Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yenilenme

Kapsül Haber Ajansı - Yenilenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenilenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuru Meyve İhracatçılarında Yusuf Gabay Seçimi Kazandı Haber

Kuru Meyve İhracatçılarında Yusuf Gabay Seçimi Kazandı

Yusuf Gabay, 2008-10 yılları arasında Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanlığı yapan Menaşe Gabay’dan sonra Gabay Ailesinden başkanlık yapacak ikinci isim olacak. Ege İhracatçı Birlikleri’nde genel kurul maratonu Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’yle devam etti. EİB’de bu yılki genel kurullarda 8 birliğin genel kurulu tek listeyle gerçekleşirken, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği çift listeli genel kurula sahne oldu. Uzun yıllar sonra ilk kez çift listeyle gidilen seçimlerde mevcut Başkan Mehmet Ali Işık aday olmazken, mevcut yönetimde Başkan Yardımcısı olan Yusuf Gabay ve Denetim Kurulu Üyesi olan Fatma Behit yarıştı. Yusuf Gabay 74 oyla seçimi kazanırken, Fatma Behit’in listesi 70 oy aldı. Genel kurulda konuşan Başkan Yusuf Gabay, Son birkaç yıldır kuru meyve sektöründe yaşanan süreçlerin sektörün tüm taraflarını zorladığını bu zorlukları hem sahada hem de masada hissettiklerini dile getirdi. Kuru incir için kriz masası kuracağız “Özellikle incir tarafında… kalite sorunları yaşadık, Avrupa Birliği denetimleri arttı, RASSF bildirimleri çoğaldı, ürünler geri döndü… ve ihracatçımız ciddi şekilde hem maddi kayıp hem de itibar kaybı yaşadı” diyen Gabay, “Yani… bu süreçte hepimizin canı yandı. Bunu yok sayamayız. Görmezden gelemeyiz. Biz bu tabloyu net görüyoruz. Ve şunu söylüyoruz. Bunu değiştirmek zorundayız. Bunu yapacak bilgiye de sahibiz, tecrübeye de sahibiz, hazırlığa da sahibiz. Elbette bazı konular tek başına birlik yönetiminin çözebileceği konular değil. Bu iş tek başına olmaz. Üretici ayrı, tüccar ayrı, ihracatçı ayrı hareket ederse… kazanamıyoruz. Ama birlikte hareket edersek… iş değişir. Biz de tam olarak bunu yapmak istiyoruz. Daha fazla insanın içinde olduğu sektör toplantıları, ürün bazlı çalışan ekipler kuracağız. Yedek üyelerin de aktif olduğu bir yapı, daha düzenli geri bildirim mekanizmaları… Özellikle incir için ayrı bir kriz masası kurmak istiyoruz. Teknik ekiplerle çalışan, sahaya dokunan bir yapı. Daha şeffaf, daha sürekli bir iletişim…” şeklinde konuştu. Yenilenme şart ama geçmişi yok sayamayız “Bu sektörü bu süreçten kim daha sağlıklı çıkarabilir?” diye soran Gabay, “Eleştirmek kolay… Hepimiz yapabiliriz bunu. Ama çözüm üretmek… sahayı bilmeyi gerektirir, kurumları tanımayı gerektirir, uluslararası dengeleri bilmeyi gerektirir… Sektörün ihtiyacı sadece değişim değil. Evet, yenilenme şart. Biz de bunun farkındayız. Zaten listemizde ciddi bir yenilenme yaptık. Ama bizim söylediğimiz şu: Bu değişim… geçmişi yok sayan bir değişim değil. Tecrübeyle yeniliği bir araya getiren, her üretim bölgesinde Manisa, İzmir, Aydın, Malatya ve kuru üzüm / kuru Kayısı / Kuru incir için dengeyi gözeten ve göreve geldiği gün çalışmaya başlayabilecek bir yapı. İşte asıl güç de burada” dedi. Başkan Gabay, Kuru meyve sektörünün üç lokomotif ürünü kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısıda önümüzdeki dönem yapacaklarını da şöyle özetledi; “Kuru İncirde… sorunu sadece ihracatta değil, en başında, üretimde ele alacağız. Eğitimle, sahayla, sistemli bir yapıyla ilerleyeceğiz. Geçici değil, kalıcı çözümler hedefleyeceğiz. Bu sorunların çözümü için her aşamada mücadele etmek istiyoruz. Üreticiyle birlikte /Bakanlıkta /AB nezdinde Üniversite, Tübitak ve İncir Araştırma Merkezi ile koordineli projeler yürüteceğiz. Kuru Kayısıda… Maalesef geçen sene yaşadığımız don felaketi ve fiyat dalgalanmaları Türk Kayısının raflardaki yerini başka orijinden olan kayısılara bırakmasına neden oldu. Tekrar raflardaki yerimizi geri kazanmak için gerekli pazarlama ve reklam faaliyetlerinde bulunacağız. Kuru Üzümde…Çoklu pestisit konusunu ve TMO’nun etkilerini daha güçlü şekilde gündeme alacağız. Bu konuda her zaman bize destek olan Tariş Üzüm birliğine sektörümüz adına teşekkür etmek istiyorum. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Genel Kurulu’nda 2026 yılı iş programı ve bütçesi kabul edildikten sonra seçimlere geçildi. Yusuf Gabay’ın Yönetim Kurulu Listesi; “Şemsettin Özgür, Ferhat Şen, Birol Celep, Osman Öz, Ahmet Bilge Göksan, Eliya Alharal, Nejat Almış, Barış Bayhan, Naci Çetin ve Mehmet Usta”dan oluşurken, Denetim Kurulu’nda; “Ziya Aksüt, Erkan Geyik ve Emre Tuğrul” yer aldı. Yusuf Gabay kimdir? 1980 yılında İzmir’de dünyaya gelen Yusuf Gabay, Ege Üniversitesi İktisat Bölümü’ndan mezun oldu. Kuru meyve sektöründe Türkiye’nin en köklü firmalarından Gabay Dış Tic. ve Gıda Sanayi A.Ş.’de kuru meyve sektöründe 4. nesil temsilcisi olarak, 25 yıldır aktif iş hayatında yer alan Gabay, 2014 yılında Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu’na girdi. 2022 yılında Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı olan Gabay, İngilizce ve Fransızca biliyor. Evli ve iki çocuk babası. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BN Hotel Thermal &Wellness,‘Türkiye’nin En Çok Beğenilen Otelleri Listesinde! Haber

BN Hotel Thermal &Wellness,‘Türkiye’nin En Çok Beğenilen Otelleri Listesinde!

Kazandığı 2026 Otelpuan Ödülü ile üst üste 3 yıl boyunca en beğenilen oteller arasındaki yerini güçlendiren otelin bu listeye girmesinde; termaldeki kalitesi, doğa içindeki özel konumu, zengin aktivite programları ve gastronomi odaklı hizmetleri ile bütüncül bir yenilenme fırsatı sunması etkili oldu. Termalin iyileştirici gücünü modern konaklama anlayışıyla Mersin turizmine kazandıran BN Hotel Thermal & Wellness, sağladığı misafir memnuniyeti ile ödüllerine bir yenisini daha ekledi. Otel, Otelpuan.com’un 2025 yılı boyunca misafirlerin yaptığı değerlendirmeleri analiz ederek belirlediği ‘Türkiye’nin en çok beğenilen otelleri’ listesine bu yıl da girerek 2026 Otelpuan Ödülü’nün sahibi oldu. Geçen yıl kazandığı 2025 Otelpuan Ödülü ile Türkiye’nin en çok beğenilen ilk 100 oteli arasında ilk sırada yer alan BN Hotel Thermal & Wellness, 2024 Otelpuan Ödülü ile de Türkiye’nin en çok beğenilen ilk 10 oteli arasına girme başarısını elde etmişti. Ödüller misafirlerin puanları ve tavsiyelerine göre belirlendi 2026 Otelpuan Ödülü, 2025 yılı boyunca misafirlerin konakladıkları tesise verdikleri genel memnuniyet puanları ile birlikte “Konakladığınız tesisi yakınlarınıza tavsiye eder misiniz?” sorusuna verdikleri yanıtlarla oluşan tavsiye oranlarına göre hazırlanan bir ödül sistemi olarak dikkat çekiyor. Otelpuan Ödülleri'ni almaya hak kazanan tesisler; genel memnuniyet puanı 8,5 ve üzeri, tavsiye edilme puanı ise 85 ve üzeri, yorum sayısı yüksek olan tesisler arasından genel memnuniyet puanının yüzde 70'i, tavsiye edilme oranının yüzde 30'u baz alınarak belirleniyor ve gösterdikleri performans ile aldıkları puanlara göre sıralanıyor. Narlı: “Misafir memnuniyeti odağımız ile ödül sayımızı 3 yılda 19’a taşıdık” Konaklayan misafirlerin memnuniyetlerine dayanan bu ödülü almaktan dolayı büyük mutluluk duyduklarını kaydeden BN Hotel İcra Kurulu Başkanı Yusuf Narlı, “Misafir memnuniyetini önceliklendiren hizmet anlayışımızın, termal tesisimizin kalitesinin ve sürdürülebilirlik anlayışıyla yaptığımız yatırımların meyvesini bir kez daha aldık. Otelimizde termal havuzlarımızın ve SPA merkezlerimizin yanı sıra, konaklamalı fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezimizle bütüncül sağlık ve yenilenme anlayışını desteklememiz, hazırladığımız zengin aktivite programlarımız, gastronomik zenginliğimiz ve rahat ulaşım imkanımız, misafir memnuniyetini her daim yüksek tutuyor. Bahçemizde turunçgil, zey­tin ve meyve bahçeleri ile seb­ze bostanlarında taze ürünler yetiştirerek kentin gastronomik zenginliğini ve sürdürülebilirliğini destekliyoruz. Tüm bu ayrıcalıklarla 3 yılda ödül sayımızın 19’a yükselmesi, hizmet kalitemizi sürekli olarak artırma motivasyonumuzu artırıyor” değerlendirmesinde bulundu. Termal, spor ve dinlenme imkanlarıyla huzurlu bir tatil sunuyor Torosların yemyeşil doğasında yer alan BN Hotel Thermal & Wellness; 35 farklı açık ve kapalı termal yüzme havuzu, dünya standartlarında SPA merkezi, Aquapark ve 9 farklı konaklama seçeneği ile konuklarına konforlu ve lüks bir tatil sunuyor. Termal suları 6268 mg/lt mineral değeri ile romatizma, deri, kalp, kan dolaşımı ve kadın hastalıkları ile sinir ve kas yorgunluğuna iyi geldiği tesiste, bütünsellik sağlık anlayışı ile hazırlanmış kişiye özel programların yanı sıra yoga, meditasyon, nefes terapisi, Türk hamamı ritüelleri, masaj terapileri, cilt bakımları, detoks programları ile yenilenmek mümkün. Ayrıca otel, Türk ve dünya mutfaklarından lezzetler sunan özel konseptli restoranlarıyla da misafirlerine lezzet şöleni yaşatıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ramazan, Bir Psikolojik SWOT Analizi Yapma Dönemi! ​​​​​​​ Haber

Ramazan, Bir Psikolojik SWOT Analizi Yapma Dönemi! ​​​​​​​

Ramazan’da yalnızca midemize değil, duygularımıza da oruç tutturmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, Ramazan’ın bir tür psikolojik SWOT analizi yapma dönemi olarak değerlendirilebileceğini kaydetti. Prof. Dr. Tarhan, “İnsanın ruh yapısında vicdan, nefis, akıl, kalp ve ruh gibi farklı melekeler vardır. Bu ruhi unsurların tamamını disipline edebilirsek, Ramazan bizim için bir yenilenme ve manevi bir aydınlanma ayına dönüşür.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın manevi ve psikolojik boyutunu değerlendirdi. Ramazan, anlamı gözden geçirme fırsatı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan’ın psikiyatrik açıdan taşıdığı anlama dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı: “Ramazan, şahsi görüşümün dışında psikiyatrik açıdan şöyle bir anlamı var: İnsan hayatında ‘dur, düşün, yeniden başla’ demesi gereken zamanlar vardır. Bu, yeniden başlamak için bir fırsattır. Bu hatta inovasyonun, yani yenilikçiliğin, girişimciliğin temel kurallarından birisidir; %15 kuralı. Bir insan 10 saat bir iş yapıyorsa, 1,5 saat yaptığı iş hakkında düşünsün, düşündüğü hakkında düşünsün ve bir özeleştiriden geçsin, bir kendi iç muhasebesinden geçsin ve bunun sonucunda yeniden bir düzenleme yapsın. Bir moratoryum ilan etmek gibidir bir açıdan. Ve bu arada birçok şey masaya yatırılıp yeniden ele alınır. Ramazan da insanın hayat yolculuğunda giderken, 12 aydan bir ayını böyle bir içsel yolculuğa çıkmak gibi ele alması; kendini anlamak ve yaptığı rutin işlere farklı açılardan bakabilmek, yeni bakışlar getirebilmek, yeni anlamlar katabilmek ve hayatıyla ilgili sorgulamalar yapabilmesi için bir fırsattır. Yani ‘anlamı gözden geçirme fırsatı’ Ramazan diyebiliriz.” “Ruhumuza atılan bir resetleme” Ramazan’ı ruhsal bir yenilenme süreci olarak tanımlayan Prof. Dr. Tarhan, beynin duygu, düşünce ve değer kalıplarının kayıtlı olduğu bir merkez olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: “Ruhumuza atılan bir resetleme gibi tanımlamak burada çok önemli. Nasıl oluyor peki? İnsanın ruhunda... Ruhumuzun mana dünyası ile madde dünyası arasındaki aracı organımız beynimiz. Duygu, düşünce, davranış ve değer kalıplarımız, değer yargılarımız beyinde kayıtlıdır, yazılıdır. Çocukluktan beri öğrendiğimiz hayat senaryoları vardır ve son bir sene içerisinde hayatımıza yeni aktörler katılmıştır, yeni düşünce kalıpları ortaya çıkmıştır, yeni tehditler, fırsatlar ortaya çıkmıştır. Bunları yeniden analiz etmek gerekiyor.” Ramazan, psikolojik SWOT analizi yapma dönemi Ramazan’ın bir tür psikolojik SWOT analizi yapma dönemi olarak değerlendirilebileceğini belirten Prof. Dr. Tarhan, şu ifadeleri kullandı: “Beyin fırtınası çalışmalarında önerilen bir yöntem vardır; buna SWOT analizi denir. Kişi bu çalışmayı yaparken kendisine farklı bir açıdan, adeta üçüncü bir gözle bakarak değerlendirme yapar. Güçlü yönlerini ve zayıf yönlerini tespit eder, amacını netleştirir. Amacını belirledikten sonra da o hedefe ilerlerken karşılaşabileceği tehditleri ve sahip olduğu fırsatları analiz eder. Bu tür değerlendirmeler birçok vizyon toplantısında, kurumsal düzeyde ve resmi uygulamalar çerçevesinde yapılmaktadır. Ramazan ayı da insan için benzer bir imkân sunar. Hayat yolculuğu açısından bakıldığında Ramazan, kişinin kendi yaşamına dair psikolojik bir SWOT analizi yapabileceği özel bir dönem olarak değerlendirilebilir.” “Oruç, niyetle başlar” Ramazan’ın yalnızca bedensel bir açlık süreci olmadığını, asıl anlamının niyetle başladığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan şöyle devam etti: “Mesela kişi, “Yaptığım iş ne kadar doğru? Amaçlarıma ne ölçüde hizmet ediyorum? Doğru bir stratejiyle mi ilerliyorum? Farkında olmadan yaptığım hatalar var mı?” gibi soruları kendisine yöneltip hayatının anlamı ve amacı üzerine yeniden düşünme fırsatı olarak Ramazan’ı değerlendirirse, bu dönem yalnızca bir açlık kürünün ötesine geçer. Anlamı bilinmeden tutulan oruç ise sadece bir açlık pratiği olarak kalır. Elbette bu da bütünüyle karşılıksız değildir; vücut belli bir süre aç kaldığında DNA hasarlarının onarımına katkı sağladığına dair bulgular vardır. Yani bedensel faydaları da söz konusudur. Ancak Ramazan’ın asıl değeri niyetle başlar. Anadolu’da Ramazan için “Niyetli misin?” diye sorulması son derece manidardır. Çünkü Ramazan orucunun temelinde niyet vardır.” Ramazan ve namazda niyetin varlığına dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Ramazan’da niyet var, namazda niyet var. Bunlar da niye niyet var? Çünkü insanın Allah’la bağ kurduğu andır bu dönemler. O dönemler kalbini Rabbine yönelttiği dönemlerdir insanın. Varoluşun amacını değerlendirdiği, varoluşuna uygun geçtiği sınav sürecini yeniden ele aldığı günlerdir bunlar.” dedi. Eski Ramazanlar çocukluğumuzun Ramazan’ı… Ramazan’ın toplumsal huzura katkı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, alkol ve madde kullanan bireylerin yaklaşık yüzde 50’si Ramazan ayında bu alışkanlıklarına ara veriyor. Yüzde 50 gibi yüksek bir oran dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Nitekim cezaevlerindeki suç oranlarına bakıldığında, vakaların yaklaşık yüzde 60’ının alkol ve madde kullanımıyla ilişkili olduğu görülüyor. Ramazan döneminde alkol ve madde kullanımının azalması, aile içi ilişkileri de olumlu yönde etkiliyor. Ev ortamında huzurun arttığı, aile bireyleri arasındaki iletişimin ve uyumun güçlendiği ifade ediliyor. Bu nedenle çocuklar da Ramazan günlerini daha sıcak, daha sakin ve daha huzurlu bir dönem olarak hatırlıyor ve özlüyorlar. Çünkü çocukları sevindirmek hayırdır, sevaptır, güzeldir. İyilik yapmak teşvik ediliyor. Bunun etkisiyle insanoğlu Ramazan’ı hep güzel anılarla beynine kaydetmiş. Bu çocuklardaki Ramazan’ı biz ‘eski Ramazan’ gibi söylüyoruz; aslında kendi çocukluğumuzun Ramazan’ını kastediyoruz buradan farkında olmadan, bilinçaltı bir mekanizmayla.” diye konuştu. “Ramazan, psikolojik sağlamlık antrenmanıdır” Ramazan’ın bir dayanıklılık eğitimi olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti: “Ramazan, bir bakıma insan için bir antrenman sürecidir. Bu dönem, kişinin psikolojik sağlamlığını güçlendirmek üzere kendisiyle çalıştığı, bir idman yaptığı özel bir ay gibidir. Dayanıklılık eğitimi verdiği, isteklerini erteleme becerisini geliştirdiği ve sosyal empati duygusunu güçlendirdiği bir süreçtir. Empati, en temel sosyal duygulardan biridir; karşı tarafın duygularını anlayabilme becerisidir. Nitekim Danimarka’da okullarda empati dersi verildiği bilinmektedir. Bu dersin amacı, çocukların bencil bireyler olarak yetişmemesi; yalnızca kendi çıkarlarını düşünen değil, bireysel fayda ile toplumsal fayda arasında denge kurabilen bireyler olmalarını sağlamaktır. Ramazan da bu yönüyle sosyal bir aydır. Kişi, açlık deneyimi üzerinden ihtiyaç sahiplerini daha iyi anlar; iyilik yapmanın bir ibadet olduğunu idrak eder. ‘Her türlü iyilik sadakadır’ anlayışı, selam vermeyi ve tebessüm etmeyi dahi bir hayır olarak gören bir inanç perspektifini yansıtır. Bu nedenle Ramazan ayı, ruhların olgunlaştığı, geliştiği ve tekâmül ettiği bir dönem niteliği taşır. Elbette bunun gerçekleşmesi, Ramazan’ın anlamına uygun şekilde yaşanmasına bağlıdır.” Çağın iki temel hastalığı: Bencillik ve dünyacılık… Toplumsal bencillik ve dünyacılık eğilimlerine de değinen Prof. Dr. Tarhan, “Ancak içinde bulunduğumuz çağın iki temel hastalığından söz edilebilir: Biri bencillik, diğeri ise dünyacılık. Bu iki eğilim, insanın manevi kaynaklarını zayıflatmakta, içsel derinliğini daraltmaktadır. Bencil bakış açısına sahip kişi, çoğu zaman herkesi kendisine borçlu gibi görür; önceliği daima kendi çıkarıdır. ‘Önce can, sonra canan’ anlayışıyla hareket eder, gerektiğinde en yakınlarını dahi geri planda bırakabileceğini ifade eder. Bu yaklaşım, fedakârlık duygusunun zayıfladığı bir insan tipinin yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Geçmişte psikiyatri pratiğinde daha çok aşırı fedakâr, kendini ihmal eden, adeta ‘kendini paspas yapan’ kişilerle karşılaşılırken; günümüzde ise daha çok bencil ve narsistik özellikler gösteren bireylerle çalışıldığını söylemek mümkündür.” diye konuştu. Ramazan’da sessiz iyilik yapılmalı! Ramazan’da öncelikle sessiz iyilik yapılması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Üsküdar’da hâlen varlığını sürdüren sadaka taşları bu anlayışın bir yansımasıdır; veren de alan da birbirini görmez. Anadolu geleneğinde de benzer uygulamalar vardır. Ramazan ayında bir kişi çıkar, mahalle bakkalının veresiye defterindeki borçları kapatır ve bunu zekâtına sayar.” ifadesinde bulundu. Buna karşılık günümüz küresel sistemine bakıldığında, ‘sen çalış ben yiyeyim’ anlayışının hâkim olduğu bir düzenin dikkat çektiğine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, “Sermayesini ranta yatırarak emek harcamadan geçinmeyi tercih eden bir yaklaşım söz konusudur. Bunun yanında ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ anlayışı da yaygındır; ‘başkası açlıktan ölse de ben tok olduktan sonra bana ne’ diyen bir bakış açısı vardır. Ramazan ayı, işte bu sistemi ve bu zihniyeti sorgulamak için önemli bir fırsat sunar.” dedi. Ramazan’da hayatımızda bir anlam değişikliği yapabiliriz “Ramazan’da hayatımızda bir anlam değişikliği yapabilir ve bunu Ramazan sonrasında da sürdürebilirsek, bu dönüşümü kalıcı hâle getirebiliriz.” diyen Prof. Dr. Tarhan, “Bu nedenle yalnızca midemize değil, duygularımıza da oruç tutturmak gerekir. İnsanın ruh yapısında vicdan, nefis, akıl, kalp ve ruh gibi farklı melekeler vardır. Bu ruhi unsurların tamamını disipline edebilirsek, Ramazan bizim için bir yenilenme ve manevi bir aydınlanma ayına dönüşür. Ramazan’dan sonra daha olumlu yönde değişmiş bir şekilde hayata devam edebilmek ise ilahi hedefi kavrayabilmekle mümkündür. Kur’an-ı Kerim’de Ramazan’ın emredilişi, insanlara yalnızca açlık çektirmek için değildir. İlahi hedefin ne olduğunu düşünmek, kaderin bu süreçte insandan ne istediğini sorgulamak gerekir. İnsan aklını kullandığında bu anlamı bulabilir. Her bireyin kendine özgü bir hayat amacı ve yol haritası vardır; önemli olan o yol haritasını doğru çizebilmektir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Seyahat Alışkanlıkları Değişiyor Mu? Haber

Seyahat Alışkanlıkları Değişiyor Mu?

2026 yılına dair seyahat alışkanlıklarını analiz eden ENUYGUN.com, yeni dönemde klasik tatillerin popülerliğini korumaya devam ederken deneyim odaklı tatillerin de yükselişte olacağını belirtiyor. Deniz tatili ve kültür gezileri vazgeçilmezliğini korurken doğayla iç içe konaklama seçenekleri ve teknoloji odaklı seyahatler öne çıkan temalar arasında yer alacak. Dinlenme ve yenilenme temel motivasyon ENUYGUN.com’un yaptığı anketin sonuçlarına göre ankete katılanların yüzde 70’inden fazlası tatil yapma amacını "dinlenmek ve deşarj olmak" olarak tanımlıyor. Zihinsel ve fiziksel yorgunluğu atmaya yönelik planlar da ön plana çıkıyor. Tatil süresi konusunda ise kullanıcıların en çok tercih ettiği zaman dilimi "bir hafta" olarak tercih ediliyor. Karar sürecinde fiyat önemli kriter Ekonomik parametrelerin tatil planları üzerindeki etkisi de anket sonuçlarında görülüyor. Ankete katılanların yüzde 60’tan fazlası, tatil tercihlerini belirleyen ana unsurun uygun fiyatlar ve dönemsel kampanyalar olduğunu belirtiyor. Bu veri, tatilcilerin planlama aşamasında maliyet avantajı sağlayan seçenekleri önceliklendirdiğini gösteriyor. Konaklamada tercih: Her şey dahil ve butik oteller Konaklama tercihlerinde konfor ve hizmet çeşitliliği ilk sırada yer alıyor. Ankete göre en çok talep gören konaklama tipi "her şey dahil oteller” olurken, bu kategoriyi kişiye özel hizmet anlayışıyla öne çıkan "butik oteller" takip ediyor. Kültür ve deniz turizmi zirvede Ankete katılanların tatil temalarındaki tercihleri incelendiğinde ise dikkat çekici bir denge göze çarpıyor. Katılımcıların ilgi alanları "kültür gezileri" ve "deniz tatili" arasında eşit şekilde dağılıyor. Bu sonuç, kullanıcıların hem tarihi ve kültürel keşiflere hem de deniz turizmine olan ilgisinin benzer seviyelerde olduğunu gösteriyor. 2026’nın seyahat trendlerinde neler olacak? ENUYGUN.com’un ve global araştırmaların seyahat analizlerine göre yeni yılda klasik tatil anlayışı popülerliğini korumaya devam ederken farklı seyahat akımlarının da öne çıkacağı öngörülüyor. Yeni yılda sokak lezzetlerinden yerel pazarlara uzanan gastronomi deneyimleri seyahatseverlerin odağında olacağa benziyor. Otantik konaklamalar ve doğa teması odakta Doğayla iç içe bungalovlar, butik doğa otelleri ve manzara odaklı konaklama yerlerinin 2026’da daha çok tercih edileceği öngörülüyor. Bununla birlikte sürdürülebilir turizmin de öne çıkacağının altı çiziliyor. Spor etkinlikleri için biletler hareketlenecek Premier Lig maçları, Fransa’daki tenis turnuvaları, Formula 1 gibi büyük etkinliklerin de 2026 uçak bileti aramalarını artıracağı belirtiliyor. Spor temalı tatiller, seyahati sadece eğlence değil aynı zamanda sosyal ve kültürel bir deneyim haline getiriyor. Kişiselleştirilmiş ve akıllı seyahat planlaması 2026 yılının seyahat planlamasında teknolojinin çok daha etkin rol oynayacağı vurgulanıyor. ENUYGUN.com, sunduğu yapay zekâ destekli rota planlaması, kişiselleştirilmiş öneriler ve fiyat karşılaştırmaları ile kullanıcıların tatil kararlarını daha hızlı ve isabetli almasını sağlıyor. Teknoloji, seyahati sadece planlamayı değil, aynı zamanda deneyimi de kişiselleştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.