Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yenilenebilir Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Yenilenebilir Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenebilir Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BeeMagnetics, PCIM Top Innovation 2026 Ödülünü Kazandı Haber

BeeMagnetics, PCIM Top Innovation 2026 Ödülünü Kazandı

Her yıl Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen PCIM Expo & Conference, güç elektroniği, akıllı hareket sistemleri, yenilenebilir enerji ve enerji yönetimi alanlarında dünyanın önde gelen uluslararası etkinliklerinden biri olarak kabul ediliyor. Küresel güç elektroniği ekosisteminden uzmanları, teknoloji şirketlerini, araştırmacıları ve karar vericileri bir araya getiren PCIM, yenilikçi teknolojilerin ve geleceğe yönelik mühendislik çözümlerinin sergilendiği önemli bir platform olarak öne çıkıyor. BeeMagnetics, güç elektroniği tasarım süreçlerine getirdiği yenilikçi sistem seviyesi yaklaşımıyla PCIM Top Innovation 2026 ödülünü kazandı. Şirketin ana ürünü BeeMagnetics Engine, güç elektroniği tasarımında PCB yerleşimi ve prototipleme öncesindeki kritik mühendislik adımlarını tek bir yapı içerisinde ele alan yeni nesil bir tasarım karar motoru olarak öne çıkıyor. Güç elektroniği sistemleri; elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji, savunma, veri merkezleri ve endüstriyel uygulamalarla birlikte giderek daha karmaşık hale geliyor. Daha yüksek verimlilik, daha yüksek güç yoğunluğu, daha kısa geliştirme süreleri ve daha düşük maliyet beklentileri, geleneksel ve parçalı tasarım süreçlerini daha zor yönetilebilir hale getiriyor. BeeMagnetics Engine, yalnızca mevcut bir tasarımı doğrulamaya değil, sistem gereksinimlerinden başlayarak daha güçlü, öngörülebilir ve üretilebilir tasarım çıktıları oluşturmaya odaklanıyor. %98’e varan sistem seviyesi doğrulukla, aylar süren erken aşama tasarım çalışmalarını dakikalar seviyesine indirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, mühendislik ekiplerinin PCB yerleşimi ve prototipleme aşamasına geçmeden önce daha olgun tasarım kararları almasına yardımcı olurken; gereksiz revizyonları, prototip tekrarlarını ve teknik riski azaltmayı da destekliyor. Böylece BeeMagnetics Engine, daha hızlı ve daha optimize tasarım süreçlerinin yanında daha sürdürülebilir mühendislik uygulamalarına da katkı sağlıyor. PCIM Top Innovation 2026 ödülü, BeeMagnetics’in sistem seviyesinde güç elektroniği tasarım teknolojileri alanındaki vizyonunu global ölçekte görünür kılan önemli bir kilometre taşı oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elmacık RES 70,8 MW Kurulu Güçle Tam Kapasite Üretime Başladı Haber

Elmacık RES 70,8 MW Kurulu Güçle Tam Kapasite Üretime Başladı

Yenilenebilir enerji alanındaki yatırımlarını sürdüren Metgün Enerji’nin Kırklareli’nde hayata geçirdiği Elmacık Rüzgâr Enerji Santrali’nde (RES) tüm türbinlerin bakanlık kabul işlemleri tamamlandı. Böylece 12 adet N163/5.9 MW kurulu gücündeki türbinden oluşan proje, 70,8 MWm / 70 MWe kurulu gücüyle tam kapasite devreye alındı. Türkiye’nin enerji dönüşümüne ürettiği temiz enerjiyle katkı sunacak Elmacık RES’in yılda ortalama 275.000 MWh elektrik enerjisi üretmesi öngörülüyor. Söz konusu üretim miktarıyla yaklaşık 92.000 hanenin yıllık elektrik ihtiyacının karşılanması öngörülürken, yılda yaklaşık 172.000 ton CO₂ eşdeğeri sera gazı emisyonunun önüne geçilebilecek. Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, “Elmacık RES projemizde tüm türbinlerin bakanlık kabul süreçlerini başarıyla tamamlayarak santralimizi tam kapasiteyle devreye aldık. Bu yatırım, yenilenebilir enerji üretim kapasitemizi güçlendirirken ülkemizin enerji dönüşümünün yanı sıra enerji arz güvenliğine de katkı sağlıyor.” dedi. 2030 yılına kadar 1.000 MW kurulu güce ulaşma hedefleri doğrultusunda yatırımlarına devam edeceklerini belirten Uğur Işık, yeni projeler ve enerji depolama yatırımlarıyla yenilenebilir enerji portföylerini büyütmeyi sürdüreceklerini söyledi. Işık, temiz enerji üretimine de değinerek; yenilenebilir enerji alanında mevcut yatırımlarıyla karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamaktan mutluluk duyduklarını, planlanan yeni projelerle de bu katkıyı daha da artırmayı hedeflediklerini belirtti. Uğur Işık “Son günlerde dünya gündemine oturan enerji krizi, bir kez daha dikkatleri ülkeler için yerli enerjinin önemine çekti. Ülkemizin enerji potansiyelinin en etkin şekilde değerlendirilmesine katkı sunmak bizim için büyük değer taşıyor. Devreye aldığımız Elmacık RES projemizin de ülkemizin enerji bağımsızlığına değerli bir katkı sunmasını temenni ediyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB ve JBIC Arasında Dev Anlaşma Haber

TSKB ve JBIC Arasında Dev Anlaşma

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde temin edilen kaynakla Türkiye genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasını amaçlayan yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile diğer yeşil yatırımlara finansman sağlanacak. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, sağlanan kredinin JBIC ile bugüne kadar imzalanan en yüksek tutarlı kredi olduğunu belirterek, “COP31 Zirvesi’ne hazırlanan Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve düşük karbonlu ekonomiye geçişine JBIC GREEN 4 kredisiyle katkı sağlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması için yeşil dönüşümü desteklemeyi sürdüren Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), uzun soluklu iş ortağı Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) ile yürüttüğü iş birliğine bir yenisini daha ekledi. Daha önce 2015, 2022 ve 2023 yıllarında JBIC ile hayata geçirilen GREEN kredi anlaşmalarının devamı niteliğindeki bu yeni finansmanla birlikte 350 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 4 kredi anlaşması imzalandı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğüyle sağlanan söz konusu kredi, Türkiye genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sunacak yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile diğer yeşil yatırımların finansmanında kullanılacak. Anlaşmaya JBIC’in yanı sıra temsilci banka olarak MUFG Bank, Ltd. de destek veriyor. TSKB, Samuray Bonoları ihracı aracılığıyla Japon sermaye piyasalarında başlattığı işlemlerini 1999 Marmara depreminden etkilenen firmaların desteklenmesi amacıyla 2000 yılında JBIC ile imzaladığı ilk kredi anlaşmasıyla pekiştirirken, iki kurum arasındaki stratejik ortaklığın da temellerini attı. TSKB ve JBIC arasındaki güçlü iş birliği, ilerleyen yıllarda sürdürülebilir kalkınma odağında derinleşerek devam etti. Bu kapsamda, Türkiye’de sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamak amacıyla 150 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 1 kredi anlaşması 2015 yılında hayata geçirildi. Bunu, 2022 yılında imzalanan 220 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 2 kredi anlaşması izledi. 2023 yılında ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaşanan deprem felaketinin ardından ise iki kurum arasındaki köklü iş birliğinin ve Türkiye ile Japonya arasındaki dayanışmanın bir göstergesi olarak temin edilen 200 milyon ABD doları tutarındaki GREEN 3 kredisiyle, depremden etkilenen firmaların yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımları desteklendi. TSKB, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine katkı sağlamayı kararlılıkla sürdürüyor. 2015, 2022 ve 2023 yıllarında hayata geçirilen GREEN kredilerinin devamı niteliğindeki bu anlaşmayla birlikte TSKB’nin JBIC’ten son 10 yılda sağladığı toplam finansman tutarı yaklaşık 1,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. JBIC ile imzalanan kredi anlaşması hakkında değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “JBIC ile 2000 yılından bu yana başarıyla sürdürdüğümüz stratejik ortaklığımızı, Türkiye ve Japonya’nın birbirlerine destek olma konusunda uzun yıllara dayanan güçlü iş birliği geçmişinden aldığımız güçle 350 milyon dolarlık bu yeni anlaşmayla bir üst seviyeye taşımaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. JBIC’ten temin edilen en yüksek montanlı kredi olma özelliğini taşıyan GREEN 4 kredisi, ülkemizin enerji politikaları, 2053 net sıfır emisyon hedefi ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş hedefleriyle de bütünlük gösteriyor. Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz. Türkiye, Paris Anlaşması kapsamındaki Ulusal Katkı Beyanı (NDC) çerçevesinde 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını mevcut artış senaryosuna göre %41 azaltmayı hedeflerken, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji verimliliği, yeşil sanayi dönüşümünü öncelikli alanlar arasında konumlandırıyor. Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su ve atık yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz. COP31 Zirvesi’ne hazırlanan Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ve düşük karbonlu ekonomiye geçişine JBIC GREEN 4 kredisiyle değer yaratmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yeni finansman ile Türkiye’nin COP31 Eylem Gündem’indeki önceliklerine, özellikle temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme ve iklim eylemi uygulama mekanizması eylemlerine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanlığımız garantörlüğü altında değerli iş ortağımız JBIC ile imzaladığımız bu yeni anlaşmayla sürdürülebilir kalkınma rotasında ülkemiz için güçlü bir adım daha attık. Bu kapsamda, GREEN 4 kredimiz için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na değerli desteklerinden dolayı en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. JBIC Genel Direktörü Hiroyuki Suzuki anlaşma hakkında şu açıklamaları yaptı: “GREEN 4 kredisi, JBIC ve TSKB arasında süregelen iş birliği temelinde gelişen uzun soluklu ve yakın ortaklığı yansıtıyor. JBIC olarak, TSKB’nin finansman faaliyetleri aracılığıyla Türkiye’de sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesinde üstlendiği önemli rolü büyük bir takdirle karşılıyoruz. Bu kredinin, Türkiye’de yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve çevresel açıdan sürdürülebilir diğer yatırımların teşvik edilmesine katkı sağlaması, ülkenin enerji güvenliğini güçlendirmesi ve Japon şirketlerinin uzmanlık ve teknolojileriyle iş birliği fırsatları yaratmasını bekliyoruz. Japonya’nın politika odaklı finans kuruluşu olarak JBIC’in Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik çabalarını desteklemek ve Japonya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri daha da güçlendirmek amacıyla TSKB ile yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğini paylaşmak isteriz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi Haber

Henkel Kocaeli GEBKİM Fabrikası’nı Karbon Nötr Üretime Geçirdi

Henkel, Kocaeli’deki GEBKİM Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası’nı karbon nötr hale getirdi. Bu önemli adım, şirketin 2045 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolculuğunda önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Böylece daha önce karbon nötr üretime geçen İstanbul Tuzla Yapıştırıcı Teknolojileri Fabrikası ile beraber şirketin Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri fabrikalarının tamamı karbon nötr hale gelmiş oldu. GEBKİM Fabrikası’nın yanı sıra Hindistan’daki Kurkumbh Tesisi’nin de karbon nötr olmasıyla birlikte, Henkel’in Hindistan, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi’ndeki en büyük iki tesisi karbon nötr üretimle faaliyetlerini sürdürmeye başladı. Henkel, GEBKİM Fabrikası’nda doğal gazla çalışan kazan sisteminin yüksek verimli elektrikli kazan sistemiyle tamamen değiştirilmesini sağlayan önemli bir elektrifikasyon projesini hayata geçirdi. Bu dönüşüm sayesinde, tesisteki doğrudan fosil yakıt kullanımı tamamen ortadan kaldırılırken, Kapsam 1 emisyonları sıfıra indirildi ve yıllık yaklaşık 956 ton karbondioksit (CO₂) eşdeğeri emisyon azaltımı sağlandı. Ayrıca tesis bünyesinde üretilen güneş enerjisi ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikaları (I-REC) kombinasyonu sayesinde %100 yenilenebilir elektrik kullanımına geçildi. Böylece Kapsam 2 emisyonları da sıfırlanırken, yeni sistemin sağladığı yüksek verimlilik sayesinde toplam enerji tüketimi azaltılarak üretim kapasitesinin korunması mümkün oldu. Böylece GEBKİM Fabrikası, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımıyla Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını sıfırlayarak Henkel’in fosil yakıtsız üretimde küresel ölçekteki öncü tesislerinden biri haline geldi. Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri IMEA Bölgesi Operasyonlar ve Tedarik Zincirinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Simon Ulmann, konuyla ilgili görüşlerini şu sözlerle ifade etti: "Henkel olarak, Türkiye’deki GEBKİM Fabrika’mızla birlikte Hindistan’daki Kurkumbh Tesislerimizde de karbon nötr üretime geçtik. IMEA bölgesindeki iki önemli tesisimizde karbon nötr üretime ulaşmamız, Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri’nin küresel sürdürülebilirlik hedeflerini hayata geçirme yolunda önemli bir adım. Hedefimiz çok net: Tüm operasyonlarımızdaki fosil yakıtları sistematik olarak ortadan kaldırıyor ve bunları yenilenebilir enerjiyle çalışan elektrikli süreçlerle değiştiriyoruz. GEBKİM ve Kurkumbh Fabrikalarımızda elde ettiğimiz bu üretim başarısı, stratejimizi tesis düzeyinde somut sonuçlara dönüştürebildiğimizi gösteriyor ve net sıfır operasyonlara ulaşma yolculuğumuzu hızlandırıyor." Türk Henkel Yapıştırıcı Teknolojileri Başkanı ve Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Operasyonlar Direktörü Mehmet Yılmaz ise, “GEBKİM Fabrika’mızın karbon nötr hale gelmesi, Henkel’in 2045 net sıfır emisyon hedefine ulaşma yolunda attığı kararlı adımlarda önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Daha önce de Tuzla Fabrika’mızda karbon nötr üretimi hayata geçirerek sürdürülebilirlik hedeflerimiz çerçevesinde önemli bir adım atmıştık. Böylece Türkiye’deki Yapıştırıcı Teknolojileri tesislerimizin tamamında karbon nötr üretime geçmiş olduk. GEBKİM Fabrika’mızdaki bu dönüşüm, elektrifikasyonun endüstriyel operasyonları temelden nasıl dönüştürebileceğini gösteren somut bir örnek oldu. Elektrikli sistemler ve yenilenebilir enerji kullanımına geçerek fosil yakıt kullanımını tamamen ortadan kaldırdık. Bu başarı, inovasyon, teknoloji, güçlü ekip çalışması ve kararlılığın birlikte neler başarabileceğini de ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu. Henkel, elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırarak küresel üretim ağında karbonsuzlaşma dönüşümünü hızlandırıyor. Bu adımlar, şirketin operasyonları ve değer zincirindeki karbon ayak izini azaltmayı hedefleyen net sıfır emisyon vizyonuna ulaşmasında kritik rol oynarken, müşterilerinin kendi sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına da katkı sağlıyor. Bu kilometre taşı, Henkel’in sürdürülebilir sanayi dönüşümüne öncülük etme kararlılığını bir kez daha ortaya koyarken, fosil yakıtsız üretimin farklı bölgelerde uygulanabilir ve ölçeklenebilir olduğunu da kanıtlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Enerji’ye EMEA Finance’ten İki Prestijli Ödül Haber

Aksa Enerji’ye EMEA Finance’ten İki Prestijli Ödül

Enerji sektöründe global ölçekte faaliyet gösteren Aksa Enerji, 8 ülkedeki 14 santral operasyonu ve 3.000 MW’ın üzerindeki kurulu gücüyle uluslararası enerji yatırımları ve proje finansmanı alanındaki başarısını bir kez daha ortaya koydu. Aksa Enerji, CEE Bölgesi’nde kazandığı "En İyi Güneş Enerjisi Finansmanı Anlaşması" ödülünü, Türkiye’de TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) tarafından banka finansmanı gerçekleştirilen depolamalı güneş enerjisi santralleri ve müstakil elektrik depolama tesisi projeleri kapsamında elde etti. Şirket, Senegal’de geliştirdiği 255 MW kurulu güce sahip kombine çevrim doğal gaz santrali başta olmak üzere Afrika’daki enerji yatırımlarını destekleyen AFC (Africa Finance Corporation) finansman anlaşmasıyla “Afrika’da Yılın En İyi Enerji Finansmanı Anlaşması” ödülüne layık görüldü. Söz konusu finansman yapısı, Afrika’nın enerji altyapısının güçlendirilmesine katkı sağlayacak stratejik yatırımların hayata geçirilmesinde önemli rol oynadı. Türkiye’den Afrika’ya uzanan yatırım portföyüyle enerji arz güvenliğine katkı sağlayan Aksa Enerji, uzun vadeli ve sürdürülebilir yüksek büyüme stratejisi doğrultusunda mevcut portföyünü yenilenebilir enerji, enerji depolama gibi yenilikçi yatırımlarla çeşitlendirirken, uluslararası finans çevrelerinden aldığı bu ödüllerle global enerji sektöründeki güçlü konumunu pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Peak PV’den Batarya ve Enerji Yönetim Sistemlerine Büyük Yatırım Haber

Peak PV’den Batarya ve Enerji Yönetim Sistemlerine Büyük Yatırım

Küresel enerji dönüşümünde rekabet artık yalnızca panel üretim kapasitesiyle değil; şebeke, depolama, mühendislik ve saha yönetimini aynı yapı altında buluşturabilen şirketlerle şekilleniyor. Peak PV de son dönemde devreye aldığı kapasite artışı ve yeni nesil enerji yatırımlarıyla Türkiye’de bu dönüşümün dikkat çeken oyuncularından biri olarak öne çıkıyor. Şirketin üretim tesisi gerçekleştirilen yatırımlarla yaklaşık 30 bin metrekare kapalı alana ulaştı. Yıllık 2,5 GW güneş paneli üretim kapasitesine yönelik yatırım süreci başlatılırken, ilk etapta 1 GW’lık bölüm aktif üretime geçti. Üretilen panellerin önemli bölümü grup bünyesindeki güneş enerjisi projelerinde kullanılmaya başlandı. PeakPV’nin yeni dönemdeki büyüme stratejisinde ise yalnızca panel üretimi değil, enerji depolama sistemleri ve entegre üretim altyapısı dikkat çekiyor. Kapasitesi genişletilen tesisin; panel üretiminin yanı sıra batarya ve konstrüksiyon üretimini de aynı çatı altında buluşturan entegre bir enerji üretim üssüne dönüştürülmesi hedefleniyor. İlk etapta 2,5 GW kurulu kapasiteyle başlaması planlanan batarya üretiminin, 2028 yılı itibarıyla 5 GW seviyesine çıkarılması öngörülüyor. Tesiste; 1C, 0,5C, 0,25C ve 1/8C uygulamalara yönelik farklı batarya çözümlerinin yanı sıra, cell’den modüle, modülden komple batarya sistemine kadar tüm süreçlerin aynı yapı içerisinde yönetilmesi hedefleniyor, ayrıca PCS ve EMS üretiminin de tesiste gerçekleştirilmesi planlanıyor. Enerji sektöründe özellikle veri merkezleri, elektrikli ulaşım, yapay zekâ yatırımları ve depolamalı yenilenebilir enerji projeleriyle birlikte elektrik altyapısına yönelik ihtiyaçların hızla arttığını belirten Peak PV Yönetim Kurulu Başkanı M. Behiç Harmanlı, enerji dönüşümünün artık yalnızca üretim değil, depolama ve şebeke tarafında da yeni bir sanayi ölçeği oluşturduğunu söyledi. Harmanlı, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Enerji dönüşümünün yeni döneminde rekabet yalnızca panel üretmekle şekillenmiyor. Depolama teknolojileri, enerji yönetimi, şebeke altyapısı ve mühendislik kabiliyeti artık aynı bütünün parçaları haline geldi. Peak PV yatırımımızı da bu uzun vadeli dönüşüm perspektifiyle konumlandırıyoruz. Hedefimiz; üretim, depolama ve enerji teknolojilerini aynı ekosistem içerisinde geliştirebilen güçlü bir sanayi altyapısı oluşturmak.” Bu vizyonu yalnızca üretim tarafında değil, yatırım tarafında da hayata geçirdiklerini belirten Harmanlı, “Peak PV ile yenilenebilir enerjide üretimin yanı sıra yatırımcı kimliğimizi de güçlendiriyoruz. Konstrüksiyon tarafında arazi, çatı ve carport çözümlerinin tamamı Peak PV çatısı altında ilerliyor. Yatırımcı olarak Türkiye, Avrupa ve Azerbaycan’da solar ve hibrit depolama projelerinde de önemli bir pay üstleneceğiz. Bugün Romanya’da 0.25C depolama sistemiyle 150 MW’lık bir yatırımın sahibiyiz; ESCO modeli kapsamında kurulan özel amaçlı (SPV) şirketlerin sahibi ve Türkiye’de kurulan ESCO şirketlerinin ana ortaklarından biri konumundayız” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı Haber

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin üçüncüsü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin açılışını ÇEVKO Vakfı adına Kurumsal İletişim, Eğitim ve Yeşil Nokta Kıdemli Müdürü Hülya Ataman yaptı. Söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu ve Hacettepe Üniversitesi İklim Elçisi İpek Güzey oldu. Mete İmer: “Döngüsel ekonomiye geçiş, sürdürülebilir kalkınma için kritik” ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, iklim krizinin tüm hızıyla sürdüğünü belirterek, doğrusal ekonominin doğal kaynaklar, emisyonlar ve atık yönetimi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu vurguladı. Döngüsel ekonomiye geçişin hem iklim kriziyle mücadele hem de sürdürülebilir ekonomik gelişme açısından önemli olduğunu ifade eden İmer, küresel ekonominin yalnızca yaklaşık yüzde 7’sinin döngüsel durumda olduğuna dikkat çekti. Mete İmer, ürünlerin tasarım aşamasından itibaren daha az atık üretecek, onarılabilir, uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir şekilde planlanması gerektiğini belirterek, sanayi kuruluşları, akademi, belediyeler ve gençlerin ortak sorumluluğuna işaret etti. 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve çevre haftasının farkındalık açısından önemine değinen Mete İmer, COP31’in de tek başına tüm sorunları çözmeyecek olsa da önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. Çiğdem Kara: “Yerel yönetimler uygulamanın tam sahasında” Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, ilçe belediyelerinin vatandaşla doğrudan temas eden kurumlar olarak COP31 sürecinde kritik paydaşlar olduğunu söyledi. Ataşehir Belediyesi’nin 2019’da Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030’a kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefi belirlediğini aktaran Kara, 2021’de Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı, 2022’de İklim Uyum Eylem Planı hazırladıklarını belirtti. Çiğdem Kara, 2026 başında İSTAÇ iş birliğiyle daha bütüncül yeni bir SECAP çalışmasına başladıklarını vurgulayarak, “Bu çalışmanın bir rapor olarak kalmasını istemiyoruz; eylemlerin ilçemizde etkisini görebileceğimiz uygulanabilir bir yol haritasına dönüşmesini istiyoruz” dedi. Yeni çalışmada enerji yoksulluğu, iklim adaleti, kırılgan gruplar ve mekânsal özelliklerin de dikkate alınacağını ifade etti. Ataşehir’de hava kalitesinin 2015’ten bu yana izlendiğini belirten Çiğdem Kara, PM2.5, PM10, azot dioksit, kükürt dioksit, ozon ve karbonmonoksit ölçümlerinin yapıldığını söyledi. Sıfır atık belgeleri, 300 konut ve üzeri sitelerle yürütülen çalışmalar, atık yağ, pil ve elektronik atık kampanyaları, çevre gönüllüleri projesi, okul eğitimleri ve İstanbul Kalkınma Ajansı destekli İnovatif Çevre Eğitim Merkezi de Kara’nın öne çıkardığı uygulamalar arasında yer aldı. Merkezde 7-10 yaş arası öğrencilere ekosistem temelli eğitimler verildiği; aquaponik sistem, yağmur suyu hasadı ve damla sulama uygulamalarının deneyimletildiği aktarıldı. Ezgi Berfin Çamkeser: “Sürdürülebilirliği tohumdan kadehe yönetiyoruz” Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, COP31’in aksiyon ve konsensüs başlıkları açısından iş dünyası için kritik olduğunu belirtti. Diageo Türkiye’de sürdürülebilirliğin “tohumdan kadehe” uzanan uçtan uca bir süreç olarak ele alındığını ifade eden Çamkeser, iklim krizine duyarlı hammaddelerden anason için Ege Üniversitesi iş birliğiyle beş yıl sonunda üç farklı tohum geliştirildiğini, son bir yılda ise 24 bin dekarlık alanda 200’e yakın çiftçiye destek sağlandığını söyledi. Su kullanımında 2020 baz yılına kıyasla 2030’a kadar yüzde 40 azaltım hedeflediklerini belirten Çamkeser, 2025 sonu itibarıyla distilasyonda yüzde 12, şişelemede yüzde 27 azaltım sağlandığını aktardı. İleri arıtma yatırımlarıyla aylık 1,000 metreküpten fazla suyu yeniden kullanma kapasitesine ulaşıldığını, Tarsus’taki adyabatik soğutma kuleleriyle yıllık yaklaşık 40 milyon litre su tasarrufu sağlayabilecek altyapı kurulduğunu söyledi. Sera gazı emisyonlarında 2022 baz yılına göre 2030’da kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 50 azaltmayı hedeflediklerini belirten Çamkeser, elektrikli kazanlar, katı atık kazanları ve biyogaz yatırımlarını örnek gösterdi. 2025’te Alaşehir’de anason cibrelerinden elde edilen buharla yaklaşık 465 ton emisyonun önlendiğini; 2022-2025 arasında biyogaz tesislerinden 153 bin MWh enerji elde edildiğini ve bunun toplam aynı dönemdeki toplam doğal gaz kullanımının yüzde 47’sine karşılık geldiğini aktardı. Can Burak Nalbantoğlu: “Veri merkezlerinin enerji ve su tüketimi COP31 gündemine girmeli” İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu, yapay zekâ ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından yeni bir tartışma alanı yarattığını söyledi. Bir Google aramasında yaklaşık 0,3 watt-saat, ChatGPT aramasında ise yaklaşık 2,9 watt-saat enerji harcandığını belirterek arada yaklaşık 10 kat fark bulunduğuna dikkat çekti. 2030’da veri merkezlerinin enerji tüketiminin bugünkünün iki katına çıkmasının beklendiğini ifade eden Nalbantoğlu, veri merkezlerinin enerji kaynağı, su tüketimi, soğutma sistemleri ve yer seçimi konusunda şeffaf raporlama ve politika çerçevesine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yapay zekânın reddedilmesi yerine rota optimizasyonu, üretim verimliliği ve enerji tasarrufu gibi alanlarda doğru kullanılması gerektiğini belirten Nalbantoğlu, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin fırsat sunduğunu ancak su riski nedeniyle bölgesel planlamanın kritik olduğunu söyledi. Verimlilik paradoksu üzerinden bakıldığında gelişen teknoloji ile birlikte çip ve işlem maliyetleri düşmekte ve daha verimli bir enerji tüketimi gerçekleşirken, AI araçları daha erişilebilir olduğu için daha fazla kullanılmakta ve bu da enerji tüketimini arttırmaktadır. Bu noktada enerji tüketimi konusundaki verimlilik çalışmaları daha farklı alanlarda yürütülerek karbon emisyonu için dengeleme yapılabilir. İpek Güzey: “Gençler iklim politikalarının izleyicisi değil, aktif paydaşı olmalı” Hacettepe Üniversitesi çevre mühendisliği öğrencisi ve iklim elçisi İpek Güzey, iklim elçilerinin üniversiteler tarafından yürütülen başvuru ve değerlendirme süreçleriyle seçildiğini belirterek, COP31’e sahada ve dijital ortamda hazırlandıklarını aktardı. Gaziantep’te eğitim kampı gerçekleştirildiğini ve çevrim içi eğitimlerin sürdüğünü söyleyen Güzey, gıda güvencesi, dirençli kentler, okyanuslar ve doğa temelli çözümler gibi başlıklarda kapasite geliştirdiklerini ifade etti. Teknolojinin doğru kullanıldığında iklim krizinin çözümünde önemli bir araç olabileceğini vurgulayan Güzey, Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından geliştirilen beta aşamasındaki Environment GPT platformunu örnek verdi. Platformun IPCC, WHO ve FAO gibi güvenilir kuruluşların raporlarına dayandığını, yanıtlarında kaynak bilgisinin yanı sıra enerji tüketimi, karbon emisyonu ve su ayak izi verilerini de gösterebildiğini belirtti. Güzey, “İklim politikalarının yalnızca izleyicisi değil, aynı zamanda aktif paydaşları gençler olmalıdır” dedi. Söyleşinin sonunda Celal Toprak, COP31’e ilişkin görüş ve önerilerin ÇEVKO Vakfı ile paylaşılması çağrısını yineledi. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ise tüm konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek söyleşi serisinin devam edeceğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.