Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yaşam Hakkı

Kapsül Haber Ajansı - Yaşam Hakkı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Hakkı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sahipsiz Hayvanlar İçin “Umut Ağacı” Açıldı Haber

Sahipsiz Hayvanlar İçin “Umut Ağacı” Açıldı

Nilüfer Belediyesi, can dostların yaşam hakkını koruma ve refahını artırma hedefiyle hazırladığı yeni merkezini tamamladı. Karacaoba Mahallesi’nde 49 bin 500 metrekarelik alanda hayata geçirilen Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde düzenlenen törenle kapılarını açtı. Açılış törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, siyasi parti temsilcileri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile hayvanseverler katıldı. “ÖNCELİĞİMİZ YAŞAM HAKKI VE SAHİPLENDİRME” Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin 2003 yılından bu yana sokak hayvanlarının tedavisi, bakımı ve kısırlaştırılması konusunda Bursa’da öncü bir rol üstlendiğini hatırlattı. Değişen yasal mevzuat çerçevesinde sahipsiz hayvanların güvenli alanlarda barındırılması gerektiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Biz 20 yılı aşkın süredir can dostlarımızın tedavisini yapıp, kısırlaştırıp yaşadıkları yere bırakma anlayışıyla çalıştık. Bugün değişen mevzuat gereği sokaktan aldığımız hayvanlar için kalıcı ve sağlıklı bakım alanları oluşturmak durumundayız. Burası sadece bir barınak değil; hayvanların doğal ihtiyaçlarını karşılayabileceği, koşup oynayabileceği bir yaşam alanı olarak tasarlandı. Merkezimizde 10 bağımsız bölüm bulunuyor; tedavi, aşılama ve rehabilitasyon süreçlerini burada yürüteceğiz.” Tesisin ortak bir çabayla kente kazandırıldığını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, Bursa Valiliği başta olmak üzere Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne, Veteriner Hekimler Odası’na, Nilüfer Belediye Meclisi Hayvan Hakları Komisyonu’na ve projeye destek veren iş insanlarına teşekkür etti. Merkezin adını taşıyan “Umut Ağacı”na da değinen Başkan Şadi Özdemir, “Burada sahiplendirilen her can dostumuz için Umut Ağacı’na bir kurdele bağlıyoruz. Dileğimiz, kısa sürede bu ağacın dallarının kurdelelerle dolup taşması. Önümüzdeki ilkbaharla birlikte tesisin yan tarafındaki alanı da düzenleyerek ailelerin, çocukların gelip hayvanlarla bağ kurabileceği bir sosyalleşme alanına dönüştüreceğiz” dedi. “KOLEKTİF BİR DAYANIŞMANIN ÜRÜNÜ” Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Dr. Güney Kaya ise tesisin kolektif bir dayanışmanın ürünü olduğunu ifade etti. Yeni yasal sürecin getirdiği sorumlulukları en iyi koşullarda yerine getirmeye çalıştıklarını belirten Kaya, “Burada yaşayan her canlı artık bizim emanetimiz. Bir tesis inşa etmek önemli ancak onu doğru işletmek çok daha büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Bu merkezde ortaya konan ortak dayanışmayı işletme sürecinde de sürdürerek Türkiye’ye örnek bir model oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı ve Karacaoba Muhtarı Recep Bayraktar da bir kentin gelişmişliğinin sokakları paylaştığı canlılara gösterdiği merhamet ve sorumlulukla ölçüldüğünü belirterek merkezin Nilüfer’e hayırlı olmasını diledi. Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve katılımcılar bakım, tedavi ve sahiplendirme alanlarını gezerek yetkililerden bilgi aldı. Açılış gününde hayvanseverler can dostlar için mama bağışında bulunurken, etkinliğe katılan çocuklar da merkezdeki barınak kulübelerini boyadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Genç kadınların yüzde 68’i gece sokakta güvenli hissetmiyor Haber

Genç kadınların yüzde 68’i gece sokakta güvenli hissetmiyor

Veri Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Ağırdır, toplumun yüzde 78’inin Türkiye’de kadın olmanın zor olduğu konusunda hemfikir olduğunu belirterek, “18–29 yaş arası kadınların yüzde 68’i yaşadıkları bölgede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmiyor” dedi. Araştırmaya sosyal medya verileri ile katkıda bulunan Ogilvy 4129’un CEO’su Leslie Krespin, “Sosyal medya dinleme verileri, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunun toplumda güçlü bir duyarlılık yarattığını gösteriyor. İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’de kadın hakları ve hukuki koruma tartışmalarının merkezinde durmaya devam ediyor” diye konuştu. Araştırmaya göre eşitlik ve kapsayıcılıkta markalardan en güçlü beklenti yüzde 57 ile taciz ve ayrımcılığa karşı güvenilir şikâyet mekanizmaları kurmaları. Sosyal sorumlulukta ise öncelik yüzde 76 ile şiddet mağduru kadınlara güvenli istihdam sağlanması. Türkiye'nin yeni nesil sosyal araştırma ve veri analiz merkezi Veri Enstitüsü'nün her ay düzenli yaptığı araştırmanın sonuçlarını içeren Veri Pusulası yayımlandı. Türkiye’nin tek tam hizmet ajansı Ogilvy 4129’un da sosyal medya veri analizi ile katkıda bulunduğu araştırma, bu ay Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algısı konusunu tüm boyutlarıyla mercek altına alıyor. Eşitlik talebi "var olma" meselesine dönüşüyor Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algısı araştırmasının sonuçlarını değerlendiren Veri Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Ağırdır genç kadınlardaki endişe verici tabloya dikkat çekerek şunları ifade etti: "18–29 yaş grubundaki kadınların yüzde 68’i ve çalışan kadınların yüzde 63’ü yaşadıkları bölgede gece yalnız yürürken kendilerini güvende hissetmiyor. Aynı yaş grubundaki kadınların yüzde 66’sı kıyafeti veya dış görünüşü nedeniyle yargılandığını belirtiyor. Toplumun yüzde 78’i Türkiye’de kadın olmanın zor olduğunu düşünüyor. Bu verilerin eşitlik meselesini yasal çerçevenin ötesine taşıyor. Güven duygusu zedelendiğinde, eşitlik talebi yalnızca bir hak meselesi olmaktan çıkıp bir var olma meselesine dönüşüyor." İstanbul Sözleşmesi bir kırılma noktası Toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin sosyal medya konuşulmalarını değerlendiren Ogilvy 4129 CEO’su Leslie Krespin, toplumsal cinsiyet eşitliğiyle ilgili konuşmaların özellikle 8 Mart’ta zirveye ulaştığını belirterek son bir yıldaki gündemle ilgili de şöyle konuştu: “Sosyal medya dinleme verileri, İstanbul Sözleşmesi’nin dijital tartışmalarda yalnızca hukuki bir metin olarak görülmediğini, kadın hakları ve toplumsal değerler etrafındaki daha geniş bir tartışmanın sembolü haline geldiğini gösteriyor. Konuşmalarda sözleşmeyi kadınların yaşam hakkı açısından önemli bir güvence olarak görenlerle aile yapısı üzerindeki etkileri üzerinden eleştirenler olmak üzere iki farklı yaklaşım öne çıkıyor. Bununla birlikte sosyal medya konuşmaları, eşitsizliğin özellikle iş hayatındaki deneyimler üzerinden yoğun biçimde dile getirildiğini ortaya koyuyor. İşe alım süreçlerinde özel hayata dair sorular, ücret dengesizliği ve kariyer fırsatlarındaki eşitsizlik en sık dile getirilen başlıklar arasında. Bu tablo, eşitlik tartışmasının yalnızca ilkesel bir söylem olmadığını; insanların kurumların işe alım, fırsat eşitliği ve çalışma kültürü konusundaki yaklaşımına da dikkat ettiğini gösteriyor.” Toplumsal cinsiyet eşitliği markalar için bir samimiyet testi Araştırmaya göre eşitlik ve kapsayıcılıkta markalardan en güçlü beklenti yüzde 57 ile taciz ve ayrımcılığa karşı güvenilir şikâyet mekanizmaları kurulması. Bu beklenti 18–29 yaş kadınlarda yüzde 66’ya yükseliyor. Çocuk bakımına uygun çalışma düzenlemeleri yüzde 52, eşit ücret için ölçüm ve hedef konması ile şiddetle mücadele kurumlarıyla iş birliği yüzde 45 destek görüyor. Sosyal sorumlulukta ise açık ara öncelik yüzde 76 ile şiddet mağduru kadınlara güvenli istihdam sağlanması. Gençlerde bu oran yüzde 86’ya yükseliyor. Eşitlik söylemde, yük kadında Veri Pusulası’nın 3 binin üzerinde katılımcıyla gerçekleştirdiği araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 58’i aile dengesi nedeniyle kadının çalışma hayatındaki rolünün farklılaşabileceğini düşünüyor. Erkeklerin yarıya yakını, çocuklu erkeklerin ise yarıdan fazlası ev işi ve çocuk bakımında sorumluluğun daha çok kadında olması gerektiği görüşünde. Bu sonuçlar, eşitlik söyleminin kamusal alanda kabul gördüğünü ancak hane içinde geleneksel rollerin direncini koruduğunu gösteriyor. Katılımcılara göre Türkiye’de kadınların iş hayatında hak ettikleri yere gelememesinin en büyük sebebi, yüzde 27 ile ev içi bakım yükünün (çocuk/yaşlı) çoğunlukla kadınların üzerinde olması. Bunu yüzde 23 ile "kadın işi/erkek işi" algısı ve toplumsal önyargılar takip ediyor. Çocuksuz kadınlar toplumsal önyargıları (yüzde 36) en büyük engel olarak görürken, çocuklu kadınların üçte biri bakım yükünü birincil sorun olarak tanımlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.