Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yatırımlar

Kapsül Haber Ajansı - Yatırımlar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yatırımlar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ASELSAN’ın İlk Dokuz Aylık Hasılatı 151,5 Milyar TL Oldu Haber

ASELSAN’ın İlk Dokuz Aylık Hasılatı 151,5 Milyar TL Oldu

Şirketin 2026 yılının ilk dokuz ayında hasılatı geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak %28 büyüyerek 151,5 milyar TL’ye ulaştı. Yılın ilk dokuz ayında elde edilen hasılatta Hava Savunma, Radar, Elektronik Harp Sistemleri, Sualtı Sistemleri, Yapay Zekâ Destekli Kent Güvenliği Sistemleri, Güdümlü Mühimmat Sistemleri, Elektro-Optik ve Haberleşme teknolojileri belirleyici rol oynadı. Söz konusu büyümeyi ASELSAN’ın yüksek teknolojiye sahip ürünlerine yönelik artan talep destekledi. Şirketin bakiye siparişleri bir önceki çeyreğe göre 7,5 milyar dolar artarak 30,7 milyar dolara yükseldi. Yeni ihracat sözleşmeleri bu dönemde %34 artış ile 1,9 milyar dolar oldu. Yeni sözleşmelerde ve bakiye siparişlerde tarihi zirveler görüldü. Kişi Başı Hasılatta Dolar Bazında %4 Artış Güçlü büyümesini operasyonel mükemmellik, yüksek teknoloji ve kurumsal dönüşüm odağıyla destekleyen ASELSAN, verimlilik göstergelerinde de güçlü bir performans sergiledi. Şirketin FAVÖK marjı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 190 baz puan artarak %26,8 seviyesine yükseldi. Aynı dönemde ASELSAN’ın FAVÖK tutarı da %38 artarak 40,6 milyar TL’ye ulaştı. Verimlilik artışı sağlayan uygulamaların kararlılıkla yürütülmesi, ürün portföyü içerisindeki kritik ve giriş bariyeri yüksek teknolojilere yönelik dönüşüm, ASELSAN’ın büyümesine ve operasyonel marjlarının korunmasına önemli katkı sağladı. Aynı dönemde ASELSAN’ın kişi başı hasılatında dolar bazında %4 oranında artış görüldü. Seri Üretim ve AR-GE’ye Yönelik Yatırımlarda İvme Artıyor Artan bakiye siparişlerle beraber yılın ilk dokuz ayında ASELSAN’a ilave üretim kabiliyeti ve ölçek kazandıracak yatırımlar kesintisiz bir şekilde devam etti. Oğulbey Teknoloji Üssü ve mevcut yerleşkelerde gerçekleştirilen yatırımlar bu dönemde %228 artarak 684 milyon dolar seviyesine yükseldi. Söz konusu yatırımlar ASELSAN’ın büyüyen sipariş hacmini karşılamasına ve sürdürülebilir büyümesine destek oluyor. 2025 yılında temeli atılan ve Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü’nün ilk fazı bu dönemde faaliyetlerine başladı. Benzer şekilde Güdümlü Mühimmat Sistemleri Üretim Merkezi gibi birçok yeni yatırım bu dönemde devreye alındı. Hava, deniz ve kara savunma sistemlerinin üretiminde robotik ve otomasyon altyapısı önemli ölçüde güçlendirildi. Devreye alınan ve devam eden yatırımlar ile birlikte, ASELSAN'ın teslimat kapasitesi, hız ve kalite kabiliyeti artırıldı. Türkiye’de yürüttüğü Ar-Ge proje sayısında ve mühendis istihdamında lider olan ASELSAN’ın gerçekleştirdiği Ar-Ge harcamaları ilgili dönemde, bir önceki yılın aynı dönemine göre %36 artarak 1,3 milyar dolar seviyesine yükseldi. Özellikle Uydu Teknolojileri, Kuantum Hesaplama Teknolojileri, Su Altı Teknolojileri, Yüksek Güçlü Mikrodalga Teknolojileri, Mikroelektronik Sistem Teknolojileri, Akıllı Mühimmat ve İtki Sistem Teknolojileri gibi giriş bariyeri yüksek alanlara yönelik yatırımlar hız kazandı. Söz konusu geleceğe yönelik devam eden yatırımlar ASELSAN’ın global savunma sanayii alanındaki görünümünü güçlendirmeye devam edecektir. Yatırım Döneminde Finansal Disiplin ASELSAN, hızlı bir şekilde büyüdüğü ve yatırım harcamalarını artırdığı bir dönemde, finansal sürdürülebilirliğini ve bilanço disiplinini korumayı da sürdürdü. Şirketin operasyonel nakit akışı 2026 yılının ilk 9 ayında 23 milyar TL olarak gerçekleşti. Söz konusu dönemde ASELSAN’ın finansal borçlarının aktifleri içerisindeki payı %14 oldu. Etkin finans yönetimi ve geliştirilen yeni stratejiler ile ASELSAN’ın finansman giderleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %10,3 azaldı. Özkaynak oranı %55 seviyesinde olan ASELSAN, bu alanda sektör ortalamalarının üzerindeki konumunu sürdürdü. ASELSAN’ın bilanço büyüklüğü 2025 yıl sonuna göre %15 arttı. Güçlü bilanço yönetimi, verimlilik artışı sağlayan uygulamalar ve sürdürülen finansal disiplin ile yılın ilk 9 ayında ASELSAN’ın özkaynak kârlılığı 400 baz puan artarak %16,6’ya yükseldi. Aktif kârlılığı ise %9’a yükselerek, sermaye ve varlık verimliliğinde önemli bir iyileşme kaydedildi. ASELSAN’ın FAVÖK marjında da bu dönem 190 baz puan iyileşme görülerek %26,8 seviyesine ulaşıldı. 2025 yıl sonuna göre Şirketin ticari alacakları %11 azaldı. Söz konusu alanlardaki iyileşmeler ASELSAN’ın güçlü bilanço yapısını destekledi. Seri üretime yönelik yüksek tutarlı yatırımların sürdüğü bir dönemde elde edilen güçlü finansal sonuçlar, ASELSAN’ın büyüyen ölçeğini, ihracat hedeflerini ve yüksek teknoloji yatırımlarını sağlıklı bir finansal yapı içinde yönetme kapasitesini destekliyor. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol 2026 Yılı Üçüncü Çeyrek Finansal Sonuçlarını Değerlendirdi: “Daha hızlı, daha çevik ve daha rekabetçi bir ASELSAN inşa ediyoruz” “2026, ASELSAN için yalnızca büyüdüğümüz değil, büyümenin ölçeğini değiştirdiğimiz bir yıl oluyor. aselsaneXt ile ortaya koyduğumuz dönüşüm; siparişlerimizden yatırımlarımıza, üretim kapasitemizden teknolojik derinliğimize kadar şirketimizin tamamında karşılık buluyor. Bugünün ihtiyaçlarını karşılamanın ötesine geçtik. Yarının taleplerine cevap verecek kapasiteyi, bugünden oluşturuyoruz. Daha hızlı, daha verimli ve küresel rekabette daha güçlü bir ASELSAN hedefiyle ilerliyoruz. İstikrarlı büyümenin yanı sıra büyüme hızımız da artıyor. Dolar bazında 3. Çeyrek büyüme rakamlarına baktığımızda, 2024’te %18, 2025’te %29 ve bu yıl %42 büyüdük. Büyümede ve birçok iş hacmi göstergesinde sektörümüzün global ortalamalarının çok çok üstünde performans gösteriyoruz. Nitekim Ağustos ayında açıklanan Defense News Top 100 listesinde üç basamak yükselerek 40’ıncı sıraya yerleştik. Forbes Global 2000 listesine giren ilk Türk savunma sanayi şirketi olduk. Benzer şekilde, global yatırım kuruluşlarının raporlarında da şirketimizin başarılarına dikkat çekiliyor. “Büyümenin yalnızca hacmine değil, niteliğine de bakıyoruz” Hasılatımızı geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak yüzde 28 artırarak 151,5 milyar TL’ye ulaştırdık. FAVÖK marjımızı 190 baz puan iyileştirdik. Bu iyileşmede, Yapay Zekanın süreçlerimizde etkin kullanımı, dijital dönüşümün katkıları ve ürün portföyümüzde daha yüksek katma değerli ürünlerin payının artması etkili oldu. Ölçeğimiz büyürken operasyonel marjlarımızın gelişmesi bizim için özellikle kıymetli. Bu sonuçlar, daha fazla işi başarmanın yanında, yüksek katma değerli işleri daha verimli şekilde gerçekleştirdiğimizi de ortaya koyuyor. Biz büyümenin yalnızca hacmine değil, niteliğine de bakıyoruz. Daha büyük bir şirket olurken daha verimli bir yapıya ulaşmak, aselsaneXt ile hedeflediğimiz dönüşümün en önemli göstergelerinden biri. “Siparişi kapasiteye, kapasiteyi geleceğe dönüştürüyoruz” Sipariş tarafında ASELSAN tarihinde yeni rekorlara imza attık. Bakiye siparişlerimiz tarihimizde ilk defa 30 milyar dolar seviyesini geçti. Yeni ihracat sözleşmelerimizi de yüzde 34 artışla 1,9 milyar dolara taşıdık. Alınan İş/Satışlar oranımızın 4,4’e yükselmesi, önümüzdeki yıllara uzanan iş hacmimizin önemli göstergelerinden biri. Bu oran bize yalnızca bugünkü talebin gücünü değil, önümüzdeki dönemin büyüme potansiyelini de gösteriyor. Satışlarımızın çok üzerinde yeni iş alıyor olmamız, önümüzde uzun ve güçlü bir iş yükü bulunduğuna işaret ediyor. Bundan sonraki temel sorumluluğumuz, bu portföyü zamanında teslimata, yeni kapasiteye ve teknolojik üstünlüğe dönüştürmek. “Oğulbey’de ilk üretim başladı” Kapasite artışı ve yüksek teknolojiye yönelik yatırımlarımızı yüzde 228 artırarak 684 milyon dolara çıkardık. Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü’nün ilk fazını faaliyete aldık. Güdümlü Mühimmat Sistemleri Üretim Merkezi gibi yeni tesislerimizi devreye sokarken robotik ve otomasyon altyapımızı da geliştiriyoruz. Buradaki yaklaşımımız çok net: Siparişlerin, kapasitemizin önüne geçmesini beklemiyoruz. Talebin geleceği noktayı öngörerek altyapımızı bugünden hazırlıyoruz. Siparişi kapasiteye, kapasiteyi geleceğe dönüştürüyoruz. “Yeni teknoloji alanlarına odaklanmayı sürdüreceğiz” Uydu teknolojilerinden kuantum hesaplama teknolojilerine, su altı sistemlerinden yüksek güçlü mikrodalga ve mikroelektronik teknolojilerine kadar giriş bariyeri yüksek alanlara yatırım yapıyoruz. Antalya’da düzenlenen Uluslararası Uzay Kongresinde alçak yörünge uydu konseptimizi ilk defa tanıttık. Kuruluşundan bu yana TSK’nın karada, denizde ve havada haberleşmesini sağlayan ASELSAN, bundan sonra uydu haberleşme hizmetini de sağlayacak. ASTRALINK adını verdiğimiz projemiz uluslararası camianın da yoğun ilgisini çekti. Teknolojik bağımsızlığımızı güçlendirecek, ihracatta bizi daha yukarı taşıyacak ve yeni kabiliyet alanları açacak bu tür yeni teknoloji alanlarına odaklanmayı sürdüreceğiz. “Finansal istikrarımızı sürdürüyoruz” Yatırımlarımızı gerçekleştirirken finansal disiplinden taviz vermemek temel önceliklerimizden biri. Geçen yıl gerçekleştirdiğimiz yatırımın neredeyse iki katını bu yılın ilk üç çeyreğinde gerçekleştirmiş olduk. Yatırım temposunun bu ölçüde yükseldiği bir ortamda finansal istikrarımızı başarıyla sürdürüyoruz. Finansal borçlarımızın aktifler içindeki oranını yüzde 14 seviyesinde tutarken finansman giderimizi yüzde 10,3 azalttık. Özkaynak karlılığımızı yüzde 16,6’ya, aktif karlılığımızı yüzde 9’a çıkardık. Biz kapasitemizi hızla artırırken finansal esnekliğimizi de koruyoruz. Bu denge, önümüzdeki dönemde yeni yatırım kararlarını daha sağlam bir zeminde almamıza imkân verecek. “Küresel ilgiyi stratejik bir gelişme olarak görüyoruz” Bugün ASELSAN’a ve geliştirdiğimiz sistemlere hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda giderek artan bir ilgi var. Bu ilgiyi stratejik bir gelişme olarak görüyoruz. Savunma bütçelerinin arttığı, ülkelerin tedarik güvenliğini ve teknolojik egemenliği daha fazla önemsediği bir dönemde ASELSAN’ın geniş ürün portföyü önemli bir avantaj sağlıyor. Kurumsal yönetim anlayışımız ve özveriyle çalışan nitelikli personellerimizle ASELSAN’ı bugünlere getirdik. Hedefimiz açık: ASELSAN’ı dünyanın önde gelen savunma teknolojisi şirketlerinden ve güçlü küresel teknoloji markalarından biri haline getirmek.” İmzalanan Sözleşmeler ve Bakiye Siparişler Global pazarlardaki etkinliğini önemli ölçüde artırarak uluslararası savunma ekosistemindeki konumunu her geçen gün güçlendiren ASELSAN, 2026 yılının ilk 9 ayında toplam 14 milyar dolar tutarında yeni sözleşme imzaladı. Söz konusu dönemde ulaşılan hacim ASELSAN tarihinde görülen en yüksek seviye olarak kaydedildi. Özellikle ilave Hava Savunma, Radar, Elektronik Harp, Güdüm ve Yapay Zeka Destekli Kent Güvenliği sistemlerine yönelik önemli yeni siparişler alındı. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de kesintisiz bir şekilde artmaya devam etti. ASELSAN’ın bakiye siparişleri yılın ilk 9 ayında 30,7 milyar dolar seviyesine yükseldi. 2025 sonunda ulaşılan 20 milyar dolar seviyesinin ardından ASELSAN tarihinde bakiye siparişlerde ilk defa 30 milyar dolar seviyesi görülmüş oldu. Alınan İş/Satışlar oranını bir önceki yılın aynı döneminde gerçekleşen 2,5 seviyesinin üzerine taşıyan ASELSAN, 2026 yılının ilk 9 ayında bu oranı 4,4’e yükselterek sektör ortalamaları üzerindeki seyrini korudu. Söz konusu alanlarda yakalanan büyümeler ASELSAN’ın ürün ve sistemlerine yönelik talebin istikrarlı şekilde arttığını ortaya koydu. İmzalanan Önemli Sözleşmeler 2026 Yılının 1. Çeyreği Uluslararası müşteriler ile imzalanan Haberleşme Sistemlerinin ve İnsansız Deniz Araçlarına yönelik faydalı yüklerin ihracatına ilişkin sözleşme,Uluslararası müşteriler ile imzalanan Hava Savunma ve Aviyonik Sistemlerin ihracatına yönelik sözleşmeYurt içi bir platform üreticisi ile yurt dışındaki kullanıcılara teslim edilmek üzere imzalanan Elektro-Optik Sistemlerin ihracatına ilişkin sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Güdüm Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme, 2026 Yılının 2. Çeyreği Uluslararası müşteriler ile imzalanan Hava Savunma, Radar, Elektronik Harp, Elektro-Optik, Aviyonik ve Haberleşme sistemlerinin ihracatına ilişkin sözleşme,Uluslararası müşteriler ile imzalanan Radar, Hava Savunma, Elektro-Optik ve Haberleşme Sistemleri ile İHA ve İDA faydalı yüklerinin ihracatına ilişkin sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin ilave üretimlerine yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Kamu Güvenliği Haberleşme ile Uydu ve Uzay Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan yapay zekâ destekli Kent Güvenliği Yönetim Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. 2026 Yılının 3. Çeyreği Uluslararası müşteriler ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin ihracatına yönelik sözleşme,Uluslararası müşteriler ile imzalanan Elektronik Harp, Elektro-Optik, Arayıcı Başlık, Keşif ve Gözetleme, Haberleşme ve Silah Sistemlerinin ihracatına yönelik sözleşme,Uluslararası müşteriler ile imzalanan Silah ve Elektronik Harp Sistemlerinin ihracatına yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Hibrit Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme,ROKETSAN ile imzalanan Hava Savunma Sistemlerinin alt bileşenlerine yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme,Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Radar Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Metalürji Sektörü ANKIROS 2026’da İstanbul’da Buluştu Haber

Küresel Metalürji Sektörü ANKIROS 2026’da İstanbul’da Buluştu

17.Uluslararası Demir-Çelik, Döküm, Demir Dışı Metalürji Teknolojileri, Makina ve Ürünleri İhtisas Fuarı ANKIROS 2026, 22 Ekim’de İstanbul Fuar Merkezi’nin 3 numaralı salonunda düzenlenen açılış töreninin ardından ziyaretçilere kapılarını açtı. 24 Ekim’e kadar sürecek fuar, metalürji ve üretim teknolojileri ekosisteminin ulusal ve uluslararası temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi. İstanbul Fuar Merkezi’nin 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı hollerinde gerçekleştirilen fuarda, 39 yabancı ülkeden katılımcıların da aralarında bulunduğu toplam 1.100’ün üzerinde katılımcı yer alıyor. Fuarın 20 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Açılış töreninde sektörün gündemi öne çıktı Açılış töreninde T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Ozan Hünler, VDMA Metallurgy Genel Müdürü ve CECOF Genel Sekreteri Dr. Timo Würz, IMMC 2026 Organizasyon Kurulu Başkanı Prof. Dr. Caner Durucan, TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Eğitim Merkezi (METEM) Yürütme Kurulu Başkanı Bülent Yıldırım, Oda Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet İrfan Türkkolu, Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Deniz ve Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı’nın konuşmaları yer aldı. Mehmet Fatih Kacır T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ANKIROS 2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, fuarın yeni ticari bağlantılar ve yatırımlar için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Türkiye’nin demir-çelik sektöründe yıllık 62 milyon ton üretim kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Kacır, çelik üretiminde Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sırada bulunduğunu söyledi. Döküm sektörünün ise geçen yıl yaklaşık 8 milyar avro ciro ve 6 milyar avroyu aşan doğrudan ihracat gerçekleştirdiğini aktardı. Metal sanayisinin rekabet gücünü artırmak için yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarını desteklediklerini belirten Kacır, döküm sektörüne yönelik düşük karbonlu yol haritası çalışmalarının başladığını açıkladı. HIT-30 kapsamında 2030’a kadar 30 milyar dolarlık devlet desteğiyle gerçekleştirilmesi hedeflenen yatırımların metal sanayisinde de yeni talep ve üretim fırsatları oluşturacağını kaydetti. Avrupa Birliği’nin çelik ithalatına getirdiği sınırlamaların Türkiye’nin ihracatına yansıdığına değinen Kacır, Avrupa’nın Türkiye ile sanayi ve teknoloji alanındaki ortaklığını güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. Kacır ayrıca Burdur Batı ve Amasya Gümüşhacıköy organize sanayi bölgelerinin ilan edilmesiyle Türkiye’deki OSB sayısının 374’e ulaştığını bildirdi. Fuat Tosyalı Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, ANKIROS’un yalnızca teknolojilerin ve ürünlerin sergilendiği bir fuar olmadığını, Türkiye’nin metalürji, makine, döküm ve çelik ekosistemini dünyayla buluşturan önemli bir platform olduğunu söyledi. Dünya çelik sektörünün zorlu bir dönüşümden geçtiğini belirten Tosyalı, küresel kapasite fazlasının, değişen ticaret politikalarının, karbon düzenlemelerinin ve artan maliyetlerin rekabet koşullarını yeniden şekillendirdiğini vurguladı. Tosyalı, artık yalnızca üretim kapasitesinin değil, teknoloji, verimlilik, sürdürülebilirlik ve güçlü bir sanayi ekosisteminin de rekabette belirleyici olduğunu ifade ederek şunları kaydetti: “Türkiye bu dönüşüme güçlü bir noktadan başlıyor. Avrupa’nın en büyük, dünyanın 7’nci büyük çelik üreticisiyiz. Geçen yıl 38,1 milyon ton çelik ürettik. 2026’nın 7 ayında üretimimiz yüzde 7,9 artarak 23,2 milyon tona ulaştı. Yıl sonunda 40 milyon ton seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz ancak güçlü üretim kapasitemize rağmen dış ticarette giderek zorlaşan koşullarla karşı karşıyayız.” Avrupa Birliği’nin uyguladığı kota nedeniyle Türkiye’nin bu bölgeye çelik ihracatının azaldığına dikkati çeken Tosyalı, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Avrupa’nın kendi stratejik çelik kapasitesini korumak adına atacağı adımlar her ne kadar meşru ise Türkiye’nin de kendi stratejik üretim gücünü koruması adına atacağı her adım aynı ölçüde meşrudur ve bu adımları atmaktan da geri durmamalıdır. Elbette Avrupa’nın yeşil çelik dönüşüm hedeflerini destekliyoruz. Türkiye çelik sektörü elektrik ark ocaklarına ve yüksek hurda kullanımına dayalı üretim yapısıyla bu dönüşümde önemli bir avantaja sahip. Ancak gerçek bir dönüşüm için önce üretim gücümüzü korumamız gerekiyor.” Türk çelik sektörünün Avrupa’daki kısıtlamaların yanı sıra başta Çin olmak üzere Uzak Doğu kaynaklı yoğun ithalat ve fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Tosyalı, stratejik üretim kapasitesini koruyan, yatırımları destekleyen ve sanayicinin maliyet yükünü azaltan öngörülebilir politikalara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Çeliğin Türkiye’nin sanayi gücünün temelini oluşturduğunu ifade eden Tosyalı, sektörün dönüşümü için KOBİ’lerin, makine ve döküm sanayisinin, teknoloji geliştiricilerinin, kamunun ve üniversitelerin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti. Ozan Hünler Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Ozan Hünler, ANKIROS 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde, fuarın Türkiye ve bölge için metalürji sektörünün önemli uluslararası buluşma noktalarından biri olduğunu belirtti. Organizasyonun uluslararası yapısını güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Hünler, ANKIROS’un üreticileri, teknoloji sağlayıcılarını ve farklı ülkelerden sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturan bir platform sunduğunu kaydetti. Fuarın değerinin katılımcı ve ziyaretçi sayılarının ötesinde olduğunu vurgulayan Hünler, organizasyonun yeni ticari bağlantılar kurulmasına, bilgi ve deneyim paylaşımına ve üretim teknolojilerindeki yeniliklerin sektörle buluşmasına katkı sağladığını ifade etti. Hünler, bu etkileşimin geleceğe yönelik iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Oğuzhan Deniz Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Deniz, 76. Dünya Döküm Kongresi (WFC 2026) kapsamında dünyanın dört bir yanından gelen 1.000’in üzerinde katılımcıyı İstanbul’da ağırladıklarını belirtti. Bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlayan bu buluşmanın, Türkiye’nin döküm sanayisinde bilimsel bilgiye ve uluslararası iş birliklerine yön verme potansiyelini ortaya koyduğunu ifade etti. Kongrenin ardından ANKIROS 2026’nın kapılarını açmasının sektör açısından özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Deniz, uluslararası konukların fuarı ziyaret etmesinin bu buluşmayı daha da değerli kıldığını söyledi. Deniz, fuarın yeni iş birliklerinin kurulmasına ve ülke sanayisinin gelişimine önemli katkılar sağlayacağına inandığını kaydetti. Deniz, “Kongremizde bilimi, araştırmayı, yenilikçi teknolojileri ve döküm sanayisinin geleceğini konuştuk. Şimdi ise burada bu bilgi birikiminin üretime, teknolojiye, makinelere ve sanayiye nasıl dönüştüğünü hep birlikte göreceğiz.” diye konuştu. Sektörün yaşadığı zorluklara da değinen Deniz, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Ancak Türk döküm sanayisinin sahip olduğu üretim altyapısına, yetişmiş insan kaynağına, mühendislik birikimine ve girişimci ruhuna güveniyoruz. Bu güçlü altyapının doğru iş birlikleri ve ortak bir vizyonla çok daha büyük başarılara ulaşacağına inanıyoruz. ANKIROS, yıllardır demir-çelik, döküm ve demir dışı metalürji sektörlerini bir araya getiren, ülkemizin uluslararası sanayi dünyasındaki en önemli buluşma noktalarından biri olmuştur.” Deniz, organizasyonun yeni iş birliklerine ve başarılı sonuçlara vesile olmasını dileyerek İstanbul’a gelen tüm katılımcılara teşekkür etti. Dr. Timo Würz VDMA Metallurgy Genel Müdürü; CECOF Genel Sekreteri “Metalürji sanayisinin geleceğini enerji verimliliği, teknolojik yenilikler ve uluslararası iş birlikleriyle birlikte şekillendireceğimize inanıyoruz. ANKIROS, üreticiler ile teknoloji sağlayıcılarını buluşturarak bilgi ve deneyimin ortak çözümlere dönüşmesine önemli bir zemin sunuyor. Sektörümüzün rekabet gücünü artırmak ve sürdürülebilir üretimi yaygınlaştırmak için ülkeler ve kurumlar arasındaki diyaloğu güçlendirmeyi önemsiyoruz.” Prof. Dr. Caner Durucan IMMC 2026 Organizasyon Kurulu Başkanı “Bu yıl 23’üncüsünü düzenlediğimiz Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi’nde akademik bilgi birikimini sanayinin ihtiyaçlarıyla buluşturuyoruz. Önceliğimiz, araştırmaların yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesine katkı sağlamak ve kaynaklarımızı daha verimli kullanabileceğimiz üretim yaklaşımlarını geliştirmek. Deneyimli bilim insanlarıyla genç araştırmacıları aynı platformda bir araya getirerek bilimsel paylaşımı ve ortak çalışma kültürünü güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Bülent Yıldırım TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Eğitim Merkezi (METEM) Yürütme Kurulu Başkanı “Sanayide teknolojik dönüşümün başarıya ulaşması, bu teknolojileri geliştiren ve uygulayan mühendislerin bilgi ve yetkinlikleriyle doğrudan bağlantılı. Mesleki gelişimin sürekliliğini sektörümüzün geleceği açısından temel bir ihtiyaç olarak görüyoruz. Kongre ve fuarın sunduğu etkileşim ortamını, mühendislerin güncel gelişmeleri takip etmesi, deneyimlerini paylaşması ve yeni çalışma alanlarıyla tanışması bakımından değerli buluyoruz.” Ahmet İrfan Türkkolu TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı “Metalürji ve malzeme mühendisliği, ülkemizin üretim yetkinliğini geliştirmesinde ve sanayimizin geleceğe hazırlanmasında önemli bir sorumluluk üstleniyor. Bilimsel bilgiyi, mühendislik birikimini ve mesleki dayanışmayı güçlendirerek kaynaklarını verimli kullanan, çevreye duyarlı bir sanayiye katkı sunmayı önemsiyoruz. Üniversiteler, sanayi kuruluşları ve meslek örgütleri arasındaki iş birliğinin kalıcı ve uygulanabilir sonuçlar üretmesini hedefliyoruz.” Üretim zincirinin farklı halkaları aynı platformda buluştu ANKIROS 2026’da demir-çelik üretim ve proses ekipmanlarından ergitme ve döküm teknolojilerine, kalıplama ve maça makinelerinden kum hazırlama ve yenileme sistemlerine kadar geniş bir teknoloji yelpazesi sergileniyor. Endüstriyel fırınlar, ısıl işlem ve termal proses çözümleri, refrakterler, yüksek sıcaklık teknolojileri, brülör ve yakma sistemleri ile ısıtma-soğutma ve sıcaklık kontrol uygulamaları da fuar alanında yer alıyor. Ölçüm, test ve kalite kontrol ekipmanları; otomasyon ve proses kontrol sistemleri; çevre ve filtrasyon teknolojileri de ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Üreticiler ve teknoloji sağlayıcıları, tesislerin verimliliğini, kalite kontrolünü ve süreç yönetimini geliştirmeye yönelik çözümlerini sektör profesyonelleriyle paylaşıyor. Fuarın özel bölümü TURKCAST’ta otomotiv, ağır sanayi, makine, enerji, savunma ve ulaştırma gibi farklı sektörlere üretim yapan döküm firmaları, ürünlerini ve üretim kabiliyetlerini tanıtıyor. Döküm teknolojileri ve döküm ürünlerinin aynı ekosistemde buluşması, ziyaretçilere sektörün değer zincirini bütünlüklü biçimde değerlendirme olanağı sunuyor. Dijitalleşme ve düşük karbonlu üretim çözümleri Yapay zekâ, otomasyon, dijital üretim ve akıllı fabrika uygulamaları ANKIROS 2026’nın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Üretim hatlarında izlenebilirliği ve kontrolü geliştiren, proses optimizasyonu sağlayan ve karar süreçlerini hızlandıran çözümler; enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve emisyonların azaltılmasına yönelik teknolojilerle birlikte ele alınıyor. Düşük karbonlu üretim, yenilenebilir enerji kullanımı ve enerji tasarrufu sağlayan sistemler, metal sanayisinin dönüşüm gündemini fuara taşıyor. Ziyaretçiler, üretim süreçlerinin çevresel etkisini azaltmaya ve kaynak verimliliğini artırmaya yönelik yeni teknolojileri ve uygulamaları inceleme fırsatı buluyor. Bilimsel etkinlikler ve “Second Life” sergisi ANKIROS 2026 ile eş zamanlı olarak 22–24 Ekim tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 23. Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi (IMMC 2026) gerçekleştiriliyor. Kongrede sürdürülebilir metalürji, kritik ham maddeler, ileri malzeme teknolojileri ve döngüsel ekonomi başlıkları akademi ve sanayi temsilcilerinin katılımıyla ele alınıyor. 76.Dünya Döküm Kongresi (World Foundry Congress – WFC 2026) ise 18–24 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenleniyor. Kongre, Dünya Dökümcüler Birliği WFO’nun 100’üncü ve TÜDÖKSAD’ın 50’nci kuruluş yıl dönümlerinin kutlandığı dönemde sektör profesyonellerini bir araya getiriyor. Fuar programında sanatçı Rüşhan Keçeci’nin “Second Life” (İkinci Yaşam) sergisi de ziyaretçilerle buluşuyor. Endüstriyel atıklardan üretilen metal eserler, kullanılmayan malzemelerin yeniden değerlendirilmesine sanatsal bir bakış sunuyor ve döngüsel ekonomi yaklaşımını görünür kılıyor. Uluslararası iş bağlantılarına ev sahipliği yapıyor ANKIROS 2026, üreticileri, teknoloji sağlayıcılarını, yatırımcıları, satın alma profesyonellerini, mühendisleri ve akademisyenleri aynı platformda buluşturuyor. Uluslararası alım heyetleri kapsamında gerçekleştirilen görüşmeler, katılımcıların potansiyel müşteriler ve satın alma profesyonelleriyle doğrudan temas kurmasına imkân veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IBAKTECH 2026, 121 Ülkeden Yaklaşık 100 Bin Ziyaretçiyi Ağırladı Haber

IBAKTECH 2026, 121 Ülkeden Yaklaşık 100 Bin Ziyaretçiyi Ağırladı

Messe Stuttgart Turkey Fuarcılık tarafından iki yılda bir düzenlenen 15. IBAKTECH – Uluslararası Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı, dört gün boyunca sektörün uluslararası buluşmasına ev sahipliği yaptı. Unlu mamuller, ekmek-pasta, çikolata, şekerleme ve dondurma üreticilerinden HORECA profesyonellerine, makine ve ekipman firmalarından uluslararası satın alma temsilcilerine kadar geniş bir profesyonel ağı İstanbul’da buluşturan fuarda, yeni yatırımlar ve ihracat bağlantıları için görüşmeler gerçekleştirildi. 2024 yılında 6 salonda düzenlenen organizasyon, bu yıl 7 salona yayıldı. Bir önceki fuarda 118 ülkeden 92 bin 482 ziyaretçi ağırlayan IBAKTECH, 2026’da ziyaretçi sayısını 93 bin 871’e, ziyaretçi ülke sayısını ise 121’e taşıyarak kendi ziyaretçi rekorunu yeniledi. IBAKTECH, ULUSLARARASI ERİŞİMİNİ GENİŞLETMEYİ SÜRDÜRÜYOR Fuarın sonuçlarını değerlendiren Messe Stuttgart Turkey Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop, şunları söyledi: “IBAKTECH’i bu yıl 27 ülkeden 700’ü aşkın firma ve markanın katılımı, 121 ülkeden 93 bin 871 ziyaretçiyle tamamladık. Fuar alanımızı 7 salona taşırken ziyaretçi sayısında da kendi rekorumuzu yeniledik. Fuar döneminde yaşanan olumsuz hava koşullarına ve ulaşımda karşılaşılan güçlüklere rağmen bu katılım düzeyine ulaşmamız, sektörün IBAKTECH’e gösterdiği ilgi ve güven açısından bizim için ayrıca değerli. Bu sonuçlar, sektörün yeni makine ve teknolojilere yönelik ilgisini ve uluslararası iş birliği arayışını da ortaya koyuyor. Dört gün boyunca üreticiler, teknoloji sağlayıcıları ve satın alma profesyonelleri aynı çatı altında buluşarak yeni ticari bağlantılar geliştirme fırsatı buldu. Şeflerimizin ve ustalarımızın uygulamaları da sergilenen teknolojilerin üretimdeki karşılığını ziyaretçilere doğrudan gösterdi. İstanbul’un stratejik konumu ve Türkiye’nin güçlü üretim altyapısıyla desteklenen IBAKTECH’in, sektörün uluslararası ticaretine katkısını büyütmeyi sürdüreceğiz.” BİLEŞENLER VE ÜRETİM TEKNOLOJİLERİ IBAKTECH’TE BULUŞTU Fırıncılık ve pastacılık bileşenleri sektörünü temsil eden Avrupa kuruluşu FEDIMA’nın Genel Sekreteri Wouter Lox, fuarın sektör açısından önemini ve değişen tüketici tercihlerini değerlendirerek şunları söyledi: “IBAKTECH, fırıncılık ve pastacılık bileşenleri ile üretim teknolojileri alanında dünya çapında öne çıkan en büyük fuarlardan biri. Bileşenleri, teknolojileri ve üretim süreçlerini bir araya getirmesiyle sektörümüz açısından büyük önem taşıyor.” DÖRT KITADAN FİRMALAR İSTANBUL’DA BULUŞTU Avrupa, Asya, Afrika ve Amerika kıtalarından firmaları ağırlayan IBAKTECH 2026’da Türkiye, İtalya ve Almanya katılımcı sayısında ilk üç sırada yer aldı. Hollanda, Fransa, Belçika, Portekiz, İsviçre, Çin, Japonya, Hindistan, ABD, Kanada ve Brezilya gibi farklı ülkelerden firma ve markalar da ürün ve teknolojilerini sergiledi. Ekmek ve pasta makinelerinden çikolata ve dondurma üretim teknolojilerine, ambalaj çözümlerinden profesyonel mutfak ekipmanları ve soğutma sistemlerine kadar geniş bir ürün grubunun yer aldığı fuarda; otomasyon, üretim kapasitesi ve verimlilik sağlayan çözümler öne çıktı. Uluslararası markaların Türkiye distribütörlerinin de katıldığı organizasyon, Türk üreticilerin farklı pazarlardan alıcılarla doğrudan görüşmesine olanak sağladı. DONDURMADAN BAKLAVAYA, USTALARIN MUTFAĞI IBAKTECH’TE Fuar boyunca düzenlenen workshoplarda yerli ve yabancı şefler, üretimin farklı aşamalarını ziyaretçilerin önünde uygulamalı olarak gösterdi. İtalyan dondurması gelatodan çubuk dondurmaya, ejder meyveli çeşitlerden Dubai çikolatalı dondurmaya kadar farklı lezzetler hazırlanırken çikolata, cheesecake, waffle ve pasta uygulamaları da ilgi gördü. Fırıncılık atölyelerinde ekmek, simit, pide, lahmacun ve pizza üretimi gerçekleştirildi. Tam buğdaylı ve ekşi mayalı ekmek uygulamalarının yanı sıra makinelerle yapılan kol böreği ve mantı üretimleri, geleneksel ürünlerin yeni teknolojilerle hazırlanma süreçlerini ortaya koydu. Baklava, kruvasan ve kuru pasta uygulamaları da ziyaretçilere ustaların tekniklerini yakından izleme ve hazırlanan ürünleri tatma fırsatı sundu. Pastacılık atölyelerinde ise şefler ve ustalar, krema, dolgu ve süsleme uygulamalarıyla farklı hazırlama ve sunum tekniklerini ziyaretçilerle paylaştı. Yapımı bir ay süren 3 metre yüksekliğindeki pasta da fuarın dikkat çeken örneklerinden biri oldu. BEŞ SANİYEDE SEKİZ DİLİM PASTA, SAATTE 11 BİN EKMEK IBAKTECH 2026’da sergilenen üretim sistemleri, sektörün hız ve kapasite açısından ulaştığı noktayı da gösterdi. Beş saniyede sekiz dilim pasta kesebilen ultrasonik makineler ve saatte 11 bin adede kadar ekmek üretebilen endüstriyel sistemler, ziyaretçilerin ilgi gösterdiği teknolojiler arasında yer aldı. Canlı üretim uygulamaları, profesyonellerin makinelerin performansını ve kullanım alanlarını yerinde değerlendirmesine olanak sağladı. T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından “Prestijli Fuar” statüsünde desteklenen IBAKTECH, uluslararası katılımı, ticari görüşmeleri ve uygulamalı etkinlikleriyle 15’inci organizasyonunu tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksim Holding 40. Yılını Özel Davetle Kutladı Haber

Eksim Holding 40. Yılını Özel Davetle Kutladı

1986’dan bu yana Türkiye’nin stratejik sektörlerinde 20’yi aşkın iştiraki ve yaklaşık 10 bin çalışanıyla yatırımlarını sürdüren Eksim Holding, 40. kuruluş yıl dönümü kapsamında düzenlediği özel davette, iş, kamu ve sanat dünyasından önemli isimleri bir araya getirdi. Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli’nin ev sahipliğinde Rixos Tersane İstanbul’da gerçekleştirilen davete Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve çok sayıda seçkin konuk katıldı. 40. yıla özel sanat buluşması Eksim’in 40 yıllık yolculuğunun ve gelecek hedeflerinin paylaşıldığı davet kapsamında katılımcılar, Holding’in 40. yılına ithafen restore edilen 40 nadir eseri ve şifa bekleyen nadir eserleri bir araya getiren ‘Kitaba Vefa: Cilt Sanatı ve Restorasyon Sergisi’nin bir örneğini de ziyaret etme fırsatı buldu. Gecede dünyaca ünlü ebru sanatçısı Garip Ay da canlı performans sergiledi. Sanatçı, ebru sanatı aracılığıyla Eksim Holding’in 40 yıllık yolculuğunu simgesel bir anlatımla davetlilerle buluşturdu. Davette ayrıca gecenin anısına özel olarak hazırlanan ebru çalışması, Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’a takdim edildi. “40 yılı bir sonuçtan çok, önemli bir eşik olarak görüyoruz” Özel davette konuşan Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli, holdingin 40 yıllık yolculuğuna tanıklık eden isimlerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tivnikli, konuşmasında değişen dünya koşullarına uyum sağlarken kurumsal değerleri ve ülkeye karşı sorumluluk bilincini korumanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Geride bıraktığımız 40 yılı bir sonuçtan çok, önemli bir eşik olarak görüyorum. Çünkü bir şirket yıllar içerisinde büyüyebilir, faaliyet alanları değişebilir, yeni bölgelere ve yeni ülkelere açılabilir. Ama asıl mesele büyürken neleri koruduğu, neye sadık kaldığı ve kendisinden sonrakilere ne bıraktığıdır. Bu 40 yıl bize şartların hiçbir zaman aynı kalmadığını da öğretti. Ekonomik koşullar, teknoloji, dünyanın dengeleri ve insanların beklentileri sürekli değişiyor. Dolayısıyla değişimin dışında kalmak yerine, neyi değiştireceğimizi ve neyi koruyacağımızı doğru anlamaya gayret ettik. Bizim için korunması gereken taraf hep çok net oldu: Değerlerimiz, iş ahlakımız ve ülkemize karşı duyduğumuz sorumluluk.” “Yatırımlarımızı ve ülkemize katkımızı sürdürmeye kararlıyız” Eksim’in faaliyetlerine 1986 yılında mütevazı imkânlarla başladığını dile getiren Tivnikli, “Bugün gıda, yenilenebilir enerji ve elektrik dağıtımı başta olmak üzere farklı alanlarda faaliyet gösteren güçlü bir yapıya ulaştık. Görevi devraldığımızda geçmişten aldığımız ölçüyü kaybetmeden, yeni dünyanın şartlarına göre yeni kararlar almaya gayret ettik. Şirketimiz içinde bulunduğumuz sektörlerde yatırımlarını sürdürdü, teknolojiyi ve dijitalleşmeyi iş yapış biçimimizin önemli bir parçası hâline getirdi” dedi. Türkiye’nin son 40 yılda yaşadığı değişim ve kalkınma sürecine de tanıklık ettiklerini ifade eden Tivnikli, bu süreçte ülke genelinde yatırımlar gerçekleştirmeye ve istihdam oluşturmaya devam ettiklerini belirtti. Eksim Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli son olarak önümüzdeki dönemde de aynı anlayışla yatırımlarını sürdüreceklerini ancak şirketin sorumluluğunun finansal sonuçlarla sınırlı olmadığının altını çizerek eğitimden kültür ve sanata, gençlerden çevrenin korunmasına kadar farklı alanlarda da imkânları ölçüsünde topluma katkı sunmaya çalıştıklarını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ali Y. Koç: “Elektrifikasyon Hedefinin Gerçekleşmesi, Ülke Olarak Rekabet Gücümüzü Artırır” Haber

Ali Y. Koç: “Elektrifikasyon Hedefinin Gerçekleşmesi, Ülke Olarak Rekabet Gücümüzü Artırır”

COP31 Küresel İş Ortağı Koç Holding’in Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, “Oksijen İklimin Ötesinde: Antalya’ya Doğru” zirvesinde Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Dr. Fatih Birol ile bir araya geldi. COP31 öncesinde Rahmi M. Koç Müzesi’nde gerçekleştirilen buluşmada; küresel enerji dönüşümü, rekabetçilik ve iş dünyasının dönüşüm sürecindeki rolü değerlendirildi. Ali Y. Koç ve Dr. Fatih Birol, gazeteci Barçın Yinanç’ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda, COP31’e giden süreçte enerji dönüşümünün ekonomik büyüme ve rekabetçilik üzerindeki etkilerini ele aldılar. Yeşil dönüşüm yatırımlarını teşvik edecek bir ortamın sağlanmasını önemli bulduğunu kaydeden Ali Y. Koç, “Doğası gereği yenilenebilir enerji yüzde 100 üretim yapamıyor, yani 7/24 çalışamıyor. Bugün geldiğimiz noktada yüzde 61 üretim kapasitesi, enerji tüketiminin yüzde 40'ını karşılıyor. Bu arayı kapatabilmek için ciddi anlamda şebeke yatırımlarına ve depolamaya ihtiyacımız var. Bu durum, aynı zamanda iş dünyası için potansiyel sunuyor. Şu anda dünyadaki depolama kapasitesinin 6 misline ihtiyaç var. Dolayısıyla kamunun da iş dünyasına yeşil dönüşüm için yatırım yapabileceği iklimi, yatırımcıyı cezbedecek ortamı sağlaması gerekiyor” dedi. Ali Y. Koç: “İklim, rekabeti belirleyen önemli bir faktör haline geldi” Uluslararası rekabette enerji, finansman, teknoloji, jeopolitik gibi konuların hiç olmadığı kadar birbirine bağlı olduğunu kaydeden Koç, “İklim daha önce bugün olduğu kadar rekabet faktörü değildi. Örneğin sınırda karbon maliyetlendirmesi veya iklimle ilgili teşvikler gibi bu alandaki düzenlemeler ülkeden ülkeye değişiyor. Avrupa'daki enerji maliyeti Amerika'nın iki katı. İşin maliyeti de rekabeti çok etkiliyor” ifadelerini kullandı. Çinli şirketlerin dünyada bu kadar pazar payının artmasının arkasında kamu desteklerinin olduğunu belirten Koç, Çin’in stratejik bağımsızlık perspektifi doğrultusunda uzun yıllardır elektrifikasyonu önceliklendirdiğine dikkat çekti. Ali Y. Koç: “Finans kuruluşları ile finansmana ihtiyacı olan ülkeleri birleştirmek önemli” Koç Holding’in COP31’in Küresel İş Ortaklığı’na değinen Koç, “Hem ülkemizin ev sahipliğine katkı verebileceğimiz için hem de yaptıklarımızı anlatabileceğimiz için heyecanlıyız. Yeni iş birliklerini, teşvikleri, o ağın içinde hem yurt içi hem yurt dışı yeni yatırım imkanlarını sağlayabileceğimizi, geliştirebileceğimizi düşünüyorum” dedi. COP31 Başkanlığının net bir yol haritası olduğunu kaydeden Koç, “Uluslararası Enerji Ajansı, 2035'te enerji tüketiminin yüzde 35'inin elektrik olması hedefinin yüzde 33 olarak gerçekleşeceğini söyledi. Demek ki 2035’te %35 hedefi koyarak gerçekten erişilebilir bir rakamdan bahsediyoruz. Hatta hedefe ulaşıldığı takdirde, özellikle bizim gibi enerjisi ithalata bağımlı ülkelerin enerji maliyetlerinin 400 milyar dolar daha azalacağı öngörülüyor. Bu, daha rekabetçi olabileceğiz demek” dedi. Dünyada sermaye eksikliği olmadığını belirten Koç, “Ülkelerin iklim hedefleri, dönüşüm planları, enerji güvenliği ve bağımsızlığına yönelik projeleri için finansmana ihtiyacı var. Finans kuruluşlarının finansman vermek istediği projeler var, fakat yeterince uygun proje bulamıyorlar. Finans kuruluşları ile finansmana ihtiyacı olan ülkeleri birleştirmek önemli” dedi. Fatih Birol: “Elektrifikasyon çevreye pozitif etkisinin yanı sıra enerji güvenliği açısından da son derece önemli” Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol ise konuşmasında COP31’de elektrifikasyonla ilgili verilecek taahhütlerin önemine değindi. Birol: “Antalya'da COP31 bittiği zaman, örneğin 150 ülke ‘Dünyadaki şu anda elektriğin toplam enerjideki %23 olan payını 2035’de %35’e çıkarmayı hedefliyoruz’ diye bir bildirgenin altına imza atsa, bu sadece bir siyasi belge olarak kalmaktan çıkacak, piyasalara, yatırımcılara yön verecek” dedi. Birol ülkelerin bundan sonra elektrifikasyon alanında yapacakları yatırımların, alacağı tedbirlerin son derece önemli olduğuna değindi ve “Özellikle bizim gibi enerjiyi ithal eden ülkeler için yatırımlar önemli. Çünkü bizim ithalat rakamlarımız düşecek. Cari açığımızın büyük bir kısmı petrol, doğal gaz kullanımlarından geçiyor. Onlar düşecek. Çevreye pozitif etkisi olacak ve de elektrifikasyon enerji güvenliği açısından son derece önemli” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz Trade: 2027'de Türkiye’de Büyümenin Yüzde 3,6'ya Yükselmesi Bekleniyor Haber

Allianz Trade: 2027'de Türkiye’de Büyümenin Yüzde 3,6'ya Yükselmesi Bekleniyor

Allianz Trade uzmanları, ABD’de bu yıl yüzde 2,1 olması beklenen büyümenin 2028’de yüzde 1,8’e gerilemesini bekliyor. Türkiye’de ise ekonominin, 2026'nın tamamında yüzde 2,7 büyüyeceği, 2027 yılında ise büyümenin yüzde 3,6'ya yükseleceği tahmin ediliyor. Allianz Trade, her çeyrekte güncellediği Ekonomik Görünüm Raporu’nu yayınladı. Rapora göre küresel ekonomi aynı anda birçok farklı gerilimle karşı karşıya. Önümüzdeki döneme ilişkin belirleyici soru ise bu gerilimlerin kontrollü bir şekilde çözülüp çözülmeyeceği ya da birbirini besleyerek daha da güçlenip güçlenmeyeceği. Bir başka ifadeyle, “İşler düzelmeden önce daha da kötüleşebilir.” Güncellenen 2026-2028 Küresel Ekonomik Görünüm Raporu, üç temel riske dikkat çekiyor: Orta Doğu’da yeni bir enerji şoku, ABD, Japonya ve Avrupa’ya yayılan tahvil satışları ve yapay zekâ yatırım patlamasına ilişkin yeniden artan soru işaretleri. Öte yandan ekonomistler bu faktörlerin hiçbirinin henüz reel ekonomiyi rayından çıkarmadığının da altını çizdi. İkinci çeyrek büyümesi yukarı yönlü sürpriz yaptı; Avrupa’da net ihracat ve Almanya’nın teşvikleri, ABD ve Asya’da ise yapay zekâ bağlantılı güçlü yatırımlar büyümeyi destekledi. Raporda ayrıca, jeopolitik gerilimlerin düzensiz biçimde çözülmesi ihtimaline dayanan üç aşağı yönlü risk senaryosu ve bu senaryoların ekonomi ile sermaye piyasaları üzerindeki olası etkileri de modellendi. İlk senaryoda enerji şoku riski ele alındı. Ekonomistler, çatışmanın kontrol altında kalması durumunda alternatif rotaların devreye girmesi, talepteki gerileme ve alternatif arz kaynaklarının enerji piyasalarında yeniden denge sağlayabileceğini öngörüyor. Bu gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki baskıyı hafifletmesi ve buna bağlı olarak enflasyon şokunun etkisini sınırlaması bekleniyor. İkinci senaryo ise tahvil piyasalarında satış baskısı riskine odaklanıyor. Raporda, enflasyonun ücretler üzerinde belirgin bir baskı yaratmadan daha ılımlı bir seyir izleyeceği ve kamu tahvili piyasalarının yüksek ihraç hacmini, risk primlerinde sert ve düzensiz bir yükselişe yol açmadan absorbe edebileceği varsayılıyor. Ekonomistlerin değerlendirdiği üçüncü senaryoda ise yapay zekâ yatırımlarındaki sermaye harcamaları döngüsünün yavaşlama riski öne çıkıyor. Rapora göre, yapay zekâ yatırımlarının büyüme hızının bir miktar ivme kaybetmesi ve harcamaların 2028 yılında 1 trilyon dolar ile zirveye ulaşması bekleniyor. Bu süreçte değer yaratımının odağının altyapı kurulumundan yapay zekânın kullanımı, yaygın biçimde benimsenmesi ve sağladığı verimlilik artışlarına doğru kayacağı öngörülüyor. Türkiye ekonomik büyümenin ivme kazanarak yüzde 3,6'ya yükselmesi bekleniyor Allianz Trade Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye ekonomisinin ise büyüme hızının belirgin şekilde yavaşladığı vurgulandı. Türkiye'nin GSYH'sinin 2026'nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yalnızca yüzde 2,3 büyüdüğüne dikkat çekilirken, 2026'nın tamamında yüzde 2,7 büyüme kaydetmesi beklendiği ifade edildi. Ekonomistlere göre Türkiye ekonomisi 2027 yılında ise yüzde 3,6 büyüme kaydedecek. Ancak bu, büyük ölçüde enflasyonun ikna edici bir düşüş patikasına girmesine bağlı. Türkiye’de faizlerde anlamlı bir gevşeme de enflasyon belirleyici olacak. Ayrıca rapora göre Türkiye'de enflasyon 2026'nın üçüncü çeyreğinde yaklaşık yüzde 32 seviyesinde seyrediyor ve yıl sonunda ise yüzde 30'a doğru gerilemesi bekleniyor. Yüksek enflasyonun; tüketici talebini baskıladığı, ticari rekabet gücünü aşındırdığı, şirketlerin kâr marjlarını sıkıştırdığı da raporda vurgulanıyor. Raporda, küresel GSYH büyümesinin ise 2025’teki yüzde 3 seviyesinden 2026’da yüzde 2,6’ya yavaşlamasının, 2027’de de yüzde 2,8’e çıkmasının beklendiği belirtildi. Küresel büyümede 2028 tahmini ise yüzde 2,6. ABD’de büyümenin 2026’daki yüzde 2,1’den 2028’de yüzde 1,8’e gerilemesi; Avro Bölgesi’nde yüzde 1’den yüzde 1,3’e çıkması; Asya’nın ise yaklaşık yüzde 4,4 ile küresel büyümenin lokomotifi olmaya devam etmesi de öngörüler arasında. Körfez’den ihracat akışlarının Hürmüz Boğazı ve çevresinde kademeli olarak normalleşmesiyle Brent petrolün 2026’nın dördüncü çeyreğinde ortalama 87 dolar /varil seviyesinde gerçekleşmesi ve 2027’de ortalama 76 dolar/varile gerilemesi de beklentiler arasında. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İGA İstanbul Havalimanı 4. Ana Pisti Hizmete Açtı Haber

İGA İstanbul Havalimanı 4. Ana Pisti Hizmete Açtı

Küresel bağlantı gücü en yüksek havalimanı olan İGA İstanbul Havalimanı, uluslararası havacılıktaki öncü konumunu güçlendiren yatırımlarına yenilerini ekledi. İGA İstanbul Havalimanı’nın Faz 2 genişleme planı kapsamında hayata geçirdiği ilk yatırım olan 4. ana pist; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın katıldığı törenle operasyona başladı. Törende ayrıca, İGA Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz, İGA Yönetim Kurulu üyeleri ve İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen yer aldı. Törende, 890 milyon euro yatırımla hayata geçirilen İGA İstanbul Havalimanı 4. ana pistin yanı sıra, Kalyon İnşaat ile İtalyan RDM-Fingen Group ortaklığında 250 milyon euro yatırımla 1,5 yılda tamamlanan Türkiye’nin uluslararası standartlardaki ilk lüks designer outlet projesi Florentia Village de hizmete açıldı. İGA İstanbul Havalimanı’nın son dönemde devreye aldığı yatırımlar, Türkiye’nin havacılıktaki merkez konumuna ivme kazandırmayı amaçlıyor. Bu yıl hizmete açılan 485 odalı Hilton İstanbul Airport ile özel havacılık dünyasının önde gelen markalarından JETEX iş birliğiyle faaliyete geçen JETEX-İGA Terminali bu vizyonun diğer önemli adımları arasında yer alıyor. İGA İstanbul Havalimanı böylece havacılıktan turizme, konaklamadan perakendeye uzanan geniş bir ekosistemde İstanbul’un uluslararası cazibesini artırırken, ülke ekonomisine sağladığı katkıyı da yukarı taşıyor. “Yeni pistin devreye girmesiyle yakıt ve zaman tasarrufu sağlanacak” Açılış töreninde yaptığı konuşmada, bugüne kadar gerçekleştirdikleri yatırımlarla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan “Türkiye Yüzyılı” vizyonuna katkı sunmayı hedeflediklerini belirten İGA Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu, “Bugün burada yalnızca yeni yatırımlarımızı hizmete sunmuyoruz. Türkiye’nin hayallerini gerçeğe dönüştüren büyük bir eserin, yeni yatırımlarla geleceğe uzanan yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına hep birlikte şahitlik ediyoruz. İstanbul Havalimanı, Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye için ortaya koyduğu büyük vizyonun eseridir. Bizler de ‘İstanbul’a küresel bir aktarma merkezi kazandırma’ hedefine ulaşmak için var gücümüzle çalıştık. 42 ay gibi rekor bir sürede İstanbul Havalimanı inşaatını tamamladık.” dedi. 890 milyon euro yatırımla tamamlanan 4. ana pistin İGA İstanbul Havalimanı’nın ilk Doğu-Batı yönlü pisti olma özelliğini taşıdığını ifade eden Cemal Kalyoncu, yeni pistin özellikle iç hat uçuşları ve Doğu yönlü rotalarda, havada bekleme ve taksi sürelerini kısaltacağını, olumsuz hava koşullarında dahi önemli ölçüde yakıt ve zaman tasarrufu sağlayacağını kaydetti. 4. ana pistin devreye girmesiyle İGA İstanbul Havalimanı’nın toplam pist sayısı 6’ya yükseldi. Havalimanında Kuzey-Güney doğrultusunda uzanan 3 ana ve 2 yedek piste eklenen Doğu-Batı eksenindeki yeni beton pist, 2 bin 820 metre uzunluğunda ve 45 metre genişliğinde tasarlandı. Nisan 2025’te başarıyla hayata geçirilen ve Avrupa’da bir ilk olan “Üçlü Bağımsız Paralel Pist Operasyonu”nun ardından 4. ana pistin de sisteme dahil olmasıyla İGA İstanbul Havalimanı’nın operasyonel kapasitesi, verimliliği ve esnekliği daha da artacak. Mayıs ayında hizmete açtıkları JETEX-İGA Terminali’nde özel havacılığa yönelik hizmetleri tek çatı altında sunarak yolcuları Türk misafirperverliğiyle ağırladıklarını belirten Cemal Kalyoncu, geçen ay faaliyete geçen 485 odalı Hilton İstanbul Airport ile de İstanbul Havalimanı’nın “Havalimanı Şehri” vizyonunu güçlendirdiklerini ifade etti. Dünyanın önde gelen lüks ve premium moda markalarını güçlü Türk markalarıyla aynı çatı altında buluşturan Florentia Village ile Türkiye’ye 180 milyon euro yabancı kaynak girişi sağlandığını kaydeden Kalyoncu, projenin yılda 15 milyonun üzerinde ziyaretçiyi ağırlamasının hedeflendiğini aktardı. “Küresel belirsizliklerin arttığı, çatışmaların ve savaşların devam ettiği bir dönemde uluslararası şirketlerin Türkiye’yi ve İstanbul Havalimanı’nı yatırım için tercih etmesi son derece anlamlıdır. Bu tercih, Türkiye’nin bir istikrar adası ve güvenli bir liman olduğunun; ülkemize ve ekonomimize duyulan güvenin güçlü bir göstergesidir” diye konuşan Cemal Kalyoncu, Türkiye’nin marka değerini güçlendirecek ve stratejik hedeflerine katkı sağlayacak 4 önemli eseri ülkeye kazandırmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır, Üç Yeni Üretim Sahasını 2,2 Milyar Dolarlık Yatırımla Hayata Geçiriyor Haber

Eti Bakır, Üç Yeni Üretim Sahasını 2,2 Milyar Dolarlık Yatırımla Hayata Geçiriyor

Yerli üretimi stratejik bir sorumluluk olarak konumlandıran Eti Bakır için 2026, yatırımlar yılı oldu. Türkiye’de madenden son ürüne kadar üretim yapma kabiliyetine sahip tek şirket olan Eti Bakır, yılda 90 bin ton katot bakır üretimle Türkiye’nin bakır ihtiyacının yüzde 25’ini karşılıyor. Cengiz Holding’in grup şirketi olarak, üretim kapasitesini desteklemek üzere yatırımlara devam eden şirket, yeni satın almalar, yeni üretim sahası yatırımları ve verimlilik çalışmaları gerçekleştiriyor. Grup bünyesinde gerçekleştirilen Çayeli Bakır ve Anagold Madencilik’teki satın almaları ile buna ek olarak Elazığ, Çanakkale ve Sinop’taki yeni üretim sahaları ile Samsun’daki kapasite artış yatırımlarını anlatan Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, toplamda 2,2 milyar dolarlık yatırım tutarı olduğunu ifade etti. ELAZIĞ’DA 700 KİŞİLİK İSTİHDAM Elazığ’ın Maden ilçesindeki Eti Bakır İşletmesi’nin bu ay geçici faaliyet belgesini alarak üretime başladığını ifade eden Asım Akbaş, “Bu üretim sahamız için yaklaşık 800 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdik. Yıllık 1 milyon ton tüvenan cevher çıkararak işleyeceğiz. Türkiye’nin ihtiyacı olan bakırın yerli kaynaklarla karşılanması için önemli bir destek sağlayacak olan bu üretim sahamızda 700 kişilik istihdamımız var. Öncelikli olarak bölgeden istihdam sağlayarak, şehrin ekonomisine de katkı sağlıyoruz. Elazığ işletmemiz aynı zamanda döngüsel ekonomi için de bir örnek olacak. Üretim sahamızda bakırdan arta kalan pirit Mazıdağı tesisimize gönderilecek ve burada kobalt, çinko gibi değerli metalleri geri kazanacağız. Ayrıca Elazığ İşletmemiz’den gelecek konsantre bakır için Samsun İzabe ve Elektroliz Tesisimizde de bir kapasite artışı yaptık. Yıllık katot bakır üretim kapasitemizi 70 bin tondan 90 bin tona çıkardık” dedi. ÇANAKKALE YIL SONUNDA ÜRETİME BAŞLAYACAK Çanakkale’de yine grup bünyesinde bulunan Truva Bakır’a ait Halilağa Bakır Madeni’nin de bu yılın sonunda faaliyete geçeceğini kaydeden Akbaş, şunları söyledi: “Faaliyete başladığında Halilağa Bakır Madeni için toplam 600 milyon dolarlık yatırım yapmış olacağız. Bu tesisimizde yılda 6 milyon ton tüvenan cevher çıkarılacak. Burada da öncelikli olarak bölgeden karşılanmak üzere işletme süresince 1.000 kişiye istihdam sağlayacağız. Öte yandan gelecek yılın sonunda üretime başlayacak Sinop Boyabat’taki üretim sahamız için de yine yaklaşık 600 milyon dolarlık yatırım gerçekleştiriyoruz.” YENİ TESİSLERDE KATMA DEĞER ARTIRILIYOR Çayeli Bakır ve Anagold Madencilik’teki satın almalarla ilgili de bilgi paylaşan Akbaş, “Çayeli Bakır’daki satın alma sürecimiz nisan sonu itibarıyla tamamlandı. Eskiden bakır konsantresi olarak ihraç edilen cevher artık Samsun’daki izabe tesisimizde katma değeri yüksek katot bakır haline getiriliyor. Ayrıca Cengiz Holding bünyesine geçmesi ile birlikte buradaki verimlilik ve teknoloji yatırımlarımız da devam ediyor. Yine Anagold Madecilik de mayıs ayından itibaren Cengiz Holding şemsiyesi altında faaliyetlerini sürdürüyor. Altın üretiminde Türkiye’nin en büyük iki madeninden birine sahip olan Anagold Madencilik ile ülkemizin altın ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlıyoruz. Günlük 6 bin ton maden işleyebilen şirket, yerel kalkınmayı önceliklendirerek, 3 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Bu yıl gerçekleşen bu satın almalar toplam 1,8 milyar dolara mal oldu” diye konuştu. KÜLTÜREL GEÇMİŞE IŞIK TUTUYOR Eti Bakır üretim faaliyetlerinin yanı sıra ülkemizin gizli kalmış tarihine de katkı sağlıyor. ‘Yerin Altındaki Bütün Madenleri Çıkarıyoruz’ programı kapsamında arkeolojik kazılara destek olan Eti Bakır, ülkemizin kültürel varlığının güçlendirilmesine öncülük ediyor. Eti Bakır’ın destekleri ile kazılarına devam edilen İkiztepe’deki buluntular, Bafra Müzesi ve Samsun Müzesi’nde sergileniyor. Geçtiğimiz yıl bu buluntuların 120 bin kişi tarafından ziyaret edilmesinin mutluluk verici olduğunu kaydeden Akbaş, “Eti Bakır, arkeolojik kazılara verdiği destekler sayesinde bölgenin binlerce yıllık kültür mirasının gün yüzüne çıkarılmasına katkı sunuyor. İkiztepe kazılarının bizim için farklı bir önemi de var; ortaya çıkan buluntulardan anlıyoruz ki Samsun’da binlerce yıl önce de bakır işleniyordu. İkiztepe’nin yanı sıra Elazığ Salkaya’daki kazılara da destek oluyoruz. Geçtiğimiz yıl Erken Bizans Dönemine tarihlenen taban mozaiği ile başlayan kazı sürecinde Roma varlığına ışık tutacak yeni mimari veriler de ortaya çıktı. Ayrıca Truva Bakır ile de Çanakkale’deki İnkaya Mağarası kazılarının destekçisiyiz. İnkaya Mağarası kazıları, bu alanın 86 bin yıllık geçmişiyle Anadolu’da keşfedilen insan yaşamına ait en eski ikinci alan olduğunu ortaya çıkardı” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

INTEGRA CITY, Akıllı Şehirler ve Dijital Devlete Yönelik Yapay Zekâ Ekosistemini GITEX Ai Türkiye 2026’ya Taşıdı Haber

INTEGRA CITY, Akıllı Şehirler ve Dijital Devlete Yönelik Yapay Zekâ Ekosistemini GITEX Ai Türkiye 2026’ya Taşıdı

9–10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen GITEX Ai Türkiye’nin ilk edisyonu, dünyanın önde gelen teknoloji etkinlik ağlarından biri olan küresel GITEX ekosistemini Avrupa ile Asya’nın kesişim noktasındaki Türkiye’ye taşıdı. Fuar kapsamında INTEGRA CITY ile GITEX organizatörleri, taraflar arasındaki uzun vadeli iş birliğini resmileştiren bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı. Invest in Türkiye ev sahipliğinde ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleştirilen GITEX Ai Türkiye, yapay zekânın benimsenmesini, yatırımları ve iş birliklerini hızlandırmayı amaçlayan Avrasya’nın en küresel buluşmalarından biri olarak konumlanıyor. Etkinlik; yapay zekâ, siber güvenlik, finansal teknolojiler, bulut teknolojileri ve dijital yatırımlar alanlarında yenilikçi girişimleri, küresel ve yerel teknoloji şirketlerini, vizyoner yatırımcıları ve politika yapıcıları bir araya getirerek bölgenin küresel yapay zekâ ekonomisindeki büyüyen rolünü keşfetmek için benzersiz bir platform sunuyor. INTEGRA CITY: Entegrasyon, Ölçek ve Birleşik Dijital Mimari Fuarın önemli katılımcılarından biri olan INTEGRA CITY, 20 yılı aşkın deneyime sahip, 10’dan fazla ülkede faaliyet gösteren ve 3.000’i aşkın profesyonelden oluşan ekibiyle uluslararası bir teknoloji entegratörü olarak çalışmalarını sürdürüyor. Şirket, büyük ölçekli altyapı projeleri gerçekleştirirken dijital devlet ve akıllı şehir ortamları için entegre donanım ve yazılım çözümleri geliştiriyor. INTEGRA CITY, GITEX Ai Türkiye’de farklı şehir sistemlerinden gelen verileri, yapay zekâ destekli analiz ve yönetim için tek bir merkezde birleştiren ve tüm hizmetlerin eş zamanlı çalışmasını sağlayan özgün platformunu sergiledi. Platformun açık mimarisi, mevcut çözüm ve cihazların değiştirilmesine gerek kalmadan sisteme entegre edilmesini mümkün kılarak ölçeklenebilir bir yönetim ekosistemi oluşturuyor. Öne Çıkan Çözümler INTEGRA CITY, GITEX Ai Türkiye’de modern şehirler ve kamu kurumları için bütünleşik bir ekosistem oluşturan amiral gemisi dijital çözümlerini tanıttı: Sfera (Akıllı Şehir) — Altyapı hizmetleri, karayolu trafiği ve çevresel izleme süreçlerine yönelik dijital kentsel çevre yönetimi.Nexus (Güvenli Şehir) — Araçların otomatik olarak izlenmesini ve cezai işlemlerin gerçek zamanlı uygulanmasını mümkün kılan, yapay zekâ destekli kamu güvenliği ve trafik denetimi.Kodex (e-Devlet) — İş akışlarının, onay süreçlerinin, vergilendirmenin ve vatandaş kimlik doğrulama süreçlerinin otomatikleştirilmesine yönelik dijital kamu yönetimi.Bordex (Sınır ve Devlet Güvenliği) — Gerçek zamanlı durumsal farkındalık sağlayan yapay zekâ destekli izleme ve gelişmiş analizlerle kritik altyapının korunması. Karar Alma Süreçlerinin Analitik Merkezinde Yapay Zekâ Platform genelinde yapay zekâ, temel bir analitik araç olarak görev yapıyor. Sensörlerden ve izleme sistemlerinden gelen büyük hacimli verileri işleyen yapay zekâ; riskleri değerlendiriyor ve en uygun müdahale senaryolarının belirlenmesine yardımcı oluyor. Bu yaklaşım, farklı çözümlerin koordineli biçimde yönetilmesini sağlayarak yönetim süreçlerinin hem hızını hem de kalitesini artırıyor. Tüm çözümler, üçüncü taraf sistemlerle entegrasyona imkân veren ortak bir mimari üzerine inşa ediliyor. Böylece mevcut dijital altyapılarla uyumluluk ve uygulamada esneklik sağlanıyor. INTEGRA CITY, altyapının geliştirilmesinden sürekli teknik ve servis desteğine kadar projelerin tüm yaşam döngüsünde hizmet sunuyor. INTEGRA CITY Teknolojiden Sorumlu Başkanı (CTO) Ilya Belyakov, Türkiye’nin dijital dönüşüm potansiyeline ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye dijital dönüşüm alanında hızla ilerliyor ve Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumu, ülkeyi Avrasya genelinde yapay zekâ odaklı inovasyon için doğal bir geçiş noktası haline getiriyor. Bugün kamu kurumlarının temel ihtiyacı artık süreçlerin birbirinden bağımsız şekilde dijitalleştirilmesi değil; yapay zekânın karar alma süreçlerinin analitik merkezinde yer aldığı entegre platformların oluşturulması. Çözümlerimiz; kamu ve yol güvenliğinden kentsel altyapıya kadar karmaşık sistemlerin yapay zekâ modülleri, gerçek zamanlı analiz ve entegre platformlar aracılığıyla verimli şekilde yönetilmesini sağlıyor.” INTEGRA CITY’nin GITEX Ai Türkiye’ye katılımı, şirketin uluslararası büyüme yolculuğunda yeni bir adımı temsil ediyor. Şirket daha önce Marakeş’te düzenlenen GITEX Africa 2026, Mısır’da gerçekleştirilen Ai Everything Middle East & Africa (MEA) Egypt 2026 ve Almatı’da düzenlenen GITEX AI KAZAKHSTAN 2026 etkinliklerinde çözümlerini sergiledi. Bu katılımlar, şirketin bölgedeki önemli karar vericilerle doğrudan iletişim kurma ve dijital dönüşümü ileri taşıyacak iş birlikleri geliştirme stratejisinin bir parçasını oluşturuyor. GITEX ile Uzun Vadeli İş Birliği İstanbul’da INTEGRA CITY ile GITEX organizatörleri, mevcut iş birliğini güçlendiren ve uzun vadeli ortaklığın çerçevesini belirleyen bir Mutabakat Zaptı imzaladı. Anlaşma, INTEGRA CITY açısından çözümlerini uluslararası kitlelere tanıtmak ve her yerel pazarın öncelikleri doğrultusunda daha yakın çalışmalar yürütmek için yeni fırsatlar yaratıyor. GITEX ekosistemi açısından ise INTEGRA CITY, altyapı, veri ve yapay zekânın kamu sektörünün ihtiyaçlarına uygulanması konusundaki uzmanlığıyla katkı sağlıyor. Anlaşma kapsamındaki bir sonraki adımların 2027 yılında Belgrad ve Kazakistan’da gerçekleştirilecek GITEX etkinlikleri olması planlanıyor. Ilya Belyakov, yapay zekânın gelecekte üstleneceği role ilişkin ise şunları söyledi: “Yapay zekânın hem işletmelerde hem de kamu kurumlarında, verimliliği, inovasyonu ve daha akıllı karar alma süreçlerini ileri taşımasını bekliyoruz. Yakın gelecekte şehirler daha güvenli, operasyonlar daha şeffaf ve kamu hizmetleri daha hızlı ve ihtiyaçlara daha duyarlı hale gelecek. Tüm bunların arkasında yapay zekâ teknolojileri olacak. Türkiye ve daha geniş Avrasya bölgesi, yapay zekâ odaklı dönüşümün dünyadaki öncü örneklerinden biri olma potansiyeline sahip.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.