Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerli Mühendislik

Kapsül Haber Ajansı - Yerli Mühendislik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerli Mühendislik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Erkunt Traktör'den Çiftçi Odaklı Yaklaşım Haber

Erkunt Traktör'den Çiftçi Odaklı Yaklaşım

Tarım sektöründe kalıcı başarının yalnızca iyi bir ürün geliştirmekle değil, çiftçiye verilen sözün yerine getirilmesiyle mümkün olduğunu belirten Erkunt Traktör CEO’su Tolga Saylan, aldıkları her kararda çiftçinin ihtiyaçlarını ve memnuniyetini merkeze koyduklarını söyledi. Bir traktörün gerçek değerinin satış günü değil, yıllar sonra tarlada çalışmaya devam ettikçe ortaya çıktığını vurgalayan Tolga Saylan, “Bizim odağımız hiçbir zaman yalnızca üretim olmadı. Bir ürünü geliştirirken performansı kadar dayanıklılığına, yakıt verimliliğine, bakım maliyetine ve satış sonrasında çiftçimize sağlayacağı güvene de aynı önemi veriyoruz. Traktörlerimize 3 yıl, yerli eCapra motorumuza ise 5 yıl garanti sunabiliyor olmamızın temelinde de bu yaklaşım var. Bir ürünün arkasında durabiliyorsanız, aslında verdiğiniz sözün de arkasında duruyorsunuz demektir.” diye konuştu. YERLİ MÜHENDİSLİK GÜCÜ Tarımın yalnızca traktörden ibaret olmadığının altını çizen Saylan,“Çiftçimizin işi tarlaya traktör götürmekle bitmiyor. Bu nedenle biz de çözüm üretirken daha geniş bir perspektifle hareket ediyoruz. Hisarlar Tarım Makineleri ile ekipman tarafında da çiftçilerimizin ihtiyaçlarına cevap veriyor, yerli mühendislik gücümüzü uluslararası bilgi ve tecrübeyle buluşturarak geliştirdiğimiz ürünleri dünyanın farklı coğrafyalarına ArmaTrac adıyla ulaştırıyoruz. Ancak bizim için büyümenin en önemli göstergesi ihracat rakamları değil; hangi ülkede olursa olsun markamızın sağlam köklere sahip bir marka haline gelmesi, ürünümüzü kullanan çiftçinin aynı kaliteyi, aynı hizmet anlayışını ve aynı güven duygusunu yaşayabilmesidir” ifadelerini kullandı. BU BAŞARI HEPİMİZİN... Tolga Saylan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün geldiğimiz noktaya tek başımıza ulaşmadık. Çalışanlarımızın emeği, bayilerimizin ve servislerimizin özverisi, tedarikçilerimizin katkısı ve en önemlisi çiftçilerimizin bize duyduğu güven, Erkunt Traktör’ü bugün olduğu yere taşıdı. Bizim sorumluluğumuz ise bu güveni korumak ve her gün daha ileriye taşımaktır. Tarım uzun soluklu bir iştir. Biz de attığımız her adımı aynı bakış açısıyla planlıyor; mühendisliğimize, insan kaynağımıza, iş ortaklarımıza ve satış sonrası hizmetlerimize yatırım yaparken tek bir hedefi esas alıyoruz: Yıllar sonra da tercih edilen, güvenilen ve tavsiye edilen bir marka olmaya devam etmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASPİLSAN Enerji'den Afet ve Savunma Alanlarına Mobil Enerji Desteği Haber

ASPİLSAN Enerji'den Afet ve Savunma Alanlarına Mobil Enerji Desteği

Türkiye’nin enerji depolama teknolojilerindeki öncü kuruluşu ASPİLSAN Enerji, kritik görevler ve zorlu saha koşullarına yönelik geliştirdiği 3000W ve 6000W Bavul Tipi Taşınabilir Enerji Depolama Sistemleri ile enerji çözümlerine yeni bir alternatif kazandırıyor. Tamamen yerli mühendislik kabiliyetiyle geliştirilen sistemler; afet ve acil durum yönetimi, savunma sanayi, güvenlik operasyonları, mobil görevler ve şebeke elektriğinin bulunmadığı sahalarda güvenilir enerji ihtiyacını karşılamak üzere tasarlandı. Kritik Görevler İçin Kesintisiz Enerji Yüksek performans, taşınabilirlik ve dayanıklılığı bir araya getiren sistemler; haberleşme sistemleri, komuta kontrol ekipmanları, tıbbi cihazlar, insansız sistemler, bilgisayarlar ve diğer kritik elektronik ekipmanların güvenli ve kesintisiz şekilde çalışmasını destekliyor. Bavul tipi ergonomik tasarımı sayesinde kolay taşınabilen ürünler, hızlı kurulum özelliğiyle afet bölgelerinde, geçici operasyon merkezlerinde ve mobil görev noktalarında kısa sürede devreye alınabiliyor. Farklı kullanım senaryolarına uygun olarak geliştirilen ürün ailesinde, 3000W model mobil saha görevleri ve orta ölçekli enerji ihtiyaçları için ideal çözüm sunarken, 6000W model daha yüksek güç gerektiren kritik uygulamalarda aynı anda çok sayıda ekipmanın güvenli şekilde çalışmasına imkân sağlıyor. “Enerjiye erişimin kesintiye uğradığı her noktada çözüm üretmeyi hedefliyoruz” ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Ahmet Turan Özdemir, geliştirilen sistemlere ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “ Enerji, günümüzde yalnızca bir ihtiyaç değil; operasyonel başarıyı ve hayatın sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen stratejik bir unsurdur. ASPİLSAN Enerji olarak geliştirdiğimiz 3000W ve 6000W Bavul Tipi Taşınabilir Enerji Depolama Sistemleri ile enerjiye erişimin mümkün olmadığı veya kesintiye uğradığı her noktada güvenilir çözümler sunmayı hedefliyoruz. Afet yönetiminden savunma sanayine, kamu kurumlarından kritik altyapılara kadar geniş bir kullanım alanına sahip bu ürünler, yerli mühendislik kabiliyetimizin ve teknoloji geliştirme yetkinliğimizin önemli bir göstergesidir. Türkiye’nin enerji depolama alanındaki bağımsızlığını güçlendirecek yenilikçi çözümler geliştirmeye ve ülkemizin stratejik ihtiyaçlarına değer katmaya devam edeceğiz.” Yerli Mühendislik ile Güçlü Çözümler ASPİLSAN Enerji tarafından geliştirilen taşınabilir enerji depolama sistemleri; 3000W ve 6000W güç seçenekleri,Kolay taşınabilir bavul tipi tasarım,Hızlı kurulum ve pratik kullanım,Zorlu çevresel koşullara dayanıklı yapı,Kritik ekipmanlar için güvenli ve kararlı güç çıkışı,Mobil görevlerde operasyonel süreklilik sağlayan yüksek performansı ile öne çıkıyor. Yerli üretim altyapısı ve mühendislik gücüyle geliştirilen 3000W ve 6000W Bavul Tipi Taşınabilir Enerji Depolama Sistemleri, enerji güvenliğinin kritik olduğu tüm sivil ve askeri görevlerde kesintisiz güç sağlayarak Türkiye’nin enerji teknolojileri alanındaki yetkinliğine katkı sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASPİLSAN Enerji’den Kesintisiz Enerji İçin Yeni Çözüm Solar Powerbank Haber

ASPİLSAN Enerji’den Kesintisiz Enerji İçin Yeni Çözüm Solar Powerbank

Türkiye’nin enerji teknolojileri alanındaki öncü kuruluşlarından ASPİLSAN Enerji, mobil yaşamın ve açık hava faaliyetlerinin enerji ihtiyaçlarına çözüm sunan yeni ürünü ASP-P20000HS Solar Powerbank ile kullanıcılarına güvenilir ve çok yönlü bir enerji deneyimi sunuyor. 20.000 mAh yüksek kapasitesiyle akıllı telefonlardan tabletlere, kulaklıklardan kameralara, dronlara kadar birçok cihazı gün boyunca şarj edebilen ASP-P20000HS, yalnızca bir powerbank olmanın ötesine geçerek acil durumlar ve outdoor kullanım için kapsamlı bir enerji istasyonu olarak öne çıkıyor. “Kesintisiz enerji vizyonumuzu günlük yaşama taşıyoruz” ASP-P20000HS Solar Powerbank hakkında değerlendirmede bulunan ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Ahmet Turan Özdemir şu ifadeleri kullandı: “ASPİLSAN Enerji olarak Türkiye’nin enerji bağımsızlığı vizyonuna yalnızca endüstriyel ve savunma sanayi alanında değil, günlük yaşamı kolaylaştıran yenilikçi ürünlerle de katkı sunuyoruz. ASP-P20000HS Solar Powerbank, kampçılardan seyahat severlere kadar geniş bir kullanıcı kitlesi için hibrit bir mobil güç kaynağıdır. Özellikle entegre el kranklı jeneratör ve güneş paneli desteği sayesinde, elektriğe erişimin olmadığı durumlarda dahi kesintisiz enerji imkânı sunmayı hedefledik. Yerli mühendislik kabiliyetlerimizle her koşulda güvenilir enerji sağlamaya devam edeceğiz.” Enerjiye her an erişim Yoğun iş temposu, seyahatler ve doğa aktiviteleri için tasarlanan ASP-P20000HS; USB ve Type-C giriş/çıkış uyumluluğu ile farklı cihazlarla kolay kullanım sağlıyor. Kablosuz şarj özelliği ise kullanıcı deneyimini daha pratik ve konforlu hale getiriyor. Acil durumlar için geliştirildi Ürünün dikkat çeken özellikleri arasında, elektrik erişiminin olmadığı ortamlarda kullanım imkânı sunan entegre çözümler yer alıyor. El kranklı jeneratör ile manuel enerji üretilebilmesi, dahili fener ve elektrikli spiral çakmak gibi fonksiyonlar; kamp, doğa sporları ve afet senaryolarında önemli avantajlar sağlıyor. Güneş enerjisi ile desteklenen mobil güç Solar panel desteği sayesinde yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanabilen ASP-P20000HS, uzun süreli açık hava kullanımlarında enerji sürekliliğini destekliyor. Çevre dostu yaklaşımı ve taşınabilir yapısıyla sürdürülebilir enerji çözümlerine katkı sunuyor. Geniş kullanım alanı ASP-P20000HS Solar Powerbank; Kamp ve doğa sporları tutkunları,Sık seyahat eden kullanıcılar,Acil durum ve afet çantası hazırlayanlar,Gün içinde yoğun mobil cihaz kullanan profesyoneller için ideal bir çözüm sunuyor. ASPİLSAN Enerji, yerli ve millî teknoloji vizyonu doğrultusunda kullanıcıların günlük yaşamlarını kolaylaştıran yenilikçi enerji çözümleri geliştirmeye devam ediyor.

Yapay Zeka Çağında Veri Egemenliği Ekonomik Güvenlik Meselesine Dönüştü Haber

Yapay Zeka Çağında Veri Egemenliği Ekonomik Güvenlik Meselesine Dönüştü

DT Cloud, veri egemenliğinin yalnızca verinin nerede saklandığıyla değil; hangi hukuk, teknoloji, kontrol düzlemi ve operasyonel dayanıklılık modeliyle yönetildiğiyle kazanıldığına dikkat çekiyor. Dijital ekonomide veri, kurumların operasyonlarını destekleyen bir kaynak olmanın ötesine geçerek ekonomik sürekliliği, rekabet gücünü ve kritik hizmetlerin devamlılığını taşıyan stratejik bir altyapı unsuruna dönüştü. Yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşması, gerçek zamanlı veri işleme ihtiyacı, artan siber riskler ve dijital tedarik zincirlerinde derinleşen bağımlılıklar, kurumların bulut stratejilerini teknik bir satın alma kararının ötesine taşıdı. Veri ve bulut altyapısı tercihleri artık regülasyon uyumu, operasyonel dayanıklılık, teknoloji bağımsızlığı ve ekonomik güvenlik başlıklarıyla birlikte değerlendiriliyor. Küresel ölçekte yaşanan gelişmeler de bu dönüşümü hızlandırıyor. Avrupa Komisyonu’nun egemen bulut hizmetleri için Avrupalı sağlayıcılara yönelmesi, Avrupa Birliği’nin bulut, yapay zeka ve yarı iletken alanlarında dışa bağımlılığı azaltmaya yönelik adımları ve NATO’nun güvenli bulut altyapısını kritik BT modernizasyonunun parçası olarak ele alması, dijital altyapı kararlarının stratejik kontrol ve operasyonel süreklilik ekseninde yeniden şekillendiğini gösteriyor. Bulut altyapısı artık kapasite, maliyet veya esneklik avantajı sunan bir teknoloji modeli olmanın ötesinde; kurumların kritik veriye, işlem gücüne ve dijital sistemlere kriz anlarında da erişebilmesini sağlayan ekonomik güvenlik katmanı olarak görülüyor. Veri egemenliği yerelliğin ötesinde bir kontrol meselesine dönüşüyor Veri egemenliği uzun süre verinin ülke sınırları içinde tutulmasıyla eş anlamlı biçimde ele alındı. Ancak yapay zeka, regülasyonlar, siber riskler ve küresel teknoloji bağımlılıkları bu tanımı genişletiyor. Bugün kurumlar açısından kritik olan, verinin nerede saklandığını bilmenin yanında; hangi hukuki çerçevede korunduğunu, hangi teknoloji katmanında işlendiğini, kimlerin hangi şartlarda erişebildiğini ve kriz anlarında nasıl erişilebilir kalacağını denetleyebilmek. Bu nedenle veri egemenliği üç temel katmanda değerlendiriliyor. İlk katman, verinin güvenli biçimde ülke sınırları içinde tutulmasını kapsayan fiziki ve coğrafi hakimiyet. İkinci katman, verinin bulunduğu ülkenin hukuk düzenine tabi olmasını ve erişim koşullarının ulusal mevzuatla belirlenmesini ifade eden hukuki hakimiyet. Üçüncü ve en kritik katman ise veriyi işleyen, yöneten ve taşıyan teknoloji katmanları üzerinde denetlenebilirlik, müdahale kabiliyeti ve operasyonel kontrol sağlayan teknolojik hakimiyet. Bu üç unsur birlikte sağlanmadığında, verinin yerel olarak barındırılması tek başına gerçek anlamda veri egemenliği sağlamaya yetmiyor. Yerli bulutun stratejik değeri teknoloji üzerindeki hakimiyette ortaya çıkıyor Yerli bulutun yeni dönemdeki stratejik önemi de bu çerçevede belirginleşiyor. Yerli bulut, yalnızca verinin ülke sınırları içinde saklanmasını sağlayan bir barındırma modeli olarak ele alındığında eksik bir çerçeve sunuyor. Asıl değer; regülasyon uyumu, denetlenebilir mimari, üretici bağımlılığını azaltan teknoloji yaklaşımı, yerel operasyon kabiliyeti ve kriz anlarında erişilebilirliği koruyabilen dayanıklı altyapı modeliyle ortaya çıkıyor. Özellikle finans, kamu, savunma, sağlık, enerji, üretim ve teknoloji gibi kritik sektörlerde veri güvenliği kurum ölçeğini aşan bir etki alanına sahip. Bu sektörlerde yaşanacak bir veri kaybı, erişim kesintisi veya tedarikçi bağımlılığından kaynaklanan operasyonel aksama; yalnızca ilgili kurumun iş süreçlerini değil, ekonomik sürekliliği, kamu hizmetlerini, finansal istikrarı ve kritik altyapıların dayanıklılığını da etkileyebiliyor. Türkiye’de kritik altyapı sistemlerinin siber dayanıklılığını artırmaya yönelik resmi çerçevenin güçlenmesi de veri ve bulut altyapılarının stratejik önemini artırıyor. Dijital altyapının artan önemi, yerli bulut sağlayıcılarının rolünü de yeniden tanımlıyor. Kurumlar için artık yerel veri merkezi kapasitesine erişmenin yanı sıra bu kapasitenin hangi kontrol düzlemiyle yönetildiği, hangi teknoloji katmanlarına bağımlı olduğu, regülasyonlara uyumun nasıl sağlandığı ve olağanüstü durumlarda operasyonların nasıl sürdürülebildiği de kritik önem taşıyor. DT Cloud, egemen kontrol mimarisiyle kurumların dijital sürekliliğine odaklanıyor Dijital Türkiye’nin Yerli Bulutu DT Cloud, veri egemenliği yaklaşımını veri barındırma veya yerel altyapı kapasitesiyle sınırlamıyor. Yerli mühendislik gücüyle geliştirdiği egemen bulut yaklaşımında veri, hukuk, teknoloji ve operasyon katmanlarını birlikte ele alan bir altyapı modeli sunan DT Cloud; kontrol düzlemi, denetlenebilir mimari, regülasyon uyumu ve teknoloji bağımsızlığı perspektifiyle kurumların kritik verilerini ve iş süreçlerini güvenli, yönetilebilir ve sürdürülebilir bir zeminde konumlandırmasını destekliyor. DT Cloud’un yaklaşımında yerli bulut, kurumlara yalnızca verilerini Türkiye’de tutabilecekleri bir altyapı sağlamıyor; aynı zamanda bu verilerin hangi mimariyle yönetildiği, hangi uyum mekanizmalarıyla korunduğu ve hangi operasyonel dayanıklılık modeliyle erişilebilir kaldığı sorularına bütüncül bir yanıt sunuyor. Böylece yerli bulut, dijital dönüşüm yatırımlarının üzerinde yükselebileceği stratejik bir güvenlik ve süreklilik katmanına dönüşüyor. DT Cloud Genel Müdürü Serdar Yokuş, veri egemenliğinin kurumlar için geniş bir stratejik çerçevede ele alınması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zeka, siber riskler ve jeopolitik belirsizlikler dijital altyapı kararlarını ekonomik güvenliğin parçası haline getiriyor. Bu nedenle yerli bulutun stratejik önemi, veriyi ülke sınırları içinde tutmanın ötesinde; kurumlara regülasyon uyumu, operasyonel dayanıklılık, teknoloji bağımsızlığı ve denetlenebilir bir kontrol mimarisi sunabilmesinden geliyor. DT Cloud olarak veri, hukuk, teknoloji ve operasyon katmanlarını birlikte ele alan egemen altyapı yaklaşımımızla kurumların dijital sürekliliğini ve kritik sistemlerin güvenliğini desteklemeyi sürdürüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KJ Power Generator SAHA Expo 2026'da Yeni Nesil Saha Enerji Teknolojilerini Tanıttı Haber

KJ Power Generator SAHA Expo 2026'da Yeni Nesil Saha Enerji Teknolojilerini Tanıttı

Türk mühendisler tarafından geliştirilen ürün portföyü; askeri operasyonlar, mobil üs bölgeleri, saha haberleşmesi, lojistik destek faaliyetleri ve kritik altyapı uygulamaları için kesintisiz, taşınabilir ve verimli enerji çözümleri sunmaktadır. Şirketin SAHA Expo'da sergilediği kompakt askeri jeneratör sistemleri, hafif mobil jeneratörler, şaft jeneratör teknolojileri, DC jeneratör çözümleri ve plugin ışık kuleleri; mobilite, çevresel dayanıklılık ve akıllı enerji yönetimi alanlarında öne çıktı. Şirket, ürün portföyünün yanı sıra UL (Underwriters Laboratories) sertifikasyonu, devam eden yeni nesil fabrika yatırımı ve NATO ve BM tedarikçi kayıt sürecindeki gelişmelerle uluslararası savunma ekosistemindeki konumunun derinleştiğini duyurdu. Ekstrem koşullara dayanıklı kompakt askeri jeneratör KJ Power Generator'ın savunma sanayine yönelik öne çıkan çözümlerinden KJB110 Askeri Tip 110 kVA Kompakt Jeneratör, kritik operasyonlarda kesintisiz enerji ihtiyacını karşılamak üzere geliştirildi. Sistem, −35°C ile +55°C arasındaki ekstrem iklim koşullarında çalışacak şekilde tasarlandı. Helikopterle aktif durumda taşınabilen LVAD sertifikasyon süreçlerini tamamlamis, kompakt tasarımlı KJB110, operasyon bölgesine doğrudan indirilebilme özelliği ile birliklere hızlı enerji desteği sağlıyor. Yere bırakıldıktan sonra dış desteğe ihtiyaç duymadan 8 saate kadar kesintisiz çalışabilen sistem, ani konuşlanma, geçici üs kurulumu ve operasyonel sürdürülebilirlik ihtiyaçları açısından stratejik bir alternatif sunuyor. Dört personelle taşınabilen hafif mobil jeneratör KJY13 Hafif Mobil Jeneratör, sahadaki ani elektrik ihtiyaçlarına hızlı müdahale amacıyla geliştirildi. Alüminyum kabin yapısı ve optimize edilmiş motor bileşenleri sayesinde 130 kilogramın altına indirilen sistem, dört personel tarafından elle taşınabilecek şekilde tasarlandı. Çöl ve yoğun tozlu ortamlar için geliştirilen özel radyatör modifikasyonu, farklı coğrafi koşullarda güvenilir performans sağlıyor. Bağımsız motoru olmayan şaft jeneratör sistemi KJ Power Generator'ın yenilikçi teknolojileri arasında yer alan Şaft Jeneratör Sistemi, üzerinde bağımsız bir motor bulunmadan elektrik üretebilmesi nedeniyle dikkat çekiyor. Tank, kamyon veya benzeri araçların mekanik hareketinden yararlanan sistem, aracın şaftına entegre edilerek enerji üretimi sağlıyor. Yakıt verimliliği, bakım kolaylığı ve operasyonel sürdürülebilirlik açısından önemli avantajlar sunan teknoloji; araç üstü savunma sistemleri ve mobil operasyonlar için bağımsız bir enerji alternatifi oluşturuyor. Akıllı modüler enerji yönetimi: DC jeneratörler Telekomünikasyon, kritik altyapı ve stratejik saha uygulamaları için geliştirilen DC Jeneratör Serisi, 100 kilogramın altındaki kompakt yapısıyla 7 kW ve 11 kW güç seçenekleri sunuyor. Elektronik yük yönetimi sayesinde yalnızca ihtiyaç duyulan enerjiyi üreten sistem, yakıt tüketimini optimize ediyor. Yazılım tabanlı senkronizasyon altyapısı, birden fazla cihazın ek bir senkronizasyon panosuna ihtiyaç duymadan paralel çalışabilmesine olanak tanıyor. Motorsuz ve sessiz aydınlatma: plugin ışık kulesi Motor veya akü gerektirmeyen tamamen elektrik destekli yapısıyla Plugin Işık Kulesi, sessiz çalışma, hafiflik ve kolay taşınabilirlik özellikleriyle saha operasyonlarına esneklik kazandırıyor. 4x300W LED projektörleri ile geniş alan aydınlatması sunan sistem, 400W projektör opsiyonu ile yüksek aydınlatma ihtiyaçlarına da yanıt veriyor. Birden fazla kule tek bir enerji kaynağı üzerinden paralel bağlanabiliyor; kamera anons sistemi, rüzgâr şiddet ölçer, pan-tilt motor ve hibrit batarya desteği opsiyonel olarak sunuluyor. Askeri hibrit jeneratör Askeri operasyonlardan şantiye, etkinlik, maden ve afet bölgelerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip KJ Power Askeri Hibrit Jeneratör, batarya ve dizel hibridi sayesinde tek dolumla uzun çalışma süresi sunuyor. 13 kVA standby ve 11,8 kVA prime güç kapasitesi, 3000 rpm çalışma hızı, 231 V gerilim değeri ve endüstriyel su soğutmalı yapısıyla sistem; mobil üs bölgeleri, haberleşme altyapıları ve kritik saha uygulamaları için yüksek verimlilik sağlıyor. Yönetim açıklaması KJ Power Generator Yönetim Kurulu Başkanı Musa Kürkçü, fuara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Otuz yılı aşkın süredir Türkiye'de enerji teknolojileri üreten bir şirket olarak, savunma sanayisine yönelik kabiliyetimizi yerli mühendislik ile inşa ettik. SAHA Expo'da gördüğümüz ilgi, ürünlerimizin yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değil, müttefik ordularımızın da operasyonel ihtiyaçlarına cevap verebildiğini gösteriyor. Bu yön, KJ Power'ın önümüzdeki dönemde stratejik önceliği olmaya devam edecek." Yerli mühendislik, uluslararası sahaya hazır portföy KJ Power Generator, savunma sanayii başta olmak üzere kritik altyapı, telekomünikasyon ve mobil saha uygulamalarında rekabetçi, dayanıklı ve verimli enerji teknolojileri geliştirmeyi sürdürüyor. Şirket, SAHA Expo 2026'da tanıttığı yeni ürün ailesinin ulusal ve uluslararası savunma projelerinde aktif rol üstlenmesini hedeflediğini açıkladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

RMK Marine, Ditaş Denizcilik için İnşa Ettiği T. Florya’yı Denize İndirdi    Haber

RMK Marine, Ditaş Denizcilik için İnşa Ettiği T. Florya’yı Denize İndirdi  

RMK Marine’in Tuzla’daki tersanesinde gerçekleştirilen törene Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, Suudi Arabistan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Essam Alammari, Koç Holding, Tüpraş ve Ditaş Denizcilik’ten üst düzey yetkililer katılım sağladı. Gerçekleştirilen törende konuşan RMK Marine Genel Müdürü Dr. Utku Alanç: “İki köklü Türk denizcilik şirketi arasındaki güçlü iş birliğini ve yerli mühendisliğin ulaştığı yüksek seviyeyi bu proje ile bir kez daha göstermiş olmanın gururunu yaşıyoruz.” ifadelerine yer verdi. 125 metre boyunda T. Florya Kimyasal Tankeri, yüksek operasyonel verimlilik hedefiyle, ileri mühendislik yaklaşımıyla Delta Marine tarafından titizlikle tasarlandı. Emniyet, yük esnekliği, performans kriterleri gözetilerek geliştirilen T. Florya, farklı operasyonel ihtiyaçlara cevap verebilecek teknik altyapısı, uluslararası denizcilik standartlarına uygun donanımı ve modern sistem entegrasyonu ile küresel kimyasal taşımacılık operasyonlarında etkin bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Ditaş Denizcilik Genel Müdürü Çağatay Ölken törene ilişkin şunları ifade etti: “T. Florya, yalnızca filomuza katılan yeni bir gemi değil; aynı zamanda operasyonel mükemmeliyet, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağımızın somut bir yansımasıdır. Genç, modern ve yüksek performanslı filo yapımızı daha da güçlendirme hedefimiz doğrultusunda attığımız bu adım, rekabet gücümüzü ileri taşıyacak. Metanol yakıt sistemine hazır altyapısı sayesinde T. Florya, düşük karbonlu deniz taşımacılığı vizyonumuz ile uyumlu olarak alternatif yakıtlara uyum kabiliyetimizi güçlendirecek. Yerli mühendislik ve güçlü iş birlikleri ile hayata geçirilen bu proje, Türk denizcilik sektörünün küresel ölçekteki konumunu da destekliyor. Önümüzdeki dönemde de çevresel sorumluluk, güvenlik ve operasyonel verimlilik odağında yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.” Türk Denizciliğinde Stratejik Bir Adım Deneme seyrinin tamamlanmasının ardından 2026 yılının üçüncü çeyreğinde teslim edilmesi planlanan T. Florya, Ditaş Denizcilik’in filo yapılanmasında önemli bir kilometre taşı olacak. Proje, yalnızca yeni bir gemi inşa sürecini değil, aynı zamanda Türk denizcilik sektöründe mühendislik, kalite ve güvenlik standartlarının daha da ileri taşınmasına yönelik güçlü bir adımı temsil ediyor. İleriki dönemde geleceğin düşük emisyonlu yakıtlarından metanol kullanabilme özelliğine yönelik optimize edilmiş tasarımı ve ana makine konfigürasyonu ile T. Florya Kimyasal Tankeri, RMK Marine ve Ditaş Denizcilik’in sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk ve geleceğe yönelik yeşil dönüşüm vizyonunu bir kez daha ortaya koyuyor. RMK Marine Gemi inşa sektöründe Türkiye’nin lider tersanelerinden biri olan RMK Marine, 1997 yılından bu yana Koç Topluluğu çatısı altında küresel ölçekte faaliyetlerini sürdürmekte ve müşteri ihtiyaçlarına özel çözümler sunmaktadır. RMK Marine, ticari ve askeri gemiler ile süper yat sektörü de dahil olmak üzere, yüksek teknolojiye sahip platformların gemi inşasında uzmanlaşmıştır. Sürdürülebilirlik vizyonuyla hareket eden tersane; ticari yelkenli gemiler, dual yakıtlı gemiler ile hibrit ve tamamen elektrikli gemiler gibi alternatif enerjiyle çalışan tahrik sistemleri geliştirerek çevreyi ve geleceği destekleyen yenilikçi çözümler sunmaktadır. RMK Marine yenilikçilik, kalite ve verimlilik konularındaki kararlılığını teknoloji ve altyapıya yapılan sürekli yatırımlar ile desteklemektedir. Tüm gemi inşa faaliyetlerini uluslararası kalite standartlarına uygun olarak sürdürmeye özen gösteren tersane, iş sağlığı ve güvenliği, çevresel duyarlılık ve operasyonel verimliliği her zaman önceliklendirmektedir. Ditaş Denizcilik Ditaş Deniz İşletmeciliği ve Tankerciliği A.Ş., 1974 yılından bu yana, deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösteren ve enerji lojistiğinde uzmanlaşmış bir şirkettir. Şirket, 17 adet farklı tip ve boyutta tankerden oluşan filosu ve toplam 712.000 DWT taşıma kapasitesi ile Türk bayraklı en güçlü ve en genç tanker filolarından birine sahiptir. Ditaş Denizcilik yaklaşık 800 kişilik çalışan kadrosu ile gemi İşletmeciliğinin yanı sıra brokerlik, acentelik, vetting ve römorkörcülük hizmetleri sunmaktadır. Uluslararası klas kuruluşları tarafından sertifikalandırılmış filosu ile operasyonlarını sürdüren Ditaş Denizcilik, tüm uluslararası denizcilik regülasyonlarına tam uyum içinde faaliyet göstermektedir. Gelişmiş filo yönetim sistemleri, planlı bakım süreçleri ve dijital izleme altyapısı sayesinde yüksek operasyonel verimlilik ve emniyet standartları sağlanmaktadır. Tecrübeli kadrosu ile Koç Holding, Tüpraş ve TSKGV’nin gücünden aldığı destekle, Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok noktasında operasyonlarını başarıyla sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hızlı Milli Tren Raylarda: İç Mekân Sistemlerini Canray Ulaşım Geliştirdi Haber

Hızlı Milli Tren Raylarda: İç Mekân Sistemlerini Canray Ulaşım Geliştirdi

Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii A.Ş. (TÜRASAŞ) tarafından geliştirilen ve işletmesi TCDD Taşımacılık A.Ş. tarafından yapılacak olan METS 225 hızlı tren projesinde, trenin tüm iç mekân sistemlerinin tasarım ve üretim süreçleri Canray Ulaşım tarafından gerçekleştirildi. Proje kapsamında Canray Ulaşım, trenin yolcu salonları, iç kaplama sistemleri, tavan ve duvar panelleri başta olmak üzere tüm iç mekân bileşenlerinin tasarımından üretimine kadar geniş bir sorumluluk üstlendi. Şirket, stil geliştirme aşamasından başlayarak mühendislik, üretim ve montaj süreçlerinin tamamını kendi mühendislik altyapısı ve üretim kapasitesiyle yürüttü. Tren İç Mekânlarının Tüm Süreçleri Canray Ulaşım’a Emanet METS 225 projesinde Canray Ulaşım, “tam hizmet tedarikçisi” rolüyle projede yer aldı. Bu kapsamda trenin yolcu konforuna yönelik tüm iç mekân sistemleri şirket tarafından geliştirildi. Projede geliştirilen başlıca sistemler şunlar oldu: Yolcu salonu tasarımları İç kaplama sistemleri Tavan ve aydınlatma sistemleri Duvar panelleri İç mekân bileşenleri ve modülleri Bu çalışmalar sayesinde trenin iç mekânları hem ergonomi hem de modern tasarım anlayışıyla geliştirildi. “Türkiye’nin Raylı Sistem Teknolojilerine Katkı Sağlıyoruz” Canray Ulaşım Genel Müdürü Tahsin Kip, projeyle ilgili yaptığı açıklamada Türkiye’nin demiryolu teknolojileri açısından önemli bir adım atıldığını belirtti. Kip açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “225 km/s hızındaki ilk yerli ve millî hızlı tren projesinde yer almak bizim için büyük bir gurur. Canray Ulaşım olarak trenin iç mekân sistemlerinde stil aşamasından başlayarak tasarım, mühendislik, üretim ve montaj süreçlerinin tamamını üstlendik. Yerli mühendislik gücümüz ve güçlü üretim altyapımız sayesinde Türkiye’nin raylı sistemler alanındaki teknolojik gelişimine katkı sunmaya devam ediyoruz.” Yerli Demiryolu Teknolojilerinde Yeni Bir Aşama METS 225 projesi, Türkiye’nin yüksek hızlı tren teknolojilerinde yerli üretim kapasitesini artırmayı hedefleyen projeler arasında gösteriliyor. Proje, yerli mühendislik gücü ve gelişmiş üretim altyapısının bir araya gelmesiyle hayata geçirilirken, demiryolu teknolojilerinde Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltma hedefi açısından da önem taşıyor. Uluslararası Projelerde de Yer Alıyor Canray Ulaşım, raylı sistem araçlarının iç mekân çözümleri alanında geliştirdiği mühendislik ve üretim kabiliyetleriyle yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası demiryolu projelerinde de yer alıyor. Şirket, sürdürülebilir ulaşım vizyonu doğrultusunda raylı sistem teknolojilerine yönelik yeni çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WAT Mobilite 2025’te 62 Şehirde 622 Şarj Noktasına Ulaştı Haber

WAT Mobilite 2025’te 62 Şehirde 622 Şarj Noktasına Ulaştı

Elektrikli araçlar için yenilikçi ve sürdürülebilir şarj çözümleri sunan WAT Mobilite, 2026 yılında mevcut istasyonlarda sunulan şarj gücünü artırarak ve yeni istasyonlarda yüksek güçte şarj hizmeti sunarak elektrikli araç altyapı dönüşümünde aktif rolünü pekiştirmeyi hedefliyor. 2026 yılında yüksek hızlı şarj noktalarını minimum 180 kW olacak şekilde kurgulayan WAT Mobilite, hizmet verdiği şarj noktalarında da lokasyon altyapısını güncelleyerek düşük güçteki şarj istasyonlarının gücünü 180 kW'a çıkarmayı hedefliyor. Şirket, geçen yıl 360 kW şarj istasyonlarıyla başlattığı ultra hızlı şarj hizmetini de yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Bu kapasite artışı, özellikle şehirler arası güzergâhlar ve yoğun kullanılan noktalarda elektrikli araçların daha kısa sürede şarj edilmesini sağlayacak. Karahasanoğlu: Kullanıcıların yolculuk alışkanlıklarını iyileştiriyoruz 2025 yılında hayata geçirilen yatırımlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan WAT Mobilite & WAT Motor Genel Müdürü Alp Karahasanoğlu, “Türkiye genelindeki toplam 38.735 şarj soketi içerisinde %5’lik pazar payına ulaşan WAT Mobilite, 1.971 soketten oluşan geniş ağıyla sektörün ana oyuncularından biri olduğunu kanıtladı. Yerli üretim WT Serisi’nin teknolojik gücünü arkamıza alarak, sunduğumuz yüksek hızlı şarj altyapısıyla Türkiye’nin mobilite dönüşümüne öncülük etmeye devam ediyoruz" dedi. Artan elektrikli araç sayısına paralel olarak sundukları hizmetin kalitesini artırmak için kesintisiz çalıştıklarını belirten Karahasanoğlu, “Şarj ağımızın önemli bir kısmında yüksek hızlı şarj istasyonları ile hizmet veriyoruz. 2025 yılında ilk defa 360 kW şarj istasyonları ile başlattığımız ultra hızlı şarj hizmetini 2026 yılında yaygınlaştıracağız. Mevcut ve yeni lokasyonlarımızın şarj gücünü minimum 180 kW olacak şekilde yükselterek, kullanıcılarımıza daha verimli bir enerji altyapısı sunmayı hedefliyoruz. Bu dönüşüm sadece bir kapasite artışı değil, aynı zamanda kullanıcıların yolculuk alışkanlıklarını iyileştiren bir standart. Teknolojik bağımsızlığı merkeze alan yeni yatırım hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye’nin mobilite dönüşümüne rehberlik etmeyi ve müşteri memnuniyetini en üst seviyeye taşımayı sürdüreceğiz” dedi. Yerli WT Serisi’yle şarjda yeni dönem başlattı Tamamı kendi Ar-Ge ekibi tarafından tasarlanan ve Türkiye’de üretilen yerli 'WT Serisi' şarj istasyonunu devreye alarak teknolojik yerlileşme hedefine ulaşan WAT Mobilite, sertifikasyon süreci tamamlanan 180 kW kapasiteli istasyonlarla, sektördeki Çin ve Avrupa bağımlılığını azaltarak teknolojik bilgi birikimi ve uzmanlık oluşturdu. Şirket, Bi Mola tesislerinde yerli şarj istasyonlarını 180 kW ile hizmete açtı. 240 kW’lık yeni modelini de sertifikasyon sürecine dahil etti. 2026 yılı 2. Çeyrek içerisinde 240 kW’lık şarj istasyonları ile hizmet vermeyi amaçlıyor. Mevcut ürün gamını 2026 yılı itibarıyla tamamen yurt içi pazara açmayı planlayan WAT Mobilite, bu hamleyle Türkiye’nin enerji altyapısına yerli mühendislik gücüyle değer kattı. Bodrum-İstanbul yolunda enerji durağı ve yaşam alanı bir arada 2025 yılında Türkiye’de bir ilk olan ve 360 kW gücündeki ultra hızlı şarj istasyonlarını bünyesinde barındıran WAT Şarj HUB’ı da 500’üncü lokasyonu olarak hizmete sunan WAT Mobilite, Bodrum-İstanbul yolu üzerinde konumlanan şarj merkeziyle şarj istasyonu kavramına yeni bir boyut kazandırdı. Elektrikli araç kullanıcıları için sadece bir enerji durağı değil, kapsamlı bir yaşam alanı olarak tasarlanan WAT Şarj HUB araçların enerji ihtiyacını karşılamanın yanında seyahatleri daha keyifli kılan bir mola noktası olarak kurgulandı ve tesiste, 7/24 hizmet veren dinlenme ve etkinlik alanları, hijyen standartları yüksek tuvaletler ile yiyecek-içecek otomatları gibi sosyal imkanlar bir arada sunulmaya başlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji, Kırsal ve Kritik Altyapılarda Kapsama Sorununu Ortadan Kaldırıyor Haber

Nu Teknoloji, Kırsal ve Kritik Altyapılarda Kapsama Sorununu Ortadan Kaldırıyor

Bu sayede IoT ve özel 5G ağlarında uzun süredir çözüm bekleyen kapsama problemini ortadan kaldıran yeni nesil haberleşme mimarisini hayata geçirdi. Bu yeni mimari sayesinde, bugüne kadar ağırlıklı olarak şehir merkezleri ve yerleşim alanlarıyla sınırlı kalan mesh* tabanlı IoT çözümleri; artık kırsal alanlarda, tarım sahalarında, enerji santrallerinde ve kritik altyapılarda kesintisiz ve güvenilir biçimde kullanılabiliyor. Altyapı yatırım ve işletme maliyetlerini düşürüyor, özel 5G IoT ağlarını küresel ölçekte uygulanabilir hale getiriyor. Nu Teknoloji’nin geliştirdiği DECT NR+ Mesh altyapısı; SIM karta ihtiyaç duymayan, operatör bağımsız, yerel ve özel 5G mimarisiyle çalışan, düşük gecikmeli ve yüksek ölçeklenebilir IoT ağlarının kurulmasını mümkün kılıyor. NTN teknolojisini devreye alan entegrasyon sayesinde de gateway’ler uydu üzerinden doğrudan internete bağlanabiliyor. Nu Teknoloji İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Alkaya, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin kırsal alanlarında ve kritik altyapılarda bağlantı kopuklukları yüzünden veri kaybı, izleme eksikliği gibi önemli sorunlar yaşanabiliyor. Bugün IoT projelerinin önündeki en büyük engel ise teknoloji eksikliği değil, kapsama bağımlılığıdır. Nu Teknoloji olarak bu bağımlılığı ortadan kaldıran çözümler geliştiriyoruz. DECT NR+ ile simsiz, operatörlerden bağımsız, güvenli ve yerel 5G mesh ağlar kuruyor; uydu tabanlı NTN entegrasyonu sayesinde bu ağları dünyanın en uzak ve en zorlu coğrafyalarından bile kesintisiz şekilde internete bağlıyoruz. Bu yaklaşım yalnızca teknik bir çözüm değil; enerji, tarım ve kritik altyapılarda veriye her koşulda erişimi mümkün kılan stratejik bir dönüşümün önemli bir adımıdır. Geliştirdiğimiz bu altyapıyla birlikte “bağlantı yok” sorununu sahada ortadan kaldırırken, yerli mühendislik gücüyle oluşturduğumuz bu sistemi kısa vadede ülkemizde ve bölge ülkelerinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz” *Mesh: Birden fazla erişim noktasını birbirine bağlayan ortak ağ.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.