Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yaşam Döngüsü

Kapsül Haber Ajansı - Yaşam Döngüsü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Döngüsü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TAYRAŞ, İleri Otomasyon ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor    Haber

TAYRAŞ, İleri Otomasyon ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor  

Sürdürülebilir endüstriyel proseslere ve döngüselliğe yönelik talep artarken petrokimya sektöründeki şirketler, yüksek ürün kalitesini ve operasyonel performansı korurken atıkları azaltmanın yollarını arıyor. TAYRAŞ, kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) ileri yeniden rafinasyon teknolojileriyle yüksek katma değerli Grup II ve Grup II+ baz yağlara dönüştürerek bu ihtiyaca yanıt veriyor. Türkiye merkezli şirket, ileri yeniden rafinasyon teknolojileri sayesinde kullanılmış yağlama yağlarından yüksek kaliteli baz yağ üretiyor. Böylece kullanılmış yağların değerini artırırken ham petrolden üretilen yeni baz yağlara olan ihtiyacı azaltmayı ve baz yağ üretiminin karbon ayak izini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Kullanılmış yağları geri kazanarak yeniden işleyen TAYRAŞ, üretimde döngüsel bir modeli destekliyor; atık yağların bertarafından ve ham petrolden baz yağ üretiminden kaynaklanan çevresel etkinin azaltılmasına katkı sağlıyor. Zorluk Modern bir baz yağ rafinerisinin işletilmesi; güvenilir proses kontrolünü, tesis genelindeki tüm süreçlerin kapsamlı biçimde izlenebilmesini ve güvenli, verimli üretimin uzun vadede sürdürülebilmesini gerektiriyor. TAYRAŞ, gelişmiş hidro-proses teknolojisiyle birlikte çalışan dört aşamalı bir damıtma prosesi kullanıyor. Bu zorlu operasyonları etkin biçimde yönetebilmek için şirketin; tesis genelindeki süreçlerin tek merkezden izlenmesini sağlayan, üretim sürekliliğini destekleyen, kullanım ömrü boyunca etkin biçimde yönetilebilen ve üst düzey güvenlik gerekliliklerini karşılayan son derece güvenilir bir otomasyon mimarisine ihtiyacı vardı. Sistemin aynı zamanda gelecekteki modernizasyon ve kapasite artışı çalışmalarına güçlü bir temel oluşturması gerekiyordu. Çözüm TAYRAŞ, rafinerinin kuruluş aşamasında uzun vadeli teknoloji iş ortağı olarak Rockwell Automation’ı seçti. İki şirket, mevcut operasyonel gereksinimleri karşılayacak ve gelecekteki büyümeyi destekleyecek entegre bir otomasyon mimarisini birlikte hayata geçirdi. Çözüm; Allen-Bradley® ControlLogix®, FactoryTalk® View Site Edition Server tabanlı dağıtık kontrol sistemi (DCS)/SCADA mimarisi, FactoryTalk® görselleştirme ve operatör arayüzü çözümleriyle operasyonel verilerin toplanması ve analizi için FactoryTalk® Historian altyapısı dahil olmak üzere birçok Rockwell Automation teknolojisini bir araya getirdi. Uzun vadeli başarı için teknolojinin tek başına yeterli olmadığından hareket eden TAYRAŞ, Rockwell Automation ile beş yıllık hizmet ve destek anlaşması da imzaladı. Önleyici bakım, yıllık sistem durum değerlendirmeleri, TechConnect℠ desteği, saha hizmetleri ve yaşam döngüsü yönetimini kapsayan anlaşma, rafinerinin otomasyon sistemlerinde güvenilirliğin ve yüksek performansın korunmasına yardımcı oluyor. Rafineri, operasyonel mükemmellik hedefi doğrultusunda daha sonraki dönemde bir DCS modernizasyon projesi için de Rockwell Automation ile iş birliği yaptı. Bu çalışma; FactoryTalk® View SE yükseltmelerini, yedekli HMI sunucu mimarisinin devreye alınmasını, Historian altyapısının genişletilmesini, proses ve tank sahası sistemleri arasındaki entegrasyonun iyileştirilmesini, ViewPoint yetkinliklerinin yeniden etkinleştirilmesini ve operasyonel verilerin daha kapsamlı biçimde izlenebilmesini kapsadı. Sonuçlar İleri otomasyon teknolojisi, modernizasyon çalışmaları ve yaşam döngüsü hizmetlerinin bir araya gelmesi, TAYRAŞ’ın operasyonlarına somut ve ölçülebilir katkılar sağladı. Uygulanan çözüm, rafinerinin operasyonel güvenilirliğini ve sistem sürekliliğini artırarak tesisin istikrarlı biçimde çalışmasına katkıda bulundu. 7 gün 24 saat kesintisiz çalışması gereken bu tür tesislerde yaşanabilecek herhangi bir arıza, uzun ve maliyetli duruşlara yol açabiliyor. Sistemin devreye girmesinden sonraki dört yıllık süreçte TAYRAŞ, otomasyon kaynaklı hiçbir kritik veya plansız duruş yaşamadan operasyonlarına devam etti. Proseslerin daha kapsamlı izlenebilmesi ve gelişmiş raporlama olanakları, operasyonel bilgilere erişimi kolaylaştırarak izleme ve karar alma süreçlerini güçlendirdi. Modernizasyon çalışmaları, gelecekteki kapasite artışları için daha güçlü bir dijital temel oluştururken TAYRAŞ, aldığı kesintisiz destek sayesinde Rockwell Automation’ın uzmanlığından yararlanmaya devam etti. Bu iyileştirmeler, TAYRAŞ’ın sürdürülebilir ve çevreye duyarlı üretim anlayışını güçlendirirken kullanılmış yağlama yağlarını yeni ve değerli kaynaklara dönüştürme misyonuna da katkıda bulunuyor. Son proses optimizasyonları ve iyileştirmeler sayesinde tesisin KYY işleme kapasitesi yüzde 25 artışla 75 bin tona, baz yağ üretim kapasitesi ise yüzde 15’in üzerinde artışla 52 bin tona ulaştı. TAYRAŞ projesi, proses endüstrilerinde başarılı bir dijital dönüşüm için otomasyon teknolojisini devreye almanın tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Uzun vadeli başarı; ölçeklenebilir kontrol sistemlerinin, planlı modernizasyon çalışmalarının, güçlü veri erişiminin ve yaşam döngüsü desteğinin bir arada sunulmasını gerektiriyor. TAYRAŞ Rafineri Müdürü Ertuğrul Kılıç, “TAYRAŞ’ın yeniden rafinasyon operasyonları, en ileri damıtma ve hidro-arıtma ünitelerine dayanıyor. Operasyonel güvenlik, süreklilik ve ürün kalitesi; proses kontrolü ve otomasyon sistemlerine son derece duyarlı. Bu nedenle yüksek erişilebilirlik sunan ve proses kararlılığını güvence altına alan bir otomasyon altyapısına ihtiyaç duyuyoruz. Tesisimizde kurulan Rockwell Automation sistemi, tüm süreçler açısından kritik öneme sahip yüksek seviyede proses güvenilirliği sağladı” açıklamasında bulundu. Teknoloji yatırımlarının uzun vadeli değer yaratabilmesi için güçlü iş birlikleri ve kesintisiz desteğin önemini vurgulayan Rockwell Automation Türkiye Ülke Müdürü Fatih Üzümcü, “TAYRAŞ ile rafinerinin ilk aşamalarından bu yana yürüttüğümüz iş birliğinde yalnızca otomasyon teknolojilerimizi sunmakla kalmadık; modernizasyon, veri görünürlüğü ve yaşam döngüsü hizmetlerimizle sistemin güvenilirliğini, sürdürülebilirliğini ve gelecekteki büyüme ihtiyaçlarına uyumunu destekledik. Rockwell Automation olarak ölçeklenebilir kontrol altyapımız ve uzmanlığımızla TAYRAŞ’ın kesintisiz, verimli ve çevreye duyarlı üretim hedeflerine katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi. Rafinerinin kuruluş aşamasında başlayan güçlü iş birliğini sistem modernizasyonu ve destek hizmetleriyle sürdüren TAYRAŞ, hem operasyonel mükemmelliği hem de gelecekteki büyümesini destekleyecek sağlam bir otomasyon altyapısı oluşturdu. Proje, modern otomasyonun verimli, güvenilir ve çevreye duyarlı üretim süreçlerini mümkün kılarak sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğini de ortaya koyuyor. Rockwell Automation; otomasyon teknolojisi, modernizasyon hizmetleri ve uzun vadeli yaşam döngüsü desteğini bir araya getirerek TAYRAŞ’ın yüksek kaliteli baz yağ üretimi, döngüsel ekonomiye katkı ve çevresel etkinin azaltılmasına yönelik hedeflerini gerçekleştirmesine destek olmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKO Grup’tan Döngüsel Ekonomiye Güçlü Katkı Haber

AKO Grup’tan Döngüsel Ekonomiye Güçlü Katkı

AKO ÖTL (Ömrünü Tamamlamış Lastik) Geri Dönüşüm Tesisinde, ömrünü tamamlamış lastiklerin geri dönüşüm yoluyla kauçuk, çelik ve farklı nitelikte hammaddelere dönüştürülerek yeniden üretim süreçlerine kazandırılmasına öncülük ediyor. Bu dönüşüm, atık lastikleri çevresel bir sorun olmaktan çıkarırken lastik sektörünü döngüsel ekonominin önemli kaynak sağlayıcılarından biri haline getiriyor. Lastiklerin araç üzerindeki kullanım ömrünün sona ermesi, ekonomik değerlerinin de sona erdiği anlamına gelmiyor. AKO Grup, Ankara’da faaliyet gösteren Ömrünü Tamamlamış Lastik (ÖTL) Geri Dönüşüm Tesisi ile atık lastikleri farklı sektörlerin kullanabileceği nitelikli hammaddelere dönüştürüyor. Yıllık 75 bin ton atık lastiği geri dönüştürme kapasitesine sahip tesis, geri kazanılan kauçuk, çelik ve diğer bileşenlerle lastik sektörünü döngüsel ekonominin önemli aktörlerinden biri haline getiriyor. “Atık olarak görülen malzemeyi yeniden ekonomik değere dönüştürüyoruz” AKO Grup Yönetim Kurulu Üyesi S. Safa Özcan, ÖTL geri dönüşümünün Türkiye sanayisi için yeni bir kaynak alanı oluşturduğunu belirterek, “AKO Grup olarak sürdürülebilirliği geleceğin sanayi modelini şekillendiren stratejik bir yaklaşım olarak görüyoruz. Ömrünü Tamamlamış Lastik Geri Dönüşüm Tesisimiz, bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Burada ömrünü tamamlamış lastikleri birer atık olmaktan çıkarıp kauçuk, çelik ve farklı nitelikteki malzemelere dönüştürerek yeniden üretim süreçlerine ve bunun yanı sıra yakıt olarak Türkiye’nin enerjisine geri kazandırıyoruz. 2024 yılında gerçekleştirdiğimiz geri dönüşüm faaliyetleriyle elde ettiğimiz sonuçlar, doğru teknoloji ve güçlü bir altyapıyla çevresel kazanımın aynı zamanda ekonomik değere dönüşebildiğini gösteriyor. Bizim için döngüsel ekonomi, üretimin sonunda başlayan bir süreç değil, tasarımdan kullanıma ve geri dönüşümden yeniden üretime kadar tüm yaşam döngüsünü kapsayan bir anlayış. Gelecekte lastik sektörünün en önemli başarı kriterlerinden birinin, yalnızca ne kadar lastik ürettiğimiz değil, kullanım ömrünü tamamlayan lastiklerden ne kadar değer yaratabildiğimiz olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. 2025’te 32 bin ağaca eşdeğer geri dönüşüm etkisi oluşturuldu. AKO Grup’un geri dönüşüm faaliyetleri 2025 yılında önemli bir ölçeğe ulaştı. Grup, yıl içerisinde 9 milyon 70 bin kilogram ömrünü tamamlamış lastiği, 2 milyon 172 bin kilogram karkas ve bladder’i ve 4 milyon 200 bin kilogram kauçuk hamurunu geri dönüştürdü. Bu çalışmalar sonucunda 9 milyon 102 bin kilogram lastik cipsi, 70 bin kilogram kord, 243 bin kilogram kauçuk granül, 1 milyon 657 bin kilogram rejenere kauçuk ve 170 bin kilogram çelik tel elde edildi. Bunun yanı sıra 4 milyon 200 bin kilogram hamur ise hammadde olarak tamamen geri dönüştürüldü Geri dönüşüm çalışmaları sonucunda 108 bin 936 ton karbon emisyonunun engellenmesine eşdeğer bir kazanım sağlanırken, 32 bin ağaca eşdeğer geri dönüşüm etkisi oluşturuldu. Ortaya çıkan bu malzemeler, farklı sanayi kollarında yeniden değerlendiriliyor. Lastik cipsi özellikle çimento fabrikalarında alternatif yakıt olarak kullanılarak Türkiye’nin enerji dışa bağımlılığını önemli miktarda azaltırken, lastik granül parçaları yol yapımında, kauçuk granül spor sahaları, çocuk oyun alanları, sığır altlık mat’ı ve endüstriyel zeminler gibi çeşitli zemin uygulamalarında değerlendirilebiliyor, yine benzer şekilde Granülden üretilen Rejenere Kauçuk ise Lastik Hamurunu ikame etmek sureti ile yurtdışı bağımlılığımızı azaltan bir hammadde olarak ekonomiye katkı sağlıyor. Kord-karkas ve bladder malzemeleri lastik ve tekstil sektörlerine, geri kazanılan çelik ise otomotiv, inşaat ve metal işleme gibi alanlara girdi sağlayabiliyor. AKO Grup’un yatırımı, atığı kaynağa çeviriyor AKO Grup’un geri dönüşüm yaklaşımının merkezinde, ömrünü tamamlamış lastiklerin yalnızca bertaraf edilmesi gereken bir atık olarak değil, yeniden değerlendirilebilecek bir kaynak olarak ele alınması bulunuyor. Lastiğin farklı bileşenlerinin ayrıştırılmasıyla elde edilen malzemeler, yeni üretim süreçlerine yeniden dahil edilebiliyor. Böylece bir ürünün yaşam döngüsü, araç üzerindeki kullanım süresinin ötesine taşınıyor. Bu model, döngüsel ekonominin temel yaklaşımıyla da örtüşüyor. Döngüsel ekonomide amaç, ürün ve hammaddelerin mümkün olduğunca uzun süre ekonomik değerini koruması ve kullanım ömrünü tamamlayan ürünlerin yeni üretim süreçlerine yeniden kazandırılması. ÖTL geri dönüşümü de bu anlayışın lastik sektöründeki en somut uygulamalarından biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tayraş, İleri Otomasyon Ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor Haber

Tayraş, İleri Otomasyon Ve Yaşam Döngüsü Hizmetleriyle Sürdürülebilir Baz Yağ Üretimine Güç Katıyor

Sürdürülebilir endüstriyel proseslere ve döngüselliğe yönelik talep artarken petrokimya sektöründeki şirketler, yüksek ürün kalitesini ve operasyonel performansı korurken atıkları azaltmanın yollarını arıyor. TAYRAŞ, kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) ileri yeniden rafinasyon teknolojileriyle yüksek katma değerli Grup II ve Grup II+ baz yağlara dönüştürerek bu ihtiyaca yanıt veriyor. Türkiye merkezli şirket, ileri yeniden rafinasyon teknolojileri sayesinde kullanılmış yağlama yağlarından yüksek kaliteli baz yağ üretiyor. Böylece kullanılmış yağların değerini artırırken ham petrolden üretilen yeni baz yağlara olan ihtiyacı azaltmayı ve baz yağ üretiminin karbon ayak izini önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Kullanılmış yağları geri kazanarak yeniden işleyen TAYRAŞ, üretimde döngüsel bir modeli destekliyor; atık yağların bertarafından ve ham petrolden baz yağ üretiminden kaynaklanan çevresel etkinin azaltılmasına katkı sağlıyor. Zorluk Modern bir baz yağ rafinerisinin işletilmesi; güvenilir proses kontrolünü, tesis genelindeki tüm süreçlerin kapsamlı biçimde izlenebilmesini ve güvenli, verimli üretimin uzun vadede sürdürülebilmesini gerektiriyor. TAYRAŞ, gelişmiş hidro-proses teknolojisiyle birlikte çalışan dört aşamalı bir damıtma prosesi kullanıyor. Bu zorlu operasyonları etkin biçimde yönetebilmek için şirketin; tesis genelindeki süreçlerin tek merkezden izlenmesini sağlayan, üretim sürekliliğini destekleyen, kullanım ömrü boyunca etkin biçimde yönetilebilen ve üst düzey güvenlik gerekliliklerini karşılayan son derece güvenilir bir otomasyon mimarisine ihtiyacı vardı. Sistemin aynı zamanda gelecekteki modernizasyon ve kapasite artışı çalışmalarına güçlü bir temel oluşturması gerekiyordu. Çözüm TAYRAŞ, rafinerinin kuruluş aşamasında uzun vadeli teknoloji iş ortağı olarak Rockwell Automation’ı seçti. İki şirket, mevcut operasyonel gereksinimleri karşılayacak ve gelecekteki büyümeyi destekleyecek entegre bir otomasyon mimarisini birlikte hayata geçirdi. Çözüm; Allen-Bradley® ControlLogix®, FactoryTalk® View Site Edition Server tabanlı dağıtık kontrol sistemi (DCS)/SCADA mimarisi, FactoryTalk® görselleştirme ve operatör arayüzü çözümleriyle operasyonel verilerin toplanması ve analizi için FactoryTalk® Historian altyapısı dahil olmak üzere birçok Rockwell Automation teknolojisini bir araya getirdi. Uzun vadeli başarı için teknolojinin tek başına yeterli olmadığından hareket eden TAYRAŞ, Rockwell Automation ile beş yıllık hizmet ve destek anlaşması da imzaladı. Önleyici bakım, yıllık sistem durum değerlendirmeleri, TechConnect℠ desteği, saha hizmetleri ve yaşam döngüsü yönetimini kapsayan anlaşma, rafinerinin otomasyon sistemlerinde güvenilirliğin ve yüksek performansın korunmasına yardımcı oluyor. Rafineri, operasyonel mükemmellik hedefi doğrultusunda daha sonraki dönemde bir DCS modernizasyon projesi için de Rockwell Automation ile iş birliği yaptı. Bu çalışma; FactoryTalk® View SE yükseltmelerini, yedekli HMI sunucu mimarisinin devreye alınmasını, Historian altyapısının genişletilmesini, proses ve tank sahası sistemleri arasındaki entegrasyonun iyileştirilmesini, ViewPoint yetkinliklerinin yeniden etkinleştirilmesini ve operasyonel verilerin daha kapsamlı biçimde izlenebilmesini kapsadı. Sonuçlar İleri otomasyon teknolojisi, modernizasyon çalışmaları ve yaşam döngüsü hizmetlerinin bir araya gelmesi, TAYRAŞ’ın operasyonlarına somut ve ölçülebilir katkılar sağladı. Uygulanan çözüm, rafinerinin operasyonel güvenilirliğini ve sistem sürekliliğini artırarak tesisin istikrarlı biçimde çalışmasına katkıda bulundu. 7 gün 24 saat kesintisiz çalışması gereken bu tür tesislerde yaşanabilecek herhangi bir arıza, uzun ve maliyetli duruşlara yol açabiliyor. Sistemin devreye girmesinden sonraki dört yıllık süreçte TAYRAŞ, otomasyon kaynaklı hiçbir kritik veya plansız duruş yaşamadan operasyonlarına devam etti. Proseslerin daha kapsamlı izlenebilmesi ve gelişmiş raporlama olanakları, operasyonel bilgilere erişimi kolaylaştırarak izleme ve karar alma süreçlerini güçlendirdi. Modernizasyon çalışmaları, gelecekteki kapasite artışları için daha güçlü bir dijital temel oluştururken TAYRAŞ, aldığı kesintisiz destek sayesinde Rockwell Automation’ın uzmanlığından yararlanmaya devam etti. Bu iyileştirmeler, TAYRAŞ’ın sürdürülebilir ve çevreye duyarlı üretim anlayışını güçlendirirken kullanılmış yağlama yağlarını yeni ve değerli kaynaklara dönüştürme misyonuna da katkıda bulunuyor. Son proses optimizasyonları ve iyileştirmeler sayesinde tesisin KYY işleme kapasitesi yüzde 25 artışla 75 bin tona, baz yağ üretim kapasitesi ise yüzde 15’in üzerinde artışla 52 bin tona ulaştı. TAYRAŞ projesi, proses endüstrilerinde başarılı bir dijital dönüşüm için otomasyon teknolojisini devreye almanın tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Uzun vadeli başarı; ölçeklenebilir kontrol sistemlerinin, planlı modernizasyon çalışmalarının, güçlü veri erişiminin ve yaşam döngüsü desteğinin bir arada sunulmasını gerektiriyor. TAYRAŞ Rafineri Müdürü Ertuğrul Kılıç, “TAYRAŞ’ın yeniden rafinasyon operasyonları, en ileri damıtma ve hidro-arıtma ünitelerine dayanıyor. Operasyonel güvenlik, süreklilik ve ürün kalitesi; proses kontrolü ve otomasyon sistemlerine son derece duyarlı. Bu nedenle yüksek erişilebilirlik sunan ve proses kararlılığını güvence altına alan bir otomasyon altyapısına ihtiyaç duyuyoruz. Tesisimizde kurulan Rockwell Automation sistemi, tüm süreçler açısından kritik öneme sahip yüksek seviyede proses güvenilirliği sağladı” açıklamasında bulundu. Teknoloji yatırımlarının uzun vadeli değer yaratabilmesi için güçlü iş birlikleri ve kesintisiz desteğin önemini vurgulayan Rockwell Automation Türkiye Ülke Müdürü Fatih Üzümcü, “TAYRAŞ ile rafinerinin ilk aşamalarından bu yana yürüttüğümüz iş birliğinde yalnızca otomasyon teknolojilerimizi sunmakla kalmadık; modernizasyon, veri görünürlüğü ve yaşam döngüsü hizmetlerimizle sistemin güvenilirliğini, sürdürülebilirliğini ve gelecekteki büyüme ihtiyaçlarına uyumunu destekledik. Rockwell Automation olarak ölçeklenebilir kontrol altyapımız ve uzmanlığımızla TAYRAŞ’ın kesintisiz, verimli ve çevreye duyarlı üretim hedeflerine katkı sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi. Rafinerinin kuruluş aşamasında başlayan güçlü iş birliğini sistem modernizasyonu ve destek hizmetleriyle sürdüren TAYRAŞ, hem operasyonel mükemmelliği hem de gelecekteki büyümesini destekleyecek sağlam bir otomasyon altyapısı oluşturdu. Proje, modern otomasyonun verimli, güvenilir ve çevreye duyarlı üretim süreçlerini mümkün kılarak sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl katkıda bulunabileceğini de ortaya koyuyor. Rockwell Automation; otomasyon teknolojisi, modernizasyon hizmetleri ve uzun vadeli yaşam döngüsü desteğini bir araya getirerek TAYRAŞ’ın yüksek kaliteli baz yağ üretimi, döngüsel ekonomiye katkı ve çevresel etkinin azaltılmasına yönelik hedeflerini gerçekleştirmesine destek olmayı sürdürüyor. TAYRAŞ Hakkında: TAYRAŞ, Türkiye’de kullanılmış yağlama yağlarını (KYY) geri kazanmak ve yeniden rafine etmek amacıyla 2011 yılında kuruldu. Rafineri 2022 yılında faaliyete geçti ve Ocak 2022’den bu yana tam kapasiteyle çalışıyor. Türkiye’de 50 milyon doların üzerinde yatırımla hayata geçirilen tesis, yaklaşık 300 kişiye istihdam sağlıyor ve 105 bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösteriyor. Daha önce yılda 60 bin ton kullanılmış yağlama yağı işleme ve 45 bin ton baz yağ üretme kapasitesine sahip olan tesisin kapasitesi, son proses optimizasyonları ve iyileştirmelerle birlikte 75 bin ton KYY işleme ve 52 bin ton baz yağ üretim seviyesine yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Elektrikli Nissan MICRA, Green NCAP'ten Beş Yıldız Aldı Haber

Yeni Elektrikli Nissan MICRA, Green NCAP'ten Beş Yıldız Aldı

2027 yılında Türkiye'ye gelecek olan tamamen elektrikli yeni Nissan MICRA, bağımsız çevresel değerlendirme programı Green NCAP’in verdiği en yüksek derece olan beş yıldızlı Sürdürülebilirlik Derecesi’ni almaya hak kazandı. Bu derece, MICRA’nın hava kalitesi, enerji verimliliği ve sera gazı emisyonları gibi temel alanlardaki güçlü çevresel performansını teyit ediyor. Green NCAP, pek çok değerlendirmeden farklı olarak aracın üretimden kullanıma, kullanım ömrünün sonundaki geri dönüşüm sürecine kadar tüm yaşam döngüsünü hesaba katıyor. Böylece müşterilere, aracın genel çevresel etkisine ilişkin bağımsız bir ölçüt sunuyor. Yeni MICRA’nın Green NCAP’ten aldığı beş yıldız ne anlama geliyor? Green NCAP’in beş yıldızlı Sürdürülebilirlik Derecesi, çevresel performans açısından programın ulaşılabilecek en üst seviyesini temsil ediyor ve yalnızca kuruluşun “çok iyi elektrikli araçlar” olarak tanımladığı modellere veriliyor. Tamamen elektrikli yeni MICRA, Green NCAP testlerinin tüm başlıklarında güçlü sonuçlar elde etti. Araç, Enerji Verimliliği’nde 10 üzerinden 9,3, Sera Gazları’nda ise 10 üzerinden tam 10 puan aldı. Green NCAP ayrıca aracın soğuk hava performansını “İyi” olarak değerlendirdi. Yeni MICRA’nın kompakt boyutları verimliliğe ve günlük kullanıma nasıl katkı sağlıyor? Eğlenceli, kompakt ve çevik bir elektrikli otomobil olarak tasarlanan yeni MICRA, dört metrenin altındaki uzunluğu ve 1,8 metreyi aşmayan genişliğiyle Avrupa şehirlerinin sokaklarında kolay kullanım sunarken Green NCAP’in ortaya koyduğu üst düzey sürdürülebilirlik performansını da karşılıyor. Müşteriler, pazara göre değişen donanım seçeneklerine bağlı olarak WLTP normlarına göre 317 km’ye kadar menzil sunan 40 kWh ve 416 km’ye kadar menzil sunan 52 kWh batarya versiyonları arasında seçim yapabiliyor. 40 kWh batarya 80 kW’a, 52 kWh batarya ise 100 kW’a kadar DC hızlı şarjı destekliyor. Rejeneratif frenleme ve Nissan’ın e-Pedal teknolojisi de günlük sürüşte verimliliği destekliyor. 100 km’de yalnızca 14,2 kWh enerji tüketen MICRA, verimlilik alanındaki iddiasını bir kez daha ortaya koyuyor. MICRA, Avrupalı müşteriler için nasıl tasarlandı? Özellikle Türkiye’nin de içinde yer aldığı Avrupalı müşteriler düşünülerek geliştirilen altıncı nesil MICRA, bu köklü model adının tamamen elektrikli bir otomobile dönüşümünü temsil ediyor. Kompakt boyutları Avrupa’nın kentsel yaşamına ve dar sokaklarına son derece uygunken, sunduğu menzil ve şarj kabiliyeti müşterilere gerektiğinde şehir dışına da rahatlıkla çıkabilme esnekliği sağlıyor. Dış tasarımı Londra’daki Nissan Design Europe’ta hayata geçirilen model, kendine özgü Nissan kimliğiyle öne çıkıyor. Belirgin çamurluk kavisleri ve karakteristik aydınlatma imzası, otomobile MICRA’nın önceki beş neslinde oluşan kişiliği ileri taşıyan etkileyici bir karakter kazandırıyor. İç mekânda ise Google built-in özellikli NissanConnect ve şarj duraklarını da hesaba katan rota planlama gibi bağlantılı teknolojiler, günlük kullanımı kolaylaştırıyor. Nissan AMIEO Ürün, Marka ve Pazarlama Stratejisi’nden Sorumlu Bölge Başkan Yardımcısı Clíodhna Lyons şunları söyledi: “Yeni MICRA, elektrifikasyon stratejimizin Avrupalı müşterilerin ihtiyaçları etrafında tasarlanmış otomobillere nasıl dönüştüğünü gösteriyor. Green NCAP’ten alınan beş yıldızlı Sürdürülebilirlik Derecesi, müşterilerin MICRA’dan beklediği özgün tasarım, kullanışlı menzil ve günlük kullanım kolaylığının yanı sıra hedeflediğimiz verimliliğin de bağımsız bir kuruluş tarafından tescillenmesi açısından büyük önem taşıyor. “Avrupa’da elektrifiye ürün gamımızı genişletmeye devam ederken, müşterilerimize farklı ihtiyaç ve yaşam tarzlarına uygun olarak yüzde 100 elektrikli modeller ile sınıfının öncüsü e-POWER teknolojisini de içeren hibrit modeller arasında seçim imkânı sunuyoruz. Elektrikli mobiliteye Nissan’ın kendine özgü karakterini taşıyan MICRA, bu portföyün önemli bir parçası.” İttifak, yeni MICRA’ya nasıl destek sağlıyor? Renault ile iş birliği içinde geliştirilen yeni MICRA, Nissan’ın Renault-Nissan-Mitsubishi İttifakı’nın ölçek avantajından yararlanarak Avrupa için verimli bir şekilde elektrikli araç geliştirirken kendine özgü kimliğini nasıl koruduğunu gözler önüne seriyor. Bu yaklaşım, günümüz tüketicilerinin sürekli değişen ihtiyaçlarına yanıt vermek için iş birliklerinden yararlanarak araçları pazara daha hızlı sunmayı öngören Nissan gelecek vizyonunun temel unsurlarından birini oluşturuyor. Sıkça Sorulan Sorular S: Yeni Nissan MICRA, Green NCAP’ten hangi dereceyi aldı? C: Tamamen elektrikli yeni Nissan MICRA; %94’lük genel puanın yanı sıra Temiz Hava’da 10 üzerinden 9,1, Enerji Verimliliği’nde 10 üzerinden 9,3 ve Sera Gazları’nda 10 üzerinden 10 puan alarak Green NCAP’in en yüksek derecesi olan beş yıldızlı Sürdürülebilirlik Derecesi’ni elde etti. S: Beş yıldızlı Green NCAP Sürdürülebilirlik Derecesi nedir? C: Beş yıldız, Green NCAP’in verdiği en yüksek Sürdürülebilirlik Derecesi olup kuruluşun web sitesinde “genel olarak mükemmel performans” şeklinde tanımlanıyor. Green NCAP metodolojisi, araçların çevresel performansını Temiz Hava, Enerji Verimliliği ve Sera Gazları başlıkları altında, aracın yaşam döngüsü boyunca ortaya çıkan çevresel etkileri de hesaba katarak değerlendiriyor. S: Yeni Nissan MICRA’nın menzili ne kadar? C: Yeni Nissan MICRA, donanıma bağlı olarak WLTP normlarına göre 317 km’ye kadar menzil sunan 40 kWh ve 416 km’ye kadar menzil sunan 52 kWh olmak üzere iki batarya seçeneğiyle sunuluyor. Bu iki seçenek, müşterilerin sürüş ihtiyaçlarına en uygun menzil ve batarya kapasitesi kombinasyonunu belirlemesine olanak tanıyor. S: Yeni Nissan MICRA nerede tasarlanıp üretiliyor? C: Avrupalı müşteriler için geliştirilen yeni MICRA’nın dış tasarımı, Londra’daki Nissan Design Europe’ta hayata geçirildi. Model, AmpR Small elektrikli araç platformu üzerinde, Fransa’nın Douai kentindeki Ampere ElectriCity tesisinde üretiliyor. S: Renault-Nissan-Mitsubishi İttifakı, yeni Nissan MICRA’nın geliştirilmesinde nasıl bir rol oynadı? C: Yeni MICRA, Renault-Nissan-Mitsubishi İttifakı bünyesinde, ortak elektrikli araç uzmanlığı ve Ampere’in AmpR Small elektrikli araç platformu kullanılarak geliştirildi. Nissan, İttifak’ın sağladığı bu imkânları Nissan Design Europe imzalı özgün bir dış tasarımla birleştirdi. Bu yaklaşım, ortak araç geliştirme ve üretim süreçlerinin Nissan’ın kendine özgü kimliğini korurken verimliliği nasıl desteklediğini gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzocam, Sürdürülebilirlikte Öncülüğünü İkinci Raporuyla Güçlendirdi Haber

İzocam, Sürdürülebilirlikte Öncülüğünü İkinci Raporuyla Güçlendirdi

Türkiye yalıtım sektörünün kurucusu ve lider markası İzocam, sürdürülebilirlik alanındaki öncü yaklaşımını ikinci Sürdürülebilirlik Raporu ile bir kez daha ortaya koydu. Global Reporting Initiative (GRI) standartları doğrultusunda hazırlanan rapor; şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) performansını, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda kaydettiği ilerlemeyi ve gelecek dönem yol haritasını şeffaf bir şekilde paylaştı. Sürdürülebilirliğin İzocam'da artık ayrı bir proje değil, tüm iş süreçlerinin temelini oluşturan bir yönetim anlayışı haline geldiğini belirten İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, "Üretimden Ar-Ge'ye, tedarik zincirinden insan kaynaklarına, ürün geliştirmeden dijital dönüşüme kadar tüm süreçlerimizi sürdürülebilirlik bakış açısıyla yönetiyoruz. Türkiye yalıtım sektöründe sürdürülebilirlik raporu yayımlayan ilk şirket olarak hazırladığımız ikinci raporumuz ise yalnızca bir raporlama çalışması değil; sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığımızın, şeffaflık anlayışımızın ve sürekli gelişim yaklaşımımızın somut bir göstergesidir." diye konuştu. 2025 yılı sürdürülebilirlikte önemli adımların atıldığı bir dönem oldu İzocam'ın ikinci Sürdürülebilirlik Raporu'nda, 2025 yılında sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda hayata geçirilen çalışmalar öne çıktı. Operasyonel verimliliği artırmaya yönelik yatırımlarını sürdüren şirket, üretim süreçlerinde gerçekleştirdiği iyileştirmelerle Kayseri tesisini sürdürülebilir üretim anlayışının örnek uygulama merkezlerinden biri haline getirdi. Üretim verimliliğini artıran, iş sağlığı ve güvenliği altyapısını uluslararası standartlar doğrultusunda güçlendiren ve kalite odaklı dönüşümü destekleyen çalışmalar öne çıktı. Bunun yanında ürünlerde Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) ve Çevresel Ürün Beyanı (EPD) uygulamalarının yaygınlaştırılması, dijital dönüşüm projeleri ve çalışan gelişimine yönelik yatırımlar raporun öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Sürdürülebilirliği yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı tutmayan İzocam; geliştirdiği ürünler, çalışanlarına yönelik uygulamalar ve toplumsal katkı projeleriyle bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. Çalışan gelişimini destekleyen HYPE (Next Generation Program), liderlik akademileri ve wellbeing uygulamalarıyla insan odaklı dönüşümü güçlendiren şirket; İZODER'in enerji verimliliği seminerleri, İMSAD Sektör Buluşması ve Enerji Verimliliği Forumu gibi organizasyonlara verdiği desteklerle de sektörün sürdürülebilir dönüşümüne katkı sunuyor. Sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalar kapsamında ise İzocam Yelken Takımı sponsorluğunu sürdüren şirket, 60'ıncı yılı dolayısıyla TEMA Vakfı aracılığıyla ve bayilerinin gönüllü desteğiyle hayata geçirilen "İzocam 60. Yıl Hatıra Ormanı" projesiyle sürdürülebilirlik anlayışını üretim faaliyetlerinin ötesine taşıyarak doğaya ve gelecek nesillere değer yaratma vizyonunu somut bir projeyle ortaya koydu. 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda çalışmalar sürüyor Sürdürülebilirlik stratejilerini karbon emisyonlarının azaltılması, su tüketiminin düşürülmesi ve döngüsel ekonominin yaygınlaştırılması olmak üzere üç temel öncelik üzerine inşa ettiklerini ifade eden Kerem Kürklü, "2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşmayı, 2030 yılına kadar su tüketimimizi yüzde 50 azaltmayı ve geri dönüştürülemeyen atık miktarını sıfıra indirmeyi hedefliyoruz. Bu doğrultuda üretim süreçlerimizi sürekli geliştirirken, enerji verimliliğimizi artırıyor, yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırıyor ve döngüsel ekonomi yaklaşımını tüm operasyonlarımıza entegre ediyoruz. Dijitalleşme ve yapay zekâ yatırımlarımızı da yalnızca operasyonel verimlilik sağlayan teknolojiler olarak değil, çevresel etkimizi azaltan önemli dönüşüm araçları olarak değerlendiriyoruz" dedi. İzocam olarak sürdürülebilirliği yalnızca geleceğe yönelik bir vizyon değil; her gün attıkları somut adımlarla değer yaratan, ölçülebilir ve hesap verebilir bir yönetim anlayışı olarak gördüklerini vurgulayan Kerem Kürklü, sözlerini şöyle tamamladı: "Sürdürülebilirliği tüm faaliyetlerimizin merkezine yerleştirerek çevresel sorumluluk, ekonomik değer yaratma, enerji verimliliğini destekleme, ülkemizin enerji bağımsızlığına katkı sağlama ve toplumsal faydayı birlikte ele alıyoruz. Yenilikçi ürünlerimiz, verimli üretim anlayışımız, güçlü insan kaynağımız ve paydaşlarımızla geliştirdiğimiz uzun soluklu iş birlikleriyle, düşük karbonlu ekonomiye geçişe liderlik etmeyi ve geleceğin daha güvenli, daha verimli ve daha sürdürülebilir yapılarına değer katmayı kararlılıkla sürdüreceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Binaları Enerjiye Daha Az İhtiyaç Duymalı Haber

Geleceğin Binaları Enerjiye Daha Az İhtiyaç Duymalı

İklim değişikliği, yüksek enerji maliyetleri ve doğal kaynaklar üzerindeki baskı, yapı sektöründe bugünün beklentilerini karşılamanın ötesinde, geleceğin koşullarına da uyum sağlayabilecek binalara duyulan ihtiyacı artırıyor. Dünya Yeşil Bina Konseyi (WorldGBC) tarafından bu yıl 7-11 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Dünya Yeşil Bina Haftası da “#BuildItReady” temasıyla, yapıların geleceğin iklim ve enerji koşullarına bugünden hazırlanması gerektiğine vurgu yapıyor. Dünya Yeşil Bina Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Türk Ytong Genel Müdürü Agah Durukal, sürdürülebilir yapılaşmanın yalnızca enerji tüketimini azaltmakla sınırlı olmadığını söyledi. Kaynakların verimli kullanıldığı, çevresel etkilerin yaşam döngüsü boyunca gözetildiği, sağlıklı ve konforlu yaşam alanları sunan yapıların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Durukal, Türk Ytong'un sürdürülebilir yapılaşma alanındaki çalışmalarını şöyle değerlendirdi: “Türkiye’de çağdaş yapılaşmanın ve mimarlık kültürünün destekçisi olmanın yanı sıra, sürdürülebilirlik ve çevreci yapılaşma alanında da öncü bir marka olmayı sürdürüyoruz. Çevreci ve yenilikçi ürün, hizmet ve çözümler geliştirirken, üretim süreçlerimizin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik yatırımlar da gerçekleştiriyoruz. Mardin Derik’te yatırımını yaptığımız güneş enerjisi santralini 2027 yılında devreye alarak üretim tesislerimizin elektrik ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayacağız ve karbon ayak izimizi önemli ölçüde azaltacağız.” Binaların uzun yıllar kullanılması, bugün verilen tasarım ve malzeme kararlarının gelecekteki enerji tüketimi ve çevresel etkiler üzerinde belirleyici olmasını sağlıyor. Bu nedenle sürdürülebilir yapılaşmada, binanın enerji ihtiyacını tasarım aşamasından itibaren azaltacak çözümler önem taşıyor. Türk Ytong, yüksek ısı yalıtım performansına sahip yapı malzemeleriyle yeni binalarda ve mevcut yapıların yenilenmesinde enerji verimliliğine katkı sağlıyor. Doğru malzemelerin kullanılması, binaların ısıtma ve soğutma için ihtiyaç duyduğu enerjinin azaltılmasına yardımcı olurken, iç mekân konforunu da destekliyor. Sürdürülebilirlik, binanın yaşam döngüsünün tamamında ele alınmalı Bir yapının çevresel etkisi yalnızca kullanım aşamasındaki enerji tüketimiyle sınırlı değil. Ham madde temininden üretime, taşımadan uygulamaya ve yapı ömrünün sonuna kadar alınan kararlar, yapının sürdürülebilirlik performansında önemli rol oynuyor. Ytong, yapı malzemelerinin çevresel etkilerinin şeffaf biçimde değerlendirilmesinin sürdürülebilir yapılaşmanın önemli unsurlarından biri olduğuna dikkat çekiyor. Mineral ham maddelerden üretilen Ytong ürünleri; hafiflik, ısı yalıtımı ve enerji verimliliğine katkı sağlayan özellikleriyle sürdürülebilir yapılaşmayı destekliyor. Yapıları geleceğe hazırlamak, bugünün sorumluluğu” Türk Ytong Genel Müdürü Agah Durukal, Dünya Yeşil Bina Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmede sözlerine şöyle devam etti: “Bugün inşa ettiğimiz binalar, yalnızca bugünün değil, önümüzdeki yılların iklim, enerji ve yaşam koşullarına da cevap vermek zorunda. Bu nedenle sürdürülebilir yapılaşmayı geleceğe yönelik bir tercih değil, bugünden üstlenmemiz gereken bir sorumluluk olarak görüyoruz. Enerjiye daha az ihtiyaç duyan, kaynakları daha verimli kullanan; sağlıklı ve konforlu yaşam alanları sunan binalar inşa etmek büyük önem taşıyor. Türk Ytong olarak mineral ham maddelerden üretilen doğa dostu ürünlerimizle çağdaş konutların yanı sıra üretim tesisleri ve fabrikalar için de çözümler geliştiriyoruz. Ürünlerimize “Çevre Etiketi” (EPD) alarak bu alanda bir ilki gerçekleştirdik ve Türkiye’de sektör bağımsız EPD belgesi alan ilk marka olduk. Sürdürülebilir yapılaşma yaklaşımımız doğrultusunda üretim teknolojilerimizi çevresel etkileri azaltacak şekilde geliştiriyor, üretim süreçlerimizi kapalı döngü yaklaşımıyla düşük enerji kullanımı ve sıfıra yakın atık hedefiyle yürütüyoruz.” Dünya Yeşil Bina Haftası, yapı sektörünün iklim değişikliği, enerji maliyetleri ve kaynak kullanımı gibi geleceğin temel sorunlarına karşı ortak çözümler geliştirmesi açısından önemli bir farkındalık platformu oluşturuyor. Türk Ytong da bu yaklaşım doğrultusunda, daha dayanıklı, enerji verimli ve sürdürülebilir yapıların yaygınlaşması için çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimpur, 2025 Entegre Raporu'nu "Sürdürülebilir İlerleme" Temasıyla Yayımladı Haber

Kimpur, 2025 Entegre Raporu'nu "Sürdürülebilir İlerleme" Temasıyla Yayımladı

Bölgenin en büyük poliüretan sistem evi Kimpur, 2025 Entegre Raporu'nu paydaşlarıyla buluşturdu. Kimpur, raporun "Sürdürülebilir İlerleme" temasını; ilerlemeyi yalnızca büyümeyle değil, faaliyetlerinin çevresel, toplumsal ve operasyonel etkilerini gözeterek ele alan yaklaşımının bir yansıması olarak belirledi. Bu doğrultuda Kimpur, 2025 yılı boyunca faaliyetlerinin etkilerini daha iyi anlamaya, kaynak kullanımını iyileştirmeye ve süreçlerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttü. Şirket, sürdürülebilirliği; düzenli olarak gözden geçirilen, sürekli gelişim ve kalıcı iyileştirmelerle güçlenen bir ilerleme süreci olarak ele alıyor. Sürdürülebilirlik öncelikleri yeniden değerlendirildi Kimpur, 2025 yılında sürdürülebilirlik önceliklerini değişen küresel koşullar ve iş modelinin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden değerlendirdi. Öncelikli konular; İklim Krizi ve Karbon Yönetimi, Sürdürülebilir Büyüme, Sürdürülebilir Ürün Yönetimi, Bilgi Güvenliği ve Siber Riskler, Çalışan Hakları ile Risk Analizi ve Mevzuatlara Uyum başlıkları altında yapılandırıldı. Bu güncellemeyle Kimpur, sürdürülebilirlik konularıyla kurumsal stratejisi ve iş modeli arasındaki ilişkiyi daha belirgin hale getirirken; dijitalleşme, siber riskler ve kimya sektöründe giderek artan regülasyon ve uyum gereklilikleri gibi gelişmeleri de önceliklendirme yaklaşımına dahil etti. Karbon yönetiminde 2030 hedefine doğru ilerleme İklim Krizi ve Karbon Yönetimi'ni öncelikli konularından biri olarak ele alan Kimpur, 2025 yılında Kapsam 1 ve 2 emisyon yoğunluğunu baz yıl olan 2022'ye kıyasla %16 oranında azaltarak, birim üretim başına düşen karbon ayak izini 0,061 tCO₂e/ton seviyesinde korudu. Bu performans, şirketin 2030 yılı emisyon azaltım hedefi doğrultusundaki ilerlemesini ortaya koydu. Kimpur'un Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyon verileri, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) kapsamında bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulanıyor. Şirket, karbon yönetiminin yanı sıra enerji, atık ve kaynak verimliliğinin artırılması ve üretimde çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Aktif ürün portföyünün %97'sinin karbon ayak izi hesaplandı Sürdürülebilir ürün yönetimini ürün geliştirme ve portföy yönetimi süreçlerine entegre eden Kimpur'un biyo içerikli, geri dönüştürülmüş içerikli, malzeme optimizasyonu sağlayan ve düşük karbon ayak izli ürünlerden oluşan sürdürülebilir ürün grubunun toplam satışlar içerisindeki payı 2025 yılında %21 seviyesinde gerçekleşti. Ürün yaşam döngüsü analizi (LCA) ve ürün karbon ayak izi (PCF) çalışmaları kapsamında aktif ürün portföyünün %97'sinin karbon ayak izi hesaplamaları tamamlandı. Döngüsel ekonomi çalışmalarını da sürdüren Kimpur, Düzce tesisinde PET polyester üretimini devreye alırken; düşük GWP'li teknolojiler, biyo içerikli sistemler, malzeme optimizasyonu ve düşük emisyonlu ürünlere yönelik Ar-Ge çalışmalarına devam etti. Ar-Ge'de 147 proje 2017 yılından bu yana T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından tescilli Ar-Ge Merkezi ile faaliyet gösteren Kimpur, 2025 yılı boyunca 147 Ar-Ge projesi yürüttü. Projelerin %80'i müşteri ihtiyaçlarına yönelik endüstriyel uygulamalara dönüştü. Kimpur ayrıca Eurostars, TÜBİTAK 1832 ve Interreg NEXT MED proje başvurularında yer alarak uluslararası proje ekosistemindeki çalışmalarını sürdürdü. Sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, düşük karbon dönüşümü ve güvenli malzeme geliştirme odaklı çalışmalar sonucunda şirket, 2030 yılı için belirlediği Avrupa Birliği proje hedeflerine planlanandan önce ulaştı. Çalışan deneyimi ve kadın temsilinde gelişim Çalışan haklarını sürdürülebilirlik öncelikleri arasında ele alan Kimpur, çalışan deneyimi, bağlılığı ve eşitliği destekleyen çalışmalarını 2025 yılında da sürdürdü. Happy Place to Work değerlendirmesinde çalışan memnuniyeti ve bağlılığı puanı 2024 yılındaki 83 seviyesinden 2025 yılında 85'e yükselirken, ankete katılım oranı %95 olarak gerçekleşti. Kimpur, çalışan deneyimine yönelik uygulamalarıyla üçüncü kez üst üste "Mutlu İşyeri" unvanını almaya hak kazandı. Toplumsal cinsiyet eşitliğini yönetim yapısında da destekleyen Kimpur, 2025 yılı için belirlediği %28 kadın üye oranı hedefini aşarak Yönetim Kurulundaki kadın temsilini %40'a yükseltti. Bu gelişme, şirketin karar alma mekanizmalarında kadın temsilini güçlendirme ve üst yönetimde toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleme yaklaşımının önemli bir göstergesi oldu. Şirket; eşitlik, gelişim, açık iletişim, çalışan sağlığı ve güvenliği odağındaki uygulamalarıyla sürdürülebilir ilerlemenin toplumsal boyutunu çalışma kültürü ve yönetim yaklaşımının ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Sürdürülebilirlik performansına EcoVadis Gold Madalya Kimpur'un çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında yürüttüğü çalışmalar, uluslararası değerlendirmelerde de karşılık buldu. Şirket, 2025 yılında EcoVadis sürdürülebilirlik değerlendirmesinde Gold Madalya almaya hak kazandı. Değerlendirme; çevre, iş gücü ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarik başlıklarında Kimpur'un sürdürülebilirlik performansını bütüncül olarak ele aldı. Kimpur, "Sürdürülebilir İlerleme" yaklaşımı doğrultusunda; çevresel, toplumsal ve operasyonel etkilerini gözeterek gelişim alanlarını düzenli olarak değerlendirmeyi ve sürdürülebilirlik performansını sürekli iyileştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Filo, Garanti BBVA Kirala’ya Dönüşüyor Haber

Garanti BBVA Filo, Garanti BBVA Kirala’ya Dönüşüyor

. Araç dışındaki ilk yeni kategorisi olan cep telefonu kiralama hizmetini, bireysel Garanti BBVA müşterilerine 12 veya 24 aylık seçeneklerle yalnızca Garanti BBVA Mobil üzerinden sunuyor. Garanti BBVA Kirala, finansman, risk, operasyon ve servis yönetimindeki deneyimini farklı ürün kategorilerine taşıyan yeni nesil bir erişim ve yaşam döngüsü ekosistemi olarak konumlanıyor. Garanti BBVA Kirala, araç kiralamada geliştirdiği finansman, risk yönetimi, operasyon, servis, bakım, iade ve ikinci el değer yönetimi yetkinliklerini yeni ürün ve hizmet alanlarına taşımayı hedefliyor. Araç kiralama yeni yapının ana faaliyetlerinden biri olmayı sürdürürken, akıllı telefon kiralama ve filodan çıkan araçların doğrudan ikinci el müşterileriyle buluşturulması dönüşümün ilk adımları arasında yer alıyor. “Değişen müşteri ihtiyaçlarına yeni modellerle karşılık veriyoruz” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, Garanti BBVA Kirala’nın değişen müşteri beklentileri doğrultusunda şekillenen yeni bir iş modeli olduğunu belirterek “Teknolojinin gelişme hızı, müşterilerimizin ihtiyaçlarını ve ürünleri kullanma biçimlerini de dönüştürüyor. Bugün bireyler ve işletmeler ihtiyaç duydukları ürünlere kolay, esnek ve güvenilir biçimde ulaşabilecekleri yeni modeller arıyor. Garanti BBVA olarak müşterilerimizin sesini bir rehber olarak görüyor, hizmetlerimizi onların gözünden yeniden tasarlamaya odaklanıyoruz. Radikal Müşteri Perspektifi adını verdiğimiz bu yaklaşım, Garanti BBVA Kirala’nın dönüşümünün de temelini oluşturuyor. Bu yeni modelin önemli bir boyutu da kaynakların daha verimli kullanılması. BBVA ile birlikte COP31’in Küresel Bankacılık Partneri olarak yer aldığımız bu dönemde, sürdürülebilirliği yalnızca finansman perspektifiyle değil; iş modellerinin dönüşümü, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomiyi destekleyen yeni çözümler açısından da ele alıyoruz. Kiralama, yeniden kullanım ve ürünlerin ikinci yaşamının yönetilmesi gibi modellerin döngüsel ekonomiye katkısını önemsiyoruz. Garanti BBVA Kirala ile müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına yeni çözümler sunarken, ürünlerin yaşam döngüsünü daha verimli yöneten ve sürdürülebilir değer yaratan bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz.” Yeni kategorilerde ilk adım: yeni nesil akıllı telefon kiralama Garanti BBVA Kirala’nın araç dışındaki ilk yeni kategorisi, akıllı telefon kiralama hizmeti. Şirket, cep telefonu kiralama hizmetini belirli koşullar doğrultusunda bireysel Garanti BBVA müşterilerine 12 veya 24 aylık kiralama seçenekleriyle sunuyor. Hizmet yalnızca Garanti BBVA Mobil üzerinden sunuluyor. Müşteriler uygulamada sunulan yeni nesil akıllı telefonları görüntüleyerek başvuru ve kiralama işlemlerini Garanti BBVA Mobil’den tamamlayabiliyor. Kiralama süresi sonunda cihaz iade ediliyor; kiralanan cihaz için satın alma seçeneği bulunmuyor. Dileyen müşteriler, dönem sonunda güncel koşullar ve stoklar doğrultusunda yeni bir akıllı telefon için yeniden başvurarak en yeni teknolojiyle devam edebiliyor. Cihazlar, poliçe koşulları kapsamında kiralama süresi boyunca sigorta teminatı altında olurken, hizmet modeli iade süreçlerini de kapsıyor. Akıllı telefonla başlayan teknoloji kiralama hizmetinin ilerleyen dönemde yeni ürün kategorileriyle genişletilmesi hedefleniyor. İkinci el araçlar doğrudan müşterilerle buluşuyor Garanti BBVA Kirala’nın yeni yapısındaki bir diğer adım ikinci el araç satışı. Şirket, kiralama süresi tamamlanan filo araçlarını doğrudan bireysel ve kurumsal müşterilerle buluşturuyor. Böylece kiralama süreci sonunda araçların ikinci yaşamı da şirketin yönettiği değer zincirinin bir parçası haline geliyor. Araç portföyü; bakım geçmişi, gerçekleştirilen kontroller ve ekspertiz raporlarıyla birlikte müşterilere sunuluyor. Garanti BBVA Mobil’de yer alan Araç Değerleme hizmetiyle kullanıcılar ayrıca CarData tarafından sağlanan piyasa verileri üzerinden kendi araçlarının güncel değerini görüntüleyebiliyor. “20 yıllık uzmanlığımız yeni hizmet modelimizin temelini oluşturuyor” Garanti BBVA Kirala Genel Müdürü Burak Ali Göçer, şirketin yeni dönemdeki iş modelini şöyle anlattı: “Garanti BBVA Filo’da yaklaşık 20 yıldır yüksek değerli varlıkların finansmanını, riskini ve operasyonunu yönetiyor; seçimden teslimata, bakım ve servisten iade ve ikinci el değer yönetimine kadar bütün süreçleri uçtan uca yürütüyoruz. Garanti BBVA Kirala ile bu operasyonel birikimi yeni ürün kategorilerine taşıyoruz. Bugün bunun üç somut karşılığı var: araç kiralama deneyimimizi dijitalleştiriyoruz, kiralama süresi tamamlanan araçlarımızı doğrudan ikinci el müşterileriyle buluşturuyoruz ve akıllı telefon kiralama hizmetini de yalnızca Garanti BBVA Mobil üzerinden müşterilerimize sunuyoruz. Bizim için yeni dönemin odağı, farklı ürün kategorilerinde güvenilir ve kolay bir kiralama deneyimi sunarken ürünün kullanım sürecini ve sonraki yaşamını da yönetebilmek. Garanti BBVA Kirala’yı bu yetkinlik üzerine büyütmeyi hedefliyoruz.” Ürünün ikinci yaşamı da yeni hizmet modelinin parçası Garanti BBVA Kirala’nın yeni hizmet modeli, ürünlerin kullanım ömrünün daha verimli yönetilmesini de kapsıyor. Kiralama süresi tamamlanan ürünlerin geri alınması, kontrol edilmesi ve uygun koşullarda yeniden kullanıma kazandırılması; yeniden kullanıma uygun olmayan ürünlerin ise sorumlu geri dönüşüm süreçlerine yönlendirilmesi planlanıyor. Böylece kiralama modelinin, ürünlerin ekonomik ömrünün uzatılmasına ve kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlayan döngüsel bir yapıyla desteklenmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.