Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatırım

Kapsül Haber Ajansı - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Kitaba Vefa” Sergisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Tarafından Açıldı Haber

“Kitaba Vefa” Sergisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Tarafından Açıldı

Sergi kapsamında düzenlenen açılış töreninin sonunda Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Cumhurbaşkanı’na, Kanuni Sultan Süleyman için hazırlanan yaklaşık 500 yıllık el yazması kitap hediye edildi. 1986’dan bu yana Türkiye’nin stratejik sektörlerinde 20’yi aşkın iştiraki ve yaklaşık 10 bin çalışanıyla yatırımlarını sürdüren Eksim Holding, kuruluşunun 40. yılını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul’da düzenlenen özel bir programla kutladı. Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin ev sahipliğinde Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra üst düzey davetliler katıldı. Etkinlik kapsamında Eksim Holding’in 40. yılına ithafen restore edilen 40 nadir eseri ve şifa bekleyen nadir eserleri bir araya getiren ‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıldı. Açılış anısına Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yaklaşık 500 yıllık el yazması kitap hediye edildi. Cumhurbaşkanı’na takdim edilen hediye, Kanuni Sultan Süleyman için hazırlanmış, yaklaşık 500 yıllık el yazması bir eser olma özelliği taşıyor. Müellifi hayatta iken istinsah edilmiş ve günümüze ulaştığı tespit edilen en eski nüsha olan kitapta, Ebû Eyyûb el-Ensârî’den rivayet edilen hadisler yer alıyor. Abdullah Tivnikli İSAR Vakfı’nda mücellit Muharrem Kalenci tarafından restore edilerek günümüze kazandırılan eser, “Ebû Eyyûb el-Ensâr’î’nin hadislerinden cihana yayılan güzel kokulu esintiler” adını taşıyor. “Şifa Bekleyen Eserleri Hayata Kazandırıyoruz” Eksim Holding’in 40 yıl boyunca enerji, elektrik dağıtımı, gıda ve farklı alanlarda yatırım yaparak binlerce insana istihdam sağladığının altını çizen Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli şunları söyledi: “Ülkemize karşı sorumluluğumuzun yalnızca yatırım yapmak ve üretmekten ibaret olmadığına inanıyoruz. Kültürümüze, tarihimize ve bize emanet edilen eserlere sahip çıkmayı da sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Bugün açılışını yaptığımız Sergi de bu anlayışımızın en somut göstergesi. Abdullah Tivnikli İSAR Vakfımız bünyesinde oluşturduğumuz yaklaşık 50 bin eserlik kütüphanemizde, çok kıymetli nadir eserler bulunuyor. Bu eserleri yalnızca muhafaza etmekle yetinmiyor, şifa bekleyen eserleri de kurduğumuz mücellithanede yeniden hayata kazandırıyoruz. Bugüne kadar binden fazla eserin restorasyonunu tamamlamış durumdayız.” “Geçmişten Devraldığımız Emanetleri Gelecek Nesillere Ulaştırıyoruz” ‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’ kapsamında Eksim Holding’in 40. yılına atfen, restore edilen kitaplar arasından seçilen 40 nadir eserin sergilendiğini belirten Tivnikli, “Sergiyi ziyaret eden sanatseverler, yalnızca özel koleksiyonumuzu görmekle kalmayacak, aynı zamanda cilt sanatının nasıl yapıldığını da tüm yönleriyle deneyimleme şansına sahip olacak. Sergimizi “Kitaba Vefa” olarak adlandırıyoruz çünkü kitapların yalnızca kâğıt ve mürekkepten ibaret olmadığına inanıyoruz. Kitapların ilim, hafıza ve emanet içerdiğini düşünüyoruz. Bizlere düşen de geçmişten devraldığımız emanetleri koruyarak gelecek nesillere ulaştırmak” dedi. 40. Yıla Özel 40 Nadir Eser Açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan Kitaba Vefa Sergisi’nde yer alan 40 özel eser, Abdullah Tivnikli Vakfı bünyesinde olan ve 50 bin nadide eserlik kütüphaneye sahip İstanbul Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde mücellit Muharrem Kalenci tarafından yürütülen koruma ve restorasyon çalışmaları arasından seçildi. Eserler, farklı dönemlerden, coğrafyalardan ve düşünce dünyalarından günümüze ulaşan nadir örneklerden oluşuyor. Sergi kapsamında Muhyiddin İbnü’l-Arabi’nin 500 yıllık el yazması Fususü’l-Hikem’i, Şeyh Galib’in el yazması Divanı, Müellifi Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri olan Muhammed Şerif Erzurumi tarafından istinsah edilen yaklaşık 200 yıllık el yazması Marifetname’si, Yazıcıoğlu Muhammed Efendi’nin el yazması Muhammediye’si yer alıyor. Sergide ayrıca Seyyid Muhammed Reşid el-Karamani’nin tezhipleriyle süslenen 200 yıllık el yazması Mushaf-ı Şerif’i, İbn Haldun’un Mukaddime’sinin yanı sıra Taş baskı bir Mushaf-ı Şerif’i gibi kültürel hafıza açısından büyük değer taşıyan eserler sanatseverlerle buluşuyor. Sergide yer alan eserlerin her biri, yalnızca içerdiği metinlerle değil; cildi, kâğıdı, yazısı, malzemesi, onarım izleri ve günümüze ulaşmasını sağlayan restorasyon çalışmalarıyla da serginin ana hikâyesini anlatıyor. Kültürel mirasın korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunmayı amaçlayan Sergi, 13 Eylül tarihine kadar Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone, DAMAC Digital İş Birliğiyle İzmir Veri Merkezi’nin İlk Fazını Yaklaşık 100 Milyon Dolarlık Yatırımla Hizmete Açtı Haber

Vodafone, DAMAC Digital İş Birliğiyle İzmir Veri Merkezi’nin İlk Fazını Yaklaşık 100 Milyon Dolarlık Yatırımla Hizmete Açtı

Vodafone’un Türkiye’deki altıncı veri merkezi olan tesis, 7 bin 500 metrekarelik alanı, 650’den fazla kabineti, uluslararası standartlardaki kesintisiz çalışan altyapısı ve yapay zekâ iş yüklerine uyumlu ölçeklenebilir mimarisiyle Türkiye’nin artan veri işleme ve bulut bilişim ihtiyacına yanıt verecek. Başlangıçta 4 MW kapasiteyle hizmet verecek merkezin kapasitesinin kısa süre içinde 20 MW’a çıkarılması planlanıyor. Vodafone ve dünyanın önde gelen dijital altyapı sağlayıcılarından DAMAC Digital iş birliğiyle hayata geçirilen İzmir Veri Merkezi hizmete açıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen açılış töreninde, Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, DAMAC Digital Kıdemli Başkan Yardımcısı Ma’an Manna ile kamu ve iş dünyasının temsilcileri bir araya geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Vodafone İzmir Veri Merkezi aslında Türkiye’ye kazandırdığımız yeni bir dijital kalenin adıdır. Vodafone Türkiye ve DAMAC Digital’in yüzde 50-yüzde 50 ortaklığıyla hayata geçirilen bu tesis, Vodafone Türkiye’nin altıncı veri merkezi olarak şirketin kapasitesini yeni bir seviyeye taşıyor. Yaklaşık 7 bin 500 metrekare kapalı alana sahip merkez; Gaziemir’deki konumuyla hem Ege Bölgesi’ndeki kurumsal müşterilere yakınlık hem de ulusal ve uluslararası bağlantı altyapılarına erişim avantajı sunacaktır. Colocation hizmetleriyle müşteriler kendi veri merkezi yatırımlarını yapmak yerine, kritik IT altyapılarını yüksek güvenlik ve süreklilik standartlarında barındırabilecek, 7/24 uzaktan operasyonel ve teknik destekle sahada bulunmadan da temel kontroller, müdahaleler ve bağlantı işlemlerini gerçekleştirilebilecektir. Bugün yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırımla devreye alınan ilk faz, çok daha büyük bir vizyonun başlangıcıdır.” “Türkiye’nin bulut altyapısı ve veri egemenliğini güçlendiriyoruz” Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dijital geleceğine güç katacak stratejik bir yatırımı daha hayata geçirmekten gurur duyduklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Vodafone olarak bu yıl Türkiye’deki 20’nci yılımızı kutluyoruz. Geride bıraktığımız 20 yılda ‘daha iyi bir gelecek için teknoloji’ vizyonuyla hareket ederek ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna yaklaşık 600 milyar TL’lik reel yatırım kazandırdık. 25 milyondan fazla mobil müşterimize, milyonlarca KOBİ’mize ve binlerce büyük kurumumuza hizmet verirken Türkiye’nin potansiyeline olan inancımızı her zaman sürdürdük.1,5 yıl gibi kısa bir sürede tamamladığımız ve bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz İzmir Veri Merkezi de bu inancın ve Türkiye’nin geleceğine duyduğumuz güvenin somut bir göstergesi. Yeni veri merkezimizin yalnızca Vodafone’un altyapısını değil, Türkiye’nin bulut altyapısını ve veri egemenliğini de güçlendireceğine; işletmelerimizin artan veri işleme ve yapay zekâ ihtiyaçlarına yanıt vereceğine inanıyoruz.” 4 MW’lık kapasite 20 MW’a çıkarılacak İlk fazı 100 milyon dolarlık bir yatırımla tamamlanan İzmir Veri Merkezi, 7 bin 500 metrekarelik alan üzerinde 650’den fazla kabinet ile faaliyet gösterecek. Uluslararası Tier III standartlarına uygun yüksek güvenlikli altyapıya ve yapay zekâ iş yüklerini destekleyen ölçeklenebilir bir mimariye sahip olan merkez, başlangıçta 650’den fazla kabinet sayısı ile 4 MW kapasiteyle hizmet verecek. Damac Digital ile uzun vadeli ortaklık kapsamında bu yatırım tutarının yaklaşık 300 milyon dolara ve kapasitenin de 20 MW’a çıkarılması hedefleniyor. Sismik izolatör uygulamasıyla inşa edilen veri merkezi, deprem gibi doğal afetlere karşı daha yüksek koruma, uzun vadeli güvenlik ve hizmet sürekliliği sağlıyor. İşletmelerin verilerini güvenli biçimde saklayabilecekleri, yüksek hızla işleyebilecekleri ve yapay zekâ odaklı çözümlerini kesintisiz çalıştırabilecekleri yeni merkez; bulut bilişim, bağlantı, yönetilen hizmetler ve siber güvenlik alanlarında hizmet sunacak. Yeni nesil GPU teknolojilerini destekleyen altyapısı sayesinde geleneksel yapay zekâ uygulamalarının yanı sıra üretken yapay zekâ modellerinin da güvenli ve ölçeklenebilir biçimde çalıştırılmasına imkân sağlayacak. Vodafone’un Türkiye’deki altıncı veri merkezi Vodafone, İzmir Veri Merkezi ile Türkiye’de hizmet veren veri merkezi sayısını altıya çıkardı. Coğrafi açıdan çok stratejik bir konuma sahip olan İzmir’i, Türkiye ve Akdeniz’de bir veri merkezi hub’ı haline getirmeyi hedefleyen Vodafone Türkiye, farklı şehirlerdeki veri merkezleri üzerinden kurumsal müşterilerine bulut, bağlantı, yönetilen hizmetler ve siber güvenlik çözümleri de sunuyor. Vodafone altyapılarında her ay 100 petabaytın üzerinde veri işlenirkenmilyonlarca işlem, binlerce uygulama ve çok sayıda sinyal gerçek zamanlı olarak analiz ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Yerli Markası Daniel Klein Group, Hong Kong Saat Fuarı’na Damgasını Vurdu Haber

Türkiye’nin Yerli Markası Daniel Klein Group, Hong Kong Saat Fuarı’na Damgasını Vurdu

Her ülke ve coğrafi bölgeye göre üretim yapabilme gücüne sahip olan markanın, küresel alıcıların renk ve model tercihlerine uygun ürünleri daha ön görüşmede bile sipariş aldı. Daniel Klein Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Çevik, ağustos ayında 86 ülkeden distribütörlerini İstanbul’da ağırladıklarını belirterek, “Uluslararası arenada üretim yapmak titiz çalışmayı gerektirir. Biz de dünyaya açılmak için başlattığımız yeni dönemde, küresel alıcılara büyük önem veriyoruz. Bu nedenle katıldığımız Hong Kong Saat Fuarı daha başlamadan bile büyük teveccühle karşılaştık. Ön siparişler daha başlamadan geliyor” dedi. Siparişlerin fuar sonrası kesin talebe döndüğünü vurgulayan Çevik, Türkiye’ye döviz kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti. Hong Kong Fuarı’na yıllar önce genç bir girişimci iken giden Ercan Çevik, buradan elde ettiği bilgilerle yerli marka olan Daniel Klein’i kurduğunu söyleyen Çevik, “1993 yılından beri saat sektöründeyiz. 2005 yılında mikro ihracat ile yurtdışına çalışmalara başladık. Öncelikle 12 ülke ile çalışmaya başladık. Sonrasında bu fuara katılmaya karar verdiğimde, çevremde herkes, ‘Sen bir kum tanesisin aklını mı kaçırdın dediler’. Denemeden bilemeyiz diyerek risk aldım. Geleceği kazanmak adına 60 metrekare bir alanda yer kiralandık. Dünyaya açılmak için ilk adımı attık ve o fuarda yok sattık. Ve Deniel Klein markası o gün globalleşerek bugün 86 ülkeye ihracat yapar duruma geldi” dedi. HEDEF 100 ÜLKEYE ULAŞMAK Şirket, şu anda 6 marka ile fuarda yer alıyor. Çevik, “Çin’de kurduğu üretim fabrikamızla Türkiye dahil tüm dünyaya yılda 4 milyon adetten fazla saat satışı yapıyoruz. 2027 yılı hedefimiz yatırım ve ihracat atağı yaparak özellikle şirketimizin de ismi olan Daniel Klein markamızla en az 100 ülkeye ulaşmak. Yeni pazar ve destinasyon görüşmelerini fuarda yapıyoruz. İlgi büyük” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır, Siirt’te Yerin 669 Metre Altından 180 Milyon Dolarlık Katkı Sağlıyor Haber

Eti Bakır, Siirt’te Yerin 669 Metre Altından 180 Milyon Dolarlık Katkı Sağlıyor

Katma değerli sanayinin öncü şirketlerinden Eti Bakır, Madenköy’de faaliyet gösteren Siirt İşletmesi’nde yılda yaklaşık 1 milyon ton tüvenan cevher çıkarıyor. Bu cevher tesislerde 80 bin ton bakır konsantresi haline getirilerek, katot bakır üretimi için Eti Bakır Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisi’ne gönderiliyor. Siirt, yerli maden kaynaklarından ürettiği bakır konsantresiyle Türkiye’ye yıllık 180 milyon dolarlık katkı sağlıyor. ‘YÜKSEK TEKNOLOJİYLE ÜRETİM YAPIYORUZ’ Eti Bakır Siirt İşletmesi İşletme Müdürü Olcay Kotiloğlu, işletmenin hem üretim kapasitesi hem de bölgeye sağladığı ekonomik katkıyla önemli bir merkez olduğuna dikkat çekerek, “Siirt İşletmemiz, yer altı madenciliğindeki özel koşulları ve teknolojik altyapısıyla Eti Bakır bünyesinde önemli bir yere sahip. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 500 bin tonluk katot bakır ihtiyacı bulunuyor. Bu ihtiyacın bir kısmının yerli kaynaklardan Siirt’te üretilmesi, ülkemizin dışa bağımlılığının azaltılmasına ve ülke ekonomisine katkı sağlanmasına önemli bir katkı sağlıyor. Bu üretimi gerçekleştirirken teknolojiyi ve iş güvenliğini de en üst seviyede tutmaya çalışıyoruz. Kuyu derinliğimiz 669 metre, kule yüksekliğimiz ise 74,5 metre. Türkiye’de metalik madenlerde dik kule sistemiyle kurulan ilk kuyu sistemine sahibiz. Yer altındaki ekipmanlarımızın büyük bölümünü uzaktan kumandayla çalıştırıyoruz ve cevheri yer altından flotasyon tesisimize konveyör hatlarıyla el değmeden ulaştırıyoruz. Böylece hem güvenli hem de yüksek verimli bir üretim gerçekleştiriyoruz” dedi. 500 MİLYON DOLARLIK YATIRIM Siirt İşletmesi’nde sürdürülen yatırımlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kotiloğlu, şunları söyledi: “Siirt İşletmemiz, teknolojik altyapısı ve yer altı madenciliğindeki özel koşullarıyla Eti Bakır bünyesinde önemli bir yere sahip. İşletmemizi, Cengiz Holding çatısı altına girdiği 2017 yılından bu yana yaklaşık 500 milyon dolarlık yatırımla güçlendirdik. Yatırım planımızın yüzde 80’lik kısmını tamamladık; kalan yatırımları önümüzdeki yıl tamamlamayı öngörüyoruz. Yatırımlarımızın büyük bölümünü Ar-Ge çalışmaları oluşturuyor. Öte yandan sadece tesise yatırım yapmıyoruz, bölge ekonomisine de katkı sağlıyoruz. Siirt, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2025 yılına yönelik İş Gücü İstatistikleri’ne göre en düşük istihdam oranına sahip dördüncü il konumunda. Biz de yerel istihdamı desteklemek adına işletmemizde görev alan 848 çalışma arkadaşımızın büyük bir bölümünü Siirt’ten istihdam ettik. Yerel ekonominin kalkınması için de çalışmalar yapıyoruz. İhtiyaç duyduğumuz mal ve hizmetlerin büyük bölümünü yerel firmalardan temin ediyoruz. Bu yolla dolaylı istihdamı, yerel firmaları ve bölge ekonomisini güçlendiriyoruz.” 954 BİN AĞAÇ DİKİLDİ, HEDEF 1 MİLYON AĞAÇ Eti Bakır Siirt İşletmesi, üretim faaliyetlerinin yanı sıra çevresel rehabilitasyon çalışmalarını da sürdürüyor. Çorak bir arazide, herhangi bir ağaç kesilmeden faaliyete geçirilen işletmede bugüne kadar 954 bin ağaç dikildi. İşletmede 1 milyon fidan hedefine ulaşılması için çalışmalar devam ediyor. Sürdürülebilirlik yaklaşımı üretim sahasıyla sınırlı olmayan işletmede, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte özellikle kış aylarında olumsuz hava koşullarından etkilenen yaban hayvanlarının beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalar da gerçekleştiriliyor. Eti Bakır, Siirt İşletmesi’nde yerli kaynakların ekonomiye kazandırılmasını; yüksek teknoloji, iş güvenliği, yerel istihdam, bölgesel tedarik ve çevresel rehabilitasyon çalışmalarıyla birlikte ele alan bütüncül bir madencilik anlayışıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Disera’ya 10 Milyon ABD Doları Yatırım Haber

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Disera’ya 10 Milyon ABD Doları Yatırım

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan sağlanan kaynakla kurulan Türkiye Yeşil Fonu’nun 10 milyon ABD doları tutarındaki üçüncü yatırımını, Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan ve doğa pozitif üretime katkı sunan bu yatırımla Disera’nın yeşil dönüşüm ve büyüme stratejilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Türkiye Yeşil Fonu ile Türkiye’nin kalkınma planı doğrultusunda büyüme ve gelişme potansiyeli taşıyan alanlarda katma değer sağlayan firmalara orta-uzun vadeli yatırımlar yaparak sera gazı salımlarının azaltılması ile Türkiye ekonomisinin yeşil ve kapsayıcı dönüşümü amaçlanıyor. AB Yeşil Mutabakatı kapsamına giren sektörlerde faaliyet gösteren verimli üretim süreçlerine sahip firmaların çevre dostu üretimi desteklenirken eş zamanlı olarak Türkiye Yeşil Fonu ile sermaye piyasalarının iklim finansmanı odağında derinleşmesinde ve çeşitlenmesinde etkin rol üstlenilerek özel sermayenin harekete geçirilmesi hedefleniyor. 30 yılı aşkın tecrübesiyle tıbbi malzeme sektörünün önde gelen oyuncularından biri olan Disera, bu ortaklık kapsamında karbon ayak izini azaltmaya, yenilenebilir enerji kullanımını artırmaya, üretim verimliliğini geliştirmeye ve atık ile su yönetimini güçlendirmeye yönelik projeleri hayata geçirecek. Yatırım aynı zamanda, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Hedefi doğrultusunda sanayide yeşil dönüşümün kapsayıcı bir anlayışla hızlandırılmasına yönelik önemli bir adım niteliği taşıyor. Anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “75 yılı aşkın süredir ülkemizin ve sanayimizin çok yönlü kalkınması için pek çok ilke imza atmanın gururunu yaşadık. Bunlardan birini de kalkınma ve yatırım bankacılığı alanındaki uzmanlığımızı birleştirerek kurduğumuz Türkiye Yeşil Fonu oluşturuyor. Dünya Bankası ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizin önemli bir adımı olan Türkiye Yeşil Fonu kapsamında ortak çalışmalarımızı güçlendirirken, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik katkımızı da kararlılıkla artırıyoruz. Disera ile sağladığımız bu iş birliğinin, sanayimizin yeşil dönüşümüne ivme kazandırmanın yanı sıra tıbbi cihaz düzenlemeleri prensiplerine uygun çevre dostu ürünlerle toplum sağlığını da ileriye taşımaya yönelik bir adım olduğuna inanıyoruz. Bu kıymetli anlaşmanın Disera başta olmak üzere tüm paydaşlarımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. Türkiye Yeşil Fonu’nun Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye yaptığı yatırımın şirketin sürdürülebilirlik vizyonuyla güçlü bir uyum içinde olduğunu belirten Disera A.Ş. Genel Müdürü Kenan Deniz Büyükakman, “Bu yatırım, sürdürülebilir üretim ve büyüme hedeflerimize duyulan güvenin önemli bir göstergesidir. Türkiye Yeşil Fonu ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde çevresel etkimizi azaltırken üretim ve ihracat kapasitemizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel, Türkiye Yeşil Fonu’nun, karbonsuzlaşma ve kapsayıcı dönüşüm hedefleri doğrultusunda şirketlerin yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam ettiğini belirterek, Disera’ya gerçekleştirilen yatırımın Fon’un sağlık sektöründeki ilk yatırımı olma özelliğini taşıdığını aktardı. Yaklaşık 30 yıllık sektörel deneyimi, tıbbi cihaz alanındaki uzmanlığı ve teknoloji geliştirme kabiliyetiyle sağlık sektöründe önemli bir konuma sahip olan Disera’nın bugüne kadar yenilenebilir enerji ve ileri teknoloji alanlarında attığı adımların önemini vurgulayan Temel, bu adımların önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan yeşil dönüşüm yatırımları için sağlam bir temel oluşturduğuna dikkat çekti. Temel, “Bu yatırımla Disera’nın büyüme hedeflerine katkı sağlarken enerji ve kaynak verimliliğinin artırılmasını, çevresel etkinin azaltılmasını ve sürdürülebilirlik yaklaşımının şirketin gelecek dönem yatırımlarında daha da güçlendirilmesini hedefliyoruz. Disera yatırımının, sağlık sektöründe büyüme ve yeşil dönüşümün birlikte ilerlemesine yönelik önemli bir örnek teşkil edeceğine inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean-Christophe Carret ise “İklim eylemi ve sürdürülebilir büyüme için özel sektör sermayesinin harekete geçirilmesi, Türkiye’nin yeşil dönüşümünün hızlandırılması açısından kritik önem taşımaktadır. Türkiye Yeşil Fonu aracılığıyla Disera’ya yapılan yatırım, yenilikçi finansman mekanizmalarının şirketlerin çevresel ayak izlerini azaltmalarına yardımcı olurken aynı zamanda rekabet güçlerini artırabileceğini, istihdam yaratabileceğini ve kapsayıcı büyümeyi destekleyebileceğini göstermektedir. Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefine katkı sağlayan ve sağlık sektöründe daha sürdürülebilir üretim uygulamalarının yaygınlaşmasını destekleyen bu iş birliğini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırımın yeşil ve dayanıklı kalkınma alanında özel sektör tarafından yapılacak ilave yatırımları teşvik etmesini ümit ediyoruz.” dedi. Hâlihazırda Disera’nın yatırımcısı olan Azimut LCP I Özel Sermaye Fonu adına değerlendirmelerde bulunan Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar, şunları söyledi: “Portföy yönetim sektörünün en büyük bağımsız şirketi olan Azimut Portföy’de, alternatif yatırım fonlarını da stratejik önceliklerimiz arasına aldık. Yönetmekte olduğumuz 13 milyar ABD doları varlık büyüklüğü yanında, alternatif fonlarda da kısa sürede 1 milyar ABD doları büyüklüğe ulaşmayı hedefliyoruz. Türkiye’de özel sermaye alanındaki stratejik ortağımız Lycian Capital Partners ile kurduğumuz LCP I GSYF, 3 milyar TL’yi aşkın fon büyüklüğüne ulaşırken, Fon’un ilk yatırımı olan Disera’nın bugüne kadar sergilediği performans, Azimut Grubu’nun Türkiye reel sektörüne ve özel sermaye piyasasına duyduğu güveni daha da pekiştirdi. TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu’nu Disera’nın yeni yatırımcısı ve ortağımız olarak aramızda görmekten büyük memnuniyet duyuyor, bu ortaklığın Disera’nın büyüme yolculuğuna ivme kazandıracağına inanıyoruz.” Lycian Capital Partners Yönetici Ortağı Gökhan Arıkoç ise şunları ekledi: “Lycian Capital olarak önceliğimiz, portföy şirketlerimize uzun vadeli ve sürdürülebilir değer katmak. Yeşil dönüşümü de değer yaratma stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Disera’yı kendi alanında küresel bir oyuncu haline getirme hedefimizde, TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu gibi vizyonumuzu paylaşan güçlü bir kurumsal yatırımcıyı ortaklarımız arasına katmaktan memnuniyet duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Enerji, Elektrik Dağıtım Yatırımları için EBRD’den 207 Milyon Dolarlık Finansman Sağladı Haber

Enerjisa Enerji, Elektrik Dağıtım Yatırımları için EBRD’den 207 Milyon Dolarlık Finansman Sağladı

207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında ve 7 yıl vadeli olarak sağlanan kredi, Enerjisa Enerji’nin üç elektrik dağıtım bölgesi Başkent, AYEDAŞ ve Toroslar’da elektrik dağıtım şebekesinin geliştirilmesi ve modernizasyonuna yönelik yatırımlarda kullanılacak. Herkes için daha iyi bir gelecek vizyonuyla Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük etmeyi hedefleyen Enerjisa Enerji, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile 207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında yeni bir kredi anlaşmasına imza attı. Türkiye’de 14 ilde 22 milyonu aşkın kullanıcıya elektrik dağıtım hizmeti sunan şirket, yeni finansmanla dağıtım şebekelerini geleceğin ihtiyaçlarına hazırlıyor. EBRD, Türkiye’de Elektrik Dağıtım Sektöründe ilk Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu desteğini Enerjisa Enerji kredisinde aldı Enerjisa Enerji ile EBRD arasında uzun yıllara dayanan iş birliği daha da ileri bir boyuta taşındı. Yeni finansman, Avrupa Birliği’nin Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu Plus (EFSD+) Hi Bar Garanti Programı’ndan yararlanacak. EFSD+ kapsamında sağlanan garanti, Türkiye’de elektrik dağıtım sektöründe EBRD aracılığıyla gerçekleştirilen bir krediye verilen ilk EFSD+ desteği olacak. ÖZSÜREKCİ: “GELECEĞİN ENERJİ SİSTEMİNİN TEMELİNDE GÜÇLÜ BİR DAĞITIM ALTYAPISI VAR” Enerjisa Enerji CEO’su Oğuzhan Özsürekci, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Geleceğin enerji sisteminin temelinde güçlü bir dağıtım altyapısı var. Elektrifikasyonun hızlanması, yenilenebilir enerji kaynaklarının artan payı ve değişen tüketim alışkanlıklarıyla birlikte Şebekeler artık yalnızca enerjiyi taşıyan bir altyapı olmanın ötesine geçerek, enerji dönüşümünün kilit itici güçlerinden biri haline geliyor. Türkiye’nin lider elektrik dağıtım şirketi olarak ‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonumuz doğrultusunda şebekelerimizi geleceğin ihtiyaçlarına hazırlıyor; daha güçlü, verimli ve dayanıklı bir enerji altyapısı için yatırımlarımızı sürdürüyoruz. EBRD ile gerçekleştirdiğimiz yeni finansman anlaşmasını bu uzun vadeli yatırım yaklaşımımızın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Uluslararası finans kuruluşlarının Enerjisa Enerji’ye ve yatırım programımıza duyduğu güven, Türkiye’nin enerji altyapısına yönelik yatırımlarımızı daha güçlü bir şekilde sürdürmemize imkân sağlıyor. EBRD ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizi büyütürken, ülkemizin enerji dönüşümüne katkı sağlayacak ve kullanıcılarımız için değer yaratacak yatırımları hayata geçirmeye devam edeceğiz.” ULBRİCH: “GÜÇLÜ KREDİBİLİTEMİZ UZUN VADELİ FİNANSMANA ERİŞİMİMİZİ DESTEKLİYOR” Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şöyle konuştu: “207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında ve 7 yıl vadeli bu finansman, uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş finansman stratejimizi yansıtıyor. Etkin borç yönetimimiz sayesinde kaldıraç seviyemizi sağlam ve sürdürülebilir bir düzeyde tutarken, güçlü bilanço yapımızı ve finansal esnekliğimizi korumaya devam ediyoruz. Şeffaf, öngörülebilir ve disiplinli finansal yönetim anlayışımız sayesinde uluslararası finans kuruluşları nezdindeki güçlü kredibilitemizi pekiştiriyor, bu ölçekte uzun vadeli finansman kaynaklarına rekabetçi fiyat seviyelerinde erişimimizi sürdürüyoruz. EBRD ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizi daha da ileri taşımaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu finansmanın Avrupa Birliği’nin Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu Plus (EFSD+) garantisiyle desteklenmesi bizim için ayrıca kıymetli. EBRD ve Avrupa Birliği gibi güçlü uluslararası paydaşların destekleriyle, finansal istikrarımızı korurken Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayan uzun vadeli yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.” EBRD Avrasya Enerji Direktörü Şule Kılıç ise imza töreninde görüşlerini ileterek; “Türkiye enerji dönüşümünü sürdürürken, elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi giderek daha büyük önem kazanıyor. Enerjisa Enerji ile uzun yıllara dayanan ortaklığımız kapsamında, şebeke kapasitesini modernize edecek ve genişletecek, milyonlarca tüketici için hizmet kalitesini artıracak ve enerji dönüşümünün faydalarının ülke genelinde yaygın şekilde hissedilmesine katkıda bulunacak yatırımları destekliyoruz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Alüminyum, Alüminyum Lityum Üretimine Başlıyor Haber

Eti Alüminyum, Alüminyum Lityum Üretimine Başlıyor

Dünyada sadece ABD, Rusya, Çin ve Fransa’da üretilen alüminyum lityumda yerli üretim kabiliyeti kazanan Eti Alüminyum, 30 milyon dolarlık yatırımla yeni hat kuracak. Türkiye’nin tek birincil alüminyum üreticisi olan Eti Alüminyum, yerli sanayiyi desteklemeye devam ediyor. Başta savunma sanayi olmak üzere birçok sektör için yüksek nitelikli ürün üretecek olan haddehane yatırımını sürdüren şirket, şimdi de uzay ve havacılık sanayisi için stratejik ürün olan alüminyum lityum üretiminde yatırım kararı aldı. Dünyada sadece ABD, Rusya, Çin ve Fransa olmak üzere 4 ülkede üretilebilen alüminyum lityumu Türkiye’de üretecek olan Eti Alüminyum, 30 milyon dolarlık yatırımla yeni bir döküm hattı kuruyor. Üretim, 2028’de başlayacak. Yerli sanayinin ihtiyaç duyduğu stratejik ürünleri üreterek, ülkenin üretim gücünün daha da ileriye taşınmasına destek olduklarını kaydeden Eti Alüminyum Genel Müdür Yardımcısı Yaşar Bayraktar, “Günümüzde hızla gelişen teknoloji ve öne çıkan stratejik sektörler, alüminyumun kullanım alanlarını da genişletiyor. Özellikle savunma sanayi, havacılık, uzay gibi katma değeri yüksek sektörlerde alüminyum ve ileri alaşımlar artık kritik bir öneme sahip. Alüminyum lityum da düşük yoğunluğu ve yüksek performansı sayesinde özellikle havacılık ve uzay teknolojilerinde öne çıkan stratejik malzemelerden biri” diye konuştu. AĞIRLIĞI DÜŞÜK, MUKAVEMETİ YÜKSEK Alüminyum lityum alaşımın alüminyuma göre %15 daha hafif olduğunu ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti: “Bununla birlikte ürün, düşük yoğunluğa, yüksek sürünme ve korozyon direncine, yüksek sertliğe, mukavemete ve yüksek yorulma direncine sahip. Uçak gövdeleri, kanat kirişleri ve roket bileşenleri gibi kritik yapısal parçaların üretiminde kullanılıyor. Bu nedenlerle alüminyum lityum üretimimizi, Türkiye’nin uzay ve havacılık alanındaki hedeflerini kendi sanayi altyapısı ve yerli üretim kabiliyetiyle destekleyecek önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Entegre üretim yapımızı, yüksek teknoloji ve ileri malzeme üretimiyle bir üst seviyeye taşıyoruz. Alüminyum lityum şu anda sadece ABD, Rusya, Çin ve Fransa’da üretiliyor. Biz üretime başladığımızda Türkiye de bu ülkeler arasına katılacak.” HADDEHANE, ÜRETİM İÇİN GÜN SAYIYOR Haddehane yatırımında üretim için gün saydıklarını belirten Bayraktar, gelecek yılın ikinci çeyreğinde tesisin faaliyete geçeceğini söyledi. 400 milyon dolarlık yatırımla kurulan haddehaneyle ilgili bilgi veren Bayraktar, “Sıcak ve soğuk hadde ürünlerinin üretileceği haddehaneyle bu tesisi besleyecek yeni dökümhane, yassı alüminyum ürünlerinde 600 milyon dolarlık ithalatın önüne geçecek. Haddehanenin üretime başlaması ile birlikte Türkiye’nin savunma sanayisine daha yüksek katma değerli ürün sunulacak” dedi. Eti Alüminyum, bir yandan üretim faaliyetleri için yatırımlarını sürdürürken, üretimi için gerekli olan enerjiyi de yenilenebilir kaynaklardan elde ediyor. Şirket, Seydişehir’deki 189 MW güneş enerjisi kurulu gücüne ek olarak, Gaziantep’te 90 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi santralini devreye aldı. Sivas’ta planlanan 42 MW’lık yeni GES yatırımıyla birlikte, şirketin güneş enerjisinde toplam kurulu gücünün 321 MW seviyesine ulaşması hedefleniyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, Eti Alüminyum’un süren sanayi yatırımlarına paralel olarak, sanayide kullanılan elektriğin tamamının temiz enerji kaynaklarından karşılanması amacıyla yapılıyor. Oymapınar Hidroelektrik Santrali ile başlayan bu dönüşüm süreci, güneş enerjisi yatırımlarıyla genişletilerek düşük karbonlu üretim yaklaşımının kalıcı biçimde güçlendirilmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuveyt Türk Yatırım, Şubeleşme Atılımına İstanbul’dan Başladı Haber

Kuveyt Türk Yatırım, Şubeleşme Atılımına İstanbul’dan Başladı

Şirketin büyüme stratejisinde önemli bir kilometre taşı olarak konumlandırılan şubeleşme yatırımları kapsamında yıl sonuna kadar İstanbul, Gaziantep ve Ankara’da toplam 3 yeni şube açılması hedefleniyor. İstanbul’da başlayan şubeleşme atılımının devam edeceğini vurgulayan Kuveyt Türk Yatırım Genel Müdürü Dr. Selman Ortaköy şunları ifade etti: “Bugün, Türkiye finans sektörüne yenilikçi bir soluk getirme hedefiyle çıktığımız yolda çok önemli bir adım daha atıyor ve şubeleşme atılımımızı başlatıyoruz. İstanbul’da başlayan bu atılım, önümüzdeki kısa dönemde Gaziantep ve Ankara’da açılacak şubelerle devam edecek. Yıl sonuna kadar 3 şube ile müşterilerimize hizmet vermeyi ve 2027 yılında yeni yatırımlarla fiziki temas noktalarımızı artırmayı planlıyoruz. Şubelerimiz aracılığıyla, yatırımcılarımızın uzmanlarımızla yüz yüze iletişim kurabildiği, portföylerini kişisel hedefleri doğrultusunda birlikte değerlendirebildiği ve ihtiyaçlarına özel yatırım hizmetlerine doğrudan erişebildiği bir hizmet modeli sunmayı amaçlıyoruz. Bu doğrultuda müşterilerimize daha yakın olmayı, güvene dayalı sürdürülebilir ilişkiler kurarak yatırım deneyimlerini güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Katılım esaslı 360 derece finansal ekosistem oluşturmak hedefiyle 2 yıl önce kurulan Kuveyt Türk Yatırım bu süre içinde sektörün büyümesine ve derinleşmesine katkı sunan, arındırma raporu hizmeti, katılım esaslı hisse senedi finansmanı, katılım esaslı model portföy gibi yenilikleri de sektöre kazandırdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Furetank’tan İsveç Denizciliğine Güçlü Mesaj: Fure Vasa Denize İndi, Dört Yeni Gemi Siparişi Geldi Haber

Furetank’tan İsveç Denizciliğine Güçlü Mesaj: Fure Vasa Denize İndi, Dört Yeni Gemi Siparişi Geldi

İsveçli denizcilik şirketi Furetank, yeni tankeri Fure Vasa için Uddevalla’da isim verme töreni düzenledi. 300’den fazla davetlinin katıldığı törende şirket, dört yeni gemi siparişini de duyurdu. Böylece VINGA serisindeki gemi sayısı 26’ya yükselecek. İsveç denizcilik sektörünün önemli şirketlerinden Furetank, filosuna katılan yeni tankeri Fure Vasa’yı Uddevalla’da düzenlenen törenle tanıttı. 28 Ağustos Cuma günü gerçekleştirilen törene siyaset, iş dünyası ve denizcilik sektöründen 300’ü aşkın davetli katıldı. Fure Vasa’nın isim aldığı gün, aynı zamanda yeni yatırım kararlarının açıklandığı ve Furetank ile FKAB Marine Design arasındaki 40 yıllık iş birliğinin kutlandığı önemli bir buluşmaya dönüştü. İsveç bayrağı vurgusu Törende konuşan İsveç Devlet Sekreteri Johan Davidson, taşımacılığın artık yalnızca rekabet gücüyle ilgili olmadığını, dünyadaki siyasi gerilimler nedeniyle güvenlik, dayanıklılık ve hazırlık açısından da önem taşıdığını söyledi. Davidson, Furetank’ın İsveç bayrağı altında çalışacak yeni bir gemiyi daha filosuna katmasının hükümet açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Bu açıklama, İsveç’in ticari filosunu güçlendirme ve stratejik taşımacılık kapasitesini koruma hedefinin yeni yatırımlarda daha belirgin hale geldiğini gösterdi. Fure Vasa Avrupa’ya ulaştı Çin’in Yangzhou kentindeki China Merchants Jinling Tersanesi’nde inşa edilen Fure Vasa, kısa süre önce Avrupa’ya ulaştı. Yeni tanker, Furetank’ın çevreci ve verimli gemilerden oluşan VINGA serisinin 18’inci üyesi oldu. Furetank Üst Yöneticisi Lars Höglund, geminin Furetank, Algoma Central Corporation, FKAB Marine Design, tersane çalışanları ve proje ortakları arasındaki yakın iş birliğinin sonucu olduğunu söyledi. Höglund, Fure Vasa’nın daha sürdürülebilir ve verimli deniz taşımacılığına yönelik ortak hedeflerini temsil ettiğini belirterek geminin gelecek 20 yılda uygulanması beklenen çevre düzenlemelerini karşılayacak şekilde tasarlandığını ifade etti. Dört yeni gemi siparişi açıklandı Furetank, isim verme töreninde büyüme planının yeni adımlarını da duyurdu. Şirket, dört yeni VINGA sınıfı tanker siparişi verildiğini açıkladı. Bu siparişlerle birlikte serideki toplam gemi sayısı 26’ya çıkacak. Yeni gemilerden ikisi Furetank ile Kanadalı Algoma Central Corporation’ın ortak girişimi FureBear bünyesinde faaliyet gösterecek. Diğer gemiler ise Älvtank ve O.H. Meling şirketlerinin filolarına katılacak. Açıklanan siparişler, çevreci tanker filosuna yönelik talebin devam ettiğine ve İsveç merkezli denizcilik şirketlerinin yeni yatırımlara hazırlandığına işaret etti. 40 yıllık ortaklık büyüyerek devam ediyor Tören, Furetank ile gemi tasarım şirketi FKAB Marine Design arasındaki iş birliğinin 40’ıncı yılına da sahne oldu. Mattsson Group Yönetim Kurulu Başkanı Stefan Mattsson, 1980’li yıllarda başlayan ortaklığın her iki şirkete de önemli başarılar kazandırdığını söyledi. Mattsson, iş dünyasının yalnızca ekonomi ve rakamlardan ibaret olmadığını, uzun vadeli bağlılık, güven ve dostluğun da kalıcı başarıda önemli rol oynadığını vurguladı. VINGA serisinin pazarda güçlü karşılık bulduğunu belirten Mattsson, gemi sayısının 26’ya ulaşmasını büyük bir başarı olarak değerlendirdi. Fure Vasa’ya ismini, Mattsson Group Yönetim Kurulu Üyesi Anna Mattsson Lundgren verdi. İlk destek 1988 yılında geldi Lars Höglund, Furetank’ın bugünkü büyüklüğüne ulaşmasında FKAB’nin geçmişte verdiği desteğin önemli bir payı bulunduğunu anlattı. FKAB’nin kurucusu Gustaf Mattsson’un 1988 yılında Furetank’a güvenerek şirketin ilk çift cidarlı gemisinin finansmanına katkı sağladığını hatırlatan Höglund, bu yatırımın söz konusu güvenlik standardı henüz zorunlu hale gelmeden yıllar önce yapıldığına dikkat çekti. Höglund, Anna Mattsson’un Fure Vasa’nın isim annesi olmasının bu nedenle ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. İsveç denizciliğinde gelecek umudu Törene katılan isimler arasında Stena Sphere Üst Yöneticisi Dan Sten Olsson da yer aldı. Furetank gibi İsveç’in önemli denizcilik merkezlerinden Donsö kökenli olan Olsson, yeni nesil gemilerin taşıdığı teknoloji nedeniyle törende bulunduğunu söyledi. Stena’nın aynı Çin tersanesine 19 gemi siparişi verdiğini hatırlatan Olsson, Furetank’ın VINGA serisinde 26 gemiye ulaşmasının dikkat çekici olduğunu belirtti. İsveç’te gemilerin ülke siciline kaydedilmesi için artık daha uygun şartların oluştuğunu dile getiren Olsson, sektörün geleceği konusunda iyimser olduklarını ve İsveç denizciliğinin gelişmesine birlikte katkı sunacaklarını söyledi. Fure Vasa’nın filoya katılması ve aynı gün dört yeni siparişin açıklanması, Furetank’ın büyüme planlarının yanı sıra İsveç tanker taşımacılığındaki hareketliliğin de güçlü bir göstergesi oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.