Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeniden Kullanım

Kapsül Haber Ajansı - Yeniden Kullanım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeniden Kullanım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ISG’den Çevre Bilincini Güçlendiren İlginç Farkındalık Haber

ISG’den Çevre Bilincini Güçlendiren İlginç Farkındalık

ISG, Sıfır Aık Festivali'nde kurduğu özel stantta ziyaretçilerle buluştu. "Bazı yolculukların geri dönüşü yok. Plastiğe hayır" mesajıyla farkındalık oluşturan Sabiha Gökçen Havalimanı, sürdürülebilir yaşam ve çevre bilincine dikkat çekiyor. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin liderliğinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi kapsamında düzenlenen festival, Sıfır Atık Vakfı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğinde "Enerjide Verimlilik, Gelecekte Dönüşüm" temasıyla 4-7 Haziran tarihleri arasında Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştiriliyor. Enerji verimliliğinden döngüsel ekonomiye, teknolojiden sanata uzanan kapsamlı içeriğiyle Sıfır Atık Festivali, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve çocuk-yaşlı sayısız katılımcıyı bir araya getirirken; Türkiye’nin sürdürülebilir gelecek vizyonuna katkı sunan uygulamalara da ev sahipliği yapıyor. Sabiha Gökçen Havalimanı da sıfır atık ve sürdürülebilir çevre farkındalığı yaratan projelerini hem festival alanında açtığı stantta hem de terminalde sergilediği dikkat çekici enstalasyonlarla sunuyor. "Bazı yolculukların geri dönüşü yok!" ISG, Sıfır Atık Haftası kapsamında havalimanı terminali içinde ‘temiz gelecek’ mesajı ile dikkat çekici bir farkındalık etkinliği kurguladı. İç ve dış hat terminallerindeki bagaj alım karusellerine (bantlarına) yerleştirilen ve içi terminalde bırakılan plastik atıklarla doldurulmuş şeffaf valizler, bavullarını bekleyen yolcuların ilgi odağı oldu. Bagaj karusellerindeki enstalasyonlarda yer alan "Bazı yolculukların geri dönüşü yok. Plastiğe hayır" mesajları ile yolcuların bagaj bekleme süresi, çevresel farkındalık deneyimine dönüştürüldü. ISG gönüllüleri tarafından yürütülen iletişim çalışmaları sayesinde, doğaya bırakılan atıkların görünmeyen ancak uzun vadeli etkilerine dikkat çekildi. Küçük görünen bireysel hataların küresel çevre sorunlarına dönüşebileceği vurgulandı. Sabiha Gökçen standına yoğun ilgi Çevre bilinci, geri dönüşüm ve sürdürülebilir yaşam konularında farkındalık oluşturmayı amaçlayan festival, her yaştan ziyaretçiye hitap eden etkinlikleriyle dikkat çekiyor. Festivalde yer alan Sabiha Gökçen Havalimanı, sosyal projeleriyle festival katılımcılarının ilgisini çekiyor. "Plastiğe Hayır" sloganıyla hazırlanan stantta, özellikle seyahatlerde tüketilen yiyecek-içecek ambalajları, pipetler ve su şişeleri ile farkında olmadan artan plastik atık miktarına dikkat çekiliyor. Sıfır Atık Festivali kapsamında yeniden kullanım kültürünü teşvik eden çeşitli deneyim alanları oluşturulurken, ziyaretçilerle etkileşimli aktiviteler de gerçekleştiriliyor. Sürdürülebilirlik temasını günlük yaşama taşıyan özel tasarım “I ♥ SAW” ve “SAWcycle” baskılı bez çantaların yanı sıra “I SAW Istanbul” temalı bucket şapka dağıtımları yapılırken, çevre dostu yaşam alışkanlıklarının görünür hale gelmesi hedefleniyor. ISG çalışanlarından Çevre Haftası’nda temizlik seferberliği Pendik Belediyesi tarafından, Çevre Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen Ömerli Barajı çevre temizliği ve uçurtma şenliği, gönüllülerin katılımıyla başladı. Etkinliğe destek veren ISG çalışanları, baraj havzasında çevre temizliği yaparak, etkinliğe gönüllülük desteği sağladı. Doğaya bırakılan atıkların toplandığı etkinlikte, sürdürülebilir bir gelecek ve sıfır atık yaklaşımının önemine vurgu yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2025’te Sektörel Yayıncılık Trendleri Haber

2025’te Sektörel Yayıncılık Trendleri

Bir ekonomi haberi artık yalnızca ekonomi sayfasında yaşamıyor. Aynı gelişme, yatırımcı bültenine veri notu olarak giriyor, kurumsal iletişim ekiplerinin gündemine itibar başlığı olarak düşüyor, sektörel portallarda ise karar destek içeriğine dönüşüyor. Tam da bu nedenle sektörel yayıncılık trendleri, yalnızca medyanın kendi iç dinamiklerini değil; şirketlerin görünürlüğünü, kurumların anlatı gücünü ve okurun karar alma hızını da doğrudan etkiliyor. Genel haber akışının gürültüsü içinde uzmanlaşmış yayıncılık alanları daha görünür hale geldi. Savunma sanayii, enerji dönüşümü, lojistik, tarım teknolojileri, yapay zeka ve sürdürülebilirlik gibi başlıklar artık niş olmaktan çıktı. Bu alanlarda içerik üreten mecralar, yalnızca haber veren değil; bağlam kuran, gelişmeleri sınıflandıran ve profesyonel okur için sinyal üreten platformlara dönüşüyor. Sektörel yayıncılık trendleri neden hızlandı? Bu dönüşümün arkasında birkaç temel kırılma var. İlki, karar verici okurun zamanının daralması. CEO’lar, yatırım ekipleri, editörler, kurumsal iletişim birimleri ve kamu tarafındaki paydaşlar her başlığı takip edemiyor. Bu yüzden onlar için değerli olan şey, daha fazla içerik değil; daha seçilmiş, daha sınıflandırılmış ve daha hızlı tüketilebilir içerik. İkinci kırılma, sektörlerin kendi iç gündeminin karmaşıklaşması. Örneğin enerji haberciliğinde artık sadece kapasite artışı ya da yatırım haberi yetmiyor. Regülasyon, finansman modeli, karbon etkisi, tedarik zinciri ve teknoloji altyapısı aynı haber evreninin parçası haline geldi. Benzer durum savunma, yapay zeka ve lojistik için de geçerli. Bu karmaşıklık, yüzeysel haber akışını yetersiz bırakıyor. Üçüncü unsur ise dağıtım modelindeki değişim. İçerik tek bir mecra için üretilmiyor. Aynı haber internet gazetesi, mobil bildirim, video kısa formatı, bülten özeti, sosyal medya kartı ve kurumsal paylaşım metni olarak farklı katmanlarda dolaşıyor. Bu da yayıncılıkta hem editoryal hem teknik bir yeniden yapılanma gerektiriyor. Genel habercilikten dikey uzmanlığa geçiş Son yılların en net eğilimi, dikey medya yapılarının güçlenmesi oldu. Çünkü sektör odaklı yayıncılık, okuyucunun niyetine daha iyi cevap veriyor. Savunma sanayiini takip eden bir profesyonel, genel haber sitesinde bu alana ilişkin dağınık birkaç başlık görmek yerine, tedarik zinciri, ihracat, platform geliştirme, kamu alımları ve uluslararası iş birlikleri gibi alt kırılımları düzenli biçimde izlemek istiyor. Bu ihtiyaç, içerik üreticilerini de değiştiriyor. Artık yalnızca hızlı olmak yetmiyor; konuya hakim olmak, terminolojiyi doğru kullanmak ve gelişmenin sektörel sonucunu okuyabilmek gerekiyor. Kısa vadede bu uzmanlaşma maliyet yaratabilir. Daha nitelikli editör, daha güçlü kategori yönetimi ve daha dikkatli doğrulama süreci gerekir. Ancak orta vadede sadık okur, daha uzun sayfa değeri ve daha yüksek yeniden kullanım potansiyeli üretir. Burada kritik nokta şu: Dikeyleşme, daralmak anlamına gelmiyor. Doğru kurulduğunda tam tersine etkisi daha geniş oluyor. Çünkü iyi bir sektör haberi aynı anda yatırımcıyı, tedarikçiyi, gazeteciyi, kurum sözcüsünü ve araştırmacıyı besleyebiliyor. Hız tek başına yetmiyor, bağlam gerekiyor Dijital habercilikte hız hala belirleyici. Fakat sektörel yayıncılık trendleri içinde öne çıkan asıl fark, hız ile bağlamın birlikte sunulması. Okur artık “ne oldu” sorusunun yanına “neden önemli” ve “kime etkisi var” sorularının da ilk bakışta yanıtını görmek istiyor. Bu nedenle kısa haber formatı bile eskisi kadar yalın kalamıyor. İyi paketlenmiş bir sektör içeriğinde gelişmenin ölçeği, piyasaya etkisi, kurumlara yansıması ve bir sonraki adım potansiyeli yer almalı. Özellikle ekonomi, enerji ve teknoloji gibi alanlarda bağlam sunmayan haber hızla tüketiliyor ama kalıcı değer üretmiyor. Bunun yayıncı açısından anlamı açık: İçerik üretimi sadece haber geçmek değil, bilgi mimarisi kurmak. Başlık, spot, ara başlık ve veri kutusu gibi unsurlar bir arada çalışmalı. Profesyonel okur için okunabilirlik, sadece dil sadeleşmesiyle değil; bilginin doğru sırayla sunulmasıyla oluşuyor. Çoklu format dönemi: Metin, video, görsel ve veri birlikte çalışıyor Sektörel medyada tek formatlı yayın anlayışı geride kalıyor. Özellikle B2B ve kurumsal okur kitlesinde içerik, kullanılabilir olduğu ölçüde değerli. Bu yüzden haber metninin yanında fotoğraf galerisi, kısa video, yönetici görüşü, infografik ve gerektiğinde çok dilli sunum giderek standart hale geliyor. Buradaki eğilim yalnızca görsellik değil. Asıl mesele, içeriğin yeniden paketlenebilir olması. Bir savunma sanayii haberi internet sitesi için ayrı, LinkedIn paylaşımı için ayrı, e-bülten için ayrı, medya iş ortakları için ayrı biçimde değerlendiriliyor. Aynı çekirdek bilginin farklı kullanım senaryolarına uyarlanması, yeni yayıncılık modelinin merkezinde. Bu noktada telifsiz ve yeniden kullanılabilir içerik yapıları ayrıca önem kazanıyor. Özellikle yerel dijital gazeteler, sektörel portallar ve yoğun haber akışı yöneten editör ekipleri için profesyonel hazırlanmış, güvenilir ve hızlı yayımlanabilir içerik büyük operasyonel avantaj sağlıyor. Kapsül Haber Ajansı gibi bu ihtiyaca odaklanan yapılar, yalnızca içerik sağlayıcı değil; yayın akışını sürdürülebilir kılan bir altyapı ortağı rolü üstleniyor. Yapay zeka etkisi: Üretim hızlanıyor, editoryal değer daha da kritikleşiyor Yapay zeka, sektörel yayıncılıkta en çok konuşulan başlıklardan biri. Ancak burada iki farklı kullanım alanını ayırmak gerekiyor. İlki operasyonel kullanım. Transkript çıkarma, özetleme, etiketleme, başlık varyasyonu üretme, arşiv tarama ve çok dilli adaptasyon gibi süreçlerde yapay zeka ciddi zaman kazandırıyor. İkinci alan ise editoryal üretim. Burada tablo daha dikkatli okunmalı. Yapay zeka, veri yoğun sektörlerde ilk taslak ya da yardımcı katman olarak işlev görebilir. Fakat regülasyon, yatırım, savunma, enerji veya kamu politikası gibi hassas alanlarda editoryal süzgeç olmadan yayımlanan içerik ciddi güven sorunu yaratır. Çünkü sektörel okur, genel okura göre hata toleransı daha düşük bir profildir. Bu yüzden yeni denklem şöyle kuruluyor: Yapay zeka hız sağlar, editör güven üretir. Kazanan yayıncılar, bu ikisini çatıştırmak yerine doğru iş bölümüne oturtanlar olacak. Özellikle uzman muhabirlik, kaynak doğrulama ve bağlam kurma becerisi yakın dönemde daha değerli hale gelecek. Güven, erişimden daha stratejik bir metrik haline geliyor Trafik elbette önemini koruyor. Ancak sektörel yayıncılıkta asıl değer, kimin okuduğu ve içeriğe ne amaçla geldiği sorusunda yatıyor. On binlerce rastgele görüntülenme ile yüzlerce karar verici erişimi aynı şey değil. Bu nedenle yayıncılar artık sadece hacim değil, nitelikli erişim üretmeye odaklanıyor. Bu eğilim içerik seçimlerini de etkiliyor. Magazinleşmiş başlıklar kısa süreli dikkat yaratabilir; fakat kurumsal okur için güvenilirlik kaybı yaratma riski yüksektir. Özellikle yatırım, üretim, ihracat, teknoloji yatırımı ve kamu ilişkileri ekseninde yayın yapan mecralarda tonun net, ölçülü ve doğrulanmış olması gerekiyor. Aynı durum kurumlar açısından da geçerli. Şirketler artık görünür olmak kadar, doğru bağlamda görünür olmayı önemsiyor. Bir açıklamanın hangi mecra tarafından, nasıl bir editoryal çerçeve içinde yayımlandığı marka algısını doğrudan etkiliyor. Veri destekli editoryal yaklaşım öne çıkıyor Sektör haberciliğinde sezgi önemli, ama tek başına yeterli değil. Hangi başlıkların daha çok okunduğu, hangi sektörlerin gün içi farklı saatlerde öne çıktığı, hangi formatların yeniden kullanım oranını artırdığı gibi veriler editoryal planlamanın parçası haline geldi. Burada ince bir denge var. Veriye bakarak sadece popüler olana yönelmek, yayın kalitesini zayıflatabilir. Özellikle geleceği şekillendiren ama henüz geniş kitle ilgisi üretmeyen başlıklarda editoryal öngörü gerekir. Yapay zeka politikaları, yeşil dönüşüm yatırımları, tedarik güvenliği veya tarım teknolojileri gibi alanlar bazen bugünün değil yarının trafik başlıklarıdır. Güçlü yayıncılık, veri ile öngörüyü birlikte yönetebildiğinde fark yaratır. Yeni rekabet alanı: Dağıtım kabiliyeti İyi içerik üretmek artık başlangıç noktası. Asıl rekabet, o içeriğin doğru hedef kitleye ne kadar hızlı ve ne kadar uygun formatta ulaştırıldığı alanında yaşanıyor. Sektörel yayıncılıkta e-posta bültenleri, mobil uyumluluk, sosyal medya kartları, video kırpmaları ve çok dilli sunumlar dağıtım kabiliyetinin parçaları haline geldi. Burada özellikle kurum haberleri ile gazetecilik içeriği arasındaki çizgi dikkatle korunmalı. Yayıncı, dağıtımı güçlendirirken editoryal bağımsızlık ve haber değeri filtresini kaybetmemeli. Aksi halde platform, sektör yayını olmaktan çıkıp ilan panosuna dönüşebilir. Uzun vadede bu en büyük risklerden biridir. Önümüzdeki dönemde kazanan model, hız, güven, uzmanlık ve yeniden kullanılabilirlik eksenlerini aynı çatı altında birleştiren yayıncılık olacak. Sektörel okur daha seçici, kurumlar daha görünür olma arayışında ve medya operasyonları daha yoğun. Böyle bir tabloda içerik artık yalnızca yayımlanan bir ürün değil; iş zekâsı, itibar ve erişim arasında kurulan stratejik bir altyapı. Bu altyapıyı doğru kuran yayıncılar, gündemi izleyen değil, gündeme yön veren tarafta konumlanacak.

TSKB ve AFD’den 150 Milyon Euro’luk Yeni Anlaşma  Haber

TSKB ve AFD’den 150 Milyon Euro’luk Yeni Anlaşma 

TSKB ve AFD arasındaki dokuzuncu iş birliği olan bu anlaşmayla Türkiye’deki döngüsel ekonomi yatırımlarının desteklenmesi ve bu alandaki çalışmaların hız kazanması amaçlanıyor. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, sağlanan kredinin 2022 yılında imzalanan 80 milyon Euro tutarındaki döngüsel ekonomi kredisinin devamı niteliğinde olduğunu belirterek “AFD ile imzaladığımız bu anlaşma, ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasında öncelikli alanların başında gelen döngüsel ekonomi temasına vereceğimiz en kapsamlı destek olmasıyla da ayrışıyor. Bu yıl Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı COP31 Zirvesi’ne yaklaşırken döngüsel ekonomi alanındaki yatırımların finansmanına ve farkındalığın artırılmasına doğrudan katkı sağlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz” dedi. TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası), Fransız Kalkınma Ajansı’ndan (AFD) 150 milyon Euro tutarında kaynak temin etti. Sağlanan bu kaynakla Türkiye’de döngüsel ekonomi alanındaki yatırımlara ve bu alandaki uygulamalarını geliştirmeyi hedefleyen şirketlere finansman desteği sunulması amaçlanıyor. TSKB ev sahipliğinde bankanın İstanbul’da bulunan Genel Müdürlük binasında gerçekleşen imza törenine Fransa Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont, Fransa İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton ve AFD Grup Türkiye Direktörü Xavier Muron katıldı. Söz konusu kaynak, 2022 yılında imzalanan ve başarılı bir şekilde tamamlanan 80 milyon Euro tutarındaki döngüsel ekonomi kredisinin devamı niteliğini taşıyor. Temin edilen ilk kredi kapsamında sağlanan hibe anlaşması çerçevesindeki teknik danışmanlık süreci de yeni anlaşmayla birlikte devam ediyor. TSKB, Döngüsel Ekonomi Yol Haritası ile bu alandaki stratejisini belirlerken birçok sektör temsilcisi ile iş birliklerini zenginleştiriyor. AFD ile imzaladıkları bu yeni anlaşmayla iş birliklerini daha da ileri taşımaktan duydukları memnuniyeti paylaşan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “Bu krediyle birlikte 2005 yılından bu yana AFD’den sağladığımız toplam kaynak tutarı 675 milyon Euro’ya ulaştı. Döngüsel ekonomi, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda giderek daha fazla önem kazanıyor. Sağladığımız finansmanla kaynak verimliliğini artıran, yeniden kullanım ve geri dönüşümü destekleyen yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. 2022 yılında hayata geçirdiğimiz döngüsel ekonomi kredimizin devamı niteliğindeki bu yeni anlaşma ile iş ortaklarımızın bu alandaki dönüşümlerine destek olurken, ölçme ve gelişim metodolojileri içeren kredi modellerimiz, mühendislik ve teknik danışmanlık yetkinliklerimizden aldığımız güçle döngüsel ekonomiye geçiş sürecinde ülkemiz yatırımlarına nitelikli katkı vermeye devam ediyoruz. Ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda döngüsel ekonomi finansmanına yönelik yüksek bir odaklılıkla çalışıyoruz. Bu yıl Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesi yaklaşırken döngüsel ekonomi alanındaki yatırımların finansmanına ve farkındalığın artırılmasına doğrudan katkı sağlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz” diye kaydetti. AFD Grubu Türkiye Direktörü Xavier Muron, “TSKB ile imzaladığımız bu dokuzuncu anlaşma, uzun soluklu bir ortaklığın neler başarabileceğinin kanıtıdır. Yirmi yılı aşkın süredir, ortak bir vizyona dayanan ve her yeni anlaşmanın bir öncekinden daha ileri gittiği nadir rastlanan bir ilişki inşa ettik. TSKB’nin döngüsel ekonomi ilkelerini finansman stratejisine entegre etme taahhüdü, AFD’nin kendi önceliklerini yansıtırken örnek teşkil eden bir ortağı desteklemek bizim için gerçek bir gurur kaynağı” diye konuştu. Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont “Bu anlaşma, Fransa-Türkiye ortaklığının derinliği ve canlılığını bir kez daha ortaya koyuyor. Finansmanın ötesinde, bu anlaşma sürdürülebilir kalkınmanın bir kısıtlama değil, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yaparak küresel iklim gündeminin tam merkezine oturduğu bu dönemde, iki ülkenin birlikte değerlendirmeye kararlı olduğu bir fırsat olduğuna dair ortak inancımızı yansıtıyor” dedi. TSKB ve AFD, 2005 yılından bu yana yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, sağlık, eğitim, çevre, sürdürülebilir turizm ve kadın istihdamı gibi pek çok alanda önemli projelere imza attı. 2016 yılında başlayan ve 2019 yılında devam eden kadın istihdamı temalı iş birliklerine ek olarak, 2022 yılında sağlanan 80 milyon Euro tutarındaki ilk döngüsel ekonomi kredisinin başarıyla tamamlanmasının ardından bu yeni kredi hayata geçiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Japon Tekniği İle Nakış Fikirlerini Keşfettiler Haber

Japon Tekniği İle Nakış Fikirlerini Keşfettiler

Kökeni Japonya’ya dayanan Sashiko, geçmişte kıyafetleri onarmak ve dayanıklılığını artırmak amacıyla kullanılan bir teknik olarak ortaya çıktı. Zamanla estetik bir ifade biçimine dönüşen bu “sessiz dikişler”, tekrar eden geometrik desenleri ve sade çizgileriyle dikkat çekiyor. Eğitmenliğini Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Duygu Ercan’ın üstlendiği atölye çalışmasına katılan öğrenciler unutulmaz bir gün geçirdi. KUMAŞ ÜZERİNDE İZ BIRAKMANIN HEYCANINI YAŞADILAR Atölye boyunca yalnızca bir nakış tekniğini öğrenmekle kalmayan öğrenciler; sabır, tekrar ve sadeliğin estetiğini deneyimleyerek, üretim sürecinin meditatif yönünü de keşfetti. Her bir ilmekte ritim yakalayan katılımcılar, kumaş üzerinde iz bırakmanın anlamını yeniden yorumladı. KOT PARÇALAR YENİDEN HAYAT BULDU Atölyeye katılan öğrenciler, kendi hikâyesini taşıyan kot parçaları ile ceket, yelek, pantolon ve eteklerini yanlarında getirdi. “Geleneksel Sashiko” desenleriyle bu parçalar yeniden tasarlandı. Böylece hem sürdürülebilir moda anlayışına katkı sağlandı hem de geçmiş ile bugün arasında yaratıcı bir köprü kuruldu. Eskiyen ya da kullanılmayan denim ürünlerin yeniden değerlendirilmesi, tekstil sektöründe giderek önem kazanan “yeniden kullanım” ve “dönüştürerek tasarlama” anlayışını da destekledi. MODA AKADEMİSİ’NDE UYGULAMALI VE YENİLİKÇİ EĞİTİM Moda Akademisi, düzenlediği atölye ve eğitim programlarıyla katılımcılarına yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda tasarım vizyonu kazandırmayı hedefliyor. Akademide; Temel ve ileri düzey dikiş teknikleri, moda tasarımı ve koleksiyon hazırlama, kalıp çıkarma ve model uygulama, tekstil yüzey tasarım, sürdürülebilir moda ve geri dönüşüm uygulamaları, el sanatları ve geleneksel tekniklerin çağdaş yorumları gibi pek çok alanda uygulamalı eğitimler veriliyor. YARATICILIĞIN SESSİZ RİTMİ Bu kapsamda gerçekleştirilen Sashiko atölyesi de hem geleneksel el sanatlarını yaşatmayı hem de genç tasarımcı adaylarının farklı kültürlerden ilham alarak özgün çalışmalar üretmesini amaçladı. “Sessiz Dikişlerin Hikâyesi: Sashiko” workshopu katılımcılara yoğun akademik programlarının arasında hem yaratıcı hem de dinlendirici bir üretim alanı sundu. İlmeklerin ritminde buluşan öğrenciler, tasarımın yalnızca estetik değil, aynı zamanda duygusal bir süreç olduğunu deneyimledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektronik Atıklar Doğaya Değil Geri Dönüşüme Haber

Elektronik Atıklar Doğaya Değil Geri Dönüşüme

Çankaya Belediyesi tarafından yürütülen Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Toplanması ve Geri Dönüşüme Gönderilmesi Projesi hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda, Belediyenin İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü ekipleri, Ankara Çınar Lions Kulübü yetkililerinin teslim ettiği kullanım ömrünü tamamlamış elektrikli ve elektronik eşyaları teslim alarak geri dönüşüm sürecine dahil etti. Geri dönüşüme katkı, çevrenin korunması ve sürdürülebilir bir gelecek adına önemli bir örnek oluşturdu. KAYNAĞINDA AYRI TOPLAMA BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR Doğayı en fazla kirleten atık türlerinin başında gelen elektronik atıklar, içerdikleri ağır metaller ve zararlı bileşenler nedeniyle kontrolsüz şekilde doğaya bırakıldığında ciddi çevre ve insan sağlığı riskleri oluşturuyor. Elektronik atıkların kaynağında ayrı toplanarak geri dönüşüme gönderilmesi ya da yeniden kullanım projelerinde değerlendirilmesi çevre sağlığı için büyük önem taşıyor. Proje ile geri dönüşüm sayesinde hem tehlikeli atıkların çevreye zarar vermesi önleniyor hem de ülke ekonomisine katkı sağlanarak hammadde ihtiyacının karşılanması ve evsel atık yükünün azaltılması hedefleniyor. SIFIR ATIK HAREKETİNE DAVET Çankaya Belediyesi’nin elektrikli ve elektronik atık toplama uygulaması, sıfır atık hedefleri doğrultusunda örnek bir çevre hizmeti olarak öne çıkıyor. Belediye, bu uygulama ile vatandaşları elektronik atıklarını çöpe atmak yerine geri dönüşüme kazandırmaya teşvik ederken, doğaya duyarlı bir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına da katkı sunuyor. Çankaya Belediyesi, tüm kurum ve vatandaşları elektronik atıklarını ayrı toplayarak sıfır atık hareketine destek vermeye davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dolap, 2024’te İkinci El Satışlarla 307 Bin Tonu Aşkın Karbon Salımının Önüne Geçti Haber

Dolap, 2024’te İkinci El Satışlarla 307 Bin Tonu Aşkın Karbon Salımının Önüne Geçti

İkinci el pazar etkisi yalnızca çevresel kazanımlarla sınırlı kalmayarak, su tasarrufu, tekstil atığının azaltılması ve ekonomik-sosyal fayda alanlarında da somut kazanımlar ortaya koyuyor. Kullanıcılar arasında güvenli, pratik ve sürdürülebilir bir alışveriş köprüsü kurarak ikinci el alışverişi erişilebilir bir modele dönüştüren Dolap, Döngüsel Etki Raporu’nun ikincisini yayınladı. Dolap üzerinden geçtiğimiz yıl 16 milyondan fazla ürün yeniden dolaşıma kazandırılırken, her bir satış yeni üretim ihtiyacını azaltarak doğal kaynak kullanımı, enerji tüketimi ve karbon salımı üzerinde pozitif etki yarattı. Dolap’ta gerçekleşen her alışveriş, ürünlerin yaşam döngüsünü uzatarak kullan–at anlayışına alternatif tüketim kültürünü güçlendiriyor. Rapor, ikinci el alışverişin daha adil, erişilebilir ve sürdürülebilir bir tüketim modeline geçişte kritik bir rol oynadığını ortaya koyarken, kullanıcılarıyla birlikte oluşturulan bu döngünün gezegen yararına kalıcı bir dönüşüm yaratma potansiyeline sahip olduğunu vurguluyor. İkinci El Alışverişle Ölçülebilir Çevresel Etki Raporda yer alan veriler, ikinci el alışverişin bireysel bir tercih olmanın ötesinde, iklim kriziyle mücadelede anlamlı bir araç olduğunu ortaya koyuyor. Tek bir giysinin ikinci el dolaşımına sokulması ortalama 25–30 kg karbondioksit salımını engellerken, yeniden kullanım geri dönüşüme kıyasla yüzde 90’a varan enerji tasarrufu sağlıyor ve binlerce litre su kullanımının önüne geçiyor. 2024 yılı boyunca Dolap üzerinden gerçekleşen satışlar sayesinde önlenen 307 bin 340 ton karbon salımı, 80 bin 456 benzinli aracın bir yıl boyunca trafikten çekilmesine, 71 bin 882 evin yıllık elektrik tüketimine veya 177 milyon litre dizel kullanımına eşdeğer bir kazanca karşılık geliyor. Bu sonuçlar, ikinci el alışverişin ölçülebilir etkilerini net olarak ortaya koyuyor. Karbon ayak izi azaltımında en yüksek katkı; Kadın ve Erkek, Elektronik, Ev ve Yaşam ile Bebek ve Çocuk kategorilerinde gerçekleşti. Satış verileri baz alınarak 2024 yılında karbon salımının en fazla önlendiği ürünler arasında pantolon, kahve makinesi, bebek arabası ve puset gibi ürün grupları öne çıktı. 2024’te Satılan 8 Milyon Giyim Ürünüyle 307 Bin Ton Karbon Eşdeğeri ve 35,7 Ton Tekstil Atığı Önlendi 2024 yılında Dolap üzerinden satılan 8 milyona yakın giyim ürünü sayesinde 446 milyon litre su kullanımının, 35,7 ton tekstil atığının ve 307 bin 340 ton CO₂e karbon ayak izinin oluşması önlendi. Genel giyim sektörü ortalamaları esas alınarak yapılan hesaplamalar, Dolap’ta yeniden satışa sunulan tekstil ürünleri sayesinde 3 bin 245 kişinin bir yılda oluşturacağı toplam tekstil atığının sistem dışına çıkmasının önlendiğini ortaya koyuyor. İkinci El Satış, Birinci El Fayda Dolap’ın yarattığı etki yalnızca çevresel boyutla sınırlı kalmıyor. Kullanmadıkları ürünleri ikinci el olarak satarak gelir elde eden binlerce kadın, hem ev ekonomisine katkı sağlıyor hem döngüsel ekonomiyi destekliyor. Bu döngü, ekonomik tasarrufla birlikte toplumsal dayanışmayı da destekleyen bir etki alanı oluşturuyor. Dolap, döngüsel ekonomi yaklaşımını sosyal etki projeleriyle desteklemeyi sürdürüyor. Depremden etkilenen kadınlara yönelik hayata geçirilen “Hayallerime Giden Yol” programı kapsamında satış ve dijital mağazacılık eğitimleri verilerek, katılımcıların sürdürülebilir gelir elde etmeleri destekleniyor. Platform ayrıca, “Giy, Sat, Bağışla” yaklaşımıyla kullanıcıların satış gelirlerinden sivil toplum kuruluşlarına bağış yapabilmesine imkan tanıyor. İkinci El Z Kuşağında Yeni Tüketim Normuna Dönüşüyor Raporda yer alan küresel veriler, ikinci el alışverişin özellikle genç nesilde hızla yaygınlaştığını gösteriyor. Z kuşağının önemli bir bölümü ikinci el giyimi yeni bir tüketim normu olarak görürken, küresel ikinci el pazarının önümüzdeki yıllarda hızla büyümesi bekleniyor. Dolap, dijitalleşme ile döngüsel ekonomiyi buluşturan yapısıyla, bu dönüşümün Türkiye’deki en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. İl bazında yapılan hesaplamalar, Dolap üzerinden gerçekleşen ikinci el satışların Türkiye’nin dört bir yanındaki illerde yalnızca bireysel değil, bölgesel ölçekte de karbon salımını azalttığını ortaya koyuyor. Satışların çevresel etkisi, il düzeyinde ortalama ürün başına düşen karbon ayak izi verileriyle hesaplanarak, döngüsel ekonominin yaygınlaştıkça çevresel faydayı ülke geneline yayılan somut bir etkiye dönüştürebildiğini gösteriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.