Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yenilenebilir Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Yenilenebilir Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenebilir Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COLIN’S Üçüncü Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı Haber

COLIN’S Üçüncü Sürdürülebilirlik Raporunu Yayımladı

Şirket, 2030 yılına kadar enerji tüketiminin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılama, kadın yönetici oranını %50’ye yükseltme ve mağaza sayısını 35 ülkede 800’e çıkarma hedefiyle dikkat çekiyor. COLIN’S, yayınladığı üçüncü Sürdürülebilirlik Raporu’nda 2024 yılı boyunca çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında kaydedilen gelişmeleri ve 2030 vizyonunu paylaştı. Raporda yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, etik tedarik zinciri, çeşitlilik ve sürdürülebilir tasarım alanlarında somut adımlar öne çıkıyor. COLIN’S Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, 2024 yılının hem finansal hem de sürdürülebilirlik açısından güçlü bir yıl olduğunu vurgulayarak, “Bu büyümeyi yalnızca ekonomik başarıyla değil, çevreye ve topluma karşı duyduğumuz sorumlulukla da destekledik. ‘Gezegenden ve İnsandan Sorumluyuz’ yaklaşımımız doğrultusunda sürdürülebilirlik ilkelerini iş süreçlerimizin odağına yerleştirdik” dedi. Hazır giyimi sorumlu giyime dönüştürme hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmaların yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı olmadığını belirten Yavuz Eroğlu, “Attığımız adımlar tedarik zincirimizden müşteri deneyimimize, dijitalleşme projelerimizden inovatif çözümlerimize kadar uzandı. Karbon ayak izimizi azaltmaya, kaynak kullanımında verimliliği artırmaya, sosyal etkilerimizi daha olumlu hale getirmeye yönelik çalışmalarımıza hız kazandırdık” diye konuştu. Yenilenebilir enerjide güçlü adım COLIN’S, sürdürülebilirlik yolculuğunda en somut adımlarından birini enerji alanında attı. Şirket, 2024 yılında aldığı çağrı mektubuyla Niğde’de 2,5 MW kurulu güce sahip Arazi Tipi Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımına başlıyor. Bu proje sayesinde faturası doğrudan COLIN’S’e ait olan 49 mağaza ile Türkiye’deki lojistik ve dağıtım üssü COLIN’S Dağıtım Merkezi’nin elektrik ihtiyacının tamamı güneşten karşılanacak. Yıllık 5,5 milyon kWh elektrik üretimi öngörülen santral, yaklaşık 30 milyon TL’lik enerji maliyetini yenilenebilir kaynaklardan karşılayacak. COLIN’S, proje devreye alındığında, 49 mağaza ve COLIN’S Dağıtım Merkezi’nin elektrik giderlerini sıfırlamayı ve karbon salımını önemli ölçüde azaltmayı hedefliyor. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı şirketi koruyacak olan yatırım, COLIN’S’in 2030’da tüm enerji tüketimini yenilenebilir kaynaklara dayandırma vizyonunun da ilk büyük ölçekli uygulaması olma özelliğini taşıyor. Mağazalarda enerji yönetim sistemi COLIN’S, mağaza operasyonlarını dönüştürerek 2024’te 44 mağazasını daha enerji yönetim sistemine entegre etti ve böylece toplam mağazalarının %80’i sisteme dahil edildi. Enerji verimliliğine yönelik bu hamle çevresel etkileri azaltırken finansal katkı da sağladı. 6,5 milyon TL’lik yatırım sayesinde yalnızca bir yılda 650.000 kWh tasarruf elde edildi. Enerji yönetim sistemine yönelik yatırımlar, COLIN’S’in çevresel etkisini azaltma hedefini somut biçimde destekledi. Sağlanan enerji tasarrufu sayesinde önemli miktarda karbon salımı engellendi; bu etki, binlerce ağacın yıllık karbon tutumuna eşdeğer bir fayda yarattı. Böylece hem çevreye duyarlı bir operasyon modeli güçlendirildi hem de 2024 yılı itibarıyla 4 milyon TL’ye ulaşan bir finansal tasarruf sağlandı. Enerji yönetim sistemleri, mağazalardaki aydınlatma, iklimlendirme ve tüm cihazların gerçek zamanlı izlenip optimize edilmesini mümkün kılıyor. Böylece gereksiz tüketim önleniyor, şirketin karbon ayak izi kayda değer ölçüde azalıyor. Ürünlerde sürdürülebilir yenilikler COLIN’S, moda koleksiyonlarında çevreye duyarlı üretimi güçlendirmeye devam ediyor. 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre şirket, doğal kaynak tüketimini azaltan ve ürünlerin ömrünü uzatan yenilikçi projeleri devreye aldı. Bunların başında, 2024’te İlkbahar-Yaz ve Sonbahar-Kış sezonlarında toplam 616 bin 134 adet erkek dış giyim ürününün %77’sine ve kadın dış giyim ürünlerinde toplam 344 bin 828 adedin %73’üne uygulanan Su İticilik Apre Projesi geliyor. Bu teknoloji, ürünleri suya ve kire karşı daha dayanıklı hale getirirken, daha az yıkanma ihtiyacı sayesinde su ve enerji tasarrufu sağlıyor ve ürün ömrünü uzatıyor. Uzun süredir sürdürülen Ekolojik Jeans Koleksiyonu, inovatif yıkama teknikleriyle denimde su, enerji ve kimyasal tüketimini önemli ölçüde azalttı. Color Denim Koleksiyonu ise, top boyama teknikleri ve çevre dostu boyarmaddelerle hem trend hem de doğa dostu tasarımlar sundu. Elyaf kullanımında da son yıkama yerine viskon, modal, polyester ve poliamid gibi yumuşak dokulu elyaflar tercih edilerek su ve kimyasal tüketimi düşürüldü. Ayrıca COLIN’S Dağıtım Merkezi’nin aldığı Sıfır Atık Belgesi ve tüm aksesuar etiketlerinde FSC sertifikalı kâğıtlara geçiş doğal kaynakların korunmasında önemli bir adım oldu. 1,1 milyon kolinin 401 bini yeniden kullanıldı COLIN’S, sürdürülebilirlik stratejisinin önemli ayaklarından biri olan atık yönetiminde dikkat çekici sonuçlar elde etti. 2022’de dağıtım merkezinde başlayan Sıfır Atık uygulaması, 2023’te cadde mağazalarına da yaygınlaştırıldı; ayrıştırma alanları kurularak geri dönüştürülebilir malzeme oranı artırıldı. 2024’te yapılan 1,1 milyon koli sevkiyatının 401 bini yeniden kullanıldı. Bu süreçte yeniden kullanılan koliler sayesinde önemli miktarda karton tasarrufu sağlandı ve yapılan hesaplamalara göre yaklaşık 2.700 ağacın kesilmesini önlemekle eşdeğer bir çevresel fayda elde edildi. Bu uygulama hem maliyetlerde hem de çevresel etkilerde tasarruf sağladı. Ayrıca mağaza donanımlarında geri dönüştürülmüş ahşap, doğal mankenler ve geri dönüştürülmüş askılar tercih edilerek çevre dostu tasarım anlayışı benimsendi. COLIN’S’te kadın yönetici oranı %33’e yükseldi COLIN’S, insan kaynağını sürdürülebilirlik stratejisinin merkezine koyarak çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılıkta önemli ilerlemeler kaydetti. 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre kadın yönetici oranı %33’e yükseldi; bu artış, liderlik pozisyonlarında kadın temsilini güçlendirme hedefine doğru atılmış önemli bir adım oldu. Şirket, işe alımlarının %14’ünü yeni mezunlardan gerçekleştirerek genç yeteneklere fırsat sundu. Ayrıca çalışan gelişimine yönelik yatırımlar kapsamında 2024’te 135.732 saat eğitim ve 2.650 saat iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildi. Dijitalleşmeye 3,1 milyon dolarlık yatırım COLIN’S, dijitalleşmeyi müşteri deneyimini güçlendiren, operasyonel verimliliği artıran ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik bir alan olarak konumlandırıyor. 2024’te dijitalleşme ve inovasyona yapılan 3.1 milyon dolarlık yatırım sayesinde iş süreçleri optimize edildi, enerji tüketimi azaltıldı, kaynak yönetimi iyileştirildi ve karbon ayak izi küçültüldü. Dijital dönüşüm vizyonu üretim ve operasyonun ötesine geçerek İnsan Kaynakları’na da taşındı. Bu kapsamda uygulanan Dijital Olgunluk Projesi, süreçlerin teknik ve kültürel dönüşüm düzeyini analiz ederek çalışan deneyimini güçlendirdi ve kurumsal verimliliği artırdı. Toplumsal katkı stratejinin merkezinde COLIN’S, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel ve ekonomik boyutlarıyla değil, toplumsal fayda yaratarak da hayata geçiriyor. 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre şirket, iş stratejilerini toplumsal gelişimle birlikte kurguluyor ve bu sorumluluğu paydaşlarıyla şeffaf biçimde paylaşıyor. Toplumsal katkı, müşterilerin ötesinde çalışanlar, tedarikçiler, gençler ve geniş toplulukları kapsıyor. Bu kapsamda üniversite öğrencilerinin kariyer yolculuklarına destek sağlayan projeler yürütülüyor, genç yeteneklerin yaratıcılıklarını ortaya koyabilecekleri platformlar oluşturuluyor. Etik ve sorumlu tedarik COLIN’S, sürdürülebilirlik vizyonunu tedarik zincirinde de somut adımlarla hayata geçiriyor. Etik değerlere bağlı, çevre dostu tedarikçilerle iş birlikleri kurarak gezegenin korunmasına ve işin geleceğinin güvence altına alınmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilirliğe bütüncül bakış COLIN’S, sürdürülebilirliği enerji verimliliğinden döngüsel tasarıma, etik tedarikten toplumsal yatırımlara ve dijitalleşmeye uzanan çok boyutlu bir dönüşüm alanı olarak ele alıyor. Şirket, tüm operasyonlarını çevresel sorumluluk, toplumsal fayda ve uzun vadeli değer yaratma ilkeleri doğrultusunda yeniden şekillendiriyor. COLIN’S, attığı her adımı yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların dünyasına duyduğu sorumluluğun bir parçası olarak görüyor; sürdürülebilir modayı herkes için erişilebilir kılmayı hedefliyor.

Gençler İklim Krizini Doğada Ele Aldı   Haber

Gençler İklim Krizini Doğada Ele Aldı  

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi ve Bir Bulut Olsam Derneği iş birliğinde Nilüfer Belediyesi Fadıllı Havacılık ve Doğa Sporları Merkezi’nde düzenlenen “İklim Krizi ve Doğa Etkinliği”, gençlerin çevre bilincini artırmayı hedefledi. Etkinlikte doğada keyifli vakit geçiren, takım oyunları oynayan ve geri dönüştürülebilir malzemelerden kukla yapan gençler, sonrasında Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş ile gençlik ve iklim odağında kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdi. ATIK YÖNETİMİNDE ÖNCÜ ADIMLAR Söyleşide, gençlerin en çok merak ettiği konulardan biri olan atık yönetimi hakkında bilgiler veren Güleş, Nilüfer Belediyesi’nin bu konuda öncü olduğunu ve henüz mevzuat çıkmadan ambalaj atıklarını çöpten ayrı topladığını vurguladı. Geri dönüştürülebilir atıkların toplanma sürecine değinen Güleş, atıkların karışık olarak toplanmasına rağmen daha sonra Toplama Ayırma Tesisi’ne gönderildiğini belirtti. Güleş, bu tesiste cam, kağıt, plastik ve metallerin kategorilerine göre ayrıldığını, her malzemenin farklı alıcısı ve dönüştürücüsü olduğunu ifade etti. Nilüfer Belediyesi Atık Getirme Merkezi’nin, 2020 yılından bu yana Alaaddinbey Ek Hizmet Binası kampüsünde faaliyet gösterdiğini söyleyen Güleş, “Bu merkezde, tekstil atıkları, elektronik atıklar, pil ve akümülatörler, tıbbi atıklar, atık motor yağları ve atık bitkisel yağlar dahil 14 ayrı türde atık ayrı toplanarak, lisanslı firmalar aracılığıyla kontrollü bir şekilde bertaraf ediliyor” dedi. BİTKİSEL ATIK YAĞLARA DİKKAT ÇEKTİ Özellikle bitkisel atık yağların çevreye verdiği zararlara dikkat çeken Güleş, kullanılmış bitkisel yağların lavaboya dökülmesinin, kanalizasyon sistemlerini tıkayarak büyük maliyetlere yol açtığını kaydetti. Toprağa karışmasının ise yeraltı sularını kirlettiğini ve yangınlara sebep olduğunu anlatan Güleş, su ortamına dökülen yağların, suyun üzerini kaplayarak oksijen transferini engellediğini ve su altındaki canlı yaşamını bitirdiğini ifade etti. Güleş, lisanslı firmalar tarafından toplanan atık yağların daha çevreci bir yakıt olan biyodizele dönüştürüldüğünü de sözlerine ekledi. İKLİM KRİZİ VE ULUSLARARASI HEDEFLER Artık kullanılan kavramın “iklim değişikliği” değil, sonuçları itibarıyla günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir “iklim krizi” olduğunu vurgulayan Güleş, krizin su yoksunluğu, yangınlar, sel ve fırtına gibi aşırı hava olayları olarak kendini gösterdiğini anlattı. Uluslararası hedefin, küresel sıcaklık artışının sanayi devrimi öncesine göre 1,5 derece ile sınırlanması olduğunu hatırlatarak, bunun için fosil yakıtlardan çıkılması, ulaşım metotlarının gözden geçirilmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesi gerektiğini belirtti. GERİ DÖNÜŞÜM ÇALIŞMALARI Nilüfer Belediyesi’nin geri dönüşüm konusundaki çalışmalarından da bahseden Güleş, belediyenin pazarlardan toplanan sebze, meyve atıkları ile hizmet binalarından çıkan çay ve kahve posalarını kullanarak kompost tesisi işlettiğini kaydetti. Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün budama atıklarından da kompost üretildiğini belirten Güleş, bu kompostun toprak kalitesini iyileştirip su tutma kapasitesini artırdığına dikkat çekti ve isteyen vatandaşlara ücretsiz olarak sunulduğunu ekledi. SORUNLARI İLETİN Konuşmasında gençlere önemli bir çağrı da yapan Güleş, sosyal medya ve dijital kanalları kullanarak, belediyeleri çalıştırmalarını söyledi. Çevrelerinde gözlemledikleri sorunları ilgili kurumlara iletmelerini tavsiye eden Güleş, yerel yöneticilerin bu taleplere büyük önem verdiğini de sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Kadın Masa Tenisi Takımına Anlamlı Destek Haber

CW Enerji’den Kadın Masa Tenisi Takımına Anlamlı Destek

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, spora ve sporcuya verdiği desteği sürdürüyor. Firma bu kapsamda Samsun Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi Mezunları Spor Kulübü (Samsun Kolejliler) Kadın Masa Tenisi Takımı’na sponsor olarak kadın sporcuların gelişimine katkı sağlamayı ve genç nesillere sporu sevdirmeyi hedefliyor. Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, spora verdikleri desteğin sadece bir sponsorluk değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk anlayışlarının bir parçası olduğunu söyledi. Sarvan, “CW Enerji olarak her zaman topluma değer katan projelerin içinde yer almayı önemsiyoruz. Spor disiplin, azim ve takım ruhu gibi kavramları genç nesillere kazandıran en güçlü alanlardan biridir. Bu bilinçle Samsun Kolejliler Kadın Masa Tenisi Takımı’na destek vererek, kadın sporcularımızın başarı yolculuğuna katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi. Kadınların sporda daha fazla yer almasının, ülkenin geleceği açısından büyük bir öneme sahip olduğuna dikkat çeken Sarvan, “Kadınların sporun her alanında görünür olması hem toplumsal gelişim hem de sürdürülebilir başarı açısından son derece kıymetli. Kadın sporcularımızın elde ettiği başarılar gençlerimize ilham veriyor, onlara cesaret kazandırıyor. Biz de CW Enerji olarak, bu ilhamın yayılmasına katkı sağlamayı görev biliyoruz. Bir kadın sporcu başarıya ulaştığında, aslında bir toplumun enerjisi yükseliyor. Onların azmi, kararlılığı ve mücadelesi hepimize örnek oluyor. Bu yüzden spora yapılan her destek geleceğe yapılan bir yatırımdır. Biz de CW Enerji olarak bu anlayışla hareket ediyoruz” diye konuştu. Başarı hikayelerinin bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz Sarvan, CW Enerji’nin sporun farklı branşlarına verdiği desteğin süreklilik arz ettiğini belirterek, bu alandaki yatırımların şirketin toplumsal değer yaratma vizyonunun önemli bir unsuru olduğunu kaydetti. Sarvan, “Enerji sektöründeki öncülüğümüzü sosyal alanlarda da sorumluluk bilinciyle desteklemeye çalışıyoruz. Türkiye Yağlı Güreş Ligi’ne ana sponsor olmamız da bu anlayışın bir sonucu. Geleneksel sporlarımızın yaşatılması kültürel mirasımızın korunması açısından büyük bir önem taşıyor. Bu tür organizasyonlarda yer almak hem spora hem de ülkemizin değerlerine olan bağlılığımızı gösteriyor” dedi. Amacımız toplumsal gelişime katkı sağlamak Sarvan, şirketin spora desteğinin yalnızca kısa vadeli başarılarla sınırlı olmadığını, sürdürülebilir bir yaklaşım benimsediklerini belirterek, şöyle devam etti: “Bizim için spor toplumun enerjisini yükselten, birlik ve motivasyonu artıran bir olgudur. Bu nedenle hem kadın sporcuların hem de farklı branşlardaki genç yeteneklerin yanında olmaya devam edeceğiz. Amacımız sadece enerji üretmek değil; ülkemize değer katmak, gençlerimize ilham olmak ve toplumsal gelişime katkı sağlamak.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Proje Finansmanı 2024’te %185 Büyüdü Haber

Türkiye’de Proje Finansmanı 2024’te %185 Büyüdü

Türkiye’de proje finansmanı piyasası, bir süredir devam eden dalgalı görünümün ardından yeniden hareketlenerek temkinli de olsa dikkat çekici bir büyüme performansı ortaya koydu. Branchout Türkiye tarafından yayımlanan Proje Finansmanı İşlemleri Görünümü Raporu, 2024 yılında proje finansmanı işlem hacminin bir önceki yıla göre %185 artarak 7,3 milyar dolara, finansal kapanışı gerçekleştirilen işlem adedinin ise %36 artışla 15’e yükseldiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, proje finansmanı piyasalarının iki yıllık zayıf performansın ardından kademeli fakat güçlü bir toparlanma sürecine girdiğini gösteriyor. Türkiye’nin küresel proje finansmanı piyasasındaki payı %1, Avrupa’daki payı ise %3 seviyesinde gerçekleşirken, uluslararası yatırımcı ilgisinin yeniden görünür hâle geldiği ve stratejik projelerin finansman kapasitesinin güçlendiği görülüyor. Ulaştırma ve Yenilenebilir Enerji Sektörleri Lider Konumda 2024 yılı sektörel dağılımına bakıldığında, ulaştırma sektörü toplam 3,7 milyar dolarlık işlem hacmiyle yılı lider olarak kapatırken, yenilenebilir enerji sektörü 9 işlemle adet bazında en yüksek aktivitenin gerçekleştiği alan oldu. Dönemin öne çıkan büyük ölçekli işlemleri arasında Ceyhan Polipropilen Üretim Tesisi (1,7 milyar dolar), Yerköy–Kayseri Yüksek Hızlı Tren Projesi (1,4 milyar dolar), Kuzey Marmara Otoyolu Nakkaş–Başakşehir Kesimi (1,3 milyar dolar) ve YEKA RES-2 Rüzgâr Enerjisi Portföyü (1,3 milyar dolar) yer aldı. Bu işlemler toplam proje finansmanı hacminin yaklaşık üçte ikisini oluşturdu ve Türkiye’nin enerji dönüşümü, altyapı geliştirme ve sanayi kapasitesini artırmaya yönelik projelerde proje finansmanının ne kadar kritik bir rol oynadığını açık bir şekilde gösterdi. Uluslararası Finansman Kaynaklarının Rolü Güçlü 2024 yılında gerçekleşen 15 işlemin 13’ünde uluslararası finansal kuruluşların yer alması, dış kaynaklı finansmanın Türkiye proje finansmanı ekosistemindeki belirleyici rolünü bir kez daha gösterdi. Toplam 5,8 milyar dolarlık dış finansman girişi, önceki döneme kıyasla kayda değer bir artış anlamına geliyor. Bu süreçte EBRD, KfW, Proparco, DEG, DFC ve UKEF gibi uluslararası kurumlar öne çıkarken, yerel tarafta özellikle TSKB, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik odaklı projelerde aktif rolünü sürdürdü. İşlem Türleri: Yeni Yatırımlar Ağırlıkta Proje finansmanı işlemlerinin türlere göre dağılımı, Türkiye’de yatırımların niteliğine ilişkin önemli bir görünüm sunuyor. 2024 yılında işlemlerin %71’i birincil finansman, %23’ü portföy finansmanı, %6’sı ise refinansman olarak gerçekleşti. Bu kompozisyon, Türkiye’de proje finansmanının ağırlıklı olarak yeni yatırımların, kapasite artışlarının ve stratejik projelerin hayata geçirilmesini destekleyen bir yapı sergilediğini ortaya koyuyor. Küresel Piyasalar: Yeşil ve Dijital Dönüşüm Odağında Güçlü Büyüme Branchout Türkiye’nin küresel analizine göre, 2024 yılında dünya genelinde proje finansmanı piyasaları belirgin bir ivme kazandı. Küresel işlem hacmi bir önceki yıla göre %17 artarak 784 milyar dolara ulaşırken, proje finansmanı hacminin küresel GSYH içindeki payı %0,7 ile analiz döneminin en yüksek seviyesine çıktı. Yenilenebilir enerji sektörü, küresel işlem hacminin yaklaşık yarısını oluşturarak liderliğini korudu; telekomünikasyon sektörü ise 2024 yılında işlem hacmini neredeyse ikiye katlayarak en hızlı büyüyen sektör oldu. Son 10 yılda 27 adet mega proje (10 milyar dolar üzeri) finanse edilirken, geleneksel olarak petrol ve doğal gaz ağırlıklı olan bu listeye son iki yılda yarı iletken üretim tesisleri ve gigawatt ölçekli yenilenebilir enerji portföyleri de eklendi. Bu eğilim, küresel proje finansmanı piyasasının enerji dönüşümü ve dijitalleşme ekseninde yeniden şekillendiğini gösteriyor. Branchout Türkiye’den Değerlendirmeler Branchout Türkiye Kurumsal Finansman ve Strateji Lideri Kürşat Doğan, değerlendirmesinde şunları söyledi: “Proje finansmanı piyasası, uzun süre temkinli ilerleyen yatırım ortamının ardından yeniden hareketlenme sinyalleri veriyor. Hem işlem hacminde hem de sektörel çeşitlilikte ortaya çıkan görünüm, Türkiye’de yatırım finansmanı dinamiklerinin dengeli bir normalleşme sürecine girdiğini gösteriyor. Ayrıca analizlerimiz, 2024 yılı proje finansmanı işlemlerinde borçlanma yapısının toplam sermaye bileşimi içinde %85,5 seviyesinde seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu oran, yatırımların büyük ölçüde dış kaynaklı uzun vadeli finansmanla desteklendiğini teyit ediyor.” Proje Finansmanı ve Sürdürülebilirlik Lideri Mehmet Hüseyin Yılmaz, yenilenebilir enerji odaklı eğilimi şöyle değerlendirdi: “Yenilenebilir enerji projeleri, işlem adetlerinde dikkat çekici bir paya sahip. Bu eğilim, Türkiye’nin yeşil dönüşüm vizyonunun hem ulusal politikalar hem de uluslararası finansman kuruluşları tarafından desteklendiğini ve sürdürülebilir projelere yönelik yatırım ilgisinin giderek güçlendiğini gösteriyor.” Uluslararası Finansman Lideri Ahmet Anıl, uluslarası finansman perspektifini şu sözlerle aktardı: “Uluslararası finansal kuruluşların projelerdeki belirgin varlığı, Türkiye’nin küresel finansman ekosistemindeki konumunu güçlendiriyor. Bu güçlü dış kaynak ilgisi, proje finansmanı piyasasında gözlenen toparlanma sürecinin en kritik bileşenlerinden birini oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karaca’da Karbon-Nötr Teslimat Devri: Sürdürülebilir Dönüşümde Öncü Bir Adım Haber

Karaca’da Karbon-Nötr Teslimat Devri: Sürdürülebilir Dönüşümde Öncü Bir Adım

Marka, online siparişlerde teslimat kaynaklı karbon emisyonlarını hesaplayarak dengelediği Karbon-Nötr Teslimat uygulamasını hayata geçirdi. Bu yenilikçi sistem; teslimat mesafesine göre karbon ayak izini hesaplarak, uluslararası standartlarda doğrulanmış projelerden sağlanan karbon kredileriyle emisyonları birebir karşılıyor. Böylece Karaca, e-ticaret teslimatlarında karbon dengeleme uygulamasını Türkiye’de operasyonlarına entegre eden markalar arasında yerini alıyor. Karaca hayata geçirdiği, sürdürülebilirlik faaliyetleri kapsamında geliştirilen Karbon-Nötr Teslimat uygulaması; her siparişin çevresel etkisi, şeffaf ve teknik olarak doğrulanmış bir yöntemle hesaplanıyor. Depodan çıkış noktası, teslimat adresine olan mesafe gibi verilerle belirlenen karbon emisyonu, yenilenebilir enerji yatırımlarını destekleyen karbon kredileriyle tamamen dengeleniyor. Böylece her sipariş, müşteriye karbon-nötr bir şekilde ulaştırılmış oluyor. Şeffaf ve Doğrulanabilir Bir Teslimat Yaklaşımı Karaca uygulaması veya websitesinden siparişini tamamlayan her Karaca müşterisi, ekranda görünen: “Tebrikler! Siparişin karbon-nötr olarak gönderiliyor.” mesajıyla süreç hakkında anında bilgilendiriliyor. Sipariş detay ekranında ise “Karbon-Nötr Teslimat Nedir?” ve “Nasıl Gerçekleştiriyoruz?” başlıkları altında modelin sade, anlaşılır ve teknik doğruluğu yüksek bir açıklaması sunuluyor. Bu yapı, Karaca’nın sürdürülebilirlik çalışmalarında benimsediği farkındalık yaratma ve müşteriyi sürece dahil etme misyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor. Karaca Sürdürülebilirlik Yöneticisi İrem Doğu, uygulama hakkında; “Bu çalışma, iklim değişikliğine uyum stratejimizin güçlü bir adımı. Amacımız, müşterilerimizin herhangi bir ek işlem yapmasına gerek kalmadan teslimatların iklim üzerindeki etkisini görünür kılmak. Teslimat kaynaklı karbon emisyonlarını yenilenebilir enerji projelerini finanse eden karbon kredileriyle dengelediğimiz bu model, hem şeffaf hem de hesap verebilir bir sürdürülebilirlik yaklaşımının sonucu. Karaca olarak dönüşümü sorumlulukla yönetiyoruz.” Dedi.

Ülker, “2050 Net Sıfır” Hedefine Emin Adımlarla İlerliyor     Haber

Ülker, “2050 Net Sıfır” Hedefine Emin Adımlarla İlerliyor   

Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker, sürdürülebilirlik vizyonu kapsamında yürüttüğü çevresel, ekonomik ve sosyal dönüşüme katkı sunan çalışmalarıyla “2050 Net Sıfır” hedefine kararlılıkla ilerliyor. Sürdürülebilirliğin dünyanın geleceğine yön veren, ülkemizin kalkınmasını ve toplumun refahını doğrudan etkileyen kritik bir konu olduğunu belirten Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, bu alanda başarının ortak sorumluluk almakla mümkün olduğunu söyledi. Kaynakları koruyarak, israfı önleyerek, uzun vadeli düşünerek büyümeyi hedeflediklerini dile getiren Kölükfakı, “2050, yalnızca bir tarih değil; çocuklarımıza bırakacağımız dünyanın şekilleneceği kritik bir eşik. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2050’de artan nüfus ve iklim olayları nedeniyle gıda üretiminin %70 artırılması gerekiyor. İklim kriziyle mücadelede gıda sektörünün; sahip olduğu önemli değişim ve uyum potansiyeline rağmen, bundan en çok etkilenecek sektörler arasında yer aldığının farkındayız. Bu tablo da sürdürülebilirliğin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı. “Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı temel alıyoruz” “Kurucumuz Sabri Ülker’den miras kalan unun gramını, suyun damlasını, emeğin değerini koruyan ‘İsrafsız Şirket’ kültürü, 1944’ten bu yana DNA’mızda yer alıyor” diyen Özgür Kölükfakı, sürdürülebilirlik çalışmalarının izlenebilir ve denetlenebilir olması için Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını (SKA) temel aldıklarını vurguladı. Kölükfakı, “Çalışmalarımızla bu 17 amaçtan 11’ine hizmet ediyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimizi Dünyamız, Değer Zinciri, Çalışanlar ve Toplum başlıkları altında topladık. Uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerimizi açıkladığımız 2014’ten bu yana karbon salım artışı olmadan büyüyen, birim başına su tüketimimizi yüzde 42,2 azaltmış, ham maddelerin yüzde 99,5’ini bitmiş ürüne dönüştüren bir şirketiz” değerlendirmesinde bulundu. Plastik ambalajlarımız yıl sonunda %100 geri dönüştürülebilir olacak Bugün itibarıyla plastik ambalajlarının %99’undan fazlasını geri dönüştürülebilir, tekrar kullanılabilir veya kompostlanabilir hale getirdiklerini kaydeden Özgür Kölükfakı, “ Hedefimiz %100’dü. Sene sonunda bunu yakalayacağız. Bu sayede ambalaj kullanımı kaynaklı emisyonlarımızı düşüreceğiz. Üretimden tedarik zincirine, Ar-Ge’den ambalaja, inovasyondan dijital dönüşüme kadar her alanda sürdürülebilirliği işimizin merkezine koyuyoruz. İşimizin devamlılığını sağlamak ve iklim değişikliğinin operasyonlarımız üzerindeki etkisini azaltmak için hayata geçirdiğimiz onarıcı ve sürdürülebilir tarım uygulamalarında teknolojiyi etkin kullanıyoruz. Bu projelerle çevresel ve sosyal etkimizi bütüncül bir yaklaşımla yönetiyor, çiftçilerimizin refahını artırmak, teknoloji ve yeni metotlarla ilgili bilgi seviyesini yukarı taşımak için birlikte çalışıyoruz” diye konuştu. “Çalışmalarımızla uluslararası seviyede takdir görüyoruz” Ülker’in çalışmalarının uluslararası platformlarda da takdir gördüğünü dile getiren Kölükfakı sözlerine şöyle devam etti: “Sürdürülebilirlik çatısı altında yaptıklarımızla Standard&Poor’s Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde üst üste 5 kez yer almamız, London Stock Exchange Group (LSEG) sürdürülebilirlik endeksinde kategorimizde dünya birincisi* olmamız doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Sürdürülebilirlik her zaman işimizin merkezinde olacak. İsrafsız şirket kültürümüzle, çevreye ve insana saygılı üretim anlayışımızla, her lokmada mutluluk vererek, daha yaşanabilir bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz. Toplumsal etkimizi genişlettiğimiz, performansımızla kimseyi beklemeden dünyamızın yarınları için ürettiğimiz bir geleceğe hazırlanıyoruz. Hedefimiz 2050 Net Sıfır şirket olmak. “Sürdürülebilir tarımı destekliyoruz” Ülker Operasyonel Mükemmellik, ISG, Kalite ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Süheyl Aybar da 2014’te koydukları uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerine ilerlerken öncü uygulamalara imza attıklarını söyledi. Aybar, buğday, fındık, kakao gibi tarımsal ham maddelerin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak projeler geliştirdiklerine işaret ederek, şu bilgileri aktardı: “Sürdürülebilir buğday tarımına destek olmak için Onarıcı Tarım, yeni buğday türleri ıslahı ve buğdayın tarlada mineraller bakımında zenginleştirilmesini sağlayan Biyofortifikasyon projelerini sürdürüyoruz. “Fındıktan Fazlası” projemize fındıkta iyi tarım uygulamaları eğitimleri, toprak analizleri, mikrobiyal gübre ve fidan temini, zararlılarla mücadeleyi kapsayacak şekilde devam ediyoruz. Kakaodan Fazlası projesiyle ise kakao tedarik zincirinde iklim değişikliğinin oluşturduğu çevresel etkileri azaltmaya ve projenin, iş birliği içinde olduğumuz çiftçiler üzerindeki sosyal etkisini artırmaya odaklanıyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için bütüncül bir bakış açısı. Bu bakış açısıyla 2014’te açıkladığımız sürdürülebilirlik hedeflerimizde önemli sonuçlar elde ettik: 2024’te Türkiye fabrikalarımızda elektrik tüketimimizin tamamını yenilenebilir** kaynaklardan sağladık. Böylece 101 bin ton sera gazı salımını engelledik. Plastik kullanımını 140 ton, kâğıt kullanımını 220 ton düşürdük; lojistikte Yeşil Rota projemizle 4.849 ton karbon salımını önledik.” “Orta vade hedefimiz 2030” 2030’a kadar tüm fabrikalarında olduğu gibi depolarında da elektrik tüketiminin %100’ünü yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı hedeflediklerine dikkat çeken Süheyl Aybar, konuşmasına şöyle devam etti: ”Lojistik kaynaklı karbon salımını 2019’a kıyasla %30 azaltmak, birim su tüketimini 2014’e kıyasla %45 düşürerek 250 bin metreküp su ve atık suyu geri kazanmak, gıdadaki net kayıpları %0,5’in altına düşürmek, 2030’a kadar onarıcı tarım uygulamalarını 10 bin dekar alana çıkarmak gibi hedeflerimiz var.2050 yolunda ise elektrikli fırın dönüşümleri, yeşil enerji yatırımları, karbon yakalama teknolojileri ve ürünlerimizin nakliyesinde kullandığımız elektrikli araçlar gibi yenilikçi çözümler üzerinde çalışıyoruz. 2050 Net Sıfır hedefimize ulaşmak için, %90’lık emisyon azaltımına ulaştıktan sonra, kalan zorunlu emisyonları dengelemek için karbon kredileri ve yenilikçi teknolojilere yatırım yapacağız. Sürdürülebilirliği işimizin merkezinde tutarak daha yaşanabilir bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CK Enerji Çamlıbel Elektrik’ten Sektörde Bir İlk Haber

CK Enerji Çamlıbel Elektrik’ten Sektörde Bir İlk

Sivas, Tokat ve Yozgat’ı kapsayan rapor, bölgesel kalkınmadan yatırım planlamasına kadar birçok alanda önemli bir rehber niteliğine sahip. CK Enerji Çamlıbel Elektrik Tarımın Enerjisi Raporu’na göre, tarımsal faaliyet abonelerinin elektrik tüketimi, sulamaların yoğun olduğu ilk 9 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,97 arttı. Geçen yıl üç ilde toplam elektrik tüketimi içinde yüzde 8,30 olan tarımsal faaliyet abonelerinin payı, bu senenin ilk 9 ayında ise yüzde 11,18’e yükseldi. Tarımsal faaliyet abonelerinin sadece yüzde 5,4’ünü kadınlar oluştururken 18-24 yaş genç abonelerin payı ise yüzde 0,4’lerde kaldı. Enerji sektörünün öncü şirketi CK Enerji Çamlıbel Elektrik; Sivas, Tokat ve Yozgat’ta tarımsal faaliyette bulunan abonelerinin, yaş ve cinsiyet dağılımından elektrik tüketimine kadar pek çok veriyi içeren “Tarımın Enerjisi Raporu”nu açıkladı. CK Enerji Çamlıbel Elektrik Genel Müdürü Muharrem Bülbül, “sektörde bir ilk olan raporun” sadece enerji sektörüne değil, bölgesel kalkınma stratejilerinin belirlenmesine, tarımsal verimliliğin artırılmasına ve sürdürülebilir yatırımların planlanmasına da önemli bir rehber niteliği taşıyacağını söyledi. TOPLAM TÜKETİMİN YÜZDE 11,18’İ TARIMSAL ABONELERDEN GELDİ Teknolojiye yaptıkları yatırımla görevli tedarik şirketi olarak hizmet verdikleri Sivas, Tokat ve Yozgat’taki tarımsal faaliyet abonelerinin profillerine yönelik değerli verilerden “CK Enerji Çamlıbel Elektrik Tarımın Enerjisi Raporu”nu oluşturduklarını belirten Muharrem Bülbül, “Tarımsal faaliyetler hem bölge ekonomisinin hem de ülkemizin geleceği açısından stratejik öneme sahip. Biz CK Enerji olarak tarımın enerjisini doğru yönetmenin, üreticilerimize sürdürülebilir bir gelecek sunmanın temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Bu raporla birlikte, tarımsal enerjinin bugünkü tablosunu ortaya koyarken geleceğin ihtiyaçlarına da ışık tutmak istedik. Raporumuza göre geçen yılın ilk 9 ayında tarımsal faaliyet abonelerimizin elektrik tüketimi 162,3 milyon kWh iken bu yıl aynı dönemde bu rakam yüzde 11,97 artarak 181,8 milyon kWh’nin üzerine çıktı. İklim değişikliğinin de etkisi ile bu yaz azalan yağışlar, kuraklık ve su kaynaklarının yetersizliği sonucu elektrikli sulama pompalarının daha yoğun kullanılması bu artışın ana en önemli nedenleri arasında yer aldı. Söz konusu abonelerin yüzde 91’inden fazlası tarımsal sulama kapsamında hizmet alırken, geçen yıl toplam tüketim içinde yüzde 8,30 olan tarımsal faaliyet abonelerinin toplam tüketimdeki payı, 2025 yılının ilk 9 ayında yüzde 11,18’e yükseldi” dedi. TARIMSAL TÜKETİMDE YOZGAT İLK SIRADA CK Enerji Çamlıbel Elektrik Tarımın Enerjisi raporunda üç ildeki tarımsal faaliyet abonelerinde 2012 yılından bu yana gözlenen büyük artışa da yer verildi. Rapora göre Sivas, Tokat ve Yozgat’ta tarımsal faaliyetlere yönelik abone sayısı, 2012 yılında 625 iken 2025 yılı itibarıyla 8 bin 369’a ulaştı. Aradan geçen sürede bölgedeki tarım abone sayısı yüzde 1.239 arttı. Tarımsal faaliyet aboneleri alt kırılımına bakıldığında 7 bin 672 abone ile tarımsal işletmeler birinci sırada yer alırken hayvancılık işletmeleri 697 abone ile ikinci sırada yer aldı. Tarımsal faaliyet abonelerinin illere göre dağılımda Tokat yüzde 23, Sivas yüzde 33,9, Yozgat ise yüzde 43,1 paya sahip oldu. Üç il arasında Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesi, 1.417 aboneyle en fazla tarımsal faaliyet abonesine sahip bölge olarak öne çıktı. Bu sayı, toplam tarım abonelerinin yaklaşık yüzde 17’sine karşılık gelirken Boğazlıyan’ı 911 aboneyle Sivas Merkez izledi. TARIMDA GENÇLERİN PAYI YÜZDE 0,4 KADINLARIN PAYI YÜZDE 5,4 Raporun bir diğer dikkat çekici verisi ise yaş aralığı ve cinsiyet dağılımı oldu. Üç ildeki abonelerin sadece yüzde 0.4’lük kısmını genç yaş olarak tabir edilen 18–24 yaş aralığında olurken yüzde 63,6’sını yetişkin yaş olarak tabir edilen 25–64 yaş aralığı, yüzde 36’lık kısmını ise 65 yaş ve üzeri aboneler oluşturdu. Cinsiyet dağılımı incelendiğinde, tarımsal faaliyet abonelerinin yüzde 82,6’sının erkek, yüzde 5,4’ünün ise kadın olduğu görüldü. Bu arada abonelerin yüzde 12,1’i tüzel kişi kategorisinde yer aldı. Kadın abone oranının yüzde 8,6 ile Tokat’ta en yüksek seviyede olması, bölgedeki tarımsal katılımın coğrafi olarak da farklılık gösterdiğini ortaya koydu. TARIMSAL İŞLETMELER YENİLENEBİLİR ENERJİYE YÖNELİYOR İklim değişikliğinin etkisi ile son yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretim ve tüketimindeki payı artarken, CK Enerji Çamlıbel Elektrik’in Tarımın Enerjisi Raporu’nda bölgede bu yöndeki gelişmelere de yer verildi. CK Enerji Çamlıbel Elektrik’in hizmet bölgesi olan Sivas, Tokat ve Yozgat’ta tarımsal faaliyet gösteren işletmeler tarafından kurulan yenilenebilir enerji santrallerinin 2025 yılının ilk 9 ayında toplam üretimi 2,5 milyon kWh’ye ulaşırken, tarımsal işletmelerin bu santrallerden tükettikleri enerji ise 1,9 milyon kWh’yi buldu. EĞİTİMLERLE TARIMDA ENERJİ VERİMLİLİĞİNE DESTEK CK Enerji Çamlıbel Elektrik, yalnızca verileri analiz eden bir kurum olarak değil, aynı zamanda üreticilerin enerji verimliliği bilincini artıran bir paydaş olarak da sahada aktif rol üstlendiğini raporla bir kez daha ortaya koydu. Tarımın Enerjisi Raporu’na şirketin yürüttüğü Enerji Okuryazarlığı Projesi kapsamında 2022 yılında Tokat’ın Akyamaç ve Kemalpaşa köylerinde meyve üreticilerine yönelik eğitim programları düzenlendiğinin altı çizildi. Bu eğitimlerde, tarımsal sulamada enerji tasarrufu sağlayacak yöntemler, uygun elektrik tarifeleri, yenilenebilir enerji kullanımı, verimli sulama teknikleri ve doğru ekipman seçimi gibi konularda bilgi paylaşıldı.

Schneider Electric EcoStruxure ADMS ve Inavitas’tan Başkent EDAŞ’a Şebeke Yönetim Hizmeti Haber

Schneider Electric EcoStruxure ADMS ve Inavitas’tan Başkent EDAŞ’a Şebeke Yönetim Hizmeti

Schneider Electric ve teknoloji ortağı Inavitas, Ayedaş ve Toroslar EDAŞ ile birlikte Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nin üç dağıtım şirketinden biri olan Başkent EDAŞ’ın (Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş.) şebeke yönetim sistemini geleceğe taşımak üzere stratejik bir anlaşmaya imza attı. Ankara dahil 7 ilde yaklaşık 4,6 milyon aboneye hizmet veren Başkent EDAŞ, “Başkent EDAŞ SCADA Yenileme Projesi” kapsamında operasyonel verimliliğini ve hizmet kalitesini artırmak için Schneider Electric’in öncü EcoStruxure Gelişmiş Dağıtım Yönetim Sistemi (ADMS) çözümünü tercih etti. Proje, mevcut SCADA sisteminin yenilenmesi, Dağıtım Yönetim Sistemi’ni (DMS) ve Türkiye’de ilk defa kullanılacak olan Dağıtık Enerji Kaynakları Yönetim Sistemi’ni (DERMS) kapsıyor. Türkiye'de ilk kez devreye alınacak bu teknoloji; özellikle artan yenilenebilir enerji santralleri ve elektrikli araç şarj istasyonları nedeniyle yönetimi giderek zorlaşan şebekenin, kararlılığını koruyarak maksimum seviyede yeşil kaynağı sisteme dahil etmesine olanak tanıyacak. Bu entegre yapı, yenilenebilir enerji kaynaklarının şebekeye sorunsuz dahil edilmesini sağlarken, Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) gibi kritik bilgi teknolojileri sistemleriyle tam entegrasyon sunacak. Projenin en önemli bileşenlerinden birini oluşturan siber güvenlik katmanı için Schneider Electric’in Operasyonel Teknolojiler (OT) alanında global tecrübeye sahip ve marka bağımsız çözümler sunabilen uzman ekibinden de destek alınacak. Bu kapsamda, altyapı tasarımı IEC 62443 siber güvenlik standartlarının tüm gerekliliklerine tam uyum sağlayacak şekilde gerçekleştirilecek. Bu iş birliği sayesinde, EPDK tarafından yayınlanan “Enerji Sektöründe Siber Güvenlik Yetkinlik Modeli Yönetmeliği”’ne tam uyumlu, en üst düzeyde bir altyapı tesis edilecek. “Türkiye’nin enerji altyapısı dijitalleşme ile güçleniyor” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Schneider Electric Türkiye ve Orta Asya Bölge Güç Sistemleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Özalp, şunları söyledi: “Enerjisa grubunun üç dağıtım şirketinden biri konumundaki Başkent EDAŞ gibi değerli bir iş ortağının dijitalleşme yolculuğunda yer almaktan gurur duyuyoruz. EcoStruxure ADMS platformumuz, şebeke operasyonlarında izleme ve kontrolden çok daha fazlasını sunarak analiz ve optimizasyon yetenekleriyle verimliliği en üst seviyeye taşıyor. Platformumuzun gücünü, tecrübeli çözüm ortağımız İnavitas’ın uzmanlığıyla birleştiren bu proje, sadece Başkent EDAŞ’ın operasyonel mükemmelliğine katkı sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda Türkiye’nin enerji altyapısının modernizasyonu ve arz güvenliği için de önemli bir adım olacak.” “Sürdürülebilir enerji için sektörümüze öncü olmaya devam edeceğiz” Devreye alınacak yeni teknolojiyi değerlendiren Enerjisa Dağıtım Şirketleri Genel Müdürü Oğuzhan Özsürekci ise “Enerjisa Dağıtım Şirketleri olarak, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde Türkiye’nin enerji altyapısını geleceğe hazırlamaya devam ediyoruz. Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nden Başkent EDAŞ’ta devreye alacağımız yeni nesil şebeke yönetim sistemiyle, dağıtım ağımızı daha akıllı, esnek ve çevreci hale getiriyoruz. Bu sistem sayesinde yenilenebilir enerji kaynaklarının şebekeye entegrasyonu, gerçek zamanlı izleme ve otomasyon kabiliyetleriyle en üst seviyeye taşınacak. Böylece hem hizmet sürekliliğini hem de enerji verimliliğini artırarak, kullanıcılarımıza daha dayanıklı, güvenli ve düşük karbonlu bir enerji hizmeti sunacağız. Enerjisa Dağıtım Şirketleri olarak ‘Daha iyi bir gelecek‘ hedefimiz doğrultusunda kesintisiz, kaliteli ve sürdürülebilir enerji için yeni teknolojilerimizi kullanarak çalışmaya devam ederken, sektörümüze öncü olmaya devam edeceğiz. ” dedi. Inavitas CEO, Erman Terciyanlı, konuyla ilgili olarak “Başkent EDAŞ ADMS projesini Türkiye’nin enerji dağıtım altyapısında dijital dönüşümün en somut örneklerinden biri olarak değerlendirdi. “Schneider Electric ile güçlü iş birliğimizi, ülkemizin en önemli dağıtım şirketlerinden biri olan Başkent EDAŞ ile birlikte bu projede ileri bir seviyeye taşımaktan gurur duyuyoruz. Inavitas olarak, mühendislik gücümüz ve yazılım çözümlerimizle Türkiye’nin regülasyonlarına ve saha dinamiklerine uygun şekilde geliştirdiğimiz sistemlerin, dağıtım şebekelerinin verimliliğini ve sürdürülebilirliğini artıracağına inanıyoruz. Enerji sektöründe dijitalleşme ve yerli katma değer odaklı çözümler üretmeye devam edeceğiz.'' Schneider Electric’in şebeke operasyon yazılımları partneri İnavitas, projenin Türkiye regülasyonlarına uygun, anahtar teslim bir şekilde hayata geçirilmesinde ve sistemin sürdürülebilirliğinde kilit bir rol üstlenecek. Bu iş birliği, Inavitas ve Schneider Electric’in Türkiye'deki kritik altyapıyı modernize etme ve enerji sektörüne en son teknolojiye sahip dijital çözümler sunma kararlılığını bir kez daha ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye, 2026 Enerji Depolama Dönüşümüne Hazırlanıyor Haber

Türkiye, 2026 Enerji Depolama Dönüşümüne Hazırlanıyor

Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS), 25 Kasım 2025’te İstanbul’da gerçekleştirdiği basın toplantısında sektörün güncel görünümünü, 2026 yol haritasını ve Türkiye’nin küresel rekabetini artıracak stratejik adımları kamuoyu ile paylaştı. Basın toplantısında dünya çapında 90 milyar doları aşan enerji depolama pazarına dikkat çeken EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, küresel enerji sistemlerindeki verimsizliklerin, artan elektrik kayıplarının ve yenilenebilir enerjinin dalgalı yapısının depolamayı artık zorunlu hale getirdiğini belirtti. 25 Kasım 2025’te İstanbul’da gerçekleştirilen toplantı, Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, Başkan Yardımcısı Dr. Alper Terciyanlı ile birlikte sektör temsilcilerinden Bülent Mindek, Akgün Diker, Ergün Atasoy, Mustafa Tekdaş, Ekrem Gültekin, Ercan Dinçer, Edip Katayıfçı ve Ferhat Dumlu katılımıyla düzenlendi. Toplantıda, enerji depolama ekosisteminin mevcut durumu, mevzuat değişiklikleri, 2026 projeksiyonları ve sektörde hızlanan yerli üretim adımları kapsamlı şekilde ele alındı; Türkiye’nin enerji dönüşümünde depolamanın üstleneceği kritik rol hazırlandı. KÜRESEL ENERJİNİN %66’SI BOŞA GİDİYOR Dünya genelinde üretilen primer enerjinin yaklaşık %66’sının dönüşüm süreçlerinde kaybolduğunu belirten EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı; “Birçok ülkede iletim ve dağıtım kayıplarının %8–22 aralığında seyrettiğini, yenilenebilir üretimde ise %5–30 arasında değişen curtailment nedeniyle milyonlarca megavatsaat enerjinin şebekeye aktarılamadığını görüyoruz. Bu tablo, küresel ölçekte üretim artsa bile elektriğin önemli bir bölümünün kullanılmadan boşa gittiğini gösteriyor. Dolayısıyla depolama teknolojileri artık yalnızca destekleyici bir unsur değil, enerji mimarisinin merkezinde yer alıyor. Türkiye’de artan sanayi talebi, yükselen yenilenebilir kurulu güç ve enerji arz güvenliğinin stratejik önemi depolamayı ulusal ölçekte zorunlu kılıyor. Özellikle güneş enerjisinde yaşanan mevsimsel üretim dengesizlikleri ancak depolama yoluyla yönetilebilir. Yaz aylarında yüksek üretim şebekeyi zorlayıp sisteme tam olarak aktarılamazken; kış aylarında güneşlenme süresinin sert biçimde düşmesi arz açığı yaratıyor. Bu da şu anlama geliyor: Yazın üretilen fazla enerjiyi depolayıp kışa taşıyamadığınız sürece yenilenebilir enerji yatırımlarının gerçek anlamda sürdürülebilirliğinden söz edemezsiniz. Bu örnek yalnızca güneş için geçerli değil; sınırlı olan tüm enerji kaynakları için aynı durum söz konusu. Enerjiyi depolamadığımız sürece hiçbir kaynağı sürdürülebilir hale getiremeyiz.” dedi. 2026 TÜRKİYE’DE DEPOLAMA YATIRIMLARININ SAHAYA İNDİĞİ YIL OLACAK 2026 yılının enerji depolama sektörü için bir dönüm noktası olacağını belirten Tutaşı; Tahsis edilen 33.000 MW’lık hibrit kapasitenin yanı sıra 6.000–7.000 MW aralığında öngörülen müstakil depolama projelerinin önemli bir bölümünün yıl içinde fiziki inşaat ve devreye alma aşamasına geçmesini bekliyoruz. 2026’da Türkiye’nin ilk büyük ölçekli batarya destekli güneş ve rüzgâr santrallerinin işletmeye alınmasıyla birlikte bu tesislerin şebekede yan hizmetler, pik yönetimi ve frekans regülasyonu gibi kritik alanlarda aktif rol üstlenmesini öngörüyoruz. Yerli batarya üretimi için yapılan OEM başvurularının sonuçlanması, enerji yönetim yazılımlarının ticarileşmesi ve konteyner–BMS çözümlerinde yerli tedarik zincirinin olgunlaşmasıyla 2026, depolama teknolojilerinin ithal edilmekten çıkıp Türkiye’de üretilen bir yapıya dönüşmeye başladığı bir yıl olacak. Bu gelişmeler ışığında 2026, yalnızca kapasite tahsis edilen bir dönem değil; depolama teknolojilerinin sahada gerçek anlamda devreye alındığı bir döneme geçiş yılı olacaktır.” Açıklamasında bulundu. 11 KASIM ADIMI, ŞEBEKE ESNEKLİĞİNİN DEPOLAMAYLA SAĞLANABİLECEĞİNİ ORTAYA KOYUYOR depolama yatırımlarının önünü açan en kritik unsurun regülasyon dinamikleri olduğunu vurgulayan Tutaşı, “Türkiye, 2022 sonrası yayımlanan enerji depolama yönetmeliğiyle son derece agresif ve yatırımcı dostu bir çerçeve oluşturdu. Standartların, sertifikasyon süreçlerinin ve teknik kriterlerin netleşmesiyle birlikte yatırım ortamı her geçen gün daha da güçleniyor. Uzun vadeli planlama yapabilmek için öngörülebilir fiyatlandırma mekanizmalarının oluşturulması ise sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından kritik önem taşıyor. 11 Kasım 2025 düzenlemesi de depolamanın sistemdeki zorunlu rolünün en güncel örneklerinden biridir. Bu düzenlemeyle birlikte üreticilere belirli bir dönem boyunca anlaşma güçlerinin üzerinde enerji verebilme imkânı tanındı. Bu adım, arz güvenliğini desteklerken özellikle kış döneminde sistem esnekliğini artırdı. Aynı zamanda bu gelişme, depolamanın ani talep artışları ile şebekedeki dengesizliklerin yönetimi açısından ne kadar kritik bir rol üstlendiğini net biçimde ortaya koydu. Fazla üretimin depolanabilmesi hâlinde, bu tür dönemsel baskıların çok daha etkin şekilde yönetilebileceğini açıkça görüyoruz.” Dedi. ELEKTRİKTE %40 TALEP ARTIŞINA KARŞI DEPOLAMA GEREKSİNİMİ HIZLA BÜYÜYOR Basın toplantısında Küresel depolama piyasası ve 2030 görünümüne değinen EDSİS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Alper Terciyanlı; “Dünya Enerji Görünümü 2025 açıkça gösteriyor ki, elektrikleşme hızlandıkça esneklik artık sistemin kırılgan noktası haline geliyor. Küresel elektrik talebinin 2035’e kadar %40 artacağı bir ortamda; serinleme yükleri, veri merkezleri ve sanayideki elektrifikasyon dalgası şebekeleri benzeri görülmemiş bir baskı altında bırakıyor. Bugün yaşanan kesintilerin %85’inin şebeke ekipmanlarından kaynaklanması, artan hava olayları ve 400 TWh’i aşan veri merkezi talebiyle birleşince depolama yalnızca bir ‘dengeleme unsuru’ olmaktan çıkıyor; doğrudan bir güvenlik bileşenine dönüşüyor. Kısa süreli depolama güneş ağırlıklı sistemlerde, orta–uzun süreli depolama ise rüzgâr ağırlıklı yapılarda kesintisiz bir işletme için artık zorunlu. Üretim yatırımları son 10 yılda %70 artarken şebeke yatırımlarının yalnızca %25 artmış olması da tabloyu netleştiriyor: Depolama olmadan yüksek yenilenebilir penetrasyonu ekonomik değil, sürdürülebilir değil ve güvenli değil. Geleceğin enerji sistemi; talep yönetimi, verimlilik ve depolamanın entegre edildiği, esnekliği merkezine alan bir modelle ayakta kalacak.” Açıklamalarında bulundu. Enerji depolama sektörünün yalnızca bugünün değil, önümüzdeki on yılın da en kritik teknoloji alanlarından biri olduğunu vurgulayan Terciyanlı, “Ham maddeden yazılıma, ekipmandan konteyner üretimine kadar tüm bileşenlerde yerli kapasite oluşturmalıyız. Bunu başardığımızda Türkiye yalnızca depolama teknolojisini kullanan değil, teknoloji ihraç eden bir ülke haline gelir. Sektörün hızla büyüyen doğası, start-up ekosistemi için de güçlü bir potansiyel barındırıyor. Yakın dönemde Türkiye’den ses getirecek yeni enerji teknolojilerinin çıkacağına inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.