Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yaşam Memnuniyeti

Kapsül Haber Ajansı - Yaşam Memnuniyeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yaşam Memnuniyeti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de Mutluluk Oranının Yükselmesinde Aile Çok Önemli! Haber

Türkiye’de Mutluluk Oranının Yükselmesinde Aile Çok Önemli!

Mutluluğun en önemli kaynağının aile olduğunu dile getiren Prof. Dr. Doğan, “Aile kurumu ülkemizde huzur ve mutluluğun teminatı olarak görülmelidir. Aile kurumunu yıkmaya ya da ona zarar vermeye yönelik girişimler bertaraf edilmelidir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, geçtiğimiz günlerde açıklanan TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre, Türkiye’de mutluluk oranı yüzde 53,3’e yükseldi. Mutluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıkması gerekli Türkiye’nin uzun yıllardır gerek yerel gerekse uluslararası araştırmalarda orta düzeyde mutlu olarak görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Doğan, “Bu araştırmadaki sonuçlar şaşırtıcı değildir. Yalnız mutlulukta bir yükseliş trendinin görülmesi önemlidir. Çünkü özellikle pandemi, yaşadığımız deprem ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz, insanımızın mutluluk düzeylerinde düşüşe neden olmuştu. Bu bakımdan söz konusu artış olumlu olarak değerlendirilse de istenen düzeyde olduğu söylenemez. Şahsen mutluluk oranının yüzde 75’lerin üzerine çıkması gerektiği kanısındayım. Bunun için de hem bireysel hem toplumsal hem de yönetim açısından yapılması gereken çok şey var. Bireysel anlamda daha sağlıklı beslenmek, kişilerarası ilişkilerimizi geliştirmek, yaşamda bir anlam ve amaç bulmak gibi yapabileceğimiz şeyler var. Toplumsal olarak ise dayanışmayı artırmak, sosyal-duygusal destek vermek ve dürüstlüğü artırarak daha güvenilir olmak gibi yapılabilecek pek çok şey bulunmaktadır. Bazı konularda ise devletin ve yöneticilerin inisiyatif alması gerekmektedir. Ekonominin iyileştirilmesi, şehirlerde yeşil alan oranının artırılması, şehirlerimizi insan dostu şehirlere dönüştürme ve toplumsal adaleti ve güvenliği sağlama gibi konular, mutluluğu artırmak için devletimizin yapabileceği şeylerdir.” diye konuştu. Evli bireyler bekar ve boşanmış olanlara göre daha mutlu Araştırmada evli bireylerin daha mutlu olduğunun ortaya çıkmasının aile kurumunun önemine işaret ettiğini belirten Prof. Dr. Doğan, şunları söyledi: “Mutlulukla ilgili neredeyse tüm araştırmalarda, evli bireylerin bekar ve boşanmış olanlara göre daha mutlu oldukları ortaya çıkmaktadır. Evli bireylerin yalnızlık duygusunu daha az yaşamaları, daha iyi beslenmeleri, ekonomik durumlarının daha iyi olması ve düzenli cinsel yaşamlarının olması gibi etkenler daha mutlu olmalarına katkı sağlamaktadır. Bunun dışında aile, çoluk-çocuk sahibi olmak insanların hayatına önemli düzeyde anlam katmaktadır. Yani aile en güçlü anlam kaynaklarından biridir. Tüm bunlar bir araya gelince de evli bireylerin mutluluk düzeyleri artmaktadır. Aile kurumu ülkemizde huzur ve mutluluğun teminatı olarak görülmelidir. Aile kurumunu yıkmaya ya da ona zarar vermeye yönelik girişimler bertaraf edilmelidir. Bununla birlikte daha bilinçli anne-baba ve eş olabilmeleri için bireyler eğitilmeli, bilgilendirilmeli ve aydınlatılmalıdır.” Aile ve akrabalık bağlarının güçlü olması büyük bir avantaj Araştırmada mutluluğun en önemli kaynağı olarak yüzde 69 oranıyla aile gösterilmesini değerlendiren Prof. Dr. Doğan, “Biz kolektif kültürün hâkim olduğu, sıcakkanlı insanların yaşadığı bir ülkeyiz. Aile ve akrabalık bağlarının güçlü olması büyük bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Çünkü bu durum toplumda ihtiyaç duyan insanlara önemli düzeyde sosyal-duygusal destek verilmesine yardımcı olmaktadır. İnsanlar bu sayede kendilerini sahipsiz, kimsesiz, yalnız ve değersiz hissetmemektedirler. Oysaki bireyselliğin hâkim olduğu toplumlarda çok ciddi anlamda bir yalnızlık ve anlam krizi yaşanmaktadır.” diye konuştu. Mutlu olmak sağlıklı olmaktır Araştırmada sağlığın mutluluk kaynakları arasında ilk sırada yer almasını da değerlendiren Prof. Dr. Doğan, şöyle devam etti: “Sağlık, mutluluğun en üst düzey formu olarak nitelendirilebilir. Mutlu olmak sağlıklı olmaktır. Filozof Arthur Schopenhauer, ‘sağlıklı bir dilenci, hasta bir kraldan daha mutludur. Ahmaklıkların en büyüğü, iş, eğitim, şöhret, terfi, şehvet ya da anlık zevkler olmak üzere her ne için olursa olsun, sağlığını feda etmektir’ der. Sağlık iyi olduktan sonra mutluluğun önündeki diğer sorunlar bir şekilde halledilebilir. Günümüzde daha fazla insan sağlık konusunda bilinçli davranmaya çalışmaktadır. İnsanlar eskiye göre daha sağlıklı beslenmekte, egzersiz yapanların sayısı geçmişe göre artmakta ve insanlar sağlık kontrollerine daha sık gitmektedir. Bununla birlikte, maalesef ülkemizde sigara kullanımı, paketli gıda tüketimi, karbonhidrat ağırlıklı beslenme ve hareketsizlik oldukça yaygındır. Hatta bir karşılaştırma yapacak olursak sağlık davranışlarını sergileyenlerin, sağlıksız yaşayanlara göre oldukça küçük bir azınlığı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Ancak yine de bu konuda umutluyum. Giderek daha fazla insanımız sağlıklı yaşama yönelmektedir.” Mutluluk ve para ilişkisi Araştırmada hayat pahalılığının en önemli toplumsal sorun olarak öne çıkmasını değerlendiren Prof. Dr. Doğan, “Mutluluk ve para ilişkisi en çok merak edilen konulardan biridir. Para ve ekonomik durumun iyi olması mutluluk açısından önemli bir avantajdır. Ekonomik durumunuz iyi olduğunda, pek çok açıdan kendinizi güvende hissedersiniz, daha iyi beslenirsiniz, sağlık hizmetlerinden daha iyi faydalanırsınız, başarılı olduğunuz duygusunu yaşarsınız ve yoksulluğun sebep olabileceği stres ve sıkıntılardan kurtulursunuz. Tüm bunlar mutluluk açısından büyük avantajdır. Zaten araştırmalar da sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bireylerin daha mutlu olduklarını gösteriyor. Ancak finansal durumu oldukça iyi olmasına rağmen pek çok mutsuz insan da var. Bu neden böyledir? Birincisi para tek belirleyicisi değildir. İkincisi, insanlar zengin olmaya da alışabiliyorlar. Bir süre sonra parasal anlamda iyi durumda olmak onların mutluluğuna bir katkı sağlayamayabiliyor. Buna hedonik adaptasyon adını veriyoruz. Yani başlangıçta bizi mutlu eden şeylerin bir süre sonra bu etkilerini kaybetmeleri durumudur. Üçüncüsü sonradan para sahibi olan kişiler parayla ne yapacaklarını da bilemeyebiliyorlar.” şeklinde konuştu. Paranın nasıl harcandığı da önemli Paranın nasıl harcanacağının da mutluluk açısından önemli göründüğünü kaydeden Prof. Dr. Doğan, “Parayla zaman satın alıyor ve bazı sıkıcı işleri yapmaktan kurtuluyorsanız, paranızı diğer insanlarla paylaşıyorsanız (yardımseverlik) ve paranızı nesnelerden çok eylemlere harcıyorsanız sizi daha mutlu edebilir. Bugün almış olduğunuz bir kazak ya da telefonun on yıl sonra bir önemi kalmayacaktır. Geçmişe dönüp bunları hatırladığınızda da muhtemelen mutlu hissetmeyeceksiniz. Ancak paranızı eylemlere harcadığınızda durum farklı olacaktır. Yaşadığınız güzel anılar, bir seyahat, arkadaşlarınızla ya da sevdiğiniz kişilerle gerçekleştirdiğiniz bir etkinlik hafızanıza kazınacaktır ve yıllar sonra bile hatırladığınızda sizi mutlu edecektir. Zaten bir bakıma mutluluk güzel anılar biriktirmektir. Geçmişe ilişkin olumlu anılarınız ne kadar çoksa o kadar mutlusunuz demektir.” dedi. Para mutluluk açısından önemli ama her şey değil Prof. Dr. Doğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Gelir durumunuz mutluluk açısından önemlidir ancak para her şey değildir. Temel ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonra, bireysel gelişime ve kendini gerçekleştirmeye önem vermeliyiz. Bu da ‘sahip olma’ anlayışından çıkarak ‘olma’ anlayışına geçmekle mümkündür. Ancak bu yolla, dışsal koşullara bağlı olmayan ve şartlara göre değişmeyen daha kalıcı ve gerçek bir mutluluk elde edilebilir. Olma anlayışı içerisinde sürekli olarak kendimizi geliştirmeli, içsel kalemizi güçlendirmeli ve daha umutlu, affedici, iyimser, özgüven sahibi, öz-değeri yüksek, sevgi dolu, anlamlı ve amaçlı yaşayan ve derin, doyurucu, sağlıklı ilişkiler kurabilen bir birey olmak için çabalamalıyız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UDEF “Uluslararası Öğrencilerin Türkiye Deneyimlerini” Raporladı Haber

UDEF “Uluslararası Öğrencilerin Türkiye Deneyimlerini” Raporladı

Toplantıda, Türkiye’de öğrenim gören uluslararası öğrencilerin eğitim ve günlük yaşamlarına ilişkin kapsamlı bulgular paylaşıldı. Programa akademisyenler, sivil toplum temsilcileri, kamu kurumlarından yetkililer ve öğrenciler katıldı. Uluslararası Öğrenci Sayısında Büyük Artış Toplantının açılışında konuşan UDEF Başkanı Abdullah Muhammed İslam, Türkiye’nin son on yılda uluslararası öğrenci sayısını 70 binden 350 bine çıkardığını belirterek, yaklaşık 20 yıldır Türkiye'ye gelen uluslararası öğrencilere ev sahipliği yapma gayreti içerisinde olduklarını söyledi. İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sait Öner ise çok kıymetli bir işbirliğini müzakere edeceklerini belirterek, çalışmadan önemli bulgular elde edildiğini vurguladı. 551 Öğrenciyle Yüz Yüze Görüşme Araştırmanın sunumunu gerçekleştiren İLKE Vakfı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Elyasa Koytak, çalışmanın 551 uluslararası öğrenciyle yüz yüze görüşmeler yoluyla hazırlandığını belirtti. Uluslararası öğrenci sayısının arttığını, bunun önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Koytak, "2025'te 360 bine yaklaşan bir uluslararası öğrenci sayısı var. Bu çok güzel bir gelişme. Bunun giderek artacağını da görüyoruz.” dedi. Öğrenciler Neden Türkiye’yi Tercih Ediyor Rapora göre uluslararası öğrencilerin Türkiye’yi tercih etmesinde: %50,5 dini yakınlık, %46,6 eğitim kalitesi, %32,5 kültürel yakınlık, %26,3 burs imkânları öne çıkan başlıklar oldu. Öğrenci Tercih ve Memnuniyet Verileri Öğrencilerin üniversitelerde en yüksek memnuniyet duyduğu alanlar akademik kadro, kütüphaneler ve kampüs olanakları olarak ölçüldü. Araştırmaya göre, uluslararası öğrencilerin %41,9’u Türkiye’yi yeniden tercih edeceğini belirtirken, %26’sı tekrar tercih etmeyeceğini ifade etti. %32,1’lik kesim ise bu konuda kararsız olduğunu söyledi. Öğrencilere yöneltilen “Türkiye’de okumayı başkalarına tavsiye eder misiniz?” sorusuna %43,9’u olumlu, %27’si olumsuz yanıt verirken, %29,1’i kararsız kaldı. Yaşam memnuniyetine ilişkin verilerde ise öğrencilerin %55’i Türkiye’deki yaşamından memnun olduğunu, %15’i memnun olmadığını dile getirdi. Öte yandan öğrencilerin %53’ü Türkiye’deki yaşam koşullarını kendi ülkelerine kıyasla daha iyi bulduğunu ifade etti. Bölgesel dağılımda en yüksek yaşam memnuniyeti Asya Pasifik ve Güney Asya kökenli öğrencilerde, en düşük memnuniyet ise Kuzey Afrika ve Orta Doğu kökenli öğrencilerde gözlemlendi. Yaşam Deneyimleri ve Sorun Alanları Araştırma, öğrencilerin %51,4’ünün Türkiye’deki yaşamından memnun olduğunu ortaya koyarken;barınma sorunları, ayrımcılık ve ikamet işlemleri en yaygın zorluklar arasında yer aldı. Her 10 öğrenciden 6’sı Türkiye’de ayrımcılığa maruz kaldığını belirtirken, raporun öneriler bölümünde üniversitelerde ayrımcılığa karşı etkili şikâyet ve bilinçlendirme mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Üniversitelere Yönelik Çıktılar Programda ayrıca araştırmanın Türkiye’nin yükseköğretimde uluslararasılaşma politikalarına, üniversitelerin öğrenci destek mekanizmalarına ve ilgili kamu kurumlarına yönelik somut öneriler sunduğu ifade edildi. UDEF ve İLKE yetkilileri, raporun yalnızca mevcut tabloyu ortaya koymakla kalmayıp, uluslararası öğrencilerin Türkiye’deki akademik ve sosyal deneyimlerini geliştirmeye katkı sunacak bir referans metni olacağını belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.