Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapay Zekâ Ajanları

Kapsül Haber Ajansı - Yapay Zekâ Ajanları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zekâ Ajanları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zoho Analytics, Yapay Zekâ Ajanlarıyla  Veri Analizinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor Haber

Zoho Analytics, Yapay Zekâ Ajanlarıyla Veri Analizinde Yeni Bir Dönem Başlatıyor

Şirketlerin kendi iş süreçlerine, performans göstergelerine ve veri ilişkilerine uygun analizler gerçekleştirilmesini sağlayan yeni teknolojilerle genişletilen platforma, SAP, PayPal ve Adobe Commerce dahil 30'dan fazla yeni entegrasyon eklendi. Zoho Analytics, gelişmiş veri güvenliği ve yönetişim özellikleri sayesinde yapay zekâ ajanlarının faaliyetlerinin, veri erişimlerinin ve kullanım maliyetlerinin merkezi olarak izlenmesine de olanak tanıyor. Küresel teknoloji şirketi Zoho Corporation, iş zekâsı (Business Intelligence – BI) çözümü Zoho Analytics'e kazandırdığı yeni yapay zekâ özelliklerini duyurdu. Şirket, veri hazırlama, veri modelleri ve analizler oluşturma, sonuçları görselleştirme, kod yazma ve SQL sorguları oluşturma gibi farklı görevleri üstlenen altı özel yapay zekâ ajanıyla Zoho Analytics'i, yapay zekâ ajanlarının birlikte çalışabildiği yeni nesil bir veri analitiği platformuna dönüştürüyor. Yeni yapıda, Zoho'nun iş zekâsına yönelik yapay zekâ asistanı Ask Zia, farklı görevlerde uzmanlaşmış ajanların çalışmalarını koordine ediyor. Kullanıcılar, doğal dilde verdikleri komutlarla analiz süreçlerini başlatabiliyor. Ask Zia ise talebe uygun yapay zekâ ajanlarını belirleyerek elde edilen sonuçları bir araya getiriyor. Böylece işletmelerin karmaşık veri analizi süreçlerini daha kolay yönetebilmesi ve verilere dayalı karar alma süreçlerini hızlandırması hedefleniyor. Zoho Avrupa Genel Müdürü Sridhar Iyengar, veri analitiğinde yeni bir dönemin başlangıcında olduklarını belirterek şunları söyledi: "Veri analitiğinde bir sonraki büyük dönüşümün henüz başındayız. İş süreçlerinde yapay zekâ ajanlarının etkin biçimde kullanılabilmesi için güçlü bir veri altyapısı temel gereklilik. Ancak ajanların yalnızca verilere erişmesi yeterli değil; bu verileri doğru yorumlayabilmelerini sağlayacak güçlü bir bilgi ve anlamlandırma katmanına da ihtiyaç var. Zoho Analytics'e kazandırdığımız yenilikler tam olarak bu ihtiyaca yanıt veriyor. İşletmelerde kullanılan tüm yapay zekâ araçlarına gerekli iş bağlamını, ölçüm kriterlerini ve yönetişim mekanizmalarını sunan, açık ve geliştirilebilir, güvenilir bir altyapı oluşturuyoruz. Böylece kullanıcıların güvenebileceği sonuçlar elde edilmesini sağlıyoruz." Yapay zekâ analizleri şirketlerin iş süreçlerine göre şekillenecek Zoho Analytics'in öne çıkan yenilikleri arasında, işletmelerin verilerini kendi faaliyet alanları ve iş süreçleri doğrultusunda tanımlamalarını sağlayan semantik katman ve ontoloji modeli bulunuyor. Bu teknolojiler sayesinde şirketler, örneğin hangi işlemlerin gelir olarak kabul edileceğini, belirli performans göstergelerinin nasıl hesaplanacağını veya farklı veri kümeleri arasında nasıl bir ilişki kurulacağını tanımlayabiliyor. Yapay zekâ ajanları da analizlerini bu tanımlamalar üzerinden gerçekleştirerek her işletmenin kendine özgü iş yapısına uygun sonuçlar ve öneriler sunabiliyor. Doğrudan Zoho Analytics'e entegre edilen bu özelliklerin kullanımı için programlama bilgisine, ayrı bir veri platformuna veya bulut veri ambarına ihtiyaç duyulmuyor. İşletmeler farklı departmanları için kendi veri modellerini oluşturabiliyor. Ayrıca açık Apache Ossie standardı sayesinde bu modeller Zoho Analytics dışındaki uygulamalarda ve iş akışlarında da kullanılabiliyor. 30'dan fazla yeni entegrasyon ve gelişmiş yapay zekâ özellikleri Zoho Analytics, mevcut 500'ü aşkın entegrasyonuna 30'dan fazla yeni bağlantı seçeneği ekliyor. Zoho ERP, SAP, PayPal, Adobe Commerce, Twilio, Notion ve Intercom gibi uygulamalarla sağlanan entegrasyonlar, işletmelerin farklı kaynaklardaki verilerini tek bir analitik ortamda değerlendirmelerine olanak tanıyor. Platformun yapay zekâ asistanı Ask Zia, önceki görüşmelerin geçmişini koruyarak kullanıcıların her yeni sorguda işlemlere baştan başlaması ihtiyacını ortadan kaldırıyor. İşletmeler, Zoho'nun kendi dil modelini veya harici bir yapay zekâ modelini tercih edebiliyor. Ayrıca kendi yapay zekâ ajanlarını geliştirerek bu ajanların hangi görevleri bağımsız olarak gerçekleştirebileceğini belirleyebiliyor. Model Context Protocol (MCP) desteği sayesinde harici yapay zekâ uygulamaları da Zoho Analytics'in yeteneklerinden yararlanabiliyor. İşletmeler, geliştirdikleri özel yapay zekâ ajanlarını farklı uygulamalara ve müşteri portallarına entegre edebiliyor. Veri güvenliği, yönetişim ve maliyet kontrolü bir arada Zoho Analytics'in yeni özellikleri, yapay zekâ ajanlarının kullanımında veri güvenliği, şeffaflık ve maliyet kontrolüne de odaklanıyor. Merkezi veri kataloğu sayesinde işletmeler, verilerin hangi kaynaklardan geldiğini ve gerçekleştirilen analizlerde nasıl kullanıldığını takip edebiliyor. Güvenlik ve yönetişim araçları ise verilere erişim yetkilerinin düzenlenmesini ve yapay zekâ ajanlarının faaliyetlerinin izlenmesini sağlıyor. Sistem yöneticileri, yapay zekâ ajanlarını kimlerin kullandığını, hangi verilere erişildiğini, ne tür yanıtlar üretildiğini ve farklı ekiplerin kullanımından kaynaklanan maliyetleri görüntüleyebiliyor. Ayrıca yeni geliştirilen yapay zekâ ajanları ve analizler, gerçek iş ortamında kullanıma alınmadan önce test edilebiliyor. Gerektiğinde önceki sürümlere geri dönülebiliyor. Ajanların farklı uygulamalara entegre edilmesi durumunda da mevcut erişim yetkileri ve güvenlik politikaları korunuyor. Araştırma şirketi IDC'nin Analitik ve Yapay Zekâdan Sorumlu Araştırma Başkan Yardımcısı Megha Kumar, Zoho Analytics'in yeni özelliklerini şöyle değerlendirdi: "Zoho, bu güncellemeyle ölçeklenebilir ve etkin biçimde yönetilebilen yapay zekâ destekli analitik için gerekli birçok unsuru bir araya getiriyor. Platforma entegre semantik ve ontoloji katmanları, yönetişim ve izleme özellikleri ile yapay zekâ ajanlarının uygulamalara entegre edilerek veya MCP üzerinden bağımsız bir arayüze ihtiyaç duymadan kullanılabilmesi bu yaklaşımın önemli parçalarını oluşturuyor. Şirketin açıklık ve farklı sistemlerle birlikte çalışabilirlik konusundaki yaklaşımı, işletmelerin kendi iş bağlamlarına dayanan analizlerden daha fazla yararlanmasına katkı sağlayacaktır. 50'den fazla yeni özellik kullanıma sunuluyor Zoho Analytics'e eklenen 50'den fazla yeni özellik arasında farklı grafik türleri, özelleştirilebilir raporlar, tahminleme araçları ve gelişmiş veri yönetimi çözümleri bulunuyor. Platformun yapay zekâ faaliyetlerini izleme ve yeni uygulamaları devreye alma yetenekleri de genişletiliyor. Yeni Data Science Studio özelliği, Jupyter Notebook'ları ve PMML modellerini destekleyerek veri bilimi çalışmalarının platform üzerinden yürütülmesine olanak tanıyor. Zoho, ilerleyen dönemde analizlerin yalnızca mevcut verilere değil, iş verilerindeki değişimlere ve yapay zekâ ajanlarının gerçekleştirdiği işlemlerin sonuçlarına da dayanmasını hedefliyor. Uzun vadede ise Zoho Analytics'in, veri gölü ve veri ambarı özelliklerini birleştiren data lakehouse yeteneklerine sahip bütünleşik bir veri platformunun temelini oluşturması planlanıyor. Dünya genelinde 100 bin işletmenin günlük olarak kullandığı Zoho Analytics; bulut, şirket içi sunucu ve hibrit ortamlarda hizmet veriyor. Platformun bulut sürümüne yönelik güncellemeler kullanıma sunulurken, gelişmiş sayfa düzenine sahip raporlama, ontoloji katmanı ve semantik model özelliklerinin ön izleme sürümleri önümüzdeki dört ila sekiz hafta içerisinde dünya genelinde erişime açılacak. Şirket içi sunucularda kullanılan sürüme yönelik güncellemeler ise 2027'nin ilk çeyreğinde sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Yapay Zeka Güvenliği Eğitimlerine Kayıtlar %275 Arttı Haber

Türkiye'de Yapay Zeka Güvenliği Eğitimlerine Kayıtlar %275 Arttı

Coursera’nın 2026 Global Beceriler Raporu (Global Skills Report) yayınlandı. Rapora göre Türkiye yeni Yapay Zeka-İnsan Becerileri Sinerji Endeksi’nde dünyada 41’inci, Avrupa’da 23’üncü sırada bulunuyor. Türünün ilk örneği olan Endeks, 98 ülkedeki öğrenenlerin yapay zeka becerilerini, bu becerileri uygulamak için gereken insani becerilerle birlikte ne ölçüde geliştirdiğini, her ülkenin genel yapay zeka hazırlık düzeyini de hesaba katarak ölçüyor. Türkiye’nin bu konumu, ülkenin yapay zeka yetenek havuzunu genişlettiği ve beceri gelişimi için yeni öncelikler belirlediği bir döneme denk geliyor. Stanford’un 2026 AI Index Report raporuna göre, Türkiye’de yapay zeka yetenek yoğunluğu 2019-2025 döneminde %75 arttı. Ülkenin 2026-2030 Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı, iki yıl içinde beş milyon vatandaşa eğitim vermeyi hedefleyen Ulusal Yapay Zeka Okuryazarlığı Programı’nın yanı sıra 10.000 ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100.000 yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştirme hedeflerini de içeriyor. Rapor 300 milyondan fazla öğrenen verilerinden oluşturuyor Bu yıl sekizincisi yayımlanan Global Beceriler Raporu, Coursera ve Udemy’deki 300 milyondan fazla öğrenenin öğrenme verilerinin bir alt veri setine dayanıyor. Rapor, yapay zeka ve insani becerilerin gelişimine ilişkin içgörüleri Oxford Insights’ın Government AI Readiness Index’indeki daha geniş kapsamlı ulusal hazırlık verileriyle bir araya getiriyor. Türkiye genelinde yapay zeka kurslarına kayıtlar yıllık bazda %29 arttı Türkiye genelinde yapay zeka kurslarına kayıtlar yıllık bazda %29 arttı. Öne çıkan yapay zeka öğrenme temaları arasında ajan tabanlı yapay zeka ve yapay zeka ajanları, yapay zeka ve makine öğreniminin temelleri ile prompt yazımı ve yapay zeka etkileşimi bulunuyor. Diğer temalar arasında yapay zeka iş akışları, entegrasyon ve orkestrasyonun yanı sıra büyük dil modeli (LLM) uygulamaları ve modelleme yer alıyor. Ajan tabanlı iş akışlarına kayıtlar %158, yapay zeka güvenliğine kayıtlar %275 ve üretken yapay zekaya kayıtlar %107 arttı. Türkiye’de karmaşık problem çözme eğitimlerine kayıtlar yıllık bazda %76 arttı Türkiye’deki öğrenenler, yapay zeka kullanımına yön vermek ve bilinçli kararlar almak için gereken insani becerileri de geliştiriyor. İnsan liderliği ve yönetimi, etik ve yönetişim, stratejik düşünme ve karar verme; paydaş uyumu ve etki yaratma ile inovasyon ve fikir geliştirmeyle birlikte öne çıkan insani beceri temaları arasında yer alıyor. Karmaşık problem çözme eğitimlerine kayıtlar yıllık bazda %76 artarken, inovasyon %33 ve eleştirel düşünme %10 yükseldi. Türkiye'deki öğrenenler, üç yapay zeka beceri alanının yanı sıra stratejik düşünme ve karar verme yetkinlikleri de geliştiriyor Rapor, öğrenenlerin hangi yapay zeka becerileriyle hangi insani becerileri birlikte geliştirdiğini ve bu eşleşmelerin küresel ortalamaya kıyasla hangi alanlarda daha belirgin olduğunu inceliyor. Türkiye’de bu eşleşmeler içinde stratejik düşünme ve karar verme becerisi özellikle öne çıkıyor. Bu beceri, üç farklı yapay zeka alanıyla birlikte gelişiyor: ajan tabanlı yapay zeka ve yapay zeka ajanları; yapay zeka iş akışları, entegrasyon ve orkestrasyon; LLM uygulamaları ve modelleme. Bu beceri kombinasyonları, insanların yapay zekanın ürettiği çıktıları doğrudan kabul etmek yerine bunları iş öncelikleri ve kurumsal hedefler doğrultusunda değerlendirmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda farklı seçeneklerin avantajlarını, sınırlamalarını ve olası sonuçlarını karşılaştırmayı; yapay zekanın hangi alanlarda gerçek değer yaratabileceğine karar vermeyi ve kurumun hedeflerini en iyi destekleyecek uygulamaları seçmeyi kolaylaştırabilir. Türkiye’deki işverenler iş başında kullanılan becerilerin %44’ünün 2030’a kadar dönüşüme uğramasını bekliyor Değişen iş gereklilikleri, bu yetkinlikleri geliştirme ve gösterebilme ihtiyacını daha da önemli hale getiriyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs Report 2025 raporuna göre, Türkiye’deki işverenler iş başında kullanılan becerilerin %44’ünün 2030’a kadar dönüşüme uğramasını bekliyor. Bu ortamda mikro-yeterlilik belgeleri, bireylere değerlendirmeyle doğrulanmış belirli becerilerini gösterme imkanı sunarak işverenlere ne bildikleri ve neler yapabildiklerine dair kanıt sağlıyor. Coursera’nın raporuna göre Türkiye’de mikro-yeterlilik kayıtları yıllık bazda toplam %38 artarken, yapay zeka ile ilgili mikro-yeterlilik kayıtlarındaki artış %62 oldu. Zribi: “Türkiye’nin yapay zeka gelişimindeki bir sonraki aşama, kurumların yeni yetkinlikleri iş sonuçlarına ne kadar etkili dönüştürebildiğine bağlı olacak” Coursera Orta Doğu ve Afrika Genel Müdürü Kais Zribi, raporla ilgili şunları söyledi: “Türkiye’nin yapay zeka gelişimindeki bir sonraki aşama, kurumların yeni yetkinlikleri daha iyi kararlara ve iş sonuçlarına ne kadar etkili dönüştürebildiğine bağlı olacak. Öğrenmenin, teknik yetkinliği yapay zekanın nerede değer kattığını ve nasıl kullanılması gerektiğini belirlemeye yarayan muhakeme gücüyle buluşturması gerekiyor. İşverenler ve eğitim kurumları, insanların iş hayatında karşılaştıkları rollere ve kararlara göre şekillenen pratik öğrenme yolları oluşturarak bunu destekleyebilir. Bu da ülkenin yapay zeka hedeflerinin üretkenlik ve fırsata dönüşmesine yardımcı olacaktır.” Coursera’nın Global Skills Report 2026 raporuna buradan ulaşabilirsiniz: Coursera Hakkında Coursera, dünya standartlarında eğitime evrensel erişim sağlama misyonuyla 2012 yılında Andrew Ng ve Daphne Koller tarafından kuruldu. Coursera, önde gelen üniversiteler ve sektör kuruluşlarıyla iş birliği yaparak kurslar, uzmanlık programları (Specializations), profesyonel sertifikalar ve diploma programları dahil olmak üzere geniş bir içerik ve yetkinlik portföyü sunuyor. Yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş rehberlik, Role Play ve Course Builder gibi özellikler ile Skills Tracks gibi role özel çözümler dahil olmak üzere platform yenilikleri sayesinde eğitmenler, iş ortakları ve şirketler ölçeklenebilir, kişiselleştirilmiş ve doğrulanabilir öğrenme deneyimleri sunabiliyor. Dünya genelindeki kurumlar Coursera’yı çalışanlarının, öğrencilerinin ve vatandaşlarının üretken yapay zekâ, veri bilimi, teknoloji ve işletme gibi yüksek talep gören alanlarda yeni beceriler kazanması ve mevcut becerilerini geliştirmesi için kullanırken, bireysel öğrenenler de kariyerlerini ilerletmek için ihtiyaç duydukları yetkinlikleri Coursera üzerinden ediniyor. Coursera, Delaware merkezli bir kamu yararına çalışan şirket (Public Benefit Corporation) ve aynı zamanda bir B Corp kuruluşudur. Coursera yakın zamanda Udemy ile birleşerek dünyanın en kapsamlı beceri geliştirme platformlarından birini oluşturmuştur. Coursera; Türkiye'de Erciyes Üniversitesi, Yeditepe, MEF, Bahçeşehir Üniversitesi ve Hisar Okulları gibi birçok kuruluş ve kurumla işbirliği yapmıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin İş Dünyasını Şekillendiren İsimler İstanbul'da Buluşuyor Haber

Geleceğin İş Dünyasını Şekillendiren İsimler İstanbul'da Buluşuyor

T.C. Ticaret Bakanlığı destekleriyle, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ev sahipliğinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek Türkiye Innovation Week 2026 (TIW26), yapay zekânın iş dünyasında başlattığı büyük dönüşümü gündemine taşıyacak. Harvard Business School eski akademisyeni Prof. Dr. Prithwiraj (Raj) Choudhury, Warner Bros. Pictures'ın eski üst düzey yöneticisi Jason Bevan ve Microsoft geçmişine sahip yapay zekâ stratejisti Daron Yöndem; geleceğin çalışma düzeninden Agentic AI'a, insan yaratıcılığından şirketlerin yeni organizasyon modellerine uzanan değişimi İstanbul'da anlatacak. Her çalışanın bir yapay zekâ ikizi olabilir Geleceğin çalışma modelleri üzerine araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Prithwiraj Choudhury, bugün yaşanan dönüşümün uzaktan çalışmanın çok ötesine geçtiğine dikkat çekiyor. Choudhury'ye göre yapay zekâ ajanları değişimi yeni bir aşamaya taşıyacak. Gelecekte her çalışan için kişiselleştirilmiş bir AI botu oluşturulabilecek; bu botlar çalışan adına e-postaları yanıtlayabilecek, bilgi paylaşabilecek ve hatta toplantılara katılabilecek. Choudhury ve ekibinin gerçekleştirdiği bir araştırmada gerçek bir şirket CEO'sunun dijital botu oluşturuldu. Çalışanların sorularına kimi zaman CEO, kimi zaman bot yanıt verdi; çalışanlar ise yanıtın insan yöneticiden mi yoksa yapay zekâdan mı geldiğini ayırt edemedi. Choudhury, bu teknolojinin özellikle farklı ülkeler ve saat dilimlerine yayılmış ekiplerin çalışma biçimlerinde önemli bir değişim yaratabileceğini belirtiyor. Yapay zekâ artık sadece içerik değil, iş üretecek İş dünyasındaki bir diğer büyük kırılma ise Agentic AI, yani belirlenen hedef doğrultusunda görevleri planlayabilen ve gerçekleştirebilen yapay zekâ ajanlarının yükselişi. Microsoft'ta üstlendiği görevlerin ardından yapay zekâ ve organizasyonel dönüşüm üzerine çalışan Daron Yöndem, TIW26'da yapay zekânın içerik üretmekten doğrudan “iş yapmaya” geçtiği yeni dönemi ele alacak. Dijital göçebeliğin yeni hedefi aileler Dijital göçebelik ve uzaktan çalışma alanının uluslararası isimlerinden Andreas Wil Gerdes, TIW26'da dünyada hızla değişen çalışma ve yaşam düzenini anlatacak. Gerdes'e göre dijital göçebelik artık yalnızca genç profesyonellerin dünyayı dolaşarak çalıştığı bir model olmaktan çıkıyor; çocuklu aileler de işlerini yanlarına alarak yaşayacakları şehri ve ülkeyi seçiyor. Gerdes, bu yeni hareketliliğin aile dostu şehirler için nitelikli iş gücünü çekme, yerel ekonomiyi canlandırma ve küresel yetenekten pay alma fırsatı yaratacağına dikkat çekiyor. Harry Potter ve Joker'in yaratıcı aklı İstanbul'a geliyor Warner Bros. Pictures'ın eski Kreatif Geliştirme Başkanı ve EMEA Pazarlama Başkan Yardımcısı Jason Bevan, Harry Potter, Fantastic Beasts, Joker, The Dark Knight ve Aquaman gibi dünya çapında milyonlarca izleyiciye ulaşan yapımların yaratıcı pazarlama süreçlerinde edindiği deneyimi İstanbul'da paylaşacak. Bevan, yapay zekânın fikir üretiminden içerik geliştirmeye kadar yaratıcı endüstrileri dönüştürdüğü yeni dönemde, insan yaratıcılığının nasıl rekabet avantajına dönüşebileceğini ve Hollywood'un büyük fikirleri küresel hikâyelere dönüştürme yöntemlerini iş dünyasının perspektifinden ele alacak. İnsan ve yapay zekâ aynı organizasyon şemasında TIW26'nın uluslararası konuşmacıları arasında Hacking HR Kurucusu ve CEO'su Enrique Rubio, AI Institute Kurucusu Maryrose Lyons, Yapay Zekâ, Etik ve Yönetişim Uzmanı ve Galaxy for Technology Kurucusu & CEO'su Reema Diab, AQai CEO'su ve Kurucusu Ross Thornley, RoRemote Kurucusu Rowena Hennigan, Remote Work Europe Kurucusu Maya Middlemiss de yer alacak. Yapay zekâ ile insanın birlikte çalışacağı yeni şirket modellerinden değişime uyuma, küresel yetenek hareketliliğinden uzaktan çalışma ve dijital göçebeliğe kadar geleceğin iş dünyasını şekillendiren başlıklar İstanbul'da tartışılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Ventures, B2B finansman süreçlerini yapay zekâ ajanlarıyla dönüştüren Causa Prima’ya yatırım yaptı Haber

Borusan Ventures, B2B finansman süreçlerini yapay zekâ ajanlarıyla dönüştüren Causa Prima’ya yatırım yaptı

Borusan Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures, B2B finansman süreçlerini yapay zekâ ajanlarıyla dönüştüren Causa Prima’ya yatırım yaptı. Creandum liderliğinde gerçekleşen tura Borusan Ventures’ın yanı sıra Kfund, HelloWorld ve Angel Invest ile Qonto, Pennylane, SAP, ING, SoFi, LIDL ve DeepMind’dan bireysel yatırımcılar da katıldı. Defne Kocabıyık Narter: Causa Prima şirketler arası finansman süreçlerini otonom hale getiriyor Borusan Ventures Kurucusu ve Başkanı Defne Kocabıyık Narter, yatırımla ilgili şunları söyledi: “Bugün alıcı ve tedarikçi tarafında kullanılan yapay zekâ sistemleri büyük ölçüde birbirinden bağımsız çalışıyor. Bu nedenle anlaşmazlıklar ve istisnai durumlar ortaya çıktığında süreçler yeniden insan müdahalesine ihtiyaç duyuyor. Causa Prima, geliştirdiği agent-to-agent altyapısıyla bu iki taraf arasında köprü kurarak şirketler arası işlemlerin otonom bir şekilde yürütülmesini sağlıyor.” Causa Prima Kurucu Ortağı Maex Ament ise şu ifadeleri kullandı: “Şirketler arasında paranın hareket etmesini sağlayan sistemleri inşa etmek için 25 yıl çalıştık. B2B finansmandaki temel sorun hiçbir zaman tek bir şirketin içinde değil, iki şirketin arasındaki boşluktaydı. Her iki tarafın da gerçek zamanlı müzakere yürütebilen yapay zekâ ajanlarını kullandığı bir dünyada, sektörü uzun yıllardır tanımlayan anlaşmazlıklar ve katı ödeme koşulları artık geçmişte kalacak.” Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures, ABD ve Avrupa’da enerji, mobilite, lojistik, tedarik zinciri ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlardaki erken aşama girişimlere yatırım yapıyor. Borusan Ventures, Borusan Grubu’nun 82 yıllık endüstriyel deneyiminden yararlanarak global başarı ve uzun vadeli etki hedeflediği girişimlere stratejik destek sağlıyor, yeni pazarlara erişim imkânı sunarak büyüme fırsatları yaratıyor. Causa Prima, şirketleri ve tedarikçileri yapay zekâ destekli tek bir ağda birleştiriyor Günümüzde alıcı tarafındaki borç hesapları ile tedarikçi tarafındaki alacak hesapları sistemlerinin kopuk çalışması sebebiyle tek bir itirazlı faturanın haftalar süren e-posta trafiğine yol açması ve erken ödeme iskontolarının etkin yönetilememesi yüzünden şirketlerin her yıl milyonlarca dolarlık potansiyel tasarruf ve nakit akışı avantajını kaçırdığı görülüyor. Operasyonel verimsizlikler ve finansal kayıplar sebebiyle işletmelerin alternatif arayışları sürerken, Causa Prima, alıcı ve tedarikçileri aynı dijital ağ üzerinde buluşturarak kurumlar arası finansal süreçleri yeniden tanımlıyor. Şirketin geliştirdiği yapay zekâ ajanları sayesinde onay süreçleri, anlaşmazlık yönetimi ve ödeme koşullarına ilişkin kararlar insan müdahalesine ihtiyaç duymadan saniyeler içinde sonuçlandırılabiliyor. Girişimin arkasında, dinamik iskonto modelinin öncülerinden olan ve daha sonra SAP tarafından satın alınan Taulia’nın kurucusu Maex Ament liderliğinde deneyimli bir kadro yer alıyor. Ekip, küresel ölçekte tedarikçi ödeme altyapılarının geliştirilmesinde önemli rol oynamış isimlerden oluşuyor. Causa Prima bugün 3.000’i aşkın aktif kullanıcısıyla kurumların işletme sermayesini daha verimli yönetmesine ve tedarik zinciri finansını dijitalleştirmesine katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Jeopolitik Belirsizlikler Şirketlerin Siber Yatırımlarını Artırıyor Haber

Jeopolitik Belirsizlikler Şirketlerin Siber Yatırımlarını Artırıyor

PwC’nin “Dijital Dünyada Güven Araştırması 2026” çalışması, siber güvenliğin kurumlar için stratejik dayanıklılık, operasyonel süreklilik ve büyüme hedefleri açısından kritik bir gündem haline geldiğini ortaya koyuyor. Mayıs–Temmuz 2025 döneminde 72 ülkeden 3.887 iş ve teknoloji yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre şirketler; jeopolitik belirsizlikler, tedarik zinciri kırılganlıkları, yapay zekâ destekli tehditler, kuantum bilişim ve siber yetenek açığı gibi çok katmanlı bir risk ortamıyla karşı karşıya bulunuyor. “Siber güvenlik artık iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan PwC Türkiye Yönetim Danışmanlığı Hizmetleri Lideri Cem Aracı , şunları söyledi: “PwC Dijital Dünyada Güven Araştırması 2026, siber güvenliğin artık yalnızca teknik bir koruma alanı değil, kurumların belirsizliklere karşı dayanıklılığını belirleyen stratejik bir yönetim konusu olduğunu gösteriyor. Jeopolitik dalgalanmalar, yapay zekâ destekli tehditler, veri güvenliği, kuantum bilişime hazırlık ve yetenek açığı gibi başlıklar, siber güvenlik stratejilerinin daha bütüncül, proaktif ve iş hedefleriyle uyumlu şekilde yönetilmesini gerektiriyor. Araştırma bulguları, kurumların yalnızca risklere tepki veren değil; riskleri önceden gören, ölçen ve iş sürekliliğini destekleyen bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.” Jeopolitik gelişmeler siber zafiyetleri yeniden şekillendiriyor Araştırmaya göre günümüz siber riskleri, yıkıcı teknolojiler kadar jeopolitik gelişmeler tarafından da şekilleniyor. Değişen ittifaklar, ticaret anlaşmazlıkları ve stratejik rekabet, hem tehdit ortamını hem de iş yapış biçimlerini etkiliyor. Bu ortamda iş ve teknoloji liderlerinin %60’ı, siber risk yatırımlarını önümüzdeki yıl için en önemli üç stratejik öncelikten biri olarak görüyor. Kritik altyapıların konumlandırılması, ticaret ve operasyon politikaları ile siber sigorta politikaları da kurumların gündeminde yer alıyor. Araştırma, hazırlık seviyesine duyulan güvenin sınırlı kaldığını da gösteriyor. Katılımcıların yalnızca %6’sı, kurumlarının araştırmada ele alınan tüm zafiyetler karşısında siber saldırılara “çok dayanıklı” olduğunu belirtiyor. Siber yatırımlarda proaktif yaklaşım ihtiyacı öne çıkıyor Araştırmaya katılan kurumların %78’i, önümüzdeki yıl siber güvenlik bütçelerinin artmasını bekliyor. Ancak bütçelerin nasıl kullanıldığı kritik önem taşıyor. Kurumların yalnızca %24’ü proaktif siber güvenlik önlemlerine, reaktif harcamalardan belirgin ölçüde daha fazla kaynak ayırıyor. Raporda; izleme, değerlendirme, test, kontrol, eğitim ve yönetişim gibi proaktif alanlara yatırım yapmanın, kriz sonrası müdahale ve toparlanma maliyetlerine kıyasla daha sürdürülebilir bir yaklaşım sunduğu vurgulanıyor. Yapay zekâ siber güvenlikte potansiyelden önceliğe geçiyor Araştırma, yapay zekânın siber güvenlikte yatırım önceliklerinin merkezine yerleştiğini gösteriyor. Güvenlik liderleri için yapay zekâ, siber bütçelerin dağılımında en öncelikli yatırım alanı olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki 12 ayda kurumların öncelik verdiği yapay zekâ güvenlik yetkinlikleri arasında tehdit avcılığı ilk sırada yer alırken, ajan tabanlı yapay zekâ da öne çıkan alanlar arasında bulunuyor. Rapora göre yapay zekâ ajanları; bulut güvenliği, veri koruma, siber savunma ve operasyonlar gibi alanlarda verimlilik ve üretkenliği artırmak için önceliklendiriliyor. Veri riski yönetimi yapay zekâ başarısı için kritik hale geliyor Araştırma, yapay zekâ çözümlerinin başarılı şekilde uygulanması için güçlü veri riski yönetiminin kritik olduğunu ortaya koyuyor. Etkili yapay zekâ uygulamaları; kaliteli veri setlerine erişimin yanı sıra, bu verilerin güvenli ve doğru bağlamda kullanılmasını sağlayan kurum geneli yönetişim mekanizmalarına ihtiyaç duyuyor. Buna karşın, kurumların yalnızca %6’sı araştırmada yer alan veri riskine yönelik tüm önlemleri kurum genelinde hayata geçirmiş durumda. Veri sınıflandırma politikalarını kurum genelinde uygulayanların oranı %50, temel veri çıkış kanallarında veri kaybı önleme uygulamalarını hayata geçirenlerin oranı ise %48 seviyesinde bulunuyor. Kuantum bilişim için hazırlık süreci hız kazanmalı Rapor, kuantum bilişimin henüz doğrudan ve acil bir siber tehdit oluşturmadığını; ancak kuantum sonrası kriptografiye geçişi geciktiren kurumların hassas verilerini, kimlik doğrulama hizmetlerini ve kriptografik sistemlerini riske atabileceğini belirtiyor. Araştırmaya göre kurumların %49’u kuantuma dayanıklı güvenlik önlemlerini henüz değerlendirmemiş ya da uygulamaya başlamamış durumda. Kuantum bilişim, kurumların en hazırlıksız olduğu tehditler arasında yer almasına rağmen, güvenlik liderlerinin yalnızca %8’i bu alanı önümüzdeki yılın ilk üç bütçe önceliği arasında görüyor. Araştırmada yer alan kuantuma dayanıklı önlemlerin tamamını hayata geçiren kurumların oranı ise yalnızca %3. Siber yetenek açığı yönetilen hizmetleri stratejik bir kaldıraç haline getiriyor Siber güvenlik alanındaki iş gücü açığı, kurumların yapay zekâyı operasyonlara entegre etme, karmaşık ortamları güvence altına alma ve yeni nesil tehditlere hazırlanma çabalarını yavaşlatıyor. Araştırmaya göre siber savunmada yapay zekâ kullanımının önündeki en büyük engeller bilgi ve yetkinlik eksikliği. Kurumlar bu açığı kapatmak için yapay zekâ ve makine öğrenmesi araçlarını, güvenlik otomasyonunu, siber araçların konsolidasyonunu ve çalışanların yetkinliklerini geliştirmeyi önceliklendiriyor. Uzmanlaşmış yönetilen hizmetler de kurumların gündeminde daha fazla yer buluyor. Rapora göre kurumlar bu hizmetleri yalnızca dış kaynak kullanımı olarak değil; uzmanlık, hız ve ölçek kazandıran stratejik bir iş ortaklığı modeli olarak değerlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekada Yatırım, Yönetişim ve Kurumsal Strateji Dönemi Başlıyor Haber

Yapay Zekada Yatırım, Yönetişim ve Kurumsal Strateji Dönemi Başlıyor

12 ana trend üzerinden değerlendirilen raporda; yapay zekada ölçülebilir değer üretimi, ajan tabanlı sistemlerin yükselişi, kurumsal compute stratejileri ile güvenlik ve egemenlik odaklı mimarilerin belirleyici hâle geldiği vurgulanıyor. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), “Karar Vericiler için 2026 Yapay Zeka Trendleri” raporunu yayımladı. Ocak 2026 tarihli rapor, yapay zekanın artık bir vizyon tartışmasından çok, doğrudan önceliklendirme, yatırım ve yönetişim konusu hâline geldiğini vurguluyor. TRAI, bu çalışmayla kurumlara “hangi teknoloji mümkün?” sorusundan ziyade, “hangi yaklaşım gerçekten anlamlı, sürdürülebilir ve yönetilebilir?” sorusuna odaklanan bir çerçeve sunuyor. Raporda, yapay zekanın popülerliğine göre değil; iş değeri, risk, ölçeklenebilirlik ve yönetişim kriterlerine göre seçilmiş 12 ana trend başlığı yer alıyor. Bu başlıklar arasında pilottan katma değere geçiş ve ROI disiplini, yapay zeka ajanları ve çoklu ajan mimarileri, alan odaklı modeller, AI-native yazılım geliştirme platformları, kurumsal AI compute stratejileri, gizli ve korumalı yapay zeka yaklaşımları, dijital köken (provenance), önleyici siber güvenlik, egemen yapay zeka ve coğrafi taşınabilirlik, fiziksel yapay zekanın ölçeklenmesi ile eğitimde yapay zekanın normalleşmesi gibi kritik konular öne çıkıyor. Rapor, yapay zekayı hızlı tüketilen bir trend listesi olmaktan çıkarıp, kurumların strateji masasında tekrar tekrar başvurabileceği bir referans doküman olarak konumluyor. Pilottan katma değere geçiş: Yapay zekada “ROI disiplini” dönemi Raporda öne çıkan temel başlıklardan biri, yapay zeka projelerinin “deneme” aşamasından çıkıp ölçülebilir iş sonuçları üretme zorunluluğu. Kurumların artık çok sayıda ama etkisi belirsiz projeler yerine, daha az sayıda, ölçeklenebilir ve tekrarlanabilir kullanım senaryolarına yöneldiği vurgulanıyor. Yatırımın geri dönüşü (ROI), yapay zeka projelerinde yönetim kurulları için merkezi bir kriter hâline gelirken, model, veri, altyapı, güvenlik ve değişim yönetimi maliyetlerinin daha görünür olması, bu alanda disiplinli bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Bu çerçevede yapay zeka, yalnızca teknik bir yatırım değil, doğrudan iş değeri üreten stratejik bir araç olarak konumlanıyor. Ajanlar yükseliyor: Asistandan “dijital ekip arkadaşına” Raporun en dikkat çekici başlıklarından bir diğeri de yapay zeka ajanlarının geçirdiği dönüşüm. 2026 itibarıyla ajanlar, yalnızca öneri veren araçlar olmaktan çıkıp; görev alan, plan yapan, diğer sistemleri kullanan ve sonuç üreten “dijital ekip arkadaşları” hâline geliyor. Bilet açma, raporlama, veri çekme, e-posta yönetimi ve süreç adımlarını tamamlama gibi işler giderek ajanlar üzerinden yürütülüyor. Bu dönüşümle birlikte insanların rolü de değişiyor; operatörlükten ziyade koçluk ve denetçilik öne çıkıyor. Raporda ayrıca, karmaşık iş süreçlerinde tek bir “süper ajan” yaklaşımı yerine, uzmanlaşmış ajanların birlikte çalıştığı çoklu ajan mimarilerinin önem kazandığı vurgulanıyor. Bu yapı hem kaliteyi artırıyor hem de güvenlik, izlenebilirlik ve denetim açısından daha sağlam bir zemin oluşturuyor. Kurumsal AI compute stratejik bir yarış alanına dönüşüyor Yapay zeka modellerinin çalıştırılması, eğitilmesi ve ajan sistemlerinin ölçeklenmesi için gereken işlem gücü (compute), kurumlar için yeni bir stratejik alan olarak öne çıkıyor. Rapora göre kurumlar, yalnızca “buluttan alırız” yaklaşımıyla yetinmek yerine; kapasite planlaması, maliyet optimizasyonu ve hibrit mimariler üzerine daha bilinçli kararlar almaya başlıyor. Compute artık teknik bir detay değil, yapay zeka yatırımlarının üzerinde yükseldiği temel altyapı unsurlarından biri olarak görülüyor ve doğrudan yönetim gündemine giriyor. Güven, egemenlik ve mimari yeniden tanımlanıyor Raporda güvenlik boyutu, yalnızca siber saldırılara karşı koruma olarak değil, aynı zamanda veri, model ve içerik güveni açısından bütüncül biçimde ele alınıyor. Gizli ve korumalı yapay zeka yaklaşımları, hassas veriler üzerinde güvenli biçimde yapay zeka kullanımını mümkün kılarken; dijital köken (provenance) kavramı, içeriklerin nereden geldiğini ve kim tarafından üretildiğini kanıtlamayı giderek zorunlu hâle getiriyor. Bununla birlikte, yapay zeka altyapılarının hangi ülkede, hangi yargı alanında konumlandığı da mimariyi belirleyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Egemen yapay zeka ve “coğrafi taşınabilirlik” yaklaşımı, kurumların regülasyon ve jeopolitik risklere karşı daha esnek ve dayanıklı yapılar kurmasını gerektiriyor. “Yapay zeka artık bir teknoloji değil, kurumsal strateji alanı” Raporu değerlendiren TRAI Genel Müdürü Can Sinemli, yapay zekanın geldiği noktayı şu sözlerle özetliyor: “Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji başlığı değil; kurumların rekabet gücünü, dayanıklılığını ve geleceğe hazırlık seviyesini belirleyen temel bir strateji alanı. Bugün asıl farkı yaratan, hangi modeli kullandığınızdan çok, yapay zekayı nasıl yönettiğiniz, nasıl ölçeklediğiniz ve nasıl güvenli hâle getirdiğinizdir. Bu rapor, kurumlara yapay zekayı bir deneme alanı değil, sürdürülebilir ve ölçülebilir bir kurumsal yetkinlik olarak ele almaları için bir yol haritası sunuyor. TRAI’nin “Karar Vericiler için 2026 Yapay Zeka Trendleri” raporu, yapay zekanın artık teknoloji ekiplerinin değil, doğrudan üst yönetimlerin ve karar vericilerin gündeminde yer alması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekada Yatırım, Yönetişim Ve Kurumsal Strateji Dönemi Başlıyor Haber

Yapay Zekada Yatırım, Yönetişim Ve Kurumsal Strateji Dönemi Başlıyor

Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), “Karar Vericiler için 2026 Yapay Zeka Trendleri” raporunu yayımladı. Ocak 2026 tarihli rapor, yapay zekanın artık bir vizyon tartışmasından çok, doğrudan önceliklendirme, yatırım ve yönetişim konusu hâline geldiğini vurguluyor. TRAI, bu çalışmayla kurumlara “hangi teknoloji mümkün?” sorusundan ziyade, “hangi yaklaşım gerçekten anlamlı, sürdürülebilir ve yönetilebilir?” sorusuna odaklanan bir çerçeve sunuyor. Raporda, yapay zekanın popülerliğine göre değil; iş değeri, risk, ölçeklenebilirlik ve yönetişim kriterlerine göre seçilmiş 12 ana trend başlığı yer alıyor. Bu başlıklar arasında pilottan katma değere geçiş ve ROI disiplini, yapay zeka ajanları ve çoklu ajan mimarileri, alan odaklı modeller, AI-native yazılım geliştirme platformları, kurumsal AI compute stratejileri, gizli ve korumalı yapay zeka yaklaşımları, dijital köken (provenance), önleyici siber güvenlik, egemen yapay zeka ve coğrafi taşınabilirlik, fiziksel yapay zekanın ölçeklenmesi ile eğitimde yapay zekanın normalleşmesi gibi kritik konular öne çıkıyor. Rapor, yapay zekayı hızlı tüketilen bir trend listesi olmaktan çıkarıp, kurumların strateji masasında tekrar tekrar başvurabileceği bir referans doküman olarak konumluyor. Pilottan katma değere geçiş: Yapay zekada “ROI disiplini” dönemi Raporda öne çıkan temel başlıklardan biri, yapay zeka projelerinin “deneme” aşamasından çıkıp ölçülebilir iş sonuçları üretme zorunluluğu. Kurumların artık çok sayıda ama etkisi belirsiz projeler yerine, daha az sayıda, ölçeklenebilir ve tekrarlanabilir kullanım senaryolarına yöneldiği vurgulanıyor. Yatırımın geri dönüşü (ROI), yapay zeka projelerinde yönetim kurulları için merkezi bir kriter hâline gelirken, model, veri, altyapı, güvenlik ve değişim yönetimi maliyetlerinin daha görünür olması, bu alanda disiplinli bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Bu çerçevede yapay zeka, yalnızca teknik bir yatırım değil, doğrudan iş değeri üreten stratejik bir araç olarak konumlanıyor. Ajanlar yükseliyor: Asistandan “dijital ekip arkadaşına” Raporun en dikkat çekici başlıklarından bir diğeri de yapay zeka ajanlarının geçirdiği dönüşüm. 2026 itibarıyla ajanlar, yalnızca öneri veren araçlar olmaktan çıkıp; görev alan, plan yapan, diğer sistemleri kullanan ve sonuç üreten “dijital ekip arkadaşları” hâline geliyor. Bilet açma, raporlama, veri çekme, e-posta yönetimi ve süreç adımlarını tamamlama gibi işler giderek ajanlar üzerinden yürütülüyor. Bu dönüşümle birlikte insanların rolü de değişiyor; operatörlükten ziyade koçluk ve denetçilik öne çıkıyor. Raporda ayrıca, karmaşık iş süreçlerinde tek bir “süper ajan” yaklaşımı yerine, uzmanlaşmış ajanların birlikte çalıştığı çoklu ajan mimarilerinin önem kazandığı vurgulanıyor. Bu yapı hem kaliteyi artırıyor hem de güvenlik, izlenebilirlik ve denetim açısından daha sağlam bir zemin oluşturuyor. Kurumsal AI compute stratejik bir yarış alanına dönüşüyor Yapay zeka modellerinin çalıştırılması, eğitilmesi ve ajan sistemlerinin ölçeklenmesi için gereken işlem gücü (compute), kurumlar için yeni bir stratejik alan olarak öne çıkıyor. Rapora göre kurumlar, yalnızca “buluttan alırız” yaklaşımıyla yetinmek yerine; kapasite planlaması, maliyet optimizasyonu ve hibrit mimariler üzerine daha bilinçli kararlar almaya başlıyor. Compute artık teknik bir detay değil, yapay zeka yatırımlarının üzerinde yükseldiği temel altyapı unsurlarından biri olarak görülüyor ve doğrudan yönetim gündemine giriyor. Güven, egemenlik ve mimari yeniden tanımlanıyor Raporda güvenlik boyutu, yalnızca siber saldırılara karşı koruma olarak değil, aynı zamanda veri, model ve içerik güveni açısından bütüncül biçimde ele alınıyor. Gizli ve korumalı yapay zeka yaklaşımları, hassas veriler üzerinde güvenli biçimde yapay zeka kullanımını mümkün kılarken; dijital köken (provenance) kavramı, içeriklerin nereden geldiğini ve kim tarafından üretildiğini kanıtlamayı giderek zorunlu hâle getiriyor. Bununla birlikte, yapay zeka altyapılarının hangi ülkede, hangi yargı alanında konumlandığı da mimariyi belirleyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Egemen yapay zeka ve “coğrafi taşınabilirlik” yaklaşımı, kurumların regülasyon ve jeopolitik risklere karşı daha esnek ve dayanıklı yapılar kurmasını gerektiriyor. “Yapay zeka artık bir teknoloji değil, kurumsal strateji alanı” Raporu değerlendiren TRAI Genel Müdürü Can Sinemli, yapay zekanın geldiği noktayı şu sözlerle özetliyor: “Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji başlığı değil; kurumların rekabet gücünü, dayanıklılığını ve geleceğe hazırlık seviyesini belirleyen temel bir strateji alanı. Bugün asıl farkı yaratan, hangi modeli kullandığınızdan çok, yapay zekayı nasıl yönettiğiniz, nasıl ölçeklediğiniz ve nasıl güvenli hâle getirdiğinizdir. Bu rapor, kurumlara yapay zekayı bir deneme alanı değil, sürdürülebilir ve ölçülebilir bir kurumsal yetkinlik olarak ele almaları için bir yol haritası sunuyor. TRAI’nin “Karar Vericiler için 2026 Yapay Zeka Trendleri” raporu, yapay zekanın artık teknoloji ekiplerinin değil, doğrudan üst yönetimlerin ve karar vericilerin gündeminde yer alması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekada Yatırım, Yönetişim ve Kurumsal Strateji Dönemi Başlıyor Haber

Yapay Zekada Yatırım, Yönetişim ve Kurumsal Strateji Dönemi Başlıyor

12 ana trend üzerinden değerlendirilen raporda; yapay zekada ölçülebilir değer üretimi, ajan tabanlı sistemlerin yükselişi, kurumsal compute stratejileri ile güvenlik ve egemenlik odaklı mimarilerin belirleyici hâle geldiği vurgulanıyor. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), “Karar Vericiler için 2026 Yapay Zeka Trendleri” raporunu yayımladı. Ocak 2026 tarihli rapor, yapay zekanın artık bir vizyon tartışmasından çok, doğrudan önceliklendirme, yatırım ve yönetişim konusu hâline geldiğini vurguluyor. TRAI, bu çalışmayla kurumlara “hangi teknoloji mümkün?” sorusundan ziyade, “hangi yaklaşım gerçekten anlamlı, sürdürülebilir ve yönetilebilir?” sorusuna odaklanan bir çerçeve sunuyor. Raporda, yapay zekanın popülerliğine göre değil; iş değeri, risk, ölçeklenebilirlik ve yönetişim kriterlerine göre seçilmiş 12 ana trend başlığı yer alıyor. Bu başlıklar arasında pilottan katma değere geçiş ve ROI disiplini, yapay zeka ajanları ve çoklu ajan mimarileri, alan odaklı modeller, AI-native yazılım geliştirme platformları, kurumsal AI compute stratejileri, gizli ve korumalı yapay zeka yaklaşımları, dijital köken (provenance), önleyici siber güvenlik, egemen yapay zeka ve coğrafi taşınabilirlik, fiziksel yapay zekanın ölçeklenmesi ile eğitimde yapay zekanın normalleşmesi gibi kritik konular öne çıkıyor. Rapor, yapay zekayı hızlı tüketilen bir trend listesi olmaktan çıkarıp, kurumların strateji masasında tekrar tekrar başvurabileceği bir referans doküman olarak konumluyor. Pilottan katma değere geçiş: Yapay zekada “ROI disiplini” dönemi Raporda öne çıkan temel başlıklardan biri, yapay zeka projelerinin “deneme” aşamasından çıkıp ölçülebilir iş sonuçları üretme zorunluluğu. Kurumların artık çok sayıda ama etkisi belirsiz projeler yerine, daha az sayıda, ölçeklenebilir ve tekrarlanabilir kullanım senaryolarına yöneldiği vurgulanıyor. Yatırımın geri dönüşü (ROI), yapay zeka projelerinde yönetim kurulları için merkezi bir kriter hâline gelirken, model, veri, altyapı, güvenlik ve değişim yönetimi maliyetlerinin daha görünür olması, bu alanda disiplinli bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Bu çerçevede yapay zeka, yalnızca teknik bir yatırım değil, doğrudan iş değeri üreten stratejik bir araç olarak konumlanıyor. Ajanlar yükseliyor: Asistandan “dijital ekip arkadaşına” Raporun en dikkat çekici başlıklarından bir diğeri de yapay zeka ajanlarının geçirdiği dönüşüm. 2026 itibarıyla ajanlar, yalnızca öneri veren araçlar olmaktan çıkıp; görev alan, plan yapan, diğer sistemleri kullanan ve sonuç üreten “dijital ekip arkadaşları” hâline geliyor. Bilet açma, raporlama, veri çekme, e-posta yönetimi ve süreç adımlarını tamamlama gibi işler giderek ajanlar üzerinden yürütülüyor. Bu dönüşümle birlikte insanların rolü de değişiyor; operatörlükten ziyade koçluk ve denetçilik öne çıkıyor. Raporda ayrıca, karmaşık iş süreçlerinde tek bir “süper ajan” yaklaşımı yerine, uzmanlaşmış ajanların birlikte çalıştığı çoklu ajan mimarilerinin önem kazandığı vurgulanıyor. Bu yapı hem kaliteyi artırıyor hem de güvenlik, izlenebilirlik ve denetim açısından daha sağlam bir zemin oluşturuyor. Kurumsal AI compute stratejik bir yarış alanına dönüşüyor Yapay zeka modellerinin çalıştırılması, eğitilmesi ve ajan sistemlerinin ölçeklenmesi için gereken işlem gücü (compute), kurumlar için yeni bir stratejik alan olarak öne çıkıyor. Rapora göre kurumlar, yalnızca “buluttan alırız” yaklaşımıyla yetinmek yerine; kapasite planlaması, maliyet optimizasyonu ve hibrit mimariler üzerine daha bilinçli kararlar almaya başlıyor. Compute artık teknik bir detay değil, yapay zeka yatırımlarının üzerinde yükseldiği temel altyapı unsurlarından biri olarak görülüyor ve doğrudan yönetim gündemine giriyor. Güven, egemenlik ve mimari yeniden tanımlanıyor Raporda güvenlik boyutu, yalnızca siber saldırılara karşı koruma olarak değil, aynı zamanda veri, model ve içerik güveni açısından bütüncül biçimde ele alınıyor. Gizli ve korumalı yapay zeka yaklaşımları, hassas veriler üzerinde güvenli biçimde yapay zeka kullanımını mümkün kılarken; dijital köken (provenance) kavramı, içeriklerin nereden geldiğini ve kim tarafından üretildiğini kanıtlamayı giderek zorunlu hâle getiriyor. Bununla birlikte, yapay zeka altyapılarının hangi ülkede, hangi yargı alanında konumlandığı da mimariyi belirleyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Egemen yapay zeka ve “coğrafi taşınabilirlik” yaklaşımı, kurumların regülasyon ve jeopolitik risklere karşı daha esnek ve dayanıklı yapılar kurmasını gerektiriyor. “Yapay zeka artık bir teknoloji değil, kurumsal strateji alanı” Raporu değerlendiren TRAI Genel Müdürü Can Sinemli, yapay zekanın geldiği noktayı şu sözlerle özetliyor: “Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji başlığı değil; kurumların rekabet gücünü, dayanıklılığını ve geleceğe hazırlık seviyesini belirleyen temel bir strateji alanı. Bugün asıl farkı yaratan, hangi modeli kullandığınızdan çok, yapay zekayı nasıl yönettiğiniz, nasıl ölçeklediğiniz ve nasıl güvenli hâle getirdiğinizdir. Bu rapor, kurumlara yapay zekayı bir deneme alanı değil, sürdürülebilir ve ölçülebilir bir kurumsal yetkinlik olarak ele almaları için bir yol haritası sunuyor. TRAI’nin “Karar Vericiler için 2026 Yapay Zeka Trendleri” raporu, yapay zekanın artık teknoloji ekiplerinin değil, doğrudan üst yönetimlerin ve karar vericilerin gündeminde yer alması gerektiğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.”

Opera, Opera Neon için Gelişmiş Araştırma Ajanını Duyurdu    Haber

Opera, Opera Neon için Gelişmiş Araştırma Ajanını Duyurdu   

Tarayıcı ve ajan yapay zekâ alanında faaliyet gösteren Opera, yeni nesil yapay zekâ destekli tarayıcısı Opera Neon’a derin araştırma yeteneğine sahip yeni bir ajan AI tarayıcı ekliyor. Opera Deep Research Agent (ODRA) adı verilen bu özellik, tarayıcıya entegre edilen dördüncü ajan olma özelliğini taşıyor ve Opera’nın “ajan taraması” (agentic browsing) vizyonuna olan bağlılığını bir kez daha ortaya koyuyor. Bununla birlikte Opera, kullanıcıların Neon’daki ajanlarla nasıl etkileşim kuracağına ilişkin güncellemeleri de duyurarak, daha sezgisel ve ölçeklenebilir bir ajan tarayıcı mimarisi için önemli bir adım atıyor. Neon Deep Research ile tarayıcı tabanlı araştırma deneyimini bir üst seviyeye taşıyor Bazen internette yaptığımız aramalar, sadece birkaç kedi videosu bulmak kadar basit olabilir. Ancak web üzerindeki çalışma biçimimiz giderek karmaşıklaştıkça, belirli bir konu hakkında derinlemesine araştırma yapmamıza yardımcı olabilecek gelişmiş araçlara olan ihtiyaç da artıyor. İşte tam bu noktada Neon Deep Research devreye giriyor. Opera’nın Yapay Zekâ Motoru (AI Engine), model (LLM) ve araç bağımsız bir yapıda tasarlandı. Bu sayede Gemini ve GPT gibi farklı modellerin güçlü yönlerini bir araya getirmek mümkün hale geliyor. Ayrıca Opera, bu süreci sunucu tarafında paralel olarak yürütüyor, yani karmaşık bir problemi küçük parçalara ayırarak her birini farklı araştırmacılara (researcher) dağıtıyor. Neon Deep Research, çok yakında Opera Neon içerisinde yer alacak dördüncü yapay zeka ajanı olarak kullanıma sunulacak. Testler, ODRA’nın birçok diğer araştırma ajanına kıyasla DeepResearch Bench testinde daha yüksek bir doğru yanıt oranı elde ettiğini gösteriyor. Opera kullanıcıları adına çalışan onlarca ajana sahip bir tarayıcı geliştiriyor Opera, Opera Neon'u geliştirirken kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına hizmet eden üç ayrı ajan tanıttı; Chat, Make ve Do. Bu sayede kullanıcılar, o anki görev için en uygun ajana diledikleri anda kolayca başvurabiliyor. Aynı zamanda gelecekteki ajan sayısı da önemli ölçekte arttırılarak her görev için en uygun ajan, kullanıcı müdahalesine gerek kalmadan otomatik olarak devreye girmesini sağlıyor. Bununla birlikte Opera süreci daha sezgisel hale getiren yeni bir kullanıcı arayüzü de sunuyor. Bu arayüz sayesinde Opera Neon, belirli bir görev için doğru ajan grubu seçilmesine yardımcı oluyor. Opera’nın Tarayıcılardan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Krystian Kolondra, konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Üzerinde çalıştığımız fikir, dahili olarak Symphony adını verdiğimiz bir orkestrasyon katmanı. Bu sistem, kullanıcıların birden fazla yapay zekâ ajanıyla etkileşime geçme biçimini kökten değiştiriyor. Kullanıcıların her ajana ayrı ayrı hâkim olmaya çalışması yerine, tüm bu farklı ajanları yöneten tek bir ana yapay zekâ katmanı yani birleşik bir zekâ sistemi oluşturuyoruz. Bu yalnızca kafa karışıklığını azaltmakla ilgili değil, insan kapasitesini güçlendirmekle ilgili. Elinizin altında 50 farklı uzman ajan olduğunda, her birinin ne yaptığını hatırlamak zorunda kalmamalısınız. Sadece niyetinizi ifade etmeniz yeterli olmalı; sistem geri kalanını sizin için orkestre ederek çözümü oluşturmalı.” dedi. Basitçe anlatılacak olursa: Her bir ajan, tıpkı telefonunuzdaki uygulamalar gibi kendi izinlerine ve ayarlarına sahip olacak.Orkestrasyon katmanı, her ajanın yeteneklerini ve hangi durumda en verimli kullanılacağını anlayacak.Taleplerinizi akıllı bir şekilde doğru ajana veya ajan kombinasyonuna yönlendirecek.Zamanla sizin tercihlerinizi ve çalışma tarzınızı öğrenecek.En önemlisi, hangi durumda süreci kendiliğinden yönetmesi, hangi durumda ise sizin onayınızı ya da girdinizi alması gerektiğini bilecek. Opera Neon’un altyapısında yapılan geliştirmeler Opera Neon, yalnızca basit gezinme görevleri için değil, internette uzun süre vakit geçiren kullanıcılar için bir verimlilik aracı olarak tasarlanıyor. Günümüzde Opera Neon, premium abonelik gerektiren bağımsız bir tarayıcı olarak, dünyanın en gelişmiş yapay zeka araçlarından bazılarını kullanıcılarına sunuyor. Yakın zamanda aboneler OpenAI’ın SORA 2 ve Google’ın Nano Banana modellerine erişim sağlayabilecek. Bu deneyim Google’ın Veo 3.1 modeliyle de destekleniyor. Tüm bu gelişmeler, Opera’nın, kullanıcılarına en ileri teknolojiye sahip ve en güçlü yapay zekâ destekli tarayıcı deneyimini sunma konusundaki kararlılığını açıkça ortaya koyuyor. Opera Tarayıcı Ailesinde Opera Neon Opera, sistemlerinde varsayılan olanla yetinmeyip farklı bir deneyim arayan 300 milyon kullanıcının tercihi olmaktan gurur duyduklarını ve diğer birçok şirketten farklı olarak tarayıcı geliştirmeye odaklanarak “tek beden herkese uyar” yaklaşımının herkes için işe yaramadığını belirtiyor. Aynı zamanda amiral gemileri Opera One, daha keyifli bir gezinti deneyimi yaşamak isteyen kullanıcılar için özenle tasarlanıyor. Opera GX ve Opera Air ise, kendi hedef kitleleri için bir tarayıcının ne anlama gelebileceğini yeniden tanımlıyor. Tüm Opera tarayıcıları, ücretsiz, gelişmiş ve model bağımsız (LLM agnostic) bir yapay zekâ çözümüyle geliyor. Opera Neon, web taramasının geleceğini şekillendirmeye katkıda bulunmak isteyen, ileri düzey ve yüksek beklentilere sahip kullanıcılar için özel olarak tasarlanarak Opera tarayıcı ailesini tamamlıyor. Bu kullanıcılar için yapay zekâ ajanları, tarayıcı deneyimlerinin merkezinde yer alıyor. Opera Neon’da fiyatlandırma ve erişilebilirlik Opera Neon şu anda erken erişim programı kapsamında yalnızca davetli kullanıcılar için erişilebilir durumda. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.