Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yardımlaşma

Kapsül Haber Ajansı - Yardımlaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yardımlaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocuklar Değerleri Gözlem ve Deneyim Yoluyla Öğreniyor! Haber

Çocuklar Değerleri Gözlem ve Deneyim Yoluyla Öğreniyor!

Çocukların değerleri en çok gözlem ve deneyim yoluyla öğrendiğini aktaran Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Aile bireylerinin bayramlaşması, çocukların büyüklerinin elini öpüp bayram harçlığı alması, ailece yapılan kahvaltılar ve akraba ziyaretleri; çocuğun kendisini ailesine ve kültürüne ait hissetmesini destekleyen önemli sosyal yaşantılar arasında yer alır.” dedi. Aile büyükleriyle geçirilen zamanın, paylaşma, saygı ve empati gibi değerlerin gelişmesine katkı sağladığına dikkat çeken Aytop, dijitalleşmenin artmasıyla yüz yüze etkileşimlerin azalmasının bu öğrenme sürecini zayıflatabileceğine vurgu yaptı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, bayramlarda çocuklara kültürel değerlerin, sosyal becerilerin ve aidiyet duygusunun nasıl aktarıldığı hakkında açıklamalarda bulundu. Bayramlar, değerlerin somutlaştığı sosyal alanlar! Bayramların, bireyleri ortak değerler etrafında bir araya getirerek toplumsal bağları güçlendiren ve kültürel mirasın nesilden nesile aktarılmasına katkı sağlayan özel zamanlar olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Çocuk gelişimi açısından değerlendirildiğinde, çocuklar özellikle erken yaşlarda gözlem ve model alma yoluyla öğrenirler. Bu noktada bayramlar; sevgi, saygı, empati, paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma temelli ilişkilerin somut hale geldiği önemli sosyal alanlardır.” dedi. Bayram öncesinde yapılan hazırlıklara değinen Aytop, “Aile bireylerinin bayramlaşması, çocukların büyüklerinin elini öpüp bayram harçlığı alması, ailece yapılan kahvaltılar ve akraba ziyaretleri; çocuğun kendisini ailesine ve kültürüne ait hissetmesini destekleyen önemli sosyal yaşantılar arasında yer alır.” şeklinde konuştu. Gelenekler bireylere kimlik ve aidiyet duygusu kazandırıyor! Geleneklerin çocukluk döneminde öğrenilmesinin önemli olduğunu aktaran Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Gelenek, bir toplumda kuşaktan kuşağa aktarılan değerler, alışkanlıklar ve davranış kalıpları bütünüdür. Gelenekler bireylere kimlik ve aidiyet duygusu kazandırır, toplumsal düzenin sürdürülmesine katkı sağlar.” dedi. Çocukluk döneminin, kimlik gelişiminin ve sosyal öğrenmenin yoğun olduğu dönemlerden biri olduğunu hatırlatan Aytop, “Tekrarlayan aile ritüelleri ve kültürel uygulamalar; çocuğun yaşamı daha düzenli ve öngörülebilir algılamasına katkı sağlar. Bu öngörülebilirlik, çocuğun duygusal güvenlik geliştirmesini destekler. Ayrıca gelenekler; çocukların sevgi, saygı, empati, paylaşma, dayanışma ve iletişim gibi sosyal becerileri gözlem ve deneyim yoluyla içselleştirmesine katkı sağlar. Geleneklerin hiç ya da yetersiz aktarılması durumunda çocukta sosyal kimlik gelişimi ve duygusal güven gibi alanlarda sınırlılıklar görülebileceği dikkate alınmalıdır.” ifadelerini kullandı. Çocuklar sosyal davranışları gözlem ve ilişkisel etkileşim yoluyla öğreniyor! Büyüklerle geçirilen zamanın, çocukların sosyal becerilerinin gelişiminde önemli bir rol oynadığına işaret eden Aytop, şöyle devam etti: “Çocuklar sosyal davranışları gözlem ve ilişkisel etkileşim yoluyla öğrenirler. Bu süreçte ebeveynler ve aile büyükleri güçlü sosyal modeller olarak işlev görür. Çocuğun gelişim düzeyine uygun şekilde ev içi sorumluluklara katılması da önemlidir. Sofra hazırlığına yardım etme ve günlük rutinleri birlikte yürütme gibi deneyimler; sorumluluk bilincinin gelişmesini destekler. Aynı zamanda iş birliği yapma ve aidiyet geliştirme becerilerine katkı sağlar. Büyüklerle kurulan sağlıklı ilişkiler, iletişim becerilerinin gelişimini destekler. Yüz yüze etkileşimler kelime dağarcığını genişletir, kendini ifade etme becerisini güçlendirir ve sosyal iletişim kurallarının öğrenilmesine katkı sağlar. Kuşaklararası etkileşimler empati ve duygu düzenleme açısından da önem taşır. Farklı yaş gruplarındaki bireylerin yaşam deneyimlerini gözlemlemek, çocuğun bakış açısı geliştirmesine yardımcı olur. Aile büyüklerinden dinlenen yaşam deneyimleri ve gelenekler çocuğun aidiyet duygusunu ve kimlik gelişimini destekler.” Bayramlar, doğrudan insan temasıyla kurulan etkileşimlerin öne çıktığı kıymetli zaman dilimleri! Dijitalleşmenin arttığı günümüzde, çocukların etkileşimlerinin giderek daha fazla ekranlar üzerinden gerçekleştiğini dile getiren Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu durum, yüz yüze etkileşimlerin azalmasına yol açabiliyor.” dedi. Kuşaklararası temasın azalmasının sosyal bağların çeşitliliğini sınırlayabileceği uyarısını yapan Aytop, “Bu noktada bayramlar, doğrudan insan temasıyla kurulan etkileşimlerin öne çıktığı kıymetli zaman dilimlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Aile bireyleriyle fiziksel bir araya gelme, ziyaretleşme ve birlikte zaman geçirme; çocukların sosyal etkileşim repertuvarını zenginleştiren özel bir alan sunar. Bu deneyimlerin sınırlı kalması ise aidiyet hissi açısından bazı gelişimsel alanların daha zayıf deneyimlenmesine yol açabilir.” açıklamasını yaptı. Anlatımlar, çocuğun deneyimi anlamlandırmasına yardımcı olur ancak tek başına yeterli değil! Ebeveynlerin bayram kültürünü çocuklara aktarırken en etkili yaklaşımın, yaşantısal deneyimi merkeze alan bir tutum olduğunu vurgulayan Emine Akın Aytop, “Çocuklar değerleri ve kültürel ritüelleri çoğunlukla gözlem ve tekrar eden deneyimler yoluyla öğrenirler. Bu noktada bayramın; ziyaretleşme, bayramlaşma, paylaşma ve aile büyükleriyle bir araya gelme gibi boyutlarına çocuğun dahil edilmesi önem taşır.” dedi. Anlatımın ise bu yaşantıyı anlamlandıran tamamlayıcı bir unsur olduğu bilgisini veren Aytop, “Ebeveynin bayramın anlamını açıklaması ve geleneklerin neden önemli olduğunu sade bir dille ifade etmesi, çocuğun deneyimi anlamlandırmasına yardımcı olur. Ancak tek başına anlatım genellikle sınırlı kalır. Aile içi bağlar açısından bayram deneyimleri, kaliteli ortak zaman geçirme ve yüz yüze etkileşim yoluyla ilişkisel yakınlığın güçlenmesine katkı sağlar. Birlikte geçirilen bu zamanlar, aile bireyleri arasında aidiyet hissinin pekişmesine olanak tanır.” diye konuştu. Yüz yüze etkileşimin azalması, geleneksel değerlerin deneyim yoluyla öğrenilmesini sınırlandırabilir! Bayramların ‘tatile dönüşmesi’nin kültürel açıdan modern yaşamın getirdiği bir dönüşüm olarak ele alınabileceğini ifade eden Aytop, “Bu süreç, bir yandan bayramların geleneksel ritüellerinden uzaklaşma eğilimini beraberinde getirirken, diğer yandan aileyle bir araya gelme ve dinlenme ihtiyacına da karşılık verebilir.” dedi. Kültürel açıdan en belirgin sınırlılığın, bayramın yalnızca bir tatil zamanına indirgenmesiyle birlikte yüz yüze etkileşim boyutunun zayıflaması olduğunu aktaran Aytop, sözlerini şöyle tamamladı: “Özellikle çocuklar açısından bu durum, geleneksel değerlerin deneyim yoluyla öğrenilmesini sınırlandırabilir. Bayram vesilesiyle çocuklara aktarılması gereken en önemli gelenekler, bayramlaşma, akraba ziyaretleri ve paylaşma kültürüdür. Çocuğun büyüklerle yüz yüze iletişim kurması; nezaket, saygı ve sosyal iletişim becerilerinin gelişmesine katkı sağlar. Paylaşma ve ikram kültürü ise çocukta cömertlik, empati ve sosyal karşılıklılık duygusunun gelişmesini destekler. Aile içi birlikte zaman geçirme ve ritüeller de çocuğun aidiyet duygusunu güçlendirir. Bu geleneklerin korunmasının temel nedeni, çocukların bu değerleri çoğunlukla yaşantı içinden öğreniyor olmasıdır. Bayramlar bu açıdan, kültürel değerlerin davranışa dönüştüğü doğal sosyal öğrenme alanlarından biridir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayramın Bereketi Otizmli Çocukların Geleceğine Dönüşüyor Haber

Bayramın Bereketi Otizmli Çocukların Geleceğine Dönüşüyor

2003 yılından bu yana çalışmalarını sürdüren Tohum Otizm Vakfı, otizmli çocukların erken yaşlarda tanı almaları ve onlar için bireysel olarak hazırlanan bilimsel temelli eğitim programlarından yararlanabilmeleri amacıyla faaliyetlerine devam ediyor. Bu bayramda yapılacak her katkı, eğitim bekleyen daha fazla çocuğun hayallerine bir adım daha yaklaşmasını sağlayacak. Eğitimde Süreklilik, Hayatta Bağımsızlık Otizmin günümüzde bilinen en etkili çözümü erken tanı ve yoğun, bilimsel temelli özel eğitimdir. Tohum Otizm Vakfı, bayramın getirdiği yardımlaşma ruhunu, çocukların hayat boyu ihtiyaç duyacağı becerileri kazanmalarını sağlayacak eğitim fonuna aktarıyor. Bu sayede yapılan bağışlar geçici bir destek olmanın ötesine geçerek, bir çocuğun hayat boyu sürecek başarı hikâyesinin başlangıcı oluyor. İyiliği Bayram Sertifikası ile Taçlandırın Otizmli çocukların eğitim olanaklarına ulaşmaları için, Tohum Otizm Vakfı internet sitesi www.tohumotizm.org.tradresindeki “Bağış” bölümünde yer alan “Bayram Bağışları” başlığından desteğinizi iletebilirsiniz. Ayrıca sevdiklerinizin bayramını anlamlı bir iyilikle kutlamak isterseniz, “Sertifika Bağışları” bölümünden “Bayram Tebriği Sertifikası” oluşturarak bu bağışı sevdiklerinize hediye edebilirsiniz. Tohum Otizm Vakfı, vekâleten kurban kesimi yapmamakla birlikte bağışçıların Kurban Bayramı dolayısıyla yapacakları katkıları kesimsiz kurban bağışı olarak kabul ederek doğrudan eğitim projelerine yönlendiriyor. Bu bayramda yapacağınız her bağış, bir çocuğun daha eğitim fırsatı ile yaşamına kalıcı ve bilimsel bir dokunuş yapma olanağı sunacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Dutlulu Manisalıların Bayramını Kutladı Haber

Başkan Dutlulu Manisalıların Bayramını Kutladı

Ramazan ayı boyunca kurulan gönül sofralarına değinen Başkan Dutlulu, “Sevgi ve saygının hakim olduğu bir toplum inşa etmek için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Ramazan Bayramı nedeniyle kutlama mesajı yayımladı. Mesajında bayramların birleştirici gücüne dikkat çeken Başkan Dutlulu, geride bırakılan Ramazan ayında Manisa’da sergilenen büyük dayanışma örneğinin bayramla taçlandığını ifade etti. “Gönülleri Birleştirdik” Ramazan ayı boyunca Manisa’nın 17 ilçesinde dayanışma ruhunu en üst seviyeye çıkardıklarını belirten Başkan Dutlulu, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Sevgi, hoşgörü ve paylaşmanın yüce duygularının yaşandığı mübarek Ramazan Bayramı’na kavuşmuş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ramazan ayı boyunca 17 ilçemizde kurduğumuz iftar sofralarında yaklaşık 160 bin hemşehrimizle lokmamızı paylaştık, toplam 10 bin ihtiyaç sahibi vatandaşımıza sıcak yemek ulaştırdık. Sosyal incelemelerimiz sonucu belirlediğimiz 22 bin ailemizin yanında olduk. Bayramlar, bu yardımlaşma ve dayanışma duygularını pekiştirmek, kırgınlıkları bir kenara bırakarak sevgi ve kardeşlikle kucaklaşmak için en özel günlerdir.” Mezarlıklarda Huzurlu Ziyaret Hazırlığı Vatandaşların bayram ibadetlerini ve ziyaretlerini sorunsuz bir şekilde gerçekleştirmesi için belediye ekiplerinin sahada olduğunu da sözlerine ekleyen Başkan Dutlulu, “Hemşehrilerimizin ebediyete göç eden yakınlarını ve aziz şehitlerimizi huzur içerisinde ziyaret edebilmeleri adına, ilimiz genelindeki tüm mezarlıklarda temizlik, bakım ve onarım çalışmalarını titizlikle tamamladık. Manisa’mız her yönüyle bayrama hazır” dedi. Bayramda Ulaşım Ücretsiz Bayram ziyaretlerinin her noktaya kolayca ulaştırılması için ulaşım müjdesini de paylaşan Başkan Dutlulu, bayram süresince toplu taşımanın ücretsiz olacağını belirtti. Başkan Dutlulu, “Bayramda birbirimize ulaşmak, sevdiklerimizle kucaklaşmak engel tanımasın istiyoruz. Bu düşünceyle Ramazan Bayramı boyunca Büyükşehir Belediyemize ait toplu taşıma araçlarımız, MANULAŞ otobüslerimiz ve kooperatif araçlarımız, ilçeler arası ulaşım hariç olmak üzere, hemşehrilerimizin hizmetinde olacak. Bayramın birinci gününden son gününe kadar tüm vatandaşlarımız ulaşım hizmetimizden ücretsiz olarak yararlanabilir.” ifadelerini kullandı. Birlik ve Beraberlik Vurgusu Bayramın toplumsal bağları güçlendirmek için en büyük fırsat olduğunu ifade eden Başkan Besim Dutlulu, “Yoksul ve muhtaç durumdaki komşularımızı hatırlamak, başımızın tacı yaşlılarımızı ve hastalarımızı ziyaret ederek bayram sevincini onlarla paylaşmak, bizi biz yapan en güzel erdemlerimizdir. Bu bayramda da hiçbir hemşehrimizin kendini yalnız hissetmemesi için sevgi ve kardeşlik duygularıyla kucaklaşmalıyız” dedi. “Mutlu Bayramlar Manisa” Mesajını birlik ve beraberlik temennileriyle sonlandıran Başkan Besim Dutlulu, “Birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirerek, sevgi ve saygının hakim olduğu bir toplum inşa etmek için hep birlikte çalışacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle tüm hemşehrilerimin Ramazan Bayramı’nı kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir bayram diliyorum. Mutlu bayramlar Manisa” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeşilyurt Belediyesi Personelinden Kızılay’a Anlamlı Destek! Haber

Yeşilyurt Belediyesi Personelinden Kızılay’a Anlamlı Destek!

Belediye binası önünde konuşlanan Türk Kızılayı mobil kan bağış aracı, gün boyunca belediye çalışanlarını ağırlarken, kampanya sayesinde kan bağışı noktasında toplumsal bir farkındalık oluşturuldu. Toplum sağlığı açısından hayati öneme sahip olan kan bağışına dikkat çekmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlikte, Yeşilyurt Belediyesi personelleri gönüllü olarak kan verdi. Belediye çalışanlarının duyarlılığı, çevredeki vatandaşlara da örnek olurken, kampanya kısa sürede geniş bir katılıma ulaştı. Belediye binası önünde gün boyu süren kan bağışı etkinliği, dayanışma ve yardımlaşma ruhunu bir kez daha gözler önüne sererken, artan bağış sayılarıyla da ihtiyaç sahiplerine umut oldu. Türk Kızılayı’nın çağrısına kulak veren Yeşilyurt Belediyesi personelleri, verdikleri kanlarla birçok hayatın kurtarılmasına katkı sundu. Türk Kızılay yetkilileri, belediye önünde gerçekleştirilen organizasyonun son derece verimli geçtiğini belirterek, özellikle kamu kurumlarının bu tür kampanyalara verdiği desteğin kan bağışı kültürünün yaygınlaşmasında büyük rol oynadığını ifade etti. Yetkililer, düzenli kan bağışının hem hastalar hem de sağlık sistemi açısından hayati önem taşıdığını vurgulayarak, Yeşilyurt Belediyesi personeline gösterdikleri hassasiyet ve destekten dolayı teşekkür etti. Belediye personelinin bu anlamlı kampanyaya gönülden katılım sağlamasının kendilerini gururlandırdığını belirten Yeşilyurt Belediye yetkilileri, sosyal sorumluluk projelerine her zaman önem verdiklerini dile getirerek, kan bağışının bir hayat kurtarma meselesi olduğuna dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her 3 Kişiden Biri Komşuluk İlişkilerinin Sona Erdiğini Söylüyor! Haber

Her 3 Kişiden Biri Komşuluk İlişkilerinin Sona Erdiğini Söylüyor!

Komşuluk, sosyal bir yakınlık Komşuluğun, sosyolojik açıdan insanların yaşadıkları çevrede birbirleriyle kurdukları sosyal ilişkileri ifade ettiğini dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Bu ilişkiler, duygusal destek, yardımlaşma, güven ve karşılıklı sorumluluk gibi unsurlarla şekillenir. Komşuluk, yalnızca coğrafi bir yakınlık değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve psikolojik bağların oluşturduğu bir kavramdır. İnsanlar, genellikle benzer yaşam biçimleri, değerler ve ihtiyaçlar etrafında bir araya gelirler ve bu, komşuluk ilişkilerinin temellerini oluşturur.” dedi. Geleneksel toplumlarda komşuluk kritik rol oynuyordu Geleneksel toplumlarda komşuluğun, güçlü bir sosyal ağ oluşturduğunu ve toplumsal bağların pekişmesinde önemli bir rol oynadığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, komşularıyla sürekli etkileşimde bulunur, karşılıklı yardımlaşır ve güvenlik konusunda birbirlerine destek olurlardı. Komşuluk ilişkileri, aynı zamanda psikolojik destek sağlamak ve aidiyet duygusu açısından da büyük bir işlev görürdü. Bu tür ilişkiler, toplumsal uyumun sağlanmasında da kritik bir rol oynardı.” diye anlattı. Şehirlerde komşuluk bağları zayıflıyor Ancak modern kent yaşamı ile birlikte, apartmanlarda ve yüksek binalarda yaşayan insanların sayısının artması, anonimleşme ve sosyal izolasyon gibi olguların komşuluk ilişkilerini yüzeysel hale getirdiğini ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, şöyle devam etti: “İnsanlar artık komşularını tanımamakta ve karşılıklı etkileşimde bulunmamaktadır. 2024 yılında Areda Survey'in Türkiye genelinde yaptığı geniş çaplı bir araştırma, Türk halkının yüzde 63,3'ünün komşuluk ilişkilerinin eskisi kadar güçlü olmadığını, yüzde 31,2'sinin ise bu ilişkilerin tamamen sona erdiğini düşündüğünü ortaya koymuştur. AVM kültürü esnaf komşuluğunu da dönüştürdü Çarşıda ve esnaf komşuluklarında da benzer bir dönüşüm yaşanmıştır. Eskiden mahalle ve çarşı esnafı, sıkı sosyal bağlar kurarak alışveriş ve karşılıklı yardımlaşma ilişkilerini güçlendirirdi. Ancak günümüzde işyerlerinin anonimleşmesi, alışveriş merkezlerinin (AVM) yaygınlaşması ve müşteri ilişkilerinin daha işlevsel hale gelmesiyle birlikte, esnaf komşulukları da daha yüzeysel ve çıkar odaklı bir hale dönüşmüştür.” Şehirleşme ve bireyselleşme, komşuluk ilişkilerinde dönüşüm yarattı Şehirleşme ve bireyselleşmenin, komşuluk ilişkilerinde belirgin bir dönüşümü beraberinde getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Şehirleşme, insanları fiziksel olarak birbirinden uzaklaştırmış, yüksek katlı binalarda yaşayanlar arasında komşuluk bağları zayıflamıştır. Ayrıca, bireyselleşme eğilimleri, kişisel alanın ve mahremiyetin artmasına neden olmuş, komşularla etkileşimde bulunma isteği azalmıştır. Bu bağlamda, komşuluk gürültüsü gibi sorunlar, komşuluk ilişkilerini olumsuz yönde etkileyerek komşuların birbirlerinden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Zamanla, bu tutumlar komşuları daha izole bir yaşantıya sürükler ve sosyal bağların giderek zayıflamasına yol açar. Yalnızlık ve güven kaybı, sadece Batı toplumlarına ait bir sorun olmaktan çıkmış, küresel bir problem haline gelmiştir.” diye konuştu. Komşularla artık yalnızca ihtiyaç duyulduğunda iletişim kuruluyor Apartman kültürü ve site yaşamının, fiziksel yakınlık sağlasa da sosyal etkileşimi azalttığını kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar daha çok kendi özel alanlarına çekildi ve komşularla yalnızca ihtiyaç duyduklarında iletişim kurmaya başladı. Bu durum, geleneksel komşuluk bağlarının zayıflamasına yol açtı. Eskiden mahallelerde yaygın olan sıcak, samimi ilişkiler ve yardımlaşma, apartmanlarda daha yüzeysel hale geldi. Özellikle site yaşamındaki ortak alanlar (park, otopark, sosyal tesisler), insanların bir araya gelmesini sağlamayı hedeflese de bu alanlarda bile ilişkiler yüzeysel kaldı. Ayrıca, dijitalleşme süreci, komşulukları daha bağımsız ve geçici hale getirdi; geleneksel sıcak ilişkilerin yerini ise daha sanal ve mesafeli bağlar aldı.” şeklinde konuştu. Komşular arasında dayanışma duygusu azaldı Geleneksel anlamda "komşu komşunun külüne muhtaçtır" sözünün, komşuluk ilişkilerinin ne denli yakın ve önemli olduğunu vurguladığını ifade eden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, zor zamanlarında birbirlerine maddi ya da manevi anlamda yardımcı olurdu ve bu anlayış, sosyal dayanışmanın ve karşılıklı güvenin temelini oluşturuyordu. Ancak günümüzde bu anlayış giderek zayıflamış durumda. Özellikle büyük şehirlerde, bireyselleşme ve kişisel alanın ön plana çıkmasıyla birlikte, ‘komşunun külüne muhtaç olmak’ gibi bir dayanışma anlayışı daha nadir görülüyor. Komşuluk ilişkileri, genellikle yalnızca ihtiyaç anlarında şekillenmeye başlamış, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma duygusu ise giderek azalmıştır.” dedi. Büyük şehirlerde komşuluk ilişkilerinin bazen sosyal statüyle de ilişkilendirilmeye başlandığını söyleyen Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Yüksek gelir gruplarının yaşadığı yerlerde, komşular arasındaki ilişkiler daha yüzeysel ve rekabetçi hale gelebiliyor. Bu durum, komşuluğun geleneksel anlamda ‘yardımlaşma’ ve ‘paylaşma’dan ziyade, ‘toplumsal görünürlük’ ve ‘sosyal statü’ üzerinden şekillenmesine neden olabiliyor.” ifadesinde bulundu. Komşuluk ilişkilerini sürdürenler hala var Türk toplumunda, hatta metropollerde bile, sıcak ve dayanışmacı komşuluk ilişkilerini sürdürenlerin hala var olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Özellikle mahalle kültürünün güçlü olduğu yerlerde veya küçük apartmanlarda, insanlar arasında güven ve yardımlaşma hala önemli bir yer tutuyor.” dedi. Çat kapı misafirlik anlayışı tamamen kayboldu Modern yaşamda mahremiyetin giderek daha değerli hale geldiğini ve bunun, komşuluk ilişkilerine yansıdığını anlatan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “İnsanlar, özel hayatlarına daha fazla saygı gösterilmesini istemekte ve bu yüzden komşularıyla daha az etkileşimde bulunmayı tercih etmektedirler. Mahremiyetin artan önemi, komşuluk mesafelerini genişletmiş ve insanlar arasında daha çekingen, yüzeysel ilişkiler oluşmuştur. Çat kapı misafirlik anlayışı da neredeyse tamamen kaybolmuştur. Eskiden komşular birbirlerine rahatlıkla misafir olabiliyorken, günümüzde izinsiz ziyaretler genellikle hoş karşılanmamaktadır.” diye konuştu. WhatsApp komşu grupları istenmeyen gerginliklere de neden oluyor Dijital çağ, komşuluk kavramını sanal ortamda yeniden şekillendirildiğini de ifade eden Prof. Dr. Süleymanlı, “WhatsApp grupları, sosyal medya ve çevrim içi forumlar, komşuların sadece bilgi paylaşımında bulunmalarını değil, aynı zamanda güvenlik sorunları ya da acil durumlar gibi durumlarda ortak çözümler üretmelerini sağlıyor. Bu sayede fiziksel olarak bir araya gelmeden de etkileşimde bulunulabiliyor. Yine de tüm bu kolaylıklara rağmen sanal komşuluklar, geleneksel ilişkilerin sıcaklığını ve samimiyetini yansıtamıyor. Bu dönüşüm, komşuluk ilişkilerinin daha yüzeysel ve dayanışmanın daha zayıf olmasına yol açıyor. Ayrıca dijital etkileşimler bazen yanlış anlaşılmalara veya gerginliklere de yol açabiliyor. Bir bilgi paylaşımı ya da yorum, komşular arasında istenmeyen gerginliklere de neden olabiliyor.” ifadesinde bulundu. Yalnız yaşayan yaşlılar veya çocuklu aileler için komşuluk hala önemli Komşuluk ilişkilerinin, toplumsal dayanışmanın temeli olan önemli bir sosyal olgu olduğunu belirten Prof. Dr. Süleymanlı, “Ancak modern toplumun dinamikleri, şehirleşme, bireyselleşme ve dijitalleşme gibi faktörler bu bağları zayıflatmış, yerine daha izole bir yaşam tarzı getirmiştir. Komşuluk ilişkilerinin yeniden güçlendirilmesi için yüz yüze etkileşimin teşvik edilmesi büyük önem taşır. Sosyal izolasyonun arttığı günümüzde, komşuluk ilişkileri yalnızlıkla başa çıkmak adına önemli bir araç olabilir. Basit bir selam bile bu ilişkileri güçlendiren etkili bir adım olabilir. Özellikle yalnız yaşayan yaşlılar veya çocuklu aileler için komşular arasında sıcak bir selam bile hayati önem taşır. Bu açıdan, Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın ‘Komşuluk ilişkisi toplumu ayakta tutar’ sözü, yalnızlık ve güvensizlik gibi toplumsal sorunların önüne geçmek adına daha da anlam kazanıyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.