Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerelleştirme

Kapsül Haber Ajansı - Yerelleştirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerelleştirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mobidictum Conference 2026 İçin Geri Sayım Başladı: Global Oyun Sektörü İstanbul’da Buluşuyor Haber

Mobidictum Conference 2026 İçin Geri Sayım Başladı: Global Oyun Sektörü İstanbul’da Buluşuyor

Türkiye oyun sektörünün uluslararası ölçekteki en kapsamlı buluşmalarından biri olan Mobidictum Conference 2026, 7–8 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda sektör profesyonellerini bir araya getirmeye hazırlanıyor. Bu yıl 65’ten fazla ülkeden 2.000’i aşkın katılımcı ve 1.000’den fazla şirketi ağırlaması beklenen konferans; geliştiricilerden yayıncılara, yatırımcılardan teknoloji şirketlerine, servis sağlayıcılardan içerik üreticilerine kadar oyun ekosisteminin farklı taraflarını İstanbul’da buluşturacak. Katılımcıların yüzde 60’tan fazlasının Türkiye’den, yüzde 40’ının ise uluslararası pazarlardan gelmesi beklenen Mobidictum Conference 2026; Avrupa, MENA ve Asya arasındaki konumuyla Türkiye’yi farklı oyun ekosistemlerini birbirine bağlayan bir merkez haline getirmeyi hedefliyor. Global şirketler, yatırımcılar ve Türkiye’nin unicorn adayları İstanbul’da Mobidictum Conference 2026’nın katılımcı profili; bağımsız geliştiricilerden büyük oyun şirketlerine, stüdyo yöneticilerinden global yayıncılara, yatırım fonlarından ad-tech şirketlerine, teknoloji sağlayıcılarından yapay zekâ girişimlerine kadar sektörün farklı alanlarını kapsıyor. Türkiye oyun sektörünün dikkat çeken şirketleri de konferansın katılımcıları arasında yer alacak. Yüksek yatırım hacmiyle öne çıkan Loop Games ile son dönemde yakaladığı büyüme ivmesi ve yatırımcı ilgisiyle dikkat çeken Rotatelab, Türkiye’nin yeni unicorn adayları arasında gösterilen şirketler olarak Mobidictum Conference 2026’da yer alacak. Konferans aynı zamanda Türkiye ve çevre pazarlardaki fırsatları takip eden yerel ve global yatırım fonlarını da İstanbul’da buluşturacak. e2vc, Laton Ventures, Arcadia Gaming Partners, Griffin Gaming Partners ve Behold Ventures gibi yatırım şirketleri, etkinlik boyunca oyun şirketleri ve girişimcilerle bir araya gelecek. 125+ konuşmacı, 45+ oturum ve üç farklı sahne Konferans kapsamında 125’ten fazla konuşmacı, üç ana sahnede toplam 45’ten fazla oturumda oyun sektörünün bugününü ve geleceğini şekillendiren konuları değerlendirecek. Business Stage; yatırım, yayıncılık, şirket büyütme, uluslararası iş birlikleri ve global oyun ekonomisindeki değişimlere odaklanacak. Yatırımcılar, girişimciler, yayıncılar ve sektör liderleri; değişen yatırım ortamından yeni büyüme modellerine kadar farklı başlıkları ele alacak. Mobile Stage, Türkiye’nin global ölçekte güçlü olduğu mobil oyun ekosistemini geniş bir perspektifle ele alacak. Kullanıcı edinimi, monetization ve reklam teknolojilerinin yanı sıra oyun tasarımı, live operations, yapay zekâ, abonelik modelleri, veri odaklı büyüme, ürün geliştirme ve global ölçeklenme gibi başlıklar mobil oyun şirketleri, platformlar ve teknoloji sağlayıcılarının katılımıyla konuşulacak. Gameverse Stage ise PC ve konsol ekosisteminde oyun geliştirme ve prodüksiyon süreçlerinin ötesine geçerek yayıncılık, pazarlama, influencer marketing, topluluk yönetimi ve global pazarlara açılma gibi konulara odaklanacak. Çin gibi kendine özgü dinamiklere sahip pazarlara giriş, yerelleştirme ve oyunculara ulaşma stratejileri de sahnenin gündeminde yer alacak. Yapay zekânın oyun üretiminden pazarlamaya ve operasyon süreçlerine kadar sektörde yarattığı dönüşüm de farklı sahnelerde ele alınacak ana temalardan biri olacak. Networking, iş birlikleri ve Games Expo aynı çatı altında Mobidictum Conference 2026, içerik programını doğrudan bağlantı kurulabilecek farklı networking formatlarıyla tamamlayacak. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilecek 1:1 toplantılar ile Publisher Matchup, Investor Matchup ve Vendor Matchup programları sayesinde stüdyolar; yayıncılar, yatırımcılar ve teknoloji sağlayıcılarıyla doğrudan görüşebilecek. C-level yöneticiler, yatırımcılar ve konuşmacılar için oluşturulan Executive Lounge ve özel toplantı alanları da konferans boyunca yeni bağlantılar ve iş birlikleri için alan sağlayacak. Mobidictum, konferansa yaklaşımını şöyle ifade ediyor: “Mobidictum Conference’ı yalnızca Türkiye oyun sektörünün değil, farklı ülkelerden gelen oyun şirketlerinin, yatırımcıların, yayıncıların, teknoloji sağlayıcılarının ve sektör profesyonellerinin birbirine ulaşabildiği bir buluşma noktası olarak görüyoruz. Türkiye’nin Avrupa, MENA ve Asya arasındaki konumu bize güçlü bir avantaj sağlıyor. Amacımız İstanbul’da farklı ekosistemleri bir araya getirerek hem Türkiye’den dünyaya hem de dünyadan Türkiye’ye yeni bağlantılar kurulmasını sağlamak.” Konferansın Games Expo bölümünde ise 100’den fazla yerli ve yabancı indie stüdyo, oynanabilir oyunlarını ziyaretçiler, yayıncılar, yatırımcılar ve sektör profesyonelleriyle buluşturacak. Türkiye’den çeşitli influencer ve içerik üreticilerinin de katılacağı Games Expo; geliştiriciler, oyun toplulukları ve sektör profesyonelleri arasında daha doğrudan bir etkileşim alanı oluşturacak. Business Expo ve Games Expo’nun aynı etkinlik çatısı altında yer almasıyla Mobidictum Conference 2026; oyun geliştirmeden yayıncılığa, yatırımdan pazarlamaya ve global pazarlara açılmaya kadar sektörün farklı alanlarını İstanbul’da bir araya getirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Oyun Stüdyolarının Web Shop'larında Sessizce Gelir Kaybetmesine Yol Açan 4 Hata Haber

Oyun Stüdyolarının Web Shop'larında Sessizce Gelir Kaybetmesine Yol Açan 4 Hata

Fiyatlandırma ve ödemelerde tam kontrol sağlayan bu mağazalar büyük bir avantaj sunsa da, ödeme çözümlerinde küresel otorite olan Xsolla'nın mercek altına aldığı dört kritik hatadan kaçınmak kazancın sürdürülebilirliği için şart. Türk oyun sektörü büyüdükçe küresel pazarlara açılma hedefi de ivme kazandı. Küresel ölçekte yayın yapan bir stüdyo için kendi web shop'una sahip olmak artık çok büyük bir avantaj. Fiyatları kimin belirlediği, hangi ödeme yöntemlerinin sunulduğu ve oyuncuyla nasıl bir ilişki kurulduğu; girdiğiniz her pazarda tamamen sizin kontrolünüzde. Ancak bu avantajın gerçek bir gelire dönüşmesi, çoğu stüdyonun farkında bile olmadan para kaybettiği dört yaygın hatadan kaçınmaya bağlı. Oyun endüstrisi için ödeme çözümlerinde küresel bir otorite olan Xsolla, stüdyoların kendi web shop'larında sessizce gelir kaybetmesine yol açan bu dört kritik hatayı mercek altına alıyor. 1. Yanlış para biriminde fiyatlandırma Hata: Her yeni pazara aynı şekilde yaklaşmak; fiyatları dolar olarak göstermek ve yalnızca kartlı ödeme sunmak. Neden maliyetli: Kendi para birimini ve güvendiği ödeme yöntemini göremeyen oyuncu, satın almayı tamamlamadan sayfayı kapatıyor. Her ülkedeki oyuncu, kendi yerel para birimiyle işlem yapmayı; dijital cüzdanlar, banka havalesi, mobil ödeme ve taksit gibi halihazırda güvendiği ödeme yöntemlerini kullanmayı bekliyor. ABD'de bu durum PayPal ve dijital cüzdanlar anlamına gelirken; Çin'de Alipay ve WeChat Pay, Güneydoğu Asya'da GCash ve GrabPay öne çıkıyor. Körfez'de Suudi Arabistan (STC Pay, Mada); LATAM'da ise Brezilya (Pix, Boleto), Meksika (OXXO) ve Kolombiya (PSE) gibi yerel dinamikler bölge genelindeki Mercado Pago ile tamamlanıyor. Yerel ödeme yöntemleri artık 'olsa iyi olur' kategorisinde değil. Oyuncuların ödeme yapmayı bekledikleri yol tam olarak bu ve eksik her seçenek, gerçekleşmeyen bir satın alma demek. Çözüm: Yerelleştirme, yapılacaklar listesinden silinecek bir madde değil; ciroyu doğrudan büyüten stratejik bir hamle. Girdiğiniz her pazarda fiyatı o ülkenin para birimiyle ve alım gücüne uygun seviyelerde belirleyin; oyuncuların halihazırda kullandığı ödeme yöntemlerini sunun ve fiyat ile ödeme dinamiklerini pazar pazar ölçmeye devam edin. Bu işi iyi yapan stüdyolar, tek bir küresel ödeme adımı kurup oyuncunun buna uyum sağlamasını beklemek yerine, her pazarda oyuncunun alışkanlıklarına kendileri uyum sağlıyor. 2. Web shop'u bir vitrin gibi işletmek, veri motoru gibi değil Hata: Web shop'u yalnızca işlem gerçekleştirilen bir yer olarak görmek. Neden maliyetli: Kendi web shop'unuz, oyuncularınızın verisine doğrudan sahip olduğunuz ender alanlardan biri. Kimin ne satın aldığı, neyi sepetinde bıraktığı veya hangi teklifte vazgeçtiği gibi kritik tüm sinyalleri birinci elden görürsünüz. Üçüncü taraf platformlarda ise bu verinin büyük kısmı size ulaşmaz. Oysa bu içgörüler; oyuncuyu oyunda tutmanın, tekrar satın almayı tetiklemenin ve yaşam boyu değerin (LTV) temelini oluşturur. Mağazasını yalnızca bir satış kanalından ibaret görüp bu verileri okumayan stüdyolar, ellerindeki en değerli büyüme fırsatını boşa harcıyor. Çözüm: Web shop'unuzu en baştan veri toplayacak şekilde kurun. Oyuncuları davranışlarına göre gruplayın, teklifleri kişiselleştirin, bir süredir uğramayanlara özel geri dönüş kampanyaları kurgulayın ve ilk satıştan sonrasını da ölçümleyin: Oyuncu tekrar satın alıyor mu? Oyunda kalmaya devam ediyor mu? Size uzun vadede ne kazandırıyor? İyi bir doğrudan satış (DTC) stratejisi, oyuncuya sadece satış yapmak üzerine değil, oyuncuyu gerçekten tanımak üzerine kurulur. 3. "Kur ve unut" altyapısı Hata: Mağazayı ve ödeme altyapısını bir kez kurup bir daha dönüp bakmamak. Neden maliyetli: Web shop açmak, bu sürecin yalnızca ilk adımı. Oyuncuların ödeme tercihleri değişiyor, ülkelerin vergi ve yasal gereklilikleri güncelleniyor, dolandırıcılık taktikleri sürekli yenileniyor. Bir yıl önce kusursuz çalışan bir sistem, bugün sessizce para kaybettiriyor olabilir: Bankalar ödemeleri daha sık reddetmeye başlayabilir, popülerleşen yeni bir ödeme yöntemi mağazanızda eksik olabilir ya da farkında olmadan yerel yasalara aykırı satış yapıyor olabilirsiniz. Ödeme altyapısı hiçbir zaman 'tamamlanmaz'; bugün sağlam görünen yapı, yarın büyümenizin önündeki en büyük engel haline gelebilir. Çözüm: Ödeme altyapısını 'kur ve unut' mantığıyla ele almak yerine sürekli bakım isteyen yaşayan bir alan olarak görün. Başarıyla tamamlanan ödeme oranlarını düzenli takip edin; yeni ödeme yöntemlerini sisteme entegre edin ve girdiğiniz ülkelerin vergi ile yasal mevzuatlarını yakından izleyin. Bu operasyonel yükü tek başına taşımak istemeyen stüdyolar için bir Merchant of Record (MoR) ile çalışmak en pratik çözüm. MoR; içeriğinizin yasal satıcısı konumunu üstlenerek ödemelerin alınmasından vergi hesaplamalarına, yerel beyanlardan dolandırıcılık (fraud) ve iade taleplerinin (chargeback) yönetimine kadar tüm süreci sizin adınıza yürütür. Böylece ekibiniz tüm enerjisini asıl işine, yani oyun geliştirmeye odaklar. 4. Web shop’u açıp, oyuncuyu oraya hiç yönlendirmemek Hata: Web shop'u açıp oyuncuların onu kendiliğinden bulmasını beklemek... Mağazayı hiç duyurmamak, oyuncuya oyun içi dükkan yerine web shop'u tercih etmesi için somut bir neden vermemek ve mağazayı ziyaret edenleri geri getirecek hiçbir sadakat ya da kampanya kurgulamamak. Neden maliyetli: Duyurulmayan bir mağaza yok hükmündedir. Web shop; oyun içine kıyasla daha avantajlı fiyatlar, özel paketler veya ekstra oyun içi para birimi sunmuyorsa oyuncu her zaman en kolay yolu seçer ve alışverişini oyunun içinden yapar. Sınırlı süreli teklifler, özel etkinlikler ve sadakat ödülleri de eksikse, ilk ziyaretten sonra oyuncuyu mağazaya geri çekecek hiçbir bağ kalmaz. Çözüm: Web shop'unuzu da tıpkı oyununuz gibi pazarlayın. Oyuncuya oradan alışveriş yapması için somut bir neden verin; yalnızca o mağazada bulunan özel içerikler, daha avantajlı fiyatlar veya sadakat avantajları sunun. Ayrıca mağazayı canlı tutun; sezonluk etkinlikler, sınırlı süreli kampanyalar ve oyuncunun ilgisine göre şekillenen dinamik tekliflerle etkileşimi hep üst düzeyde tutun. "Oyuncuyla doğrudan ilişki kurmak ancak böyle kalıcı gelire dönüşüyor" Geliştiricilerin işi oyun yapmak. 200'den fazla ülkede ödemeleri, vergileri, yasal yükümlülükleri ve her ülkenin kendi oyuncu alışkanlıklarını yönetmek ise bambaşka bir uzmanlık ve bu yükü stüdyonun sırtından alan taraf Merchant of Record (MoR) iş ortağı oluyor. Türkiye'nin 1 milyar doları aşan pazarında öne çıkan stüdyolar; bu eksikleri erken fark edip kapatan, işin karmaşık tarafını uzmanına bırakan ve kazandığı zamanı oyuncu deneyimine geri yatıranlar oluyor. Xsolla EMEA İş Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı (VP of Business Development) İlayda Bayarı, kendi web shop'larıyla fark yaratan stüdyoların sırrını şu sözlerle özetliyor: "Kendi web shop'uyla kazanan stüdyolar orayı bir satış sayfası olarak görmüyor. Her pazara ayrı ayrı uyarlanan, oyuncu verisiyle yönlendirilen, sürekli tanıtılan ve sürekli iyileştirilen bir yapı olarak görüyorlar. Oyuncuyla doğrudan ilişki kurmak ancak böyle kalıcı gelire dönüşüyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurumsal Medya İçerikleri Nasıl Değer Üretir? Haber

Kurumsal Medya İçerikleri Nasıl Değer Üretir?

Bir şirketin yeni tesis açması, sürdürülebilirlik hedefini güncellemesi ya da üst yönetim ataması yapması tek başına kamuoyu ilgisi yaratmaz. Bu gelişmenin sektör, yatırımcı, çalışan, müşteri ve medya açısından ne ifade ettiğini açıkça anlatmak gerekir. Kurumsal medya içerikleri tam bu noktada devreye girer: Kurumun faaliyetlerini yalnızca duyurmakla kalmaz, onları ekonomik ve sektörel bağlama yerleştirerek güvenilir bir bilgi akışına dönüştürür. Özellikle enerji, savunma sanayii, lojistik, teknoloji, tarım ve yapay zeka gibi karar döngülerinin hızlı olduğu alanlarda içerik, iletişim departmanının yan işi değildir. İtibar yönetimi, paydaş ilişkileri ve pazar görünürlüğü için süreklilik gerektiren stratejik bir çalışma alanıdır. Ancak bu değeri oluşturmak için sık yayın yapmak yeterli değildir. İçeriğin haber değeri, doğruluğu, yayın formatı ve dağıtım kapasitesi birlikte planlanmalıdır. Kurumsal medya içerikleri neden stratejik bir alan? Kurumsal iletişimde en sık görülen sorun, şirket merkezli anlatının paydaş merkezli bilgiyle karıştırılmasıdır. “Yeni ürünümüzü tanıttık” ifadesi bir başlangıçtır; fakat editör, yatırımcı veya sektör profesyoneli için asıl soru şudur: Bu gelişme hangi ihtiyaca yanıt veriyor, hangi pazarı etkiliyor ve ölçülebilir sonucu ne olacak? Nitelikli bir içerik, kurumun açıklamasını gündemle ilişkilendirir. Örneğin bir lojistik şirketinin depo yatırımı, yalnızca metrekare bilgisiyle anlatıldığında sınırlı kalır. E-ticaret hacmi, teslimat süreleri, bölgesel istihdam, ihracat kapasitesi veya tedarik zinciri dayanıklılığıyla desteklendiğinde ise sektör açısından okunabilir bir haber niteliği kazanır. Bu yaklaşım kurumun görünürlüğünü artırırken daha kalıcı bir sonuç da üretir: Paydaşların şirketi hangi alanda yetkin gördüğünü şekillendirir. Düzenli, tutarlı ve kanıt temelli yayınlar; teknoloji şirketini yalnızca ürün satıcısı değil, alanının uzmanı olarak konumlandırabilir. Aynı durum üretim, finans, enerji ve savunma ekosistemlerinde faaliyet gösteren kurumlar için de geçerlidir. Haber değeri ile marka mesajı arasındaki denge Kurumsal içeriklerin tamamen tanıtım diliyle hazırlanması, yayınlanma ve paylaşılma ihtimalini düşürür. Bunun karşısında, marka görünürlüğünü bütünüyle geri plana atan metinler de kurumun iletişim hedefini karşılamaz. Doğru denge, kurumun mesajını haberin taşıdığı somut bilgi üzerinden kurmaktır. Haber değeri çoğu zaman dört kaynaktan doğar: Yeni ve doğrulanabilir bir gelişme, ölçülebilir bir veri, sektörel etkisi bulunan bir karar veya yetkin bir ismin değerlendirmesi. Bir şirketin karbon emisyonunu azaltma hedefi, hedefin oranı, takvimi, yatırım boyutu ve operasyonlara etkisiyle birlikte açıklanıyorsa kamuoyunda daha güçlü bir karşılık bulur. Sadece “çevreye duyarlı çalışma” vurgusu ise çoğunlukla genel bir beyan olarak kalır. Veriyi bağlamından koparmayın Yüzdeler ve büyük rakamlar dikkat çeker, fakat tek başına güven oluşturmaz. “Yüzde 40 büyüme” bilgisinin hangi döneme, hangi iş koluna ve hangi karşılaştırma bazına ait olduğu belirtilmelidir. Mümkünse sektördeki dönüşümün çerçevesi de verilmelidir. Bu, hem yanlış yorum riskini azaltır hem de içeriği editoryal açıdan daha kullanılabilir hale getirir. Aynı ilke yönetici görüşleri için de geçerlidir. Genel başarı cümleleri yerine pazarın sorununa, mevzuat değişimine, yatırım iştahına veya teknolojik dönüşüme ilişkin somut bir perspektif sunan açıklamalar tercih edilmelidir. İyi hazırlanmış bir yönetici röportajı, tek seferlik bir duyurunun ötesine geçerek kurum için referans niteliğinde bir içerik varlığı oluşturur. İçerik mimarisi tek formatla kurulmaz Kurumsal yayın planı, her gelişmeyi basın bülteni formatına sıkıştırdığında kısa sürede tekrar eden bir dile dönüşür. Oysa farklı içerik türleri farklı iletişim ihtiyaçlarına yanıt verir. Son dakika niteliğindeki yatırım, iş birliği veya atama haberleri için kısa ve net haber metinleri öne çıkar. Daha karmaşık konular için söyleşi, analiz, soru-cevap dosyası ya da görüş yazısı daha etkili olabilir. Görsel varlıklar da bu mimarinin parçasıdır. Üretim tesisinden fotoğraflar, ürünün kullanım alanını gösteren videolar, yönetici portreleri ve veri görselleştirmeleri içeriğin yeniden kullanım değerini yükseltir. Bununla birlikte görsel üretimi, metindeki bilgiyi tekrar etmek için değil, bilgiyi daha hızlı kavratmak için tasarlanmalıdır. Çok dilli yayın ise her kurum için zorunlu değildir; hedef pazarın niteliğine bağlıdır. İhracat yapan, uluslararası yatırımcılarla temas kuran veya küresel tedarik zincirinde yer alan şirketler için İngilizce başta olmak üzere seçili dillerde içerik üretimi görünürlüğü genişletebilir. Ancak doğrudan çeviri, yerelleştirme yapılmadığında mesajın etkisini zayıflatabilir. Terminoloji, rakam kullanımı ve sektör referansları hedef okuyucunun beklentisine göre yeniden ele alınmalıdır. Yayın planı gündeme duyarlı olmalı İçerik takvimi yalnızca özel günlerden, fuarlardan ve şirket etkinliklerinden oluşmamalıdır. Kurumun faaliyet gösterdiği alanlardaki düzenlemeler, yatırım eğilimleri, ekonomik göstergeler, teknoloji gelişmeleri ve toplumsal beklentiler de takip edilmelidir. Böylece şirket, gündem ortaya çıktıktan sonra açıklama yapan bir aktör olmaktan çıkar; tartışmaya bilgi ve uzmanlık sunan bir kaynak haline gelir. Bu noktada hız ile teyit arasında gerçek bir tercih vardır. İlk bilgiyi vermek önemli olabilir, özellikle kriz veya piyasa hareketliliği dönemlerinde. Fakat eksik doğrulanmış bir açıklamanın itibara maliyeti, birkaç saatlik gecikmeden daha yüksek olabilir. Yayın sürecinde onay mekanizmasının açık tanımlanması, sözcülerin belirlenmesi ve veri kaynaklarının kayıt altında tutulması bu nedenle gereklidir. Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve ücretsiz içerik dağıtımına odaklanan platformlar açısından da metnin yayınlanabilirliği belirleyicidir. Başlık, ilk paragraf, görsel açıklamaları ve kurum bilgileri; dijital yayıncının ek düzenleme ihtiyacını azaltacak netlikte hazırlanmalıdır. İçerik ne kadar kolay doğrulanır, sınıflandırılır ve yeniden kullanılırsa dağıtım potansiyeli de o kadar artar. Dağıtım, yayın sonrası başlayan iştir Kurumsal içerik üretiminin en zayıf halkası sıklıkla dağıtımdır. Büyük emekle hazırlanan bir haber, yalnızca şirketin kendi kanallarında yayımlandığında sınırlı bir çevreye ulaşabilir. Buna karşılık uygun medya kategorileri, sektörel yayıncılar, meslek örgütleri ve dijital haber ağları için ayrı paketleme yapılması görünürlüğü artırabilir. Her kanalın dili ve okuyucu beklentisi farklıdır. Ekonomi editörü yatırım tutarını, finansman yapısını ve büyüme hedefini öne çıkarabilir. Teknoloji editörü ürünün teknik kapasitesini veya yapay zeka kullanımını merak eder. Yerel medya için istihdam, bölgesel üretim ve sosyal etki daha güçlü bir giriş noktası olabilir. Aynı temel gelişmeden farklı başlıklar üretmek mesajı bozmak değil, bilgiyi doğru bağlama taşımaktır. Dağıtımın diğer boyutu zamanlamadır. Bir etkinlikten günler sonra gönderilen içerik, güncelliğini kaybedebilir. Öte yandan aceleyle paylaşılan ve görsel, alıntı ya da veri bakımından eksik bırakılan metinler de editoryal değerlendirmede geriye düşebilir. Kurumun kritik duyurular için önceden hazırlanmış bilgi dosyaları, görsel arşivi ve yetkili görüşleri bulunması bu dengeyi kolaylaştırır. Başarıyı yalnızca erişimle ölçmeyin Görüntülenme sayısı yararlı bir göstergedir, ancak tek başına içerik başarısını açıklamaz. Kurumsal iletişim ekipleri erişimin yanında içeriğin hangi yayınlarda yer aldığını, hangi sektörel başlıklarla birlikte anıldığını, yönlendirdiği nitelikli trafiği ve paydaşlardan gelen geri dönüşleri değerlendirmelidir. Örneğin bir yatırım haberi yüksek erişim almamış olabilir; buna rağmen hedeflenen uzman yayınlarda yer alması, yatırımcı toplantılarında referans gösterilmesi veya potansiyel iş ortaklarından talep yaratması bakımından çok değerli olabilir. Buna karşılık yüksek erişimli fakat kurumun uzmanlık alanıyla ilgisiz bir içerik, kısa vadeli görünürlük sağlar ancak stratejik konumlandırmaya sınırlı katkı verir. Ölçüm sistemi, içerik üreticisini daha iyi sorular sormaya yöneltmelidir: Hangi konu başlıkları karar vericilerde karşılık buluyor? Hangi yönetici açıklamaları alıntılanıyor? Hangi formatlar daha uzun okuma süresi yaratıyor? Bu soruların yanıtı, sonraki yayın planını sezgi yerine veriyle geliştirmeyi sağlar. Güven, editoryal disiplinle büyür Kurumsal medya çalışmasının en değerli çıktısı, bir kez elde edilip korunabilen güven değildir; her yayında yeniden kazanılması gereken bir itibardır. Abartılı ifadeler, kaynağı belirsiz başarı iddiaları ve eksik bilgiler kısa süreli ilgi yaratabilir, fakat profesyonel okuyucunun karar süreçlerinde yer bulmaz. Bu nedenle her içerik için basit bir kontrol sorusu yeterince yol göstericidir: Bu metni kurum dışından bir karar verici okuduğunda, elinde daha net, daha doğrulanabilir ve daha işe yarar bir bilgi olacak mı? Yanıt evetse, içerik yalnızca bir duyuru olmaktan çıkar; kurumun sektördeki söz hakkını güçlendiren kalıcı bir medya varlığına dönüşür.

Çok Dilli Haber Yayını Avantajları Neler? Haber

Çok Dilli Haber Yayını Avantajları Neler?

Bir haberin etkisi artık sadece ilk yayımlandığı dil kadar geniş değil. Özellikle ekonomi, savunma, enerji, teknoloji ve lojistik gibi karar odaklı alanlarda çok dilli haber yayını avantajları, yalnızca daha fazla kişiye ulaşmakla sınırlı kalmıyor; kurumların itibarını, görünürlüğünü ve pazardaki konumunu da doğrudan etkiliyor. Dijital yayıncılıkta rekabetin hızlandığı bir dönemde, tek dilde kalmak çoğu zaman erişim kaybı anlamına geliyor. Çok dilli haber yayını avantajları neden stratejik hale geldi? Ulusal ölçekte güçlü bir yayın politikası yürütmek, artık tek başına yeterli olmayabiliyor. Şirketler, yatırımcılar, tedarik zinciri paydaşları, yabancı medya izleyicileri ve farklı ülkelerdeki sektör profesyonelleri aynı gelişmeyi kendi dillerinde görmek istiyor. Bu beklenti özellikle B2B odaklı yayıncılıkta daha belirgin. Çünkü hedef kitle sadece haberi okumuyor, aynı zamanda o habere göre karar veriyor, iletişim kuruyor ya da yatırım pozisyonu alıyor. Çok dilli yayın burada bir vitrin çalışmasından ibaret değil. Doğru kurgulandığında kurumsal güveni artıran, içerik ömrünü uzatan ve haberin ikinci, hatta üçüncü dolaşımını mümkün kılan bir dağıtım modeli haline geliyor. Bir şirketin üretim yatırımı, bir savunma sanayi iş birliği, bir enerji projesi ya da bir teknoloji girişimi haberi, farklı dillerde yayımlandığında aynı içerik farklı pazarlarda farklı ticari sonuçlar üretebiliyor. Erişim artışı var, ama asıl mesele hedefli erişim Yayıncılar için en sık dile getirilen fayda daha geniş kitleye ulaşmak. Bu doğru, ancak eksik. Asıl değer, doğru kitleye ana dilinde ulaşmakta ortaya çıkıyor. İngilizce yayımlanan bir şirket haberi uluslararası yatırımcıların radarına girebilirken, Arapça versiyon bölgesel ticaret ağlarına, Almanca versiyon ise sanayi iş birlikleriyle ilgilenen paydaşlara temas edebilir. Bu ayrım önemli. Çünkü tüm trafik aynı değeri üretmez. Kurumsal yayıncılıkta nitelikli görünürlük, ham erişimden daha kıymetlidir. Çok dilli içerik, haberin sektör bazlı ve coğrafi bazlı karşılığını güçlendirir. Özellikle ihracatçı şirketler, uluslararası fuarlara katılan markalar, yabancı ortaklık arayan girişimler ve küresel tedarik zincirine dahil kurumlar için bu fark doğrudan ticari değere dönüşebilir. Aynı durum dijital gazeteler ve haber platformları için de geçerli. Farklı dillerde sunulan içerik, platformun sadece yerel bir mecra değil, bölgesel veya uluslararası referans noktası olarak algılanmasına yardımcı olur. Güven inşasında dil, çoğu zaman tasarımdan daha etkilidir Kurumlar çoğu zaman görünürlüğe yatırım yaparken tasarım, reklam ve kampanya tarafına odaklanır. Oysa haber söz konusu olduğunda güveni belirleyen unsurlardan biri, bilginin hedef kitleye doğal diliyle ulaşmasıdır. İnsanlar kritik gelişmeleri kendi dillerinde okuduklarında içeriği daha hızlı değerlendirir, daha düşük şüpheyle yaklaşır ve kurumu daha profesyonel algılar. Bu durum özellikle resmi açıklamalar, yatırım duyuruları, yönetici görüşleri, sürdürülebilirlik raporları ve sektör iş birlikleri gibi yüksek hassasiyetli konularda belirginleşir. Haber farklı dilde sadece çevrilmiş görünmemeli; bağlama uygun aktarılmış olmalıdır. Aksi halde çok dilli yayın, avantaj olmaktan çıkıp güven sorunu yaratabilir. Burada kalite meselesi devreye girer. Kelime kelime çeviri ile editoryal yerelleştirme aynı şey değildir. Başlık ritmi, sektör terminolojisi, ülke bazlı kullanım farkları ve hukuki hassasiyetler dikkate alınmadığında içerik profesyonel görünse bile etkisini kaybedebilir. Yani çok dilli yayın değerli bir yatırım, fakat ancak editoryal kalite korunursa. Arama görünürlüğü ve içerik ömrü üzerinde güçlü etkisi var Dijital yayıncılıkta bir haberin ömrü bazen birkaç saat, bazen birkaç gün. Ancak içerik farklı dillerde yayımlandığında arama motorlarındaki görünürlüğü ve yeniden keşfedilme ihtimali artar. Özellikle sektör haberciliğinde bu ciddi bir avantajdır. Çünkü insanlar aynı konuyu farklı anahtar kelimelerle, farklı dillerde ve farklı bağlamlarla aratır. Örneğin bir savunma teknolojisi yatırımı haberi Türkçe aramalarda farklı, İngilizce aramalarda farklı niyetlerle bulunur. Türkçe okuyucu yerel etkisini merak ederken, İngilizce okuyucu ortaklık boyutunu veya teknolojik kapasiteyi araştırıyor olabilir. Aynı gelişmeyi bu niyetlere uygun biçimde sunmak, organik görünürlüğü artırır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, her dil için aynı metni mekanik biçimde çoğaltmamaktır. Arama davranışları değiştiği için başlıkların, spotların ve vurgu alanlarının da farklılaşması gerekir. Yani çok dilli haber yayını avantajları arasında SEO katkısı vardır, ancak bu katkı ancak dil bazlı editoryal planlamayla gerçek sonuç üretir. Kurumsal itibar ve yatırım iletişimi için çarpan etkisi yaratır Yatırımcı ilişkileri, kamuoyu iletişimi ve marka itibarı artık tek pazarda yönetilmiyor. Bir üretim tesisi açılışı, yeni nesil bir teknoloji ortaklığı veya sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm haberi; aynı anda birden fazla paydaş grubunu ilgilendirebilir. Yerel kamuoyu, küresel yatırımcı, tedarikçi ağı, sektör basını ve potansiyel iş ortakları aynı haberden farklı beklentilerle beslenir. Bu yüzden çok dilli yayın, kurumsal iletişim ekipleri için operasyonel bir kolaylık değil, stratejik bir kaldıraçtır. Haber tek merkezden üretilip çoklu dil akışıyla dağıtıldığında mesaj kontrolü korunur. Bu da kurumun farklı pazarlarda çelişkili anlatılarla temsil edilmesi riskini azaltır. Özellikle halka açık şirketler, uluslararası proje yürüten sanayi kuruluşları ve yabancı sermayeyle temas eden markalar için bu yaklaşım daha kritik. Çünkü görünür olmak yetmez; tutarlı görünmek gerekir. Sektörel habercilikte rekabet avantajı daha belirgin Genel haberlerde çok dilli yayın önemli bir artı olabilir. Fakat sektör haberciliğinde çoğu zaman oyunun kurallarını değiştirir. Savunma, enerji, tarım teknolojileri, yapay zeka, lojistik ve üretim sanayi gibi alanlarda haberin alıcısı daha uzman, daha seçici ve daha sonuç odaklıdır. Bu kitle yüzeysel metni hemen ayıklar. Dolayısıyla çok dilli içerik, sadece daha fazla yayın üretmek anlamına gelmez. Daha yüksek uzmanlıkla daha geniş etki alanı kurmak anlamına gelir. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel yoğunluğu yüksek platformlar için bunun değeri daha da artar. Çünkü hedef kitle haber tüketmiyor sadece; aynı içerikten iş bağlantısı, piyasa sinyali ve kurumsal pozisyon okuması çıkarıyor. Burada bir başka avantaj da yeniden kullanım tarafında ortaya çıkar. Telifsiz ve ücretsiz haber içeriği modeliyle çalışan yapılarda çok dilli dağıtım, içerik ortakları için ciddi verim sağlar. Dijital gazeteler ve yayıncılar, ek çeviri operasyonu kurmadan daha geniş bir içerik havuzuna erişebilir. Bu da hem hız kazandırır hem yayın sürekliliğini destekler. Çok dilli yayın her kurum için aynı sonucu vermez Bu noktada bir denge notu düşmek gerekir. Çok dilli yayın her zaman otomatik başarı üretmez. Hedef kitlesi büyük ölçüde yerel olan, uluslararası temas noktası sınırlı bulunan veya içerik kalitesi yetersiz olan kurumlarda beklenen etki oluşmayabilir. Üstelik zayıf çeviri, düşük editoryal kontrol ve plansız dağıtım markaya zarar da verebilir. Ayrıca her haberi her dile çevirmek de doğru yaklaşım değildir. Bazı içerikler yerel kalmalıdır, bazıları ise yalnızca belirli pazarlara açılmalıdır. En verimli model, haber akışını değerine göre katmanlandırmaktır. Hangi içerik yatırımcıya hitap ediyor, hangisi bölgesel ticarete dokunuyor, hangisi kurumsal itibar için kritik, önce bunun netleşmesi gerekir. Bir diğer konu da hız ile doğruluk arasındaki denge. Haber merkezleri çok dilli akış kurarken hızlı olmak ister. Ancak hızlı çeviri ile editoryal doğruluk arasındaki mesafe bazen açılır. Özellikle teknik sektörlerde terminoloji hataları küçük görünse de büyük algı sorunları doğurabilir. Bu yüzden çok dilli yayın modeli, teknoloji desteği kadar editör disiplinine de ihtiyaç duyar. Doğru model: Çeviri değil editoryal çoğaltma Başarılı kurumlar çok dilli yayın stratejisini çeviri hizmeti gibi yönetmiyor. Onu, editoryal çoğaltma modeli olarak ele alıyor. Yani aynı bilgi çekirdeği, her dilde o pazarın okuma alışkanlığına, sektör diline ve haber önceliğine göre yeniden işleniyor. Bu yaklaşım hem daha doğal görünür hem daha yüksek etkileşim üretir. Özellikle yönetici röportajları, kurum açıklamaları, yatırım haberleri ve sektörel analizlerde bu fark büyür. Çünkü bu tür içerikler yalnızca bilgi taşımaz; aynı zamanda kurumun tonunu, yetkinliğini ve pozisyonunu da yansıtır. Eğer dil değişirken bu ton kaybolursa, yayın çok dilli görünür ama kurumsal etki zayıflar. Önümüzdeki dönemde medya kurumları için asıl yarış daha çok haber üretmek değil, aynı haberi daha akıllı dolaşıma sokmak olacak. Çok dilli yayın tam da bu nedenle büyüme alanı olmaya devam edecek. Doğru dil, doğru hedef kitle ve doğru editoryal standart bir araya geldiğinde, haber sadece okunmaz; referans alınır, paylaşılır ve iş değeri üretir. Kurumlar için sorulması gereken soru artık şu: Haberiniz yayımlandı mı değil, hangi dillerde gerçek karşılık buldu?

Otokar, Asya-Pasifik’teki İddiasını DSA 2026’da Pekiştiriyor Haber

Otokar, Asya-Pasifik’teki İddiasını DSA 2026’da Pekiştiriyor

Türkiye'nin kara araçları ihracat lideri Otokar, kara sistemleri alanındaki ürün ve kabiliyetlerini küresel ölçekte sergilemeye devam ediyor. Malezya Savunma Bakanlığı'nın ev sahipliğinde 20–23 Nisan tarihlerinde Kuala Lumpur'daki Malezya Uluslararası Ticaret ve Sergi Merkezi'nde (MITEC) gerçekleşecek DSA 2026’da Otokar, dünyaca tanınan 4x4 Taktik Tekerlekli Komuta Kontrol Zırhlı Aracı COBRA II’nin sağdan direksiyonlu versiyonunu ve ARMA 6x6 Zırhlı Muharebe Aracı'nı sergileyecek. Uzun yıllardır NATO ve Birleşmiş Milletler’in kara araçları tedarikçileri arasında yer alan Otokar’ın 33 binden fazla askeri aracı, yaklaşık 50 ülkede 80’in üzerinde son kullanıcının envanterinde aktif olarak görev yapıyor. Farklı coğrafyalarda elde ettiği deneyimi araç geliştirme çalışmalarına yansıtan Otokar, Asya-Pasifik bölgesindeki varlığını artırmayı hedefliyor. "MALEZYA İÇİN HAZIRIZ" Asya-Pasifik bölgesinin Otokar için stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Askeri Araçlar Genel Müdür Yardımcısı Sedef Vehbi; “Küresel ölçekteki bilgi birikimimizi Malezya'nın savunma gereksinimlerine en uygun şekilde yansıtmak için hazırız. Askeri araçlarımız halihazırda dünya genelinde yaklaşık 50 ülkede görev yapıyor; bu deneyimi bölgenin güvenliğine değer katacak çözümlere dönüştürmeye kararlıyız" dedi. Otokar'ın modüler yapıya sahip geniş ürün gamı ve güçlü Ar-Ge kabiliyetiyle Asya-Pasifik bölgesindeki beklentileri karşılayabileceğini vurgulayan Sedef Vehbi şöyle konuştu: "İleri teknolojiye sahip kara platformlarımız, sahada kendini kanıtlamış yetkinliğimizin yanı sıra teknoloji transferi ve yerelleştirme kabiliyetimizle bölgedeki varlığımızı artırmayı hedefliyoruz. Yerel iş ortağımız Boustead Holdings Berhad ile güçlü bir sinerji oluşturacağımıza inanıyoruz. Malezya Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya hazırız." COBRA II: FARKLI GÖREVLER İÇİN MODÜLER PLATFORM Türkiye'de ve ihracat pazarlarında; sınır güvenliği, iç güvenlik ve barışı koruma operasyonları dahil olmak üzere birçok görevde başarıyla kullanılan ve dünya genelinde 20’den fazla son kullanıcı envanterinde aktif olarak görev yapan COBRA II, yüksek koruma seviyesi, üstün hareket kabiliyeti, geniş iç hacmi ve yüksek taşıma kapasitesiyle öne çıkıyor. COBRA II, balistik, mayın ve EYP tehditlerine karşı yüksek seviyede koruma sağlıyor. En zorlu arazi ve iklim koşullarında yüksek performans sunan araç, farklı görev ihtiyaçlarına etkin şekilde uyum sağlıyor. Geniş silah sistemi entegrasyonu ve görev ekipmanı opsiyonları ile öne çıkan COBRA II, modüler yapısı sayesinde Zırhlı Personel Taşıyıcı, Silah Platformu, Keşif ve Gözetleme Aracı, Komuta Kontrol Aracı, İç Güvenlik/Devriye Aracı ve Zırhlı Ambulans gibi farklı görevlerde kullanılabiliyor. DSA 2026 süresince COBRA II’nin sağdan direksiyonlu versiyonu sergilenecek. MODÜLER GÜÇ: ARMA 6x6 Otokar'ın çok tekerlekli zırhlı muharebe aracı ARMA 6x6, üstün hareket kabiliyeti ile yüksek seviyede mayın ve balistik korumayı bir arada sunarken, orta ve yüksek kalibre silah sistemlerinin entegrasyonuna imkân sağlayan modüler bir platform. En zorlu arazi ve iklim koşullarında etkin şekilde görev icra edebilen ARMA, operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda farklı silah sistemleri ile konfigüre edilebiliyor. Araç; zırhlı personel taşıyıcı, zırhlı muharebe aracı, komuta kontrol ve KBRN keşif aracı gibi farklı görevlerde kullanılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

E-ihracatı Yapay Zeka İle Büyütecek, 450 Milyon TL Yatırım Yapacak Haber

E-ihracatı Yapay Zeka İle Büyütecek, 450 Milyon TL Yatırım Yapacak

Şirket, bu yıl özellikle e-ihracat teknolojilerine ve ülkemizin e-ihracat kapasitesini büyütmeye odaklı yapay zeka çözümlerine odaklanacak. Bu kapsamda özellikle Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verileceğini ifade eden TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “2026, yapay zeka ve teknoloji yatırımlarımızı hızlandırdığımız bir yıl olacak. E-ticaret sektörüne yönelik yenilikçi ve yapay zeka destekli çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. AI teknolojileri için 2026 sonuna kadar 450 milyon TL bir yatırım planladık” dedi. Bugüne kadar hayata geçirdikleri AI ürünlerine yenilerini eklerken, işletmelerin tüm süreçlerini kolaylaştıracak akıllı sistemlere de öncelik vereceklerini belirten Çiğdemli, “Ticimax olarak hem ürün geliştirme hem de organizasyonel yapıda büyümeyi sürdürürken, teknoloji ekibini de genişleterek inovasyon kapasitemizi artırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Geçtiğimiz yıl Avrupa’nın teknoloji devi team.blue ile gerçekleştirilen ortaklıktan sonra hedef pazarlarda e-ihracat üzerine daha kapsamlı bir sürece girdiklerinin altını çizen Çiğdemli, “Bu global gücün sağladığı sinerjiyle büyüme ivmesi desteklenirken, işletmelerin dijitalleşmesini kolaylaştırmak adına daha uygun ve erişilebilir fiyatlı paketler sunuyoruz. Bununla birlikte, yurt içi ve yurt dışı iş ortaklıkları çoğaltarak ekosistemi güçlendiriyor, kanal yapımızı genişleterek partner ağımızı da büyütüyoruz. Bu yıl özellikle e-ihracat teknolojilerine ve ülkemizin e-ihracat kapasitesini büyütmeye odaklı yapay zeka çözümlerine yatırım yapacağız. Üreticilerimizin ve KOBİ’lerimizin Avrupa ülkelerine yapacakları e-ihracat operasyonlarını büyütürken, biz de Avrupa’ya teknoloji ihracatımızı artıracağız” dedi. HEDEF, ÜLKEMİZİN İHRACAT KAPASİTESİNİ ARTIRMAK Ticimax AI ile, e-ticaret siteleri için SEO uyumlu içerik üretiminden ürün görseli hazırlamaya, akıllı etiketlemeden kişiselleştirilmiş pazarlamaya kadar çok kapsamlı bir çözüm yelpazesi sundukları bilgisini veren Çiğdemli şunları paylaştı: “Bu entegrasyonlar, satışları artırmak, operasyonel hızı yükseltmek ve müşteri deneyimini iyileştirmek için tasarlandı. E-ihracat odaklı yapay zeka destekli altyapıyla e-ticaret sitelerini otomatik olarak çoklu dile çevirebilen, ürün açıklamalarını ve SEO içeriklerini hedef ülkeye uygun (yerelleştirme) optimize eden çözümler sunuyoruz. Ürün başlıkları, açıklamaları ve özellikleri yapay zeka ile hedef dilde, yerel dil kullanımına uygun şekilde oluşturuluyor. Yapay zeka, hedeflenen ülkede popüler olan arama terimlerine göre içerikleri optimize ederek organik trafiği artırabiliyor. Üretilen içerikler için farklı tonlar ve konuşma stilleri belirlenerek markanın karakterine uygun bir dil oluşturulabiliyor. Böylece marka globalde görünür hale geliyor. Yapay zeka fotoğraf ve video ajanlarımızla da satışı yapılacak ürünler profesyonel olarak görselleştirilebiliyor, örneğin giysiler bir model üzerinde gösterilebiliyor. Bunlar gibi birçok yapay zeka çözüm için bu yıl önemli yatırımlar yaparak yeni çözümler geliştirmeye odaklandık. Hem Avrupa’ya teknoloji ihraç etmeye hem de yerli satıcı ve üreticilerimizin e-ihracat kapasitelerini artırarak ülkemize döviz girişinin hızlanmasına destek vermek bu yılımızın ana hedefi.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

E-ihracatı Yapay Zeka İle Büyütecek, 450 Milyon TL Yatırım Yapacak Haber

E-ihracatı Yapay Zeka İle Büyütecek, 450 Milyon TL Yatırım Yapacak

E-ticaret altyapı çözümleri şirketi Ticimax, 2026 sonuna kadar yapay zeka teknolojilerine 450 milyon TL yatırım yapacağını duyurdu. Bu kapsamda özellikle Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verileceğini ifade eden TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “2026, yapay zeka ve teknoloji yatırımlarımızı hızlandırdığımız bir yıl olacak. E-ticaret sektörüne yönelik yenilikçi ve yapay zeka destekli çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. AI teknolojileri için 2026 sonuna kadar 450 milyon TL bir yatırım planladık” dedi. Bugüne kadar hayata geçirdikleri AI ürünlerine yenilerini eklerken, işletmelerin tüm süreçlerini kolaylaştıracak akıllı sistemlere de öncelik vereceklerini belirten Çiğdemli, “Ticimax olarak hem ürün geliştirme hem de organizasyonel yapıda büyümeyi sürdürürken, teknoloji ekibini de genişleterek inovasyon kapasitemizi artırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Geçtiğimiz yıl Avrupa’nın teknoloji devi team.blue ile gerçekleştirilen ortaklıktan sonra hedef pazarlarda e-ihracat üzerine daha kapsamlı bir sürece girdiklerinin altını çizen Çiğdemli, “Bu global gücün sağladığı sinerjiyle büyüme ivmesi desteklenirken, işletmelerin dijitalleşmesini kolaylaştırmak adına daha uygun ve erişilebilir fiyatlı paketler sunuyoruz. Bununla birlikte, yurt içi ve yurt dışı iş ortaklıkları çoğaltarak ekosistemi güçlendiriyor, kanal yapımızı genişleterek partner ağımızı da büyütüyoruz. Bu yıl özellikle e-ihracat teknolojilerine ve ülkemizin e-ihracat kapasitesini büyütmeye odaklı yapay zeka çözümlerine yatırım yapacağız. Üreticilerimizin ve KOBİ’lerimizin Avrupa ülkelerine yapacakları e-ihracat operasyonlarını büyütürken, biz de Avrupa’ya teknoloji ihracatımızı artıracağız” dedi. HEDEF, ÜLKEMİZİN İHRACAT KAPASİTESİNİ ARTIRMAK Ticimax AI ile, e-ticaret siteleri için SEO uyumlu içerik üretiminden ürün görseli hazırlamaya, akıllı etiketlemeden kişiselleştirilmiş pazarlamaya kadar çok kapsamlı bir çözüm yelpazesi sundukları bilgisini veren Çiğdemli şunları paylaştı: “Bu entegrasyonlar, satışları artırmak, operasyonel hızı yükseltmek ve müşteri deneyimini iyileştirmek için tasarlandı. E-ihracat odaklı yapay zeka destekli altyapıyla e-ticaret sitelerini otomatik olarak çoklu dile çevirebilen, ürün açıklamalarını ve SEO içeriklerini hedef ülkeye uygun (yerelleştirme) optimize eden çözümler sunuyoruz. Ürün başlıkları, açıklamaları ve özellikleri yapay zeka ile hedef dilde, yerel dil kullanımına uygun şekilde oluşturuluyor. Yapay zeka, hedeflenen ülkede popüler olan arama terimlerine göre içerikleri optimize ederek organik trafiği artırabiliyor. Üretilen içerikler için farklı tonlar ve konuşma stilleri belirlenerek markanın karakterine uygun bir dil oluşturulabiliyor. Böylece marka globalde görünür hale geliyor. Yapay zeka fotoğraf ve video ajanlarımızla da satışı yapılacak ürünler profesyonel olarak görselleştirilebiliyor, örneğin giysiler bir model üzerinde gösterilebiliyor. Bunlar gibi birçok yapay zeka çözüm için bu yıl önemli yatırımlar yaparak yeni çözümler geliştirmeye odaklandık. Hem Avrupa’ya teknoloji ihraç etmeye hem de yerli satıcı ve üreticilerimizin e-ihracat kapasitelerini artırarak ülkemize döviz girişinin hızlanmasına destek vermek bu yılımızın ana hedefi.” TEAM.BLUE HAKKINDA team.blue, Avrupa genelinde 22 ülkede faaliyet gösteren, 60’tan fazla markası ve 3,3 milyonu aşkın KOBİ müşterisiyle işletmelere alan adı, web barındırma, e-ticaret ve dijital çözümler sunan lider bir teknoloji sağlayıcısıdır. 3.300’ü aşkın uzmandan oluşan ekibiyle, işletmelerin dijital dünyadaki varlığını güçlendirmeyi hedeflemektedir. Ticimax, bu güçlü ekosistemin bir parçası olarak Türkiye’nin e-ticaret uzmanlığını Avrupa’nın teknoloji gücüyle birleştirerek müşterilerine dünya standartlarında çözümler sunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Muratbey, Yeni Pazarlar için 2026’da Uzak Doğu’ya Ağırlık Veriyor Haber

Muratbey, Yeni Pazarlar için 2026’da Uzak Doğu’ya Ağırlık Veriyor

Muratbey, peynire olan ilginin son yıllarda arttığı Japonya pazarında da inovasyon ve yerelleştirme merkezli stratejiyle yayılmayı hedefliyor. Türkiye’nin yenilikçi peynir markası Muratbey, 2008 yılından bu yana 300’ün üzerinde ürün çeşidini beş kıtada onlarca ülkeye ulaştırıyor. İhracatının yaklaşık yüzde 87’sini Avrupa ve Orta Doğu ülkelerine yapan Muratbey, Uzak Doğu ve Amerika’ya yönelik satışlarda da güçlü bir ivme yakaladı. 2026 yılına yönelik ihracat hedeflerini büyüttüklerini ifade eden Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol “Halihazırda Avrupa Birliği ve Ortadoğu ülkeleri, ABD ve Türk Cumhuriyetleri ağırlıklı olmak üzere 5 kıtaya ihracat yapıyoruz. Tüm dünyayı Muratbey’in sağlıklı, inovatif, kaliteli ve leziz peynirleriyle buluşturmayı hedefliyoruz. Peynir kategorisinde ilk marka olduğumuz Turquality programının kattığı güçle 2018’den bu yana Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, Bulgaristan, Romanya ve İsveç başta olmak üzere Avrupa’ya peynir ihracatımız yükselen bir grafikle sürüyor. Amerika ve Avrupa pazarlarında sürdürdüğümüz istikrarlı büyümeyi Asya’da da inovasyon odaklı ürün stratejilerimizle destekliyoruz.” değerlendirmesini yaptı. “Uzak Doğu yolculuğumuzu, Kore ve Japonya’yla daha da ileri taşıyoruz” Muratbey olarak 2026 hedeflerini, 2026–2028 Orta Vadeli Programı’nda öngörülen ihracat ve sektörel hedeflerle uyumlu olarak şekillendirdiklerini ifade eden Necmi Erol, “Ülkemizdeki, çiğ süt arzı, kalite ve üretimin yanı sıra soy kütüğü/süt işletmeciliği destekleri, sektörde 2026’ya dönük iyimserliği artırdı. Yeni pazarlara erişmek amacıyla son dönemde Uzak Doğu’ya ağırlık veriyoruz. Çin’de ihracat izni alan ilk Türk süt ve süt ürünleri firmalarından biri olarak başladığımız Uzak Doğu yolculuğunu, Kore ve Japonya’yla daha da ileri taşıyoruz. Bu doğrultuda peynire olan ilginin son dönemde arttığı Japonya hedeflediğimiz pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Çin ve Güney Kore’de olduğu gibi Japonya pazarında da inovasyon ve yerelleştirme merkezli bir strateji izliyoruz. Well-being, sağlıklı yaşam ve modern beslenme trendleriyle uyumlu zengin ürün portföyümüzü, farklı gramaj ve ambalaj seçenekleriyle yerel tüketicinin talebine göre oluşturuyoruz.” şeklinde konuştu. “İhracatta katma değer ve marka gücü odaklı büyümeyi merkeze alıyoruz” Büyümede Ar-Ge yatırımlarının stratejik önem taşıdığını vurgulayan Erol, “İhracatta hacimle birlikte katma değer ve marka gücü odaklı büyümeyi merkeze alıyoruz. Uluslararası fuarlarda elde ettiğimiz güçlü temaslar ve ürünlerimize yönelik büyük ilgi, Muratbey’in bilinirliğine önemli katkılar sağladı. Hedeflediğimiz pazarları, toplumu ve kültürel yapıyı derinlemesine inceliyoruz. Geleneksel Türk peynirlerinin yanı sıra inovatif peynirlerimizle yerel kültürle bağ kurmanın yollarını geliştiriyoruz. Bunu bazen yerel mutfak kültürüne uygun peynir bazlı tarifleri öne çıkararak bazen de kültürel uyumu gözeten iletişim diliyle sağlıyoruz. Tüm bu adımları, Türk peynirlerini küresel gıda sahnesinde farklılaştıracak önemli bir adım olarak görüyoruz. Böylelikle sektörümüzün uluslararası pazarlara açılmasına ve katma değerli ürün payının artırılarak Türk ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlıyoruz.” dedi. Necmi Erol; ABD, AB ve Uzak Doğu pazar paylarını genişletirken enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, inovatif ürün geliştirme odaklı Ar-Ge ve üretim yatırımlarıyla marka yatırımlarını artırmayı önceliklendirdiklerini vurgulayarak, “2025’de yüzde 30 olan istihdam artışını 2026’da yeni ürün projeleriyle yaklaşık yüzde 20 artırmayı öngörüyoruz.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.