Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yassı Çelik

Kapsül Haber Ajansı - Yassı Çelik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yassı Çelik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yıldız Demir Çelik, SteelOrbis Kocaeli’de Çeliğin Dönüşüm Eksenini Paylaştı Haber

Yıldız Demir Çelik, SteelOrbis Kocaeli’de Çeliğin Dönüşüm Eksenini Paylaştı

. Şirket, etkinlikte küresel ticaretteki yeni dengelerden SKDM ve yeşil dönüşüme, katma değerli üretimden müşteri deneyimini dijitalleştiren Stargate portalına kadar birçok kritik başlıkta vizyonunu paylaştı. Sektörün mevcut durumunu ve büyüme fırsatlarını bütüncül bir yaklaşımla ele alan Yıldız Demir Çelik, güçlü kurumsal kabiliyeti ve sürdürülebilir üretim modeliyle Türkiye çelik sanayisinin geleceğinde oynadığı stratejik rolü bir kez daha ortaya koydu. Türk yassı çelik sektörünün yenilikçi ve katma değerli üretim gücü Yıldız Demir Çelik, 8 Eylül tarihinde düzenlenen SteelOrbis Kocaeli Piyasa Sohbetleri etkinliğinde Platin Sponsor olarak yer aldı. Sektör paydaşlarını bir araya getiren organizasyonda küresel ticarette değişen dengeler, pazar koşulları, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve dijitalleşme başta olmak üzere sektörü geleceğe taşıyacak temel başlıklar kapsamlı şekilde masaya yatırıldı. SteelOrbis Genel Müdürü Murat Eryılmaz ile Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz’ın açılış konuşmalarını gerçekleştirdiği organizasyonda Yıldız Demir Çelik üç ayrı panelde yer alan yöneticileri ve etkinlik standında öne çıkardığı Stargate Müşteri Portalı ile etkinlikte güçlü bir temsille yer aldı. “Çelik Sektöründe Dengeler Yeniden Şekilleniyor” Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Yıldız Demir Çelik Genel Müdürü Selçuk Yılmaz, çelik sektörünün yalnızca ekonomik dalgalanmalarla değil, üretim anlayışını köklü biçimde dönüştüren yeni bir süreçten geçtiğini vurguladı. Sektörde başarıyı belirleyen dinamiklerin giderek çeşitlendiğine dikkat çeken Selçuk Yılmaz, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Çelik sektöründe bugün yalnızca piyasa koşulları değil, oyunun kuralları da değişiyor. Küresel kapasite fazlası fiyatlar üzerinde baskı yaratırken; ticaret politikaları, karbon düzenlemeleri, enerji ve lojistik maliyetleri pazara erişimin ve üretimin toplam maliyetini yukarı taşıyor. Dolayısıyla sektörde güçlü bir konum elde etmek artık yalnızca üretim ya da satış performansıyla açıklanabilecek bir konu değil. Hangi pazara, hangi ürünle, hangi maliyet yapısıyla girdiğiniz; verinizi ne kadar doğru yönettiğiniz, süreçlerinizi ne ölçüde izlenebilir kıldığınız ve müşterinize ne kadar güvenilir bir deneyim sunduğunuz giderek daha belirleyici hale geliyor. Yıldız Demir Çelik olarak bu dönüşümü bütüncül bir yönetim konusu olarak ele alıyoruz. Odağımız; değişen koşulları doğru ve zamanında okuyabilmek, operasyonel verimliliğimizi sürekli geliştirmek, müşterilerimize şeffaf ve güvenilir bir yapı sunmak ve bugünün koşullarına cevap verirken yarının gücünü bugünden inşa etmek.” Dedi. Üç Farklı Panelde Sektörün Bugünü ve Yarını Konuşuldu Yıldız Demir Çelik, etkinlik boyunca gerçekleştirilen oturumlarda sektörün bugününe ve geleceğine yön veren farklı uzmanlık alanlarıyla temsil edildi. “Türkiye’de Yassı Çelik Sektörü – Mevcut Durum, Zorluklar ve Büyüme Fırsatları” başlıklı ilk oturumda Yıldız Demir Çelik Satış Direktörü Vedat Acar ile RAM Genel Müdürü ve TURKTRADE Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Urun konuşmacı olarak yer aldı. İç pazar görünümü, rekabet koşulları ve ithalat baskısı karşısında katma değerli üretimin belirleyici rolüne dikkat çeken Vedat Acar, sürdürülebilir satış yaklaşımının yalnızca daha fazla tonaj satmak değil, müşterinin operasyonel ritmini ve üretim sürekliliğini korumak anlamına geldiğini belirtti. Acar ayrıca müşteriyle kurulan güçlü teknik ortaklığın rekabette sağladığı avantajı paylaştı. “Küresel Ticarette Değişen Dengeler – Türkiye İçin Riskler ve Fırsatlar” başlıklı ikinci oturumda Yıldız Demir Çelik İhracat Müdürü Hakan Bozoğlu ile Trade Resources Company Yönetici Ortağı Bülent Hacıoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Bozoğlu, AB ve ABD pazarlarında artan korumacı ticaret bariyerleri karşısında Türk çelik sektörünün geliştirmesi gereken dinamik stratejileri aktardı. Pazar çeşitlendirmesi, çevik lojistik planlaması ve uluslararası standartlara uyumun Türk üreticilerini yeni ticaret dengelerinde öne çıkaracağını vurguladı. “İklim Değişikliği ve Jeopolitik Koşullarla Değişen Ticaret Politikalarının Yassı Çeliğe Etkisi” başlıklı üçüncü oturumda ise Yıldız Demir Çelik SEÇ ve Sürdürülebilirlik Müdürü Figen Tabak Balbal ile CARES (Certification Authority for Reinforcing Steels) Baş Teknoloji ve Sürdürülebilirlik Sorumlusu (CTSO) ve Yönetim Kurulu Üyesi Ladin Çamcı görüşlerini paylaştı. Figen Tabak Balbal; SKDM süreci, emisyon verisi takibi ve yeşil dönüşümün finansal boyutlarını ele alırken, sürdürülebilirlik ve risk yönetiminin sahadaki operasyonel refleksle birleştiğinde gerçek değer yarattığını belirtti. Etkinliğin “Türkiye ve Dünya Ekonomisi” başlıklı son oturumunda ise Yatırım Finansman Kurumsal İletişim Direktörü Dr. Barış Esen ve Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Merkez Bankacılığı ve Finansal Piyasalar Profesörü Prof. Dr. Hakan Kara katılımcılarla buluştu. Oturum kapsamında jeopolitik gelişmelerin ekonomi ve piyasalar üzerindeki etkilerinin yanı sıra küresel gelişmeler ve Türkiye ekonomisinin görünümü değerlendirildi. Müşteri Deneyimini Kolaylaştıran Dijital Çözüm: Stargate Müşteri Portalı Etkinlik alanındaki Yıldız Demir Çelik standında ise sektörde müşteri deneyimi fonksiyonunu organizasyonel yapısına kazandıran ilk şirket olan Yıldız Demir Çelik’in online müşteri portalı Stargate, eklenen yeni fonksiyonlarıyla oluşturulan deneyim alanında katılımcılara sunuldu. Çelik sektöründe müşteri beklentilerinin kaliteli ürün tedarikinin ötesine geçerek tüm sürecin şeffaf, izlenebilir ve öngörülebilir yönetilmesine evrildiği günümüzde, müşteri güveninin süreçlerin görünürlüğüyle inşa edildiği gerçeği standın ana odağını oluşturdu. Bu yaklaşımın en somut çıktısı olarak standda öne çıkan Stargate Müşteri Portalı, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Yenilenen yüzü ve genişleyen fonksiyonlarıyla tanıtılan platform, müşterilerin temsilci desteği beklemeden sipariş, sevkiyat, anlık fabrika stokları, irsaliye takibi, test sertifikalarına erişim ve kredi kartıyla ödeme gibi operasyonel ve finansal süreçleri tek bir dijital kanal üzerinden yönetmelerine imkân tanıyor. Müşteri temas noktalarını tek ekranda toplayarak karar alma süreçlerini hızlandıran ve operasyonel kolaylık sunan Stargate, Yıldız Demir Çelik’in dijital dönüşüm ve kesintisiz müşteri deneyimi vizyonunun güçlü bir simgesi olarak etkinlikte dikkat çekti. Yıldız Demir Çelik güçlü üretim kabiliyeti, çevresel dönüşüm odaklı yatırımları ve müşteri deneyimini dönüştüren yenilikçi çözümleriyle, Türkiye ve küresel yassı çelik pazarındaki öncü adımlarını kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Metal Sektörü Büyümeyi Sürdürüyor Haber

Küresel Metal Sektörü Büyümeyi Sürdürüyor

Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda; küresel metal ve madencilik sektörünü, demir cevheri ve çelikten bakır, altın, lityum ve nadir toprak elementlerine kadar sanayi gelişimini ve küresel enerji dönüşümünü destekleyen temel hammaddeleri ele aldı. Raporda, 2025 yılında temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin yaklaşık 9,6 trilyon dolar seviyesine ulaştığı bilgisine yer verildi. Türkiye küresel metal sektöründe önemli bir pazar… Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda Türkiye’ye de geniş yer verildi. Raporda Türkiye’nin, küresel metal sektöründe yapısal açıdan önemli bir konuma sahip olduğu belirtilirken, ülkenin 2024 yılında 36,9 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi konumunda olduğu vurgulandı. Raporda Türkiye’nin 2025 yılında 38,1 milyon ton olan ham çelik üretiminin, 2026 yılında 40,8 milyon tona yükselmesinin beklendiği belirtildi. Bu büyüme eğiliminin, sektörün güçlü yatırım ivmesini ve Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarını birbirine bağlayan stratejik coğrafi konumunu yansıttığı görüşüne yer verilen raporda, daha geniş kapsamlı temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 164 milyar dolar brüt üretim gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Bu rakamın 2025 yılında 182 milyar dolara, 2026 yılında ise 208 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Böylece sektörün, küresel talepteki iyileşme ve hurda bazlı elektrik ark ocağı çelik üretimindeki rekabet avantajının desteğiyle 2026 yılında yaklaşık yüzde 14,4 yıllık büyüme kaydetmesi beklendiği de rapordaki bilgiler arasında bulunuyor. Allianz Trade Türkiye Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, sanayimizin temel yapı taşı ve ihracatımızın ana kaldıraçlarından biri olan metal sektöründe verdiğimiz finansal garanti misyonumuzu kararlılıkla büyütmeye devam ediyoruz. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) verilerine göre, 2025 yılını 38,1 milyon tonluk ham çelik üretimi ve güçlü bir ihracat performansı ile kapatan sektör, 2026 yılında küresel pazarlardaki korumacı kotalar, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) değişiklikleri ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi yapısal ve yeşil dönüşüm süreçlerini deneyimliyor. Bu zorlu ama fırsatlarla dolu konjonktürde, Türk metal üreticilerinin ve tedarik zincirinin likidite akışını korumak adına üstlendiğimiz toplam risk garanti büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemindeki 542 milyon Euro seviyesinden 677 milyon Euro’ya ulaştırarak sektöre sağladığımız desteği yüzde 25 oranında artırdık. Girdi maliyetleri baskısı ve küresel ticaret savaşlarının getirdiği volatiliteye karşı, proaktif risk yönetimi ve derin pazar içgörülerimizle ağır sanayimizin küresel rekabetçiliğini ve finansal sürdürülebilirliğini her adımda desteklemeyi sürdürüyoruz. Altuğ Karagöz sözlerine şöyle devam etti. “Metal sektöründeki 677 milyon Euro’luk risk portföyümüzü yönetirken, alt ürün gruplarındaki dinamikleri proaktif bir yaklaşımla takip ediyoruz. İç piyasa ve küresel kotaların baskıladığı inşaat demiri gibi uzun ürün grubuna kıyasla; otomotiv ve beyaz eşyanın ana girdisi olan yassı çelik grubu ile elektrifikasyon dalgasıyla büyüyen alüminyum ve bakır gibi demir dışı metaller daha dirençli bir talep yapısı sergiliyor. Allianz Trade Türkiye olarak, emtia fiyatlarındaki volatiliteye ve yapısal dönüşümlere rağmen, alt sektörlerin bu farklılaşan risk ve kârlılık döngülerini derinlemesine analiz ediyor, Türk metal sanayisinin tüm kırılımlarında vadeli ticaretin finansal sürdürülebilirliğini güvence altında tutuyoruz.” Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda sektörün, katma değer açısından ekonomiye sağladığı katkının son derece önemli olduğu vurgulandı. Temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 37,7 milyar dolar katma değer üretirken, bu tutarın 2025 yılında 42,5 milyar dolar olduğu, 2026 yılında ise yaklaşık 48,4 milyar dolara yükselmesinin beklendiği belirtildi. Böylece sektörün, Türkiye imalat sanayii gayrisafi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı sağlayan sanayi kollarından biri olmayı sürdürdüğü raporda vurgulandı. Öte yandan sektör içerisinde demir-çeliğin, 2025-2026 döneminde yaklaşık 78-89 milyar dolar ile en büyük brüt üretim payına sahip olduğu ve demir dışı metallerin ise en hızlı büyüyen alt segment konumunda bulunduğu raporda belirtildi. Bu segmentte brüt üretimin 2024 yılındaki 24,6 milyar dolardan, 2025 yılında 34,0 milyar dolara ve 2026 yılında 40,9 milyar dolara yükselerek, yaklaşık yıllık yüzde 20 büyümesinin beklendiği raporda paylaşıldı. Demir dışı metallerdeki bu güçlü büyümenin, yurt içi madencilik yatırımlarıyla, inşaat ve otomotiv sektörlerinden gelen talebin desteği sayesinde Türkiye'nin bakır ve alüminyum işleme alanındaki artan rolünü yansıttığı da raporda yer verilen yorumlar arasında. İnşaat sektörü talebi desteklemeye devam ediyor Allianz Trade Raporu’na göre sektörde yatırımlar artış eğilimini sürdürüyor. Temel metaller ve metal ürünleri sektöründeki sermaye harcamalarının (CapEx) 2024 yılında 13,7 milyar dolar olduğu, 2025 yılında 16,4 milyar dolar ve 2026 yılında 17,8 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiği rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Raporda, bu yatırım görünümünün birkaç yapısal unsur tarafından desteklendiği belirtiliyor. Bunlardan ilkinin, Türkiye'nin yurt içinde çeliğin en büyük tüketicisi olan inşaat sektörü, yüksek konut kredisi faizleri ve deprem sonrası güney illerindeki yeniden inşa faaliyetlerinden kaynaklanan döngüsel baskılara rağmen talebi desteklemeye devam etmesi olduğu görüşü raporda yer alıyor. İkinci olarak, ihracat odaklı Türk çelik üreticilerinin, Avrupa'nın çelik tedarik zincirlerinde Rusya kaynaklı girdilere bağımlılığın azalmasıyla gerçekleşen yeniden yapılanmadan faydalandıkları ve özellikle Güney ve Doğu Avrupa'da pazar paylarını artırdıkları belirtiliyor. Üçüncü unsur olarak ise Türkiye'nin metal madenciliği alt sektörünün büyümesini sürdürmesi gösteriliyor. Brüt üretimin 2024 yılındaki 14,2 milyar dolar, 2025 yılında 17 milyar dolara ve 2026 yılında ise 18,2 milyar dolara yükselmesi de raporda yer verilen beklentiler arasında bulunuyor. Rapora göre; bu artış; altın, bakır ve bor madenciliğine yönelik yeni yatırımları yansıtıyor. Türkiye’nin, temiz enerji uygulamaları açısından giderek daha stratejik hâle gelen, dünyanın bilinen en büyük bor rezervlerine sahip olduğu da raporda vurgulanıyor. Türkiye dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki yerini koruyacak Raporda, 2028 yılına kadar olan orta vadeli görünümün, büyümenin devam edeceğine ancak hızının kademeli olarak yavaşlayacağına işaret ettiği bilgisi veriliyor. Sektörün brüt üretiminin 2027 yılında 221 milyar dolar, 2028 yılında ise 227 milyar dolara ulaşması rapordaki beklentiler arasında bulunuyor. Yıllık büyüme oranlarının, 2026 yılındaki güçlü toparlanmanın ardından daha sürdürülebilir yani yüzde 3-4 seviyelerine gerileyeceği öngörüsüne de raporda yer veriliyor. Çelik üretiminin ise 2027 yılında 41,9 milyon tona, 2028 yılında 43,3 milyon tona yükselerek Türkiye'nin dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki konumunu koruyacağı beklentisinden raporda söz ediliyor. Çin açık ara önde Çin'in hâkim olduğu Asya-Pasifik bölgesinin, küresel pazarın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturduğu raporda belirtilirken, Avrupa’nın ise yaklaşık yüzde 21 ile ikinci sırada yer aldığı bilgisi veriliyor. Bu bölgesel yoğunlaşmanın, Çin'in çelik ve alüminyumdan nadir toprak elementlerine kadar metal sektörünün hemen her alanında açık ara en büyük üretici ve tüketici konumunda olduğunu yansıttığına da raporda dikkat çekiliyor. Öte yandan raporda, temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin 2026 yılında yaklaşık 10,4 trilyon dolar seviyesine ulaşacağının tahmin edildiği, 2026-2028 dönemine ilişkin bileşik yıllık büyüme oranının (CAGR) ise yaklaşık yüzde 7 olacağının öngörüldüğü bilgisi veriliyor. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’na göre; 2021 yılındaki emtia süper döngüsü sırasında elde edilen olağanüstü kârların ardından sektörün finansal performansı 2023-2024 döneminde normalleşme sürecine girdi. Birçok baz metal ve hacimli emtianın fiyatı zirve seviyelerinden gerilerken, enerji, kimyasal reaktifler ve iş gücü gibi girdi maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiği bilgisi de raporda yer verilen bilgiler arasında. Küresel metal ve madencilik sektörünün toplam FAVÖK (EBITDA) marjının 2025 yılında yaklaşık yüzde 15 seviyesinde gerçekleştiği, bu durumun 2021 yılındaki yüksek kârlılık döneminden itibaren normalleşmenin sürdüğünü gösterdiği raporda belirtildi. Rapora göre şirketler bu sürece sermaye disipliniyle karşılık verdi; emtia döngüsü sırasında oluşan fazla nakit, yeni kapasite yatırımlarına yönlendirilmek yerine büyük ölçüde hissedarlara dağıtıldı. Bu yaklaşım bilançoların güçlü kalmasını sağlarken gelecekteki arz artışını da sınırlandırdı. Yine rapora göre; söz konusu ihtiyatlı sermaye politikası mevcut fiyat seviyelerinde kârlılığı korusa da enerji dönüşümünün kritik minerallere yönelik talebi hızlandıkça gelecekte arz yetersizliği riskini beraberinde getirebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ilk yarı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %7 geriledi. İhracatta son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, 2026 yılının ilk yarısında ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %19 azaldı. İhracattaki düşüş üretim adetlerine de yansırken üretim miktarı geçen yılın aynı dönemine göre %15 geriledi. Toplam satışlar ise %15 düşüşle 13.026.952 adet olarak gerçekleşti. Haziran ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlarda %15, ihracatta %11 daralma yaşanırken üretim aynı seviyede kaldı. Toplam satışlar ise %12 gerileyerek 2.033.470 adet olarak kaydedildi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “Sektörümüz, küresel pazarlarda yaşanan ihracat daralmasının temel nedenleri arasında rekabet gücümüzdeki zayıflama ile dış ticaret politikalarının yarattığı ilave maliyet ve yüklerin bulunduğunu uzun süredir dile getirmektedir. Gelinen noktada, ihracattaki düşüşün devam ettiğini görüyoruz” dedi. Şengül, ihracat pazarlarındaki kayıpların devam etmesinin sektörün bugünkü performansının yanı sıra gelecek yatırımlarını, istihdamı ve üretim kapasitesini belirleyici nitelikte olduğunu ifade etti. Avrupa gibi köklü pazarlarda kamu ve özel sektörün ortak çabasıyla uzun yıllar içinde oluşturduğu güçlü ihracat kapasitesi ve pazar konumuna değinen Şengül, “Sektörün sürdürülebilirliği için rekabetçiliği güçlendirecek, ihracatı destekleyecek ve üretim maliyetlerini dengeleyecek adımlar büyük önem taşıyor” dedi. Anti-Damping Önlemleri Sektörü Maliyet ve İhracat Cephesinde Zorluyor Beyaz eşya sektörünün temel girdilerinden biri olan yassı çelik ürünlerine ilişkin anti-damping soruşturmalarının yüksek vergilerle sonuçlanmasını değerlendiren TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, “Sektörün temel girdilerinden biri olan yassı çelik ürünlerine ilişkin anti-damping soruşturmalarının yüksek vergilerle sonuçlanması, üreticilerin maliyet yapısını doğrudan ve olumsuz biçimde etkiliyor. Üretim maliyetlerindeki her ilave artış, ihracat rekabetçiliğimizi etkilemektedir” dedi. Bu tablonun etkilerini sektör verilerinde açıkça gördüklerini ifade eden Yavuz, “Üretim ve ihracattaki daralmada küresel talepteki zayıflama ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler de rol oynamakla birlikte, temel girdilere getirilen ilave maliyetlerin sektörümüzün rekabet gücü üzerindeki başlıca baskı unsurlarından birini oluşturduğu açıktır. Türkiye'nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerine ulaşabilmesi için sanayimizin uluslararası rekabet gücünü koruyacak, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir maliyet yapısına ihtiyacı vardır” diye belirtti. Rekabet Edilen Ülkelerde Bulunmayan Maliyet Kalemleri Büyüme Kapasitesini Sınırlandırıyor Sektörün uluslararası rekabetçiliğini doğrudan etkileyen maliyet unsularına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) beyaz eşya üreticilerinin başlıca uluslararası rakiplerinin karşılaşmadığı ilave bir maliyet yarattığını ve üretim, yatırım ve ihracat üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu belirtti. Özkadı, “2020 yılında uygulamaya alınan GEKAP birim tutarları bugün yaklaşık 15 ila 17 katına çıkmış durumda. Aynı dönemde üretici ve tüketici fiyatlarındaki artış yaklaşık 7 kat seviyesinde gerçekleşti. Dolayısıyla GEKAP tutarlarındaki artış, enflasyonun çok üzerinde seyrediyor.” bilgisini paylaştı. GEKAP’ın sektör üzerindeki yıllık maliyetinin yaklaşık 3 milyar TL’ye ulaştığını, 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının ise yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde olduğunu açıklayan Özkadı, sektörün son yıllarda yaşadığı üretim ve ihracat kaybının aciliyeti dikkate alınarak, GEKAP yükümlülüğünün geçici bir süre için kaldırılmasının veya birim tutarların en az yüzde 50 oranında azaltılmasının sektörün rekabet gücünün korunması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca GEKAP’ın hesaplanma yönteminin beyaz eşya ürünlerinin özelliklerine göre yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayan Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri kapsam dahilindeki birçok üründen farklı olarak yüksek ağırlığa ve uzun kullanım ömrüne sahiptir. Bu nedenle GEKAP’ın yalnızca ürün ağırlığı üzerinden hesaplanması, ürünlerin çevresel etkisini ve fiili geri kazanım maliyetini yeterince yansıtmamakta ve sektör üzerinde orantısız bir maliyet oluşturmaktadır. Ürünlerin yapısal özelliklerini gözeten, ürün bazında farklılaştırılmış, daha adil ve dengeli bir hesaplama sistemine ihtiyaç bulunmaktadır” ifadelerini kullandı. Yetkili Servisler için Markaların Web Siteleri Tercih Edilmeli Beyaz eşya sektörünün üretim, satış ve satış sonrası hizmetleriyle dev bir ekosistem oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3.500'den fazla yetkili servisin bu ekosistemin önemli bir parçasını oluşturduğunu söyledi. Kuseyri, “Tüketicilerimizin satın alma sonrasındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren servislerimiz her gün binlerce eve ulaşıyor. Ancak ne yazık ki bazı kötü niyetli kişilerin, yetkili servis olmadıkları halde bu sıfatı kullanarak tüketicilerimizi mağdur ettiklerine şahit oluyoruz. Tüketicilerimize herhangi bir teknik destek ve/veya onarım ihtiyacı duyduklarında, servis hizmetlerimize erişmek için arama motorları yerine mutlaka markaların resmi web sitelerini veya Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresini kullanarak yetkili servislere ulaşmalarını tavsiye ediyoruz. Bu yöntem, tüketicilerimizin güvenli ve doğru hizmet alabilmeleri açısından kritik önem taşıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Erdemir Dünya Çelik Devleriyle Yarışıyor Haber

Erdemir Dünya Çelik Devleriyle Yarışıyor

Ordu Yardımlaşma Kurumu’nun (OYAK) amiral gemisi Erdemir, dünya çelik üretiminde kritik tedarik güvenliği sağlayan öncü ve stratejik öneme sahip kuruluşlar arasında yer alırken dünya çelik devleriyle rekabet ediyor. Dünya Çelik Birliği (World Steel Association) OYAK Erdemir’i dünyanın en büyük çelik üreticileri arasında 2025 yılı itibariyle 52’nci sırada yer aldığını belirledi. OYAK Maden Metalürji (OMM) şirketleri bünyesinde faaliyet gösteren Erdemir, 4 milyon ton ham çelik ve 5 milyon ton nihai mamul üretim kapasitesi, güçlü Ar-Ge altyapısı ve ürün çeşitliliği ile küresel ölçekte dünya çelik devleriyle yarışıyor. Erdemir bağlı kuruluşlarıyla birlikte Dünya Çelik Birliği’nin 2025 yılı ham çelik üretimi verilerine göre dünyada 52’nci, AB’ye üye ülkelerin üreticileri arasında ise 4’üncü sırada yer alıyor ve yaklaşık 13 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. 2026 itibarıyla üretim portföyünde yer alan yassı çelik kalite sayısını 619’a yükselten Erdemir, yüksek katma değerli üretimiyle öne çıkıyor. Özellikle son yıllarda savunma sanayinin yerlileşmesine sağladığı katkılarla Türkiye’nin stratejik öneme sahip şirketleri arasında yer alıyor. Türkiye küresel çelik üretiminde 7’nci sırada Küresel çelik üretimi, Çin, Hindistan, Japonya, ABD ve Rusya liderliğinde yıllık yaklaşık 1,8 milyar ton seviyelerinde seyrediyor. Türkiye, üretimde Almanya'yı geride bırakarak Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise ilk 7-8 çelik üreticisi arasında faaliyet gösteriyor. OYAK iştiraki Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. (Erdemir), Karadeniz Ereğli'de kurulu olup, otomotiv, beyaz eşya ve boru sektörüne yassı çelik sağlarken Yine OYAK iştiraki İskenderun Demir ve Çelik A.Ş. (İsdemir): Payas, Hatay'da yer alan Türkiye'nin en büyük entegre yassı ve uzun mamul üreticisi olarak üretim yapıyor. Dünya Çelik Birliği'nin 'Dünyanın En büyük Çelik Üreticileri 2025' raporuna göre OYAK iştiraki Erdemir 2025 yılında 8,09 milyon ton üretimle dünyada 52'nci sırada yerini aldı. Şirketin 2024 yılı çelik üretimi 8,54 milyon ton oldu. Buna göre üretim 2025 yılında yüzde 5,3 gerilemiş oldu. Erdemir dünya sıralamasında 2024 yılında 50'nci sırada yer alıyordu. OYAK ve diğer Türk çelik üreticileri yatırım, üretim ve ihracatıyla Türkiye’yi 7’ncilikten ilk 5’e dahil etmenin gayretini gösteriyor. Çelik üretiminde 61 yıllık yolculuk 1965 yılında üretime başlayan Türkiye’nin ilk entegre yassı çelik üreticisi Erdemir, 61 yıllık üretim yolculuğunda ülke ekonomisine, sanayisine, istihdamına ve bölgesine güçlü katkılar sunmayı sürdürüyor. Erdemir’in 61’inci işletme yıl dönümünde düzenlenen hizmet ödülleri törenine katılan OYAK Genel Müdürü ve Erdemir-İsdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş ve Erdemir Genel Müdürü Şaban Yazıcı OYAK’ın çelik üretiminde dünyada sayılı işletmeler arasında bulunduğunu söylediler. OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, Erdemir’in Türkiye sanayiindeki stratejik rolüne dikkat çekerek, “Erdemir, gelecek inşa eden bir kurumdur. Sanayimizin çarklarının kesintisiz dönmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve rekabet gücümüzün sürdürülebilir şekilde artırılmasında Erdemir’in imzası vardır. İnsanı, bilgiyi ve teknolojiyi merkeze alan entegre sanayi yaklaşımımızın taşıyıcısı olan Erdemir, OYAK ekosistemi içinde stratejik bir güçtür. OYAK’ın amiral gemisidir” dedi. Erdemir çelikte dışa bağımlılığı azalttı Türkiye’nin kalkınma hamlelerinde Erdemir’in vazgeçilmez bir rol üstlendiğini belirten Murat Yalçıntaş, savaşların yaşandığı, belirsizliklerin arttığı, tedarik zincirinin kırıldığı bir ortamda sanayinin sürdürülebilirliği açısından Erdemir’in stratejik rolünün altını çizdi. Yalçıntaş, yerlileşmenin giderek önem kazandığı günümüzde Erdemir’in yüksek katma değerli ve sürekli çelik tedarikiyle başta savunma sanayii olmak üzere ülkemiz için kritik öneme sahip sektörlerde tedarik zincirindeki kırılma riskini ortadan kaldırıp dışa bağımlılığı azaltarak, yerli sanayi için çelik üretiminin sürekliliğini sağladığını vurguladı. Türk donanması envanterindeki en büyük gemi olması planlanan Millî Uçak Gemisi (MUGEM) ve Türk savunma sanayiinin en dikkat çekici adımlarından biri olan Altay Tankı projelerinde Erdemir’in kritik bir rol üstlendiğini hatırlatan Murat Yalçıntaş “Erdemir, ülkemiz için bir güven unsurudur” dedi. “Çeliği elinde tutan gücü elinde tutar” Erdemir’in, Türkiye’nin çehresini değiştiren bir yatırım olduğuna dikkat çeken Erdemir Genel Müdürü Şaban Yazıcı da, “Erdemir Türkiye’de ağır sanayi yatırımlarının önünü açmış yerli üretim kapasitesinin gelişmesine ivme kazandırmış, nitelikli mühendislik kültürünün gelişmesine katkı sunmuş, etrafında şekillenen tedarik ekosistemi ile sanayileşmenin yayılmasına imkân tanımıştır. Erdemir sanayi sistemini kuran bir aktördür. Sanayinin ana maddesi Erdemir’den sağlanıyor. Bugün 600’ün üzerinde çelik kalitesi üretiyoruz. Çelik sektöründe ilk ve en donanımlı Ar-Ge alt yapısına sahip şirketiz. Dolayısıyla çeliği elinde tutan gücü elinde tutar. Teknolojik, mühendislik ve insan kaynağı birikimi ile Erdemir bugün çelik sektörü için bir okul, Türkiye sanayi hafızasında kalıcı bir kurumdur” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tosyalı, Dünyanın En Hızlı Büyüyen Çelik Üreticisi Oldu Haber

Tosyalı, Dünyanın En Hızlı Büyüyen Çelik Üreticisi Oldu

Türkiye’den çıkan bir dünya markası olan Tosyalı bu sonuçla, Avrupa’nın 2. büyük çelik üreticisi ve dünyanın ilk 50 çelik şirketi arasında en hızlı büyüyen çelik üreticisi oldu. Türkiye’nin küresel çelik üreticisi Tosyalı, ülkemizden çıkan bir dünya markası olarak sürdürülebilirlik odaklı yatırımları, üç kıtaya yayılan üretim ekosistemi ve katma değer yaratan nitelikli yeşil çelik ürünleriyle dünya çelik ligindeki istikrarlı yükselişini sürdürürken, tüm sektörlere de örnek olmaya devam ediyor. Türkiye, Cezayir, Angola, Libya ve İspanya’daki üretim tesisleriyle 15 milyon ton sıvı çelik üretim kapasitesine sahip olan Tosyalı, yaklaşık 15 bin çalışanıyla dünya çelik sektöründe son yılların en dikkat çekici büyüme hikâyelerinden birine imza atmayı başardı. Dünya Çelik Birliği’nin (World Steel Association) açıkladığı verilere göre Tosyalı, 2025 yılında gerçekleştirdiği 12,11 milyon tonluk ham çelik üretimiyle önceki yıla göre 14 basamak birden yükselerek dünya sıralamasında 32’nciliğe yükseldi. İki haneli üretim seviyesine ulaşarak önemli bir eşiği geride bırakan Tosyalı, 2025 yılında bir önceki yıla göre gerçekleştirdiği %33’lük üretim artışıyla dünyanın en büyük 50 çelik üreticisi arasında en hızlı yükselen şirket oldu. Şirket aynı zamanda Türkiye merkezli üreticiler arasındaki liderliğini sürdürürken, Avrupalı şirketler arasında ikinci büyük çelik üreticisi konumuna yükseldi. “Tosyalı’nın son beş yılda ortaya koyduğu güçlü performansın arkasında, dünya ticaretindeki dönüşümü ve çelik sektörünün geleceğini doğru okuyarak buna uygun bir iş modeli geliştirmesi yatmaktadır” diyen Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, “Tosyalı olarak sürdürülebilirlik, verimlilik ve ölçek odaklı iş modelimizle, uzun vadede değer yaratan bir büyüme mimarisi inşa edebiliyoruz. Merkezinde sürdürülebilirliğin yer aldığı bu model ile; hammaddeden nihai ürüne kadar tüm değer zincirini entegre bir ekosistem ile yönetebiliyor, farklı coğrafyalardaki tesislerimizi birbirini besleyen bir üretim ağı olarak kurgulayabiliyoruz. Bu yaklaşım bize sadece, verimlilik, maliyet ve esneklik anlamında bir avantaj sağlamıyor, aynı zamanda zincirin her halkasında emisyonlarımızı daha iyi yönetmemize yardımcı olarak yeşil çelik üretiminde bizi daha rekabetçi hale getiriyor. Bugün gerçek emisyon verileriyle çalışan ve varsayılan değerlere kıyasla yüzde 70’e varan daha düşük karbon salımıyla üretim yapan bir küresel çelik şirketi olarak; sadece üretim hacmimizle değil sunduğumuz katma değer yaratan iş modelimizle de dünyada fark yaratmaya devam ediyoruz. Bu stratejinin bir yansıması olarak, 2021 yılında 4,68 milyon ton olan ham çelik üretimimizi 2025 yılında 12,11 milyon tona çıkararak son beş yılda üretimini oransal olarak en fazla artıran küresel çelik üreticisi olduk. Dünya çelik üreticileri sıralamasında 32. sırada yer alan, Avrupa’nın ikinci büyük ve Türkiye’nin lider çelik üreticisi olarak bugün ulaştığımız nokta bizim için önemli bir eşik olsa da nihai hedefimiz bunun çok daha ötesinde. İnanıyorum ki devam eden yatırımlarımız ve sürdürülebilir büyüme stratejimizle, dünyanın en büyük 20 çelik üreticisinden biri olma hedefimize önümüzdeki birkaç yıl içinde ulaşacağız. Konsolide 9 milyar dolar ciro ve 2 milyar doların üzerinde ihracat 2025 yılında toplamda 9 milyar dolar ciroya ve 2 milyar doların üzerinde ihracat rakamına ulaşan Tosyalı, tüm operasyonları dikkate alındığında 5 kıtada 100’ü aşkın ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Tosyalı’nın bu güçlü büyümesinde Tosyalı Demir Çelik İskenderun Tesisi ve Cezayir’deki yatırımı olan Tosyalı Algérie çok önemli bir rol üstleniyor. 2023 yılında devreye alınan ve 4 milyon ton/yıl yassı çelik üretim kapasitesine sahip Tosyalı Demir Çelik İskenderun Tesisi, tam kapasiteye ulaşması ile birlikte Türkiye’nin katma değerli ihracatına önemli bir katkı sunmaya başladı. Tosyalı’nın üretim ve ihracat başarısındaki bir diğer gücü olan Cezayir’deki Tosyalı Algérie ise hidrokarbon dışı sektörlerde Cezayir’in en büyük üreticisi ve ihracatçısı konumunda. Tosyalı, çelik boru ve profil segmentinde ise Avrupa’nın en büyük üreticisi olarak güçlü büyümesini sürdürüyor. Tosyalı sadece 2025 yılında Dünya’dan Ay’a 1 defa gidip gelecek uzunlukta boru ve profil üreterek bu segmentteki küresel gücünü bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ilk çeyrek sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2026 yılının ilk 3 ayında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %10 oranında düşüş yaşandı. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2026 yılının ilk 3 ayında ihracat, bir önceki yıla kıyasla %23 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken üretim miktarı geçen yıla göre %21 oranında geriledi. Toplam satışlar ise %19 gerileyerek 6.288.817 adet oldu. Mart ayı özelinde ise iç satışlarda geçen yılın Mart ayına göre %3 daralma olurken ihracatta %29, üretimde ise %14 gerileme kaydedildi. Toplam satışlarda %21 düşüş oldu ve 2.230.369 adet olarak kaydedildi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında ihracat hacmi 20,2 milyon adet olarak kaydedilirken Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla küresel piyasalardaki rekabet gücünü arttırıyor. Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, özellikle ihracattaki daralmanın son yıllarda kesintisiz şekilde devam ettiğini ifade etti. İhracat hacminin 2025’te 20,2 milyon adetle yaklaşık 10 yıl önceki seviyelere gerilediğine değinen Şengül, 2026 yılının ilk çeyreğinde de ihracattaki çift haneli düşüşün, bu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini belirtti: “Bu tablo, küresel talep koşulları ve dış pazarlardaki yavaşlamanın etkisiyle ihracat performansında daha kalıcı bir gerileme riskini ortaya koyuyor. Buna paralel olarak, iç pazarda da talebin yavaş seyretmesi genel pazar büyümesini baskılayan bir unsur olarak öne çıkıyor.” Rekabetçilik ihracat, maliyet ve ticaret politikaları üçgeninde “İhracat ve iç pazarda süregelen bu görünümün 2026’ya da taşınması, mevcut eğilimin kalıcılık riskini artırıyor” diyen Şengül, “Bu çerçevede ortaya çıkan tablo, sektörümüz açısından rekabet gücünün korunmasının artık daha kritik bir öncelik haline geldiğini gösteriyor” diye konuştu. Şengül, hem iç satışlarda hem ihracatta geçen yılın aynı dönemine kıyasla daralmanın sürdüğünü ve bu durumun üretim adetlerine de belirgin şekilde yansıdığına dikkat çekti. Şengül şöyle devam etti: “İhracat tarafında, küresel talep koşulları ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olmaya devam ederken, enerji, hammadde ve finansman maliyetleri yüksek seyrini sürdürüyor. Buna ek olarak anti damping önlemleri gibi ticaret politikaları, gözetim uygulamaları ve ilave vergi gibi uygulamalar ise maliyetleri ve işlem sürelerini artırıyor. Diğer taraftan da Uzak Doğu kaynaklı maliyet avantajı ve agresif fiyatlama, ihracat pazarlarında rekabeti daha da yoğunlaştırıyor.” Bu gelişmelerin rekabet gücü üzerinde baskıyı artırdığını belirten Şengül, özellikle ihracat pazarlarında maliyet avantajının da zayıflamasına yol açtığını söyledi ve ekledi: “Bu veriler ışığında rekabetçiliğimizin ihracat daralması, maliyet artışları ve ticaret politikaları üçgenine sıkıştığını söyleyebiliriz.” Şengül, ihracat ve iç pazarda uzunca süredir gözlenen ve 2026’da da devam eden zayıf seyri tersine çevirmek için üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, yurtdışında rekabet gücünün devam ettirilmesi gerektiğini belirtirken bunun için de girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılmasının kritik önemde olduğunu vurguladı. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak destekler sağlanmalı” Şengül, Mart ayı verilerini de değerlendirdi: “Mart verileri, yılın ilk çeyreğinde gözlenen eğilimin ay bazında da teyit edildiğini gösteriyor. Bu tablo, üretimdeki gerilemenin kalıcı hale gelme riskini artırıyor.” Bu tabloda iç pazarın desteklenmesinin önem kazandığına işaret eden Şengül, kredi kartı faiz ve komisyon oranlarının satış kanallarına olumsuz yansıdığını ifade ederek “Kredi kartı taksitlendirme imkanlarının artırılması iç talebin sürekliliğine katkı sunacaktır” dedi. İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek ve aynı zamanda ülkemizin uzun vadeli hedefleriyle uyumlu yapısal adımlara ihtiyaç olduğunun altını çizen Şengül, bu bakımdan enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, mevcut tabloya en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğunu söyledi: “Derneğimizin analizine göre; 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda ürün boyutları %18 artmasına rağmen %16 oranında enerji tasarrufu sağlanması, sektörümüzde verimlilikte kaydedilen önemli ilerlemeyi ortaya koyuyor.” Başka bir ifadeyle, bugün daha büyük ve daha yüksek performanslı ürünler, çok daha düşük enerji tüketimiyle çalışıyor. Bu veriler, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasının yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla sınırlı kalmayacağını aynı zamanda kaynak verimliliğini artırarak üretimi destekleyeceğini ve ihracat açısından da önemli bir kaldıraç etkisi yaratacağını ortaya koyuyor. Bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin; milli servetin korunması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi açısından kritik önem taşıdığına inanıyoruz.” Sac soruşturmasında alınacak karar, maliyetleri ve ihracatı doğrudan etkileyecek Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde girdi maliyetlerine yönelik korumacı politikalar hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. “Beyaz eşya sektörü açısından en kritik gündem maddesi, sac ürünlerine yönelik devam eden anti-damping soruşturmasıdır. Özellikle boyalı sac tarafında, sektörün ihtiyaç duyduğu teknik gereksinimleri karşılayan her kalite sacın üretimi Türkiye’de bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ürünlerde ithalat, sektörümüz için bir tercih değil zorunluluktur” diye konuşan Yavuz, şöyle devam etti: “Halihazırda bu ürün grubunda %15 ile %20 arasında değişen oranlarda gümrük vergileri uygulanmaktadır. Devam eden soruşturma sonucunda ilave bir vergi getirilmesi, mevcut maliyet yapısını daha da bozacak ve sektör üzerindeki maliyet baskısını ciddi şekilde artıracaktır.” Son verileri değerlendiren Yavuz, “Mevcut vergilere eklenecek yeni yüklerin hem iç hem de uluslararası “ rekabet gücünü zayıflatması ve istihdam üzerinde baskı oluşturması kaçınılmaz olacaktır. Bu çerçevede, maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürün grubunda devam eden anti-damping soruşturmasının, sektör gerçekleri dikkate alınarak ve ülke ekonomisinin bütüncül çıkarları gözetilerek önlemsiz şekilde sonuçlandırılması büyük önem arz etmektedir” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Özkadı, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Mart 2026 itibarıyla %1550 - %1666,7 bandında artarken, Mart 2026 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %666 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Özkadı, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. Yetkili servisler için markaların web siteleri tercih edilmeli Beyaz eşya sektörü olarak, üretim, satış ve satış sonrası hizmetlerimizle dev bir ekosistemi ifade ettiklerini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, sektörün önemli bir bölümünün Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3.500'den fazla yetkili servisin teşkil ettiğini söyledi: “Tüketicilerimizin satın alım sonrasındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren servislerimiz her gün binlerce eve ulaşıyor. Ancak ne yazık ki bazı kötü niyetli kişilerin de yetkili servis olmadığı halde bu sıfatı kullanarak tüketicilerimizi mağdur ettiklerine şahit oluyoruz. Bu yanıltıcı kişiler yüzünden pek çok tüketicimizin maddi kayıplara uğradığını üzülerek görüyoruz. Bu soruna dikkat çekmek için sizlerin desteğine büyük önem veriyoruz. Tüketicilerimize servis hizmetlerimize erişimde, herhangi bir teknik destek ve/veya onarım ihtiyacı duyduklarında, arama motorları yerine mutlaka markaların resmi web sitelerini veya Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresini kullanarak yetkili servislere ulaşmalarını tavsiye ediyoruz. Bu yöntem, tüketicilerimizin güvenli ve doğru hizmet alabilmeleri açısından kritik önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.