Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeditepe Üniversitesi

Kapsül Haber Ajansı - Yeditepe Üniversitesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeditepe Üniversitesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Seoul Secrets’ın Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı ve Pazarlama Direktörü Gizem Kılıçaslan Oldu Haber

Seoul Secrets’ın Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı ve Pazarlama Direktörü Gizem Kılıçaslan Oldu

Perakendeden sağlık ve turizme farklı sektörlerde pazarlama ve iletişim alanında güçlü bir deneyime sahip olan Gizem Kılıçaslan, Seoul Secrets’ın Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı ve Pazarlama Direktörü oldu. Lisans eğitimini Yeditepe Üniversitesi’nde tamamlayan Gizem Kılıçaslan, kariyerine online habercilikle başladı. Ardından pazarlama alanında uzmanlaştığı kariyerine lilabella.com, Ostem Implant, Bir Adım Sağlık, Pozitera Group, SNG Bilgi Teknolojileri, Elite World Hotels & Resorts’teki deneyimlerinin ardından son olarak Pozitera Group’ta devam etti. Modern pazarlama ve pazarlama iletişimin ana odağı haline gelen dijital platformlarda yeteneklerini güçlendiren Kılıçaslan, yeni görevinde Kore cilt bakımı uzmanlığını Türkiye'de doğru, şeffaf ve güvenilir biçimde sunan Seoul Secrets’ın güzellik ve cilt bakımı sektöründe Türkiye’deki konumlanmasında etkin rol oynayacak. Pazarlama iletişimi alanında pek çok eğitime de aktif olarak katılarak bu alandaki deneyimini güçlendiren Kılıçaslan, Yeditepe Üniversitesi-Sosyal Medya Yönetimi, IE Business School-Pazar Araştırmaları ve Tüketici Davranışları, Google-Dijital Pazarlama ve e-ticaretin Temelleri’nin de aralarında yer aldığı pek çok sertifikaya sahip. İyi derecede İngilizce bilen Kılıçaslan, dünyada ve Türkiye’de tüm sektörlerde etkisini gösteren sağlık ve “iyi yaşam” trendlerini de yakın izleyerek bu alanda da uzmanlaşmak üzere Stanford University, Emory University gibi saygın kuruluşların sertifika programlarını tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bor Rezervimiz Füzyon Enerjisinde Türkiye’yi Öne Çıkarabilir Haber

Bor Rezervimiz Füzyon Enerjisinde Türkiye’yi Öne Çıkarabilir

Türkiye’nin dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 70’ine sahip olması, proton-bor füzyonunu ülkemiz açısından stratejik bir alan haline getiriyor. Proton-bor füzyonu, yüksek enerji potansiyeli, nötron üretmemesi ve düşük radyoaktivite potansiyeli gibi özellikleriyle dikkat çekiyor. Füzyon sonucu ortaya çıkan alfa parçacıklarının başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmasına yönelik araştırmalar da sürüyor. Uzmanlara göre Türkiye; bor kaynakları, malzeme geliştirme ve sağlık uygulamaları alanlarında bu teknolojinin geleceğinde önemli bir rol üstlenebilir. Yeditepe Üniversitesi’nde 5-8 Ekim tarihleri arasında düzenlenen IWPROBONO Uluslararası Çalıştayı, proton-bor füzyonu alanında çalışan bilim insanlarını bir araya getirdi. Avrupa Birliği destekli COST CA21128 PROBONO Aksiyonu kapsamında gerçekleştirilen çalıştaya 23 ülkeden 85 araştırmacı katıldı. Çalıştayda proton-bor füzyonundaki bilimsel gelişmeler, teknolojik sorunlar ve gelecekteki kullanım alanları değerlendirildi. ‘Temiz ve Sürdürülebilir Enerji Potansiyeli Var’ Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi ve aynı zamanda Bor Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bülent Büyük, proton-bor füzyonunun son yıllarda lazer ve manyetik teknolojilerdeki gelişmelerle birlikte deneysel olarak daha fazla araştırılmaya başlandığını söyledi. Füzyonun yoğun enerji üretme potansiyeline dikkat çeken Büyük, proton-bor reaksiyonunun nötron açığa çıkarmaması nedeniyle radyoaktivite açısından da önemli avantaj sunduğunu belirtti. Reaksiyon sonucunda ortaya çıkan alfa parçacıklarının yüklü olması sayesinde doğrudan elektrik üretiminin mümkün olabileceğini ifade eden Büyük, “Dünya temiz, yoğun ve sürdürülebilir enerji üretimine odaklanmış durumda. Proton-bor füzyonu bu açıdan önemli avantajlara sahip” dedi. ‘Türkiye Stratejik Yakıt Sağlayıcısı Olabilir’ Türkiye’nin bor rezervlerinin proton-bor füzyonunda önemli bir avantaj sağladığını vurgulayan Büyük, “Reaksiyonun ana kaynaklarından biri bor-11 izotopu. Dünyada yüzde 70 bor rezervine sahip olan ülkemiz için bu ciddi bir önem taşıyor. Sürdürülebilir enerji üretimi mümkün hale geldiğinde ve mevcut teknik zorluklar aşıldığında Türkiye, dünyadaki en önemli stratejik yakıt sağlayıcı ülkelerden biri olabilir” diye konuştu. Bu alandaki çalışmaların yüksek maliyetli altyapı ve tesis yatırımları gerektirdiğini belirten Büyük, Türkiye’nin özel sektör, üniversiteler ve kamu kurumları arasında ortak bir strateji oluşturmasının önemine dikkat çekti. ‘Sağlık Alanında Da Potansiyeli Var’ Proton-bor füzyonunun yalnızca enerji üretimiyle sınırlı olmadığını belirten Büyük, reaksiyon sonucu ortaya çıkan alfa parçacıklarının tıbbi uygulamalarda kullanılabileceğini söyledi. Büyük, “Proton-bor füzyonundan ortaya çıkan alfa parçacıklarının başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanımına yönelik ciddi bir potansiyel bulunuyor” dedi. Yeditepe Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İpek Karaaslan da Türkiye’nin bor kaynakları nedeniyle bu alandaki gelişmelerin dışında kalmaması gerektiğini söyledi. Karaaslan, proton-bor füzyonunun henüz deneysel aşamada olduğunu belirterek, Türkiye’nin özellikle proton ve bor içeren malzemelerin geliştirilmesi ile sağlık uygulamalarında önemli bir rol üstlenebileceğini ifade etti. ‘Enerji Krizlerinin Yaşandığı Dönemde Önemli’ Füzyon çalışmalarının teknik açıdan zorlu bir alan olduğunu belirten Karaaslan, dünyada enerji ihtiyacının arttığı ve karbon sıfır hedeflerinin öne çıktığı bir dönemde bu araştırmaların önem kazandığını söyledi. Türkiye’nin bor kaynaklarının bu alanda stratejik avantaj sağlayabileceğini belirten Karaaslan, “Ülkemizin bir bor ülkesi olduğunu düşünürsek bu çalışmaların içinde yer almamak büyük bir kayıp olur” dedi. ‘Çalışmalarımız Devam Etmektedir’ Çin merkezli ENN Grup çalışanı Dr. Bing Liu ise şirket olarak 2035 yılı itibarıyla ticari prototip ölçeğine geçmeyi hedeflediklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu aşamada yaklaşık birkaç metre ebatlarında olan reaktörün, bir normal mahalle içerisinde rahat ve güvenli bir şekilde temiz enerji üretimini sağlayabileceğini düşünüyoruz. Bu noktada gerekli çalışmalarımız devam etmektedir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa’nın 900 Üniversitesini Temsil Eden Dev Buluşma İstanbul’da Gerçekleştirildi Haber

Avrupa’nın 900 Üniversitesini Temsil Eden Dev Buluşma İstanbul’da Gerçekleştirildi

Yeditepe Üniversitesi ev sahipliğinde bu yıl 29’uncusu düzenlenen konferans kapsamında, 41 ülkeden 260 kurumdan rektörler, üniversite yöneticileri, politika yapıcılar ve uzmanlar olmak üzere yaklaşık 500 katılımcı İstanbul’da bir araya geldi. Prof. Dr. Garrell: Çeşitlilik ve Çoğulculuk EUA’nın Kimliğinin Bir Parçasıdır “Değişen Bağlamlarda Üniversiteler Arası İş Birliği” ana temasıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan EUA Başkanı Prof. Dr. Josep Maria Garrell, konferansa 41 farklı ülkeden katılımcının olduğunu belirterek, “Bu farklı bakış açıları, önümüzdeki iki gün boyunca tartışmalarımızı yönlendirmeye ve zenginleştirmeye büyük katkı sağlayacaktır. Çeşitlilik ve çoğulculuk, EUA’nın bir kuruluş olarak kimliğinin bir parçasıdır” diye konuştu. “İş Birliği Üniversitelerin Kalbinde Yer Alan Bir Konu” “Bu yıl, üniversitelerin varoluşunun tam merkezinde yer alan bir konuyu ele alacağız: İş birliği” diyen Prof. Dr. Garrell, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurumlar, sektörler ve sınırlar arasında; eğitim, araştırma ve inovasyon alanlarında birlikte çalışmak, üniversitelerin faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle konferans boyunca, kurumlar arası iş birliklerini, kamu sektörü, endüstri ve diğer paydaşlarla kurulan ortaklıkları, yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde ele alacağız. Ayrıca, üniversitelerin bu ortaklıkları geliştirmek ve sürdürülebilir kılmak için kullandığı yenilikçi yöntem ve araçları da inceleyeceğiz.” Prof. Dr. Durman: Üniversiteler Arası İş Birliği Vazgeçilmezdir Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman da 6 bin yıllık tarihiyle medeniyetlerin, kültürlerin ve düşünce geleneklerinin buluşma noktası olan İstanbul’da bu konferansın düzenlenmesinin son derece anlamlı olduğunu ifade ederek, “Bugün üniversiteler de benzer bir misyon üstlenmektedir: İnsanları, disiplinleri, kurumları ve fikirleri sınırların ötesinde buluşturmak; çeşitliliği güç, yaratıcılık ve ortak ilerlemenin kaynağına dönüştürmek” dedi. Yükseköğretimde derin bir dönüşüm sürecinden geçildiğini ifade eden Prof. Dr. Mehmet Durman, şunları kaydetti: “Dijitalleşme, yapay zekâ, değişen beceri ihtiyaçları, küresel belirsizlikler ve karmaşık toplumsal sorunlar, üniversitelerin yalnızca ne yaptığını değil, toplumla, bilgiyle ve birbirleriyle ilişkilerini nasıl konumlandırdıklarını da yeniden şekillendiriyor. Böyle bir ortamda üniversiteler arası iş birliği artık yalnızca faydalı değil, vazgeçilmezdir. Ne kadar samimi ve stratejik iş birliği yaparsak, topluma katkı sağlama kapasitemiz de o kadar artacaktır.” Eğitimden Dijital Dönüşüme Kritik Başlıklar İki gün süren konferans, yalnızca üniversiteleri değil, eğitim politikalarını, gençlerin geleceğini ve ülkelerin rekabet gücünü de yakından ilgilendiren başlıkları gündeme taşıdı. Konferansta, Avrupa üniversitelerinin önümüzdeki yıllarda nasıl bir yol haritası izleyeceği, hangi alanlarda birlikte hareket edeceği ve değişen dünya koşullarına nasıl uyum sağlayacağı kapsamlı şekilde ele alındı. Eğitimden dijital dönüşüme kritik başlıkların tartışıldığı oturumların yapıldığı konferansta, eğitim programlarının geleceği, araştırma ve inovasyon alanında ortak projeler, üniversite-sanayi iş birlikleri ve gençlerin değişen beklentileri detaylı şekilde değerlendirildi. Üniversitelerin birbirleriyle, kamu kurumlarıyla ve özel sektörle nasıl daha güçlü iş birlikleri kurabileceği, dijitalleşmenin eğitim ve araştırma üzerindeki etkileriyle üniversitelerin bu sürece nasıl uyum sağlayacağı da öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. AB’nin Yükseköğretim Stratejisi Gündemde Konferansta ayrıca Avrupa Birliği’nin yükseköğretime yönelik yeni fon ve destek programları, toplumsal güven gibi konular kapsamlı biçimde ele alındı. Sürdürülebilirlik, iklim krizi ve toplumsal dönüşüm gibi küresel meselelerde üniversitelerin üstleneceği rol de konferansın önemli gündem maddeleri arasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şekerbank'ta Üst Düzey Atama Haber

Şekerbank'ta Üst Düzey Atama

Finans sektöründe 28 yılı aşkın deneyime sahip olan Mustafa Çamlar, Şekerbank Dijital Çözümler ve İşletme Bankacılığından Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine atandı. Çamlar, bankacılık kariyerine 1998 yılında Demirbank’ta başladı. Sırasıyla; Demirbank, Millennium Bank, QNB Türkiye ve DD Mortgage’ta önemli görevler üstlenen Çamlar, Şekerbank’a katılmadan önce Denizbank bünyesinde Bireysel ve Özel Bankacılık Ürün Yönetimi ve Pazarlama Direktörü ve aynı zamanda Deniz Portföy A.Ş.’de Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktaydı. Kariyeri boyunca bireysel kredi ürünleri, tüketici finansmanı süreçlerinin kurulması, müşteri kazanımına yönelik satış ve pazarlama faaliyetlerinin geliştirilmesi, finansal planlama ile hazine aktif-pasif yönetimi alanlarında çeşitli projelere liderlik eden Mustafa Çamlar, ayrıca bankacılık ürünlerinin dijital kanallar üzerinden yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarda aktif rol üstlendi. Lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde tamamlayan Çamlar’ın, Yeditepe Üniversitesi’nde MBA ve Sabancı Üniversitesi’nde Executive MBA dereceleri bulunmaktadır. Mustafa Çamlar, yeni görevine ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Şekerbank gibi köklü bir kurumun parçası olmaktan büyük bir gurur ve heyecan duyuyorum. Şekerbank’ın Anadolu bankacılığı yaklaşımını, dijitalleşmenin sunduğu imkânlarla daha da güçlendirerek, işletmelerimizin ve üreticilerimizin finansmana hızlı, kolay ve sürdürülebilir erişimini artırmayı hedefliyoruz. Müşteri odaklı, veriyle beslenen ve sahayla entegre çözümlerle hem işletme bankacılığında hem de dijital kanallarda katma değeri yüksek bir büyüme yaratmayı amaçlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ile Almanya’dan Yapay Zekâda Güç Birliği Haber

Türkiye ile Almanya’dan Yapay Zekâda Güç Birliği

Merkezde, Avrupa’nın en büyük uygulamalı araştırma kuruluşlarından biri olan Fraunhofer Enstitüsü ve IIB ile yapay zekâ alanında iş birliği başta olmak üzere ulusal ve uluslararası çok sayıda teknoloji projesinin yürütülmesi hedefleniyor. Merkezin açılışına Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, Fraunhofer Enstitüsü IOSB Almanya Müdürü Dr. Olaf Sauer, IIB International Institute of Business Enterprises Kurucusu Recep Tanrıkulu, IIB Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu ve Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Dr. Burak Keskik ile çok sayıda yerli ve yabancı konuk ve öğrenci katıldı. Teknopark İstanbul’daki Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Merkez Üssü uluslararası iş birlikleri ve endüstriyel Ar-Ge faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulandı. Fikirden pazara uzanan yeni nesil girişimcilik modeli olan Girişim Stüdyosu ile öğrenciler, akademisyenler ve şirketlerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulması hedefleniyor. Bu ekosistemde yeni teknolojilerin geliştirilmesi, startup’ların kurulması, fon sağlayıcı kurumların sürece dahil olması ve fikirden ürüne giden tüm süreçlerin desteklenmesi amaçlanıyor. Bu yapısıyla merkez, sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olmayı hedefliyor. Dalan: Yapılan İş Birliği Türkiye için Önemli Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, “Yapılan iş birliği sadece Yeditepe Üniversitesi için değil, Türkiye için de önemlidir. Fraunhofer Enstitüsü, Almanya’da ve dünyada yeni teknolojiler konusunda önde gelen bir kurumdur. Bu kurumdan alınan sertifikalar da dünyanın her yerinde kabul görmektedir. Fraunhofer Enstitüsü ile iş birliğini yapay zekâ alanında başlatıyoruz; ancak ileride diğer tüm teknoloji alanlarında da birlikte çalışma imkânımız olacak. Bu nedenle bunu Türkiye’nin teknolojik gelişimi açısından değerli bir adım olarak görüyorum. Yeditepe Üniversitesi günümüzde Ar-Ge’de uluslararası alanda tanınır bir konumdadır. Bugün de Fraunhofer Enstitüsü ile iş birliğine imza attık. Bu iş birliğiyle çok daha önemli çalışmalar gerçekleştirilecektir” dedi. Prof. Dr. Durman: Fikirlerin Ürünlere Dönüştüğü Çalışmalar Yapılıyor Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman da, “Teknopark İstanbul ile Yeditepe Üniversitesi arasında son zamanlarda güzel iş birlikleri gerçekleşiyor. Teknopark içerisinde üniversitemizin de büyük bir teknoloji üssü bulunuyor. Araştırmalarımızı geleceğe ve girişimciliğe yönelik olarak, öğrenci ve akademisyenlerin bir araya geldiği bir alanda yürütüyoruz. Merkezde, fikirlerin ürünlere dönüştüğü çalışmalar yapıyoruz. Bu süreçte Teknopark yöneticilerinin de değerli desteklerini alıyoruz” diye konuştu. Sauer: Türkiye Bizim için Stratejik Bir Ortak “Türkiye bizim için stratejik bir ortak” diyen Dr. Olaf Sauer ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Fraunhofer, Yeditepe Üniversitesi ve IIB çok değerli, uluslararası bir iş birliği başlattı. Yeditepe Üniversitesi, Fraunhofer Enstitüsü’yle iyi bir şekilde birbirini tamamlayan modern altyapıya, Ar-Ge kapasitesine ve fikri mülkiyet (IP) birikimine sahiptir. İş birliği kapsamında başlangıçta Türkiye’deki üretim sanayi ya da Türkiye’de faaliyet gösteren Alman şirketleri için Endüstri 4.0, Veri Yönetimi, Endüstriyel Yapay Zekâ ve dijital ikizler alanlarına odaklanacağız. Elbette iş birliği zamanla diğer alanlara da genişleyebilir. Türkiye, Asya ile Avrupa arasındaki tedarik zincirlerinde stratejik bir konuma sahiptir. Bu nedenle, dayanıklı tedarik zincirleri, üretim ve montaj kapasitelerinin yakın coğrafyalara taşınması ile robotik ve yeşil dönüşüm/döngüsel ekonomi gibi alanlarda çözümler geliştirileceğini ve uygulanacağını öngörüyoruz. Aynı zamanda üretim, montaj, malzeme akışı, lojistik ve ilgili bilişim uygulamaları alanlarında yetkinlik kazanan genç uzmanlar yetişecektir. Gelecekte ihtiyaç duyulan da tam olarak bu yetkinliklerin birleşimidir. Yeditepe Üniversitesi, bu gelişmeler doğrultusunda uluslararası bir Ar-Ge ortağı olarak konumlanabilir ve kendini daha görünür kılabilir. Profesörlerin ve araştırmacıların, örneğin üretim ve otomasyon teknolojileri alanında CIRP, IFAK, IEEE gibi bilimsel topluluklara entegre olması sayesinde Yeditepe Üniversitesi, güçlü ve ilgili yetkinliklere sahip, saygın bir Ar-Ge ortağı olarak konumunu pekiştirebilir.” Prof. Dr. Bayat: Hedefimiz Yapay Zeka ile Küresel Açılım Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat ise şunları söyledi: “YZ UAM (Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi) ve Girişim Stüdyosu, uluslararası iş birlikleri ve endüstriyel Ar-Ge faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulanmıştır. Bu yapı kapsamında, özellikle TÜBİTAK ve Avrupa Birliği projeleri yürüterek yapay zekâ alanında küresel açılım hedefliyoruz. Aynı zamanda teknoloji ve eğitim transferi odaklı çalışmalar yapılacaktır. Yeni nesil Girişim Stüdyosu modeliyle; öğrenciler, akademisyenler ve KOBİ’lerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulacaktır. Bu ekosistemde; yeni teknolojiler geliştirilecek, startup’lar kurulacak, fon sağlayıcı kurumlar sürece dahil olacak ve fikirden ürüne giden tüm süreçler desteklenecektir. Bu yönüyle merkez, sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olacaktır. Merkezde öğrenciler, akademisyenler ve sektör temsilcileri; etkinliklerde, girişimcilik derslerinde, ortak proje geliştirme süreçlerinde aktif olarak bir araya getirilecektir. Ayrıca TÜBİTAK 1812 Programı ve girişim sermayesi (venture capital) şirketleri ile iş birliği yapılarak, projeler finansal kaynaklarla desteklenecektir.” Öncelik Sağlık, Robotik ve Otomotivde Prof. Dr. Bayat, “Yeditepe Üniversitesi, başta Fraunhofer Enstitüsü olmak üzere uluslararası partnerlerle birlikte Endüstri 4.0 ve dijitalleşme projeleri yürütmektedir. Bu kapsamda, üretim ve sanayi tesislerinde yapay zeka tabanlı otomasyon çözümlerinin yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Avrupa Birliği projeleri ve uluslararası konsorsiyumlar aracılığıyla; sağlık, robotik, otomotiv, çelik ve alüminyum gibi farklı alanlarda çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Avrupalı partnerlerle birlikte, sanayiye yönelik yapay zeka eğitim programları planlanmaktadır. Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik tarafında ise İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle geliştirilen “Karbon Chatbot” projesi ile karbon yakalama ve yeşil dönüşüm teknolojilerine katkı sağlanmaktadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği üretim ekosistemine (Made in EU) entegrasyon sürecinin de bu alanlarda önemli bir ivme yaratması beklenmektedir” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı Haber

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı

Etkinlikte sunum yapan isimlerden İSTEK Okulları 11. sınıf öğrencisi Defne Topaloğlu, hava kirliliğinden en çok etkilenen kişilerin günlük hayatta ne yapacaklarını bilmediklerini fark ettiklerini söyledi. Bu durumun özellikle astım hastaları ve solunum rahatsızlığı yaşayan bireyler için ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Defne, bu sorundan yola çıkarak geliştirdikleri AirBuddy adlı telefon uygulamasını anlattı. Şehir içi otobüslere yerleştirilen sensörler aracılığıyla hava kirliliği verilerinin toplandığını belirten Defne, “Uygulama sayesinde kullanıcılar bulundukları bölgedeki hava kalitesini görebiliyor. Günlük hayatta hangi saatlerde dışarı çıkmaları gerektiği ya da hangi önlemleri almaları gerektiği konusunda bilgi sahibi oluyorlar” diye konuştu. Bu sürecin kendileri için önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan Defne, “Bu çalışma bize yalnızca bir proje geliştirmeyi değil, kendimizi ifade etmeyi ve topluluk önünde konuşmayı da öğretti. Geçen yıla göre çok daha özgüvenliyim” ifadelerini kullandı. Etkinlik Arayan Öğrenci, Sponsor Arayan Kulüp Projesini sunan bir diğer isim olan Yeditepe Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri 2. sınıf öğrencisi Doruk Kadir Sezer, üniversite hayatında hemen herkesin yaşadığı ancak çoğu zaman fark edilmeyen bir eşleşme sorununa odaklandıklarını söyledi. Doruk, öğrencilerin ilgi alanlarına uygun etkinliklere ulaşmakta zorlandığını, öğrenci kulüplerinin ise etkinliklerini hayata geçirmek için sponsor bulmakta sıkıntı yaşadığını belirtti. Bu iki ihtiyacın aslında aynı noktada kesiştiğini vurgulayan Doruk, “Bir yanda etkinlik arayan öğrenciler, diğer yanda sponsor bulmakta zorlanan kulüpler var. Biz bu iki tarafı ve şirketleri aynı yapı içinde buluşturarak, herkes için daha verimli bir sistem geliştirdik. Bu soruna çözüm olarak, öğrencilerle kulüpleri ve sponsorları aynı çatı altında buluşturan bir yapı tasarladık” dedi. 61 Ekip Başvurdu, 11 Girişim Sahneye Çıktı Yeditepe Üniversitesi tarafından yürütülen Yeditepe Yeni Fikir programına bu yıl lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan 61 ekip başvurdu. Ön değerlendirme sürecinin ardından seçilen 25 ekip, eğitim ve mentörlük desteği alarak projelerini geliştirdi. Süreci başarıyla tamamlayan 6 üniversite ve 5 lise ekibi olmak üzere toplam 11 girişim, Demo Day kapsamında projelerini yatırımcıların karşısına çıkardı. Genç girişimciler; yapay zeka, dijital altyapı, savunma, derin teknoloji, akıllı şehirler, sürdürülebilirlik, tüketici elektroniği, sağlık ve gıda gibi alanlarda geliştirdikleri projeleri sundu. Sunumların ardından girişimcilere katılım sertifikaları verildi. “Bilgiyi Üretmek Yetmiyor, Çözüm Üretmek Gerekiyor” Yeditepe Yeni Fikir Demo Day etkinliğinde değerlendirmelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, önümüzdeki yıllarda teknoloji alanında çok hızlı bir dönüşüm yaşanacağına dikkat çekti. Bayat, bu dönüşüme erken uyum sağlayan kurumların ve ülkelerin önemli avantajlar elde edeceğini belirterek, değişime direnmenin hem maliyetleri artıracağını hem de üniversitelerle sektörler arasında ciddi farklar oluşturacağını söyledi. Bilgi üretim süreçlerinin yapay zeka destekli sistemlerle hızlandığını belirten Bayat, “Artık bilginin yalnızca üretilmiş olması yeterli değil. Önemli olan, bu bilginin gerçek bir probleme çözüm getirip getirmediği. Üniversiteler ve sektör, üretilen bilginin doğruluğunu ve uygulamaya dönüşüp dönüşmediğini daha fazla sorgulamak zorunda” ifadelerini kullandı. Üniversite olarak girişimcilik odaklı bir eğitim modeli benimsediklerini vurgulayan Bayat, Teknoloji Transfer Ofisi, araştırma merkezleri, ön kuluçka ve kuluçka yapılarının bütüncül bir anlayışla çalıştığını söyledi. Bayat, “Öğrenciler yalnızca akademik bilgiyle değil, girişimcilik kültürüyle de yetiştirilmeli” dedi. “Gençlerin Fikirlerinin Sahaya Çıkması Çok Önemli ve Değerli” Etkinlikte konuşan Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol ise genç yaşta geliştirilen fikirlerin gerçek ekosistemle buluşmasının önemine dikkat çekti. Akyol, “Teknoparklar yalnızca teknoloji üretilen alanlar değil, aynı zamanda fikirlerin olgunlaştığı, test edildiği ve yatırımcıyla buluştuğu yapılardır. Liseli ve üniversiteli öğrencilerin bu yaşta projelerini sahaya çıkarması son derece önemli ve değerli” dedi. Üniversite–sanayi iş birliklerinin girişimcilik ekosisteminin temel taşı olduğunu vurgulayan Akyol, “Bu tür programlar, gençlerin yalnızca fikir üretmesini değil, aynı zamanda iş dünyasının beklentilerini erken aşamada tanımasını sağlıyor. Teknopark İstanbul olarak bu temasın güçlenmesine büyük önem veriyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.