Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatırım Teşvikleri

Kapsül Haber Ajansı - Yatırım Teşvikleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırım Teşvikleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rüzgâr Enerjisinde Planlı, Öngörülebilir ve Uzun Vadeli Büyüme Yol Haritası Haber

Rüzgâr Enerjisinde Planlı, Öngörülebilir ve Uzun Vadeli Büyüme Yol Haritası

Toplantıda, rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve sanayi yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından taşıdığı stratejik rol öne çıktı. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, rüzgâr enerjisinin Türkiye’de ani sıçramalarla değil, net hedefler ve takvimlerle tanımlanmış, öngörülebilir bir planlama modeli doğrultusunda büyümesi gerektiğini ifade ederken; TÜREB Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı da sektörün üretim, yatırım ve sanayi boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden başkanlığında gerçekleştirilen basın toplantısında; TÜREB Başkan Yardımcıları Ebru Arıcı, Ufuk Yaman, Samet Güldoğan ve Erinç Kısa ile TÜREB Saymanı Çağrı Güven değerlendirmelerde bulundu. Yapılan değerlendirmelerde, sektörün kısa vadeli hedefler yerine öngörülebilir, programlı ve sürdürülebilir bir gelişim modeli doğrultusunda ilerlediği vurgulandı. RÜZGÂR VE GÜNEŞ ENERJİSİNDE BÜYÜMENİN STRATEJİK ÇERÇEVESİ Basın toplantısında yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının her geçen yıl artmaya devam ettiği ifade edildi. Hidroelektrik kaynaklarda teknik potansiyelin büyük ölçüde kullanıldığına dikkat çekilirken, önümüzdeki dönemde büyümenin ana taşıyıcılarının rüzgâr ve güneş enerjisi olacağı aktarıldı. Bu kapsamda, rüzgâr ve güneş yatırımlarının kısa vadeli kurulum hedeflerinden ziyade, uygulama ve sonuç odaklı bir yaklaşımla, çok yıllı bir planlama perspektifi doğrultusunda ele alındığı belirtildi. Yapılan değerlendirmelerde, özellikle 2026 ve sonrasının rüzgâr enerjisinde sahaya yansıyan yatırımların hız kazandığı bir dönem olarak konumlandığı; enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve sanayi altyapısının güçlendirilmesi hedefleriyle birlikte bütüncül şekilde ele alındığı vurgulandı. YEKA İHALELERİYLE OLUŞAN ÖNGÖRÜLEBİLİR YATIRIM TAKVİMİ Rüzgâr enerjisinde planlı büyümeyi destekleyen temel mekanizmalar arasında yer alan YEKA ihalelerine de toplantıda değinildi. Paylaşılan bilgilere göre, son üç yılda her yıl yaklaşık 1.100–1.200 MW büyüklüğünde YEKA ihaleleri gerçekleştirildi. Bu sürekliliğin, yatırımcılar açısından güçlü bir öngörülebilirlik sağladığı belirtilirken; söz konusu takvimin hem yerli hem de yabancı yatırımcıların uzun vadeli planlama yapabilmesine imkân tanıdığı ifade edildi. Düzenli şekilde sürdürülen YEKA ihalelerinin, sanayi tarafında kapasite yatırımlarının planlanmasına, finansman tarafında ise kredi ve kaynak yapılandırmasının daha sağlıklı biçimde yürütülmesine katkı sunduğu; bu yapının önümüzdeki dönemde uygulama odaklı yatırımların artmasına zemin hazırladığı aktarıldı. RÜZGÂR ENERJİSİNDE PLANLI VE ÖNGÖRÜLEBİLİR BÜYÜME TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler ve küresel tedarik zinciri kırılmaları, yenilenebilir enerjiyi yalnızca iklim hedefleri açısından değil, enerji arz güvenliği ve enerji bağımsızlığı açısından da stratejik bir başlık haline getirdi. Türkiye, rüzgâr ve güneşte potansiyeli yüksek, yatırım imkânı güçlü bir ülke konumunda. Yatırımcı açısından en kritik konu öngörülebilirlik; devletimizin her yıl düzenli şekilde kapasite tahsisleri ve YEKA ihalelerini sürdürmesi bu alandaki kararlılığı net biçimde gösteriyor. Depolamalı tarafta yaklaşık 33.000 MW’lık kapasite tahsisi yapılmış durumda; bunun 18.500 MW’ı depolamalı rüzgâr projelerinden oluşuyor. Bu projeler hızla geliştirme aşamasında ve ilk tesislerin bu yıldan itibaren peyderpey devreye girmesini bekliyoruz. 2025, izin süreçleri ve yatırımlar için bir hazırlık yılıydı; 2026’yı ise rüzgâr santrallerini devreye alma, ilk depolamalı tesisleri hayata geçirme ve sanayide somut sonuçlar görme yılı olarak öngörüyoruz. Bunun yanında YEKA projeleri zaten 2024-2025 devreye giriyordu peyderpey, ihaleyi kazanan şirketler tarafından hayata geçiriliyordu. Bu yıl onların da devam edeceğini göreceksiniz. Türkiye’de rüzgârda elektriksel kurulu güç 14.700 MW’a, mekanik kurulu güç ise 15.000 MW’ın üzerine çıktı; son bir yılda yaklaşık 2.000 MW’lık kurulum tamamlandı ve bu son 15 yılın en güçlü performanslarından biri. ‘Süper izin’ düzenlemeleriyle amaç mevzuatı ortadan kaldırmak değil, mükerrer adımları sadeleştirerek izin süreçlerini eşgüdümlü ve yönetilebilir hale getirmek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, enerji tesislerinde imar düzenlemesi yapma ve ruhsatlandırmaya dönük çok değerli bir yetki aldı. Bu da inşallah bu sene hayata geçecek. Bu da, eldeki büyük rüzgar portföyünü, yenilenebilir portföyünü, bundan sonraki yıllarda da her yıl daha da artacak şekilde, yıllık kullanımları daha da artacak şekilde, destekleyecek. Bu da yatırım ortamında önemli bir öngörülebilirlik ve hızlanma sağlayacak diye düşünüyoruz. 2026’nın ilk yarısında en az iki yeni kanat fabrikasının faaliyete geçmesini bekliyoruz. Sanayimiz de türbinleri, aksamları yerli yapmak üzere yatırımlara girişiyor. Şu an ülkemizde, 2, hatta 3 olacak, kanat fabrikasının hayata geçmesine dönük çalışmalar var. Bu yılın ilk ve ikinci çeyreğinde, bu fabrikaların en azından 2’sinin hayata geçtiğini beraberce duyuracağız. YEKA projelerinde %55’in üzerinde yerlilik oranına ulaştık; bu Türkiye’yi Avrupa’nın en güçlü rüzgâr sanayi ülkeleri arasına taşıyor. Globalde ticari çekişmeleri, ekonomik savaşları, Çin ile Amerika ve Avrupa Birliği arasında yaşanan çekişmeleri ve dünyada rüzgar imalatında Çin’in gücünü dikkate aldığınızda, Türkiye’nin Avrupa ve Batı dünyası için önemli bir türbin ve aksam tedarikçisi olması, hem bugün yadsınamaz bir gerçek hem de bundan sonra bunun kuvvetlenmesi çok daha mümkün.” Deniz üstü rüzgarda devam eden çalışmalara da değinen Erden, “Dünya Bankası’yla önemli işbirlikleri yapıyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız bu yılın sonuna doğru en kötü ihtimalle, umuyorum bir sonraki seneye kalmaz, ilk deniz üstü rüzgar santrali ihalesinin yarışmasını gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda Karadeniz’de, Marmara Denizi’nde, Ege Denizi’nde çeşitli teknik çalışmalar yapıldı. Bakanlığımız da uluslararası görüşmelere bu çerçevede devam ediyor” dedi. Erden, 2026 yılında 1.000–1.500 MW aralığında yeni rüzgar YEKA ihalelerinin yapılmasını beklediklerini ve önümüzdeki 4-6 yıl boyunca yıllık kurulumların 2.000 MW’ın altına düşmeyeceğini belirterek, söz konusu ivmenin 2030’a kadar korunacağını öngördüklerini, her 2.000 MW’lık yeni rüzgar türbini kurulumunun Türkiye’ye 2–2,5 milyar dolarlık yeni yatırım anlamına geldiğini kaydetti. RÜZGÂR ENERJİSİNDE İZİN SÜREÇLERİNDE SADELEŞME VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK ‘Süper İzin’ düzenlemesinin mevzuatı ortadan kaldırmadığını, mükerrer süreçleri sadeleştirerek izin mekanizmalarını eşgüdümlü, öngörülebilir ve yönetilebilir hale getirmeyi amaçladığını vurgulayan TÜREB Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, “Rüzgâr enerjisinde izin süreçlerini hızlandırmak amacıyla kamuoyunda ‘süper izin’ olarak anılan düzenleme, herhangi bir mevzuatı ortadan kaldırmıyor; mükerrer adımları sadeleştirerek süreçleri eşgüdümlü ve yönetilebilir hale getiriyor. Bugün Türkiye’de 292 işletmede rüzgâr santralimiz bulunuyor, buna ek olarak 408 proje hâlen izin süreçlerinde ilerliyor. Bu projeler Çevre, Enerji ve ilgili diğer kamu kurumları nezdinde çok sayıda aşamadan geçiyor; dolayısıyla yapılacak her sadeleştirici düzenleme hem kamu tarafındaki yükü azaltıyor hem de yatırımcı açısından öngörülebilirliği artırıyor. Halihazırda izinlerini tamamlamış yaklaşık 1.000 MW’lık santral portföyü bulunurken, kapasite artışları, ön lisans süreçleri ve yeni YEKA ihaleleriyle birlikte 25.000 MW’ı aşan bir proje stoğu da arkadan geliyor. ÇED süreçlerine ilişkin önemli düzenlemeler zaten daha önce hayata geçirilmişti; EPDK bu alanda ilk adım atan kurum oldu. Orman izinleriyle ilgili talimat yayımlandı, ikincil mevzuat hazırlıkları sürüyor. En kritik başlıklardan biri olan imar planı ve yapı ruhsatı yetkisinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na devredilmesine ilişkin düzenlemenin ise en geç mart ayı sonuna kadar devreye girmesini bekliyoruz. Bu adımlar, sahadaki yatırımların hızlanmasına doğrudan katkı sağlayacak.” ifadelerini kullandı. FİNANSMAN: “DESTEK GÜÇLÜ, SEÇİCİLİK VE ÖZ KAYNAK İHTİYACI ARTIYOR” Konuşmasında, rüzgâr yatırımlarının bugüne kadarki büyümesinde yerli ve yabancı bankaların kritik rol oynadığını belirten, TÜREB Sayman, Finansal Kurum Paydaşlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Çağrı Güven, “Rüzgâr yatırımlarının bugüne kadarki büyümesinde yerli ve yabancı finans kuruluşlarının desteği belirleyici oldu; 15.000 MW’lık kurulu güce ulaşılmasında bankaların proje finansmanı tecrübesi kritik rol oynadı ve pek çok projede %80’e varan kredi, %20 öz kaynak yapılarıyla finansman sağlandı. Ancak 2035 hedeflerine ilerlerken depolamalı projelerin daha yüksek yatırım bütçeleri gerektirmesi, gelir modellerine ilişkin belirsizlikler ve fiyat öngörülerinin zorlaşması finansman tarafında seçiciliği artırıyor. Bazı projelerde yatırımcıdan daha yüksek öz kaynak katkısı talep edilebiliyor. Bu noktada YEKA ve destek mekanizmaları öngörülebilirlik sağlıyor; hedeflere ulaşmak için finans kuruluşlarının güçlü ilgisinin sürmesi büyük önem taşıyor.” dedi. YEKA VE YERLİ AKSAM: “SANAYİNİN TAŞIYICI MEKANİZMALARI” Sanayi başlığında değerlendirmelerde bulunan TÜREB Sanayiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Samet Güldoğan, “YEKA ve yerli aksam destekleri, Türkiye rüzgâr sanayisinin büyümesinde iki temel mekanizma olarak öne çıkıyor. YEKA projelerinde kule, kanat ve jeneratör gibi ana aksamlar için getirilen yerlilik şartları, sanayiye talep sürekliliği sağlıyor ve yerli üretimi güçlendiriyor. Depolamalı projelerde yerli aksam kullanan yatırımcılar ek desteklerden faydalanıyor; mekanizmada yapılan güncellemeler olumlu olmakla birlikte kapsayıcılığın artırılması sanayinin ivmesini daha da yükseltecektir. Sanayi Bakanlığı’nın yatırım teşvikleri ile Ticaret Bakanlığı’nın koruyucu tedbirleri, yerli rüzgâr sanayisinin gelişimine önemli katkı sunuyor.” dedi. OFFSHORE RÜZGÂR: “HEDEF 5 GW, İLK PROJELER 2030’A KADAR” Deniz üstü rüzgâr başlığında konuşan TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, “Türkiye’nin 2035 perspektifinde 5 GW deniz üstü rüzgâr hedefi bulunuyor ve bu hedef doğrultusunda teknik çalışmalar sürüyor. Dünya Bankası finansmanıyla Marmara Denizi’nde yürütülen ölçüm kampanyasında ilk ölçümler 2025 Mart’ında başladı; 2026 ilkbaharında tamamlanmasıyla birlikte finansmana uygun fizibilite altyapısı güçlenecek. Ancak 5 GW hedef için Marmara’daki kapasite tek başına yeterli değil; bu nedenle yatırımcı belirsizliklerini azaltacak, ölçüm almadan da kapasite tahsisine imkân tanıyan inovatif modeller üzerinde çalışılıyor. Amaç, deniz üstü rüzgârda ilk projelerin planlandığı şekilde 2030’a kadar hayata geçirilmesi.” dedi.

HEPA Türkiye Desteğiyle, Macaristan–Türkiye İş Birlikleri Güçlenmeye Devam Ediyor Haber

HEPA Türkiye Desteğiyle, Macaristan–Türkiye İş Birlikleri Güçlenmeye Devam Ediyor

Denizli ve Rize’de düzenlenen “Macaristan ile Ticaret ve İş Birliği Seminerleri”, iş dünyasına Macaristan’ın yatırım ortamı ve ticaret fırsatlarına yönelik kapsamlı bilgiler sundu. Bölgesel ticaret odalarının ev sahipliği yaptığı etkinlikler, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesine önemli katkı sağladı. HEPA Türkiye’nin organizasyonuyla 21 Kasım’da Denizli’de ve 24 Kasım’da Rize’de düzenlenen “Macaristan ile Ticaret ve İş Birliği Seminerleri”, Türkiye ile Macaristan arasındaki ekonomik ilişkileri güçlendirmeye yönelik önemli bir adım oldu. Denizli Ticaret Odası ile Rize Ticaret ve Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde gerçekleşen bu organizasyonlarla, katılımcılara Macaristan’ın yatırım ortamı, ticaret fırsatları ve potansiyel iş birliği alanlarına dair detaylı bilgi aktarıldı. Denizli’de düzenlenen etkinlikte, Denizli Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Hasan Aracı, Denizli iş dünyasının üretim gücü ve ihracat potansiyeli hakkında bilgi verdi. HEPA Türkiye Genel Müdürü Yalçın Orhon ve HEPA Türkiye Ülke Müdürü Emre Cihad Sönmez beraberlerindeki heyet ile Macaristan’ın sektörel önceliklerini ve Türk şirketleri için sunduğu iş birliği fırsatlarını aktardı. Macaristan İstanbul Başkonsolosluğu Ticaret Ataşesi Miklos Bujaky ise Macaristan’ın yatırım teşvikleri ve Avrupa pazarına erişim avantajlarını paylaştı. Rize’deki seminer ise HEPA Türkiye’nin organizasyonuyla, Rize Ticaret ve Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. RTSO Başkanı Şaban Aziz Karamehmetoğlu, Meclis Başkanı Ahmet Arif Mete, Macaristan Ankara Büyükelçiliği Ticaret Ataşesi Máté Szabados ve HEPA Türkiye Ülke Müdürü Emre Cihad Sönmez’in katıldığı seminerde Sönmez, Macaristan’ın ekosistemi, sanayi altyapısı ve iki ülke firmalarına özel geliştirilmiş iş birliği modellerine ilişkin Macar pazarına giriş stratejileri ve somut ticari fırsatlar konusunda bilgiler aktardı. Ataşe Szabados ise iki ülkenin yatırım olanakları hakkındaki verileri paylaştığı bir sunum gerçekleştirdi. HEPA Türkiye’nin koordinasyonu ve ticaret odalarının ev sahipliğiyle gerçekleşen bu iki etkinlik, Türkiye-Macaristan ekonomik ilişkilerine bölgesel düzeyde bir dinamizm kazandırdı. Katılımcılar, Macaristan’ın ticaret ve yatırım imkanlarını doğrudan tanıma fırsatı buldu. Seminerler, iki ülke arasında ortak projelerin, yeni yatırımların ve artan dış ticaret hacminin önünü açan stratejik bir adım niteliği taşıyor.

EİB, Türk İş Dünyasını Almanya’nın Enerji ve Sanayi Dönüşümüne Taşıyor Haber

EİB, Türk İş Dünyasını Almanya’nın Enerji ve Sanayi Dönüşümüne Taşıyor

Etkinlikte Almanya’nın yatırım ekosistemi, şirket kuruluş süreçleri, teşvikler ve hukuki çerçeve konuları ele alındı. Açılış konuşmalarını Hamburg Ticaret Ataşesi Yıldız Onur, WTSH ve Hamburg Invest Türkiye Temsilcisi Ünal Eren, EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan yaptı. WTSH temsilcileri Nicole Wallman, Beate Zitzlaff ve Berna Kılınç ile EİB Şube Şefi Tuğçe Çevik Çeker de sunumlarıyla katkı sağladı. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın ve karbon düzenlemelerinin en fazla etkilediği sektörlerden biriyiz Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Almanya, yalnızca Türkiye’nin en önemli ticaret partnerlerinden biri değil, aynı zamanda Avrupa’nın üretim ve enerji dönüşüm merkezi konumundadır. Bu dönüşümün odak noktalarından biri ise kuşkusuz Schleswig-Holstein bölgesidir. Rüzgâr enerjisinde Avrupa liderleri arasında yer alan bu bölge; yeşil hidrojen üretimi, enerji depolama teknolojileri ve karbon nötr sanayi altyapısı alanlarında önemli yatırımlara ev sahipliği yapıyor. Etkinliğimiz, yalnızca Almanya’da şirket kurmak isteyen ihracatçılarımız için değil, aynı zamanda yenilenebilir enerjiye dayalı yeni sanayi yatırımları düşünen firmalarımız için de değerli bir rehber niteliğindeydi. Biz demir ve demirdışı metaller sektörü olarak, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın ve karbon düzenlemelerinin en fazla etkilediği sektörlerden biriyiz.” dedi. Projelerimiz Almanya’daki sanayi kümeleriyle ortaklık fırsatlarına dönüşecektir Başkan Ertan, “Schleswig-Holstein gibi yenilenebilir enerji altyapısını tamamlamış bölgelerle kurulacak iş birlikleri; hem Türk sanayicisinin karbon ayak izini azaltmasına, hem de Avrupa’daki yeşil tedarik zincirlerine entegre olmasına büyük katkı sağlayacaktır. Biz Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği olarak, bu dönüşümün öncüsü olmayı hedefliyoruz. Sektörümüzün üretim gücünü, sürdürülebilir enerjiyle buluşturmak için yürüttüğümüz projeler; önümüzdeki dönemde Almanya’daki sanayi kümeleriyle ortaklık fırsatlarına dönüşecektir. Biz bu etkinliği yalnızca bir bilgilendirme toplantısı olarak değil, aynı zamanda yeni ortaklıkların ilk adımı olarak da görüyoruz.” diye konuştu. İki taraf arasında stratejik önceliklerimizi dikkate alan bir iş birliği zemini kurmalıyız Yalçın Ertan, “Schleswig-Holstein’ın sunduğu yatırım ortamını daha iyi tanımak ve üyelerimizin bu süreçlerde önlerini açacak mekanizmaları doğru kurgulamak istiyoruz. Bu noktada hem Ticaret Ataşeliğimizden hem de WT.SH ekibinden beklentimiz çok açık: İki taraf arasında stratejik önceliklerimizi dikkate alan, hedefli, sektör bazlı bir iş birliği zemini kurmak. Firmalarımızın karşılaştığı yasal ve idari süreçleri kolaylaştıracak destek mekanizmalarını güçlendirmek. Özellikle yeşil dönüşüm, lojistik, yeşil enerji alanlarında ortak projeler geliştirmek. Bu çabaların hem Türkiye hem Almanya için tam anlamıyla bir “ortak kazanç” durumu yaratacağına inanıyoruz. Türk firmaları Avrupa pazarında üretim ve rekabet gücü kazanırken, Schleswig-Holstein da dinamik, çevik, uluslararası deneyime sahip güçlü ortaklarla büyüyecek.” dedi. Türk sanayicisi Avrupa’daki kalıcı üretim üslerinin temellerini oluşturacak Ertan, “Biz Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu sürecin aktif bir paydaşı ve kolaylaştırıcısı olmak isteriz. Artık rekabet sadece fiyatla değil, teknoloji, enerji ve çevresel sürdürülebilirlik üzerinden tanımlanıyor. Türk ihracatçısının Avrupa pazarında kalıcı olabilmesi için, üretim modellerini yeşil enerjiyle desteklemesi kaçınılmaz. Almanya’daki şirketleşme süreçleri, yatırım teşvikleri ve hukuki çerçeve hakkında bugün burada paylaşılacak bilgiler; ihracatçılarımızın sadece ürün değil, yatırım ve bilgi ihracatı yapmasının önünü açacaktır. Bu anlamda, Schleswig-Holstein Yatırım ve Kalkınma Ajansı ile başlattığımız bu temasın, gelecekte Türk sanayicisinin Avrupa’daki kalıcı üretim üslerinin temellerini oluşturacağına inanıyorum.” diye konuştu. Almanya ile iş birliğimiz, geleceğin yeşil ekonomisinde bizleri çok daha güçlü bir noktaya taşıyacaktır Başkan Ertan, “Bu kıymetli iş birliğinin hayata geçmesinde emeği geçen Schleswig-Holstein Yatırım ve Kalkınma Ajansı temsilcilerine, katılımlarıyla bizleri onurlandıran Hamburg Ticaret Ataşemiz Sayın Yıldız Onur’a ve bugünün gerçekleşmesine katkı sunan tüm paydaşlarımıza içten teşekkürlerimi sunuyorum. Öğleden sonra gerçekleştirilecek birebir görüşmelerin, hem ticari iş birliklerine hem de yenilenebilir enerji temelli sanayi yatırımlarına zemin hazırlamasını diliyorum. Egeli ihracatçılar olarak biz, üretimden yatırıma, yatırımdan sürdürülebilir büyümeye uzanan bir dönüşümün içindeyiz. Bu dönüşümde Almanya ile iş birliğimiz, geleceğin yeşil ekonomisinde bizleri çok daha güçlü bir noktaya taşıyacaktır.” dedi. Schleswig-Holstein gibi yenilikçi ve yatırım dostu bölgeler, Türk yatırımcıları için Avrupa pazarına açılan istikrarlı bir köprü konumunda Hamburg Ticaret Ataşesi Yıldız Onur, “Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkiler, güçlü bir karşılıklı güven ve tamamlayıcılık üzerine inşa edilmiştir. Almanya’daki Türk girişimciler, artık yalnızca ticarette değil, teknoloji, üretim ve yenilenebilir enerji gibi stratejik alanlarda da etkin bir rol oynamaya başlamıştır. Schleswig-Holstein gibi yenilikçi ve yatırım dostu bölgeler, Türk yatırımcıları için Avrupa pazarına açılan istikrarlı bir köprü konumunda. Bugün burada atılan her adım, iki ülke arasındaki iş birliğini sadece ticaret düzeyinde değil, sürdürülebilir kalkınma ekseninde de güçlendirecektir.” dedi. Türk yatırımcılar için önemli fırsatlar barındırıyor WTSH ve Hamburg Invest Türkiye Temsilcisi Ünal Eren, “Schleswig-Holstein eyaleti, Almanya’nın kuzeyinde stratejik konumu, güçlü liman altyapısı, nitelikli iş gücü ve yenilenebilir enerji alanındaki liderliğiyle Türk yatırımcılar için önemli fırsatlar barındırıyor. Bölgemizde şirket kurmak, sadece Almanya pazarına değil, tüm Avrupa iç pazarına erişim anlamına geliyor. Türk iş dünyasının dinamizmi ve üretim gücüyle Schleswig-Holstein’ın yatırım potansiyeli birleştiğinde, karşılıklı kazanç sağlayan uzun vadeli iş birliklerinin ortaya çıkacağına inanıyoruz.” diye konuştu. Etkinlikte, Almanya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler, yatırım fırsatları, şirket kuruluş süreçleri, hukuki çerçeve ve teşvik mekanizmaları kapsamlı şekilde ele alındı. Katılımcılara, Schleswig-Holstein bölgesinin yenilenebilir enerji, yeşil hidrojen, lojistik ve sanayi altyapısı bakımından sunduğu potansiyel hakkında ayrıntılı bilgiler verildi. Programda yapılan sunumlarda öne çıkan başlıklar şunlardı: Türk ihracatçı ve yatırımcılar için Almanya’daki güncel fırsatlar,Schleswig-Holstein’da şirket kurmanın avantajları,Almanya’da şirket kuruluş adımları,Türk yatırımcılar için hukuki çerçeve,Teşvikler ve destek mekanizmaları. Etkinliğin öğleden sonraki bölümünde ise, katılımcı firmalar ile Schleswig-Holstein ve noter temsilcileri arasında birebir görüşmeler gerçekleştirildi. Bu görüşmelerde yatırım süreci, ortaklık modelleri ve bölgesel desteklerden faydalanma yolları konusunda detaylı bilgi alışverişi yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.