Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeka

Kapsül Haber Ajansı - Yeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeka haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yenilenebilir Enerjide Yeni Yarışma Dönemi Başlıyor Haber

Yenilenebilir Enerjide Yeni Yarışma Dönemi Başlıyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, elektriğin merkezinde yer aldığı yeni enerji mimarisinde güneş ve rüzgârın stratejik bir rol oynadığını belirterek “Halihazırda 125 bin megavatı aşan elektrik kurulu gücümüzün 78 bin megavatını yenilenebilir kaynaklar oluşturuyor.” dedi. Bugün kadar 7 bin 800 megavatlık YEKA yarışmaları yaptıklarını, bunun 3 bin 800 megavatını 2025 yılında gerçekleştirdiklerini anımsatan Bakan Bayraktar, “Her yıl en az 2 bin megavatlık güneş ve rüzgâr ihalesi yapmaya devam edeceğiz. Önemli bir potansiyelimizin olduğu güneş ve rüzgârda 2035 yılı için ortaya koyduğumuz 120 bin megavat hedefimize daha kısa sürede ulaşacağız. 2026 YEKA yarışmaları ile de yenilenebilir enerjide yeni bir yatırım dönemine kapı aralıyoruz. 900 megavat kapasiteli 14 güneş, bin 500 megavat kapasiteli 7 rüzgâr enerjisi yarışmasıyla sektörümüze yeni bir ivme kazandıracağız.” diye konuştu. 21 Yarışma Güneş ve rüzgârı kapsayan 2026 YEKA yarışmaları, Resmî Gazete’de ilan edildi. YEKA GES-2026 yarışmalarıyla toplam 900 MWe gücündeki bağlantı kapasitesine yönelik 14 yarışma düzenlenecek. YEKA RES-2026 yarışmalarıyla da toplamda bin 500 MWe gücündeki bağlantı kapasitesi için 7 yarışma yapılacak. Başvurular Ekim’de GES ve RES yarışmalarına başvurular, 13 Ekim’de 10:00-12:00 saatleri arasında bakanlık merkezinde elden teslim edilmek suretiyle yapılacak. Başvuruların incelenmesini takiben yarışmaların yeri, tarihleri ve saatleri bakanlığın internet sitesinde ilan edilecek. Kimler Başvurabilecek? Yarışmalara Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim ya da limited şirket olarak kurulmuş tüzel kişiler, ortak girişimler ve sermaye şirketi statüsüne sahip yabancı şirketler başvurabilecek. Tavan-Taban Fiyat Toplamda 21 yarışma için başlangıç tavan fiyatı, 5,50 Euro-cent/kWh olacak. Taban fiyat ise GES’lerde 3,25 Euro-cent/kWh, RES’lerde 3,50 Euro-cent/kWh olarak belirlendi. Tüm yarışmalarda taban fiyata ulaşılması halinde megavat başına katkı payı artırılmasına 10 bin Euro başlangıç fiyatı ile başlanacak. Önce Serbest Piyasa GES’lerde üretilen elektrik, sözleşme imza tarihinden itibaren 60 ay, RES’lerde ise 72 ay boyunca serbest piyasada satılabilecek. Serbest piyasada satış süresi bittikten sonra hem GES’lerde hem de RES’lerde 20 yıllık elektrik enerjisi alım süresi başlayacak. 2026 YEKA yarışmalarına ilişkin ihale şartnamesi ve sözleşmeye ilişkin detaylar bakanlığını web sitesinde yayınlanırken Resmî Gazete’de yer alan yarışma ilanındaki yerler ve bağlantı kapasiteleri şöyle: YEKA GES 2026 Yarışma Adı Bağlantı Kapasitesi (MWe) Ankara-1 ​ 40 Ankara-2 30 Batman​​​​​​​​ 25 Denizli​​​​​​​​ 30 Konya​​​​​​​​ 110 Malatya-1​​​​​​​ 55 Malatya-2​​​​​​​ 40 Mardin-1​​​​​​​ 30 Mardin-2​​​​​​​ 120 Diyarbakır​​​​​​​ 200 Elâzığ​​​​​​​​ 40 Kahramanmaraş-1​​​​​​ 45 Kahramanmaraş-2​​​​​​ 85 Kahramanmaraş-3​​​​​​ 50 YEKA RES 2026 Yarışma Adı Bağlantı Kapasitesi (MWe) Sivas​​​​​​​​ 320 Balıkesir-1​​​​​​​ 140 Balıkesir-2​​​​​​​ 235 Balıkesir-3​​​​​​​ 170 Balıkesir-4​​​​​​​ 140 Manisa​​​​​​​​ 235 Kütahya ​ 260 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eksim Enerji’den Çocuklara Sürdürülebilirlik Eğitimi Haber

Eksim Enerji’den Çocuklara Sürdürülebilirlik Eğitimi

Yüzde yüz yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren Eksim Enerji, sürdürülebilir yaşam ve enerji verimliliği konusunda toplumsal farkındalığı artırmayı hedefleyen çalışmalarına devam ediyor. Şirket, sosyal etki platformu “Yeteri Kadar” çatısı altında devreye aldığı Doğa Dostu Etkinlik Uygulamaları’nın üçüncüsünü Karaman’da gerçekleştirdi. Karaman Bucakkışla İlk ve Ortaokulu’nda gerçekleştirilen uygulamadan, 1’inci sınıftan 8’inci sınıfa kadar toplam 120 öğrenci yararlandı. Etkinlikte enerji tasarrufu, su verimliliği, geri dönüşüm, karbon ayak izi farkındalığı, iklim değişikliği ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıkları başlıklarında uygulamalı eğitimler düzenlendi. “Hem bölgesel kalkınmaya hem de çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunuyoruz” Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Eksim Enerji CEO’su Arkın Akbay, yenilenebilir enerji yatırımlarını toplumsal fayda projeleriyle desteklediklerini belirterek; “YEKA ihalesi kapsamında hayata geçirdiğimiz Karaman rüzgar enerjisi santralimiz (RES), 70 MW kurulu güç büyüklüğüyle temiz enerji üretimi sağlarken aynı zamanda bulunduğu bölgede sosyal açıdan değer oluşturuyor. 2025 yılında devreye aldığımız tesisimizin olduğu bu bölgedeki çalışmalarımızla çocuklarımız; enerji sistemleri, çevre teknolojileri ve sürdürülebilirlik alanlarında da kariyer farkındalığı kazanıyor. Attığımız bu adımların yerelden ulusala uzanan örnek bir sosyal etki modeline dönüşeceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu. 10 ilde 2 bin çocuk sürdürülebilirlik eğitimi alacak Milli Eğitim müfredatıyla uyumlu olarak hazırlanan program kapsamında 7-12 yaş grubundaki öğrenciler; oyunlaştırma, grup çalışmaları, istasyon uygulamaları, yaratıcı drama ve deneysel öğrenme yöntemleriyle süreçlere aktif olarak dahil oldu. Gerçekleşen çalışmalar arasında tohum topu yapımı, teraryum yapımı ve tohum döngüsü eğitimleri yer aldı. Sürdürülebilirlik bilincinin ve çevresel dönüşümün toplumsal tabana yayılmasına katkı sunmayı amaçlayan Eksim Enerji, 2027 yılı sonuna kadar 10 ilde toplam 2 bin çocuğa ulaşmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Rüzgâr Enerjisi Yolculuğu Rekorla Taçlandı Haber

Türkiye’nin Rüzgâr Enerjisi Yolculuğu Rekorla Taçlandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, karada veya denizde, nerede olursa olsun ülke kaynaklarını milletin hizmetine sunmaya gayret ettiklerini belirterek “Rüzgârda 140 bin megavatlık bir potansiyelimiz var. Bu potansiyeli harekete geçirmek için daha çok çalışacağız.” dedi. Dünya Rüzgâr Günü Rüzgâr enerjisinin, çevreye ve dünya ekonomilerine etkisi, 15 Haziran Dünya Rüzgâr Günü’nde tüm boyutlarıyla ele alınıyor. Türkiye’ye bakıldığında rüzgâr enerjisinin son 24 yılda önemli bir aşama kat ettiği görülüyor. Rüzgâr Atılımı 2002 yılında 19 megavat ile toplam elektrik kurulu gücünün binde birine sahip olan rüzgâr, Nisan sonu itibarıyla 15 bin 75 megavata ulaşarak yüzde 12’lik bir pay elde etti. Rüzgâr enerjisindeki bu atılımda kamunun düzenleyici rolü ile yerli ve yabancı yatırımcılar önemli rol oynadı. Yatırım Hamlesi Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu ay içinde katıldığı 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni’nde “2025 yılında 78 ilimizde irili ufaklı toplam 7 bin 110 adet elektrik üretim santrali hizmete girmiştir. Santrallerin toplam yatırım değeri yaklaşık 5,6 milyar dolar, kurulu gücü ise 8 bin 313 megavattır. Bunun 6 bin 63 megavatını güneş, bin 946 megavatını rüzgâr santralleri oluşturuyor.” değerlendirmesini yaptı. YEKA Yarışmaları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, her yıl en az 2 bin megavatlık Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışması yapıyor. Yeni YEKA modeli ile 2024 ve 2025’de toplam 3 bin 800 megavatlık yeni kapasite tahsis edildi. Bu yıl da bin 500 megavatı rüzgâr olmak üzere toplam 2 bin megavatın üzerinde yeni YEKA yarışması düzenlenecek. Deniz Üstü Rüzgâr Bakanlık ayrıca, offshore olarak ifade edilen deniz üstü rüzgâr alanında da önemli bir çalışma başlattı. Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört ayrı offshore sahası belirlendi. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgâr YEKA yarışması yapılacak. 5 Bin Megavat Hedefi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Dünya Rüzgâr Günü vesilesiyle yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin 2035 yılında ‘rüzgâr ve güneşte 120 bin megavat’ hedefi olduğunu hatırlatarak “2035 yılına kadar offshore rüzgârda 5 bin megavatlık kurulu güce ulaşmak istiyoruz.” dedi. Bağımsızlığın Simgesi Karada veya denizde, nerede olursa olsun ülke kaynaklarını milletin hizmetine sunmaya gayret ettiklerini dile getiren Bakan Bayraktar, “Rüzgârda 140 bin megavatlık bir potansiyelimiz var. Bu potansiyeli harekete geçirmek için daha çok çalışacağız. Rüzgâr türbinleri, ülkemizin enerjide bağımsızlığının en güçlü simgelerinden biri olmaya devam edecek.” diye konuştu. Kule ve Kanatta Yüzde 70 Yerlilik Bakan Bayraktar, bunu yaparken yerli ve milli üretime de çok önem verdiklerini belirterek “Halihazırda rüzgâr türbinlerinde yüzde 60’ın üzerinde yerlilik oranına eriştik. Kule, jeneratör ve kanat üretimindeki yerlilik oranımız ise yüzde 70’in üzerine çıktı. Bugün artık sadece enerji tüketen değil; yerli ve milli imkanlarla teknoloji geliştiren, komponent üreten ve bunu ihraç eden bir ülkeyiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Yatırımı Haber Analizi Nasıl Okunur? Haber

Enerji Yatırımı Haber Analizi Nasıl Okunur?

Elektrik fiyatındaki sert bir hareket, bir depolama ihalesi, yeni bir YEKA duyurusu ya da doğal gaz altyapısına ilişkin tek satırlık bir açıklama, piyasada olduğundan daha büyük bir etki yaratabilir. Bu yüzden enerji yatırımı haber analizi, yalnızca gündemi takip etmek için değil; sermaye tahsisi, risk yönetimi ve kurumsal pozisyon alma açısından da temel bir okuma disiplinidir. Haberin kendisi kadar, neyi söylemediği de yatırım kararını etkiler. Enerji haberinde asıl soru nedir? Enerji sektöründe haber akışı yoğun, teknik ve çoğu zaman katmanlıdır. Bir üretim lisansı, kapasite artışı, bağlantı görüşü, finansman anlaşması veya satın alma haberi ilk bakışta pozitif görünebilir. Ancak profesyonel okuma burada başlar. Piyasa için kritik soru, haberin şirket değeri, nakit akışı, proje takvimi ve rekabet dengesi üzerinde somut bir değişim üretip üretmediğidir. Örneğin bir güneş enerjisi santrali yatırım haberi, yalnızca megavat büyüklüğü üzerinden okunmamalıdır. Arsanın durumu, trafo kapasitesi, çağrı mektubu, ekipman tedarik zinciri, döviz bazlı maliyet yapısı ve satış modelinin niteliği birlikte değerlendirilmelidir. Aynı yatırım, doğru bağlantı noktası ve uygun finansmanla yüksek verimlilik vadederken; zayıf altyapı veya geciken izin süreçleri nedeniyle beklenenden daha düşük performans gösterebilir. Enerji yatırımı haber analizi neden yüzeysel yapılamaz? Enerji, diğer birçok sektörden farklı olarak yoğun sermaye, uzun geri dönüş süresi ve güçlü regülasyon etkisi taşır. Bu nedenle haberin tonu ile ekonomik gerçeklik her zaman aynı yönde ilerlemez. Şirketler, kamu kurumları ve sektör oyuncuları doğal olarak olumlu başlıklarla görünmek ister. Fakat karar verici için başlık değil, haberin işlem gören veri üretip üretmediği önemlidir. Bir yatırım açıklamasında toplam proje bedeli yazıyor olabilir, ancak özkaynak-borç dengesi belirtilmiyorsa finansman riski açıktır. İnşaat süresi veriliyor olabilir, fakat ekipman tedarikçisi veya EPC yapısı net değilse takvim riski sürer. Elektrik satışına ilişkin beklenti sunuluyor olabilir, ancak ikili anlaşma mı, serbest piyasa mı, YEKDEM benzeri mekanizma mı kullanılacağı belirsizse gelir tahmini erken kalır. Burada temel yaklaşım şudur: Haber, dikkat çekici olabilir; ama yatırımcı, editör veya kurumsal iletişim yöneticisi için esas değer, doğrulanabilir iş etkisidir. Hangi başlıklar yatırım açısından daha belirleyicidir? Enerji alanında her haber aynı ağırlığa sahip değildir. Bazı gelişmeler kısa vadeli algı üretir, bazıları ise gerçekten bilanço ve sektör yönü değiştirir. Özellikle dört başlık, enerji yatırımı haber analizi içinde daha dikkatli ele alınmalıdır. Regülasyon ve teşvik kararları Sektörde çoğu zaman en yüksek etkili haberler regülasyon kaynaklıdır. Lisans süreçleri, kapasite mekanizmaları, depolama düzenlemeleri, şebeke erişimi, yerli katkı modelleri ve teşvik yapıları doğrudan yatırım iştahını değiştirir. Buradaki kritik nokta, düzenlemenin ilan edilmesi ile uygulanabilir olması arasındaki farktır. Kâğıt üzerinde yatırım dostu görünen bir düzenleme, ikincil mevzuat netleşmeden fiili hız yaratmayabilir. Bu nedenle yalnızca kararın açıklanmasına değil, uygulama takvimi ve operasyonel çerçevesine bakmak gerekir. Finansman ve ortaklık haberleri Uluslararası kalkınma finansmanı, ticari banka kredileri, yeşil tahvil ihracı veya stratejik ortaklıklar, bir projenin gerçekleşme olasılığını ciddi biçimde artırabilir. Ancak finansman haberlerinde de detay seviyesi belirleyicidir. Niyet mektubu ile kapanmış kredi anlaşması aynı şey değildir. Azınlık ortaklık ile kontrol değişimi de aynı etkiyi üretmez. Haber metninde vade, para birimi, faiz yapısı, teminat çerçevesi ve fon kullanım amacı görünüyorsa, analiz daha sağlam zemine oturur. Bunlar yoksa haber daha çok kurumsal görünürlük işlevi taşıyor olabilir. Teknoloji ve ekipman tarafı Batarya depolama, hibrit santral yapıları, elektrolizör, offshore rüzgar, karbon yakalama veya akıllı şebeke yatırımları teknoloji eksenli haberlerin başında gelir. Bu alanda en sık yapılan hata, teknolojik yeniliği doğrudan ticari başarıyla eşitlemektir. Bir teknoloji haberinin değeri, pilot aşama mı yoksa ticarileşme aşaması mı olduğuna göre değişir. Yerli üretim vurgusu önemli olabilir, ancak sertifikasyon, ölçeklenebilirlik ve birim maliyet rekabeti olmadan tek başına yeterli değildir. Birleşme, satın alma ve varlık devri M&A haberleri sektörde fiyatlama açısından güçlü sinyal üretebilir. Çünkü bu işlemler, yalnızca mevcut varlık değerini değil, geleceğe dönük beklentiyi de yansıtır. Yine de çarpanları, portföy kalitesini, lisans durumunu ve operasyonel verimliliği görmeden işlem büyüklüğü üzerinden sonuca gitmek yanıltıcıdır. Özellikle yenilenebilir tarafta portföyün kurulu gücü kadar kapasite faktörü, şebeke erişimi ve sözleşme yapısı da önem taşır. İyi bir enerji yatırımı haber analizi nasıl yapılır? Sağlıklı bir analiz, haberin üç katmanda okunmasını gerektirir: ne açıklandı, ne anlama geliyor ve ne kadar uygulanabilir. İlk katman veri toplama aşamasıdır. Şirket adı, proje türü, kapasite, lokasyon, yatırım tutarı, finansman modeli ve takvim net biçimde ayrıştırılmalıdır. İkinci katmanda haberin iş etkisi değerlendirilir. Bu proje şirket için dönüştürücü ölçekte mi, yoksa toplam portföy içinde sınırlı mı kalıyor? Yeni gelir alanı mı açıyor, mevcut operasyonu mu güçlendiriyor? Marjları artırma ihtimali var mı, yoksa yalnızca ölçek büyümesi mi getiriyor? Üçüncü katman ise uygulanabilirliktir. Türkiye gibi regülasyon etkisinin yüksek olduğu pazarlarda, izinler, bağlantı kapasitesi, finansman koşulları ve tedarik süreleri çoğu zaman proje ekonomisini değiştirir. Bu nedenle en etkileyici basın bülteni bile, sahadaki gerçeklik testinden geçmeden stratejik anlam taşımaz. Haber dilindeki sinyaller nasıl okunmalı? Profesyonel okuyucu için dil de veridir. “Planlanıyor”, “hedefleniyor”, “değerlendiriliyor” gibi ifadeler ile “imzalandı”, “devreye alındı”, “finansman kapandı” gibi ifadeler aynı güven seviyesini taşımaz. Haberde kullanılan fiiller, projenin olgunluk düzeyi hakkında önemli ipuçları verir. Aynı şekilde haberin kim tarafından servis edildiği de önemlidir. Şirket açıklamaları, kamu duyuruları, düzenleyici kurum kararları ve bağımsız piyasa verileri farklı güven katmanlarına sahiptir. Kurumsal açıklama ilk sinyali verebilir, fakat yatırım açısından daha güçlü okuma için ikinci kaynak teyidi çoğu zaman gerekir. Bu çerçevede, Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayın akışlarının değeri, haberi yalnızca duyurmakla sınırlı kalmayıp iş dünyasının okuyabileceği bağlama yerleştirmesinde ortaya çıkar. En sık yapılan okuma hataları Enerji yatırımı haberlerinde en yaygın hata, kapasite artışını otomatik olarak değer artışı saymaktır. Oysa megavat büyüklüğü tek başına yeterli değildir. Aynı kapasite, farklı lokasyon, farklı finansman maliyeti ve farklı satış modeli nedeniyle bambaşka ekonomik sonuçlar doğurabilir. Bir diğer hata, kısa vadeli haber akışını uzun vadeli sektör yönüyle karıştırmaktır. Örneğin ekipman fiyatlarında geçici gevşeme olumlu olabilir, ancak şebeke darboğazı sürüyorsa yatırım temposu beklenen kadar hızlanmayabilir. Benzer şekilde, kamu desteği pozitif algı yaratabilir; fakat uygulama detayları gecikirse piyasa coşkusu erken sönümlenebilir. Ayrıca enerji geçişi temalı her haberin eşit derecede yatırım değeri taşıdığı düşüncesi de yanıltıcıdır. Karbon azaltımı, depolama, hidrojen veya elektrifikasyon başlıkları stratejik açıdan güçlüdür; ancak her projenin ticari olgunluğu aynı seviyede değildir. Hikâye ile nakit akışını ayırmak gerekir. Karar vericiler için pratik okuma çerçevesi Bir enerji haberini hızlı ama sağlıklı değerlendirmek isteyen profesyoneller için birkaç temel soru yeterli olabilir: Bu gelişme hangi varlığı, şirketi veya alt sektörü etkiliyor? Etki kısa vadeli algı mı, orta vadeli nakit akışı mı yaratıyor? Regülasyon, finansman ve tedarik tarafında açık risk var mı? Açıklanan bilgi teyit edilebilir mi? Piyasadaki mevcut fiyatlama bu haberi zaten satın almış olabilir mi? Bu sorular, özellikle medya editörleri, kurumsal iletişim ekipleri, yatırımcı ilişkileri profesyonelleri ve sektör yöneticileri için ortak bir filtre işlevi görür. Çünkü enerji haberi yalnızca okunmaz; çoğu zaman yeniden yazılır, yorumlanır, sunumlara taşınır ve stratejik karar süreçlerine girer. Enerji sektöründe haber akışı hızlanırken avantaj, en çok haberi görmekte değil; gerçekten etkili olanı ayırabilmektedir. Gürültünün arttığı bir piyasada doğru analiz, çoğu zaman ilk bilgiden değil, doğru sorudan başlar.

Enerji Dönüşümü Artık Sadece İklim Meselesi Değil Haber

Enerji Dönüşümü Artık Sadece İklim Meselesi Değil

Toplantının açılış konuşmasını SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Yönlendirme Komitesi Başkanı Selahattin Hakman yaptı. Hakman, konuşmasında enerji dönüşümünü artık yalnızca iklim politikalarının bir başlığı olarak değil, jeopolitik gelişmeler, güvenlik ve ekonomik dayanıklılık ekseninde birlikte değerlendirmek gerektiğini vurguladı. 2025 itibarıyla dünyanın enerji dönüşümünde yeni bir dönüm noktasına geldiğini belirten Hakman, küresel ölçekte artan belirsizliklere rağmen temiz enerji yatırımlarının büyümeye devam ettiğinin altını çizdi. Küresel iklim yönetişiminde yaşanan zorluklara rağmen güneş ve rüzgar başta olmak üzere temiz enerji teknolojilerinin yaygınlaştığını, şebeke ve depolama yatırımlarının hız kazandığını ifade eden Hakman, “Artık mesele yalnızca karbonu azaltmak değil. Yeni dönemde enerji dönüşümü artık jeopolitik bağımsızlık, ekonomik dayanıklılık ve toplumsal adalet kesişiminde tanımlanıyor. Enerji politikaları çevre başlığının sınırlarını aşarak dış politika, sanayi stratejisi ve ticaret politikalarının merkezine yerleşmiş durumda” dedi. COP31’in Türkiye açısından stratejik önemine de işaret eden Hakman, böylesi bir dönemde düzenlenecek zirvenin yalnızca iklim müzakeresi değil, aynı zamanda finansman, teknoloji ve ticaret boyutlarıyla da önemli sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Türkiye’nin bu süreçte uluslararası görünürlüğünü artırabileceğini ve gelişmiş ile gelişmekte olan ülkeler arasında köprü rolünü güçlendirebileceğini belirtti. YENİLENEBİLİR ENERJİDE BÜYÜME HIZLANDI SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ ise geçen yıl Türkiye’nin enerji dönüşümü gündeminde enerji talebi artışı, yenilenebilir enerji kurulu gücündeki yüksek ivme, depolama ve esneklik mekanizmalarına yönelik atılan somut adımlar ve elektrik şebekesi yatırımları finansmanının öne çıktığını söyledi. Sistem esnekliğinin test edildiği, geleceğin piyasa tasarımının temellerinin atıldığı ve dönüşümün altyapısının şekillendiğini belirten Bağ, 2026’nın Türkiye’nin enerji dönüşümünde hedefleri değil, uygulama kapasitesini büyüttüğü yıl olması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye, 40 GW olan güneş ve rüzgar enerjisi kurulu gücünü 2035 yılına kadar 3 katına çıkarmayı hedefliyor. Hedef iddialı ancak mevcut kurulu güç artış hızı Türkiye’nin bu hedefe ulaşma konusunda doğru bir patikaya girdiğini gösteriyor. Hedefe ulaşabilmek için önümüzdeki 10 yıl boyunca yıllık ortalama 8 GW düzeyinde güneş ve rüzgar enerjisi kurulumu gerekiyor. Rüzgar yatırımlarının yeniden hızlanması, 2035 hedefleri için kritik önem taşıyor. Geçen yıl 5 GW’ın üzerinde güneş ve 2 GW’a yakın rüzgar kapasitesinin devreye alınmasıyla birlikte, güneş ve rüzgarın toplam üretimdeki payı rekor seviyelere ulaştı ve ilk defa yüzde 20’yi geçti. YEKA’DA İSTİKRAR SAĞLANDI Bağ, 2025 yılının Türkiye enerji piyasaları tarihinde, yenilenebilir enerji kapasitesinin tahsisi ve yerli teknoloji üretiminin gelişimi açısından önemine vurgu yaptı. 2011 yılından itibaren yarışma yoluyla tahsis edilen güneş ve rüzgar enerjisi kapasitesinin yüzde 71’i devreye alındı. 2017 yılından itibaren tahsis edilen toplam YEKA kapasitesinin ise yüzde 50’si gerçekleşti. YEKA’da hem geçmiş dönemden sarkan kapasitelerin nihai tahsisi gerçekleştirildi, hem de yeni bir dönemi başlatan YEKA-2025 ihaleleri başarıyla sürdürüldü. Bağ, “İhale istikrarı yatırımcıya yol haritası sunuyor. Kritik eşik, 2035 hedefleri için gerçekleşme hızı. Hedefler değil, uygulama kapasitesi kazanacak” dedi. YATIRIM SIRASI ‘ŞEBEKE VE ESNEKLİK’TE Türkiye’nin enerji dönüşümünde başarılı bir ivme yakaladığını, artık sıranın şebeke ve esneklikte olduğunu anlatan Bağ, Türkiye’nin şebeke yatırımlarında yeni bir döneme girdiğini söyleyerek “İletim altyapısına yönelik büyük ölçekli yatırımlar ve Dünya Bankası finansmanı, yenilenebilir enerjinin sisteme entegrasyonu ve enerji arz güvenliği açısından kritik bir eşiği işaret ediyor. Şebeke dönüşümü, enerji dönüşümünün ön koşulu haline geldi. Gerçekleşen depolama kapasitesi hedeflenenin gerisinde ve şebeke güvenliği için depolama yatırımlarının hızlanması gerekiyor. Uluslararası finansman, dönüşümün hızını belirleyecek. Dünya Bankası başta olmak üzere uluslararası kaynaklara erişim, Türkiye’nin enerji dönüşüm hedeflerine ulaşmasında maliyetleri düşüren ve yatırım güvenini artıran kilit bir rol üstleniyor” diye konuştu. Elektrikli araç sayısındaki hızlı artış, sadece otomotiv sektörünü değil, enerji altyapısını da doğrudan etkiliyor. Şarj talebinin büyümesi, dağıtım şebekelerinde yeni operasyonel baskılar yaratırken, bazı bölgelerde dengesizlik riskini artırıyor. Bu nedenle şarj istasyonlarının şebeke üzerindeki etkisini yönetebilmek için altyapı yatırımlarının yanı sıra esneklik odaklı çözümler kritik hale geliyor. Akıllı şarj uygulamalarıyla elektrikli araç şarjının “kontrol edilebilir bir yük” olarak ele alınması, talebin gün içine dengeli yayılmasını ve şebeke üzerindeki baskının azaltılmasını mümkün kılıyor. ENERJİ VERİMLİLİĞİ: EN UCUZ VE HIZLI ÇÖZÜM Toplantıda enerji verimliliği, enerji dönüşümünün en kritik bileşenlerinden biri olarak öne çıktı. Elektrik ve doğal gazda sübvansiyonların kademeli olarak azaltılmasının, piyasa temelli fiyatlandırmaya geçişi hızlandırarak verimlilik ve dağıtık üretim yatırımları için güçlü bir teşvik yaratacağı ifade edildi. Bu süreçte kırılgan grupların korunmasının önemli olduğu, alınacak önlemlerin yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği çözümleriyle desteklenmesi gerektiği, enerji dönüşümünün sosyal açıdan adil ve sürdürülebilir şekilde ilerlemesine katkı sağlayacağı anlatıldı. Bağ, Türkiye’nin enerji verimliliğinde doğru yolda olduğunu ancak hızlanması gerektiğini belirterek “Talep yönetilmeden arz güvenliğinin sağlanması mümkün değil. SHURA Net Sıfır Karbon Yol Haritası’na göre Türkiye’de sanayi başta olmak üzere son kullanım sektörlerinde yapısal dönüşüm, enerji verimliliği uygulamaları ve yenilenebilir enerji ile elektrifikasyon sayesinde 2053’te yüzde 200’ün üstünde ekonomik büyüme sağlanırken birincil enerji tüketiminin 2020 seviyesine kadar geriletilmesi mümkün. Sanayideki dönüşüm ise verimlilik artışı, teknoloji seviyesi yükseltilmiş üretim ve yüksek katma değer sayesinde Türkiye’nin büyürken enerji talep artışını sınırlamasını, aynı zamanda karbonsuzlaşma ve uluslararası rekabet gücünü birlikte güçlendirmesini sağlayabilir” şeklinde konuştu ELEKTRİFİKASYON: DÖNÜŞÜMÜN EN AZ KONUŞULAN BAŞLIĞI Enerji dönüşümü sadece elektriğin nasıl üretildiğiyle değil, nerelerde ve nasıl kullanıldığıyla da ilgili. Bugün Türkiye’de elektriğin nihai enerji tüketimindeki payı yaklaşık yüzde 20 seviyesinde ve ulaştırma ile ısıtma-soğutma, büyük ölçüde fosil yakıtlara dayanmayı sürdürüyor. Oysa sanayide elektrikli prosesler, binalarda ısı pompaları ve ulaştırmada elektrikli araçlar gibi çözümlerle ilerleyen temiz elektrifikasyon, fosil yakıt kullanımını doğrudan azaltma potansiyeli taşıyor. Türkiye’nin 2053 hedefi, elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının yüzde 56’ya çıkarılması. Ancak 2018’den bu yana bu oranın neredeyse hiç değişmemiş olması, dönüşümün bundan sonra odağını son kullanım sektörlerinin belirleyeceğine işaret ediyor. Elektrifikasyonun Türkiye’de enerji ithalatından kaynaklanan cari açığın azaltılması ve arz güvenliğinin güçlendirilmesi için kritik önemde olduğunu söyleyen Bağ, şu değerlendirmede bulundu: “Elektrik üretiminde dönüşüm görünür hale geldi, ancak asıl potansiyel son kullanımda. Sanayi, binalar ve ulaştırma sektörleri için net hedefler ve yol haritaları belirlenmeden, üretimdeki başarıyı tüm sisteme yaymamız mümkün değil. 2053 hedeflerine ulaşmak için elektrifikasyonu, enerji verimliliği ve şebeke esnekliğiyle birlikte düşünmemiz gerekiyor.” AB İLE TİCARETTE YENİ DÖNEM Avrupa Yeşil Mutabakatı yükümlülüklerinin ticari bariyerlere dönüştüğü bu dönemde, Türkiye ulusal karbon fiyatlandırma mekanizmalarını yasal ve kurumsal bir zemine oturtma konusunda adımlar atıldığını anlatan Bağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin iklim politikalarındaki en somut ve bağlayıcı adım, uzun süredir taslak aşamasında olan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran İklim Kanunu’nun yasalaşması oldu. İklim Kanunu ile Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) için gerekli hukuki temel sağlandı, AB ile ticari entegrasyonun sürdürülebilirliği güvence altına alınmaya çalışıldı. Kanun, Türkiye’nin taraf olduğu Paris Anlaşması kapsamındaki ulusal katkı beyanlarını uluslararası bir taahhüt olmaktan çıkarıp iç hukukun bağlayıcı bir parçası haline getirdi.” Bununla birlikte, söz konusu gelişmelere rağmen 2025’te enerji arz güvenliği gerekçesiyle fosil yakıt yatırımları devam etti. Yerli kömürle çalışacak yeni santrallerin 2045 yılına kadar alım garantisi rejimine dahil edilmesi de önemli riskler arasında. COP31, TÜRKİYE İÇİN FIRSAT Selahattin Hakman, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’in, küresel iklim rejiminin zayıfladığı bir dönemde güvenin yeniden inşası için kritik bir buluşma olacağına işaret etti: “COP31, zayıflayan küresel iklim rejiminde güvenin yeniden inşası için kritik bir buluşma olacak. Türkiye, bu zirveyle yalnızca ev sahibi değil; finansman, teknoloji ve ticaretin kesiştiği yeni iklim diplomasisinde etkin bir aktör olma fırsatına sahip olacak.” COP31’i Türkiye açısından enerji dönüşümü ve iklim politikalarında bölgesel ve küresel liderlik için önemli bir fırsat olarak değerlendiren Alkım Bağ, zirvenin uluslararası finansman ve teknoloji iş birlikleri için yeni kapılar açacağını belirtti. Bağ, şeffaflık ve politik tutarlığın öne çıkacağı COP31’de söylemlerden çok somut eylemlerin belirleyici olacağını vurgulayarak, 2026’nın Türkiye’nin iklim politikalarında ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinde hazırlıktan uygulamaya geçilen tarihi bir dönüm noktası niteliği taşıdığını ifade etti. SHURA 2026 Öngörüleri Yenilenebilir Enerji: İvme Korunmalı 2035 hedeflerine ulaşmak için her yıl ortalama 8 GW güneş ve rüzgar kapasitesi devreye girmeli. Yatırımlar bir miktar daha hızlanmalı.Güneş ve rüzgar yatırımlarındaki yüksek ivmenin 2026’da da sürmesi bekleniyor. Ancak lisanssız üretim tarafında yaşanan şebeke kısıtları güneş enerjisindeki büyümeyi frenleyebilir. Bunun öztüketim amaçlı kapasite tahsisleriyle telafi edilmesi planlanıyor. Depolamalı yenilenebilir ve hibrit santraller yaygınlaşarak sistem esnekliğini artıracak. Denizüstü rüzgar (offshore) enerjisinde daha somut gelişmeler beklenebilir (2035 hedefi: 5 GW). Süper izin mekanizması, yatırım süreçlerini hızlandıran kritik bir araç olarak yakından izlenecek.Yatırımcı güveni, öngörülebilirlik ve takvim disiplini kritik. Şebeke Modernizasyonu ve Esneklik: Piyasanın Yeni Anahtarı Yenilenebilirdeki yatırım hızı, şebeke yatırımlarının ölçeği ve zamanlamasına bağlı.Bataryalar kritik; ancak tek başına yeterli değil. Tüm esneklik seçenekleri birlikte ele alınmalı.Batarya yatırımları 2026’da ölçülebilir biçimde devreye girmeye başlayacak. Piyasa tasarımında esnekliği ödüllendiren bir yapıya doğru geçiş hızlanacak.Dağıtım şebekesinin modernizasyonu 2026’nın kritik başlığı. Şebeke yönetimi, veri merkezleri ve yeni yoğun tüketim alanlarıyla daha karmaşık hale gelecek. Enerji ve İklim Politikalarında “Uygulama Yılı” Ulusal ETS pilot uygulaması fiilen başlayacak.Enerji dönüşümü, sanayi ve ticaret politikalarını daha güçlü biçimde şekillendirecek.Kritik mineraller, yerli değer zinciri ve tedarik güvenliği stratejik öncelik haline gelecek. Elektrifikasyon Son kullanım sektörleri için kısa-orta-uzun vadeli hedefler belirlenmeli ve yol haritaları hazırlanmalı.Elektrifikasyon teknolojilerinin yaygınlaşması için net teşvik ve düzenlemeler gerekli.Sanayi, binalar ve ulaştırma öncelikli alanlar. Kömürden Aşamalı Çıkış Planı ve Adil Geçiş Yerli kömür ve kapasite mekanizması, arz güvenliği-karbonsuzlaşma dengesini yeniden gündeme taşıyacak.Kömür bölgeleri için adil geçiş planlarının hazırlanması kritik.Arz güvenliği gerekçesiyle alınan fosil yakıt kararları, net sıfır hedefiyle daha dikkatli dengelenmeli. Geçici çözümler kalıcı kilitlenme riski yaratıyor. Finansman Net sıfır karbon hedefine ulaşmak için yıllık yatırım tutarının geçmiş dönemdeki enerji yatırımları ortalamasının 2,5 katına ulaşması gerekli.Sadece elektrik sektörünün karbonsuzlaşması için 2053 yılına kadar yılda ortalama 15 milyar dolar yatırıma ihtiyaç var. Bu tutar, uluslararası erişilebilir kaynak potansiyelinin binde 5’ine denk geliyor. Bu noktada özellikle uluslararası kaynaklara erişimi ve kaynak çeşitliliğini artıracak, koordinasyonu sağlayacak merkezi bir yapılanmanın oluşturulması önemli (İklim Bankası). Alternatif finansman araçlarının yaygınlaşması bekleniyor: Yeşil tahviller, re-finansman, sermaye iştirakleri gibi banka dışı finansal kuruluşların aktif olacağı finansman araçları, YETA’lar… Güven veren yatırım ortamı, öngörülebilir ve şeffaf bir piyasa gerekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Enerji Stratejisi Masaya Yatırıldı Haber

Türkiye’nin Enerji Stratejisi Masaya Yatırıldı

SolarVizyon Enerji Dönüşümü Zirvesi ve Fuarı kapsamında düzenlenen “Rüzgar, Güneş ve Depolama” sunumu sektör profesyonelleri tarafından yoğun ilgi gördü. Ateş Uğurel’in Modertatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Rüzgar, Güneş ve Depolama konu başlığında ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, Enerjiyi Yönetmekten Fazlası: Hibrit Varlıkları Karlı Bir İş Modeline Dönüştürmek başlığı ile Senkron Digital Head of Data Nuri Şensoy, Büyük Ölçekli 5.1h Lisanssız GES’lerin Geleceği balığı ile EÜD Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Çalışır, Yurtdışı Yatırımları ve JES-GES Hibritleri konusunda Naturel Holding, CEO / Yönetim Kurulu Üyesi Tolgay Benderli yer aldı. “GÜNEŞ VE RÜZGÂR BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜ BİR POTANSİYEL SUNUYOR” Yenilenebilir enerji sektöründeki dönüşüme dikkat çeken TÜREB Başkan Yardımcısı ve ARI-ES Enerji Genel Müdürü Ebru Arıcı, güneş, rüzgâr ve depolama yatırımlarının kritik önemine vurgu yaptı. Arıcı, 19 Kasım 2022 itibarıyla sektörde yeni bir dönemin başladığını belirterek, “Güneş ve rüzgâr için depolamalı santraller dönemiyle birlikte enerji yatırımlarında yeni bir sayfa açıldı. 2035 hedeflerine ulaşma konusunda her zaman şunu söylüyorum: Lisanslı ya da lisanssız, depolamalı ya da depolamasız fark etmeksizin her bir MW’a ihtiyacımız var. Bu nedenle süreci kan kaybetmeden ilerletmemiz gerekiyor,” dedi. TÜRKİYE TARİHİNİN EN YÜKSEK PROJE SAYISINA ULAŞILDI 2019’lu yıllarda ağırlıklı olarak kapasite artışlarının beklendiğini hatırlatan Arıcı, lisanssız projelerin sektöre bir miktar can suyu sağladığını ancak bu projelerin kapasite açısından sınırlı kaldığını ifade etti. Bugün gelinen noktada ise Türkiye’nin, tarihinin en yüksek proje sayısına ulaştığı bir dönemden geçtiğini vurguladı. Hibrit yatırımların gelişimine de değinen Arıcı, “Bu süreci ilk başlatanlar jeotermal yatırımcılar oldu; ancak en büyük faydayı rüzgâr sektörü sağladı. Yaklaşık yüzde 25’lik hibrit kurulum oranıyla santrallerin optimum verimliliğe ulaştığını görüyoruz. Elbette bu oran bölgeden bölgeye değişiklik gösterebiliyor,” değerlendirmesinde bulundu. RÜZGÂRDA 2.200 MW’LIK HİBRİT GÜNEŞ KAPASİTESİ Bugün itibarıyla rüzgâr enerji santrallerinde 1.160 MW’lık hibrit güneş kapasitesinin işletmede olduğunu belirten Arıcı, izin süreçleri devam eden projelerle birlikte bu rakamın toplamda 2.200 MW seviyesine ulaştığını aktardı. Ayrıca rüzgâr yatırımcılarının artık jeotermal ve hidroelektrik yatırımcılarıyla aynı kota içerisinde yer aldığını ve yalnızca açıklanan kapasite tahsislerinden pay alabildiğini ifade etti. Lisanssız projelere ilişkin yaygın bir yanılgıya da dikkat çeken Arıcı, bu projelerin sanılanın aksine lisanslı projelerden daha zor bir sürece sahip olduğunu söyledi. Kamulaştırma süreci bulunmamasına rağmen, ruhsat aşamasına kadar uzanan ciddi bir izin sürecinden geçildiğini vurguladı. “SÜPER İZİN” DÜZENLEMESİ 2026’DA GÜNDEMDE 2035 hedefleri, YEKA yarışmaları ve son iki yılda gündeme gelen “Süper İzin” düzenlemelerine de değinen Arıcı, bu kapsamda en önemli başlıklardan birinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na imar ve ruhsat yetkisinin verilmesi olduğunu belirtti. Bu konuya ilişkin bir yönetmelik taslağının hazırlandığını ve konuşulan tarih olarak 2026 yılı Ocak ayının öne çıktığını aktardı. İmar ve ruhsat sürecinin öncelikle YEKA projeleriyle başlamasının öngörüldüğünü de sözlerine ekledi. Arıcı, sözlerini sektör açısından önemli bir buluşmaya dikkat çekerek tamamladı. “Bu yıl için ‘yuvaya dönüş’ diyoruz” ifadelerini kullanan Arıcı, Türkiye Rüzgâr Enerjisi Kongresi (TÜREK)’in dört yıl aranın ardından 12–13 Mayıs tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirileceğini belirtti. Bu buluşmanın sektör ile kamu arasındaki diyaloğun güçlenmesi açısından önemli bir zemin oluşturacağını vurgulayan Arıcı, etkinliğin yapılacağı yerin ise önümüzdeki günlerde açıklanacağını söyledi.

YEKA RES-2024 yarışmalarının sözleşmeleri imzalandı Haber

YEKA RES-2024 yarışmalarının sözleşmeleri imzalandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından düzenlenen YEKA RES-2024 yarışmaları kapsamında, 5 ayrı alanda toplam 1200 megavat kapasite tahsis edilen projeler için sözleşmeler imzalandı. Yarışmalar sonucunda 119,6 milyon dolar katkı payı sağlandı. 28 Ocak 2025’te gerçekleştirilen YEKA RES-2024 yarışmalarının sözleşmeleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan’ın himayesinde Enerji İşleri Genel Müdürü Ahmet Özkaya ve yarışmayı kazanan firmaların yetkilileri tarafından bugün Bakanlıkta imzalandı. Sözleşmelerin imzalanmasıyla birlikte firmalar için 72 aylık serbest piyasada satış süreci resmen başlamış oldu. Bakan Demircan: Enerji Dönüşümünde Özel Sektörün Rolü Büyük İmza töreninde konuşan Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, Türkiye’nin toplam kurulu gücünün 35 bin megavattan bugün 120 bin megavata kadar ulaştığını ifade ederek “Bunun büyük bir çoğunluğunu özel sektör marifetiyle yaptık. Bize güvendiniz, biz size güvendik. Enerji dönüşümünde özel sektörün rolü büyük. 2035 yılına kadar rüzgâr ve güneşte ilave 90 bin megavat kurulu güce ihtiyacımız var. Bu güce de yine özel sektörümüzle birlikte ulaşacağız.” diye konuştu. Bakan Yardımcısı Demircan, firma yetkililerine süreç hakkında bilgi vererek önlisans başvurularının 15 gün içinde tamamlanması ve iş programlarının 30 gün içinde Enerji İşleri Genel Müdürlüğü’ne sunulması gerektiğini belirtti. Ayrıca, ÇED devir işlemlerinin hızla tamamlanması ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına sunulması gereken ilerleme raporlarının eksiksiz teslim edilmesi noktasında da uyarıda bulundu. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.