Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatırımcı Güveni

Kapsül Haber Ajansı - Yatırımcı Güveni haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırımcı Güveni haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı Haber

Nato Zirvesi Sonrası Ticaretin Yeni Yol Haritası Ele Alındı

Küresel ticaret dengelerinin yeniden şekillendiği kritik bir dönemde uluslararası iş dünyasının güçlü temsilcilerini bir araya getiren ACE BPSC 2026 Zirvesi, Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da devam etti. “İnovasyon, Yatırım, Teknoloji ve Ticaret için Girişimcilik: Daha Güçlü Bir Transatlantik Gelecek İnşa Etmek” başlığıyla düzenlenen zirvenin ikinci gününde de "NATO Zirvesi Sonrası Ticari ve Siyasi Gelişmeler" başlıklı panel gerçekleştirildi. TABA AmCHAM BAŞKAN YARDIMCISI DERİNKÖK: “GÜVENLİK POLİTİKALARI İLE EKONOMİ POLİTİKALARI BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ” 30 ülkeden 70 AmCham lideri ve Türkiye’den çok sayıda iş insanının katıldığı panelin açılış konuşmasını TABA-AmCham Başkan Yardımcısı H. Eren Derinkök yaptı. Derinkök, bugün artık güvenlik politikaları ile ekonomi politikalarını birbirinden bağımsız değerlendirmenin mümkün olmadığını ifade ederek, “Jeopolitik gelişmeler; ticaret yollarını, enerji güvenliğini, tedarik zincirlerini, teknoloji yatırımlarını, savunma sanayiini ve dolayısıyla doğrudan iş dünyasının kararlarını etkiliyor. NATO Zirvesi sonrasında ortaya çıkan gelişmeleri de bu geniş perspektiften değerlendirmek gerekiyor. Özellikle Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki transatlantik ilişkilerin geleceği, Avrupa'nın güvenlik ve savunma alanındaki öncelikleri, artan savunma yatırımları ve bunların üretim, teknoloji ve ticaret üzerindeki etkileri önümüzdeki dönemin önemli başlıkları arasında yer alıyor.” dedi. AMCHAMS IN EUROPE (ACE) BAŞKANI VODNIK: “İSTİKRAR OLMADAN EKONOMİK BÜYÜME MÜMKÜN DEĞİL” Amchams in Europe (ACE) Başkanı Ajša Vodnik de konuşmasında güvenliğin yalnızca hükümetlerin ve orduların yetki alanında olmadığını ifade ederek, “İş dünyası olarak bizler; istikrar olmadan ekonomik büyümenin, inovasyonun ve küresel ticaretin var olamayacağını kabul etmeliyiz. Savaş ve çatışmalar tedarik zincirlerini bozar, pazarları yok eder ve hayatları mahveder.” diye konuştu. CONGAR: TRANSATLANTİK İŞ BİRLİĞİNDE HUKUKİ GÜVENCELERİN ÖNEMİ TABA-AmCham İngiltere Temsilcisi Av. Cem Congar da güvenlik alanındaki tercihlerin, enerji erişimi, teknoloji paylaşımı, yatırım ve ticaret kararlarında karşılık bulduğunu belirterek, “NATO'nun Ankara zirvesinde öne çıkan Transatlantik iş birliği ve sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleri bu ilişkinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde siyasi iradenin ekonomik hayata nasıl yansıyacağını ve bu dönüşümün hangi hukuki güvencelerle destekleneceğinin üzerine birlikte düşünmemiz gerekmekte” dedi. Açılış konuşmalarının ardında panele geçildi. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat’ın moderatörlüğünde düzenlenen panelde, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel ve DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan yeni dönemdeki bölgesel ve küresel gelişmeleri iş dünyası perspektifinden değerlendirdi. TÜRKİYE’NİN UZUN VADELİ YATIRIM POTANSİYELİNE VURGU Panelin moderatörlüğünü üstlenen Bekir Polat, Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar açısından sunduğu fırsatlara ve uzun vadeli yatırım perspektifinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye, son 20 yılda yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüyerek geçen yıl itibarıyla 1,8 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştı ve son 20 yılda yaklaşık 300 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım aldı. Genç, dinamik nüfusu ile yine jeostratejik konumunu güçlendiren son 25 yıldaki 300 milyar doları aşan altyapı ve üst yatırımlarıyla ve kuvvetli bir reform ajandasıyla hala büyümeye devam ediyor. Özellikle uluslararası ortaklıklardaki uzun vade perspektifini çok önemsiyoruz. Bununla ilgili vermiş olduğum her zaman çok somut bir örnek var. Çok büyük bir Alman firmasının bir genişleme yatırımı vardı yakın bir zamanda. Sağ olsunlar açılış için davet etmişlerdi ve gittiğimizde sordum Alman firmaya siz kaç yıllık bir firmasınız? Biz 160 yıllık bir firmayız. Peki Türkiye'de ne zamandan beri faaliyetindesiniz? 116 yıldır Türkiye'deyiz dedi. Cumhuriyetimizden daha önce gelmişler. Bu önemli bir gösterge. Ülkenin şu anki resmine bakarak karar vericiler çok daha geniş bakıyorlar. Biz de ülkenin 5-10-15 yıllık aslında büyük resimde ülkemizin sunmuş olduğu fırsatları anlatmaya çalışıyoruz.” DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI ÖZEL: “PARA GÜVENLİ BÖLGE ARAR” Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel de konuşmasında NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin uluslararası konumuna etkilerini değerlendirdi. Özel, güvenlik ve yatırım arasındaki ilişkiye, çok taraflı iş birliklerine ve Türkiye’nin diplomatik kapasitesine vurgu yaparak şunları kaydetti: “Bazı siyasi gelişmeler ve söylemler sonrası NATO'ya bakışın da bazı noktalarda değiştiği bir dönemde bu zirvenin Türkiye'de yapılması hakikaten çok büyük bir ehemmiyet taşıyor. Bu zirve sonrası NATO biraz daha tek vücut haline geldi. NATO 3 olarak isimlendirilen bir söylemi vardı. Ve bu da sonuçlarını çok etkili kıldı. İşte bütün NATO üyesi ülkeleriyle birlikte NATO'nun gücü aslında biraz bu zirveyle beraber, söylemlerle ve uygulamalarla da upgrade olmuş oldu. NATO, 1950’li yıllarda Kore Harbi’nden sonra kurulmuş bir güvenlik organizasyonu. Peki iş adamlarının NATO ile ne ilişkisi var? Malum, para güvenli bölge arar. Güvensiz bölgelerden güvenli bölgelere para akışı geçer. 21. yüzyılda çatışmaların arttığı bir dönemde bu ilişki daha sık bir ilişki haline geldi. Bunu çok görüyoruz. Daha girift hale geldi. Bu bağlamda NATO zirvesi Ankara deklarasyonuyla beraber yapılan açıklamalar, 50 milyar dolarlık bir hedef konması, bunlar son derece önemli. Bu bakımdan ben öyle ümit ediyorum ki kısa ve orta vadede uzun vadedeki etkilerinin çok daha büyük olacağını düşünüyorum. Ülkemize siyasi, ticari, ekonomik ve diğer konular hatta kültürel açıdan çok büyük etkilerinin olacağını bekliyoruz. Biz hemen NATO zirvesi sonrasında yaptığımız ikili görüşmelerde bunun nasıl bir momentuma sahip olduğunu gerçekten açık ve net gördük. Onu ifade edeyim. Çünkü 32 tane NATO üyesi ülke var. Bir de bu ülkelerin birlikte çalıştığı dünyada başka ülkeler var. Yani bunların hepsini büyük resmi gördüğümüzde bir çarpan etkisi yapmak suretiyle katma değere dönüşeceğini umuyorum.” TİCARET BAKAN YARDIMCISI TUZCU: “TÜRKİYE’Yİ MERKEZE ALMAYAN HİÇBİR YAKLAŞIM GÜVENLİ BİR TİCARET ZEMİNİ OLUŞTURAMAYACAK” Küresel ticaretin değişen yapısına, tedarik zincirlerinin güvenliğine ve Türkiye’nin transatlantik ekonomik ilişkilerindeki rolüne değinen Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu da NATO Zirvesi sonrasında üretim ve savunma sanayisinde ortaya çıkan fırsatları şu sözlerle değerlendirdi: “Küresel ticarette aslında bir azalma yok. Ama coğrafya ve sektörlerde bir değişim var. Artık küresel ticaret daha Asya'ya, daha doğuya doğru gitmeye başladı. Burada şunu özellikle ifade etmek istiyorum ki geçtiğimiz yıl küresel ticaret hacmi düşmedi. Peki değişen ne? Aslında küresel dünya daha da entegre haline geldi. Ama oyuncular ve sektörler değişti. Burada kendisini daha iyi konumlayanlar, daha düşük konumlayanlar ayrışmaya başladılar. Avrupa, bunun soru işaretlerini yaşıyor. Avrupa Birliği ülkeleri büyümelerinde, ihracatlardaki yükseltmede, verimlilikte kendileri ile ilgili olarak bir öz eleştiriye, sanayiyi tekrar toparlayacak yeni programlara, planlara girişmeye başladılar. Fakat son dönemde ıskalanan bir şey var. Bu da artık küresel ticaretin güvenlikle tam anlamıyla örtüşmesi. Bir ticaretteki varlığımız artık sadece tarifelerin düşürülmesi değil, sadece liberalizasyon değil, artık hem tedarik güvenliği, hangi ürünü kimden alacağımız, bu tedariğin güvenli olarak devam edip etmeyeceği, hem lojistik koridorların güvenli olarak devam edip etmeyeceği, verinin kendisi kimde kalacağı, bu verinin kimlerle paylaşılacağı, bunlar tekrar sorgulanmaya başladı. Bu sorgulamanın temelinde pandemi bir etkendi. Pandemiden sonra savaşlar, Rusya-Ukrayna ile başlayan savaş ve sonrasında devam eden savaşlar ve özellikle belli kritik hammaddelerin belli coğrafyalarda kalmış olması ülkelerin hem kritik hammaddelere hem veriye hem teknolojiye hem ticarete bakışını değiştirdi. Bugün Avrupa Birliği kritik hammaddeler yasasını çıkardı biliyorsunuz. 2030 yılına kadar Avrupa Birliği kritik hammaddelerin en az %10'unu kendisinden çıkarılmasının %35'inin de kendisine işlenmesini hedefliyor. Bununla beraber de bunu tek başına yapamayacak. Bunun da en büyük perspektifini bizlere veren NATO oldu. NATO aslında ortaya çıkardı ki bizim hem savunmada ama aynı zamanda üretimde bir araya gelip planlamalarımızı birlikte ve bir uyum içerisinde yapmamız gerekiyor. Türkiye burada çok kritik bir oyuncu. Ben G20 toplantısında şunu gördüm ki tüm ülkeler hem bağlantısallık için lojistik ve enerji koridorlarının sağlanması için Türkiye'ye çok ihtiyaçları var. Tüm koridorlar Türkiye üzerinden geçiyor. Enerji koridorları da lojistik koridorları da Türkiye ülkelerinin üzerinden geçiyor ve çok ihtiyaçları var. Ve G20 toplantılarında da ortaya çıktı ki Türkiye'yi bir merkeze almayan hiçbir yaklaşım güvenli bir ticaret ve sanayi zemini ortaya çıkartmayacak.” TÜRKİYE-ABD TİCARETİNDE 100 MİLYAR DOLARLIK HEDEF Tuzcu, ABD ve Türkiye arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret vizyonunun gerçekleşmesinin önünde bir engel olup olmadığına ilişkin soruyu da şöyle yanıtladı: “Bu soruya engel yok diyemeyeceğiz tabii ki. Bu engellerin bir kısmı Türkiye'nin karşı karşıya olduğu engeller. Bir kısmı da Amerika'nın ticaretteki yeni kural seti ile ilgili engeller. Ancak şunu ifade edeceğim. 100 milyar dolarlık hedefi çok gerçekçi bir hedef. Amerika yaklaşık 32 trilyon dolarlık bir gayrisafi yurt içi hasılası var. 3 trilyonluk bir ithalatı var. Çok büyük bir ithalat pazarı var ve bu pazar içerisinde aslında karşılıklı ticari 100 milyar dolar olması çok yönlendirilebilir. Fakat Amerika'nın 2018 sonrası ortaya koyduğu vizyon içerisinde korumacılık belirleyici ve Amerika içerisine yatırımı önceleyen bir değerlendirme var ve bu değerlendirmenin de iki tane temel sorunu ortaya çıkardığını görüyoruz. Bir tanesi tarifelere aşırı yüklenme ve vergileri özellikle belli sektörlerde çok fazla arttırma. Daha büyük bir maliyet oluşturacak bir sorun da öngörülemezlik. Yatırımla ilgili olarak hem bizim firmalarımızın Amerika'da yapacağı yatırımlarda hem Amerikan firmalarının Türkiye'de yapacağı yapımlarda da, bu öngörülmezlik sorunu bir son bulacak. Biz Amerikalı muhataplarımızla çok yakın bir içerisindeyiz.” ÇETİNDOĞAN: “İŞ DÜNYASI AÇISINDAN KARAR VERİRKEN SADECE SİYASİ HAVAYA BAKMAK YETELİ DEĞİL” DEMSA Yönetim Kurulu Başkan Vekili Demet Sabancı Çetindoğan da Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde oluşan olumlu atmosferin kalıcı yatırımlara dönüşebilmesi için yatırımcı güveni, öngörülebilirlik ve doğru ortaklık modellerinin önemine işaret etti. Çetindoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bugün Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilerde olumlu bir atmosfer var. Fakat iş dünyası açısından karar verirken sadece siyasi havaya bakmak yeterli değil. Örneğin gümrük tarifeleri, savunma sanayi üzerindeki kısıtlamalar, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, yaptırımlar, ihracat kontrolleri mutlaka masada olması gerekiyor. Özellikle sınır ötesi ortaklıklarda teknoloji transferi ve ihracat izinleri de çok önem arz ediyor. Bir diğer konu da jeopolitik belirsizlik. Bugün Amerika-Çin ilişkilerinden Rusya-Ukrayna savaşına, enerji güvenliğinden bölgesel çatışmalara kadar birçok gelişen ticaretin birçok gelişme ticaretin yönünü değiştirebiliyor. Dolayısıyla şirketlerin yalnızca bugünkü tabloya değil farklı senaryolara da hazırlıklı olması gerekiyor. Türkiye'nin burada önemli bir avantajı var. Biz farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurulabilen bir ülkeyiz. Bu nedenle Türkiye'nin dengeli dış politika yaklaşımının İş dünyası açısından önemli bir güven unsuru olduğu da muhakkak. Şirketler açısından baktığımızda en önemli risklerden biri siyasi yakınlaşmayı otomatik olarak ticari fırsat olarak düşünmek. Bir ülke ile ilişkilerin iyi olması, her sektör için yatırım ortamının yatırım ortamının aynı ölçüde uygun olduğu anlamına gelmiyor. Her şirket kendi sektörünün risklerini, finansman maliyetini, kur riskini, gümrük koşullarını ve mevzuatı ayrı ayrı değerlendirmek zorunda. Ben bu nedenle şirketlerin büyük ve geri dönüşümü zor yatırımlardan önce daha esnek modellerle başlamasını doğru buluyorum. Bir yatırımın arkasında çok iyi bir finansal plan olabilir ama o planı hayata geçirecek doğru ekip yoksa sürdürebilirliği zor oluyor. Bu nedenle ben uluslararası ortaklıklarda bu konulara ehemmiyet veriyorum. Birincisi doğru ortak. Sadece finansal gücü değil, vizyonu ve iş yapma kültürü de birbirine yakın ortaklıklar seçilmeli. İkincisi yerel bilgi. Girdiğimiz pazarı gerçekten anlamadan sadece dışarıdan bakarak karar vermemek gerekiyor. Üçüncüsü uzun vadeli perspektif. Her yatırımın ilk sonuç vermesini beklememek gerekiyor. Dördüncüsü ise esneklik ki bu çok önemsediğim bir alan. Dünya çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla yatırım modellerinin de değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde tasarlanması gerekebiliyor. Benim için uluslararası iş birliğinin en değerli tarafı da aslında burada. Birlikte sadece sermaye koymak değil, birbiri deneyiminden, teknolojisinden ve pazar bilgisinden faydalanmak. Türkiye'nin bu anlamda sadece yatırım alan değil, yatırım yapan, ortaklık kuran ve bilgi üreten bir ülke konumunda olmasını ve bu şekliyle güçlenmesini arzu ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğan Holding'den Yılın İlk Çeyreğinde Güçlü Finansal Performans Haber

Doğan Holding'den Yılın İlk Çeyreğinde Güçlü Finansal Performans

Finans segmenti hariç FAVÖK marjını 7 puanlık güçlü bir artışla yüzde 11’e yükselten Doğan Holding, Net Aktif Değerini 3 milyar ABD dolarına ulaştırdı, dönemi ise 334 milyon TL net kâr ile tamamladı. 2026 yılına güçlü bir operasyonel ve finansal performansla başladıklarını vurgulayan Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “2030 yılı için belirlediğimiz 4,5 milyar ABD doları Net Aktif Değer hedefimize odaklı bir şekilde değer yaratmaya devam ediyoruz.” Doğan Holding, 2026 yılının ilk çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. Stratejik odak alanlarındaki güçlü performansı ve artan operasyonel verimliliği sayesinde yıla güçlü bir başlangıç yapan Doğan Holding, Net Aktif Değerini (NAD) yılın başından itibaren yüzde 6, yıllık bazda ise yüzde 20 artırarak 3 milyar ABD dolarına ulaştırdı. Solo net nakit pozisyonunu, 633 milyon ABD doları ile 2025 yılsonuna yakın bir seviyede koruyan Holding, ilk çeyrekte 23,9 milyar TL gelir elde etti. Finans segmenti hariç FAVÖK’ünü geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 142 artışla 2,6 milyar TL’ye taşıyan Doğan Holding, 2026’nın ilk çeyreğinde 334 milyon TL net kâr elde etti. Çağlar Göğüş: Portföyümüzdeki payı artan stratejik alanlarımız, büyümemizin ana kaynağı oldu. Sonuçları değerlendiren Doğan Holding CEO’su Çağlar Göğüş, “Mart ayında artan jeopolitik hareketlilik ve bölgesel gerilimlere rağmen, 2026 yılına güçlü bir operasyonel ve finansal performansla başladık. Yılın ilk çeyreği itibarıyla gelir ve FAVÖK kompozisyonumuzun daha güçlü, dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz. Portföyümüzdeki yeniden yapılandırma adımlarımız güçlü sonuçlar veriyor. Özellikle stratejik odak alanlarımızın net aktif değerimiz içerisindeki ağırlığının artmasıyla birlikte, Holding’in operasyonel dayanıklılığı ve kârlılık kalitesi her geçen çeyrek daha da güçleniyor. Bu doğrultuda, stratejik odak alanlarımız olan yenilenebilir enerji, madencilik ve finansal hizmetlerin toplam Net Aktif Değerimiz içindeki payı, geçen yılın aynı dönemine göre 10 puanlık bir artışla yüzde 54’e yükseldi. Ayrıca; maliyet yönetimindeki disiplinli duruşumuzun marjlarımızı desteklemesiyle, finans segmenti hariç FAVÖK marjımızın yüzde 11’e ulaşmasından memnuniyet duyuyoruz.” dedi. Çağlar Göğüş, stratejik iş kollarındaki gelişmeleri şöyle özetledi: “Madencilik segmentimiz, yeniden yapılandırdığımız Gümüştaş Madencilik’in ilk çeyrekte yıllık bazda yüzde 141’lik gelir büyümesi ve yüzde 58 gibi yüksek bir FAVÖK marjı kaydetmesiyle değer yaratımının itici gücü oldu. Finansal hizmetlerde Hepiyi Sigorta’nın Yönetilen Portföy Büyüklüğü (YPB) geçen yıla göre %50 artışla 818 milyon ABD dolarına ulaştı. Hepiyi Sigorta, kasko pazar payını yıllık 180 baz puan artırarak sektördeki konumunu güçlendirdi ve büyümesini sürdürdü. Stratejik odak alanlarımızdan biri olan yenilenebilir enerji sektörünün güçlü temsilcisi Galata Wind ise ilk çeyrekte büyüme hedeflerine bağlılılığını sürdürerek elektrik üretimini yıllık bazda %38 artırdı.” Doğan Holding hisselerine yatırımcı güveni devam etti Doğan Holding’in 2026’nın ilk çeyreğindeki performansı, Borsa İstanbul’daki yatırımcı profiline de yansıdı. Holding, yılın başından bu yana yüzde 14 getiri kaydeden BIST-100 Endeksi’ne kıyasla 4 puanlık endeks üstü performansla yüzde 18 getiri sağladı. Holding endeksine göre kıyaslandığında ise fark 22 puana çıktı. Holding’in halka açık kısmındaki yabancı yatırımcı payı da Mart 2026 sonu itibarıyla yıllık bazda 4 puan artışla yüzde 24’e yükseldi. Bu artışın; stratejilerin hayata geçirilmesindeki disiplin, kamuyu aydınlatmadaki şeffaflık ve güçlü kurumsal yönetişime verilen kararlı bağlılık sayesinde Doğan Holding’e duyulan güvenin arttığını yansıttığı vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai’de Savaş Gölgesine Rağmen Konut Satışları Sürdü Haber

Dubai’de Savaş Gölgesine Rağmen Konut Satışları Sürdü

Gerilimin yoğun şekilde hissedildiği son 3 haftada 9,4 milyar dolarlık gayrimenkul satışı yapılırken, Türk yatırımcılar da Dubai’de alımlarını sürdürdü. Angel Shine Property Kurucusu ve Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı Betül Işık, Dubai’nin güçlü altyapısı, hızlı kriz yönetimi ve uluslararası yatırımcı güveni sayesinde bölgesel risklere rağmen dayanıklılığını koruduğunu belirtti. Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan, İran’ın misillemeleriyle bölgesel ölçekte daha da derinleşen gerilim, yatırım piyasalarında yakından takip edilirken, Dubai gayrimenkul sektöründe satışların durmadığı görüldü. Birleşik Arap Emirlikleri Arazi ve Emlak Dairesi verileri ile sektörün haftalık piyasa özetlerine göre 28 Şubat-22 Mart 2026 dönemini kapsayan üç haftalık süreçte Dubai gayrimenkul piyasasında toplam işlem hacmi 34,5 milyar dirhemi aştı. ABD dolarına sabit kurla bağlı olan BAE dirheminde 1 doların 3,6725 dirheme eşit olması dikkate alındığında bu tutar yaklaşık 9,4 milyar dolara karşılık geliyor. Aynı dönemde 2-8 Mart haftasında 8,29 milyar dirhem (yaklaşık 2,26 milyar dolar), 9-15 Mart haftasında 15,66 milyar dirhem (yaklaşık 4,26 milyar dolar) ve 16-22 Mart haftasında 10,54 milyar dirhem (yaklaşık 2,87 milyar dolar) seviyesinde işlem hacmi oluştu. Söz konusu üç haftalık görünüm, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilime rağmen Dubai emlak piyasasında yatırım iştahının tamamen ortadan kalkmadığını, aksine piyasanın güçlü işlem kapasitesini koruduğunu ortaya koydu. Gerilimin en yoğun hissedildiği günlerden biri olan 2 Mart tarihinde, Dubai’ye füze düştüğü yönündeki haberlerin gündeme gelmesine rağmen yaklaşık 670 milyon dolarlık gayrimenkul satışı gerçekleşti. Sektör temsilcileri, bu verilerin Dubai emlak piyasasının kriz dönemlerinde dahi yatırımcı talebini koruyabildiğini gösterdiğine işaret ediyor. Türk yatırımcı ilgisi devam etti Bölgedeki gelişmelere rağmen Türk yatırımcıların Dubai’ye ilgisinde belirgin bir zayıflama yaşanmadı. Sektörden edinilen bilgilere göre Türk vatandaşları söz konusu bir haftalık dönemde iki ayrı projeden, biri villa olmak üzere yaklaşık 10,5 milyon dolarlık gayrimenkul satın aldı. Bu alımların 7’sini lüks segmentte yer alan stüdyo daireler oluşturdu. Türk yatırımcıların son yıllarda Dubai gayrimenkul piyasasındaki ağırlığının giderek arttığını belirten Betül Işık, 2025 yılında Türk vatandaşlarının Dubai’den konut satın alan yabancılar arasında ikinci sıraya yükselmesinin de bu eğilimi açık şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. “Panik satışları ya da iptal dalgası görmüyoruz” Angel Shine Property Kurucusu ve Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı Betül Işık, jeopolitik gelişmelerin yatırımcı psikolojisi üzerinde kısa vadeli etkiler oluşturabileceğini ancak bunun piyasada sert bir kırılmaya dönüşmediğini belirterek, “Bölgede yaşanan gelişmeler doğal olarak yatırımcıların karar süreçlerinde daha temkinli hareket etmesine neden oluyor. Ancak sahada gördüğümüz tablo, panik satışları ya da yaygın iptal talepleri yönünde değil. Türk yatırımcılar başta olmak üzere birçok alıcı, süreci yakından izliyor fakat yatırımlarını tamamen askıya almıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Mevcut projelerde inşaat faaliyetlerinin sürdüğünü, satış süreçlerinde belirgin bir duraksama yaşanmadığını ve yatırımcıların daha çok seçici davranarak hareket ettiğini vurgulayan Işık, Dubai piyasasının kriz anlarında refleks gösterme kapasitesinin yüksek olduğunu söyledi. “Dubai yatırımcı güvenini koruyan bir merkez” Betül Işık, Dubai’nin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte güçlü bir yatırım merkezi haline geldiğine dikkati çekerek şunları kaydetti: “Dubai, kriz dönemlerinde dahi işleyen sistemi, güçlü altyapısı ve yatırımcı dostu yapısıyla öne çıkıyor. Günlük hayatın büyük ölçüde normal akışını koruması, projelerin planlandığı şekilde ilerlemesi ve resmi kurumların hızlı aksiyon alabilmesi yatırımcı açısından güven veriyor. Bu nedenle kısa vadeli jeopolitik dalgalanmalar, alım iştahını tamamen ortadan kaldırmıyor.” Dubai’nin uluslararası yatırımcılar açısından cazibesini korumaya devam ettiğini belirten Işık, vergi avantajları, döviz bazlı kira geliri, yüksek talep ve güçlü likiditenin bu dayanıklılığı destekleyen temel unsurlar arasında yer aldığını söyledi. “Birçok yatırımcı için Dubai artık yalnızca bölgesel bir pazar değil, küresel ölçekte güvenli ve erişilebilir bir yatırım merkezi. Bu nedenle belirsizlik dönemlerinde dahi talep tamamen kaybolmuyor. Hatta bazı yatırımcılar bu tür süreçleri, doğru proje ve doğru fiyatla pozisyon almak adına fırsat olarak değerlendirebiliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Destek Faktoring’den Borsadaki İlk Yılında Güçlü Finansal Performans Haber

Destek Faktoring’den Borsadaki İlk Yılında Güçlü Finansal Performans

Şirket, finansal gücünü yıl boyunca istikrarlı bir şekilde büyüterek 3,8 milyar TL net kâr elde ederken konsolide aktif büyüklüğünü 48,5 milyar TL’ye, kombine aktif büyüklüğünü ise 58,2 milyar TL’ye taşıdı. Kuruluşundan bu yana işletmelere hızlı, güvenilir ve esnek finansman sağlayan Destek Faktoring, 2025 yıl sonu finansal sonuçlarını açıkladı. Yılın son çeyreğinde de yükselen ivmesini sürdüren şirket, büyümesini yıl geneline yaydı. Konsolide aktif büyüklük üçüncü çeyrekte 46,8 milyar TL seviyesindeyken yıl sonunda 48,5 milyar TL’ye yükseldi. Kombine aktif büyüklük 58,2 milyar TL olarak gerçekleşti. Net kâr ise üçüncü çeyrek sonunda 2,58 milyar TL seviyesindeyken, yıl sonunda 3,77 milyar TL’ye ulaşarak yaklaşık yüzde 46 oranında artış gösterdi. Toplam özkaynaklar 12,2 milyar TL’ye yükselirken, özkaynak karlılığı yüzde 31 olarak gerçekleşti. Standart sermaye yeterlilik oranı yüzde 24,53 seviyesinde kaydedildi. Güçlü performans ve yatırımcı güveni Destek Faktoring, yılın son çeyreğinde faktoring alacaklarındaki büyümesini sürdürürken, disiplinli risk yönetimi ve geniş müşteri tabanı sayesinde hem işlem hacmini hem de kârlılığını artırdı. 2025 yılı performansı, şirketin bilanço büyüklüğü ve kârlılık açısından sektördeki konumunu daha da güçlendirdi. “2025’i hedeflerimizin üzerinde tamamladık” Destek Faktoring Genel Müdürü Nuray Elmastaş, yıl sonu finansal sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “2025 yılı, sürdürülebilir büyüme stratejimizin somut sonuçlarını aldığımız bir yıl oldu. Üçüncü çeyrekte yakaladığımız performansı son çeyrekte de sürdürerek 3,8 milyar TL net kâr ile yılı tamamladık. Öz kaynaklarımızı 12,2 milyar TL seviyesine taşırken risk profilimizi güçlü tuttuk. Yüzde 0,25 seviyesindeki takipteki alacak oranımız ve sermaye yeterlilik rasyomuz, disiplinli risk yönetimimizin göstergesi. Müşteri odaklı iş modelimizle önümüzdeki dönemde de büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz.” 6 Şubat 2025 tarihinde Borsa İstanbul’da işlem görmeye başlayan Destek Faktoring, yıl boyunca açıkladığı finansal sonuçlarla sermaye piyasalarındaki yerini pekiştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karayipler’de Gayrimenkul Yatırımında 2026 İçin Büyük Düzenleme Haber

Karayipler’de Gayrimenkul Yatırımında 2026 İçin Büyük Düzenleme

Bölgesel Denetleyici Otorite ECCIRA Kuruluyor Antigua ve Barbuda, Dominika, Grenada, St. Kitts ve Nevis ile Saint Lucia, yeni bir düzenleyici çerçeve oluşturmak üzere bir araya gelerek Doğu Karayipler Vatandaşlık-Yatırım Düzenleme Otoritesi (ECCIRA)’nın kurulmasına karar verdi. Bu otorite, Karayipler’deki vatandaşlık-yatırım ve gayrimenkul yatırımlarını ortak standartlarla denetleyecek. Yeni yapılanma ile birlikte: CBI (Citizenship by Investment / Yatırım Yoluyla Vatandaşlık) programları için tek tip standartlar getirilecek,Resmî denetim ve uyum süreçleri güçlendirilecek,Uluslararası yatırımcı güveni arttırılacak. Grenada, otoritenin merkez üssü olarak seçildi; diğer ülkelerde de yerel ofisler kurularak uyum ve denetim süreçleri izlenecek. Neden Bu Değişiklik Önemli? Karayipler’in vatandaşlık-yatırım programları, uluslararası gayrimenkul yatırımcıları için cazip fırsatlar sunuyor. Bu programlar sayesinde yatırımcılar, belirli gayrimenkul projelerine yatırım yaparak o ülkelerde vatandaşlık veya ikamet hakkı elde edebiliyor. Ancak son dönemde uluslararası denetimlerden gelen talepler, programların daha sıkı ve tutarlı bir denetim yapısına kavuşmasını zorunlu kıldı. Yeni düzenleme yatırımcılar açısından şu avantajları hedefliyor: ✔ Standart başvurularla şeffaflık ve güvenin artması ✔ Yüksek güvenlik ve kimlik doğrulama standartları ile dolandırıcılık riskinin azalması ✔ Programların uluslararası uyumluluk açısından güçlendirilmesi ✔ Gayrimenkul piyasasında sürdürülebilir büyüme ve yatırım akışının devamı Global Baskı ve Reformun Arka Planı Karayip devletleri, ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği gibi ülkelerin vatandaşlık-yatırım programlarına ilişkin güvenlik ve şeffaflık taleplerinin artmasıyla birlikte bu adımı attı. Uzun süredir konuşulan bölgesel denetim otoritesinin yasalaştırılmasıyla, programların daha etkin şekilde uygulanması ve uluslararası arenada itibarı korunması hedefleniyor. Harvey Law Group Türkiye Ülke Direktörü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, Karayipler’de 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek yeni bölgesel düzenlemelerin yatırımcılar için önemli bir eşik olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Vatandaşlık yoluyla yatırım programlarına yönelik artan uluslararası denetim talepleri, daha şeffaf ve ortak standartlara dayalı bir yapıyı zorunlu kılıyor. Kurulan bölgesel düzenleyici otorite, hem yatırımcı güvenini artıracak hem de Karayipler’in bu alandaki itibarını uzun vadede güçlendirecektir. Bu süreçte yatırımcıların yeni uyum kriterlerini yakından takip etmeleri büyük önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Portföy Yatırım Fonlarında 1 Trilyon TL Eşiğini Aştı Haber

Garanti BBVA Portföy Yatırım Fonlarında 1 Trilyon TL Eşiğini Aştı

Garanti BBVA Portföy, yatırım fonlarında ulaştığı ölçekle sektörde önemli bir kilometre taşına daha imza attı. 15 Ocak 2026 tarihli TEFAS verilerine göre, Garanti BBVA Portföy’ün yönettiği yatırım fonlarının toplam büyüklüğü 1 trilyon TL büyüklük eşiğini aşarak önemli bir seviyeye ulaştı. Farklı risk ve getiri profillerine sahip yatırım fonlarıyla, bireysel ve kurumsal yatırımcılara profesyonel portföy yönetimi hizmetleri sunan Garanti BBVA Portföy, bu büyüklüğe; yatırımcı güveni, güçlü ölçek ve aktif ve disiplinli portföy yönetimi anlayışıyla ulaştı. Şirket, farklılaşabilen piyasa koşullarına adapte olabilen uzmanlık yaklaşımıyla, yatırımcıların uzun vadeli finansal hedeflerine giden yolda onlara eşlik etmeyi sürdürüyor. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuya ilişkin değerlendirmesinde “Garanti BBVA Portföy’ün yatırım fonlarında 1 trilyon TL’yi aşan büyüklüğe ulaşmasını, yatırımcılarımızın bize duyduğu güvenin ve uzun vadeli değer yaratma odağımızın somut bir göstergesi ve sonucu olarak görüyoruz. Aktif ve disiplinli portföy yönetimi anlayışıyla, farklı piyasa koşullarında yatırımcılarımızın birikimlerini uzmanlıkla yöneten bir yapı inşa ettik. Güçlü sermaye yapımız, insan kaynağımız ve kurumsal yönetimimizle, sermaye piyasalarının derinleşmesine katkı ve yatırımcılarımız için özel hizmetler sunmaya devam edeceğiz” dedi. Güçlü bir referans noktası Yatırım fonları aracılığıyla yatırımcıların birikimlerini farklı varlık sınıflarında değerlendirmelerine imkân tanıyan Garanti BBVA Portföy, ulaştığı bu ölçekle hem yatırımcılar hem de sermaye piyasaları açısından güçlü bir referans noktası oluşturuyor. Şirket, güven, istikrar ve profesyonellik temelinde şekillenen portföy yönetimi anlayışıyla yatırımcıları için uzun vadeli değer yaratmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’dan 2 Yılda 2,45 Milyar Dolarlık Sermaye Benzeri Tahvil İhracı Haber

Garanti BBVA’dan 2 Yılda 2,45 Milyar Dolarlık Sermaye Benzeri Tahvil İhracı

Güçlü talep ve rekabetçi fiyatlama, uluslararası yatırımcı güvenini teyit ederek sermaye piyasalarına güçlü bir mesaj verdi. Garanti BBVA, uluslararası sermaye piyasalarındaki başarılı performansını 700 milyon dolar tutarındaki yeni sermaye benzeri (Basel III uyumlu) tahvil (Tier 2) ihracıyla sürdürdü. Banka, Şubat 2024’te 500 milyon dolar, Kasım 2024’te 750 milyon dolar, Haziran 2025’te 500 milyon dolar ve Ekim 2025’te 700 milyon dolar olmak üzere son iki yılda gerçekleştirdiği dört işlemle toplam 2,45 milyar dolar tutarında Tier 2 ihraç büyüklüğüne ulaştı. Bu güçlü performansla Garanti BBVA, son yıllarda Tier 2 sermaye ihraçlarında en yüksek toplam tutara ulaşan banka konumuna geldi. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten konuyla ilgili şunları söyledi: “Son iki yılda dört Tier 2 ihracını art arda ve başarıyla tamamlamamız, yalnızca sağlam sermaye yapımızın değil, aynı zamanda uluslararası piyasalarda Türkiye’ye ve Garanti BBVA’ya duyulan güvenin açık bir göstergesi. Yüksek yatırımcı talebiyle tamamlanan bu işlemler, etkin sermaye planlamamızın ve uzun vadeli büyüme stratejimizin somut bir sonucu. Sermaye piyasalarındaki etkinliğimizi artırarak sürdürülebilir büyümemizi desteklemeye, yatırımcılarla uzun vadeli ve şeffaf ilişkiler kurma ilkemiz doğrultusunda sermaye benzeri borçlanma araçlarını stratejik bir şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz.” Güçlü bilanço ve kalıcı yatırımcı güveni Garanti BBVA’nın son iki yılda başarıyla tamamladığı üç adet Tier 2 işleminin ardından 15 Ekim’de sonuçlanan 700 milyon dolarlık ihracına karşılık 1,8 milyar dolar düzeyinde gelen güçlü taleple sağlam bilanço yapısını, etkin sermaye planlamasını ve uzun vadeli yatırımcı ilişkilerindeki başarısını bir kez daha teyit etti. İtfa tarihi 15 Nisan 2036 olan sabit faizli, 10,5 yıl vadeli 15 Ocak 2031 ile 15 Nisan 2031 tarihleri arasında geri çağırma opsiyonlu tahvilin kupon oranı %7,625 olarak belirlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.