Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yarı Iletkenler

Kapsül Haber Ajansı - Yarı Iletkenler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yarı Iletkenler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Z Kuşağının Yedi Aylık İşlem Hacmi Yaklaşık 80 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Z Kuşağının Yedi Aylık İşlem Hacmi Yaklaşık 80 Milyar Dolara Ulaştı

Binance Research tarafından yayımlanan yeni rapor, Z kuşağının küresel yatırım piyasalarındaki ağırlığının hızla arttığını ortaya koydu. Rapora göre Z kuşağı, Ocak-Temmuz 2026 döneminde geleneksel finansla bağlantılı ürünlerde yaklaşık 80 milyar dolarlık işlem hacmine katkıda bulundu. Bu kuşağın söz konusu ürünlere yeni katılan kullanıcılar içindeki payı da aynı dönemde yüzde 41’den yüzde 47’ye çıktı. Z kuşağı halen doğrudan hisse senedi ve tokenize hisse senedi ürünü kullanıcılarının yüzde 44’ünü, geleneksel finans varlıklarına dayalı sürekli vadeli işlem ürünü kullanıcılarının ise yüzde 45’ini oluşturuyor. Her üç ürün grubunu da kullanan yatırımcılar arasında Z kuşağının payı yüzde 48’e ulaşıyor. Yüksek büyümeye rağmen daha seyrek işlem yapıyorlar Rapor, genç yatırımcıların yüksek riskli ve spekülatif işlemlere daha fazla yöneldiği yönündeki yaygın algıyı desteklemiyor. Z kuşağı, yüzde 5,9 ile kaldıraçlı ETF işlem hacminde bütün kuşaklar arasındaki en düşük paya sahip bulunuyor. Raporda “yeni nesil yatırımcılar” olarak tanımlanan kullanıcılar günde ortalama 2,6 işlem gerçekleştiriyor. Genel kullanıcı kitlesinde ise bu ortalama 3,0 seviyesinde. Bu veriler, Z kuşağındaki büyümenin daha sık veya daha yüksek riskli işlem yapma eğiliminden kaynaklanmadığını gösteriyor. Yüzde 77’si yatırım öncesinde finans eğitimi alıyor Raporda incelenen Z kuşağı yatırımcılarının yüzde 77’si, yatırım yapmaya başlamadan önce bir tür örgün veya yapılandırılmış finans eğitimi aldığını belirtiyor. Z kuşağında üniversite yıllarında veya erken yetişkinlik döneminde yatırım yapmaya başlayanların oranı yüzde 30’a ulaşıyor. Y kuşağında aynı yaşam evresinde yatırıma başlayanların oranı ise yüzde 15’te kalıyor. Buna göre Z kuşağında erken dönemde yatırıma başlayanların oranı, bir önceki kuşağın iki katına çıkıyor. İlk tercihler yapay zekâ ve teknoloji şirketleri Genç yatırımcıların ilk işlemlerinde daha yerleşik küresel varlıklara yöneldiği görülüyor. NVIDIA, Micron, Tesla ve Apple hisseleri ile Nasdaq-100 ETF’si, Z kuşağının ilk tercihlerinde öne çıkıyor. Bu tercihler, genç yatırımcıların yapay zekâ, yarı iletkenler ve küresel teknoloji gibi uzun vadeli temalara ilgi gösterdiğine işaret ediyor. Küresel piyasalara erişim gelişmekte olan ülkelerden büyüyor Raporda incelenen geleneksel finans bağlantılı ürün kullanıcılarının tüm kuşaklar genelinde yüzde 90’dan fazlası gelişmekte olan piyasalarda bulunuyor. Z kuşağı yatırımcıları arasında bu oran yüzde 95’e yükseliyor. Araştırma ayrıca genç, gelişmekte olan bir piyasada yaşayan, 2.000 doların altında hisse senedi varlığı bulunan ve ABD hisse senedi piyasalarına ilk kez erişen belirgin bir kullanıcı grubuna dikkat çekiyor. Doğrudan hisse senedi ürünü kullanıcılarının yüzde 13’ü bu profilin bütün özelliklerini taşıyor. Bulgular, küresel piyasalara erişimin gelişmekte olan ekonomilerdeki genç yatırımcılar aracılığıyla genişlediğini gösteriyor. Z kuşağı bu piyasalara önceki kuşaklardan daha erken girerken, finans eğitimi, işlem sıklığı ve risk tercihlerinde daha yapılandırılmış bir yatırımcı profili ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Almatis CEO’su Sönmez: Hedefimiz Türk Sermayesiyle Küresel Sanayide Standartları Belirlemek Haber

Almatis CEO’su Sönmez: Hedefimiz Türk Sermayesiyle Küresel Sanayide Standartları Belirlemek

OYAK bünyesinde yer alan Almatis, sanayi gücünü dünyaya taşıyan en önemli şirketlerden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Almatis CEO’su Anıl Sönmez, çalışmalarını alümina ve ötesine tasarladıklarını, pazara en yüksek kalite ve en güvenilir özellikli çözümleri pazara sunduklarını söyledi. Vizyonlarını yatırımlarla desteklediklerini belirten Sönmez, “Hedefimiz küreselde söz sahibi olmak, standartları belirlemek ve bu dönüşümü Türk sermayesi gücüyle gerçekleştirmek” dedi. Almatis CEO Sönmez, şirketin faaliyet alanları, ürün portföyü ve küresel ölçekteki konumuyla ilgili bilgi verdi. Almatis’in OYAK bünyesinde yer alan ve grubun küresel ölçekteki sanayi gücünü dünyaya taşıyan en önemli şirketlerden biri olduğuna dikkat çeken Sönmez, 2016 yılından bu yana coğrafi yaygınlık, sağladıkları teknoloiik katma değerle küresel yüzü olan OYAK’ın bir parçası olmaktan gurur duyduklarını dile getirdi. “Tutku, küresel kapsayıcılık, hesap verilebilirlik, dayanışma ve ekip ruhu”nun Almatis’i rekabette öne çıkaran temel unsurlar olduğunu anlatan Anıl Sönmez, “Bizi farklı kılan temel unsur yalnızca ürün kalitesi değil, teknik derinlik, müşteriyle bire bir çalışma kültürü ve uzun vadeli iş ortaklığı anlayışıdır. Bu değerler, Almatis’i yalnızca bir hammadde tedarikçisi değil, müşterilerinin teknolojik gelişim yolculuğunda güvenilir bir çözüm ortağı haline getiriyor” diye konuştu. “Yatırımlarla alümina üretimi ve ötesini tasarlıyoruz” Almatis’in alümina üretiminde küresel ve entegre bir operasyonel ağa sahip bir şirket olduğunu ifade eden Anıl Sönmez, vizyonları doğrultusunda “Alümina ve ötesini tasarlıyoruz. Halihazırda pazara en yüksek kalite ve en güvenilir özellikli alümina çözümlerini sunuyoruz. Bununla yetinmiyor; alümina dışı yeni ürün alanlarında da aktif çalışmalar yürütüyoruz. Son yıllarda bu vizyonu somut yatırımlarla destekledik” bilgisini verdi. Sönmez, 2022 yılında Hindistan’da yeni bir entegre tabular alümina üretim tesisini devreye aldıklarını, 2025 yılında Almatis ABD Arkansas tesisinde kalsine alümina kapasite artış projesini başarıyla tamamladıklarını hatırlatarak, yine aynı yıl Çin tesisinde yeni bir kalsine alümina tesisinin temelini attıklarını ve bu yatırımın 2027’de devreye girmesinin öngörüldüğünü söyledi. Anıl Sönmez, söz konusu tesisin özellikle yarı iletkenler, elektrikli araç bataryaları ve yüksek performanslı elektronik ürünler için kritik bir hammadde üreteceğini, bu yatırımlarla yalnızca kapasite artırımı olarak değil, teknolojik ilerlemeye ve sürdürülebilir ekonomik gelişime katkı olarak gördüklerini dile getirdi. Sönmez, “Bu yatırımlar, Türk ve OYAK bayraklarımızı dünyanın dört bir yanında dalgalandırma isteğimizden güç alıyor. Diğer bölgelerde de benzer kapasite artırımı ve optimizasyon çalışmalarımız devam ediyor” dedi. Yüz yılı aşkın süredir küresel lider ve yerel tedarikçi Küresel ölçekte Almatis’in gücünü yerel ihtiyaçlara hızlı, güvenilir ve teknik olarak doğru çözümler sunmak için kullandıklarının altını çizen Anıl Sönmez, “Almatis olarak kendimizi yıllardır şu şekilde tanımlıyoruz: ‘Yüz yılı aşkın süredir küresel lider, yerel tedarikçi.’ Küresel ölçekteki gücümüzü; yerel ihtiyaçlara hızlı, güvenilir ve teknik olarak doğru çözümler sunmak için kullanıyoruz” diye konuştu. Almatis için inovasyonun laboratuvardan sahaya uzanan ve müşteriyle birlikte şekillenen bir süreç olduğunu anlatan Anıl Sönmez, araştırmalarda Almatis müşterilerinin yüzde 90’ınının şirketin inovasyon yetkinliğini iyi veya mükemmel seviyede değerlendirdiğini, söz konusu araştırma sonuçlarının şirketin yalnızca yüksek kaliteli ürünler sunan bir tedarikçi olmadığını, teknik bilgi birikimiyle müşterileriyle birlikte geliştiren, müşteriye göre üreten (customization), müşteriyi dinleyen, anlayan ve onun başarısı için birlikte çalışan çözüm üreten ve değer oluşturan bir partner olduğunu açıkça ortaya koyduğunu söyledi. OYAK bünyesinde Akdeniz Chemson ile stratejik ortaklık İnovasyonun sahadaki ihtiyaçları 100 yılı aşkın birikimle derinlemesine anlamaktan geçtiğine inandıklarına işaret eden Anıl Sönmez, “Büyümeyi yalnızca kapasite artışıyla değil, doğru iş birlikleri ve güçlü dağıtım ağlarıyla destekliyoruz. Son dönemde bu anlayışla; Afrika, Kuzey Amerika ve Avrupa’da yeni iş ortaklarıyla anlaşmalar imzalayarak küresel erişimimizi daha da genişlettik. Bu adımlar, müşterilerimize bulunduğumuz her pazarda daha yakın olmak ve yerel ihtiyaçlara daha hızlı yanıt verebilmek açısından stratejik önem taşıyor” dedi. OYAK bünyesinde şirketler arası birlikteliğe de önem verdiklerini kaydeden Sönmez, bu çerçevede Akdeniz Chemson ile Güney Amerika’da stratejik bir ortaklığa imza attıklarını, OYAK çatısı altında geliştirilen bu tür sinerjilerin küresel pazarlarda ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir değere dönüştüğüne inandıklarını belirtti. Sönmez, “Ürünlerimizin yanında kurduğumuz iş birlikleriyle de küresel ölçekte büyüyen ve etkisini her geçen gün artıran bir sanayi şirketi olmanın gururu yaşıyoruz” şeklinde konuştu. “Zorlukları güçlü operasyonel ağımızla aşıyoruz” Son yıllarda ortaya çıkan pandemi, jeopolitik gelişmeler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve küresel ekonomik belirsizlikler nedeniyle tüm değer zincirleri için oldukça zorlu geçtiğini hatırlatan Anıl Sönmez, söz konusu dönemde Almatis’in en büyük avantajının güçlü ve dengeli küresel operasyonel ağı olduğunun altını çizdi. Yerel üretim ve küresel marka yaklaşımlarının müşterilere her koşulda güvenilir tedarik sağlamaya olanak tanıdığına vurgu yapan Sönmez, “Ürün ambalajından depo yönetimine, dağıtım ağından lojistik optimizasyona kadar tedarik zincirinin her halkasını titizlikle ele alıyor ve sürekli geliştiriyoruz. Bu yaklaşımı sahada her gün ispatlıyoruz. Almatis’te teknik destek, sadece bir hizmet değil; müşterilerimizin rekabet gücünün bir parçasıdır” dedi. Almatis’te sürdürülebilirlik temel kriterlerinden biri Misyon NötrAL (Mission NeutrAL) adını verdikleri sürdürülebilirlik programının ekip çalışmasıyla şekillendiğini dile getiren Anıl Sönmez, inovasyon projelerinde sürdürülebilirliğin temel kriterlerden biri olduğunu ve Almatis’in sürdürülebilirlikte hiçbir zaman bir kontrol listesi maddesi olmadığını, çalışanların güçlü talepleriyle hayata geçtiğini kaydetti. Almatis’in Avrupa ve ABD tesislerinde üretilen tüm ürünlerin, bağımsız üçüncü taraflarca doğrulanmış CO₂ eşdeğeri değerlerini talep eden müşterilerilerle paylaştıklarını anlatan Sönmez şöyle konuştu: “Sürdürülebilirliği yalnızca kendi operasyonlarımızla sınırlı görmüyoruz. ECO‑TAB® ve düşük karbonlu alüminalarımız, bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor. Refrakter üreticileri tarafından kullanılan ECO‑TAB® tabular alüminaları, bu müşterilerimizin ürünleri aracılığıyla çelik üreticilerine önemli operasyonel faydalar sunuyor. Çelik üreticileriyle gerçekleştirdiğimiz uygulama testleri, ECO‑TAB® içeren refrakter malzemelerin kullanımı sayesinde yıllık toplam malzeme tüketiminin yüzde 4,7 oranında azaltılabildiğini, aynı zamanda proseslerde önemli düzeyde enerji verimliliği sağlanabildiğini ortaya koyuyor. Bu sonuçlar, çevreci çözümlerin mutlaka ek maliyet anlamına gelmediğini; doğru malzeme ve doğru tasarımla hem karbon ayak izinin hem de toplam işletme maliyetlerinin eş zamanlı olarak düşürülebileceğini net bir şekilde gösteriyor.” Hedef Türk sermayesinin gücüyle küreselde söz sahibi olmak En güçlü oldukları alanın özellikli alümina olduğunu, ancak mevcut stratejinin bununla sınırlı kalmadığını belirten Anıl Sönmez, gelecek yıllarda ürün portföyünü, alüminanın ötesine geçen yeni materyallerle genişleterek farklı endüstrilere daha kapsamlı çözümler sunmayı hedeflediklerini söyledi. Sönmez, “Almatis’i önümüzdeki 10–20 yıllık dönemde, birçok stratejik endüstride teknik referans noktası olarak kabul edilen, müşterilerinin üretim süreçlerini ve performansını şekillendiren bir şirket olarak konumlandırıyoruz. Bu vizyon, yalnızca ürün çeşitliliğini artırmaya değil; teknoloji, inovasyon ve sürdürülebilirlik odağında derinleşmeye dayanıyor” dedi. Almatis’in yolculuğunda sahip oldukları yapının kendilerine güç verdiğine vurgu yapan Sönmez, bir Türk şirketi olarak OYAK 2030 stratejisi doğrultusunda uzun vadeli bakabilen, yatırım yapabilen ve ölçeklenebilen bir yapıyla hareket ettiklerini kaydetti. Almatis CEO’su Anıl Sönmez, “Önümüzdeki dönemde Almatis; alüminadaki liderliğini korurken, ileri malzeme alanında iddiasını büyüten, küresel etkisini daha görünür ve daha güçlü kılan bir şirket olacak. Hedefimiz yalnızca büyümek değil; küresel sanayide söz sahibi olmak, standartları belirlemek ve bu dönüşümü Türk sermayesinin gücüyle gerçekleştirmek” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi Haber

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi

Yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer elektronik bileşenlerden oluşan geniş ürün portföyüyle kapsamlı teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, uluslararası büyüme stratejisi kapsamında yeni bir adım daha attı. Dubai merkezli olarak kurulan Empa MENA ile şirket, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) pazarındaki faaliyetlerini tek çatı altında daha etkin şekilde yönetmeyi hedefliyor. Yeni yapılanma sayesinde Empa Elektronik, uzun yıllardır faaliyet gösterdiği bölgede müşterilerine daha yakın olacak; satış, teknik destek ve mühendislik hizmetlerini daha hızlı ve etkin biçimde sunabilecek. Empa MENA; başta Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma başta olmak üzere geniş bir alanda iş geliştirme faaliyetleri yürütecek. Şirket, bölgedeki müşterilerine yarı iletkenler, güç kaynakları, elektromekanik bileşenler ve LED aydınlatma çözümlerinin yanı sıra Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi'nin mühendislik kabiliyetlerini de sunarak, bölgeye daha yakın ve daha etkin hizmet vermeyi hedefliyor. "Bölgesel varlığımızı güçlendiriyoruz" Empa Elektronik CEO'su Murat Sarpel, Empa MENA'nın şirketin yeni coğrafyalarda büyüme stratejisinin önemli adımlarından biri olduğunu belirterek, "Empa MENA ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki müşterilerimize çok daha yakın olacağız. Yerleşik bir yapılanmayla bölgede faaliyet göstermek, müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemizi ve iş ortaklarımıza daha etkin destek sunmamızı sağlayacak. Aynı zamanda iş ortaklarımızın bölgedeki büyüme hedeflerine de katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturuyoruz" dedi. Empa MENA'nın, Empa Elektronik'in küresel büyüme stratejisinde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Sarpel, şunları söyledi: Dijital dönüşüm ve savunma yatırımları bölgeyi öne çıkarıyor "Başta Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan olmak üzere MENA bölgesinde dijital dönüşüm, savunma sanayi ve ileri teknoloji alanlarında son yıllarda çok önemli yatırımlar gerçekleştiriliyor. Bu yatırımların artarak devam etmesi, bölgenin teknoloji ekosistemini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma gibi Empa Elektronik'in güçlü olduğu sektörlerde önemli fırsatlar görüyoruz. Empa Electronics MENA ile Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır başta olmak üzere tüm bölgede bu potansiyeli daha etkin değerlendirmeyi hedefliyoruz." Küresel büyüme stratejisinin yeni halkası Empa Elektronik'in uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda bölgesel yapılanmalarını güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Murat Sarpel, "Coğrafi etki alanımızı genişletmek stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Daha önce Macaristan merkezli Empa Electronics CEE ile Orta ve Doğu Avrupa'da önemli bir yapılanma oluşturduk. Empa MENA ile bu kez Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki varlığımızı güçlendiriyoruz. Bölgesel etki alanımızın genişlemesi sayesinde yeni pazarlardaki fırsatlara daha kolay erişirken, iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü ilişkileri farklı coğrafyalara taşıyor ve küresel ölçekte daha da sağlamlaştırıyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik ve Yongatek Güçlerini Birleştiriyor Haber

Empa Elektronik ve Yongatek Güçlerini Birleştiriyor

Elektronik bileşen sektöründe; yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer bileşen çözümlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle kapsamlı bir teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik San. ve Tic. A.Ş. (Empa Elektronik), yerli çip tasarım firması Yonga Teknoloji Mikroelektronik Araştırma Geliştirme Tic. A.Ş. (Yongatek Microelectronics) ile olası iş birliği alanlarının değerlendirilmesine yönelik bir niyet mektubu imzaladı. İmza töreni, SAHA Expo Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda düzenlendi. İmzalanan niyet mektubu kapsamında Empa Elektronik’in, Yongatek Microelectronics’in çözümlerinin teknik destek süreçleri ve pazarlama faaliyetlerinde rol üstlenmesi değerlendiriliyor. Empa Elektronik ayrıca, Empa Ar-Ge’nin çatı markası olan ve sektör profesyonelleriyle ilk kez SAHA Expo’da buluşan TIREMO® platformunun “superset” bileşenlerine Yongatek çözümlerinin olası entegrasyonunu değerlendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, Yongatek’in, TIREMO® platformunun stratejik teknoloji partnerlerinden biri haline gelmesi öngörülüyor. Türkiye’nin teknoloji ekosistemine güçlü katkı Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, Türkiye’nin iki önemli teknoloji firması arasında sağlanacak bu işbirliğinin Türkiye’nin teknoloji ekosistemine katkı sağlayacak stratejik bir adım olduğunu belirterek “Yongatek Microelectronics ile oluşturacağımız sinerji, yerli teknolojilerinin pazarda yaygınlaşması açısından önemli bir itici güç olacaktır” dedi. Yongatek’in geliştirdiği yerli ve yenilikçi çip çözümlerini Empa’nın güçlü teknik altyapısı ve yaygın pazarlama ağıyla destekleyerek daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırmayı hedeflediklerini söyleyen Sarpel, “Aynı zamanda bu çözümleri, Empa Ar-Ge çatısı altında geliştirdiğimiz TIREMO® platformunun kapsamlı ve genişletilebilir ‘superset’ bileşen yapısına entegre ederek, müşterilerimize daha esnek, ölçeklenebilir ve yüksek katma değerli sistemler sunacağız. Bu sinerjinin, hem savunma sanayinde hem de sivil teknolojilerde yerli çözümlerin tercih edilmesini artıracağına ve Türkiye’nin teknolojide dışa bağımlılığını azaltma hedeflerine somut katkılar sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. Çip tasarımında dışa bağımlılığı azaltma hedefi Yongatek Microelectronics CEO’su Ali Baran Empa Elektronik ile iş birliklerinin Türkiye’nin çip tasarımı konusunda dışa bağımlılığının azaltılması yönünde atılmış önemli bir adım olduğunu vurguladı. Empa Elektronik’in sektördeki tecrübesi, yaygın pazarlama ağı ve güçlü teknik destek kabiliyetinin, Yongatek’in yerli çip tasarım kapasitesini artırma hedefine önemli bir ivme kazandıracağını belirten Baran, “Uzun yıllardır Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin gelişimine önemli destekler sağlayan iki teknoloji firmasının el ele vermesi güçlü bir sinerji yaratacaktır” dedi. Deneyimli mühendis kadrosu, Ar-Ge odaklı yaklaşım Türkiye’nin sayılı çip tasarım firmalarından biri olan Yongatek Microelectronics, SIC, SoC ve FPGA tabanlı çip tasarımı, ayrıca 5G/6G haberleşme teknolojileri, yapay zekâ, görüntü işleme ve IoT çözümleri geliştiriyor. Farklı sektörler için özel entegre devreler tasarlayan şirket, özellikle haberleşme, savunma sanayi, otomotiv ve beyaz eşya gibi alanlarda yerli teknoloji geliştirilmesine katkı sağlıyor. Deneyimli mühendis kadrosuyla Ar-Ge odaklı çalışan Yongatek, aynı zamanda Türkiye’nin yerli çip tasarım kapasitesini artırmayı ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen önemli teknoloji firmalarından biri olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch İnovasyon Gücünü Öne Çıkarıyor Haber

Bosch İnovasyon Gücünü Öne Çıkarıyor

Bosch Grubu, jeopolitik gerilimler ve ticaret engelleri karşısında 2026 mali yılında küresel pazarlardaki büyüme beklentilerini gerçekleştirmek için inovasyon gücünden yararlanmayı hedefliyor. Geleceğin önemli alanlarına yönelik gerekli ön yatırımların önceki yılların yüksek seviyesinde kalması planlanıyor. Sadece 2025 yılında Bosch, araştırma ve geliştirmeye ve sermaye harcamalarına yaklaşık 12 milyar Euro ayırdı. Teknoloji ve hizmet tedarikçisi, 2026 yılı için yüzde 2-5 arasında ciro artışı ve yüzde 4-6 arasında faaliyetlerden gelen FVÖK marjı planlıyor. Şirketin yıllık rakamlarına atıfta bulunan Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Hartung, “Küresel bir teknoloji lideri olarak, otomasyon, dijitalleşme, elektrifikasyon ve yapay zeka trendlerini şekillendirmeye kararlıyız, çünkü bu aynı zamanda işimizde kârlı büyümenin de önünü açıyor. Başlattığımız yapısal önlemlerin maliyet düşürücü etkileri ve tüm iş alanlarındaki inovasyonlar bunun için önemli bir ön koşuldur,” dedi. İnovasyon gücü söz konusu olduğunda, Bosch dünyanın en güçlü sanayi şirketlerinden ve Avrupa'nın en üretken patent başvuru sahiplerinden biri olarak öne çıkıyor. Bosch, 2025 yılında yaklaşık 6.300 patent tescil ettirdi ve bir kez daha Almanya'da lider oldu. Önemli zorluklara rağmen Bosch, 2025 mali yılında bir önceki yıla göre hafif bir artışla (2024: 90,3 milyar Euro) 91 milyar Euro ciro elde etmeyi başardı. Kur etkilerinden arındırıldıktan sonra bu, yüzde 4,1'lik bir büyümeyi ifade ediyor. Yüzde 2 olan faaliyetlerden gelen FVÖK marjı, bir önceki yılın rakamının (2024: yüzde 3,5) altında kaldı. Gelecekteki sürdürülebilirliği artırmak için gerekli yapısal ve personel düzenlemeleri, 2,7 milyar Euro’luk bir seviyede finansal sonuç üzerinde önemli bir olumsuz etki yarattı. Strateji 2030: büyümeyi artırmak için inovasyon ve farklılaşma Olumsuz bir küresel ekonomik ortamda başarılı bir iş gelişimi elde etmek için şirketin maliyetlerini rekabetçi bir seviyede tutması gerekiyor. Almanya'da etkilenen tüm Mobilite lokasyonlarında istihdam azaltılması konusunda çalışan temsilcileriyle yapılan görüşmelerin sonuçlanmasıyla Bosch, artan fiyat baskısı karşısında gelecekteki rekabet konumunu iyileştiriyor. Hartung, “Müzakereler kolay değildi, ancak her iki taraf da belirgin bir sorumluluk duygusu sergiledi” dedi. "Şimdi üzerinde anlaşılan önlemleri hem hızlı ve tutarlı bir şekilde hem de mümkün olduğunca sosyal açıdan kabul edilebilir bir şekilde uyguluyoruz." Otomotiv endüstrisinde Çin şu anda fiyat seviyeleri için standardı belirliyor. Bu nedenle Hartung, inovasyon liderliğinin genişletilmesini, özellikle otomotiv pazarında işi genişletmek ve şirketin Strateji 2030 hedefini uygulamak için önemli bir başarı faktörü olarak görüyor. Bu strateji, Bosch'un kilit pazarlarında ilk üç tedarikçiden biri olmasını öngörüyor. Ticaret engelleri ve farklı kullanıcı beklentileri şu anda bölgesel olarak uyarlanmış çözümler için hem bir zorluk hem de bir fırsat. "Uluslararası rekabette mesele sadece maliyetler değil, her şeyden önce kendimizi farklılaştırmaktır" diyen Hartung, Bosch'un küresel ayak izine atıfta bulunarak bunu bir rekabet avantajı olarak gördüğünü belirtti. Hartung ayrıca "Tekliflerimizi ve tedarik zincirlerimizi bölgesel koşullara uyarlayabilir ve aynı zamanda küresel düzeyde kalite sunabiliriz." diyerek sözlerini tamamladı. Ekonomik görünüm 2026: geleceğin önemli alanları için finansman yaratma Bosch, 2025'in zayıf ekonomik seyrinin mevcut mali yılda da devam edeceğine inanıyor. Öncelikle jeopolitik gelişmelerden kaynaklanan yüksek belirsizlik seviyeleri, büyük ölçüde dirençli bir özel sektör ve artan mali harcamalarla dengeleniyor. Ancak fiyat ve rekabet baskısı yüksekliğini koruyor. Buna rağmen Bosch, kur etkilerinden arındırıldıktan sonra yılın ilk çeyreğinde satışlarını bir önceki yılın aynı dönemine göre artırmayı başardı. Bosch, küresel ekonomi için yalnızca yüzde 2,5-3'lük ılımlı bir büyüme bekliyor. Bosch yönetim kurulu üyesi ve finans direktörü Markus Forschner, “Kârlı büyümenin temeli rekabet gücümüzdür - bu yüzden onu daha da artırmak için çok çalışıyoruz” dedi. "Bu, yaklaşan zorluklar karşısında direncimizi güçlendiriyor ve aynı zamanda geleceğe yönelik yatırım kapasitemizi artırıyor." Stratejik fırsatlar ve finansal bir önlem olarak Bosch, kapsamını buna göre genişletiyor: Yıl içinde tahvil gibi finansal araçları daha esnek bir şekilde ihraç edebilmek için şirket, ilk kez mevcut mali yılın ilk yarısı için ara konsolide mali tablolar ve bir ara grup yönetim raporu yayınlayacak. Bu noktada Forschner şunları söyledi: “Bu, halihazırda işimizi kendi kaynaklarımızdan finanse etme konusunda güçlü bir kapasitemiz olmasına rağmen, sermaye piyasalarına erişim yeteneğimizi artırıyor.” Sensör teknolojisi: otomasyon ve robotik, satışları güvence altına alıyor Bosch, mikroelektronik ve sensör teknolojisinde çok sayıda inovasyonu ileriye taşıyor. “Yaşam için teknoloji"ye olan tutarlı odaklanmasının önemli bir büyüme ivmesi sağlamasını bekliyor. Uzmanlar, küresel sensör pazarının 2031 yılına kadar 440 milyar ABD dolarından fazla bir değere ulaşabileceğini öngörüyor. Bosch, bu potansiyel büyümeden faydalanacak: Bosch’un sensörleri robotikte giderek daha önemli bir rol oynuyor. Örneğin BMI5 sensör platformu, yapay ortamları son derece gerçekçi bir şekilde yaratıyor ve robotların zorlu koşullar altında bile yollarını bulmalarına yardımcı oluyor. Bugüne kadarki en güçlü sensör çözümü olan bu ürünle Bosch, hızla büyüyen segment için kendini iyi konumlanmış olarak görüyor. Otomatik sürüş alanında, ataletsel sensörler geleceğin önemli bir bileşeni olarak kabul ediliyor ve ek satış potansiyeli sunuyor. Bu sensörler, kamera veya GPS sinyalleri mevcut olmadığında bile otomobillerin nerede olduklarına dair farkındalıklarını sürdürmelerini sağlıyor. Hartung, “Bu sensörler, otonom bir otomobil için insan iç kulağındaki denge duyusu gibi çalışıyor” dedi. Analistlere göre, otomotiv uygulamalarındaki akıllı sensörler pazarı önümüzdeki on yılın ortasına kadar neredeyse ikiye katlanarak 80 milyar ABD dolarını aşacak. Mobilite alanındaki inovasyonlar: algoritmalar ve güç aktarma organları büyümeyi artırıyor Bosch, otomotiv yazılım pazarının 2030 yılına kadar yaklaşık 200 milyar Euro değerinde olmasını bekliyor. Sonuç olarak, Bosch yönetim kurulu başkanı Hartung, yazılım tanımlı mobilitede büyük büyüme fırsatları görüyor. Hartung, “Bosch bu alanda ön saflarda yer alıyor ve şimdi kelimenin tam anlamıyla yapay zekayı sürücünün görüş alanına taşıyor” dedi. Yeni Bosch AI Extension Platformu, bir iç algılama çözümüyle birlikte sürüşü son derece kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüştüren, yapay zeka özellikli yüksek performanslı bir bilgisayardır. “Araç direksiyonda kimin olduğunu tanıyor ve başka yolcu olup olmadığını algılıyor, ardından dış aynalardan ve araç yol tutuşundan bir kaza durumunda optimize edilmiş hava yastığı açılımına kadar her şeyi ayarlıyor.” Akıllı sürücü destek çözümlerindeki ürün inovasyonları da dünyanın tüm bölgelerinde yeni işler yaratıyor: sensör teknolojileri ve merkezi araç bilgisayarlarıyla birlikte Bosch, 2025 yılında 10 milyar Euro değerinde sipariş aldı. Hartung, elektromobilite ile büyüyen işle ilgili olarak, “Elbette geleceğin otomobillerinin sadece algoritmalara değil, aynı zamanda güç aktarma organlarına da ihtiyacı olacak” dedi. "Yalnızca bu yıl, elektrikli sürüş için 7 milyondan fazla çözüm ve bileşen teslim edeceğiz." Sadece birkaç hafta önce Bosch, Hindistan'da Tata AutoComp Systems ile bir ortak girişim duyurdu. Yılın ortasından itibaren, Hindistan pazarında elektrikli aksların ve motorların geliştirilmesi, üretimi ve satışına odaklanacak. Tüketim malları ve hizmetleri alanındaki inovasyonlar: Yapay zeka işi ileri taşıyor Yapay zeka, hizmet ve ürün işinde de önemli büyüme fırsatları sağlıyor. Örneğin, yapay zeka tabanlı bir ses işlevine sahip yeni bir fırın modeli, BSH Ev Aletleri için yeni satış potansiyeli sağlıyor. Harici hoparlör veya ek uygulamalar gerekmiyor. Genel olarak, lüks ve premium segmentteki ev aletleri ile dünya çapındaki işin, özellikle Kuzey Amerika'da büyümeye devam etmesi bekleniyor. Pazar uzmanları, ev aletlerinin küresel satışlarının 2030 yılına kadar yaklaşık 5 milyar adede ulaşacağını tahmin ediyor. Yapay zeka kullanımı, Elektrikli El Aletleri bölümündeki ürün inovasyonlarını da yönlendiriyor. Yılın başından bu yana, Expert ürün serisindeki ilk 30 alet piyasaya sürüldü ve profesyonel elektrikli el aletleri için yeni standartlar belirledi. Bunlar arasında, farklı duvar türlerindeki nesneleri bulan ve ilk kez Bosch radar teknolojisini yapay zeka nesne algılama ile birlikte kullanan yeni bir duvar tarayıcı da bulunuyor. Bosch'un hizmet işi de yapay zekadan faydalanıyor: Bosch Global Service Solutions bölümü de yapay zeka tabanlı uygulamalar sayesinde 2030 yılına kadar ortalama çift haneli satış büyümesi bekliyor. Hizmet portföyü, eCall ve arıza yardımı gibi dijital mobilite hizmetleri için çözümlerin yanı sıra filo operatörleri ve lojistik sağlayıcıları için teklifler içeriyor. 2025 yılı Ar-Ge verileri Ar-Ge oranı, satışların yüzde 8,7'si olarak gerçekleşti (2024: yüzde 8,6). Araştırma ve geliştirme harcamaları 7,9 milyar Euro’ya ulaştı. Bosch, elektromobilite, yarı iletkenler ve son teknoloji fren kontrol sistemleri gibi alanlara önemli ön yatırımlar yaptı. 2025 mali yılı: çalışan sayısının gelişimi 2025 yılı sonunda Bosch Grubu'nun dünya çapındaki çalışan sayısı 412.774 olarak gerçekleşti (2024: 417.859), bu da yaklaşık yüzde 1'lik (5.085 çalışan) bir azalmaya tekabül ediyor. Bu durum en çok Mobilite iş sektörünü ve bölgesel olarak Almanya'yı etkiledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.