Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapısal Sorunlar

Kapsül Haber Ajansı - Yapısal Sorunlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapısal Sorunlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Sigorta Sektöründe Rekor Prim Üretimi: 7,1 Trilyon Dolar  Haber

Küresel Sigorta Sektöründe Rekor Prim Üretimi: 7,1 Trilyon Dolar 

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company’nin bugün yayımladığı yeni araştırmaya göre, küresel sigorta şirketleri geçen yıl güçlü prim büyümesi ve kârlılık artışı kaydetti; ancak sektörün son dönemde elde ettiği kazanımlar büyük ölçüde döngüsel nitelikte ve karşı karşıya olduğu çözülmemiş sorunları gölgeliyor. Rapora göre küresel sigorta primleri, 2024’teki 6,7 trilyon dolar seviyesinden 2025’te yaklaşık 7,1 trilyon dolara yükseldi ve 2010’daki 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğe kıyasla son 15 yılda yaklaşık iki katına çıktı. Küresel prim büyümesinin hayat, sağlık, kaza ve mülk sigorta türlerinde, Güney Amerika hariç tüm bölgelerde, önceki on yılın büyüme hızını aşması bekleniyor. Mülk ve kaza sigortaları prim tarifelerindeki artışların ve katastrofik hasarlar açısından görece sakin geçen yılın etkisiyle sektördeki kârlılık belirgin hale geldi. Ancak bu elverişli koşullara rağmen Bain, 2025’teki güçlü performansın sektörün uzun vadeli görünümü açısından güvenilir bir gösterge olmadığı konusunda uyarıyor. Bain’in değerlendirmesine göre satın alınabilirlik ve erişime ilişkin yapısal sorunlar, teknoloji yatırımlarının sınırlı ekonomik getirileri ve sigorta değer zincirindeki rekabetin henüz çözüme kavuşamamış olması gelecekteki büyümeyi sınırlayabilir. Bain’e göre, önemli pazarlarda sigorta penetrasyonunun hâlâ düşük seviyelerde seyretmesi ve sigortanın satın alınabilirliğinin zorlaşması sebebiyle yatırımcılar, sigorta şirketlerinin mevcut döngünün ötesinde sürdürülebilir kâr büyümesi sağlayıp sağlayamayacağını sorgulamaktadır. Bain’in değerlendirmesi, kısa vadeli güçlü performans ile uzun vadeli belirsizlik arasındaki temel gerilimin, sigorta sektörünün bir sonraki döneminde risk maliyetini düşürmeyi kritik bir öncelik haline getireceğini ortaya koymaktadır. “Güçlü ivmeyi yapısal avantaja dönüştürün” Raporla ilgili değerlendirmesinde, Bain & Company Türkiye Ortaklarından Onur Kayahan şunları söyledi: “Sigorta şirketleri iyi bir ivme yakaladı ancak şu aşamada bunu kalıcı bir yapısal avantaja [OK1] dönüştürmeye odaklanmalılar. Değerlendirmemiz, önümüzdeki dönemde sektörün sürdürülebilir değer yaratımının risk maliyetini düşürme kapasitesine bağlı olacağı yönündedir.” Kayahan, sözlerine şöyle devam etti: “Sigorta şirketlerinin bu başarıyı koruması ve risk maliyetini düşürmesi hasar önleyici uygulamaları geliştirmeye, danışmanlık ve sigortaya erişimi genişletmeye ve sermayeyi daha etkin kullanmaya önemli ölçüde bağlıdır. Bunu başarabilen şirketler, sigorta satın alınabilirliğini artırma, koruma açıklarını kapatma ve kalıcı değer yaratma konusunda daha güçlü bir konuma sahip olacaktır.” Yapısal sorunlar çözüme kavuşmadı Bain’in analizine göre, sektörün 2025’teki güçlü performansı yapısal sorunları ortadan kaldırmış değil. Uzun yıllar süren sert piyasa koşullarının konut ve otomobil sigortalarında prim oranlarını yükseltmesi sonucunda sigorta kapsamları birçok hane için daha az satın alınabilir hale geldi. Hayat sigortalarında ise müşteri ihtiyacındaki artışa karşın ürünlerin karmaşıklaşması ve danışmanların daha üst gelir grubundaki müşterilere yönelmesi ile danışmanlık açığının büyümesi, sigortaya erişimi zayıflatmaktadır. Rapora göre, sağlık, ölüm riski, doğal afetler ve siber güvenlik alanlarında süregelen koruma açıkları, sigorta şirketlerinin ürünleri daha uygun fiyatlı, erişilebilir ve değerli hale getirerek sigorta kapsamını genişletme fırsatına işaret ediyor. Dijital yatırımlar henüz beklenen maliyet verimliliğini sağlamadı Bain’e göre sigorta şirketleri son yıllarda veri, teknoloji ve yapay zekâ yatırımlarını hızlandırdı, ancak bu yatırımlar henüz sektör genelinde anlamlı bir operasyonel kazanım yaratamadı. Doğrudan yazılan primler son 10 yılda iki katına çıkarken, gider oranlarının yalnızca 1 yüzde puan gerilediği görülmektedir. Kuzey Amerika ve Avrupa’daki en büyük 30 sigorta şirketinde işe alımların 2022’den bu yana yaklaşık yüzde 50 azalması gelecekteki maliyet verimliliğinin bir göstergesi olarak gözükebilir, ancak Bain, verimlilik artışının yalnızca çalışan sayısının azaltılmasıyla sağlanamayacağına dikkat çekmektedir. Aynı zamanda bilançoların, dağıtımın, operasyonların, hizmetlerin, teknolojinin ve sermayenin gitgide birbirinden ayrışması, sigortacılık değer zincirinin daha parçalı bir yapıya dönüşmesine yol açmaktadır. Reasürans, sigorta sektörünün genelinden daha hızlı büyümeyi sürdürmektedir. Sidecar yapıları ve sigorta bağlantılı menkul kıymetler (ILS) dahil olmak üzere reasürans primleri 2019-2024 döneminde yüzde 28 büyürken, sektör genelindeki büyüme yüzde 24 oldu. Bain’e göre sigortacılık değer zinciri giderek parçalanırken, geleneksel entegre sigorta şirketlerinin sektörün en cazip kâr havuzlarını ellerinde tutmayı sürdürecekleri artık kesin değil. Risk maliyetini düşürmek, rekabetin yeni belirleyicisi olacak Bain’e göre, sektördeki önemlerini artırmak ve pazarı genişletmek isteyen sigorta şirketleri açısından risk maliyetini düşürmek kritik önem taşıyacak. Raporda bunun için dört temel alan öne çıkıyor: hasarlar, dağıtım, operasyonel giderler ve sermaye. Bain’in tahminlerine göre, otomatik acil fren sistemleri, konut tipi sprinkler sistemleri, akıllı ev koruma teknolojileri, fırtınaya dayanıklı yapılar ve sağlık durumunu takip eden giyilebilir cihazlar gibi önleyici teknolojilerin hasar maliyetlerini yüzde 10 ila 20 azaltabileceği öngörülüyor. Dağıtım tarafında ise yapay zekâ destekli danışman araçları ve kişiselleştirilmiş dijital danışmanlık, danışman yetersizliğinin giderilmesine ve karmaşık sigorta ürünlerine erişimin genişletilmesine yardımcı olabilir. Operasyonlarda ajan tabanlı yapay zekâ, idari işleri ve hasar değerlendirme süreçlerini dönüştürürken sermaye tarafında ise daha fazla standardizasyon, yeni yatırım kaynaklarının sektöre çekilmesini ve sigorta kapasitesinin artırılmasını sağlayabilir. Bain & Company’nin raporu ayrıca önümüzdeki dönemde sigortacılık sektöründe dağıtım ve ürün, operasyon ve müşteri hizmetleri ile bilanço ve varlık yönetimi alanlarında yeni rekabet modellerinin nasıl ortaya çıkabileceğini de incelemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkentte İnşaat Sektörünü Birleştiren Güç  Ankara Müteahhitler Birliği  Haber

Başkentte İnşaat Sektörünü Birleştiren Güç Ankara Müteahhitler Birliği 

Divan Otel Ankara’da düzenlenen lansmanda, birliğin vizyonu, hedefleri ve sektöre yönelik yol haritası kamuoyu ile paylaşıldı. İnşaat sektörünün mevcut sorunlarına ortak akıl çerçevesinde çözüm üretmek, üyeler arasında güçlü bir dayanışma kültürü oluşturmak ve sektörü daha kurumsal bir yapıya taşımak amacıyla faaliyetlerine başlayan Ankara Müteahhitler Birliği; yalnızca bir meslek örgütü değil, aynı zamanda sektörün gelişimine yön verecek güçlü bir platform olma vizyonuyla çalışmalarını sürdürüyor… NED Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mücahit Şentürk, HİEM İnşaat Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yılmaz ve TR Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Gökay tarafından temelleri atılan birlik; sektörün daha güçlü, sürdürülebilir ve kurumsal bir yapıya kavuşması hedefiyle hareket ediyor. Lansman programında inşaat sektörünün mevcut yapısı, ekonomik gelişmeler, sektörde yaşanan yapısal sorunlar ve geleceğe yönelik stratejik hedefler kapsamlı şekilde ele alındı. Program kapsamında, sektör temsilcileri arasında iş birliği kültürünün geliştirilmesi, kamu kurumlarıyla daha güçlü iletişim mekanizmalarının kurulması ve sektörde ortak hareket etme anlayışının yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekildi. Ankara Müteahhitler Birliği’nin temel yaklaşımının; mesleki etik değerleri koruyan, üyeler arası dayanışmayı güçlendiren, kamu kurumlarıyla yapıcı iletişim kuran, sürdürülebilir yapılaşma anlayışını destekleyen ve sektörün gelişimine katkı sağlayan güçlü bir yapı oluşturmak olduğu vurgulandı. Birliğin öncelikli çalışma alanları arasında; sektörde yaşanan yapısal sorunlara çözüm üretilmesi, haksız rekabet ortamının önüne geçilmesine katkı sağlanması, üyelerin hak ve menfaatlerinin korunması, kamu ile sektör arasında daha etkin iletişim mekanizmalarının oluşturulması ve mesleki dayanışmanın güçlendirilmesi yer alıyor. Bunun yanı sıra sürdürülebilir ve kurumsal yapılaşma anlayışının desteklenmesi, sektörün geleceğine yönelik ortak projelerin geliştirilmesi ve sektör paydaşları arasında daha güçlü iş birliklerinin kurulması da birliğin hedefleri arasında bulunuyor. Ankara Müteahhitler Birliği’nin önümüzdeki süreçte sektörel toplantılar, kamu iş birlikleri, çözüm odaklı çalışmalar ve ortak projelerle inşaat sektörünün gelişimine katkı sağlamayı hedeflediği belirtilirken, birliğin Ankara başta olmak üzere Türkiye genelinde sektörel dayanışmayı güçlendiren önemli bir yapı olması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı Haber

Olivtech’te Tarımın Geleceği Ve Markalaşma Vizyonu Ele Alındı

İzmir tarım ve gıda sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Gurme İzmir Olivtech – 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde ve İZFAŞ organizasyonuyla Fuar İzmir’de kapılarını açtı. Fuar kapsamında düzenlenen etkinliklerin ilk oturumu olan “Topraktan Markaya: Tarımın Dönüşen Gücü ve Gelecek Vizyonu” başlıklı panelde; tarımın katma değerli üretime dönüşüm süreci, markalaşma stratejileri ve sektörün geleceğine yönelik vizyon ele alındı. Moderatörlüğünü İzmir Ticaret Borsası Genel Sekreteri Dr. Erçin Güdücü’nün yaptığı oturumda; tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Günay Baysal, İzmir Ticaret Borsası Temsilcisi ve Tariş Zeytin Zeytinyağı Tic. A.Ş. Genel Müdürü Cengiz Dikmen ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı konuşmacı olarak yer aldı. Marka kavramı ne ifade ediyor? Dr. Erçin Güdücü, “Bugün zeytin ve zeytinyağının topraktan markaya dönüşümünü ele alacağız. Bu süreç nasıl işliyor, ülkemizde hangi aşamalardan geçiyor? Tarım, ticaret ve üretici tarafına yakından temas eden bir isim olarak, marka kavramı çiftçi ve üretici için ne ifade ediyor?” diye konuştu. “Yapısal sorunlar çözülmeden markalaşma zor” Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’de tarımın temel sorunları çözülmeden, markalaşma sürecinin sağlıklı ilerleyemediğine dikkat çekti. Yaklaşık 30 yıllık meslek deneyimine atıfta bulunan Yıldırım, “Topraktan markaya geçişi uzun yıllardır konuşuyoruz, ancak üretimde yaşanan yapısal sorunlar nedeniyle bu aşamaya bir türlü geçemiyoruz. Tarım gündemi çoğunlukla maliyetler, fiyatlar ve destekler etrafında şekilleniyor. Bu başlıkların ötesine geçmekte zorlanıyoruz” dedi. İklim koşulları ve küresel gelişmelerin üretim üzerindeki etkilerine de değinen Yıldırım, “2025 yılı üretici açısından oldukça zor geçti. Kuraklık, aşırı sıcaklıklar ve don olayları çiftçiyi ciddi şekilde etkiledi. 2026 yılı ise umut verici yağışlarla başladı, ancak bu kez de küresel gerilimler nedeniyle maliyetler arttı. Böyle bir ortamda üreticinin önceliği ayakta kalmak oluyor. Bu nedenle markalaşma gibi katma değerli süreçleri konuşmakta zorlanıyoruz” şeklinde konuştu. “Türkiye zeytinyağında güçlü, iç tüketimde geride” Rahmi Balsarı, Türkiye’nin, dünya zeytinyağı üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu gerçekleştirdiğini belirterek, “Bu, son 30 yılda sektöre yapılan yatırımların önemli bir sonucu. Nitekim son 25 yılda arzımız yüzde 150 oranında arttı. Üretimle birlikte iç tüketimimizde de artış yaşandı. Ancak iç tüketimimiz, örneğin Yunanistan seviyesinde olsaydı, mevcut üretimimiz ihracata dahi yetmeyebilirdi. Bu nedenle hem iç tüketimi artırmak hem de katma değerli ihracata odaklanmak büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı. Sektörün hedeflerine de değinen Balsarı, “Amacımız, yerli ve milli markalarımızın dünya pazarlarında daha güçlü şekilde yer alması. Bu noktada sevindirici gelişmeler de var. Son 2,5 yılda Türkiye’den 140 ülkeye ambalajlı zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildi. Bu ihracat, 343 firma tarafından yapıldı. Uygun koşullar sağlandığında Türk ihracatçısının ürünlerini farklı kanallar aracılığıyla dünya pazarlarına sunabildiğini görüyoruz” diye konuştu. “Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı” Günay Baysal ise “Topraktan markaya” sürecinde ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarının rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Tarım, önemi tartışılmaz bir sektör. Ancak ülkemizde hala ciddi sorunlar var. Girdiler pahalı, ürün çiftçide ucuz, tüketicide ise pahalı. Çiftçi yeterince kazanamamaktan, tüketici yüksek fiyatlardan, sanayici işlemek için, ihracatçı ise dünya pazarına sunacak kaliteli ürün bulamamaktan şikayet ediyor” dedi. Ege Bölgesi’nin tarımsal potansiyeline dikkat çeken Baysal, “Ege Bölgesi; zeytin, incir, üzüm, pamuk ve sebzeleriyle yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin en önemli tarım havzalarından biri. Bu potansiyeli doğru değerlendirerek değer yaratmamız gerekiyor. Bugün dünyada ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğinize ne kadar anlam ve değer kattığınız ölçülüyor. Ürünlerin bir hikayesi olmalı ve bu hikayeyle dünya pazarlarına açılmalı. Bir zeytin artık sadece zeytin değil; coğrafi işareti, sürdürülebilir üretim yöntemleri, ambalajı ve markasıyla katma değerli bir ürüne dönüşüyor” diyerek Türkiye’nin bu dönüşümü gerçekleştirebilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. 110 yıllık markanın dönüşümünü anlattı Cengiz Dikmen de konuşmasında Tariş’in markalaşma yolculuğunu örnek göstererek, özellikle son 25 yılda hayata geçirilen dönüşüm sürecini paylaştı. Tariş Zeytinyağı’nın 110 yıllık köklü geçmişi olduğunun altını çizen Dikmen, “Ben özellikle son 25 yılda markalaşma adına attığımız adımları vurgulamak isterim. Bu süreçte üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda önemli değişimler gerçekleştirdik. Öncelikle kalite standardizasyonunu sağladık. Modern tesis yatırımlarıyla üretim altyapımızı güçlendirdik, ürün kalitesinde sürekliliği yakaladık. Ardından ambalaj ve ürün çeşitliliğine odaklanarak tüketici beklentilerine uygun, katma değerli ürünler geliştirdik” dedi. Markalaşma sürecinde kurumsal kimlik ve iletişim çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Dikmen, “Tariş markasını sadece bir üretici kimliğinden çıkarıp, tüketiciyle güven bağı kuran bir marka haline getirmeye çalıştık. Yurt içi pazarda bilinirliğimizi artırırken, yurt dışında da markalı ihracata yöneldik. Üreticiden gelen gücü doğru şekilde organize ederek hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği sağladık” diye konuştu. Gıdada kalite ve katma değer konuşuldu Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin ikinci panelinde, “Gıdada Kalite ve Katma Değer: Proses, Teknoloji ve Biyoaktif Bileşenler” başlığı ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak, gıdada kalitenin artık yalnızca üretimle sınırlı bir kavram olmadığını belirterek, “Bugün kaliteyi konuşurken sadece ürünü değil, aynı zamanda onun hikayesini, üretim sürecini ve bilimsel altyapısını da konuşuyoruz. Zeytinyağı gibi stratejik bir üründe katma değer yaratmanın yolu, geleneksel bilgi ile teknolojiyi bir araya getirmekten geçiyor” dedi. “Kalite daha dalında başlar” Zeytinyağı Akademisi Başkanı Dr. Abidin Tatlı ise zeytinin dalından üretim sürecine ilişkin teknik değerlendirmelerde bulundu. Tatlı, “Zeytinyağında kalite, daha zeytin dalındayken başlar. Hasat zamanı, taşıma koşulları, sıkım süresi ve üretim teknolojisi doğrudan ürünün kalitesini belirler. Zeytinyağının aroması, meyvemsiliği ve kusursuzluğu, ancak duyusal analizle ortaya konulabilir. Bu da ürünün ulusal ve uluslararası standartlara uygunluğunu belirleyen en önemli aşamalardan biridir” diye konuştu. İleri teknoloji Panelin diğer konuşmacısı Can Kayacılar da “Süperkritik karbondioksit ile zeytinyağı ve zeytin yan ürünlerinden polifenol zenginleştirme: bilimden sağlık değerine” başlıklı sunumunda ileri teknoloji uygulamalarına dikkat çekti. Kayacılar, “Süperkritik karbondioksit teknolojisi sayesinde zeytin ve yan ürünlerinden yüksek katma değerli biyoaktif bileşenler elde etmek mümkün. Bu yöntem hem sağlık alanında yeni kullanım alanları yaratıyor hem de sektör için ekonomik değer üretiyor” dedi. Genç girişimciler yenilikçi üretim modellerini paylaştı Olivtech kapsamında düzenlenen etkinliklerin üçüncü panelinde, “Geleceği Üreten Genç Girişimciler” başlığı ele alındı. Moderatörlüğünü The7 Kurucusu Çise Ulus’un üstlendiği panelde, tarım ve gıda sektöründe genç girişimciliğin yükselen rolü, yenilikçi üretim modelleri ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımlar değerlendirildi. Panelde Von Urla kurucusu Gökçe Erkuşöz, çiftçi Umut Ayberk ve Sutchu markasının kurucusu Yasemin Sezgin yer aldı. Katılımcılar, kendi girişimcilik deneyimlerinden yola çıkarak tarım, üretim ve gıda alanında değer yaratan yeni iş modellerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.