Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yaşam Kalitesi

Kapsül Haber Ajansı - Yaşam Kalitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Kalitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Fırsatlara Erişimin Anahtarı Oturum ve Vatandaşlık Hakları Haber

Küresel Fırsatlara Erişimin Anahtarı Oturum ve Vatandaşlık Hakları

Endeks, önde gelen küresel ekonomilere erişim sağlayan oturum ve vatandaşlık haklarının, üst düzey eğitimin uzun vadeli değerini nasıl katladığını ortaya koyuyor. Henley Education Report 2026 kapsamında yayımlanan ve her yıl güncellenen endeks; kazanç potansiyeli, kariyer gelişimi, üst düzey istihdam olanakları, kaliteli eğitim, ekonomik hareketlilik ve yaşam kalitesi olmak üzere altı temel kriter üzerinden ülkeleri analiz ediyor. Bu kapsamlı yaklaşım, akademik başarının sürdürülebilir kariyer ve ekonomik avantajlara dönüştüğü en güçlü ekosistemleri ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, dünya standartlarında bir diploma tek başına güçlü bir avantaj sunarken, bu diplomanın gerçek getirisi büyük ölçüde mezunların hangi ülkelerde yaşama ve çalışma hakkına sahip olduğuna bağlı olarak şekilleniyor. Henley Opportunity Index, yatırım ve liyakat temelli en etkili oturum ve vatandaşlık yollarını değerlendirerek, bireylere sadece kaliteli eğitim değil; aynı zamanda güçlü ekonomi, kariyer fırsatları ve küresel mobilite sunan ülkeleri sıralıyor. 2026’nın En Güçlü Fırsat Ekosistemleri 2026 sıralamasına göre, yatırım veya liyakat yoluyla oturum ya da vatandaşlık hakkının en verimli şekilde elde edilebildiği ve bu hakların yaşam fırsatlarını en güçlü biçimde artırdığı ilk 15 ülke açıklandı. İsviçre, 86 puanla listenin zirvesinde yer alırken; 81 puanla Singapur ikinci, 80 puanla Avustralya ise üçüncü sırada yer alıyor. Birleşik Krallık ve ABD 79 puanla dördüncü sırayı paylaşırken, Kanada ise beşinci sırada yer alıyor. Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Yeni Zelanda, Hong Kong, İtalya, Letonya, Malta, Portekiz ve Yunanistan ise listede yer alan diğer ülkeler arasında bulunuyor. Henley & Partners Özel Müşteriler Grup Başkanı Dominic Volek, endeksin küresel ölçekte hareketli aileler için kritik bir gerçeğe işaret ettiğini belirtiyor: “Eğitim ve vatandaşlık artık birbirinden bağımsız değil; birlikte değer üreten, nesiller boyunca büyüyen stratejik varlıklar haline geldi. Aynı diploma, bulunduğu ekosisteme bağlı olarak tamamen farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle önemli olan yalnızca eğitim değil, o eğitimin hangi fırsat ortamında değerlendirileceğidir.” Eğitimde Getiri, Ekosistemle Belirleniyor Endekste ilk sırada yer alan İsviçre; güçlü ekonomik yapısı, dünya çapındaki eğitim kurumları ve Zürih ile Cenevre gibi finans ve araştırma merkezleri sayesinde öne çıkıyor. Singapur, Asya ile küresel ekonomi arasında köprü görevi gören stratejik konumuyla yüksek kazanç potansiyeli sunarken; Avustralya ise güçlü üniversiteleri ve yaşam kalitesi ile dikkat çekiyor. Birleşik Krallık ve ABD, dünyanın en prestijli üniversiteleri ve inovasyon merkezleri ile öne çıkarken, Kanada ise uluslararası iş gücü piyasası ve eğitim sistemiyle güçlü bir alternatif oluşturuyor. Çoklu Ülke Erişimi: Yeni Nesil Stratejik Avantaj Henley & Partners Türkiye Yönetici Ortağı Burak Demirel’e göre, günümüzde vatandaşlık yalnızca hukuki bir statü değil, aynı zamanda stratejik bir ekonomik araç niteliği taşıyor: “Birden fazla ülkeye erişim sağlayabilen bireyler, eğitim, kariyer ve yatırım fırsatlarını farklı coğrafyalarda değerlendirme esnekliğine sahip oluyor. Bu da uzun vadeli başarı ihtimalini önemli ölçüde artırıyor.” Ailelerin genellikle çocuklarını en iyi üniversitelere yerleştirmeye odaklandığını paylaşan Burak Demirel “Oysa asıl fark yaratan, mezuniyet sonrası o ülkede kalıp kariyer inşa edebilme imkânıdır. Eğitim, doğru vatandaşlık veya oturum stratejisiyle birleştiğinde gerçek değerini ortaya koyar.” diyerek konunun stratejik boyutuna da dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı Haber

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı

Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık alanında küresel liderlerden biri olan Astons verilerine göre; Yunanistan Golden Visa programı, Türk yatırımcıların en fazla tercih ettiği seçeneklerden biri haline gelmiş durumda. Son yıllarda başvuru sayılarında istikrarlı ve güçlü bir artış dikkat çekiyor. Bu ilgi yalnızca finansal getiri beklentisiyle sınırlı kalmıyor; yaşam kalitesi, eğitim olanakları ve uzun vadeli güven arayışıyla şekilleniyor. İkinci oturum izni yatırımın ötesine geçiyor Yatırımcıların ikinci oturum iznini yalnızca bir yatırım aracı olarak görmediğini belirten Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, bayram dönemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Özellikle bayram döneminde Yunanistan’a giden yatırımcıların, bu seyahatlerini yalnızca bir tatil değil, aynı zamanda yatırım fırsatlarını yerinde değerlendirdikleri bir sürece dönüştürdüğünü görüyoruz. İkinci oturum izni artık iş insanlarının yaşam planlarının önemli bir parçası haline geldi. Süreç çoğu zaman vize kolaylığı motivasyonuyla başlasa da zamanla çok daha kapsamlı bir yapıya evriliyor. Daha öngörülebilir bir yaşam, güvenlik, eğitim olanakları ve uluslararası hareket özgürlüğü bu kararın merkezinde yer alıyor. Artan yaşam maliyetleri ve ekonomik dalgalanmalar, yatırımcıları yalnızca kazanç odaklı değil; aynı zamanda geleceklerini güvence altına alan bir yapı kurmaya yönlendiriyor. Bu tablo, yatırım kararlarının finansal getirinin ötesine geçerek yaşam kalitesini merkeze alan daha bütüncül bir yaklaşımla alındığını gösteriyor.” Yunanistan Türk yatırımcıların radarında Bu süreçte Yunanistan’ın Türk yatırımcılar açısından öne çıkan destinasyonlardan biri olduğuna dikkat çeken Yağız Yiğit, şunları söyledi: “250.000 Euro’dan başlayan yatırım modeli, yatırımcılara yalnızca mülk edinme değil, aynı zamanda Avrupa’da yaşam alternatifine erişim imkânı sunuyor. Schengen bölgesinde serbest dolaşım hakkı, aile bireylerini kapsayan başvuru yapısı ve Avrupa’daki eğitim ile sağlık sistemlerine erişim gibi avantajlar, bu modeli daha cazip hale getiriyor. Minimum ikamet zorunluluğunun bulunmaması ise yatırımcıların mevcut yaşam düzenlerini değiştirmeden bu fırsattan yararlanabilmesini sağlıyor. Özellikle Atina gibi merkezi bölgelerde güçlü kira talebi ve değer artışı potansiyeli, bu ilgiyi destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Yunanistan’ın sunduğu bu avantajlar, yatırımcıların hem kısa vadeli kazanç hem de uzun vadeli yaşam planlarını birlikte değerlendirmesine imkân tanıyor.” Yatırım kararları sahada şekilleniyor Yiğit, yatırımcı davranışlarında son dönemde belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayarak, yatırım kararlarının artık masa başında değil sahada şekillendiğine dikkat çekti. Yiğit; ‘‘Projelerin yerinde incelenmesi, bölgenin deneyimlenmesi ve yaşam koşullarının doğrudan gözlemlenmesi, karar süreçlerinde belirleyici rol oynuyor. Bu yaklaşım, yatırımcıların artık yalnızca teorik verilere değil, birebir deneyime dayalı daha bilinçli ve uzun vadeli kararlar aldığını ortaya koyuyor.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı Haber

Türklerin Yunanistan’daki Golden Visa Payı Yüzde 17,6’ya Ulaştı

Bu eğilimin en güçlü yansımalarından biri ise Yunanistan’a olan talepte görülüyor. Ülkede 27 bini aşkın Golden Visa yatırımcısı bulunurken, başvuruların %17,6’sını Türk yatırımcılar oluşturuyor. Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık alanında küresel liderlerden biri olan Astons verilerine göre; Yunanistan Golden Visa programı, Türk yatırımcıların en fazla tercih ettiği seçeneklerden biri haline gelmiş durumda. Son yıllarda başvuru sayılarında istikrarlı ve güçlü bir artış dikkat çekiyor. Bu ilgi yalnızca finansal getiri beklentisiyle sınırlı kalmıyor; yaşam kalitesi, eğitim olanakları ve uzun vadeli güven arayışıyla şekilleniyor. İkinci oturum izni yatırımın ötesine geçiyor Yatırımcıların ikinci oturum iznini yalnızca bir yatırım aracı olarak görmediğini belirten Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, bayram dönemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Özellikle bayram döneminde Yunanistan’a giden yatırımcıların, bu seyahatlerini yalnızca bir tatil değil, aynı zamanda yatırım fırsatlarını yerinde değerlendirdikleri bir sürece dönüştürdüğünü görüyoruz. İkinci oturum izni artık iş insanlarının yaşam planlarının önemli bir parçası haline geldi. Süreç çoğu zaman vize kolaylığı motivasyonuyla başlasa da zamanla çok daha kapsamlı bir yapıya evriliyor. Daha öngörülebilir bir yaşam, güvenlik, eğitim olanakları ve uluslararası hareket özgürlüğü bu kararın merkezinde yer alıyor. Artan yaşam maliyetleri ve ekonomik dalgalanmalar, yatırımcıları yalnızca kazanç odaklı değil; aynı zamanda geleceklerini güvence altına alan bir yapı kurmaya yönlendiriyor. Bu tablo, yatırım kararlarının finansal getirinin ötesine geçerek yaşam kalitesini merkeze alan daha bütüncül bir yaklaşımla alındığını gösteriyor.” Yunanistan Türk yatırımcıların radarında Bu süreçte Yunanistan’ın Türk yatırımcılar açısından öne çıkan destinasyonlardan biri olduğuna dikkat çeken Yağız Yiğit, şunları söyledi: “250.000 Euro’dan başlayan yatırım modeli, yatırımcılara yalnızca mülk edinme değil, aynı zamanda Avrupa’da yaşam alternatifine erişim imkânı sunuyor. Schengen bölgesinde serbest dolaşım hakkı, aile bireylerini kapsayan başvuru yapısı ve Avrupa’daki eğitim ile sağlık sistemlerine erişim gibi avantajlar, bu modeli daha cazip hale getiriyor. Minimum ikamet zorunluluğunun bulunmaması ise yatırımcıların mevcut yaşam düzenlerini değiştirmeden bu fırsattan yararlanabilmesini sağlıyor. Özellikle Atina gibi merkezi bölgelerde güçlü kira talebi ve değer artışı potansiyeli, bu ilgiyi destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Yunanistan’ın sunduğu bu avantajlar, yatırımcıların hem kısa vadeli kazanç hem de uzun vadeli yaşam planlarını birlikte değerlendirmesine imkân tanıyor.” Yatırım kararları sahada şekilleniyor Yiğit, yatırımcı davranışlarında son dönemde belirgin bir değişim yaşandığını vurgulayarak, yatırım kararlarının artık masa başında değil sahada şekillendiğine dikkat çekti. Yiğit; ‘‘Projelerin yerinde incelenmesi, bölgenin deneyimlenmesi ve yaşam koşullarının doğrudan gözlemlenmesi, karar süreçlerinde belirleyici rol oynuyor. Bu yaklaşım, yatırımcıların artık yalnızca teorik verilere değil, birebir deneyime dayalı daha bilinçli ve uzun vadeli kararlar aldığını ortaya koyuyor.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Şehirleri Tek Merkezli Yaşama Geçiyor Haber

Geleceğin Şehirleri Tek Merkezli Yaşama Geçiyor

Özellikle büyük şehirlerde trafik yoğunluğu ve buna bağlı zaman kaybı, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel sorunların başında geliyor. Karma kullanım projeleri; yaşam, çalışma ve sosyal alanları bir araya getirerek kent içi ulaşım ihtiyacını azaltmayı hedefliyor. Doğru planlanan bu projeler, yalnızca mimari bir çözüm sunmakla kalmıyor; aynı zamanda sosyolojik ve ekonomik açıdan da dönüşüm potansiyeli taşıyor. Geleceğin şehirlerinin; fonksiyonların ayrıştırıldığı değil entegre edildiği, yaya öncelikli, zamandan tasarruf sağlayan ve bütüncül planlama anlayışıyla kurgulanmış yaşam alanlarıyla şekillenmesi öngörülüyor… Kent nüfusunun artışı, uzayan yaşam süresi ve büyüyen şehirler mevcut ulaşım ve altyapı sistemleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Özellikle büyük şehirlerde trafik yoğunluğu ve zaman kaybı, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel sorunlar arasında yer alıyor. Uzmanlara göre bu tabloyu değiştirmek için yalnızca yeni yollar yapmak yeterli değil; kent planlamasının bütüncül bir anlayışla yeniden ele alınması gerekiyor. PARÇALI KENT MODELİNDEN ENTEGRE YAŞAMA: KARMA KULLANIMIN STRATEJİK YÜKSELİŞİ Konut, ofis ve sosyal alanların birbirinden kopuk şekilde konumlandığı geleneksel şehir modeli, her gün milyonlarca insanı aynı saatlerde yollara çıkararak yoğunluğu artırıyor. Buna karşılık karma kullanım projeleri; yaşam, çalışma ve sosyal alanları entegre ederek zorunlu yolculuk mesafelerini kısaltıyor. Araç kullanımının azalması, toplu taşımanın daha verimli hale gelmesi, yaya hareketliliğinin artması ve karbon emisyonunun düşmesi bu modelin öne çıkan avantajları arasında yer alıyor. Tek fonksiyonlu bölgelerin günün belirli saatlerinde boş kalmasına karşın, karma kullanım projeleri gün boyu yaşayan bir kent dokusu oluşturuyor. Bu durum hem ekonomik sürekliliği destekliyor hem de kamusal güvenlik açısından daha dengeli bir yapı sağlıyor. Karma kullanım projelerinin tasarımında bağlam analizi, yaya-araç ve kamusal alan dengesinin doğru kurulması ile uzun vadeli değer üretimi yaklaşımı belirleyici oluyor. İyi planlanmış bir proje, şehir içinde kendi dinamiklerini üreten bir mikro-ekosistem oluşturuyor ve farklı kullanıcı profillerini aynı sistem içinde buluşturuyor. İklim krizi, trafik yoğunluğu ve sosyal kopukluk gibi küresel sorunların etkisiyle, karma kullanım projeleri artık bir trend değil; sürdürülebilir şehirler için stratejik bir gereklilik olarak öne çıkıyor. Türk Serbest Mimarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Aura Design Studio Kurucusu Filiz Cingi Yurdakul, karma kullanım projelerinin artık bir tercih değil, kentler için zorunluluk haline geldiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bugün trafik sorununu hâlâ yeni yollar yaparak çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa mesele ulaşım değil, planlama meselesi. Konutu bir yere, ofisi başka bir yere, sosyal yaşam alanlarını ise tamamen farklı bir bölgeye konumlandırdığımızda insanları her gün yollara çıkmaya mecbur bırakıyoruz. Bu da zaman kaybını, karbon emisyonunu ve yaşam kalitesi düşüşünü beraberinde getiriyor. Karma kullanım projeleri bu parçalanmış yapıyı bir araya getiriyor. İnsanların çalıştığı, yaşadığı ve sosyalleştiği alanları entegre ettiğinizde zorunlu hareket azalıyor, kent içi mesafeler kısalıyor ve şehir nefes almaya başlıyor. Biz projelerimizi tasarlarken yalnızca bina değil, bir yaşam senaryosu kurguluyoruz. Sabah ofise giden biriyle akşam spor alanını kullanan bir genç ya da hafta sonu kültürel etkinliğe katılan bir aile aynı mikro-ekosistemin parçası oluyor. Geleceğin şehirleri daha fazla asfaltla değil, daha doğru planlama anlayışıyla şekillenecek. Karma kullanım modeli, yaşamı ayrıştırmak yerine bir araya getiren, zamandan tasarruf sağlayan ve sürdürülebilirliği merkeze alan bir kent vizyonu sunuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Soma, Dev Yatırım İçin Gün Sayıyor Haber

Soma, Dev Yatırım İçin Gün Sayıyor

Dünya Bankası ve İller Bankası iş birliğiyle yürütülen ‘İklim ve Afete Dayanıklı Şehirler Projesi’ kapsamında 20 milyon euroluk dev bir altyapı hamlesi başlatan Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü, Soma Cenkyeri İçme Suyu ve Kanalizasyon Hattı Şebekesi Projesi’nin hazırlıklarını tamamladı. Gerçekleştirilen halk toplantısı ile vatandaşlar proje hakkında bilgilendirildi, görüş ve önerileri alındı. Toplantıya Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, MASKİ Genel Müdür Yardımcısı Bircan Kaynak, Projeler Daire Başkanı Hami Berk Yakıcı, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Kredi Onayının Ardından İlk Kepçe Vurulacak Cenkyeri’nin su güvenliğini ve altyapı dayanıklılığını güçlendirecek yatırım için kredi kullanım onayıyla birlikte, 2026 yılında ilk kepçenin vurulması hedefleniyor. Bu önemli yatırımla birlikte Cenkyeri artık altyapı sorunlarını çözüme kavuşturmuş, modernleşen yüzüyle vatandaşlara hizmet verecek. Sağlıklı Su ve Kanalizasyon Sistemi Kazandırılacak Proje hakkında bilgi veren MASKİ Genel Müdür Yardımcısı Bircan Kaynak, “İklim ve Afete Dayanıklı Şehirler Projesi kapsamında belirlenen 3 yerimiz var. Bunlardan bir tanesi Manisa Merkez Ana İsale Hattı, ikincisi Hacırahmanlı İçme Suyu ve Kanalizasyon Hattı Şebekesi, üçüncüsü ise Cenkyeri İçme Suyu ve Kanalizasyon Hattı Şebekesi Projesi. Bu projeler için 20 milyon euroluk bir kredi ayrıldı. Projeyle ilgili bilgilendirme toplantısını Soma Cenkyeri’nde gerçekleştirdik. Toplantıya vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Projeyle ilgili gerekli bilgileri verdik. Vatandaşlarımıza sağlıklı su ve sağlıklı bir kanalizasyon sistemi kazandıracağız. Kanalizasyon suları da Soma Atıksu Arıtma Tesisi’ne yönlendirilecek. 20’şer kilometrelik hat döşemeyi planlıyoruz. 2026 Ocak ayı içinde Dünya Bankası tarafından kredi onayı verilmiş olacaktır ve sözleşme aşamasına gelinecek. Sözleşmenin ardından inşaat ve müşavir firma ihaleleri gerçekleşecek. 2026 yılında inşallah inşaat çalışmalarına başlamış olacağız” dedi. “Sorunları Teker Teker Çözüyoruz” Cenkyeri’nin geçmişten bu yana altyapı sorunları yaşayan bir mahalle olduğunu söyleyen Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, nihayet bu sorunların çözümü noktasında önemli bir aşamaya gelindiğini, vatandaşların artık rahat bir nefes alacağını söyledi. Başkan Okur, "Musluklardan çamurlu su geliyordu. Konuyu geçtiğimiz yıllarda yetkililere iletmiştik. Vatandaşların yaptıkları eylemlere ve toplantılara katılmıştık. Bugün nihayet bu sorunların çözümü noktasında önemli bir aşamaya geldik. İnşallah hızlı bir şekilde ihale aşaması tamamlanır, 2026 yılı içinde de bu projeye başlamayı hedefliyoruz. Projenin tamamlanmasıyla birlikte uzunca bir süre altyapı ve içme suyu problemi olmayacak. Vatandaşlarımıza rahat bir nefes aldırmış olacağız. Konuya duyarlılığı için ve sorunu görmezden gelmeyerek bizlere yardım elini uzatan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya teşekkür ediyorum. Sorunları teker teker çözmeye devam edeceğiz” diye konuştu. “Ciddi Sorunlarımız Vardı” Uzun yıllardır ciddi sıkıntılar çektiklerini ifade eden Cenkyeri Mahalle Muhtarı Mükerrem Kaya, “İçme suyu ve kanalizasyon şebekesi çok eski. Cenkyeri’nin belde belediyesi olmadan önce köy olduğu zamanda yapılmış. Şebekeden akan sular kirli ve içilemiyor. Kanalizasyon sorunları var. Vatandaş, ‘Muhtarım yıl olmuş 2025, millet uzaya gidiyor, biz hala foseptik çukuruyla uğraşıyoruz. Kanalizasyonumuz yok’ diyor. Böyle ciddi sorunlarımız var. Mahallemiz büyük ve gelişmekte olan bir mahalle. Bu proje vatandaşlarımızı heyecanlandırıyor. 2014’ten beri beklediğimiz bir proje. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu ve Soma Belediye Başkanımız Sercan Okur’un katkılarıyla bu projenin gerçekleştiriliyor olmasının mutluluğunu yaşıyoruz. İnşallah Cenkyeri’mize hayırlı, uğurlu olur” ifadelerini kullandı. Dev Projede Manisa Merkez ve Saruhanlı da Var İklim ve Afete Dayanıklı Şehirler Projesi kapsamında il merkezine yeni içme suyu isale hattı ve terfi hattı ile depoların kazandırılması planlanıyor. Saruhanlı ilçesi Hacırahmanlı Mahallesi’nde yeni içme suyu ve kanalizasyon hattı inşa edilmesi planlanıyor. Hacırahmanlı Mahallesi’nin ilk kez kanalizasyon altyapısına kavuşturacak bu projeyle birlikte bölgenin yaşam kalitesi ve çevre sağlığı önemli artmış olacak.

İzmir’in Deprem Master Planı İçin İmzalar Atıldı Haber

İzmir’in Deprem Master Planı İçin İmzalar Atıldı

İzmir’in yaşam kalitesini yükselten, doğayla uyumlu ve uzun vadede sürdürülebilir bir dirençli kent modeli oluşturmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, yeni Deprem Master Planı için çalışmalara başladı. Hazırlanacak Deprem Master Planı’nın iş birliği protokolü; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran’ın yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zeki Yıldırım, projede yer alan akademisyenler ve İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratlarının katıldığı törenle imzalandı. Bütüncül ve önleyici bir yol haritası sunan Deprem Master Planı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025–2029 Stratejik Planı’nda yer alan “Çoklu Krizlere Dirençli Kent Belediyeciliği” hedefiyle uyumlu olarak hazırlanıyor. “Deprem Master Planı için bazı ön çalışmalar yaptık” Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü’ndeki törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, tarihi bir gün yaşandığını söyledi. İzmir’de depreme yönelik çalışmaların, Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen RADIUS Projesi kapsamında 1998 yılında başlatıldığını anımsatan Başkan Tugay, “O günden bu güne bir master planı yapılmadı. Biz bunun çok önemli bir eksik olduğunu biliyorduk. Deprem Master Planı için bazı ön çalışmalar yaptık. Herkes biliyor ki İzmir’de Ege Bölgesi’nde deprem riski var” dedi. “Şu anda alınmış bir mesafe var” İzmir'in yer yapısının, fayların ve mevcut yapıların riskinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, “Belediye özellikle 30 Ekim depreminden sonra bazı çalışmalar yaptı. Şu anda alınmış bir mesafe var. Ancak İzmir Büyükşehir Belediyesi ailesi olarak şunu biliyoruz ki İzmir'in tamamının her türlü risk açısından mümkün olan en kapsamlı ve doğru şekilde değerlendirilmesi lazım. Buna altyapıyı da dahil edeceğiz. Bundan sonraki imar planlamasını da dahil edeceğiz” diye konuştu. “Bundan sonrasının çok daha iyi olacağına inanıyorum” Bu çalışmaların son derece önemli olduğuna değinen Başkan Dr. Cemil Tugay, şunları söyledi: “Bu çalışmanın tamamlanması, İzmir halkına, yerel yönetimlere, İzmir'deki diğer kurumlara yapılmış en büyük iyiliklerden biri olacak. Belirsizlikler, kafa karışıklıkları hepsi giderilmiş olacak. Biz her iki üniversitemiz ile gurur duyuyoruz. Bugüne kadar çok iyi niyetle herkes pek çok çaba gösterdi. Ama bundan sonrasının çok daha iyi olacağına gerçekten inanıyorum. Bugüne kadar şehre verdiğiniz katkılar için teşekkür ediyorum. Ne mutlu ki bu şehirdeyiz. Bu planı neden yaptığımızı hatırlamak için sadece 30 Ekim depreminde yaşadığımız acıyı düşünmemiz yeter. Yeni bir yıla giriyoruz. Ne 2026 ne de sonrası bize bu tür acıları yaşatsın. Ama sadece ‘inşallah’ demekle olmuyor. Burada ‘Kime görev düşüyor’ derseniz, işte tam olarak o heyetle birlikteyiz. Buradan İzmir'e dair bir güven duygusunun, herkese iyi hissettiren bir duygunun çıkacağına da eminim. Hem bugüne kadar yaptıklarımız hem de bundan sonrası için her birinize çok çok teşekkür ediyorum.” “Bu çalışmalarda yer almaktan mutluluk duyduk” DEÜ Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz da üniversite olarak deprem araştırmalarıyla ilgili, böyle bir iş birliği anlaşmasının tarafı olmaktan dolayı büyük bir memnuniyet duyduklarını belirtti. Yılmaz, “DEÜ, Türkiye'de depremle ilgili bölümlerin komple yer aldığı çok az sayıdaki üniversiteden biri. Üniversitemizde Deprem Araştırma Uygulama Merkezi’miz var. Fakat bu araştırma merkezimizin yetersiz kaldığını düşünüyoruz. Bunu daha ileriye taşımak gibi bir düşüncemiz var. Bu araştırma merkezini tıpkı Boğaziçi Üniversitesi'nin Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü gibi bir konseptle enstitüye çevirmek gibi bir gidişimiz olacak. Bu merkez deprem araştırmaları ve deprem riskini azaltmaya yönelik araştırmalar için bir araştırma uygulama enstitüsü olarak düşünülüyor. Yani sadece deprem olduktan sonra araştıran değil, risk azaltmaya yönelik çalışmaları ve teknolojileri de araştıran, geliştiren, uygulayan bir enstitü olmasını istiyoruz. Bu vesile ile İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde yürütülen çalışmaların bir parçası olmaktan milletimiz, ülkemiz, güzel İzmir'imiz adına da memnuniyet duydum” dedi. “Yapacağımız bilimsel çalışmalar bir başarı hikayesi, bir model proje olur” İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran ise doğal afetlerin hayatın bir parçası olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Aslında doğal afetler öldürmüyor. Tıpta nasıl önleyici tıp varsa doğal afetlerde de önleyici, akılcı, bilimsel yöntemler benimsenirse can kayıplarını, dolayısıyla acılarımızı azaltabileceğimiz bir denklem kurgulayabiliriz. 30 Ekim depreminde 117 insanımızı kaybettik. 6 Şubat depremi bütün dünya için aslında bir tecrübe oldu. İzmir için böyle bir çalışmanın büyükşehir belediyemiz ve Türkiye'nin çok kıymetli iki üniversitesi ile gerçekleştiriyor olması çok kıymetli. Umarım yapacağımız çalışmalar, alacağımız önlemler can kaybı olmaksızın bu doğal afetleri aşabileceğimiz bir süreci bizlere yaşatır. Umarım burada gerçekleştirdiğimiz bu toplantı, attığımız imzalar, daha da önemlisi yapacağımız bilimsel çalışmalar bir başarı hikayesi, bir model proje olur ve Türkiye'nin bütün kentlerinde de benzer uygulamaları hep birlikte gözlemleriz. Bu sürece öncülük ettiği için çok kıymetli başkanımıza, rektörümüze ama asıl projeyi yapacak olan siz değerli bilim insanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Var olun.” Koordinasyon kurulu oluşturuldu Deprem Master Planı için Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. Buna göre proje, DEÜ ile İYTE yürütücülüğünde yapılacak. Projenin koordinatörlüğünü DEÜ’den Prof. Dr. Özgür Özçelik üstlenirken; proje yürütücüleri ise DEÜ’den Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Prof. Dr. Serhan Tanyel ile Prof. Dr. Hilmi Evren Erdin; İYTE’den Prof. Dr. Nurhan Ecemiş, Prof. Dr. Cemalettin Dönmez ve Prof. Dr. Engin Aktaş olarak belirlendi. Tüm veriler tek çatı altında toplanacak Deprem Master Planı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025–2029 Stratejik Planı’nda yer alan “Çoklu Krizlere Dirençli Kent Belediyeciliği” hedefiyle uyumlu olarak hazırlanıyor. Bu kapsamda İzmir’in afetlere karşı hazırlıklı, güvenli ve yaşam kalitesi yüksek bir kent haline getirilmesi amaçlanıyor. Planın bilimsel altyapısı için yapı stoku envanteri, depremsellik ve tsunami araştırmaları, mikrobölgeleme etüt çalışmaları tamamlandığında, güvenli kent planlaması için gerekli tüm veriler tek çatı altında toplanmış olacak. Yeni Master Planı bütüncül ve önleyici bir yol haritası sunuyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, güncel riskler, değişen iklim koşulları ve artan kent nüfusu doğrultusunda yeni bir Deprem Master Planı hazırlıyor. Yeni planın, olası bir deprem öncesinde İzmir’de alınması gereken tüm önlemleri eşgüdüm içinde ele alan ana strateji belgesi olması hedefleniyor. Plan kapsamında; yapılması gereken çalışmalar, birbirini tamamlayan bağımsız proje paketleri halinde tanımlanacak ve kentin tüm bileşenlerini kapsayan bütüncül bir yapı oluşturulacak. 8 ana başlıkta bilimsel çalışma Deprem Master Planı için oluşturulan Koordinasyon Kurulu ile çalışmalar, İzmir’deki üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin yürütücülüğünde ilerliyor. Plan kapsamında 8 ana başlıkta çalışma yürütülecek. Çalışma alanları; jeolojik, jeofizik ve geoteknik unsurlar ile deprem tehlikesinin belirlenmesi, üstyapı ve altyapı unsurları ve deprem riski açısından değerlendirilmesi, deprem bilgi altyapısının geliştirilmesi, şehir planlama ve imar uygulamaları, hukuki ve idari düzenlemeler, mali kaynak ve finansman modelleri, eğitim, bilinçlendirme ve sosyal hazırlık çalışmaları ile deprem risk yönetimi modelinin geliştirilmesi başlıkları olarak belirlendi. Hedef sadece hasarı azaltmak değil, yaşam kalitesini yükseltmek İzmir Büyükşehir Belediyesi, Deprem Master Planı ile yalnızca olası depremlerde oluşabilecek hasarları azaltmayı değil; kentin yaşam kalitesini yükselten, doğayla uyumlu ve uzun vadede sürdürülebilir bir dirençli kent modeli oluşturmayı hedefliyor. İzmir’in deprem hazırlığında 25 yıllık birikim İzmir’de depreme yönelik kapsamlı çalışmalar, Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen RADIUS Projesi kapsamında 1998 yılında başladı. Dünyada projeye başvuran 58 kent arasından seçilen 9 şehirden biri olan İzmir, Türkiye’de bu alanda öncü kentler arasında yer aldı. Boğaziçi Üniversitesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan protokol doğrultusunda yürütülen çalışmalar sonucunda İzmir Deprem Master Planı 1999 yılında tamamlanmıştı. İzmir Deprem Master Planı’nın 2026 yılı içinde tamamlanması öngörülüyor. Deprem araştırmaları sürüyor Kenti afetlere dirençli hale dönüştürmek isteyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, kara ve denizde fay hatlarına yönelik yürüttüğü araştırmaların yanı sıra, şimdiye kadar 94 bini aşkın yapının envanterini çıkardı. Mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında 1 milyon 113 bin hektar alanda jeolojik etütler tamamlandı. Yine İzmir genelinde belirlenen 71 barınma alanı ve 2 bin 425 toplanma alanının alt yapısına yönelik çalışmalar sürüyor. Yapı envanteri, zemin çalışmaları, kara ve denizde yapılan depremsellik araştırmaları, kente dair önemli verilerin elde edilmesini sağlıyor. Tüm veriler Deprem Master Planı’na altlık oluşturacak.

Marmaris'te Yatırım Hamlesi Haber

Marmaris'te Yatırım Hamlesi

Marmaris Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, 2025 yılı boyunca kent genelinde yol, üstyapı, rekreasyon ve sosyal donatı alanlarında hayata geçirdiği projelerle Marmaris’in yaşam kalitesini yükseltti. Merkez mahallelerden çarşı içine, merkeze uzak mahallelerden plajlara kadar uzanan çalışmalarla hem altyapı sorunları çözüldü hem de kente estetik ve işlevsel yeni alanlar kazandırıldı. ÇARŞI BÖLGESİ’NDE DÖNÜŞÜM 2025’in en dikkat çeken projelerinden biri, Çarşı Bölgesi Yaya Yolu Düzenlemesi kapsamında hayata geçirilen 51. Sokak (Postane Sokak) üstyapı ve rekreasyon projesi oldu. Marmaris çarşısının ana arterlerinden biri olan sokakta, kapalı ve köhne bir görüntüye neden olan tente kaldırılarak alan ferah ve cazip bir geçiş noktasına dönüştürüldü. 140 metre uzunluğunda, 1250 metrekarelik proje kapsamında AYDEM, MUSKİ ve Telekom ile koordineli çalışılarak altyapı tamamen yenilendi; doğaltaş zemin kaplamaları ve dekoratif aydınlatmalarla üstyapı modern bir görünüme kavuşturuldu. Peyzaj düzenlemeleriyle birlikte bina cephelerinde de iyileştirmeler yapıldı; görsel kirliliğe neden olan kablolar, klima üniteleri ve düzensiz tabelalar düzenlendi. Cephe boya ve onarımlarıyla sokağın mimari kalitesi artırılarak sosyal yaşamın canlandığı kapsamlı bir dönüşüm sağlandı. Bu çalışmanın devamı niteliğinde 550 metrekare alanlı 43. Sokak’ta ve 365 metrekare alanlı 44. Sokak’ta da yenileme çalışmaları tamamlandı. HALK PLAJ KAFE VE BÜFELER HİZMETE AÇILDI 2025 yılında Uzunyalı sahil bandında Halk Plaj Kafe, Atatürk Caddesi sahil bandında ise Halk Plaj Büfe yapımı tamamlanarak hizmete açıldı. Proje kapsamında yeşil alanlar, spor ve egzersiz alanları, çocuk oyun alanları ve WC düzenlemeleri yapıldı. Yaklaşık 1000 metrekarelik alanda ücretsiz duş, soyunma kabinleri, şemsiyeler, halk plajı ve beach-voley alanı oluşturuldu. Toplam 225 şezlong kapasiteli plaj alanlarıyla kent sakinleri ile yerli ve yabancı misafirlerin denize erişimi kolaylaştırıldı. Ayrıca Abdi İpekçi Halk Kafe’de zamanla yıpranan tuvaletler de kapsamlı bir tadilatla yenilendi. Uzunyalı sahil bandı ve Söğüt Mahallesi sahilinde halk plajı düzenlemeleri yapılarak şemsiye, temizlik ve tesviye çalışmaları gerçekleştirildi. Ayrıca Marmaris genelindeki halk plajlarında temizlik ve kum takviyesi yapılarak yaz sezonu öncesinde hem vatandaşlar hem de misafirler için daha konforlu alanlar oluşturuldu. TURUNÇ SAHİLİ’NDE MEYDAN VE PARK YENİLENDİ Fen İşleri Müdürlüğü tarafından Turunç Mahallesi sahilinde yer alan meydan ve park alanında genişletme ve yenileme çalışmaları gerçekleştirildi. Toplam 1000 metrekarelik alanda yapılan düzenlemeyle yeşil alanlar, oturma grupları ve dekoratif aydınlatmalarla modern bir meydan oluşturuldu. Çocuk oyun alanı genişletilirken, meydanın sahille buluştuğu plaj alanı dere taşlarıyla yeniden düzenlendi. MAHALLELERDE GÜVENLİ VE KONFORLU YOLLAR Fen İşleri Müdürlüğü rutin çalışmalarını da yoğun bir biçimde sürdürdü. Bu çerçevede Çamdibi Mahallesi Bağlıiçi mevkiinde üç etap halinde planlanan 25 bin metrekarelik yol düzenlemesinin ilk etabı tamamlandı. 1500 metre uzunluğundaki çalışmada 13.200 metrekarelik yol üstyapısı yenilenirken, yağmursuyu drenajı sağlandı. Kaldırımlar, cep otoparkları ve peyzaj düzenlemeleriyle özellikle öğrenciler için daha güvenli bir ulaşım altyapısı oluşturuldu. Camiavlu Mahallesi 511. ve 536. sokaklarda yapılan beton parke yol düzenlemeleriyle birlikte kaldırım, taş duvar, yeşil alan ve otopark çalışmaları tamamlandı. Toplam 7200 metrekarelik alanda yollar yenilenerek halkın kullanımına açıldı. Kemeraltı Mahallesi’nde ise 75, 77 ve 54. sokaklarda 3000 metrekarelik alanda beton parke yol, kaldırım ve otopark düzenlemeleri yapıldı. MERKEZE UZAK MAHALLELERE 40 KİLOMETRE YOL 2025 yılı boyunca Taşlıca, Çamlı, Osmaniye, Karaca, Hisarönü, Söğüt, Selimiye, Çetibeli ve Bozburun mahallelerinde toplam 40 kilometrelik sathi kaplama yol çalışması gerçekleştirildi. Bozuk yollar tesviye edilip sıkıştırılarak şarampol temizlikleri ve kaplamalar tamamlandı. Toplamda 174 bin metrekarelik alanı kapsayan çalışma sayesinde kırsal mahallelere daha güvenli ve konforlu bir ulaşım altyapısı kazandırıldı. BAŞKAN ÜNLÜ: YAŞAM KALİTESİ ARTIYOR Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, vatandaşların yaşam konforunu artırmak ve kentin ihtiyaçlarına kalıcı çözümler üretmek amacıyla çalıştıklarını vurgulayarak, “Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana Marmaris’i yalnızca bugün için değil, geleceği için de planlayan bir anlayışla çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın günlük yaşamını kolaylaştıran, kent estetiğini güçlendiren ve Marmaris’in her noktasında güvenli, düzenli ve modern bir çevre oluşturan projeleri hayata geçiriyoruz. Fen İşleri Müdürlüğümüzün 2025 yılı boyunca özveriyle sürdürdüğü bu kapsamlı çalışmalar sayesinde, merkezden mahallelere kadar ilçemizin dört bir yanında yaşam kalitesi gözle görülür şekilde artıyor. Marmaris’i daha yaşanabilir bir kent haline getirmek için ekiplerimizle birlikte kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Geleceğin Bursa’sı Planlanıyor Haber

Geleceğin Bursa’sı Planlanıyor

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kenti bütüncül bir yaklaşımla ele almak amacıyla 3 ayda bir düzenlenen ‘Belediye Başkanları Toplantısı’nda 17 ilçenin belediye başkanı ve temsilcileriyle bir araya geldi. Büyükorhan Belediye Başkanı Kamil Turhan’ın ev sahipliğinde yapılan son toplantıda, son 3 ayın değerlendirmesi, 17 ilçede yapılan çalışmalar ve devam eden projeler ele alındı. “ÇEVRE DÜZENİ PLANI ÇALIŞMALARINDA ARTIK SONA YAKLAŞTIK” Program daha sonra 1/100 000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Çalıştayı ile devam etti. Çevre Düzeni Planı Proje Yürütücü Koordinatörü Prof. Dr. Fatih Terzi’nin sunum yaptığı çalıştayda, 6 farklı çalışma masası oluşturularak daha önceden belirlenen altlık paftalar detaylı olarak konuşuldu. Çevre Düzeni Planı çalışmasında artık plan aşamasına gelindiğini söyleyen Prof. Dr. Fatih Terzi, “Çalıştayda, Çevre Düzeni Planı’nın tamamlamış olduğumuz sentez aşamasıyla ilgili ilçe bazında bulgularımızı paylaştık. Çalışmaların artık sonuna yaklaştık. Çevre Düzeni Planı ile Bursa’nın daha sürdürülebilir ve yaşam kalitesi yüksek olması, yeniden ‘Yeşil Bursa’ kimliğine kavuşmuş için elimizden geleni yapıyoruz. Sonuçlarının, Bursa’ya ve ülkemize hayırlı olacağına inanıyoruz” dedi. “BURSA HEPİMİZİN” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 3 ayda bir düzenledikleri Belediye Başkanları Toplantısı’nda ilçelerin taleplerini aldıklarını söyledi. Bursa’yı hep birlikte yönetmeye devam edeceklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa’yı bir bütün halinde geleceğe en iyi şekilde hazırlamak istiyoruz. Bu kapsamda 1/100 000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nı belediye başkanlarına anlattık. Belediye başkanlarımızın bu konudaki düşüncelerini son derece önemsiyoruz. Katkı sunan herkese teşekkür ediyorum. Bursa hepimizin. Bursa, belediye başkanlarımızın katkılarıyla daha da güzelleşecektir” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.