Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yarı İletkenler

Kapsül Haber Ajansı - Yarı İletkenler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yarı İletkenler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Zeiss Türkiye, İki Ülke Arasında Güvenilir Bir Teknoloji Köprüsü Haber

Zeiss Türkiye, İki Ülke Arasında Güvenilir Bir Teknoloji Köprüsü

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Alman Sanayi ve Ticaret Odaları Birliği (DIHK) iş birliğinde, Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK Türkiye) ve Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası'nın (TATSO) katkılarıyla düzenlenen 4. Türk-Alman Ekonomi Konferansı, Ankara'da gerçekleştirildi. Türk ve Alman kamu kurumları ile iş dünyasının üst düzey temsilcilerini buluşturan konferansta, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni iş birliği fırsatları ele alındı. Konferans kapsamında düzenlenen oturumlara katılan ZEISS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Christian Martin, Türkiye'nin gelişen sanayi altyapısı ile Almanya'nın ileri teknoloji birikiminin bir araya gelmesinin, özellikle ileri üretim teknolojileri, yarı iletkenler ve sağlık inovasyonu alanlarında önemli fırsatlar sunduğuna dikkat çekti. ZEISS Türkiye, iki ülke arasında güvenilir bir teknoloji köprüsü Türkiye ile Almanya arasındaki ticari büyüme fırsatlarını artırmayı ve hızlandırmayı hedefleyen ZEISS Türkiye, Avrupa pazarıyla iş hacmini geliştirmek ve teknolojik entegrasyonunu güçlendirmek isteyen iş ortakları için güvenilir bir köprü olma misyonunu sürdürüyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Martin, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye ile Almanya arasındaki iş birliğini, özellikle ileri üretim teknolojileri, yarı iletkenler ve sağlık inovasyonu gibi yüksek katma değerli alanlarda daha da derinleştirmek için önemli fırsatlar bulunuyor. Türkiye dinamik ve büyüyen bir sanayi altyapısı sunarken, Alman şirketleri güçlü teknolojik yetkinliklere sahip. Bu iki gücün daha yakın bir şekilde buluşturulması, inovasyonu hızlandırabilir, daha yüksek katma değer yaratabilir ve küresel rekabet gücünü artırabilir. Türkiye ile Almanya arasındaki standartların ve düzenleyici çerçevelerin uyumlaştırılmasını ve ortak inovasyon ekosistemlerinin güçlendirilmesini önemli görüyoruz. ZEISS Türkiye olarak ileri teknolojilerimiz ve çözümlerimizle Türkiye'nin sanayi dönüşümünü desteklemeye kararlıyız." "Türkiye'de, Türkiye İçin" yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren ZEISS Türkiye, ileri teknoloji çözümleri ve uluslararası deneyimiyle Türkiye'nin sanayi ve teknoloji dönüşümünü desteklemeye, Türk ve Alman iş dünyası arasında uzun vadeli iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung’dan Yapay Zeka Altyapı Şirketi Helix’e 1 Milyar Dolarlık Yatırım Haber

Samsung’dan Yapay Zeka Altyapı Şirketi Helix’e 1 Milyar Dolarlık Yatırım

Yapay zekâ altyapısının farklı katmanlarında sahip olduğu yetkinliklerle Helix ile gelecekteki iş birlikleri için güçlü bir temel oluşturan Samsung; KKR, Kuwait Investment Authority, NVIDIA ve Vistra ile birlikte Helix’in küresel yapay zekâ altyapısının geliştirilmesine katkı sağlayacak. Samsung Electronics; Samsung C&T, Samsung SDS, Samsung SDI, Samsung Life Insurance ve Samsung Fire & Marine Insurance ile birlikte küresel yatırım şirketi KKR tarafından kurulan yapay zeka altyapı şirketi Helix Digital Infrastructure’a toplam 1 milyar dolar yatırım yapacaklarını duyurdu. Haziran 2026’da faaliyete geçen Helix, hiper ölçekli veri merkezlerinin geliştirilmesi ve işletilmesinden elektrik üretimine (baz yük ve esnek enerji kaynakları dahil), iletim ve dağıtım altyapısından fiber optik ağlara kadar tüm değer zincirinde entegre çözümler sunmak üzere yapılandırılmış bir yapay zeka altyapı sağlayıcı olarak faaliyet gösteriyor. Helix sayesinde hiper ölçekli bulut sağlayıcıları, hızla artan yapay zeka talebine ayak uydurmak için ihtiyaç duydukları büyük ölçekli ve kapsamlı altyapıya hızlı biçimde erişebilecek. Helix’e, Amazon Web Services’ın (AWS) eski CEO’su Adam Selipsky liderlik ediyor. Şirket, veri merkezi ve enerji sektörlerinin önde gelen uzmanlarından oluşan özel bir yönetim ekibi kuruyor. Helix ayrıca KKR’ın yaklaşık 170 uzmanıyla faaliyet gösteren küresel altyapı iş kolunun yetkinliklerinden de yararlanıyor. Samsung’un yanı sıra KKR, Kuwait Investment Authority (KIA), NVIDIA ve ABD merkezli enerji şirketi Vistra da Helix’in kurucu yatırımcıları arasında yer alıyor. Yapay zeka veri merkezleri yeni bir endüstriyel ekosistemin temel platformlarına dönüşüyor Yapay zeka veri merkezleri, yalnızca fiziksel tesis yatırımları olmanın ötesine geçerek hızla temel iş platformlarına dönüşüyor. Bugün bu merkezler; Hizmet Olarak GPU (GPUaaS), Egemen Yapay Zeka (Sovereign AI) ve kolokasyon hizmetleri gibi farklı ve yüksek katma değerli iş modellerini bir araya getiriyor. Bu veri merkezlerinin hızla yaygınlaşması; elektrik üretimi, soğutma teknolojileri, yarı iletkenler ve finans gibi birçok alanı kapsayan büyük ölçekli, çok sektörlü bir ekosistemin oluşmasını sağlıyor. Samsung iştiraklerinin yatırımı, şirketlerin gelişmekte olan bu altyapı ortamında yeni nesil yapay zeka alanındaki liderliğini güçlendirmeye yönelik stratejik kararlılığını yansıtıyor. Yapay zeka hizmetleri günlük yaşamın ve küresel endüstrilerin ayrılmaz bir parçası haline geldikçe, büyük ölçekli bilgi işlem yüklerini işleyebilen veri merkezlerine ve bu merkezlerin istikrarlı biçimde çalışmasını sağlayacak özel enerji altyapısına duyulan ihtiyaç da katlanarak artıyor. Veri merkezleri yapay zeka çağının üretim merkezleriyse, enerji de onları çalıştıran yakıt konumunda. Bu nedenle hem bilgi işlem hem de enerji altyapısını eş zamanlı olarak güvence altına alabilme yetkinliği, yapay zeka sektöründe rekabet avantajını belirleyen temel unsurlardan biri haline geliyor. Helix’in hem veri merkezi kurulumunu hem de bu merkezlerin ihtiyaç duyduğu enerji altyapısını hedefleyen yatırım stratejisi, pazardaki rekabetin merkezindeki ihtiyaca yanıt veriyor. Enerjiye erişimin bugün yapay zeka altyapısının önündeki en büyük darboğaz olduğunu dikkate alan Helix, doğrudan yatırımlar ve yatırımcılarından Vistra dahil olmak üzere önde gelen enerji geliştiricileriyle kuracağı stratejik ortaklıklar yoluyla enerji kapasitesini hızla güvence altına almayı planlıyor. Bu yatırımın, Samsung iştirakleri açısından önemli bir dönüm noktası olması; şirketlerin donanım ve bileşen alanındaki güçlü yetkinliklerini kullanarak sistem ve altyapı seviyesindeki etkilerini artırmalarına katkı sağlaması bekleniyor. Samsung, önümüzdeki dönemde geleneksel bir donanım bileşeni tedarikçisi olmanın ötesine geçerek küresel yapay zeka altyapı ekosisteminin şekillenmesinde de daha aktif bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Samsung’un yapay zeka uzmanlığı küresel yapay zeka altyapısının gelişimine katkı sağlıyor Samsung Electronics Device Solutions (DS) Bölümü, gelişmiş yarı iletken çözümleriyle küresel altyapının gelişimini destekliyor ve küresel talepteki değişimlere zamanında yanıt veriyor. Samsung Electronics Device eXperience (DX) Bölümü, 2025 yılında satın aldığı veri merkezi HVAC çözümleri alanında uzman iştiraki FläktGroup aracılığıyla hava soğutma sistemlerinden sıvı soğutma için soğutma sıvısı dağıtım ünitelerine (CDU) kadar kapsamlı bir veri merkezi soğutma ürün ve çözüm portföyü sunuyor. FläktGroup ayrıca dünya genelinde 14 üretim tesisi ile 65 ülkeye yayılan satış ve servis ağı sayesinde hiper ölçekli bulut sağlayıcılarının hızlı kapasite artışı taleplerine çevik ve esnek biçimde yanıt verebiliyor. Samsung C&T Engineering & Construction Group, veri merkezleri ve elektrik üretimi alanlarında mühendislik, tedarik ve inşaat (EPC) yüklenicisi olarak büyük ölçekli altyapı projelerini aktif biçimde yürütüyor. Samsung SDS, veri merkezleri tasarlayan, kuran ve işleten bir BT çözümleri sağlayıcısı olarak öne çıkıyor ve yakın dönemde GPUaaS alanında da faaliyet göstermeye başladı. Şirket, Kore’deki en düşük güç kullanım etkinliği (PUE) seviyesine sahip olduğunu belirtiyor ve bu verimlilik seviyesini hem kendi veri merkezlerinde hem de Korea AI Computing Center’da (KOACC) uyguluyor. Samsung SDI, yüksek performanslı sunucuların 7/24 çalıştığı veri merkezleri için kritik öneme sahip kesintisiz güç kaynakları (UPS) ve batarya yedekleme üniteleri (BBU) alanındaki ileri teknolojileriyle öne çıkıyor. Şirket, ultra yüksek çıkış gücü ve yüksek kapasiteli batarya teknolojilerinin kritik önem taşıdığı bu alanda yeni iş fırsatlarını değerlendirmeyi planlıyor. Bu yatırımla Samsung Electronics ve iştirakleri, Helix ile birlikte küresel yapay zeka veri merkezi yatırımlarını hızlandırmayı ve katılımcı şirketler arasındaki iş birliği sinerjisini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vatansever: Otomobil İle Uzay Teknolojisi Arasındaki Sınır Kalkıyor Haber

Vatansever: Otomobil İle Uzay Teknolojisi Arasındaki Sınır Kalkıyor

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Tesla’nın 15 Ekim 2026’da Teksas’ta gerçekleştirdiği etkinlikte tanıttığı yeni nesil Roadster’ı ve otomotiv teknolojilerindeki dönüşümü değerlendirdi. Tesla ile SpaceX mühendisliğini aynı projede buluşturan yeni Roadster’ın yalnızca elektrikli bir süper otomobil olarak değerlendirilmesinin eksik kalacağını belirten Vatansever, aracın farklı sektörlerde geliştirilen teknolojilerin birbirine aktarılmasının dikkat çekici bir örneği olduğunu söyledi. “Roadster’ın asıl önemi hızından daha büyük” Tesla, yeni nesil Roadster için Performance, Thrust ve davetle sunulması planlanan Rocket olmak üzere farklı konfigürasyonlar tanıttı. Şirketin tanıtımında Roadster için 0’dan 60 mile, yaklaşık 97 kilometre/saat hıza bir saniyenin altında ulaşan hızlanma, 230 milin, yaklaşık 370 kilometrenin üzerinde azami hız ve 300 milin, yaklaşık 480 kilometrenin üzerinde menzil bilgileri paylaşıldı. Tesla üretime 2028 yılında başlamayı hedefliyor. Vatansever, bu rakamların henüz seri üretim ve homologasyon süreci tamamlanmış nihai teknik değerler olmadığını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: “Bir otomobilin bir saniyenin altında hızlanması doğal olarak büyük ilgi çekiyor. Ancak Roadster’ın gösterdiği asıl değişim daha büyük. Otomobil artık mekanik bir üründen çok yazılımın, elektronik sistemlerin, enerji teknolojilerinin, ileri malzemelerin ve farklı mühendislik disiplinlerinin birleştiği teknoloji platformuna dönüşüyor.” SpaceX teknolojisi otomobile taşındı Yeni Roadster’ın en dikkat çekici taraflarından biri Tesla ile SpaceX arasındaki mühendislik iş birliği oldu. Tanıtımda SpaceX kökenli soğuk gaz iticileri ile fan tabanlı bir emiş sisteminin birlikte kullanıldığı deneysel araç gösterildi. Araç kısa süreli olarak yerden yükseldi, havada yön değiştirdi ve tekrar yere indi. Tanıtım aracında ayrıca yüksek basınçlı hava tankları, elektronik direksiyon kontrolü ve aktif aerodinamik gibi deneysel teknolojiler de gösterildi. Vatansever, teknoloji transferinin aracın performans rakamlarından daha önemli bir mesaj taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Uzay teknolojisinde geliştirilen bir mühendislik yaklaşımının otomobile taşınması son derece dikkat çekici. Bugün uzayda geliştirilen bir sistem yarın otomotivde, savunmada geliştirilen bir teknoloji sağlıkta veya yapay zekâ için geliştirilen bir altyapı üretim sanayisinde kullanılabiliyor. İnovasyonun en güçlü kaynaklarından biri sektörler arasındaki bu bilgi transferidir.” “Uçan otomobil” tanımı için henüz erken Roadster’ın tanıtım sırasında yerden yükselmesi ve havada manevra yapması küresel ölçekte büyük ilgi uyandırırken Vatansever, aracın klasik anlamda bir “uçan otomobil” olarak tanımlanmasının şu aşamada yanıltıcı olacağını söyledi. “Bir uçak gibi sürekli uçuş yapan bir otomobilden söz etmiyoruz. Tesla’nın gösterdiği sistem kısa süreli havalanma ve hava manevraları yapabilen deneysel bir teknoloji. Ancak bu bile otomobil mühendisliğinde alışılmış sınırların ne kadar zorlandığını gösteriyor” dedi. Deneysel gösteride kullanılan Rocket konfigürasyonunun normal karayolu kullanımı için standartlaştırılmış bir seri üretim aracı olmadığını belirten Vatansever, tanıtım prototiplerinin kabiliyetleri ile gelecekte müşteriye teslim edilecek araçların kesin özelliklerinin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti. “Bazı ürünlerin değeri kaç adet sattığıyla ölçülmez” Yeni Roadster’ın Tesla açısından yüksek adetli bir satış modelinden çok teknoloji vitrini niteliği taşıdığına dikkat çeken Vatansever, otomotiv sektöründeki “halo car” yaklaşımının teknoloji dünyasındaki demonstratörlerle benzer işlev gördüğünü söyledi. Vatansever şu ifadeleri kullandı: “Bazı ürünlerin değerini kaç adet sattığıyla ölçmek doğru değildir. Böyle bir araçta geliştirilen batarya yönetimi, yazılım, aerodinamik, malzeme veya kontrol teknolojisi daha sonra milyonlarca adet üretilen başka ürünlere aktarılabilir. Başlangıçta sınırlı sayıda üretilen bir ürünün geliştirdiği teknoloji çok daha geniş bir ekonomik değer yaratabilir.” Tesla CEO’su Elon Musk’ın da Roadster’ın şirketin finansal sonuçlarına büyük bir katkı yapmasının beklenmediğini, aracın daha çok sembolik ve teknolojik bir öneme sahip olduğunu belirtmesi bu yaklaşımı destekliyor. 2017’de verilen sözlerle 2026 aracı aynı değil Yeni nesil Roadster ilk kez 2017’de tanıtıldı ve üretimin 2020 yılında başlaması planlanmıştı. Proje daha sonra birçok kez ertelendi. Tesla’nın hâlen yayında bulunan Türkiye Roadster sayfasında önceki tanıtıma ait 2,1 saniyelik 0–100 km/s hızlanma, 400 km/s üzerinde azami hız ve 1.000 kilometre menzil bilgileri yer alıyor. 15 Ekim 2026’daki yeni tanıtımda ise 300 milin üzerinde, yani yaklaşık 480 kilometreyi aşan menzil bilgisi paylaşıldı ve aracın teknoloji mimarisi önemli ölçüde değişti. Vatansever, “Tesla Türkiye’nin mevcut internet sayfasındaki eski teknik bilgiler ile 2026’da gösterilen yeni aracın verilerini birbirine karıştırmamak gerekiyor. Seri üretim aracının kesin menzil, performans ve donanım değerleri ancak Tesla’nın güncellenmiş teknik açıklamaları ve homologasyon süreci tamamlandığında netleşecek” dedi. Türkiye açısından asıl mesaj: Otomobil artık bir teknoloji ekosistemi Roadster’ın Türkiye açısından asıl öneminin süper otomobil pazarından çok otomotiv endüstrisinin geçirdiği dönüşüm olduğunu belirten Vatansever, Türkiye’nin güçlü otomotiv üretim altyapısını yeni teknoloji katmanlarıyla desteklemesinin önemine dikkat çekti. Vatansever şu değerlendirmeyi paylaştı: “Bugünün otomobili yalnız motor, şasi ve kaportadan oluşmuyor. Batarya teknolojisi, güç elektroniği, araç yazılımı, sensörler, yarı iletkenler, yapay zekâ, haberleşme, siber güvenlik ve ileri malzemeler aracın oluşturduğu değerin giderek daha büyük bölümünü belirliyor. Roadster örneği buna havacılık ve uzay mühendisliğini de ekliyor.” Türkiye’nin uzun yıllara dayanan otomotiv üretim tecrübesinin bu yeni teknoloji alanlarında geliştirilecek mühendislik ve fikrî mülkiyet kapasitesiyle desteklenmesinin önemine işaret eden Vatansever, otomotivde katma değerin giderek daha büyük bölümünün yazılım ve elektronik sistemlerden geldiğini söyledi. “Otomotivde rekabet artık teknoloji ekosistemi yarışı” Elektrikli araç dönüşümünün yalnız içten yanmalı motorun elektrik motoruyla değiştirilmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Vatansever, sektörün rekabet kriterlerinin değiştiğini söyledi. “Rekabet artık yalnız beygir gücü, motor hacmi veya kaç adet araç üretildiği üzerinden yürümüyor. Hangi ülkenin daha güçlü batarya teknolojisine sahip olduğu, otomobil yazılımında ne kadar yetkin olduğu, yarı iletken ve sensör altyapısında ne kadar söz sahibi olduğu ve yapay zekâyı araç platformuna nasıl entegre ettiği giderek daha belirleyici hâle geliyor” dedi. Türkiye’nin mevcut otomotiv sanayisinin ve tedarik zincirinin bu dönüşümde önemli bir başlangıç avantajına sahip olduğunu ifade eden Vatansever, yeni dönemde araç başına oluşturulan teknoloji ve fikrî mülkiyet değerinin artırılmasının kritik olduğunu belirtti. Savunma ve uzay teknolojisinin sivil ekonomiye aktarılması fırsat Roadster’daki SpaceX bağlantısının Türkiye açısından başka bir önemli mesaj taşıdığını ifade eden Vatansever, savunma, havacılık ve uzay alanlarında geliştirilen teknolojilerin sivil ekonomiye aktarılmasının yüksek katma değer yaratabileceğini söyledi. “Türkiye savunma, havacılık ve uzay alanlarında son yıllarda önemli mühendislik yetkinlikleri geliştirdi. İleri malzemeler, sensörler, haberleşme sistemleri, yapay zekâ ve kontrol teknolojileri gibi alanlarda oluşan bilginin otomotivden enerjiye, sağlıktan üretime kadar sivil sektörlere taşınması ciddi bir ekonomik fırsat oluşturabilir” dedi. Vatansever, teknolojik gelişmenin yalnız yeni bir ürün ortaya çıkarmak değil, bir sektörde oluşan bilgi ve yeteneği başka sektörlerde yeniden kullanabilmek anlamına da geldiğini belirtti. Türkiye satış tarihi ve fiyatı açıklanmadı Tesla, yeni nesil Roadster’ın Türkiye satış tarihi veya Türkiye fiyatına ilişkin henüz güncel bir açıklama yapmadı. Tesla Türkiye’nin ürün güncellemeleri sayfasında Roadster hâlen ilgi alanları arasında yer alıyor; ancak yeni nesil aracın Türkiye sipariş tarihi veya güncel fiyatlandırması açıklanmış değil. Tesla Türkiye’nin mevcut Roadster sayfasındaki teknik veriler de 2017’de tanıtılan önceki versiyona ait olduğu için yeni aracın Türkiye’ye sunulacak nihai özellikleri olarak değerlendirilmemeli. Yeni Roadster’ın hangi versiyonlarının seri üretime geçeceği, hangilerinin farklı pazarlarda karayolu kullanım onayı alacağı ve Türkiye’de satışa sunulup sunulmayacağı Tesla’nın sonraki açıklamalarıyla netleşecek. “Asıl soru kaç saniyede hızlandığı değil, hangi teknolojileri doğuracağı” Vatansever değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Yeni Roadster’a yalnız ‘kaç saniyede 100 kilometreye çıkıyor?’ diye bakarsak asıl dönüşümü kaçırırız. Daha önemli soru, SpaceX’te geliştirilen bir kabiliyetin otomobile aktarılmasının bundan sonra hangi yeni teknolojilere kapı açacağıdır. Dün otomobil şirketleri ağırlıklı olarak mekanik mühendislik şirketleriydi. Bugün yazılım geliştiricilere, elektronik mühendislerine, yapay zekâ uzmanlarına, batarya kimyacılarına ve malzeme bilimcilerine aynı anda ihtiyaç duyuyorlar. Yarın uzay ve havacılık mühendisliği de bu zincirin daha doğal bir parçası hâline gelebilir. Türkiye açısından hedefimiz yalnız yeni nesil araçları tüketmek değil; otomotivdeki bu dönüşümün içinde mümkün olduğunca fazla yazılım, elektronik, batarya teknolojisi, yapay zekâ, ileri malzeme ve fikrî mülkiyet üretebilmek olmalı. Küresel otomotiv rekabetindeki yerimizi giderek daha fazla bu yetkinlikler belirleyecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek Haber

Vatansever: Türkiye’nin büyüme kalitesini teknoloji yoğunluğu belirleyecek

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından 6 Eylül 2026 tarihinde duyurulan ve aynı gün Resmî Gazete’de yayımlanan 2027–2029 Orta Vadeli Programı (OVP) hakkında görüşlerini paylaştı. OVP kapsamında makroekonomik istikrarın pekiştirilmesi, kalıcı fiyat istikrarının tesisi ve mali disiplinin korunmasının yanı sıra; verimliliğin artırılması, Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin geliştirilmesi, dijital ve yeşil dönüşüm, yüksek katma değerli üretim ile ekonomik direncin artırılmasının temel politikalar arasında yer almasını kıymetli bulduklarını belirten Vatansever, teknoloji stratejilerinin büyüme ve küresel rekabet gücüyle her geçen gün daha entegre hale geldiğini vurguladı. “Büyümenin niteliğini teknoloji yoğunluğu belirleyecek” OVP projeksiyonlarına göre Türkiye ekonomisinin 2027 yılında yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029’da yüzde 5 oranında büyümesi; program dönemi sonunda toplam millî gelirin 2,2 trilyon doların üzerine, kişi başı gelirin 25 bin dolara ve mal ile hizmet ihracatının ise 450 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Söz konusu dönemde yaklaşık 2,1 milyon yeni istihdam yaratılması ve işsizlik oranının 2029 itibarıyla yüzde 7,6’ya çekilmesi planlanırken; enflasyonun 2027’de yüzde 21, 2028’de yüzde 13,5 ve 2029’da yüzde 9 seviyelerine indirilmesi hedefleniyor. Vatansever, makroekonomik hedeflerin yanı sıra ekonominin üretim yapısında gerçekleştirilecek dönüşümün kritik olduğuna değinerek şu değerlendirmeleri yaptı: “Ekonomik büyüklükte 2,2 trilyon dolar eşiğini aşmak büyük önem taşıyor. Bununla beraber, bu ekonominin ne kadarının yazılım, bilgi, teknoloji, mühendislik ve yüksek katma değerli işlerden meydana geldiği, uzun vadeli rekabet gücümüzü tayin edecektir. Türkiye’nin büyüme kalitesi, teknoloji yoğunluğumuzu ne ölçüde artırabildiğimizle ortaya çıkacaktır.” “Üretimdeki bilgi ve teknoloji payını yükseltmeliyiz” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda, büyümenin niteliğinin dönüştürülmesi amacıyla sanayi üretim kapasitesi ile teknoloji yoğunluğunun artırılması, hizmet sektöründe ise bilgi ve teknoloji odaklı yüksek katma değerli faaliyetlerin ön plana çıkarılmasına yönelik vizyonunu değerlendiren Vatansever, üretim yapısındaki teknolojik içeriğin artırılmasının önemine işaret etti. Yılmaz’ın aynı sunumda imalat sanayisine 250 milyar TL ek kredi desteği sağlanacağını ve orta-yüksek ile yüksek teknoloji odaklı yatırımlar için tahsis edilen 750 milyar TL’lik yatırım kredilerinin kullandırılmaya devam edileceğini açıklamasını da yerinde bulan Vatansever şunları ekledi: “Türkiye’nin gayesi sadece niceliksel olarak daha fazla üretmek olmamalıdır. Ürettiğimiz mal ve hizmetlerin içerisine daha fazla tasarım, yazılım, mühendislik, veri, Ar-Ge ve fikrî mülkiyet entegre edebilmeliyiz. Bir ürünün fiziksel değerinin ötesinde, barındırdığı bilgi ve teknoloji ihracat değerimizi belirleyen temel unsurdur.” Yapay zekâ destekli üretim verimliliği artıracak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda; yapay zekâ destekli ve otonom üretim sistemleri aracılığıyla enerji, hammadde, iş gücü ve makine kullanımında verimliliğin artırılmasına yönelik yaklaşımını değerlendiren Vatansever, bu adımın yapay zekânın reel ekonomiyle olan bağını somutlaştırdığını ifade etti. Vatansever şu ifadeleri kullandı: “Yapay zekânın yarattığı ekonomik değer, sadece yapay zekâ şirketlerinin piyasa büyüklüğü ile ölçülmez. Eğer bir fabrika enerji tüketimini düşürüyor, üretim planlamasını optimize ediyor, makine parkurunu daha verimli işletiyor veya hata payını azaltıyorsa, doğrudan ekonomik değer üretmiş olur. Yapay zekâyı reel sektöre ne kadar yayabilirsek, toplam verimlilik artışını o denli güçlü hissederiz.” “Dijital dönüşüm artık bir verimlilik politikasıdır” OVP’de sanayinin yeşil ve dijital dönüşümünün hızlandırılması, üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması ve teknoloji yoğunluğunun yükseltilmesine dair politikaları yorumlayan Vatansever, dijitalleşmenin yalnızca teknoloji firmaları için değil, tüm ekonomi için bir verimlilik kaldıracı haline geldiğini belirtti. “Bir işletmenin mevcut kaynaklarla daha fazla üretim yapması, hammadde ve enerjiyi daha etkin kullanması, süreçlerini hızlandırıp hataları minimize etmesi doğrudan ekonomik verimlilik demektir. Bu sebeple dijital dönüşümü artık sadece bir bilişim yatırımı değil, temel bir verimlilik politikası olarak görmeliyiz” dedi. KOBİ’lerin dijitalleşmesi dönüşümü tabana yayacak Teknolojik dönüşümün sadece büyük ölçekli işletmelerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Vatansever, Türkiye’nin güçlü KOBİ ekosisteminin dijitalleşmesinin toplam ekonomik verimlilik açısından kritik olduğunu ifade etti. “Büyük ölçekli firmaların ileri teknoloji yatırımları değerlidir; ancak binlerce KOBİ’nin stok yönetiminden üretime, finanstan satışa kadar tüm süreçlerini dijital araçlarla optimize etmesi, ekonomik dönüşümün tabana yayılmasını sağlar. Teknolojinin gerçek ekonomik etkisi, yaygınlaştığı noktada ortaya çıkar” şeklinde değerlendirmede bulundu. “Ekonomik güvenliğin yeni boyutlarından biri teknoloji” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı müstakil bir politika alanı olarak tanımlaması ve stratejik alanlarda dışa bağımlılığı azaltarak ekonominin şoklara karşı direncini artırma yönündeki yaklaşımını değerlendiren Vatansever, teknolojik kapasitenin ekonomik dayanıklılık için stratejik bir önem kazandığını söyledi. Yılmaz’ın özellikle savunma, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ gibi kritik alanlarda Ar-Ge, üretim ve yerlilik oranlarının artırılmasına dair açıklamalarına değinen Vatansever, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekonomik güvenlik günümüzde sadece enerji veya finansman güvenliğiyle sınırlı değildir. Yarı iletkenlerden yapay zekâya, siber güvenlikten haberleşme altyapılarına kadar kritik teknolojilere erişim sağlayabilmek ve bu alanlarda yerli mühendislik kapasitesi geliştirmek, ekonomik dayanıklılığın ayrılmaz bir parçası olmuştur.” “Yatırım artık yalnız fabrika yatırımı değildir” Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda uluslararası doğrudan yatırımların artırılması, küresel yeteneklerin ve girişimcilerin Türkiye’ye çekilmesi ile teknoloji şirketlerinin merkez operasyonlarına yönelik yatırım stratejilerini vurgulamasını değerlendiren Vatansever, dijital ekonomiyle beraber yatırım kavramının evrildiğini belirtti. Vatansever şöyle konuştu: “Günümüzde bir ülkeye yatırım gelmesi sadece fabrika binası kurulması demek değildir. Küresel bir teknoloji şirketinin yazılım ekibini, Ar-Ge merkezini, veri altyapısını veya bölgesel yönetimini Türkiye’ye taşıması da yüksek değerli bir doğrudan yatırımdır. Bu tür yatırımlar beraberinde güncel bilgi, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası teknoloji ağlarını da getirir.” 450 milyar dolarlık ihracat hedefinde teknoloji yoğunluğu OVP’de program dönemi sonunda mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara çıkarılması hedeflenirken, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerin ihracat payının artırılmasına yönelik yaklaşım, Türkiye’nin rekabet gücü açısından kritik rol oynuyor. Vatansever şu değerlendirmeyi paylaştı: “450 milyar dolarlık ihracat hedefi içerisinde dijital hizmetlerin ve yüksek teknoloji ürünlerinin payını yükseltmek, uzun vadeli rekabet gücümüz için hayatidir. Siber güvenlik, yapay zekâ çözümleri, veri hizmetleri, oyun, finansal teknolojiler ve yazılım, Türkiye’nin yeni nesil ihracat kapasitesinin temel taşları olabilir.” Dijital Türk Lirası ve finansal teknoloji ekosistemi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın OVP sunumunda Dijital Türk Lirası’nın kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına dair çalışmaların süreceğini belirtmesini değerlendiren Vatansever, finansal teknolojiler ve ödeme sistemlerinin dijital ekonominin temel taşı olduğunu söyledi. “Ödeme sistemlerinin yenilikçi, güvenli ve esnek olması dijital ekonominin büyümesini doğrudan tetikler. Dijital Türk Lirası çalışmalarını, bu kapsamlı finansal teknoloji dönüşümünün en önemli halkalarından biri olarak görmekteyiz” dedi. “Teknolojik kapasite ekonomik değere dönüştüğünde büyümenin niteliği güçlenir” Vatansever değerlendirmelerini şu sözlerle noktaladı: “2027–2029 Orta Vadeli Program’ın; mali disiplin, fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin yanına teknolojik dönüşüm, verimlilik, yüksek katma değerli üretim ve ekonomik dayanıklılık başlıklarını eklemesini çok değerli buluyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın koordinasyonuyla hazırlanan bu yaklaşımın, Türkiye’nin sadece ekonomik hacmini değil, aynı zamanda ekonomimizin niteliğini ve küresel rekabet gücünü artıracak bir çerçeve sunduğuna inanıyoruz. Teknolojik kapasitemizi verimlilik artışına, ihracata ve üretime dönüştürebildiğimiz ölçüde; daha dayanıklı, daha rekabetçi ve yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapı inşa edebiliriz.”

Özel Sermaye Fonları Enerji, Sağlık, Altyapı Ve Savunma Gibi Daha Dayanıklı Sektörlere Yöneliyor Haber

Özel Sermaye Fonları Enerji, Sağlık, Altyapı Ve Savunma Gibi Daha Dayanıklı Sektörlere Yöneliyor

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY'ın yayımladığı EY Private Equity Pulse 2026 araştırması, küresel özel sermaye piyasasının 2026'nın ilk yarısında belirsizliklere rağmen dirençli bir görünüm sergilediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, yatırımcılar piyasadan tamamen uzaklaşmak yerine yatırım kararlarında daha seçici davranıyor. Buna ek olarak, teknoloji odaklı işlemlerde geçen yılın aynı dönemine göre %50 düşüş yaşanırken, teknoloji dışındaki işlemlerin değerinde %9 artış görülüyor. Küresel ölçekte özel sermaye satın alımlarında toplam işlem değeri büyük ölçüde yatay seyretti. Bu tablo, yatırımcıların özellikle yapay zekânın dönüştürdüğü alanlarda daha temkinli hareket ettiğini, buna karşılık uzun vadeli büyüme potansiyeli sunan sektörlere yönelmeyi sürdürdüğünü gösteriyor. Yatırım odağı dayanıklı sektörlere kayıyor Araştırmaya göre yatırımcıların ilgisi enerji, dijital altyapı, savunma ve sağlık gibi uzun vadeli büyüme potansiyeli sunan alanlara yöneliyor. Özel sermaye fonu yöneticilerinin yaklaşık yarısı, önümüzdeki 12-24 aylık dönemde sağlık hizmetleri ve dijital altyapıyı öncelikli yatırım alanları arasında görüyor. Veri merkezleri önemini korurken, yatırımcıların odağı artık yalnızca yapay zekâ uygulamalarına değil, bu dönüşümü mümkün kılan elektrik şebekeleri, enerji üretimi, soğutma sistemleri, yarı iletkenler ve yazılım gibi tamamlayıcı alanlara da genişliyor. Stratejik satışlar, çıkış piyasasını destekliyor Araştırmaya göre, 2026'nın ilk yarısında açıklanan çıkış işlemlerinin toplam değeri geçen yılın aynı dönemine göre %9 arttı. Kurumsal alıcıların ilgisi sayesinde stratejik satışlar çıkış piyasasının temel itici gücü olmaya devam etti. Son altı ayda toplam çıkış değerinin %71'ini stratejik satışlar, özel sermaye fonları arasındaki işlemler ve halka arzlar ise kalan kısmını oluşturdu. Kurumsal şirketler, ölçekli ve kaliteli varlıklara erişmek amacıyla özel sermaye destekli şirketlere yönelik ilgisini sürdürüyor. Araştırma ayrıca, satıcıların fiyat beklentilerinde daha gerçekçi bir yaklaşım benimsediğini ortaya koyuyor. Fon yöneticilerinin %90'ı, uzun süredir portföylerinde bulunan varlıklarda daha hızlı likidite sağlayabilmek için belirli oranlarda değerleme indirimi kabul edebileceğini belirtiyor. Çıkış hazırlığında yapay zekâ ve operasyonel verimlilik öne çıkıyor Jeopolitik gelişmelere bağlı belirsizliklerin sürdüğü piyasa koşullarında özel sermaye şirketleri, olası çıkış süreçlerine daha erken hazırlanmaya odaklanıyor. Katılımcıların %76'sı yapay zekâ, otomasyon ve veri altyapısını en önemli öncelikleri arasında gösterirken; bunu %62 ile kârlılık ve maliyet dönüşümü, %52 ile nakit ve işletme sermayesi yönetimi izliyor. Özel sermaye fonları gelecek döneme ilişkin iyimserliğini koruyor Araştırmaya göre, fon yöneticilerinin %72'si önümüzdeki altı ayda yatırım faaliyetlerinin artmasını beklerken, %56'sı çıkış işlemlerinin hızlanacağını öngörüyor. Katılımcıların yalnızca %14'ü yatırım faaliyetlerinde gerileme beklediğini ifade ediyor. Bununla birlikte değerleme farklılıkları, faiz oranları ve jeopolitik gelişmeler yatırım kararlarını etkilemeye devam eden başlıca riskler arasında yer alıyor. EY Türkiye Özel Sermaye Fonları Sektör Lideri Musa Gezer araştırma sonuçlarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “EY Private Equity Pulse 2026 araştırması, Özel Sermaye yatırımcılarının günümüzdeki belirsizlik ortamında daha disiplinli ve seçici bir yatırım yaklaşımı benimsediğini ortaya koyuyor. Teknoloji odaklı işlemlerde yavaşlama görülürken, enerji, altyapı, sağlık ve savunma gibi dayanıklı sektörlere ilginin arttığını gözlemliyoruz. Yapay zekâ yatırımları da yalnızca uygulama tarafıyla sınırlı kalmayıp, bu dönüşümü mümkün kılan alanlara doğru genişliyor. Diğer yandan stratejik satışlar ve kurumsal alıcıların güçlü talebi, çıkış piyasasının istikrarlı seyrini desteklemeyi sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde finansman koşullarındaki iyileşme, satışa çıkacak varlık sayısındaki artış ve yapay zekâ ekosisteminin oluşturduğu yeni yatırım alanlarının özel sermaye piyasasını desteklemeye devam edeceğini öngörüyoruz. Belirsizlik dönemleri aynı zamanda uzun vadeli değer yaratabilecek yatırım fırsatlarını da beraberinde getiriyor. Bu süreçte, doğru sektörleri ve doğru varlıkları seçebilen yatırımcıların önemli avantaj elde edeceğine inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Körfez Bölgesi Yeni Stratejik Bağımlılıklarla Karşı Karşıya Haber

Körfez Bölgesi Yeni Stratejik Bağımlılıklarla Karşı Karşıya

Öne çıkan veriler: Körfez ülkeleri son 20 yılda yapay zekâ, gelişmiş veri merkezleri, video oyunları ve dijital ekosistemlere 250 milyar doların üzerinde yatırım yaptı.Bölge, mevcut küresel veri merkezi kapasitesinin yüzde 1'inden biraz fazlasına sahipken, yapımı devam eden kapasitenin yaklaşık yüzde 7'sini, planlanan kapasitenin ise yaklaşık yüzde 6'sını oluşturuyor.Standart bir hiper ölçekli veri merkezinin soğutulması için günde 1 ila 5 milyon litre su gerekebiliyor. Körfez, yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, yapay zekâ ve dijital altyapı yatırımlarında dünyanın yeni büyüme merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ulusal varlık fonları ve ekonomik çeşitlendirme stratejilerinin desteğiyle yapay zekâ, bulut bilişim, veri merkezleri ve dijital ekosistemlere önemli yatırımlar yapılıyor. Bölgenin mevcut küresel kapasitedeki payı halen sınırlı olsa da yapımı devam eden ve planlama aşamasındaki projelerde üstlendiği rol hızla büyüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bu yarışta bölgenin iki itici gücü olarak öne çıkıyor. Büyük ölçekli dijital altyapı projeleri ve küresel teknoloji şirketleriyle kurulan iş birliklerinin etkisiyle Riyad ve Abu Dabi'nin, Körfez'in yapay zekâ ve hiper ölçekli veri merkezi alanındaki başlıca merkezleri haline gelmesi bekleniyor. Ekonomik çeşitlenme kırılganlıkların yönünü değiştiriyor Körfez'deki dijital dönüşüm yarışının arkasında düşük maliyetli enerji, güçlü finansal kaynaklar, deniz suyunu arıtma altyapısı ve Avrupa, Asya ile Afrika arasındaki stratejik coğrafi konum gibi önemli avantajlar bulunuyor. Ancak bu avantajlar kırılganlıkları ortadan kaldırmak yerine farklı alanlara taşıyor. Bölgenin yapay zekâ alanındaki hedefleri; özellikle yarı iletkenler, grafik işlemcileri, büyük bulut hizmeti sağlayıcıları ve ihracat lisansları açısından yabancı teknolojilere bağımlılığını sürdürüyor. Körfez'de yarı iletken üretimi veya yazılım mimarisi alanında henüz gelişmiş bir yerel ekosistem bulunmuyor. Bu bağımlılık insan kaynağına da uzanıyor. Yapay zekâ, bulut bilişim ve yarı iletken alanındaki uzmanlara dünyanın önde gelen teknoloji merkezlerinde halihazırda yoğun talep bulunuyor. Dijital altyapılar kritik hale geliyor Körfez ekonomileri giderek daha fazla dijitalleşirken veri merkezleri, deniz altı kabloları, bulut platformları ve dijital ağlar kritik altyapılar haline geliyor. Finansal hizmetlerden kamu platformlarına, akıllı şehirlerden şirketlerin kullandığı dijital tedarik zincirlerine kadar pek çok alan artık bu altyapılara dayanıyor. Bölgedeki dalgalı jeopolitik ortamda dijital altyapının bu ölçüde merkezi bir konuma gelmesi, yeni bir ülke riski türünü de beraberinde getiriyor. Büyük veri merkezleri fiziksel hedeflere dönüşürken, deniz altı kabloları da bir başka potansiyel kırılganlık noktası oluşturuyor. Kaynaklar üzerindeki baskı ise risklere yeni bir boyut ekliyor. Tatlı su kaynaklarının sınırlı olduğu ve su ihtiyacının büyük ölçüde deniz suyunun arıtılmasıyla karşılandığı bölgede, büyük ölçekli bilgi işlem kapasitesinin gelişmesi; sanayi, konut ve dijital altyapıların su kullanımı arasındaki tercihleri daha da zorlaştırabilir. Bu nedenle Körfez'in yapay zekâ alanındaki yükselişi şirketler açısından teknolojik inovasyonun ötesinde bir anlam taşıyor. Süreç; operasyonel dayanıklılık, tedarikçilere bağımlılık, iş sürekliliği ve kritik dijital altyapılara maruz kalma açısından somut riskleri de gündeme getiriyor. Coface Orta Doğu Ekonomisti Seltem İyigün ise gelişmeleri şöyle değerlendiriyor: “Körfez'in yapay zekâ yarışı köklü bir dönüşüme işaret ediyor. Petrol sonrası ekonomik çeşitlenme kırılganlıkları ortadan kaldırmıyor, yeni kırılganlıklar yaratıyor. Veri merkezleri, yarı iletkenler, yetenekli insan kaynağı ve doğal kaynaklar artık enerji altyapısı kadar stratejik varlıklar haline geliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ak Portföy’den Sektörde Yine Bir İlk:  Yapay Zeka Fonu Haber

Ak Portföy’den Sektörde Yine Bir İlk: Yapay Zeka Fonu

Fon, yeni dönemde yaratılan ekonomik değere damgasını vuran ve küresel ölçekte büyük potansiyel taşıyan yapay zeka ekosistemine bugünden ortak olma fırsatı sunuyor. Fon, yapay zeka teknolojileri geliştiren şirketlerin yanı sıra; bu şirketlere veri, otomasyon, yarı iletkenler ve diğer dijital altyapıları sağlayan şirketlere yatırım yapıyor. Bu yönüyle fon, teknoloji odaklı büyüme alanlarına geniş bir çerçevede yatırım imkanı sağlıyor. Ak Portföy’ün “Yatırımın Geleceği” ürün ailesinin en yenilikçi üyelerinden biri olan Yapay Zeka Teknolojileri Şirketleri Fonu, teknoloji ve inovasyon odaklı yatırım yaklaşımının yeni adımını temsil ediyor. Global ölçekte ekosistemin devleri arasında yer alan Open AI ve Antropic halka arzlarının 2026’nın ikinci yarısı için planlanmakta olması, yapay zeka alanına yatırım iştahının daha da artmasını sağlayacak. Ak Portföy Genel Müdürü Mehmet Ali Ersarı konuya ilişkin görüşlerini paylaştı: “Ekonominin verimlilik, rekabet ve ölçek mimarisi artık önemli oranda yapay zeka ekseninde şekilleniyor. Bu dönüşümle birlikte ekonomik değerin ve büyüme potansiyelinin önemli bir bölümü de yapay zeka teknolojilerine yatırım yapan, bu teknolojileri geliştiren ve ölçekleyen şirketlerde oluşuyor. Böyle dönemlerde yatırım dünyasının sorumluluğu, değişimi doğru analiz ederek uzun vadeli değer yaratabilecek alanları yatırımcılarıyla buluşturmak. Ak Portföy olarak bizler de yatırım yaklaşımımızı, ekonomik değerin yeniden tanımlandığı bu yapısal dönüşümü stratejimizin merkezine alarak şekillendiriyoruz. Türkiye’nin Tefas’taki ilk ve tek Yapay Zekâ Teknolojileri Şirketleri Fonu’nu hayata geçirirken çıkış noktamız da tam olarak bu bakış açısı oldu. Bu fonumuzla, geleceği şekillendiren bu kritik dönüşüme, tasarruf sahiplerinin bugünden değer ortağı olabilmelerine imkan sağlıyoruz. Bu adım aynı zamanda “Yatırımın Geleceği” vizyonumuzun da güçlü bir yansıması… Yapay Zekâ Teknolojileri Şirketleri Fonumuzla, yapay zekânın şekillendirdiği yeni ekonomik düzende ortaya çıkan fırsatları yatırımcılarımızla buluşturmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Portföy’e Yeni Bir Ödül Daha Haber

Garanti BBVA Portföy’e Yeni Bir Ödül Daha

Geniş fon evreni, yenilikçi ürün stratejisi ve yatırımcı odaklı yaklaşımıyla güçlü seyrini sürdüren Garanti BBVA Portföy, son dönemde özellikle teknoloji temalı fonların performansıyla dikkat çekiyor. Garanti BBVA Portföy, uluslararası finans dünyasının saygın yayınlarından Global Banking & Finance Review tarafından düzenlenen 2026 ödüllerinde “Türkiye’nin En İyi Portföy Yönetim Şirketi 2026” ödülüne layık görüldü. Yatırım fonlarındaki ürün çeşitliliği, yenilikçi ürün stratejisi, yatırımcı odaklı hizmet modeli ve erişilebilirlik gibi öne çıkan kriterler doğrultusunda değerlendirilen Garanti BBVA Portföy, aynı ödülü 2025 yılının ardından 2026 yılında da kazanarak bu başarıya üst üste ikinci kez imza attı. “Yatırımcılarımızı geleceğin temalarıyla buluşturuyoruz.” Garanti BBVA Portföy Genel Müdürü Eyüp Gülsün, ödüle ve şirketin performansına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Global Banking & Finance Review 2026 ödüllerinde üst üste ikinci kez ödül almamız, Garanti BBVA Portföy’ün güçlü marka değerinin, güvenilirliğinin ve uluslararası ölçekteki başarısının önemli bir göstergesi. Yatırımcılarımızın farklı beklenti ve finansal hedeflerine yanıt verebilecek geniş bir fon evreni sunuyor; ürün çeşitliliğimiz, yenilikçi yaklaşımımız ve yatırımcı odaklı hizmet modelimizle birikimlerini profesyonel yönetim anlayışıyla değerlendirmelerine katkı sağlıyoruz. Son dönemde özellikle yapay zekâ, yarı iletkenler ve blockchain gibi alanlar küresel piyasalarda öne çıkarken teknoloji sektörüne yönelik yatırımcı ilgisi de artış gösteriyor. Biz de Garanti BBVA Portföy olarak, piyasaları yakından takip eden uzman kadromuzla teknoloji temasına odaklanan fonlarımızı titizlikle yönetiyor; yatırımcılarımızı geleceğin büyüme potansiyeli taşıyan fonlarımızla buluşturmayı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de yatırımcılarımızın birikimlerine değer katmak, sürdürülebilir performans sunmak ve yenilikçi yatırım çözümleri geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz.” *Global Banking & Finance Review 2026 ödüllerinde yatırım fonları çeşitliliği ile yenilikçi ürün stratejisi, yatırımcı odaklı hizmet modeli ve kolay erişilebilirlik gibi öne çıkan veriler esas alınarak portföy yönetimi sektöründe Garanti Portföy Yönetimi A.Ş. “Türkiye’nin En İyi Portföy Yönetim Şirketi” olarak belirlenmiştir. Teknoloji temalı fonlar getiri performansıyla dikkat çekiyor Garanti BBVA Portföy’ün yapay zekâ, yarı iletken teknolojileri, blockchain ekosistemi ve dijital dönüşüm gibi küresel piyasalarda öne çıkan temalara erişim sağlayan teknoloji fonları, şirketin fon evrenindeki alternatifler arasında yer alıyor. Örneğin, Garanti Portföy Yönetimi A.Ş.’nin kurucusu olduğu Garanti Portföy Yarı İletken Teknolojileri Değişken Fon (YIT), Garanti Portföy Blockchain Teknolojileri Değişken Fon (GBV) ve Garanti Portföy Yabancı Teknoloji Hisse Senedi Fonu (GUH), yatırımcılara küresel teknoloji ekosistemindeki farklı büyüme hikâyelerine fonlar aracılığıyla ulaşma imkânı sunuyor. TEFAS verilerine göre, 08 Haziran 2026 itibarıyla son bir yılda Garanti Portföy Yarı İletken Teknolojileri Değişken Fon (YIT) yüzde 146, Garanti Portföy Yabancı Teknoloji Hisse Senedi Fonu (GUH) yüzde 103, Garanti Portföy Blockchain Teknolojileri Değişken Fon (GBV) ise yüzde 93 getiri sağladı (Kaynak: TEFAS, 08.06.2026 tarihli verilere göre). Böylece teknoloji temalı fonlar, Garanti BBVA Portföy’ün 2026 yılında da devam eden performansının dikkat çeken örnekleri arasında yer aldı. Fonların geçmiş dönem performansları gelecek dönem için gösterge niteliğinde değildir. Geniş fon evreni ve dijital erişimle yatırımcı deneyimini güçlendiriyor Garanti BBVA Portföy, kıymetli madenler fonlarından para piyasası fonlarına, hisse senedi fonlarından tematik fonlara uzanan geniş ürün yelpazesiyle yatırımcıların birikimlerini farklı stratejilerle değerlendirebilmelerine olanak sağlıyor. Şirket, fon evrenini çeşitlendirmeye ve yenilikçi yatırım çözümleri geliştirmeye devam ederken, dijital kanallar üzerinden kolay erişilebilir fon çözümleri, anlaşılır yatırım içerikleri ve yatırımcı odaklı hizmet modeliyle yatırımcı deneyimini güçlendirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Express, Tayvan-Avrupa Bağlantısını Güçlendirmek İçin Direkt Uçuş Başlattı Haber

DHL Express, Tayvan-Avrupa Bağlantısını Güçlendirmek İçin Direkt Uçuş Başlattı

DHL Express, Taipei ve Leipzig'i birbirine bağlayan yeni bir uçuş başlatarak hava ağını güçlendirdi. Boeing 777 kargo uçağıyla sunulan hizmet, haftalık yaklaşık 200 tonluk kapasiteyle önceki hizmetin iki katına çıktı. Asya ile Avrupa arasında artan gönderi talebini karşılamak üzere hem taşıma kapasitesi artırıldı hem de transit süreleri iyileştirildi. DHL Express ve Lufthansa Cargo'nun ortak girişimi AeroLogic tarafından işletilen bu rota, Leipzig ve Taipei arasında haftada iki kez gerçekleştiriliyor. DHL Express Tayvan CEO’su Samuel Lee, "Yeni rotanın hayata geçirilmesi yalnızca Tayvan ile Avrupa arasındaki bağlantıyı güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda genel operasyonel verimliliğimizi ve kapasitemizi de artırıyor. Kargo uçaklarına ve özel uçuş rotalarına yaptığımız sürekli yatırımlar, Tayvan'ın büyümesine ve küresel ticaretteki konumuna olan güçlü güvenimizi yansıtıyor. Devam eden ağ optimizasyonlarımız sayesinde, müşterilerimizin uluslararası pazarlara daha büyük bir esneklikle açılmalarına olanak tanıyoruz” dedi. Yeni rota, Güney Tayvan'a yönelik ithalat operasyonlarını da optimize ediyor. Güney Tayvan'dan gelen gönderiler daha verimli bir şekilde işlenip sevk edilebiliyor; bu da toplam transit süresini yaklaşık yarım gün azaltarak hizmet hızını ve güvenilirliğini artırıyor. IATA'nın son istatistikleri, Tayvan'ın geçen yıl hava kargo hacminde küresel olarak dokuzuncu sırada yer aldığını gösteriyor. Yapay zekâ (AI) ve yarı iletkenler gibi temel sektörlerdeki ihracatı dünyaya öncülük ederken, yalnızca Taoyuan Uluslararası Havalimanı 2025 yılında toplam 2,5 milyon ton kargo hacmine ulaştı. 2026 DHL Küresel Bağlantılılık Raporu'na göre, yapay zekâ çipleri, sunucular ve diğer yüksek teknoloji ürünlerine yönelik artan talebin etkisiyle Tayvan'ın küresel ticaretteki konumu önemli ölçüde güçlendi ve sıralaması 36'dan 32'ye yükseldi. Şu anda Avrupa'ya yapılan sevkiyatların %60'ından fazlası yüksek teknoloji sektöründen kaynaklanıyor. Yeni uçuşun bu büyüyen talebi daha da desteklemesi bekleniyor. DHL Express; hızlı, güvenilir ve yüksek kaliteli sınır ötesi teslimat çözümleri sunmak için yatırımlarına devam ediyor. Dünyanın en büyük çift motorlu uçağı olan Boeing 777 kargo uçağı, tüm çift motorlu kargo uçakları arasında en yüksek taşıma kapasitesine ve menzile sahip. Boeing 747 ile karşılaştırıldığında karbon emisyonlarını %18'e kadar azaltarak DHL'in sürdürülebilir, düşük karbonlu lojistik taahhüdünü de destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.