Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatirimcı

Kapsül Haber Ajansı - Yatirimcı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatirimcı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Garanti BBVA’dan Yatırım Kararlarını Kolaylaştıran Yeni Hizmet: Fon Botu Haber

Garanti BBVA’dan Yatırım Kararlarını Kolaylaştıran Yeni Hizmet: Fon Botu

Yatırımcıyı uygunluk testi ile tanıyan ve belirlenen risk profiline göre model portföyler üzerinden uygun fon dağılımı sunan Fon Botu’na Garanti BBVA Mobil’de Başvurular ve Yatırımlar alanı üzerinden erişilebiliyor. Garanti BBVA Portföy tarafından, piyasa koşulları dikkate alınarak farklı risk profilleri ve vade tercihlerine göre oluşturulan model portföyler, Fon Botu aracılığıyla yatırımcılara sunuluyor. Fon Botu, yatırımcıları uygunluk testi sonuçlarına göre belirlenen yatırımcı profilleri ve tercih ettikleri vade süresine göre en uygun model portföylerle eşleştiriyor. Model portföylerde güncel piyasa koşullarının gerektirmesi halinde yapılan güncellemeler doğrultusunda ise yatırımcı portföylerinin yeniden dengelenmesini sağlayan yenilikçi bir dijital çözüm sunuyor. Temkinli, dengeli, dinamik ve atak olmak üzere dört farklı yatırımcı profiline göre oluşturulan yapı; farklı vade seçenekleriyle birlikte toplam 24 model portföy alternatifi sunuyor. Sunulan fon dağılımları, yürürlükteki yasal düzenlemeler ve kullanıcı tercihleri doğrultusunda şekilleniyor. Yatırımcılar mobil uygulama üzerinden fon dağılımlarını görüntüleyebiliyor ve aralarından seçim yapabiliyor. Model portföyler piyasa koşullarına bağlı olarak güncellenebiliyor ve bu doğrultuda portföy dağılımları yeniden dengelenebiliyor. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ceren Acer Kezik, “Bugün yatırımcılar, kendilerine anlatılan çözümlerden çok, kendilerini anlayan deneyimler arıyor. Radikal Müşteri Perspektifi yaklaşımımızla tüm süreçleri müşterinin gözünden ele alıyor; empatiyi karar alma biçimimizin merkezine yerleştiriyoruz. Fon Botu’nu geliştirirken, yatırım yapmaya yeni başlayan kullanıcılar için süreci daha anlaşılır ve güvenli hale getirmeyi; deneyimli ancak zamanı sınırlı yatırımcılar için ise süreci hızlandırmayı ve kolaylaştırmayı hedefledik. Risk tercihleri, vade beklentileri doğrultusunda, her seviyeden yatırımcının kendisine uygun fon dağılımına erişebileceği bir deneyim kurguladık. Hedefimiz, yatırımcıların Garanti BBVA ile temas ettikleri her noktada akıcı ve zahmetsiz bir deneyim yaşamaları. Güçlü dijital altyapımız ve kişiselleştirme yaklaşımımız sayesinde, yatırımcıların ihtiyaç duydukları çözümlere doğru zamanda ve kendilerine uygun biçimde erişebilmelerini önemsiyoruz. Değişken piyasa koşullarında yatırımcıların süreci daha rahat takip edebilecekleri ve kararlarını daha bilinçli verebilecekleri bir zemin sunmaya odaklanıyoruz.” dedi. Model portföylerde Garanti BBVA Portföy’ün uzmanlığıyla yönetilen fonlar yer alıyor. Sistem, model portföy dağılım oranlarının uygulanmasını ve güncellenen portföylerin yeniden dengelenmesini sağlıyor. Hesaba para eklenmesi durumunda, model portföy dağılım oranlarına uygun şekilde yeniden alım özelliği devreye girerken, yatırımcılar güncel portföy dağılımlarını ve portföylerinin performansını Fon Botu’nun “Portföyüm” sayfası üzerinden takip edebiliyor. Fon Botu, yatırım yapmaya yeni başlayanlardan deneyimli yatırımcılara kadar geniş bir kullanıcı kitlesi için yatırım sürecini daha anlaşılır, hızlı ve kolay hale getiren bir dijital çözüm sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Leasing, 100 Milyon ABD Dolarlık Murabaha Sendikasyonu ile Uluslararası Kaynak Erişimini Güçlendirdi Haber

Garanti BBVA Leasing, 100 Milyon ABD Dolarlık Murabaha Sendikasyonu ile Uluslararası Kaynak Erişimini Güçlendirdi

SMBC Bank International Plc koordinasyonunda sağlanan finansmanın, başta KOBİ finansmanı olmak üzere reel sektörü destekleyen büyüme odaklı leasing yatırımlarında kullanılması ve bu yolla ülke ekonomisinin kalkınmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Garanti Finansal Kiralama A.Ş. (Garanti BBVA Leasing), uluslararası piyasalarda 100 milyon ABD doları tutarında murabaha sendikasyon finansmanı kapsamında yeni bir anlaşmaya imza attı. SMBC Bank International Plc’nin düzenleyici (mandated lead arranger) olarak görev aldığı işlem, uluslararası yatırımcılardan yoğun ilgi görerek geniş ve çeşitlendirilmiş bir yatırımcı tabanına ulaşılmasını sağladı. Söz konusu işlem, Garanti BBVA Leasing’in fonlama yapısını çeşitlendirme ve uluslararası piyasalardaki etkinliğini artırma stratejisiyle uyumlu olarak kurgulandı. Aynı zamanda katılım finansmanı prensiplerine dayalı alternatif kaynaklara erişimi güçlendirerek, kurumun sürdürülebilir finansman alanındaki konumunu daha da pekiştirdi. Yatırımcıların kuruma ve ülkemize duyduğu güvenin göstergesi Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Leasing Genel Müdürü Orhan Veli Çaycı şunları söyledi: “Uluslararası piyasalardan sağladığımız bu işlem, yatırımcıların hem kurumumuza hem de ülkemize duyduğu güvenin güçlü bir göstergesi niteliğinde. Reel sektörün dönüşümünü, KOBİ’lerin gelişimini desteklemeye ve sosyal etki yaratan projelerin finansmanına katkı sağlamaya kararlılıkla devam edeceğiz.” Somut katkı sağlayacak projelere yönlendirilecek Sağlanan bu yeni finansmanın başta KOBİ finansmanı olmak üzere reel sektörü destekleyen büyüme odaklı leasing yatırımlarında kullanılması ve bu yolla ülke ekonomisinin kalkınmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Bu çerçevede finansman, istihdamın desteklenmesi ve çevresel etkilerin azaltılması yönünde somut katkı sağlayacak projelere yönlendirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâyla Büyüyen  Girişimci Kadınlar Siparişlerini %70 Artırdı Haber

Yapay Zekâyla Büyüyen Girişimci Kadınlar Siparişlerini %70 Artırdı

Eğitimlere katılan her üç kadından ikisi yapay zekayı iş süreçlerine dahil etmeye başladı. Programın yeni döneminde, seçilen 25 girişimci KAGİDER ile 6 aylık bir mentörlük yolculuğuna başlıyor. Türkiye'nin öncü e-ticaret platformu Hepsiburada ile Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle hayata geçirilen "Yol Arkadaşın Burada" programı, kısa sürede gösterdiği başarıyla özel sektör-sivil toplum dayanışmasının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Girişimci kadınları, e-ticarette başarılı olmak için gerekli olan yetkinliklerle donatmayı amaçlayan “Yol Arkadaşın Burada” programı kapsamında eğitim oturumları tamamlanırken, programın ara dönem sonuçları da kamuoyuyla paylaşıldı. TÜRKİYE DAHİL 5 ÜLKEDEN GİRİŞİMCİLER KATILDI 23 farklı alanda gerçekleştirilen ve toplam süresi 52 saati bulan eğitimlere 1.000’in üzerinde kişi katıldı. İstanbul’dan Ordu’ya, İzmir’den Şanlıurfa’ya, Kırşehir’den Diyarbakır’a toplam 30 şehirden girişimci kadın programa dahil olurken, eğitimlere ilgi Türkiye sınırlarını da aştı. Hollanda, ABD, Kanada ve İspanya'dan da girişimci kadınların dahil olduğu programda, 25-45 yaş arasında olanların payı yüzde 70’i buldu. Program, katılımcılarda yalnızca teknik beceri değil, iş yapma biçiminde de köklü bir değişim yarattı. Eğitimlerin ardından katılımcıların üçte ikisi yapay zekâ araçlarını iş süreçlerine entegre etmeye başlarken, yüzde 50’sinden fazlası da ürün görsellerini profesyonel çekim teknikleriyle yeniledi. Müşterileriyle daha güçlü bir bağ kurmak için video içeriği üretmeye başlayanların oranı ise yüzde 46’ya ulaştı. Bu değişimin kısa sürede iş sonuçlarına yansıdığı da görüldü. Katılımcıların eğitimlere başladıkları döneme kıyasla sipariş sayılarında yüzde 70’e yakın artış gerçekleşti. Katılımcıların yüzde 83’ü işlerini büyütme konusundaki özgüvenlerinin arttığını ifade ederken, programın genel memnuniyet oranı yüzde 90’nın üzerinde gerçekleşti. 25 BAŞARILI GİRİŞİMCİ, MENTÖRLERİYLE BİR ARAYA GELDİ Eğitim döneminin sonuçlanmasıyla birlikte programın yeni fazı da hayata geçirildi. Programa katılan girişimci kadınlar arasından seçilen 25 başarılı isim, KAGİDER’in mentör ağında yer alan deneyimli ve başarılı girişimci kadınlardan 6 ay süreyle mentörlük alacak. Programın yeni dönemi, Hepsiburada ve KAGİDER yönetiminin de katılımıyla düzenlenen özel bir etkinlikle başlatılırken, 25 girişimci kadın mentörleriyle ilk kez söz konusu etkinlikte bir araya geldi. Mentörlük sürecinin tamamlanmasının ardından, programın yeni fazı devreye alınacak. Bu kapsamda girişimciler, yatırımcı önüne çıkmaya yönelik özel bir eğitim programına dahil olacak. ÖZEL SEKTÖR-SİVİL TOPLUM DAYANIŞMASI PERSPEKTİFİNDE ÖRNEK İŞ BİRLİĞİ Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Hepsiburada Kurumsal İletişim, Sosyal Etki ve Sürdürülebilirlik Direktörü Canan Binal Yılmaz, "Bu programın asıl amacı girişimci kadınlara gerçek anlamda bir rekabet avantajı sağlayabilmek. Girişimcilerin ihtiyaçlarına, günümüz gerçeklerine uygun, gerçekçi, etkili destek mekanizmalarıyla yanıt vermek. Bugün bizi en çok mutlu eden, ortaya çıkan bu sonuçların ‘Yol Arkadaşın Burada’ programımızın var oluş amacıyla da son derece uyumlu olması. Yeni dönem modülümüz kapsamında, mentörleriyle ilk kez bir araya gelen 25 kadın girişimcimize başarılar diliyoruz. Hepsiburada-KAGİDER birlikteliği sadece bu iş birliği özelinde ortaya koyduğu çıktıların çok ötesinde bir etki gücüne sahip. Bu iş birliği Türkiye’de özel sektör-sivil toplum dayanışması perspektifinde de örnek bir ortaklık. Bu programın hayata geçmesinde emeği olan tüm KAGİDER ekiplerine çok teşekkür ediyoruz. Bu gibi örneklerin artması, Türkiye’de kadınların ekonomik hayata katılımına da çok büyük destek sunacaktır.” ifadelerini kullandı. Neşecan Çekici: “Kadın girişimcilerin sürdürülebilir büyümesini destekliyoruz” KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi ve proje lideri Neşecan Çekici, programa ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Kadın girişimciliğini güçlendirmek yalnızca bireysel başarı hikâyelerini artırmak değil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik dönüşümün de kapısını aralamaktır. ‘Yol Arkadaşın Burada’ programı bu anlamda çok kıymetli bir model sunuyor. Eğitim sürecinde edinilen bilgi ve yetkinliklerin mentörlükle desteklenmesi, girişimcilerin işlerini büyütme yolculuğunda somut ve kalıcı bir etki yaratıyor. KAGİDER olarak güçlü mentör ağımızla girişimci kadınların yanında olmaya devam ediyoruz. Bu program sayesinde kadınların dijitalleşme, pazarlama ve iş geliştirme alanlarında hızla ilerlediğini görmek bizler için son derece umut verici. Amacımız, daha fazla kadının kendi markasını büyüten, istihdam yaratan ve uluslararası pazarlarda söz sahibi olan güçlü girişimcilere dönüşmesini sağlamak.” Zeynephan Gemicioğlu: “Doğru rehberlik, kadın girişimciliğinde sürdürülebilir büyümenin anahtarı” KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi ve proje lideri Av. Zeynephan Gemicioğlu ise mentorluk mekanizmasının girişimcilik ekosistemindeki kritik rolüne dikkat çekerek şunları ifade etti: “Kadın girişimciliğinin sürdürülebilir şekilde güçlenmesinde en belirleyici unsurlardan biri, doğru zamanda doğru rehberliğe erişimdir. Bu ihtiyaç doğrultusunda KAGİDER olarak üyelerimizden oluşan Mentor Hub yapımızla mentorluk süreçlerini daha sistematik, erişilebilir ve etkili bir yapıya kavuşturuyoruz. Hepsiburada iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Yol Arkadaşın Burada’ programı, girişimci kadınların yalnızca bilgiye değil; aynı zamanda deneyime, stratejik bakış açısına ve güçlü bir destek ağına erişmesini sağlıyor. Bu kapsamda mentorluk desteği alacak girişimcilerin, işlerini büyütme, markalaşma ve yatırım süreçlerine hazırlanma yolculuklarında önemli bir ivme kazanacaklarına inanıyoruz.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanayiden Yeni Yaşam Alanına: Bayrampaşa’da Dönüşüm Başladı Haber

Sanayiden Yeni Yaşam Alanına: Bayrampaşa’da Dönüşüm Başladı

Bilgiçler Yapı tarafından Bayrampaşa’da geliştirilen AKTİM Çarşı & Ofis projesi tamamlanarak kullanıma açıldı. Yaklaşık 98 bin 700 metrekarelik bir alanda geliştirilen proje, 338 bağımsız bölümden oluşan güçlü ve bütüncül bir yapı sunuyor. Cadde mağazaları ile ofis alanlarını bir araya getiren AKTİM Çarşı & Ofis’in tam kapasiteye ulaştığında yaklaşık 5 bin kişilik istihdam yaratması bekleniyor. İstanbul’da merkezi lokasyonlarda nitelikli ticari alan bulmanın zorlaştığı bir dönemde devreye giren proje, tamamlanmış ve doğrudan kullanıma hazır yapısıyla hem yatırımcı hem de işletmeler için sahada somut bir alternatif olarak öne çıkıyor. Bölgede ticari hareket artıyor AKTİM Çarşı & Ofis’in devreye girmesiyle birlikte Bayrampaşa’da ticari hareketin hız kazanması bekleniyor. Projenin sunduğu cadde mağazaları ve ofis alanları, bölgeye yeni işletmelerin gelmesini sağlarken, mevcut ticari yapıyı da büyütecek bir etki yaratıyor. Özellikle tamamlanmış ve doğrudan kullanıma hazır olması, işletmeler için zaman kaybını ortadan kaldırırken, bölgedeki günlük sirkülasyonu artıracak önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu durumun, yalnızca proje çevresiyle sınırlı kalmayarak, Bayrampaşa genelinde ticari canlılığa ve esnaf hareketliliğine de katkı sağlaması bekleniyor. AKTİM Çarşı & Ofis’i geliştirirken yalnızca bir proje ortaya koymadıklarını, bölgeye uzun vadeli katkı sağlayacak bir yapı kurmayı hedeflediklerini belirten Bilgiçler Yapı Yönetim Kurulu Üyesi Ali Emre Bilgiç, şunları söyledi: “Bugün kapılarını açan bir projenin yarın nasıl bir ekonomik hareket yaratacağını çok iyi biliyoruz. Burada oluşacak ticari canlılığın, Bayrampaşa’nın genel yapısına da kısa sürede yansıyacağını öngörüyoruz.” Zamanında teslim öne çıkıyor Projede yer alan ticari alanlarda Türkiye’nin önde gelen markalarının yer almaya başlaması, bölgeye olan ilgiyi artırırken, tamamlanmış ve kullanıma hazır olması işletmelerin kısa sürede faaliyete geçmesine imkân tanıyor. Bu durum, günlük ziyaretçi trafiğini artıracak önemli bir unsur olarak öne çıkarken, ticari hareketin proje çevresinin ötesine geçerek Bayrampaşa geneline yayılması bekleniyor. Zamanında teslim edilen projelerin yatırımcı açısından daha fazla öne çıktığını belirten Ali Emre Bilgiç, şu değerlendirmede bulundu: “Bugün yatırımcı, projenin ne zaman tamamlandığına ve ne kadar hızlı gelir üretmeye başladığına bakıyor. Planlanan takvimde tamamlanan projeler bu açıdan daha net bir avantaj sağlıyor. Kullanıma hazır bir projenin, yatırımcı açısından belirsizliği azalttığını ve süreci hızlandırdığını görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Yatırımcılar Derneği YASED’in 45. Olağan Genel Kurul Toplantısı Yapıldı Haber

Uluslararası Yatırımcılar Derneği YASED’in 45. Olağan Genel Kurul Toplantısı Yapıldı

Genel Kurul toplantısında başkanlık görevini Sayın Tolga Demirözü’nden devralan Sayın Ali Fuat Orhonoğlu, “YASED önümüzdeki dönemde de küresel düzeydeki en iyi uygulamaları ülkemize taşıyarak, Türkiye’yi küresel yatırım haritasında görünür kılma ve daha üst sıralara taşıma hedefi doğrultusunda çalışan öncü bir kuruluş olmaya devam edecek” dedi. Uluslararası Yatırımcılar Derneği YASED’in 45. Olağan Genel Kurul Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır, WAIPA Dünya Yatırım Konferansı İcra Kurulu Başkanı Sayın James X. Zhan ile WAIPA İcra Direktörü ve CEO’su Sayın İsmail Erşahin’in katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Kamu, iş dünyası ve uluslararası yatırım çevrelerinin üst düzey temsilcilerini bir araya getiren Genel Kurul’da, Türkiye’nin yatırım ortamı, küresel ekonomik gelişmeler ve uluslararası doğrudan yatırımların geleceği ele alındı. Toplantı kapsamında ayrıca YASED ile Dünya Yatırım Ajansları Birliği (WAIPA) arasında stratejik iş birliğini güçlendirecek bir mutabakat zaptı imza töreni gerçekleştirildi. Genel Kurul’un açılış konuşmasını yapan YASED Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Tolga Demirözü tüm zorluklara rağmen 2025 yılında uluslararası doğrudan yatırımların yüzde 12 artarak 13,1 milyar dolara ulaştığını belirtti. Üretken yatırımların yüzde 45 oranında artmasının ayrıca dikkat çekici olduğuna vurgu yapan Sayın Demirözü, “Bu yatırımları destekleyecek politika diyaloğu ve uygulama araçlarında önemli ilerlemeler sağladık. Dijital ve yeşil dönüşüm kapsamında 5G, emisyon ticaret sistemi, yenilenebilir enerji yatırımları, yeni teşvik sistemi ve GDPR uyumu gibi başlıklarda somut adımlar atıldı” diye konuştu. Sayın Tolga Demirözü konuşmasına şöyle devam etti: “Küresel ölçekte iyi bir iş birliği örneği olan YOİKK kapsamında, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın liderliğinde önemli ilerlemeler kaydettik. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza ve Yatırım ve Finans Ofisimize YOİKK çalışmalarına katkıları için ayrıca teşekkür ediyoruz. YOİKK, yatırım süreçlerinden istihdam modellerine, Ar-Ge teşviklerinden sanayi bölgeleri planlamasına kadar geniş bir alanda somut ilerlemeler sağladı. Bunun yanında kamu ve özel sektör arasında sürekli ve yapıcı bir istişare zemini oluşturması açısından da büyük değer taşıyor. Bu iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da güçleneceğine inanıyoruz. Dünyadaki değişimi doğru okumak ve buna zamanında cevap verebilmek, küresel yatırımcılar olarak hepimizin odağında. Küresel büyümenin zayıf seyrettiği, belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Jeopolitik gelişmeler, finansal koşullar ve demografik dinamikler yatırım ortamını zorlaştırırken; mali ve parasal politikalara dair belirsizlikler de yatırımcı güvenini sınırlıyor. Bununla birlikte, küresel ölçekte iş birliğinin zorlaştığı ve politika önceliklerinin ayrıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Ticaret politikalarındaki dalgalanmalar korumacı eğilimleri artırırken, gelişmekte olan ekonomilerin bu ortamda güçlü bir büyüme ivmesi yakalaması da zorlaşıyor.” ÖNEMLİ BİR DÖNÜŞÜM SÜRECİ Küresel gelişmelerle birlikte Türkiye’nin de önemli bir ekonomik dönüşüm sürecinden geçtiğine vurgu yapan Sayın Tolga Demirözü, konuşmasına şöyle devam etti: “Maliyet yapılarındaki değişim, konunun sadece para ve maliye politikalarıyla değil, aynı zamanda sanayi ve ticaret politikalarıyla da ele alınmasını gerekli kılıyor. Ekonomimizin güçlü yönleri ise açık: derinliği olan bir iç pazar, güçlü talep yapısı, çeşitlenmiş sektörler, küresel erişim ve nitelikli insan kaynağı. İhracatta ürün ve pazar çeşitliliği açısından Türkiye önemli bir konumda. Bu da yatırım kararlarımız açısından güçlü bir temel oluşturuyor. Tüm zorlu koşullara rağmen Türkiye her zaman fırsatlar sunabilen bir ülke olmaya devam ediyor. Bu noktada, daha güçlü bir yatırım ortamı için iki kritik hususun altını çizmek isteriz. İlki, küresel gündemin hızla değiştiği bir ortamda yerinde saymanın geriye gitmek anlamına geldiği gerçeğidir. Gümrük Birliği modernizasyonunu konuşurken Made in Europe yaklaşımının gündeme gelmesi; dijital dönüşüm başlıklarında kişisel veriler, siber güvenlik ve bulut bilişim tartışılırken yapay zekâ ve veri merkezlerinin hızla ön plana çıkması; enerji güvenliğini değerlendirirken ise petrol fiyatlarındaki artışın portföy çeşitliliği ihtiyacını daha da kritik hale getirmesi, bu dinamik yapının somut örnekleridir. Bu nedenle atılacak her adım, yalnızca bugünü değil, hızla şekillenen yeni gündemi de yakalama açısından belirleyici olacaktır. Bu süreçte elde edilen her ilerleme, yatırımcı güveni açısından somut bir kazanımdır. Bugün burada bulunan tüm paydaşlarımız bu ilerlemenin en önemli destekçileridir. Önemli gördüğümüz ikinci husus ise bu ilerlemenin öngörülebilir ve istişareye dayalı şekilde yürütülmesidir. İş dünyasının yönünü bulmaya çalıştığı bu dönemde, düzenlemelerin sektörle yakın diyalog içinde ve öngörülebilir şekilde ilerlemesi büyük önem taşımaktadır. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımıza ve Sayın Bakanımıza sağladıkları açık ve yapıcı diyalog ortamı için teşekkür ediyoruz. Bu yaklaşımın devamı en önemli beklentimizdir. Son olarak, tüm bu çalışmaların temelinde yer alan YASED bakış açısını sizlerle paylaşmak isterim. Amacımız ülkemizin bir üretim, yatırım, finans, yönetim ve ticaret merkezi olarak tüm potansiyelini gerçekleştirmesine destek olmak. Kamu ve özel sektördeki tüm karar alıcılara doğru, tarafsız, yenilikçi ve vizyoner bir bakış açısı sunan analizler üretmek; küresel en iyi uygulamaları ülkemize kazandırırken üyelerimizin Türkiye’deki varlığını daha da güçlendirmek önceliğimizdir.” CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI CEVDET YILMAZ: TÜRKİYE, BİR İSTİKRAR MERKEZİ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da yaptığı konuşmada şunları söyledi: “YASED’in yatırımcı beklentilerini doğrudan politika yapıcılara aktaran ve yatırım ortamının iyileştirilmesine katkı sağlayan kritik rolünü son derece kıymetli buluyoruz. Türkiye olarak hem yeni yatırımları çekmeyi hem de mevcut yatırımcıların memnuniyetini artırarak daha güçlü ve sürdürülebilir bir yatırım iklimi oluşturmayı hedefliyoruz. Son yıllarda elde ettiğimiz büyüme performansı ve artan uluslararası yatırımlar, ülkemize duyulan güvenin önemli bir göstergesidir; ancak bunu daha ileri taşıyarak yüksek gelirli ülkeler liginde kalıcı olmayı amaçlıyoruz. YASED aynı zamanda Yatırım Ortamının İyileştirilmesi Koordinasyon Kurulu (YOİKK) bünyesindeki en güçlü ve nitelikli paydaşlardan biridir. YASED, stratejik çözüm ortağımız olarak kamu ve özel sektörün kurumsal diyaloğuna ve hedeflerine doğrudan katkı sağlayan çok önemli bir kurum pozisyonundadır. Bizim için yeni yatırımcı çekmek ne kadar kıymetliyse, mevcut yatırımcıyı korumak ve büyümesini sağlamak da bir o kadar önemlidir. Yatırımcılarımızın operasyonel sorunlarını çözen her adım, aslında bir sonraki yatırım kararına verilmiş en güçlü devlet güvencesidir.” Küresel konjonktürde kırılganlıkların ve belirsizliklerin yoğunlaştığı, jeopolitik gerilimlerin arttığına dikkat çeken Cevdet Yılmaz, uluslararası kuralların ve kurumların zayıfladığı bu düzende istikrarı ve barışı savunan, ekonomide öngörülebilirliği artıran ülkelerin değeri yükselecektir. Türkiye olarak tüm kriz bölgelerinde sorun üreten değil, çözüm arayan ülke konumundayız” dedi. Cevdet Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti: “Kontrol edemediğimiz faktörler nedeniyle ekonomimizde geçici etkilenmeler olsa da asıl olan kendi programımızdır ve istikametimizdir diyoruz. Bir yandan programımızı kararlılıkla uygulamaya devam ederken, diğer yandan bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerin ekonomimize etkilerini yakından takip etmekte ve gerekli önlemleri almaktayız. Türkiye bir istikrar merkezi olarak emin bir ortamda kalkınma sürecine devam edecektir. Ülkemizin son 23 yılda büyüme, ihracat, istihdam gibi makroekonomik göstergelerde yakalamış olduğu ivmeyi, uluslararası doğrudan yatırımlarda da yakaladığını görüyoruz. Türkiye, 1990’larda küresel Uluslararası Doğrudan Yatırımların sadece yüzde 0,2’sini çekebiliyorken, artık yaklaşık yüzde 1’lik pay alan bir ülke haline gelmiştir. 2003 yılından bu yana 289 milyar doların üzerinde UDY çeken Türkiye’de şu anda 88 bin uluslararası şirket faaliyet göstermektedir. 2025 yılı itibarıyla ülkemiz, bir önceki yıla oranla yüzde 12,1’lik artışla 13,1 milyar dolar tutarında uluslararası doğrudan yatırım (UDY) çekmeyi başarmıştır. 2025 yılında toptan ve perakende ticaret sektörü, e-ticaret yatırımlarıyla %32’lik payla en fazla yatırım çeken sektör oldu. İmalat sektörü %31, bilgi ve iletişim sektörü ise %14’lük payla ikinci ve üçüncü sırada yer aldı. Bu dağılım, Türkiye’nin ticaret, üretim ve teknoloji odaklı büyüyen sektörlerle yatırım çekmeye devam ettiğini gösteriyor. Dünya genelinde yatırım iştahının durağan seyrettiği bir konjonktürde elde edilen bu kazanım, Türkiye ekonomisinin ne denli sağlam ve güven veren bir yapıya sahip olduğunun somut bir kanıtıdır.” SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI MEHMET FATİH KACIR Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da konuşmasında şunları söyledi: “YASED’in, ülkemiz ile uluslararası yatırımcılar arasında köprü görevi üstlenen yapısıyla yatırım ortamımıza önemli katkılar sunduğuna inanıyoruz. Küresel ekonomide korumacılığın arttığı, jeopolitik risklerin ve tedarik zinciri kırılganlıklarının öne çıktığı bu dönemde; dijital ve yeşil dönüşümün belirleyici olduğu yeni bir rekabet ortamı şekillenmektedir. Türkiye olarak sanayide, teknolojide ve üretimde kaydettiğimiz ilerlemelerle güçlü bir tedarik ve üretim merkezi konumuna ulaştık; ihracatımızı ve milli gelirimizi önemli ölçüde artırarak yüksek gelirli ülkeler ligine adım attık. Son 23 yılda hayata geçirdiğimiz reformlar ve oluşturduğumuz güven ortamı sayesinde uluslararası doğrudan yatırımlarda önemli bir ivme yakaladık; bugün on binlerce uluslararası firma ülkemizde faaliyet göstermektedir. Yeni teşvik mekanizmalarımız, yüksek teknoloji ve stratejik yatırımları destekleyen programlarımız, dijital ve yeşil dönüşüm odaklı politikalarımızla Türkiye’yi yatırımcılar için daha cazip hale getirmeye devam ediyoruz. Güçlü altyapımız, genç ve dinamik insan kaynağımız, geniş pazarlara erişim imkânımız ve sağlam hukuki zeminimizle önümüzdeki dönemde de yatırımcılar için güvenilir bir ortak olmayı sürdüreceğiz. Kamu ve özel sektör iş birliğiyle, istişare ve ortak akıl temelinde Türkiye’yi küresel yatırım haritasında daha üst noktalara taşıyacağız.” JAMES X ZHAN: BUGÜN ALINACAK KARARLAR GELECEĞİ BELİRLEYECEK WAIPA Dünya Yatırım Konferansı İcra Kurulu Başkanı Sayın James X. Zhan’ın da “Yükselen Yeni Küresel Üretim Sistemi: Teknoloji ve Jeopolitikle Şekillenen Üç Kutuplu Yapı” başlıklı konuşma yaptı. Zhan konuşmasında, dünya ekonomisinin büyük bir dönüşüm noktasında olduğunu ifade ederek, şunları söyledi: “Küresel doğrudan yatırımlar geçtiğimiz yıl yüzde 14 düzeyinde arttı. Ancak şu andaki siyasi durumlar bağlamında küresel FDI akışının gelecekteki etkilerini göreceğiz. Bu dönemi itidalli optimizm ve itidalli pesimizm olark tanımlayabiliriz. Önümüzdeki yüzyıllar içinde de değişiklikler olacak. AB, Çin ve ABD üç kutup küresel doğrudan yabancı yatırımdan sorumludur, yani yüzde 86’sindan. Bu üç kutup her şeyi etkiliyor. Küresel ekonomi daha fazla küreselleşmiyor bölgeselleşiyor. Jeopolitik kavram, merkezi karar verme mekanizmasının tam ortasında. Küresel arenadaki bütün koridorlar çok önemli. 6 tane çok önemli nokta var bunlar küresel denizcilik taşımacılığında çok önemli. Artık paydaşlar yakınlığa, yedekliliğe ve bölgesel bağlantıya çok önem veriyorlar. Yıllar boyunca paydaşlar kuralların çok daha fazla esneyeceğini varsayıyorlardı, öngörülebilirliği varsayıyordu. Artık bu değişti. 2026-2027’de alınacak kararlar geleceği belirleyecek. 2030’u belirleyecek.” WAIPA İLE STRATEJİK İŞ BİRLİĞİ Genel Kurul toplantısında ayrıca YASED ile WAIPA arasında stratejik iş birliğini güçlendirecek bir mutabakat zaptı imza töreni gerçekleştirildi. İmza töreninde konuşma yapan WAIPA İcra Direktörü ve CEO’su Sayın İsmail Erşahin, yaptığı konuşmada, YASED ile WAIPA arasında imzalanan mutabakat zaptının küresel yatırım ekosistemi için taşıdığı stratejik önemi vurgulayarak şunları söyledi: “1995 yılında Birleşmiş Milletler çatısı altında kurulan ve bugün 120’den fazla ülkeyi temsil eden WAIPA olarak, yatırım ajanslarının temel varlık sebebinin yatırımcılar olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Bugün YASED ile imzaladığımız bu protokol; diyalog kanallarını güçlendirmeyi, bilgi paylaşımını artırmayı ve doğrudan yabancı yatırım ekosistemini geliştirmeyi hedefleyen somut bir vizyonun ürünüdür. Özellikle YASED’in kamu ve yatırımcı arasında kurduğu 'çalışma grupları' modelini küresel ağımıza uyarlamayı, YASED Akademi ile eğitim programlarımızı senkronize etmeyi ve ödül mekanizmalarımızla karşılıklı tecrübe paylaşım zeminini güçlendirmeyi önceliklendiriyoruz. Günümüzde artan jeopolitik riskler ve tedarik zincirlerindeki dönüşüm ortamında, yatırım ajanslarının rolü her zamankinden daha kritiktir. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Ofisi’nin yüksek katma değerli ve teknoloji odaklı stratejik yaklaşımını değerli buluyor ve küresel ölçekte ‘en iyi uygulama’ örnekleri arasında yer veriyoruz. Bu iş birliği sayesinde; yatırımcılar, ajanslar ve politika yapıcılar arasında tesis edilecek güçlü uyum, projelerin hızla hayata geçirilmesine ve yatırımcı güveninin pekişmesine doğrudan katkı sağlayacaktır. Tüm paydaşlarımızı bu vizyonu derinleştirmek üzere 10-12 Kasım 2026 tarihlerinde Cenevre’de düzenleyeceğimiz 30. Dünya Yatırım Konferansı’na davet ediyoruz.” İmza töreninde konuşan YASED Genel Sekreteri Serkan Valandova, 45. Olağan Genel Kurul'da yaptığı konuşmada, YASED ile WAIPA arasındaki iş birliğinin tarihsel sürecini ve bu ortaklığın stratejik hedeflerini vurgulayarak şunları söyledi: "2020 yılındaki Uluslararası Yatırım Zirvesi ile temellerini attığımız bu süreç, bugün YASED modelinin küresel ölçekte bir 'referans noktası' olarak kabul görmesiyle taçlanmıştır. Temel önceliğimiz; uluslararası kuruluşların sunduğu bilgi yönetimi kapasitesinden faydalanarak, küresel trendleri veri odaklı bir şekilde analiz etmek ve Türkiye’nin bu büyük dönüşümün neresinde olduğunu dünyaya en doğru şekilde yansıtmaktır. Bu iş birliği sayesinde, küresel yatırımcı ağıyla daha yakın bir temas kurarken, YASED’in kamu ve özel sektör arasında bir köprü kuran özgün modelini dünya geneline ihraç etme fırsatı yakalıyoruz. Küresel yatırım ekosisteminde Türkiye’nin hikayesini doğru yazmak ve bu kararları alan mekanizmaların merkezinde yer almak kritik bir öneme sahiptir. WAIPA ile yürüttüğümüz çalışmalar; sadece bir iş birliği değil, aynı zamanda uluslararası raporlarda ve strateji belgelerinde Türkiye’nin hak ettiği konumu güçlendirecek stratejik bir adımdır. Ankara’dan başlayan ve 2020’den bu yana titizlikle örülen bu süreçte, yatırım profesyonelleri ile yatırımcıları aynı platformda buluşturan dinamik bir yapı inşa etmekten büyük mutluluk duyuyoruz." YASED BAŞKANLIĞI’NI DEVRALAN ALİ FUAT ORHONOĞLU: MEVCUT YATIRIMCILARIMIZIN KÖKLERİNİN GÜÇLENMESİNİ DE ÖNEMSİYORUZ YASED Genel Kurulu’nda başkanlık görevini devralan Sayın Ali Fuat Orhonoğlu da YASED’in uluslararası doğrudan yatırımlar alanında sadece ülkemizde değil dünyada da referans alınan bir kurum hâline geldiğini ifade etti. Orhonoğlu, şöyle devam etti: “Bu güçlü miras, önümüzdeki dönemde çalışmalarımıza yön veren en önemli motivasyon kaynağımız olacak. Küresel konjonktür, dengelerin yeniden şekillendiği, rekabetin giderek arttığı ve ülkelerin üretim kapasitelerinin gelişiminin her zamankinden daha fazla önem kazandığı bir döneme işaret ediyor. Ticaret ve sanayi politikaları arasındaki stratejik bağın güçlendiği bu dönemde, uluslararası doğrudan yatırımlar; ülkelerin kalkınmasında, verimlilik artışında ve küresel ekonomiye entegre bir şekilde büyümesinde fark yaratan bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede, yatırım ortamının öngörülebilir, şeffaf ve rekabetçi bir yapıya kavuşması; ülkemizde faaliyet gösteren yatırımcıların köklerini daha da güçlendirmesini sağlamanın yanında, yeni yatırımcıların ülkemize kazandırılması açısından da çok önemli bir rol oynamakta. YASED olarak bizler, güçlü temsil kabiliyeti, uzmanlık birikimi ve geniş paydaş ağımız ile ülkemizin iş ve yatırım ortamının rekabetçiliğinin artırılmasına doğrudan katkı sunan özel bir konumdayız. Uluslararası yatırımcıların beklenti ve ihtiyaçlarını doğru analiz eden, kamu ile yapıcı ve çözüm odaklı bir diyalog geliştiren bir platformuz. Ülkemizin yatırım ortamının daha da iyileştirilmesi için bundan sonra da her türlü katkıyı sağlamaya hazırız.” Sayın Ali Fuat Orhonoğlu, YASED’in küresel düzeydeki en iyi uygulamaları ülkemize taşıyarak Türkiye’yi küresel yatırım haritasında görünür kılma ve daha üst sıralara taşıma hedefi doğrultusunda çalışmaya devam edeceğini söyledi. Orhonoğlu, “Bu vizyonun bir parçası olmak, ülkemizin ekonomik kalkınmasına ve dünyayla daha güçlü bir şekilde entegre olmasına katkı sağlamak şahsım, Yönetim Kurulumuz ve üyelerimiz için de bir gurur kaynağıdır” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilirlik Raporlaması Neden Önemli? Haber

Sürdürülebilirlik Raporlaması Neden Önemli?

Bir şirketin iklim hedefi, tedarik zinciri riski ya da çalışan politikası artık yalnızca kurumsal iletişim başlığı değil. Finansmana erişimden ihracat kapasitesine, yatırımcı güveninden marka itibarına kadar birçok kritik karar, şirketlerin sürdürülebilirlik performansını nasıl ölçtüğüne ve nasıl açıkladığına bakılarak veriliyor. Tam da bu nedenle sürdürülebilirlik raporlaması, gönüllü bir görünürlük çalışmasından çıkıp stratejik bir yönetim aracına dönüşmüş durumda. Sürdürülebilirlik raporlaması neden önemli? Bu sorunun kısa cevabı şu: Çünkü kurumların sadece ne söylediği değil, neyi ölçtüğü, nasıl yönettiği ve hangi riskleri öngördüğü artık piyasa tarafından izleniyor. Sürdürülebilirlik raporlaması; çevresel, sosyal ve yönetişim performansının sistematik biçimde ortaya konmasını sağlar. Böylece şirketin yalnızca bugünkü operasyonel gücü değil, gelecekteki dayanıklılığı da görünür hale gelir. Özellikle enerji, sanayi, lojistik, tarım, teknoloji ve savunma gibi dönüşüm baskısının yüksek olduğu sektörlerde bu görünürlük daha da kritik hale geliyor. Çünkü bu alanlarda kaynak kullanımı, emisyon, tedarik güvenliği, insan kaynağı ve regülasyon uyumu doğrudan rekabet üstünlüğünü etkiliyor. Raporlama, itibar metni değil yönetim altyapısıdır Sürdürülebilirlik raporlaması uzun süre bazı şirketlerde yıllık iletişim dosyası gibi ele alındı. Oysa nitelikli raporlama, kurumsal yönetimin veri tabanını güçlendirir. Şirket hangi alanda emisyon üretiyor, hangi tedarikçiler daha yüksek risk taşıyor, iş sağlığı ve güvenliğinde hangi kırılımlar var, su kullanımı hangi operasyonlarda yoğunlaşıyor, kadın liderlik oranı nasıl değişiyor - bunların hepsi raporlama sürecinde netleşir. Bu da yönetim kurullarına ve üst düzey yöneticilere daha sağlıklı karar alma imkanı verir. Ölçülmeyen başlık yönetilemez. Bu yüzden raporlama yalnızca dış paydaşlar için hazırlanmış bir belge değil, şirketin kendi kör noktalarını görmesini sağlayan bir araçtır. Burada önemli bir ayrım var. Her rapor aynı değeri üretmez. Sadece olumlu gelişmelerin seçildiği, metodolojinin zayıf olduğu ve hedeflerin somutlaşmadığı raporlar kısa vadede vitrin etkisi yaratabilir; ancak orta vadede güven aşınmasına yol açar. Piyasa artık gösteriş ile veri temelli açıklamayı birbirinden ayırabiliyor. Yatırımcılar ve finans kuruluşları için güven göstergesi Sermaye artık sadece bilanço okumuyor. Şirketlerin iklim riski, geçiş planı, yönetişim yapısı ve sosyal etkileri de yatırım kararlarında daha fazla yer tutuyor. Bankalar, fonlar ve kurumsal yatırımcılar açısından sürdürülebilirlik raporlaması, geleceğe dönük risk profilini anlamanın en pratik yollarından biri. Örneğin yüksek enerji yoğunluğuna sahip bir üretici firma düşünelim. Bu şirket maliyetlerini bugün yönetiyor olabilir. Ancak karbon düzenlemeleri sıkılaştığında, enerji dönüşümünü finanse edemediğinde ya da tedarik zinciri buna uyum sağlayamadığında karlılık baskı altına girebilir. İyi hazırlanmış bir rapor, bu tür risklere karşı şirketin hazırlık düzeyini gösterir. Aynı durum kredi süreçlerinde de geçerlidir. Her finans kuruluşu aynı derinlikte değerlendirme yapmasa da yön açık. Daha şeffaf veri sunan, hedeflerini açıklayan ve performansını düzenli izleyen şirketler, belirsizlik primi açısından daha avantajlı bir konuma geçebilir. Elbette tek başına rapor, finansman kapısını açmaz. Ama finansman dilini konuşabilen şirketlerle yalnızca niyet beyanında kalan şirketler arasındaki farkı belirginleştirir. Regülasyonlara uyum için erken hazırlık sağlar Bir başka kritik başlık da mevzuat. Türkiye'de ve ihracat bağlantılı pazarlarda sürdürülebilirlik alanındaki düzenlemeler giderek daha somut hale geliyor. Özellikle Avrupa ile çalışan şirketler için emisyon, izlenebilirlik, insan hakları politikaları ve tedarik zinciri şeffaflığı artık dış ticaret gündeminin parçası. Bu tablo, sürdürülebilirlik raporlamasını yalnızca büyük ölçekli şirketlerin konusu olmaktan çıkarıyor. Ana sanayiye üretim yapan KOBİ'ler, lojistik firmaları, enerji tedarikçileri ve tarımsal üretim ağında yer alan işletmeler de giderek daha fazla veri paylaşımı talebiyle karşılaşıyor. Erken başlayan şirketler burada avantaj kazanıyor. Çünkü raporlama kültürü son dakikada kurulmaz. Verinin hangi birimden geleceği, hangi göstergenin nasıl ölçüleceği, hangi standardın baz alınacağı ve iç doğrulama mekanizmasının nasıl işleyeceği zaman ister. Regülasyon kapıya dayandığında değil, henüz hazırlık aşamasındayken kurulan sistem daha düşük maliyetle işler. Tedarik zincirinde görünürlük ve rekabet avantajı yaratır Küresel tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik performansı artık teklif süreçlerine kadar indi. Ana yükleniciler, çok uluslu şirketler ve ihracat odaklı alıcılar, tedarikçilerinden çevresel ve sosyal veri talep ediyor. Bu durum özellikle sanayi, tekstil, otomotiv yan sanayi, gıda, ambalaj, lojistik ve teknoloji üretiminde daha görünür. Sürdürülebilirlik raporlaması bu noktada şirketin kurumsal olgunluğunu ortaya koyar. Bir firma enerji tüketimini, atık yönetimini, iş gücü güvenliğini, etik tedarik yaklaşımını ve hedeflerini veriyle anlatabiliyorsa, potansiyel iş ortakları açısından daha güvenilir bir profil sunar. Burada da bir it depends durumu var. Her müşteri aynı detay seviyesini istemez, her sektör aynı gösterge setiyle ilerlemez. Ancak eğilim net. Tedarik zincirinde görünürlük artıyor ve bu görünürlük talebi zamanla standart hale geliyor. Bu nedenle raporlama, sadece kurumsal vitrini değil satış ve iş geliştirme kapasitesini de etkileyebilir. Kurum içi dönüşümü hızlandırır Raporlama çoğu zaman dışa dönük bir faaliyet gibi algılansa da içeride önemli bir disiplin yaratır. Farklı departmanların ortak veri üretmesi, hedef belirlemesi ve performansı izlemesi gerekir. Finans, insan kaynakları, satın alma, üretim, kalite, çevre ve kurumsal iletişim ekipleri aynı çerçevede çalışmaya başlar. Bu da sürdürülebilirliği tek bir departmanın görevi olmaktan çıkarır. Kurum içinde sahiplenme arttıkça, stratejik hedefler günlük operasyonlara daha kolay iner. Örneğin enerji verimliliği hedefi yalnızca tesis yönetiminin konusu olmaktan çıkar, yatırım planlamasıyla birleşir. Çeşitlilik hedefi yalnızca İK verisi olarak kalmaz, liderlik gelişimiyle ilişkilendirilir. Yine de bu sürecin zorlu tarafı vardır. Veri toplama dağınık olabilir, kurum içi direnç oluşabilir, bazı metrikler ilk yıllarda zayıf çıkabilir. Fakat bu durum raporlamanın değersiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, gerçek dönüşüm çoğu zaman ilk kez ölçüm yapıldığında başlar. İtibar ve kriz yönetiminde koruyucu rol oynar Şirketler artık sadece finansal performansla değerlendirilmiyor. Bir çevre olayı, çalışan güvenliği sorunu, tedarik zincirindeki etik ihlal ya da kamuoyuna yansıyan bir uyumsuzluk, kısa sürede daha büyük bir güven sorununa dönüşebiliyor. Böyle dönemlerde kurumun geçmişte nasıl bir şeffaflık standardı oluşturduğu önem kazanır. Düzenli ve tutarlı sürdürülebilirlik raporlaması, şirketin hesap verebilirlik refleksini güçlendirir. Bu, kriz riskini ortadan kaldırmaz; ancak şirketin paydaşlarıyla kurduğu güven zeminini güçlendirir. Özellikle medya görünürlüğü yüksek, yatırımcı ilgisi taşıyan ya da kamuyla yakın çalışan sektörlerde bu zemin çok daha değerlidir. İtibarın burada tek başına iletişim başarısına indirgenmemesi gerekir. Güçlü itibar, doğrulanabilir performansla desteklenmediğinde hızla kırılabilir. Bu nedenle raporlama, kurumsal anlatının veriyle desteklenen kısmıdır. Hangi şirketler için daha kritik? Pratikte ölçek büyüdükçe beklenti artar. Ancak önem sadece büyük şirketlerle sınırlı değil. İhracat yapanlar, halka açık olanlar, yatırım arayan girişimler, kurumsal müşteri portföyü geniş firmalar ve yoğun kaynak kullanan sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler için sürdürülebilirlik raporlaması daha erken bir ihtiyaç haline gelir. Buna karşılık küçük ölçekli bir işletme için kapsam daha sınırlı olabilir. İlk aşamada tüm uluslararası çerçevelere aynı anda uyum hedeflemek yerine, iş modeline en yakın risk ve etki alanlarından başlamak daha gerçekçidir. Önemli olan kusursuz bir belge üretmek değil, güvenilir veriyle başlayan ve her yıl olgunlaşan bir yapı kurmaktır. Doğru raporlama neyi gerektirir? Öncelikle net öncelikler gerektirir. Şirketin hangi sürdürülebilirlik başlıklarında maddi etkisi olduğu belirlenmeden hazırlanan raporlar genellikle dağınık kalır. Ardından veri kalitesi gelir. Ölçüm yöntemleri, baz yıl, hedef ufku ve sorumluluk alanları açık değilse rapor ikna gücünü kaybeder. Bir diğer kritik nokta da yönetim sahipliğidir. Üst yönetim tarafından sahiplenilmeyen raporlama süreçleri çoğu zaman iletişim departmanının sınırlı imkanlarıyla yürür ve stratejik etkisi zayıf kalır. Oysa güçlü örneklerde raporlama, kurumsal yönetim, risk yönetimi ve büyüme planıyla birlikte ele alınır. Bu alanda içerik görünürlüğü de ayrı bir önem taşıyor. Şirketlerin sürdürülebilirlik performansını doğru çerçevede anlatan, sektörel bağlama oturtan ve profesyonel okur için anlamlı hale getiren yayıncılık yaklaşımı, kurumsal mesajın etkisini artırır. Bu noktada Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odağı güçlü mecralar, sürdürülebilirlik gündeminin yüzeysel söylemlerden ayrışmasına katkı sunabilir. Önümüzdeki dönemde soru artık şu olmayacak: Rapor yayımlıyor musunuz? Asıl soru, hangi veriye dayanarak hangi dönüşümü yönettiğiniz olacak. Şirketler için gerçek değer de tam burada başlıyor.

Dubai’den Çıkış Eğilimi Hızlandı, Talep Hızlı Pasaport ve Avrupa Oturum Programlarına Kayıyor Haber

Dubai’den Çıkış Eğilimi Hızlandı, Talep Hızlı Pasaport ve Avrupa Oturum Programlarına Kayıyor

Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, özellikle hızlı vatandaşlık ve Avrupa oturum programlarına yönelimin arttığını belirterek Letonya Altın Vizesi’nin öne çıkan seçeneklerden biri haline geldiğini söyledi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle birlikte Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim, yatırımcı davranışlarını doğrudan etkilemeye başladı. Bölgedeki güvenlik risklerinin artmasıyla birlikte Dubai’de yaşayan ve yatırım yapan yabancı yatırımcıların bir kısmı alternatif ülkelere yönelirken, bölgede kalmaya devam edenler ise ikinci bir plan oluşturma arayışına girdi. Bu süreçte hızlı vatandaşlık programları ve Avrupa’da oturum sağlayan Golden Visa seçenekleri yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Küresel yatırım hareketlerindeki değişimi değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, yatırımcıların risk yönetimi odaklı hareket etmeye başladığını söyledi. “Dubai’den çıkış var, kalanlar B planı arıyor” Alamarioğlu, bölgedeki son gelişmelerin yatırımcı psikolojisini değiştirdiğini belirterek, “Son dönemde Dubai’den ayrılan yatırımcı sayısında artış gözlemliyoruz. Bölgede kalmaya devam eden yatırımcılar ise alternatif planlarını hızla devreye almak istiyor. Artık yatırımcılar yalnızca getiriye değil, güvenliğe ve öngörülebilirliğe odaklanıyor” dedi. Hızlı pasaport ve Avrupa oturumu öne çıktı Yatırımcıların yeni dönemde iki ana çözüm aradığını ifade eden Alamarioğlu, şunları söyledi: “Birinci grup hızlı vatandaşlık programlarına yöneliyor. Özellikle Karayipler’de 4-6 ay gibi kısa sürede sonuçlanan programlar ciddi talep görüyor. İkinci grup ise Avrupa’da oturum sağlayan Golden Visa programlarına odaklanıyor. Bu da hem güvenli bir yaşam alanı hem de Schengen erişimi sağladığı için tercih ediliyor.” Letonya Altın Vizesi öne çıkan seçeneklerden biri Avrupa’da yatırımcıların dikkatini çeken programlardan birinin de Letonya olduğunu belirten Alamarioğlu, düşük yatırım eşiği ve esnek yapının talebi artırdığını söyledi.Alamarioğlu, “Letonya Altın Vizesi, Türk yatırımcılar için Avrupa’ya erişimin en akıllı ve verimli yollarından biri haline geldi. 50 bin eurodan başlayan yatırım seçenekleriyle AB oturum hakkı sunuyor. Bu, Avrupa’da yatırım yapmak isteyen ancak daha düşük bütçeyle hareket etmek isteyen yatırımcılar için önemli bir avantaj” dedi. “Schengen erişimi ve esneklik talebi artırıyor” Programın sunduğu avantajlara değinen Alamarioğlu, şu ifadeleri kullandı: “Letonya oturum izni ile Schengen bölgesinde serbest dolaşım mümkün. Ayrıca programda düşük fiziksel bulunma şartı olması, yatırımcıların Türkiye’deki işlerini bırakmadan Avrupa’da oturum elde etmesini sağlıyor. Aile bireylerinin de tek dosya üzerinden programa dahil edilebilmesi önemli bir avantaj.” “Yatırımcı artık alternatiflerini çeşitlendiriyor” Yatırımcı davranışlarında kalıcı bir değişim yaşandığını vurgulayan Alamarioğlu, “Bugün yatırımcılar tek bir ülkeye bağlı kalmak istemiyor. Portföy çeşitlendirmesi, farklı coğrafyalarda varlık bulundurma ve alternatif oturum hakları oluşturma öncelik haline geldi. Bu nedenle Avrupa’daki oturum programlarına olan talep daha yapısal bir şekilde büyüyor” diye konuştu. Türkiye’de Letonya başvurularında güçlü konum Level Immigration & Properties’in www.levelimmigration.com Letonya programında Türkiye’de önemli bir paya sahip olduğunu belirten Alamarioğlu, “Türkiye’de yapılan Letonya Altın Vize başvurularının yaklaşık yarısı şirketimiz aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu da hem deneyimimizi hem de yatırımcı güvenini gösteriyor” dedi. “Avrupa planı artık lüks değil ihtiyaç” Alamarioğlu, mevcut küresel tabloda yatırımcıların bakış açısının netleştiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:“Bugün küresel hareketlilik ve güçlü bir B planı artık lüks değil, bir gereklilik. Jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde yatırımcılar için Avrupa’da bir oturum hakkı elde etmek, hem yaşam hem de finansal güvenlik açısından stratejik bir adım haline geldi.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB, 7’nci Taksi İhalesini Gerçekleştirdi Haber

İBB, 7’nci Taksi İhalesini Gerçekleştirdi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından yürütülen Uygulama Bazlı Taksi Sistemi; yolcu, şoför ve yatırımcı için güvenli, denetlenebilir ve tamamen kayıt altında bir ulaşım modeli sunuyor. Dijital altyapısıyla hem yerli hem yabancı turistlere hem de İstanbullulara modern, şeffaf ve erişilebilir bir taksi hizmeti sağlanıyor. Uygulama Bazlı Taksi Sistemi için Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde yapılan yedinci ihaleye 172 başvuru yapıldı, 146 katılımcı şartlarını sağlayarak ihaleye katıldı. İhalede ilk olarak 34 TUA 140 plakası 6 Milyon 300 Bin TL+KDV bedelle ihale edildi. İhalede plakalar 5 Milyon 675 Bin TL + KDV ile 6 Milyon 300 Bin TL + KDV arasında bedellerle sahiplerini buldu. Bugün 146 Uygulama Bazlı Taksi plakası ihale edilirken toplamda da 589 plaka satılmış oldu. Bu plakalarla İstanbul trafiğine yeni nesil taksiler kazandırıldı. “ŞEFFAF BİR SÜREÇ YÜRÜTÜLDÜ” İhaleye başkanlık eden İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, ihalenin ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bugün uygulama bazlı taksi projemizde yedinci ihalemizi tamamladık. Sizin de belirttiğiniz üzere daha önce ihalemizde toplam 443 taksi satışı gerçekleştirmiştik. Bugünkü ihalemizde de 146 adet satışı daha gerçekleştirdik. Toplam 589 adet taksi satmış olduk. Hepinizin şahit olduğu gibi basın mensuplarının önünde, katılımcıların önünde elektronik ekranlarda şeffaf bir süreç yürütüldü. 16 milyon İstanbulluya hayırlı olsun. Taksicimize hayırlı olsun. Bu satışların geliri bilmenizi isteriz ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesine aktarılıyor. O bütçeden de şeffaf bir şekilde 16 milyon vatandaşımıza hizmet olarak geri dönüyor. İhalelerimiz sürecek periyodik olarak. Biz katılanlara, izleyenlere, taksici esnafımıza çok çok teşekkür ediyoruz. Güvenli şeffaf yolculuklar için uygulama bazlı taksi projemizin her zaman arkasında olacağımızı bildirmek isteriz teşekkürler.” DİJİTAL VE KAYIT ALTINDA ULAŞIM MODELİ Uygulama Bazlı Taksi Sistemi; yolcu, şoför ve yatırımcı açısından güvenli, denetlenebilir ve tamamen kayıt altında bir ulaşım modeli sunuyor. Sistem sayesinde İstanbul’da taksi taşımacılığında şeffaf, izlenebilir ve erişilebilir bir yapı güçlendirilirken; yerli-yabancı turistler ve İstanbullular için modern bir hizmet altyapısı oluşturuluyor. KISA MESAFE SORUNUNUN ÖNÜNE GEÇİLİYOR Yeni nesil taksi modeli kapsamında araçlar yalnızca dijital uygulama üzerinden çağrılabiliyor. Böylece yolcular, yolculuk öncesinde: • aracın plaka bilgisine, • şoför bilgilerine, • güzergâh detaylarına uygulama üzerinden erişebiliyor. Bu modelle birlikte taksi hizmetlerinde sıkça karşılaşılan kısa mesafe almama, yolcu seçme ve fazla ücret talebi gibi sorunların önüne geçilmesi hedefleniyor. İBB’nin lisanslandırdığı uygulamalar üzerinden gerçekleştirilen yolculukların anlık takibi yapılabiliyor. Hizmet standartlarının sürekli kontrol altında tutulmasıyla, kent genelinde daha güvenli ve daha sürdürülebilir bir taksi taşımacılığı altyapısı oluşturulması amaçlanıyor. TRAFİĞE NEFES ALDIRACAK DİJİTAL ÇAĞRI SİSTEMİ Araştırmalara göre taksilerin zamanının önemli bir bölümü yolcu aramakla geçiyor ve bu durum kent trafiğinde boş dolaşım yükü oluşturuyor. Uygulama bazlı sistemin yaygınlaşmasıyla birlikte bu oranın düşürülmesi, böylece trafikte daha verimli ve düzenli bir yapının oluşturulması hedefleniyor. Ayrıca her bir taksinin yaklaşık sekiz özel aracı trafikten çekmesi öngörülüyor. KULLANIM HAKKI 29 YIL İhale ile satışı yapılan plakaların kullanım hakkının 29 yıl ile sınırlı olduğu bilgisi paylaşılırken, bu sistemle İstanbul trafiğine yeni nesil taksiler kazandırılmaya devam ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borsa İstanbul’da Gong Empa Elektronik İçin Çaldı Haber

Borsa İstanbul’da Gong Empa Elektronik İçin Çaldı

Uzay, havacılık ve savunma sanayi başta olmak üzere endüstriyel elektronikten e-mobiliteye, beyaz eşya ve küçük ev aletlerinden akıllı enerji ve LED’li aydınlatmaya kadar geniş bir alanda kapsamlı teknolojik çözüm tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, Borsa İstanbul’da çalan ilk gongla sermaye piyasalarına adım attı. Halk Yatırım liderliğinde 19-20 Şubat tarihlerinde gerçekleşen talep toplama sürecini başarıyla tamamlayan şirket, 26 Şubat 2026 itibarıyla, EMPAE koduyla Borsa İstanbul Ana Pazar’da işlem görmeye başladı. Empa Elektronik’in gong töreni, Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Empa Elektronik Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akman, Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, Empa Elektronik COO’su Volkan Akbıyık, Empa Elektronik Mali ve İdari İşler Direktörü Özer Filiz, Halk Yatırım Genel Müdürü Şafak Akdaş, Empa Elektronik çalışanları ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun törende yaptığı konuşmasında “Empa, başta savunma sanayi olmak üzere birçok alanda farklı teknoloji çözümleri geliştiren çok değerli köklü bir şirketimizdir. Küresel tedarik zincirleri dünyada yeniden şekillenirken, Empa, yerli üretim kapasitesini artırmakta ve ülkemizin stratejik projelerinde sorumluluk almaktadır. Bugün ise Empa Borsamızda işlem görmeye başlayarak, halka arzdan elde ettiği gelirle büyümesini daha sağlıklı gerçekleştirecektir. Bu vesileyle, şirketimizin halka arz sürecinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu halka arzın sermaye piyasalarımıza hayırlı olmasını diliyor, Empa’ya Borsamız ailesine hoş geldiniz diyorum” dedi. “Türkiye’nin teknolojik gelişimine duyulan inancın hikâyesi” Empa Elektronik Yönetim Kurulu Başkanı Vural Akman, Empa Elektronik’in hikâyesinin yalnızca ticari bir başarı hikâyesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin teknolojik gelişimine duyulan güçlü bir inancın hikâyesi olduğunu söyledi. Küçük ama kararlı adımlarla başlayan bu yolculuğun bugün savunma sanayinden uzay ve havacılığa, e-mobiliteden endüstriyel elektroniğe, akıllı enerji çözümlerinden tüketici elektroniğine kadar geniş bir alana uzandığını kaydeden Akman, “Yıllar boyunca biz sadece ürün tedarik etmedik. Mühendislerimizin bilgisiyle, sahadaki teknik desteğimizle, Ar-Ge gücümüzle Türkiye’nin teknolojik gelişimine omuz verdik” dedi. Yer aldıkları her projede, Türkiye’nin geleceğine katkı sunmanın sorumluluğunu hissettiklerini vurgulayan Akman “Bugün burada çalacağımız gong, bizim için yalnızca bir finansal dönüm noktası değil, aynı zamanda mühendisliğe duyduğumuz saygının, ekip çalışmasına olan inancımızın ve ülkemizin teknolojik gelişimine öncü olma kararlılığımızın simgesidir” diye konuştu. “Halka arz zor ama değerli bir yolculuk” Halka arzın büyük titizlik ve disiplin gerektiren bir süreç olduğunu vurgulayan Akman, şunları söyledi: “Aynı zamanda kurum olarak bize önemli kazanımlar sağlayan değerli bir yolculuk olan bu adım, kurumsal yapımızı daha da güçlendirirken yeni yatırımlarımızın ve uluslararası adımlarımızın önünü açacak güçlü bir finansal zemin oluşturdu. Bundan sonraki dönemde yeni ortaklarımızla birlikte büyümeyi sürdürürken ülke ekonomisine, istihdamına, teknolojik gelişimine ve vizyon projelerine sağladığımız katkıyı daha yukarı taşımakta kararlıyız. Bu yolda bize inanan, geleceğimizi paylaşan tüm yatırımcılarımıza gönülden teşekkür ediyorum.” “Büyüme yolculuğumuzu yatırımcılarımızla sürdüreceğiz” Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel de sağladığı ürün ve hizmetlerle bugüne kadar uzayda, havada, karada, denizde, yollarda, evlerde ve hayatın her alanında var olan Empa Elektronik’in bu günden sonra sermaye piyasalarında da olacağını söyledi. Sarpel, “Artık Borsa İstanbul’da, Türkiye’nin en seçkin şirketleri arasında da yerimizi aldık” açıklamasında bulundu. Bu önemli adımın, Empa Elektronik’in yıllara yayılan istikrarlı büyümesinin ve teknolojiye olan bağlılığının sermaye piyasalarıyla buluştuğu yeni bir başlangıcı temsil ettiğini vurgulayan Sarpel, şunları söyledi: “Halka arzımız, finansal yapımızı güçlendirmenin ötesinde şeffaflık, kurumsal yönetim ve sürdürülebilir büyüme konularındaki kararlılığımızı da pekiştirdi. Artık hedeflerimizi daha geniş bir yatırımcı kitlesiyle paylaşacak, büyüme yolculuğumuzu birlikte sürdüreceğiz. Ülkemizin teknoloji ekosistemine katkı sağlamaya, nitelikli istihdam yaratmaya, stratejik sektörlerin güvenilir teknoloji tedarikçisi ve çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.