Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yangın Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Yangın Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yangın Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Form Endüstri Tesisleri, Emre Alüminyum Tesisine Lamilux F100W ile Duman Tahliye Çözümü Sunuyor Haber

Form Endüstri Tesisleri, Emre Alüminyum Tesisine Lamilux F100W ile Duman Tahliye Çözümü Sunuyor

Endüstriyel tesislerde yangın güvenliği, tesis tasarımının başından itibaren ele alınması gereken temel başlıklar arasında yer alıyor. Yangın anında ortaya çıkan duman ve sıcak gazların hızla tahliye edilmesi, tahliye yollarının görünür kalması ve yapı taşıyıcı sisteminin korunması açısından belirleyici oluyor. Form Endüstri Tesisleri, Emre Alüminyum tesisinde uyguladığı LAMILUX F100W duman tahliye kapaklarıyla bu ihtiyaca yanıt veriyor. Çatı üzerine konumlandırılan sistem, doğal duman tahliyesi sağlayarak tahliye sürelerinin iyileşmesine ve yangının yayılım etkilerinin sınırlandırılmasına katkıda bulunuyor. EN 12101-2 Sertifikalı Sistem Doğal Duman Tahliyesi Sağlıyor LAMILUX F100W duman tahliye kapakları, Avrupa'da duman ve ısı tahliye sistemleri için geçerli olan EN 12101-2 standardına uygun biçimde sertifikalandırılıyor. Yüksek aerodinamik performansa sahip sistem, yangın anında açılarak duman ve sıcak gazların çatı üzerinden dışarı atılmasını sağlıyor. Bu yapı, iç hacimlerde duman yoğunluğunun azalmasına ve tahliye güzergahlarının daha uzun süre kullanılabilir kalmasına olanak tanıyor. Sıcak gazların bina içinde birikmesinin önlenmesi, yapı taşıyıcı elemanlarının yüksek sıcaklığa maruz kalma süresini de sınırlandırıyor. Geniş hacimli endüstriyel tesisler ve depolar, sistemin en sık tercih edildiği yapı tipleri arasında bulunuyor. Günlük Havalandırma İhtiyacına da Yanıt Veriyor LAMILUX F100W, yangın güvenliğinin yanı sıra günlük havalandırma ihtiyacı için de kullanılabiliyor. Motorlu kullanım seçeneği sayesinde kapaklar, normal işletme koşullarında havalandırma amacıyla açılabiliyor ve üretim alanlarında iç ortam hava kalitesinin desteklenmesine katkı sağlıyor. Bu çift işlevli yapı, tesislerde ayrı bir havalandırma altyapısına duyulan ihtiyacı azaltarak çatı düzenini sadeleştiriyor. Yangın güvenliği, yasal bir zorunluluk olmasının ötesinde sürdürülebilir yapı tasarımının da bir parçası olarak öne çıkıyor. Emre Alüminyum tesisinde hayata geçirilen uygulama, Form Endüstri Tesisleri'nin endüstriyel yapılarda yangın güvenliği ve doğal havalandırma alanındaki ürün yetkinliğini ve uygulama deneyimini yansıtıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırımcıların Rotası Lojistik Depolarına Çevrildi Haber

Yatırımcıların Rotası Lojistik Depolarına Çevrildi

E-ticaret sektöründe sonbahar kampanyaları, kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine yönelik hazırlıkların başladığı Ağustos ayı, lojistik depolar açısından da hareketli bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor. Bu hareketlilik, lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterlerin de değişmesine neden oluyor. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına ne kadar uyum sağlayabileceği de yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geliyor. Teknik altyapı yatırım değerini doğrudan etkiliyor Lojistik depoların değerini belirleyen en önemli unsurların başında mimari plan uygunluğu geliyor. Kolon yerleşimi, raf sistemlerine uygunluk ve operasyon akışını destekleyen iç planlama, hem kullanım verimliliğini hem de kirlanabilme potansiyelini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında zemin taşıma kapasitesi ile kat yükseklikleri de depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği de operasyonel verimlilik açısından önem taşıyan diğer başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo değerine de doğrudan yansıyor. Sürdürülebilirlik, değerleme kriterlerinden biri haline geldi Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından sundukları avantajların yanı sıra kurumsal kiracılar tarafından da daha fazla tercih ediliyor. Bununla birlikte depoların limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve tüketim merkezlerine yakınlığı da değerleme çalışmalarında önemli rol oynuyor. Ancak artık yalnızca iyi bir lokasyona sahip olmak tek başına yeterli değil; teknik standartları yüksek, sürdürülebilir ve farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilen tesisler yatırım açısından daha güçlü bir konuma geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, konuyla ilgili olarak “Lojistik depolar artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar değil, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle değerleme çalışmalarında yalnızca metrekare büyüklüğü ya da konuma odaklanmak doğru sonuç vermiyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi pek çok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle Ağustos ayı, e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına yönelik hazırlıklarını yaptığı bir dönem olduğu için lojistik depo pazarında hareketlilik belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte teknik standartları yüksek lojistik depoların yatırım değerini daha da artıracağını öngörüyoruz. Değerleme süreçlerinde de artık yalnızca bugünkü kullanım koşullarını değil, bir tesisin gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebileceğini de analiz ediyoruz. Bu yaklaşım hem yatırımcıların daha sağlıklı karar almasını sağlıyor hem de lojistik gayrimenkullerin gerçek potansiyelini daha doğru ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler? Haber

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler?

E-ticaret sektöründe sonbahar kampanyaları, kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine yönelik hazırlıkların başladığı Temmuz ayı, lojistik depolar açısından da hareketli bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor. Bu hareketlilik, lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterlerin de değişmesine neden oluyor. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına ne kadar uyum sağlayabileceği de yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geliyor. Teknik altyapı yatırım değerini doğrudan etkiliyor Lojistik depoların değerini belirleyen en önemli unsurların başında mimari plan uygunluğu geliyor. Kolon yerleşimi, raf sistemlerine uygunluk ve operasyon akışını destekleyen iç planlama, hem kullanım verimliliğini hem de kirlanabilme potansiyelini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında zemin taşıma kapasitesi ile kat yükseklikleri de depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği de operasyonel verimlilik açısından önem taşıyan diğer başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo değerine de doğrudan yansıyor. Sürdürülebilirlik, değerleme kriterlerinden biri haline geldi Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından sundukları avantajların yanı sıra kurumsal kiracılar tarafından da daha fazla tercih ediliyor. Bununla birlikte depoların limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve tüketim merkezlerine yakınlığı da değerleme çalışmalarında önemli rol oynuyor. Ancak artık yalnızca iyi bir lokasyona sahip olmak tek başına yeterli değil; teknik standartları yüksek, sürdürülebilir ve farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilen tesisler yatırım açısından daha güçlü bir konuma geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, konuyla ilgili olarak “Lojistik depolar artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar değil, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle değerleme çalışmalarında yalnızca metrekare büyüklüğü ya da konuma odaklanmak doğru sonuç vermiyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi pek çok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle Temmuz ayı, e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına yönelik hazırlıklarını yaptığı bir dönem olduğu için lojistik depo pazarında hareketlilik belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte teknik standartları yüksek lojistik depoların yatırım değerini daha da artıracağını öngörüyoruz. Değerleme süreçlerinde de artık yalnızca bugünkü kullanım koşullarını değil, bir tesisin gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebileceğini de analiz ediyoruz. Bu yaklaşım hem yatırımcıların daha sağlıklı karar almasını sağlıyor hem de lojistik gayrimenkullerin gerçek potansiyelini daha doğru ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Form Endüstri Tesisleri, Düzce D-Mall AVM’nin Yapı Konforuna Lamilux F100W ile Katkı Sağlıyor Haber

Form Endüstri Tesisleri, Düzce D-Mall AVM’nin Yapı Konforuna Lamilux F100W ile Katkı Sağlıyor

Enerji verimli endüstriyel çözümler sunan Form Endüstri Tesisleri, Düzce D-Mall AVM projesinde Lamilux F100W ürünüyle yer aldı. Lamilux F100W, yangın güvenliği kapsamında duman tahliyesine destek sağlıyor. Günlük kullanımda ise doğal havalandırma fonksiyonuyla iç ortam konforuna katkı sunuyor. Ürün, teknik işlevlerinin yanı sıra doğal ışığın iç mekâna taşınmasını destekleyen yapısıyla projenin mimari yaklaşımını da güçlendiriyor. Düzce D-Mall AVM’nin geniş dolaşım alanları, mağaza cepheleri, sosyal kullanım noktaları ve peyzaj unsurlarıyla bütünleşen sistem, ziyaretçiler için daha ferah, aydınlık ve açık alan hissini destekleyen bir atmosfer oluşturuyor. Yangın Güvenliği ve Havalandırma Aynı Sistemde Buluşuyor Düzce D-Mall AVM’de tercih edilen Lamilux F100W, yangın senaryolarında dumanın yapıdan tahliye edilmesine yönelik güvenlik ihtiyacını destekliyor. Aynı zamanda sistem, günlük kullanımda doğal havalandırma işleviyle iç ortam havasının yenilenmesine katkı sağlıyor. Bu çift fonksiyonlu yapı, yoğun ziyaretçi trafiğinin olduğu zamanlarda güvenlik, konfor ve işletme sürekliliği açısından önemli bir avantaj sunuyor. Aydınlık ve Ferah Mimari Yapısını Güçlendiriyor Lamilux F100W, Düzce D-Mall AVM’nin gün ışığını ve açık alan hissini öne çıkaran mimari yaklaşımına katkı sağlıyor. Doğal ışığın iç mekâna taşınması, AVM genelinde daha aydınlık, ferah ve davetkâr bir atmosfer oluşmasını sağlıyor. Mağaza cepheleri, yürüyüş alanları, sosyal oturma bölümleri ve peyzajla bütünleşen yapı, ziyaretçi deneyimini güçlendirirken projenin modern ve konfor odaklı mimari karakterini de tamamlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arvato’dan Türkiye’ye 50.000 m²’lik Yeni Lojistik Operasyon Merkezi Haber

Arvato’dan Türkiye’ye 50.000 m²’lik Yeni Lojistik Operasyon Merkezi

Arvato, Kocaeli Çayırova’da hayata geçirdiği 50.000 m²’lik yeni lojistik tesisi Platform C3 ile Türkiye’deki operasyon ağını genişletiyor. Artan sipariş hacimleri, hızlanan teslimat beklentileri ve kusursuz müşteri deneyimi ihtiyacı, uluslararası moda ve e-ticaret markaları üzerindeki operasyonel baskıyı her geçen gün artırıyor. Arvato, Platform C3 yatırımıyla bu değişen ihtiyaçlara yanıt verirken, markalara daha ölçeklenebilir, hızlı ve esnek tedarik zinciri çözümleri sunmayı hedefliyor. Moda ve E-Ticaret operasyonları için tasarlandı Platform C3, yüksek hacimli operasyonları desteklemek üzere ölçeklenebilir sipariş karşılama kapasitesi ve entegre katma değerli hizmetlerle donatıldı. Yeni tesis, markalara yalnızca verimli ve güvenilir tedarik zinciri operasyonları sunmakla kalmıyor; aynı zamanda sezonsal yoğunluklara, değişen tüketici beklentilerine ve artan kişiselleştirme taleplerine daha hızlı ve esnek şekilde yanıt verme imkânı sağlıyor. Moda sektörünün ihtiyaçlarına özel olarak tasarlanan Katma Değerli Hizmetler altyapısı; nakış, baskı, tünel buharlama, etiketleme ve özel paketleme gibi uygulamalarla markalara esnek ve özelleştirilebilir çözümler sunuyor. Entegre iade yönetimi ve kalite kontrol hizmetleriyle birleşen tesis, markaların tüm satış kanallarında tutarlı bir son müşteri deneyimi oluşturmasına da yardımcı oluyor. Bölgesel büyümeye ve istihdama katkı Platform C3 yatırımı, Arvato’nun Türkiye ve çevre pazarlarda büyüyen uluslararası ve yerel moda markalarına sunduğu hizmet kapasitesini önemli ölçüde artırıyor. Yeni tesisle birlikte 900 kişilik ek istihdam yaratılması planlanıyor. Arvato’nun operasyonel kapasitesini ve bölgesel büyüme hedeflerini destekleyen yatırımın önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arvato Türkiye ve BAE Genel Müdürü Umur Özkal şunları söyledi: “Platform C3, Türkiye pazarına duyduğumuz güvenin ve uzun vadeli büyüme vizyonumuzun güçlü bir göstergesi. Bu yatırım ile yalnızca kapasitemizi artırmıyor; moda sektörünün hız, esneklik ve yüksek kalite beklentilerine yanıt verecek güçlü bir lojistik altyapısı oluşturuyoruz.” Dayanıklı ve Güvenli Altyapı, 2030 İklim Hedefleriyle Destekleniyor Platform C3, operasyonel dayanıklılık, çalışan güvenliği ve sürdürülebilirlik odağıyla tasarlandı. Tesis, Türkiye’nin deprem koşullarına uygun olarak Japon sismik standartları doğrultusunda Alasawa tekniğiyle inşa edilirken, gelişmiş yangın güvenliği altyapısıyla lojistik sektöründeki standart uygulamaların ötesine geçen bir koruma seviyesi sunuyor. Tesis ayrıca çeşitli enerji verimliliği önlemleriyle Arvato’nun iklim hedeflerine katkı sağlıyor. Çatıya kurulan güneş enerjisi santrali (GES), tesisin elektrik ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir enerjiyle karşılayacak. LED aydınlatma sistemleri, yüksek yalıtımlı yapı malzemeleri ve verimlilik odaklı mekanik sistemler, tesisin enerji yoğunluğunu ve karbon ayak izini azaltmaya katkı sağlıyor. Türkiye’deki 12 operasyon merkeziyle faaliyet gösteren Arvato, teknoloji odaklı, ölçeklenebilir ve güvenilir tedarik zinciri çözümleri sunarken, bölgesel lojistik ağını güçlendirerek müşterilerinin büyüme yolculuğunu desteklemeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Form Endüstri Tesisleri, Ümit Bisiklet Üretim Tesisinde Güvenli Üretim Altyapısını Güçlendirdi Haber

Form Endüstri Tesisleri, Ümit Bisiklet Üretim Tesisinde Güvenli Üretim Altyapısını Güçlendirdi

EN 12101-2 sertifikalı sistemler, olası bir yangın senaryosunda etkin duman kontrolü sağlamanın yanı sıra, doğal ışık ve enerji performansına da katkı sunuyor. Form Endüstri Tesisleri, sanayi yapılarında güvenli, sürdürülebilir ve uzun ömürlü çözümler geliştirmeye devam ediyor. Bu doğrultuda Ümit Bisiklet üretim tesisinde devreye alınan Lamilux F100W sistemi, yangın anında oluşan dumanın kontrollü biçimde dışarı atılmasını sağlayacak şekilde projelendirildi. EN 12101-2 standart gerekliliklerini karşılayan Smoke Lift F100 W modeli, tesisin güvenlik altyapısını destekleyen önemli bir bileşen olarak konumlandırıldı. Uygulama ile birlikte hem çalışan güvenliği hem de operasyonel süreklilik açısından güçlü bir yapı oluşturuldu. Mühendislik Gücüyle Maksimum Koruma Lamilux F100W, termal köprülerden tamamen arındırılmış tasarımı sayesinde optimum U değerleri sunarak ısı kayıplarını minimize ediyor ve yoğuşma riskini azaltıyor. Bu mühendislik yaklaşımı, üretim tesislerinde hem enerji performansını hem de yapı sağlığını uzun vadede destekleyen bir çözüm ortaya koyuyor. Önleyici yangın koruması kapsamında DIN 18234 standardına uygun olarak geliştirilen sistem, çatılarda yangının yayılmasını engellemek için ek bir önleme ihtiyaç duymadan güvenli bir yapı sunuyor. Geometrik formu yalnızca yüksek dayanım sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kendi kendini temizleyen özel yapısıyla bakım ihtiyacını azaltarak operasyonel sürekliliğe katkıda bulunuyor. Şeffaf kubbe tasarımı ise gün ışığını dengeli biçimde iç mekâna ileterek üretim alanlarında doğal aydınlatmayı destekliyor. Bu bütüncül yapı; ısı performansı, yangın güvenliği ve kullanım konforunu tek bir sistemde bir araya getiriyor. Çatı Tasarımında Modern ve Entegre Çözüm Lamilux F100W’nin modern tasarım dili, çatı yüzeyine entegre bir görünüm kazandırarak yapının mimari karakteriyle uyumlu bir bütünlük oluşturuyor. İç mekânda ferah ve dengeli bir atmosfer sağlarken, dış cephede düzenli ve estetik bir çatı silueti elde edilmesine katkıda bulunuyor. Ümit Bisiklet üretim tesisinde hayata geçirilen bu uygulama, Form Endüstri Tesisleri’nin mühendislik yaklaşımını ve uygulama yetkinliğini yansıtırken, sanayi yapılarında güvenlik, performans ve mimari uyumu aynı çerçevede ele alan çözüm anlayışını da ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Form Endüstri Tesisleri, Tork Bağlantı Elemanları Üretim Tesisinde Yangın Güvenliğini Güçlendirdi Haber

Form Endüstri Tesisleri, Tork Bağlantı Elemanları Üretim Tesisinde Yangın Güvenliğini Güçlendirdi

Form Endüstri Tesisleri, endüstriyel tesislerde yangın güvenliği ve sürdürülebilirlik odaklı çözümler sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda Tork Bağlantı Elemanları üretim tesisinde Lamilux F100W duman ve ısı tahliye sistemleri hayata geçirildi. Yangın anında oluşan dumanın hızlı ve kontrollü şekilde tahliye edilmesini sağlayan, EN 12101-2 standart gerekliliklerini karşılayan Smoke Lift F100 W modeli tercih edildi. Uygulanan sistem, tesisin mevcut yangın güvenliği altyapısını güçlendirirken çalışan güvenliğini destekleyen etkin bir çözüm sundu. Güvenlik, Dayanıklılık ve Verimlilik Bir Arada Lamilux F100W duman tahliye kapakları, önleyici yangın koruması kapsamında DIN 18234 standardına uygun yapısıyla çatı yüzeylerinde yangının yayılmasını sınırlayan bir çözüm sunuyor. Geometrik olarak optimize edilmiş tasarımı sayesinde aşırı yükler altında yüksek stabilite sağlayan sistem, sertifikalı yapısıyla şiddetli yağmur ve fırtına koşullarında da güvenli performans sergiliyor. Ürün üzerinde yer alan elektrikli piston mekanizması sayesinde sistem yalnızca acil durumlarda değil, günlük kullanımda da doğal havalandırma amacıyla aktif olarak kullanılabiliyor. Bu özellik, üretim alanlarında kontrollü hava sirkülasyonu sağlayarak iç ortam hava kalitesini destekliyor ve mekanik havalandırma ihtiyacının azaltılmasına katkı sunuyor. Isı yalıtımı, güneşten korunma, ses yalıtımı ve dolu koruması gibi özellikler de üretim ortamında dayanıklılık ve sürdürülebilirlik açısından önemli avantajlar sağlıyor. Mimari Estetik ve Mekânsal Bütünlük Sunuyor Lamilux F100W, çatı yüzeyine entegre edilen yalın ve modern tasarımıyla yapının hem iç hem de dış görünümüne değer katıyor. Gün ışığını homojen biçimde içeri dağıtan şeffaf yapısı sayesinde üretim alanlarında doğal aydınlatmayı destekleyen sistem, enerji tüketiminin azaltılmasına katkı sağlıyor. Üretim alanlarında daha ferah ve dengeli bir atmosfer oluştururken dış cephede mimari bütünlüğü destekleyen bir çatı silueti sunuyor. Tork Bağlantı Elemanları tesisinde hayata geçirilen bu uygulama, Form Endüstri Tesisleri’nin projelendirme, uygulama ve satış sonrası hizmet süreçlerindeki uzmanlığını ortaya koyarken, sanayi yapılarında güvenlik ve sürdürülebilirliği birlikte ele alan yaklaşımını da yansıtıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Global Risk Haritası Yeniden Çiziliyor Haber

2026’da Global Risk Haritası Yeniden Çiziliyor

Jeopolitik gerilimlerle dolu geçen 2025 yılının ardından dünya, 2026 yılına da yeni krizlerle başladı. Ticaret savaşları, bölgesel çatışmalar ve yaptırımlar; 2026’nın ilk günlerinde de küresel risk ajandasının ilk sıralarında yerini aldı. Global risk haritasının yeniden şekillendiği 2026 yılına dair öngörülerini paylaşan IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “2026 yılında artık tekil risklerden değil, birbirini tetikleyen ve aynı anda çalışan ‘çoklu krizler’den söz ediyoruz. Jeopolitik gerilimler, tedarik zinciri şokları, iklim kaynaklı hasarların artışı ve reasürans kapasitesindeki daralma, sigorta sektörünü küresel ölçekte yeniden konumlandırıyor. Türkiye’de ise bu tablo; teminat yapılarının daha rafine, fiyatlamanın daha risk-seçici, veri ve analitiğin ise hiç olmadığı kadar kritik hale geldiği bir dönemi beraberinde getiriyor. Bu yeni risk haritasında ayakta kalmanın yolu, müşterilerle birlikte proaktif risk yönetimi kültürü inşa etmekten geçiyor” dedi. Belirsizlik altında karar alma artık yeni normalimiz 2026 yılında belirsizliğin sektörleri oldukça derinden etkileyeceğine dikkat çeken Murat Çiftçi, “Kurallara dayalı küresel düzenin zayıflaması, ticaret ve sermaye akımlarında öngörülebilirliği azaltırken, şirketler için ‘belirsizlik altında karar alma’ artık yeni normal haline geliyor. Bu ortamda tedarik zincirleri, sadece maliyet ve verimlilik açısından değil, risk yoğunluğu açısından da yeniden tasarlanıyor. Lojistik gecikmeler, kritik hammadde ve ara malı tedarikindeki kesintiler, üretim duruşları ve gelir kayıpları; iş durması (business interruption) ve kâr kaybı teminatlarını daha merkezi bir konuma taşıyor. Türkiye açısından bakıldığında, hem bölgesel jeopolitik konum hem de üretim ve lojistik üssü olma potansiyeli, risk ve fırsatı aynı anda büyütüyor. Çok uluslu tedarik zincirlerine entegre Türk şirketleri için; politik şiddet, savaş, terör, ambargo ve sözleşme ihlali gibi risklerin daha sofistike poliçelerle yönetilmesi, 2026’da gündemin üst sıralarında yer alacak. Bu da, teminat kapsamlarının netleştirilmesi, muafiyet ve limit yapılarına daha dikkatli yaklaşılması anlamına geliyor” diye konuştu. İklim kaynaklı hasar frekansındaki artış Murat Çiftçi, 2026 küresel risk ve dayanıklılık raporlarında, aşırı hava olayları ve doğal afetlerin en kritik başlıklardan biri olarak öne çıktığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Sıcak hava dalgaları, ani ve şiddetli yağışlar, sel, dolu, fırtına ve orman yangınları gibi olayların hem frekansı hem de şiddeti artarken; bu durum özellikle yangın, mühendislik, tarım ve kasko branşlarında hasar frekansını yukarı çekiyor. Türkiye’de son yıllarda yaşanan sel ve dolu olayları, iklim kaynaklı risklerin artık istisna değil, yeni normal olduğunu gösteriyor. Bu tablo, sigortacılar açısından iki temel sonucu beraberinde getiriyor: Öncelikle iklim risklerinin bölgesel ve mikro ölçekte modellenmesi, lokasyon bazlı fiyatlamayı ve risk mühendisliğini öne çıkarıyor. İkinci olarak da ürün tasarımı. Parametrik sigortalar, doğal afetler odaklı özel ürünler ve iklim uyum yatırımlarını teşvik eden teminat yapıları, 2026 ve sonrasında daha fazla gündeme gelecek. Müşteri tarafında ise, risk azaltıcı önlemler (altyapı güçlendirme, drenaj sistemleri, yangın güvenliği, iş sürekliliği planları vb.) ile sigorta teminatının birlikte düşünülmesi, prim seviyeleri ve teminat bulunabilirliği üzerinde belirleyici olacak.” Global reasürans kapasitesindeki daralma Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; küresel ölçekte artan hasar frekansı ve şiddeti, iklim kaynaklı felaketlerin yükselen maliyeti, enflasyonist baskılar ve sermaye maliyetlerindeki artış, reasürans piyasasında kapasiteyi daraltıyor ve fiyatları yukarı çekiyor. Özellikle katastrofik riskler, doğal afetler ve yüksek limitli endüstriyel risklerde reasürans programlarının yenilenmesi, her zamankinden daha zorlu ve detaylı müzakereler gerektiriyor. Murat Çiftçi, “Bu daralan kapasite, reasürörleri risk seçiminde daha seçici davranmaya iterken; sigorta şirketlerini de portföy kalitesi, underwriting disiplini ve risk mühendisliği uygulamalarında daha sıkı bir çerçeveye yönlendiriyor. Türkiye özelinde bakıldığında, küresel reasürans kapasitesindeki sıkılaşma; katastrofik risklerde limit ve şartların yeniden tanımlanması, koşullu teminatların artması, daha yüksek muafiyet ve katılım payları ile fiyatlamada belirgin bir yukarı yönlü baskı olarak yansıyor. Özellikle deprem, sel ve büyük endüstriyel risklerde reasürans maliyetlerindeki artış, yerel fiyatlamayı doğrudan etkiliyor” dedi. Daha seçici, daha analitik ve işbirliğine dayalı bir model Söz konusu durumların Türkiye’deki teminat yapıları ve fiyatlamaya etkisini de değerlendiren Murat Çiftçi, şunları söyledi: “Küresel risk dinamiklerindeki değişim, Türkiye’de teminat yapıları ve fiyatlamayı belirgin şekilde dönüştürüyor. Büyük kurumsal risklerde katmanlı programlar yaygınlaşırken, daha yüksek muafiyetler ve kapsam–istisna sınırlarının netleştiği poliçeler öne çıkıyor. Fiyatlamada ise lokasyon, hasar geçmişi, tedarik zinciri bağımlılıkları ve iklim senaryoları gibi veri odaklı parametreler çok daha belirleyici hale geldi. Bu süreç, müşteri–broker–sigortacı ilişkisinde de ‘risk ortağı’ modelini güçlendiriyor; kısa vadeli fiyat odaklı yaklaşımlar yerine uzun vadeli, şeffaf ve stratejik işbirlikleri önem kazanıyor. Özetle, Türkiye’de teminat yapıları ve fiyatlama, küresel trendlerle uyumlu şekilde daha seçici, daha analitik ve daha işbirliğine dayalı bir modele doğru ilerliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Büyükşehir'den Yangınlara Karşı Uyarı: “Önlem Hayat Kurtarır” Haber

Bursa Büyükşehir'den Yangınlara Karşı Uyarı: “Önlem Hayat Kurtarır”

Tüm Bürokrat ve İş İnsanları Federasyonu (TÜMBİFED) tarafından organize edilen, kamu ve özel sektörü bir araya getiren ‘Yangın Zirvesi 2025’, Uludağ’da geniş bir katılımla düzenlendi. Trimbox ana sponsorluğunda gerçekleşen zirve, ‘önleyici güvenlik’ yaklaşımıyla yangınlarla mücadelede yeni bir stratejik yol haritası belirledi. Zirvede konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Canalp Berkdemir, Dünya Yangın İstatistik Merkezi’nin verilerine göre toplam 906 bin 164 yangının altıda birinin elektrik yangını olduğunu, bunun da 136 bin 415’e denk geldiğini belirtti. Üçlü prizler üzerinden birden fazla cihazın çalıştırılmasıyla kabloların ısınarak tutuşabildiğini dile getiren Berkdemir, “Oteller ve hastaneler başta olmak üzere binalardaki hormonlu gelişmeler, ek tesisler, ek cihazlar, ek makineler enerji artışını yükseltiyor. Bu da tesisatlara aşırı yüklenmeye ve yangına sebep olmaktadır. Binaların yaşlanmasıyla tesisatların da yıpranması, mukavemet gücü, cihazlardaki oksitlenme ve paslanma, ısınma ve soğuma gibi hava hareketleri, yangınların diğer çıkış sebepleridir. Bina girişlerindeki elektrik panolarında yangın önleyici sistemlerin mutlaka tamamlanması gerekir. Mutlaka elektrik yangınlarındaki tedbirlerin alınması ve kontrollerin periyodik olarak yapılması gerekir” dedi. Elektrik yangınlarıyla ilgili gelişen sürecin kullanıcılar tarafından fark edilemediğinin altını çizen Berkdemir, “Elektrik yangınlarını önlemek için ilk adımı, sayaç veya elektrik panosu kutusunda atmak zorundayız. Kaçak akım rölesi gibi argümanları kullanarak riski daha minimize edebiliriz. Yangının çıkış sebeplerine bakıldığında kısa devre, aşırı yüklenme, gevşek bağlantı, kötü işçilik, kablo izolasyon bozulması, elektrikli cihazların arızası, elektrik panosu dağılımı sistemleri olduğunu görüyoruz. Ayrıca havalandırma, su ve diğer tesisatlarla birlikte elektrik tesisatının da aynı şaftlarda ve aynı kanallardan yürütülmesi de karşımıza çıkıyor. Özellikle konut yangınları, başta mutfaktaki aspiratörler olmak üzere fırınlar, ısıtıcılar, buzdolabı gibi cihazlar ve bunlara bağlı uzatma kablolarından çıkıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.