Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerli Teknoloji

Kapsül Haber Ajansı - Yerli Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerli Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Telekom’dan Yılın İlk Yarısında Güçlü Performans Haber

Türk Telekom’dan Yılın İlk Yarısında Güçlü Performans

Türk Telekom, 2026 yılı ikinci çeyrek finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. 2026’nın ikinci çeyreğinde konsolide gelirlerini yıllık bazda %9,3 artışla 72,8 milyar TL'ye yükselten Türk Telekom’un, yılın ilk yarısındaki konsolide gelirleri 142,2 milyar TL oldu. Türk Telekom’un 2026 ikinci çeyreğinde FAVÖK’ü yıllık bazda %4,8 artarak 29,4 milyar TL'ye yükselirken, FAVÖK marjı %40,4 olarak gerçekleşti. 2026’nın ikinci çeyreğinde net kârı 6 milyar TL olan Türk Telekom’un, yılın ilk yarısındaki net kârı yıllık 17,2 milyar TL seviyesine ulaştı. 2026 ikinci çeyrekte 5G ve fiber yatırımlarına hız veren Türk Telekom, güneş enerjisi yatırımları hariç 23,1 milyar TL yatırım gerçekleştirdi. Türk Telekom’un yılın ilk yarısında; güneş enerjisi, imtiyaz süre uzatımı ve mobil lisans bedelleri hariç yatırımları, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %52,3’lük artışla 41,4 milyar TL’ye ulaştı. Türkiye’nin ilk entegre operatörü olan Türk Telekom’un 2026 ikinci çeyrek itibarıyla toplam abone sayısı 57,6 milyona yükseldi. 81 ilin her köşesinde yüksek hızda internet erişimi sunmak amacıyla faaliyetlerini sürdüren Türk Telekom’un 2026 ikinci çeyrek itibarıyla fiber ağ uzunluğu 571 bin km’ye, fiber hane kapsaması ise 34,6 milyon haneye ulaştı. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital geleceğini inşa etmek amacıyla faaliyetlerimize ve yatırımlarımıza aralıksız devam ettiğimiz 2026’nın ilk yarısını güçlü gelir büyümesi ve karlılıkla tamamlamanın memnuniyetini yaşıyoruz. Hem sabit hem de mobil iş kollarımızın desteği ve katma değerli dijital hizmetlerimiz sayesinde toplamda yaklaşık 58 milyon abone tabanına ulaştık. Mobil segmentimizde numara taşıma pazarındaki liderliğimizi sürdürerek yaklaşık 33 milyon aboneye ulaştık ve faturalı abone oranımız %80’i geçti. Nisan ayında tüm Türkiye çapında hayata geçirdiğimiz 5G servislerimiz ile birlikte, 5G’li müşterilerimizin trafik artışı devam etti. Sabit iş kolumuzda müşterilerimize sunduğumuz yüksek kapasite ve hız paketlerimizi sağlayan fiber yatırımlarımız sayesinde güçlü gelir büyümemizi devam ettirdik. Sabit internet, kurumsal data ve BT çözümleri gelirlerimizdeki artış büyümeye önemli katkı sağladı. Ana iş kollarımızdaki güçlü performansımıza ek olarak, ikinci çeyrekte yerli haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik önemli bir iş birliğine imza attık ve Türkiye’nin iletişim ve teknoloji ekosistemindeki liderliğimizi sürdürdük. Türk Telekom olarak ulaşımdan üretime, tarımdan sanayiye kadar pek çok alanda teknoloji birikimimizle sektörlerin dönüşümünü sağlayarak ülkemizin kalkınma yolculuğuna katkı sunuyoruz. Son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile imzaladığımız protokol kapsamında müze ve ören yerlerinin uçtan uca dijitalleşmesi için çalışmalara başladık. Fiber altyapıdan veri güvenliğine, müze mağazalarından dijital ödeme sistemlerine kadar uzanan kapsamlı dönüşümle kültürel mirasımızı teknolojiyle geleceğe taşıyacağız. Aynı dönemde, Borsa İstanbul’da sürdürülebilirlik performansı yüksek şirketlerin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dahil olmaya hak kazanarak sürdürülebilir büyüme vizyonumuzu destekledik. Finansal büyüme stratejimizi, çevresel ve toplumsal sorumluluklarımızla birlikte yöneterek hem paydaşlarımız için hem de gelecek nesiller için yaşayacak kalıcı bir ‘değer’ üretmeye odaklanıyoruz. Teknoloji birikimimiz, uzman kadrolarımız ve güçlü yatırımlarımızla ülkemizi yarınlara taşımak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. “5G döneminde de oyun kurucu rolümüzü pekiştirdik” Şahin, “Müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımımız ve yatırımlarımızla mobil abone kazanımındaki yükselişimiz sürüyor. 1 Nisan’da Türkiye’de 5G’nin kullanıma açılmasıyla giriş yaptığımız yılın ikinci çeyreğini mobil numara taşıma pazarında liderlikle tamamladık. ‘Herkes için 5G’ anlayışımızla, başarılı bir şekilde yürüttüğümüz 5G lansman sürecimizin devamında, 5G’yi zenginleştirilmiş tarife seçenekleriyle abonelerimizle buluşturarak yeni dönemde de mobildeki oyun kurucu rolümüzü pekiştirdik. 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı LTE baz istasyonu oranını ise %64’e yükselttik. Nisan ayında Türkiye çapında hayata geçirdiğimiz 5G servislerimiz ile birlikte, 5G’li müşterilerimizin trafik artışı devam etti. Önümüzdeki dönemde uyumlu cihaz ve aktif kullanım oranlarındaki artışla birlikte, 5G yatırımlarımız mobil segmentteki büyümemizi desteklemeye devam edecek” ifadelerini kullandı. Yerli haberleşme teknolojilerine yönelik stratejik iş birliği Geleceğin inşası için önemli bir sorumluluk aldıklarını belirten Şahin, “Teknoloji birikimimiz, Ar-Ge faaliyetlerimiz ve akademik yayınlarımızla ülkemizin yarınları için çalışıyoruz. Yerli teknoloji ekosistemimizin büyümesine öncülük ediyor, geleceğe değer katacak proje ve iş birliklerine imza atıyoruz. Bu kapsamda çok önemli bir adım atarak, yerli haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik ülkemizin güzide kuruluşu ASELSAN ile stratejik bir iş birliği başlattık. Bu kapsamda 5G ekosistemini destekleyecek yüksek katma değerli yerli akıllı telefonun geliştirilmesine yönelik çalışmalar ve ilerleyen aşamalarda yerli haberleşme cihazları ile haberleşme altyapılarında kullanılacak donanım ve yazılımların geliştirilmesine yönelik yol haritası oluşturduk. Ülkemizin haberleşme teknolojilerinde yerli üretim kapasitesini artırmayı, geliştirme, üretim ve ticarileştirme gibi süreçleri kapsayan sürdürülebilir bir ekosistemi oluşturmayı ve yarınlara değerli miras bırakmayı amaçlıyoruz. Teknolojide kendi kendine yeten bir Türkiye için sorumluluk almaya ve dijital geleceğin inşasına katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. “Yeşil dönüşüme öncülük etmeyi sürdüreceğiz” Şahin, “Bu toprakların en köklü kurumlarından biri olarak kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanmayı, milli servetimizi yarınlara aktarmayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu kapsamda sürdürülebilirliği bir iş modeli olarak değil, tüm iş stratejilerimizin kalbinde yer alan en önemli unsur olarak konumlandırıyoruz. Disiplinli finansal yönetimimizi ve güçlü operasyonel faaliyetlerimizi, insanı merkeze alan ‘değer’ odaklı bir anlayışla hayata geçiriyoruz. 2025 yılı Entegre Faaliyet Raporumuzu ve Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporumuzu yayımlayarak, finansal ve operasyonel performansımızın yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki performansımızı, sürdürülebilirlik önceliklerimizi ve uzun vadeli hedeflerimizi kapsamlı şekilde ortaya koyduk. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızın yansıması olarak Borsa İstanbul’da sürdürülebilirlik performansı yüksek 25 şirketin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’nde yer aldık. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla sürdürülebilirlik yaklaşımımızı küresel raporlama standartlarına uygun biçimde şeffaf bir şekilde ortaya koyarak, yeşil dönüşümde de öncü ve örnek olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DataSpecta’da 80 Mühendis Yerli Yapay Zeka Modelleri İçin Çalışıyor Haber

DataSpecta’da 80 Mühendis Yerli Yapay Zeka Modelleri İçin Çalışıyor

Dünyada hızla gelişen yapay zeka teknolojileri, Türkiye'de de güçlü bir ekosistem oluşturuyor. OYAK'ın girişim sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance bünyesinde faaliyet gösteren DataSpecta, dört yıldır yerli büyük dil modelleri ve farklı sektörlere yönelik yapay zeka çözümleri geliştiriyor. Şirket, bu alandaki çalışmalarını 80 kişilik mühendis ekibiyle sürdürüyor. Türkiye'deki yapay zeka ekosisteminin son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini belirten Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, "Dört yıl önce kurduğumuz DataSpecta şirketimiz, veri ve yapay zeka teknolojilerine odaklanıyor. Bugün 80 kişilik mühendis ekibimizle büyük dil modelleri, üretken yapay zeka çözümleri ve kurumsal yapay zeka uygulamaları üzerinde çalışıyoruz. Finans, insan kaynakları, pazarlama ve farklı iş süreçlerine yönelik üretken yapay zeka çözümleri geliştiriyoruz. Bunun yanında birçok OYAK şirketinde yapay zeka dönüşümüne yönelik çalışmalar yürütülüyor." şeklinde konuştu Kendi GPU altyapısında 10'un üzerinde ürün geliştirildi Yapay zeka çalışmalarını kendi bünyelerinde kurdukları GPU altyapısı üzerinde yürüttüklerini belirten Ürey, bu yatırımın model geliştirmeden ürünleşmeye kadar tüm süreci hızlandırdığını söyledi. Ürey şöyle devam etti: "DataSpecta bünyesinde GPU sunucu yatırımı gerçekleştirdik. Bu altyapı sayesinde kendi geliştirdiğimiz ya da kurumların ihtiyaçlarına göre optimize ettiğimiz büyük dil modelleriyle uçtan uca çözümler üretebiliyoruz. Veriyi dışarıya çıkarmadan kendi ortamımızda çalışabiliyor olmak bize hem güvenlik hem de esneklik kazandırıyor. Ar-Ge ekibimiz bu ortamı kullanarak, codeSpecta ve CogniSpecta gibi kapsamlı platformlar başta olmak üzere bugüne kadar 10'un üzerinde ürün ve çözüm geliştirdi." Geliştirilen çözümlerin bir bölümünün şirketin kendi projelerinde de kullanıldığını aktaran Ürey, "Ürettiğimiz teknolojileri yalnızca müşterilerimize sunmakla kalmıyor, kendi projelerimizde de kullanıyoruz. Bugün yapay zeka desteğiyle kod geliştiriyor, mevcut sistemlerin kodlarını analiz ederek modernizasyon projeleri yürütüyor, veri modelleri ve raporlar üretiyoruz. Bu örnekler her geçen gün artıyor. Kendi ürünlerimizi sahada birebir kullanmak, onları gerçek ihtiyaçlarla olgunlaştırmamızı sağlıyor; bu yaklaşım bize standardizasyon, hız ve kalite olmak üzere üç alanda somut kazanım getirdi." şeklinde konuştu. Yapay zekada yerli teknolojilerin önemi Yapay zekanın savunmadan lojistiğe, sanayiden finansa kadar birçok alanda dönüşümü hızlandırdığını belirten Ürey, yerli teknoloji geliştirme kabiliyetinin önemine dikkat çekti. Son dönemde yaşanan küresel gelişmelerin, yapay zekanın stratejik önemini daha görünür hâle getirdiğini belirten Ürey sözlerini söyle sürdürdü: “Ancak yalnızca savunma alanında değil, hizmet sunduğumuz tüm sektörlerde de güvenilir, sürdürülebilir ve yerli teknolojiler geliştirmek büyük önem taşıyor. Verinin güvenli şekilde yönetildiği ve kurumların ihtiyaçlarına göre geliştirilen yapay zeka çözümleri, dijital dönüşümün temel unsurlarından biri hâline geliyor. Kritik teknolojilerde yerli yetkinliklerin geliştirilmesi ve kurumların kendi teknolojik kabiliyetlerini güçlendirmesi büyük önem taşıyor." Türkiye'de yapay zeka ekosistemi büyüyor Türkiye'de teknoloji girişimlerinin ve yapay zeka kullanımının hızla geliştiğini belirten Ürey, "Türkiye'de yapay zeka ekosistemi her geçen gün güçleniyor. Geliştirilen teknolojilerin hem kurumlar hem de bireyler tarafından giderek daha fazla benimsendiğini görüyoruz. Bu gelişim, yerli teknoloji üreticileri için de önemli fırsatlar oluşturuyor." şeklinde konuştu. Yerli teknoloji girişimlerine yapılan yatırımların önemine dikkat çeken Ürey, "Yapay zeka alanında hem yatırım hem de uzun soluklu Ar-Ge büyük önem taşıyor. Dünyada şirketler yapay zeka teknolojilerine milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Biz de Innovance olarak veri ve yapay zeka alanında, başta OYAK şirketleri olmak üzere farklı sektörlerden kurumlarla birlikte çalışıyor, yerli teknolojiler geliştirmeye devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. OYAK bünyesinde ortak yapay zeka altyapısı OYAK bünyesinde yürütülen çalışmalara da değinen Yusuf Ürey, OYAK Dijital ile birlikte ortak bir yapay zeka altyapısı oluşturduklarını belirtti. Yapay zeka teknolojilerinin gerektirdiği yüksek maliyetleri azaltmak ve OYAK şirketlerine merkezi bir yapı üzerinden hizmet sunabilmek amacıyla OYAK Dijital ile birlikte ortak bir altyapı tasarladıklarını ifade eden Ürey “Bu yapı sayesinde şirketlerin ihtiyaç duyduğu yapay zeka çözümlerinin daha güvenli, hızlı ve verimli şekilde geliştirilmesini hedefliyoruz." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor Haber

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor

Kahve tüketiminin ardından ortaya çıkan atıklar, artık biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendirilebilecek yüksek katma değerli bir ham maddeye dönüşüyor. Tarım, gıda ve biyoendüstri alanındaki uzmanlığını biyomalzeme teknolojileriyle birleştiren, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliğini odağına alan Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olan Sunar NP, mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisini Ar-Ge çalışmaları sayesinde kahve ve diğer gıda atıklarıyla buluşturarak biyobozunur ürünlerde kullanılabilecek biyobazlı bir ham madde geliştirdi. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, gıda ve ilk aşamada biyobozunur pipet üretiminde kullanılan bu yenilikçi malzemenin hem çevresel kirliliğin azaltılmasına, içecek ve hizmet sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümüne ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasına önemli bir katkı sağlayacağını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, geliştirilen biyomalzemenin şirket için yeni bir ürün geliştirme sürecinden ziyade, uzun yıllardır sahip oldukları mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisi bilgi birikiminin döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim yaklaşımının somut çıktısı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojileri uzun yıllardır uzmanlık alanlarımız arasında yer alıyor. Bu çalışma, bizim için yeni bir ürün geliştirmekten çok, sahip olduğumuz teknoloji ve Ar-Ge altyapısını kahve atıkları gibi biyolojik kaynaklarla buluşturarak döngüsel ekonomiye yeni bir değer kazandırmanın somut örneklerinden biri. Bizim için atık diye bir kavram yok; doğru teknolojiyle yeniden değerlendirilmeyi bekleyen kaynaklar var. Türkiye fosil kaynaklar açısından zengin bir ülke değil. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınmanın yolu, sahip olduğumuz tarımsal kaynakları ve organik atıkları yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilen yerli teknolojiler geliştirmekten geçiyor. Sıfır Atık yaklaşımının temelini oluşturan yerinde dönüşüm anlayışıyla geliştirdiğimiz biyomalzemeler, ithal fosil bazlı ham maddelere olan bağımlılığın azaltılmasına ve ülkemizin biyoekonomi hedeflerine katkı sağlıyor. Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olarak biyoplastiği yalnızca konuşan değil; biyobozunur ve kompostlanabilir biyopolimerleri geliştirip sanayi ölçeğinde üreten, gerçek uygulamalarla ticarileştiren bir şirket olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bugün ilk uygulama alanı biyobozunur pipetler olsa da geliştirdiğimiz biyobazlı ham madde; gıda ambalajlarından çatal, kaşık ve tabak gibi tek kullanımlık servis ürünlerine, farklı biyoplastik uygulamalarından birçok endüstriyel çözüme kadar geniş bir kullanım potansiyeline sahip. Temel hedefimiz; doğaya geri dönebilen, kaynak verimliliğini artıran ve sanayiyle entegre çözümler geliştirmek. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevresel bir hedef değil; inovasyonun, rekabet gücünün ve geleceğin sanayisinin temelidir. Geliştirdiğimiz her yeni biyomalzeme, yerli tarımsal kaynakların ve organik atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayarak ülkemizin yeşil dönüşümüne, sanayimizin küresel rekabet gücüne ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine hizmet ediyor. Türkiye'nin biyoplastik dönüşümü artık yalnızca bir vizyon değil; yerli teknoloji, yerli üretim ve gerçek ticari uygulamalarla hayata geçen bir sanayi başarısıdır.” Tüm dünyada, tek kullanımlık plastiklere alternatif çözümlere olan talep gün geçtikçe artıyor 2026 yılı itibarıyla küresel sürdürülebilir ambalaj ve biyoplastik pazarlarında hızlı bir gelişme yaşanıyor. Bu hızlı büyüme, döngüsel ekonomi temelli malzemelerin endüstrideki stratejik önemini giderek artırıyor. Küresel kompostlanabilir ambalaj pazarının 2026 yılında 82,03 milyar ABD doları değerinde olacağı ve 2033 yılına kadar 130,01 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin ediliyor. Biyoplastik pazarının ise 2033’e kadar 67 milyar USD’yi aşarak yıllık yüzde 17’nin üzerinde bir büyüme kaydedeceği öngörülüyor. Bu gelişmeler, gıda ve içecek sektöründe biyobazlı ve kompostlanabilir malzemelerin artık niş değil, küresel ölçekte stratejik bir dönüşüm alanı haline geldiğini gösteriyor. Sunar NP'nin kahve atıkları gibi biyolojik kaynakları ileri biyopolimer teknolojileriyle biyobozunur çözümler, yalnızca çevresel sürdürülebilirliğe değil, aynı zamanda hızla büyüyen küresel pazar dinamikleriyle uyumlu katma değerli bir sanayi dönüşümüne de karşılık geliyor. Döngüsel ekonomi ve atık dönüşümünde yeni bir uygulama Sunar NP tarafından geliştirilen biyobozunur ham madde, tüketim sonrası ortaya çıkan kahve ve diğer gıda atıklarının katma değerli bir endüstriyel girdiye dönüşmesini sağlıyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla geliştirilen bu teknoloji sayesinde, bertaraf edilmesi gereken bir atık yeni nesil biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendiriliyor. Uygun çevresel koşullar altında biyolojik olarak çözünebilen bu malzeme, mikroplastik oluşumuna neden olmadan doğaya geri dönebiliyor. Böylece hem fosil bazlı plastik kullanımının azaltılmasına katkı sağlıyor hem de atıkların yeniden ekonomiye kazandırıldığı sürdürülebilir bir üretim modelini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin DOA Sistemi ABD ve Batılı Ülkelere Örnek Gösterildi Haber

Türkiye’nin DOA Sistemi ABD ve Batılı Ülkelere Örnek Gösterildi

Dünyanın önde gelen ekonomi ve iş dünyası yayınlarından Forbes, Türkiye’nin Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi’nin kritik hammadde tedariğinin güçlendirilmesi ve geri dönüşümün ekonomik altyapıya dönüştürülmesi gibi avantajlarını öne çıkararak dünyaya örnek gösterdi. Wesley Alexander Hill imzasıyla 13 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan “American Defense Should Champion Recycling To Compete With China” başlıklı analizde geri dönüşümün yalnızca çevresel bir mesele olmadığı, sanayi üretimi, ulusal güvenlik ve kritik hammaddelere erişim açısından stratejik öneminin arttığı ele alındı. Analizde özellikle alüminyum, lityum, bakır ve kalay gibi üretim, enerji, teknoloji ve savunma sanayi açısından kritik öneme sahip malzemelerin ekonomiye yeniden kazandırılmasının, ülkelerin hammaddede dışa bağımlılığını ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlığı azaltabileceği vurgulandı. Türkiye Modeli “En Uygulanabilir Ulusal Sistem” Olarak Gösterildi Forbes’un analizinde birçok ABD eyaletinde ve Avrupa ülkesinde depozito iade sistemlerinin uygulandığı hatırlatılırken, Türkiye’nin geliştirdiği DOA Sistemi ulusal ölçekte uygulanabilecek en güçlü örneklerden biri olarak değerlendirildi. Haberde Türkiye’de uygulanan modelin en önemli avantajlarından birinin kamu finansmanı yerine özel sermayeye ve genişletilmiş üretici sorumluluğuna dayanması olduğuna yer verilirken, bu yaklaşımın DOA Sistemi’ni vergi mükelleflerine ilave yük getirmeden hayata geçirilmesini mümkün kıldığı belirtildi. Analizde, DOA’nın güçlü dijital altyapısını oluşturan barkodlar, uçtan uca takip sistemi, Depozito İade Makineleri ve vatandaşların iadelerini mobil cüzdanlarına alabilmesini sağlayan teknoloji de sistemin öne çıkan unsurları olarak yer aldı. Kurgulanan altyapının vatandaşların sisteme katılımını kolaylaştırdığı, toplama verimliliğini artırdığı ve kullanılmış içecek ambalajlarının çöp veya atık olarak değil, ülke ekonomisinde tutulması gereken değerli endüstriyel girdiler olarak değerlendirilmesini sağladığı ifade edildi. ABD’ye “Türkiye Modeli Depozito Sistemi” Önerisi Analizde Türkiye’de uygulanan sistemin yalnızca çevresel bir proje değil, yerli tedarik zincirlerini güçlendiren modern bir sanayi altyapısı olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. ABD’nin geri dönüşüm ve kritik hammadde politikalarını güçlendirmesi için “Türkiye modeli bir depozito iade sistemi” kurabileceği belirtilirken, mevcut perakende noktaları, belediye tesisleri ve farklı kurumların modern dijital takip teknolojileriyle entegre edilebileceği aktarıldı. Analizin sonuç bölümünde Türkiye’nin DOA modeli, Batılı ülkelerin kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabileceği bir yol haritası olarak tanımlandı. Ayrıca Türkiye’nin yaptığına benzer modern bir depozito iade sisteminin kısa sürede kurulabileceği, özel kaynaklarla finanse edilebileceği ve yalnızca çevresel bir uygulama olarak görülmenin ötesine geçerek sanayi altyapısının bir parçasına dönüştürülebileceği ifade edildi. Türkiye’deki Yerli Teknoloji Üreticileri İçin Önemli Bir Fırsat Forbes’un haberinde görüşlerine yer verilen Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, DOA Sistemi’nin Türkiye’nin yerli teknoloji sektörü açısından da önemli bir araç olduğunu belirtti. Türkiye’nin tek bir ekipman tedarikçisine bağımlı bir yapı yerine rekabete açık bir model benimsediğini ifade eden Öztürk, son iki yılda farklı Türk üreticilerin gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak yerli Depozito İade Makineleri üretmeye başladığını aktardı. Yerli üreticilerin ihracat pazarlarını da hedeflediğini belirten Öztürk, bu gelişmenin geri dönüşüm teknolojileri alanında tamamen yeni bir sanayi ekosisteminin oluşmasına yol açacağını ifade etti. Öztürk, değerli hammaddelerin Türkiye ekonomisi içerisinde tutulması sayesinde DOA Sistemi’nin cari açığın düşürülmesine katkıda bulunacağını, sistemin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle yılda yaklaşık 1 milyar dolar katkı sağlamasının beklendiğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ceza İnfaz Kurumlarına Akıllı Teknoloji Entegrasyonu Haber

Ceza İnfaz Kurumlarına Akıllı Teknoloji Entegrasyonu

Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, güçlü altyapısı, ileri teknoloji birikimi ve yerli iştiraklerinin katkısıyla kamu kurumlarının dijitalleşme sürecine yön vermeye devam ediyor. Türk Telekom ile T.C. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü arasında gerçekleştirilen iş birlikleri kapsamında kamu hizmetlerindeki idari işlerin entegre dijital süreçlerle yönetilerek verimliliğin artırılması ve dijital devlet anlayışının önemli örneklerinden biri olması hedefleniyor. Bu kapsamda Türk Telekom Grup şirketi İnnova Bilişim’in mühendislik yetkinlikleriyle geliştirilen ACEP, teknik altyapısından finansman modeline kadar tamamen yerli kaynaklarla hayata geçirilmiş olup ceza infaz kurumlarında yaygınlaştırılmaya ve yeni teknolojilerle geliştirilmeye devam ediyor. Kamu kurumlarının dijitalleşme vizyonu doğrultusunda Türk Telekom ile T.C. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü arasında yeni bir iş birliği protokolü imzalandı. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Çelebi Yılmaz, “Ceza infaz sistemimiz, hükümlüleri yalnızca özgürlüklerinden yoksun bırakmayı değil, onları yeniden topluma kazandırmayı amaçlayan çağdaş bir infaz anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Rehabilitasyon, eğitim ve iyileştirme faaliyetleri, infaz hizmetlerimizin merkezinde yer almakta; toplumu suçtan korumanın en etkili yolunun, bireyin yeniden suç işlemesini önleyecek kalıcı çözümler üretmek olduğuna inanıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda Türk ceza infaz sistemi, yirmi yılı aşkın süredir fiziki altyapı, insan kaynağı ve dijital dönüşüm ekseninde kapsamlı bir reform sürecinden geçmektedir. Modern infaz anlayışımızın yeni halkasını oluşturan dijital dönüşüm kapsamında, Türk Telekom ile yürüttüğümüz güçlü iş birliği sayesinde hayata geçirilen ACEP Projesi ile hükümlü ve tutukluların aileleriyle görüntülü görüşmeleri, e-Doktor hizmetlerinden yararlanmaları, Bakanlığımızla doğrudan iletişim kurmaları ile dijital kantin ve ödeme hizmetlerine erişmeleri mümkün hâle gelmiştir. Bugün 200 ceza infaz kurumunda kullanılan ACEP, ceza infaz hizmetlerinin daha etkin, şeffaf ve insan odaklı sunulmasına önemli katkılar sağlamaktadır. İmzaladığımız yeni iş birliği protokolüyle büyük veri ve yeni nesil dijital teknolojilerden yararlanarak ceza infaz kurumlarımızın güvenliğini, rehabilitasyon hizmetlerini ve dijital kapasitesini daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Türk Telekom tarafından, ceza infaz personelimize yönelik oluşturulan avantajlı tarife paketlerinin de yakında açıklanması planlanmaktadır. Türk Telekom ile yürüttüğümüz bu stratejik iş birliğinin, kamuda dijital dönüşüm vizyonuna katkı sağlayacağına, yerli ve millî teknolojilerin kamu hizmetlerinde daha etkin kullanılmasına öncülük edeceğine inanıyorum” dedi. “Kamunun dijital dönüşümünde öncü rol üstleniyoruz” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük eden bir kuruluş olarak, kamu hizmetlerinin modern, hızlı ve kesintisiz şekilde sunulmasını temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Ülkemizin ‘Dijital Türkiye’ hedefine katkı sunmaya, kamu kurumlarımızın altyapısını güncel teknolojilerle güçlendirerek iş süreçlerinde verimliliği artırmaya devam ediyoruz. Adalet Bakanlığımızla birlikte yürüttüğümüz ACEP, teknolojinin kamu yönetiminde ne denli dönüştürücü bir etki yaratabileceğini gösteren önemli bir örnek. İnnova’nın yerli mühendislik gücüyle geliştirdiği bu sistem sayesinde kamu yönetiminde verimliliği artırarak dijital altyapı kurduk. T.C. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ile gerçekleştirdiğimiz yapay zekâ ve dijital dönüşüme yönelik yeni iş birliği protokolü, bütüncül bir yaklaşımın somut örneklerini teşkil etmektedir. Türk Telekom olarak, fiber altyapımız ve yerli teknoloji çözümlerimizle kamunun dijitalleşme sürecine katkı sağlamaya, ülkemize ve toplumumuza değer üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik ve Yongatek Güçlerini Birleştiriyor Haber

Empa Elektronik ve Yongatek Güçlerini Birleştiriyor

Elektronik bileşen sektöründe; yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer bileşen çözümlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle kapsamlı bir teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik San. ve Tic. A.Ş. (Empa Elektronik), yerli çip tasarım firması Yonga Teknoloji Mikroelektronik Araştırma Geliştirme Tic. A.Ş. (Yongatek Microelectronics) ile olası iş birliği alanlarının değerlendirilmesine yönelik bir niyet mektubu imzaladı. İmza töreni, SAHA Expo Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda düzenlendi. İmzalanan niyet mektubu kapsamında Empa Elektronik’in, Yongatek Microelectronics’in çözümlerinin teknik destek süreçleri ve pazarlama faaliyetlerinde rol üstlenmesi değerlendiriliyor. Empa Elektronik ayrıca, Empa Ar-Ge’nin çatı markası olan ve sektör profesyonelleriyle ilk kez SAHA Expo’da buluşan TIREMO® platformunun “superset” bileşenlerine Yongatek çözümlerinin olası entegrasyonunu değerlendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda, Yongatek’in, TIREMO® platformunun stratejik teknoloji partnerlerinden biri haline gelmesi öngörülüyor. Türkiye’nin teknoloji ekosistemine güçlü katkı Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, Türkiye’nin iki önemli teknoloji firması arasında sağlanacak bu işbirliğinin Türkiye’nin teknoloji ekosistemine katkı sağlayacak stratejik bir adım olduğunu belirterek “Yongatek Microelectronics ile oluşturacağımız sinerji, yerli teknolojilerinin pazarda yaygınlaşması açısından önemli bir itici güç olacaktır” dedi. Yongatek’in geliştirdiği yerli ve yenilikçi çip çözümlerini Empa’nın güçlü teknik altyapısı ve yaygın pazarlama ağıyla destekleyerek daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırmayı hedeflediklerini söyleyen Sarpel, “Aynı zamanda bu çözümleri, Empa Ar-Ge çatısı altında geliştirdiğimiz TIREMO® platformunun kapsamlı ve genişletilebilir ‘superset’ bileşen yapısına entegre ederek, müşterilerimize daha esnek, ölçeklenebilir ve yüksek katma değerli sistemler sunacağız. Bu sinerjinin, hem savunma sanayinde hem de sivil teknolojilerde yerli çözümlerin tercih edilmesini artıracağına ve Türkiye’nin teknolojide dışa bağımlılığını azaltma hedeflerine somut katkılar sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu. Çip tasarımında dışa bağımlılığı azaltma hedefi Yongatek Microelectronics CEO’su Ali Baran Empa Elektronik ile iş birliklerinin Türkiye’nin çip tasarımı konusunda dışa bağımlılığının azaltılması yönünde atılmış önemli bir adım olduğunu vurguladı. Empa Elektronik’in sektördeki tecrübesi, yaygın pazarlama ağı ve güçlü teknik destek kabiliyetinin, Yongatek’in yerli çip tasarım kapasitesini artırma hedefine önemli bir ivme kazandıracağını belirten Baran, “Uzun yıllardır Türkiye’nin teknoloji ekosisteminin gelişimine önemli destekler sağlayan iki teknoloji firmasının el ele vermesi güçlü bir sinerji yaratacaktır” dedi. Deneyimli mühendis kadrosu, Ar-Ge odaklı yaklaşım Türkiye’nin sayılı çip tasarım firmalarından biri olan Yongatek Microelectronics, SIC, SoC ve FPGA tabanlı çip tasarımı, ayrıca 5G/6G haberleşme teknolojileri, yapay zekâ, görüntü işleme ve IoT çözümleri geliştiriyor. Farklı sektörler için özel entegre devreler tasarlayan şirket, özellikle haberleşme, savunma sanayi, otomotiv ve beyaz eşya gibi alanlarda yerli teknoloji geliştirilmesine katkı sağlıyor. Deneyimli mühendis kadrosuyla Ar-Ge odaklı çalışan Yongatek, aynı zamanda Türkiye’nin yerli çip tasarım kapasitesini artırmayı ve dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen önemli teknoloji firmalarından biri olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Zinciri İçin Kritik Buluşma Haber

İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Zinciri İçin Kritik Buluşma

Sadece TİYSAT üyelerine özel masa katılımıyla gerçekleştirilecek etkinlikte; makine, ham madde, yazılım ve sarf malzeme üreticileri, ilaç sektörünün karar vericileriyle birebir görüşmeler yapma imkânı bulacak. Organizasyonun, yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Etkinlik, ilaç üretim sürecinin farklı aşamalarında faaliyet gösteren yerli firmalar ile üreticileri doğrudan buluşturarak sektördeki önemli bir ihtiyaca yanıt veriyor. Katılımcılar, üretim süreçlerini iyileştirecek çözümleri yerinde değerlendirme ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı elde edecek. YERLİ ÜRETİMLE GÜÇLENEN SEKTÖR TİYSAT’ın, Türkiye’de ilaç sanayisinin tüm bileşenlerini yerli üretim odağında bir araya getiren ve sektörler arası iş birliğini güçlendiren bir kümelenme olduğunu belirten TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin; “İlaç üreticilerinden ham madde ve ekipman tedarikçilerine, yazılım ve otomasyon çözümlerinden lojistik ve sarf malzemeye kadar sektörün tüm halkalarını kapsayan bu yapıyla, yerli üretim kapasitesini artırmayı ve Türk ilaç sanayisinin küresel rekabet gücünü yükseltmeyi hedefliyoruz. 14 Mayıs’ta Rumeli Han’da gerçekleştireceğimiz etkinliğimiz, Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapmış bu tarihi mekânın mirasını modern inovasyon ve stratejik iş birliği vizyonumuzla buluşturacak. Bu özel buluşma ile Türk ilaç sanayisinin geleceğini yerli üretim ekseninde şekillendirecek, sektörde kalıcı ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açacak stratejik bir platform oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerinde bulundu. “KÜRESEL REKABETTE YENİ DENKLEM” Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde: “İlaç sanayisi, yalnızca ekonomik büyüklüğüyle değil, aynı zamanda stratejik önemiyle de ülkelerin kalkınmasında belirleyici rol oynayan sektörlerin başında geliyor. Bu ölçekte bir sektörde sürdürülebilir başarı elde edebilmenin temel koşulu ise güçlü, entegre ve yerli bir tedarik zinciri yapısına sahip olmaktan geçiyor. Bu etkinlik ile amacımız; yerli üreticilerimizi yalnızca görünür kılmak değil, onları doğrudan karar vericilerle buluşturarak kalıcı ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açmak. Bugün küresel rekabet, yalnızca üretim kapasitesiyle değil; tedarik zinciri yönetimi, teknoloji geliştirme ve iş birliği kabiliyetiyle şekilleniyor. TİYSAT B2B Etkinliği’ni de bu bakış açısıyla, sektörün tüm paydaşlarını aynı zeminde buluşturan stratejik bir platform olarak konumlandırıyoruz. Bu organizasyonun, Türk ilaç sanayisinin yerli üretim ekseninde güçlenmesine ve uluslararası rekabetçiliğinin artmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.” ifadelerini kullandı YERLİ TEKNOLOJİYLE KÜRESEL REKABETTE DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE TİYSAT B2B İş Olanakları Etkinliği, yerli teknoloji ve üretim gücünü merkeze alan yaklaşımıyla, Türk ilaç sanayisinin küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sunmayı hedefliyor. 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nde gerçekleşecek bu özel buluşma, sektörün tüm paydaşlarını ortak bir vizyon etrafında bir araya getirecek. Yerli üretim temelli yeni iş birliklerinin doğmasının hedeflendiği buluşma; stratejik kararların şekillendiği ve geleceğin üretim modelinin inşa edildiği güçlü bir platform olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Link Savunma Sanayinde Stratejik Konumunu Güçlendirdi Haber

Link Savunma Sanayinde Stratejik Konumunu Güçlendirdi

Savunma ve kamu projelerinde büyümeyi hedefleyen Link’in Genel Müdürü Murat Pekmezyan, “HAVELSAN’ın yerli ve global pazardaki güçlü konumu göz önünde bulundurulduğunda, bu gelişme Link’in yerli teknoloji geliştirme kapasitesini, güçlü Ar-Ge altyapısını ve kritik projelerdeki yetkinliğini açık biçimde ortaya koymaktadır.” dedi. Güçlü bir Ar-Ge altyapısına sahip olan Link, savunma teknolojileri ekosisteminde kritik bir eşiği daha geride bıraktı. Link, HAVELSAN A.Ş. İş Ekosistemi kapsamında yürütülen denetim ve değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayarak 18 Şubat 2026 tarihinde HAVELSAN’ın onaylı tedarikçi listesine dahil edildi. HAVELSAN tarafından hazırlanan raporda, Link’in idari uygulamalarda, teknik uygulamalarda ve kalite uygulamalarında yapılan incelemelerde başarılı düzeyde olduğu tespit edildi. Rapor, Link’in kurumsal yapısının, mühendislik disiplininin ve teknik kapasitesinin savunma sanayinin yüksek standartlarıyla uyumlu olduğunu ortaya koyuyor. “Uzun vadeli büyüme stratejimize katkı sağlayacak” Link’in konuya ilişkin Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Şirketimiz Link Bilgisayar Sistemleri Yazılımı ve Donanımı Sanayi ve Ticaret A.Ş., HAVELSAN A.Ş. İş Ekosistemi kapsamında gerçekleştirilen denetim ve değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayarak HAVELSAN'ın onaylı tedarikçi listesine dahil edilmiştir. Bu gelişme, şirketimizin yazılım, sistem entegrasyonu ve dijital dönüşüm alanlarındaki teknik yetkinliğinin ve kurumsal kalite standartlarının önemli bir savunma teknolojileri kuruluşu tarafından onaylandığını göstermesi açısından önem taşımaktadır. Söz konusu gelişmenin, Şirketimizin kamu, savunma ve özel sektör projelerinde ileri teknoloji odaklı yazılım ve sistem çözümleri üretme vizyonu, uzun vadeli büyüme stratejileri ve teknoloji odaklı konumlanması açısından olumlu katkı sağlaması beklenmektedir.” “Kritik projelerdeki mühendislik yetkinliğimizin teyidi” Link Genel Müdürü Murat Pekmezyan, HAVELSAN İş Ekosistemi’ne dahil olmanın şirketin uzun vadeli stratejileri açısından önemli bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “HAVELSAN’ın yerli ve global pazardaki güçlü konumu dikkate alındığında, bu gelişmeyi yalnızca teknik bir yeterlilik süreci olarak görmüyoruz. Bu adım, Link’in yerli teknoloji geliştirme kabiliyeti, güçlü Ar-Ge altyapısı ve kritik projelerdeki mühendislik yetkinliğinin kurumsal ölçekte teyidi anlamına geliyor. Savunma teknolojileri gibi yüksek güvenlik, kalite ve sürdürülebilirlik standartları gerektiren bir alanda onaylı tedarikçi statüsü kazanmak; yazılım geliştirme, sistem entegrasyonu ve dijital dönüşüm alanlarındaki teknik derinliğimizin somut bir yansımasıdır.” “Global ölçekte teknoloji ortağı olmayı amaçlıyoruz” Bu gelişmenin Link’in ihracat ve ikiz dönüşüm odaklı büyüme vizyonuyla da örtüştüğünü vurgulayan Pekmezyan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda klasik bir yazılım şirketinden, bulut, yapay zekâ, güvenlik ve sürdürülebilirlik platformları geliştiren çok katmanlı bir teknoloji yapısına dönüştük. Savunma ve kamu projelerinde elde ettiğimiz bu yetkinliği, yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası pazarlarda da değerlendirmeyi hedefliyoruz. Uzun vadeli büyüme stratejimiz doğrultusunda kamu, savunma ve özel sektörde yüksek katma değerli projelerde daha etkin rol alarak Link’i global ölçekte referans gösterilen bir teknoloji ortağı konumuna taşımayı amaçlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.