Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapılaşma

Kapsül Haber Ajansı - Yapılaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapılaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Biyolojik Çeşitlilik Kaybı Yaşam Sistemlerini Tehdit Ediyor Haber

Biyolojik Çeşitlilik Kaybı Yaşam Sistemlerini Tehdit Ediyor

Her gün kuş seslerinin azaldığı, arıların uğultusunun daha seyrek duyulduğu bir sabaha uyanıyoruz. Dereler kuruyor, toprak verimini kaybediyor... Doğadaki kayıplar bir anda gerçekleşmiyor; sessizce büyüyor. Her kayıp, doğanın dengesini bozarken insanlığın geleceğine uzanan daha büyük bir kırılmaya dönüşüyor. Bilim insanlarının ortaya koyduğu veriler, kaybın boyutunu açıkça gösteriyor. Tatlı su ekosistemlerinde kayıp yüzde 85’e ulaştı. Omurgalı tür popülasyonlarında son 50 yılda yüzde 73 azalma yaşandı. Dünya üzerindeki yaklaşık 1 milyon tür ise yok olma riskiyle karşı karşıya. Toprağı besleyen canlılar, suyu temizleyen ekosistemler, bitkileri çoğaltan tozlayıcı canlılar, iklimi dengeleyen ormanlar birer birer yok oluyor. İşte biyolojik çeşitlilik dediğimiz; yaşamı ayakta tutan bu ağın kendisi. İnsan da o ağın dışında değil; onun bir parçası. Ancak iklim krizi, arazi tahribatı, kirlilik, aşırı tüketim ve doğal yaşam alanlarının yok edilmesi nedeniyle dünya üzerindeki bu yaşam ağı her geçen gün daha kırılgan hale geliyor. "Tür kaybı, doğal yok oluş hızının 1000 katına ulaştı" TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, son yıllarda giderek derinleşen biyolojik çeşitlilik kaybının insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Biyolojik çeşitlilik yalnızca doğadaki canlıların zenginliği değil; insan yaşamının devamlılığını sağlayan görünmez sistemin temelidir. Dünyadaki ağaç türlerinin yüzde 38’inin nesli tehdit altında. Fosil kayıtlarına dayanan bilimsel araştırmalara göre, bugün tür kayıpları doğal yok oluş hızının yaklaşık 1000 katına ulaştı. Bu veriler, yaşamı ayakta tutan doğal sistemlerin kritik bir kırılma noktasına yaklaştığını gösteriyor. Kaybettiğimiz her türle birlikte aslında geleceğimizin bir parçasını da kaybediyoruz.” Ataç, biyolojik çeşitliliğin korunmasının iklim kriziyle mücadele açısından büyük öneme sahip olduğunu belirterek “Şunu asla unutmamalıyız; biyolojik çeşitlilik; temiz suya erişimden sağlıklı gıdaya, doğal afetlere karşı dirençten iklimin dengesine kadar yaşamın sürdürülebilirliğini doğrudan etkiliyor. Doğa yalnızca korunması gereken bir alan değil, korunması gereken bir yaşam sistemi. Ormanlar, sulak alanlar, meralar ve tüm doğal ekosistemler; canlı türleriyle birlikte insanlığın geleceğini de ayakta tutuyor. Bu nedenle doğayı korumak artık bir tercih değil, ortak sorumluluğumuz.” uyarısında bulundu. Yerelde korunan her yaşam alanı dünyanın geleceğini etkiliyor Türkiye, üç farklı bitki coğrafyasının kesiştiği, endemik türler açısından önemli ülkeler arasında yer alıyor. Ancak korunan alanların ülke yüzölçümüne oranı yalnızca yüzde 14 düzeyinde; bu oran yüzde 17 olan dünya ortalamasının altında kalıyor. Artan madencilik faaliyetleri, plansız yapılaşma, arazi tahribatı ve doğal alanlar üzerindeki baskılar biyolojik çeşitlilik açısından ciddi riskler oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında kabul edilen, Türkiye’nin de imzacı olduğu ve “biyolojik çeşitliliğin Paris Anlaşması” olarak tanımlanan Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi, 2030 yılına kadar korunan alanların yüzde 30’a çıkarılmasını ve tahrip edilmiş ekosistemlerin yüzde 30’unun restore edilmesi hedefliyor. Bu hedefler, bu yılın teması olan “Küresel etki için yerel hareket” çağrısıyla da doğrudan örtüşüyor. Yerelde korunan bir mera, yaşatılan sulak alan ya da koruma altına alınan bir tür yalnızca bulunduğu bölgeyi değil, dünyanın ortak yaşam ağını da güçlendiriyor. “Dünyanın kendini yenileme kapasitesinden 1,5 kat fazlasını tüketiyoruz” Deniz Ataç, doğayı korumanın yalnızca kurumların ya da devletlerin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayarak “Bugünkü tüketim düzeyi, dünyanın kendini yenileyebilme kapasitesinin yaklaşık 1,5 katına ulaştı. Doğanın yalnızca tüketilecek bir kaynak ya da ham madde deposu olarak görülmesi ekosistemlerle birlikte insan yaşamını da tehdit ediyor. Bu nedenle her bireyin tüketim alışkanlıklarını gözden geçirmesi ve doğayla daha dengeli bir yaşam kurması büyük önem taşıyor. Evlerimizden başlayacak hareket, yerel düzeyde alınacak bir önleme oradan ise dünyayı etkileyecek bir güce dönüşebilir.” dedi. Ataç, TEMA Vakfı’nın kurucularından merhum A. Nihat Gökyiğit’in ismini taşıyan Biyolojik Çeşitlilik Projesi ile toplumda biyolojik çeşitlilik farkındalığının yaygınlaştırılması başta olmak üzere ülkemizde korunan alanların artırılması ve doğal yaşam alanlarını tehdit eden uygulamalara karşı doğa koruma politikalarının güçlendirilmesi için faaliyetler gerçekleştirdiklerini söyleyerek doğanın hâlâ kendini yenileme gücüne sahip olduğunu ifade etti. “Bir tohum hâlâ filizlenebilir, bir dere yeniden canlanabilir, bir orman yeniden nefes olabilir. Yerelde atılan her koruma adımı; bir türü, bir ekosistemi, bir su varlığını ve aslında ortak geleceğimizi koruyor. Dünya sessizleşmeden harekete geçmek hâlâ mümkün.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülke ve Aile Ekonomisi için En Değerli Yatırım Isı Yalıtımı  Haber

Ülke ve Aile Ekonomisi için En Değerli Yatırım Isı Yalıtımı 

Türk Ytong Genel Müdürü Agah Durukal “ısınmaya ayrılan bütçeyi azaltmak için enerjiyi verimli kullanmak ve tasarruf imkanlarını geliştirmek zorundayız” diyerek ısı yalıtımının hem ülke hem de aile ekonomisi için çok önemli olduğunun altını çizdi. Enerji, insan hayatı ve üretim süreçlerinin temel unsurlarından birisi olarak sosyal ve ekonomik düzenin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip. Enerji tedariğinin zorlaştığı ve maliyetinin hızla arttığı günleri yeniden yaşıyoruz. Isınmak için harcadığımız giderleri azaltabilmek için enerjiyi daha verimli kullanmak ve tasarruf etmek zorundayız. Yetersiz ısı yalıtımı nedeniyle ciddi enerji kayıpları yaşanıyor Ülkemizde konutlarda önde gelen sorunlardan biri ısı yalıtımının yetersizliği ve bunun neden olduğu konfor eksikliği. TÜİK raporlarına yansıyan verilere göre nüfusun yaklaşık üçte biri (%28,8) sızdıran çatılar, nemli duvarlar ve çürümüş pencere çerçevelerinin yarattığı sorunlarla yaşıyor. Yine nüfusun yüzde 27,9'u konutunda eksik izolasyon kaynaklı ısınma sorununun getirdiği sıkıntıları çekiyor. Kentleşme ve yapılaşma hızı, iklim değişikliğinden kaynaklanan yüksek sıcaklıklar ve artan soğuklara bağlı olarak hem yaz hem de kış aylarında ihtiyaç duyduğumuz enerji sürekli artıyor. Enerjiyi ve enerji üretmeye yönelik kaynakları verimli kullanmak için bir yanda yeni inşa edilecek yeni yapılarda doğru malzemeleri tercih ederken, diğer yandan mevcut yapılarımızı daha iyi yalıtmamız şart. Isı yalıtımı hem ülke hem de aile ekonomisi için çok önemli Türk Ytong Genel Müdürü Agah Durukal, 62 yıldır Türkiye’de binalarda ısı yalıtımı yoluyla enerji tasarrufu sağlanması ve sağlıklı mekanlarda yaşam sürülmesi konusunda çalıştıklarının altını çizerek şunları söyledi: “Türkiye’de İstanbul, Kocaeli, Bilecik, Antalya Tekirdağ’da beş fabrikamızda ve Gaziantep’deki iştirakimiz aracılığıyla dünya standartlarında üretim yapıyor, ülke ekonomisine katkı sağlıyoruz. Isı yalıtımına sahip ürünlerimiz ile binalarda ısınma kaynaklı enerji kayıplarını önleyerek, doğalgaz ve elektrik faturalarından tasarruf edilmesine yardımcı oluyoruz. Ytong kullanımı ile elde edilen ısı tasarrufu sayesinde geçen 62 yıldasağlanan döviz tasarrufu 11,5 milyar doların üzerinde. Emeğimiz sonucunda ülke ekonomisine katkı sunmanın gururunu yaşıyoruz. Enerji verimliliği artık bir tercih değil zorunluluk Türkiye’nin sahip olduğu enerjinin yaklaşık yüzde 40’ı konutları ısıtmak için kullanılıyor. Ytong ürünleri hafifliği ile yapılara daha az yük binmesini sağlayarak deprem güvenliğini artırırken yüksek ısı yalıtımı performansı ile duvarlarda ilave ısı yalıtım uygulaması gerekmeksizin binaların A sınıfı enerji verimliliğine ulaşmasını kolaylaştırıyor. Doğru malzeme kullanılarak yapılan ısı yalıtımı yıllar boyunca hem ülke hem de aile ekonomisine katkı sağlıyor. Multipor ile doğalgaz ve elektrik faturasından tasarruf Evlerde tüketilen enerjinin, yetersiz ısı yalıtımından, hatalı veya eksik uygulamalardan dolayı önemli ölçüde artıyor. Kullanılan malzemelerin ve ısı yalıtım ürünlerinin sağlayacağı enerji tasarrufuna, insan sağlığına ve iç ortam kalitesine etkisine, uzun yıllar bakım gerektirip gerektirmediğine ve yangın açısından risk taşıyıp taşımadığına özellikle bakılması gerekiyor. Binalara sonradan yapılan mantolama uygulamalarında da dikkatli olunmalı. Yalıtım malzemesinin doğru uygulanması en az malzeme seçimi kadar önemli. Türk Ytong olarak binaların nefes almasına olanak tanıyan, mineral esaslı ve yanmaz Multipor Isı Yalıtım Levhasıürünümüzle binalardaki ısı yalıtımı uygulamalarına akılcı, ekonomik ve sağlıklı çözümler üretiyoruz. Multipor’u tamamen doğal ve yerli hammaddelerle üretiyoruz. Multipor, mineral esaslı olması nedeniyle kullanıldığı binaların nefes almasına olanak sağlıyor, iç ortam nemini düzenleyerek duvarlarda nem ve küf oluşumunu engelliyor. A1 sınıfı yanmaz özellikteki bu ürünümüz, cephe yangınına neden olmadığı için yüksek katlı binaların mantolanmasında da son derece güvenli bir ısı yalıtım çözümü sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Nilüfer’de Kentsel Dönüşümde Yeni Model Haber

Bursa Nilüfer’de Kentsel Dönüşümde Yeni Model

Nilüfer’de ilk defa belediye tarafından uygulanacak kentsel dönüşüm çalışmasının tanıtım toplantısında konuşan Başkan Şadi Özdemir, “Amacımız hızlı değil, yarım kalmayan güvenli bir dönüşüm” dedi. Ülke tarihimizin en büyük doğal felaketlerinden olan 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri’nin 3’üncü yıl dönümünde Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi’nde düzenlenen toplantıda, Nilüfer Belediyesi’nin kentsel dönüşüm ve afet hazırlıkları ele alındı. Toplantıya Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Baran Güneş, CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin ile Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. NİLÜFER TARİHİNDE İLK BÖLGESEL DÖNÜŞÜM Toplantıda yapılan sunumda, Nilüfer Belediye Meclisi’nin Kasım 2025’te oybirliğiyle aldığı kararla Barış Mahallesi’nde 1,17 hektarlık ve Esentepe Mahallesi’nde 10,22 hektarlık olmak üzere toplam 11,39 hektarlık iki bölgenin “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı” ilan edildiği duyuruldu. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden sağlanan yetki devriyle gerçekleştirilen bu adım, Nilüfer Belediyesi tarihinde bölgesel ölçekte ilk kentsel dönüşüm uygulaması olma özelliği taşıyacak. Sunumda, kentsel dönüşümün iki mahalleyle sınırlı tutulmayacağının bilgisi de paylaşıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin kentsel dönüşüm strateji belgesi çalışmaları kapsamında ilçe genelinde 26 riskli bölge belirlendi. Bu bölgeler risk düzeyi, aciliyet ve uygulanabilirlik kriterlerine göre önceliklendirildi. Dönüşüm çalışmalarının ilk etapta yapılaşma geçmişi daha eski ve zemin riskleri belirgin olan doğu hattındaki Barış Mahallesi ile İhsaniye-Esentepe-Karaman hattından başlanacağı duyuruldu. NİLKENT KENTSEL DÖNÜŞÜM A.Ş. KURULDU Nilüfer Belediyesi, kentsel dönüşüm sürecini yürütmek üzere Nilkent Kentsel Dönüşüm A.Ş.’yi kurdu. Belediye bünyesinde ayrıca ilk olarak Kentsel Tasarım Müdürlüğü kuruldu ve Kentsel Dönüşüm Bürosu da faaliyete geçirildi. Böylece uzlaşma, sözleşme, uygulama ve denetim süreçleri tek merkezden, şeffaf biçimde yürütülecek. Başkan Şadi Özdemir, modelin 1990’da Ankara’da uygulanan Portakal Çiçeği Vadisi kentsel dönüşüm projesinden esinlendiğini belirtti. O dönem Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olan Murat Karayalçın ile projenin genel müdürlüğünü yapan Faruk Göksu’nun da Nilüfer’deki kentsel dönüşüm çalışmalarına fahri danışmanlık yapacağını açıkladı. “VATANDAŞLA YÜKLENİCİ KARŞI KARŞIYA GELMEMELİ” Parsel bazlı kentsel dönüşümün sorunu çözemediğini uzun süredir dile getirdiğini vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Belki binayı sağlamlaştırıyorsunuz ama o binanın altından ne geçiyor? Oraya kimse bakmıyor. Bir de onu yükselterek yaşam kalitesini düşürüyoruz” dedi. Geçmişte vatandaşla yüklenici firmaların doğrudan karşı karşıya bırakılmasının ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Şu anda evlerinde olmayan, 8 – 9 senedir yapısı tamamlanmamış, belediyeden ruhsat almamış kaçak yapılar var. Vatandaşlar evsiz durumda, evlerinin bitmesini bekliyorlar” diye konuştu. Başkan Şadi Özdemir, yeni modelde vatandaşla sözleşmeleri ve birebir görüşmeleri belediyenin üstleneceğini, inşaat işlerini belediye şirketinin yürüteceğini anlattı. Vatandaşın muhatabının artık belediye olacağını belirterek şunları söyledi: “Vatandaş işine bakar, muhatabı belediyedir ve günün sonunda belediye o işi bitirip vatandaşlara hak sahibi olarak verir.” BARIŞ MAHALLESİ PİLOT BÖLGE OLARAK BELİRLENDİ Dönüşüme Barış Mahallesi’nden başlanacağının bilgisini veren Başkan Şadi Özdemir, bu tercihte mahalledeki mülkiyet sayısının az olması ve yapıların daha zayıf durumda bulunmasının belirleyici olduğunu söyledi. Başkan Şadi Özdemir, “Birkaç vatandaş oradaki mülkiyetin yüzde 50’sinden fazlasına sahip. Hem de oradaki yapılar daha zayıf “ dedi. Başkan Şadi Özdemir, Barış Mahallesi’ndeki dönüşümde taşınmazlarda yapı bulunup bulunmadığı, yapının niteliği ve kat sayısına bakılarak bir dönüşüm planlandığını ve vatandaşa fazla yük çıkarılmadan sürecin tamamlanabileceğini ifade etti. Barış Mahallesi’ndeki kentsel dönüşüm projesinin uzlaşma, planlama ve uygulama süreçleriyle birlikte yaklaşık 24 ay içinde tamamlanması öngörülüyor. Ardından İhsaniye – Karaman – Esentepe hattında yaklaşık 70 hektarlık geniş ölçekli alana 4 etap halinde geçilecek. BAŞKÖY’E DEPREM LOJİSTİK MERKEZİ PLANLANIYOR Toplantıda kentsel dönüşümün yanı sıra afet hazırlıkları da ele alındı. Başkan Şadi Özdemir, 6 Şubat depremlerinde saha edindiği gözlemleri paylaşarak, afet sonrasının en az kadar deprem kadar yıkıcı olabildiğini vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, “Bir deprem oluyor, arkadan üç-beş gün başka bir deprem daha oluyor. Gözünün önünde kurtarılacak var, alet yok, insanlar annesini, kardeşini, çocuğunu kaydediyor” dedi. Olası bir Marmara depreminde İstanbul’un da etkileneceğini ve Bursa’nın başlangıçta yeterli destek alamayabileceğini belirten Başkan Şadi Özdemir, Başköy’de 300 dönümlük hazineye ait bir alanda deprem lojistik merkezi kurulması için talepte bulunduklarını açıklayarak, “Merkezde arama-kurtarma ekipmanları, gıda stokları, geçici barınma malzemeleri, iş makineleri parkı ve TIR parkını bir arada planladık. Bir afet durumunda burada bulunan merkezden ihtiyaçları karşılayabileceğiz” diye konuştu Başkan Şadi Özdemir konuşmasını, “İnşallah başarılı oluruz, başkalarına da örnek oluruz” diyerek tamamladı. Advertorial

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.