Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yenilenebilir Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Yenilenebilir Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenebilir Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB Ve Ferrari Hypersail, Yenilenebilir Enerji Teknolojileri İçin İş Birliği Yapıyor Haber

ABB Ve Ferrari Hypersail, Yenilenebilir Enerji Teknolojileri İçin İş Birliği Yapıyor

ABB bugün, ABB’nin elektrifikasyon uzmanlığını dünyanın en iddialı açık deniz performans mücadelesiyle buluşturan Ferrari Hypersail ile teknoloji ortaklığını duyurdu. Elektrifikasyon Ortağı olarak ABB, denizcilik güç sistemleri, doğru akım (DC) teknolojisi ve gelişmiş elektrik sistemleri alanlarındaki uzmanlığıyla bu mücadeleyi destekleyecek. Ferrari Hypersail, yenilenebilir enerjiyle çalışan çığır açan 100 fitlik bir monohull hidrofoil teknesidir. Tekne, sürdürülebilir denizcilik performansının sınırlarını zorlamak üzere tasarlanmış olup hızı, gemi üzerinde enerji üretimini ve güç yönetimini teknik açıdan en zorlu ortamlardan birinde bir araya getiriyor. ABB, bu ortaklığa doğru akım teknolojisinde 25 yılı aşkın deneyimini ve bu alanda 700’den fazla patentten oluşan portföyünü taşıyor. Elektrifikasyon Ortağı olarak ABB, enerji yönetimi, denizcilik elektrik sistemleri, enerji depolama ve akıllı izleme alanlarındaki uzmanlığıyla Ferrari Hypersail’i destekleyecek. Ferrari Hypersail, ABB’ye gelişmiş elektrifikasyon, doğru akım mimarileri ve akıllı enerji yönetiminin zorlu açık deniz koşullarında dayanıklılığı ve verimliliği nasıl artırabileceğini göstermek için yüksek performanslı bir ortam sunuyor. Yenilenebilir enerji üretimini, depolamayı, izlemeyi ve güç dağıtımını gerçek zamanlı olarak dengelemeyi gerektiren bu koşullar, yeni nesil endüstriyel mikroşebekelerin geliştirilmesi açısından kritik önem taşıyor. ABB Elektrifikasyon İş Kolu Başkanı Giampiero Frisio, “Ferrari Hypersail, ABB’ye doğru akım teknolojisinin sınırlarını zorlamak için iş ortaklarımızla nasıl iş birliği yaptığımızı gösterebileceğimiz benzersiz bir platform sunuyor,” dedi. “Ferrari Hypersail, sistemlerimizin endüstride karşılaştığı en zorlu koşullarla kıyaslanabilecek şartlarda çalışmak üzere tasarlandı. ABB’nin rolü, elektrifikasyon ve otomasyon teknolojilerinin endüstrilerin sınırları aşmasına ve rekor kıran performansa ulaşmasına nasıl yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Bu gibi bir mücadeleden elde edilen deneyimler, denizcilik ve yenilenebilir enerjiden veri merkezlerine ve endüstriyel mikroşebekelere kadar farklı sektörlerde müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu dayanıklı ve verimli güç sistemlerini geliştirmemize katkı sağlayabilir. ” Ferrari Hypersail Proje Lideri Enrico Voltolini’ye göre ortaklık, görevin hayata geçirilmesi için gereken teknik temeli sağlıyor. Voltolini, “Hypersail tamamen yenilenebilir enerjiyle çalışıyor,” dedi. “Dünyanın en zorlu okyanus ortamlarında haftalar boyunca kendi kendine yeterli olmak zorunda. ABB’nin elektrifikasyon uzmanlığının projeye dahil olması değerli bir operasyonel avantaj sağlıyor.” Ferrari Hypersail’in doğru akım mimarisi, 48V ve 800 VDC’de çalışan sistemleriyle yüksek performanslı, kendi kendine yeterli bir mikroşebeke işlevi görecek. Aşırı soğuk, tuz serpintisi, basınç ve hareket koşullarında çalışırken kritik navigasyon, foil kontrolleri, güvenlik sistemleri ve tahrik için güç üretecek, depolayacak ve yönetecek. ABB ekibi, doğru akım sistem entegrasyonu, gerçek zamanlı izleme, akıllı güç dağıtımı ve denizde dayanıklılık alanlarındaki uzmanlığıyla Ferrari Hypersail’i destekleyecek. Projeden elde edilecek içgörüler, deniz taşımacılığı, veri merkezleri ve yenilenebilir enerji altyapısı dahil olmak üzere çeşitli endüstriler için gelişmiş güç sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak. ABB daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. ABB, mühendislik ve dijitalleşme alanlarındaki uzmanlığını birleştirerek endüstrilerin yüksek performansta çalışırken daha verimli, üretken ve sürdürülebilir hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. ABB’de biz buna ‘Engineered to Outrun’ diyoruz. ABB, 140 yılı aşkın geçmişe ve dünya çapında 110.000’den fazla çalışana sahiptir. Şirketin hisseleri SIX İsviçre Borsası (ABBN) ve Nasdaq Stockholm’de (ABB) işlem görmektedir. www.abb.com Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uludağ Elektrik’ten Sürdürülebilir Enerji Tüketimine Sertifikalı Destek Haber

Uludağ Elektrik’ten Sürdürülebilir Enerji Tüketimine Sertifikalı Destek

Türkiye’nin enerji dönüşümünde yenilenebilir kaynakların payı hızla yükseliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Temmuz 2026 verilerine göre, Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün yüzde 62,8’i yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Enerjideki bu dönüşüm, işletmelerin kullandıkları elektriğin kaynağına ve sürdürülebilirlik çalışmalarına da daha fazla odaklanmasını beraberinde getiriyor. Uludağ Elektrik ise sunduğu yenilenebilir enerji sertifikalarıyla müşterilerinin enerji tüketimlerini belgelendirmelerine ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Uludağ Elektrik, müşterilerinin elektrik tüketimlerini yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilişkilendirmelerine ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemelerine olanak sağlıyor. I-REC (International Renewable Energy Certificate) ve YEK-G (Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Belgesi) gibi yenilenebilir enerji sertifikalarıyla işletmeler, kullandıkları elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini belgelendirebiliyor. Yenilenebilir enerji tüketimi belgelenebiliyor Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC), yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik enerjisinin kaynağının takip edilmesine ve tüketimle ilişkilendirilmesine imkan sağlayan uluslararası bir sertifikasyon sistemi olarak öne çıkıyor. Sertifika; elektriğin üretildiği tesis, üretim tarihi ve enerji kaynağı gibi bilgileri içeriyor. Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, yenilenebilir enerji kullanımının işletmeler açısından giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, “Enerji dönüşümünün hızlandığı bir dönemde işletmelerin enerji tüketimleri ile birlikte, bu enerjinin kaynağını da dikkate almaları gerekiyor. Uludağ Elektrik olarak müşterilerimizin sürdürülebilirlik yolculuklarına yenilenebilir enerji sertifikalarıyla destek oluyoruz. I-REC ve YEK-G gibi uygulamalar sayesinde işletmeler, elektrik tüketimlerini yenilenebilir kaynaklarla ilişkilendirerek çevresel hedeflerini destekleyebiliyor ve bu tüketimi belgelendirebiliyorlar. Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir yaklaşım değil, işletmelerin uzun vadeli iş süreçlerinin de önemli bir parçası. Biz de müşterilerimizin bu dönüşümüne enerji alanındaki çözümlerimizle eşlik ediyoruz. Yenilenebilir enerji sertifikalarıyla işletmelerin çevresel hedeflerine katkı sağlarken, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının ve gelişiminin desteklenmesine de katkıda bulunuyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya Sanayisi Kaynak Verimliliğine Odaklandı Haber

Kimya Sanayisi Kaynak Verimliliğine Odaklandı

Özellikle kimya sanayisinde bu yaklaşım, kaynak tedarikinden üretim tesislerine ve sanayi bölgelerinin altyapısına kadar uzanan kapsamlı bir kaynak yönetimini beraberinde getiriyor. Sanayide yeşil dönüşümün odağı karbon emisyonlarının ötesine geçerek su, enerji, hammadde ve atık yönetimine genişliyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, üretim maliyetlerinin azaltılmasının yanı sıra sanayinin çevresel performansında da belirleyici hale geliyor. Kimya sanayi yaptığı çalışmalarla yeşil dönüşüme öncülük ediyor. Türkiye’nin ilk Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi olan GEBKİM OSB, 2025 yılında aldığı Yeşil OSB Sertifikasıyla sürdürülebilirlik çalışmalarını belgelendirirken, su ve enerji verimliliği, atık yönetimi, sera gazı emisyonlarının takibi ve yenilenebilir enerji kullanımı alanlarında çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Kimya Sanayinde Suyun Tekrar Kullanılması Öne Çıkıyor İklim değişikliği ile beraber su kaynakları üzerindeki baskı, sanayide suyun verimli kullanılmasından geri kazanımına kadar tüm sürecin yeniden ele alınmasını beraberinde getiriyor. Kimya sanayisinde proseslerde kullanılan suyun verimli yönetilmesi ve atıksuyun geri kazanımı, kaynak verimliliğinin önemli başlıkları arasında yer alıyor. GEBKİM OSB bu alanda 100 bin metreküp hacme sahip GEBKİM Gölet Projesini hayata geçirmek üzere çalışılıyor. Gölet Projesiyle, bölgede yağmur suyu hasadı gerçekleştirilerek bölge katılımcıların alternatif su kaynağı oluşturulacaktır. Su tasarrufuna yönelik uygulamalar da mevcut tesislerde devam ediyor. Atıksu arıtma tesisinde yapılan hat revizyonlarıyla kimyasal hazırlama, çamur susuzlaştırma ünitesi ve insani kullanım gerektirmeyen temizlik işlemlerinde arıtılmış atıksu kullanılmaya başlandı. Bu uygulamayla aylık 1.000 metreküp şebeke suyu kullanımının önüne geçilirken, atıksu ve kuyu suyu arıtma tesislerinde yapılan revizyonlarla yıllık 20 bin metreküp su geri kazanılmaya devam ediyor. “Mavi Damla Projesi” İle Su Verimliliği Analiz Edilmekte Sanayide su verimliliğinin bir diğer boyutunu tüketimin ölçülmesi ve verimli kullanım için üretim süreçlerinin analiz edilmesi oluşturuyor. GEBKİM OSB tarafından Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) desteğiyle yürütülen Mavi Damla Su Verimliliği Projesi kapsamında, su kullanımının yüksek olduğu iki pilot tesisin tüketim profilleri analiz edildi. Yapılan ölçüm ve değerlendirmeler doğrultusunda firmaların uygulayabileceği su verimliliği çalışmaları belirlendi. Proje kapsamında GEBKİM OSB Yönetim Merkezi'nde de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Su Verimliliği Yönetmeliği doğrultusunda su verimliliği sistemi oluşturularak dokümante edildi. OSB’ye ait bina ve tesislerde gerekli verimlilik önlemleri alındı. OSB katılımcılarına yönelik su verimliliği eğitimleri de gerçekleştirildi. Yeşil alanlarda ise su tüketimini azaltmaya yönelik damlama sulama sistemleri kullanılıyor. GEBKİM OSB'nin 246 hektarlık alanındaki yeşil alanların 10 bin 880 metrekarelik bölümünde yağmurlama, 176 bin 64 metrekarelik bölümünde ise damlama sulama sistemi uygulanıyor. Enerji Tüketimi De Ölçülüyor, Yenilenebilir Kaynaklar Artırıyor Kaynak verimliliğinin diğer önemli ayağını enerji yönetimi oluşturuyor. Sanayide enerji tüketiminin ölçülmesi, yüksek tüketim noktalarının belirlenmesi ve verimlilik sağlayan teknolojilerin kullanılması, yeşil dönüşüm yatırımlarının temel başlıkları arasında yer alıyor. GEBKİM OSB, TS EN ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi kapsamında enerji tüketimlerini takip etnekte ve kayıt altına almaktadır. Atıksu arıtma tesisi ve çevre aydınlatması gibi önemli enerji kullanım noktaları analizlerle izlenirken, OSB Yönetim binalarında elektrik tüketimini azaltmak amacıyla LED aydınlatma ve enerji verimli ekipman kullanımına geçildi. OSB içerisindeki belirli alanlarda bulunan Güneş Enerjisi Santrali (GES) panelleri de yenilenebilir enerji üretimine katkı sağlıyor. Sera Gazı Emisyonları İzleniyor Yeşil dönüşümde üretimin çevresel etkisinin ölçülmesi, yatırım kadar önemli hale geliyor. Bu kapsamda GEBKİM OSB'de sera gazı emisyonlarının hesabı ve takibi OSB Yönetim Merkezi tarafından gerçekleştiriliyor. Doğrudan ve dolaylı emisyonlar izlenirken, sürdürülebilirlik raporlaması yapan ve sera gazı emisyon hesabı gerçekleştiren katılımcı firmaların oranı da takip ediliyor. Mevcut verilere göre, GEBKİM OSB katılımcılarının yüzde 31'i sera gazı hesaplarını tamamlamış durumda. Bu verilerin düzenli olarak takip edilmesi, OSB ölçeğinde çevresel performansın ölçülebilir hale getirilmesine ve gelecekteki iyileştirme çalışmalarının somut göstergeler üzerinden yürütülmesine imkan sağlıyor. Atık Yönetiminden Dijital Dönüşüme Kimya sanayisinde çevresel performansın önemli başlıklarından biri de atıkların kaynağında azaltılması ve uygun şekilde yönetilmesi. GEBKİM OSB, TS EN ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi kapsamında atıkların uygun bertaraf firmalarına yönlendirilmesini, çalışanların çevre konusunda bilinçlendirilmesini ve su tüketimi, enerji kullanımı ile mevzuata uyum süreçlerinin kayıt altında tutulmasını sağlıyor. Kaynak kullanımının azaltılmasına yönelik uygulamalar yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı kalmıyor. GEBKİM OSB'nin fiziksel arşivinin dijital ortama taşınmasıyla kağıt tüketiminin azaltılması ve buna bağlı atık oluşumunun önlenmesi sağlanmakta. GEBKİM OSB Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, sanayide sürdürülebilirliğin artık üretim süreçlerinin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, “Kaynakların verimli kullanılması, çevresel etkilerin azaltılması ve üretim altyapısının geleceğin ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi sanayinin öncelikli sorumlulukları arasında yer alıyor. GEBKİM olarak su ve enerji verimliliğinden atık yönetimine, sera gazı emisyonlarının azaltılmasından, yenilenebilir enerji kullanımına kadar farklı alanlarda ölçülebilir çalışmalar yürütüyoruz. Yeşil OSB Sertifikamızla da bu çalışmalarımızı belirli kriterler çerçevesinde belgeledik. Önümüzdeki dönemde özellikle suyun geri kazanımı ve kaynak verimliliği alanındaki uygulamalarımızı geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım 110’dan Fazla Ülkeye İhracat Yapıyor Haber

Sunar Yatırım 110’dan Fazla Ülkeye İhracat Yapıyor

Yeni nesil ürün ve yatırımlarla, 6 kıtada 110’un üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiren grup, 250 milyon doların üzerindeki ihracat hacmiyle Türkiye’nin dış ticaretinde öne çıkan üreticiler arasında yer alıyor. Grubun ihracat stratejisi hakkında bilgi veren Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarıyla gıda sanayine yönelik yenilikçi ve katma değerli ürünlere, bu ürünlerle de yeni pazarlara odaklandıklarını söyledi. Türkiye’nin tarıma dayalı sanayisinde yarım asrı aşan birikimiyle faaliyet gösteren Sunar Yatırım, entegre üretim kabiliyetini uluslararası pazarlardaki güçlü ticaret ağıyla birleştiriyor. Grup; gıda, un ve yem, bitkisel yağ, nişasta ve nişasta bazlı ürünler, tarım ve biyoendüstriyel çözümler alanlarında faaliyet gösterirken, 6 kıtada 110’un üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. 25 milyar TL’yi aşan cirosu ve 1.300’ün üzerindeki çalışanıyla Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu arasında yer alan Sunar Yatırım, ihracatta ölçek büyütmenin yanı sıra ürün karmasında katma değeri artırmaya odaklanıyor. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, ihracat stratejilerinin üretimden Ar-Ge’ye uzanan bütüncül bir yapı üzerine kurulduğunu belirterek, “Sunar Yatırım olarak bugün 6 kıtada 110’un üzerinde ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracat ve 250 milyon doların üzerindeki ihracat hacmimizle küresel pazarlardaki konumumuzu güçlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımızla ürünlerimizin katma değerini artırırken mevcut pazarlarımızdaki derinliğimizi geliştirmek ve yeni pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmek. İhracatta sürdürülebilir büyümenin, pazara yalnızca ürün değil, daha yüksek katma değer sunmaktan geçtiğine inanıyoruz” dedi. Türkiye’nin mısır yağı ihracatında güçlü konum Sunar Yatırım’ın küresel pazarlardaki konumu, Türkiye’nin mısır yağı ve mısır nişastası ihracatındaki payıyla da öne çıkıyor. Grup, Türkiye’nin mısır yağı ihracatının yüzde 64’ünü, mısır nişastası ihracatının ise yüzde 29’unu gerçekleştiriyor. Farklı coğrafyalardaki pazar ihtiyaçlarına yönelik ürün geliştirme kabiliyetlerinin ihracat stratejilerinin önemli bir parçası olduğunu belirten Mustafa Nuri Çomu, “Mevcut ihracat pazarlarımızdaki konumumuzu güçlendirirken, farklı coğrafyalardaki ihtiyaçları yakından takip ederek katma değerli ürünlerle yeni pazarlara ulaşmayı hedefliyoruz. Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımızı da bu doğrultuda şekillendiriyor, Türkiye’de geliştirdiğimiz üretim ve teknoloji yetkinliğini küresel pazarlara taşımaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Ar-Ge, yeni ihracat alanlarının önünü açıyor Sunar Yatırım’ın ihracat stratejisinde Ar-Ge, yeni ürün geliştirilmesinin yanı sıra farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirilmesinde de önemli bir rol üstleniyor. Sunar Mısır bünyesinde faaliyet gösteren Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanarak “nişasta sektöründe Türkiye’nin ilk ve tek Ar-Ge merkezi” olarak çalışmalarına başladı. 1 milyon doların üzerinde teknoloji altyapısına sahip Ar-Ge Merkezi’nde yeni ürün geliştirme, proses iyileştirme ve farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik özel çözümler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Tarımsal ham maddelerin daha yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesine yönelik çalışmalar da merkezin odak alanları arasında yer alıyor. Araştırmacılarının yüzde 75’i kadınlardan oluşan Ar-Ge Merkezi, grubun bilimsel ve teknolojik yetkinliğini insan kaynağı perspektifiyle destekliyor. Yeni yatırımlarla üretim ve ihracat kapasitesi güçleniyor Sunar Yatırım, mevcut üretim ve ihracat kapasitesini yeni yatırımlarla geliştirmeye devam ediyor. Yem sektöründeki büyüme hedefi doğrultusunda Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi’nde 15 milyon dolarlık yeni bir yem fabrikası yatırımı için çalışmalara başlayan grup, üretim kapasitesini ve operasyonel gücünü artırmaya yönelik yeni projeler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Yatırımların yalnızca Türkiye’deki üretim kapasitesinin geliştirilmesiyle sınırlı olmadığını belirten Mustafa Nuri Çomu, Avrupa pazarındaki konumlarını güçlendirecek yeni projeler üzerinde de çalıştıklarını ifade etti. Çomu, “Yem sektöründe daha büyük bir oyuncu olma hedefindeyiz. Diyarbakır’daki yatırımımızla üretim kapasitemizi artırırken, Avrupa’daki pazarlara erişimimizi güçlendirmek amacıyla Macaristan’da da yeni bir sanayi yatırımı projesi yürütüyoruz. Burada ilk etapta sorbitol ve polioller üretmeyi planlıyoruz” dedi. Grubun yenilenebilir enerji yatırımlarının da üretim altyapısını desteklediğini belirten Çomu, Adıyaman, Çankırı, İzmir, Antalya ve Eskişehir’deki Güneş Enerjisi Santrali yatırımlarıyla yıl sonunda 100 MW’ın üzerinde kurulu güce ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Entegre üretim yapısı ihracat gücünü destekliyor Sunar Yatırım’ın üretim ve ihracat yapısında, tarımsal ham maddeden nihai ürüne uzanan entegre değer zinciri önemli bir rol oynuyor. Sunar Mısır’ın nişasta ve nişasta bazlı ürünlerdeki üretim gücü, Elita Gıda’nın bitkisel yağ alanındaki faaliyetleri, Sunar Un’un modern üretim altyapısı, Sunar Yem’in faaliyetleri ve grubun tarımsal çalışmaları, birbirini tamamlayan bir yapı oluşturuyor. Bu entegre yapı, ham madde tedarikinden ürün geliştirmeye ve üretimden kalite kontrolüne kadar farklı aşamalarda grubun operasyonel kabiliyetini desteklerken, uluslararası müşterilerin değişen ihtiyaçlarına yönelik hızlı ve etkin çözümler sunma kabiliyeti sağlıyor. Yeni ürünler Foodist 2026’da uluslararası sektör profesyonelleriyle buluştu Sunar Yatırım, ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda geliştirdiği yeni ürünlerini 1-4 Eylül 2026 tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Foodist 2026 kapsamında uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Fuarda profesyonel mutfaklara yönelik geliştirilen Hüner Baklavalık Un, Hüner Baklavalık Yağ ve Sunar Profesyonel Kızartmalık Yağ ilk kez tanıtılırken, Sunar Yağ’ın yenilenen ambalajları ve mısır nişastası bazlı biyoplastik poşetler de iş ortaklarıyla paylaşıldı. Foodist 2026’nın mevcut ve yeni ihracat pazarlarıyla doğrudan temas açısından önemli bir buluşma olduğunu belirten Çomu, “Uluslararası fuarlar, farklı pazarlardaki ihtiyaçları doğrudan gözlemlemek ve iş ortaklarımızla daha yakın ilişkiler geliştirmek açısından önemli fırsatlar sunuyor. Foodist 2026’da yeni ürünlerimizi uluslararası sektör profesyonelleriyle buluştururken, farklı pazarlardaki beklentileri de yakından değerlendirme fırsatı bulduk. Önümüzdeki dönemde ürün portföyümüzü geliştirmeye ve Türkiye’nin üretim gücünü daha yüksek katma değerle küresel pazarlara taşımaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karaca 2025 Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı Haber

Karaca 2025 Sürdürülebilirlik Raporunu Yayınladı

Türkiye’nin köklü markalarından Karaca Grup; ev ve yaşam kategorilerinde sunduğu katma değerli ürün ve hizmetlerin yanı sıra sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını da geliştirmeye devam ediyor. Karaca, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki yaklaşımını ve 2025 yılı performansını ortaya koyduğu üçüncü Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. 1 Ocak–31 Aralık 2025 dönemini kapsayan rapor, GRI (Küresel Raporlama Standardı) Standartları referans alınarak hazırlandı. Sürdürülebilirliği geri dönüşüm uygulamalarıyla sınırlı görmeyen Karaca; ürün geliştirmeden mağaza operasyonlarına, tedarik zincirinden müşteri deneyimine kadar tüm süreçlerine entegre ettiği bütüncül bir dönüşüm yaklaşımıyla ilerliyor. Karaca Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Karaca, sürdürülebilirliğin Karaca için uzun vadeli değer yaratma anlayışının temel unsurlarından biri olduğunu belirterek, “Bizim için sürdürülebilirlik, daha fazla tüketimi değil; daha uzun süre güvenle kullanılabilen ürünler geliştirmeyi ifade ediyor” dedi. Karaca, kaynakları daha verimli kullanırken çevresel ve toplumsal etkiyi iyileştirmeyi ve tüm paydaşlar için kalıcı değer yaratmayı hedeflediklerini ifade etti. 2030’a Kadar Elektriğin Yüzde 100’ü Yenilenebilir Kaynaklardan Karaca Grup, 2030 yılına kadar operasyonlarında kullandığı elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılama hedefi doğrultusunda enerji verimliliği çalışmalarını 2025 yılında hızlandırdı. 2024 yılında pilot olarak başlatılan bulut tabanlı enerji ölçüm sistemi, 2025 yılında tüm Karaca mağazalarına yaygınlaştırıldı. Enerji tüketiminin düzenli olarak takip edilmesi ve mesai dışı kullanımların optimize edilmesi sayesinde yıl boyunca 271.805 kWh elektrik tasarrufu sağlandı. Karaca aynı zamanda mağazalardaki kalan elektrik tüketiminin yüzde 50’si kapsamında I-REC sertifikası temin ederken, Karaca Lojistik Merkezi’nde 1,6 MW kapasiteli güneş enerjisi santralini devreye aldı. Enerji dönüşümünü sürdürülebilir büyümenin önemli parçalarından biri olarak değerlendiren Fatih Karaca, “2030 hedefimize; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve etkin enerji yönetimini birlikte ele alan bir modelle ilerliyoruz. Sürdürülebilir dönüşümün ölçülebilir hedeflerle ve günlük iş yapış biçimlerimize entegre edilen uygulamalarla kalıcı hale geleceğine inanıyoruz” dedi. Karbon Nötr Teslimat ile 60 Ton CO₂E Emisyon Nötrlendi Karaca’nın 2025 yılında hayata geçirdiği önemli sürdürülebilirlik uygulamalarından biri de Karbon Nötr Teslimat modeli oldu. Kasım 2025 itibarıyla devreye alınan uygulama kapsamında online siparişlerden kaynaklanan teslimat emisyonları, teslimat mesafesine göre hesaplanmaya başladı. Oluşan emisyonlar, uluslararası standartlarda doğrulanmış ve yenilenebilir enerji projelerini destekleyen karbon kredileri aracılığıyla dengeleniyor. Uygulamanın başladığı Kasım–Aralık 2025 döneminde toplam 60 ton CO₂e teslimat kaynaklı emisyon nötrlendi. Karaca ayrıca mobil uygulaması ve internet sitesi üzerinden müşterilerini siparişlerinin karbon nötr olarak gönderildiği konusunda bilgilendirerek tüketicileri de sürdürülebilirlik yolculuğuna dahil ediyor. Fatih Karaca, “Karbon Nötr Teslimat ile iklim eylemini günlük operasyonlarımızın ve müşteri deneyiminin doğal bir parçası haline getiriyoruz. Çevresel etkimizi azaltırken müşterilerimizde sürdürülebilirlik farkındalığını da güçlendirmeyi amaçlıyoruz” dedi. 2.473 Ürün Yeniden Kullanıma Kazandırıldı Karaca, döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında ürünlerin kullanım ömrünü uzatmaya, yeniden kullanımı artırmaya ve kaynak kaybını azaltmaya yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. E-ticarette yalnızca ürün kutusundaki hasar nedeniyle iade edilen sağlam ürünlerin ambalajlarının değiştirilerek yeniden satışa sunulmasıyla 2025 yılında 2.473 ürün yeniden kullanıma kazandırıldı. Aynı yıl 357 ton kâğıt-karton, 82 ton elektronik atık ve 8 ton plastik olmak üzere toplam 447 ton atık geri dönüşüme kazandırıldı. Böylece geri dönüştürülen atık miktarı bir önceki yıla kıyasla yaklaşık 3,5 kat arttı. İstanbul’daki iki cadde mağazası için Sıfır Atık Belgesi alınırken, Karaca ürün ambalajlarının geri dönüştürülebilirlik oranını yüzde 100 seviyesinde sürdürdü. Kadın Çalışan Oranı Yüzde 57’ye Ulaştı Karaca’nın sürdürülebilirlik yaklaşımının sosyal boyutunda ise çalışan deneyimi, fırsat eşitliği ve kadın istihdamı öne çıktı. 2025 yılında Karaca’da çalışan memnuniyet oranı yüzde 84,5’e, kadın çalışan oranı ise yüzde 57’ye ulaştı. “Satış’ta Kadın” Projesi kapsamında çalışma hayatına katılımı desteklenen 204 kadın istihdam edildi. UNICEF iş birliğiyle yürütülen projeler kapsamında ise eğitim hakkına erişen çocuk sayısı 16 bine ulaştı. Sürdürülebilir büyümenin çevresel performans kadar insana ve topluma yaratılan değerle de şekillendiğini belirten Fatih Karaca, “Fırsat eşitliğini destekleyen, çalışan deneyimini güçlendiren ve sosyal etki yaratan projeleri sürdürülebilirlik yaklaşımımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu alandaki çalışmalarımızın etkisini büyütmeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

FOTEC Enerji’den Şebekeden Konutlara Uzanan Yerli Depolama Çözümleri Haber

FOTEC Enerji’den Şebekeden Konutlara Uzanan Yerli Depolama Çözümleri

FOTEC Enerji Teknolojileri "Enerji Yönetiminde Türk Teknolojisi" vizyonuyla geliştirdiği kapsamlı Enerji Depolama Teknolojileri ürün ailesini tanıttı. Şebeke ölçekli (Utility-Scale) ve ticari-endüstriyel (C&I) sistemlerden konutlara yönelik entegre batarya çözümlerine kadar uzanan portföy, yüzde yüz yerli mühendislikle hayata geçiriliyor. Artan enerji talebi ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda geliştirilen FOTEC ürün ailesi, taşınabilir sistemlerden endüstriyel ölçekli konteyner çözümlerine kadar geniş bir yelpazede, farklı kaynaklardan elde edilen elektriği depolayarak enerji verimliliğini en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriği depolayan bu sistemler, kullanıcıların tüketim anında şebekeden bağımsız hale gelmesini sağlıyor; böylece elektrik faturalarında önemli tasarruflar elde edilebiliyor ve enerji kesintilerinin olumsuz etkilerinden korunulabiliyor. FOTEC'in akıllı enerji yönetimi sistemleri, enerji akışını optimize ederek verimliliği artırıyor ve kayıpları minimize ediyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan FOTEC İş Geliştirme Yöneticisi Yasemin Taşcı, şirketin bu alandaki hedeflerini şu sözlerle özetledi: "Enerji depolamayı artık yalnızca büyük santrallerin değil, üretim tesislerinin, ticari işletmelerin ve hatta bireysel kullanıcıların gündelik ihtiyacı haline getirmeyi hedefliyoruz. Şebeke ölçekli konteyner sistemlerinden konut tipi ürünlerimize kadar tüm portföyümüzü yüzde yüz yerli mühendislikle geliştiriyoruz. Bu yaklaşım hem enerjide dışa bağımlılığı azaltıyor hem de kullanıcılarımıza şebekeden bağımsız, kesintisiz ve verimli bir enerji deneyimi sunuyor. FOTEC olarak amacımız, Türkiye'nin enerji depolama teknolojilerinde bölgesel bir üs haline gelmesine öncülük etmek." ŞEBEKE ÖLÇEKLİ SİSTEMLER Ürün ailesinin en büyük ölçekli çözümlerini, modüler sistem mimarisi ve farklı enerji kapasitesi seçenekleriyle sunulan yüksek kapasiteli batarya enerji depolama sistemleri oluşturuyor: 40ft konteyner tip: 4,8 MWh batarya kapasitesi, 2,4 MW anma gücü20ft konteyner tip: 2,8 MWh batarya kapasitesi, 1,4 MW anma gücü10ft konteyner tip: 1,8 MWh batarya kapasitesi, 0,9 MW anma gücü Bu sistemler, üretim tesislerinden enerji santrallerine kadar büyük ölçekli uygulamalara kesintisiz ve esnek bir enerji kaynağı sağlıyor. TESİS VE BİNA ÖLÇEKLİ SİSTEMLER GRES DC serisi; 75 kWh/50 kW, 150 kWh/100 kW ve 225 kWh/150 kW seçenekleriyle bina ve tesis ölçekli uygulamalara yönelik yapılandırılıyor. Endüstriyel kullanım için geliştirilen RMX DC 600 kW sistemi ile modüler RMX PCELL X3 42U DC (91,2 kWh) ürünleri, farklı ölçeklerdeki tesislerin depolama ihtiyaçlarına yanıt veriyor. EV TİPİ VE TAŞINABİLİR ÇÖZÜMLER Bireysel kullanıcılar için geliştirilen RMX PCELL Home DC (25 kW) ve FGA PCELL Home Prestige X1 DC (12 kWh) sistemleri, konut ölçeğinde şebekeden bağımsızlığı destekliyor. Ürün ailesi, RMX Portable Energy Storages taşınabilir sistemleri ile piller ve bataryalar gibi bileşen düzeyindeki çözümlerle tamamlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğa Eğitimi Projesi Öğrencileri Yenilenebilir Enerjiyle Buluşturdu Haber

Doğa Eğitimi Projesi Öğrencileri Yenilenebilir Enerjiyle Buluşturdu

Bursa Kız Lisesi Biyoloji Öğretmeni ve Uzman Biyolog Emine Poyraz yürütücülüğünde, Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurhayat Dalkıran'ın proje uzmanlığında hayata geçirilen "Doğanın Dilini Öğreniyorum-3" programı 31 Ağustos-5 Eylül 2026 tarihleri arasında Bursa'da gerçekleştirildi. TÜBİTAK 4004 kapsamında desteklenen projenin amacı; katılımcıların doğayı tanıma ve koruma bilincini geliştirmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla kullanılmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının önemini kavratmaktı. Bu kapsamda; Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde ikamet eden, farklı devlet liselerinde öğrenim gören ve 10. sınıftan 11. sınıfa geçen 36 öğrenci, doğayla iç içe çok yönlü bir eğitim programına katıldı. Doğa, öğrenciler için açık hava laboratuvarına dönüştü Proje sayesinde öğrenciler, doğayı yalnızca teorik bilgilerle değil; gözlem, inceleme ve uygulamaya dayalı deneyimlerle keşfetti. Doğal ortamların birer açık hava laboratuvarı olarak ele alındığı programda katılımcılar, sorgulayıcı ve bütüncül bir yaklaşımla ekosistemleri değerlendirme imkânı buldu. Öğrenciler proje süresince; ekosistemler, canlı ve cansız etmenler, doğal denge, biyolojik ve ekolojik çeşitlilik, jeomorfolojik oluşumlar, atık yönetimi, yaban hayatı, orman yangınları, çevre kirliliği, küresel iklim değişikliği, doğal-tarihi-kültürel miras, milli parklar ve korunan alanlar gibi başlıklarda alanında uzman isimlerle bir araya geldi. Uludağ Milli Parkı, Uluabat Gölü, Karacabey Longoz Ormanları, Nilüfer Çayı ve Aktopraklık Höyük Arkeoparkı gibi duraklarda gerçekleştirilen eğitimler sayesinde öğrenciler, doğadaki ilişkileri, döngüleri ve insanın ekosistem içindeki yerini yerinde gözlemleme şansı yakaladı. Böylece programın; öğrencilerin çevre okuryazarlığını ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik farkındalığını artırma, çevreye karşı sorumluluk duygularını güçlendirme ve bilime yönelik olumlu tutumlarını destekleme hedefine ulaşıldı. Harmanlık RES'te sürdürülebilir enerji yolculuğu Projenin beşinci gününde Harmanlık RES'te gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlere Borusan EnBW Enerji ev sahipliği yaptı. Bursa'nın Karacabey ilçesinde bulunan ve 55,2 MW kurulu gücüyle 16 rüzgâr türbininden oluşan Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesine önemli katkı sağlayan santraller arasında yer alıyor. Şirketin tesis ekibi ve uzman biyoloğu eşliğinde düzenlenen programda öğrenciler, rüzgâr enerjisinin çalışma prensiplerini, tesislerde yürütülen çevresel süreçleri ve sürdürülebilirlik uygulamaları hakkında kapsamlı bir saha deneyimi edindi. "Sürdürülebilir Enerji Yolculuğu: Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali" başlıklı saha eğitiminin ardından, "Doğadan Güç Alıyoruz: Rüzgâr Enerjisi ve Sürdürülebilir Gelecek, RES Santrallerinin Ekosisteme Etkisi" başlıklı oturum gerçekleştirildi. Bu oturumlarda rüzgâr enerjisinin temiz enerji dönüşümündeki rolü, yenilenebilir enerji yatırımlarının çevreyle uyumlu şekilde planlanmasının önemi ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik yaklaşımlar ele alındı. Altı gün süren proje kapsamında öğrencilerin bilimsel gözlem becerilerinin geliştirilmesi, çevresel farkındalıklarının artırılması ve doğayla kurdukları bağın güçlendirilmesi amaçlandı. Program, proje çıktılarının değerlendirilmesi ve sertifika töreniyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üçay Mühendislik ÜÇAY 360 Franchise Sistemiyle Büyüme Modelini Yeniliyor Haber

Üçay Mühendislik ÜÇAY 360 Franchise Sistemiyle Büyüme Modelini Yeniliyor

Yılın ilk ayında halka arz sürecini başarıyla tamamlayan Üçay Mühendislik; enerji, e-mobilite ve iklimlendirme alanlarındaki faaliyetlerini ÜÇAY 360 Franchise Sistemi ile yeni bir yapıya taşıyor. Şirket, mevcut şubelerinde yürütülen faaliyetleri, franchise iş ortaklarına devretmenin yanı sıra yeni franchise noktaları oluşturarak operasyonel verimliliğini artırmayı, sürdürülebilir kârlılığını güçlendirmeyi ve iş hacmini genişletmeyi hedefliyor. Sistem kapsamında Adapazarı, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Gaziantep, Giresun, Isparta, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Konya, Manisa, Mersin, Muğla, Ordu, Samsun, Tekirdağ, Trabzon ve Yalova’da faaliyet gösteren toplam 11 kuruluşla franchise sözleşmesi imzalandı. Böylece ÜÇAY 360 hizmet ağının geniş bir coğrafyada hayata geçirilmesi yönünde önemli bir adım atıldı. Enerji, e-mobilite ve iklimlendirme sektörlerinde faaliyet gösteren Üçay Mühendislik, halka arzın ardından büyüme stratejisinde yeni bir adım atarak ÜÇAY 360 Franchise Sistemi’ni hayata geçirdi. Yeni modelle birlikte şirket, merkezî kurumsal altyapısını franchise iş ortaklarının yerel gücüyle birleştirerek daha ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir büyüme yapısı oluşturmayı hedefliyor. Franchise sisteminin şirketin mevcut operasyonel gücünü daha verimli ve ölçeklenebilir bir yapıya taşıyacağını belirten Üçay Mühendislik İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Turan Şakacı, şunları söyledi: “Üçay Mühendislik için yeni bir büyüme döneminin kapısını araladık” “Halka arzla birlikte Üçay Mühendislik için yeni bir büyüme döneminin kapısını araladık. Şimdi ise bu büyümeyi daha ölçeklenebilir, verimli ve sürdürülebilir bir iş modeliyle desteklemek istiyoruz. ÜÇAY 360, sahip olduğumuz marka gücünü, teknik bilgi birikimimizi, tedarik ve satın alma kabiliyetimizi ve dijital altyapımızı, girişimci iş ortaklarımızın yerel gücüyle bir araya getiren bütünleşik bir iş modelidir. Amacımız yalnızca hizmet noktalarımızın sayısını artırmak değil; ÜÇAY markasının temsil edildiği her noktada aynı kaliteyi, müşteri deneyimini ve teknik yetkinliği sürdürülebilir şekilde sunabilmek.” Mevcut şubeler yeni modelin ilk halkasını oluşturacak İlk aşamada Üçay Mühendislik’in şubeleri aracılığıyla sunduğu enerji, e-mobilite ve iklimlendirme hizmetleri, franchise modeli altında faaliyet gösterecek iş ortaklarına devredilecek. Mevcut ÜÇAY şubeleri ise franchise sisteminin denetimine odaklanacak ve franchise iş ortaklarının yürüteceği görece büyük ölçekli projelere teknik destek sunacak. Daha geniş bir coğrafyada büyüme hedefleniyor İkinci aşamada ise yeni franchise noktalarının sisteme dahil edilmesiyle birlikte ÜÇAY 360 hizmet ağının daha geniş bir coğrafyaya yayılması hedefleniyor. ÜÇAY 360 kapsamında ilk franchise yapılanmalarının hayata geçirildiğini belirten Turan Şakacı, sözlerine şöyle devam etti: 20 şehirde 11 kuruluşla franchise sözleşmesi imzaladı “ÜÇAY 360 franchise sistemi kapsamında Adapazarı, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bolu, Gaziantep, Giresun, Isparta, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Konya, Manisa, Mersin, Muğla, Ordu, Samsun, Tekirdağ, Trabzon ve Yalova’da faaliyet gösteren toplam 11 kuruluşla franchise sözleşmesi imzaladık. Bu anlaşmalarla birlikte ÜÇAY 360’ın sahadaki ilk yapılanmasını hayata geçirmiş olduk. Önümüzdeki dönemde yeni franchise iş ortaklarımızı sisteme dahil ederek hizmet ağımızı daha geniş bir coğrafyaya taşımayı hedefliyoruz.” Enerji, iklimlendirme ve e-mobilite tek çatı altında ÜÇAY 360’ın merkezinde, müşterilere yalnızca ürün satışı gerçekleştiren bir mağaza yapılanmasından ziyade, farklı ihtiyaçlara yönelik bütünleşik çözümler sunan hizmet noktaları oluşturma hedefi bulunuyor. Sistem kapsamında; iklimlendirme sistemleri, klima ve VRF çözümleri, ısı pompası sistemleri, ısıtma ve kombi ürünleri, yenilenebilir enerji sistemleri, enerji depolama çözümleri, küçük hacimli güneş enerjisi sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları, elektrikli araç şarj sistemleri ve altyapısı ile küçük hacimli mekanik tesisat ve bağlantılı teknik çözümler sunulacak. Satış sonrası hizmet ve teknik destek süreçleri de ÜÇAY 360 yapısının önemli bileşenleri arasında yer alıyor. Üçay Mühendislik Hakkında Temelleri 2000 yılında atılan Üçay Mühendislik Enerji ve İklimlendirme Teknolojileri A.Ş., enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda iklimlendirme, elektrik, mekanik, güneş enerjisi sistemleri (GES) ve elektrikli araç (EA) şarj hizmetleri alanlarında faaliyet göstermektedir. Bağlı ortaklığı Elaris ile elektrikli araç şarj ağı işletmeciliği ve elektrikli şarj istasyonu satışı alanlarında da hizmet sunmaktadır. Merkezi İstanbul olan Üçay Mühendislik; Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki 23 il ve 33 şube ile faaliyetlerine devam etmektedir. Kurulduğu günden bu yana 2 milyondan fazla bireysel ve kurumsal müşteriye mühendislik hizmeti sağlayan şirket, gelişmiş ERP altyapısıyla birbirine entegre çalışan şubeleri aracılığıyla yılda ortalama 30.000 müşteriye hızlı, güvenilir ve kesintisiz hizmet sunmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Geleceğin Konutlarına Uçtan Uca Enerji Çözümleri Haber

CW Enerji’den Geleceğin Konutlarına Uçtan Uca Enerji Çözümleri

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen enerji şirketlerinden CW Enerji, güneş paneli ve hücre üretimindeki güçlü altyapısının yanı sıra geliştirdiği yenilikçi ürün ve çözümlerle enerjinin üretiminden verimli kullanımına kadar uzanan geniş bir ekosistem sunuyor. CW Enerji, geleceğin yaşam alanlarını enerjisini üreten, depolayan ve yöneten yapılara dönüştürecek uçtan uca enerji teknolojileri sunmaya devam ediyor. Güneş enerjisinden enerji depolamaya, elektrikli araç şarj çözümlerinden ısı pompalarına, solar akıllı ev sistemlerinden akıllı enerji yönetimine kadar geniş bir ekosistem oluşturan firma, enerjinin üretiminden depolanmasına, verimli kullanımından akıllı yönetimine kadar tüm süreçleri tek çatı altında buluşturuyor. Geliştirdiği bütünleşik çözümlerle konut ve yapı projelerinin enerji altyapısını geleceğin ihtiyaçlarına göre hazırlayan CW Enerji, mimar, mühendis, müteahhit ve proje geliştiricilere de sürdürülebilir, teknolojik ve katma değerli yaşam alanları oluşturma konusunda güçlü bir çözüm ortaklığı sunuyor. Enerji altyapısı gayrimenkulün yeni değer kriteri oluyor CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, gayrimenkul ve yapı sektöründe enerji teknolojilerinin giderek daha belirleyici hale geldiğine dikkat çekerek, geleceğin projelerinin yalnızca mimari özellikleriyle değil, sahip oldukları enerji altyapısıyla da değerlendirileceğini söyledi. Sarvan, “Bugün bir konut satın alırken veya yeni bir proje geliştirirken konumunu, metrekaresini, mimarisini ve sunduğu sosyal olanakları konuşuyoruz. Artık bu kriterlere enerji teknolojisi de ekleniyor. Yeni bir yapı seçerken yalnızca kaç metrekare olduğunu değil, kendi enerjisini üretip üretmediğini, ürettiği enerjiyi depolayıp depolayamadığını ve bu enerjiyi ne kadar akıllı yönetebildiğini de sorguluyoruz. Çünkü enerji altyapısı, günümüzde gayrimenkulün değerini ve geleceğe ne kadar hazır olduğunu belirleyen önemli unsurlardan biri haline geliyor” dedi. Enerjisini üreten, depolayan ve yöneten yaşam alanları CW Enerji olarak enerji teknolojilerini birbirinden bağımsız ürünler olarak değil, birbiriyle entegre çalışan bütünsel bir ekosistemin parçaları olarak ele aldıklarını belirten Sarvan, “Güneş enerjisi sistemlerimizle yapılarda elektrik üretimini mümkün hale getirirken, enerji depolama çözümlerimizle üretilen enerjinin ihtiyaç duyulan zamanda kullanılabilmesine imkan sağlıyoruz. Elektrikli araç şarj çözümlerimizle yapıları elektrikli mobilitenin ihtiyaçlarına hazırlıyor, ısı pompası teknolojilerimizle ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyaçlarına yönelik enerji verimli çözümler sunuyoruz. Solar akıllı ev sistemleri ve beyaz eşya entegrasyonuyla da enerjiyi yaşam alanlarının bütününe taşıyoruz. Tüm bu sistemlerin tek bir uygulama üzerinden izlenebilmesi ve yönetilebilmesiyle kullanıcıların enerji üretiminden depolamaya, tüketimden sistem performansına kadar tüm süreci kolaylıkla takip edebilmesini hedefliyoruz. Kısacası enerjinin üretildiği, depolandığı, verimli kullanıldığı ve akıllı şekilde yönetildiği uçtan uca bir yaşam ekosistemi sunuyoruz” diye konuştu. Tarık Sarvan: Enerjiye dair ne varsa tek bir ekosistemde buluşturuyoruz Sarvan, CW Enerji’nin enerji ve teknoloji alanındaki bütünleşik yaklaşımına dikkat çekerek, “Biz CW Enerji olarak bir yapının yalnızca enerjisini üretmesini değil, ürettiği enerjiyi depolamasını, doğru zamanda ve doğru noktada kullanmasını, tüketimini yönetmesini ve tüm sistemi akıllı teknolojilerle kontrol edebilmesini hedefliyoruz. Güneş enerjisinden depolamaya, elektrikli araç şarjından ısı pompalarına, solar akıllı ev teknolojilerinden enerji yönetimine kadar enerjiye dair ihtiyaçları tek bir ekosistemde buluşturuyoruz. Hedefimiz mimarların, mühendislerin, müteahhitlerin ve proje geliştiricilerin enerji altyapısını daha projenin tasarım aşamasında bütünsel biçimde ele alabilmelerini sağlamak. Kısacası enerjiye dair ne varsa CW Enerji’de ve tek uygulamada” dedi. Enerji teknolojisi gayrimenkulün yeni satış argümanlarından biri olacak Enerji teknolojilerinin gayrimenkul sektörünün farklı paydaşları açısından farklı avantajlar oluşturduğuna dikkat çeken Sarvan, mimarlar açısından sürdürülebilirlik ve teknolojiyle bütünleşen tasarım anlayışının, mühendisler açısından ise farklı enerji sistemlerinin uyum içerisinde çalıştığı bütünleşik altyapının önem kazanacağını ifade etti. Müteahhitler ve proje geliştiriciler açısından bakıldığında enerji teknolojilerinin projeleri rakiplerinden ayrıştırabilecek, projeye rekabet ve satış değeri kazandırabilecek yeni bir unsur haline geleceğini belirten Sarvan, gayrimenkul profesyonelleri açısından da bir yapının enerji üretme, depolama ve yönetme kabiliyetinin giderek daha güçlü bir satış argümanına dönüşeceğini kaydetti. Son kullanıcı açısından enerji teknolojilerinin sağladığı kazanımlara da değinen Sarvan, “Kullanıcılar artık yaşam alanlarından yalnızca konfor beklemiyor. Enerji giderlerini daha etkin yönetebilecekleri, kendi enerjilerini üretebilecekleri, ürettikleri enerjiyi depolayabilecekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda akıllı şekilde kullanabilecekleri bir yaşam modeli istiyorlar. Biz de CW Enerji olarak teknolojiyi günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirerek kullanıcıların hem konforunu artıran hem de enerji bağımsızlığına katkı sağlayan bütünleşik çözümler geliştiriyoruz” diye konuştu. Sadece yapı inşa etmeyin, geleceğin enerji altyapısını da inşa edin Yapıların uzun yıllar boyunca kullanılmak üzere tasarlandığını hatırlatan Sarvan, bu nedenle bugünün projelerinin gelecekte ortaya çıkacak enerji ihtiyaçlarını da karşılayabilecek altyapıyla planlanmasının önemine dikkat çekti. Sarvan sözlerini şöyle tamamladı: “Bir bina yalnızca bugünün ihtiyaçları düşünülerek inşa edilmiyor; onlarca yıl boyunca yaşayacak bir yapı ortaya koyuluyor. Dolayısıyla bugün atılan her adımın geleceğin enerji dünyasını da hesaba katması gerekiyor. Biz sektörün tüm paydaşlarına ‘Sadece yapı inşa etmeyin, geleceğin enerji altyapısını da inşa edin’ diyoruz. Enerjisini üreten, depolayan, yöneten ve ihtiyaçlarına göre akıllı şekilde kullanan yaşam alanlarının yaygınlaşacağına inanıyoruz. CW Enerji olarak sahip olduğumuz teknoloji, üretim ve mühendislik kabiliyetimizle geleceğin yaşam alanlarını bugünden şekillendirmek ve yapı sektörünün bu dönüşümünde güçlü bir çözüm ortağı olmak için çalışıyoruz.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.