Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yazılım

Kapsül Haber Ajansı - Yazılım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yazılım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bosch, Mobilite, Üretim ve Günlük Yaşam Teknolojilerinin Geleceğini Şekillendiriyor Haber

Bosch, Mobilite, Üretim ve Günlük Yaşam Teknolojilerinin Geleceğini Şekillendiriyor

Dijitalleşmenin hız kazandığı bir dünyada yazılım, ilerlemenin görünmeyen motoru olarak öne çıkıyor. İletişim kurma biçimimizi, çalışma şekillerimizi, günlük yaşamda kullandığımız cihazları ve üretim süreçlerini yazılım şekillendiriyor. Ancak yazılım, donanımın fiziksel dünyasıyla kusursuz bir şekilde birleştiğinde gerçek potansiyeline ulaşabiliyor. Bosch, CES® 2026 kapsamında yazılım ve donanımın bir araya gelerek daha akıllı bir geleceğin nasıl mümkün kılındığını gözler önüne seriyor. Bosch Yönetim Kurulu Üyesi Tanja Rückert, Las Vegas’ta düzenlenen fuarda yaptığı açıklamada, “Yıllara dayanan donanım ve yazılım uzmanlığımız sayesinde fiziksel dünya ile dijital dünya arasındaki boşluğu kapatabiliyoruz. Donanım ve yazılımı entegre ederek insan odaklı, yani ‘Yaşam için Teknoloji’ anlayışını yansıtan akıllı ürün ve çözümler geliştiriyoruz” dedi. Yazılım ve hizmetlerde güçlü büyüme hedefi Bosch, önümüzdeki on yılın başına kadar yazılım ve hizmetlerden 6 milyar Euro’nun üzerinde gelir elde etmeyi hedefliyor. Bu gelirin önemli bir kısmının yapay zekâ (AI) tabanlı çözümlerden oluşması bekleniyor. Söz konusu gelirin yaklaşık üçte ikisinin Mobilite iş kolundan gelmesi öngörülüyor. Şirket, yazılım, sensör teknolojileri, yüksek performanslı bilgisayarlar ve ağ bileşenlerinden elde ettiği gelirleri 2030’lu yılların ortasına kadar iki katına çıkararak 10 milyar Euro’nun üzerine taşımayı planlıyor. Bosch, yapay zekânın uygulanması ve geliştirilmesi alanında da öncü rolünü sürdürüyor. Teknoloji şirketi, 2027 yılı sonuna kadar bu alana 2,5 milyar Euro’nun üzerinde yatırım yapacak. Kokpit deneyiminde yapay zekâ yenilikleri Geleceğin araçlarında yapay zekâ kilit bir rol üstleniyor. Bosch, sürüş güvenliğini ve konforunu artırmak için yapay zekâ çözümlerini halihazırda kullanıyor. CES® 2026’da Bosch, yeni yapay zekâ tabanlı kokpit çözümünü tanıtıyor. Hepsi bir arada bir sistem olarak geliştirilen bu kokpit, araç içi deneyimin yüksek düzeyde kişiselleştirilmesine olanak tanıyor. Büyük dil modeliyle donatılan sistem, kullanıcıyla gerçek bir kişiyle konuşuyormuş hissi veren bir iletişim kurabiliyor. Görsel dil modeli ise araç içi ve araç dışındaki ortamı algılayarak yorumlayabiliyor. Bu sayede sistem, örneğin varış noktasına ulaşıldığında otomatik olarak park yeri arayabiliyor ya da çevrim içi toplantılar sırasında toplantı tutanakları oluşturabiliyor. By-wire sistemleriyle yazılım tanımlı sürüş Bosch, otomatik ve yazılım tanımlı sürüşün temel teknolojilerinden biri olan by-wire sistemlerinde de lider sağlayıcılar arasında yer alıyor. Bu sistemler, fren ve direksiyon için mekanik bağlantıları elektriksel sinyal hatlarıyla değiştirerek tasarım, güvenlik ve yazılım kontrolü açısından tamamen yeni olanaklar sunuyor. Bosch, brake-by-wire ve steer-by-wire ile 2032’ye kadar 7 milyar Euro’nun üzerinde kümülatif satış geliri elde etmeyi bekliyor. Bu kilit teknolojinin pazar dinamikleri 2030’lu yıllarda da hız kazanmaya devam edecek. Akıllı yazılımla hareket kaynaklı rahatsızlıklar azaltılıyor Bosch’un Vehicle Motion Management (Araç Hareket Yönetimi) yazılımı, frenleri, direksiyonu, güç aktarma sistemini ve şasiyi merkezi olarak kontrol ederek aracın hareketini altı serbestlik derecesinin tamamında yönetmeyi mümkün kılıyor. Bu, bireysel aktüatörlerin daha iyi koordine edilmesini ve daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Gelecekte bu sistemler sürücünün bireysel ihtiyaçlarına göre de ayarlanabilecek. Yazılım, virajlarda savrulmayı veya dur-kalk trafikte öne-arkaya sallanmayı önemli ölçüde azaltarak hareket kaynaklı rahatsızlıkların önüne geçmeyi hedefliyor. Bu da otonom sürüşe giden yolda önemli bir adım olarak görülüyor. Radar Gen 7 Premium CES’te ilk kez tanıtılıyor Bosch, sensör teknolojisi ve yapay zekâyı bir araya getiren Radar Gen 7 Premium çözümünü CES’te dünya prömiyeriyle tanıtıyor. Yeni radar sensörü, otoyol pilotu gibi sürüş destek fonksiyonlarını ileri seviyeye taşıyor. Özel anten konfigürasyonu sayesinde maksimum açısal hassasiyet ve çok uzun menzil sunan sensör, 200 metrenin üzerindeki mesafelerde palet veya araç lastiği gibi çok küçük nesneleri dahi algılayabiliyor. Bu sayede karmaşık trafik koşullarında kayıp yükleri veya diğer yol kullanıcılarını doğru şekilde tespit ederek uygun sürüş manevralarını mümkün kılıyor. eBike güvenlik bir adım daha ileri taşınıyor Bosch’un donanım ve yazılım uzmanlığı, eBike’ları de daha güvenli hale getiriyor. eBike Flow uygulamasına eklenen yeni özellikle kullanıcılar bisikletlerini veya bataryalarını çalıntı olarak işaretleyebiliyor. Bu durumda, ikinci el alıcılar, yetkili servisler veya güvenlik birimleri eBike Flow uygulaması üzerinden bağlantı kurmaya çalıştığında uyarı alıyor. Böylece çalıntı eBike’ların yeniden satılması önemli ölçüde zorlaştırılıyor. Dijitalleşmenin görünmeyen kahramanları: MEMS sensörler Otomotivden sanayiye, ev teknolojilerinden robotik uygulamalara kadar pek çok yeniliğin temelinde küçük ama son derece gelişmiş sensörler yer alıyor. Bosch, CES’te yeni BMI5 AI MEMS sensör platformunu tanıtıyor. Bu platform üzerine geliştirilen tüm sensörler; yüksek hassasiyet, dayanıklılık ve enerji verimliliğiyle öne çıkıyor. Entegre yapay zekâ fonksiyonları sayesinde hareketleri, konumları ve bağlamları algılayabiliyor. Yeni sensörler; sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamalarında baş hareketlerini gecikme olmadan takip ederek doğal 3D etkileşim sağlıyor. Aynı zamanda robotların çevrelerini ve hareketlerini yüksek doğrulukla algılamasına yardımcı oluyor. Örneğin, kamera görüşü kısıtlandığında bile insansı robotların doğru yolu bulmasını mümkün kılıyor. Bosch ve Microsoft’tan “Manufacturing Co-Intelligence®” iş birliği Bosch, CES® 2026 kapsamında Microsoft ile iş birliğini genişlettiğini duyurdu. İki şirket, “Manufacturing Co-Intelligence®” çözümünü ajan tabanlı yapay zekâ ile geliştirerek üretimde devrim yaratabilecek yeni uygulamaları hayata geçirmeyi hedefliyor. İki şirket Las Vegas’ta Mutabakat Zaptı (MoU) imzalayacak. Ajan tabanlı yapay zekâ; çok büyük veri setlerini analiz edebiliyor, büyük ölçüde otonom kararlar alabiliyor ve üretim, bakım ile tedarik zinciri süreçlerini optimize edebiliyor. Tanja Rückert, “Bu teknoloji, fabrika süreçlerini çok daha akıllı hale getiriyor” dedi. Bosch’un üretim ve endüstriyel yazılım alanındaki derin bilgi birikimi ile Microsoft’un güçlü BT altyapısı ve yazılım uzmanlığı bir araya getiriliyor. Amaç, mevcut üretim süreçlerini yapay zekâ destekli çözümlerle ölçeklenebilir hale getirmek. Böylece fabrikalar daha verimli çalışırken, çalışanların üzerindeki yük de azaltılıyor. Sahteciliğe karşı cep boyutunda devrim Bosch’un CES’te tanıttığı bir diğer yenilik ise sahte ürünlerle mücadelede çığır açan Origify çözümü oluyor. Origify, ürünlere dijital bir DNA kazandıran akıllı bir yazılım ekosistemi olarak konumlanıyor. Ek etiketler, çipler veya kodlar yerine ürün yüzeyinin benzersiz ve kopyalanamaz fiziksel özelliklerini analiz eden sistem, ürüne kurcalamaya karşı dayanıklı bir dijital kimlik atıyor. Detector uygulaması sayesinde canlı video akışı kullanılarak birkaç saniye içinde ürünün orijinal mi yoksa sahte mi olduğu tespit edilebiliyor. Bosch Tech Compass: Yapay zekâ geleceğin itici gücü Yedi ülkede 11 binden fazla kişiyle gerçekleştirilen Bosch Tech Compass araştırması, yapay zekânın önümüzdeki yıllarda en etkili ve en olumlu teknoloji olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 70’i yapay zekâyı geleceğin vazgeçilmez unsuru olarak değerlendiriyor. Araştırma, yapay zekâya yönelik iyimserliğin artmasına rağmen, toplumsal etkilerine dair endişelerin de varlığını sürdürdüğünü gösteriyor. Katılımcıların yüzde 57’si, teknolojik gelişmelerin etkilerini daha iyi anlayabilmek için bir “duraklatma” ihtiyacına dikkat çekiyor. Bosch Tech Compass Türkiye sonuçları: “Yapay zeka çağına hazırız” İlk defa Türkiye’nin de dahil olduğu Bosch Tech Compass araştırmasının ilk sonuçlarına göre; katılımcıların dörtte üçü kendini yapay zeka çağını karşılamaya hazır hissediyor. Sonuçlar Türkiye’nin teknoloji ve inovasyona değin gelişmelere açık ve umutlu bir bakış açısıyla yaklaştığını ortaya koyuyor. Türkiye’deki katılımcılar, teknolojik gelişmelerin dünyayı daha iyi bir yer haline getireceğine ve yapay zekânın toplum için olumlu bir güç olacağına küresel ortalamanın üzerinde bir güven duyuyor. Yedi ülkede 11 binden fazla kişiyle gerçekleştirilen Bosch Tech Compass araştırması, yapay zekânın önümüzdeki yıllarda en etkili ve en olumlu teknoloji olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Araştırma, yapay zekâya yönelik iyimserliğin artmasına rağmen, toplumsal etkilerine dair endişelerin de varlığını sürdürdüğünü gösteriyor. Katılımcıların yüzde 57’si, teknolojik gelişmelerin etkilerini daha iyi anlayabilmek için bir “duraklatma” ihtiyacına dikkat çekiyor.

Milsoft’un, CMMI Seviye-5 Süreç Olgunluğu 8. Kez Tescillendi Haber

Milsoft’un, CMMI Seviye-5 Süreç Olgunluğu 8. Kez Tescillendi

Yazılım, her geçen gün daha fazla alanda kullanılarak sistemlerin yeteneklerinin büyük bölümünü üstlenen stratejik bir unsur haline geliyor. 1969’da Apollo-11 görevinde yaklaşık 145 bin satır kod bulunurken, 1974’te F-16 Blok-1’de 135 bin satır, 2017’de F-35 Blok 3-F konfigürasyonunda ise yer sistemleriyle birlikte yaklaşık 29 milyon satır kod kullanılıyor; otonom sürüşlü araçlarda bu sayının 300 milyon satıra ulaştığı tahmin ediliyor. 1940’ların sonunda dünyada yalnızca 10 civarında yazılım geliştirici varken, günümüzde bu sayının yaklaşık 30 milyona yükselmesi, yazılımın ölçeğini ve karmaşıklığını açıkça ortaya koyuyor. 1980’li yıllarda yazılım, yer aldığı sistemlerin en zayıf halkası olarak görülürken; yazılım hataları nedeniyle projelerin yaklaşık yüzde 30’u iptal ediliyor, yüzde 50’si ise takvim ve bütçe hedeflerini tutturamıyordu; bu durum yalnızca ABD Savunma Bakanlığı’na yaklaşık 80 milyar dolarlık bir kayıp yaratmıştı ve günümüzde Amerika yazılım pazarındaki toplam kaybın 260 milyar dolar seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor. Yazılım kaynaklı problemlerin artmasıyla birlikte, yazılım geliştirmenin standartlara dayalı bir mühendislik disiplini olarak ele alınması gerekliliği ilk kez 1969 yılında gerçekleştirilen bir NATO toplantısında gündeme geldi; bugün 400’ün üzerinde yazılım geliştirme standardı bulunurken, bu standartlara uyum sürdürülebilir kalite, sürekli iyileştirme, öngörülebilirlik ve kurumsal bilginin korunması açısından kritik önem taşıyor. CMMI SEVİYE-5: SÜRDÜRÜLEBİLİR MÜKEMMELLİĞİN GÖSTERGESİ CMMI Seviye-5 olgunluk seviyesinin sürdürülebilir biçimde korunması, MilSOFT’un uzun yıllara dayanan kurumsal bilgi birikimini ve yüksek olgunlukta süreç yönetimini ortaya koyuyor. Bu başarı, MilSOFT’un güçlü süreç kültürü ve kalite odaklı çevik mühendislik yaklaşımının somut bir göstergesi olurken; Forte Bilgi ve İletişim Teknolojileri A.Ş.’nin savunma sanayiine yönelik yazılım ve sistem entegrasyonu alanlarındaki stratejik vizyonuyla da örtüşüyor. Forte’nin teknoloji odaklı yapılanması ve insan kaynağına dayalı üretim modeli, bu tür uluslararası kalite standartlarının sürdürülebilir biçimde korunmasında kritik bir rol üstleniyor. MİLSOFT’TAN ULUSLARARASI ÖLÇEKTE SÜREÇ MÜKEMMELLİĞİ 1998 yılında yazılım ve sistem entegrasyonu alanında kurulan MilSOFT, savunma sanayii için özgün yazılım çözümleri, komuta kontrol sistemleri, taktik veri linkleri ve gömülü sistemler gibi kritik teknolojiler geliştiriyor. MilSOFT, CMMI Seviye-5’e 2005’te ulaşarak hem Türkiye’de hem de Avrupa’da bu seviyeye erişen ilk firma olurken, bu standardı o tarihten bu yana kesintisiz biçimde koruyor. 19000 ORGANİZASYON ARASINDA NADİR GÖRÜLEN BİR CMMI UYGULAMASI MilSOFT’un CMMI denetimlerinde ayırt edici özelliklerinden biri ilk belgelendirmeden beri CMMI’ı tüm projelerinde %100’lük bir kapsamayla uygulamasıdır. Yapılan tüm CMMI değerlendirmelerinde MilSOFT tüm projelerini dahil etmiştir. Bu CMMI değerlendirmesine giren 19000 organizasyonda nadir görülen bir özelliktir. Bu özellik müşterilerimize tüm projelerimizde aynı CMMI Seviye-5 süreçlerin uygulandığı garantisini vermektedir. Ayrıca bu seviyeyi tüm projelerimizde Çevik yöntemleri kullanarak korumaktayız.

Kocaeli Bilişim Fuarı Kapılarını Açtı Haber

Kocaeli Bilişim Fuarı Kapılarını Açtı

BİLİM VE TEKNOLOJİDE ÖNCÜ KENT KOCELİ Geleceğin dünyasına yön veren bilişim teknolojileri, Kocaeli’de “Bilimşim Fuarı” adı altında buluştu. Kocaeli Kongre Merkezi’nde kapılarını açan ve 3 gün sürecek olan fuarda; iletişim teknolojileri, siber güvenlik çözümleri, yapay zekâ ve veri yönetimi, mühendislik ve tasarım teknolojileri, dijital ticaret inovasyonlarını içeren dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen şirketleri yer alıyor. VATANDAŞLARIN İLGİSİ YOĞUN Kapılarını törenle açan Kocaeli Bilişim Fuarı’na vatandaşların ilgisi oldukça yoğun oldu. Teknoloji meraklılarını buluşturan fuarda; makine, otomobil, endüstriyel otomasyon, kamera sistemleri, bilgisayar, yazılım alanındaki yenilikleri tanıtan ve daha birçok stant bulunuyor. Fuarın hafta sonu da birçok vatandaş tarafından ziyaret etmesi bekleniyor. TEKNOLOJİ KAYIT ALTINA ALINACAK Bilişim Fuarı’nda bu yıl; 45 oturum, 124 konuşmacı bulunuyor. 95 ulusal-uluslararası şirket ile bugünün ve yarının teknolojilerinin ele alınacağı oturumlarda siber güvenlikten akıllı şehirciliğe, eğitim teknolojilerinden sanayi 4.0 çözümlerine kadar geniş bir yelpazede sunumlar yapılacak. Fuar boyunca gerçekleştirilen tüm panel ve oturumlar kayıt altına alınacak. Bu içerikler, fuar sonrasında derlenerek “Kocaeli Bilişim Fuarı Özel Yayını” adıyla kitaplaştırılacak. DİJİTAL KATILIM BELGESİ VERİLECEK Tüm vatandaşlar için ücretsiz açık olan Kocaeli Bilişim Fuarı’nda oturumlara katılan ziyaretçilere “Dijital Katılım Belgesi” veriliyor. Sınırlı kontenjanla gerçekleştirilen etkinliklere kayıt için www.kocaelibilisimfuari.com adresi ziyaret edilebilecek. Fuar, Kocaeli Kongre Merkezi’nde 21-23 Kasım tarihleri arasında devam ediyor. Katılımcılar yeni teknolojileri deneyimleme fırsatı bulacak.

Kandilli Rasathanesi Deprem Erken Uyarı Sisteminde Önemli Test Başarısı Haber

Kandilli Rasathanesi Deprem Erken Uyarı Sisteminde Önemli Test Başarısı

Pilot uygulama kapsamında modernize edilen istasyon ağı ve geliştirilen yazılımlar sayesinde sistem, 2 Ekim 2025 tarihinde meydana gelen Mw 5.0 büyüklüğündeki Marmara depreminde ilk uyarıyı 8.4 saniyede üretti. KRDAE’nin yürüttüğü çalışma, depremin en hızlı yayılan ilk dalgalarını tespit ederek saniyeler içinde uyarı üretebilen bir altyapının Türkiye’de hayata geçirilmesi için kritik öneme sahip. Marmara’da Hızlandırılmış Veri Ağı Pilot bölge olarak seçilen Marmara’da, istasyonların veri iletim altyapısı yenilendi ve Kandilli’ye ulaşan sinyallerin gecikme süresi 0.2 saniyeye kadar düşürüldü. Gerçek zamanlı veri, özel erken uyarı yazılımlarına aktarılırken, yazılımlar depremin konumunu ve tahmini büyüklüğünü anlık olarak değerlendirerek uyarı üretiyor. Gerçek Depremle Başarılı Test 2 Ekim 2025’te Marmara Denizi’nde meydana gelen deprem, sistem için önemli bir gerçek zamanlı test niteliği taşıdı. Sismik dalgaların karadaki istasyonlara ulaşması yaklaşık 5 saniye sürerken, yazılımlar hızlı analizle ilk uyarı sinyalini toplam 8.4 saniyede üretti. Mobil Uygulama ile Anında Bildirim Erken uyarı sinyallerinin kullanıcılara ulaştırılması amacıyla KRDAE, bir yazılım firmasıyla ortaklaşa iOS tabanlı bir mobil uygulama geliştirdi. Şu anda yaklaşık 2.500 cihaz test grubunda yer alıyor ve sistemin performansı gerçek depremler üzerinden ölçümleniyor. Türkiye Geneline Yaygınlaştırılacak KRDAE, deprem erken uyarı sisteminin ülke genelinde etkin şekilde kullanılabilmesi için kapsamlı bir geliştirme planı hazırladı. Bu kapsamda: Türkiye’nin dört bir yanında düşük gecikmeli yeni istasyonların kurulması, Android uygulamasının geliştirilmesi, Erken uyarı sinyallerinin aynı anda çok sayıda kullanıcıya ulaşmasını sağlayacak yazılım altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, Türkiye’nin deprem erken uyarı kapasitesinin önemli ölçüde artması ve sistemin daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşması planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

5G’deki 5 Kritik Güvenlik Riski ve Korunma Yöntemleri Haber

5G’deki 5 Kritik Güvenlik Riski ve Korunma Yöntemleri

Ancak bu yeni nesil bağlantı hızı, siber saldırganlar için de benzeri görülmemiş fırsatlar yaratıyor. 5G'nin getirdiği mimari değişikliklerin, siber güvenlikte ezberleri bozduğunu belirten Bitdefender Antivirüs Türkiye distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, kullanıcıları ve kurumları yeni tehdit dalgasına karşı uyarıyor. 5G’ye geçiş herkesi heyecanlandırıyor olsa da 5G’nin getirdiği mimari değişiklikler siber güvenlikte yeni tehditlere yol açıyor. Bu yeni tehdit algısının temelinde, 5G'nin 4G'den mimari olarak tamamen farklılaşması yatıyor. 4G ağları, tüm trafiğin denetlendiği merkezi bir "çekirdek" yapıya dayanırken, 5G "yazılım tanımlı ağ" (SDN) ve "uç bilişim" (edge computing) gibi dağınık teknolojiler üzerine kurulu. Bu yeni mimari, verinin merkezi bir sunucuya gitmek yerine kullanıcıya daha yakın noktalarda işlenmesine olanak tanıyarak gecikmeyi (latency) rekor seviyelere düşürüyor. Ancak bu esneklik, güvenlik sorunlarını da beraberinde getiriyor. Merkezi bir kale duvarı yerine, saldırganların hedef alabileceği binlerce küçük ve potansiyel olarak güvensiz "uç" nokta yaratılmış oluyor. 5G'nin asıl amacı olan ve milyarlarca cihazı (mIoT) ağa bağlama kapasitesi de bu riski katlıyor, çünkü bu cihazların çoğu, güvenlik öncelikli olarak tasarlanmadı, kolayca ele geçirilebilirler ve güncellenmeleri neredeyse imkânsız. Bu durum, siber suçlulara, düşük güvenlikli bir akıllı sensör üzerinden sızıp aynı ağı paylaşan kritik kurumsal sistemlere veya kişisel verilere ulaşmak için daha önce hiç sahip olmadıkları bir saldırı alanı sunuyor. 5G Hızlı İnternetin Ötesinde 5G'nin sadece 4G'nin daha hızlı bir versiyonu olmadığını, temelden farklı bir teknoloji olduğunu vurgulayan Bitdefender Türkiye distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, "5G, daha hızlı internetin ötesinde, milyarlarca cihazı birbirine bağlayacak bir devrim. Ancak bu devrim, saldırı yüzeyini de katlanarak büyütüyor. 4G'nin merkezi güvenlik duvarlarının aksine, 5G'nin yazılım tabanlı ve merkezi olmayan yapısı, bilgisayar korsanlarına sızmak için çok daha fazla kapı açıyor. Kullanıcıların ve şirketlerin 'hız' heyecanına kapılıp 'güvenlik' faktörünü göz ardı etme lüksü yok." ifadelerinde bulunuyor. 5G Ekosistemindeki 5 Kritik Risk ve Korunma Yöntemleri Alev Akkoyunlu, 5G teknolojisinin getirdiği en kritik 5 siber güvenlik riskini ve bunlara karşı alınması gereken eyleme geçirilebilir önlemleri şöyle sıralıyor: 1. Milyarlarca Güvensiz IoT Cihazı: 5G, güvenlik standardı zayıf olan milyarlarca akıllı cihazı (kamera, sensör vb.) ağa bağlayarak saldırı yüzeyini ciddi ölçüde artıracak. Bu riski azaltmak için, bu cihazların varsayılan yönetici şifreleri mutlaka değiştirilmeli ve ana ağdan ayrılmaları için bir "Misafir Ağı" (Guest Network) kullanılmalıdır. 2. "Ağ Dilimleme" (Network Slicing) Risk: Saldırganlar, 5G'nin sanal ağ "dilimlerinden" en güvensiz olanını (örn. sensör ağı) kullanarak daha kritik dilimlere (örn. kurumsal veriler) sızabilir. Buna karşı korunmak için, kurumlar "Sıfır Güven" (Zero Trust) mimarisini benimsemeli ve Bitdefender Mobile Security gibi, şüpheli aktiviteleri ve kötü amaçlı kodları tespit edebilen ödüllü bir mobil güvenlik çözümü kullanmalıdır. 3. Azalan Görünürlük (Gölge 5G): Çalışanların 5G'yi ofis Wi-Fi'ı yerine kullanması, bu trafiği kurumsal denetimin (VPN, Firewall) dışına çıkarır ve "gölge" bir risk alanı yaratır. Bu görünmez tehdide karşı, şirketler uç nokta (endpoint) korumasını güçlendirmeli, bireysel kullanıcılar ise 5G'de hassas işlemler yaparken mutlaka VPN kullanmalıdır. 4. Daha Hızlı Siber Saldırılar: 5G'nin hızı, saldırganların da en büyük silahıdır. Bu hızla çok daha büyük hacimli DDoS saldırıları düzenlenebilir ve botnet'ler rekor sürede yayılabilir. Bu hızdaki saldırılara ayak uydurabilmek için, yapay zeka ve davranışsal analiz kullanan, proaktif tehdit avı yapan gelişmiş güvenlik çözümleri şarttır. 5. Yazılım Bağımlılığı ve Tedarik Zinciri Açıkları: Donanımdan çok yazılıma (SDN) dayalı olan 5G, tedarik zinciri saldırılarına ve yazılım açıklarına karşı daha savunmasızdır. Tek bir altyapı açığı milyonlarca kullanıcıyı etkileyebilir. Bu zafiyete karşı, tüm 5G destekli cihazların (telefon, modem vb.) daima en güncel yazılım yamalarını alması ve güncellemelerin asla ertelenmemesi gerekir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ESET İş Ortakları Buluşmasında Yeniliklerini Paylaştı Haber

ESET İş Ortakları Buluşmasında Yeniliklerini Paylaştı

ESET Türkiye, 03-06 Ekim tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti‘nde The Arkın İskele Hotel’de iş ortaklarıyla bir araya geldi. 450 katılımcıyla gerçekleşen ESET İş Ortakları Toplantısı, sektörel gelişmelerin gözden geçirildiği, yeni iş fırsatlarının değerlendirildiği bir platform olma özelliğini de taşıyor. Yeni ürünler tanıtıldı, güncel siber riskler paylaşıldı ESET Türkiye yönetim kadrosunun yanı sıra ESET İstanbul, Ankara, İzmir ve Trabzon bölge yöneticileri de etkinlikte hazır bulundu. Etkinlik kapsamında düzenlenen toplantıda iş ortakları yeni gelişmeler ve ürünlerle ilgili bilgilendirildi. Gelişen ve değişen siber saldırı yöntemleri ve bunlara karşı alınabilecek önlemler değerlendirildi. ESET Türkiye CEO’su Alain Soria, COO Erkan Tuğral, Satış Müdürü Asım Akbal’ın da hazır bulunduğu toplantıda İş Geliştirme Müdürü Hakan Ünlü, Ürün Yöneticisi Orhan Üngör ve Sıla Gürbüz sunumlarıyla siber güvenlik alanındaki gelişmeleri aktardılar. Saldırıları engelleyebilecek, kurumların ihtiyaçlarına çözüm olabilecek uygulamalar ve çözümler hakkında bilgi paylaşımında bulundular. Yeni teknolojiler, yeni iş fırsatları ESET Türkiye CEO’su Alain Soria konuşmasında şu konulara değindi: “Rekabetin hem Türkiye’de hem de dünyada yoğun yaşandığı bir kategoride bulunuyoruz. ESET Türkiye olarak bir yılı daha büyüme ile bitiriyoruz, önümüzdeki döneme güvenle bakıyoruz. Hepimizin işlerinin iyi olması, aksamaması için çalışıyoruz. En güçlü kaslarımızdan biri pazarı ve ihtiyaçları ekip olarak iyi bilmemiz, sektörel deneyimimiz. Yeni çözümler ile yelpazemizi geliştiriyoruz, siber güvenlik alanındaki gücümüzü daha da artırmaya çalışıyoruz. Müşterilerimiz nezdinde güven duyulan bir kurumuz. Bu özelliğimizi pekiştirerek liderliğimizi sürdürmek için çalışmaya devam edeceğiz.“ ESET bir dünya markası ESET Türkiye COO’su Erkan Tuğral, toplantı kapsamında yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Türkiye’de sektörümüzde lideriz. Sadece Türkiye’de değil küresel olarak da en çok tercih edilen siber güvenlik markasıyız. Stratus Bilişim olarak Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan’da tek yetkili distribütör olarak hizmet veriyoruz. Hem kurumsal kategoride kamu ve özel sektördeki şirketlere hem de bireysel müşterilerimize, geniş satış ağımız ve teknik kadromuz ile en iyi hizmeti sunuyoruz. Ürünlerimizin kalitesi kadar hizmet kalitemiz ile de ön plandayız. Yapay zekâ teknolojisi bize yeni fırsatlar sunuyor. KOBİ’ler ve büyük kurumsal yapılar için geliştirilen, tüm dünyada kullanılan çözümlerimizle çok güçlü koruma kalkanları oluşturuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DOF Robotics Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi Listesinde Haber

DOF Robotics Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi Listesinde

Yüksek teknolojiye sahip hareket simülasyon sistemleriyle ulusal ve uluslararası projelerde öncü rol üstlenen DOF Robotik Sanayi A.Ş. (DOF Robotics), “Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi (TOBB Türkiye 100)” listesine girdi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (ETÜ) işbirliğinde gerçekleştirilen yarışmada, Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketi, şirketlerin 2021-2023 arasındaki satış geliri artış hızı dikkate alınarak belirlendi. DOF Robotics, listede 35’inci sırada yer aldı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen ödül töreninde, DOF Robotics’in ödülünü DOF Robotics Tedarik Zinciri ve Operasyon Direktörü Nazlıcan Arslan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan aldı. Üretiminin yüzde 90’ını 60 ülkeye ihraç ediyor DOF Robotik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, kısa süre önce gerçekleştirdikleri başarılı halka arzın ardından TOBB Türkiye 100 listesine girmiş olmanın gururunu yaşadıklarını söyledi. Bu başarının arkasında DOF Robotics’in güçlü Ar-Ge kabiliyeti ve uzun yıllardır ihracat ağırlıklı iş modelinin bulunduğunu ifade eden Mertcan, “Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik atraksiyonları, hareket simülatörleri ve interaktif sanal gerçeklik oyunları üretiyor, bunların yüzde 90’ına yakınını 60’dan fazla ülkeye ihraç ediyoruz. Ülkemizin bu sektördeki ihracatının neredeyse tamamını biz gerçekleştiriyoruz” dedi. “Ar-Ge kabiliyetimizle uluslararası pazarda öne çıkıyoruz” DOF Robotics olarak teknolojiyi hayal gücüyle harmanladıklarını kaydeden Mertcan, “Esnek ve özelleştirilebilir üretim kabiliyetlerimizle bunu uluslararası çapta hayata geçiriyoruz. Bunu yaparken güçlü Ar-Ge altyapımız ve kabiliyetimiz, bizi uluslararası arenada bir adım öne çıkarıyor” diye konuştu. DOF Robotics’in İstanbul Teknoloji İhtisas Serbest Bölgesi’nde (İSBİ) yer alan en büyük teknoloji yatırımcılarından biri olduğuna da dikkat çeken Mertcan, şöyle devam etti: Kapasitesini arttıracak “2018 yılının Kasım ayından beri Ar-Ge merkezi statüsüne sahibiz. 28 kişilik Ar-Ge ekibimizle makine, elektrik, elektronik, bilgisayar, yazılım, mekatronik ve endüstri mühendisliği gibi çeşitli disiplinlerde çalışıyoruz. Ayrıca, oyun geliştirme, endüstriyel tasarım, grafik ve kullanıcı arayüzü tasarımı gibi alanlarda da faaliyetler yürütüyoruz. Universal Studios, Marvel gibi devlerle çalışan, Angry Birds, Transformers, Monster Jam, Smurfs gibi dünya markalarıyla iş birliği yapan bir yapıya sahibiz. 2026’da devreye almayı planladığımız yeni üretim tesisimizle birlikte kapasitemizi arttırmayı amaçlıyoruz. Satış hasılatımıza güçlü bir şekilde yansıyacak bu hamlelerimiz ile istikrarlı büyümeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ESET, Yapay Zekâ Destekli İlk Fidye Yazılımı Promptlock'u Keşfetti Haber

ESET, Yapay Zekâ Destekli İlk Fidye Yazılımı Promptlock'u Keşfetti

ESET araştırmacıları tarafından keşfedilen ve yeni bir tür fidye yazılımı olan PromptLock adlı kötü amaçlı yazılım, yerel olarak erişilebilir bir yapay zekâ dil modelini çalıştırarak gerçek zamanlı olarak kötü amaçlı komut dosyaları oluşturuyor. Enfeksiyon sırasında yapay zekâ, hangi dosyaları arayacağını, kopyalayacağını veya şifreleyeceğini özerk bir şekilde belirler ve bu, siber suçluların çalışma şekillerinde potansiyel bir dönüm noktası. ESET'in Kıdemli Kötü Amaçlı Yazılım Araştırmacısı Anton Cherepanov, meslektaşı Peter Strýček ile birlikte kötü amaçlı yazılımı analiz etti ve "PromptLock gibi araçların ortaya çıkışı, siber tehdit ortamında önemli bir değişimi vurguluyor" dedi. PromptLock, Windows, Linux ve macOS dâhil olmak üzere tüm platformlarla uyumlu Lua komut dosyaları oluşturur. Yerel dosyaları tarar, içeriklerini analiz eder ve önceden tanımlanmış metin istemlerine göre verilerin sızdırılacağını mı yoksa şifreleneceğini mi belirler. Kodda yıkıcı bir işlev zaten gömülü olsa da şimdilik etkin değil. Fidye yazılımı, SPECK 128 bit şifreleme algoritmasını kullanır ve Golang ile yazılmıştır. Erken varyantları, kötü amaçlı yazılım analiz platformu VirusTotal'de zaten ortaya çıkmıştır. ESET, PromptLock'u bir kavram kanıtı olarak görse de temsil ettiği tehdit çok gerçektir. Cherepanov yaptığı açıklamada; "Yapay zekânın yardımıyla sofistike saldırılar başlatmak çok daha kolay hâle geldi ve yetenekli geliştiricilerden oluşan ekiplere olan ihtiyaç ortadan kalktı. Artık, iyi yapılandırılmış bir yapay zekâ modeli, karmaşık, kendi kendine uyum sağlayan kötü amaçlı yazılımlar oluşturmak için yeterli. Düzgün bir şekilde uygulandığında bu tür tehditler tespit işlemini ciddi şekilde zorlaştırabilir ve siber güvenlik savunucularının işini çok daha zor hâle getirebilir." PromptLock, bir API aracılığıyla erişilebilen ücretsiz bir dil modeli kullanır, yani oluşturulan kötü amaçlı komut dosyaları doğrudan virüs bulaşmış cihaza gönderilir. Özellikle, komut isteminde Bitcoin'in yaratıcısı Satoshi Nakamoto ile bağlantılı olduğu bildirilen bir Bitcoin adresi yer almaktadır. ESET, siber güvenlik topluluğunda farkındalığı artırmak için teknik ayrıntıları yayımladı. Kötü amaçlı yazılım, Filecoder.PromptLock.A olarak sınıflandırıldı.

Orhangazi’de Üniversite Öğrencisinden Kütüphaneye Yazılım Hediyesi Haber

Orhangazi’de Üniversite Öğrencisinden Kütüphaneye Yazılım Hediyesi

Uludağ Üniversitesi Orhangazi Yeniköy Asil Çelik Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı öğrencisi olan Kocabey, geliştirdiği yazılım ile kütüphane hizmetlerinde büyük bir kolaylık sağlayacak. Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın’la bir araya gelen Hülya Kocabey, yazılım projesi hakkında bilgi verdi. Orhangazi‘nin Evladından Orhangazi’ye Geri Dönüş Konuyla ilgili konuşan Başkan Aydın, “Orhangazimizin evladı olan Hülya Kocabey kardeşimiz gerçekten çok güzel bir çalışma ortaya koymuş. Daha da anlamlı olan, bu programı kendi ilçesine hediye etmesi oldu. Her zaman söylediğim gibi, biz bize yeteriz Orhangazi. Hülya kardeşimize, emeği geçen öğretmen ve arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum. Bu program sayesinde öğrencilerimiz ve vatandaşlarımız kütüphaneden çok daha kolay yararlanacak” ifadelerini kullandı. “Bu Benim İlk Yazılım Projemdi; Ama Son Olmayacak” Programda bir konuşma yapan Hülya Kocabey, uzun yıllar eğitimden uzak kaldıktan sonra yeniden üniversite hayaline sarıldığını belirtti. Açık lise ve KPSS süreciyle başlayan yolculuğunu, Uludağ Üniversitesi’ne yerleşerek taçlandırdığını anlatan Kocabey, ileri seviye yazılım derslerinde geliştirdiği bu projeyi gerçek bir ihtiyaca çözüm sunmak amacıyla tasarladığını söyledi. Orhangazi Halk Kütüphanesi’nde kayıtların Excel ile tutulduğunu öğrenince, bu süreci dijitalleştirmek için yazılım geliştirdiğini belirten Kocabey, projesini Java diliyle ve MySQL veritabanı desteğiyle hayata geçirdi. Yazılım, kitap kayıtlarının daha güvenli, erişilebilir ve sistematik şekilde yönetilmesini sağlıyor. Projeyi tamamladıktan sonra yazılımı memleketine armağan etmenin kendisi için büyük bir gurur olduğunu dile getiren Kocabey, bu sürece destek olan başta hocaları ve Belediye Başkanı Aydın olmak üzere tüm paydaşlara teşekkür etti. “Bu ilk yazılım projemdi; ama son olmayacak” diyen Kocabey, memleketine katkı sunmaya devam edeceğini ifade etti.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.