Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yenilenebilir Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Yenilenebilir Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenebilir Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ile Güney Kore Arasında Enerji ve Madencilikte İki Yeni İş Birliği Anlaşması Haber

Türkiye ile Güney Kore Arasında Enerji ve Madencilikte İki Yeni İş Birliği Anlaşması

Ziyaret marjında toplamda 3 anlaşma imzalanırken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesabından “Ülkelerimizin mühendislik, teknoloji ve sanayi birikimini ortak projelere taşıyacak bu anlaşmaların hayırlı olmasını diliyorum.” paylaşımı yaptı. Bakan Bayraktar Eşlik Etti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Kore ziyareti kapsamında Devlet Başkanı Lee Jae Myung ile bir araya geldi. Ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, iki liderin başkanlığındaki heyetler arası görüşmeye katıldı. Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Bayraktar, Türkiye ile Güney Kore arasındaki köklü dostluk ve stratejik ortaklığın, özellikle enerji alanında teknoloji paylaşımını, iş birliğini ve karşılıklı yatırımları artıracak yeni adımlarla daha da güçleneceğine inanıyoruz.” dedi. 3 Anlaşma İmzalandı Görüşmelerin ardından iki ülke arasında enerji ve madencilik bağlamında üç anlaşma imzalandı. ‘Enerji Alanında İşbirliğinin Güçlendirilmesi Mutabakat Zaptı’na Bakan Bayraktar ile Kore İklim, Enerji ve Çevre Bakanı Sungwhan KIM imza koydu. Bu mutabakat zaptıyla iki ülke; temiz enerji politikaları ve karbon emisyonu azaltımı, nükleer enerji ve nükleer santral inşa projeleri, yenilenebilir enerji, hidrojen ve enerji verimliliği uygulamaları ile akıllı şebekeler ve yeni enerji teknolojileri alanlarında iş birliği yapacak. Enerji Dönüşümü Forumu Mutabakat zaptının sahadaki uygulamalarını doğrudan takip etmek ve sürdürülebilir bir diyalog zemini kurmak amacıyla “Türkiye-Kore Enerji Dönüşümü Forumu” kurulacak. Yılda bir kez dönüşümlü olarak Türkiye ve Güney Kore’de toplanacak olan forum; nükleer santral yatırımları, teknoloji entegrasyonu, finansman modelleri ve ortak girişim fırsatlarının masaya yatırılacağı en üst düzey yürütücü mekanizma olarak görev yapacak. Kritik Mineraller ve Madencilik Bakan Bayraktar, Kore Ticaret, Sanayi ve Kaynaklar Bakanı Jung-Kwan KIM ile ‘Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı da imzaladı. Bu anlaşma ile doğal kaynaklar ve madencilik sektörlerindeki ikili iş birliğini artırmak için; başta nadir toprak elementleri, kritik mineraller ve mıknatıslar olmak üzere söz konusu madenlerin tespiti, işlenmesi, rafine edilmesi ve geri dönüştürülmesi ve bunlara ilişkin ortak Ar-Ge projeleri yürütülmesini amaçlıyor. İki ülke ayrıca otonom madencilik, yapay zekâ entegrasyonu ve çevre dostu madencilik uygulamalarında da tecrübe ve deneyim paylaşımında bulunacak. Düzenli Bilgi Alışverişi Ziyaret kapsamında TÜNAŞ ile KEXIM arasında imzalanan ‘Nükleer Güç Projesi Finansmanına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı’ da imzalandı. Anlaşmaya TÜNAŞ adına Genel Müdür Necati Yamaç ile KEXIM adına Başkan ve Genel Müdür Hwang Kiyeon imza attı. Buna göre; TÜNAŞ marifetiyle yapılacak tüm nükleer güç santrali projeleri kapsamında potansiyel finansman çözümlerine ilişkin iş birliği çerçevesi oluşturulacak. KEXIM ve TÜNAŞ; finansal modelleme ve analiz ile finansman yapıları konusunda iş birliği geliştirecek. Düzenli olarak bilgi alışverişinde bulunmak ve gelecekteki olası iş birliği fırsatlarını araştırmak üzere çalışma grubu kurulacak. Ülkelerimizin Birikimini Ortak Projelere Taşıyacak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, imzalanan mutabakat zabıtlarına ilişkin sosyal medya hesaplarından açıklama yaptı. Bakan Bayraktar, açıklamasında, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Güney Kore Devlet Başkanı Sayın Lee Jae Myung başkanlığındaki heyetler arası görüşmenin ardından, liderlerimizin huzurunda enerji ve madencilik alanlarındaki iş birliğimize kapsamlı bir çerçeve kazandıran iki mutabakat zaptını imzaladık. Kore Cumhuriyeti İklim, Enerji ve Çevre Bakanlığı ile ‘Enerji Alanında İşbirliğinin Güçlendirilmesi Mutabakat Zaptı’nı; Ticaret, Sanayi ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile de “Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı imza altına aldık. Bu anlaşmalarla nükleer enerji ve temiz enerji teknolojileri başta olmak üzere enerjinin tüm alanlarında ortak çalışmalar geliştirecek; kritik mineraller ve nadir toprak elementlerinde kaynak potansiyelimizi teknoloji, yatırım ve yüksek katma değerli üretimle buluşturacak iş birliklerini ilerleteceğiz. Yılda bir kez dönüşümlü olarak düzenlenecek Türkiye-Kore Enerji Dönüşümü Forumu ile de bu çalışmaların uygulamaya yansımasını yakından takip edecek, üst düzey diyaloğumuza süreklilik kazandıracağız. Ayrıca liderlerin huzurunda TÜNAŞ ile KEXIM arasında imzalanan ‘Nükleer Güç Projesi Finansmanına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı’yla da TÜNAŞ’ın ülkemizde geliştireceği nükleer güç santrali projelerine yönelik potansiyel finansman imkânlarının değerlendirilmesi için bir iş birliği çerçevesi oluşturuldu. Ülkelerimizin mühendislik, teknoloji ve sanayi birikimini ortak projelere taşıyacak bu anlaşmaların hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. İkili Görüşmeler Bakan Bayraktar, temasları çerçevesinde Güney Kore’nin en büyük kamu elektrik dağıtım şirketi KEPCO’nun üst düzey yöneticileriyle bir araya geldi. Bakan Bayraktar, ayrıca Güney Koreli kalıcı mıknatıs üreticisi JS Link’in üst düzey yöneticileri ile de görüştü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vakıfbank'tan COP31 Öncesi Yeşil ve Dijital Dönüşüme 12 Finansman Ürünüyle Destek Haber

Vakıfbank'tan COP31 Öncesi Yeşil ve Dijital Dönüşüme 12 Finansman Ürünüyle Destek

VakıfBank, üretimi güçlendiren, istihdamı destekleyen ve işletmelerin rekabet gücünü artıran Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı yaklaşımı kapsamında Geleceğe Değer Paketi’ni tanıttı. COP31 öncesinde kamuoyuyla paylaşılan paket, KOBİ’ler başta olmak üzere ticari ve kurumsal işletmelerin dönüşüm ihtiyaçlarına 12 finansman ürünüyle yanıt veriyor. Geleceğe Değer; işletmelerin enerji ve kaynak kullanımını iyileştiren, üretim süreçlerini dijitalleştiren, ihracatta dönüşüme hazırlığını destekleyen ve yatırımlarını çevresel risklere karşı güçlendiren çözümleri aynı çatı altında bir araya getiriyor. İşletmelere yatırımın niteliğine göre yatırım kredisi, proje kredisi ve tamamlayıcı işletme ihtiyaç kredisi seçenekleri sunuluyor. “Kalkınma hedeflerini işletmelerin yatırımlarıyla buluşturuyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Geleceğe Değer’in Bankanın kalkınma yaklaşımının yeni bir adımı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla, ülkemizin kalkınma yolculuğunda fark oluşturan her alanda yer almayı ve bu yolla ülkemize değer katmayı vizyon edindik. İmalatçının, üreticinin, sanayicinin, ihracatçının, kadın ve genç girişimcilerin ana bankası olma hedefiyle çalışıyoruz. Bu anlayışla finansmanı; üretime, istihdama, verimliliğe ve rekabet gücüne katkısıyla birlikte ele alıyoruz. Geleceğe Değer ile işletmelerimizin bugünkü yatırım ihtiyaçlarını karşılarken geleceğin üretim ve ticaret koşullarına hazırlanmalarını destekliyoruz.” Arslan, paketin hedefini ve uygulama yaklaşımını ise şöyle açıkladı: “Geleceğe Değer Paketi kapsamında ülke ekonomimize 50 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Uluslararası kaynaklarla finansman gücümüzü artırıyor, iş birliklerimizle dönüşümün farklı aşamalarında işletmelerimizin yanında yer alıyoruz. Farkındalık oluşturmak, ihtiyacı ölçmek, yol göstermek, uygun yatırımı finanse etmek ve etkiyi izlemek, Geleceğe Değer yaklaşımımızın birbirini tamamlayan adımlarını oluşturuyor. KGF kefaleti de KOBİ’lerimizin teminat ihtiyacının karşılanmasına destek olarak bu yatırımların hayata geçirilmesini kolaylaştıracak. Geleceğe bugünden değer katıyor; yeşil dönüşümü üretime, üretimi kalkınmaya, kalkınmayı ülkemiz için kalıcı değere dönüştürüyoruz.” “VakıfBank’ın Attığı Bu İkinci Adım Son Derece Kıymetli” 2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü desteğiyle başlayan Sıfır Atık Hareketi’nin bugün küresel ölçekte örnek gösterilen bir dönüşüm halini aldığını dile getiren Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ise, “Yola çıktığımızda yüzde 13 olan geri kazanım oranımız bugün yüzde 40'lara ulaştı. Dokuz yılda 90 milyon ton atığı ekonomimize kazandırdık. Bu dönüşümün ekonomimize katkısı 2025 yılı itibarıyla 365 milyar lirayı buldu. Ayrıca 180 milyon ton sera gazı emisyonunun önüne geçtik. Türkiye'nin girişimiyle 30 Mart'ın Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmesi de bu başarının küresel ölçekteki karşılığıdır. Ancak önümüzde hâlâ önemli bir fırsat var. Atık tesislerine ulaşan her 10 ton atığın 7'si geri kazanılmadan bertaraf ediliyor. Oysa sanayimiz hammaddeye ihtiyaç duyarken kendi kaynaklarımızı ekonomiye kazandıramamak önemli bir kayıptır. Bu nedenle sıfır atık, aynı zamanda hammadde ve arz güvenliği meselesidir. Sanayimizin gelecekteki hammadde güvencesi, şehirlerimizin atıklarında saklıdır” ifadelerini kullandı. Hedeflerin hayata geçmesi için yanıtlanması gereken sorunun “Kim finanse edecek?” olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Bugün tanıtılan ve imzalanacak olan yeni finansman paketi, bu soruya Türkiye'den verilen güçlü bir cevaptır. Geçtiğimiz Eylül ayında Sıfır Atık Vakfımız ile VakıfBank iş birliğinde hayata geçirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, bu dönüşümün finansman ayağında önemli bir başlangıç oldu. VakıfBank'ın COP31'e günler kala attığı bu ikinci adım, sıfır atığı sosyal sorumluluk başlığının ötesine taşıyarak bankacılığın ve kalkınmanın ana gündemine yerleştirmesi bakımından son derece kıymetlidir. Öncü adımları için VakıfBank Genel Müdürü Sayın Osman Arslan'a ve VakıfBank ailesine, destekleri için Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Erdoğan Özegen'e, sanayimizin dönüşüm iradesini bugün burada temsil eden MESS Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Özgür Burak Akkol'a teşekkür ediyorum.” “Maliyetleri azaltarak rekabet gücünü artıracağız” “Türkiye’nin üretimdeki gücünü geleceğe taşımak için KOBİ’lerimizin yeşil dönüşümünü desteklemeliyiz” diyen Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen ise, “İşletmelerimizin daha az enerjiyle, kaynaklarını daha verimli kullanarak üretmesi, hem maliyetlerini azaltacak hem de rekabet gücümüzü artıracaktır. Bu nedenle yeşil dönüşümü, üretimimizin ve ihracatımızın geleceği açısından önemli bir yatırım alanı olarak görüyoruz” şeklinde konuşan Özegen, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Finansman imkânlarını üreticimizin ihtiyaçlarıyla buluşturabildiğimiz ölçüde, iklim hedeflerimizi somut yatırımlara dönüştürebiliriz. KGF olarak sorumluluğumuzun, işletmelerimizin bugünkü ihtiyaçlarını karşılarken yarına hazırlanmasına da katkı sunmak olduğuna inanıyoruz. VakıfBank ile güç birliğimizi bu anlayışla sürdürüyor, daha verimli üreten, daha güçlü rekabet eden ve sürdürülebilir büyüyen bir Türkiye için çalışıyoruz.” KUTU… Mevcut kaynaklardan COP31’de yeni anlaşmalara VakıfBank’ın Dünya Bankası kaynağıyla hayata geçirdiği Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı Paketi kapsamında, mayıs ayından bu yana yaklaşık 15 bin kadın ve genç girişimciye 1 milyar dolar finansman sağlandı. Asya Altyapı Yatırım Bankası’ndan temin edilen 300 milyon dolarlık, 10 yıl vadeli kaynak ise deprem bölgesinin yeniden inşasına ve KOBİ’lerin yeşil yatırımlarına yönlendiriliyor. Yıl başından bu yana uluslararası piyasalardan temin ettiği 9 milyar dolarlık kaynağın 7 milyar dolarını ülkemizin sürdürülebilir kalkınma önceliklerine yönlendiren VakıfBank, bu alandaki iş birliklerini genişletiyor. Banka, COP31 kapsamında dört farklı uluslararası finans kuruluşuyla sürdürülebilirlik temalı yeni kaynak anlaşmalarının imza törenlerini gerçekleştirecek. Böylece uluslararası finansman imkânlarının işletmelerin somut dönüşüm yatırımlarına aktarılması için kaynak kapasitesi güçlendirilecek. Farkındalıktan ölçüme ve finansmana uzanan iş birliği Geleceğe Değer’in uygulama yaklaşımında her iş birliği, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı bir ihtiyaca karşılık veriyor. Sıfır Atık Vakfı ile yürütülen iş birliği; kaynakların sorumlu kullanımı ve döngüsel ekonomi konusunda farkındalığın artırılmasını, Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi’nin tanıtılarak daha fazla işletmeye ulaştırılmasını destekliyor. Böylece bilinçlendirme çalışmalarıyla yatırım ihtiyaçlarının finansman çözümleriyle buluşturulması amaçlanıyor. MEXT Teknoloji Merkezi ile ilgili ürünler kapsamında yürütülen çalışmalar ise işletmelerin mevcut durumlarının ölçülmesine, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesine ve işletmeye özel yol haritalarının hazırlanmasına katkı sağlıyor. VakıfBank, bu yol haritalarındaki uygun yatırımları finansmanla buluşturuyor. Ölçümle başlayan bu yaklaşım, yatırımların hedeflenen dönüşümle ilişkilendirilmesine ve sağlanan etkinin izlenmesine zemin oluşturuyor. Kredi Garanti Fonu (KGF) ile iş birliği kapsamında, KGF kefaletiyle teminat imkânları güçlendirilerek KOBİ’lerin dönüşüm yatırımlarına erişimi kolaylaştırılıyor. Böylece dönüşüm yatırımı yapmak isteyen işletmelerin finansmana erişimi kolaylaştırılarak belirlenen ihtiyaçların somut yatırımlara dönüşmesine katkı sağlanacak. İşletmelerin farklı dönüşüm ihtiyaçlarına 12 finansman çözümü Geleceğe Değer, 11 finansman ürününü Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile aynı çatı altında buluşturuyor. Her ürün, işletmelerin faaliyet alanına ve yatırım ihtiyacına göre farklı bir dönüşüm alanına odaklanıyor. Üretimde Verimlilik, makine ve ekipman yenilemesiyle üretim ve enerji verimliliğini artıran yatırımları destekliyor. Enerjim Doğadan, güneş santralleri dâhil yenilenebilir enerji üretimi ve depolama yatırımlarına finansman sağlıyor. Bu çözümler, işletmelerin üretim altyapılarını ve enerji kullanımını birlikte ele almalarına imkân tanıyor. Dijital Dönüşüm Destek, kurumsal kaynak planlamadan yapay zekâya, bulut bilişimden siber güvenliğe uzanan teknoloji yatırımlarını finanse ederek işletmelerin süreçlerini geliştirmelerini destekliyor. Kadına Değer, kadın girişimcilerin yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarına odaklanarak dönüşüm finansmanına erişimlerini güçlendiriyor. İhracatçılara Özel Yeşil Vize, MEXT iş birliğiyle karbon emisyonunun hesaplanmasını, dekarbonizasyon yol haritasının hazırlanmasını ve bu yol haritasındaki emisyon azaltım yatırımlarının finansmanını bir araya getiriyor. Çevresel, Sosyal ve Yönetişim Uyum Kredisi (ESG) ise işletmeye özel hazırlanan uyum yol haritasındaki yatırımlara finansman sağlıyor. Bu iki üründe ölçüm ve yol haritası, yatırım kararının temelini oluşturuyor. Mavi Finans, su ve deniz kaynaklarını koruyan yatırımları; Orman Koruma ise ormanların korunmasına katkı sunan yeşil dönüşüm yatırımlarını destekliyor. İklime Dayanıklı Şehirler / Afet Dirençli Yapılar, tesisleri deprem, sel ve yangın gibi risklere karşı güçlendiren önleyici yatırımları kapsıyor. Yeşil Bina ve Sürdürülebilir Yapılar, enerji performansı yüksek ticari binaların edinilmesine ve binalardaki yenilenebilir enerji ile şarj altyapısı yatırımlarına finansman sağlıyor. Vinov Green, çevresel, sosyal ve yönetişim ilkelerini benimseyen tedarikçileri dijital tahsilat ve finansman çözümleriyle destekleyerek dönüşümü tedarik zincirine taşıyor. Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ise sorumlu hammadde kullanımı, sürdürülebilir üretim, toplama ve ayrıştırma, geri kazanım ve yeniden işleme, yeniden üretim ve değer kazanımı ile sorumlu kullanım ve dağıtım alanlarındaki yatırımları kapsıyor. Böylece finansman desteği, üretimin ve kaynak kullanımının farklı aşamalarına yayılıyor. Döngüsel ekonomide somut sonuçlar 15 Eylül’de Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, döngüsel ekonominin 6 temel alanında 93 farklı yatırım türünü kapsıyor. Bu pakete yönelik 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle güçlendirilen finansman modeli kapsamında, yaklaşık bir buçuk ayda 300’den fazla işletmeye 600 milyon TL’nin üzerinde finansman sağlandı. VakıfBank, Geleceğe Değer ile uluslararası kaynak temininden işletmelerin yatırım ihtiyaçlarına, farkındalık çalışmalarından teknik ölçüme ve teminat desteğine uzanan yaklaşımını genişletiyor. Banka, COP31’de yeni kaynak anlaşmalarının imza törenlerinin yanı sıra tematik panel ve etkinliklerle de yer alarak işletmelerin dönüşümüne ve ülkemizin 2053 net sıfır emisyon hedefine katkı sağlamayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AGORA INDUSTRY: Ulusal ETS ve SKDM Yılda 1.5 Milyar Euro Kaynak Yaratabilir! Haber

AGORA INDUSTRY: Ulusal ETS ve SKDM Yılda 1.5 Milyar Euro Kaynak Yaratabilir!

Sanayinin iklim nötr bir yapıya geçişi için stratejiler geliştiren düşünce kuruluşu Agora Industry’nin İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) desteği ile hazırladığı ‘Türkiye Çelik Sektörü: 2053 Net Sıfır Emisyon Yol Haritası’ raporu, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Toplantı, Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler ve SEFiA Direktörü Bengisu Özenç’in açılış konuşmalarıyla başladı. Ardından, Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü Programı Koordinatörü Ysanne Choksey ve Agora Industry Tekno-Ekonomik Analisti Emir Çolak, raporu tanıttı. ULUSAL ETS ve SKDM KARBONSUZLAŞMANIN ÖNÜNÜ AÇABİLİR Raporda, Türkiye’nin çelik sektörünü düşük emisyonlu üretime dönüştürmesi için önümüzdeki 20 yıl boyunca her yıl yaklaşık 1,5 milyar euro yatırım yapması gerektiği öngörülüyor. Türkiye’nin kendi Emisyon Ticaret Sistemi (Ulusal ETS) ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı (Ulusal SKDM) uygulamasıyla yıllık 0,5-1,5 milyar euroluk gelir elde edilebilir ve sektörün karbonsuzlaşmasında, yeşil çeliğe geçişte kullanılabilir. Söz konusu rakam, 20 yıl boyunca yılda 1,5 milyar euroluk yatırımın önemli bir bölümünü karşılayabilir. Türkiye, karbon gelirlerini sıfıra yakın emisyonlu teknolojilere yatırarak ve yerli hurda kullanımını artırarak hem yeni işler yaratabilir hem de küresel çelik pazarındaki yerini güçlendirebilir. Karbon fiyatının düşük kalması durumunda ise halihazırda dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi olan Türkiye’nin ithalata bağımlılığı artabilir. Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde yayımlanan çalışma; Türkiye’nin, sıfıra yakın emisyonlu demir talebini yurt içi üretim ve ithalat arasında dengeli biçimde karşılaması gerektiğine dikkat çekiyor. Cevherden düşük emisyonlu çelik üretim kapasitesinin artırılması, katma değerin Türkiye’de kalmasına ve tedarik risklerinin azalmasına yardımcı olabilir. Böylece Türkiye, bugün ithal ettiği yüksek kaliteli yassı çeliğin daha fazlasını da üretebilir. Belirli alanlarda yapılacak düşük emisyonlu çelik ithalatı ise üretilebilecek çelik ürünlerinin çeşitliliğini artırabilir. Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü Programı Koordinatörü Ysanne Choksey, şunları söyledi: “Türkiye, temiz çelik üretiminde öncü olmak için; zengin yenilenebilir enerji kaynakları, elektrikle çelik üretiminde kapsamlı deneyim, Avrupa, Orta Doğu, Asya ile güçlü ticari ilişkiler gibi en önemli gerekliliklere sahip. Erken yatırım yapanlar, istihdam ve rekabet gücü açısından avantaj elde edecek. Antalya’da düzenlenecek COP31, gerekli mesajları vermek ve bu alanda sonraki adımları atmak için ideal bir fırsat sunuyor.” KARBON FİYATI, DÖNÜŞÜMÜN İTİCİ GÜCÜ Çalışmada, 2050 yılına uzanan üç senaryo incelendi. Mevcut politikaların devam ettiği ilk senaryoda, kömüre dayalı üretim ağırlığını koruyor. Kademeli ve hızlandırılmış dönüşüm senaryoları ise sıfıra yakın emisyonlu teknolojilere yönelik yatırımların ve politika desteğinin artmasını öngörüyor. Rapora göre karbondioksitin ton fiyatı yaklaşık 100 euroya ulaştığında, Türkiye’de doğal gaz kullanılarak cevherden üretilen demirden elde edilen çeliğin maliyeti kömür bazlı çelikle eşitleniyor. Yeşil hidrojen bazlı çelik için bu eşik ton başına yaklaşık 140 euro. Türkiye’deki karbon fiyatı, sanayi ve elektrik üretimini kapsayan Avrupa Birliği’nin (AB) ETS’sini takip ederse bu seviyeye 2030’lu yılların sonunda ulaşılabilir. Bu fiyat düzeyi, şirketleri Türkiye’de sıfıra yakın emisyonlu demir üretimine yatırım yapmaya teşvik edebilir. Erken yatırım yapan şirketler, düşük emisyonlu çeliğe yönelik büyüyen talepten pay alabilir ve uzun vadeli tedarik sözleşmeleri yapabilir. Ayrıca ihracatlarını AB’nin sınırda karbon düzenlemesinin etkilerinden koruyabilir. Yeşil çelik kullanımından kaynaklanan ilave maliyetin nihai kullanıcıya etkisinin de sınırlı olacağı öngörülüyor. Yeşil çelik kullanılan bir elektrikli otomobilin fiyatının yaklaşık 270 euro (yüzde 0,9), çamaşır makinesinin fiyatının 8 euro (yüzde 1,3), ev tipi bir klimanın fiyatının ise 9 euro (yüzde 0,8) artabileceği hesaplandı. Nihai ürün fiyatlarındaki bu sınırlı etki, zorunlu yeşil kamu alımları, asgari kullanım kotaları ve uzun vadeli alım anlaşmaları yoluyla düşük emisyonlu çelik talebini teşvik edebilir. HURDA ÇELİK İTHALATI ZORLAŞIYOR Karbon fiyatının düşük kalması, Türkiye’de yaratılabilecek ekonomik değerin önemli bir bölümünün yurt dışına kaymasına yol açabilir. Kademeli senaryoda karbon fiyatı, 2030’lu yılların başına kadar karbondioksit ton başına 50 euroyu aşmıyor. Bu noktadan sonra Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan ithal edilen doğal gaz bazlı demir, Türkiye’de kömür kullanılarak üretilen demirden daha ucuz hale geliyor. Yerli doğal gaz ve yeşil hidrojen bazlı demir üretimi ise ancak 100 ve 140 euro düzeyinde başa baş noktasına ulaşıyor. Hedefli politika desteği olmadan Türkiye’nin ithal demire bağımlılık riski artıyor. Bu senaryoda kömürden yine kademeli olarak çıkılıyor, ancak üretimde ortaya çıkan açık büyük ölçüde ithalatla karşılanıyor. Kısa vadede daha ucuz olan bu yol, Türkiye’nin ithalata bağımlılığını artırıyor. Ayrıca hızlandırılmış dönüşümün sağlayabileceği katma değer ve istihdamın önemli bir bölümü yurt dışında kalıyor. Dünyanın en büyük hurda ithalatçısı Türkiye için hurda giderek kıtlaşıyor ve pahalılaşıyor. AB başta olmak üzere, 50’ye yakın ülke hurda ihracatını kısıtlıyor. Bu durumda ham madde güvenliği için yurt içi hurda toplamanın 2050'ye kadar 10 milyon tondan 26 milyon tona çıkarılması ve ithal düşük emisyonlu demirle desteklenmesi gerekebilir. Rapor, güneş ve rüzgar enerjisi, elektrolizör üretimi ve yeşil hidrojen bazlı demir üretimini kapsayan değer zincirlerinde yaklaşık 29 bin kişiye yeni iş imkanı doğacağı belirtiliyor. HIZLI DÖNÜŞÜM SENARYOSU, EMİSYONLARDA EN FAZLA DÜŞÜŞÜ SAĞLIYOR Çelik sektörü, Türkiye’nin sanayi kaynaklı emisyonlarının yaklaşık yüzde 40’ından sorumlu. Bu nedenle sektörün dönüşümü, Türkiye’nin 2053 iklim nötr hedefi açısından büyük önem taşıyor. Erken yatırım ve güçlü politika desteğine dayanan hızlandırılmış karbonsuzlaşma senaryosunda, sektörün emisyonları 2050’ye kadar 2025 düzeyine göre yüzde 92 azalabiliyor. Bu, Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine ulaşan tek senaryo. Rapora göre kalan emisyonların azaltılması için de kullanılabilecek yöntemler var. Bunlar arasında elektrik ark ocaklarında biyokömür kullanımı ve şebekeden veya elektrik satın alma anlaşmaları yoluyla tamamen yenilenebilir elektrik temin edilmesi bulunuyor. Geriye kalan emisyonlar için ise karbon yakalama ve depolamayla birlikte kullanılan biyoenerji veya doğrudan havadan karbon yakalama gibi yüksek kaliteli karbon giderme yöntemlerinden yararlanılabilir. 1,5 MİLYAR EURO TÜRKİYE’DE KALABİLİR Türkiye’de uygulanacak etkin bir ETS ve ithal ürünler için devreye alınacak SKDM benzeri bir karbon fiyatlama mekanizmasının etkili bir dönüşüm politikasının temelini oluşturabileceğine dikkat çekilen raporda, böylece karbon gelirlerinin Türkiye’de kalabileceğine dikkat çekiliyor. Çalışmaya göre Türkiye’deki karbon fiyatının AB’deki ETS fiyatıyla eşit olması durumunda, çelik ihracatına ilişkin yılda yaklaşık 1,5 milyar euroluk karbon geliri AB yerine Türkiye’de değerlendirilebilir. Kaynak, çelik sektörünün dönüşümünü desteklemek üzere kurulacak bir yeşil çelik fonuna aktarılarak sektörün karbonsuzlaşmasına yönelik önlemlerin finansmanında kullanılabilir. Hızlandırılmış senaryoya göre 20 yıl boyunca yılda 1,5 milyar euroluk yatırıma katkı sağlayabilir. Karbon fark sözleşmeleri ve uygun koşullu finansman da yatırım risklerini ve sermaye maliyetlerini düşürerek karbon fiyatlandırmasını destekleyebilir. Yeşil kamu alımları, kotalar ve uzun vadeli satın alma anlaşmaları ise sıfıra yakın emisyonlu çelik için düzenli talep oluşturabilir. “TÜRKİYE TEMİZ ÇELİKTE ÖNCÜ OLABİLİR” Toplantıda sektör uzmanlarının katılımıyla bir panel düzenlendi. Kıdemli sanayi uzmanı Muammer Bilgiç’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde Türkiye Çelik Dönüşümü Ağı Koordinatörü Dursun Baş, SEFiA Direktörü Bengisu Özenç, Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Teknik İşler Direktörü Hasan Akbulut ve Borçelik Yönetim Sistemleri Direktörü Serkan Ürkmez, sektördeki gelişmeleri değerlendirdi. Türkiye Çelik Dönüşüm Ağı (ÇEDA) Koordinatörü Dursun Baş, şunları söyledi: “Güçlü bir karbon fiyatı, düşük emisyonlu çelik üretiminin ekonomik olarak karşılık bulacağına dair net bir mesaj verir ve daha temiz üretim yapan üreticileri da ödüllendirir. Türkiye’nin şu anda pilot aşamada olan emisyon ticaret sisteminin de bu yönde tasarımının iyileştirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin çelik ihracatındaki en büyük pazarı olan AB ile ticaret kuralları da aynı derecede belirleyici olacak. Bu kapsamda, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile Türkiye arasındaki serbest ticaret anlaşmasının güncellenmesi önem taşıyor. Elektrik ark ocaklarıyla çelik üretimindeki güçlü birikimi sayesinde Türkiye, dönüşüm fırsatını değerlendirmek için iyi bir konumda. Böylece temiz çelikte öncü ülkelerden biri olabilir ve fosil yakıt teknolojilerine bağımlı kalmaktan kaçınabilir.” SEFiA Direktörü Bengisu Özenç ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Karbon fiyatlandırması, Türkiye’nin önemli ihracat pazarlarının birçoğunda zaten uygulanıyor. Önümüzdeki dönemde daha fazla pazarın bu uygulamaya geçmesi bekleniyor. Bu pazarlardaki fiyatlarla uyumlu, etkin bir ulusal karbon fiyatı, yatırım planlaması açısından önemli bir sinyaldir. Temiz demir-çelik üretiminin ekonomik karşılık bulacağını gösterir ve erken harekete geçenleri ödüllendirir. Önümüzdeki yıllarda yapılacak yatırımların, Türkiye’nin çelik üretimini on yıllar boyunca şekillendireceğini göz önünde bulundurmak gerekir. Bugün harekete geçmek, ülkenin düşük emisyonlu çelik için büyüyen pazardan pay almasını ve fosil yakıt teknolojilerine bağımlığını kırmasını sağlayabilir.” Etkinliğin kapanış konuşmasını ise İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Programı Koordinatörü Ümit Şahin yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker, Tarladan Rafa Uzanan Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Raporladı Haber

Ülker, Tarladan Rafa Uzanan Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Raporladı

Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker, 1944’ten bu yana iş yapışının merkezindeki israfsız şirket kültürünü, bilim temelli hedefler ve saha uygulamalarıyla geleceğe taşıyor. 2025’te, değer zinciri boyunca somut sonuçlar elde eden ve karbon salımını önemli ölçüde azaltan şirket, yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği, onarıcı tarım, sürdürülebilir ham madde tedariki ve lojistik uygulamalarıyla hedeflerine ilerliyor. İklim kriziyle mücadelede tarımsal üretimin gücü Ülker CEO’su Özgür Kölükfakı, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı- COP31’e ev sahipliğinin iklim değişikliğiyle mücadelede ortak sorumlulukların ve somut uygulamaların önemini vurguladığını belirterek şunları söyledi: “COP31 ile dünyanın iklim odağı Türkiye’ye çevrilirken, bu topraklardan doğan global bir şirket olarak sorumluluğumuzun farkındayız. Küresel iklim kriziyle mücadelede çözümün anahtarı, vaatleri aşarak yerel değerleri korumak ve ülkemizin tarımsal üretim gücünü geleceğe taşımaktır. İsrafsız şirket kültürümüzü 2050 Net Sıfır vizyonumuzla birleştiriyor; çiftçilerimiz ve iş ortaklarımızla değer zincirimizde dönüşümü destekliyoruz. Uzun vadeli hedeflerimizi paylaşırken, bu hedefleri mümkün kılacak adımları bugünden atmaya önem veriyoruz.” Karbon emisyonu ve kaynak kullanımı azaltılıyor Ülker, 2025’te Türkiye’deki son ürün ve ham madde fabrikalarında I-REC sertifikalı yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanarak elektrik tüketiminden kaynaklanan Kapsam 2 emisyonlarını sıfırladı ve 97 bin 193 ton karbon emisyonunu önledi. Enerji ve su verimliliği projeleriyle yaklaşık 634 evin yıllık toplam enerji kullanımına eşdeğer 12 bin 11 megavatsaat enerji ve 53,5 milyon yarım litrelik şişe suya eşdeğer 26 bin 759 metreküp su tasarrufu sağladı. İsrafsız şirket kültürüyle ambalajlarda plastik kullanımı 96 ton, kâğıt kullanımı 25,2 ton azaltan Ülker tüketicilerine sunduğu ürünlerde ambalaj kaynaklı çevresel etkileri azaltmak amacıyla geri dönüştürülebilirliği artıran malzeme dönüşümleri gerçekleştiriyor. Ambalajlarda tek tip ham madde kullanımını yaygınlaştırarak plastik kullanımını azaltırken geri dönüşüm süreçlerine uyumu da güçlendiriyor. Ülker, bu çalışmaların sonucunda plastik ambalajların tamamında kompozit yapılardan çıktı. Onarıcı tarımla verimlilik artıyor Ülker’in buğday üretiminde yürüttüğü Onarıcı Tarım Projesi 2025’te 101 çiftçiyle 6 bin 860 dekarlık alanda devam ettirildi. Toprak analizleri, uydu görüntüleri ve sensör verilerini çiftçilerin bilgi ve deneyimiyle birleştiren projede, örtü ve çit bitkisi, azaltılmış işleme, gübre ve sulama optimizasyonu gibi onarıcı tarım pratikleriyle önceki sezona göre kuru tarım alanlarında verim yüzde 22 arttı, gübre kaynaklı karbon emisyonları yüzde 10 azaldı. Sulanan alanlarda ise verim yüzde 21 artarken sulama kaynaklı enerji emisyonları yüzde 32 düştü. Proje kapsamında Kırıkkale’de yürütülen Yağmurdan Hasada sosyal sorumluk projesiyle dört okulda yağmur suyu hasadı sistemleri, damla sulama sistemi ve bostanlar kuruldu. Öğrencileri üretime dahil eden çalışmayla, su verimliliği, sürdürülebilir tarım ve çevre bilincinin uygulamalı olarak geliştirilmesi hedefleniyor. Fındık ve kakaoda sürdürülebilir üretim Ülker, 2023 yılında başlattığı Fındıktan Fazlası Projesiyle 2025’te 100’ü kadın 200 çiftçiye toprak analizi, gübreleme, budama ve zararlılarla mücadele konularında eğitim ve saha desteği sağladı. Biyolojik mücadele için 9 bin samuray arısını doğaya saldı. Proje, 2026’da 175’i kadın 350 çiftçiye ve 4 bin 356 dekara ulaştı. Şirketin bu rakamı daha yukarılara taşıyacak yol haritaları bulunuyor. Ülker üreticileriyle birlikte modern ve verimli tarımı yaygınlaştırarak toprağın bereketini korumaya, Türkiye’nin fındık üretimindeki liderliğini sürdürmesine destek olmak için çalışmalarına devam ediyor. Ülker’in 2020’de bu yana devam ettirdiği Kakaodan Fazlası projesi, Fildişi Sahili’ndeki grup iştiraki Fildisi Cocoa Industry, Earthworm Foundation ve Topkapı’daki kakao işleme tesisi aracılığıyla, çiftçilerle ve kooperatiflerle doğrudan bir bağ kurarak hayata geçiriliyor. Proje kapsamında tarımsal ormancılık pilot projesi 2025’te iki kooperatife genişletildi. DAKUA kooperatifinde 196 çiftçiye ait 387 hektar haritalandı, altı farklı bölgeye 16 bin 266 orman ve meyve ağacı dikildi. Kakao ağaçlarının farklı ağaç türleriyle birlikte yetiştirilmesini destekleyen proje, toprağı korunmayı, biyoçeşitliliği geliştirmeyi ve çiftçi ailelerinin yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Ürünlerde dengeli beslenme hedefleri Ülker, mevcut ve yeni ürünlerini tüketici beklentileri ve yükselen bütünsel iyilik ve dengeli yaşam trendi doğrultusunda geliştiriyor. pladis’in global beslenme modeli kapsamında ürünlerinde şeker, tuz ve doymuş yağı azaltmayı, lif ve proteini artırmayı, tüm ürün kategorilerinde 2030 yılına kadar 50 ton tuz, 1.000 ton yağ ve 3.000 ton şeker azaltmayı hedefliyor. Yapay zekâ ve dijital teknolojilerle kaynak verimliliği Ülker, yapay zekayı ve dijital teknolojileri çevresel, sosyal, yönetişim (ÇSY) hedeflerine ulaşmada etkin bir araç olarak konumlandırıyor; çevresel verimlilik, risk yönetimi, raporlama süreçleri ve tedarik zinciri yönetimi alanlarında bunlardan yararlanıyor. Kaynak verimliliğini artırmak, çevresel etkileri azaltmak, riskleri daha etkin yönetmek ve karar alma süreçlerini güçlendirmek amacıyla üretimden lojistiğe, tarımdan kalite yönetimine kadar birçok alanda dijital çözümlerden yararlanıyor. Yıl içinde uygulamaya alınan yapay zekâ çözümleriyle Türkiye’deki fabrikalarda yıllık 200 milyon TL’nin üzerinde tasarruf sağlandı. Üretimde makine verileri anlık izlenerek olası arızalar önceden tespit ediliyor, enerji tüketimi daha etkin yönetiliyor ve kalite kontrolü geliştiriliyor. Yapay zekâ destekli rota optimizasyonuyla lojistik kaynaklı karbon salımını 2014’ten bu yana yüzde 70’e varan oranda azaltan Ülker, 2025’te 100 milyon TL tasarruf sağladı ve lojistik maliyetlerini bir önceki yıla göre yüzde 4 düşürdü. Tarım alanında ise uydu görüntüleri, sensörler ve dijital analiz araçları kullanılarak toprağın ihtiyaçları, bitki gelişimi ve sulama zamanlaması daha hassas biçimde takip ediliyor. Böylece su, gübre ve diğer tarımsal girdilerin daha verimli kullanılmasına katkı sağlanırken, sürdürülebilir üretim uygulamaları da destekleniyor. Ulusal ve uluslararası platformlarda takdir Ülker’in sürdürülebilirlik çalışmaları bağımsız değerlendirmelerde takdir görüyor. LSEG’in (London Stock Exchange Group) değerlendirmesinde dünya genelindeki 427 gıda şirketi arasında en yüksek puanı alarak üst üste üçüncü kez kategori lideri oldu. S&P Global’in The Sustainability Yearbook listesinde yer almayı sürdürerek gıda ürünleri kategorisindeki 26 şirket arasında tek Türk şirketi olma başarısını gösterdi. Ülker 2015’ten bu yana yer aldığı Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’nin yanı sıra, 2025’te BIST Sürdürülebilirlik 25 endeksine de girdi. Ülker 2030 ara hedeflerine ilerliyor Ülker, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) ile uyumlu taahhütleri doğrultusunda 2030’a kadar, 2023’e kıyasla Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 42, Kapsam 3 emisyonlarını yüzde 30, tarım ve arazi kullanımıyla ilişkili FLAG emisyonlarını ise yüzde 30,3 azaltmayı hedefliyor. Sözleşmeli buğday üreticileriyle onarıcı tarım uygulamalarını 10 bin dekara taşımak da 2030 hedefleri arasında yer alıyor. Şirket ayrıca fabrika ve depolarında elektriğin tamamını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı, birim üretim başına su kullanımını 2014’e göre yüzde 45 azaltmayı ve üretim kaynaklı net ham madde kayıplarını yüzde 0,5’in altına indirmeyi hedefliyor. Kakao ve bitkisel yağ hariç yerli tarımsal ham madde kullanımını yüzde 90’a çıkarma hedefiyle yerel üretimi ve tedarik zincirinin dayanıklılığını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank’tan Sürdürülebilir Finansmanda  Yeni Hedef: 2,5 Trilyon TL Haber

Akbank’tan Sürdürülebilir Finansmanda Yeni Hedef: 2,5 Trilyon TL

Türkiye’nin ev sahipliğinde, 9-20 Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek BM İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, yeni dönem önceliklerini açıklayan Akbank, iklim hedeflerinin somut yatırımlara dönüşmesinde finans sektörünün üstlenmesi gereken role dikkat çekti. Bu doğrultuda sürdürülebilir finansman hedefini revize eden Banka, etkili, ölçülebilir ve ölçeklenebilir uygulamalarla Türkiye’deki dönüşüm yatırımlarında çözüm ortağı olmaya odaklandığını vurguladı. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “2030 yılı için belirlediğimiz 800 milyar TL sürdürülebilir finansman hedefimizi, 2026’nın üçüncü çeyreği itibarıyla 905 milyar TL’ye ulaşarak aştık. Türkiye’nin dönüşüm ihtiyacını ve önümüzdeki dönemin yatırım gereksinimlerini dikkate alarak, 2030 sürdürülebilir finansman hedefimizi 2,5 trilyon TL’ye yükseltiyoruz. Bizim için sürdürülebilir finansmanda önemli olan, finansmanın büyüklüğünün yanı sıra reel ekonomide yarattığı somut etkidir. Bu anlayışla, yeni yeşil kredi kullandırımlarımızın %50’sini sanayinin yeşil dönüşümüne yönlendirmeyi amaçlıyoruz. Sanayimizin enerji verimliliğini artıran, emisyonlarını azaltan ve uluslararası rekabet gücünü destekleyen yatırımların finansmanına öncelik veriyoruz” dedi. COP31’de dört temel alanda dönüşüme öncülük edecek Akbank, COP31’de sanayi şirketlerini, KOBİ’leri, teknoloji sağlayıcılarını, kamu kurumlarını ve uluslararası finans kuruluşlarını bir araya getirmeyi, yürüttüğü programları yeni yatırımlara ve kalıcı finansman modellerine dönüştürmeyi hedefliyor. Gür açıklamalarını şöyle sürdürdü: “COP31 kapsamındaki çalışmalarımızda dört ana başlığa odaklanıyoruz: ‘Sanayinin yeşil dönüşümü’, ‘sürdürülebilir tedarik zincirleri’, ‘elektrifikasyon & sürdürülebilir iklimlendirme’ ve ‘mavi finansman’. Bu alanların her biri, Türk ekonomisinin farklı dönüşüm ihtiyaçlarına karşılık geliyor. Dönüşüm yatırımlarının hayata geçmesi için finansman sağlamak kadar işletmelerin ihtiyaçlarını anlamak, doğru teknolojilere yönelmelerine yardımcı olmak ve teknik uzmanlığı iş birlikleriyle bir araya getirmek de gerekiyor. Akbank olarak biz de müşterilerimizin farklı ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştiriyor, tüm paydaşlarımızla iş birliğimizi güçlendiriyoruz. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasını, iklim gündemini ülkemizin üretim gücü, teknoloji kapasitesi ve finansman imkânlarıyla buluşturmak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Sürdürülebilirliği, büyük hedefler belirlemek kadar bu hedeflerin ekonomide, iş hayatında ve günlük yaşamda somut karşılık bulmasıyla anlamlı buluyoruz. Akbank olarak finansmandan üretime, teknolojiden eğitime uzanan çalışmalarımızla Türkiye’nin dönüşümüne katkı sağlamayı sürdüreceğiz.” Sanayinin yeşil dönüşümü hızlandırılacak Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri, Türkiye’de gelişen emisyon ticareti altyapısı, yüksek enerji maliyetleri ve ihracat pazarlarının değişen beklentileri, özellikle sanayi şirketlerini üretim biçimlerini yeniden değerlendirmeye yönlendiriyor. Dönüşümün maliyeti ise yüksek. Türkiye’nin net sıfır hedefine ulaşabilmesi için yalnızca çelik, çimento, alüminyum ve gübre sektörlerinde 70 milyar doların üzerinde yatırım yapılması gerektiği hesaplanıyor. Her tesisin ihtiyacı ise birbirinden farklı. Akbank bu nedenle standart kredi paketleri yerine, yatırımın teknik ihtiyacına odaklanan finansman modelleri geliştiriyor ve sunuyor. Bankanın 2025 yılında uygulamaya aldığı Yeşil Dönüşüm Skoru bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri. Şirketlerin dönüşüm kapasitesini ve ihtiyaçlarını değerlendiren skor, kredi süreçlerine ve Yönetim Kurulu seviyesindeki karar mekanizmalarına dahil edildi. Bugüne kadar 500’ü aşkın şirket bu sistemle değerlendirildi. Akbank’ın 2050 yılına kadar net sıfır emisyonlu banka olma hedefi de bu uygulamayla destekleniyor. Banka daha önce öncelikli sektörlerini belirlemiş ve bu sektörler için 2030 karbon azaltım hedefleri oluşturmuştu. Büyük şirketler dönüşürken tedarikçisi geride kalmayacak Akbank’ın COP31 gündemindeki ikinci önemli alan tedarik zincirleri olacak. Bir ürünün karbon ayak izini yalnızca ana üretici değil, ham maddeden lojistiğe kadar tüm tedarik ağı birlikte belirliyor. Teknolojiye, uzmanlığa ve uzun vadeli finansmana erişimi daha sınırlı olan tedarikçi şirketlerin geride kalması, büyük şirketlerin de iklim hedeflerine ulaşmasını zorlaştırıyor. Bu bilinçle Akbank, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile yürüttüğü risk paylaşımlı program kapsamında müşterilerinin tedarikçilerine finansman sağlarken, çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) hedeflerine ulaşmaları için de destek sunuyor. Banka, COP31’de bu iş birliğini daha geniş bir işletme ağına taşıyacak yenilikçi bir model açıklamaya hazırlanıyor. Elektrifikasyon ve verimli iklimlendirme yatırımları yaygınlaştırılacak Akbank’ın COP31’deki bir diğer odağı elektrifikasyon ve sürdürülebilir iklimlendirme olacak. Binalar küresel enerji talebinin yaklaşık %30’unu oluştururken, soğutma için kullanılan elektrik 2015’ten bu yana %50 arttı. Bu nedenle verimli iklimlendirme ve soğuk zincir sistemleri; enerji tüketimini ve emisyonları azaltmanın yanı sıra gıda, ilaç, turizm, perakende ve lojistik sektörlerinin dayanıklılığı açısından da kritik önem taşıyor. Akbank, 2026 yılı başında UNDP Cool-Up Programı’nın Türkiye’deki ilk finansal partneri oldu ve Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı’nı başlattı. Program, finansmanı teknik danışmanlık ve teknoloji sağlayıcılarıyla bir araya getiriyor. Amaç, daha verimli sistemlere geçişi kolaylaştırarak hem enerji maliyetlerini hem de emisyonları azaltmak. Elektrifikasyonun iklim açısından değer yaratabilmesi için kullanılan elektriğin kaynağı da önem taşıyor. Bu nedenle Akbank yenilenebilir enerji, enerji depolama, büyük ölçekli YEKA yatırımları ve şirketlerin kendi elektriğini üretmesini sağlayan öz tüketim projelerini de finansman gündeminin merkezinde tutuyor. Bankanın proje finansmanı portföyünde yeşil kredilerin payı bir yılda %38’den %42’ye yükseldi. 2025 yıl sonunda proje finansmanı enerji portföyünde yenilenebilir enerjinin payı %77 oldu. Banka yeni iş birlikleri ve finansman modelleriyle bu alandaki gelişime ivme kazandıracak. Turizmden sanayiye su verimliliği desteklenecek Akbank’ın COP31 gündeminin dördüncü ayağını mavi finansman oluşturuyor. Akbank bu başlık altında denizlerin ve kıyıların korunmasının yanı sıra su verimliliği, suyun geri kazanılması, atıkların yeniden değerlendirilmesi ve sürdürülebilir turizm yatırımlarına odaklanıyor. Suya erişimde yaşanacak bir sorun tarımdan sanayiye, turizmden gıda üretimine kadar çok sayıda sektörü doğrudan etkileyebiliyor. Bu nedenle Banka, 360 derece düşünülmüş modellerle yüksek bir etki yaratmayı hedefliyor. Akbank’ın 2025’te proje finansmanıyla desteklediği otel portföyünün %99’u, bankanın mavi finansman kapsamında takip ettiği projelerden oluştu. Sürdürülebilir turizm kredilerinin yeşil finansman portföyündeki payı ise %14’e ulaştı. Bu alanda rol-model olacak programlar ise COP31 gündemine alındı. İleri dönüşüm Türkiye genelinde meslek liselerinde yaygınlaştırılacak Akbank’ın taahhütlerini somut değere dönüştürme yaklaşımı toplumsal yatırımlarına da yansıyor. Banka “Dönüşümde Gelecek Var” projesi ile ileri dönüşümü sosyal etkiyle buluşturan bir model oluşturdu. Akbank’ın kullanım ömrünü tamamlayan ofis mobilyalarının Hatay’da, meslek liseli öğrenciler tarafından yeni okul eşyalarına dönüştürülmesini sağlayan projeyle bugüne kadar Milli Eğitim Bakanlığı iş birliği ile 19 bin 200 okul mobilyası üretildi, 1.311 okulun eğitim ortamı iyileştirildi ve 400 bini aşkın öğrenciye ulaşıldı. Millî Eğitim Bakanlığı ile imzalanan protokol kapsamında yeni dönem çalışmalarıyla ileri dönüşüm eğitim modülünün Türkiye genelindeki meslek liselerinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Akbank iklim finansmanında yeni modelleri ve iş birliklerini COP31’de açıklayacak Akbank, COP31’de açıklayacağı yeni iş birlikleri ve finansman programları ile sanayiden KOBİ’lere, enerjiden su kaynaklarına kadar geniş bir alanda değer yaratmaya odaklanacak. Banka, COP31’de Yeşil Alan’daki İklim Finansman Hub’ındaki standında yatırım yapılabilir projeler, uluslararası kaynaklara erişim ve dönüşüm finansmanı modelleri için paydaşlarını bir araya getirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Enerji Doğu Afrika Projelerini EIF’te Gündeme Taşıyacak Haber

İklim Enerji Doğu Afrika Projelerini EIF’te Gündeme Taşıyacak

Dünya Bankası temsilcilerinin de katılacağı organizasyon, 20’nci yılında güneş ve rüzgâr enerjisinden enerji depolamaya, jeotermalden enerji verimliliğine kadar sektörün farklı alanlarını bir araya getirecek. Teknopark kökenli mühendislik ve Ar-Ge birikimini uluslararası pazarlara taşıyan İklim Enerji; Umman, Suudi Arabistan, İtalya, Estonya, Zambiya ve Azerbaycan’da çalışmalar yürütüyor. Kenya’da kurduğu İklim Energy East Africa Limited üzerinden Doğu Afrika’daki yatırımlarını geliştiren şirket, bölgedeki faaliyetlerini büyütmeye odaklanıyor. İngiltere, ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki irtibat ofisleriyle de uluslararası iş birliklerini destekliyor. İklim Enerji’yi 2016 yılında Kırıkkale Üniversitesi Teknopark’ta yenilenebilir enerji alanında çalışmak üzere kurduklarını belirten İklim Enerji Kurucu Ortağı Prof. Dr. Kutalmış Güven: “Enerji sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösteren şirketleri, yatırımcıları ve teknoloji sağlayıcıları bir araya getiren EIF’in yeni iş birlikleri geliştirmek ve çalışmalarımızı paylaşmak için önemli bir platform olduğuna inanıyoruz. Fuarda uluslararası paydaşlarla kuracağımız temasların, yurt dışındaki projelerimiz ve büyüme hedeflerimiz açısından değerli fırsatlar sunmasını bekliyoruz. Türkiye’de ASELSAN, Doğuş Çay, belediyeler ve kamu kurumları için projeler yürütüyoruz. Enerji ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştiriyor; projelendirme, izin ve uygulama süreçlerinde görev alıyoruz. Yurt dışında ise Kenya’da kurduğumuz şirket ve yerel ekibimizle Doğu Afrika’daki fırsatları takip ediyor, Zambiya ve Tanzanya’da projeler geliştiriyoruz. Afrika’daki çalışmalarımızı daha güvenli ve sürdürülebilir biçimde ilerletmek için Dünya Bankası garantili projeleri de izliyoruz. Bu garantiler hibe değil; projelerin finansmana erişimini kolaylaştıran bir mekanizma. Kenya’daki ilk projemizle bu süreçlerde deneyim kazanmayı ve bu deneyimi gelecekte daha büyük projelere taşımayı hedefliyoruz. Bu büyümeyi Ar-Ge çalışmalarıyla destekliyor, güneş panellerinin üretimini ve olası arızalarını izleyen yapay zekâ destekli çözümler geliştiriyoruz” açıklamasında bulundu. Daha önce Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projelerine başvuruda bulunan İklim Enerji, bu alandaki çalışmalarını sürdürüyor. Şirket, mühendislik ve uygulama birikimini geniş ölçekli yenilenebilir enerji yatırımlarına taşıyarak büyümesini desteklemeyi hedefliyor. İklim Enerji Kurucu Ortağı Onur Özcan: “Enerji dönüşümü, farklı ülkelerin ihtiyaçlarını ve yerel dinamiklerini gözeten iş birliklerini daha önemli hâle getiriyor. EIF’i, Türkiye’deki mühendislik birikimimizi uluslararası paydaşlarla buluşturmak ve Doğu Afrika başta olmak üzere faaliyet gösterdiğimiz pazarlardaki iş birliği olanaklarını değerlendirmek için değerli bir platform olarak görüyoruz. İklim Enerji olarak, uzun vadeli değer yaratacak yenilenebilir enerji projeleri geliştirmeye odaklanıyoruz. 2027’de yurt içi ve yurt dışındaki proje portföyümüzü genişletirken, yenilenebilir enerji alanındaki mühendislik ve uygulama kapasitemizi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızla geliştirdiğimiz teknolojileri sahadaki deneyimimizle buluşturarak sürdürülebilir büyümemizi destekleyeceğiz” dedi. Ar-Ge’yi büyümesinin temel unsurlarından biri olarak gören İklim Enerji, yapay zekânın enerji üretimi ve verimlilik uygulamalarına yönelik çalışmalarını geliştiriyor. Hidrojen teknolojileri ve küçük modüler nükleer reaktörler de şirketin geleceğe yönelik araştırma ve geliştirme gündeminde yer alıyor. Teknolojik gelişimi çalışanlarının yetkinlikleriyle birlikte ele alan şirket, teknoloji ve yapay zekâ eğitimleriyle ekibinin mesleki gelişimini destekliyor; çalışanlarının bilgi birikimine ve katkısına değer veren, sürekli öğrenmeyi teşvik eden bir çalışma anlayışını benimsiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Enerji’nin Dokuz Aylık Yatırımları 20,8 Milyar TL’ye Ulaştı Haber

Enerjisa Enerji’nin Dokuz Aylık Yatırımları 20,8 Milyar TL’ye Ulaştı

‘Herkes İçin Daha İyi Bir Gelecek’ vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Enerjisa Enerji, 2026 yılının ilk dokuz ayına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. Eylül ayı sonu itibarıyla toplam yatırımlarını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 85 artırarak 20,8 milyar TL’ye ulaştıran şirket, bu tutarın 20,1 milyar TL’sini elektrik dağıtım altyapısına ayırdı. Şebeke modernizasyonu ve dijitalleşmeye öncelik veren Enerjisa Enerji, yıl sonu için belirlediği 30-35 milyar TL’lik yatırım hedefini de korudu. Küresel ekonomik belirsizliklerin ve jeopolitik gelişmelerin etkili olduğu bir dönemde Enerjisa Enerji, düzenlemeye tabi faaliyet yapısı ve enflasyona karşı koruma sağlayan iş modelinin desteğiyle güçlü finansal performansını ve dayanıklılığını sürdürdü. Şirketin esas faaliyet geliri yılın ilk dokuz ayında 62,1 milyar TL’ye ulaşırken, söz konusu gelirin yaklaşık yüzde 90’ı elektrik dağıtım iş kolundan elde edildi. Düzenlemeye Esas Varlık Tabanı ise 111,5 milyar TL’ye yükselerek güçlü finansal performansı destekledi. Bu performans, elektrik dağıtım faaliyetlerinin şirketin istikrarlı ve sürdürülebilir gelir yaratma kapasitesindeki belirleyici rolünü bir kez daha ortaya koydu. Enerjisa Enerji, yılın ilk dokuz ayında 11,6 milyar TL Baz Alınan Net Kâr elde etti. Bu sonuçlarla şirket, yıl sonu için belirlediği 80-85 milyar TL Esas Faaliyet Geliri ve 13-15 milyar TL Baz Alınan Net Kâr hedeflerine ulaşma yolunda önemli ilerleme kaydetti. Şirket, bilanço disiplini ve güçlü nakit yaratma kapasitesinin bir göstergesi olarak Net Finansal Borç/Faaliyet Geliri oranını 1.0x’te tutmayı başardı. Özsürekci: “Elektrifikasyonun gerektirdiği güçlü şebekeler için yatırım yapıyoruz” Elektrifikasyonun yaygınlaşmasıyla birlikte elektrik dağıtım altyapısının öneminin arttığını belirten Enerjisa Enerji CEO’su Oğuzhan Özsürekci, şunları söyledi: “Ulaşımdan sanayiye kadar birçok alanda elektriğin daha fazla kullanılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşması, şebekelerin kapasitesini ve esnekliğini artırmayı gerektiriyor. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 kapsamında gündeme gelen, elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarma hedefi de bu ihtiyacı ortaya koyuyor. Bu dönüşümün hayata geçmesi için elektriği kullanıcılara güvenli, kesintisiz ve verimli biçimde ulaştıracak altyapıya bugünden yatırım yapmak gerekiyor. Enerjisa Enerji olarak hedeflenen elektrifikasyonun gerektirdiği güçlü şebekeler için yatırım yapıyoruz. Bu doğrultuda 2026 yılının ilk dokuz ayında elektrik dağıtım altyapısına 20,1 milyar TL kaynak ayırdık. Şebekelerimizi modernize ediyor, dijitalleşmeyi yaygınlaştırıyor ve artan elektrik talebini karşılayacak kapasiteyi geliştiriyoruz. Uluslararası finans kuruluşlarıyla uzun vadeli iş birliklerimiz ve güçlü finansman yapımız, yatırım programımızı sürdürmemizi destekliyor. Yıl sonu için belirlediğimiz 30–35 milyar TL’lik toplam yatırım hedefimiz doğrultusunda, Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YEKA RES-2026 Yarışmaları Yapıldı Haber

YEKA RES-2026 Yarışmaları Yapıldı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yarışmalar sonucunda KDV dahil toplam 75,5 milyon euro katkı bedeli ortaya çıktığını açıkladı. Bakan Bayraktar, “Bugünkü yarışmalar sonucunda ortaya çıkan 3,50 euro cent/kWh taban fiyat ve KDV dahil toplam 75,5 milyon euro katkı bedeli ile hem elektrik üretim maliyetlerimizi düşürecek hem de yenilenebilir enerji kaynaklarımızı ekonomimize kazandırmaya devam edeceğiz. Toplam 1.500 megavatlık kapasite ile yaklaşık 2 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek 4,6 milyar kilovatsaat temiz elektrik üretilecek; böylelikle yıllık 852 milyon dolarlık doğal gaz ithalatının da önüne geçilecektir.” dedi. Rüzgâr enerjisi santrallerine yönelik olarak YEKA RES-2026 Yarışmaları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda yapıldı. Yarışmalara, 12 şirketten toplamda 29 başvuru geldi. 7 YEKA Sivas, Balıkesir, Manisa ve Kütahya’da bulunan toplam 1.500 kapasiteli 7 adet bağlantı kapasitesi, yatırımcılara tahsis edildi. Sosyal medyadan canlı olarak yayınlanan yarışmalar büyük bir rekabete sahne oldu. 20 Yılı Kapsıyor Yarışmayı kazanan şirketler, sözleşme imza tarihinden itibaren ürettikleri elektriği 72 ay süre ile serbest piyasada satabilecek. Daha sonra 20 yıl süreyle üretilen elektrik, kilovatsaat başına 3,50 euro cent fiyat ile iletim sistemine verilecek. Enerji Sektörüne Olan Güveni Göstermesi Açısından Büyük Önem Taşıyor Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesapları üzerinden YEKA RES-2026 Yarışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. 7 ayrı alanda toplam 1.500 megavatlık kapasiteye sahip YEKA RES-2026 yarışmalarını tamamladıklarını ifade eden Bakan Bayraktar, “12 firmanın toplam 29 başvuru yaptığı ve büyük bir rekabet içerisinde geçen yarışmalar, Türkiye enerji sektörüne olan güveni ve yatırımcı ilgisini göstermesi açısından büyük önem taşıyor.” dedi. KDV dahil toplam 75,5 milyon Euro katkı bedeli Bakan Bayraktar, “Bugünkü yarışmalar sonucunda ortaya çıkan 3,50 euro cent/kWh taban fiyat ve KDV dahil toplam 75,5 milyon euro katkı bedeli ile hem elektrik üretim maliyetlerimizi düşürecek hem de yenilenebilir enerji kaynaklarımızı ekonomimize kazandırmaya devam edeceğiz.” diye konuştu. Yaklaşık 2 Milyon Hanenin Elektrik İhtiyacını Karşılayacak Bakan Bayraktar, “Toplam 1.500 megavatlık kapasite ile yaklaşık 2 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek 4,6 milyar kilovatsaat temiz elektrik üretilecek; böylelikle yıllık 852 milyon dolarlık doğal gaz ithalatının da önüne geçilecektir.” bilgisini de paylaştı. Yatırımcılara Tebrik YEKA RES-2026 yarışmalarına katılan tüm firmalara teşekkür eden Bakan Bayraktar, yarışmayı kazanan yatırımcıları tebrik ederek, “Bu stratejik kapasitelerin bir an önce hayata geçirilerek ülkemizin hizmetine sunulmasını temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı. YEKA RES-2026 yarışma sonuçları aşağıdaki gibidir: YARIŞMA KAPASİTE (MW) ŞİRKET ALIM FİYATI (€ cent/kWh) KATKI PAYI TAAHHÜDÜ (€/MW) KATKI BEDELİ (€) R26-SİVAS RES 320 Metgün Enerji Yatırımları Anonim Şirketi 3,50 30.000 9 milyon 600 bin R26-BALIKESİR 1 RES 140 Poyraz Yenilenebilir Enerji Üretim Anonim Şirketi 3,50 42.000 5 milyon 880 bin R26-BALIKESİR 2 RES 235 Egesa Elektrik İnşaat Enerji Üretim Anonim Şirketi 3,50 - - R26-BALIKESİR 3 RES 170 Fe Girişim Enerji Üretimi İnşaat Ve Dış Ticaret 3,50 20.000 3 milyon 400 bin R26-BALIKESİR 4 RES 140 Fe Girişim Enerji Üretimi İnşaat Ve Dış Ticaret Anonim Şirketi 3,50 154.000 21 milyon 560 bin R26 MANİSA RES 235 Egesa Elektrik İnşaat Enerji Üretim Anonim Şirketi 3,50 16.000 3 milyon 760 bin R26-KÜTAHYA RES 260 Ecogreen Elektrik Enerji Üretim Anonim Şirketi 3,50 72.000 18 milyon 720 bin TOPLAM 62 milyon 920 bin Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metgün Enerji YEKA RES-2026’nın En Büyük Projesi  320 MW Kurulu Gücündeki Sivas RES’i Kazandı Haber

Metgün Enerji YEKA RES-2026’nın En Büyük Projesi 320 MW Kurulu Gücündeki Sivas RES’i Kazandı

Güneş, rüzgâr ve hidroelektrik kaynaklarına dayalı yenilenebilir enerji portföyüyle Türkiye’nin enerji dönüşümünde önemli bir rol üstlenmeyi hedefleyen Metgün Enerji, sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda yatırımlarını aralıksız sürdürüyor. Şirket, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) RES-2026 kapsamında yarışmaya açılan yedi saha arasında 320 MWe bağlantı kapasitesiyle en büyük proje olan Sivas RES’i kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Ülkemizin önemli enerji şirketlerinin rekabet ettiği Sivas RES yarışması, Metgün Enerji’nin kilovatsaat başına 3,50 euro-sent elektrik satış fiyatı ve megavat başına 30 bin euro katkı payı teklifiyle sonuçlandı. Proje kapsamında üretilecek elektrik, sözleşmenin imzalanmasından itibaren başlayan ilk 72 aylık sürede, santralin devreye girdiği tarihten bu sürenin sonuna kadar serbest piyasada satılacak. Bu sürenin ardından 20 yıllık alım dönemi başlayacak ve bu dönemde yarışmada belirlenen 3,50 euro-sentlik satış fiyatı uygulanacak. Metgün Enerji, Bakanlık onayı ve YEKA Kullanım Hakkı Sözleşmesi’nin imzalanmasının ardından proje çalışmalarına hızlı bir şekilde başlamayı planlıyor. Halen 274,44 MW kurulu güce sahip olan Metgün Enerji, Sivas RES projesinin hayata geçirilmesiyle portföyüne 320 MW daha ekleyecek ve toplam kurulu gücünü %117 oranında artırarak 594 MW’a yükseltmiş olacak. Böylece şirket, 2030 yılı için belirlemiş olduğu 1.000 MW kurulu güç hedefinin gerçekleşmesi yolunda önemli bir adım atmış oldu. “Sivas RES, yenilenebilir enerjide büyüme hedeflerimiz açısından önemli bir dönüm noktası” Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Metgün Enerji Genel Müdürü Uğur Işık, “Sivas RES, YEKA RES-2026 kapsamında yarışmaya açılan en büyük proje olmasının yanı sıra tamamlandığında portföyümüzün de en büyük santrali olacak. 320 MW kapasiteye sahip bu yatırımı, 2030 yılı için belirlediğimiz 1.000 MW kurulu güç hedefine ulaşma yolunda stratejik bir adım olarak değerlendiriyoruz. Mevcut santrallerimizin geliştirilmesi, inşası ve işletilmesi süreçlerinde edindiğimiz deneyimi yeni projemize aktaracağız.” dedi. Türkiye’nin 2035 yılı için ortaya koyduğu 120.000 MW rüzgâr ve güneş enerjisi kurulu güç hedefini hatırlatan Işık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Rüzgâr enerjisindeki varlığımızı önemli ölçüde güçlendirecek olan Sivas RES, sürdürülebilir büyümemiz açısından stratejik önem taşıyor. Bu yatırımımızın aynı zamanda yerli ekipman üretiminin desteklenmesine, tedarik zincirinin güçlendirilmesine ve Türkiye’de rüzgâr enerjisi sanayisinin gelişimine katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.