Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerel Kalkınma

Kapsül Haber Ajansı - Yerel Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerel Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nilüfer Belediyesi ve NOSAB Gençleri Geleceğe Hazırlıyor Haber

Nilüfer Belediyesi ve NOSAB Gençleri Geleceğe Hazırlıyor

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) bünyesinde faaliyet gösteren NOSAB Akademi, üniversite öğrencilerini geleceğe daha donanımlı hazırlamak için güçlerini birleştirdi. İki kurum, “Geleceğin Liderleri: Yerel Kalkınma için Aktif Yurttaşlık, Yetkinlik ve Ağ Geliştirme” programı kapsamında ortak hizmet protokolü imzaladı. Nilüfer Belediyesi Planlama ve Kalkınma Ajansı’nın (PlaKA) yürütücülüğünde, NOSAB Akademi, Bursa Mühendis ve Mimar İş İnsanları Derneği (BUMİAD), Nilüfer Kent Konseyi ve Bir Bulut Olsam Derneği paydaşlığında hayata geçirilen programın imza töreni Nilüfer Belediyesi Halk Evi’nde yapıldı. Törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez ve Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz katıldı. KAMU VE ÖZEL SEKTÖR DENEYİMİ BİR ARAYA GELİYOR Üniversite öğrencilerini ilgi ve yetenek alanlarına göre üç ayrı grupta buluşturacak olan program, çok yönlü bir eğitim içeriği sunuyor. Katılımcılar; iletişim, ekip çalışması, zaman yönetimi ve problem çözme gibi temel sosyal becerilerin yanı sıra insan kaynakları ve iş hayatına yönelik eğitimler alacak. Gençler bu süreçte kamu yönetiminde ve özel sektörde görev yapan mentörlerle birebir çalışarak iki alanın işleyişini de yakından tanıma fırsatı bulacak. Sivil toplum kuruluşlarının gönüllülük günlerinde yer alarak aktif yurttaşlık bilinci kazanacak olan öğrenciler, karma takımlar halinde çalışarak, sosyal fayda odaklı yerel çözüm projeleri de üretecek. Programı başarıyla tamamlayan gençlere süreç sonunda sertifika verilecek. “GENÇLERİMİZİN DONANIMLI YETİŞMESİNİ ÇOK ÖNEMSİYORUZ” Protokol töreninde konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, gençlerin geleceğe hazırlanmasının sadece akademik eğitimle sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Ekiplerimiz bu projenin hayata geçmesi için uzun süredir titizlikle çalışıyor. Nilüfer Belediyesi olarak gençlerimizin donanımlı, düşünen ve üreten bireyler olarak geleceğe adım atmasını çok önemsiyoruz. Eğitimden sosyal desteklere kadar her alanda onların yanında olmaya özen gösteriyoruz. NOSAB ile bugüne kadar örnek iş birlikleri yürüttük; bu projeyle de gençlerimize hem kamu hem de özel sektör deneyimini sunacağız. Emek veren tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu projenin gençlerimiz ve kentimiz için başarılı sonuçlar doğuracağına inanıyorum.” “GENÇLER İŞ DÜNYASINA DAHA ÖZGÜVENLİ ADIM ATACAK” NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez ise sanayi ve üniversite iş birliğinin önemine vurgu yaparak, “Sanayimizin en çok ihtiyaç duyduğu şey; inisiyatif alan, sorumluluk üstlenen, sahayı tanıyan ve iş disiplinine sahip gençler. NOSAB olarak sadece üretime değil, bu üretimi gelecekte de sürdürecek gençlere yatırım yapmamız gerektiğinin farkındayız. Bu proje sayesinde sektör profesyonellerimizle gençlerimizi bir araya getirerek, sahadaki tecrübeyi onlara aktaracağız. Nilüfer Belediyesi ile yürüttüğümüz bu ortak çalışma sayesinde üniversiteli gençlerimiz iş dünyasına çok özgüvenli adım atacak. İş birliğimizin hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Konuşmaların ardından Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve NOSAB Başkanı Erol Gülmez, iş birliği protokolünü imzaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

‘Dijitalde Hayat Kolay’ Projesinde Mentörlük ve Hibe Başvuruları Başladı Haber

‘Dijitalde Hayat Kolay’ Projesinde Mentörlük ve Hibe Başvuruları Başladı

Türk Telekom’un; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Habitat Derneği iş birliğiyle yürüttüğü “Dijitalde Hayat Kolay” projesinde yeni dönem mentörlük ve hibe programı başvuruları başladı. Proje kapsamında girişimci kadınların dijital yetkinliklerinin geliştirilmesi ve işlerini büyütmeleri hedeflenirken, mentörlük programını başarıyla tamamlayan kadın girişimciler arasından seçilecek 20 girişimciye toplam 3 milyon TL hibe desteği verilecek. Türk Telekom İletişim, TV ve Dijital Platformlar Genel Müdür Yardımcısı Arif Sancaktaroğlu, “İnsanı merkeze alan ‘Türkiye’ye Değer’ vizyonumuz doğrultusunda, sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunan ve teknolojinin fırsat eşitliği sağlayan gücünü toplumun farklı kesimleriyle buluşturan projeler geliştirmeye devam ediyoruz. 2019 yılından bu yana başarıyla yürüttüğümüz ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesiyle kadınların dijital yetkinliklerini artırarak ekonomik ve toplumsal hayatta daha güçlü ve aktif rol almalarına katkı sunuyoruz. Yeni dönem mentörlük ve hibe programının tüm katılımcılarımız için verimli geçmesini ve yeni başarı hikâyelerine zemin hazırlamasını diliyorum” dedi. Teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürme anlayışıyla “Türkiye’ye Değer” katan Türk Telekom; TOBB, UNDP ve Habitat Derneği iş birliğinde yürüttüğü “Dijitalde Hayat Kolay” projesiyle kadınların dijital yetkinlikler kazanarak girişimlerini büyütmelerini ve bu yol ile ekonomik ve toplumsal hayatta daha güçlü yer almalarını destekliyor. Projenin 2026 yılı yeni dönemi başladığından bu yana düzenlenen yüz yüze ve çevrim içi eğitimler ile atölyelere 8 binin üzerinde kadın katılım sağladı. Eğitim sürecini, projenin mentörlük ve hibe programı takip ediyor. 18 yaş ve üzeri tüm kadınların başvurabileceği program kapsamında, girişimci kadınların projeleri; “Dijital Çözümler ve Yapay Zekâ”, “Yaratıcı Endüstriler”, “Sosyal Girişim”, “Yerel Kalkınma ve Geleneksel El Sanatları” ve “Sürdürülebilirlik ve Çevre” olmak üzere beş farklı kategoride değerlendirilecek. Mentörlük ve hibe programına başvurular 13 Eylül tarihine kadar devam edecek. Türk Telekom İletişim, TV ve Dijital Platformlar Genel Müdür Yardımcısı Arif Sancaktaroğlu, “İnsanı merkeze alan ‘Türkiye’ye Değer’ vizyonumuz doğrultusunda, sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunan ve teknolojinin fırsat eşitliği sağlayan gücünü toplumun farklı kesimleriyle buluşturan projeler geliştirmeye devam ediyoruz. 2019 yılından bu yana başarıyla yürüttüğümüz ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesiyle bugüne kadar 60 bine yakın kadının dijital yetkinliklerini artırarak ekonomik ve toplumsal hayatta daha güçlü ve aktif rol almalarına katkı sağladık. Proje kapsamında sunduğumuz eğitimler, atölyeler, mentörlük ve hibe destekleriyle kadınların dijital dünyanın sunduğu fırsatlardan daha etkin yararlanmalarını ve girişimlerini geliştirmelerini destekliyoruz. Kapsayıcı bir anlayışla yürüttüğümüz çalışmalarımızla kadınların yalnızca teknolojik araçları kullanmalarına değil, aynı zamanda kendi başarı hikâyelerini yazmalarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Yeni dönem mentörlük ve hibe programının tüm katılımcılarımız için verimli geçmesini ve yeni başarı hikâyelerine zemin hazırlamasını diliyorum” dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Hatice Güner Kal, “Kadın girişimcilerin dijital dönüşüm sürecine güçlü bir şekilde dâhil olmaları, hem ekonomik kalkınmanın hızlanması hem de daha kapsayıcı bir girişimcilik ekosisteminin oluşması açısından büyük önem taşıyor. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu olarak, kadınların değişen iş dünyasının ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmeleri için bilgiye, teknolojiye ve doğru iş birliklerine erişimlerini desteklemeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz. ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesi, yıllar içerisinde binlerce kadın girişimcinin dijital yetkinliklerini geliştirmesine katkı sağlayan, somut çıktılar üreten ve kadınların işlerini geleceğe taşımalarına destek olan örnek bir iş birliği modeli haline geldi. Eğitim, mentörlük ve hibe desteğini bir araya getiren bütüncül yapısıyla proje, kadın girişimcilerimizin yalnızca dijital becerilerini geliştirmekle kalmıyor; aynı zamanda işlerini büyütmelerine, yeni pazarlara açılmalarına ve rekabet güçlerini artırmalarına da önemli katkılar sunuyor. Bu programın yeni dönemde de daha fazla kadın girişimcinin potansiyelini ortaya çıkarmasına, ilham veren başarı hikâyelerinin çoğalmasına ve ülkemizin girişimcilik ekosistemine değer katmaya devam edeceğine inanıyoruz. Güçlenen her kadın girişimcinin üretime, istihdama ve sürdürülebilir kalkınmaya sağladığı katkının bilinciyle, kadınlarımızın yanında olmaya ve onları destekleyen projeler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino, “Dijitalde Hayat Kolay projesi, kadın girişimcileri dijital dünyanın sunduğu fırsatlarla buluşturarak Türkiye genelinde kadınların ekonomiye katılımını artırıyor. Türk Telekom desteğiyle sağlanan hibeler aracılığıyla; UNDP’nin TOBB ve Habitat Derneği ortaklığında yürüttüğü bu proje ile kadınların geleceğin dijital ekonomisinin öncüleri olma potansiyelini açığa çıkarıyoruz” dedi. Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu, “Habitat Derneği olarak, kadınların dijital dönüşüm sürecinde daha aktif rol almasını desteklemek amacıyla yürüttüğümüz çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz Dijitalde Hayat Kolay projesinin yeni döneminde de girişimci kadınlara yönelik mentörlük ve hibe programını başlatmaktan mutluluk duyuyoruz. Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimlerle katılımcıların dijital yetkinliklerinin geliştirilmesini hedeflerken, mentörlük desteği ve sağlanan hibeler aracılığıyla kadın girişimcilerin işlerini büyütmeleri, dijitalleşme süreçlerini güçlendirmeleri ve sürdürülebilir bir büyüme yakalamalarını amaçlıyoruz” dedi. Eğitimden hibeye uzanan destek programı “Dijitalde Hayat Kolay” projesi kapsamında girişimci kadınlara sunulan destek, eğitim ve atölyelerle sınırlı kalmıyor. Mentörlük ve hibe programı ile kadınların girişimlerini geliştirmeleri, işlerini büyütmeleri ve dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmaları hedefleniyor. Başvuruların ardından gerçekleştirilecek mülakatlar sonucunda belirlenecek 40 kadın girişimciye, uzmanlar eşliğinde iki hafta sürecek mentörlük desteği sağlanacak. Mentörlük sürecinde katılımcılara; ürün veya hizmetleri için doğru hedef kitlenin belirlenmesi, etkili görsel ve yazılı içeriklerin oluşturulması, rakip analizlerinin yapılması, başarılı ve başarısız örneklerin değerlendirilmesi, dijital reklam kampanyalarının oluşturulması, çevrim içi pazar yerlerine giriş süreçleri, doğru fiyatlandırma, satış kanallarının belirlenmesi ve bütçe yönetimi gibi konularda uygulamalı eğitimler verilecek. Mentörlük programını başarıyla tamamlayan kadın girişimciler arasından jüri değerlendirmesiyle belirlenecek 20 girişimciye, işlerini geliştirmeleri amacıyla toplam 3 milyon TL hibe desteği sağlanacak. Başvurular https://www.turktelekom.com.tr/turkiyeyedeger/dijitalde-hayat-kolay adresi üzerinden gerçekleştirilecek ve 13 Eylül tarihine kadar devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye COP31’de Sıfır Atık ve Sanayi Vizyonunu Tanıtacak Haber

Türkiye COP31’de Sıfır Atık ve Sanayi Vizyonunu Tanıtacak

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz. Şimdi önümüzde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 var. Bu önemli platformda, Sıfır Atık Hareketi’yle edindiğimiz tecrübeyi; sanayimizin üretim ve teknoloji kabiliyetini; adil ve kapsayıcı kalkınma anlayışımızı bütün dünya ile paylaşacağız.” dedi. Bakan Kacır, Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Trabzon Çalıştayı’nın sonuç konferansına katıldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Osman Turan Kongre Merkezi’nden gerçekleştirilen konferansa Bakan Kacır’ın yanı sıra, Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, akademisyenler ve davetliler katıldı Bakan Kacır, programda yaptığı konuşmada Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine ve Ar-Ge politikalarına entegre etmeyi kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: SANAYİ DEVRİMİ: Sanayi Devrimi’nden bu yana insanlık ailesi olarak bilimden tıbba, ulaşımdan iletişime pek çok alanda muazzam başarı hikâyelerine imza attık. Tıpta kaydedilen ilerlemeler, dünya genelinde ortalama insan ömrünü 35 yıldan 73 yıla taşıdı. Ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler mesafeleri muazzam ölçüde kısalttı. Peşi sıra gelen sanayi devrimleri üretim kapasitesini katbekat artırdı; daha önce yalnızca belirli kesimlerin erişebildiği pek çok ürün ve hizmeti geniş toplum kesimleri için ulaşılabilir hâle getirdi. Buhar gücünden elektriğe, seri üretimden dijitalleşmeye uzanan bu büyük dönüşüm, insanlığın refahını yükseltti, dünya ekonomisine eşi benzeri görülmemiş bir ivme kazandırdı. YERKÜRE ALARM VERİYOR: Ancak bu ilerleme yolculuğuna tabiatın kaynaklarını sınırsız, kendini yenileme gücünü sonsuz kabul eden bir üretim ve tüketim anlayışı da maalesef eşlik etti. Uzun yıllar boyunca, daha fazla üretmek ve daha fazla tüketmek kalkınmanın ölçüsü sayıldı. Doğal kaynaklar, korunması gereken ortak bir emanet olmaktan ziyade; insanlığın hizmetine sunulmuş sınırsız bir hammadde deposu olarak görüldü. Sanayi devriminden bu yana yaklaşık 1,5 derece ısınan yerküre, bugün alarm veriyor. Doğal dengenin bozulması neticesinde; dünyanın bazı bölgeleri kuraklık ve susuzlukla mücadele ederken, bazı bölgeleri şiddeti ve sıklığı giderek artan sellerin, fırtınaların ve orman yangınlarının yıkıcı sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyor. “YENİ BİR KALKINMA PARADİGMASI İNŞA ETMEK ZORUNDAYIZ”: Giderek artan atık yükü ise karşı karşıya olduğumuz bu ağır tabloyu daha da derinleştiren bir başka küresel meydan okuma olarak karşımızda duruyor. Çevreyi ve tabiatın taşıma kapasitesini gözetmeyen üretim ve tüketim anlayışının neticesinde artık, yerkürenin en bakir coğrafyalarından Antarktika’da dahi mikroplastiklere rastlıyoruz. Üretimi kaynak verimliliğiyle, büyümeyi çevresel sorumlulukla buluşturan yeni bir kalkınma paradigmasını hep birlikte inşa etmek zorundayız. Sınırsız kaynak yanılgısına dayanan tüketim anlayışını terk etmek artık bir tercih değil; dünyamıza, vatanımıza, evlatlarımıza karşı en büyük borcumuzdur. YAŞANABİLİR BİR ÇEVRE: Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” çağrısı, bizler için yalnızca uluslararası sistemin adaletsizliğine karşı yükseltilmiş güçlü bir itiraz değildir. Bu çağrı, aynı zamanda tabiatın nimetlerinden faydalanırken külfeti yoksullara, kırılgan kesimlere ve gelecek nesillere yükleyen anlayışa karşı ortaya konulmuş esaslı bir medeniyet teklifidir. İnsanlık ailesini; adalet ve merhameti merkeze alan, temiz havayı, sağlıklı suyu, güvenli gıdayı ve yaşanabilir bir çevreyi herkesin temel hakkı kabul eden yeni bir dünya inşa etme iradesidir. Ürünü daha tasarım aşamasında uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir kılan, israfı oluşmadan önleyen, kullanım ömrünü tamamlayan her malzemeyi yeniden üretime kazandıran bir yaklaşımla insanlığın kalkınma yolculuğuna yeni bir istikamet çizebiliriz. Esasen bu yaklaşım, bizim medeniyetimizin mayasında vardır. Biz; nimeti emanet bilen, ölçüyü gözeten, kanaati yücelten, bereketi israfın değil paylaşmanın ve tasarrufun neticesi kabul eden köklü bir irfanın mensuplarıyız. SIFIR ATIK HAREKETİ: Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi, işte bu medeniyet birikiminin günümüzün çevre meselelerine verilmiş en güçlü cevaplarından biri. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sıfır atık anlayışını; başta imalat sanayimiz olmak üzere üretim süreçlerimizin her alanına dahil ediyor, bütüncül ve çok boyutlu mekanizmalarımızı kararlılıkla devreye alıyoruz. YEŞİL DÖNÜŞÜM PROGRAMI: Bakanlığımızın yeşil dönüşümde sanayimize rehberlik eden paydaş olarak konumlandığı Yeşil Dönüşüm Programı’nı hayata geçirdik. Programla; imalat sanayimizdeki firmalarımızın döngüsel ekonomi, atık yönetimi, kaynak verimliliği ve karbon salınımını azaltmaya dönük yatırım projelerine 226 milyon liraya kadar nakit destek, yatırımların yüzde 40’ı kadar vergi indirimi sağlıyoruz. Tabi, sanayimizin sıfır atık, sürdürülebilirlik ve verimlilik eksenindeki dönüşümü; büyük ölçekli ve nitelikli yatırımları zorunlu kılıyor. Bu nedenle, Türk sanayisi ile uluslararası finans kuruluşlarının net sıfır emisyon hedefine yönelik çabalarını ortak bir zeminde buluşturmayı stratejik bir adım olarak görüyoruz. ÇEVRECİ FİNANSMAN DESTEKLERİ: “Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu”yla, sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030’a kadar 5 milyar avroluk uluslararası finansman sağlama yolunda önemli bir adım attık. Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi’nde, yeşil dönüşüm projeleri için OSB’lerimize 250 milyon avroluk finansman sağladık. Dünya Bankası iş birliğinde yürüttüğümüz 450 milyon dolar bütçeye sahip bir diğer program olan “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” ile sanayimizin yeşil dönüşümde teknoloji ve kapasite geliştirme sürecini hızlandıracak adımlar atıyoruz. 161 PROJEYE 914 MİLYON LİRA: Teknoloji geliştirmeden istihdama, girişimcilikten sosyal eşitsizliklerin azaltılmasına uzanan geniş bir yelpazede doğru adımları attığımız takdirde sıfır atık yolculuğumuzu refahın ülke sathında daha dengeli yayılması için bir vesile haline getirebiliriz. Bu anlayış doğrultusunda, kalkınma ajanslarımız eliyle sıfır atık hedefimize güç katan 161 projeye 914 milyon lira destek sağladık. Bölgesel kalkınmayı çevresel sürdürülebilirlikle buluşturmak üzere Dünya Bankası iş birliğinde 400 milyon dolar bütçeli (SoGreen) Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesini uygulamaya aldık. YEREL KALKINMA HAMLESİ PROGRAMI: Geçtiğimiz yıl devreye aldığımız teşvik sisteminin temel unsurları arasında yer alan Yerel Kalkınma Hamlesi Programının 2025 yılı çağrısında, 22 ilde 33 başlıkta sıfır atık ve döngüsel ekonomi anlayışını esas alan yatırımları destekleyeceğimizi ilan ettik. Başvurular arasında başarılı bulunan 33 projeyle atık geri kazanımından biyobazlı üretime, tarımsal ve endüstriyel atıkların katma değerli ürünlere dönüştürülmesinden sürdürülebilir enerji ve ileri malzeme üretimine geniş bir yelpazede 12,7 milyar liralık yatırımın önünü açtık. 2026 yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Çağrısında da atıkları çevresel bir yük olmaktan çıkarıp üretime, istihdama ve katma değere dönüştüren 14,6 milyar lira yatırım büyüklüğüne sahip 56 proje için başvuru aldık. Bu programda desteklediğimiz projelerin her birine 301 milyon liraya kadar finansman katkısı ve yatırımın yüzde 50’si kadar vergi indirimi sağlıyoruz. “YERELDEN ULUSALA İSRAF, ATIK VE KAYNAK YÖNETİMİ”: Arzumuz; ülkemizin dört bir yanında atığı kaynağında azaltan, mevcut kaynakları yeniden değere dönüştüren ve yerel potansiyeli üretimle buluşturan bir kalkınma modelini hep birlikte tesis edebilmek. Sıfır Atık Vakfının “Yerelden Ulusala İsraf, Atık ve Kaynak Yönetimi” anlayışıyla başlattığı çalıştaylar, bu modelin fikrî zeminini güçlendiren; şehirlerimizin bilgi, tecrübe ve ihtiyaçlarını milli hedeflerimizle buluşturan çok kıymetli bir istişare mekanizması. SIFIR ATIK FORUMU: Şunu da bu vesileyle ifade etmek isterim: Sıfır Atık Hareketi, bugün artık insanlığın ortak davası hâline gelmiş küresel bir çevre seferberliğidir. Bakınız, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 2022’de kabul edilen kararla 30 Mart, “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edildi. Bu tarihî karar, ülkemizde filizlenen bir hareketin bütün insanlığın ortak vicdanında karşılık bulduğunun açık tescilidir. Geçtiğimiz haziran ayında yine vakfımızın öncülüğünde İstanbul’da gerçekleşen Sıfır Atık Forumu’nda 183 ülkeden beş bini aşkın katılımcıyı ağırladık. Bu buluşmayla, çevresel sorumlulukla ekonomik kalkınmayı; toplumsal adaletle gelecek nesillerin hakkını aynı ufukta buluşturduk. Sıfır Atık Hareketi’nin farklı ülkeleri, kurumları ve toplum kesimlerini müşterek bir gelecek ideali etrafında kenetleyen küresel gücünü, bir kez daha ortaya koyduk. Forumda kabul edilen ortak deklarasyon ve sonuç bildirgesi, bu müşterek iradenin yalnızca sözde kalmadığını; somut hedeflere, ortak sorumluluklara ve güçlü bir gelecek tasavvuruna dönüştüğünü gösterdi. “SIFIR ATIK VİZYONUNU DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”: Şimdi önümüzde, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağımız COP31 var. Bu önemli platformda, Sıfır Atık Hareketi’yle edindiğimiz tecrübeyi; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın öncülüğünde sanayimizin üretim ve teknoloji kabiliyetini; adil ve kapsayıcı kalkınma anlayışımızı bütün dünya ile paylaşacağız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sıfır atık vizyonunu üretim süreçlerine, Ar-Ge politikalarımıza entegre etmeyi sürdüreceğiz. TEKNOFEST’lerde, bilim merkezlerimizde ve TÜBİTAK programlarımızda sıfır atık anlayışının genç kuşaklar tarafından benimsenmesini; sıfır atık esaslı teknolojilerin geliştirilmesini ve yenilikçi çözümlerin girişimlere dönüşmesini desteklemeye devam edeceğiz. Bilime, üretime, teknolojiye, insan kaynağına yapılan yatırımların önünü açarak Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde tüm dünyada kök salan bu hareketi hep birlikte daha ileri seviyelere taşımak için gayret edeceğiz. TRABZON’A İL SIFIR ATIK HEDEF BELGESİ: İnanıyorum ki ilan edilecek Trabzon İl Sıfır Atık Hedef Belgesi de bu yürüyüşe yerelden yükselen çok güçlü bir katkı sunacak. Bizler, organize sanayi bölgelerimizin yeşil dönüşümünden kalkınma ajanslarımızın desteklerine, bölge kalkınma idarelerimizin yatırım ve projelerinden yerel kalkınma politikalarımıza geniş bir alanda bu ortak akıldan en ileri seviyede istifade edeceğiz. Böylece Trabzon’a dair belirlenen hedeflerin yatırımlara, destek mekanizmalarına ve sahada karşılığı olan somut projelere dönüşmesini sağlayacağız. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Truva Bakır, 86 Bin Yıllık İnkaya Mağarası Kazıları İçin Desteğe Devam Ediyor Haber

Truva Bakır, 86 Bin Yıllık İnkaya Mağarası Kazıları İçin Desteğe Devam Ediyor

Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan göçlerin izlerini barındıran ve 86 bin yıllık geçmişe ışık tutan İnkaya Mağarası kazıları bu yıl da Truva Bakır’ın destekleri ile sürdürülüyor. Çanakkale’nin yer altındaki doğal kaynaklarını ekonomiye kazandırmak için gerçekleştirdiği yatırımları tamamlamaya hazırlanan Truva Bakır, şehrin kültürel mirasına da katkıda bulunuyor. Şirket, 86 bin yıllık geçmişiyle Anadolu’da keşfedilen insan yaşamına ait en eski ikinci alan olan İnkaya Mağarası kazılarına üçüncü yılda da sponsorluğunu sürdürüyor. Gerçekleştirilen kazılar Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan olası göçlerin izlerini gün yüzüne çıkarıyor. Truva Bakır’ın İnkaya Mağarası kazılarına desteğinin devamına ilişkin iş birliği protokolü; Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez, Truva Bakır İşletme Müdürü Ünsal Arkadaş ve Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Özer’in katıldığı törenle imzalandı. ‘TARİH ÖNCESİ DÖNEME IŞIK TUTUYOR’ İmza töreninde konuşan Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez, “Çanakkale halihazırda tüm insanlık için önemli bir tarihi geçmişe sahip. Truva, Çanakkale Savaşları gibi ülkemiz ve insanlığımızın mitolojik tarihi açısından çok farklı bir yeri olan Çanakkale, şimdi de İnkaya Mağarası kazıları ile yeni bir değere kavuşuyor. İnkaya Mağarası'nda yürütülen kazılar, Anadolu'nun tarih öncesi dönemine ışık tutan çok değerli bilimsel veriler ortaya koyuyor. Her yeni bulgu, bu coğrafyanın geçmişine ilişkin bilgilerimizi daha da zenginleştiriyor. Böylesine önemli çalışmaların sürdürülebilir şekilde devam edebilmesi, kamu kurumlarımızın, üniversitelerimizin ve özel sektörün ortak katkısıyla mümkün oluyor. Truva Bakır'ın kazılara verdiği desteğin devam etmesini son derece kıymetli buluyoruz. Bu iş birliğinin hem bilim dünyasına hem de Çanakkale'nin kültürel mirasının korunmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki süreçte İnkaya Mağarası'nın bilimsel değerinin yanı sıra kültür turizmi açısından da önemli bir destinasyon haline gelmesini hedefliyoruz” diye konuştu. ‘35 BİN ALET GÜN YÜZÜNE ÇIKARILDI’ Antik kazının Türkiye’de devam eden çok az sayıdaki mağara kazısından biri olduğunu ifade eden İnkaya Mağarası Kazı Başkanı ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özer şunları söyledi: “Kazılarda her geçen gün tarihin bilinmeyen bir yönünü daha keşfediyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izin ve destekleriyle gerçekleştirdiğimiz İnkaya Mağarası’ndaki kazılarda, Orta Paleolitik döneme tarihlendirilen ve mağaranın 86 bin ile 22 bin 500 yıl önce yoğun olarak kullanıldığını gösteren yaklaşık 35 bin taş alet ve alet parçası gün yüzüne çıkarıldı. İnkaya sakinleri çakmaktaşı hammadde kaynakları, sıcak su kaynakları, hayvansal ve bitkisel besinlerin bolluğu nedeniyle bu bölgeyi tercih etmiş ve uzun yıllar boyunca aralıksız olarak burada yaşamışlardır. Buluntular Türkiye’de devam eden diğer mağara kazılarıyla benzerlik göstermemekle beraber çalışmalarımızla Anadolu ile Balkanlar arasındaki Paleolitik Çağ insanlarının göç hareketlerine ışık tutacağız. Bu kazıda bize destek olan Truva Bakır’a teşekkür ediyoruz.” TRUVA BAKIR ÜRETİME BAŞLIYOR Cengiz Holding grup şirketlerinin faaliyette bulundukları tüm bölgelerde olduğu gibi Çanakkale’de de yerel kalkınma ile kültürel gelişime destek verdiğini kaydeden Truva Bakır İşletme Müdürü Ünsal Arkadaş, İnkaya Mağarası kazılarının Çanakkale’de turizmi daha da geliştireceğini ifade ederek, kazılara verilen desteğe devam etmekten mutluluk duyduklarını söyledi. Truva Bakır’ın bu yılın sonunda faaliyete başlayacağını belirten Arkadaş, şunları söyledi: “Artık projede son aşamaya geldik; bu yılın sonunda tesisimizi faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz. Tesisimizde 15 yıllık işletme dönemimiz boyunca toplam 90 milyon ton cevheri ekonomiye kazandıracağız. Bu da ithal edilmekte olan 2,5 milyar dolarlık bakırın Türkiye’de üretilecek olması anlamına geliyor. Çanakkale’de sürdürülebilir madenciliğin de güzel bir örneğini temsil edeceğiz. Bu anlayışımızın bir yansıması olarak bölgede yeraltı suyu kullanmayacak belki de tek sanayi şirketi olacağız. Bölgede madene ulaşabilmek için kesmek zorunda kaldığımız ağaçlara karşılık 1 milyon ağaç dikme taahhüdünde bulunduk. Ağaç dikimi konusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz.” İstihdam konusunda da bilgi veren Arkadaş, “Şu anda sahamızda toplam 1.800 kişi çalışıyor. Bunun 668’i Truva Bakır personeli. Tesisimiz devreye alındığında Truva Bakır’ın çalışan sayısı 1.200’e çıkacak. Cengiz Holding’in tüm tesislerinde olduğu gibi çalışanlarımızın büyük çoğunluğu bu bölgenin insanı. Yeni işe alımlarda da yine bu bölgenin istihdamına katkı sağlamayı sürdüreceğiz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lisanslı Depo Üreticiye Güç Katacak Haber

Lisanslı Depo Üreticiye Güç Katacak

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in öncüsü olduğu ve yaptığı temaslarla yatırım programına alınmasını sağladığı Lisanslı Depo Projesinde önemli adımlar atıldı. Ordu Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Ordu Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk A.Ş. tarafından yürütülen Lisanslı Depo Projesi’nde önemli bir aşamaya gelindi. Daha önce Yerel Kalkınma Programı kapsamına alınan proje için ön başvuru süreci DOKA ile gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda resmen tamamlandı. ÖN BAŞVURU TAMAMLANDI Ön başvurunun tamamlanmasının ardından proje yazım ve detaylandırma aşamasına geçildi. Teknik altyapı, kapasite planlaması, finansal modelleme ve uygulama süreçlerine ilişkin çalışmalar önümüzdeki günlerde tamamlanacak. Hazırlanacak kapsamlı dosyanın yaklaşık 45 gün içerisinde final başvurusu olarak ilgili kurumlara sunulması planlanıyor. ORDU’NUN TARIM TİCARETİNDE STRATEJİK BİR MERKEZ HALİNE GELMESİ HEDEFLENİYOR Bu çalışmalar kapsamında lisanslı depoculuk şirket yapısının yeniden aktif hale getirilmesiyle birlikte proje süreci hızlandırılırken, bölgenin tarımsal geleceği açısından büyük önem taşıyan lisanslı depoculuk yatırımı için teknik ve mali çalışmalar da başlatıldı. Özellikle fındık başta olmak üzere bölgedeki tarım ürünlerinin sağlıklı, güvenli ve standartlara uygun şekilde depolanmasını hedefleyen proje, üreticiye ürününü değerinde muhafaza etme, finansmana erişim kolaylığı ve piyasa istikrarına katkı sunmayı amaçlıyor. Aynı zamanda Ordu’nun tarım ticaretinde stratejik bir merkez haline gelmesi hedefleniyor. LİSANSLI DEPO TARIM EKONOMİSİNE KATKI SUNACAK Bölgesel kalkınma açısından önemli bir yatırım olarak değerlendirilen Lisanslı Depo Projesi’nin, üreticinin korunması, ürün kalitesinin artırılması ve tarımsal ekonominin güçlendirilmesi adına önemli katkılar sağlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tarihi İlçede Sürdürülebilir Turizm Başlıyor Haber

Tarihi İlçede Sürdürülebilir Turizm Başlıyor

Enerjisa Enerji, UNDP Türkiye, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TGA tarafından hayata geçirilen SENTRUM Projesi kapsamında Balıkesir’in Ayvalık ilçesinin Küçükköy Mahallesi ve İzmir’in Ödemiş ilçesinin tarihi Birgi köyünün ardından projenin üçüncü durağı olacak Göynük’te yerel kalkınma odaklı ve doğa dostu turizm için imzalar atıldı. Enerjisa Enerji ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) öncülüğünde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) destekleriyle hayata geçirilen Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi (SENTRUM) projesi, etkisini genişletmeye devam ediyor. Projenin üçüncü destinasyonu olarak seçilen Bolu’nun tarihi mirasıyla ünlü ilçesi Göynük’te sürdürülebilir dönüşümü başlatacak protokol, 22 Nisan 2026 Çarşamba günü düzenlenen törenle imzalandı. Göynük’te düzenlenen imza törenine; Göynük Kaymakamı Talha Battal, Göynük Belediye Başkanı Ali Oral, Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic ve yerel protokol üyeleri ile çok sayıda davetli katıldı. Törende, SENTRUM modelinin Göynük’te yaratacağı sosyal, çevresel ve ekonomik etkiler değerlendirilirken; enerji verimliliğinden kadınlar ve gençlerin istihdamına, kültürel mirasın korunmasından iklim değişikliği farkındalığına kadar pek çok alanda yürütülecek çalışmaların yol haritası paylaşıldı. SENTRUM projesinin yarattığı etkinin somut bir göstergesi olarak, 2025 yılında yapılan analizlerde her 1 TL’lik yatırımın 2,34 TL sosyal fayda yarattığı ortaya kondu. Yeşil destinasyon modeli Göynük’ün tarihi dokusuyla buluşacak SENTRUM Projesi kapsamında Göynük’te yürütülecek çalışmalar, ilçenin Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) kriterleriyle uyumlu bir “yeşil destinasyona” dönüşmesini destekleyecek. Uygulanan model ile turizmin sadece belirli dönemlerle sınırlı kalmayıp dört mevsime yayılması ve yerel kalkınmayı geliştirecek bir ekosistem oluşturulması hedefleniyor. Protokolün imzalanmasıyla birlikte; kamu binalarında enerji etütlerinin yapılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve yerel paydaşlara yönelik sürdürülebilir turizm eğitimleri gibi pek çok uygulama Göynük özelinde hayata geçirilecek. “SENTRUM ile Göynük’te hep birlikte yeni değerler üreteceğiz” İmza töreninde konuşan Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, “Enerjisa Enerji olarak ‘Daha İyi Bir Gelecek’ vizyonumuzla, enerji dönüşümünü sosyal sorumluluk ve yerel kalkınma ile birleştirmeye devam ediyoruz. SENTRUM Projemiz ile Ayvalık Küçükköy ve İzmir Birgi’de elde ettiğimiz somut başarıları ve edindiğimiz tecrübeyi, şimdi üçüncü destinasyonumuz olan Göynük’e taşımanın heyecanını yaşıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, 1500’den fazla katılımcı, 30’dan fazla eğitim ve yüzlerce gönüllüyle büyüyen SENTRUM’un yerelde somut bir dönüşüm modeline dönüştüğünü görüyoruz. Bu birikimi Göynük’e taşıyarak etkimizi daha da büyütmeyi; mevcut kazanımlarımızın üzerine çıkmayı ve yerel paydaşlarla birlikte sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz.” “Göynük’ün güçlü kültürel kimliği, zengin mirası ve yerel paydaşlar arasındaki yakın iş birliği sayesinde, ilham verecek bir örnek ortaya koyacağımıza inanıyoruz.” UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic törende şunları söyledi: “Göynük’te SENTRUM Projesi’nin üçüncü destinasyonunda faaliyetlere başlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Güçlü paydaşlık anlayışıyla; ulusal kalkınma önceliklerini destekleyen, küresel sürdürülebilir turizm gündemi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlu, yerel değerleri merkeze alan daha yeşil ve kapsayıcı bir destinasyon modelini yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Göynük’ün güçlü kültürel kimliği, zengin mirası ve yerel paydaşlar arasındaki yakın iş birliği sayesinde, bu ortak yolculuğumuzda sürdürülebilir destinasyon oluşturma alanında ilham verecek bir örnek ortaya koyacağımıza inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsunspor’un “Mor Forma” Projesine   Avrupa’dan Büyük Ödül Haber

Samsunspor’un “Mor Forma” Projesine Avrupa’dan Büyük Ödül

Avrupa Kulüpler Birliği (EFC) ve EA SPORTS FC™, futbolun toplumsal değişim gücünü kullanarak fark yaratan projeleri ödüllendirdikleri “Değişimin Sembolü” (Symbol of Change) hibelerinin 2026 yılı kazananlarını açıkladı. Türkiye’den Samsunspor, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi hedefleyen “Mor Forma” (Purple Jersey) projesiyle Avrupa’nın en prestijli toplumsal sorumluluk ödüllerinden birine layık görülerek 100 bin Euro hibe almaya hak kazandı. Lizbon’da düzenlenen EFC Club Connect etkinliğinde duyurulan ödüller; toplumsal cinsiyet eşitliği, yerel kalkınma ve gençlerin dijital eğitimi gibi kritik alanlarda dönüştürücü projeler üreten kulüplere verildi. Samsunspor, Belçika’dan Club Brugge Foundation ve Ukrayna’dan Shakhtar Donetsk ile birlikte Avrupa genelinde seçilen üç kulüpten biri olmayı başardı. Samsun’dan Yükselen Mor Dalga: 3 Bin Kişiye Dokunacak Süper Lig’in köklü ekiplerinden Samsunspor, ödül kazanan “Mor Forma” projesiyle futbolun birleştirici gücünü kadına yönelik şiddeti durdurmak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik etmek için kullanıyor. Adını toplumsal cinsiyet eşitliğinin uluslararası renginden alan proje, sadece bir sembol olmanın ötesine geçerek geniş kapsamlı bir destek programı sunuyor. Proje kapsamında ev içi şiddet mağdurlarına psikolojik destek verilirken, kulüp akademisindeki genç erkek oyunculara eşitlik eğitimi ve kadınlara yönelik kendini savunma eğitimleri düzenleniyor. Yılda 3 binden fazla doğrudan faydalanıcıya ulaşması beklenen proje; 1.600 kadına psikolojik destek sağlanmasını, 600 kadının kendini savunma eğitimlerine katılımını ve 160’tan fazla akademi oyuncusunun toplumsal farkındalık eğitimi almasını hedefliyor. Ödülle ilgili açıklama bulunan Samsunspor Pazarlama Direktörü Zeycan Rochelle Yıldırım “Bu ödülün alınması, Samsunspor’da bu projeye yüreğini koyan herkes için çok büyük anlam taşıyor. Beş yıl içinde 2.400’den fazla kadına destek olduk ve daha önce futbola erişimi olmayan 215 kadın ve kız çocuğunu futbolla buluşturduk. Bu yıl, sahaya ilk kez adım atan kız çocuklarından, eşitliğin en baştan inşa edilen bir değer olduğunu öğrenen akademi erkek oyuncularına kadar doğrudan 3.000 kişiye ulaşacağız. Bu ödül, bu yapıyı kurmaya ve geliştirmeye devam etmemizi sağlayacak.” Dedi Arda Turan’ın Çalıştırdığı Shakhtar Donetsk de Ödül Aldı Samsunspor’un yanı sıra, teknik direktörlüğünü Arda Turan’ın üstlendiği Ukrayna’nın başarılı temsilcisi Shakhtar Donetsk de “LingoBall” projesiyle hibe kazananlar arasında yer aldı. Shakhtar Social Vakfı aracılığıyla yürütülen proje, 7-12 yaş arası 1200 çocuk için futbol antrenmanlarını oyunlaştırılmış İngilizce dil eğitimiyle birleştiriyor. Hareket takip teknolojilerinin kullanıldığı projeyle, çocukların hem fiziksel aktivite düzeylerinin hem de dil öğrenme kapasitelerinin artırılması amaçlanıyor. Belçika temsilcisi Club Brugge ise yerel kulüplere sosyal sorumluluk projeleri geliştirmeleri için rehberlik eden “Football Community Builders” programıyla ödülün sahibi oldu. Futbolun Kalbi Toplum İçin Atıyor Bu üç proje, bireysel olarak günümüz toplumlarının karşı karşıya olduğu toplumsal cinsiyet eşitliği, yerel kalkınma ve gençlik eğitimi gibi en önemli sosyal konulara odaklanıyor. Birlikte ele alındığında ise bu girişimler, futbolun erişim gücünü, yarattığı etkiyle eşleştirmek ve Avrupa genelindeki kulüpleri toplumlarında anlamlı ve kalıcı değişimler yaratmaları için güçlendirmek gibi.EFC ve EA SPORTS FC iş birliğinin temel hedefini yansıtıyor. EFC CEO’su Charlie Marshall, ödül töreninde yaptığı konuşmada, “Değişimin Sembolu Ödülleri (Symbol of Change Grants), futbolun sunduğu platformu kullanarak insanların hayatlarında gerçek bir fark yaratan kulüpleri kutlamayı amaçlıyor. EFC 800'den fazla üye kulübe ulaştıkça, tüm üye kulüpler ve taraftarları için değişimin birleşik sesi olma temel misyonumuzu sürdürmemiz büyük önem taşıyor. EA SPORTS FC ile olan ortaklığımız aracılığıyla kulüpleri, topluluklarına nasıl hizmet edebilecekleri ve kalıcı bir etki yaratabilecekleri konusunda yaratıcı düşünmeye teşvik ediyoruz. Samsunspor, Club Brugge Vakfı ve Shakhtar Donetsk; kadınları ve gençleri desteklemekten oyunun kuruluş köklerini güçlendirmeye kadar futbolun nasıl bir ilerleme gücü olabileceğini kanıtlayan üç güçlü örneği temsil ediyor.” dedi. EA SPORTS FC Ortaklık Pazarlama Kıdemli Direktörü James Salmon ise “Değişimin Sembolü Ödülleri, futbol kulüplerinin kendi topluluklarında anlamlı bir değişim sağlama potansiyelini açığa çıkarmayı amaçlıyor. EA SPORTS FC olarak, oyunu ilham vermek, eğitmek ve insanları bir araya getirmek için kullanan girişimleri desteklemeye kararlıyız. EFC ile ortaklık kurmak, kulüplerin harika fikirlerini Avrupa genelindeki topluluklara ulaşabilecek ve fayda sağlayacak etkili programlara dönüştürmelerine yardımcı olmamıza olanak tanıyor.” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2.1 Milyon Yolcu ile Kruvaziyer Turizmi 2025’te Altın Yılını Yaşadı    Haber

2.1 Milyon Yolcu ile Kruvaziyer Turizmi 2025’te Altın Yılını Yaşadı  

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açıkladığı resmi verilere göre; 2025 yılında Türkiye limanlarına gelen kruvaziyer yolcu sayısı yüzde 13,2 artışla 2 milyon 138 bin 136’ya, kruvaziyer gemi sayısı ise yüzde 15,1 artışla 1.375’e ulaştı. Böylece Türkiye, 2013 yılından bu yana ilk kez yeniden 2 milyon yolcu eşiğini aşarak Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunu güçlendirdi. Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında yakaladığı güçlü ivmeyle son yılların en yüksek yolcu sayısına ulaştı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, yıl boyunca Türkiye limanlarına gelen kruvaziyer yolcu sayısı 2 milyon barajını aşarak sektörde yeniden yükselişin sinyalini verdi. 2025 verilerinin yalnızca turizm değil, makro ekonomik göstergeler açısından da önemli bir tablo ortaya koyduğunu belirten Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, kruvaziyer turizminin artık salt yolcu sayılarıyla değil, yarattığı döviz girdisi, liman ekonomisine katkısı ve yerel kalkınma etkisiyle değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Kruvaziyer Turizmi Ekonomik Büyümenin Güçlü Başlıklarından Biri Haline Geldi Türkiye kruvaziyer turizmi, 2025 yılında 2 milyonun üzerindeki yolcu sayısıyla son yılların en güçlü performansını ortaya koyarken, sektör 2026’ya daha nitelikli bir büyüme hedefiyle hazırlanıyor. 2025’te ulaşılan 2 milyonun üzerindeki yolcu sayısı, Türkiye’nin kruvaziyer liginde yeniden güçlü bir oyuncu olduğunu net biçimde gösterdiğini değerlendiren Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, asıl kritik eşik, 2026 itibarıyla bu yolcu profilinin harcama gücü yüksek, destinasyon odaklı ve sürdürülebilir bir yapıya evrilmesi gerektiğini vurguladı. Kuşadası Ve İstanbul Limanları Stratejik Merkez Haline Geldi Bakanlık verilerine göre 2025’te Kuşadası Limanı, 617 gemi ve yaklaşık 1 milyon yolcu ile Türkiye’nin kruvaziyer lideri olurken; İstanbul limanları, 625 bini aşkın yolcu ile ikinci sırada yer aldı. Bodrum Limanı ise artan sefer sayılarıyla Ege hattındaki önemini pekiştirdi. Bu tabloyu şöyle değerlendiren Çavuşoğlu, “Kuşadası ve İstanbul yalnızca birer uğrak noktası değil, artık kruvaziyer rotalarının merkez destinasyonları haline geliyor. Bu durum; perakende, yeme–içme, rehberlik, ulaşım ve kültür turizmi başta olmak üzere çok sayıda alt sektörde doğrudan ekonomik çarpan etkisi yaratıyor.” Dedi. 2026 Nicelikten Niteliğe Geçiş Yılı Sektörün 2026 hedeflerinde yüksek harcama profiline sahip yolcu, homeport operasyonlarının artırılması, liman altyapılarının modernizasyonu ve sürdürülebilir denizcilik uygulamaları öne çıkıyor. Kruvaziyer turizmi Türkiye için yalnızca sezonluk bir turizm faaliyeti olmadığının altını çizen Çavuşoğlu, “Dört mevsime yayılan, yüksek katma değer üreten ve şehir ekonomilerini doğrudan besleyen stratejik bir alan.” İfadelerini kullandı. Ekonomi, Turizm Ve Lojistik Bütünleşmesi Öne Çıkıyor Artan sefer sayılarıyla birlikte kruvaziyer turizmi; liman işletmeciliği, lojistik, gemi tedarik zinciri ve hizmet ihracatı açısından da yeni fırsatlar yaratıyor. Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, 2026 yılında kruvaziyerin turizm gelirleri içindeki payının niteliksel olarak daha görünür hale gelmesini bekliyor.

Toroslar’da Hurma Hasadı Coşkusu Haber

Toroslar’da Hurma Hasadı Coşkusu

Hem bölgenin bereketine hem de emeğin değerine dikkat çeken bu anlamlı etkinlikte, üretim, dayanışma ve yerel kalkınma mesajları verildi. Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, çiftçinin kalkınması ve hak ettiği değeri görmesi için yaptığı tarımsal çalışmaların yanında bölgede yetişen ürünlerin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla hasat dönemlerini şenliğe dönüştürdü. Çiftçi ve vatandaşları bir araya getiren bu etkinlikler ile üreticinin sesi Toroslar’dan yükselmeye devam ediyor. Bu kapsamda Toroslar Belediyesi, Dalakderesi Mahallesi’nde geleneksel lezzetlerin, müziğin ve dayanışmanın buluştuğu Hurma Hasadı Etkinliği düzenledi. MASTERCHEF YARIŞMACILARI HURMADAN LEZZETLİ TARİFLER SUNDU Toroslar’ın bereketli topraklarında yetişen, “cennet meyvesi” olarak bilinen hurmanın hasadı, renkli etkinliklerle kutlandı. Üreticilerin emeğine ve tarımsal üretime dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, MasterChef yarışmacıları Semihcan Temiz ve Ezgi Yıldırım’ın atölye çalışması, sürpriz ikramlar ve Mersinli sanatçı Burhan Ateş’in konseriyle unutulmaz anlar yaşandı. Etkinlikte, üretimin gücü, tarımın geleceği ve dayanışmanın önemi bir kez daha vurgulanırken, etkinliğe katılan masterchef yarışmacılarının hurmadan yaptığı lezzetli tarifler büyük beğeni topladı. EN İYİ HURMALAR JÜRİ TARAFINDAN BELİRLENDİ Toroslar Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’nün koordinasyonunda oluşturulan jüri, yöredeki üreticilerin özenle yetiştirdiği hurmaları değerlendirdi. Programda Başkan Yıldız’dan jüriye katkı sağlaması için katılımcılar arasında birini belirlemesi istendi. Başkan Yıldız da Dalakderisi’nin çınarı emektar çiftçiyi jüriye dahil etti. Kalite, görünüm ve lezzet kriterleri göz önünde bulundurularak yapılan incelemelerin ardından dereceye giren üreticilere çeşitli ödüller verildi. BAŞKAN YILDIZ: “TARIM, STRATEJİK BİR MESELEDİR” Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, konuşmasında üretimin ve tarımsal dayanışmanın önemine dikkat çekerek Türkiye’nin sürdürülebilir bir tarım politikasına olan ihtiyacını vurguladı. Başkan Yıldız, “Kıymetli komşularım, göreve geldiğim günden bu yana her fırsatta söylüyorum; tarım bizim için stratejik önemde bir meseledir. Çünkü tarım ve üretim olmazsa, insanlığın kendi varlığını sürdürmesi bile mümkün değildir. Sofralarımıza gelen zeytin, peynir, et.Hepsi tarımsal üretimin sonucudur. Ancak bugün geldiğimiz noktada üretim değer kaybediyor. Belediyelerin gücü sınırlı olsa da biz, kendi imkânlarımız ölçüsünde Toroslar çiftçisini desteklemeye devam edeceğiz.” dedi. Başkan Yıldız, üreticilerin emeğinin karşılığını alabilmesi için örgütlenmenin önemine dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir terzi diktiği yeleğin, bir ayakkabıcı yaptığı ayakkabının fiyatını kendisi belirliyorsa; çiftçi de ürettiği hurmanın fiyatını kendisi belirleyebilmelidir. Bunun yolu örgütlenmekten, kooperatifleşmekten geçiyor. Çünkü karşımızdaki tüm kesimler örgütlü. Üretici de örgütlü olmalı, kendi ürününün değerini kendi koyabilmeli. Ayrıca, ülkemizde bu mevsimde yetişen ürünler olan ayva, nar, hurma, incirin ithalatının derhal durdurulması gerekiyor. Çiftçimizin alın teriyle kazandığı emeğin bir karşılığı olmalı.” “ÇİFTÇİLİK, GELECEĞİMİZİN TEMİNATIDIR” Konuşmasında, gençlerin tarıma yönlendirilmesi gerektiğini de vurgulayan Başkan Yıldız, “Bu ülkenin genç çiftçilere ihtiyacı var. Bu anlamda genç çiftçilerimizin önü açılmalı. Hurma hasadının bereketli olmasını diliyor, çiftçilerimizin alın terinin karşılığını fazlasıyla almanızı temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. ÜRETİCİLERDEN TEŞEKKÜR Dalakderesi Mahallesi Muhtarı Arman Doğan, etkinlikte yaptığı konuşmada, “Bugün emeğimizin karşılığını almanın sevincini yaşıyoruz. Bu güzel günü bizlere yaşatan, üreticinin dostu Toroslar Belediye Başkanımız Abdurrahman Yıldız’a teşekkür ediyorum.” dedi. Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz ise, “Belediye Başkanımız Abdurrahman Yıldız, her fırsatta tarımın önemine vurgu yapıyor. Tarımın ilköğretim düzeyinde seçmeli ders olarak okutulması gerektiğini düşünüyorum. Belediye Başkanımız Abdurrahman Yıldız’a hasat etkinliği için teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır da, “Biz emeğin ve üretimin değerini bilen insanlarız. Şimdiye kadar birçok belediye başkanı geldi geçti; ancak Toroslar Belediye Başkanımız Abdurrahman Yıldız kadar çiftçiye sahip çıkan birini görmedik.” sözleriyle Başkan Yıldız’a teşekkür etti. SANAT VE EMEK EL ELE Başkan Yıldız, etkinlikte yer alan üretici stantlarını da ziyaret ederek alışveriş yaptı ve emekleriyle aile ekonomilerine katkı sağlayan kadın üreticileri teşekkür etti. Etkinlik sonunda Başkan Yıldız, programa katkılarından dolayı MasterChef yarışmacıları Semihcan Temiz ve Ezgi Yıldırım ile Mersinli sanatçı Burhan Ateş’e çiçek takdim etti. Ayrıca Mersin Toroslar Muhtarlar Derneği Başkanı Ali Yılmaz, üreticiye verdiği destekten dolayı Başkan Yıldız’a teşekkür plaketi sundu. Etkinlik, Mersinli sanatçı Burhan Ateş’in konseriyle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.