Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeni Medya

Kapsül Haber Ajansı - Yeni Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeni Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Borusan Contemporary’de Yeni Sezon İki Sergiyle Başlıyor Haber

Borusan Contemporary’de Yeni Sezon İki Sergiyle Başlıyor

Borusan Contemporary, 2026-2027 kültür-sanat sezonunu 19 Eylül’de, İtalyan fotoğraf sanatçısı Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Zaman Mekân Geometri” ve Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu seçkisi “Perili” ile açıyor. Küratörlüğünü Dr. Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği “Zaman Mekân Geometri”, Olivo Barbieri’nin kırk yılı aşkın sanat pratiğinden beş seriyi bir araya getirirken, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişiyle Anadolu’nun dokuz antik kentinde ürettiği yeni fotoğraf serisini de ilk kez izleyiciyle buluşturuyor. Dr. Kumru Eren’in küratörlüğünü üstlendiği “Perili” ise yapay zekâ, algoritmalar, veri teknolojileri ve dijital kültürün çağdaş görsel dünyayı nasıl dönüştürdüğünü araştırıyor. Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi: “Zaman Mekân Geometri” “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri”, sanatçının 1999–2023 dönemine yayılan çalışmalarından kapsamlı bir seçki sunuyor. Arkeolojik alanlardan küresel metropollere; şelalelerden Alp zirvelerine ve Akdeniz kıyılarına uzanan sergi, farklı coğrafya ve zaman katmanlarını yan yana getiriyor. Kuşbakışı çekimler ve ölçek ile perspektife yönelik optik müdahaleler aracılığıyla kentleri, doğal oluşumları ve tarihî alanları alışılmış görünümlerinden uzaklaştıran sanatçı, tanıdık manzaraları beklenmedik ve kimi zaman gerçeküstü görüntülere dönüştürüyor. Gerçek ile kurmaca arasındaki bu geçişlilik, izleyiciyi kendi görme biçimini sorgulamaya yöneltiyor. “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri” sergisinin küratörü Dr. Fırat Arapoğlu, serginin çerçevesini şöyle anlatıyor: “Olivo Barbieri’nin fotoğraf pratiği, manzaraya bakmak üzerine yeniden düşünmeye davet eden radikal bir estetik öneri olarak görülmelidir. Sanatçının pratiği yalnızca görünenin ne olduğu üzerine değil, aynı zamanda nasıl görüldüğü üzerine de sorular sorar. Borusan Contemporary’deki kişisel sergisi, sanatçının beş ana serisini bir araya getirerek Barbieri’nin manzara, zaman, mekân ve bellekle kurduğu ilişkinin bütünlüklü bir haritasını sunarken; “Zaman Mekân Geometri” (2023), “mekâna özgü_” (1999–2013), “Şelale Projesi” (2006–2007), “Alpler - Coğrafyalar ve İnsanlar” (2012) ve “Capri” (2013) başlıkları altında toplanan çalışmalar, arkeolojik sit alanlarından küresel metropollere, doğanın görkemiyle insanın kırılganlığı arasındaki ilişkiden Akdeniz’in imgelerle yüklü kıyılarına kadar uzanan tematik bir süreklilik oluşturuyor.” Antik Anadolu’ya çağdaş bir bakış Sergiye adını veren “Zaman Mekân Geometri” serisi, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişi üzerine Anadolu’daki dokuz antik kent odağında üretilen çalışmaları ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor. Barbieri’nin imajları, arkeolojik bölgeleri günümüzün görme biçimleri tarafından sürekli yeniden kurulan bir görüntü alanı olarak ele alıyor. Barbieri’nin fotoğraflarında tiyatro yapılarının yarım daireleri, oturma sıralarının ritmi, sahne boşluklarının geometrisi ve taşın aşınmış dokusu, zamanın farklı katmanlarını görünür kılıyor. Kuşbakışı görünümler; arkeolojik bir harita, kartografya planı ve sahne tasarımı arasında gezinirken, kurgulanmış imajlarıyla antik kentler, yalnızca geçmişten kalan fiziksel yapılar olarak değil, hafıza ve çağdaş görsel kültür içinde yeniden biçimlenen temsiller olarak karşımıza çıkıyor. Büyük ölçekli baskılar, izleyiciyi bu tarihsel yapılarla bedensel bir karşılaşmaya davet ediyor. Aphrodisias’ın triptik biçimde sunumu ise çoğul bir zaman deneyiminin altını çiziyor. Olivo Barbieri, sergiyle ilgili düşüncelerini şu sözlerle aktarıyor: “Borusan Contemporary’de ‘Zaman Mekân Geometri’ sergisinin izleyiciyle buluşmasından büyük mutluluk duyuyorum. Sergiyle aynı adı taşıyan ve Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişiyle ürettiğim seri sayesinde Türkiye’deki dokuz antik kenti —Perge, Kibyra, Laodikeia, Hierapolis, Aphrodisias, Efes, Sagalassos, Side ve Myra— fotoğraflama imkânı buldum. Bir zamanlar zengin ve önemli olan bu kentler bugün ne yazık ki yok; geriye kalan yalnızca matematik, mekân ve zaman tarafından şekillendirilmiş geometrik formlar. Bu çalışmaları daha geniş pratiğimden fotoğraflarla bir araya getirmek, kentlere, manzaralara ve onları nasıl hatırladığımıza yeniden bakmamı sağlıyor. Çünkü ilgimin merkezinde her zaman hafıza var—düz bir çizgi değil; hem başlangıç hem de varış noktası.” Metropolleden doğanın görkemine uzanan beş seri “Zaman Mekân Geometri” serisi ile Anadolu’nun antik kentlerinden başlayan sergi rotası, Barbieri’nin diğer dört serisi aracılığıyla küresel metropollere, simgesel şelalelere, Alpler’e ve Capri’ye uzanıyor. “mekâna özgü_”, Barbieri’nin şehirleri ve peyzajları kuşbakışı görüntüleyerek mesafe ile yakınlık arasında kurduğu gerilimi ortaya koyuyor. Belgesel ile kurmaca, tanıdık ile yabancı arasında konumlanan fotoğraflar, mekânın fiziksel olduğu kadar kültürel ve zihinsel olarak da inşa edildiğini gösteriyor. “Şelale Projesi”, Iguazú, Niagara ve Victoria şelalelerine odaklanıyor. Barbieri, şelaleleri yalnızca coğrafi ve jeolojik oluşumlar olarak değil, turizm endüstrisi ve görsel kültürün biçimlendirdiği gösteri alanları olarak ele alıyor. “Alpler – Coğrafyalar ve İnsanlar”, Avrupa’nın bu simgesel coğrafyasını insan müdahalesi üzerinden inceliyor. Karla kaplı dağ sırtları, dik yamaçlar ve altyapı unsurları, doğal ile yapay arasındaki sınırları belirsizleştiriyor. Barbieri’nin kamerası, manzaranın görkemini korurken onun parçalanmış ve yapılaşmanın etkisi altındaki yüzünü de açığa çıkarıyor. “Capri” ise adayı yalnızca bir doğa görüntüsü olarak değil, kültürel, tarihsel ve zihinsel bir kurgu olarak ele alıyor. Roma İmparatoru Tiberius’un inzivasından Pablo Neruda’nın sürgün yıllarına uzanan kültürel bellek, Barbieri’nin çağdaş görsel diliyle yeniden biçimleniyor. Yoğun renkler ile ışık ve gölge oyunları, Capri’yi neredeyse bir makete, çağdaş bir sahneye dönüştürüyor. “Perili”: Görüntünün makine zekâsı çağındaki dönüşümü “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri” ile eş zamanlı sergilenen “Perili”, odağını makine zekâsının şekillendirdiği görsel dünyaya çeviriyor. Borusan Contemporary Direktörü Dr. Kumru Eren küratörlüğündeki Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu seçkisi; yapay zekâ, algoritmalar, veri teknolojileri ve dijital kültürün gerçekliği üretme, algılama ve hatırlama biçimlerimizi nasıl dönüştürdüğünü araştırıyor. Seçki, Rafael Lozano-Hemmer, Memo Akten, teamLab, Quayola, Zimoun, DRIFT, Marco Brambilla ve Daniel Canogar gibi yeni medya ve teknoloji temelli sanatın önde gelen isimlerini Kemal Önsoy’un erken dönem çalışmalarıyla buluşturarak, görsel sanatların soyutlama ve temsil pratiklerini yeni bir bakışla ele almayı öneriyor. İki serginin dünyayı nasıl gördüğümüz ve imajların nasıl üretildiği üzerine kurduğu ortak düşünme alanına dikkat çeken Borusan Contemporary Direktörü ve “Perili” sergisinin küratörü Dr. Kumru Eren şöyle dedi: “Sergiyi kurgularken koleksiyona teknolojiyi merkeze almaksızın, insanın değişen konumu ve görme biçimlerini yeniden düşünmek üzerine yaklaştık. Sergi, farklı dönemlere ve medyumlara ait çalışmaları bir araya getirerek imgelerin nasıl üretildiği kadar ardında kalan izlere ve görünmeyen sistemlere de bakmayı öneriyor. Perili Köşk’ün kendi belleği bu düşünceyi mekânın tarihinden hareketle başka bir katmana taşıdı; yapının geçmişten bugüne taşıdığı hikâyeyi, bugün hayatımızı şekillendiren yapay zekâ, veri ve algoritmaların yarattığı güncel bilinmezleri adresleyen bir metafora dönüştürdü.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary'de Yeni Sezon İki Sergiyle Başlıyor Haber

Borusan Contemporary'de Yeni Sezon İki Sergiyle Başlıyor

Fotoğraf sanatında ölçek, perspektif ve mekân algısını sorgulayan özgün yaklaşımıyla tanınan Olivo Barbieri’nin Türkiye'deki ilk kişisel sergisi, sanatçının kırk yılı aşkın sanat pratiğinden beş tematik seriyi bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği “Zaman Mekân Geometri”, sanatçının üretiminden kapsamlı bir seçkiyle birlikte Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişi üzerine Anadolu’nun antik kentlerine odaklanan eserlerini de ilk kez izleyiciyle buluşturuyor. Sergi, farklı coğrafya ve zaman katmanları arasında ilişkiler kurarak fotoğrafın temsil gücüne ve görme biçimlerine dair yeni bir bakış sunuyor. Olivo Barbieri antik kentlerden metropollere, şelalelerden Alp zirvelerine ve Capri kıyılarına uzanan fotoğraflarında ölçek ve perspektifle oynayarak tanıdık manzaraları beklenmedik ve neredeyse gerçeküstü görüntülere dönüştürüyor. Kuşbakışı çekimleriyle mimariyi, doğayı ve kent dokusunu alışılmışın dışında bir bakışla ele alan sanatçı, gerçek ile kurgu arasındaki sınırları belirsizleştiriyor. Büyük ölçekli fotoğraflarıyla izleyicileri, gördüklerini yeniden değerlendirmeye ve çevresine farklı bir gözle bakmaya davet ediyor. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu'ndan “Perili” bir deneyim Yeni sezonun öne çıkan projelerinden biri de Borusan Contemporary Direktörü Dr. Kumru Eren’in artistik direktörlüğünü üstlendiği "Perili | Haunted” başlıklı koleksiyon sergisi. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu'ndan seçilen eserleri bir araya getiren sergi; yapay zekâ, algoritmalar, veri teknolojileri ve dijital kültürün şekillendirdiği yeni görsel dünyayı odağına alıyor. Rafael Lozano-Hemmer, Memo Akten, teamLab, Quayola ve Zimoun gibi yeni medya pratiğinden sanatçıları Kemal Önsoy'un desenleriyle buluşturan seçki, teknoloji ile insan, gerçek ile simülasyon ve fiziksel ile dijital arasındaki sınırları belirsizleştiren bir deneyim alanı sunuyor. Borusan Contemporary’ye ev sahipliği yapan Perili Köşk’ten de esinlenen sergi, yapının tarihî hafızasını çağdaş teknolojilerin görünmez dünyasıyla buluşturuyor. Bir zamanlar hayalet söylenceleriyle anılan Perili Köşk, bu kez verilerin, algoritmaların ve yapay zekâ sistemlerinin şekillendirdiği yeni bir görsel dünyaya ev sahipliği yapıyor. Gerçeklik, hafıza, temsil ve insan-sonrası estetik gibi güncel tartışmalara odaklanan “Perili | Haunted”, izleyiciyi zamanın katmanları arasında dolaşmaya; geçmiş ile gelecek, insan ile teknoloji arasında kurulan yeni ilişki biçimleri üzerine düşünmeye davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sektörel analiz mi günlük haber mi? Haber

Sektörel analiz mi günlük haber mi?

Bir enerji yatırımında teşvik kararı çıkmış olabilir, bir savunma tedarik zincirinde kritik ortaklık duyurulmuş olabilir ya da lojistikte maliyetleri değiştirecek yeni bir regülasyon gelmiş olabilir. Böyle anlarda asıl soru sadece haberi ilk görmek değildir. Asıl soru şudur: sektörel analiz mi günlük haber mi, hangisi gerçekten karar kalitesini artırır? Bu sorunun tek cümlelik bir cevabı yok. Çünkü günlük haber hız sağlar, sektörel analiz ise bağlam kurar. Profesyonel okur için değer, çoğu zaman bu ikisinden birini seçmekte değil, doğru anda doğru içerik türünü kullanmaktadır. Özellikle ekonomi, teknoloji, enerji, tarım, savunma, sürdürülebilirlik ve yapay zeka gibi yüksek etkili alanlarda içerik tüketimi artık sadece bilgilendirme işi değil, aynı zamanda pozisyon alma sürecidir. Sektörel analiz mi günlük haber mi: Fark nerede başlıyor? Günlük haber, gelişmenin ne olduğunu söyler. Sektörel analiz, o gelişmenin neden önemli olduğunu, hangi aktörleri etkilediğini ve kısa-orta vadede neye dönüşebileceğini açıklar. Biri zaman hassasiyetine dayanır, diğeri anlam üretimine. Örneğin bir üretim tesisinin kapasite artışı günlük haber olarak değerlidir. Ancak aynı gelişmenin ilgili alt sanayiye, ihracat rekabetine, istihdama ve bölgesel yatırım iklimine etkisi ancak analizle görünür hale gelir. Yönetici, yatırımcı, editör ya da kurumsal iletişim profesyoneli açısından fark tam da burada oluşur. Günlük haberin temel avantajı çevikliktir. Piyasa hareket ederken, kurumlar açıklama yaparken, kamu otoritesi karar yayımlarken ilk temas noktası haberdir. Fakat haber tek başına çoğu zaman eksik bir çerçeve sunar. Analiz ise eksik parçaları tamamlar, ancak hız konusunda aynı performansı vermeyebilir. Günlük haberin gücü: Zamanında bilgi, yüksek görünürlük Günlük haber özellikle medya operasyonlarında vazgeçilmezdir. Dijital gazeteler, haber portalları ve kurumsal yayınlar için güncel akış yalnızca trafik üretmez, aynı zamanda editoryal canlılık yaratır. Okur, platformun gündemi takip ettiğini bu akıştan anlar. İş dünyasında da günlük haberin ayrı bir işlevi vardır. Üst düzey yöneticiler her sabah uzun analiz okumaz. Önce ne olduğunu görmek ister. Piyasada hangi satın alma oldu, hangi şirket yatırım açıkladı, hangi bakanlık yeni çerçeve getirdi, hangi teknoloji girişimi yeni fon buldu? Bu soruların cevabı hızlı, net ve gereksiz detaydan arınmış biçimde verilmelidir. Ancak günlük haberin sınırlı tarafı da nettir. Haberi gördükten sonra şu sorular doğar: Bu gelişme kalıcı mı, geçici mi? Sektörde istisna mı, yeni bir trendin işareti mi? Rekabeti nasıl etkiler? Kurumsal stratejide neyi değiştirmek gerekir? Günlük haber çoğu zaman bu ikinci katmanı taşımaz. Bu nedenle sadece günlük habere dayalı bir içerik stratejisi kısa vadede güçlü görünse de uzun vadede yüzeysel kalabilir. Özellikle B2B odaklı yayınlarda, yalnızca akış üretmek değil, akışın ne anlama geldiğini göstermek de gerekir. Sektörel analizin değeri: Gürültü içinden sinyal ayıklamak Sektörel analiz, haber yığınının içinden iş değeri taşıyan unsurları seçer. Bu yönüyle sadece editoryal bir tür değil, aynı zamanda karar destek aracıdır. Özellikle yatırım, satın alma, iş geliştirme, kamu ilişkileri ve kurumsal konumlama süreçlerinde analiz içeriği daha uzun ömürlü bir değer üretir. Savunma sanayiini düşünelim. Yeni bir ihracat anlaşması günlük haber olarak güçlüdür. Ama o anlaşmanın platform bağımlılığı, yerlilik oranı, alt yüklenici etkisi, bölgesel jeopolitik karşılığı ve sonraki ihalelere etkisi analiz gerektirir. Benzer biçimde tarımda bir üretim desteği haberi önemlidir, fakat bunun girdi maliyetleri, verimlilik, iklim riski ve tedarik istikrarı üzerindeki etkisi analiz olmadan yeterince okunamaz. Analiz, karar vericinin zihnindeki ikinci soruyu cevaplar: "Peki şimdi ne olacak?" Tam da bu nedenle nitelikli sektörel içerik, sadece okunmaz; toplantılarda referans alınır, sunumlara girer, kurum içi değerlendirmelerde dolaşıma girer. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, analizin yorumla karıştırılmamasıdır. İyi bir sektörel analiz görüş içerir ama veriden kopmaz. İddialı olur ama spekülatif olmaz. Senaryo kurar ama kesin hüküm dağıtmaz. Profesyonel okur zaten bunu ayırt eder. Sektörel analiz mi günlük haber mi sorusunun asıl cevabı Aslında mesele ikisinden birini seçmek değil, içerik mimarisini doğru kurmaktır. Çünkü haber farkındalık yaratır, analiz öncelik belirler. Haber gündemi açar, analiz stratejiyi şekillendirir. Bir yayın platformu için günlük haber trafik, görünürlük ve güncellik sağlar. Sektörel analiz ise marka otoritesini büyütür. Bir kurum için günlük haber iletişim refleksi üretir. Sektörel analiz ise rekabet pozisyonunu netleştirir. Bir okur için günlük haber bilgi açığını kapatır. Analiz ise karar kalitesini yükseltir. Bu yüzden karar verici perspektifinden bakıldığında doğru soru "hangisi daha iyi" değil, "hangi anda hangisi daha değerli" olmalıdır. Regülasyon değiştiğinde önce haber gerekir. Etkinin kapsamı görülmek istendiğinde analiz gerekir. Büyük bir yatırım açıklandığında önce haber çıkar. O yatırımın sektör dengelerini nasıl etkileyebileceği ise analizle anlam kazanır. İçerik tüketenler kadar içerik üretenler için de kritik bir tercih Bu konu yalnızca okur deneyimiyle sınırlı değildir. Editörler, dijital yayıncılar ve kurumsal medya ekipleri için de temel bir planlama başlığıdır. Sadece günlük haberle ilerleyen yayınlar hız kazanır ama benzeşme riski yaşar. Çünkü herkes aynı açıklamayı, aynı toplantıyı, aynı veriyi haberleştirir. Sektörel analiz ise yayın kimliği oluşturur. Hangi konuların neden önemli görüldüğünü, hangi sektörlerin yakından izlendiğini ve yayın çizgisinin nerede derinleştiğini gösterir. Bu da özellikle telifsiz ve yeniden kullanılabilir içerik ekosisteminde büyük fark yaratır. Kapsül Haber Ajansı gibi yayın mantığı güçlü, sektör odaklı haber servislerinde değer tam da bu iki katmanı birlikte üretebilme kapasitesinden doğar. Bir başka kritik nokta da arşiv değeridir. Günlük haberin ömrü kısa olabilir. Analiz içeriği ise haftalar, hatta bazı sektörlerde aylar boyunca referans niteliğini korur. Enerji dönüşümü, yapay zeka regülasyonları, sürdürülebilirlik yatırımları veya tarım politikaları gibi alanlarda bu fark daha da belirgindir. Hangi durumda hangisi öne çıkar? Eğer amaç anlık gelişmeleri kaçırmamaksa günlük haber öne çıkar. Özellikle piyasa hassasiyeti olan başlıklarda, kamu duyurularında, birleşme ve satın almalarda, atama haberlerinde ve üretim tarafını etkileyen ani gelişmelerde hız belirleyicidir. Eğer amaç yön bulmaksa analiz daha değerlidir. Yeni sektör eğilimlerini anlamak, rekabet yoğunluğunu okumak, teknoloji adaptasyonunun etkisini görmek ya da bir düzenlemenin ikinci derece sonuçlarını değerlendirmek için analiz şarttır. Bazen iki içerik türü peş peşe kullanılmalıdır. Önce haber yayımlanır, ardından aynı başlığın arka planı ve etkileri analizle işlenir. Bu model hem okuyucu ihtiyacına hem de yayın verimliliğine daha uygun olur. Çünkü profesyonel okur önce gelişmeyi bilmek, sonra bunun işletmesine, sektörüne veya yatırım kararına ne anlama geldiğini görmek ister. Güven unsuru neden belirleyici? İster günlük haber olsun ister sektörel analiz, asıl değer güvenilirlikten gelir. Hızlı ama doğrulanmamış bir haber, özellikle kurumsal okuyucu için maliyet yaratabilir. Aynı şekilde iddialı ama temelsiz bir analiz de karar süreçlerini yanıltabilir. Bu nedenle içerik üretiminde kaynak kalitesi, editoryal süzgeç ve sektör bilgisi vazgeçilmezdir. Profesyonel kitle artık sadece bilgiye ulaşmak istemiyor. Bilginin filtrelenmiş, bağlamlandırılmış ve yeniden kullanılabilir olmasını bekliyor. Bu beklenti, medya dünyasında da yeni bir kalite standardı oluşturuyor. Haber servisleri için mesele artık yalnızca hızlı olmak değil, hangi haberin neden önemli olduğunu da gösterebilmek. Yeni medya düzeninde hibrit model öne çıkıyor Dijital yayıncılıkta en güçlü yapı, günlük haber ile sektörel analizi rakip değil tamamlayıcı olarak gören yapıdır. Çünkü gündem akışı olmadan yayın canlılığını korumak zorlaşır. Derinlik olmadan da kurumsal sadakat ve uzmanlık algısı büyümez. Özellikle ekonomi, sanayi, teknoloji ve stratejik sektörlerde hibrit model daha işlevseldir. Sabah saatlerinde kısa ve hızlı haber akışı, gün içinde gelişen başlıklar, ardından seçili konularda bağlam veren analizler. Bu yaklaşım hem okuyucu davranışına hem de dijital yayın performansına daha uygun sonuç verir. Karar vericiler için de tablo benzerdir. Güne haberle başlanır, haftaya analizle yön verilir. Bir kurumun iletişim ekibi haberi kullanarak görünürlük sağlar, analizi kullanarak anlatısını güçlendirir. Editör haberi kullanarak sayfayı canlı tutar, analizi kullanarak yayının farkını ortaya koyar. Son noktada soru hâlâ aynı görünse de cevap daha nettir: sektörel analiz mi günlük haber mi? Eğer hedef sadece haberdar olmaksa günlük haber yeterli olabilir. Eğer hedef anlamak, karşılaştırmak ve daha sağlam karar almaksa analiz vazgeçilmezdir. En güçlü yayın ve en akıllı içerik stratejisi ise bu ikisini doğru sırayla, doğru yoğunlukta ve doğru sektör bilgisiyle bir araya getirebilmektir. Okuyucunun zamanı sınırlıysa, içerik onun sadece dikkatini değil kararını da hak etmelidir.

İstanbul Dijital Sanat Festivali 6. Kez AKM’de Başlıyor Haber

İstanbul Dijital Sanat Festivali 6. Kez AKM’de Başlıyor

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından hayata geçirilen festival, bu yıl “RETELL” (Yeniden Anlat) temasıyla sanatseverleri ağırlayacak. Dijital sanatın güncel üretimlerini, yapay zekâ destekli yaratıcı pratikleri ve yeni medya alanındaki yenilikçi yaklaşımları bir araya getiren festival, beş gün boyunca sergilerden performanslara, panellerden atölyelere uzanan geniş bir program sunacak. Herkese açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlik, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden toplam 70 sanatçıyı İstanbul’da buluşturacak. Bu yıl “RETELL” teması etrafında şekillenen festival, dijital çağda hikâye anlatımının dönüşümünü, yapay zekânın üretim süreçlerindeki etkisini ve teknolojinin bireysel yaratıcılık ile kolektif hafıza üzerindeki rolünü tartışmaya açacak. Festival kapsamında yapay zekâ yalnızca teknolojik bir araç olarak değil, sanatın yeni ifade biçimlerini geliştiren yaratıcı bir ortak olarak ele alınacak. Afrika’dan Asya’ya uzanan farklı coğrafyalardan sanatçıları bir araya getiren festival, sanatseverlere deneyimsel ve beklenmedik anlatımlar sunacak. Festivalin direktörlüğünü Dr. Nabat Garakhanova, artistik direktörlüğünü Esra Özkan üstlenirken; küratör kadrosunda Evgeniya Romanidi, Gonzalo Herrero Delicado, Burcu Öztürkler, Ozan Turkkan, İsmail Erim Gülaçtı ve Türkiye’nin ilk yapay zekâ küratörü Avind yer alıyor. Güncel Tartışmalar ve Yeni Anlatılar Festivalin dikkat çeken bölümlerinden birini uluslararası konuşmacıları bir araya getiren panel programı oluşturuyor. “RETELL: Algımızı Ne Şekillendirir?” başlıklı oturumda dijital çağda gerçeklik, algı ve anlatı ilişkisi tartışılırken, “REWORLD: Makinenin Ötesinde Kurulan Bağlar” paneli insan ile teknoloji arasında gelişen yeni ilişki biçimlerine odaklanacak. Yapay zekânın çalışma hayatı, yaratıcılık ve üretim süreçleri üzerindeki etkileri ise “REWORLD: İnsan Deneyimi, Emek ve Yapay Zekâ” panelinde ele alınacak. Festival programında ayrıca dijital sanat alanındaki uluslararası dolaşım ağlarını ve yaratıcı iş birliklerini odağına alan “Circulating Practices: Dijital Sanat Dünyasında Hareketlilik” başlıklı oturum yer alırken, “Yerel Hafıza, Küresel Altyapı: Anlatıyı Kim Yeniden Kurar?” paneli ise kültürel hafıza, dijital altyapılar ve günümüz anlatı biçimleri üzerine önemli tartışmalara ev sahipliği yapacak. Böylece festival, sanat ve teknolojinin kesişiminde ortaya çıkan güncel meseleleri farklı disiplinlerden uzmanların katılımıyla değerlendirme fırsatı sunacak. Çocuklar ve Gençler İçin Yaratıcı Atölyeler Festival, çocuklar ve gençler için hazırlanan kapsamlı atölye programıyla da dikkat çekiyor. Katılımcılar, “İleri Dönüşümden Dijital Sanata”, “Oyun Hamurundan Dijital Sanata”, “Renkleri Yakala Atölyesi” ve “Teknoloji İzcileri Atölyesi” gibi etkinliklerde yaratıcılıklarını teknolojiyle buluşturma fırsatı yakalayacak. Yapay zekâ ve dijital üretim odaklı programlar arasında ise “Makine Öğrenmesi ile Görsel Yolculuk”, “AI Storybook”, “Geleceğin Yüzleri Atölyesi”, “Gökyüzü Kaşifleri Atölyesi”, “VR Gözlük ile Dijital İllüstrasyon” ve “Yeni Medya ve Yapay Zekâ: Dijital Üretimin Evrimi” öne çıkıyor. Oyun teknolojileri ve dijital tasarım alanlarına ilgi duyan gençler için hazırlanan programda “Dijital Oyunlarda Kreatif Video Üretimi”, “Marvelous Designer ve Unreal Engine: Oyun İçi Kostüm Tasarım Entegrasyonu ve Sinematik Render Atölyesi”, “Dijital Oyunlarda Görsel Geribildirim Sekansları”, “Karakter Tasarımı ve Yapay Zekâ ile Görsel Oluşturma” ve “Karakterini Hayata Geçir: Yapay Zekâ ile Animasyon 101” gibi uygulamalı çalışmalar da yer alıyor. Dijital Sanatın Buluşma Noktası Altıncı yılında İstanbul Dijital Sanat Festivali, teknolojiyi yalnızca sergileyen değil; onunla düşünen, sorgulayan ve yeni anlatılar geliştiren bir platform olmayı sürdürüyor. Sanat, yapay zekâ ve teknolojinin kesişim noktasında yer alan festival; sergileri, performansları, panelleri ve eğitim programlarıyla ziyaretçilerine dijital kültürün bugünü ve geleceğine dair kapsamlı bir deneyim sunmayı amaçlıyor. 3-7 Haziran tarihleri arasında Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali, beş gün boyunca sanat, teknoloji ve yaratıcılığın buluştuğu uluslararası bir platform olarak kapılarını tüm ziyaretçilere ücretsiz olarak açacak. Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, Ars Electronica, TODA ve Artvive yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Sanatın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Dijital Sanatın Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

Festivalin öne çıkan işlerinden “Mental Garden”, ziyaretçilerin gerçek zamanlı beyin dalgalarını analiz ederek onları yaşayan dijital çiçek kompozisyonlarına dönüştürüyor. Her katılımcının zihinsel ve duygusal durumu, renkleri, hareketleri ve formları sürekli değişen benzersiz bir görsel evren yaratıyor. İnsan zihninin görünmeyen süreçleri böylece somut, organik ve şiirsel bir dile dönüşüyor. “SYMBIONT” ise insan ve teknolojiyi birbirine bağımlı iki yaşam formu olarak ele alıyor. İzleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkaran çalışma, dijital strüktür ile insan varlığını aynı nefes içinde buluşturarak “ontolojik tamamlanma” fikrini merkezine alıyor. Hareket, ışık ve mekânsal etkileşim aracılığıyla ziyaretçiler, yaşayan bir dijital organizmanın parçasına dönüşüyor. Festival kapsamında yer alan “Neural Nectar”, arıcılık, robotik ve yapay zekâyı aynı potada eriterek insan bilişini dijital ekosistemde bir “nektar” metaforu üzerinden yeniden yorumluyor. Balmumu beyin heykelleri, video ve robotik sistemlerle birleşirken; insanın teknolojiyle kurduğu ilişkiye dair rahatsız edici ama büyüleyici bir atmosfer yaratıyor. “d.memo” adlı çalışma ise REM uykusu estetiği üzerinden hafıza, kimlik ve dijital aktarım süreçlerini araştırıyor. Hipergerçekçi heykel, animatronik sistemler ve projeksiyon teknolojileriyle şekillenen eser, insan bilincinin teknoloji aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini sorguluyor. İklim krizi ve ekolojik yıkım da festivalin önemli temaları arasında yer alıyor. Brenva Glacier’ın dramatik eriyişini deneyimleten sürükleyici enstalasyon, iklim eyleminin aciliyetini fiziksel bir hisse dönüştürüyor. “Computational Compost” ise veri depolamanın çevresel etkilerini sorgulayarak dijital kültürün görünmeyen ekolojik maliyetlerine dikkat çekiyor. Doğa ile teknolojinin sınırlarını bulanıklaştıran “Seedlings”, toprağa yerleştirilmiş hoparlörler ve mikrotonal ses frekansları aracılığıyla bitkiler arasında biyosonik bir iletişim ağı kurarken; “Planatorium” isimli çarpıcı yerleştirme, bitkileri bir yoğun bakım ünitesinde yaşatmaya çalışan mekanik sistemiyle insan-doğa ilişkisindeki kırılmayı sert bir yüzleşmeye dönüştürüyor. Festivalde ayrıca artırılmış gerçeklik, holografik projeksiyon ve çok kanallı ses tasarımlarını bir araya getiren “The Pond”; yapay süper zekânın biyomekanik bir tahayyülü olan “T.A.H.I.R.A - 108”; ışık, hareket ve ses arasında yaşayan bir organizma gibi davranan “Array Afterglow”; ve fizik, titreşim ve kozmoloji arasında görsel bir köprü kuran Michela Pelusio’nun etkileyici performansı “SpaceTime Helix” de izleyicilerle buluşacak. Festivalin dikkat çeken deneyimlerinden biri de GastroDigital’in yeni eseri “Journey of Spice | 5 Sense VR Experience” olacak. Gastronomi, kültürel miras ve ileri dijital teknolojileri bir araya getiren eser, izleyicileri Anadolu’nun kadim baharat yolları boyunca çok duyulu bir keşfe çıkarıyor. Büyük ilgi gören “Journey of Wheat” deneyiminin ardından geliştirilen çalışma; baharatın yalnızca mutfak kültürünün değil, aynı zamanda medeniyetleri şekillendiren tarihsel bir güç olduğuna odaklanıyor. Dünya baharat ticaret yollarının doğuşundan Antakya’ya uzanan bu etkileyici yolculuk, ziyaretçilere tarih, ticaret, kültür ve duyular arasında sürükleyici bir deneyim sunuyor. Yakın gelecekte insan ve robotların gündelik yaşamı nasıl paylaşabileceğini sorgulayan yeni medya projeleri, hipergerçekçi robot figürleriyle ziyaretçileri “başka bir akıllı varlıkla birlikte yaşamaya hazır olup olmadığımız” sorusuyla baş başa bırakırken; “The Rising Dusk” gibi gerçek zamanlı görsel-işitsel performanslar, kayıp, dönüşüm ve yeniden doğuş temalarını şiirsel bir deneyime dönüştürüyor. 6.İstanbul Dijital Sanat Festivali; yalnızca teknolojik yenilikleri sergileyen bir etkinlik değil, aynı zamanda insanlık, bilinç, doğa ve geleceğe dair derin düşünsel alanlar açan uluslararası bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Ziyaretçiler festival boyunca, yapay zekâdan nörobilime, ekolojik dönüşümden dijital hafızaya uzanan geniş bir spektrumda, dünyanın önde gelen sanatçılarının sıra dışı eserleriyle karşılaşacak. Gerçek ile simülasyonun, organik ile dijitalin, insan ile makinenin sınırlarının giderek belirsizleştiği bu festival; izleyicilerini yalnızca eserleri izlemeye değil, onların bir parçası olmaya davet ediyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından düzenlenen 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali 7 Haziran’a kadar ziyarete açık olacak. Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, Omni Event, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, Ars Electronica, TODA ve Artvive yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.