Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yaşam Bilimleri

Kapsül Haber Ajansı - Yaşam Bilimleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Bilimleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

DHL Express’ten Ağır Yük Taşımacılığında Yeni Dönem Haber

DHL Express’ten Ağır Yük Taşımacılığında Yeni Dönem

DHL Express, parça başına 1.000 kilograma ve gönderi başına 3.000 kilograma kadar gönderiler için geliştirilen ekspres hava taşımacılığı çözümü Heavy Weight Express’i (HWX), Time Definite International (TDI) portföyüne dahil ederek dünya genelinde kullanıma sunduğunu duyurdu. DHL’in uluslararası hızlı gönderilerde belirli bir iş günü veya saat taahhüdü sunduğu, kapıdan kapıya ve gümrük işlemleri dahil hızlı teslimat hizmeti TDI (Uluslararası Hızlı Hava Yolu Taşımacılığı) kapsamında sunulan Heavy Weight Express ile DHL Express, 220’den fazla ülke ve bölgede ağır yük taşımacılığını ekspres hız ve güvenilirlikle gerçekleştirebilen lider küresel lojistik sağlayıcısı konumunu daha da güçlendiriyor. Şirketin özel hava ve kara taşımacılığı ağı; istikrarlı taşıma kapasitesi, öngörülebilir teslimat süreleri ve dünya genelinde tutarlı operasyon standartları sunuyor. Heavy Weight Express hizmeti, gönderi güvenilirliği ve zamanlamanın kritik iş gereklilikleri arasında yer aldığı sektörlerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere geliştirildi. Hizmet; hızlı ve belirli teslimat sürelerine sahip taşımacılığı, uçtan uca kontrol, proaktif takip ve diğer taşımacılık alanlarında karşılaşılan fiyat dalgalanmaları ile maliyet belirsizliklerini ortadan kaldıran şeffaf, her şey dahil fiyatlandırma modeliyle bir araya getiriyor. Müşteriler; taahhüt edilen teslimat sürelerinden, gönderilerin her aşamasında kapsamlı görünürlükten ve DHL Express’in darbe hassasiyeti bulunan, yüksek değerli veya regülasyona tabi ürünlere yönelik sıkı operasyonel prosedürleri de kapsayan yüksek operasyon standartlarından faydalanabiliyor. DHL Express CEO’su John Pearson, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Heavy Weight Express hizmeti, DHL Express’in küresel tedarik zincirlerine sunduğu değeri daha da ileri taşıyan, stratejik açıdan önemli bir adımı temsil ediyor. Sektörler artan dalgalanmalar, giderek karmaşıklaşan üretim döngüleri ve gecikmeler ile tedarik zinciri aksaklıklarından kaynaklanan ciddi finansal risklerle karşı karşıya kalırken, DHL’in 3.000 kilograma kadar gönderiler için ekspres seviyesinde hız, kapasite erişimi ve daha yüksek güvenilirlik sunabilmesi; müşterilerin lojistik sağlayıcılarından beklediği hizmet standartlarını yeniden tanımlıyor.” Heavy Weight Express hizmetinin hayata geçirilmesi, dünya genelinde kurulan özel Ağır Gönderi Öncelikli Operasyon Ekipleri tarafından destekleniyor. Bu uzman ekipler; proaktif gönderi takibi, olası aksaklıkların erken tespiti, gerçek zamanlı müdahale ve müşterilerle doğrudan iletişimden sorumlu olarak gönderi akışının kesintisiz şekilde sürdürülmesini sağlıyor. Her bir ağır yük gönderisi için özel süreç yönetimi sunulurken, müşterilere genellikle daha küçük ölçekli veya uzman lojistik sağlayıcılarıyla ilişkilendirilen öngörülebilirlik ve kişiselleştirilmiş hizmet avantajı sunuluyor. Buna ek olarak müşteriler, DHL Express’in küresel entegre lojistik altyapısı, standartlaştırılmış süreçleri ve 7/24 operasyonel kontrol gücünden de faydalanabiliyor. Bu hizmet, sektörlerde öne çıkan altı kritik ağır yük ihtiyacına doğrudan yanıt veriyor: Üretim duruşlarının önlenmesi, değiştirilemeyen takvimlere sahip program ve ürün lansmanlarının yönetilmesi, stok tamponlarının azaltılmasıyla işletme sermayesinin optimize edilmesi, satın alma odaklı büyük ölçekli taşımacılık operasyonlarının desteklenmesi, sıkı özel taşıma gerekliliklerine uyum sağlanması ve çok lokasyonlu karmaşık tedarik zincirlerinin daha istikrarlı hale getirilmesi. Bu kullanım alanları özellikle teknoloji, otomotiv üretimi, mühendislik ve makine, yaşam bilimleri, ilaç ile petrol, doğal gaz ve enerji sektörlerinde öne çıkıyor. Söz konusu sektörlerde yaşanabilecek küçük gecikmeler dahi ciddi finansal sonuçlara yol açabiliyor. Müşterilerin dalgalanan hava yolu kapasitesine bağımlılığını azaltan ve ek ücretler ile taşıma ek maliyetlerinden kaynaklanan fiyat değişkenliğini ortadan kaldıran bu hizmet, müşterilere teslim alma noktasından nihai teslimata kadar tek taşıyıcıyla çalışma istikrarı sunuyor. DHL Express; kendi uçak filosu, aktarma merkezleri, geçiş noktaları, gümrük operasyonları ve son kilometre teslimat ağıyla hizmet vererek, küresel aksaklıkların veya sınırlı hava kargo kapasitesinin yaşandığı dönemlerde dahi müşterilerine öngörülebilirlik sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek Haber

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 2026 Küresel CPG Sektöründe Endüstriyel Yapay Zekâ Anketi’nin yeni bulgularını yayımladı. Anket, ambalajlı tüketim ürünleri (CPG) üreticilerinin 2030 yılına kadar üretimdeki verimsizliklerde ve maliyet baskılarında önemli artışlar beklediğini ortaya koyuyor. Çoğu üretici, dalgalanmaların hızlandığı bu on yılda rekabet gücünü pekiştirmek için endüstriyel zekâya (yapay zekâ, veri ve otomasyonun birleşik gücü) yöneliyor. Yapısal üretim maliyetlerinin 2030'a kadar artması bekleniyor CPG üreticilerinin hızlanan bir kar marjı krizi beklediğini ortaya koyan ankete göre üretim gecikmeleri, duruş süreleri ve ekipman arızaları gibi verimsizlikler, halihazırda nihai ürün maliyetinin tahmini olarak %20,3'ünü oluşturuyor. Katılımcılar, günümüzde gecikmeler, duruş süreleri, yeniden işleme, kalite sapmaları veya varlıkların optimal olmayan kullanımı nedeniyle ortalama üretim gelirlerinin %15,2’sinin kaybedildiğini bildiriyor. Bu önlenebilir kayıpların keskin bir şekilde kötüleşerek gelecek yıl %21,37’ye ulaşması ve 2030 yılına kadar %29,14’e doğru yükselmesi bekleniyor. Birçok CPG üreticisi, önlenebilir üretim kayıplarındaki bu öngörülen artışı azaltmak için endüstriyel yapay zekâya yöneliyor. Yapay zekâ beklentileri artarken hazırlık seviyesi geride kalıyor Bugün her sekiz CPG üreticisinden sadece biri (%13), yapay zekânın temel operasyonlara ve karar alma süreçlerine uçtan uca entegre edildiğini söylüyor. 2030 yılına gelindiğinde ise üreticilerin üçte birinden fazlası (%37) yapay zekânın operasyonlarının merkezinde olmasını bekliyor ki bu, kullanım oranının sadece dört yıl içinde üç katına çıkması anlamına geliyor. Katılımcılar ayrıca yapay zekâ destekli Yatırım Getirisinin (ROI) de keskin bir şekilde artmasını bekliyor: Üçte biri (%32,7), yapay zekâ projelerinden 2030 yılına kadar %50-74 oranında getiri elde etmeyi öngörüyor.Yaklaşık onda biri (%7,9), %100’ün üzerinde getiri tahmin ediyor; bu da yapay zekâ yatırımlarının bir yıldan kısa sürede kendi maliyetini çıkaracağı anlamına geliyor. Bu performans seviyesi günümüzde yalnızca WEF Lighthouse veya otonom fabrikalarında görülmektedir. Buna karşın, katılımcıların yüzde yetmişi mevcut yapay zekâ yatırım getirisinin %20’nin altında olduğunu, yaklaşık üçte biri ise (%28,4) %5 veya daha düşük bir getiri gördüğünü belirtiyor. Bu durum, sektörün henüz erken aşamadaki uygulamalardan sınırlı bir değer elde ettiğini yansıtıyor. Schneider Electric CPG Başkanı Neil Smith, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Üreticiler, 2030 yılına kadar uçtan uca yapay zekâ benimsenmesinde üç katlık bir artışın yanı sıra, görmeyi bekledikleri getirilerde de önemli bir değişim öngörüyor ve günümüzde yalnızca en gelişmiş Lighthouse ve otonom fabrikaların ulaştığı seviyeleri hedefliyorlar. Bu beklenti uçurumu, acilen harekete geçilmesi gerektiğini gösteren en güçlü işarettir. Yapay zekâ, ancak gerçek endüstriyel zekâyı sunduğunda dönüştürücü olabilir: Yani gerçek zamanlı operasyonel verileri, modern otomasyonu ve yapay zekâyı ölçekli olarak verimliliği artıran senkronize kararlara dönüştürme yeteneği. Birçok kuruluş hala yapay zekânın değerini ve benimsenmesini sınırlayan parçalanmış veriler ve eski sistemlerin bulunduğu mevcut tesisleri (brownfield) işletiyor. Bu hazırlık açığını kapatmak, artık CPG sektörü için en önemli rekabet önceliklerinden biridir.” Engel yapay zekâ teknolojisi değil, endüstriyel zekâ için gerekli temel hazırlık seviyesi Yapay zekânın potansiyeline duyulan güçlü güvene rağmen, anket katılımcıları yapay zekâyı ölçeklendirmenin önündeki temel engeller olarak teknolojik değil yapısal zorlukları öne çıkarıyor: Yapay zekâ veya veri bilimi alanındaki beceri açıkları (%43,0),Eski otomasyon sistemleri ve altyapı (%37,5),Bağlamlandırılmış operasyonel veri eksikliği (%36,3),İş gücü direnci (%25,7). Tüm bu unsurlar, siber güvenlik veya uyumluluk endişelerinin (%21,7) de önünde yer alıyor. Schneider Electric Endüstriyel Otomasyon Hizmetleri Kıdemli Başkan Yardımcısı Cecile Vercellino konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sonuçlar çok net: Endüstriyel yapay zekâ için beklenen o dönüştürücü yatırım getirisini sadece dört yıl içinde elde etmek; iş birliği, şeffaflık ve ortak standartlar konusunda köklü bir değişim gerektiriyor. SE Danışmanlık Hizmetleri (SE Advisory Services) aracılığıyla, kendi ‘Lighthouse’ üretim bilgi birikimimizi halihazırda dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimizle paylaşıyor ve onların dijital hedeflerini ölçülebilir etkilere dönüştürmelerine yardımcı oluyoruz. En iyi uygulamaların ve sektöre özel uzmanlığın paylaşılıp hayata geçirilmesinin, endüstriyel dijital dönüşümün bir sonraki dalgasını hızlandıracağına inanıyoruz.” Schneider Electric'in AVEVA iş birliğiyle bugün yayımladığı “Abartının Ötesinde: Rekabetçi Tüketici Ürünleri Üretimi İçin Pratik Yapay Zekâ” (Beyond the Hype: Practical AI for Competitive Consumer Goods Manufacturing) başlıklı yeni rapor; yiyecek-içecek ve yaşam bilimleri sektörlerinde yapay zekânın başarılı bir şekilde uygulanması konusunda rehberlik sunuyor. Rapor; endüstriyel veri, modüler otomasyon, elektrifikasyon ve Endüstriyel Yapay Zekâ uygulama adımları aracılığıyla otonom operasyonlara giden yolu ana hatlarıyla çiziyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek Haber

Endüstriyel Yapay Zekâ 2030’da CPG Sektörünün Rekabet Gücünü Belirleyecek

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 2026 Küresel CPG Sektöründe Endüstriyel Yapay Zekâ Anketi’nin yeni bulgularını yayımladı. Anket, ambalajlı tüketim ürünleri (CPG) üreticilerinin 2030 yılına kadar üretimdeki verimsizliklerde ve maliyet baskılarında önemli artışlar beklediğini ortaya koyuyor. Çoğu üretici, dalgalanmaların hızlandığı bu on yılda rekabet gücünü pekiştirmek için endüstriyel zekâya (yapay zekâ, veri ve otomasyonun birleşik gücü) yöneliyor. Yapısal üretim maliyetlerinin 2030'a kadar artması bekleniyor CPG üreticilerinin hızlanan bir kar marjı krizi beklediğini ortaya koyan ankete göre üretim gecikmeleri, duruş süreleri ve ekipman arızaları gibi verimsizlikler, halihazırda nihai ürün maliyetinin tahmini olarak %20,3'ünü oluşturuyor. Katılımcılar, günümüzde gecikmeler, duruş süreleri, yeniden işleme, kalite sapmaları veya varlıkların optimal olmayan kullanımı nedeniyle ortalama üretim gelirlerinin %15,2’sinin kaybedildiğini bildiriyor. Bu önlenebilir kayıpların keskin bir şekilde kötüleşerek gelecek yıl %21,37’ye ulaşması ve 2030 yılına kadar %29,14’e doğru yükselmesi bekleniyor. Birçok CPG üreticisi, önlenebilir üretim kayıplarındaki bu öngörülen artışı azaltmak için endüstriyel yapay zekâya yöneliyor. Yapay zekâ beklentileri artarken hazırlık seviyesi geride kalıyor Bugün her sekiz CPG üreticisinden sadece biri (%13), yapay zekânın temel operasyonlara ve karar alma süreçlerine uçtan uca entegre edildiğini söylüyor. 2030 yılına gelindiğinde ise üreticilerin üçte birinden fazlası (%37) yapay zekânın operasyonlarının merkezinde olmasını bekliyor ki bu, kullanım oranının sadece dört yıl içinde üç katına çıkması anlamına geliyor. Katılımcılar ayrıca yapay zekâ destekli Yatırım Getirisinin (ROI) de keskin bir şekilde artmasını bekliyor: Üçte biri (%32,7), yapay zekâ projelerinden 2030 yılına kadar %50-74 oranında getiri elde etmeyi öngörüyor.Yaklaşık onda biri (%7,9), %100’ün üzerinde getiri tahmin ediyor; bu da yapay zekâ yatırımlarının bir yıldan kısa sürede kendi maliyetini çıkaracağı anlamına geliyor. Bu performans seviyesi günümüzde yalnızca WEF Lighthouse veya otonom fabrikalarında görülmektedir. Buna karşın, katılımcıların yüzde yetmişi mevcut yapay zekâ yatırım getirisinin %20’nin altında olduğunu, yaklaşık üçte biri ise (%28,4) %5 veya daha düşük bir getiri gördüğünü belirtiyor. Bu durum, sektörün henüz erken aşamadaki uygulamalardan sınırlı bir değer elde ettiğini yansıtıyor. Schneider Electric CPG Başkanı Neil Smith, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Üreticiler, 2030 yılına kadar uçtan uca yapay zekâ benimsenmesinde üç katlık bir artışın yanı sıra, görmeyi bekledikleri getirilerde de önemli bir değişim öngörüyor ve günümüzde yalnızca en gelişmiş Lighthouse ve otonom fabrikaların ulaştığı seviyeleri hedefliyorlar. Bu beklenti uçurumu, acilen harekete geçilmesi gerektiğini gösteren en güçlü işarettir. Yapay zekâ, ancak gerçek endüstriyel zekâyı sunduğunda dönüştürücü olabilir: Yani gerçek zamanlı operasyonel verileri, modern otomasyonu ve yapay zekâyı ölçekli olarak verimliliği artıran senkronize kararlara dönüştürme yeteneği. Birçok kuruluş hala yapay zekânın değerini ve benimsenmesini sınırlayan parçalanmış veriler ve eski sistemlerin bulunduğu mevcut tesisleri (brownfield) işletiyor. Bu hazırlık açığını kapatmak, artık CPG sektörü için en önemli rekabet önceliklerinden biridir.” Engel yapay zekâ teknolojisi değil, endüstriyel zekâ için gerekli temel hazırlık seviyesi Yapay zekânın potansiyeline duyulan güçlü güvene rağmen, anket katılımcıları yapay zekâyı ölçeklendirmenin önündeki temel engeller olarak teknolojik değil yapısal zorlukları öne çıkarıyor: Yapay zekâ veya veri bilimi alanındaki beceri açıkları (%43,0),Eski otomasyon sistemleri ve altyapı (%37,5),Bağlamlandırılmış operasyonel veri eksikliği (%36,3),İş gücü direnci (%25,7). Tüm bu unsurlar, siber güvenlik veya uyumluluk endişelerinin (%21,7) de önünde yer alıyor. Schneider Electric Endüstriyel Otomasyon Hizmetleri Kıdemli Başkan Yardımcısı Cecile Vercellino konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sonuçlar çok net: Endüstriyel yapay zekâ için beklenen o dönüştürücü yatırım getirisini sadece dört yıl içinde elde etmek; iş birliği, şeffaflık ve ortak standartlar konusunda köklü bir değişim gerektiriyor. SE Danışmanlık Hizmetleri (SE Advisory Services) aracılığıyla, kendi ‘Lighthouse’ üretim bilgi birikimimizi halihazırda dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimizle paylaşıyor ve onların dijital hedeflerini ölçülebilir etkilere dönüştürmelerine yardımcı oluyoruz. En iyi uygulamaların ve sektöre özel uzmanlığın paylaşılıp hayata geçirilmesinin, endüstriyel dijital dönüşümün bir sonraki dalgasını hızlandıracağına inanıyoruz.” Schneider Electric'in AVEVA iş birliğiyle bugün yayımladığı “Abartının Ötesinde: Rekabetçi Tüketici Ürünleri Üretimi İçin Pratik Yapay Zekâ” (Beyond the Hype: Practical AI for Competitive Consumer Goods Manufacturing) başlıklı yeni rapor; yiyecek-içecek ve yaşam bilimleri sektörlerinde yapay zekânın başarılı bir şekilde uygulanması konusunda rehberlik sunuyor. Rapor; endüstriyel veri, modüler otomasyon, elektrifikasyon ve Endüstriyel Yapay Zekâ uygulama adımları aracılığıyla otonom operasyonlara giden yolu ana hatlarıyla çiziyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Group, Ticari Büyümeyi Hızlandırmak İçin Afrika’ya 300 Milyon Euro’nun Üzerinde Yatırım Yapıyor Haber

DHL Group, Ticari Büyümeyi Hızlandırmak İçin Afrika’ya 300 Milyon Euro’nun Üzerinde Yatırım Yapıyor

DHL Group, küresel ticarette stratejik önemi giderek artan bir bölge olan Sahra Altı Afrika’ya 300 milyon Euro’nun üzerinde yatırım yapmayı planladığını açıkladı. Uzun vadeli bu girişim, DHL Express, DHL Global Forwarding ve DHL Supply Chain birimleri genelinde hayata geçirilerek altyapının genişletilmesini, hizmet kabiliyetlerinin geliştirilmesini ve e-ticaret, bozulabilir ürünler, enerji ile yaşam bilimleri ve sağlık gibi kilit sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler için yeni fırsatların yaratılmasını hedefliyor. Bölgesel entegrasyonun hız kazanmasıyla birlikte Afrika’daki ticaret fırsatları artıyor. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA), Afrika içi ticareti derinleştirebilecek ve dünyanın geri kalanıyla yeni koridorlar açabilecek kıtasal bir pazar oluşturuyor. Gelişim süreci, altyapı ve ticareti kolaylaştırma alanlarındaki iyileştirmelere bağlı olsa da sınır ötesi ticaret akışları dirençli kalmaya devam ediyor ve Afrikalı işletmeler küresel değer zincirlerine giderek daha fazla entegre oluyor. DHL Global Connectedness Tracker’ın en güncel verilerine göre, Sahra Altı Afrika, 2025’in ilk yarısında ticaret değerinde (cari ABD dolarıyla) yıllık bazda yüzde 10 artışla tüm dünya bölgeleri arasında ilk sırada yer aldı. Kuzey Amerika yüzde 7 ve Güney ve Orta Amerika ile Karayipler yüzde 5 artışla onu takip ediyor. Eylül 2025 itibarıyla güncel tahminler, bölgenin ticaret hacminin 2025–2029 döneminde yıllık ortalama yüzde 4,3 büyüyeceğine işaret ediyor. Bu oran, Güney ve Orta Asya’nın ardından küresel ölçekte ikinci en hızlı büyüme beklentisi olma özelliğini taşıyor. Afrika’nın ticaret yolculuğunda kritik bir noktada olduğunu söyleyen DHL Express CEO’su John Pearson, “Afrika kıtası, küresel dalgalanmalara rağmen dayanıklılığını ve ivmesini koruyor. Yaptığımız yatırım, Afrika’nın çizdiği olumlu rotaya olan güvenimizi ve kapsayıcı büyümeyi destekleyen ticaret akışlarını mümkün kılma konusundaki taahhüdümüzü yansıtıyor. Ağımızı ve yeteneklerimizi güçlendirerek KOBİ’lerden büyük şirketlere kadar Afrikalı işletmelerin küresel arenada rekabet etmesini kolaylaştırmayı amaçlıyoruz.” dedi. DHL Express genelinde yatırım; operasyon merkezi (gateway) modernizasyonunu, hava taşımacılığı kapasitesinin artırılmasını ve AfCFTA kapsamında talep merkezleri olarak öne çıkan ikinci derecede önemli şehirlerde zaman taahhütlü kapsamın genişletilmesini içeriyor. Sahra Altı Afrika’da özel bir hava ağına sahip tek entegre lojistik sağlayıcısı olarak DHL Express, Etiyopya ve Nijerya’daki son büyümeleri temel alarak bu şehirleri Afrika–Avrupa ve Afrika–Asya hatlarına daha güçlü biçimde bağlayacak. DHL Express Sahra Altı Afrika CEO’su Hennie Heymans ise: “Odağımız, müşterilere daha yakın olmak ve sınır ötesi gönderimi daha basit ve güvenilir hale getirmek. Ticaret genişledikçe işletmeler öngörülebilir transit süreleri, tutarlı teslimat performansı ve yerel koşulları anlayan destek talep ediyor. Hizmet ve yakınlık standartlarımızı yükselterek daha fazla Afrikalı şirketin verimli ticaret yapmasına ve daha büyük bir sahnede rekabet etmesine yardımcı olacağız.” DHL Global Forwarding yatırımlarının odak noktası ise Afrika’nın ticari büyümesini destekleyen kilit sektör çözümlerinin güçlendirilmesi olacak. Şirket, Afrika’nın küresel enerji dönüşümündeki rolünü desteklemek üzere enerji ve endüstriyel projelerdeki kabiliyetlerini genişletiyor, tarım ve bahçecilik ihracatçıları için soğuk zincir ve bozulabilir ürün lojistiğini geliştiriyor. Ayrıca yaşam bilimleri ve sağlık alanında, uzmanlaşmış sıcaklık kontrollü taşımacılıkla yetkinliğini ölçeklendiriyor. Bu iyileştirmeler, DHL’in Avrupa, Asya ve Orta Doğu ile Afrika’yı birbirine bağlayan güçlü taşımacılık ağı ve gümrük uzmanlığı üzerine kuruluyor.” dedi. DHL Global Forwarding Orta Doğu ve Afrika CEO’su Amadou Diallo, “Müşteriler değişen ticaret dinamikleri ve daha sıkı düzenlemelerle karşı karşıya. Bu nedenle güvenilirlik ve görünürlük her zamankinden önemli. Daha derin yerel uzmanlık ve gelişmiş dijital araçlarla taşımacılık çözümlerimizi güçlendiriyoruz. Böylece müşteriler gönderilerini başlangıçtan varış noktasına kadar daha net şekilde kontrol edebiliyor. Hedef basit: Ürünlerin öngörülebilir biçimde hareketini sağlamak ve talebin ortaya çıktığı yerlerde müşterilerin büyüme fırsatlarını yakalamasına yardımcı olmak.” ifadelerini kullandı. DHL Supply Chain ise özellikle taşımacılık sektörü ile yaşam bilimleri ve sağlık alanına odaklanarak kapasitesini artıracak ve taşımacılık odaklı çözümler geliştirecek. Sağlık alanındaki kritik akışları desteklemek için ilave sıcaklık-duyarlı kabiliyetler ve tedarik zincirleri olgunlaştıkça hızlı çalışan sipariş karşılama çözümleri sunacak. Bu adımlar, özellikle Güney Afrika pazarında üçüncü taraf lojistik hizmetlerine yönelik talep artmaya devam ederken atılacak. DHL Supply Chain Orta Doğu ve Afrika CEO’su Orkun Saruhanoğlu şunları söyledi: “Güney Afrika ekonomisinin ivme kazanmasıyla birlikte tedarik zincirleri de daha sofistike hale geliyor. Özellikle yaşam bilimleri ve sağlıkta ve taşımacılık sektöründe uzmanlaşmış, dış kaynaklı lojistiğe yönelik artan bir talep görüyoruz. Kapasitemizi genişleterek, taşımacılık odaklı çözümlerimizi güçlendirerek ve sözleşmeli lojistik uzmanlığımızı uygulayarak müşterilerimizin hizmet kalitesini artırmasına, riskleri yönetmesine ve güvenle ölçeklenmesine yardımcı olacağız.” DHL, ticarete katılımı genişleten ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen programlara yatırım yapıyor. GoTrade girişimi aracılığıyla şirket, KOBİ’lere uluslararası pazarlara erişim için eğitim ve gümrük uzmanlığı sağlıyor. Buna ek olarak, Sahra Altı Afrika’daki tesislerinde yenilenebilir enerji ve alternatif yakıt projelerinin pilot uygulamalarını yürütüyor. Sınır ötesi ticarette uyuşmazlıkları azaltmak amacıyla yapay zekâ destekli izleme, rota optimizasyonu ve dijital gümrük araçlarıyla dijitalleşmeyi ilerletiyor. Afrika’nın tüm pazarlarında benzersiz kapsama sahip olan DHL Group, kıtayı dünyaya bağlama ve büyümesini destekleme konusundaki eşsiz konumunu koruyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.