Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeni Düzenleme

Kapsül Haber Ajansı - Yeni Düzenleme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeni Düzenleme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mirasçıların Yıllardır Beklediği O Kanun Çıktı! Haber

Mirasçıların Yıllardır Beklediği O Kanun Çıktı!

Yeni düzenlemeye göre, miras yoluyla intikal eden ve tamamı mirasçılara ait olan taşınmazlarda satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmesi hâlinde, ilk açık artırma yalnızca mirasçılar arasında gerçekleştirilecek. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Özge Özmen Korkut, düzenlemenin özellikle aile konutları ve miras kalan taşınmazların korunması bakımından önemli sonuçlar doğuracağını belirtti. AİLE FERTLERİNE ÖNCELİK Bugüne kadar ortaklığın giderilmesi davalarında yapılan ihalelere üçüncü kişiler de katılabiliyor, bu nedenle aileye ait taşınmazlar ilk ihalede dışarıdan alıcılara geçebiliyordu. Yeni düzenleme ile birlikte, mirasçılara taşınmazı kendi aralarında muhafaza edebilmek için öncelik tanınmış oldu. “MİRASÇI OLMAYAN BİR KİŞİNİN PAYI BULUNUYORSA…” Avukat Özge Özmen Korkut, düzenlemeye ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Aile bireyleri arasında yıllarca kullanılan evlerin veya tarım arazilerinin, ilk ihalede üçüncü kişilere geçmesi uygulamada önemli mağduriyetlere neden olabiliyordu. Yeni düzenleme, mirasçılara taşınmazı aile içinde tutabilmeleri için önemli bir fırsat sunuyor. Ancak bu uygulama yalnızca taşınmazın tamamının mirasçılara ait olduğu durumlarda geçerli olacak. Taşınmaz üzerinde mirasçı olmayan bir kişinin payı bulunuyorsa bu usul uygulanmayacaktır." “İLK ARTIRMA YALNIZCA MİRASÇILARDAN” Yeni sistemde ilk artırmada yalnızca mirasçılar teklif verebilecek. İlk artırmada satış gerçekleşmemesi hâlinde ise ikinci artırma mevcut icra satış hükümlerine göre yapılacak ve diğer istekliler de ihaleye katılabilecek. Böylece hem mirasçıların korunması hem de satış sürecinin tamamlanması arasında bir denge kurulması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

E-ticarette Yeni Dönem 1 Ağustos’ta Başlıyor! Haber

E-ticarette Yeni Dönem 1 Ağustos’ta Başlıyor!

Yeni düzenlemeyle sahteciliklerin önüne geçilmesinin hedeflendiğini belirten TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “Yeni düzenle e-ticarette uzun süredir tartışılan sahte indirim uygulamalarını önemli ölçüde sınırlandıracak. Dijital altyapıya yatırım yapan şirketler öne çıkacak. Yeni düzenleme sadece tüketiciyi korumakla kalmayacak, e-ticarette yeni bir rekabet anlayışı oluşturacak” dedi. E-ticarette tüketiciyi aldatıcı reklamlar ve haksız ticari uygulamalara karşı korumayı amaçlayan yeni düzenlemeler, 1 Ağustos itibarıyla yürürlüğe giriyor. Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan değişikliklerle, yapay zekâ destekli reklamlar, hedefli reklamcılık, influencer paylaşımları, indirim kampanyaları ve tüketici değerlendirmelerine ilişkin daha sıkı kurallar uygulanacak. 1 Temmuz'da Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle dijital ticarette şeffaflığın artırılması ve tüketicilerin yanıltıcı uygulamalara karşı daha etkin korunması hedefleniyor. Düzenlemeler, özellikle e-ticaret platformları ile çevrim içi satış yapan işletmelerin reklam ve pazarlama süreçlerinde önemli değişiklikler yapmasını gerektirecek. Yapay zekâ içeriklerinde açıklama zorunlu Yeni düzenleme kapsamında, reklamlarda yapay zekâ kullanılarak oluşturulan ve gerçek kişiden ayırt edilmesi güç dijital karakterlere yer verilmesi halinde bunun tüketiciye açık, anlaşılır ve fark edilebilir şekilde belirtilmesi zorunlu olacak. Ayrıca yapay zekâ ile oluşturulan dijital kopyaların, gerçek bir kişinin ürünü deneyimlediği veya tavsiye ettiği izlenimini veren reklamlarda kullanılması yasaklandı. İndirim kampanyalarında "10 gün" kriteri Düzenlemeyle birlikte indirimli satış reklamlarında da yeni bir dönem başlayacak. Buna göre, indirimin başlangıcından önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyat, indirim öncesi fiyat olarak gösterilebilecek. Böylece gerçeği yansıtmayan yüksek indirim algısı oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor. Şarta bağlı kampanyalar da aynı kurallara tabi olacak. Şikâyetler daha hızlı yayınlanacak Tüketici değerlendirmelerine ilişkin süreç de değişiyor. Satıcı ve sağlayıcılara tüketici şikâyetlerine yanıt vermeleri için tanınan süre 72 saatten 48 saate indirildi. Süre içinde yanıt verilmemesi halinde değerlendirmeler yayımlanabilecek. Ayrıca yalnızca satın alma süreci doğrulanabilen tüketici yorumlarının yayımlanmasına izin verilecek. Sahte indirimlerin önüne geçilecek Yeni düzenlemenin e-ticarette uzun süredir tartışılan sahte indirim uygulamalarını önemli ölçüde sınırlandıracağını belirten TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “Artık bir ürünün fiyatı önce yapay olarak yükseltilip sonra ‘yüzde 50 indirim’ denilmesi daha zor olacak. İndirimli satışlarda referans fiyat olarak son 10 günün en düşük fiyatının esas alınması, kampanyaların daha şeffaf hale gelmesini sağlayacak. Yapay zekâ kaynaklı yanıltıcı reklamlara karşı da koruma sağlanacak. Gerçek olmayan kişilerin veya yapay zekâ ile oluşturulan görüntülerin gerçek kullanıcı ya da uzman gibi sunulması sınırlandırılıyor. Böylece tüketicinin reklam ile gerçeği ayırt etmesi kolaylaşacak. Ürünü gerçekten satın alan kişilerin değerlendirmeleri öne çıkarılacak. Bu sayede sahte veya manipülatif yorumların azaltılması hedefleniyor. İşletmelerin tüketici yorumlarına ve itirazlarına daha kısa sürede yanıt vermesi gerekecek. Bu da sorunların daha hızlı çözüme kavuşmasına katkı sağlayacaktır” dedi. Dijital altyapıya yatırım yapan şirketleri öne çıkaracak Yeni düzenlemelerin sadece tüketiciyi korumayacağını söyleyen Çiğdemli, bunun e-ticarette yeni bir rekabet anlayışı oluşturacağını belirtti. Özellikle fiyat şeffaflığı ve doğrulanabilir müşteri deneyiminin öne çıkacağını ifade eden Çiğdemli, güven inşa eden markaların uzun vadede daha fazla tercih edileceğini söyledi. Yeni düzenlemeyle birlikte, dijital altyapıya yatırım yapan şirketlerin ön plana çıkacağı bilgisini veren Çiğdemli, “Fiyat geçmişini takip etmek, tüketici yorumlarını doğrulamak ve reklam içeriklerini mevzuata uygun hale getirmek güçlü yazılım altyapısı gerektiriyor. Bu nedenle e-ticaret altyapı sağlayıcıları ve dijital dönüşüme yatırım yapan işletmeler daha hızlı uyum sağlayabilecek. Artık yalnızca düşük fiyat değil, güvenilirlik de rekabet unsuru olacak. Şeffaf çalışan markalar tüketicinin gözünde daha fazla tercih edilir konuma ulaşacak. Fiyat manipülasyonu ve yanıltıcı pazarlama yerine şeffaflık, doğrulanabilir bilgi ve tüketici güveni öne çıkarken, dijital altyapısını güçlendiren işletmeler yeni dönemin avantajlı oyuncuları arasında yer alacaktır” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğum İzinleri Arttı, Şirketler Bu Değişime Ne Kadar Hazır? Haber

Doğum İzinleri Arttı, Şirketler Bu Değişime Ne Kadar Hazır?

Yeni düzenleme, çalışanlar açısından önemli bir kazanım yaratırken, şirketler için de izin politikalarını, iç iletişim süreçlerini ve işe dönüş uygulamalarını yeniden değerlendirme ihtiyacını beraberinde getiriyor. Çünkü ebeveynlik izinleri artık yalnızca yasal uyum başlığı olarak görülmüyor. Çalışan bağlılığı, işveren markası, kadınların iş gücüne katılımı ve uzun vadeli verimlilik açısından da kurumların yaklaşımını gösteren önemli bir gösterge haline geliyor. Bu hak, pratikte nasıl kullanılacak? Sahadaki ilk uygulamalar, düzenlemenin yasal çerçevesinin net olmasına rağmen operasyonel süreçlerin henüz tam oturmadığını gösteriyor. İzinlerin otomatik olarak tanımlanmaması, başvuru gerekliliği ve SGK ile rapor süreçlerindeki belirsizlikler, şirketlerin ve çalışanların uygulamada farklı yorumlara gitmesine neden oluyor. Türkiye’deki yeni düzenleme önemli bir ilerleme olsa da, globale bakıldığında ebeveynlik izinlerinin yalnızca doğum izni süresiyle sınırlı değerlendirilmediği görülüyor. Birçok ülkede doğum iznine ek olarak ebeveyn izni, babaya özel izinler, evde bakım izinleri ve işe dönüş güvenceleri gibi fırsatlar sunuluyor. OECD verilerine göre göre Avrupa’da ebeveynlik ve evde bakım izninin en uzun olduğu ülkeler arasında Slovakya, Finlandiya, Macaristan ve Çekya öne çıkıyor. Slovakya’da ebeveyn izni çocuk 3 yaşına gelene kadar devam edebilirken, Macaristan’da destek mekanizması yaklaşık 36 aya kadar uzanıyor. Finlandiya da OECD tarafından iki buçuk yıl ve üzeri ücretli ebeveynlik ve evde bakım izni sunan ülkeler arasında gösteriliyor. İsveç’te ise ebeveynlere toplam 480 gün, yani yaklaşık 16 ay ücretli ebeveyn izni tanınıyor. ABD ise ulusal düzeyde ücretli doğum izni hakkı sunmayan tek OECD ülkesi olarak ayrışıyor. Kuzey Amerika’da Kanada, ebeveynlik izninde esnek modeliyle öne çıkıyor. Ülkede ebeveynler 40 haftaya kadar standart veya 69 haftaya kadar uzatılmış ebeveyn izni seçeneğinden yararlanabiliyor. Asya’da ise Güney Kore, 90 günlük ücretli doğum iznine ek olarak her bir ebeveyn için 1 yıla kadar ebeveyn izni sunan modeliyle dikkat çekiyor. 2025 düzenlemeleriyle bu süre belirli koşullarda 18 aya kadar çıkabiliyor. Bu karşılaştırma, Türkiye’de 24 haftaya çıkan doğum izninin önemli bir adım olduğunu ancak ebeveyn izni, babaların katılımı ve işe dönüş desteği tarafında gelişim alanının sürdüğünü gösteriyor. İzin Süresi Kadar Dönüş Süreci de Önemli İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Kurucu Ortağı Jilda Bal, yeni düzenlemenin yalnızca izin sürelerinin artması olarak okunmaması gerektiğini belirtiyor. Bal’a göre bu değişim, şirketlerin çalışan deneyimini, bağlılığı ve işe dönüş süreçlerini nasıl yönettiğini de test ediyor. “Doğum izninin uzaması, çalışan açısından yalnızca daha uzun bir ara anlamına gelmiyor. Bu süre, annenin fiziksel ve zihinsel olarak toparlanması, bebeğiyle güvenli bir bağ kurması ve işe daha hazır şekilde dönebilmesi açısından büyük öneme sahip. Çalışanın sürece dair belirsizlik yaşamaması, kurum tarafından doğru yönlendirilmesi ve dönüşünün planlı şekilde yönetilmesi, işe dönüşte bağlılığı ve verimliliği doğrudan etkiliyor” diyor. Bal, performans ve prim süreçlerinde de doğum izninin çalışan aleyhine yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor. “Doğum iznindeki bir çalışanı, o dönemde aktif performans göstermediği varsayımıyla değerlendirmek doğru bir yaklaşım değil. Kadının izne ayrıldığı güne kadar ortaya koyduğu performans esas alınmalı. Performans primi, terfi değerlendirmesi veya yıl sonu görüşmeleri yapılırken doğum izni bir eksiklik gibi görülmemeli. Aksi halde yasal olarak tanınan bir hak, kariyer açısından görünmeyen bir cezaya dönüşebilir.” değerlendirmesinde bulunuyor. Bal’a göre şirketlerin bu dönemde çalışanı açık şekilde bilgilendirmesi, başvuru süreçlerini sadeleştirmesi ve işe dönüş planını önceden oluşturması gerekiyor. “İyi yönetilen ebeveynlik izinleri, şirketler için bağlılık ve sürdürülebilir verimlilik alanıdır” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlıkta Reklam Bitti Mi? Haber

Sağlıkta Reklam Bitti Mi?

Sosyal medya çağında hekimler, klinikler, estetik merkezleri ve sağlık kuruluşları kendilerini tanıtmanın yolunu buluyor; reklam ile bilgilendirme arasındaki çizgi her geçen gün biraz daha silikleşiyordu. Kasım 2025’te yürürlüğe giren Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik, işte tam bu noktada devreye girdi. Ve açıkça şunu söyledi: “Sağlıkta reklam yok. Bilgilendirme var. Ama o da sınırlı.” İzmir Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu Üyesi Avukat Özge Özmen Korkut, sağlıkta reklam konusunda önemli bilgiler verdi: SPONSORLU İÇERİK YASAK “Yeni yönetmelik, yalnızca klasik reklamları değil; örtülü, dolaylı ve dijital reklamları da kapsayan geniş bir yasak alanı tanımlıyor. Web siteleri, sosyal medya hesapları, videolar, influencer iş birlikleri, hasta yorumları, teşekkür mesajları… Hepsi artık mercek altında. Eskiden “bilgilendirme” denilerek yapılan pek çok paylaşım, yeni düzenleme ile doğrudan reklam sayılıyor. Örneğin: “En iyi”, “en başarılı”, “en çok tercih edilen” gibi ifadeler,Öncesi–sonrası görseller,Hasta memnuniyeti videoları,Kampanya, indirim ve promosyon duyuruları,Sponsorlu sosyal medya içerikleri. Bunların tamamı, sağlık hizmeti sunumunda yasaklı alan olarak kabul ediliyor. Peki hekimler ve sağlık kuruluşları hiç mi konuşamayacak? Hayır. Yönetmelik burada önemli bir denge kuruyor. Bilgilendirme serbest, yönlendirme yasak. Genel sağlık bilgileri, koruyucu hekimlik, hastalık süreçlerine dair bilimsel ve nesnel açıklamalar yapılabiliyor. Ancak bu paylaşımlar, doğrudan ya da dolaylı şekilde bir hizmet talebi yaratmamalı, kişiyi veya kurumu öne çıkarmamalı, tercih yönlendirmesi içermemeli. Asıl dikkat çekici düzenleme ise sosyal medya tarafında. Artık sağlık alanında: Sponsorlu içerik yok,Hasta yorumları yok,“Başarı hikâyesi” anlatıları yok,Abartılı görsel ve filtrelerle algı yönetimi yok. Bu, alışılmış dijital pazarlama refleksleri açısından ciddi bir kırılma. Ancak kamu sağlığı ve hasta güvenliği açısından bakıldığında, gecikmiş ama gerekli bir adım. SAĞLIK TURİZMİNDE TANITIM SERBEST AMA… Yönetmelik bir istisna da getiriyor: uluslararası sağlık turizmi. Yurt dışına yönelik, yabancı dilde ve Türkiye’de yaşayanları hedeflemeyen bilgilendirici tanıtımlar belirli şartlarla mümkün. Ancak burada da “reklam” değil, bilgi verme esas alınıyor. En kritik mesaj ise yaptırımlar kısmında gizli. Yeni dönemde ihlaller yalnızca etik tartışma konusu değil; idari para cezaları, faaliyet durdurma ve yetki iptali gibi somut sonuçlar doğurabiliyor. Denetimler özellikle dijital mecralar üzerinden sıkılaştırılmış durumda. SAĞLIKTA PAZARLAMA DÖNEMİ BİTTİ Özetle: Sağlıkta reklam bitmedi belki ama eski bildiğimiz haliyle kesinlikle sona erdi. Yeni dönem; daha sessiz, daha ölçülü, daha etik bir iletişim dili istiyor. Bu düzenleme, “kendini pazarlayan” değil; bilgiyi doğru ve sorumlu şekilde paylaşan sağlık profesyonellerini öne çıkaracak. Ve belki de en önemlisi, hastayı bir müşteri değil, hak sahibi bir birey olarak yeniden merkeze koyacak.

Kripto Para Piyasası Kısmi Toparlanmanın Ardından Nefes Aldı Haber

Kripto Para Piyasası Kısmi Toparlanmanın Ardından Nefes Aldı

Kripto paralarda son 24 saatin öne çıkan gelişmeleri Kripto para piyasası, yeni güne yükseliş eğilimiyle başladı. Son günlerde yaşanan sert dalgalanmaların ardından yatırımcıların düşük fiyat seviyelerini alım fırsatı olarak değerlendirmesi, piyasalarda kısmi bir toparlanma yarattı. Bitcoin ve önde gelen altcoin’lerde görülen alımlar, genel risk iştahındaki zayıflığa rağmen fiyatların kısa vadede nefes almasını sağladı. Ancak küresel ekonomideki belirsizlik ve FED’in aralık ayındaki faiz indirimi beklentilerinin zayıflaması, bu toparlanmanın gücünü sınırlıyor. Kripto para piyasasının toplam değeri 3,44 trilyon dolara yükselirken, Bitcoin, güne 103.477 dolardan başladı. Bülten yazıldığı sırada Ethereum 3.396 dolardan işlem görürken, XRP 2,33 dolardan, Solana ise 159,76 dolardan fiyatlanıyordu. Dün Bitcoin ETF’lerinde toplam 137 milyon dolar, Ethereum ETF’lerinde ise 119 milyon dolar değerinde çıkış kaydedildi. Buna karşılık Solana ETF’ine 9,7 milyon dolarlık giriş oldu. İngiltere’den stablecoin hamlesi: Yeni düzenleme 10 Kasım’da açıklanacak İngiltere Merkez Bankası (BoE), stablecoin’ler için yeni düzenleyici çerçevesini yakında açıklamaya hazırlanıyor. Bloomberg’in haberine göre, Banka Başkan Yardımcısı Sarah Breeden, ülkenin ABD’nin gerisinde kaldığı yönündeki eleştirileri reddederek, yeni düzenlemelerin “ABD ile aynı hızda” hayata geçirileceğini söyledi. Reuters’ın aktardığına göre Breeden, stablecoin düzenlemelerine ilişkin uzun süredir beklenen istişare belgesinin 10 Kasım’da yayımlanacağını doğruladı. Yeni kurallar, ilk etapta yalnızca “sistemik” olarak değerlendirilen, yani ödemelerde yaygın şekilde kullanılma potansiyeli bulunan stablecoin’leri kapsayacak. Diğer stablecoin’ler ise daha hafif bir rejim altında Finansal Davranış Otoritesi’nin (FCA) denetiminde kalacak. Öneriler, bireyler için 20.000 sterlin (yaklaşık 26.000 dolar), işletmeler için ise 10 milyon sterline kadar geçici kullanım limitleri öngörüyor. Breeden, bu sınırların, İngiltere’de mortgage piyasasının ağırlıklı olarak bankacılık sistemi üzerinden işlemesi nedeniyle, mevduatların hızla stablecoin’lere kaymasının yaratabileceği riskleri azaltmayı amaçladığını belirtti. Franklin Templeton, Hong Kong’da ilk tokenize para piyasası fonunu başlattı Küresel yatırım devi Franklin Templeton, Hong Kong’da ülkenin ilk tokenize para piyasası fonunu hayata geçirdi. Bu adım, hükümetin yapay zeka ve blok zinciri teknolojilerini finans sektörüne entegre etmeyi hedefleyen beş yıllık yeni fintech stratejisiyle eş zamanlı olarak geldi. Lüksemburg’da kayıtlı Franklin OnChain U.S. Government Money Fund, kısa vadeli ABD Hazine tahvilleriyle destekleniyor. Fon, yatırımcı paylarını temsil eden ve mülkiyet kayıtlarını dijital ortamda tutan blok zinciri tabanlı token’lar aracılığıyla işliyor. Lansman, Hong Kong Para Otoritesi’nin (HKMA) bu hafta açıkladığı Fintech 2030 planı kapsamındaki ilk girişim oldu. Söz konusu plan, yapay zeka araçlarının finansal hizmetlerde yaygınlaştırılmasından tokenizasyon ekosisteminin geliştirilmesine kadar 40’tan fazla stratejik adım içeriyor. HKMA Başkanı Eddie Yue, kurumun gelecekte merkez bankası dijital parası (CBDC) ile entegre edilebilecek tokenize mevduat mutabakat sistemi üzerinde çalıştığını belirtti. Franklin Templeton, bu projede HSBC ve Hong Kong’un lisanslı dijital varlık platformlarından OSL Group ile iş birliği yapıyor. Project Ensemble adı verilen test ortamı, tokenize mevduatlar ve fon akışları üzerinde çalışmalar yürütüyor. HSBC yetkilileri, bu altyapının geleneksel finans sistemi ile blok zinciri tabanlı yapılar arasında anlık mutabakat imkanı sunabileceğini ifade etti. Galaxy Digital, Bitcoin tahminini 120 bin dolara düşürdü Bitcoin’in bu hafta 100.000 doların altına gerilemesi, Galaxy Digital’in 2025 yıl sonu fiyat hedefini 185.000 dolardan 120.000 dolara indirmesine yol açtı. Şirketin araştırma ekibi, kripto paranın artık “kurumsal akımların ve düşük oynaklığın” belirlediği bir olgunluk dönemine girdiğini belirtti. Galaxy’nin araştırma direktörü Alex Thorn, Bitcoin’in uzun vadeli görünümünün “yapısal olarak güçlü” olduğunu vurgularken, bu yılın yoğun balina satışları, ETF kaynaklı talep ve azalan bireysel yatırımcı ilgisiyle şekillendiğini ifade etti. Thorn, “Bitcoin 100.000 dolar seviyesini koruyabilirse, üç yıla yaklaşan boğa piyasasının yapısı bozulmaz, ancak yükselişin hızı yavaşlayabilir” dedi. Analistler, ETF çıkışları, azalan likidite ve uzun vadeli yatırımcı satışlarının piyasa güvenini zayıflattığını belirterek görünümün “kırılgan” kaldığına dikkat çekti. Galaxy, yaklaşık 470.000 Bitcoin’in (yaklaşık 50 milyar dolar) uzun vadeli cüzdanlardan kurumsal talebe geçtiğini, bunun arzın kurumsallaşmasını gösterirken aynı zamanda kritik seviyelerde direnç yarattığını aktardı. Şirket, Bitcoin’in bu yılki performansının yapısal nedenlerin yanı sıra sermayenin yapay zeka ve altın gibi diğer yatırım temalarına yönelmesiyle de baskılandığını ifade etti. Yapay zeka yatırımları ve veri merkezi odaklı hisselerdeki güçlü akışlar, güvenli liman arayışındaki yatırımcıların altına yönelmesiyle birleşince, Bitcoin’in 2025’te “gözde yatırım” olma konumunu zayıflattı. K33 Research analisti Vetle Lunde, son kaldıraç tasfiyesinin ardından piyasanın “kritik bir dönemeçte” olduğunu, ancak satış baskısının hafiflemesiyle risk iştahı geri döndüğünde yeniden yükseliş koşullarının oluşabileceğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.