Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatırım

Kapsül Haber Ajansı - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fibabanka: Özel Bankacılıkta Kişiselleştirilmiş Deneyim Dönemi Güçleniyor Haber

Fibabanka: Özel Bankacılıkta Kişiselleştirilmiş Deneyim Dönemi Güçleniyor

Özel Bankacılık anlayışının yalnızca finansal ürün ve hizmetlerden ibaret olmadığı yaklaşımını benimseyen Fibabanka, ekonomi buluşmalarından kültür ve sanat organizasyonlarına uzanan geniş bir yelpazede müşterilerine değer katmayı sürdürüyor. Bu doğrultuda, Swissôtel Büyük Efes İzmir'de düzenlenen özel gecede Erol Evgin, sevilen eserlerinden oluşan repertuvarıyla konuklara keyifli bir yaz akşamı yaşattı. Fibabanka Genel Müdürü Ömer Mert, etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Fibabanka olarak teknoloji yatırımlarımızla müşterilerimizin finansal hayatını kolaylaştırırken, Özel Bankacılık müşterilerimizle kurduğumuz ilişkiyi yalnızca finansal hizmetlerle sınırlı görmüyoruz. Müşterilerimizin yaşamlarına değer katan, ilham veren ve kalıcı iz bırakan deneyimler tasarlamayı önemsiyoruz. Kültür ve sanat etkinliklerinden ekonomi sohbetlerine, sağlıklı yaşam buluşmalarından özel davetlere kadar geniş bir yelpazede müşterilerimizle bir araya geliyoruz. Erol Evgin konseri de bu yaklaşımımızın bir parçası…" Fibabanka'nın Özel Bankacılık yaklaşımının merkezinde, müşterilere mevduat büyüklüğünden bağımsız olarak gerçek anlamda kişiye özel hizmet sunmak yer alıyor. Banka, müşterilerinin risk profili, likidite ihtiyacı ve yatırım hedeflerini analiz ederek kişiselleştirilmiş finansal yol haritaları oluştururken, yapay zekâ destekli teknolojilerle yatırım ve bankacılık deneyimini daha erişilebilir hale getiriyor. Mert, özel bankacılıkta müşterilerinin yanında bir çözüm ortağı olarak konumlandıklarını vurgulayarak şöyle dedi: "Günümüzde yatırımcılar çok fazla bilgi ve ürün alternatifiyle karşı karşıya kalıyor. Biz kendimizi müşterilerimizin varlıklarını birlikte yöneten bir yol arkadaşı olarak görüyoruz. Yapay zekâ destekli modellemelerimizle müşterilerimize risk profillerine uygun öneriler sunarken, dijital kanallarımız üzerinden hızlı ve kesintisiz bankacılık deneyimi sağlıyoruz. Bunun yanında müşterilerimizin hayatlarına dokunan, yeni bakış açıları kazandıran etkinliklerle de ilişkilerimizi güçlendiriyoruz." Fibabanka, yıl boyunca düzenlediği ekonomi sohbetleri, "İyi Yaşam Buluşmaları" ve kültür-sanat etkinlikleriyle Özel Bankacılık müşterilerine yalnızca yatırım ürünleri değil, fikir, deneyim ve etkileşim odaklı bir değer önerisi sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Ventures Kritik Mineral Kaynaklarını Yapay Zekâyla Keşfeden Atana Elements’e Yatırım Yaptı Haber

Borusan Ventures Kritik Mineral Kaynaklarını Yapay Zekâyla Keşfeden Atana Elements’e Yatırım Yaptı

Borusan Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures, kritik mineral keşfini yapay zekâyla hızlandıran Atana Elements’e yatırım yaptı. Lowercarbon Capital liderliğinde gerçekleşen 27,5 milyon dolarlık tohum turuna Borusan Ventures’ın yanı sıra Earthshot Ventures, Overture Ventures, Redwoods Climate Capital, Sunna Ventures, Verve Ventures, Volta Energy Technologies ve WovenEarth de katıldı. Defne Kocabıyık Narter: Atana’nın büyüme yolculuğunda stratejik bir iş ortağı olacağız Borusan Ventures Kurucusu ve Başkanı Defne Kocabıyık Narter, yatırımla ilgili şunları söyledi: “Kritik mineraller, enerji dönüşümünün ve ileri teknoloji sanayilerinin en stratejik girdileri arasında yer alıyor. Atana, derin jeoloji uzmanlığını yapay zekâ destekli keşif teknolojileriyle birleştirerek bu alanda önemli bir dönüşüme öncülük ediyor. Borusan olarak, grup şirketlerimizden Borusan Cat aracılığıyla 5 ülkede madencilik ekosisteminin aktif bir parçasıyız ve sektöre dair güçlü bir bilgi birikimine sahibiz. Bu deneyimimiz ve küresel ağımızla, Atana Elements’in büyüme yolculuğunda yalnızca bir yatırımcı değil, aynı zamanda katma değer yaratan stratejik bir iş ortağı olacağımıza inanıyoruz.” Atana Elements’in Kurucusu ve CEO’su Tom Wilson ise şu ifadeleri kullandı: “Dünya, kritik minerallere daha hızlı ve güvenli coğrafyalardan ihtiyaç duyuyor. Atana Elements’in yaklaşımı salt teorik değil; son teknolojiyle güçlendirilmiş, deneyimli bir operasyon ekibinin öncülük ettiği, petrol ve gaz disiplinini yapay zekâyla buluşturan gerçek bir keşif modeli. Tescilli yöntemlerimizle normalde 5-10 yıl sürecek hedeflere 22 ayda ulaşabildik.” Silikon Vadisi merkezli Borusan Ventures, ABD ve Avrupa’da enerji, mobilite, lojistik, tedarik zinciri ve endüstriyel teknolojiler gibi alanlardaki erken aşama girişimlere yatırım yapıyor. Borusan Ventures, Borusan Grubu’nun 82 yıllık endüstriyel deneyiminden yararlanarak global başarı ve uzun vadeli etki hedeflediği girişimlere stratejik destek sağlıyor, yeni pazarlara erişim imkânı sunarak büyüme fırsatları yaratıyor. Atana, yapay zekâyla kritik mineral keşfini hızlandırıyor Önümüzdeki on yılda lityum başta olmak üzere kritik minerallere olan talebin mevcut rezervlerin üç katına çıkması ve sektöre 250 milyar dolarlık yeni yatırım yapılması bekleniyor. Tedarik zinciri kırılganlıkları ve ihracat kısıtlamaları sebebiyle Batılı hükümetlerin alternatif arayışları sürerken, Atana Elements, yapay zekâ teknolojisiyle kritik mineral keşif süreçlerini hızlandırıyor. Atana Elements, lityum, bakır, uranyum, hidrojen ve helyum gibi kritik mineralleri içeren akışkan mineral sistemlerinin keşfine odaklanıyor. Şirketin kurucu ekibi BP, Hess, Rio Tinto ve ExxonMobil gibi sektör liderlerinde edinilmiş derin teknik uzmanlığı, jeo-uzamsal veri bilimi ve yapay zekâ destekli analizlerle bir araya getirerek geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha hızlı ve maliyet etkin keşif süreçleri yürütüyor. Şirket bugün ABD ve Avrupa'da toplamda 100 milyon tonun üzerinde Lityum Karbonat Eşdeğeri (LCE) potansiyeli öngörülen sahalarda hak sahibi konumunda. Atana Elements, 2025 yılında küresel ölçekte ilk 10 arasında gösterilen bir lityum tuzlu su kaynağını keşfederek yaklaşık üç yıl içinde 5 kata yakın yatırım getirisi yaratmayı başardı. Şirketin en önemli farkı, geleneksel olarak 5–10 yıl sürebilen mineral keşif süreçlerini yapay zekâ platformu sayesinde yaklaşık 22 aya kadar indirebilmesi. Bu yaklaşım, kritik mineral keşfini daha hızlı, daha öngörülebilir ve daha sermaye verimli hale getirerek sektörün dönüşümüne öncülük ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beta Enerji Halka Açılıyor: Talep Toplama Tarihleri 17-18-19 Haziran  Haber

Beta Enerji Halka Açılıyor: Talep Toplama Tarihleri 17-18-19 Haziran 

Elektrifikasyon sektöründe ihtisaslaşmış yapısıyla öne çıkan ve Türkiye’nin önde gelen transformatör üreticilerinden Beta Enerji, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Ziraat Yatırım’ın liderliğinde, Yatırım Finansman Menkul Değerler’in (YF) eş liderliğinde toplam 41 aracı kuruluştan oluşan konsorsiyum aracılığıyla pay başına 40,0 TL sabit fiyatla 17-18-19 Haziran 2026 tarihlerinde talep toplayacak. Halka arz büyüklüğü yaklaşık 2,4 milyar TL olarak hedeflendiği ihraçta 55 milyon adedi sermaye artırımı, 5 milyon 750 bin adedi de ortak satışı olmak üzere toplam 60 milyon 750 bin adet pay satışa sunulacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 15 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Katılım Endeksi kriterlerine uyum ve yüzde 30 temettü taahhüdü Beta Enerji, kâr dağıtım politikası kapsamında dağıtılabilir net dönem kârının asgari yüzde 30’unu nakit olarak dağıtılacağı taahhüdünde bulunurken, hâkim ortaklar tarafından şirket paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca halka arz fiyatından bağımsız olarak Borsa İstanbul’da veya Borsa İstanbul dışında herhangi bir hisse satışı yapılmayacağı da taahüt edilmiştir. Bununla birlikte şirket, paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca, bedelli ve bedelsiz sermaye artırımları da dâhil olmak üzere, dolaşımdaki pay miktarının artmasına yol açacak şekilde bir karar almayacağını da taahhüt etmiştir. Katılım endeksine uygun olan Beta Enerji payları, Borsa İstanbul Yıldız Pazar’da işlem görecek. Beta Enerji’yi yüzyıllar boyu yaşayan global bir marka haline getirmek istediklerini belirten Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, bu doğrultuda halka arzı kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik için önemli bir adım olarak gördüklerini ifade etti. Halka arzdan elde edecekleri geliri büyüme yatırımlarının finansmanında ve bu büyümenin gereksinimi olan işletme sermayesinin güçlendirilmesinde değerlendireceklerini ifade eden Dağsuyu, halka arz sonucunda yatırımcılardan aldıkları destekle Beta Enerji’nin sektördeki konumunu daha da yukarı taşıyacaklarına inandıklarını vurguladı. Transformatörün, enerjiyi dönüştürmede ve iletimde bir alternatifi olmadığına dikkat çeken Dağsuyu, şöyle konuştu: “Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde farklı tip güç ve gerilimlerde yağlı ve kuru tip dağıtım transformatörü, güç transformatörü ve köşk üretimine devam ediyoruz. Ürettiğimiz ürün teknolojik ve niş bir ürün. Transformatör sektörü hem ülkemizde hem de dünyada hızlı büyüyen bir pazar. Adana'daki tesislerimizin yanı sıra Almanya, Ukrayna ve Amerika bölgelerindeki dağıtım ağımızla dünyanın dört bir yanına ürünlerimizi ulaştırıyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdik. “2027 sonunda 400 milyon doları aşkın ciro hedefliyoruz” 2025 yılında bir önceki yıla göre %9 artış ile 4,7 milyar TL ciro elde ettik. Aynı dönemde ciromuzun yüzde 44’ünü yurt içi, yüzde 56’sını ise yurt dışı satışlarımız oluşturdu. Brüt karımız 1,5 milyar TL olarak gerçekleşirken, brüt kar marjımız ise yaklaşık yüzde 32 düzeyinde gerçekleşti. FAVÖK marjımız ise yüzde %22,8 seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılının ilk çeyreğinde ciromuz 704 milyon TL olarak gerçekleşirken, FAVÖK marjı ise %23,5 seviyesine yükseldi. Yeni fabrikamızın tam kapasite ulaşmasıyla birlikte 2027 yılı sonunda ciromuzun 400 milyon USD seviyesine yükselmesini hedefliyoruz” “Transformatörlere talep uzun yıllar kesintisiz devam edecek” Dünyada devam eden jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve küresel stres ortamı, özellikle Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği enerji kriziyle birlikte ülkelerin enerjide arz güvenliği ve bağımsızlık arayışını hızlandırdı. Enerji giderek ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınırken, ABD ve Avrupa’da 40-50 yıllık elektrik şebekelerinin ekonomik ömrünü tamamlaması bu altyapının akıllı şebeke uyumlu modern sistemlerle yenilenmesini zorunlu kılıyor. Afrika başta olmak üzere birçok bölgede ise hala sıfırdan enerji altyapısı yatırımlarına ihtiyaç duyuluyor. Bu durum, küresel ölçekte hem mevcut şebekelerin yenilenmesi hem de yeni sistemlerin kurulması kaynaklı çift yönlü bir talep yaratıyor. Öte yandan yeşil dönüşüm, elektrikli araçların yaygınlaşması, kentleşme, veri merkezleri ve yapay zekâ teknolojilerinin hızla artan enerji ihtiyacı ile savaşlar ve afetlerin yarattığı kırılganlıklar da elektrifikasyon yatırımlarını hızlandırıyor. Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm hedeflerine ulaşabilmesi için 2050 yılına kadar her yıl yaklaşık 67 milyar Avro yatırım yapılması gerektiği ve sadece Avrupa Birliği’nde transformatör sayısının iki katına çıkacağı öngörülüyor. Tüm bu gelişmeler, elektrifikasyon sektörünü küresel stratejilerin merkezine yerleştirirken transformatörlere olan talebin uzun yıllar boyunca güçlü ve kesintisiz şekilde devam edeceğine işaret ediyor.” “130 milyon dolarlık yatırımı hayata geçirdik” Transformatörlere talebin hızla artacağını öngörerek 2022 yılında tek çatı altında Avrupa'nın en büyük enerji ve teknoloji kampüslerinden biri olan Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü’nün yatırımına başladıklarına dikkat çeken Dağsuyu, şöyle devam etti. “Adana'da yaklaşık 130 milyon dolar yatırım değerine ve 115 bin 155 metrekare büyüklüğe sahip Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü’nün ilk fazı Mart 2025 itibarıyla üretime başladı. Yeni üretim tesisimizde güç transformatörleri, beton köşk ve yüksek gerilim anahtarlama sistemlerinin üretimini devreye aldık. 2026 yılı sonunda dağıtım transformatörleri üretimini de tamamen bu kampüse taşımayı hedefliyoruz. Eski tesisimizde yıllık 6.000 adedin üzerinde olan dağıtım trafosu kapasitemiz, yeni kampüsümüzle yaklaşık 34.000 adede ulaşacak. Güç transformatörlerinde ise kapasitemizi adet bazında yaklaşık 36 kat artırmayı hedefliyoruz. Artık 1000MVA/1000kV gücündeki devasa üniteleri üretebilecek kabiliyetteyiz. Hedefimiz müşterinin tüm ihtiyacını tek noktadan karşıladığı bir 'enerji AVM'si' kurgulamaktı, yeni kampüsümüzle bunu başardık. Bu sayede Amerika Kıtası, Avrupa Birliği, İngiltere, Balkan Ülkeleri, Suudi Arabistan ve Suriye başta olmak üzere ihracat gerçekleştirdiğimiz ülke sayısını kısa vadede 100 ülkeye, 5 yıl içinde ise 130 ülkeye çıkarmayı amaçlıyoruz.” Dijitalleşme ile sürdürülebilir üretim modeline geçiş Yeni kampüs yatırımını teknolojik dönüşümü de göz önüne alarak şekillendirdiklerini vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, “Teknolojiyi verimliliğimizi maksimum oranda artıracak şekilde kullanmayı planlıyoruz. Endüstri 4.0 teknolojileriyle donatacağımız kampüsümüzde otomasyon sistemleri, IoT entegrasyonu ve yapay zeka destekli kamera ve sensör sistemleri ile büyük veri analitiği gibi çözümlerle üretim süreçlerini, RFID sistemleri ile ise mamül stok, demirbaş yönetimi ve personel takip süreçlerini sistematik bir şekilde yöneteceğiz. Dijitalleşme ile birlikte hem operasyonel verimlilik sağlamayı hem de sürdürülebilir bir üretim modeli kurmayı hedefliyoruz” dedi. 2030 kadar karbon emisyonumuzu %30 azaltmayı hedefliyoruz Yeni kampüsün üretim ve teknoloji gücünün yanı sıra çevreye duyarlı yapısıyla da örnek teşkil ettiğine kaydeden Dağsuyu, şöyle devam etti: “Tesisimizi, LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) sertifikasına uyumlu bir yapıda hayata geçiriyoruz. Yeni kampüsümüzde güneş paneli gücümüzü 8 MW’a çıkararak enerji üretimini yaklaşık 16 kat artırıyoruz. Bu hamleyle enerji ihtiyacımızın %100’ünü kendi ürettiğimiz temiz kaynaktan karşılayarak karbon nötr yolunda önemli bir adım atacağız. 2030 vizyonumuz kapsamında, emisyonlarımızı %30 azaltmayı, su tüketimini %20 düşürmeyi ve ambalaj atıklarımızı tamamen geri dönüştürülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Yeni kampüsümüzü aynı zamanda nitelikli iş gücü için bir cazibe merkezi olarak kurguladık. Yaklaşık 20 bin metrekarelik dev bir alanı tamamen çalışanlarımızın sosyal ihtiyaçlarına ayırdık. Konaklama tesislerinden modern eğitim merkezlerine, spor komplekslerinden ailece vakit geçirilebilecek sosyal mekanlara kadar her ayrıntıyı, çalışan mutluluğunu ve sadakatini önceliklendirerek tasarladık. Yeni nesil açık ofis düzeni ve ergonomik iş birliği alanlarımızla, çalışanlarımıza çalışma alanının ötesinde bir yaşam alanı sunuyoruz. Bu yatırım, hem Adana ekonomisine sağladığımız katma değeri pekiştirecek hem de küresel rekabetteki en büyük gücümüz olan insan kaynağımızı geleceğe hazırlayacak. Bununla beraber halka açık bir şirket olmanın verdiği kurumsal güçle mühendislik ve teknoloji alanında en yetkin beyinleri bünyemize katmayı hedefliyoruz. Yeni kampüsümüzle mevcut çalışan sayısını yaklaşık 1.200 kişiye çıkarmayı amaçlıyoruz.” Ar-Ge odaklı yaklaşımıyla rekabet gücünü artırmayı hedefliyor Beta Enerji’nin küresel rekabetteki en önemli gücünün Ar-Ge ve dijitalleşme olduğunu vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, şirketin inovasyon yolculuğunun 2010 yılında başladığını ve 2017’de Ar-Ge Merkezi belgesiyle kurumsal bir yapıya kavuştuğunu belirtti. “Yeniliğin Merkezi: Ar-Ge Gücü” stratejisi doğrultusunda çalışmalarının merkezine Ar-Ge’yi yerleştirdiklerini ifade eden Dağsuyu, daha az enerji kaybı sağlayan, daha uzun ömürlü ve akıllı şebekelerle uyumlu ürünler geliştirmeye odaklandıklarını söyledi. Onaylı Ar-Ge merkezlerinde 95 mühendis, 7 teknisyen ve destek personelinden oluşan yaklaşık 103 kişilik bir ekiple faaliyet yürüttüklerini belirten Dağsuyu, bugüne kadar 60 Ar-Ge projesini tamamladıklarını, 52 projenin ise devam ettiğini aktardı. TÜBİTAK destekli projelerle transformatörleri uzaktan izlenebilen ve yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleriyle donatılmış akıllı çözümlere dönüştürdüklerini belirten Dağsuyu, tasarımdan üretime, testlerden satış sonrası süreçlere kadar uzanan tüm aşamaları dijital üretim sistemleriyle hızlandırdıklarını ifade etti. Çukurova Teknokent’te kurdukları araştırma birimiyle üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirdiklerini belirten Dağsuyu, akademik bilgi birikimi ile endüstriyel deneyimi bir araya getirerek sektöre yönelik yenilikçi çözümler geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Ayrıca TÜRKAK tarafından akredite deney laboratuvarlarında ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak 31 farklı test gerçekleştirebildiklerini belirten Dağsuyu, yeni nesil güç transformatörleri, yüksek gerilim anahtarlama ürünleri, yapay zekâ uygulamaları ve akıllı şebeke çözümleri alanındaki Ar-Ge faaliyetlerini önümüzdeki dönemde daha da hızlandırmayı planladıklarını kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Atık Plastikleri Ekonomiye Kazandıran Saytek’ten Yeni Yatırımlar Haber

Atık Plastikleri Ekonomiye Kazandıran Saytek’ten Yeni Yatırımlar

Küresel ekonomide hammaddeye erişim, üretim süreçlerinin sürdürülebilirliği açısından her zamankinden daha kritik hale geldi. Tedarik açısından zaman zaman yaşanan sıkıntılar hammaddeye erişimi zorlaştırırken, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar da girdi maliyetlerini yükseltiyor. Bu yüzden yerli ve geri dönüştürülmüş kaynaklara dayalı bir döngüsel ekonominin önemi her geçen gün artıyor. Geri dönüştürülmüş hammadde kullanımı işletmelere maliyet avantajı sağlarken, tedarik güvenliğini artırarak ekonominin dış kaynaklı dalgalanmalara karşı dayanıklılığını güçlendiriyor. Plastik sektörü, Türkiye ekonomisinin en önemli aktörlerinden birisi. Bugün 10 milyon tonu geçen toplam üretimi, 40 milyar dolar civarındaki cirosu, 7 milyar doları aşan doğrudan ihracatı ve son 10 yılda GSYH büyümesinin üzerinde gerçekleşen yıllık büyüme performansıyla plastik sektörünün ülke ekonomisine sağladığı katkı giderek artıyor. PAGEV tarafından yayımlanan “Türkiye Plastik Sektör İzleme Raporu 2025” verilerine göre, plastik mamul üretimi 10 milyon ton olarak gerçekleşirken, tüketimi 8 milyon tonu buldu. Üretim ve tüketim miktarlarının artmasına bağlı olarak plastiğin çevre üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması ve geri dönüşüme yönelik girişimler de hızlandı. Atık plastiklerden rPET, rPE ve rPP üretimi, sağlık ve enerji sektörlerinde entegre iş modeliyle faaliyet gösteren Saytek Medikal ve Plastik A.Ş. de döngüsel ekonomiye katkıları ile ülkemizin stratejik ve ekonomik bağımsızlığında önemli bir rol oynuyor. Atık plastikleri yüksek kaliteli hammaddeye dönüştürerek yeniden ekonomiye kazandıran Saytek hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor hem de Türkiye'nin üretim gücünü destekliyor. Şirket, geri dönüştürülmüş hammaddeleri sanayinin kullanımına sunarak, ithal kaynaklara olan bağımlılığın azaltılmasına katkıda bulunuyor. “Kaynakları verimli kullanmak bir tercih değil artık bir zorunluluk” Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, döngüsel ekonominin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olduğuna dikkat çekerek "Dünyada kaynakların verimli kullanımı artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Geri dönüşüm sayesinde atıkları yeniden üretim süreçlerine dahil ediyor, sanayicilerimize kaliteli ve sürdürülebilir hammadde sunuyoruz. Yerel kaynakların yeniden değerlendirilmesi sayesinde sanayi için sürdürülebilir bir hammadde ekosistemi oluşturulurken, üretim maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesi de mümkün oluyor. Böylece hem doğal kaynakların korunmasına hem de ülkemizin üretim kapasitesinin güçlenmesine katkı sağlıyoruz" dedi. Tekirdağ yatırımıyla kapasitesini büyüttü, 2028’de Konya yatırımı faaliyete geçecek Stratejik büyüme hedefleri doğrultusunda geçtiğimiz aylarda geri dönüşüm alanındaki üçüncü fabrikayı bünyelerine kattıklarını hatırlatan Özer Yıldırım, şöyle devam etti: “Tekirdağ Hayrabolu’da devreye alınan yeni fabrikamız, geri dönüştürülmüş atık plastik alanındaki üretim gücümüzü daha ileri taşıyan önemli bir yatırım hamlesi oldu. İlk etapta yıllık 20 bin ton üretim kapasitesine sahip olacak bu tesisle birlikte hem üretim kapasitemizi artırıyor hem de gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğimizi büyütüyoruz. Bugün geri dönüşüm yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda sanayi için stratejik bir ham madde kaynağı ve ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline geldi. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz yatırımlar ile Türkiye'nin döngüsel ekonomi hedeflerine katkı sağlarken, atıkların ekonomik değere dönüştürülmesi yoluyla kaynak verimliliğinin artırılmasına da destek oluyoruz. Önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlarımız ile bu sürece desteğimiz devam edecek. Konya Kulu OSB’de tarafımıza tahsis edilen 24.283,57 m² alanda kurulması planlanan rPET levha ve gıda ambalajı üretim tesisi için mimari projemizi tamamladık ve fizibilite çalışmalarımızı hazırladık. 2028 yılının dördüncü çeyreğinde tamamlamayı hedeflediğimiz bu yatırım, yalnızca kapasite artışı değil; aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim kabiliyetine geçiş anlamına geliyor. Böylece geri dönüşümde ürettiğimiz rPET flake ürünlerini levha ve gıda ambalajı gibi alanlarda değerlendirerek, ürün çeşitliliğimizi ve ihracat gücümüzü artırmayı amaçlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Ports Holding Karayipler’deki 5’inci Limanını Portföyüne Katıyor Haber

Global Ports Holding Karayipler’deki 5’inci Limanını Portföyüne Katıyor

Global Yatırım Holding bağlı kuruluşu ve dünyanın en büyük kruvaziyer liman işletmecisi Global Ports Holding (GPH), Karayipler’de yeni bir limanı portföyüne katmaya hazırlanıyor. Şirketimizin dolaylı bağlı ortaklığı Global Ports Holding, St. Vincent ve Grenadinler Hükümeti ile St. Vincent ve Grenadinler Kruvaziyer Limanı'nın geliştirilmesi ve işletilmesine yönelik münhasır müzakerelerin yürütülmesi amacıyla bir Ön Anlaşma imzalandı. Gerçekleştirilecek müzakerelerin ardından anlaşmanın sağlanması halinde Global Ports Holding Karayipler’deki beşinci limanı portföyüne katmış olacak. Taraflar arasında nihai anlaşmaların sağlanması ve imtiyaz hakkının elde edilmesi halinde, GPH, St. Vincent ve Grenadinler Kruvaziyer Limanı’nda yanaşma kapasitesinin artırılması, daha büyük kruvaziyer gemilerine hizmet verilmesi ve yolcu deneyiminin geliştirilmesine katkı sağlaması amacıyla iki aşamalı bir yatırım programının hayata geçirilmesini planlanıyor. Küresel liderliği pekiştiriyor St. Vincent ve Grenadinler Kruvaziyer Limanı’nın Güneydoğu Karayipler'de, Barbados, St. Lucia ve Grenada gibi önemli kruvaziyer destinasyonlarına yakın stratejik bir konuma sahip olduğu ve halihazırda yıllık yaklaşık 200.000 yolcuya hizmet veren St. Vincent Kruvaziyer Limanı'nın, GPH'nin küresel operasyonel uzmanlığı ve kruvaziyer şirketleriyle güçlü ilişkilerinin de katkısıyla önemli bir büyüme potansiyelini taşıdığı değerlendiriliyor. Global Ports Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Mehmet Kutman, “Dünyanın en yoğun kruvaziyer rotalarına sahip Karayipler’de daha da güçleniyoruz. Bu yeni anlaşma dünyanın en büyük kruvaziyer liman işletmecisi unvanımızı daha da pekiştiriyor. Limanda operasyonları devralmamız halinde hızlı bir şekilde yatırımları hayata geçirmeye başlayacağız. Global Ports Holding’in küresel ağına eklenmesi ile birlikte limanın çok daha aktif bir konuma gelmesini hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa'da Üretilen Yeni Renault Boreal Yollara Çıkıyor Haber

Bursa'da Üretilen Yeni Renault Boreal Yollara Çıkıyor

Renault’nun Türkiye’de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye’de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor. MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu “Renault Boreal, OYAK ve Renault Group iş birliğinin ortaya koyduğu güçlü vizyonu ve Türkiye’nin otomotiv üretimindeki stratejik konumunu net biçimde yansıtan çok değerli bir proje. Boreal’i yalnızca “Türkiye’de üretilen” bir model olarak değil, aynı zamanda “Türkiye için tasarlanan ve Türk kullanıcıların ihtiyaçlarına göre geliştirilen” bir model olarak konumlandırıyoruz. Türkiye’nin en büyük segmenti olan ve hızla büyüyen C-SUV segmentinde; güçlü ve iddialı tasarımı, geniş ve ferah yaşam alanı, ileri teknolojileri ve verimli motor seçenekleriyle Renault Boreal’in segmentinde dengeleri değiştirecek bir model olacağına inanıyoruz. Bu güçlü potansiyeline olan güvenimizle, Renault Boreal’in 2027 yılında Türkiye’nin en çok satan otomobili olmasını hedefliyoruz. Bugün Clio, Megane Sedan ve Duster ile Türkiye'nin en güçlü yerli ürün gamlarından birine sahibiz. Bursa'da üreteceğimiz Renault Boreal’in de bu başarı hikayesine katılmasıyla birlikte dört yerli modelden oluşan ürün gamımızı daha da güçlendirecek, pazardaki liderliğimizi daha da ileriye taşıyacağız. Türkiye’de %40’ın üzerinde yerli katkı oranıyla üretilecek olan Renault Boreal, bu sayede ÖTV muafiyetinden yararlanabilecek. Modelin, uzun süredir bu segmentte yeni bir model bekleyen müşterilerimiz için önemli bir alternatif oluşturacağını düşünüyoruz. Sunduğu yüksek teknoloji, üstün konfor ve geniş yaşam alanıyla Renault Boreal’in, ÖTV muafiyetinden yararlanan kullanıcılar tarafından da yoğun ilgi göreceğine inanıyoruz. Renault Boreal için sunduğumuz 7 yıl veya 160.000 kilometreye kadar garanti kapsamıyla müşterilerimize yalnızca yeni bir otomobil değil, uzun yıllar güvenle kullanabilecekleri kapsamlı bir sahiplik deneyimi de sunuyoruz. OYAK ve Renault Group’unun güçlü ortaklığıyla hayata geçirilen bu projenin, ülkemizin otomotiv sanayisine, ihracatına ve ekonomik gelişimine uzun vadeli katkılar sunacak bir başarı hikayesi olacağına inanıyoruz.” Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet “Boreal’i Türkiye pazarına sunmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Bu model, yıllar süren adanmışlığın, titiz çalışmaların ve sarsılmaz kararlılığın somut bir yansımasını ortaya koyuyor. Elde edilen bu başarı; Renault Group’un uluslararası ekipleri arasındaki güçlü koordinasyonu, yakın iş birliğini ve üstün çabayı gözler önüne seriyor. Boreal, yalnızca yeni bir model olmanın ötesinde, ortak hedeflerimizin ve kolektif uzmanlığımızın güçlü bir ifadesini temsil ediyor. Yoğun rekabetin yaşandığı C-SUV segmentinde Boreal, kendine özgü nitelikleriyle belirgin bir şekilde farklılaşıyor. Geniş ve rafine iç mekânı, iddialı dış tasarımı, ileri teknoloji E-Tech full hybrid motoru ve Google entegreli, bağlantılı OpenR Link multimedya sistemiyle Türk kullanıcılarının beklentilerine eksiksiz bir yanıt veriyor. Ürün özelliklerinin ötesinde Boreal, aynı zamanda stratejik bir dönüm noktasını temsil ediyor. Bursa’daki Oyak Renault kampüsümüzde üretilecek olması hem iç pazardaki talebi destekleyecek hem de ihracat hedeflerimize katkı sağlayarak Türkiye’nin küresel otomotiv ekosistemindeki konumunu daha da güçlendirecek. SUV segmentinde Duster ile yakalanan güçlü ivmenin üzerine inşa edilen Boreal, bu başarıyı C segmentine taşıyarak bir üst seviyeye çıkarıyor. Aynı zamanda Renault Group’un uluslararası stratejik planını tutarlı bir şekilde hayata geçirme ve vizyonunu somut sonuçlara dönüştürme yetkinliğini de açıkça ortaya koyuyor. Değerli ortağımız OYAK ile, yerel yetkinliklerimizi geliştirmeye, ekiplerimizi güçlendirmeye ve Türkiye otomotiv ekosisteminin sürdürülebilir gelişimine katkı sağlamaya kararlılıkla devam ediyoruz.” Türkiye, Renault’nun küresel üretim ağında stratejik rolünü güçlendiriyor Bursa’da üretilen Megane Sedan ve Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda üretilen Clio ve Duster’ın ardından Renault Boreal’in de yerli üretim portföyüne katılması, Türkiye’nin yüksek katma değerli araç üretimindeki rolünü daha da güçlendirirken, Renault’nun küresel büyüme planındaki stratejik önemini de ortaya koyuyor. Renault, özellikle C ve D segmentlerindeki varlığını güçlendirmeyi hedeflerken, Türkiye bu stratejinin önemli üretim merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Boreal’in üretimiyle birlikte OYAK Renault Bursa Fabrikaları, modelin uluslararası pazarlara ihracatıyla hem iç pazar hem de ihracat operasyonlarındaki rolünü daha da güçlendiriyor. SUV modellerin toplam pazardaki ağırlığının her geçen gün arttığı Türkiye’de Renault Boreal, markanın C segmentindeki iddiasını güçlendiren önemli modellerden biri olarak öne çıkıyor. Renault, Türkiye’deki üretim gücünü uluslararası ölçekte büyüme hedefleriyle birleştirerek Boreal’i global başarı hikâyesinin önemli parçalarından biri olarak konumlandırıyor. Güçlü, zarif ve dikkat çekici SUV tasarımı Renault Boreal heybetli gövde yapısı, keskin omuz çizgileri, güçlü ön tasarımı ve modern ışık imzası modelin güçlü duruşunu ilk bakışta hissettiriyor. 4,56 metre uzunluğu ve 2,70 metre aks mesafesiyle Renault Boreal, C segmenti ortalamalarının üzerine çıkan ve D segmentini çağrıştıran boyutlarıyla dikkat çekiyor. Geniş iç yaşam alanı ve 630 litreye varan bagaj hacmiyle segmentinde fark yaratıyor. Gövde rengi ön ızgara, yeni “Nouvel’R” logosu, ince LED far tasarımı ve Niagara konseptinden ilham alan ışık imzası aracın modern karakterini vurguluyor. Yan profilde dikkat çeken güçlü çamurluk yapısı ve akıcı tavan çizgisi, Boreal’in hem şehir içinde hem uzun yol kullanımında premium algısını güçlendiriyor. 19 inç elmas kesim alaşım jantlar, siyah tavan, elektrikli açılır panoramik cam tavan ise modele üst segment bir nitelik kazandırıyor. Teknoloji ve konfor odaklı yaşam alanı Renault Boreal’in iç mekanı, dijital teknolojiler ve konforu bir araya getiren modern ve ferah bir yaşam alanı sunuyor. Ergonomik tasarım anlayışıyla şekillendirilen kokpit, sürücü odaklı yapısı ve geniş ekran teknolojileriyle dikkat çekiyor. Modelde 10 inç dijital gösterge ekranı ve 10 inç merkezi openR link multimedya ekranı birlikte sunuluyor. Ergonomik yerleşim sayesinde sürücünün dikkati yolda kalırken, bağlantılı teknolojilere erişim kolaylaşıyor. Çok işlevli direksiyon simidi arkasında bulunan vites seçici kulakçıklar iç mekandaki modern atmosferi destekliyor. 48 farklı renk seçeneğine sahip ambiyans aydınlatması, Multi-Sense sürüş modlarına göre otomatik olarak değişebiliyor. İç mekanda kullanılan yumuşak dokulu yüzeyler, lazer işlemeli dekoratif detaylar ve kontrast dikişli koltuklar yüksek kalite algısını güçlendiriyor. Türkiye pazarı için özel olarak sunulan gri tonlu perfore döşeme seçeneği, Boreal’in modern karakterine farklı bir imza katıyor. Elektrikli ön koltuklar, hafızalı ve masaj fonksiyonlu sürücü koltuğu, çift bölgeli otomatik klima, soğutmalı kablosuz şarj ünitesi ve geniş saklama alanları günlük kullanımı daha konforlu hale getiriyor. Arka koltuklarda sunulan havalandırma kanalları, USB-C girişleri, arka kol dayama ve Easy Break arka koltuk katlama sistemi de aile kullanımını destekleyen detaylar arasında yer alıyor. 630 litreye varan bagaj hacmi, arka koltuklar yatırıldığında 1.868 litreye kadar ulaşıyor. Düşük yükleme eşiği ise kullanım kolaylığı sağlıyor. Google entegre bağlantılı sürüş deneyimi Bağlantılı araç teknolojilerinde öncü markalardan biri olan Renault, yeni Boreal modeliyle de gelişmiş dijital ekosistem ve bağlantılı sürüş özelliklerini kullanıcılarla buluşturuyor openR link multimedya sistemi sayesinde kullanıcılar Google Haritalar, Google Asistan ve Google Play uygulamalarına doğrudan erişebiliyor, evlerindeki Google Home entegrasyonuna uygun akıllı cihazlarını yönetebiliyor. Gerçek zamanlı trafik bilgileri, sesli komut sistemi ve kişiselleştirilmiş dijital deneyim, Boreal’i günlük yaşamın doğal bir uzantısına dönüştürüyor. Youtube, Spotify, Prime Video, HBO Max, Waze ve Vivaldi gibi popüler uygulamalar sistem içerisinde kullanılabiliyor. Uzaktan OTA güncelleme altyapısı sayesinde bilgi-eğlence sistemi ve sürüş destek teknolojileri sürekli güncel kalabiliyor. My Renault uygulaması üzerinden kullanıcılar araçlarının kornasını ve ışıklarını uzaktan etkinleştirebiliyor ve araç konumunu görüntüleyebiliyor. Renault Boreal’de ayrıca Jean-Michel Jarre iş birliğiyle geliştirilen Harman Kardon premium ses sistemi de yer alıyor. On hoparlörlü ve 435 Watt gücündeki sistem; Stüdyo, Konser, Kulüp ve Salon dahil olmak üzere farklı ses atmosferleriyle sürükleyici bir deneyim sunuyor. Gelişmiş sürüş destek sistemleri Renault Boreal, aktif güvenlik ve sürüş destek sistemleri konusunda segmentinin en kapsamlı modellerinden biri olarak konumlanıyor. Modelde versiyona ve donanım seviyesine bağlı olarak 25 adede kadar gelişmiş ADAS teknolojisi sunuluyor. Şerit Takip Asistanı, Kör Nokta Uyarı Sistemi, Güvenli Çıkış Asistanı, Arka Çapraz Trafik Uyarısı ve Acil Duruş Asistanı gibi teknolojiler sürüş güvenliğini artırıyor. Seviye 2 otonom sürüş desteği sunan Aktif Sürüş Yardımı sistemi; dur & kalk özellikli adaptif hız sabitleyici ve şerit ortalama fonksiyonunu bir araya getirerek yoğun trafikte sürüşü daha konforlu hale getiriyor. Eller Serbest Park Sistemi ve 360 derece çevre görüş kamerası sayesinde araç paralel veya dikey park manevralarını sürücü müdahalesi olmadan gerçekleştirebiliyor. Full LED far teknolojisi ise gece sürüşlerinde görüş kalitesini artırırken diğer sürücüler için göz kamaşmasını azaltıyor. Verimli motor seçenekleri ve EDC otomatik şanzıman Renault Boreal performans, verimlilik ve sürüş konforunu bir araya getiren full hybrid E-Tech 160 hp, 1.3 turbo TCe EDC 145 hp ve hybrid E-Tech 4x4 150 hp motor seçenekleriyle geliştirildi. Boreal, Türkiye’de lansman döneminde full hybrid E-Tech 160 hp ve turbo TCe EDC 145 hp motor seçenekleriyle satışa sunuluyor. 2026 yılının son çeyreğinde sunulan motor seçeneklerine hybrid E-Tech 4x4 150 hp versiyonu da eklenecek ve müşteri beklentileriyle buluşacak. 1.3 turbo TCe EDC 145 hp benzinli motor ve 6 ileri ıslak çift kavramalı (EDC) motor seçeneği ise performans ve sürüş konforunu dengeli bir şekilde bir araya getiriyor. Bu versiyon, WLTP normlarına göre 149 g/km karma CO₂ emisyon değeri ve 6,6 L/100 km karma yakıt tüketimi değerlerine sahip. Renault Boreal full hybrid E-Tech 160 hp versiyonu ise özellikle verimlilik odaklı bir sürüş deneyimi sunuyor. Sisteminin kalbinde, Türkiye’de Oyak Horse tarafından Bursa’da üretilen ve dünyaya ihraç edilen HR18 kodlu hibrit motoru yer alıyor. Şehir içinde yüzde 80’e kadar elektrikli sürüş gerçekleştirebilen sistem, 110 km/s hıza kadar elektrikli sürüş imkanı sağlayabiliyor. Çok modlu otomatik şanzımanla sunulan model, WLTP normlarına göre 108 g/km karma CO₂ emisyon değeri ve 4,8 L/100 km karma yakıt tüketimiyle dikkat çekiyor. Multi-Sense sürüş sistemi; Eco, Comfort, Sport ve Perso modlarının yanında yeni Smart Mod seçeneğiyle geliyor. Sistem; direksiyon sertliği, motor tepkisi, ambiyans aydınlatması ve ses atmosferini sürüş koşullarına göre otomatik olarak adapte edebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Bitkisel Ekstrede Dışa Bağımlılığını Azaltacak Yatırım Haber

Türkiye’nin Bitkisel Ekstrede Dışa Bağımlılığını Azaltacak Yatırım

Bitkisel içeriklere yönelik talebin artmasıyla birlikte yüksek etken madde oranına sahip, standardize ve izlenebilir ham madde ihtiyacı sektörün öncelikli başlıkları arasında yer almaya başladı. Talya Bitkisel tarafından geliştirilen sistemle birlikte bitkilerin belirli proseslerden geçirilmesi, etken maddelerin ayrıştırılması ve yüksek saflıkta toz ekstre elde edilmesine yönelik süreçler şirket bünyesinde yönetilmeye başlandı. Bu süreç sonunda elde edilen bitkisel ekstreler bugün gıda takviyeleri, fonksiyonel gıdalar, kozmetik ürünler, aromaterapi uygulamaları, hayvan sağlığı çözümleri ve tarımsal içerik geliştirme süreçleri başta olmak üzere farklı alanlarda ham madde olarak kullanılabiliyor. SAHADA GELİŞEN DENEYİM KNOW-HOW’A DÖNÜŞTÜ Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilginin sınırlı olması nedeniyle sürecin büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendiğini belirten Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, geliştirilen sistemin yalnızca proses ünitesi yatırım maliyetinin bugün yaklaşık 3 milyon dolar seviyesine ulaştığını; bilgi birikimi, AR-GE süreçleri ve teknolojik altyapıyla birlikte toplam yatırım değerinin ise 5–6 milyon dolar seviyelerine çıktığını ifade ederek şunları söyledi: "Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilgi oldukça sınırlıydı. Bu nedenle süreç büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendi. Yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca birçok farklı bitki üzerinde çalıştık. Örneğin bugün Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) ile TÜBİTAK destekli proje kapsamında zerdeçal üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Zerdeçal gibi etken madde yapısıyla öne çıkan bitkilerde yüksek verimli ekstrakt geliştirme süreçleri, sahip olduğumuz know-how’ın en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Bugün yalnızca bir üretim hattı değil; bilgi, deneyim ve teknoloji altyapısı kurduğumuzu söyleyebiliriz" dedi. BİR ÜRETİM HATTINDAN DAHA FAZLASI Bitkisel üretimde yalnızca son ürüne değil, ürünün arkasındaki bilgiye ve üretim altyapısına yatırım yaptıklarını belirten ve yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca sahada edinilen deneyimin bugün farklı sektörlere hizmet eden bir yapının temelini oluşturduğunu ifade eden Ertaş: "Bugün geldiğimiz noktada yalnızca kendi ürünlerimizi geliştirmiyoruz. Kozmetikten gıdaya, hayvan sağlığından tarıma kadar farklı sektörlere ham madde sağlayan bir yapıya ulaştık. Uzun yıllar ithal edilen birçok içerikte yerli üretim kapasitesi oluşturmak bizim için önemli bir kazanım oldu. Bir üretim tesisini kurabilirsiniz ancak süreçleri ve bilgi birikimini kısa sürede oluşturmanız kolay değil. Bizim için asıl yatırım bilgiye, AR-GE’ye ve üretim deneyimine yapılan yatırım oldu" açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

300 Bin Dolarlık Yatırımla Panama da Oturum İmkanı Haber

300 Bin Dolarlık Yatırımla Panama da Oturum İmkanı

Panama’nın 2020 yılında hayata geçirdiği Qualified Investor Residency Programı, yatırımcılara minimum 300.000 ABD Doları yatırım karşılığında hızlı oturum imkânı sunarken, uzun vadede vatandaşlığa uzanan bir yol da açıyor. Panama Ticaret ve Sanayi Bakanlığı (MICI) verilerine göre programa olan ilgi son yıllarda istikrarlı şekilde artış gösteriyor. Programa Olan İlgi Her Yıl Artıyor Panama Qualified Investor Residency Programı kapsamında işleme alınan başvuru sayıları şu şekilde: • 2022: 141 başvuru, 140 onay • 2023: 197 başvuru, 187 onay • 2024: 329 başvuru, 327 onay • 2025: 341 başvuru, 327 onay • 2026 Ocak-Nisan: 70 onay Yüksek onay oranları ve düzenli artış gösteren başvuru sayıları, Panama’nın yatırımcılar açısından giderek daha fazla tercih edilen bir destinasyon haline geldiğini ortaya koyuyor. 5 Yıl Sonra Vatandaşlık ve Schengen Bölgesi Ülkeleri Vizesiz Program kapsamında oturum hakkı elde eden yatırımcılar, gerekli şartların yerine getirilmesi halinde 5 yıl sonunda Panama vatandaşlığına başvurma hakkı kazanabiliyor. Panama vatandaşlığı elde eden yatırımcılar, Schengen Bölgesi ülkelerine vizesiz seyahat edebiliyor. Bunun yanında Birleşik Krallık’a seyahatlerde önceden konsolosluk vizesi almak yerine online seyahat izni (ETA) ile giriş yapılabilmesi de önemli avantajlardan biri olarak öne çıkıyor. Panama pasaportu ayrıca Rusya dahil çok sayıda ülkeye vizesiz veya kolaylaştırılmış giriş imkânı sunarak yatırımcılara daha güçlü bir küresel mobilite sağlıyor. Başvuru Yaklaşık 1 Ayda, Oturum Kartı En Geç 3 Ayda Program kapsamında yatırımcılar minimum 300.000 ABD Doları tutarında uygun bir yatırım gerçekleştirerek Panama’da kalıcı oturum hakkı elde edebiliyor. Programın en dikkat çekici avantajlarından biri ise hız. Başvuru süreci yaklaşık 1 ay içerisinde tamamlanırken, oturum kartı çoğu durumda en geç 3 ay içerisinde düzenlenebiliyor. Bunun yanı sıra bazı projelerde sunulan buyback guarantee (geri alım garantisi) sayesinde yatırımcılar, satın aldıkları gayrimenkulün belirli şartlar altında geliştirici tarafından geri alınması avantajından da faydalanabiliyor. Bu özellik, yatırımcılar açısından ek güvence sağlayan önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Armatörler ve Uluslararası İş İnsanları İçin Stratejik Fırsatlar Dünyanın en büyük gemi sicillerinden birine sahip olan Panama, uluslararası denizcilik sektöründe uzun yıllardır önemli bir merkez olarak kabul ediliyor. Özellikle Panama bayraklı gemilere sahip Türk armatörler için ülkede oturum sahibi olmak; ticari faaliyetlerin yönetimi, uluslararası iş bağlantılarının geliştirilmesi ve operasyonel süreçlerin kolaylaştırılması açısından önemli avantajlar sağlayabiliyor. Panama’nın uluslararası ticaret merkezi konumu, yatırımcı dostu yaklaşımı ve vergi planlaması açısından sunduğu fırsatlar da küresel ölçekte faaliyet gösteren iş insanlarının ilgisini çekiyor. Çiğdem Sarıoğlu Ergut: “Yatırımcılar Artık Sadece Oturum Değil, Daha Güçlü Bir Pasaport da Arıyor” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Harvey Law Group Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut şunları söyledi: “Son yıllarda yatırımcıların tercihleri yalnızca Avrupa’daki Golden (Altın) Vize programlarıyla sınırlı kalmıyor. İş yapma kolaylığı, vergi planlaması, küresel mobilite ve uzun vadeli vatandaşlık fırsatları da karar süreçlerinde önemli rol oynuyor. Panama, yaklaşık 1 ay gibi kısa bir sürede başvuru sürecinin tamamlanabilmesi, oturum kartının hızlı şekilde alınabilmesi, 5 yıl sonunda vatandaşlığa giden yolu açması ve güçlü pasaport avantajlarıyla dikkat çekiyor. Özellikle uluslararası ticaret yapan iş insanları, Panama bayraklı gemilere sahip armatörler ve küresel ölçekte faaliyet gösteren girişimciler açısından Panama’nın sunduğu fırsatlar oldukça değerli. Son dönemde Türkiye’den de Panama ile ilgili bilgi almak isteyen yatırımcıların sayısında belirgin bir artış gözlemliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.