Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yanlış Bilgilendirme

Kapsül Haber Ajansı - Yanlış Bilgilendirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yanlış Bilgilendirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaşar Üniversitesi’nde Bitkisel Yağlar ve Doğru Bilinen Yanlışlar Tartışıldı Haber

Yaşar Üniversitesi’nde Bitkisel Yağlar ve Doğru Bilinen Yanlışlar Tartışıldı

Etkinlikte özellikle palm yağı ve bitkisel yağlar hakkında kamuoyunda yaygın olan yanlış algılar bilimsel veriler ışığında ele alınırken, gıda sistemlerinde doğru bilginin önemine dikkat çekildi. Gıda bileşenleri ve üretim süreçlerine dair tartışmaların bilimsel verilere dayanması, sektörün geleceği için kritik önem taşıyor. Bu vizyondan yola çıkarak 16 Mart 2026 tarihinde Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’nda düzenlenen “Bilimsel ve Teknolojik Bilginin Önemi: Güvenilir ve Sürdürülebilir Bir Gıda Endüstrisi İçin Yanlış Bilgilendirmeyle Mücadele” başlıklı etkinlikte; başta palm yağı olmak üzere bitkisel yağlar hakkındaki yanlış algılar bilimsel verilerle ele alındı. Akademisyenleri ve öğrencileri bir araya getiren etkinlikte, gıda üretiminde yağların rolü, palm yağının beslenme ve sürdürülebilirlik açısından önemi ile gıda konusundaki bilgi kirliliğinin etkileri tartışıldı. Dr. Fahri Yemişçioğlu: “Yağlar, gıdaların çok işlevli ve kritik bileşenleridir.” Etkinlikte konuşan Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu, gıda üretiminde yağların çok yönlü işlevlerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Rafine bitkisel yağlar gıdaların temel bileşenlerindendir. Proteinler, karbonhidratlar ve mineraller gibi diğer bileşenlerin yanı sıra yağlar gıdalarda çok işlevli roller üstlenir. Yağlar beslenmede enerji sağlayıcı olarak işlev görür ve lezzetli gıda için öneme sahiptir. Ayrıca atıştırmalık ürünlerde çıtırlık, sürülebilir çikolata kremalarında kıvam, fırıncılık ürünlerinde yapı ve gözeneklilik, şekerleme ürünlerinde ağız hissi gibi özelliklerden sorumludurlar. Bu nedenle yağlar, gıda üretiminde kritik ve çok yönlü bileşenlerdir.” Konuşmasında kentleşme ve küreselleşmenin gıda üretim sistemlerinde önemli dönüşümlere yol açtığını belirten Yemişçioğlu, şöyle devam etti: “Kentleşme, gıdanın endüstrileşmesinin başlıca nedenlerinden biri haline gelmiş durumda. Günümüzde küresel dünyada tüketiciler ile hammaddeler arasındaki mesafe giderek açıldığı için üretimde tedarik zinciri kritik bir rol oynuyor. Bu durum, gıda güvenliği ve gıda kalitesi açısından en iyi kalite standartlarına uygun ve uygun fiyatlı ürünler sunabilmek için profesyonelleşmeyi beraberinde getiriyor. Tüketiciler bir yandan sürdürülebilir ve besleyici gıdalara odaklanırken, diğer yandan pratik ve hazır tüketilebilen ürünlere, atıştırmalıklara ve hazır yemek ürünlerine yöneliyor. Bu durum bir ikilem olarak görülse de gıda endüstrisi tüm beklentileri karşılamak durumunda.” Sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte gıda ve beslenme konularında doğru bilgiye ulaşmanın öneminin daha da arttığını vurgulayan Yemişçioğlu, “Sosyal medyanın gelişmesi ve gıdaya olan ilginin artması, gıda, sağlık, beslenme ve sürdürülebilirlik konularına ilişkin haberlerin de çoğalmasına yol açıyor. Tüketiciler artık gıdalar konusunda daha meraklı ve bilinçli. Bu durum etiketlerin sorgulandığı, karar vericilerin kim olduğunun araştırıldığı ve gıdaya ilişkin daha fazla haberin takip edildiği bir kültürün oluşmasına yol açıyor. Olumlu bir gelişme olmakla birlikte bu, gıda endüstrisine ilişkin yanlış bilgilendirme ve yanlış anlaşılma riskini beraberinde getiriyor” dedi. Trans yağ asitleriyle mücadelede palm yağı öne çıkıyor Dr. Fahri Yemişçioğlu bitkisel yağlara ilişkin şu bilgileri de paylaştı: “Bitkisel yağlar başlıca iki kaynaktan elde edilir: tohumlar ve meyveler. Ticari olarak kullanılan tohum yağları arasında soya, kanola, ayçiçeği, mısır ve pamuk tohumu yağları yer alır. İyi bilinen iki yağlı meyve ise zeytin ve palmdir. Palm yağı, palm meyvesinden elde edilen yağdır. Palm ve palm yağı için iki önemli özellik bulunmaktadır: Meyvenin hem etli kısmında hem de çekirdeğinde yağ bulunur; ancak bunların özellikleri tamamen farklıdır. Palm yağı ve palm çekirdeği yağı, doymuş ve doymamış yağ asitleri açısından dengeli bir yapıya sahiptir.” Toksikoloji bilimindeki ilerlemelerin, trans yağ asitlerinin sağlıksız olduğunu gösterdiğini ve bu nedenle günlük beslenmeden çıkarılması gerektiğini ortaya koyduğunu belirten Yemişçioğlu şöyle devam etti: “Bu hedef günümüzde büyük ölçüde palm yağı ve onun fraksiyonları sayesinde gerçekleştirilebiliyor. Trans yağların gıdalardan uzaklaştırılmasına yardımcı olan palm yağının kullanımı artış göstermektedir. Bugün palm yağı, en çok üretilen bitkisel yağ olarak ilk sırada yer almaktadır. Bu durum aynı zamanda palm yağının eleştirilere ve yanlış bilgilendirmelere hedef olmasına neden olmaktadır. Bu nedenle gıdalarla ilgili yanlış bilgilendirme ile mücadele günümüzde çok daha önemli bir konu haline gelmiştir.” Palm Yağının Sürdürülebilir Gıda Sistemlerindeki Rolü Etkinlikte konuşan Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel ise, sürdürülebilirliğin tarım ve gıda sistemlerinin geleceği açısından kritik bir başlık olduğunu vurgulayarak, gıda güvenliğinin giderek daha stratejik bir önem kazandığına dikkat çekti. Hızla artan nüfus ve çok fonksiyonlu gıdalara yönelik yükselen talebin, gıda sistemlerinin bütüncül bir yaklaşımla ve özellikle tedarik zinciri perspektifinden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirten Uzel; “Günümüzde artan nüfus ve değişen tüketim alışkanlıkları, gıda sistemlerinin tedarik zinciri odağında yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Talebin hızla arttığı ancak doğal kaynakların sınırlı olduğu günümüz koşullarında; bireylerin ihtiyaç duydukları gıdaya güvenli erişiminin sağlanmasının yanı sıra karbon emisyonları ve su ayak izi gibi çevresel etkilerin de göz önünde bulundurulması büyük önem taşıyor’’ dedi. Sürdürülebilir gıda sistemlerinde palm yağının rolüne de değinen Uzel ayrıca, “Kaynakların verimli kullanımı sürdürülebilir tedarik zincirlerinin temelini oluşturur. Palm yağı, birim alan başına yüksek verimliliği ile öne çıkan bitkisel yağ kaynaklarından biridir ve bu özelliğiyle küresel gıda sistemlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Palm yağının alternatifi olduğu düşünülen bitkisel rafine tohum yağlarıyla ikame edilmesi daha fazla tarım arazisi kullanımına ihtiyaç doğuracaktır., Bu da karbon emisyonları ile su tüketiminde artış gibi çevresel etkileri beraberinde getirecektir. ’’ dedi. Malezya hükümeti tarafından geliştirilen Malezya Sürdürülebilir Palm Yağı (MSPO) 2.0 sertifikasyon sistemine de dikkat çeken Uzel, sürdürülebilir üretim standartlarının yaygınlaştırılmasının önemine işaret ederek “(MSPO) 2.0 sertifikasyonuna sahip palm yağının sağlıklı ve sürdürülebilir bitkisel bir yağ olarak konumlandırılmasına yönelik farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel İş Dünyası, Hızla Ortaya Çıkan Yeni Bir Rekabet Çağıyla Karşı Karşıya Haber

Küresel İş Dünyası, Hızla Ortaya Çıkan Yeni Bir Rekabet Çağıyla Karşı Karşıya

Risk, reasürans ve sermaye, insan kaynakları ve yatırımlar ile yönetim danışmanlığı alanlarında küresel lider olan Marsh (NYSE: MRSH) ile önde gelen küresel çok branşlı sigorta şirketi ve dayanıklılık hizmetleri sağlayıcısı Zurich Insurance Group'un (Zurich) üst düzey yöneticilerinin, bugün yayınlanan Dünya Ekonomik Forumu'nun 2026 Küresel Riskler Raporu'nun bulgularına ilişkin yorumlarına göre küresel iş dünyası liderleri, derinleşen jeopolitik bölünmelerin yanı sıra artan teknolojik ve toplumsal zorlukların önümüzdeki 12 ay boyunca iş dünyasını şekillendirmeye devam edeceği bir dönemde artan risklerle karşı karşıya. Marsh ve Zurich, Dünya Ekonomik Forumu'nun stratejik ortakları ve Küresel Riskler Danışma Kurulu üyeleridir. Katılımcılar tarafından 2026'da en önemli beş acil risk olarak jeoekonomik çatışma, devlet temelli silahlı çatışmalar, aşırı hava olayları, toplumsal kutuplaşma ve yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon belirlendi. İki yıllık görünümde yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon ikinci, toplumsal kutuplaşma üçüncü sıraya yükseldi. Marsh Risk'in Özellikli Ürünler Lideri Andrew George rapor ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Toplumsal parçalanma ve eşitsizlikten, sağlık ve refahın azalmasına kadar, hepimizin karşı karşıya olduğu toplumsal risklerin merkezinde derinleşen bölünmeler yer alıyor. Bu küresel risklerin artan önemine rağmen, büyük hükümetler ortak zorluklarımızın üstesinden gelmek için tasarlanmış birçok kabul gören sistemden uzaklaşıyor. Sonuç olarak, bölünmüş toplumlar sosyal istikrarsızlık ve artan çatışma eşiğine daha da yaklaşıyor.” Raporun uzun vadeli bulguları, jeoekonomik çatışma hariç 33 riskin tamamının önümüzdeki 10 yıl içinde iş liderleri tarafından şiddetinin artacağı öngörüsünü vurgulayarak yeni bir küresel rekabet çağının ortaya çıkışının altını çiziyor. Rapora göre, katılımcıların yüzde 57'si önümüzdeki on yılda çalkantılı veya fırtınalı bir görünüm öngörüyor. 10 yıllık görünüm, çevresel ve teknolojik riskler tarafından güçlü bir şekilde domine ediliyor. Zurich'in Yaşam, Sağlık ve Banka Dağıtım Kanalları CEO'su Alison Martin raporla ilgili şunları söyledi: “Büyük ekonomilerdeki iş dünyası liderleri emeklilik ve kamu sağlığı konusunda derin endişe duyuyor. Bu açıklar hem iş gücünün refahını hem de sosyal istikrarı tehdit ediyor. Ancak sağlıkta yaşanan gerileme, kamu altyapısı ve sosyal koruma eksikliği gibi toplumsal riskler ile bu risklerin etkileri dünyamızı yeniden şekillendirmeye başlamış olmasına rağmen, 10 yıllık risk görünümünde neredeyse hiç yer almaması dikkat çekici. Acil bir şekilde ve iş birliği içinde hareket etmezsek, geleceğimizi tanımlayabilecek tehditleri görmezden gelme riskiyle karşı karşıyayız.” Rapora göre, iş gücü piyasalarını, toplumsal yapıları, altyapıyı ve jeopolitiği büyük ölçüde etkileyecek olan yapay zeka (YZ) ve kuantum bilişimdeki ilerlemeler küresel ekonomik uçurumların genişlemesine de katkıda bulunabilir. Deniz altı kablolarının kesilmesinden uyduların bozulmasına kadar çeşitli tehditlere maruz kalan kritik altyapıların modernizasyonu için de önemli yatırımlar gerekebilir. Zurich’in Grup Risk Yöneticisi Peter Giger şunları ekledi: “Aşırı hava koşulları, siber saldırılar ve jeopolitik çatışmalar artan tehditler oluşturmasına rağmen, kritik altyapı kesintileri önümüzdeki on yıl için küresel riskler arasında sadece 23. sırada yer aldı. Bu tehlikeli bir ihmal. Rekor sıcaklıklar nedeniyle zorlanan elektrik şebekelerinden yükselen deniz seviyeleri nedeniyle risk altında olan kıyı kentlerine kadar, hazırlıksız ve yetersiz fonlanmış sistemlere güveniyoruz. Altyapı çöktüğünde, her şey risk altında olur. Bu tehditlerin ne kadar birbirine bağlı olduğunu anlamalı ve bir sonraki kriz gelmeden önce dayanıklılığı güçlendirmek için şimdi yatırım yapmalıyız.” Yapay zeka ve kuantum bilişimindeki gelişmeler işgücü piyasalarını ve jeopolitiği hızla yeniden şekillendiriyor; bu durum, bireylerin yaşamlarında devrim yaratacak, sağlığımızı ve refahımızı artıracak ve ulusların geleceğini şekillendirecek derin etkiler doğuracak. Otomasyon ve kuantum atılımları hızlanırken, hükümetler ve şirketler, rol fazlalığı, ekonomik yoğunlaşma ve kritik altyapıda ile dijital güven alanında sistemik aksamalar potansiyelinin yarattığı zorlukların üstesinden gelmek için birlikte çalışmalıdır. Marsh Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi CEO’su Tarık Serpil rapor ile ilgili şunları aktardı: “Küresel Riskler Raporu 2026, dünyada risklerin artık tekil değil, birbirini besleyen bir yapı içinde ilerlediğini gösteriyor. Jeopolitik belirsizliklerden ekonomik dalgalanmalara, teknolojik dönüşümden çevresel tehditlere kadar pek çok başlık aynı anda karar alma süreçlerini etkiliyor. Bu yeni dönemde asıl fark yaratan, belirsizliği öngörüyle yönetebilen ve kısa vadeli baskılarla uzun vadeli hedefler arasında denge kurabilen kurumlar olacak. Rapor, risklerin arttığı bir dünyada dayanıklılık, esneklik ve iş birliğinin her zamankinden daha kritik hale geldiğini açıkça ortaya koyuyor.” Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, “Kısa vadede jeoekonomik ve jeopolitik karışıklıklar, yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon ile toplumsal kutuplaşma gibi riskler öne çıkarken; uzun vadede olağanüstü hava olayları, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü ile doğal kaynak kıtlığı giderek daha belirleyici hale geliyor. Bu tablo, sorumluluk alarak birlikte harekete geçmemiz gerektiğini gösteriyor. Dünyamıza sahip çıkmalıyız” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.