projelendirilen sistemler, bina güvenliği ve iş sürekliliği açısından çok yönlü fayda sunuyor. 1. Yapı İçindeki Sıcaklık Yükünü Hafifletiyor: Yangın büyüdükçe yüksek sıcaklıktaki duman ve gazlar yükselerek çatı altında bir duman ve ısı katmanı meydana getirir. Bu katman, çelik konstrüksiyon üzerinde ciddi bir baskı yaratır. Çatıya konumlandırılan tahliye kapakları açıldığında bu katman dışarı yönlenir ve iç hacimdeki sıcaklık artışı yavaşlar. Taşıyıcı elemanların ve üretim makinelerinin yüksek sıcaklıkla temas süresi kısaldığında, yapının onarılabilir kalma ihtimali yükselir. 2. Alevin Bölümler Arası Geçişini Engelliyor: Yangın perdesi, algılama sisteminden gelen sinyalle tavandan inerek yangına dayanıklı bir bariyer meydana getirir. Çok katmanlı teknik kumaş yapısı alev geçişini, ısı radyasyonunu ve ısı transferini sınırlar Böylece yangının başladığı bölüm tesisin geri kalanından ayrılır ve komşu üretim hatlarına ulaşması geciktirilir. 3. Dumanı Belirli Hacimlerde Toplayarak Tahliyeyi Hızlandırıyor: Duman perdeleri, tavandan inerek dumanı sınırlı bir alanda tutan rezervuar oluşturur. Toplanan duman, çatıdaki kapaklara daha yoğun biçimde ulaştığı için tahliye hızı ve etkinliği yükselir. İki sistemin aynı senaryo üzerinden tasarlanması, tekil kullanıma kıyasla daha yüksek bir koruma seviyesi ortaya çıkarır. 4. Dumanı Kaynağına Yakın Bölgede Tutuyor: Duman, basınç farkı ve hava hareketiyle birlikte kısa sürede yan bölümlere, asma tavan boşluklarına ve raf aralarına ulaşabilir. Yangının hiç dokunmadığı bir depo bölümünde bile kurum tabakası ve kalıcı koku bu yolla oluşur. Perdeler ve tahliye kapakları birlikte çalışarak bu geçişin önüne geçmeye yardımcı olur. 5. Kaçış Güzergahlarında Görüşü Açık Tutuyor: Duman yoğunlaştığında acil çıkış tabelaları ve zemin işaretleri kısa sürede görünmez hale gelir. Sistemler tavan altı duman tabakasını yukarıda tutarak insan boyu seviyesinde temiz hava tabakasının korunmasına destek olur. Bu tabaka, hem çalışanların çıkışa ulaşmasını hem de ekiplerin içeri ilerlemesini kolaylaştırır. 6. Solunan Havadaki Zararlı Gaz Oranını Düşürüyor: Yanma sırasında ortaya çıkan karbonmonoksit ve diğer zehirli gazlar, kapalı hacimlerde birkaç dakika içinde kritik seviyeye ulaşabilir. Duman tahliyesi bu gazların ortamdan uzaklaştırılmasını sağlarken perdeler kaçış yollarına ulaşmasını sınırlandırır. Yoğun kullanımlı ve büyük hacimli tesislerde tahliyenin güvenli tamamlanması bu etkiye bağlıdır. 7. Müdahale Ekiplerine Zaman Kazandırıyor: İtfaiye ekiplerinin ilk hedefi yangının kaynağını bulmak ve söndürmeye oradan başlamaktır. Duman yoğunluğu azaldığında ve yangın belirli bir bölümde sınırlandığında ekipler kaynağa daha kısa sürede ulaşır. Kazanılan bu süre, yangının kontrol altına alınmasında belirleyici olur. 8. İkincil Hasarı ve Üretim Duruşunu Sınırlandırıyor: Yangın sonrası maliyetin önemli bir bölümü alevden ziyade dumanın bıraktığı kurum tabakası ve korozif kalıntılardan doğar. Elektrik panoları, kontrol kartları, üretim hatları ve depodaki ürünler bu kalıntıdan kalıcı biçimde etkilenebilir. Hasarın sınırlı bir bölgede kalması, temizlik ve onarım kapsamını daraltarak işletmenin üretime dönüş süresini kısaltır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Form Endüstri Tesisleri, Emre Alüminyum Tesisine Lamilux F100W ile Duman Tahliye Çözümü Sunuyor Haber

Form Endüstri Tesisleri, Emre Alüminyum Tesisine Lamilux F100W ile Duman Tahliye Çözümü Sunuyor

Endüstriyel tesislerde yangın güvenliği, tesis tasarımının başından itibaren ele alınması gereken temel başlıklar arasında yer alıyor. Yangın anında ortaya çıkan duman ve sıcak gazların hızla tahliye edilmesi, tahliye yollarının görünür kalması ve yapı taşıyıcı sisteminin korunması açısından belirleyici oluyor. Form Endüstri Tesisleri, Emre Alüminyum tesisinde uyguladığı LAMILUX F100W duman tahliye kapaklarıyla bu ihtiyaca yanıt veriyor. Çatı üzerine konumlandırılan sistem, doğal duman tahliyesi sağlayarak tahliye sürelerinin iyileşmesine ve yangının yayılım etkilerinin sınırlandırılmasına katkıda bulunuyor. EN 12101-2 Sertifikalı Sistem Doğal Duman Tahliyesi Sağlıyor LAMILUX F100W duman tahliye kapakları, Avrupa'da duman ve ısı tahliye sistemleri için geçerli olan EN 12101-2 standardına uygun biçimde sertifikalandırılıyor. Yüksek aerodinamik performansa sahip sistem, yangın anında açılarak duman ve sıcak gazların çatı üzerinden dışarı atılmasını sağlıyor. Bu yapı, iç hacimlerde duman yoğunluğunun azalmasına ve tahliye güzergahlarının daha uzun süre kullanılabilir kalmasına olanak tanıyor. Sıcak gazların bina içinde birikmesinin önlenmesi, yapı taşıyıcı elemanlarının yüksek sıcaklığa maruz kalma süresini de sınırlandırıyor. Geniş hacimli endüstriyel tesisler ve depolar, sistemin en sık tercih edildiği yapı tipleri arasında bulunuyor. Günlük Havalandırma İhtiyacına da Yanıt Veriyor LAMILUX F100W, yangın güvenliğinin yanı sıra günlük havalandırma ihtiyacı için de kullanılabiliyor. Motorlu kullanım seçeneği sayesinde kapaklar, normal işletme koşullarında havalandırma amacıyla açılabiliyor ve üretim alanlarında iç ortam hava kalitesinin desteklenmesine katkı sağlıyor. Bu çift işlevli yapı, tesislerde ayrı bir havalandırma altyapısına duyulan ihtiyacı azaltarak çatı düzenini sadeleştiriyor. Yangın güvenliği, yasal bir zorunluluk olmasının ötesinde sürdürülebilir yapı tasarımının da bir parçası olarak öne çıkıyor. Emre Alüminyum tesisinde hayata geçirilen uygulama, Form Endüstri Tesisleri'nin endüstriyel yapılarda yangın güvenliği ve doğal havalandırma alanındaki ürün yetkinliğini ve uygulama deneyimini yansıtıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırımcıların Rotası Lojistik Depolarına Çevrildi Haber

Yatırımcıların Rotası Lojistik Depolarına Çevrildi

E-ticaret sektöründe sonbahar kampanyaları, kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine yönelik hazırlıkların başladığı Ağustos ayı, lojistik depolar açısından da hareketli bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor. Bu hareketlilik, lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterlerin de değişmesine neden oluyor. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına ne kadar uyum sağlayabileceği de yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geliyor. Teknik altyapı yatırım değerini doğrudan etkiliyor Lojistik depoların değerini belirleyen en önemli unsurların başında mimari plan uygunluğu geliyor. Kolon yerleşimi, raf sistemlerine uygunluk ve operasyon akışını destekleyen iç planlama, hem kullanım verimliliğini hem de kirlanabilme potansiyelini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında zemin taşıma kapasitesi ile kat yükseklikleri de depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği de operasyonel verimlilik açısından önem taşıyan diğer başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo değerine de doğrudan yansıyor. Sürdürülebilirlik, değerleme kriterlerinden biri haline geldi Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından sundukları avantajların yanı sıra kurumsal kiracılar tarafından da daha fazla tercih ediliyor. Bununla birlikte depoların limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve tüketim merkezlerine yakınlığı da değerleme çalışmalarında önemli rol oynuyor. Ancak artık yalnızca iyi bir lokasyona sahip olmak tek başına yeterli değil; teknik standartları yüksek, sürdürülebilir ve farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilen tesisler yatırım açısından daha güçlü bir konuma geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, konuyla ilgili olarak “Lojistik depolar artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar değil, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle değerleme çalışmalarında yalnızca metrekare büyüklüğü ya da konuma odaklanmak doğru sonuç vermiyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi pek çok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle Ağustos ayı, e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına yönelik hazırlıklarını yaptığı bir dönem olduğu için lojistik depo pazarında hareketlilik belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte teknik standartları yüksek lojistik depoların yatırım değerini daha da artıracağını öngörüyoruz. Değerleme süreçlerinde de artık yalnızca bugünkü kullanım koşullarını değil, bir tesisin gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebileceğini de analiz ediyoruz. Bu yaklaşım hem yatırımcıların daha sağlıklı karar almasını sağlıyor hem de lojistik gayrimenkullerin gerçek potansiyelini daha doğru ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler? Haber

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler?

E-ticaret sektöründe sonbahar kampanyaları, kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine yönelik hazırlıkların başladığı Temmuz ayı, lojistik depolar açısından da hareketli bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor. Bu hareketlilik, lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterlerin de değişmesine neden oluyor. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına ne kadar uyum sağlayabileceği de yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geliyor. Teknik altyapı yatırım değerini doğrudan etkiliyor Lojistik depoların değerini belirleyen en önemli unsurların başında mimari plan uygunluğu geliyor. Kolon yerleşimi, raf sistemlerine uygunluk ve operasyon akışını destekleyen iç planlama, hem kullanım verimliliğini hem de kirlanabilme potansiyelini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında zemin taşıma kapasitesi ile kat yükseklikleri de depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği de operasyonel verimlilik açısından önem taşıyan diğer başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo değerine de doğrudan yansıyor. Sürdürülebilirlik, değerleme kriterlerinden biri haline geldi Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından sundukları avantajların yanı sıra kurumsal kiracılar tarafından da daha fazla tercih ediliyor. Bununla birlikte depoların limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve tüketim merkezlerine yakınlığı da değerleme çalışmalarında önemli rol oynuyor. Ancak artık yalnızca iyi bir lokasyona sahip olmak tek başına yeterli değil; teknik standartları yüksek, sürdürülebilir ve farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilen tesisler yatırım açısından daha güçlü bir konuma geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, konuyla ilgili olarak “Lojistik depolar artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar değil, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle değerleme çalışmalarında yalnızca metrekare büyüklüğü ya da konuma odaklanmak doğru sonuç vermiyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi pek çok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle Temmuz ayı, e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına yönelik hazırlıklarını yaptığı bir dönem olduğu için lojistik depo pazarında hareketlilik belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte teknik standartları yüksek lojistik depoların yatırım değerini daha da artıracağını öngörüyoruz. Değerleme süreçlerinde de artık yalnızca bugünkü kullanım koşullarını değil, bir tesisin gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebileceğini de analiz ediyoruz. Bu yaklaşım hem yatırımcıların daha sağlıklı karar almasını sağlıyor hem de lojistik gayrimenkullerin gerçek potansiyelini daha doğru ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Form Endüstri Tesisleri, Düzce D-Mall AVM’nin Yapı Konforuna Lamilux F100W ile Katkı Sağlıyor Haber

Form Endüstri Tesisleri, Düzce D-Mall AVM’nin Yapı Konforuna Lamilux F100W ile Katkı Sağlıyor

Enerji verimli endüstriyel çözümler sunan Form Endüstri Tesisleri, Düzce D-Mall AVM projesinde Lamilux F100W ürünüyle yer aldı. Lamilux F100W, yangın güvenliği kapsamında duman tahliyesine destek sağlıyor. Günlük kullanımda ise doğal havalandırma fonksiyonuyla iç ortam konforuna katkı sunuyor. Ürün, teknik işlevlerinin yanı sıra doğal ışığın iç mekâna taşınmasını destekleyen yapısıyla projenin mimari yaklaşımını da güçlendiriyor. Düzce D-Mall AVM’nin geniş dolaşım alanları, mağaza cepheleri, sosyal kullanım noktaları ve peyzaj unsurlarıyla bütünleşen sistem, ziyaretçiler için daha ferah, aydınlık ve açık alan hissini destekleyen bir atmosfer oluşturuyor. Yangın Güvenliği ve Havalandırma Aynı Sistemde Buluşuyor Düzce D-Mall AVM’de tercih edilen Lamilux F100W, yangın senaryolarında dumanın yapıdan tahliye edilmesine yönelik güvenlik ihtiyacını destekliyor. Aynı zamanda sistem, günlük kullanımda doğal havalandırma işleviyle iç ortam havasının yenilenmesine katkı sağlıyor. Bu çift fonksiyonlu yapı, yoğun ziyaretçi trafiğinin olduğu zamanlarda güvenlik, konfor ve işletme sürekliliği açısından önemli bir avantaj sunuyor. Aydınlık ve Ferah Mimari Yapısını Güçlendiriyor Lamilux F100W, Düzce D-Mall AVM’nin gün ışığını ve açık alan hissini öne çıkaran mimari yaklaşımına katkı sağlıyor. Doğal ışığın iç mekâna taşınması, AVM genelinde daha aydınlık, ferah ve davetkâr bir atmosfer oluşmasını sağlıyor. Mağaza cepheleri, yürüyüş alanları, sosyal oturma bölümleri ve peyzajla bütünleşen yapı, ziyaretçi deneyimini güçlendirirken projenin modern ve konfor odaklı mimari karakterini de tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.