Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapay Zeka

Kapsül Haber Ajansı - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fibabanka: Özel Bankacılıkta Kişiselleştirilmiş Deneyim Dönemi Güçleniyor Haber

Fibabanka: Özel Bankacılıkta Kişiselleştirilmiş Deneyim Dönemi Güçleniyor

Özel Bankacılık anlayışının yalnızca finansal ürün ve hizmetlerden ibaret olmadığı yaklaşımını benimseyen Fibabanka, ekonomi buluşmalarından kültür ve sanat organizasyonlarına uzanan geniş bir yelpazede müşterilerine değer katmayı sürdürüyor. Bu doğrultuda, Swissôtel Büyük Efes İzmir'de düzenlenen özel gecede Erol Evgin, sevilen eserlerinden oluşan repertuvarıyla konuklara keyifli bir yaz akşamı yaşattı. Fibabanka Genel Müdürü Ömer Mert, etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Fibabanka olarak teknoloji yatırımlarımızla müşterilerimizin finansal hayatını kolaylaştırırken, Özel Bankacılık müşterilerimizle kurduğumuz ilişkiyi yalnızca finansal hizmetlerle sınırlı görmüyoruz. Müşterilerimizin yaşamlarına değer katan, ilham veren ve kalıcı iz bırakan deneyimler tasarlamayı önemsiyoruz. Kültür ve sanat etkinliklerinden ekonomi sohbetlerine, sağlıklı yaşam buluşmalarından özel davetlere kadar geniş bir yelpazede müşterilerimizle bir araya geliyoruz. Erol Evgin konseri de bu yaklaşımımızın bir parçası…" Fibabanka'nın Özel Bankacılık yaklaşımının merkezinde, müşterilere mevduat büyüklüğünden bağımsız olarak gerçek anlamda kişiye özel hizmet sunmak yer alıyor. Banka, müşterilerinin risk profili, likidite ihtiyacı ve yatırım hedeflerini analiz ederek kişiselleştirilmiş finansal yol haritaları oluştururken, yapay zekâ destekli teknolojilerle yatırım ve bankacılık deneyimini daha erişilebilir hale getiriyor. Mert, özel bankacılıkta müşterilerinin yanında bir çözüm ortağı olarak konumlandıklarını vurgulayarak şöyle dedi: "Günümüzde yatırımcılar çok fazla bilgi ve ürün alternatifiyle karşı karşıya kalıyor. Biz kendimizi müşterilerimizin varlıklarını birlikte yöneten bir yol arkadaşı olarak görüyoruz. Yapay zekâ destekli modellemelerimizle müşterilerimize risk profillerine uygun öneriler sunarken, dijital kanallarımız üzerinden hızlı ve kesintisiz bankacılık deneyimi sağlıyoruz. Bunun yanında müşterilerimizin hayatlarına dokunan, yeni bakış açıları kazandıran etkinliklerle de ilişkilerimizi güçlendiriyoruz." Fibabanka, yıl boyunca düzenlediği ekonomi sohbetleri, "İyi Yaşam Buluşmaları" ve kültür-sanat etkinlikleriyle Özel Bankacılık müşterilerine yalnızca yatırım ürünleri değil, fikir, deneyim ve etkileşim odaklı bir değer önerisi sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Ventures Kritik Mineral Kaynaklarını Yapay Zekâyla Keşfeden Atana Elements’e Yatırım Yaptı Haber

Borusan Ventures Kritik Mineral Kaynaklarını Yapay Zekâyla Keşfeden Atana Elements’e Yatırım Yaptı

Borusan Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures, kritik mineral keşfini yapay zekâyla hızlandıran Atana Elements’e yatırım yaptı. Lowercarbon Capital liderliğinde gerçekleşen 27,5 milyon dolarlık tohum turuna Borusan Ventures’ın yanı sıra Earthshot Ventures, Overture Ventures, Redwoods Climate Capital, Sunna Ventures, Verve Ventures, Volta Energy Technologies ve WovenEarth de katıldı. Defne Kocabıyık Narter: Atana’nın büyüme yolculuğunda stratejik bir iş ortağı olacağız Borusan Ventures Kurucusu ve Başkanı Defne Kocabıyık Narter, yatırımla ilgili şunları söyledi: “Kritik mineraller, enerji dönüşümünün ve ileri teknoloji sanayilerinin en stratejik girdileri arasında yer alıyor. Atana, derin jeoloji uzmanlığını yapay zekâ destekli keşif teknolojileriyle birleştirerek bu alanda önemli bir dönüşüme öncülük ediyor. Borusan olarak, grup şirketlerimizden Borusan Cat aracılığıyla 5 ülkede madencilik ekosisteminin aktif bir parçasıyız ve sektöre dair güçlü bir bilgi birikimine sahibiz. Bu deneyimimiz ve küresel ağımızla, Atana Elements’in büyüme yolculuğunda yalnızca bir yatırımcı değil, aynı zamanda katma değer yaratan stratejik bir iş ortağı olacağımıza inanıyoruz.” Atana Elements’in Kurucusu ve CEO’su Tom Wilson ise şu ifadeleri kullandı: “Dünya, kritik minerallere daha hızlı ve güvenli coğrafyalardan ihtiyaç duyuyor. Atana Elements’in yaklaşımı salt teorik değil; son teknolojiyle güçlendirilmiş, deneyimli bir operasyon ekibinin öncülük ettiği, petrol ve gaz disiplinini yapay zekâyla buluşturan gerçek bir keşif modeli. Tescilli yöntemlerimizle normalde 5-10 yıl sürecek hedeflere 22 ayda ulaşabildik.” Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures, ABD ve Avrupa’da enerji, mobilite, lojistik, tedarik zinciri ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlardaki erken aşama girişimlere yatırım yapıyor. Borusan Ventures, Borusan Grubu’nun 82 yıllık endüstriyel deneyiminden yararlanarak global başarı ve uzun vadeli etki hedeflediği girişimlere stratejik destek sağlıyor, yeni pazarlara erişim imkânı sunarak büyüme fırsatları yaratıyor. Atana, yapay zekâyla kritik mineral keşfini hızlandırıyor Önümüzdeki on yılda lityum başta olmak üzere kritik minerallere olan talebin mevcut rezervlerin üç katına çıkması ve sektöre 250 milyar dolarlık yeni yatırım yapılması bekleniyor. Tedarik zinciri kırılganlıkları ve ihracat kısıtlamaları sebebiyle Batılı hükümetlerin alternatif arayışları sürerken, Atana Elements, yapay zekâ teknolojisiyle kritik mineral keşif süreçlerini hızlandırıyor. Atana Elements, lityum, bakır, uranyum, hidrojen ve helyum gibi kritik mineralleri içeren akışkan mineral sistemlerinin keşfine odaklanıyor. Şirketin kurucu ekibi BP, Hess, Rio Tinto ve ExxonMobil gibi sektör liderlerinde edinilmiş derin teknik uzmanlığı, jeo-uzamsal veri bilimi ve yapay zekâ destekli analizlerle bir araya getirerek geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha hızlı ve maliyet etkin keşif süreçleri yürütüyor. Şirket bugün ABD ve Avrupa'da toplamda 100 milyon tonun üzerinde Lityum Karbonat Eşdeğeri (LCE) potansiyeli öngörülen sahalarda hak sahibi konumunda. Atana Elements, 2025 yılında küresel ölçekte ilk 10 arasında gösterilen bir lityum tuzlu su kaynağını keşfederek yaklaşık üç yıl içinde 5 kata yakın yatırım getirisi yaratmayı başardı. Şirketin en önemli farkı, geleneksel olarak 5–10 yıl sürebilen mineral keşif süreçlerini yapay zekâ platformu sayesinde yaklaşık 22 aya kadar indirebilmesi. Bu yaklaşım, kritik mineral keşfini daha hızlı, daha öngörülebilir ve daha sermaye verimli hale getirerek sektörün dönüşümüne öncülük ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beta Enerji Halka Açılıyor: Talep Toplama Tarihleri 17-18-19 Haziran  Haber

Beta Enerji Halka Açılıyor: Talep Toplama Tarihleri 17-18-19 Haziran 

Elektrifikasyon sektöründe ihtisaslaşmış yapısıyla öne çıkan ve Türkiye’nin önde gelen transformatör üreticilerinden Beta Enerji, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Ziraat Yatırım’ın liderliğinde, Yatırım Finansman Menkul Değerler’in (YF) eş liderliğinde toplam 41 aracı kuruluştan oluşan konsorsiyum aracılığıyla pay başına 40,0 TL sabit fiyatla 17-18-19 Haziran 2026 tarihlerinde talep toplayacak. Halka arz büyüklüğü yaklaşık 2,4 milyar TL olarak hedeflendiği ihraçta 55 milyon adedi sermaye artırımı, 5 milyon 750 bin adedi de ortak satışı olmak üzere toplam 60 milyon 750 bin adet pay satışa sunulacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 15 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Katılım Endeksi kriterlerine uyum ve yüzde 30 temettü taahhüdü Beta Enerji, kâr dağıtım politikası kapsamında dağıtılabilir net dönem kârının asgari yüzde 30’unu nakit olarak dağıtılacağı taahhüdünde bulunurken, hâkim ortaklar tarafından şirket paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca halka arz fiyatından bağımsız olarak Borsa İstanbul’da veya Borsa İstanbul dışında herhangi bir hisse satışı yapılmayacağı da taahüt edilmiştir. Bununla birlikte şirket, paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca, bedelli ve bedelsiz sermaye artırımları da dâhil olmak üzere, dolaşımdaki pay miktarının artmasına yol açacak şekilde bir karar almayacağını da taahhüt etmiştir. Katılım endeksine uygun olan Beta Enerji payları, Borsa İstanbul Yıldız Pazar’da işlem görecek. Beta Enerji’yi yüzyıllar boyu yaşayan global bir marka haline getirmek istediklerini belirten Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, bu doğrultuda halka arzı kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik için önemli bir adım olarak gördüklerini ifade etti. Halka arzdan elde edecekleri geliri büyüme yatırımlarının finansmanında ve bu büyümenin gereksinimi olan işletme sermayesinin güçlendirilmesinde değerlendireceklerini ifade eden Dağsuyu, halka arz sonucunda yatırımcılardan aldıkları destekle Beta Enerji’nin sektördeki konumunu daha da yukarı taşıyacaklarına inandıklarını vurguladı. Transformatörün, enerjiyi dönüştürmede ve iletimde bir alternatifi olmadığına dikkat çeken Dağsuyu, şöyle konuştu: “Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde farklı tip güç ve gerilimlerde yağlı ve kuru tip dağıtım transformatörü, güç transformatörü ve köşk üretimine devam ediyoruz. Ürettiğimiz ürün teknolojik ve niş bir ürün. Transformatör sektörü hem ülkemizde hem de dünyada hızlı büyüyen bir pazar. Adana'daki tesislerimizin yanı sıra Almanya, Ukrayna ve Amerika bölgelerindeki dağıtım ağımızla dünyanın dört bir yanına ürünlerimizi ulaştırıyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdik. “2027 sonunda 400 milyon doları aşkın ciro hedefliyoruz” 2025 yılında bir önceki yıla göre %9 artış ile 4,7 milyar TL ciro elde ettik. Aynı dönemde ciromuzun yüzde 44’ünü yurt içi, yüzde 56’sını ise yurt dışı satışlarımız oluşturdu. Brüt karımız 1,5 milyar TL olarak gerçekleşirken, brüt kar marjımız ise yaklaşık yüzde 32 düzeyinde gerçekleşti. FAVÖK marjımız ise yüzde %22,8 seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılının ilk çeyreğinde ciromuz 704 milyon TL olarak gerçekleşirken, FAVÖK marjı ise %23,5 seviyesine yükseldi. Yeni fabrikamızın tam kapasite ulaşmasıyla birlikte 2027 yılı sonunda ciromuzun 400 milyon USD seviyesine yükselmesini hedefliyoruz” “Transformatörlere talep uzun yıllar kesintisiz devam edecek” Dünyada devam eden jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve küresel stres ortamı, özellikle Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği enerji kriziyle birlikte ülkelerin enerjide arz güvenliği ve bağımsızlık arayışını hızlandırdı. Enerji giderek ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınırken, ABD ve Avrupa’da 40-50 yıllık elektrik şebekelerinin ekonomik ömrünü tamamlaması bu altyapının akıllı şebeke uyumlu modern sistemlerle yenilenmesini zorunlu kılıyor. Afrika başta olmak üzere birçok bölgede ise hala sıfırdan enerji altyapısı yatırımlarına ihtiyaç duyuluyor. Bu durum, küresel ölçekte hem mevcut şebekelerin yenilenmesi hem de yeni sistemlerin kurulması kaynaklı çift yönlü bir talep yaratıyor. Öte yandan yeşil dönüşüm, elektrikli araçların yaygınlaşması, kentleşme, veri merkezleri ve yapay zekâ teknolojilerinin hızla artan enerji ihtiyacı ile savaşlar ve afetlerin yarattığı kırılganlıklar da elektrifikasyon yatırımlarını hızlandırıyor. Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm hedeflerine ulaşabilmesi için 2050 yılına kadar her yıl yaklaşık 67 milyar Avro yatırım yapılması gerektiği ve sadece Avrupa Birliği’nde transformatör sayısının iki katına çıkacağı öngörülüyor. Tüm bu gelişmeler, elektrifikasyon sektörünü küresel stratejilerin merkezine yerleştirirken transformatörlere olan talebin uzun yıllar boyunca güçlü ve kesintisiz şekilde devam edeceğine işaret ediyor.” “130 milyon dolarlık yatırımı hayata geçirdik” Transformatörlere talebin hızla artacağını öngörerek 2022 yılında tek çatı altında Avrupa'nın en büyük enerji ve teknoloji kampüslerinden biri olan Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü’nün yatırımına başladıklarına dikkat çeken Dağsuyu, şöyle devam etti. “Adana'da yaklaşık 130 milyon dolar yatırım değerine ve 115 bin 155 metrekare büyüklüğe sahip Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü’nün ilk fazı Mart 2025 itibarıyla üretime başladı. Yeni üretim tesisimizde güç transformatörleri, beton köşk ve yüksek gerilim anahtarlama sistemlerinin üretimini devreye aldık. 2026 yılı sonunda dağıtım transformatörleri üretimini de tamamen bu kampüse taşımayı hedefliyoruz. Eski tesisimizde yıllık 6.000 adedin üzerinde olan dağıtım trafosu kapasitemiz, yeni kampüsümüzle yaklaşık 34.000 adede ulaşacak. Güç transformatörlerinde ise kapasitemizi adet bazında yaklaşık 36 kat artırmayı hedefliyoruz. Artık 1000MVA/1000kV gücündeki devasa üniteleri üretebilecek kabiliyetteyiz. Hedefimiz müşterinin tüm ihtiyacını tek noktadan karşıladığı bir 'enerji AVM'si' kurgulamaktı, yeni kampüsümüzle bunu başardık. Bu sayede Amerika Kıtası, Avrupa Birliği, İngiltere, Balkan Ülkeleri, Suudi Arabistan ve Suriye başta olmak üzere ihracat gerçekleştirdiğimiz ülke sayısını kısa vadede 100 ülkeye, 5 yıl içinde ise 130 ülkeye çıkarmayı amaçlıyoruz.” Dijitalleşme ile sürdürülebilir üretim modeline geçiş Yeni kampüs yatırımını teknolojik dönüşümü de göz önüne alarak şekillendirdiklerini vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, “Teknolojiyi verimliliğimizi maksimum oranda artıracak şekilde kullanmayı planlıyoruz. Endüstri 4.0 teknolojileriyle donatacağımız kampüsümüzde otomasyon sistemleri, IoT entegrasyonu ve yapay zeka destekli kamera ve sensör sistemleri ile büyük veri analitiği gibi çözümlerle üretim süreçlerini, RFID sistemleri ile ise mamül stok, demirbaş yönetimi ve personel takip süreçlerini sistematik bir şekilde yöneteceğiz. Dijitalleşme ile birlikte hem operasyonel verimlilik sağlamayı hem de sürdürülebilir bir üretim modeli kurmayı hedefliyoruz” dedi. 2030 kadar karbon emisyonumuzu %30 azaltmayı hedefliyoruz Yeni kampüsün üretim ve teknoloji gücünün yanı sıra çevreye duyarlı yapısıyla da örnek teşkil ettiğine kaydeden Dağsuyu, şöyle devam etti: “Tesisimizi, LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) sertifikasına uyumlu bir yapıda hayata geçiriyoruz. Yeni kampüsümüzde güneş paneli gücümüzü 8 MW’a çıkararak enerji üretimini yaklaşık 16 kat artırıyoruz. Bu hamleyle enerji ihtiyacımızın %100’ünü kendi ürettiğimiz temiz kaynaktan karşılayarak karbon nötr yolunda önemli bir adım atacağız. 2030 vizyonumuz kapsamında, emisyonlarımızı %30 azaltmayı, su tüketimini %20 düşürmeyi ve ambalaj atıklarımızı tamamen geri dönüştürülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Yeni kampüsümüzü aynı zamanda nitelikli iş gücü için bir cazibe merkezi olarak kurguladık. Yaklaşık 20 bin metrekarelik dev bir alanı tamamen çalışanlarımızın sosyal ihtiyaçlarına ayırdık. Konaklama tesislerinden modern eğitim merkezlerine, spor komplekslerinden ailece vakit geçirilebilecek sosyal mekanlara kadar her ayrıntıyı, çalışan mutluluğunu ve sadakatini önceliklendirerek tasarladık. Yeni nesil açık ofis düzeni ve ergonomik iş birliği alanlarımızla, çalışanlarımıza çalışma alanının ötesinde bir yaşam alanı sunuyoruz. Bu yatırım, hem Adana ekonomisine sağladığımız katma değeri pekiştirecek hem de küresel rekabetteki en büyük gücümüz olan insan kaynağımızı geleceğe hazırlayacak. Bununla beraber halka açık bir şirket olmanın verdiği kurumsal güçle mühendislik ve teknoloji alanında en yetkin beyinleri bünyemize katmayı hedefliyoruz. Yeni kampüsümüzle mevcut çalışan sayısını yaklaşık 1.200 kişiye çıkarmayı amaçlıyoruz.” Ar-Ge odaklı yaklaşımıyla rekabet gücünü artırmayı hedefliyor Beta Enerji’nin küresel rekabetteki en önemli gücünün Ar-Ge ve dijitalleşme olduğunu vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, şirketin inovasyon yolculuğunun 2010 yılında başladığını ve 2017’de Ar-Ge Merkezi belgesiyle kurumsal bir yapıya kavuştuğunu belirtti. “Yeniliğin Merkezi: Ar-Ge Gücü” stratejisi doğrultusunda çalışmalarının merkezine Ar-Ge’yi yerleştirdiklerini ifade eden Dağsuyu, daha az enerji kaybı sağlayan, daha uzun ömürlü ve akıllı şebekelerle uyumlu ürünler geliştirmeye odaklandıklarını söyledi. Onaylı Ar-Ge merkezlerinde 95 mühendis, 7 teknisyen ve destek personelinden oluşan yaklaşık 103 kişilik bir ekiple faaliyet yürüttüklerini belirten Dağsuyu, bugüne kadar 60 Ar-Ge projesini tamamladıklarını, 52 projenin ise devam ettiğini aktardı. TÜBİTAK destekli projelerle transformatörleri uzaktan izlenebilen ve yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleriyle donatılmış akıllı çözümlere dönüştürdüklerini belirten Dağsuyu, tasarımdan üretime, testlerden satış sonrası süreçlere kadar uzanan tüm aşamaları dijital üretim sistemleriyle hızlandırdıklarını ifade etti. Çukurova Teknokent’te kurdukları araştırma birimiyle üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirdiklerini belirten Dağsuyu, akademik bilgi birikimi ile endüstriyel deneyimi bir araya getirerek sektöre yönelik yenilikçi çözümler geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Ayrıca TÜRKAK tarafından akredite deney laboratuvarlarında ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak 31 farklı test gerçekleştirebildiklerini belirten Dağsuyu, yeni nesil güç transformatörleri, yüksek gerilim anahtarlama ürünleri, yapay zekâ uygulamaları ve akıllı şebeke çözümleri alanındaki Ar-Ge faaliyetlerini önümüzdeki dönemde daha da hızlandırmayı planladıklarını kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Öz Bakım Araştırması Sonuçları Açıklandı Haber

Türkiye Öz Bakım Araştırması Sonuçları Açıklandı

Tüketici sağlığı alanında dünya lideri Haleon, insanların daha sağlıklı yaşayabilmelerine yardımcı olma amacıyla hareket ediyor. Haleon’a göre öz bakım; yalnızca hastalık dönemlerinde başvurulan çözümler ya da belirli ürünlerin kullanımı değil, bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlıklarını korumak, güçlendirmek ve günlük yaşamlarını daha sağlıklı sürdürebilmek için attıkları bilinçli adımların bütününü kapsıyor. Küresel çapta 200 milyar* sterline, Türkiye'de ise 1 milyar** sterline ulaşan tüketici sağlığı pazarında "öz bakım" giderek daha kritik bir kavram haline geliyor. Nüfusun yaşlanması, sağlık hizmetlerine erişimin değişen dinamikleri ve sistem üzerindeki artan yük, bireyleri kendi sağlıklarını daha çok yönetmeye yönlendiriyor. Haleon, bu dinamikleri anlamak için Ipsos Türkiye iş birliği ve Prof. Dr. Barkın Berk danışmanlığında yürüttüğü Türkiye Öz Bakım Haritası Araştırması'nın sonuçlarını açıkladı. Tüketiciler ve eczacılarla yapılan araştırma; öz bakımın Türkiye'de nasıl algılandığını, reçetesiz ve öz bakımı destekleyici ürünlerin kullanım alışkanlıklarını ve sağlık profesyonellerinin bu yolculuktaki belirleyici rolünü ortaya koyuyor. Öz bakım, “iyi hissetmek” için atılan küçük adımlarla sınırlı kalıyor Öz bakım kavramı tüketiciler tarafından çoğunlukla yorgunluk veya rahatsızlık baş gösterdiğinde devreye giren, tepkisel ve “daha iyi hissetmek için yapılan küçük şeyler” olarak algılanıyor. Konuya yaklaşım cinsiyetlere göre de farklılaşıyor; erkekler öz bakımı sistemin çökmesini önleyici bir bakım olarak görürken, kadınlar süreci duygusal ve zihinsel refahı da içeren bir geliştirme ve seviye atlatma aracı olarak değerlendiriyor. Öz bakım olarak değerlendirilen en temel eylemlerin başında sırasıyla ağız ve diş bakımı, cilt bakımı ve psikolojik iyi hali korumak geliyor. Bu odakları bakımlı görünmek ve fiziksel aktivite takip ediyor. Son 1 ay içinde en sık yapılan öz bakım davranışı günlük su tüketimine dikkat etmek olurken, bunu dengeli beslenmek, diş fırçalama dışındaki ağız ve diş bakım ürünlerini kullanmak, düzenli yürüyüş yapmak ve gıda takviyesi kullanmak izliyor. Toplumun ortalama uyku süresi 7 saat olarak ölçülürken kafa dağıtmak ve daha iyi hissetmek için en yaygın tercih edilen aktivite ise düzenli yürüyüş. Acil Servisler "Hızlı Çözüm Noktası" Olarak Görülüyor Öz bakım farkındalığındaki eksiklik, kamusal sağlık altyapısı üzerinde de doğrudan bir baskı yaratıyor. Toplumun yüzde 50'si şiddet seviyesi ne olursa olsun, her sağlık sorununda doğrudan acil servise başvurabileceğini belirtiyor. Semptomları birinci basamak sağlık hizmetleri veya doğru öz bakım adımlarıyla yönetmek yerine acil servislerin bir "hızlı çözüm noktası" olarak görülmesi, hastanelerin acil bölümlerinde ciddi bir yoğunluğa yol açıyor. Bu durum, acil servislerin öncelikli amacının dışına çıkmasına neden olurken, sağlık sistemi üzerindeki yükü artıran faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Dijital Çağda Güven ve "Onay Filtresi" Olarak Eczacı Sağlık ile ilgili konularda en çok güvenilen bilgi kaynakları doktorlar (%84) ve eczacılar (%79) olurken; sosyal medya (%12) ve fenomenler (%9) en az güvenilen mecralar olarak öne çıkıyor. İnternette sağlık bilgisi arayan tüketicilerin %57'si, ulaştığı kafa karıştırıcı bilgiyi teyit etmek için doğrudan eczacısına başvuruyor. Yapay zekâ araçlarını kullananlar arasında ise sağlık alanındaki en yaygın kullanım, hastalık ve semptomları yorumlatmak; bunu uyku, stres ve beslenme gibi konularda yaşam tarzı önerileri almak ve tedavi tavsiyesi istemek izliyor. Eczane Tercihinde Güven ve Danışmanlık Kalitesi Ön Planda Tüketicilerin %73'ünün her zaman düzenli olarak gittiği sabit bir eczanesi bulunuyor. Eczane tercihinde "Güvene Dayalı Danışmanlık Kalitesi" (%61), kolay ulaşılabilirlik (%56) faktörünü geride bırakarak ilk sıraya yerleşiyor. Bu durum, eczanelerin tüketicinin gözünde sağlık yolculuklarına rehberlik eden kritik bir "ilk danışma merkezi" olarak konumlandığını gösteriyor. Tüketicilerin reçetesiz ve öz bakımı destekleyici ürünleri satın alma kararındaki en belirleyici unsurun da %66 ile eczacı ve hekim tavsiyesi olması bu güveni doğrudan destekliyor. En Sık Yaşanan Rahatsızlıklar ve Tüketim Refleksleri Tüketicilerin son 1 yılda en sık yaşadığı sorunların başında soğuk algınlığı/grip, kas/eklem ağrıları ve baş ağrısı/migren geliyor. Ağrı kesiciler (%69) en otomatik ve düşük eforlu alışkanlık ürünü iken; soğuk algınlığı ilaçları (%56), hayat kesintiye uğradığında kullanılan "kriz" ürünleri olarak konumlanıyor. Tüketiciler ilacı alırken ambalajda en çok ürünün ne işe yaradığına (%69) ve yan etkilerine (%55) dikkat ediyor. Takviyelerde Enerji ve Zindelik Odakta Gün içindeki enerji seviyesini yeterli bulanların oranı yalnızca %24'te kalırken; tüketicilerin %52'si günlük zindelik ve enerji seviyelerini desteklemek adına vitamin ve takviyelere başvuruyor. En çok tercih edilen içeriklerde D Vitamini, B12, C Vitamini ve magnezyum başta geliyor. Eczacı araştırmasına göre pandemi sonrası dönemde gıda takviyelerine olan talep rekor seviyeye ulaşırken (%90); tüketicilerin günlük ihtiyaçlarına yanıt veren bu temel vitamin ve minerallerin satın alınma oranlarında %64’lük bir artış yaşanıyor. Tüketiciler takviyelerin yanı sıra geleneksel ev çözümlerini de koruyucu birer filtre olarak kullanıyor. Bu alanda limon bazlı karışımlar en güvenilir içerik olarak öne çıkarken, nane-limon, ıhlamur ve zencefil-limon üçlüsü ilk sıralarda yer alıyor. Algı ve Gerçeklik Arasındaki Uçurum Araştırma, toplumun sağlık konusundaki farkındalığı ile eylemleri arasında belirgin bir çelişki olduğunu gösteriyor. Toplumun %44'ü stres seviyesini yüksek olarak raporlasa da bu durum çözülmesi gereken bir sorundan ziyade "hayatın normal bir parçası" sayılıyor. Benzer şekilde, bireylerin %84'ü ruhsal sağlığın önemini kabul etse de profesyonel destek alanların oranı %26'da kalıyor ve sorunlar kısa vadeli yöntemlerle geçiştiriliyor. Kilo problemi ise kadınlar tarafından "sosyal bir yargılanma", erkekler tarafından ise "fiziksel işlevsellik" meselesi olarak görülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İşverenlerin Yüzde 86'sı Yapay Zekânın İş Süreçlerini Dönüştüreceğini Öngörüyor Haber

İşverenlerin Yüzde 86'sı Yapay Zekânın İş Süreçlerini Dönüştüreceğini Öngörüyor

Dijitalleşme, otomasyon, büyük veri ve yapay zekâ uygulamaları, şirketlerin çalışma biçimlerinden karar alma süreçlerine kadar birçok alanı yeniden şekillendiriyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun Future of Jobs 2025 raporuna göre işverenlerin yüzde 86'sı yapay zekâ ve bilgi işleme teknolojilerinin önümüzdeki beş yıl içinde iş süreçlerini köklü şekilde dönüştüreceğini düşünüyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri ise Amazon. Şirketin depolarında 1 milyondan fazla robot görev yaparken, gelirlerinin yaklaşık yüzde 35 ila 40'ının yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş öneri sistemlerinden geldiği belirtiliyor. Yapay zekâ teknolojileri son yıllarda iş dünyasında verimlilik artırıcı araçlar olarak kullanılırken, bugün gelinen noktada kurumların stratejik karar süreçlerinde de rol üstlenmeye başladı. Müşteri davranışlarının analiz edilmesinden tedarik zincirlerinin yönetimine, insan kaynakları süreçlerinden satış tahminlerine kadar birçok alanda kullanılan yapay zekâ destekli sistemler, şirketlerin daha hızlı, veriye dayalı ve öngörülebilir kararlar almasına katkı sağlıyor. Öyle ki Dünya Ekonomik Forumu'nun Future of Jobs 2025 raporuna göre, işverenlerin yüzde 86'sı yapay zekâ ve bilgi işleme teknolojilerinin önümüzdeki beş yıl içinde iş süreçlerini köklü şekilde dönüştüreceğini öngörürken, yüzde 58'i ise robotik ve otonom sistemlerin bu dönüşümde büyük pay sahibi olacağını düşünüyor. Hızla değişen bu teknolojik ekosistem karşısında şirketler de yapısal bir kabuk değişimine gidiyor. Kurumların sadece dijitalleşmekle kalmayıp, kendi kararlarını alabilen otonom yapılara evrildiği bu süreçte Araştırmacı Yazar Tuncay Taşkın, Ceres Yayınları etiketiyle kaleme aldığı "Agentic Şirket: Yapay Zekâ ile Otonomlaşan Kurumların Yeni Yönetim Modeli" kitabı ile iş dünyasına kapsamlı bir yol haritası sunuyor. Geleceğin Kurumları, İnsan ve Yapay Zekânın Birlikte Çalıştığı Hibrit Yapılara Dönüşüyor Uzun yıllar boyunca şirketlerde kararlar yöneticiler tarafından alındığını dile getiren Yazar Tuncay Taşkın, "Çalışanlar hep uygulayıcı rolünde kaldı. Bugün ise yapay zekâ sistemleri verileri analiz ediyor, öngörüler sunuyor ve yöneticilerin karar süreçlerine aktif katkı sağlıyor. Geleceğin kurumları, insan ve yapay zekânın birlikte çalıştığı hibrit yapılara dönüşecek. Yapay zekâ her yerde ama kurumların içinde neleri, nasıl değiştirdiği hâlâ tam olarak keşfedilemedi. Ben de bu belirsizliği gidermek ve somut bir yol haritası sunmak adına bu eseri hazırladım. Kitapta okuyucular yapay zekânın sadece bir yazılım desteği değil, kurum içinde aktif bir karar alıcı ve "akıl ortağı" olduğu yeni bir organizasyon modelini (Agentic Model) ayrıntılarıyla tanımlıyor. Dönüşümün sadece teknolojiden ibaret olmadığı, yöneticiden çalışana kadar uzanan zihinsel bir devrim gerektirdiği vurgulanıyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DOF Robotics’ten Asya Pasifik’te Güçlü Büyüme Hamlesi Haber

DOF Robotics’ten Asya Pasifik’te Güçlü Büyüme Hamlesi

Robotik sistemler, sürükleyici eğlence teknolojileri, hareketli simülatörler, oyun ve içerik geliştirme ile yapay zeka destekli deneyim çözümleri alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden DOF Robotics, Hong Kong’da düzenlenen IAAPA Expo Asia 2026’da sektör profesyonelleri ve ziyaretçilerle bir araya geldi. Hall 5B-E’de yer alan 718 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayan şirket, fuarın ilk günlerinden itibaren yoğun ilgi gördü. DOF Robotics’in Flying Theater, Hurricane 360, AIQ Photo Booth ve yeni nesil sürükleyici eğlence çözümleri ziyaretçilerden büyük ilgi görürken, stantta gün boyunca uzun ziyaretçi kuyrukları oluştu. Şirket, fuar boyunca mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini güçlendirmenin yanı sıra yeni iş birlikleri ve proje fırsatları için de önemli görüşmeler gerçekleştirdi. “Asya Pasifik bölgesindeki büyümemizi hayata geçireceğimiz projelerle sürdüreceğiz” Asya Pasifik bölgesinin küresel eğlence ve tema parkı yatırımlarında en hızlı büyüyen pazar konumunda bulunduğunu belirten DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, “Bugün deneyim ekonomisinin büyümesine paralel olarak Asya Pasifik bölgesinde çok önemli eğlence ve tema parkı yatırımları hayata geçiriliyor. Özellikle Çin, Vietnam ve Endonezya başta olmak üzere birçok ülkede yeni tema parkları, aile eğlence merkezleri ve sürükleyici deneyim alanları geliştiriliyor. Bölge ziyaretçi sayılarının yanı sıra yeni proje geliştirme kapasitesi ve yatırım hacmiyle de sektörün büyüme merkezi haline gelmiş durumda. Son yıllarda ziyaretçilerin geleneksel eğlence parklarıyla beraber teknolojiyle zenginleştirilmiş deneyimlere yöneldiğini görüyoruz. Flying Theater sistemleri, sanal gerçeklik uygulamaları, yapay zeka destekli deneyim alanları ve dijital tema parkı konseptleri yatırımcıların en fazla ilgi gösterdiği alanlar arasında yer alıyor. DOF Robotics olarak biz de bu dönüşümün merkezinde yer alıyoruz. Asya Pasifik bölgesinde uzun yıllara dayanan iş bağlantılarımız ve devam eden projelerimiz bulunuyor. IAAPA Expo Asia kapsamında da özellikle Flying Theater ve teknolojik dijital tema parkı projelerine yönelik çok verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Hong Kong’da yaptığımız temasların yeni iş birliklerine ve uzun vadeli projelere dönüşeceğine inanıyoruz. Asya Pasifik, önümüzdeki dönemde de büyüme stratejimizin en önemli odak noktalarından biri olmaya devam edecek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch, Otomasyon Ve Robotik Teknolojilerini İleri Taşıyor Haber

Bosch, Otomasyon Ve Robotik Teknolojilerini İleri Taşıyor

Gelişmiş robotik ve özellikle insansı sistemlerin oldukça dinamik büyümesi, otomasyonun bir sonraki aşamasının habercisi. Bosch, bu gelişimi şekillendirmede şimdiden önemli bir rol oynuyor ve otomasyon ile robotik için kilit teknolojileri ileri taşıyor. Berlin'deki Bosch Connected World (BCW)'de konuşan Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung, “Gelişmiş sensör teknolojisi, yazılım ve elektrik enerjisinin harekete, verimli bir şekilde dönüştürülmesi sadece otonom mobilite ile teknolojik olarak ilişkili değil, aynı zamanda modern robotiğin de temel taşlarıdır” dedi. Otomasyon ve robotik teknolojilerine yönelik artan talebe hızla yanıt veren Bosch, halihazırda dünya çapında aranan ve cazip bir ticarileştirme ortağı ve bileşen tedarikçisi konumunda. Hartung, “İnsansı robotların ortaya çıkışıyla birlikte Bosch bileşenlerine ve çözümlerine olan talep artıyor” diye ekledi. Kapsamlı uzmanlığıyla şirket, robotik pazarının büyümesinden pay almak için elinde büyük bir avantaj bulunduruyor. Bosch, bu alanda milyarlarca dolarlık bir iş geliştirme potansiyeli görüyor. Şirket, bunu başarmak için sinerji etkilerine güveniyor. Hartung, “Endüstriyel ölçekte robotiği, insansı robotlara kadar ilerletmek için çeşitli iş sektörlerinden kanıtlanmış teknolojileri vizyoner yeniliklerle birleştiriyoruz. Ayrıca bu stratejiye bağlı kalmanın Avrupa'nın bir teknoloji merkezi olarak konumunu güçlendireceğini umuyoruz” dedi. Dahası, Bosch, Alman fabrikalarının dünyanın geri kalanına kıyasla rekabet gücünü artırmak ve giderek artan nitelikli iş gücü açığına karşı koymak için otomasyondan hedefli bir şekilde yararlanıyor. Robotik hassas bir dokunuş gerektirir Bosch Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Tanja Rueckert, “Bosch, tekerlekler ve robot kolları aracılığıyla geleceğe yön veriyor” diyor. Şirket, bu büyüme pazarını şekillendirmede otomobilden fabrikaya ve eve kadar uzanan alanlar arası otomasyon uzmanlığını bir avantaj olarak kullanıyor. Bosch, kendini insansı robot üreticisi olarak değil, modern otomasyon ve robotiğin “beyni ve sinir sistemi” için lider bir tedarikçi ve ortak olarak konumlandırıyor. Bu esnek çözümlerin merkezinde Bosch'un açık ctrlX AUTOMATION platformu yer alıyor. Rueckert, “Bu, robotiği erişilebilir, modüler ve hızlı entegre edilebilir hale getiriyor. Müşterilerimizin, sürücüsüz taşıma sistemlerini yüksek hassasiyetli robot kollarıyla birleştirmelerini şimdiden sağlıyoruz. Bu sayede mevcut süreçlerdeki görevleri istikrarlı ve esnek bir şekilde devralabiliyorlar” diyor. Bosch Rexroth bölümü şu anda bu alanda birçok müşteri projesi yürütüyor. Robotlar, ister fabrikada ister evde olsunlar, çevreleriyle güvenli ve hassas bir şekilde etkileşim kurabilmeleri için keskin bir dokunma hissine ihtiyaç duyarlar. Küçük ama vazgeçilmez bir teknoloji olan ve MEMS sensörleri olarak bilinen mikro elektromekanik sistemler, robotlara tam olarak bu dokunsal hissi veriyor. Bu sistemler, robotların nesneleri gerekli incelikle tutabilmelerini ve fiziksel temasa hassas bir şekilde tepki vermelerini sağlayan anahtardır. Örneğin, bu sensörler sayesinde bir robot sağlam bir su bardağını veya narin bir kadehi kavrama gücünü hassas bir şekilde ayarlayabilir. Bosch, şirketin Reutlingen'deki yarı iletken tesisi için merkezi öneme sahip olan bu kilit teknoloji alanında küresel pazar lideridir. Hartung, “İnsanların 4 milyon dokunma sensörü var. Eğer aynı sayıda sensöre sahip robotlar yapsaydık, dünya çapındaki 4 yıllık sensör üretimi 12.500 robot için ancak yeterli olurdu” dedi. Bu rakam, otomasyon ve robotiğin geleceğindeki muazzam potansiyeli ve Bosch'un bu gelecekteki kilit rolünü gözler önüne seriyor. Bir pazar araştırması ve strateji danışmanlığı şirketi olan Yole Group'a göre, Bosch'un lider olduğu MEMS sensör pazarının 2030 yılına kadar 19,2 milyar ABD dolarını aşması ve yıllık ortalama yüzde 4'lük bir büyüme oranı yakalaması bekleniyor. Bosch, bilişsel robotları daha da geliştirmek için çalışıyor Bosch, otomasyon ve robotik alanındaki gelişimi hızlandırmak için hedefe yönelik şirket içi inovasyon ve açık bir ekosistem yaklaşımının birleşimine güveniyor. Bu amaçla şirket, yeni robotik çözümlerin geliştirilmesi ve ticarileştirilmesine odaklanan uzmanlaşmış bir birim olan Robert Bosch Robotics GmbH'yi kurdu. Aynı zamanda Bosch, stratejik ortaklıklar yoluyla endüstriyel ölçeklendirmeyi ilerletmeye devam ediyor. Örneğin şirket, bilişsel robotları daha da geliştirmek için Alman start-up Neura Robotics ile birlikte çalışıyor. Bosch, derin üretim uzmanlığı sayesinde İngiltere'den Humanoid'in yanı sıra diğer ABD'li ve Çinli ortaklar da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından önde gelen robotik girişimleri için kilit bir ortak olarak hareket ediyor ve prototiplerini üretim ölçeğine taşıyor. Bosch, özellikle Çin'deki ortaklıklarını, yılın başında kurulan ve fiziksel yapay zekanın gelişimini ve robotik çözümlerin ticarileştirilmesini yürüten Bosch Robotik Merkezi Çin'de (BROC) bir araya getirdi. Robotların “zekâsına” ek olarak, Bosch'un gücü, onlara fiziksel performans kazandıran kritik bileşenlerde yatıyor. Bosch Rexroth’un portföyü arasında, modern robotik ve fabrika otomasyonu için kapsamlı bir kilit bileşen bulunuyor. Bunlar arasında dinamik ve hassas hareketler sağlayan yüksek hassasiyetli elektrik motorları ve güçlü servo sürücüler ile çeşitli ortamlar ve gereksinimler için robotların akıllı, esnek kontrolünü sağlayan ctrlX AUTOMATION yer alıyor. Bosch ayrıca robotlara ihtiyaç duydukları gücü, hızı ve hassasiyeti veren karmaşık montajlar ve alt sistemler de sunuyor. Bu da bu bileşenlerin çeşitli otomasyon görevleri için teknolojik omurga görevi gördüğü anlamına geliyor. Dahası Bosch, örneğin Rexroth konveyör sistemleri ile robotik üretimi için fabrika ekipmanları konusunda da destek sağlayabiliyor. Dünya çapında 230'dan fazla tesisten gelen benzersiz veri hazinesi Yapay zeka (AI), otomasyon ve robotiğe yeni yetenekler kazandıran motordur. Rueckert, “En son teknoloji elektronik ve mekaniğin yapay zeka ile birleşimi, otomasyon ve robotikte önemli teknolojik atılımları ulaşılabilir kılıyor. Örneğin, robotların çevrelerini algılamalarını, süreçleri anlamalarını ve deneyimlerinden öğrenmelerini sağlıyor” diyor. Bosch, bu kilit teknolojiyi stratejisine sıkı bir şekilde yerleştirdi ve iki düzeyde kullanıyor. İlk olarak şirket, otonom çalışmayı sağlamak için buluttaki yapay zeka modellerini doğrudan fiziksel ürünlerine taşıyor. İkinci olarak, Bosch halihazırda kendi üretiminde, örneğin üretim süreçlerinin optimizasyonunda, tahmine dayalı bakımda ve optik hata tespitinde yapay zekayı yaygın olarak kullanıyor. Bu öğrenen yapay zeka sistemlerinin temeli, Bosch'un dünya çapındaki 230'dan fazla tesisinden gelen ve sektörde benzersiz olan bir veri hazinesidir. Rueckert, “Belirleyici rekabet avantajımız sadece makineler değil, küresel üretim ağımızdan gelen verilerdir. Bu veri hazinesi, geleceğin akıllı otomasyon çözümlerini geliştirdiğimiz ham maddedir” diyor. Ayrıca Bosch, insan uzmanlığını makine tarafından okunabilir verilere dönüştürmek için karmaşık hareket dizilerini eğitim için bir temel olarak kaydeden özel veri giysileri kullanıyor. Şirket, bilişsel robotların gelişimini hızlandırmak için bu uzmanlığı Neura Robotics ile olan ortaklığına özel olarak aktarıyor. Yapay zeka konusunda, dünya çapında 7 ülkede 11.000'den fazla kişiyle yapılan bir anket olan Bosch Tech Compass, insanların çoğunluğunun yapay zekayı önümüzdeki yılların en etkili ve en olumlu teknolojisi olarak gördüğünü gösteriyor. Bir diğer önemli bulgu ise yanıt verenlerin yüzde 70'inin yapay zekayı gelecek için çok önemli görmesiyle, bu teknolojiye olan heyecanın dünya çapında artması. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.