Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerel Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Yerel Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerel Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KAPLAN ZPT’nin İlk Aracı Türkiye’de Üretildi Haber

KAPLAN ZPT’nin İlk Aracı Türkiye’de Üretildi

Testleri başarı ile tamamlayan aracın Endonezya’ya sevkiyatı sonrasında son kullanıcı ile birlikte nihai kabul testleri gerçekleştirilecektir. Endonezya’da, PT Pindad tesislerinde üretilecek olan ikinci aracın üretim faaliyetleri de eş zamanlı olarak sürdürülmektedir. KAPLAN MT (HARIMAU) Projesi’nde yakalanan başarının devamı niteliğindeki KAPLAN ZPT (HARIMAU APC) Projesi, FNSS’nin teknoloji transferi ve yerel üretim alanlarındaki tecrübesini ve başarısını bir kez daha ortaya koymuştur. KAPLAN ZPT Araç; nişancı, sürücü ve komutan dâhil olmak üzere toplam 13 personeli taşıma kapasitesine sahip olacak şekilde tasarlanacaktır. Asfalt/stabilize yollarda veya engebeli arazi koşullarında yüksek hızda hareket etme kabiliyetine sahip olacak olan araç her türlü arazi ve iklim koşuluna operasyon yapabilecek şekilde geliştirilecektir. Gelişmiş süspansiyon sistemi, araç içi titreşimini azaltacak ve yol tutuşunu artıracaktır. Araç; Muharebe Yönetim Sistemi ve mürettebat için hem gündüz hem de gece görüşü sağlayan 360 derece durumsal farkındalık kameraları gibi farklı görev ekipmanlarının kolay entegrasyonuna izin veren açık mimarili bir araç elektroniği altyapısına sahip olacaktır. KAPLAN ZPT, muharebe sahasının değişen tehditlerine karşı eşsiz bir çözüm sunmak üzere modüler beka sistemleri ile donatılacak olup, muharebe sahasında balistik ve mayın tehditlerine karşı koruma sağlayacaktır. KAPLAN ZPT yüksek personel taşıma kapasitesinin yanı sıra, sınıfının en hızlı aracı olarak tasarlanacaktır. KAPLAN ZPT ayrıca kullanıcı isterlerine bağlı olarak, tanksavar füzeleri ve roket güdümlü el bombalarına karşı aktif koruma sistemi seçeneği ile de sunulabilecektir. Araçta otomatik yangın bastırma sistemi, klima sistemi ve araç içinde kapalı bir ortam oluşturulmasıyla sağlanan KBRN koruma önlemleri bulunacak olup bu özellik KBRN ortamında mürettebatın hayatta kalmasını ve muharebe etkinliğini sürdürmesini sağlayacaktadır. KAPLAN ZPT, insanlı veya insansız kule sistemleri için olası entegrasyon seçenekleri ile tasarlanacak olup, 30 veya 35 mm gibi hafif ve orta kalibrelerin yanı sıra 120 mm havan ve güdümlü tanksavar kuleleri ve silah sistemleri ile donatılabilen modüler bir araç olarak tasarlanacaktır. Bu modüler tasarım, KAPLAN ZPT'nin mekanize piyade, keşif, komuta kontrol, kuvvet koruma, tıbbi tahliye, kurtarma, istihkam, kayar köprü ve doğrudan veya dolaylı ateş desteği gibi çok çeşitli görevleri yerine getirmek üzere yapılandırılmasına olanak tanıyacaktır. Bu konfigürasyonların tamamı, güçlü bir motor ve otomatik şanzımanla donatılmış ve modern ana muharebe tanklarıyla uyumlu hareket kabiliyetine sahip bir zırhlı muharebe aracı platformu üzerine inşa edilecektir. Araçta FNSS tarafından Türk Deniz Kuvvetleri Deniz Piyade Tugayı hizmetine sunulan Zırhlı Amfibi Hücum Aracı (ZAHA), KAPLAN MT ve ZPTP paletli araç ailesinin diğer araç konfigürasyonları ile büyük oranda ortak parça ve alt sistemler kullanılacak olması KAPLAN ZPT için önemli bir avantaj olacaktır. Bu özellikleriyle KAPLAN ZPT, halihazırda TSK ve Endonezya ordusunun envanterinde bulunan ve muharebe şartlarında kendini kanıtlamış bir araç ailesi ile aynı parça ve alt sistemlere sahip olması bakımından güvenilirlik, lojistik birliktelik ile servis kolaylığı açısından önemli avantajlar sunacaktır. Bu avantaj aynı zamanda dünya çapındaki kullanıcılar için lojistik yükün azalmasını, arızalar arası ortalama süre (MTBF) ile muharebeye hazırlık seviyesinin artmasını sağlayacaktır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YCM MACHINERY, MAKTEK Avrasya 2026’da Haber

YCM MACHINERY, MAKTEK Avrasya 2026’da

Tahmini yıllık 1,6 milyar Yeni Tayvan Doları geliri ve Tayvan'ın CNC dik işleme merkezi pazarındaki yaklaşık %20'lik pazar payı ile sektör lideri YCM Machinery CO., Ltd., 28 Eylül - 3 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenecek MAKTEK Avrasya 2026 Fuarı'nda Salon 8, Stant No: 803'te yerini alacak. Şirket; otomotivden kalıpçılığa, yarı iletkenden havacılığa kadar stratejik sektörler için geliştirilen Dik İşleme Merkezleri, 5 Eksenli İşleme Merkezleri, Çift Kolonlu İşleme Merkezleri ve Yatay İşleme Merkezlerindeki uzmanlığını Türk imalat sektörüyle buluşturacak. Tayvan'ın İşleme Merkezi Devinden Küresel Uzmanlık Tayvan'ın en büyük dik işleme merkezi üreticisi olan YCM Machinery; otomotiv, kalıp, yarı iletken ve havacılık dahil olmak üzere dünya çapındaki yüksek hassasiyetli endüstriler için birincil tercih konumundadır. Güçlü Ar-Ge uzmanlığı ve yüksek rijitlikteki makine yapısıyla desteklenen şirket, karmaşık parçaların yüksek hassasiyetli işlenmesinde küresel bir güç merkezidir. "Türkiye'de Üretilmiştir" Garantisi: Hızlı Teslimat, Tarife Avantajları ve Yerel Hizmet YCM Machinery'nin MAKTEK Avrasya 2026'da vurgulayacağı en büyük stratejik avantaj, Türkiye'deki yerel üretim ve hizmet altyapısıdır. "Türkiye'de Üretilmiştir" vizyonu altında sunulan yerel üretim çözümleri, Türk üreticilere kısa teslimat süreleri, gümrük tarifesi avantajları, yerel yedek parça bulunabilirliği ve doğrudan teknik servis sağlar. Bu çerçeve, endüstriyel şirketlerin duruş sürelerini en aza indirmelerine ve üretim verimliliğini maksimuma çıkarmalarına olanak tanır. Geniş ve Yüksek Teknolojili CNC Makine Portföyü YCM, çeşitli iş parçası boyutları ve işleme gereksinimleri için mühendislik süzgecinden geçirilmiş geniş bir CNC işleme merkezi portföyü sunar. Gelişmiş kontrol üniteleri, yüksek fener mili (spindle) performansı ve otomasyona tam uyumlu altyapı, üreticilerin zorlu işleme süreçlerinde maksimum stabilite elde etmelerine yardımcı olur. "Yerel Üretim Desteğimizle Türk Sanayisinin Rekabet Gücünü Artırıyoruz" Şirketin MAKTEK katılımı ve Türkiye pazarına yönelik hedefleri hakkındaki görüşlerini paylaşan YCM Machinery Satış Direktörü Sayın Alex Wei şu ifadeleri kullandı: "Türkiye, dinamik imalat altyapısıyla bölgenin kilit endüstriyel merkezlerinden biridir. YCM olarak sunduğumuz 'Türkiye'de Üretilmiştir' konsepti ile müşterilerimize sadece yüksek teknolojili CNC işleme merkezleri sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda hızlı teslimat, tarife avantajları ve kesintisiz yerel hizmeti garanti ediyoruz. Türk imalat sektörünün duruş sürelerini en aza indirmesine yardım etmekten, böylece verimliliğini ve rekabet gücünü artırmaktan büyük gurur duyuyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eataly’ye “En İyi Gurme Market” Ödülü Haber

Eataly’ye “En İyi Gurme Market” Ödülü

FoodinLife Magazine ve Sözen Group tarafından bu yıl üçüncü kez düzenlenen ödül töreninde, sektöre değer katan başarılı çalışmalar ve markalar 22 farklı kategoride ödüllendirildi. Bu yıl “İlham Veren İnsanlar” temasıyla düzenlenen gecede; gastronomi, yeme-içme ve ağırlama sektörlerinde fark yaratan profesyoneller, markalar ve projeler bir araya geldi. Ödüller, sektörün deneyimli isimlerinden oluşan 27 kişilik jüri kurulunun değerlendirmeleri sonucunda sahiplerini buldu. Eataly’ye “En İyi Gurme Market” Ödülü Eataly, gurme market kategorisinde sunduğu seçkin ürün çeşitliliği, kalite anlayışı ve gastronomi kültürüne yaptığı katkılarla “En İyi Gurme Market” ödülüne layık görüldü. İtalya’nın zengin gastronomi kültürünü dünyaya tanıtma misyonuyla faaliyet gösteren Eataly, kaliteli ürünleri, özgün gastronomi deneyimleri ve yerel üreticilerle gerçekleştirdiği iş birlikleriyle fark yaratmaya devam ediyor. Eataly’nin bu ödüle layık görülmesi, markanın gastronomi alanındaki yaklaşımının ve sektöre sunduğu değerin önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor. “En İyi Gurme Market” ödülü, Eataly’nin kaliteli ürünleri müşterileriyle buluşturma, gastronomi kültürünü yaşatma ve sektörde yenilikçi deneyimler sunma konusundaki çalışmalarının bir takdiri niteliğini taşıyor. Zorlu Center, Türkiye’de de İtalyan gastronomi kültürünü yerel üretim ve kaliteli ürünlerle buluşturarak, misafirlerine alışverişten yeme-içmeye uzanan bütünsel bir gastronomi deneyimi sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çinli Turistlerin Çanakkale’deki Yeni Gözdesi Zeytinyağı Oldu Haber

Çinli Turistlerin Çanakkale’deki Yeni Gözdesi Zeytinyağı Oldu

Adatepe Zeytinyağı Müzesi’ni gezen ziyaretçiler, zeytinin üretimden sofraya uzanan yolculuğunu öğrenirken farklı zeytinyağlarını da tatma fırsatı buldu. Çanakkale’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini keşfetmek amacıyla kente gelen Çinli turistler, seyahatlerini bölgenin gastronomik değerleriyle de buluşturuyor. Troya ve Assos gibi önemli kültür rotalarının yanı sıra festival kapsamında öne çıkan Lezzet Noktalarını ziyaret eden turistlerin ilgisini çeken ürünlerin başında Çanakkale’nin zeytinyağı geliyor. Çanakkale’deki seyahatlerinin ikinci gününde bir zeytinyağı fabrikasını ziyaret eden Çinli turist grubu, zeytinin üretimden sofraya uzanan yolculuğu hakkında bilgi aldı. Turistler, farklı özelliklere sahip zeytinyağlarını tadarken özellikle ürünlerin aroması, tazeliği ve yemeklerdeki kullanımına ilişkin deneyimleri büyük beğeniyle karşıladı. ZEYTİNYAĞI TADIMI SEYAHATİN DİKKAT ÇEKEN DENEYİMLERİNDEN BİRİ OLDU Çinli turistlerin zeytinyağı tadımına gösterdiği ilgi, ziyaretin öne çıkan bölümlerinden biri oldu. Zeytinyağını yalnızca bir yemek malzemesi olarak değil, başlı başına bir gastronomi deneyimi olarak keşfeden ziyaretçiler, farklı aromaları karşılaştırma ve bölgenin zeytin kültürü hakkında bilgi edinme fırsatı buldu. Grup içerisinde yer alan Çinli bir turist, Türk yemekleri ve zeytinyağını çok sevdiğinden söz ederek “Türkiye’de grup olarak seyahat eden Çinli turistleriz. Çanakkale’ye yeni geldik ve bugün seyahatimizin ikinci günü. Burada olmaktan ve zeytin hakkında yeni şeyler öğrenmekten çok mutluyuz.Türk yemeklerini seviyorum. Türk yemekleri oldukça sağlıklı görünüyor. Sağlıklı ve doğal yiyecekleri bir araya getiriyorsunuz. Bu yüzden Türk yemeklerini ve özellikle zeytini çok seviyorum. Özellikle sabahları, arkadaşımla birlikte bunu bir çeşit sabah ritüeli gibi yapıyoruz. Zeytinyağını ekmekle ve yemeklerle birlikte tadıyoruz. Bu da yemeklere daha lezzetli ve aromatik bir tat katıyor.” dedi. ÇANAKKALE’NİN GASTRONOMİ KÜLTÜRÜ ULUSLARARASI ZİYARETÇİYLE BULUŞUYOR Ege ve Marmara’nın kesiştiği konumuyla farklı tarımsal ve gastronomik değerleri bir arada barındıran Çanakkale; zeytin ve zeytinyağının yanı sıra Ezine peyniri, deniz ürünleri, yöresel otları, bağcılık kültürü ve yerel üzüm çeşitleriyle de öne çıkıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) Türkiye’nin gastronomi ve kültür turizmi potansiyelinin uluslararası alanda tanıtılmasına yönelik çalışmaları kapsamında, ziyaretçilerin yerel üretim kültürünü deneyimleyebileceği rotalar da destinasyon deneyiminin önemli parçaları arasında yer alıyor. Kaz Dağları ve Edremit Körfezi çevresindeki zeytinliklerden elde edilen zeytinyağları, bölgenin köklü üretim kültürünün önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Çanakkale’yi ziyaret eden Çinli turistler de zeytinyağı fabrikası gezileri ve tadımlar aracılığıyla bu üretim kültürünü yerinde deneyimleme imkanı buluyor. Troya’dan Assos’a, Bozcaada’dan Kaz Dağları’na uzanan turizm rotalarıyla öne çıkan kent, sahip olduğu zeytinlikler, bağlar ve yerel ürünlerle gastronomi turizmi açısından da önemli bir potansiyel taşıyor. Çinli ziyaretçilerin zeytinyağına gösterdiği ilgi, tarihi ve kültürel turizmin gastronomi deneyimleriyle desteklenmesinin destinasyonun uluslararası çekiciliğine katkısını ortaya koyuyor. Bu kapsamda Çanakkale’de zeytin ve zeytinyağı kültürünü yakından tanımak isteyen ziyaretçiler için Adatepe Zeytinyağı Müzesi gibi kültürel duraklar da dikkat çekiyor. Tarihi bir zeytinyağı fabrikasının üretim mirasını yaşatan müze, ziyaretçilere bölgenin zeytin kültürünü ve geleneksel üretim yöntemlerini tanıma fırsatı sunarken, zeytinyağı tadımı ise bu kültürel deneyimi gastronomiyle buluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Puratos Türkiye’nin Yadigâr Buğdaylar Yolculuğunda Üçüncü Hasat Haber

Puratos Türkiye’nin Yadigâr Buğdaylar Yolculuğunda Üçüncü Hasat

Sivas Kangal Kuşkayası Köyü’nde üç yıldır sürdürülen çalışmalar, yerel üretimin sürekliliğini desteklerken Zerun’un ekimden hasada uzanan üretim sürecine ilişkin bilgi birikimini de artırıyor. Ekmekçilik, pastacılık ve çikolata sektörlerine sunduğu kaliteli ürün ve çözümlerle kendi alanının küresel lideri olan Puratos, Anadolu’nun yerel buğday çeşitlerini korumak amacıyla yürüttüğü Yadigâr Buğdaylar projesiyle global bilgi birikimini yerel üretimle buluşturuyor. Proje kapsamında Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Kuşkayası Köyü’nde, bölgenin tarım kültürünü kuşaklar boyunca sürdüren Aktan Ailesi iş birliğiyle yetiştirilen Zerun buğdayında üçüncü hasat tamamlandı. Bu yeni hasat dönemi, yerel bir buğday çeşidinin yeniden üretim döngüsüne kazandırılması ve bu döngünün sürdürülebilir biçimde devam ettirilmesi açısından önemli bir adım oluşturuyor. Üç Yıllık Yolculukta Yeni Bir Aşama Yadigâr Zerun’un ekiminden hasadına kadar geçen üç yıllık süreç, buğdayın farklı dönemlerdeki gelişiminin ve üretim koşullarının yakından takip edilmesine olanak sağlıyor. Her sezon elde edilen gözlemler ve veriler, yerel çeşitlerin toprağa, iklim koşullarına ve üretim süreçlerine verdiği yanıtın daha iyi anlaşılmasına katkı sunuyor. Üçüncü hasatla birlikte Zerun’un yeniden üretim döngüsündeki sürekliliği güçlenirken, proje kapsamında edinilen deneyim ve bilgi birikimi de büyümeye devam ediyor. Anadolu’nun Atalık Buğdayından Ekşi Mayaya Puratos Türkiye’nin Yadigâr Buğdaylar projesi kapsamında yürüttüğü çalışmalar, Zerun’un yalnızca tarımsal üretimle sınırlı kalmayıp Anadolu’nun ekmekçilik mirasıyla yeniden buluşmasını da hedefliyor. Bu kapsamda Türkiye’de ilk kez bir atalık (yadigâr) buğdaydan ekşi maya üretilerek, yerel buğdayların karakterini taşıyan özgün bir maya kültürü üzerinde çalışmalar gerçekleştiriliyor. Zerun’dan elde edilen yeni hasat da bu uzun soluklu çalışmanın devamlılığı açısından önem taşıyor. Bilim Kurulu Rehberliğinde Sürdürülen Çalışmalar Proje, Prof. Dr. Mehmet Sertaç Özer, Prof. Dr. Zafer Yenal, Prof. Dr. Sevinç Yücecan ve Ziraat Yüksek Mühendisi Nesrin Karataş’tan oluşan bilim kurulunun rehberliğinde yürütülüyor. Bilim kurulu; Anadolu buğdaylarının tarihsel, besinsel ve sosyo-ekonomik değerine odaklanırken, tarımsal çeşitliliğin korunması, beslenme kalitesinin güçlendirilmesi ve yerel üretim modellerinin sürdürülebilirliği konularında çalışmalara katkı sağlıyor. Zerun’un ekiminden hasadına kadar olan süreç, bilimsel analizler ve saha gözlemleriyle takip ediliyor. Yadigâr Buğdaydan Ekşi Mayaya Yadigâr Buğdaylar projesi, yerel buğdayların yalnızca yeniden üretilmesini değil, Anadolu’nun ekmekçilik mirasıyla yeniden buluşmasını da amaçlıyor. Bu doğrultuda Puratos Türkiye, Zerun gibi yadigâr buğdaylardan elde edilen ürünleri ekmekçilik alanında değerlendirmek üzere çalışmalar yürütüyor. Proje kapsamında Türkiye’de ilk kez bir yadigâr buğdaydan ekşi maya üretilerek, buğdayın kendine özgü karakterini taşıyan bir maya geliştirildi. Böylece Zerun’un yeniden üretim süreci, tarladan ekmekçiliğe uzanan bir yolculuğa dönüşüyor. “Amacımız Zerun’un Üretimde Devamlılığını Sağlamak” Yadigâr Zerun’da üçüncü hasada ulaşmanın, projenin uzun vadeli yaklaşımını ortaya koyduğunu belirten Puratos Türkiye Genel Müdürü Bora Akın, “Üç yıl önce yeniden üretime kazandırmak üzere yola çıktığımız Yadigâr Zerun’da bu yıl üçüncü hasadı gerçekleştirdik. Yerel bir buğday çeşidini yeniden toprakla buluşturmanın ötesinde, üretiminin yıllar içinde devamlılığını sağlamak bu projenin temel hedeflerinden biri. Ulaştığımız yeni hasat dönemi, Zerun’un yeniden üretim döngüsüne dahil olmasının ve bu sürecin devamlılığının önemli bir göstergesi. Puratos Türkiye olarak, Anadolu’nun zengin tarımsal mirasının üretimde yaşamaya devam etmesini önemsiyoruz. Zerun’un üretimini desteklemeye ve bu yerel buğdayı yeniden sofralarla buluşturmaya devam ediyoruz.” dedi Puratos Türkiye, Yadigâr Buğdaylar projesiyle Anadolu’nun yerel buğday çeşitlerini koruma, yeniden üretim döngüsüne kazandırma ve bu mirası geleceğin gıda kültüründe yaşatma çalışmalarını sürdürecek. Üçüncü hasatla birlikte Zerun’un üretim yolculuğu devam ederken, elde edilen bilgi ve deneyimin yerel çeşitlerin korunmasına ve ekmekçilikte yeniden değerlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trabzon, UNESCO Gastronomi Şehri Olma Yolunda Haber

Trabzon, UNESCO Gastronomi Şehri Olma Yolunda

Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri adaylık sürecinde, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç'in ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısında şehrin gastronomi vizyonu paylaşıldı. Toplantıda, UNESCO adaylığının yalnızca bir unvan hedefi olmadığı vurgulandı. Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını uluslararası ölçekte görünür kılacak, kültürel mirası ekonomik değere dönüştürecek stratejik bir kalkınma vizyonu olduğu ifade edildi. Trabzon'un tarih boyunca İpek Yolu'nun Karadeniz'e açılan kapısı olduğu belirtildi. Deniz, yayla, dağ ve orman kültürünün aynı sofrada buluştuğu kendine özgü mutfak yapısıyla dünyanın sayılı gastronomi miraslarından birini oluşturduğu ifade edildi. Hamsi kültürü, mısır temelli mutfak geleneği, fermente ürünler ve yayla süt ürünleriyle şekillenen Trabzon mutfağının özgün yapısı; coğrafi işaretli ürünleri, köklü işletmeleri ve yaşayan üretim kültürüyle birlikte değerlendirildi. Ayrıca Mehmet Akif Şen'in 'Gelenekten Geleceğe Trabzon Mutfağı (Kültürel Değerler ve Geleneksel Lezzetler)' adlı eserinin bu mirasın kayıt altına alınmasında önemli bir kaynak olduğu belirtildi. Toplantıda, Trabzon'un Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenen 15 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğu ifade edildi. Bunlardan 9'unun gastronomi alanında bulunduğu aktarıldı. Akçaabat Köftesi, Trabzon Kuymağı, Vakfıkebir Ekmeği, Vakfıkebir Külek Peyniri, Tonya Tereyağı, Hamsiköy Sütlacı, Sürmene Pidesi, Arsin Foşa Fındığı ve Yomra Elması'nın yalnızca yöresel ürünler değil, aynı zamanda Trabzon'un kültürel hafızasını ve üretim gücünü temsil eden önemli ekonomik değerler olduğu aktarıldı. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Bu adaylık bir tanıtım kampanyası değil, Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını dünya kültür haritasına taşıyacak bir kültür diplomasisi hamlesidir. Hedefimiz yalnızca UNESCO unvanını almak değil; gastronomiyi turizmden tarıma, yerel üretimden kültürel mirasa kadar uzanan sürdürülebilir kalkınma modelinin merkezine yerleştirmektir. Trabzon'u yalnızca doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, mutfağıyla da dünyanın tercih edilen destinasyonlarından biri haline getirmeyi amaçlıyoruz." dedi. Başkan Genç, adaylık sürecinin temel anlatısının "Trabzon Mutfağı Ömür Uzatır" olduğunu belirterek, bunun bilimsel verilerle desteklenen bir yaklaşım olduğunu ifade etti. TÜİK verilerine göre Trabzon'un, 80,3 yıllık doğuşta beklenen yaşam süresiyle Türkiye'nin en uzun yaşam beklentisine sahip ili olduğunu belirten Genç, Karadeniz beslenme kültürünün modern uzun ömür araştırmalarıyla örtüştüğünü ve Trabzon'un UNESCO ağına "Karadeniz Uzun Ömür Kodu" kavramını kazandırmayı hedeflediğini aktardı. Toplantıda Trabzon mutfağının bilimsel envanterinin hazırlanacağı açıklandı. Dijital gastronomi arşivinin oluşturulacağı, Trabzon Gastronomi Akademisi'nin kurulacağı, her yıl uluslararası Trabzon Gastronomi Festivali'nin düzenleneceği ve UNESCO Gastronomi Şehirleri arasında ortak projelerin geliştirileceği ifade edildi. UNESCO Gastronomi Şehri unvanının Trabzon'un uluslararası turizm rotalarındaki görünürlüğünü artıracağı vurgulandı. Gastronomi odaklı seyahatleri güçlendireceği ve yerli-yabancı ziyaretçi sayısına katkı sağlayacağı; bunun da konaklama, yeme-içme, tarım, yerel üretim, lojistik, perakende ve hizmet sektörlerinde ekonomik hareketliliği artıracağı ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çankırı'da 16,6 Milyon TL'lik Hibe Sözleşmeleri İmzalandı Haber

Çankırı'da 16,6 Milyon TL'lik Hibe Sözleşmeleri İmzalandı

Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi (KDAKP) kapsamında 2026 Yılı 1. Hibe Çağrı Dönemi'nde destek almaya hak kazanan Çankırılı üreticilerle hibe sözleşmeleri imzalandı. Sera kurulumu, basınçlı su tankeri, yem ezme makinesi ve çapa makinesi yatırımlarını kapsayan destekler doğrultusunda, toplam 24 milyon TL tutarındaki yatırıma 16,6 milyon TL hibe sağlanacak. Yatırım tutarlarının yüzde 70'i proje kapsamında karşılanacak. Örtü Altı Yetiştiriciliğe 8,3 Milyon TL Dev Destek Sera kurulumu desteğinden yararlanacak 22 üreticiye, 250, 500 ve 1.000 metrekare büyüklüğündeki seralar için toplam 8,3 milyon TL hibe verilecek. Yaklaşık 12 milyon TL yatırım tutarına sahip projelerin tamamlanmasıyla Çankırı'da 12 bin metrekare alanda örtü altı meyve ve sebze yetiştiriciliğine başlanacak. Böylece ilin yerel üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve ürünlerin yerel pazarlara daha kolay ulaştırılması hedefleniyor. Basınçlı Su Tankerleri ile Hem Tarıma Hem Yangın Güvenliğine Katkı Proje kapsamında ayrıca 57 üreticinin basınçlı su tankeri alımına 5,8 milyon TL hibe desteği sağlanacak. Toplam yatırım tutarı 8,4 milyon TL olan ekipman, hayvan içme suyu temini ve tarımsal faaliyetlerin yanı sıra kırsal alanlarda meydana gelebilecek yangınlara ilk müdahale kapasitesinin güçlendirilmesine de katkı sunacak. Tarımda Modernizasyon ve Zaman Tasarrufu Yem ezme ve çapa makinelerine yönelik destekler kapsamında 21 üreticiye yem ezme makinesi, 44 üreticiye ise çapa makinesi sağlanacak. Toplam 63 yararlanıcının 3,6 milyon TL tutarındaki yatırımına 2,5 milyon TL hibe desteği verilecek. Makine ve ekipman destekleriyle üreticilerin iş gücü ve zamandan tasarruf etmesi, üretim süreçlerinin kolaylaştırılması ve modern tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması amaçlanıyor. Sürdürülebilir Kırsal Kalkınma ve İklim Uyum Hedefi Düzenlenen bilgilendirme toplantılarının ardından hibe almaya hak kazanan yararlanıcılarla sözleşmeler imzalandı. Sağlanacak desteklerle Çankırı'da tarımsal üretim altyapısının güçlendirilmesi, üreticilerin değişen iklim koşullarına uyum kapasitesinin artırılması ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kooperatifler Gıda Sanayisinin Tedarik Gücünü Artırabilir Haber

Kooperatifler Gıda Sanayisinin Tedarik Gücünü Artırabilir

TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), gıda sektörünün güncel başlıklarını alanında uzman isimlerle ele aldığı Webinar Serisi’nin 10. yayınında kooperatifçiliği gündeme taşıdı. “İnsan Odaklı Bir Yol: Kooperatifçilik” başlığıyla gerçekleştirilen yayının konuğu, Hasat Türk Genel Yayın Yönetmeni ve AB Kooperatifçilik Uzmanı Erdem Ak oldu. Kooperatiflerin gıda sistemi içindeki konumunu üretim, tüketim, sürdürülebilirlik, gıda güvenliği, ölçek, pazarlama ve yönetim başlıkları üzerinden değerlendiren Ak, Türkiye’de kooperatifçiliğin geniş bir ortaklık ve faaliyet ağına sahip olduğuna dikkat çekti. Kooperatifleri ‘sosyal temelli ekonomik işletmeler’ olarak tanımlayan Ak, bu yapıların sosyal amaçlarının yanı sıra üretim, finans, pazarlama ve insan kaynağı gibi bütün işletme süreçlerini yönetmekle yükümlü olduğunu vurguladı. “Kooperatifler gıda sanayisinin doğal tedarik ortaklarıdır” Gıda üretiminin temel hammaddesinin bağdan, bahçeden, tarladan ve hayvancılık işletmelerinden geldiğine işaret eden Ak, tarım alanında faaliyet gösteren kooperatiflerin gıda sanayisiyle doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Kooperatiflerin çok sayıda küçük üreticiyi ortak standartlar çevresinde buluşturduğunu belirten Ak, şu değerlendirmelerde bulundu: “Kooperatifler, gıda sanayisine hammadde sağlayan doğal tedarik ortaklarıdır. Ölçeğini ve kurumsal kapasitesini geliştiren kooperatifler ise üretim, pazarlama, ticaret ve ihracat süreçlerinde doğrudan sanayinin oyuncusu haline gelebiliyor. Bugün ülkemizde ve dünya pazarlarında öne çıkan örnekler, kooperatiflerin ürünü işleyerek markaya ve katma değere dönüştürebildiğini gösteriyor.” Gıda sanayicilerinin güvenilir ve kaynağı bilinen hammaddeye erişiminde kooperatiflerin önemli bir imkân sunduğunu kaydeden Ak, “Tek bir üreticiye bağlı yapılarda tedariğin kesintiye uğrama riski daha yüksek olabilir. Kooperatifler ise çok sayıda üreticiyi bir araya getirdikleri için daha sürdürülebilir bir yapı sunar” dedi. “Gıda güvenliği üretimden önce başlıyor” Kooperatiflerin gıda güvenliğindeki rolünü üretim öncesi, üretim süreci ve üretim sonrası olmak üzere üç aşamada ele alan Ak, gıda güvenliğinin uygun girdilerin seçilmesiyle başladığını söyledi. Yem, tohum ve gübre gibi girdilerin belirli standartlara uygun biçimde temin edilmesinin kooperatiflerin temel sorumlulukları arasında bulunduğunu belirten Ak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kooperatif, üreticiye girdiyi toplu biçimde sağlarken insan, hayvan, toplum ve çevre sağlığı açısından da sorumluluk üstlenir. Üretim aşamasında ise ortak bir kalite ve denetim sistemi kurar. Özellikle süt gibi çok sayıda küçük aile işletmesinden toplanan ürünlerde kaynağında kontrol büyük önem taşır.” Üretim sonrasında ambalajlama, muhafaza, depolama ve pazarlama süreçlerinin de gıda güvenliğinin parçası olduğunu belirten Ak, “Kooperatifler üretim öncesinden ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar birbirini tamamlayan sorumluluklar üstlenebilir. Bu da sanayici açısından standardı belirli, izlenebilir ve güvenilir hammadde anlamına gelir” dedi. “Kooperatifler gıda sisteminin sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor” Gıdada sürdürülebilirliğin bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerektiğini belirten Ak, kooperatiflerin üreticilerin ekonomik varlığını sürdürmesine, yerel üretim kapasitesinin korunmasına ve üretim ekosisteminin gelişmesine katkı sunduğunu söyledi. Kooperatifçiliğin gıda sisteminin geleceği açısından stratejik değer taşıdığını ifade eden Ak, “Sürdürülebilirlik, tek bir işletmenin faaliyetini sürdürmesinin ötesinde sosyal, ekonomik ve çevresel koşulların birlikte gözetilmesini gerektiriyor. Kooperatifler de bu dengenin sağlanmasında önemli bir rol üstleniyor” dedi. Tarım kooperatiflerinde havza ölçeği önerisi Türkiye’deki tarım ve gıda kooperatiflerinin temel sorunlarından birinin ölçek olduğunu belirten Ak, küçük coğrafi alanlarla sınırlı kalan yapıların günümüz rekabet koşullarında yeterli üretim ve pazarlama gücüne ulaşmakta zorlandığını ifade etti. Benzer ürünlerin yetiştirildiği köylerdeki üreticilerin ilçe veya havza ölçeğinde bir araya gelmesinin daha doğru bir model oluşturacağını belirten Ak, şunları söyledi: “Bir köydeki 20, 30 ya da 50 üreticinin kuracağı süt veya tarımsal kalkınma kooperatifinin güçlü bir ekonomik karşılık oluşturması zor. Mümkünse köyler bütünü, ilçe veya aynı ürün deseninin bulunduğu havza ölçeğinde yapılanmak gerekiyor. Mevcut küçük kooperatiflerin ortak bir çatı altında toplanması da üretim miktarının artmasını, kalite standardının kurulmasını ve pazarlama sorunlarının aşılmasını sağlayabilir.” Ölçek ekonomisinin girdi temininde de önemli olduğunu vurgulayan Ak, yüzlerce üreticinin bir araya gelmesiyle yem, tohum ve gübre gibi girdilerin daha uygun koşullarda satın alınabileceğini söyledi. Ak, “Ölçek büyüdükçe kooperatifin hem satın alma gücü hem de pazara düzenli ürün sunma kapasitesi artar” ifadelerini kullandı. “Hibe can suyu olabilir ancak kalıcı başarı planlamayla gelir” Kooperatiflerin sosyal amaçları bulunsa da ekonomik faaliyet yürüten birer işletme olduğunu hatırlatan Ak, iyi niyetin tek başına sürdürülebilir bir yapı kurmaya yetmediğini dile getirdi. Üretim miktarı, maliyet, insan kaynağı, satış kanalları ve risklerin faaliyete başlanmadan belirlenmesi gerektiğini kaydeden Ak, şöyle konuştu: “Kooperatifin ne üreteceğini, ne kadar üreteceğini, hangi kaynakla çalışacağını ve ürününü kime satacağını bilmesi gerekir. Günlük, haftalık ve aylık giderler, ihtiyaç duyulan sermaye, üretim standardı ve satış kanalları planlanmalıdır. Bu sorular cevaplanmadan işe başlandığında bir süre sonra dışarıdan destek beklentisi ortaya çıkıyor.” Hibe ve bağışların da kuruluş aşamasında katkı sağlayabileceğini ifade eden Ak, kooperatiflerin uzun vadede kendi ekonomik faaliyetleriyle ayakta kalması gerektiğinin altını çizdi: “Hibe başlangıçta can suyu olabilir. Ancak ticari faaliyet yalnızca hibe ve bağışlarla sürdürülemez. Kooperatifin özerk ve bağımsız kalabilmesi için düzenli gelir üretmesi, planlama yapması ve işletme disipliniyle hareket etmesi gerekir.” “Gıda sanayicisi kooperatiflerle daha fazla iş birliği yapmalı” Kooperatiflerin sosyal adalet, gelir dağılımı, gıdaya erişim, gıda güvenliği ve gıda güvencesi gibi alanlarda önemli işlevler üstlenebildiğini belirten Erdem Ak, gıda sanayisinin kooperatiflerle kuracağı ilişkinin bütün gıda sistemine katkı sağlayacağını söyledi. Ak, “Birincil tarımsal üretimi yapanlarla bu ürünleri gıdaya dönüştüren sanayiciler aynı sistemin içindedir. Gıda sanayicisinin kooperatiflerle daha yakın temas kurması, gerektiğinde onlara öncülük etmesi, paydaşlık kurması ve ortak projeler geliştirmesi gerekiyor. Tedarik, alım-satım, çözüm ve proje ortaklığı üzerinden kurulacak yakınlaşmanın hem taraflara hem de ülkemize katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.