Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerelleşme

Kapsül Haber Ajansı - Yerelleşme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerelleşme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Karel World Defense Show 2026’da Vision 2030’a Odaklanıyor  Karel Haber

Karel World Defense Show 2026’da Vision 2030’a Odaklanıyor Karel

Birbiriyle tam uyumlu şekilde çalışan bu sistemler, sahada uçtan uca, güvenli ve yüksek hızlı iletişim altyapısı sunarken; Karel’in bütüncül bir teknoloji ortağı kimliğini ve 40 yıllık mühendislik birikimini, Ar-Ge yetkinliğini ve üretim tecrübesini de ortaya koyuyor. Vision 2030 doğrultusunda yerelleşme ve teknoloji üretme yetkinliği Karel, Suudi Arabistan’ın Vision 2030 hedefleri doğrultusunda savunma ve teknoloji alanında yerel kapasitenin güçlendirilmesini stratejik bir öncelik olarak görüyor. Bu kapsamda Karel, yalnızca ürün geliştirmenin ötesinde, teknolojinin tasarımından geliştirilmesine, üretiminden sahaya uyarlanmasına kadar tüm aşamalarına hâkim, uzun vadeli bir teknoloji ortağı olarak konumlanıyor. Yerel ekosistemlerle birlikte çalışmayı hedefleyen Karel, savunma teknolojilerinde sürdürülebilir, ölçeklenebilir ve yerel üretime uygun çözümler geliştirerek Suudi Arabistan’ın savunma sanayii vizyonuna katkı sağlamayı amaçlıyor. Entegre haberleşme, modern askeri operasyonların omurgası Modern askeri operasyonlarda haberleşme sistemleri; komuta-kontrol, durumsal farkındalık ve karar alma hızının temel belirleyicileri arasında yer alıyor. Karel’in World Defense Show 2026’da sergilediği entegre haberleşme çözümleri, bu ihtiyaca sahada karşılık veren bütüncül bir mimari sunuyor. 5G Özel Mobil Ağ’dan araç içi ve araçlar arası iletişime, personel seviyesindeki ileri teknoloji başlık sistemlerine kadar uzanan bu yapı; verinin doğru, hızlı ve güvenli şekilde dolaşmasını mümkün kılıyor. Karel’in yerli mühendislik gücüyle geliştirdiği bu mimari, bugünün operasyonel ihtiyaçlarına yanıt verirken, geleceğin çok katmanlı ve yüksek bant genişlikli savunma haberleşme altyapılarına da zemin hazırlıyor. Türkiye savunma sanayi ekosisteminde uzun yıllardır aktif rol alan Karel; kara, hava ve deniz platformlarına yönelik projelerde, ihtiyaca özel sistem tasarımı, alt yüklenicilik, elektronik kart üretimi ve entegrasyon kabiliyetleriyle katkı sunuyor. Farklı operasyonel gereksinimlere göre şekillendirilen bu projelerde edindiği çok katmanlı mühendislik deneyimi, Karel’in entegre haberleşme çözümlerini farklı platform ve operasyonel ihtiyaçlara uyarlayabilmesini mümkün kılıyor. Yavuz Bayız: “Suudi Arabistan’da yerel yetkinlikleri güçlendiren uzun vadeli bir teknoloji ortağı olmayı hedefliyoruz” Entegre haberleşme sistemleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Karel Savunma Teknolojileri Grup Başkanı Yavuz Bayız, şunları söyledi: “Farklı platformlar, birlik seviyeleri ve görev alanları arasında güçlü ve kesintisiz bir entegrasyon sağlayan haberleşme altyapıları, sahadaki tüm unsurların koordinasyon içinde hareket etmesini mümkün kılıyor. Güvenli ve yüksek hızlı iletişim, operasyonel etkinliği artırırken karar alma süreçlerini hızlandırıyor ve değişen tehdit ortamlarına hızlı uyum sağlanmasını destekliyor. Karel olarak, sahadaki tüm unsurları tek bir entegre haberleşme mimarisi altında buluşturan çözümler geliştiriyoruz.” Bayız, Karel’in Suudi Arabistan pazarına yaklaşımına da şu sözlerle dikkat çekti: “World Defense Show 2026’da sergilediğimiz çözümleri, Suudi Arabistan’ın Vision 2030 hedefleri doğrultusunda yerel savunma sanayii kapasitesini güçlendirmeye yönelik bir iş birliği modeli olarak ele alıyoruz. Teknolojinin tasarımından geliştirilmesine, üretiminden sahaya uyarlanmasına kadar tüm aşamalarına hâkim bir marka olarak, bu deneyimi yerel ekosistemlerle paylaşmaya hazırız. Amacımız, Suudi Arabistan’da uzun vadeli, sürdürülebilir ve yerelleşmeyi destekleyen bir teknoloji çözüm ortağı olarak konumlanmak.” “Savunma teknolojilerinde kalıcı başarı; mühendislik deneyimi, üretim yetkinliği ve birlikte geliştirme kültürünün bir araya gelmesiyle mümkün oluyor. Karel olarak 40 yıla dayanan teknoloji yolculuğumuzu, Vision 2030’un öngördüğü yerel yetkinliklerin gelişimine katkı sağlayacak şekilde ileri taşımayı hedefliyoruz.” COM-BAT – 5G Özel Mobil Ağ Karel tarafından geliştirilen 5G Özel Mobil Ağ, askeri sahada tüm birlik seviyeleri arasında güvenli, hızlı ve esnek bir iletişim altyapısı sunuyor. Taşınabilir ve araca monte edilebilir güçlendirilmiş yapısı sayesinde farklı görev bölgelerinde kolaylıkla devreye alınabiliyor. Bu altyapı üzerinden sesli ve görüntülü iletişim, gerçek zamanlı veri paylaşımı ve yüksek bant genişliği gerektiren uygulamalar güvenli bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Mevcut telsiz sistemleri ağ geçitleri üzerinden sisteme entegre edilirken; kamera, drone, VR başlıklar ve yapay zeka destekli modüllerle esnek bir kullanım imkanı sağlanıyor. COM-LINE – Araç İçi İletişim Ağ Geçidi COM-LINE, askeri kara araçlarında farklı iletişim protokolleri ve elektronik sistemler arasında güvenli ses ve veri iletişimi sağlayan bütünleşik bir çözüm sunuyor. Karel tarafından geliştirilen yazılım ve kullanıcı arayüzleri sayesinde sistem, dinamik taktik saha koşullarında hızlı ve etkin haberleşmeyi destekliyor. Araç içi ve araçlar arası iletişimi aynı mimari altında buluşturan COM-LINE, operasyonel koordinasyonu güçlendirirken Karel’in diğer haberleşme çözümleriyle de tam uyumlu çalışıyor. MOBAT – Operasyonel Başlık Takımı MOBAT, Karel’in ileri teknolojilerle donatılmış çok amaçlı operasyonel başlık takımı olarak öne çıkıyor. Aktif gürültü engelleme, durumsal farkındalık ve 3D ses teknolojileri sayesinde kullanıcıya zorlu saha koşullarında yüksek performans ve konfor sunuyor. MOBAT, COM-LINE ve diğer Karel haberleşme sistemleriyle tam entegre çalışarak, personel seviyesindeki iletişimi araç ve ağ altyapısıyla bütünleştiriyor. Bu sayede sahadaki bireysel kullanıcılar ile komuta-kontrol unsurları arasında kesintisiz bir bilgi akışı sağlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Üretim Süreçlerinde Dönüşümün Anahtarı Haber

Yapay Zeka Üretim Süreçlerinde Dönüşümün Anahtarı

Otomasyon alanında son yıllarda yaşanan gelişmeler, üretim süreçlerinde önemli bir dönüm noktası yarattı. Uzmanlar, dijital dönüşümün kısa vadeli değil, uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekiyor. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Pazarlama Koordinatörü Jacek Smoluch, “İnsanlar genellikle bir yılda yapılabilecekleri abartırken, on yılda başarılabilecekleri küçümser” diyerek dönüşüm sürecine uzun vadeli bir bakışın gerekliliğini vurguluyor. Yüksek Enerji Maliyetleri, Sürdürülebilirliği Zorunlu Kıldı Küresel ölçekte artan enerji maliyetleri, sürdürülebilirliği bir pazarlama söylemi olmaktan çıkararak işletmeler için stratejik bir zorunluluk haline getirdi. Smoluch, “Enerji verimliliği artık yalnızca çevreci bir mesaj değil. Elektrik fiyatlarının rekor seviyelere ulaştığı bir dönemde, enerji tüketimini iyileştirmek kârlılığı korumanın anahtarı haline geldi” diyor. Bu gelişme, maliyet optimizasyonuna odaklanan yapay zekâ destekli enerji yönetim sistemlerinin üretim tesislerinde hızla yaygınlaşmasını sağladı. Tedarik Zincirinde Yerelleşme Öne Çıkıyor Küresel tedarik zincirlerinde, özellikle Asya kaynaklı sevkiyatlarda yaşanan aksaklıklar, üreticileri yerel tedarik ve kaynak kullanımına yönlendiren güçlü bir eğilimi beraberinde getirdi. Bu dönüşüm tedarik süreçlerinde güvenilirliği artırırken, daha kısa taşıma mesafeleriyle çevresel etkinin azalmasına katkı sağlıyor. Böylece işletmeler, sürdürülebilirliği ve operasyonel verimliliği doğal bir denge içinde bir araya getirebiliyor. Zaman Bazlı Bakım, Yerini Anlık Kestirime Bırakıyor Yapay zekâ destekli bakım sistemlerinde son dönemde önemli ilerlemeler kaydedildi. Bu sistemler, ekipmanlardan gelen verileri gerçek zamanlı analiz ederek olası arızaları önceden tahmin ediyor ve performansı oldukça verimli bir düzeyde tutuyor. Smoluch, “Artık bir robotun hızını yüzde 70’e düşürerek ömrünü uzatırken üretim verimliliğini korumayı önerebiliyoruz” diyerek bu dönüşümün etkisini özetliyor. Böylece işletmeler, planlı bakım anlayışından kestirimci bakıma geçiş yaparak hem plansız duruşları hem de gereksiz parça değişimlerini önemli ölçüde azaltabiliyor. Yapay Zekâ İnsanı Değil, İşi Dönüştürüyor Yapay zekâ uygulamaları, iş gücü alanında insanları tamamen sistem dışına itmek yerine, görev dağılımını yeniden şekillendiren ve yeniden beceri kazandırmaya odaklanan projelere ortam hazırlıyor. Yine de her çalışan bu dönüşüme aynı hızda uyum sağlayamıyor; bu da dijital dönüşümde değişim yönetiminin kritik önemini gösteriyor. Smoluch, “Sanayi devrimlerinin her biri insan emeğini yeniden tanımladı. Motorlar, elektrik ve bilgisayarlar iş yapış biçimimizi değiştirdi ama bugün onlarsız bir hayat düşünemiyoruz. Yapay zekâ da benzer bir dönüm noktasında” dedi. Henüz sınırlı sayıda tesiste uygulanıyor olsa da yapay zekâ destekli gerçek zamanlı optimizasyon sistemleri, üretimde anlık ayarlamalar yaparak verimliliği artırıyor ve israfı azaltıyor. Bu yaklaşım, klasik veri toplama-analiz döngüsünden çıkarak anında tepki veren, otomatik sistemlere geçişin önünü açıyor. Yeni Dönemde Yapay Zekâ Odaklı Üretim Smoluch, “Yapay zekâda başarı, sağlam temeller üzerine inşa edilen küçük ama istikrarlı adımlarla gelir. Bu bir yolculuktur, varış noktası değil” diyerek sürecin uzun vadeli doğasına dikkat çekiyor. Üretimde “AI yoğunluğu” artık büyük ölçekli tesis dönüşümlerinden ziyade, yapay zekâ özellikleriyle donatılmış makine, robot ve cihazların eklenmesiyle artıyor. Tak-çalıştır nitelikli bu çözümler, sadelikleri ve etkinlikleriyle yapay zekâ uygulamalarında yeni bir dönemi başlatıyor. Yapay zekâ destekli sürdürülebilirlik, yerelleşen tedarik zincirleri, optimizasyon sistemleri ve iş gücü dönüşümü gibi eğilimlerin birleşimi, üretim süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Henüz sınırlı sayıda tesis gelişmiş yapay zekâ çözümleri kullanıyor olsa da kısa sürede elde edilen somut faydalar, yakın gelecekte bu teknolojilerin benimsenme hızını artıracak gibi görünüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ, Üretim Süreçlerinde Dönüşümün Anahtarı Haber

Yapay Zekâ, Üretim Süreçlerinde Dönüşümün Anahtarı

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Pazarlama Koordinatörü Jacek Smoluch, dünya genelinde bin üretim tesisinden yalnızca birinin gelişmiş yapay zekâ çözümlerini etkin biçimde kullanabildiğini belirterek, teknolojinin vaat ettikleriyle mevcut uygulama düzeyi arasındaki farkı ortaya koyuyor. Dijital Dönüşüm Bir Maraton Otomasyon alanında son yıllarda yaşanan gelişmeler, üretim süreçlerinde önemli bir dönüm noktası yarattı. Uzmanlar, dijital dönüşümün kısa vadeli değil, uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekiyor. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Pazarlama Koordinatörü Jacek Smoluch, “İnsanlar genellikle bir yılda yapılabilecekleri abartırken, on yılda başarılabilecekleri küçümser” diyerek dönüşüm sürecine uzun vadeli bir bakışın gerekliliğini vurguluyor. Yüksek Enerji Maliyetleri, Sürdürülebilirliği Zorunlu Kıldı Küresel ölçekte artan enerji maliyetleri, sürdürülebilirliği bir pazarlama söylemi olmaktan çıkararak işletmeler için stratejik bir zorunluluk haline getirdi. Smoluch, “Enerji verimliliği artık yalnızca çevreci bir mesaj değil. Elektrik fiyatlarının rekor seviyelere ulaştığı bir dönemde, enerji tüketimini iyileştirmek kârlılığı korumanın anahtarı haline geldi” diyor. Bu gelişme, maliyet optimizasyonuna odaklanan yapay zekâ destekli enerji yönetim sistemlerinin üretim tesislerinde hızla yaygınlaşmasını sağladı. Tedarik Zincirinde Yerelleşme Öne Çıkıyor Küresel tedarik zincirlerinde, özellikle Asya kaynaklı sevkiyatlarda yaşanan aksaklıklar, üreticileri yerel tedarik ve kaynak kullanımına yönlendiren güçlü bir eğilimi beraberinde getirdi. Bu dönüşüm tedarik süreçlerinde güvenilirliği artırırken, daha kısa taşıma mesafeleriyle çevresel etkinin azalmasına katkı sağlıyor. Böylece işletmeler, sürdürülebilirliği ve operasyonel verimliliği doğal bir denge içinde bir araya getirebiliyor. Zaman Bazlı Bakım, Yerini Anlık Kestirime Bırakıyor Yapay zekâ destekli bakım sistemlerinde son dönemde önemli ilerlemeler kaydedildi. Bu sistemler, ekipmanlardan gelen verileri gerçek zamanlı analiz ederek olası arızaları önceden tahmin ediyor ve performansı oldukça verimli bir düzeyde tutuyor. Smoluch, “Artık bir robotun hızını yüzde 70’e düşürerek ömrünü uzatırken üretim verimliliğini korumayı önerebiliyoruz” diyerek bu dönüşümün etkisini özetliyor. Böylece işletmeler, planlı bakım anlayışından kestirimci bakıma geçiş yaparak hem plansız duruşları hem de gereksiz parça değişimlerini önemli ölçüde azaltabiliyor. Yapay Zekâ İnsanı Değil, İşi Dönüştürüyor Yapay zekâ uygulamaları, iş gücü alanında insanları tamamen sistem dışına itmek yerine, görev dağılımını yeniden şekillendiren ve yeniden beceri kazandırmaya odaklanan projelere ortam hazırlıyor. Yine de her çalışan bu dönüşüme aynı hızda uyum sağlayamıyor; bu da dijital dönüşümde değişim yönetiminin kritik önemini gösteriyor. Smoluch, “Sanayi devrimlerinin her biri insan emeğini yeniden tanımladı. Motorlar, elektrik ve bilgisayarlar iş yapış biçimimizi değiştirdi ama bugün onlarsız bir hayat düşünemiyoruz. Yapay zekâ da benzer bir dönüm noktasında” dedi. Henüz sınırlı sayıda tesiste uygulanıyor olsa da yapay zekâ destekli gerçek zamanlı optimizasyon sistemleri, üretimde anlık ayarlamalar yaparak verimliliği artırıyor ve israfı azaltıyor. Bu yaklaşım, klasik veri toplama-analiz döngüsünden çıkarak anında tepki veren, otomatik sistemlere geçişin önünü açıyor. Yeni Dönemde Yapay Zekâ Odaklı Üretim Smoluch, “Yapay zekâda başarı, sağlam temeller üzerine inşa edilen küçük ama istikrarlı adımlarla gelir. Bu bir yolculuktur, varış noktası değil” diyerek sürecin uzun vadeli doğasına dikkat çekiyor. Üretimde “AI yoğunluğu” artık büyük ölçekli tesis dönüşümlerinden ziyade, yapay zekâ özellikleriyle donatılmış makine, robot ve cihazların eklenmesiyle artıyor. Tak-çalıştır nitelikli bu çözümler, sadelikleri ve etkinlikleriyle yapay zekâ uygulamalarında yeni bir dönemi başlatıyor. Yapay zekâ destekli sürdürülebilirlik, yerelleşen tedarik zincirleri, optimizasyon sistemleri ve iş gücü dönüşümü gibi eğilimlerin birleşimi, üretim süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Henüz sınırlı sayıda tesis gelişmiş yapay zekâ çözümleri kullanıyor olsa da kısa sürede elde edilen somut faydalar, yakın gelecekte bu teknolojilerin benimsenme hızını artıracak gibi görünüyor.

EY-Parthenon, CEO Görünüm Araştırması Yayımlandı ​​​​​​​ Haber

EY-Parthenon, CEO Görünüm Araştırması Yayımlandı ​​​​​​​

EY-Parthenon CEO Görünüm Araştırması’na göre; CEO’ların %57’si, jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin bir yıldan uzun süreceğini düşünürken, %72’si yerelleşmeyi uzun vadeli bir stratejik dönüşüm olarak görüyor. %48’i bu yıl birleşme ve satın alma (M&A) işlemi gerçekleştirmeyi planlıyor; ortak girişimler ve stratejik iş birliklerine yönelik ilgi ise %73 ile kayda değer bir artış gösteriyor. Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri firması EY (Ernst&Young) çatısı altında faaliyet gösteren EY-Parthenon’un (EYP) gerçekleştirdiği CEO Görünüm Araştırması (CEO Outlook Pulse) sonuçları yayımlandı. 21 ülkeden perakende, sağlık, finansal hizmetler, sanayi, enerji, altyapı, teknoloji, medya ve telekomünikasyon sektörlerinde faaliyet gösteren ve yıllık küresel gelirleri 500 milyon ila 5 milyar ABD dolarından fazla olan şirketlerden 1.200 CEO’nun katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, dünyanın önde gelen şirketlerini etkileyen mega trendler ve gelişmeler ile iş liderlerinin gelecekteki büyüme ve uzun vadeli değer oluşturma beklentilerine dair içgörüler veriyor. Araştırmaya katılan CEO’ların, belirsizliklerle dolu ekonomik ortamda yön bulma konusunda güçlü bir dayanıklılık ve güven sergiledikleri görülüyor. Katılımcıların %57’si mevcut jeopolitik ve ekonomik belirsizliğin bir yıldan uzun süreceğine, %24’ü ise bu sürecin üç yıl veya daha fazla devam edeceğine inanıyor. Buna rağmen, CEO’ların farklı alanlardaki küresel duyarlılıklarını 1’den 100’e kadar ölçen CEO Güven Endeksi 83 seviyesinde bulunuyor. Mevcut endeks seviyesi, bir önceki araştırmaya kıyasla 7puan artışı da vurguluyor. Araştırma verilerine göre bu güven artışı; liderlerin belirsizliğe uyum sağlaması, iş modellerini yeniden yapılandırması, değişimi benimsemesi ve daha çevik hale gelerek küresel ekonominin değişken ortamında yeni yollarla başarılı olmayı bulmasıyla açıklanıyor. CEO’lar değişimi ve dönüşümü benimsiyor Araştırma sonuçlarına göre, CEO’lar değişimi ve dönüşümü benimsiyor. CEO’ların %52’si önümüzdeki 12 ay içinde portföy dönüşümünü hızlandırmak için yatırımlarını artırmayı planlarken, %39’u ise dönüşüm seviyesini son yıllarla tutarlı bir düzeyde sürdürmeyi hedefliyor. Araştırma, küresel ekonomi yapısının değiştiği konusunda fikir birliği olduğunu ve yerelleşme ile bölgeselleşmenin önemli ölçüde benimsendiğini gösteriyor. Araştırmaya katılan CEO’ların %72’si, şirket faaliyetlerini ve stratejilerini yerel düzeyde konumlandırmayı uzun vadeli stratejik bir dönüşüm olarak görüyor. %63’ü ise bu yaklaşımın bölgesel ölçekte de geçerli olduğunu belirtiyor. Katılımcıların %38’i yerelleşme planlarını şimdiden tamamladıklarını belirtirken, %36’sı ise uygulama sürecinin devam ettiğini ifade ediyor. %21’i bölgeselleşme planlarını tamamladıklarını, %35’i ise uygulamanın ortasında olduklarını belirtiyor. Jeopolitik belirsizlik tarafında ise katılımcılar arasında görüşler ayrılıyor: %57’si bunun önümüzdeki 12 ayı aşacağını öngörürken, %24’ü üç yıldan çok daha uzun süreceğini tahmin ediyor. Buna rağmen, yalnızca %19’u belirsizliğin hedeflerini ciddi şekilde aksatacağına inanıyor. CEO’ların karşılaştıkları zorlukları kabul ederek, bu zorlukların üstesinden gelme konusundaki güvenlerinin de arttığı ortaya koyuluyor. Katılımcıların %79’u, önümüzdeki yıl boyunca enflasyonun önemli bir operasyonel engel olarak kalacağı konusunda hemfikir; %78’i ise tarifelerin de zorluk teşkil edeceğini öngörüyor. Katılımcıların %69’u, siber güvenlik tehditlerinin yenilikçi faaliyetlere duyulan güveni olumsuz etkilediğini belirtiyor. %70’i ise dijital dönüşümün önündeki temel engelin teknolojinin kendisi değil, bölgeler arasındaki eksik ve tutarsız düzenlemelerden kaynaklanan zorluklar olduğunu belirtiyor. Birleşme ve satın almalar güçleniyor, odak stratejik iş birliklerine kayıyor Katılımcı CEO’ların %48’i, geleneksel birleşme ve satın alma (M&A) işlemlerini gerçekleştirmeyi bekliyor. Organik olmayan büyümenin diğer bir göstergesi olarak, katılımcıların %73’ü ortak girişimler veya stratejik iş birliklerine girmeyi öngörüyor. Bu belirgin artış, şirketlerin, belirsiz piyasa koşullarında büyük satın almalara yönelmek yerine, yenilik ve büyümeyi destekleyen çevik inorganik dönüşüm stratejilerini tercih ettiklerini gösteriyor. Öne çıkan bir diğer nokta ise, M&A gerçekleştiren katılımcı CEO’ların %41’inin şirketleri için teknoloji ve fikri mülkiyet (IP)alanlarına odaklanan şirketleri hedeflediği görülüyor. Bu durum, günümüzün rekabetçi ortamında teknolojik inovasyonun kritik rolünü vurguluyor. EY -Parthenon Türkiye Bölüm Başkanı Özge Gürsoy Büyükavşar konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Araştırmadan elde edilen veriler, dalgalanmaların risk değil, fırsat olarak görülmesi gerektiği yeni bir liderlik dönemine girildiğini ortaya koyuyor. CEO’lar artık istikrarı beklemek yerine, değişime uyum sağlıyor; çevik, cesur ve yenilikçi adımlar atıyorlar. Dönüşümü benimseyen CEO’ların, önümüzdeki 12 ay için küresel, sektörel veya şirket görünümü hakkında iyimser olma olasılıkları 1,5 ila 2 kat daha fazla olduğu gözlemleniyor. Ayrıca, CEO’lar büyüme stratejilerinde M&A gibi yaklaşımların yanı sıra iş birliklerine, ortak girişimlere ve seçici yatırımlara da odaklanıyorlar. Bunun yanı sıra, yerelleştirme birçok CEO için jeopolitik baskılara karşı kritik bir strateji olarak görülüyor. CEO’lar değişimleri fırsata dönüştürerek geçmişe kıyasla daha fazla dayanıklılık ve güven ortamı oluşturuyorlar.

Kazakistan'da İlk Yerli BYD Elektrikli Otobüsleri Hatta Haber

Kazakistan'da İlk Yerli BYD Elektrikli Otobüsleri Hatta

Kazakistan'da "Astana Motors" binek ve ticari araç fabrikasında, Çinli elektrikli araç devi BYD ile yapılan anlaşma kapsamında ilk yerli elektrikli otobüslerin üretimine başlandı. Toplamda 100 adetlik ilk parti otobüsün, yıl sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. Üretimin yerelleşme süreci, BYD Ticari Araçlar Başkanı Tian Chunlong'un Almatı'ya yaptığı ziyaret sırasında incelendi. İş birliği, daha önce Pekin'de düzenlenen 8. Çin-Kazakistan İş Konseyi'nde, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kassym-Jomart Tokayev huzurunda imzalanan anlaşmayla resmileşmişti. İlk Parti Tamamlandı: Yüzde Yüz Güvenlik Odaklı Teknoloji "Astana Motors" binek ve ticari araç tesisi Direktörü Adilbek Gayev, şu ana kadar bileşenleri gelen ilk partide 30 adet BYD B12 elektrikli otobüsün üretildiğini duyurdu. Gayev, yıl sonuna kadar 70 otobüs daha üretilerek toplam sayının 100'e ulaşacağını belirtti. Üretimi yapılan BYD B12, otobüslerde en son nesil teknolojiyi temsil ediyor. 12 metrelik şehir içi otobüsü, şasiye yapısal olarak entegre edilmiş Blade Batarya ile donatıldı. Batarya, taşıyıcı çerçevenin bir parçasını oluşturarak genel mukavemeti artırıyor. BYD'nin yenilikçi Blade Bataryası, çivi delme testleri gibi aşırı koşullar altında bile alev veya duman üretmemesiyle küresel çapta en güvenli batarya türlerinden biri olarak tanınıyor. Yerelleşme Adımları ve Hükümet Desteği Proje, Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti, Sanayi ve İnşaat Bakanlığı ve Almatı Akimatı (Belediyesi) tarafından güçlü bir şekilde desteklendi. Yapılan anlaşma uyarınca, Almatı'daki elektrikli otobüs fabrikası aşamalı olarak yerelleştirilecek. Tesisin, 2026 yılından itibaren üretim süreçlerini derinleştirmesi ve üretim kapasitesini önemli ölçüde artırması bekleniyor. Bu stratejik iş birliği, Kazakistan'ın sürdürülebilir ulaşım hedeflerine ulaşmasında ve yerli üretim yeteneklerini geliştirmesinde kritik bir rol oynuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Huawei Avrupa’nın Dijital Dönüşümüne Yapay Zekâ ve 5G ile Yön Veriyor Haber

Huawei Avrupa’nın Dijital Dönüşümüne Yapay Zekâ ve 5G ile Yön Veriyor

Avrupa’nın dijital ve yeşil dönüşüm süreci, Madrid’de gerçekleştirilen Huawei Connect Europe 2025 etkinliğinde ele alındı. ‘All Intelligence, Greener Europe (Tüm Alanlarda Zekâ, Daha Yeşil Bir Avrupa)’ temasıyla düzenlenen etkinlikte; dünyanın farklı ülkelerinden teknik uzmanlar, sektör liderleri ve Huawei iş ortakları bir araya geldi. Etkinlikte; yapay zekâ, 5G ve yeşil enerji teknolojilerinin sanayiden sağlığa, eğitimden finansa kadar tüm sektörlerde yarattığı dönüşüm öne çıkan konular arasındaydı. Huawei yöneticileri katılımcılaraseslenirken, önümüzdeki dönemde Avrupa’da yerelleşme, yenilikçilik ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik yatırımlarını artıracaklarını vurguladı. “Yapay zekâ beş yılda küresel ekonomiye 22,3 trilyon dolar katkı sağlayacak” Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Huawei Yönetim Kurulu İcra Direktörü David Wang, akıllı dünyanın beklenenden daha hızlı geldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Zekâ çağı, düşündüğümüzden çok daha hızlı yaklaşıyor. Yapay zekâ, 5G ve yeşil enerji; eğitim, sağlık, finans, üretim gibi tüm sektörleri kökten değiştirecek. Bu teknolojiler, iş modellerinden değer zincirlerine kadar yeni fırsatlar yaratacak. Sadece yapay zekânın önümüzdeki beş yıl içinde küresel ekonomiye 22,3 trilyon ABD doları katkı sağlaması bekleniyor.” Wang, önümüzdeki on yılın Avrupa için dijital ve yeşil dönüşüm açısından kritik bir dönem olacağını belirterek, Huawei’nin ‘Avrupa’da, Avrupa için’ ilkesine bağlı kalmaya devam edeceğini söyledi. Şirketin Avrupa genelindeki Ar-Ge merkezleri, inovasyon laboratuvarları, üretim tesisleri ve tedarik zinciri merkezleriyle yenilikçilik ve yerelleşmeyi desteklediğini vurgulayan Wang, “Avrupalı iş ortaklarımızla birlikte bu ortak vizyonu fırsata dönüştürmek ve Avrupa’yı daha akıllı, daha yeşil bir geleceğe taşımak için çalışıyoruz” dedi. “Avrupa’nın dijital ve akıllı dönüşümüne yatırım yapıyoruz” Huawei Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Kurumsal Satış Birimi Başkanı Leo Chen ise şirketin Avrupa’daki teknoloji yatırımlarına ilişkin detayları paylaşırken, “Avrupa’nın dijital ve akıllı dönüşümünü desteklemek için teknoloji inovasyonuna, iş ortaklığı ekosistemlerine ve yetenek geliştirme programlarına yatırım yapıyoruz. Birlikte daha akıllı ve sürdürülebilir bir Avrupa inşa edebiliriz” dedi. Chen, Huawei’nin Avrupa’daki işletmelerin dijital dönüşümünü kolaylaştırmak amacıyla yeni nesil ürün ve çözümler sunduğunun altını çizdi. Bunlar arasında; HUAWEI eKit 4+10+N KOBİ Zekâ Çözümleri de yer alıyor. Bu çözüm seti; akıllı ofis, akıllı iş, akıllı eğitim ve akıllı sağlık olmak üzere dört temel senaryoya odaklanıyor. Böylece KOBİ’ler yeni teknolojileri daha kolay benimseyebiliyor. Yeni iş ortaklığı modeli: SHAPE 2.0 Huawei ayrıca, yerel iş ortaklarıyla daha güçlü bir iş birliği modeli oluşturmak amacıyla SHAPE 2.0 programını tanıttı. Geçtiğimiz yıl duyurulan SHAPE çerçevesinin geliştirilmiş versiyonu olan SHAPE 2.0, Avrupa’daki iş ortaklarının senaryo bazlı çözümler ve hizmetler geliştirmesine olanak tanıyor. Şirket, aynı zamanda dağıtım ortakları için yeni bir gelişim planı açıkladı. Bu planla birlikte Huawei’nin Avrupa’daki iş ortakları, müşterilerine daha kapsamlı ve yerelleştirilmiş hizmetler sunabilecek. Üniversitelerle iş birliği, yerel yeteneklere yatırım Huawei, Avrupa genelinde üniversiteler ve iş ortaklarıyla birlikte yürüttüğü Huawei Bilişim Akademileri, ortak laboratuvarlar ve sertifikasyon programları aracılığıyla yeni yetenekler yetiştiriyor. Bu programlar sayesinde hem üniversite öğrencileri hem de teknoloji profesyonelleri, dijital ekonomiye yön verecek beceriler kazanıyor. Huawei bu girişimlerle hem yerel topluluklara katkı sağlıyor hem de Avrupa’nın teknoloji ekosisteminde uzun vadeli değer yaratıyor. Etkinliğe; ‘İspanya Dijital Dönüşüm ve Kamu Hizmetleri Bakanlığı Telekomünikasyon ve Görsel-İşitsel İletişim Hizmetleri Düzenleme Genel Sekreteri Matías González Martín’, ‘ETSI CSO’su Ultan Mulligan’, ‘Essen Üniversite Hastanesi CIO’su Armin de Greiff’, ‘Azerion Strateji Direktörü Sebastiaan Moesman’, ‘Iberdrola | bp pulse Genel Müdürü Pablo Pirles’, ‘Wattkraft Solar GmbH CTO’su ve Kurucu Ortağı Francisco Pérez Spiess’ ve ‘UNESCO Avrupa Bilim ve Kültür Bölgesel Bürosu Baş Uzmanı Jing Fang’ gibi farklı sektörlerden önemli isimler katıldı. Katılımcılar, Avrupa’nın yapay zekâ, yenilenebilir enerji, 5G ve veri ekonomisi alanlarında nasıl ilerleme kaydedebileceğini tartıştı. Etkinlik, dijitalleşme ile sürdürülebilirliğin kesiştiği noktada uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.