Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatırım

Kapsül Haber Ajansı - Yatırım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Savaşlar Ticaretin Yönünü Değiştirdi, Türkiye Öne Çıktı Haber

Savaşlar Ticaretin Yönünü Değiştirdi, Türkiye Öne Çıktı

Son dönemde küresel ticarette yaşanan yön değişimi, şirketleri üretim ve dağıtım süreçlerini yeniden konumlandırmaya yöneltti. Alternatif rota ve merkez arayışının hız kazanmasıyla birlikte, ticari hareketin daha erişilebilir ve güvenli bölgelerde yoğunlaştığı görülüyor. Bu dönüşüm, ticari gayrimenkulde de dengeleri doğrudan etkilerken, yatırımcı tercihlerinde daha seçici ve temkinli bir yapı öne çıkıyor. Artık yalnızca proje geliştirmek yeterli olmazken, ticari hareketi destekleyen, ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir yapı sunan projeler daha hızlı karşılık buluyor. Bu değişimin sahadaki yansımaları ise İstanbul’da daha net görülmeye başladı. Özellikle son dönemde hayata geçen projelerde gözlenen hareketlilik, ticari gayrimenkulde talebin tamamen ortadan kalkmadığını, ancak yön değiştirdiğini ortaya koyuyor. Bilgiçler Yapı’nın Bayrampaşa’da hayata geçirdiği AKTİM Çarşı & Ofis’te markaların yerlerini almaya başlamasıyla birlikte artan ticari hareketlilik, bu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Yeni ticaret rotasında Türkiye öne çıkıyor Küresel ölçekte yaşanan tedarik zinciri kırılmaları ve rota değişimleri, Türkiye’nin bölgesel konumunu daha da öne çıkarıyor. Avrupa ile Asya arasında stratejik bir geçiş noktası olan Türkiye, üretim ve dağıtım süreçlerinde alternatif merkez arayan şirketler için önemli bir seçenek haline geliyor. Özellikle İstanbul gibi ticari hareketin yoğun olduğu şehirlerde lojistik, depolama ve dağıtım alanlarına yönelik ilginin arttığı görülüyor. Bu tabloyu değerlendiren Bilgiçler Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Ali Emre Bilgiç, küresel gelişmelerin ticari gayrimenkul üzerindeki etkisine dikkat çekiyor: “Küresel ölçekte yaşanan gelişmeler, ticaretin yönünü doğrudan etkiledi. Türkiye bu noktada önemli bir avantaj yakaladı. Özellikle lojistik ve depolama alanlarına olan talep artarken, bu durum ticari gayrimenkulde yatırım kararlarını da değiştirdi. Biz de sahada bunu net şekilde gözlemliyoruz. Hayata geçirdiğimiz projelerde lojistik, depolama ve ticari dağıtım odaklı kullanım taleplerinde belirgin bir artış var. Bu da yatırımcının artık yalnızca metrekareye değil, o alanın işlevine ve yaratacağı ticari değere odaklandığını gösteriyor. Bugün yatırımcı sadece bir gayrimenkul satın almıyor; o gayrimenkulün bulunduğu lokasyonu, erişimini ve ticari potansiyelini birlikte değerlendiriyor. Bu nedenle ticari hareketin içinde yer alan projeler daha hızlı karşılık buluyor.” Yatırımcı daha seçici, rekabet zorlaşıyor Bilgiçler Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Ali Emre Bilgiç’e göre, ticari gayrimenkulde yaşanan bu dönüşüm önümüzdeki dönemde daha da belirgin hale gelecek. Küresel gelişmelerle birlikte ticaretin yön değiştiği bu süreçte, yatırımcıların da daha seçici ve temkinli hareket ettiği görülüyor. Bu süreçte lokasyon, erişim ve ticari potansiyel gibi unsurları doğru kurgulayan projeler öne çıkarken, bu kriterleri yeterince karşılamayan projelerde rekabetin daha da zorlaşması bekleniyor. Bu tablo, ticari gayrimenkulde tek tip bir piyasa yapısından söz etmenin zorlaştığını ve proje bazlı ayrışmanın kalıcı hale geldiğini gösteriyor. Ticaret başladı, yatırım hızlandı Yaklaşık 95 bin metrekarelik alanda hayata geçirilen AKTİM Çarşı & Ofis, toplam 338 bağımsız bölümden oluşan bütüncül bir ticaret merkezi olarak kurgulandı. Cadde mağazaları, ofis alanları ve lojistik kullanım imkanı sunan yapısıyla proje, yalnızca bir gayrimenkul değil, ticaretin doğrudan içinde konumlanan bir yapı sunuyor. Dükkanların tır ve yük araçlarının yanaşabileceği şekilde tasarlanması, yükleme ve boşaltma süreçlerinin kesintisiz ilerlemesine imkan tanırken, ayrı girişler ve lojistik akışı destekleyen altyapı sayesinde ticaretin günün her saatinde sürdürülebilmesi mümkün hale geliyor. 202 metrekareden başlayıp 443 metrekareye kadar uzanan dükkanlar ile 150 ila 500 metrekare arasındaki ofis seçenekleri, farklı ölçeklerde yatırım yapmak isteyenler için esnek bir yapı sunarken; projede satışların kısa sürede yüzde 60 seviyesine ulaşması ve markaların yerlerini almaya başlamasıyla birlikte ticari hareketlilik sahada net şekilde hissediliyor. Kiralama süreçlerinin de eş zamanlı ilerlemesi, yatırımın yalnızca planlama aşamasında değil, doğrudan operasyonel düzeyde karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yurtdışı Yatırımlarda Yeni Dönem! Haber

Yurtdışı Yatırımlarda Yeni Dönem!

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi de yatırımcıların önceki dönemlerde daha çok pazar büyüklüğü, işgücü maliyeti ve regülasyona bakarken; bugün yaptırım riski, ticaret korumacılığı, ödeme-transfer kısıtları, enerji arz güvenliği, lojistik koridorlar ve siyasi istikrarın da aynı masada değerlendirildiğine dikkat çekti. Kırılganlığın artık sadece savaş bölgeleriyle sınırlı olmadığını belirten Murat Çiftçi, “Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kızıldeniz-Hürmüz hattı, bazı Afrika ülkeleri ve ABD-Çin eksenindeki tedarik zincirlerine bağlı Asya coğrafyası yatırımcılar açısından daha hassas görülüyor. Dünya Ekonomik Forumu da 2025-2026 risk raporlarında özellikle Ukrayna, Orta Doğu ve Sudan gibi bölgelerde jeopolitik kırılganlığın yüksek seyrettiğine dikkat çekiyor” ifadelerini kullandı. Dolaylı etkiler de teminat tasarımının merkezine taşınıyor Klasik poliçelerin artık tek başına yeterli görülmediğine dikkat çeken Murat Çiftçi, “Piyasada artık siyasi risk, politik şiddet, savaş riski, tedarik zinciri kırılması, iş kesintisi (Contingent business interruption), ticaretin aksaması ve kesintiye uğraması (trade disruption) ve kredi riskine yakın çalışan hibrit yapılar daha fazla öne çıkıyor. Özellikle çok uluslu şirketlerde, bir ülkedeki politik olayın başka bir ülkedeki üretimi veya teslimatı etkilemesi daha görünür hale geldiği için, sigorta da bu zincirleme etkiyi karşılamaya dönük şekilde gelişiyor. Lloyd’s ve uluslararası broker raporları, jeopolitik çatışmaların yalnızca doğrudan fiziksel hasarı değil, tedarik ve operasyon sürekliliği üzerindeki dolaylı etkileri de teminat tasarımının merkezine taşıdığını gösteriyor” dedi. Siyasi risk sigortası kapsamındaki temel başlıklar Murat Çiftçi, siyasi risk sigortasının özellikle yabancı bir ülkede uzun vadeli sermaye bağlanan, kamu otoritesiyle ilişki içeren, lisans/izin bağımlılığı bulunan ya da gelir akışı devlet kararlarından etkilenebilen yatırımlarda kritik hale geldiğini belirterek “Enerji, altyapı, lojistik, finans, telekom ve büyük üretim yatırımları bu açıdan öne çıkıyor. Kapsam tarafında en temel başlıklar; kamulaştırma, sözleşme ihlali, savaş ve iç karışıklık, transfer kısıtı ve yerel paranın dövize çevrilememesi gibi riskler. Dünya Bankası Grubu’na bağlı Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) da siyasi risk sigortasını tam olarak bu eksende tanımlıyor ve başlıca teminatları transfer döviz transfer kısıtları ve yerel paranın dövize çevrilememesi, kamulaştırma, savaş ve iç karışıklık ile sözleşme ihlali riskleri olarak sıralıyor” diye konuştu. Reasürans, daha seçici, veri odaklı ve şartlı davranıyor Murat Çiftçi’nin verdiği bilgiye göre; reasürans tarafında tablo tamamen “iştah kaybı” şeklinde değil; daha seçici, daha veri odaklı ve daha şartlı bir iştah olarak görülüyor. Yani kapasite bazı alanlarda hâlâ güçlü, ancak fiyatlama, muafiyet, alt limit, özel kloz ve bölge bazlı istisna yönetimi çok daha hassas hale geldi. Murat Çiftçi şöyle devam etti: “Özellikle siyasi şiddet, savaş, kritik altyapı, deniz ticareti ve enerji nakil hatlarına bağlı risklerde underwriting daha ayrıntılı yapılıyor. Buna karşılık bazı specialty alanlarında ve iyi yapılandırılmış programlarda kapasitenin devam ettiğini de görüyoruz. 2025-2026 piyasa raporları, genel olarak sermayenin güçlü kaldığını ancak jeopolitik belirsizlik nedeniyle reasürörlerin risk seçimini daha disiplinli yürüttüğünü gösteriyor.” Yatırım kararında ülke gündemi tek başına belirleyici değil “Artık yatırım kararı verilirken sadece ülkenin bugünkü görünümüne değil, şoklara ne kadar dayanıklı olduğuna bakılıyor” diyen Murat Çiftçi, şunları söyledi: “Öncelikli parametreler arasında ülke riski, yaptırım olasılığı, yerel hukuk sistemi, sözleşme uygulanabilirliği, döviz transferi serbestisi, tedarik zinciri yoğunlaşması, enerji arz güvenliği, kritik altyapı dayanıklılığı, siber güvenlik, yerel ortak profili ve siyasi geçiş riskleri bulunuyor. Sektöre göre ağırlık değişiyor: enerjide kaynak ve iletim güvenliği, altyapıda kamu otoritesiyle sözleşme ilişkisi, teknolojide veri-egemenliği ve ihracat kısıtları daha belirleyici hale geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) da enerji güvenliğinin artık jeopolitik riskler, siber saldırılar, tedarik zinciri aksaklıkları ve aşırı hava olaylarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguluyor.” Uluslararası alanda en çok tercih edilen stratejiler Murat Çiftçi, uluslararası sigorta piyasalarında jeopolitik risklere karşı en çok tercih edilen koruma stratejileri de şu şekilde sıraladı: “En çok tercih edilen strateji, tek bir poliçeye yüklenmek yerine katmanlı koruma yapısı kurmak. Bunun içinde siyasi risk sigortası, politik şiddet/terör, savaş riski, contingent business interruption, trade credit, marine war ve gerektiğinde sözleşme kırılması veya alıcı tarafın ödeme yapamama riskini kapsayan çözümler yer alabiliyor. Şirketler ayrıca programlarını bölge bazlı ayırıyor, kritik tedarikçilere bağlı etkilenme düzeyini haritalıyor ve poliçelerin hasar tetikleyicilerini senaryo bazlı test ediyor. Piyasadaki eğilim, korumayı “hasar sonrası ödeme” mantığından çıkarıp bilanço dayanıklılığı ve iş sürekliliği mantığına taşımak yönünde. Lloyd’s raporları da bu senaryo-temelli yaklaşımın giderek standartlaştığını gösteriyor.” Jeopolitik riskte sigorta tek çözüm olmayacaktır Şirketlerin, jeopolitik riskleri yönetmek için sigorta dışında kullandıkları önleyici mekanizmalar ile ilgili bilgi veren Murat Çiftçi, “Burada en etkili yaklaşım, sigortayı tek çözüm olarak görmemek. Şirketlerin, ticaret belirsizliği ve jeopolitik kırılganlıklara karşı sigorta çözümleri ile eş zamanlı olarak tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi, yedekleme plan oluşturması ve operasyonel esneklikleri artırması da gerekiyor. Şirketler öncelikle hukuki yapıyı güçlendirmeli, yatırım aracını doğru ülkede ve doğru sözleşme mimarisiyle kurmalı, uluslararası tahkim güvencelerini değerlendirmeli, yerel ortak seçiminde titiz davranmalı. Tek ülke, tek tedarikçi, tek rota bağımlılığı azaltılmalı. Paydaş haritalaması, kriz senaryosu çalışmaları, alternatif tedarik rotaları, yerel regülasyon takibi ve güçlü uyum mekanizmaları yapılmalı” dedi. 2026 ve sonrası için öngörülen jeopolitik trendler Murat Çiftçi, 2026 ve sonrası için öngörülen jeopolitik trendlerin, sigorta sektörüne etkilerine yönelik, “2026 ve sonrasında sigorta ürünleri daha modüler, daha parametrik ve daha senaryo odaklı hale gelecek. Çünkü önümüzdeki dönemde enerji koridorları üzerindeki baskı, ticaret bloklaşması, kritik mineraller ve teknoloji tedariki üzerindeki rekabet, siber tehditler ve iklim-jeopolitik etkileşimi birlikte çalışacak gibi görünüyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 raporu da jeopolitik şoklar, teknoloji kırılmaları ve iklim istikrarsızlığının birlikte hareket ettiği daha kompleks bir risk evrenine işaret ediyor. Sigorta sektörü de daha esnek, veriyle desteklenen ve sektör-ülke bazında özelleştirilmiş çözümlere yöneliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Leasing, Uluslararası Finansman Ağını Yeni Kaynaklarla Derinleştiriyor Haber

Garanti BBVA Leasing, Uluslararası Finansman Ağını Yeni Kaynaklarla Derinleştiriyor

Garanti BBVA Leasing, uluslararası finansman kaynaklarına erişimini güçlendirmeye devam ediyor. Bank ABC ile yürütülen iş birliği çerçevesinde, Nisan 2025’te sağlanan 50 milyon Euro tutarındaki ilk kredi anlaşmasının ardından, 2026 yılında yaklaşık 65 milyon Euro tutarında yeni bir finansman anlaşmasına imza atıldı. Garanti BBVA Leasing Genel Müdürü Orhan Veli Çaycı yeni anlaşmayı şu sözlerle değerlendirdi: “Küresel finansman dinamiklerinin hızla değiştiği bir dönemde, uluslararası iş birliklerimizi güçlendirmeyi ve kaynak çeşitliliğimizi artırmayı stratejik öncelik olarak görüyoruz. Bank ABC ile imza attığımız bu yeni işlem, müşterilerimizin yatırım kararlarını destekleyen güçlü bir finansman altyapısı sunarken, reel sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlama kararlılığımızı da yansıtıyor.” Uzun vadeli kaynaklar reel sektör açısından kritik Söz konusu işlem, Garanti BBVA Leasing’in küresel finansman ağını derinleştirme ve fonlama yapısını çeşitlendirme stratejisinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Artan küresel belirsizlikler ve finansmana erişimde seçiciliğin öne çıktığı mevcut ortamda, uluslararası iş birlikleriyle sağlanan uzun vadeli kaynaklar reel sektör açısından kritik önem taşıyor. Bu çerçevede sağlanan finansman başta KOBİ’ler olmak üzere işletmelerin yatırımlarını desteklemeyi, leasing çözümleri aracılığıyla üretim kapasitesini artırmayı ve ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilir şekilde büyümesine katkı sağlamayı hedefliyor. Güçlü uluslararası iş birlikleri ve çeşitlendirilmiş kaynak yapısı sayesinde Garanti BBVA Leasing, müşterilerine uzun vadeli ve katma değerli çözümler sunmayı sürdürürken, reel sektörün finansmana erişimini kolaylaştıran öncü rolünü de pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Odeabank “Yatırım Odaklı Podcast”in 4. Sezonu Başlıyor Haber

Odeabank “Yatırım Odaklı Podcast”in 4. Sezonu Başlıyor

Odeabank’ın birikimlerini yatırıma dönüştürmek isteyenler için hazırladığı “Yatırım Odaklı Podcast” programı, 4. sezonuyla dinleyicilerle buluşuyor. Yatırım dünyasına ilgi duyan geniş bir kitleye hitap eden podcast, güncel ve merak edilen konuları alanında uzman isimlerle ele alırken, Ekonomi Gazetecisi Zeliha Saraç moderatörlüğünde hazırlanan yeni sezon, 28 Nisan’da başlıyor. Yatırım odaklı içerik üretimini uzun vadeli bir yaklaşım olarak ele alan Odeabank, bu seriyle finansal okuryazarlığın gelişimine katkı sağlamayı ve dinleyicilerin yatırım kararlarını daha bilinçli şekilde şekillendirmelerine destek olmayı hedefliyor. Yeni sezonda da ekonomi ve finans dünyasının önde gelen isimleri, yatırımcıların gündemindeki başlıkları farklı bakış açılarıyla ele alıyor. Dördüncü sezonun içeriği; enflasyonla değişen yatırım alışkanlıklarından altın ve döviz gibi varlıkların portföydeki yerine, fonlar ve çeşitlendirme yaklaşımlarından maaştan yatırıma uzanan planlamalara kadar geniş bir çerçevede değerlendiriliyor. Finansın teknolojiyle kesişimi, yapay zekâ destekli yatırım yaklaşımları ve dolandırıcılık gibi güncel konular da yeni sezonun öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Dinleyici içgörüleriyle şekillenen interaktif yapısıyla podcast, yatırım dünyasına dair merak edilen konuları yatırımcı davranışları üzerinden örneklendirerek dinleyicilere aktarıyor. Türkiye’nin en çok takip edilen ekonomi podcastleri arasında yer alan “Yatırım Odaklı Podcast”, her hafta Salı günü yeni bölümleriyle tüm podcast platformlarının yanı sıra Odea Radyo ve Karnaval üzerinden dinlenebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Zincirlerin Yatırım Haritasında Türkiye Yerini Sağlamlaştırdı Haber

Küresel Zincirlerin Yatırım Haritasında Türkiye Yerini Sağlamlaştırdı

Türkiye, turizmde yaptığı ataklarla küresel seyahat pazarından aldığı payı artırırken; güçlü turizm dinamikleriyle uluslararası yatırımların da merkezi oluyor. Turizm sektöründe yedi ülkede, üç kıtada üst düzey görevler üstlenen Regulus Collective Kurucusu Deniz Dorbek Koçak, bu ivmenin sistemli bir sektörel iradenin sonucu olduğunu vurguladı. Dünyadaki çatışma ortamlarının neden olduğu tedirginlikler karşısında Türkiye'nin coğrafi ve yapısal konumu itibarıyla bölgede en dirençli pazarlardan biri olmayı sürdürdüğüne dikkat çeken Koçak, uluslararası seçkin yatırımcıların sürdürülebilir pazar arayışında Türkiye’nin merkezi konumunun altini çizdi. Türkiye’nin çok segmentli turizm mimarisinin bu açıdan önemini ele alan Koçak, “Uluslararası otel markalarının Türkiye’deki varlığını istikrarlı şekilde artırması, pazarın yapısal olgunluğa ulaştığının göstergesi. Bu konjonktürel bir popülerlik değil; tüm temel göstergeler ülkemizin yatırım için elverişli olduğuna işaret ediyor. ‘Kalıcı değer yaratarak büyüyor’ Türkiye pazarının global görünümünü değerlendiren Deniz Dorbek Koçak, şöyle devam etti: “Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) verilerine göre Türkiye, 2025 itibarıyla 64 milyonu aşan uluslararası ziyaretçi ve 65,2 milyar dolarlık tarihinin en yüksek turizm geliriyle dünyada dördüncü sıraya yerleşti. Gelir sıralamasında ise 2017'de 15. sırada yer alırken 7. sıraya çıktı. Türkiye burada kendini adeta yeniden var ediyor. Geçmişte sadece "güneş-deniz-kum" odağında algılanan bir yapıdan, bugün dört mevsime yayılan çok katmanlı ve segmentli bir turizm mimarisi kuruluyor. Bu dönüşüm tesadüfi değil; uzun vadeli ve sistemli bir sektörel iradenin sonucu. Önümüzdeki dönemde bu yapının kalıcı değer yaratan bir büyümeye evrildiğini göreceğiz. Bölgede yaşanan politik gerilimler elbette turizm psikolojisini etkiliyor ama turizm, tarihsel olarak en hızlı toparlanma kaydeden sektörlerin başında geliyor. Türkiye ise her kriz döneminde bu dayanıklılığını veri ile kanıtlamış bir pazar." ‘3 büyük temel unsur öne çıkıyor’ Koçak, uzun yıllardır deneyim sahibi olduğu ABD pazarındaki yatırımcıların Türkiye’ye artan ilgisine vurgu yaparak, “Dönüşümü sağlayan birkaç unsur var. Birincisi, kur arbitrajı. Dolar bazlı yatırımcı için maliyet yapısı, oluşan dalgalanmalara rağmen elverişli. İkincisi, coğrafi yeniden çerçeveleme. Amerikalı fon yöneticileri Türkiye'yi artık Doğu Avrupa ile değil, Körfez ve Güney Akdeniz ile yan yana değerlendirme eğiliminde. Üçüncüsü ve en az konuşulan; Türkiye'nin küresel anlatı içerisinde giderek daha belirgin hale gelmesi. Uluslararası yapımlar, gastronomik zenginlik ve büyük etkinliklerin ev sahibi olarak konumlanması” diye konuştu. ‘Butik segmentte derin arza sahip’ Turizm sektöründe büyük potansiyel barındıran ancak yeterince değerlendirilmemiş bir alanın da butik otelcilik olduğunu vurgulayan Koçak, şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye, butik otelcilik açısından dünyada sayılı destinasyonlardan biri ve bu henüz tam anlamıyla keşfedilmedi. Kapadokya, Ege’nin asırlık taş konakları, Güneydoğu'nun tarihi mimari dokusu; bunlar global zincirlerin franchise bayrakları ile değil, yerel sahiplik ve kimlikle anlam kazanan mekanlar. Sofistike gezginler ‘her yerde aynı’ deneyimi değil, ‘sadece burada’ yaşanabilecek deneyimi arıyor. Türkiye bu talebe karşılık verebilecek son derece derin bir arza sahip. Zincir oteller ve büyük markalar standardı belirler; ama duyguyu, kültürü ve özgünlüğü yaratamaz. O alanı dolduracak olanlar, yer ve kimlikle derin bir bağ kuran ve yerelden evrilen butik markalar olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Doğalgaz Şanlıurfa’da 340 Bin Aboneyi Aşmayı Hedefliyor Haber

Aksa Doğalgaz Şanlıurfa’da 340 Bin Aboneyi Aşmayı Hedefliyor

Aksa Şanlıurfa Doğalgaz Şirket Müdürü Muhammed Nezih Ural, geçtiğimiz yıl gerçekleştirdikleri genişleme çalışmalarından yeni dönem faaliyetlerine, tüketim değerlerinden Şanlıurfa’nın hava kalitesindeki iyileşmeye kadar bir dizi değerlendirmede bulundu. Ural, merkez ilçeler Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü’nün yanı sıra Akçakale, Birecik, Ceylanpınar, Halfeti, Harran, Hilvan, Viranşehir, Siverek ve Bozova ilçelerindeki abonelere genişleme faaliyetleri kapsamında doğal gaz ulaştırmaya devam ettiklerini belirtti. Dağıtım ağımız her geçen gün büyüyor Aksa Şanlıurfa Doğalgaz’ın 2026 yılı faaliyetlerine yönelik bilgiler veren Ural, “2026’da hız kesmeden devam edeceğimiz yatırım faaliyetlerimizle şehrimizin enerji altyapısını daha da güçlendireceğiz. Yıl sonuna kadar yaklaşık 29 bin konutu daha doğal gazla buluşturmayı ve Suruç ilçemizi doğal gaz konforuna kavuşturmayı hedefliyoruz. Böylelikle ilimizde doğal gazı ulaştırmadığımız ilçemiz kalmayacak ve abone sayımız yaklaşık 341 bine ulaşacak” dedi. 15 bin 199 deprem konutuna gaz arzı sağlandı 2025 yılında Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından Şanlıurfa’da yapımı tamamlanan 4 bin 108 deprem konutuna doğal gaz ulaştırdıklarının bilgisini paylaşan Ural, “Bu adımla birlikte 6 Şubat depremlerinden bu yana toplam 15 bin 199 deprem konutuna gaz arzını sağladık. 2025, oldukça verimli bir yıldı; şebeke uzunluğumuz bir önceki yıla göre yüzde 8 artarak 2 bin 143 kilometreye ulaştı. Abone sayımız da yüzde 11 artışla 312 bin oldu” dedi. Ural ayrıca, 2025 yılında Şanlıurfa’da hane başı ortalama tüketimin 890 metreküp, yıllık genel tüketimin ise 230,7 milyon metreküp olarak gerçekleştiğini dile getirdi. Siverek 30 bin doğa dostu aboneye ulaştı “Şanlıurfa doğal gazı sevdi” diyerek, yatırım planlarını ön talep başvuruları doğrultusunda gerçekleştirdiklerine dikkat çeken Ural, sözlerini şöyle sürdürdü: “2025’te Siverek’te 4 bin 100 hane doğal gaz konforuna kavuşurken, abone sayımız 30 bine ulaştı. Siverek’te yakaladığımız bu ivmeyi diğer ilçelerimize de taşımak amacıyla yatırımlarımızı, talep doğrultusunda planlıyor, vatandaşlarımızın konforlu ve ekonomik doğal gazla buluşması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Doğal gaz, solunum yolu hastalıkları riskini azaltıyor Şanlıurfa’nın hava kalitesinin hissedilebilir düzeyde iyileştiğini belirten Ural, doğal gazın yaşam konforunu artırmakla kalmayıp, daha temiz ve güvenle solunabilir bir hava sahası oluşmasına önemli ölçüde katkı sağladığını ifade etti. Ural, “Kömür ve odun kullanımına bağlı gelişen solunum yolu hastalıkları riski doğal gaz kullanımı arttıkça giderek azalıyor. 2025’te ilimizde kömür yerine doğal gazı tercih eden abonelerimiz sayesinde 672 ton karbon salımı azaltımı gerçekleşti” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Akvaryum ve Süs Balıkları Yetiştiriciliği: En Karlı Türler, Şehirler ve Yatırım Rehberi Haber

Türkiye'de Akvaryum ve Süs Balıkları Yetiştiriciliği: En Karlı Türler, Şehirler ve Yatırım Rehberi

Türkiye'de akvaryum ve süs balıkları yetiştiriciliği, son yıllarda düşük alan ihtiyacı ve yüksek kâr potansiyeli sayesinde girişimcilerin dikkatini çekiyor. Özellikle ihracat fırsatları, bu sektörü küçük sermaye ile başlanabilecek en cazip iş modellerinden biri haline getiriyor. Akvaryum ve Süs Balıkları Yetiştiriciliği Neden Karlı? Süs balıkları yetiştiriciliği, diğer hayvancılık türlerine göre daha az alan ve düşük başlangıç maliyeti gerektirir. Ayrıca ürünlerin birim satış fiyatı yüksek olduğu için kârlılık oranı oldukça yüksektir. Düşük alan ihtiyacı Hızlı üretim döngüsü İhracat potansiyeli Yüksek katma değer En Karlı Akvaryum ve Süs Balıkları Türleri 1. Lepistes (Guppy) Hızlı üreme özelliği sayesinde en karlı türlerden biridir. Başlangıç için idealdir. 2. Beta Balığı Tekli yaşamı sayesinde üretimi kolaydır. Görsel olarak çok rağbet görür. 3. Discus Yüksek fiyatlı premium türler arasında yer alır. Profesyonel üretim gerektirir. 4. Melek Balığı Türkiye’de en çok satılan süs balıkları arasındadır. 5. Japon Balığı Dayanıklı yapısı sayesinde yeni başlayanlar için uygundur. 6. Neon Tetra Renkli görünümü nedeniyle akvaryum severler arasında popülerdir. 7. Karides Türleri (Shrimp) Son yıllarda ciddi talep artışı göstermiştir ve yüksek kar marjı sunar. Türkiye’de Süs Balığı Üretimi Yapılabilecek İller Üretim için en önemli faktörler; su kalitesi, iklim ve lojistik avantajlardır. Öne Çıkan İller: İzmir: İhracat altyapısı güçlü Antalya: Ilıman iklim avantajı Muğla: Su kaynakları açısından zengin İstanbul: Büyük pazar avantajı Bursa: Lojistik ve üretim dengesi Sakarya: Su kalitesi yüksek Akvaryum Balığı Yetiştiriciliği Kurulum Maliyeti Yatırım maliyetleri ölçeğe göre değişir ancak ortalama başlangıç giderleri şu şekildedir: Gider Kalemi Ortalama Maliyet (TL) Akvaryum Sistemleri 30.000 – 100.000 Filtrasyon Sistemleri 10.000 – 50.000 Isıtma ve Aydınlatma 5.000 – 20.000 Damızlık Balıklar 10.000 – 40.000 Toplam 55.000 – 210.000 TL Aylık Giderler Elektrik: 2.000 – 10.000 TL Yem: 1.500 – 5.000 TL Su ve bakım: 1.000 – 3.000 TL Kar Marjı ve Gelir Potansiyeli Küçük ölçekli bir üretici bile aylık 20.000 – 100.000 TL arasında gelir elde edebilir. Özellikle ihracata yönelen işletmeler çok daha yüksek kazanç sağlayabilir. Başarılı Üretim İçin İpuçları Su kalitesini sürekli kontrol edin Doğru filtrasyon sistemi kurun Türlere göre ayrı akvaryum kullanın Hastalıkları erken tespit edin Devlet Destekleri ve Teşvikler Tarım ve Orman Bakanlığı, su ürünleri yetiştiriciliğine destekler sunmaktadır. Ayrıca KOSGEB üzerinden girişimcilik destekleri alınabilir. Daha fazla bilgi için Tarım ve Orman Bakanlığı sitesini ziyaret edebilirsiniz. Sıkça Sorulan Sorular Akvaryum balığı yetiştiriciliği karlı mı? Evet, düşük maliyet ve yüksek satış fiyatı nedeniyle oldukça karlıdır. En kolay üretilen balık hangisi? Lepistes ve Japon balığı en kolay türlerdir. Ne kadar sürede kazanç sağlanır? Ortalama 3-6 ay içinde ilk gelir elde edilebilir. Evde yapılabilir mi? Evet, küçük ölçekli üretim ev ortamında yapılabilir. İhracat yapılabilir mi? Evet, özellikle Avrupa ve Orta Doğu’ya ihracat mümkündür. Su kalitesi neden önemli? Balık sağlığı ve üreme başarısı doğrudan su kalitesine bağlıdır. Sonuç Türkiye'de akvaryum ve süs balıkları yetiştiriciliği, doğru planlama ile oldukça karlı bir yatırım fırsatıdır. Doğru tür seçimi, uygun şehir tercihi ve iyi bir sistem kurulumu ile kısa sürede yüksek gelir elde edilebilir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.