Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yazılım

Kapsül Haber Ajansı - Yazılım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yazılım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dicle Elektrik  Ar-Ge’de Lider İnovasyonda Öncü Haber

Dicle Elektrik Ar-Ge’de Lider İnovasyonda Öncü

Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’te kaliteli, kesintisiz ve kayıpsız enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, gerçekleştirdiği yatırımlarla bölgenin enerji altyapısında kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirdi. Son 13 yılda 85 milyar TL’yi aşan altyapı ve iyileştirme yatırımına imza atan şirket, geleneksel şebeke yatırımlarının yanı sıra Ar-Ge, yazılım, akıllı şebeke ve dijitalleşme projelerine verdiği ağırlıkla teknoloji odaklı dağıtım anlayışını sahaya taşıdı. Ar-Ge yatırımında 21 dağıtım şirketi arasında ilk sırada Dicle Elektrik, 2025 yılında gerçekleştirdiği 278,6 milyon TL’lik Ar-Ge yatırımıyla Türkiye’de faaliyet gösteren 21 elektrik dağıtım şirketi arasında ilk sırada yer aldı. Turkishtime tarafından hazırlanan AR-GE 500 Araştırması 2025 sonuçlarında Türkiye genelinde en fazla Ar-Ge harcaması yapan şirketler arasında 186’ncı sıraya yerleşen Dicle Elektrik, araştırmada verilerini şeffaf biçimde raporlayarak listeye giren elektrik dağıtım şirketi olarak da öne çıktı. Sektöründe Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı ilk Ar-Ge merkezini kuran şirket, geliştirdiği projelerle saha operasyonlarında verimliliği ve şebeke yönetim kabiliyetini artırmayı sürdürüyor. Dicle Elektrik’in teknoloji yatırımlarına eşlik eden altyapı yatırımlarının toplam büyüklüğü de 85 milyar TL’yi aştı. Şirket, bu yatırım hacmiyle elektrik dağıtım sektöründe toplam yatırım büyüklüğü bakımından ilk üç şirket arasında yer alırken, gerçekleştirdiği projeleri daha kaliteli ve kesintisiz enerji arzı hedefi doğrultusunda sürdürüyor. Kayıp-kaçak oranında 41 puanlık düşüş Türkiye’nin kayıp-kaçak oranının tarihsel olarak en yüksek olduğu bölgelerinden birinde faaliyet gösteren Dicle Elektrik, akıllı şebeke sistemleri, dijital izleme teknolojileri, Ar-Ge projeleri ve saha yatırımlarıyla önemli bir operasyonel dönüşüm sağladı. Şirketin özelleştirme döneminde yüzde 76 seviyesinde devraldığı kayıp-kaçak oranı, gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda yüzde 35 seviyesine kadar geriledi. Böylece 13 yıllık dönemde kayıp-kaçak oranında 41 puanlık düşüş elde edildi. Şehir ve ilçe merkezlerinde kayıp-kaçak oranının yüzde 16 seviyelerine kadar gerilemesi de teknolojik dönüşümün sahadaki sonuçları arasında yer aldı. Şirket, kayıp-kaçakla mücadelede geleneksel saha uygulamalarını dijital sistemler ve veri odaklı yöntemlerle destekleyerek şebekenin daha etkin izlenmesini ve yönetilmesini sağladı. Dağıtım şirketinden teknoloji şirketine dönüşüm Elektrik dağıtım sektöründeki yatırımlar ağırlıklı olarak şebekelerin büyütülmesi, yenilenmesi ve modernizasyonuna yönelirken, Dicle Elektrik yazılım, akıllı şebeke, veri yönetimi ve Ar-Ge yatırımlarını operasyonlarının önemli bir parçası haline getirdi. Şirketin geliştirdiği teknolojik altyapı, kayıp-kaçakla mücadeleden şebeke yönetimine ve aydınlatma sistemlerine kadar birçok alanda sahadaki uygulamalara yansıtıldı. Bu dönüşümün öne çıkan alanlarından biri de LED aydınlatma yatırımları oldu. TEDAŞ’ın resmi “Dağıtım Şirketlerinin LED Uygulama Gerçekleşmeleri” verilerine göre Dicle Elektrik, 2025 yıl sonu itibarıyla hizmet bölgesinde gerçekleştirdiği 39 bini aşkın LED armatür dönüşümüyle Türkiye’deki 21 elektrik dağıtım şirketi arasında ilk sırada yer aldı. Şirket, Ar-Ge’den akıllı şebekelere ve modern aydınlatma sistemlerine uzanan yatırımlarıyla hizmet bölgesindeki teknolojik dönüşümü sürdürmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kentsel Dönüşüm WhatsApp Gruplarından Çıkıyor Haber

Kentsel Dönüşüm WhatsApp Gruplarından Çıkıyor

Platform, sahada yaşanan sürecin dijital kaydıdır. Yazılım İTÜ ARI Teknokent'te geliştirilirken, süreci yaşayan malikler ve işi yapan müteahhitlerle yapılan görüşmeler ürünün her adımını şekillendirdi. Web ve mobil uygulamada malik kararları oylama ve tarihli tutanaklarla kayda alınıyor; teklifler ilk kez aynı şartname üzerinden istenip yan yana karşılaştırılabiliyor; herkes istediği anda dosyadaki bilgiye ulaşıp fikrini kayda geçirebiliyor. Sözleşme sürümleri ve saha kayıtları aynı dosyada, izlenebilir biçimde ilerliyor. Adres ve parsel özeti sorgusu ile temel bina dosyası açılışı ücretsiz. BİNANIN TEK DİJİTAL DOSYASI — SÜREÇ TEK KAYITTA "Yirmi beş yıldır inşaat ve yenileme işlerinin içindeyiz; üç yıldır da bu tecrübeyi dijitalleştirmek için uğraşıyoruz. 360Dönüşüm karar ve teklifi aynı dosyada tutan, herkes için istediği anda bilgiye ulaşıp fikrini dosyaya katabildiği bir yapı. Süreç üç kişinin etrafında dönmüyor; detaylar için bitmeyen toplantılara bir araya gelmeye gerek kalmıyor. Sorun isteksizlik değil, bu zeminin olmamasıydı. 360Dönüşüm'ü tam da bu yüzden geliştirdik." Serap SAYAR (Mimar) · Kurucu Platform, tarafsızlık ilkesini yazılı kurallara bağlamış durumda: taraflar arasındaki anlaşmalardan pay alınmıyor, sıralama ve görünürlük satılmıyor; grup şirketi Rema Yapı ve Mimarlık A.Ş. platformdaki bina dosyalarına yüklenici olarak teklif vermiyor ve grup şirketlerinin platform verilerine erişimi bulunmuyor. Tarafsızlık ilkelerimizin tamamı yazılı ve 360donusum.com/kurumsal adresinde kamuya açık. "Masanın iki tarafında da oturduk — malik toplantılarında da, şantiyede de. Gördüğümüz hep aynıydı: kararlar mesaj gruplarında, teklifler farklı formatlarda, tutanaklar çekmecelerde kayboluyor. Sorun insanların isteksizliği değil; kararı, teklifi ve belgeyi bir arada tutacak bir zeminin olmaması. Son üç yıldır bu tecrübeyi dijitalleştirmek için çalışıyoruz; 360Dönüşüm'ü bu zemini kurmak için geliştirdik. Gelirimiz aracılıktan değil altyapı hizmetinden geliyor; kimseden komisyon almıyoruz, kimsenin önünü satın alınabilir biçimde açmıyoruz. İstanbul'da ilçe ilçe, gerçek binalarla ilerliyoruz." Serap SAYAR · Kurucu Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Mobility  Türkiye'de Üst Düzey Atama Haber

Siemens Mobility Türkiye'de Üst Düzey Atama

Siemens Mobility Türkiye’nin Genel Müdürlük görevine Türker Eren atandı. 1 Ekim 2026 itibarıyla görevine başlayan Eren, Siemens bünyesinde farklı iş alanlarında yaklaşık 30 yıllık deneyime sahip. Yeni görevinde Siemens Mobility’nin Türkiye organizasyonuna liderlik edecek olan Türker Eren, raylı sistem araçları, raylı sistem otomasyonu ve elektrifikasyonu, yazılım, anahtar teslim sistemler ile bakım ve onarım hizmetlerini kapsayan faaliyetlerin yönetiminden sorumlu olacak. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunu olan Türker Eren, kariyeri boyunca satış, servis, iş geliştirme ve yönetim alanlarında çeşitli görevler üstlendi. Siemens bünyesinde yaklaşık 30 yıllık deneyime sahip olan Eren, endüstriyel otomasyon ve sürücü teknolojileri, elektrifikasyon ve enerji alanlarında farklı liderlik sorumlulukları yürüttü. Siemens’te Industry Customer Services Ülke Yöneticisi ve Large Drives Applications Ülke Yöneticisi olarak görev yapan Eren, daha sonra Siemens Large Drives Türkiye CEO’su oldu. Son olarak Innomotics Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapan Eren, 1 Ekim 2026 itibarıyla Siemens Mobility Türkiye Genel Müdürü olarak görevine başladı. Siemens Mobility Anahtar Teslim İşlerin Sorumlu İcra Kurul Başkan Yardımcısı ve Siemens Mobility Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Genel Müdürü Léon Soulier şunları söyledi: "Türkiye, bölge genelinde sürdürülebilir mobilitenin geleceğinin şekillendirilmesinde kilit bir rol oynamaktadır. Türker’in bu göreve atanması, yerel liderliği güçlendirme ve Siemens Mobility’nin ülkedeki köklü varlığını daha da ileri taşıma konusundaki kararlılığımızın bir göstergesidir. Sahip olduğu geniş sektör deneyimi, müşteri odaklı bakış açısı ve kanıtlanmış liderlik geçmişi sayesinde, Türkiye’deki müşterilerimiz ve iş ortaklarımız için inovasyonu, büyümeyi ve uzun vadeli değer yaratımını başarıyla yönlendirecek son derece güçlü bir konumdadır.” Türker Eren ise yeni göreviyle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye’nin raylı sistem ulaşımındaki dönüşümüne katkı sağlayan Siemens Mobility ekibine liderlik edecek olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Yenilikçi teknolojilerimiz, güçlü ekibimiz ve müşterilerimizle kurduğumuz uzun soluklu iş birlikleriyle daha sürdürülebilir, dijital ve erişilebilir ulaşım sistemlerinin gelişimine katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Siemens Mobility Türkiye’nin güçlü deneyim ve bilgi birikimini geleceğe taşımak ve ekibimizle birlikte yeni başarılara imza atmak için sabırsızlanıyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Bursuna Rekor Başvuru Haber

Enerji Bursuna Rekor Başvuru

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, beklentilerin üzerinde gelen rekor başvurunun kendilerini sevindirdiğini belirterek “Nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye yönelik desteklerimiz devam edecek. Şubat ayında kapsamı genişleterek yeni bir çağrıya çıkacağız. Hem yeni lisans bölümleri ekleyecek hem de üniversitelerin 3’üncü ve 4’üncü sınıflarında öğrenim gören öğrencileri de kapama alanımıza alacağız.” dedi. TENMAK Bursları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu olan Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK), temmuzda Araştırma Burs Programlarını başlattı. Başarı ve araştırma olmak üzere iki kategoriden oluşan TENMAK Araştırma Burs Programları, üniversitenin ilk yılından itibaren yetkin, üretken ve uluslararası standartlarda araştırma yapabilen gençleri desteklemeyi amaç edindi. 21 Eylül’e Uzatıldı Burs Programlarının ilk çağrısı olan TENMAK Yurt İçi Lisans Başarı Bursu’na başvurular, 1 Eylül’de “burs.tenmak.gov.tr” üzerinden alınmaya başlandı. Bazı üniversitelerin YKS kayıt işlemleri nedeniyle 15 Eylül’de sona ermesi planlanan başvurular, 21 Eylül’e uzatıldı. İlk 100 Bin Şartı Bu ilk çağrıya 2025 veya 2026 YKS’de ilk 100 bine giren öğrenciler başvuru yapabildi. Birinci sınıfı tamamlayarak ikinci sınıfa geçen adayların genel ağırlıklı not ortalamasının en az 2,50/4,00 veya 65/100 olması şartı arandı. Devlet Üniversiteleri Ağırlıkta Enerji, nükleer teknoloji, maden, yapay zekâ, yazılım, malzeme ve benzeri stratejik alanlara yoğunlaşan çağrıda tüm kriterleri karışlayan 20 bin 632 adayın başvurusu esas alındı. Türkiye’nin 81 ilinden yapılan başvuruların yüzde 82’si devlet üniversitelerinden, yüzde 18’i vakıf üniversitelerinden geldi. YKS Birincisi de Başvurdu Başvurular, akademik başarı düzeyi açısından dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Başvuru havuzunda YKS Türkiye birincisinin yanı sıra 9 aday YKS sıralamasında ilk 10’da, 87 aday ilk 100’de, 700 aday da ilk binde yer aldı. Elektronik Sistemle Belirlendi Başvurular, çağrı metninde ve programın uygulama esaslarında belirtilen kriterler doğrultusunda elektronik sistem üzerinden otomatik olarak sıralandı. Program kapsamında 30 lisans branşından toplam 500 öğrenci burs almaya hak kazandı. Gelişimleri Desteklenecek Programa kabul edilen öğrencilere, aylık 13 bin 750 liralık burs verilecek. Ayrıca, eğitim gördükleri alanlar ve kariyer hedefleri dikkate alınarak mentörlerle çalışmaları sağlanacak. Bursiyerlerin araştırma ekosistemiyle buluşturulması, akademik ve mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve TENMAK’ın çalışma alanlarıyla erken dönemde tanıştırılması da amaçlanıyor. 70 Bin Öğrenci Sisteme Girdi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yaklaşık 70 bin öğrencinin burs imkanını araştırmak için sisteme girdiğini, şartları sağlayan 20 binin üzerinde başvurunun kabul edildiğini söyledi. Yeni Yılda Yeni Çağrı Beklentilerin üzerinde gelen rekor başvurunun kendilerini sevindirdiğini ifade eden Bakan Bayraktar, “Nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye yönelik desteklerimiz devam edecek. Şubat ayında kapsamı genişleterek yeni bir çağrıya çıkacağız. Hem yeni lisans bölümleri ekleyecek hem de üniversitelerin 3’üncü ve 4’üncü sınıflarında öğrenim gören öğrencileri de kapsama alanımıza alacağız.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji, Şehir Altyapılarını Tek Dijital Ekosistemde Buluşturuyor Haber

Nu Teknoloji, Şehir Altyapılarını Tek Dijital Ekosistemde Buluşturuyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’ ile akıllı şehir uygulamalarının 81 il ölçeğinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Birlikte çalışabilir sistemler, ortak veri yönetimi ve yerli teknolojilerin geliştirilmesinin öne çıktığı plan; kaynakların etkin kullanıldığı, mükerrer yatırımların önlendiği, standartları belirlenmiş bütüncül bir akıllı şehir yaklaşımını esas alıyor. Akıllı şehir teknolojilerinde en az yüzde 80 yerli üretim hedefi de yerli teknoloji şirketleri açısından önemli bir ölçeklenme alanı yaratıyor. Nu Teknoloji ise bu dönüşüme sensör ve cihazların yanı sıra haberleşme altyapısı, yazılım, veri yönetimi ve entegrasyon kabiliyetini de içeren yerli teknoloji çözümleriyle katkı sunmayı hedefliyor. Nu Teknoloji'nin akıllı şehir yaklaşımında enerji tüketimi, hava kalitesi, çevresel ölçüm, aydınlatma, atık yönetimi ve kent mobilyaları gibi farklı alanlardan elde edilen veriler ortak bir dijital ekosistemin parçaları olarak ele alınıyor. Merkezi yönetim platformuyla farklı sistemlerden gelen veriler tek ekrandan izlenebiliyor; alarm ve anomaliler görülebiliyor, performans karşılaştırılabiliyor ve gerektiğinde daha hızlı aksiyon alınabiliyor. Böylece verinin enerji ve kaynak kullanımından bakım süreçlerine kadar şehir operasyonlarında somut faydaya dönüşmesi amaçlanıyor. Bu yapının haberleşme katmanında ise mesh mimarisi öne çıkıyor. Nu Teknoloji'nin IoT çözümlerinde kullandığı mesh tabanlı yapıda cihazlar yalnızca merkezi bir noktaya değil, birbirleri üzerinden de veri aktarabiliyor. Bu yapı geniş alanlara yayılan IoT uygulamalarında kapsama ve ölçeklenebilirliği destekliyor. Sistemleri konuşturmak dünyanın da gündeminde Sistemlerin birlikte çalışması, dünyadaki akıllı şehir çalışmalarının da temel gündemlerinden biri. OECD'nin Smart City Data Governance: Challenges and the Way Forward çalışması, şehirlerde farklı sistemlerden elde edilen verilerin birbirinden kopuk “veri silolarında” kalmasının birlikte çalışabilirliğin önündeki önemli engellerden biri olduğuna dikkat çekiyor. OECD; farklı şehir birimleri ve sektörlerden gelen verilerin paylaşılabildiği platformları ve ortak veri standartlarını akıllı şehir dönüşümünün önemli unsurları arasında gösteriyor. “Türkiye’nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını önemli buluyoruz” Nu Teknoloji Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, Türkiye'nin akıllı şehirlerle ilgili yeni dönemini şu şekilde değerlendirdi: “Bir şehre binlerce sensör yerleştirmek onu tek başına akıllı hale getirmiyor. Asıl dönüşüm; enerjiden hava kalitesine, aydınlatmadan atık yönetimine kadar farklı sistemlerin birbiriyle konuşabildiği ve üretilen verinin tek yönetim katmanında anlamlı hale getirilebildiği zaman başlıyor. Türkiye'nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını bu nedenle önemli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde teknoloji sayısından çok, bu teknolojilerin ne kadar entegre, ölçeklenebilir ve yönetilebilir olduğuna bakmamız gerekecek. Yerli ve milli teknoloji de bizim için yalnızca bir cihazın ülkemizde üretilmesi anlamına gelmiyor. Kritik şehir altyapılarında teknolojiyi geliştirme kabiliyetinin, sistem bilgisinin ve veriyi yönetme yetkinliğinin ülkede kalması bunun önemli bir parçası. Türkiye'nin önündeki bu ölçeklenme fırsatının, burada geliştirilen ve sahada doğrulanan teknolojilerin uluslararası pazarlara taşınmasına da katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric Zirvesi Enerji Ve Yapay Zekâ Gündemiyle BAE’de Gerçekleşti Haber

Schneider Electric Zirvesi Enerji Ve Yapay Zekâ Gündemiyle BAE’de Gerçekleşti

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, kamu temsilcileri, sektör analistleri, müşteriler, iş ortakları, öğrenciler ve basın mensuplarının da aralarında bulunduğu 3.000’i aşkın katılımcıyı bir araya getiren Innovation Summit Orta Doğu ve Afrika etkinliğini Abu Dhabi’de tamamladı. Zirvede, enerji, yapay zekâ ve endüstriyel yazılımın bütünleşmesinin bölgenin geleceğini nasıl yeniden şekillendirdiği ele alındı. Şirket ayrıca zirve kapsamında, ülkenin endüstriyel yapay zekâyı benimseme ve üreticilerin bu teknolojiye duyduğu güven alanlarında güçlenen liderliğini ortaya koyan BAE Endüstriyel Yapay Zekâ Araştırması’nı yayımladı. “Enerji Teknolojileriyle Zekâya ve Dayanıklılığa Güç Katmak” temasıyla düzenlenen iki günlük zirve, enerji dönüşümünde giderek belirginleşen bir değişime odaklandı. Bu değişim, enerji arzını karbonsuzlaştırmanın ötesine geçerek yapay zekâ odaklı ekonomik büyümeyi destekleyebilecek akıllı, bağlantılı ve dayanıklı sistemler kurmayı esas alıyor. Bu değişim, hızlı kentleşme, sanayide büyüme ve hızlanan dijitalleşmenin yeni altyapı ihtiyaçları doğurduğu Orta Doğu ve Afrika’yı yeniden şekillendiren daha geniş eğilimleri yansıtıyor. Bölge genelinde kamu ve özel sektör; dayanıklılığı, rekabet gücünü ve enerji güvenliğini artırmak amacıyla temiz enerjiye, elektrik şebekelerinin modernizasyonuna, yapay zekâya, veri merkezlerine ve endüstriyel teknolojilere yatırım yapıyor. Bunun sonucunda enerji, yazılım ve yapay zekânın bütünleşmesi, ekonomilerin büyümesinde ve kritik altyapıların gelişiminde giderek daha merkezi bir rol üstleniyor. Schneider Electric CEO’su Olivier Blum, şunları söyledi: “Yapay zekânın fiziksel ekonominin ayrılmaz bir parçası haline geldiği bir Zekâ Çağı’na giriyoruz. Yapay zekâ dijital olabilir ancak elektrikle çalışıyor ve onu destekleyen fiziksel sistemlere dayanıyor. Enerji teknolojisi iş ortağı olarak müşterilerimizin veri, yazılım, yapay zekâ ve otomasyon aracılığıyla enerji ve operasyonlarını birbirine bağlamasına yardımcı oluyor, zekâyı eyleme dönüştürerek performanslarını, dayanıklılıklarını ve rekabet güçlerini artırmalarını sağlıyoruz. Bu dönüşümün boyutu, kamu ve özel sektörün endüstriyel dönüşümü ve uzun vadeli büyümeyi desteklemek için enerji ve dijital altyapıya yatırım yaptığı Orta Doğu ve Afrika’da özellikle belirgin biçimde görülüyor.” Zirve kapsamında BAE Ekonomi ve Turizm Bakanlığı ile Schneider Electric, NEST Hızlandırma Programı’nın başlatılmasına yönelik bir anlaşma imzaladı. 12 haftalık program, Orta Doğu ve Afrika genelinde enerji teknolojileri, endüstriyel teknolojiler ve kurumsal yapay zekâ alanlarında faaliyet gösteren, yüksek potansiyele sahip erken aşama girişimleri hedefliyor. Hem Schneider Electric’in stratejik öncelikleriyle hem de BAE’nin geleceğin ekonomisine yönelik gündemiyle örtüşen bu sektörlere odaklanan program, Schneider Electric’in gözetiminde, alanında uzman bir üçüncü taraf hızlandırıcı kuruluş tarafından yürütülecek. BAE’deki üreticiler endüstriyel yapay zekâda daha hızlı ilerliyor Schneider Electric, zirveyle eş zamanlı olarak, yiyecek ve içecek üreticilerine odaklanan 2026 Hızlı Tüketim Ürünleri Sektöründe Endüstriyel Yapay Zekâ Araştırması: BAE başlıklı çalışmasını yayımladı. Araştırma, BAE’deki üreticilerin endüstriyel yapay zekâyı küresel ortalamadan daha hızlı benimsediğini ortaya koydu: Üreticilerin %23’ü, yapay zekâyı şimdiden operasyonlarının temel bir parçası olarak görüyor. Bu oran küresel ölçekte %16,3 düzeyinde.%59’u, yapay zekânın 2030 yılına kadar kuruluşlarında köklü bir dönüşüm yaratmasını bekliyor. Küresel ölçekte bu oran %42,2.%38’i, yapay zekâ uygulamaları yaygınlaştıkça siber güvenliği en önemli önceliklerden biri olarak tanımlıyor. Schneider Electric Orta Doğu ve Afrika Bölge Başkanı Walid Sheta, şu değerlendirmede bulundu: “Endüstriyel yapay zekâ, deneme aşamasından uygulamaya geçiyor. BAE’yi farklı kılan, yalnızca bu teknolojiyi benimseme hızı değil; üreticilerin yapay zekânın üretkenliği, verimliliği ve dayanıklılığı artırma potansiyeline duyduğu güven. Bir sonraki aşamada aşılması gereken temel zorluk, bu uygulamaların güvenli, ölçeklenebilir ve ölçülebilir iş sonuçları üretebilir olmasını sağlamak. Enerji, yapay zekâ ve altyapı bütünleşiyor Zirve boyunca konuşmacılar ve katılımcılar, enerji sistemlerinin giderek daha bağlantılı hale gelen geleceğini dört ana tema çerçevesinde ele aldı: Yapay zekâ destekli enerji ve endüstriyel operasyonlarElektrik şebekelerinin modernizasyonu ve elektrifikasyonKritik altyapı olarak veri merkezleriDijital dayanıklılığın temeli olarak siber güvenlik Oturumlarda, kuruluşların operasyonel verimliliği artırmak, endüstriyel performansı güçlendirmek, enerji kullanımını optimize etmek ve bölgedeki dijital altyapının hızla genişlemesini desteklemek için yapay zekâdan nasıl yararlandığı incelendi. Schneider Electric yöneticileri, sektör uzmanları, müşteriler ve iş ortaklarının katıldığı ana konuşma ve tartışmalarda; yazılım tanımlı enerji sistemleri, endüstriyel zekâ, elektrifikasyon, yapay zekâya hazır altyapılar ve büyümenin bir sonraki aşamasını desteklemek için iş gücünün ihtiyaç duyacağı yetkinlikler ele alındı. Abu Dhabi, enerjide yeni dönemin merkezinde Zirve, Fransa’nın BAE nezdindeki Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçisi Marie Audouard’ın katılımıyla, BAE Ekonomi ve Turizm Bakanı Abdulla bin Touq Al Marri’nin açılış konuşmasıyla başladı. Ardından Schneider Electric Orta Doğu ve Afrika Bölge Başkanı Walid Sheta ve Schneider Electric Körfez Bölgesi Başkanı Amel Chadli karşılama konuşmalarını yaptı. Schneider Electric CEO’su Olivier Blum, Enerji Yönetiminden Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Frederic Godemel, Proses Otomasyonundan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Hany Fouda, Güvenli Güçten Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Manish Kumar, Yazılım ve Hizmetlerden Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Pankaj Sharma ve Schneider Digital’den Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcısı ve Dijital Dönüşüm Başkanı Peter Weckesser’in de aralarında bulunduğu üst düzey yöneticiler; daha akıllı, verimli ve dayanıklı enerji sistemleri kurmaya yönelik stratejileri görüşmek üzere müşteriler, iş ortakları ve sektör liderleriyle bir araya geldi. Etkinliğin öne çıkan unsurlarından biri, şirketin ilk kez tanıttığı 3.000 metrekarelik İnovasyon Merkezi oldu. Merkezde, tasarım ve inşaattan işletme ve bakıma kadar altyapının tüm yaşam döngüsünü kapsayan teknolojiler sergilendi. Ziyaretçiler ayrıca Schneider Electric’in Data Cube platformunun yanı sıra yapay zekâ destekli operasyonlar, akıllı binalar, sürdürülebilir veri merkezleri, endüstriyel otomasyon, su teknolojileri, mobilite ve siber güvenlik alanlarındaki çeşitli yeniliklerin uygulamalı gösterimlerini deneyimledi. Enerji, yapay zekâ, üretim ve dijital altyapıya yönelik yatırımlar hız kazanırken, etkinlik boyunca yapılan değerlendirmelerde ortak bir görüş öne çıktı: Gelecekte rekabet gücü, kuruluşların elektrifikasyon, otomasyon, yazılım ve yapay zekâyı ne kadar etkin biçimde bir araya getirebildiğine giderek daha fazla bağlı olacak. Zirvenin kapanışında Schneider Electric, Orta Doğu ve Afrika genelinde akıllı, dayanıklı ve sürdürülebilir altyapıların hayata geçirilmesini hızlandırmak için kamu, müşteriler ve iş ortaklarıyla birlikte çalışma taahhüdünü yineledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İlk ve Tek 3D Baskı Teknolojileri Ve Eklemeli İmalat Fuarı Kapılarını Açtı Haber

Türkiye’nin İlk ve Tek 3D Baskı Teknolojileri Ve Eklemeli İmalat Fuarı Kapılarını Açtı

Türkiye’nin 3D baskı teknolojileri ve eklemeli imalat alanındaki en kapsamlı ihtisas buluşması EXPO3D İstanbul, 17 Eylül’de İstanbul Fuar Merkezi’nde başladı. 19 Eylül’e kadar devam edecek fuar; yerli ve yabancı teknoloji üreticilerini, sanayicileri, mühendisleri, akademisyenleri, girişimcileri ve yatırımcıları aynı çatı altında buluşturuyor. Yaklaşık 10 bin metrekarelik alanda düzenlenen EXPO3D İstanbul’da endüstriyel 3D yazıcılardan ileri malzemelere, yazılım ve tasarım çözümlerinden 3D tarama sistemlerine, prototiplemeden seri üretim uygulamalarına kadar sektörün farklı alanlarındaki yeni teknolojiler sergileniyor. Fuarın üç gün boyunca 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlaması hedefleniyor. “TÜRKİYE’NİN ÜRETİM GÜCÜNÜ YENİ NESİL TEKNOLOJİLERLE BULUŞTURUYORUZ” Fuarın açılışında konuşan TAM Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Sucaklı, EXPO3D İstanbul’un Türkiye’nin ileri üretim teknolojilerindeki potansiyelini dünyaya göstermeyi amaçladığını belirterek şunları söyledi: “Üretimde yeni bir dönemin içindeyiz. Artık bilgisayarda hazırlanan bir tasarım, büyük kalıplara ve haftalar süren hazırlık süreçlerine ihtiyaç duyulmadan birkaç saat içerisinde somut bir ürüne dönüşebiliyor. EXPO3D İstanbul ile Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısını, mühendislik birikimini ve girişimcilik kabiliyetini yeni nesil üretim teknolojileriyle buluşturuyoruz. 100’ün üzerinde katılımcı firma ve 120’den fazla markanın yer aldığı fuarımızın, yeni iş birliklerine ve yatırımlara zemin hazırlamasını hedefliyoruz. Türkiye’nin bu teknolojileri yalnızca kullanan değil, geliştiren ve ihraç eden ülkelerden biri olmasını istiyoruz.” “YERLİ HAM MADDE VE MALZEME GELİŞTİRMEK STRATEJİK ÖNEM TAŞIYOR” PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz ise 3D baskı teknolojilerinin plastik sektörüne yeni üretim ve ürün geliştirme alanları kazandırdığına dikkat çekti. Karadeniz, “Eklemeli imalatın gelişmesinde makine ve yazılım kadar kullanılan ham maddeler de belirleyici bir role sahip. Polimer teknolojileri; otomotivden savunmaya, medikal uygulamalardan tüketici ürünlerine kadar çok geniş bir kullanım alanı sunuyor. Türkiye’nin güçlü plastik sanayisini 3D baskı teknolojileriyle buluşturması, yüksek katma değerli üretim açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Yerli ham madde ve ileri malzeme geliştirme kabiliyetimizi güçlendirerek bu alandaki dışa bağımlılığı azaltabilir, küresel pazardan daha fazla pay alabiliriz” dedi. Eklemeli imalatın malzemenin yalnızca ihtiyaç duyulan bölgelerde kullanılmasına imkân verdiğini ifade eden Karadeniz, teknolojinin kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri açısından da önemli olduğunu vurguladı. “AKADEMİK BİLGİNİN SANAYİDE KARŞILIK BULMASI GEREKİYOR” Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Binnur Sağbaş da 3D baskı ve eklemeli imalat teknolojilerinin disiplinler arası bir çalışma alanı olduğuna dikkat çekti. Sağbaş, “Eklemeli imalat; makine mühendisliğinden malzeme bilimine, yazılımdan tasarıma ve biyomedikal uygulamalara kadar çok sayıda alanı bir araya getiriyor. Üniversitelerde üretilen akademik bilginin sanayinin ihtiyaçlarıyla buluşması, geliştirilen projelerin ticarileşmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi büyük önem taşıyor. EXPO3D İstanbul gibi buluşmalar, öğrencilerimizin ve genç mühendislerimizin teknolojinin ulaştığı noktayı yakından görmesine imkân sağlarken üniversite-sanayi iş birliklerinin gelişmesine de katkıda bulunuyor” diye konuştu. 3D YAZICILARLA ÜRETİLEN GERÇEK BOYUTLU TASARIMLAR İLGİ ODAĞI OLDU EXPO3D İstanbul’da endüstriyel uygulamaların yanı sıra 3D yazıcıların ulaştığı boyutları gösteren dikkat çekici çalışmalar da ziyaretçilerle buluştu. 6 metre uzunluğunda ve 2,5 metre yüksekliğindeki dinozor, birebir gerçek boyutlu yarış motosikleti, Anıtkabir ve Aslanlı Yol modeli, 2 metre yüksekliğindeki Thor ve Spider-Man figürleri fuarın öne çıkan eserleri arasında yer aldı. Fuarda ayrıca 1 metre boyundaki metal uçak motoru, 1,5 metrelik insansız hava aracı ve roket parçaları, medikal protezler, otomobiller için mekanik parçalar ile 3D baskıyla hazırlanan gömlek, etek, çanta ve şapka gibi tasarımlar sergileniyor. Yaklaşık 70 santimetre yüksekliğindeki Ayasofya Camii modeli ise fuar alanında çalışan 3D yazıcıyla iki gün içerisinde üretilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CTO Maaşları CEO Maaşlarını Geçti Haber

CTO Maaşları CEO Maaşlarını Geçti

Kruze Consulting’in araştırmasına göre, ABD’de yatırım almış yüzlerce girişimin bordro verilerinde CTO’ların ekstrem düşük ve yüksek ücretler çıkarıldığında ortaya çıkan yıllık maaşı 166 bin dolarla CEO’ların 159 bin dolarlık ortalamasını geçti. Bu fark, yeni kurulan ve hızla büyüyen firmalarda daha da belirgin; CTO’lar yılda ortalama 238 bin dolar kazanırken CEO’ların ortalaması 216 bin dolarda kalıyor. CTO’ların üst yönetimdeki yükselişi bu tür şirketlerle de sınırlı kalmıyor. Harvard Law School Forum’da yayımlanan bir analize göre, Russell 3000 borsa endeksi şirketlerinde en yüksek ücretli yöneticiler arasında yer alan CTO sayısı 2021’de 155 iken bu sayı 2025’te 249’a çıktı ve sadece dört yıldaki artış %61 oldu. CTO’ların gelirlerindeki artış, teknolojinin şirketler içindeki rolünün genişlemesiyle paralel ilerliyor. Teknoloji liderliği artık yalnızca teknik sistemlerin yönetimiyle sınırlı kalmıyor. Dijital dönüşüm, siber güvenlik, veri yönetimi ve yapay zekâ gibi şirketin bütününü ilgilendiren alanlar da üst yönetimin teknoloji gündeminde yer alıyor. Bu değişim, CTO’ların şirketlerin en yüksek ücretli yönetici kadrolarında daha fazla yer bulmasına da yansıyor. Teknoloji Liderliği Yalnızca Teknoloji Şirketlerinde Yükselmiyor Bu yükselişin dikkat çeken bir diğer yönü, sadece teknoloji şirketleriyle sınırlı kalmaması. Harvard Law School Forum’daki analize göre, 2025’te en yüksek ücretli yöneticiler arasına giren CTO’ların yalnızca %31’i bilişim sektöründe görev yapıyor, geri kalan %69’u teknoloji dışındaki sektörlerde çalışıyor. Bu durum, teknoloji liderliğinin artık yalnızca yazılım ve teknoloji şirketlerinin gündemi olmadığının açık bir kanıtı. CTO’lar artık finans, sanayi ve tüketici ürünleri gibi farklı sektörlerde de üst yönetimin daha görünür ve yüksek ücretli rolleri arasında yer alıyor. “Ücret Yapısı, Şirketin Nereye Yatırım Yaptığını Gösterir” İnsan kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, üst yönetim ücretlerinin aslında şirketin önceliklerini ortaya koyduğunu vurguluyor. “Üst yönetim ücretleri, bir şirketin gelecekte nerede değer üreteceğine dair en açık göstergelerden biridir. Teknoloji yöneticiliği uzun yıllar destek fonksiyonu olarak konumlandırıldı ve ücret yapısı da bunu yansıttı. Gelen veriler, şirketlerin teknoloji liderliğini artık büyümenin merkezine koyduğunu gösteriyor. Türkiye’de ise teknoloji liderliği çoğu şirkette hâlâ genel müdür yardımcılığı seviyesinde ve diğer fonksiyonlarla aynı ücret bandında konumlanıyor. Oysa bu rol tüm dünyada ürün, veri ve müşteri deneyimi üzerinden doğrudan gelire etki etmeye başladı. Şirketlerin teknoloji liderliğine hangi kademede ve hangi ücret bandında yer verdiği, bu yetkinliği ne kadar süre koruyabileceklerinin de belirleyicisi. Bu kararı geciktiren kurumlar, yetiştirdikleri teknoloji liderlerini küresel şirketlere kaptırma riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Teknoloji yetkinliğini doğru kademede konumlandırmak, önümüzdeki dönemde şirketlerin rekabet gücünü doğrudan etkileyecektir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı Haber

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı

Türkiye’de depo yatırımlarının odağı, yalnızca daha fazla ürün depolayabilmekten çıkıp aynı alanı daha hızlı ve daha az insan müdahalesiyle yönetebilmeye doğru kayıyor. E-ticaretin büyümesiyle hızlanan bu dönüşüm, yüksek işçilik ve metrekare maliyetleriyle birlikte otomatik depolama sistemlerine olan ilgiyi de artırıyor. Akdenizrack, bu değişimin Türkiye’deki karşılığını yerli mühendislik ve yazılım altyapısıyla geliştirdiği “karanlık depo” sistemleriyle büyütmeye hazırlanıyor. AkdenizRack, otomatik depolama teknolojisinin geliştirilmesi için 50 milyon TL yatırım yaptı. Yaklaşık bir yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından geliştirilen sistemde Akdenizrack’in mühendislik ve yazılım ekipleri görev aldı. Şirketin bugün 55 mühendisten oluşan teknik kadrosuna 70 kişilik saha ekibi eşlik ediyor. Akdenizrack Yönetim Kurulu Başkanı Saniye Kurt, şirketin otomasyon alanındaki dönüşümünü şöyle anlatıyor: “Kendi yazılım ekibimizle yaklaşık bir yıllık AR-GE çalışmamızın ardından ürün ortaya çıktı. Geçen yıl 12 milyon dolar olan ciromuzu bu yıl akıllı depo projelerimizin katkısıyla yüzde 40 artırmayı hedefliyoruz. Bu yıl bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz karanlık depo projelerinin hacmi 17 milyon dolar. Bu depo projelerinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla birlikte ihracat ve iç pazarın payımızın yüzde 50, yüzde 50 olmasını planlıyoruz.” Aynı alanda daha fazla depolama Akdenizrack’in geliştirdiği sistemin temelinde, depolama alanının yalnızca raf kapasitesi üzerinden değil, operasyonun tamamı üzerinden verimli kullanılması bulunuyor. Robotik sistemler ürünlerin depoya alınmasından sevkiyata hazırlanmasına kadar geçen süreçte insan müdahalesini azaltırken, depo içerisindeki hareketlerin de yazılım üzerinden yönetilmesini sağlıyor. Sistemin mevcut depo yönetim yazılımlarıyla entegre çalışabildiğini belirten şirket, sipariş geldiğinde ürünün konumunu belirleyen yazılımın robotik sisteme ilgili ürünü alarak bantlara ve sevkiyat hattına yönlendirme komutu verdiğini aktarıyor. Böylece siparişten sevkiyata kadar olan süreçte insan müdahalesi minimuma indiriliyor. Bu yapı özellikle ürün çeşidinin yüksek olduğu depolarda önem kazanıyor. Sistem, binlerce farklı ürünün bulunduğu yapılarda hangi ürünün hangi şubeye gönderileceği, hangi şubenin daha fazla sipariş verdiği, ürünlerin hangi sırayla konumlandırılması gerektiği ve sezonluk ürünlerin önceliği gibi verileri değerlendirerek depo içindeki trafiği sürekli güncelliyor. Trafik yönetimi de şirketin üzerinde yoğunlaştığı Ar-Ge alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Depolama yüksekliği 40 metreye çıkabiliyor Otomatik sistemlerin ekonomik karşılığını yalnızca işçilik tasarrufu oluşturmuyor. Depolama yüksekliğinin artması, aynı metrekare içerisinde daha fazla ürün tutulmasına imkan sağlıyor. Akdenizrack’in sistemlerinde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği ise yaklaşık 15 metreyle sınırlı. Şirketin devam eden projelerinden birinde ulaşılan yükseklik 27 metre. Saniye Kurt, sistemin alan kullanımına etkisini şöyle açıklıyor: “Hızın öne çıktığı akıllı depoların bir diğer avantajı ise mevcut alanın daha verimli kullanılması. Sistemlerde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği yaklaşık 15 metre ile sınırlı. Bizim şu anda devam eden projelerimizin birinde ise 27 metre yüksekliğe ulaştık. Bu sistem sayesinde koridorlar daralıp, depolama yükseklikleri artıyor. Daha fazla alan verimli kullanılıyor.” Yatırımın geri dönüşü vardiya sayısıyla değişiyor Akdenizrack’in hesaplamalarına göre otomatik depolama sisteminin yatırım geri dönüş süresi, işletmenin çalışma modeline göre değişiyor. Üç vardiyalı çalışan bir fabrikada sistem yaklaşık 1,5 yılda, tek vardiyalı bir işletmede ise yaklaşık dört yılda kendini amorti edebiliyor. Şirket, yabancı teknoloji sağlayıcılarına kıyasla daha düşük yatırım maliyetinin bu süreyi kısaltan unsurlardan biri olduğunu belirtiyor. Bu nedenle otomatik depolama yatırımı, yalnızca yeni bir teknoloji yatırımı olarak değil; işçilik, forklift kullanımı, depo alanı ve operasyon hızını birlikte etkileyen bir kapasite yatırımı olarak değerlendiriliyor. “İnsansız depo” rekabet avantajından zorunluluğa dönüşüyor Türkiye’de otomatik depolamaya yönelik ilginin temelinde yalnızca teknoloji merakı bulunmuyor. Yükselen işçilik maliyetleri, metrekare başına artan depolama maliyetleri ve tüketicinin daha hızlı teslimat beklentisi, insan müdahalesini azaltan sistemleri işletmeler açısından giderek daha önemli hale getiriyor. Şirket, pandemi sonrasında e-ticaretin hızlanmasıyla birlikte Türkiye’de otomatik depo ihtiyacının arttığını, buna karşın bu sistemlerin önemli bölümünün yurtdışından tedarik edildiğini gözlemleyerek kendi çözümünü geliştirme kararı aldı. Amaç, Avrupa’daki çözümlere kıyasla daha ulaşılabilir maliyetlerle Türkiye’de geliştirilen otomatik depolama teknolojisini yaygınlaştırmak. Türkiye’de üretilen parçaların payı artacak Akdenizrack’in otomatik depolama yatırımı yalnızca yazılım ve robotik sistemlerle sınırlı değil. Şirket, teknolojinin üretim tarafında da yerlilik oranını artırmaya hazırlanıyor. Bugün otomatik depolama sisteminin beş ana bileşeninden dördü Türkiye’de üretilebiliyor. Yurtdışından tedarik edilen crane ve asansörlerin Türkiye’de üretilmesine yönelik çalışmalar ise şirketin 2027 gündeminde bulunuyor. Üretim altyapısının büyütülmesi ve yazılım yatırımlarının artırılması da bu dönemin öncelikleri arasında yer alıyor. Saniye Kurt, otomatik depolama sistemlerinde Türkiye’deki üretim kabiliyetinin artırılmasının hem teknolojiye erişim hem de satış sonrası hizmetler açısından önem taşıdığını belirterek, “Yerli üretim tarafında altyapımızı daha da güçlendirmek istiyoruz. Özellikle bugün yurtdışından tedarik ettiğimiz crane ve asansörleri de Türkiye’de üretilebilir hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Akdenizrack’in büyüme rotası değişiyor 1999 yılında İkitelli’de Temesist’te sektöre adım atan Saniye Kurt’un yönetimindeki Akdenizrack, bugün 55 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Şirketin satışlarının yüzde 80’i ihracat, yüzde 20’si iç pazardan oluşuyor. Şirket, 2026’da akıllı depo projelerinin katkısıyla yüzde 40 büyümeyi hedeflerken, Türkiye’de otomatik depolama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla ihracat ve iç pazarın payını yüzde 50–50 seviyesine taşımayı planlıyor. Saniye Kurt, şirketin yeni teknoloji alanındaki yönünü şöyle özetliyor: “Geçmişte söz konusu sistemler ağırlıklı olarak İspanya, Almanya ve Japonya’dan tedarik edildi. Bizim hedefimiz, Türkiye’de akıllı depo kurulumlarını artırmak ve klasik – yarı otomatik depo kurulumunda yurt dışında yakaladığımız büyüme ivmesini, bu yeni nesil depolama teknolojileriyle iç pazara da taşımak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.