Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapısal Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Yapısal Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapısal Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadın CEO'lar Cam Tavanları Kırıyor Haber

Kadın CEO'lar Cam Tavanları Kırıyor

Rapora göre, kadın CEO'lar tarafından yönetilen şirketler; yönetim kurullarına ve üst yönetim kademelerine kadınların atanmasında, erkek CEO'lar tarafından yönetilen şirketlere kıyasla açık ara daha başarılı performans gösteriyor. Araştırma, kadın CEO'ların şirketlerde güçlü bir "çarpan etkisi" yaratarak liderlik kadrolarında çeşitliliği hızlandırdığını ortaya koyuyor. Dünya genelinde "Kadınlar için Davos" olarak anılan ve 4-6 Haziran tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek Küresel Kadın Zirvesi öncesinde, "Kadın CEO'lar: Yönetim Kurullarına ve Üst Yönetim Kademelerine Açılan Kapılar" başlıklı 2026 Küresel Kadın Direktörler Raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Kurumsal Kadın Direktörler Uluslararası (Corporate Women Directors International – CWDI) tarafından hazırlanan araştırma, kadın CEO'ların şirketlerde liderlik dönüşümünü hızlandıran en önemli faktörlerden biri olduğunu ortaya koydu. Araştırma kapsamında incelenen 3.222 büyük ölçekli halka açık şirketin yalnızca 215'inde, yani yüzde 6,7'sinde kadın CEO bulunuyor. Ancak rapor, sayıları sınırlı olsa da kadın CEO'ların görev yaptığı şirketlerin yönetim kurullarında ve üst yönetim ekiplerinde kadın temsilini önemli ölçüde artırdığını gösteriyor. Kadın CEO Etkisi: Rakamlar Ne Söylüyor? Rapora göre bir şirketin başına kadın CEO geçtiğinde, liderlik kademelerinde dikkat çekici bir dönüşüm yaşanıyor. Kadın CEO'ların görev yaptığı şirketlerde kadın yönetim kurulu üyelerinin oranı yüzde 38,3'e ulaşırken, bu oran küresel ortalamada yüzde 28,9 seviyesinde kalıyor. Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise CEO değişimlerinde ortaya çıkıyor. Erkek bir CEO'nun ardından göreve gelen kadın CEO'ların liderliğinde, yönetim kurullarındaki kadın oranı ortalama yüzde 34,5'ten yüzde 56,1'e yükseliyor. Üst Yönetimde de Güçlü Bir Dönüşüm Yaşanıyor Kadın CEO etkisi yalnızca yönetim kurullarıyla sınırlı kalmıyor. Kadın CEO'lar tarafından yönetilen şirketlerde üst düzey kadın yöneticilerin oranı yüzde 36,8'e ulaşırken, küresel ortalama yüzde 21 seviyesinde bulunuyor. Eşit Temsile Ulaşan Şirketlerin Sayısı Artıyor Rapor, kadın CEO'ların görev yaptığı şirketlerin cinsiyet dengesi konusunda önemli ilerlemeler kaydettiğini ortaya koyuyor. Kadın CEO'ların yönettiği şirketlerin yaklaşık dörtte birinde yönetim kurulları kadın-erkek eşitliğine ulaşmış veya kadın çoğunluğa sahip hale gelmiş durumda. Benzer şekilde, bu şirketlerin yüzde 22,3'ünde üst yönetim ekiplerinin en az yarısını kadınlar oluşturuyor. CWDI'nin büyük ölçekli şirketler arasında belirlediği "İlk 10" listesinde yer alan kadın CEO'lu şirketlerin tamamında kadın yönetim kurulu üyeleri çoğunlukta bulunuyor. Kadın Liderler Kadın Liderler Yetiştiriyor Araştırma, kadın liderlerin sürdürülebilir bir liderlik kültürü oluşturduğunu da ortaya koyuyor. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Hollanda merkezli Wolters Kluwer oldu. Uzun yıllar CEO olarak görev yapan Nancy McKinstry'nin ardından Şubat 2026'da göreve Stacy Caywood getirildi. Bir diğer örnek ise Hong Kong merkezli Hang Seng Bank oldu. Mevcut CEO Luanne Lim, daha önce CEO olarak görev yapan Diana Cesar'ın yerini aldı. Cesar da görevi daha önce Louisa Cheang'dan devralmıştı. Böylece banka üst üste üç dönem boyunca kadın CEO tarafından yönetilmiş oldu. Kota Uygulamaları Tek Başına Yeterli Değil Raporun dikkat çeken bir diğer bulgusu ise yönetim kurulu kotalarına ilişkin oldu. Dünya genelinde 45 ülke ve Avrupa Birliği, kadınların yönetim kurullarındaki temsilini artırmak amacıyla kota uygulamaları yürütüyor. Ancak araştırma, bu düzenlemelerin kadın CEO sayısını artırmada doğrudan etkili olmadığını ortaya koyuyor. Buna göre kota uygulaması bulunmayan ülkelerde kadın CEO oranı yüzde 8,4 seviyesindeyken, kota uygulayan ülkelerde bu oran yüzde 4,5 olarak ölçüldü. Bununla birlikte, kota uygulamalarının bulunduğu ülkelerde görev yapan kadın CEO'ların üst yönetim ekiplerinde çeşitliliği artırma konusunda daha başarılı olduğu görüldü. "Kadın CEO'lar Sembolik Değil, Yapısal Dönüşümün Motoru" CWDI Başkanı Irene Natividad, araştırma sonuçlarını değerlendirirken şunları söyledi: "Veriler son derece açık. Kadın CEO'lar yalnızca sembolik liderler değil; kurumlarda yapısal dönüşüm yaratan güçlü değişim aktörleri. Çoğu zaman göz ardı edilen yetenek havuzlarını görünür hale getiriyor ve yeni liderlerin yetişmesine katkı sağlıyorlar. Ayrıca çok sayıda küresel araştırma, kadın liderliğinin daha yüksek finansal performans ve daha güçlü risk yönetimi ile ilişkili olduğunu gösteriyor." Kadın Liderliği Finansal Performansı da Destekliyor Raporda yer verilen güncel araştırmalar, kadın liderliğinin yalnızca eşitlik açısından değil, şirket performansı açısından da önemli avantajlar sunduğunu gösteriyor. 2025 yılında yayımlanan araştırmalara göre: Cinsiyet çeşitliliğine sahip yönetim kurulları ve liderlik ekipleri bulunan şirketlerin, piyasa dalgalanmalarının yoğun olduğu dönemlerde daha yüksek kârlılık açıklama olasılığı yüzde 21 daha yüksek.Kadın CEO'lar tarafından yönetilen şirketler, hisse performansı açısından da birçok pazarda genel endekslerin üzerinde sonuçlar elde ediyor. CWDI'den Şirketlere Dört Öneri Rapor, kadınların üst düzey liderlik pozisyonlarına erişimini hızlandırmak için şirketlere şu önerilerde bulunuyor: Yüksek potansiyele sahip kadın çalışanların kâr-zarar sorumluluğu ve operasyon yönetimi içeren görevlere atanması. Cinsiyet dengesinin kariyerin ilk yönetim basamaklarından itibaren sağlanması. Mentorluk ve sponsorluk programlarının kurumsal olarak yapılandırılması. Kadın liderliğinin finansal performans üzerindeki olumlu etkisini ortaya koyan araştırmaların yönetim kurulları tarafından daha fazla dikkate alınması. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İpek Kıraç’tan 8 Mart’ta Dönüşüm Çağrısı Haber

İpek Kıraç’tan 8 Mart’ta Dönüşüm Çağrısı

Suna’nın Kızları’nın kurucusu İpek Kıraç, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında verdiği demeçte, kadınların ve kız çocukların eşit fırsatlara erişiminin demokrasinin, toplumsal ilerlemenin ve barışın geleceğini doğrudan etkilediğini ifade etti. “Eşitlik iyi niyet değil, yapısal dönüşüm meselesi” “Güç paylaşıldığında çoğalır. Çoğalan güç, kimseyi eksiltmeden hepimizi büyütür” diyerek, kadınların karar mekanizmalarında yeterince yer almamasının toplumsal sonuçlarına işaret eden Kıraç, “Kadınlar karar mekanizmalarında olmadığında toplumsal ilerleme eksik kalır, demokrasi zayıflar, barış kırılganlaşır” ifadelerine yer verdi. Bugün hâlâ milyonlarca kadın ve kız çocuğun eğitime, güvenli alanlara ve fırsatlara eşit erişemediğini belirten Kıraç, krizler ve savaş dönemlerinde en ağır bedeli kadınların ve kız çocukların ödediğini hatırlattı. “Sorun kadınların yeterince güçlü olmaması değil; gücün, kaynakların ve fırsatların adil dağılmamasıdır. Eşitlik bir iyi niyet meselesi değil, yapısal bir dönüşüm meselesidir” ifadelerini kullanan Kıraç, “Daha adil bir dünya mümkün. Ve o dünyayı, kadınların ve kız çocukların hayalleriyle birlikte kurabiliriz” dedi. Kız çocuklar için, kız çocuklarla birlikte Suna Kıraç’ın eğitim alanındaki vizyonunu yaşatmak amacıyla 2021 yılında, kızı İpek Kıraç tarafından Suna ve İnan Kıraç Vakfı çatısı altında kurulan Suna’nın Kızları; gelişimlerini destekleyici hizmetlere erişimi sınırlı olan 0-18 yaş arası kız çocukların ihtiyaçlarına odaklanıyor. Kolektif etki yaklaşımını benimseyen Suna’nın Kızları; sivil toplum, akademi ve kamu paydaşlarıyla birlikte çalışarak başta kız çocuklar olmak üzere tüm çocukların gelişim ihtiyaçlarını merkeze alan topluluklar oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB, “Sanayinin ve Dönüşümün Yeni Hikâyesi: Çevresel Ürünler” Raporunu Yayımladı Haber

TSKB, “Sanayinin ve Dönüşümün Yeni Hikâyesi: Çevresel Ürünler” Raporunu Yayımladı

TSKB Ekonomik Araştırmalar, Türkiye’nin üretim ve ticaret yapısında giderek daha stratejik bir alan haline gelen çevresel ürünlere ilişkin yeni raporunu yayımladı. “Sanayinin ve Dönüşümün Yeni Hikâyesi: Çevresel Ürünler” başlıklı raporda, Türkiye’nin çevresel ürün üretimini artırmasının üretim desenini daha bilgi yoğun ve yüksek katma değerli ürünlere kaydırabileceği vurgulanıyor. Raporda Türkiye’nin çevresel ürünlerdeki konumu; ihracat performansı, Avrupa Birliği pazarındaki payı ve ekonomik kompleksite göstergeleri üzerinden analiz ediliyor. Raporda öne çıkan satır başları şöyle sıralanıyor: • OECD’nin son güncellemesine göre çevresel ürünler 345 sanayi ürününü kapsıyor. Yenilenebilir enerji ekipmanlarından atık ve su yönetimi teknolojilerine uzanan bu ürün grubu, hem ekosistem dostu dönüşüm için temel girdileri sağlıyor hem de daha bilgi yoğun üretimi temsil ediyor. • Türkiye’nin çevresel ürün ihracatı 2025 yılı üçüncü çeyrek itibarıyla yıllıklandırılmış verilerle 31,5 milyar dolara ulaştı. Çevresel ürün ihracatı diğer ürün gruplarına kıyasla daha hızlı büyürken, ihracat birim fiyatlarındaki artış da daha güçlü seyrediyor. • Türkiye’nin toplam ihracatı içinde çevresel ürünlerin payı 2025 üçüncü çeyrek itibarıyla yıllıklandırılmış verilere göre yaklaşık %12 seviyesine ulaştı. Öte yandan çevresel ürünlerin AB ithalatından aldığı pay da bilhassa 2017 yılından sonra ivmeli bir artış ile dikkat çekiyor. • Ekonomik Kompleksite Atlası metodolojisi kullanılarak yapılan analizler, çevresel ürünlerin diğer ürünlere kıyasla daha kompleks ve üretken bilgi yoğun olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’nin henüz rekabet gücünün bulunmadığı yeni çevresel ürünlerin dahi diğer yeni ürünlere göre daha sofistike olduğu görülüyor. • Çevresel ürünleri üretmek için gerekli yetenek stokunun, diğer ürün gruplarına kıyasla daha fazla yeni ürüne geçiş imkânı sunduğu değerlendiriliyor. Türkiye daha fazla çevresel ürün üreterek hem diğer ürünleri üretmede kullanabileceği yetenekleri kazanabilir hem de üretim desenini daha bilgi yoğun ürünlere kaydırabilir. • Çevresel ürünlerde rekabet gücünün artırılması; Türkiye’nin ihracat artışı, yapısal dönüşüm yönünde yetenek birikimi ve ekosistem dostu küresel dönüşüm için gerekli girdilerin üretimi olmak üzere üç temel alanda katkı sağlayabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor Haber

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor. “CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu: “Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.” “Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” Yıldırım, geri dönüşüm sektörünün yeni dönemde daha stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayarak Saytek’in attığı adımı şu sözlerle anlattı: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz. Karbon yükümlülüğü bulunan firmalar için doğrulanmış sertifikalar artık stratejik bir ihtiyaç niteliği taşıyor.” “Global pazarda güçlü konum sağlıyor” Karbon düzenlemelerinin küresel ölçekte yaygınlaştığına dikkat çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Karbon performansı artık yalnızca Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, global pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor. Geri dönüşüm ve düşük karbon üretim modelleri, küresel rekabette önemli bir referans noktası oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor Haber

Sertifikalı Üretim Global Rekabette Avantaj Sağlıyor

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği ve kamuoyunda sınırda karbon vergisi olarak bilinen Carbon Border Adjustment Mechanism (CBAM), 1 Ocak itibarıyla mali yükümlülükleriyle birlikte uygulanmaya başladı. Yeni düzenleme ile birlikte Avrupa’ya ihracat yapan firmalar için karbon emisyonu artık yalnızca çevresel bir gösterge değil, doğrudan maliyet hesaplarının bir parçası haline geldi. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ek yükümlülüklerle karşılaşırken, düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan firmalar rekabette önemli bir avantaj elde ediyor. “CBAM sanayide yapısal dönüşüm başlattı” Geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret A.Ş., sürdürülebilir üretim modeliyle karbon azaltımı sağlayan ve bu azaltımı uluslararası standartlarla belgelendiren şirketler arasında yer alıyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, karbon düzenlemesinin yalnızca mali bir uygulama olmadığını, sanayide köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şöyle konuştu: “Sınırda karbon vergisiyle birlikte Avrupa pazarı artık üretimin sadece fiyatına ve kalitesine değil, karbon performansına da bakıyor. Bu değişim özellikle geri dönüşüm ve plastik sektöründe oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Önümüzdeki dönemde ihracatçı firmalar için karbon ayak izini ölçmek, raporlamak ve azaltmak bir tercih değil, zorunluluk olacak. Karbon maliyetini yönetemeyen şirketler rekabette zorlanacak; düşük karbonlu üretim yapan ve bunu uluslararası standartlarla belgelendiren firmalar ise daha güçlü bir konuma gelecek. Biz bu süreci yalnızca bir vergi uygulaması olarak değil, sanayide kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.” “Karbon azaltımı artık ekonomik değere dönüşüyor” Yıldırım, geri dönüşüm sektörünün yeni dönemde daha stratejik bir konuma yükseldiğini vurgulayarak Saytek’in attığı adımı şu sözlerle anlattı: “Geri dönüşüm sektörü karbon azaltımının en somut üretim modellerinden birini sunuyor. Biz Saytek olarak yılda 16 bin 500 ton karbon azaltımı sağlıyoruz ve bu azaltımı uluslararası bağımsız standartlarla belgelendirdik. 2022’den bu yana biriktirdiğimiz karbon azaltımlarımızı sertifikalandırarak piyasaya sunduk. Böylece karbonun yalnızca çevresel bir gösterge olmadığını, aynı zamanda ekonomik değere dönüşen bir varlık haline geldiğini gösteriyoruz. Karbon yükümlülüğü bulunan firmalar için doğrulanmış sertifikalar artık stratejik bir ihtiyaç niteliği taşıyor.” “Global pazarda güçlü konum sağlıyor” Karbon düzenlemelerinin küresel ölçekte yaygınlaştığına dikkat çeken Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı: “Karbon performansı artık yalnızca Avrupa ile sınırlı bir kriter değil. Japonya ve diğer gelişmiş pazarlarda da giderek belirleyici hale geliyor. Bu nedenle düşük karbonlu ve sertifikalı üretim yapan şirketler yalnızca Avrupa’da değil, global pazarda da avantaj elde ediyor. Uluslararası standartlarla belgelendirdiğimiz karbon azaltımlarımız, ihracatçılar için sürdürülebilir tedarik zincirlerinin güçlü bir parçası haline geliyor. Geri dönüşüm ve düşük karbon üretim modelleri, küresel rekabette önemli bir referans noktası oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

1 Milyar 200 Milyon Muayene! Sağlıkta Rekor mu, Tükeniş mi? Haber

1 Milyar 200 Milyon Muayene! Sağlıkta Rekor mu, Tükeniş mi?

Ancak uzmanlara göre bu tablo yalnızca erişilebilirliğin değil, aynı zamanda sistem üzerindeki baskının da göstergesi. Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, muayene sayılarındaki artışın sağlık çalışanlarının omuzlarına binen yükü görünür kıldığını belirtti. Son günlerde kamuoyunda sıkça dile getirilen “85 milyonluk ülkede 1 milyar 200 milyon muayene” verisi, sağlık sisteminin erişim kapasitesini gösteren bir istatistik olmanın ötesinde; hizmet kalitesi, hekim başına düşen hasta sayısı, randevu süreleri ve sağlık çalışanlarının artan iş yükü açısından yeni bir tartışma başlatmış durumda. Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, muayene sayısındaki artışın tek başına başarı göstergesi olarak sunulamayacağını belirterek, “Bu sayı, sağlık çalışanlarının olağanüstü fedakârlığının göstergesidir. Ancak aynı zamanda sistemin üzerindeki baskının da açık bir göstergesidir.” Dedi. Dakikalarla Sınırlanan Muayeneler Artan başvuru sayıları nedeniyle hekim başına düşen hasta sayısının yükseldiğine dikkat çeken Özlem Akarken, randevu sürelerinin daralmasının hizmet kalitesini doğrudan etkilediğini ifade ederek, “Bir hastaya ayrılan sürenin 5-10 dakikaya sıkıştığı bir düzende; detaylı değerlendirme, koruyucu hekimlik ve nitelikli iletişim zarar görür. Bu durum hem hasta memnuniyetini hem de çalışan sağlığını etkiler.” Açıklamasını yaptı. İş Yükü Artıyor, Tükenmişlik Derinleşiyor Yüksek muayene sayılarının yalnızca hekimleri değil; hemşireleri, teknikerleri, sosyal hizmet uzmanlarını ve tüm sağlık kurum çalışanlarını etkilediğini vurgulayan Akarken, sistemin ekip yükü üzerine kurulu olduğunu belirterek, “Sağlık hizmeti bir bütündür.” Dedi. Aynı zamanda artan yoğunluğun tüm meslek gruplarına yansıdığına dikkat çekerek, tükenmişlik sendromu, mesleki motivasyon kaybı ve hata risklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Sağlıkta Artık Nitelik Konuşulmalı” Sağlık sisteminde artan muayene sayıları ve yoğunluk tartışmaları sürerken, Sahim-Sen yapısal dönüşüm çağrısında bulundu. Sendikaya göre “85 milyonluk ülkede 1 milyar 200 milyon muayene” verisi yalnızca erişimi değil, aynı zamanda artan iş yükünü ve kalite üzerindeki baskıyı da gösteriyor. Bu nedenle sistemin nicelik odaklı değil, sürdürülebilirlik ve hizmet kalitesi merkezli yeniden ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, randevu planlamasının bilimsel kriterlerle düzenlenmesi, hekim ve sağlık kurum çalışanı sayısının artırılması ile iş yükünü azaltacak organizasyonel iyileştirmelerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Özlem Akarken, “1 milyar 200 milyon muayene bir sayı olabilir; ancak asıl mesele bu hizmetin ne kadar nitelikli, güvenli ve sürdürülebilir olduğudur. Sağlıkta artık nicelik değil, nitelik konuşulmalıdır.” Dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ANTGİAD'ın Konuğu Fikret Orman Oldu Haber

ANTGİAD'ın Konuğu Fikret Orman Oldu

Toplantının onur konuğu; Beşiktaş Jimnastik Kulübü’ne modernleşme hamleleri kazandıran, UEFA başarılarıyla adından söz ettiren ve Vodafone Park stadyumunu hayata geçiren geçmiş dönem Beşiktaş başkanlarından iş ve spor insanı Fikret Orman oldu. Kahvaltı eşliğinde gerçekleşen etkinlikte, ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş’ın yaptığı açılış konuşması büyük beğeni topladı. Konuşmasında ANTGİAD’ın girişimcilik, eğitim, kadın liderliği ve genç istihdamı alanlarındaki projelerini ayrıntılarıyla anlatan Yavaş, sosyal sorumluluk faaliyetlerinin dernek için temel bir değer olduğunun altını çizdi. “ TEMİZ TOPLUM, TEMİZ SİYASET, TEMİZ SPOR “ Yavaş konuşmasında ayrıca, son dönemde Türkiye’nin gündeminde yer alan “temiz toplum, temiz iş dünyası ve temiz spor” başlıklarına dikkat çekerek yasa dışı bahis ve şike tartışmalarına vurgu yaptı. Yavaş, “Alın teri kutsaldır. Emek kutsaldır. Rekabet sahada olmalıdır. Şeffaflık ve adalet hem iş dünyasının hem sporun temel taşıdır. Diliyoruz ki spor camiası arınmış ve hak edenin kazandığı adil bir iklime kavuşsun.” ifadelerini kullandı. Fikret Orman’la Liderlik, Spor Yönetimi ve İş Dünyası Üzerine Derin Bir Söyleşi Açılış konuşmasının ardından sahneye davet edilen Fikret Orman, Başkan Ercan Yavaş’ın sorularını büyük bir açıklık ve samimiyetle yanıtladı. Yavaş’ın yönelttiği sorular; Beşiktaş’ın yeniden yapılanma sürecinden modern spor ekonomisine,teknik direktör seçimlerinden transfer stratejilerine,şampiyonlukların arka planındaki yönetim aklından , iş dünyasındaki büyük projelere kadar geniş bir çerçeveyi kapsadı. “Başkanlığa aday olmaya nasıl karar verdiniz?” sorusuna Orman, Beşiktaş’ın zorlu bir dönemden geçtiğini ve sorumluluktan kaçamayacağını hissettiği için aday olduğunu söyledi. “Göreve geldiğinizde karşınızdaki tablo nasıldı?” sorusuna ise Orman şu sözlerle yanıt verdi: “Beşiktaş büyük bir kulüptü ama ekonomik olarak ciddi sıkıntılar içindeydi. Bu tabloyu değiştirmek için hem finansal hem de yapısal dönüşüm gerekiyordu.” ŞAMPİYONLUKLARIN ARKASINDAKİ STRATEJİ Yavaş’ın, “Arka arkaya gelen şampiyonlukların ve Avrupa başarılarının görünmeyen stratejisi neydi?” sorusunu Orman şöyle yanıtladı: “Başarı tesadüf değildir. Doğru kadroyu kurmak, doğru hocayı seçmek, doğru finansal modeli uygulamak ve camiayı tek yürek yapmak zorundasınız. Biz o dönemde tüm bu unsurları aynı anda doğru yönetmeyi başardık.” Orman ayrıca genç yeteneklere verilen önemi ve sportif başarıyla ekonomik disiplinin bir arada yürütülmesi gerektiğini vurguladı. FİNANS YÖNETİMİ , BORÇ YAPISI VE KRİZLERLE MÜCADELE Yavaş’ın, “Spor kulüplerinde borcu artıran faktörler nelerdir?” sorusu üzerine Orman; kur riskleri, futbol ekonomisindeki aşırı enflasyon, yüksek oyuncu maliyetleri ve Avrupa’daki rekabet seviyesi gibi unsurları sıraladı. Süleyman Seba ile Kıyaslanmak: “Sorumluluğu ağır, gururu büyüktür.” Söyleşinin duygusal bölümlerinden biri, Ercan Yavaş’ın şu sorusu oldu: “Beşiktaş camiasında Süleyman Seba’dan sonra en iz bırakan başkanlardan biri olarak anılmak size ne hissettiriyor?” Fikret Orman bu soruya şu sözlerle yanıt verdi: “Süleyman Seba ile aynı cümlede anılmak büyük bir gururdur ama aynı zamanda omuzlarınıza büyük bir sorumluluk yükler. Ben Beşiktaş’ta kalıcı değerler bırakmak için çalıştım.” İş Dünyası ve Yatırım Felsefesi Başkan Yavaş’ın iş dünyasına yönelik sorularına Fikret ORMAN net cevaplar verdi. İnşaat ve turizm sektörlerinde yatırım yaparken en önemli göstergelerinin lokasyon, finansman modeli ve talep projeksiyonu olduğunu belirten ORMAN, “ Bir projeye başlarken ilk baktığım şey nakit akışının sürdürülebilir olup olmadığıdır.” sözleriyle cevapladı. ANTGİAD üyelerinin sorularını da içtenlikle yanıtlayan Orman , Gençlere yönelik mesajında ise “ Ölçmeden büyümeye kalkmayın. Önceden ölçtüğünüz rakamlar sizi her zaman korur.” ifadelerini kullandı. ANTGİAD: Üreten, Büyüten ve Değer Yaratan Bir Mekanizma Etkinlik sonunda Başkan Ercan Yavaş, ANTGİAD’ın yalnızca bir dernek olmadığını, şehrin geleceğine yön veren güçlü bir vizyon örgütü olduğunu vurguladı.Yavaş, “ANTGİAD’ın enerjisini siz değerli üyelerimizden alıyoruz. Bu ailenin her ferdi, Antalya’nın ve Türkiye’nin yarınlarına imza atmaktan gurur duyuyor “ diyerek toplantıyı sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.