Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerli Teknoloji

Kapsül Haber Ajansı - Yerli Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerli Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Telekom’dan Üçüncü Çeyrekte Güçlü Büyüme Haber

Türk Telekom’dan Üçüncü Çeyrekte Güçlü Büyüme

Türk Telekom’un üçüncü çeyrekteki FAVÖK’ü yıllık bazda yüzde 6,9 artışla 37 milyar TL’ye ulaştı. Üçüncü çeyrekteki net karı 7,7 milyar TL olan Türk Telekom, lisans bedelleri ve güneş enerjisi yatırımları hariç tutulduğunda bu çeyrekte yıllık bazda yüzde 20,2 artışla 27,9 milyar TL yatırım gerçekleştirdi. Türkiye’nin her köşesine uzanan teknoloji vizyonu ve müşteri memnuniyeti odaklı çalışmalarıyla güçlü büyüme ivmesini sürdüren Türk Telekom, üçüncü çeyrekte toplam abone sayısını 58,5 milyona yükseltti. Mobil segmentte uzun zamandır gösterdiği başarılı performansını bu çeyrekte de sürdüren Türk Telekom’un mobil abone sayısı ise 33,4 milyona ulaştı. Türkiye’nin 81 ilini uçtan uca fiber ağlarla ören Türk Telekom’un 2026 üçüncü çeyreği itibarıyla fiber altyapı uzunluğu 592 bin km’ye, fiber hane kapsaması 34,8 milyona yükseldi. Türk Telekom’un fiber abonelerinin, toplam sabit genişbant portföyü içindeki payı ise yüzde 94,6’ya ulaştı. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Teknolojiyi sürdürülebilir bir geleceğin en güçlü araçlarından biri olarak konumlandırıyor, birikimimizi yaşamın tüm alanlarına aktararak kalıcı değer yaratmaya odaklanıyoruz. Teknoloji vizyonumuz, güçlü altyapımız ve geniş bir alana yayılan uygulama yetkinliğimizle kamu ve özel sektörle yeni iş birlikleri geliştirerek, ülkemizin önemli dijital dönüşüm projelerinde başarılı çalışmalara imza attık. Teknolojiyi ekonomik değere dönüştürme kabiliyetimizle hayata geçirdiğimiz dijital dönüşüm projeleri, bu çeyrekte gelir büyümemize hız kazandırdı. Çeşitlendirilmiş gelir yapımızı pekiştirerek ülkemizi geleceğe taşıyan yatırımlarımıza aralıksız devam ettik. Güneş enerjisi yatırımları, imtiyaz süre uzatımı ve mobil lisans bedelleri hariç 2026’nın ilk 9 ayında yatırım harcamalarımızı yıllık bazda yüzde 38 artırarak 71,6 milyar TL’ye yükselttik. Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek dünyanın en önemli iklim konferansı COP31'in iletişim ve teknoloji altyapısını uçtan uca üstlendik ve zirvenin Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji destekçisi olduk. COP31’de fiber ve mobil altyapımızdan veri merkezlerimize, bulut ve yeni nesil teknoloji çözümlerimize kadar uzanan teknoloji birikimimizle, uluslararası gündeme yön verecek iklim kararlarını teknoloji gücümüzle tüm dünyaya taşıyacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük ederken, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla yatırımlarımıza aralıksız devam edeceğiz” dedi. Türk Telekom, 2026 yılı üçüncü çeyrek finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. Türk Telekom, 2026’nın üçüncü çeyreğinde büyüme ivmesini hızlandırarak konsolide gelirlerini yıllık bazda yüzde 11,9 artışla 86,4 milyar TL’ye yükseltti. Türk Telekom’un, yılın üçüncü çeyreğindeki FAVÖK’ü yıllık bazda yüzde 6,9 artışla 37 milyar TL’ye ulaşırken, FAVÖK marjı yüzde 42,9 oldu. Üçüncü çeyrekteki net karı 7,7 milyar TL olan Türk Telekom, lisans bedelleri ve güneş enerjisi yatırımları hariç tutulduğunda bu çeyrekte yıllık bazda yüzde 20,2 artışla 27,9 milyar TL yatırım gerçekleştirdi. Türkiye’nin dijital dönüşümünün lideri Türk Telekom’un 2026 üçüncü çeyrek itibarıyla toplam abone sayısı 58,5 milyona ulaştı. Türkiye’nin her köşesinde yüksek hızlı internet sunma amacıyla sürdürdüğü çalışmaların sonucunda, Türk Telekom’un fiber ağının uzunluğu 592 bin kilometreye, fiber hane kapsaması 34,8 milyona yükseldi. Mobil alanda büyüme ivmesini sürdüren Türk Telekom, mobil abone sayısı 33,4 milyona ulaştı. “Teknolojiyi ekonomik değere dönüştüren kabiliyetlerimizle büyümemizi hızlandırdık” 2026 yılı üçüncü çeyreğine dair finansal ve operasyonel sonuçlarını değerlendiren Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Teknolojiyi sürdürülebilir bir geleceğin en güçlü araçlarından biri olarak konumlandırıyor, birikimimizi yaşamın tüm alanlarına aktararak kalıcı değer yaratmaya odaklanıyoruz. Teknoloji vizyonumuz, güçlü altyapımız ve geniş bir alana yayılan uygulama yetkinliğimizle kamu ve özel sektörle yeni iş birlikleri geliştirerek, ülkemizin önemli dijital dönüşüm projelerinde başarılı çalışmalara imza atarak bu anlayışımızı ortaya koyduk. Teknolojiyi ekonomik değere dönüştürme kabiliyetimizle hayata geçirdiğimiz dijital dönüşüm projeleri, bu çeyrekte büyümemize hız kazandırdı. Çeşitlendirilmiş gelir yapımızı pekiştirerek ülkemizi geleceğe taşıyan yatırımlarımıza aralıksız devam ettik. Güneş enerjisi yatırımları, imtiyaz süre uzatımı ve mobil lisans bedelleri hariç 2026’nın ilk 9 ayında yatırım harcamalarımızı yıllık bazda yüzde 38 artırarak 71,6 milyar TL’ye yükselttik. Ülkemizin ev sahipliğinde düzenlenecek dünyanın en önemli iklim konferansı COP31'in iletişim ve teknoloji altyapısını uçtan uca üstlendik ve zirvenin Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji destekçisi olduk. COP31’de fiber ve mobil altyapımızdan veri merkezlerimize, bulut ve yeni nesil teknoloji çözümlerimize kadar uzanan teknoloji birikimimizle, uluslararası gündeme yön verecek iklim kararlarını teknoloji gücümüzle tüm dünyaya taşıyacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük ederken, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla yatırımlarımıza aralıksız devam edeceğiz” dedi. “Mobil abone kazanımında artış sürüyor” Mobil abone kazanımında uzun süredir devam eden başarılı performanslarını sürdürdüklerini belirten Şahin, “Bu dönemde mobil abone sayımız 33,4 milyona ulaştı. Mobilde 670 bin net abone kazanımıyla müşteri tabanımızı güçlendirirken, müşteri memnuniyeti odaklı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Son on iki ayda 2,8 milyona ulaşan faturalı net abone kazanımıyla bu alanda uzun vadeli stratejimizin olumlu çıktılarını almaya devam ediyoruz. Ülkemizin her köşesinde ve herkes için erişilebilir teknoloji anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürürken, mobil iş kolumuzu da büyütmeye devam edeceğiz” dedi. “Sabit geniş bant abonelerimizin tamamına yakını fiberle erişim sağlıyor” Herkes için yüksek hızda erişim sunma hedefiyle 81 ilin her köşesinde fiber altyapı yatırımlarının devam ettiğini belirten Şahin, “Sabit genişbant tabanı üçüncü çeyrekte 15,4 milyon olarak seyrederken, fiber abonelerimizin toplam sabit genişbant aboneleri içindeki payı yüzde 94,6’ya yükseldi. Sabit hat imtiyaz sözleşmemizin yenilenmesiyle birlikte stratejik yatırımlarımıza devam ediyoruz. Fiber ağ uzunluğumuz 592 bin km'ye yükseldi ve fiber altyapımız 34,8 milyon hane kapsamasına ulaştı. FTTC’den FTTH/B’ye dönüşüm yatırımlarımızın desteğiyle, FTTH/B hane kapsaması çeyreklik bazda 787 bin artışla 19 milyona ulaştı” diye konuştu. “COP31’in ‘Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji’ destekçisiyiz” Türkiye'nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’nın ev sahipliği yapacağı ve dünyanın en önemli iklim konferanslarından biri olan COP31'de, "Master Partner" ve "Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji” destekçisi olarak yer alacaklarını belirten Şahin, “Türk Telekom olarak fiber ve mobil ağlardaki kapsamlı altyapı gücümüzü, veri merkezi, siber güvenlik ve yeni nesil teknoloji çözümlerindeki yetkinliklerimizle COP31'in iletişim ve teknoloji altyapısını uçtan uca sağlayacağız. Ülkemizin teknoloji ve dijital dönüşüm alanındaki konumunu küresel ölçekte ve uluslararası bir platformda temsil edeceğiz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla öncülük ettiğimiz dijital dönüşüm çalışmalarının iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolünü ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızı tüm dünyayla paylaşacağız” dedi. “Milli teknoloji ekosistemimizi güçlendiren her hamlede Türk Telekom olarak imzamız var” Şahin, “Türkiye’nin dijital geleceğini inşa ederken güçlü bir iletişim altyapısı oluşturmanın yanı sıra teknoloji geliştirme kapasitesini artırmayı da stratejik önceliklerimiz arasında görüyoruz. Teknolojiyi yalnızca kullanan değil, geliştiren ve üreten bir Türkiye vizyonuna katkı sunmak amacıyla yerli ve milli Ar-Ge çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bilim temelli bir Ar-Ge yaklaşımını benimsiyor, 6G ve ötesi teknolojilerden yapay zekâ destekli ağ yönetimine, yeni nesil haberleşme sistemlerinden kuantum teknolojilerine kadar geniş bir alanda çalışmalar yürütüyoruz. Yenilikçi vizyonumuzu ve saha deneyimimizi akademik birikimle buluşturmak için bu yıl alanlarında uluslararası ölçekte önemli çalışmalara imza atan akademisyenlerimizin yer aldığı Türk Telekom Ar-Ge ve İnovasyon Kurulu’nu hayata geçirdik. Yerli ve milli teknoloji geliştirme vizyonumuzu yeni nesil ürünlere de taşıyoruz. ASELSAN ile üzerinde çalıştığımız yerli telefon projesini bu yaklaşımımızın önemli örneklerinden biri olarak görüyoruz. Türk Telekom’un haberleşme teknolojileri ve 5G alanındaki birikimini ASELSAN’ın mühendislik ve üretim yetkinliğiyle buluşturuyoruz. Yerli cihazın geliştirilmesinde önemli bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Amacımız yalnızca ‘yerli’ olduğu için tercih edilen bir telefon ortaya koymak değil; teknolojisi, donanımı, yazılımı ve kullanıcı deneyimiyle kendi segmentinde güçlü biçimde rekabet edebilecek bir ürün geliştirmek. Türk Telekom olarak milli teknoloji ekosistemimizi geliştirecek her hamlede biz varız. Ülkemizin yerli teknoloji geliştirme kapasitesine katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkul Değerlemede Veri ve Yapay Zekâyı Buluşturan Yerli Sistem Haber

Gayrimenkul Değerlemede Veri ve Yapay Zekâyı Buluşturan Yerli Sistem

ABD’de, UAD 3.6 kapsamında teknoloji destekli yeni raporlama yapısına zorunlu geçiş için 2 Kasım 2026 tarihi belirlenirken; ARGE Gayrimenkul Değerleme, Türkiye gayrimenkul değerleme sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda dijital dönüşümü desteklemek amacıyla geliştirilen yapay zekâ destekli, yerli ve millî SADES altyapısını bir yılı aşkın süredir aktif olarak kullanıyor. Creative Solution tarafından geliştirilen yerli ve millî teknolojik altyapıyı operasyonlarına entegre eden ARGE Gayrimenkul Değerleme, veri toplama, analiz ve rapor kontrolü süreçlerini ileri teknoloji ve yapay zekâ çözümleriyle destekliyor. Sektörel uzmanlık ile teknolojiyi bir araya getiren SADES; değerleme süreçlerinde verinin daha etkin işlenmesine, analizlerin sistematik biçimde yürütülmesine ve rapor kontrol süreçlerinin daha hızlı, tutarlı ve güvenilir şekilde gerçekleştirilmesine katkı sağlıyor. ABD’de değerleme raporlarında yeni veri düzeni ABD’de Fannie Mae ve Freddie Mac tarafından yürütülen Uniform Appraisal Dataset (UAD) 3.6 çalışması, konut değerleme raporlarında kullanılan veri ve raporlama yapısını yeniliyor. İki kurumun yayımladığı bilgilere göre, ortak rapor iletim portalı UCDP’ye 2 Kasım 2026 ve sonrasında ilk kez sunulacak yeni değerleme raporlarında UAD 3.6 kullanımı zorunlu olacak. Yeni yapı, taşınmazın özelliklerine ve inceleme türüne göre şekillenen dinamik raporlamayı ve standart veri alanlarını esas alıyor. Çalışma kapsamında geliştirilen kontrol arayüzleri de rapor verilerini eksiksizlik, biçim ve veri türü geçerliliği ile makullük açısından inceliyor. “Sektörün ihtiyacını sahada gördük, yerli teknoloji geliştirilmesine öncülük ettik” Gayrimenkul değerleme sektöründe veri analizi ve rapor kontrolü ihtiyaçlarına teknolojiyle çözüm sunmak amacıyla SADES’in geliştirilmesine öncülük eden ARGE Gayrimenkul Değerleme Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Cem Gel, “SADES’in çıkış noktası, değerleme çalışmalarımızda doğrudan karşılaştığımız ihtiyaçlar oldu. Farklı kaynaklardan gelen bilgilerin birlikte analiz edilmesi, veri tutarlılığının sağlanması ve raporların daha sistematik biçimde kontrol edilmesi için mesleki deneyimimizi teknolojiyle buluşturduk. Creative Solution ile geliştirdiğimiz yerli ve millî yapay zekâ altyapısını operasyonlarımızda kullanmaya başladık. ABD’de UAD 3.6 kapsamında yeni raporlama yapısına zorunlu geçiş Kasım 2026’da gerçekleşecekken, biz Türkiye’de kendi sektörümüzün ihtiyaçlarına yönelik geliştirilmesine öncülük ettiğimiz SADES’ten 1,5 senedir yararlanıyoruz. ARGE Değerleme olarak, sahip olduğumuz saha deneyimi ve değerleme alanındaki uzmanlığımızla bu dijital dönüşüm sürecine aktif katkı sağlıyor; operasyonlarımızın tüm aşamalarında dijitalleşmeyi güçlendiriyoruz. Teknolojiyi süreçlerimize entegre ederek insan kaynaklı hata riskini azaltmayı, operasyonel verimliliği artırmayı ve raporlama süreçlerini daha hızlı, tutarlı ve güvenilir bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz.” dedi. ARGE’nin değerleme deneyimi yerli teknolojiyle güçleniyor ARGE Gayrimenkul Değerleme’nin operasyonlarında yararlandığı Sayısal Akıllı Değerleme Süreç Yönetim Sistemi SADES; değer tahminleme, belge analizi, saha verisi yönetimi ve rapor kontrolü aşamalarını destekliyor. Creative Solution tarafından geliştirilen sistem, lokasyon ve emsal bilgilerinin analiz edilmesinden tapu, ruhsat ve imar belgelerinin incelenmesine kadar farklı süreçlerde uzmanlara yardımcı oluyor. Sahadan elde edilen bilgilerin dijital ortamda kayıt altına alınmasını ve raporlardaki eksiklikler ile uyumsuzlukların belirlenmesini destekliyor. ARGE, bu altyapıdan yararlanarak taşınmaza ilişkin belgeleri, saha bulgularını ve piyasa verilerini uzman değerlendirmesiyle birlikte ele alıyor. Kontrol gerektiren noktaların görünür hâle gelmesi, uzmanların ilgili belgeleri ve taşınmazın koşullarını daha ayrıntılı incelemesine yardımcı oluyor. “Uzman deneyimini verinin gücüyle buluşturuyoruz” Teknolojinin değerleme hizmetindeki rolüne değinen Dr. Ahmet Cem Gel, “Bir taşınmazın değerini belirlemek, farklı kaynaklardan gelen bilgileri o taşınmazın koşulları ve piyasa gerçekleriyle birlikte değerlendirmeyi gerektiriyor. SADES ile uzmanlarımızın bu süreçte kullanabileceği veri analizi ve kontrol olanaklarını güçlendiriyoruz. Sistem tarafından işaretlenen bir eksikliğin ya da uyumsuzluğun ne anlama geldiğini incelemek, ek bilgi ihtiyacını belirlemek ve bunun değerlemeye etkisini ortaya koymak uzmanlarımızın sorumluluğunda. Mesleki birikimimizi yerli teknolojiyle destekleyerek müşterilerimize sunduğumuz hizmetin hızını, tutarlılığını ve izlenebilirliğini geliştirmeye odaklanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nu Teknoloji, Şehir Altyapılarını Tek Dijital Ekosistemde Buluşturuyor Haber

Nu Teknoloji, Şehir Altyapılarını Tek Dijital Ekosistemde Buluşturuyor

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı’ ile akıllı şehir uygulamalarının 81 il ölçeğinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Birlikte çalışabilir sistemler, ortak veri yönetimi ve yerli teknolojilerin geliştirilmesinin öne çıktığı plan; kaynakların etkin kullanıldığı, mükerrer yatırımların önlendiği, standartları belirlenmiş bütüncül bir akıllı şehir yaklaşımını esas alıyor. Akıllı şehir teknolojilerinde en az yüzde 80 yerli üretim hedefi de yerli teknoloji şirketleri açısından önemli bir ölçeklenme alanı yaratıyor. Nu Teknoloji ise bu dönüşüme sensör ve cihazların yanı sıra haberleşme altyapısı, yazılım, veri yönetimi ve entegrasyon kabiliyetini de içeren yerli teknoloji çözümleriyle katkı sunmayı hedefliyor. Nu Teknoloji'nin akıllı şehir yaklaşımında enerji tüketimi, hava kalitesi, çevresel ölçüm, aydınlatma, atık yönetimi ve kent mobilyaları gibi farklı alanlardan elde edilen veriler ortak bir dijital ekosistemin parçaları olarak ele alınıyor. Merkezi yönetim platformuyla farklı sistemlerden gelen veriler tek ekrandan izlenebiliyor; alarm ve anomaliler görülebiliyor, performans karşılaştırılabiliyor ve gerektiğinde daha hızlı aksiyon alınabiliyor. Böylece verinin enerji ve kaynak kullanımından bakım süreçlerine kadar şehir operasyonlarında somut faydaya dönüşmesi amaçlanıyor. Bu yapının haberleşme katmanında ise mesh mimarisi öne çıkıyor. Nu Teknoloji'nin IoT çözümlerinde kullandığı mesh tabanlı yapıda cihazlar yalnızca merkezi bir noktaya değil, birbirleri üzerinden de veri aktarabiliyor. Bu yapı geniş alanlara yayılan IoT uygulamalarında kapsama ve ölçeklenebilirliği destekliyor. Sistemleri konuşturmak dünyanın da gündeminde Sistemlerin birlikte çalışması, dünyadaki akıllı şehir çalışmalarının da temel gündemlerinden biri. OECD'nin Smart City Data Governance: Challenges and the Way Forward çalışması, şehirlerde farklı sistemlerden elde edilen verilerin birbirinden kopuk “veri silolarında” kalmasının birlikte çalışabilirliğin önündeki önemli engellerden biri olduğuna dikkat çekiyor. OECD; farklı şehir birimleri ve sektörlerden gelen verilerin paylaşılabildiği platformları ve ortak veri standartlarını akıllı şehir dönüşümünün önemli unsurları arasında gösteriyor. “Türkiye’nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını önemli buluyoruz” Nu Teknoloji Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, Türkiye'nin akıllı şehirlerle ilgili yeni dönemini şu şekilde değerlendirdi: “Bir şehre binlerce sensör yerleştirmek onu tek başına akıllı hale getirmiyor. Asıl dönüşüm; enerjiden hava kalitesine, aydınlatmadan atık yönetimine kadar farklı sistemlerin birbiriyle konuşabildiği ve üretilen verinin tek yönetim katmanında anlamlı hale getirilebildiği zaman başlıyor. Türkiye'nin 81 ili kapsayan yeni yol haritasını bu nedenle önemli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde teknoloji sayısından çok, bu teknolojilerin ne kadar entegre, ölçeklenebilir ve yönetilebilir olduğuna bakmamız gerekecek. Yerli ve milli teknoloji de bizim için yalnızca bir cihazın ülkemizde üretilmesi anlamına gelmiyor. Kritik şehir altyapılarında teknolojiyi geliştirme kabiliyetinin, sistem bilgisinin ve veriyi yönetme yetkinliğinin ülkede kalması bunun önemli bir parçası. Türkiye'nin önündeki bu ölçeklenme fırsatının, burada geliştirilen ve sahada doğrulanan teknolojilerin uluslararası pazarlara taşınmasına da katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom’dan Yılın İlk Yarısında Güçlü Performans Haber

Türk Telekom’dan Yılın İlk Yarısında Güçlü Performans

Türk Telekom, 2026 yılı ikinci çeyrek finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. 2026’nın ikinci çeyreğinde konsolide gelirlerini yıllık bazda %9,3 artışla 72,8 milyar TL'ye yükselten Türk Telekom’un, yılın ilk yarısındaki konsolide gelirleri 142,2 milyar TL oldu. Türk Telekom’un 2026 ikinci çeyreğinde FAVÖK’ü yıllık bazda %4,8 artarak 29,4 milyar TL'ye yükselirken, FAVÖK marjı %40,4 olarak gerçekleşti. 2026’nın ikinci çeyreğinde net kârı 6 milyar TL olan Türk Telekom’un, yılın ilk yarısındaki net kârı yıllık 17,2 milyar TL seviyesine ulaştı. 2026 ikinci çeyrekte 5G ve fiber yatırımlarına hız veren Türk Telekom, güneş enerjisi yatırımları hariç 23,1 milyar TL yatırım gerçekleştirdi. Türk Telekom’un yılın ilk yarısında; güneş enerjisi, imtiyaz süre uzatımı ve mobil lisans bedelleri hariç yatırımları, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %52,3’lük artışla 41,4 milyar TL’ye ulaştı. Türkiye’nin ilk entegre operatörü olan Türk Telekom’un 2026 ikinci çeyrek itibarıyla toplam abone sayısı 57,6 milyona yükseldi. 81 ilin her köşesinde yüksek hızda internet erişimi sunmak amacıyla faaliyetlerini sürdüren Türk Telekom’un 2026 ikinci çeyrek itibarıyla fiber ağ uzunluğu 571 bin km’ye, fiber hane kapsaması ise 34,6 milyon haneye ulaştı. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital geleceğini inşa etmek amacıyla faaliyetlerimize ve yatırımlarımıza aralıksız devam ettiğimiz 2026’nın ilk yarısını güçlü gelir büyümesi ve karlılıkla tamamlamanın memnuniyetini yaşıyoruz. Hem sabit hem de mobil iş kollarımızın desteği ve katma değerli dijital hizmetlerimiz sayesinde toplamda yaklaşık 58 milyon abone tabanına ulaştık. Mobil segmentimizde numara taşıma pazarındaki liderliğimizi sürdürerek yaklaşık 33 milyon aboneye ulaştık ve faturalı abone oranımız %80’i geçti. Nisan ayında tüm Türkiye çapında hayata geçirdiğimiz 5G servislerimiz ile birlikte, 5G’li müşterilerimizin trafik artışı devam etti. Sabit iş kolumuzda müşterilerimize sunduğumuz yüksek kapasite ve hız paketlerimizi sağlayan fiber yatırımlarımız sayesinde güçlü gelir büyümemizi devam ettirdik. Sabit internet, kurumsal data ve BT çözümleri gelirlerimizdeki artış büyümeye önemli katkı sağladı. Ana iş kollarımızdaki güçlü performansımıza ek olarak, ikinci çeyrekte yerli haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik önemli bir iş birliğine imza attık ve Türkiye’nin iletişim ve teknoloji ekosistemindeki liderliğimizi sürdürdük. Türk Telekom olarak ulaşımdan üretime, tarımdan sanayiye kadar pek çok alanda teknoloji birikimimizle sektörlerin dönüşümünü sağlayarak ülkemizin kalkınma yolculuğuna katkı sunuyoruz. Son olarak Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile imzaladığımız protokol kapsamında müze ve ören yerlerinin uçtan uca dijitalleşmesi için çalışmalara başladık. Fiber altyapıdan veri güvenliğine, müze mağazalarından dijital ödeme sistemlerine kadar uzanan kapsamlı dönüşümle kültürel mirasımızı teknolojiyle geleceğe taşıyacağız. Aynı dönemde, Borsa İstanbul’da sürdürülebilirlik performansı yüksek şirketlerin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dahil olmaya hak kazanarak sürdürülebilir büyüme vizyonumuzu destekledik. Finansal büyüme stratejimizi, çevresel ve toplumsal sorumluluklarımızla birlikte yöneterek hem paydaşlarımız için hem de gelecek nesiller için yaşayacak kalıcı bir ‘değer’ üretmeye odaklanıyoruz. Teknoloji birikimimiz, uzman kadrolarımız ve güçlü yatırımlarımızla ülkemizi yarınlara taşımak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. “5G döneminde de oyun kurucu rolümüzü pekiştirdik” Şahin, “Müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımımız ve yatırımlarımızla mobil abone kazanımındaki yükselişimiz sürüyor. 1 Nisan’da Türkiye’de 5G’nin kullanıma açılmasıyla giriş yaptığımız yılın ikinci çeyreğini mobil numara taşıma pazarında liderlikle tamamladık. ‘Herkes için 5G’ anlayışımızla, başarılı bir şekilde yürüttüğümüz 5G lansman sürecimizin devamında, 5G’yi zenginleştirilmiş tarife seçenekleriyle abonelerimizle buluşturarak yeni dönemde de mobildeki oyun kurucu rolümüzü pekiştirdik. 5G için kritik öneme sahip fiberle bağlı LTE baz istasyonu oranını ise %64’e yükselttik. Nisan ayında Türkiye çapında hayata geçirdiğimiz 5G servislerimiz ile birlikte, 5G’li müşterilerimizin trafik artışı devam etti. Önümüzdeki dönemde uyumlu cihaz ve aktif kullanım oranlarındaki artışla birlikte, 5G yatırımlarımız mobil segmentteki büyümemizi desteklemeye devam edecek” ifadelerini kullandı. Yerli haberleşme teknolojilerine yönelik stratejik iş birliği Geleceğin inşası için önemli bir sorumluluk aldıklarını belirten Şahin, “Teknoloji birikimimiz, Ar-Ge faaliyetlerimiz ve akademik yayınlarımızla ülkemizin yarınları için çalışıyoruz. Yerli teknoloji ekosistemimizin büyümesine öncülük ediyor, geleceğe değer katacak proje ve iş birliklerine imza atıyoruz. Bu kapsamda çok önemli bir adım atarak, yerli haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik ülkemizin güzide kuruluşu ASELSAN ile stratejik bir iş birliği başlattık. Bu kapsamda 5G ekosistemini destekleyecek yüksek katma değerli yerli akıllı telefonun geliştirilmesine yönelik çalışmalar ve ilerleyen aşamalarda yerli haberleşme cihazları ile haberleşme altyapılarında kullanılacak donanım ve yazılımların geliştirilmesine yönelik yol haritası oluşturduk. Ülkemizin haberleşme teknolojilerinde yerli üretim kapasitesini artırmayı, geliştirme, üretim ve ticarileştirme gibi süreçleri kapsayan sürdürülebilir bir ekosistemi oluşturmayı ve yarınlara değerli miras bırakmayı amaçlıyoruz. Teknolojide kendi kendine yeten bir Türkiye için sorumluluk almaya ve dijital geleceğin inşasına katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi. “Yeşil dönüşüme öncülük etmeyi sürdüreceğiz” Şahin, “Bu toprakların en köklü kurumlarından biri olarak kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanmayı, milli servetimizi yarınlara aktarmayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu kapsamda sürdürülebilirliği bir iş modeli olarak değil, tüm iş stratejilerimizin kalbinde yer alan en önemli unsur olarak konumlandırıyoruz. Disiplinli finansal yönetimimizi ve güçlü operasyonel faaliyetlerimizi, insanı merkeze alan ‘değer’ odaklı bir anlayışla hayata geçiriyoruz. 2025 yılı Entegre Faaliyet Raporumuzu ve Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporumuzu yayımlayarak, finansal ve operasyonel performansımızın yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki performansımızı, sürdürülebilirlik önceliklerimizi ve uzun vadeli hedeflerimizi kapsamlı şekilde ortaya koyduk. Sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızın yansıması olarak Borsa İstanbul’da sürdürülebilirlik performansı yüksek 25 şirketin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’nde yer aldık. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak amacıyla sürdürülebilirlik yaklaşımımızı küresel raporlama standartlarına uygun biçimde şeffaf bir şekilde ortaya koyarak, yeşil dönüşümde de öncü ve örnek olmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DataSpecta’da 80 Mühendis Yerli Yapay Zeka Modelleri İçin Çalışıyor Haber

DataSpecta’da 80 Mühendis Yerli Yapay Zeka Modelleri İçin Çalışıyor

Dünyada hızla gelişen yapay zeka teknolojileri, Türkiye'de de güçlü bir ekosistem oluşturuyor. OYAK'ın girişim sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance bünyesinde faaliyet gösteren DataSpecta, dört yıldır yerli büyük dil modelleri ve farklı sektörlere yönelik yapay zeka çözümleri geliştiriyor. Şirket, bu alandaki çalışmalarını 80 kişilik mühendis ekibiyle sürdürüyor. Türkiye'deki yapay zeka ekosisteminin son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini belirten Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, "Dört yıl önce kurduğumuz DataSpecta şirketimiz, veri ve yapay zeka teknolojilerine odaklanıyor. Bugün 80 kişilik mühendis ekibimizle büyük dil modelleri, üretken yapay zeka çözümleri ve kurumsal yapay zeka uygulamaları üzerinde çalışıyoruz. Finans, insan kaynakları, pazarlama ve farklı iş süreçlerine yönelik üretken yapay zeka çözümleri geliştiriyoruz. Bunun yanında birçok OYAK şirketinde yapay zeka dönüşümüne yönelik çalışmalar yürütülüyor." şeklinde konuştu Kendi GPU altyapısında 10'un üzerinde ürün geliştirildi Yapay zeka çalışmalarını kendi bünyelerinde kurdukları GPU altyapısı üzerinde yürüttüklerini belirten Ürey, bu yatırımın model geliştirmeden ürünleşmeye kadar tüm süreci hızlandırdığını söyledi. Ürey şöyle devam etti: "DataSpecta bünyesinde GPU sunucu yatırımı gerçekleştirdik. Bu altyapı sayesinde kendi geliştirdiğimiz ya da kurumların ihtiyaçlarına göre optimize ettiğimiz büyük dil modelleriyle uçtan uca çözümler üretebiliyoruz. Veriyi dışarıya çıkarmadan kendi ortamımızda çalışabiliyor olmak bize hem güvenlik hem de esneklik kazandırıyor. Ar-Ge ekibimiz bu ortamı kullanarak, codeSpecta ve CogniSpecta gibi kapsamlı platformlar başta olmak üzere bugüne kadar 10'un üzerinde ürün ve çözüm geliştirdi." Geliştirilen çözümlerin bir bölümünün şirketin kendi projelerinde de kullanıldığını aktaran Ürey, "Ürettiğimiz teknolojileri yalnızca müşterilerimize sunmakla kalmıyor, kendi projelerimizde de kullanıyoruz. Bugün yapay zeka desteğiyle kod geliştiriyor, mevcut sistemlerin kodlarını analiz ederek modernizasyon projeleri yürütüyor, veri modelleri ve raporlar üretiyoruz. Bu örnekler her geçen gün artıyor. Kendi ürünlerimizi sahada birebir kullanmak, onları gerçek ihtiyaçlarla olgunlaştırmamızı sağlıyor; bu yaklaşım bize standardizasyon, hız ve kalite olmak üzere üç alanda somut kazanım getirdi." şeklinde konuştu. Yapay zekada yerli teknolojilerin önemi Yapay zekanın savunmadan lojistiğe, sanayiden finansa kadar birçok alanda dönüşümü hızlandırdığını belirten Ürey, yerli teknoloji geliştirme kabiliyetinin önemine dikkat çekti. Son dönemde yaşanan küresel gelişmelerin, yapay zekanın stratejik önemini daha görünür hâle getirdiğini belirten Ürey sözlerini söyle sürdürdü: “Ancak yalnızca savunma alanında değil, hizmet sunduğumuz tüm sektörlerde de güvenilir, sürdürülebilir ve yerli teknolojiler geliştirmek büyük önem taşıyor. Verinin güvenli şekilde yönetildiği ve kurumların ihtiyaçlarına göre geliştirilen yapay zeka çözümleri, dijital dönüşümün temel unsurlarından biri hâline geliyor. Kritik teknolojilerde yerli yetkinliklerin geliştirilmesi ve kurumların kendi teknolojik kabiliyetlerini güçlendirmesi büyük önem taşıyor." Türkiye'de yapay zeka ekosistemi büyüyor Türkiye'de teknoloji girişimlerinin ve yapay zeka kullanımının hızla geliştiğini belirten Ürey, "Türkiye'de yapay zeka ekosistemi her geçen gün güçleniyor. Geliştirilen teknolojilerin hem kurumlar hem de bireyler tarafından giderek daha fazla benimsendiğini görüyoruz. Bu gelişim, yerli teknoloji üreticileri için de önemli fırsatlar oluşturuyor." şeklinde konuştu. Yerli teknoloji girişimlerine yapılan yatırımların önemine dikkat çeken Ürey, "Yapay zeka alanında hem yatırım hem de uzun soluklu Ar-Ge büyük önem taşıyor. Dünyada şirketler yapay zeka teknolojilerine milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Biz de Innovance olarak veri ve yapay zeka alanında, başta OYAK şirketleri olmak üzere farklı sektörlerden kurumlarla birlikte çalışıyor, yerli teknolojiler geliştirmeye devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. OYAK bünyesinde ortak yapay zeka altyapısı OYAK bünyesinde yürütülen çalışmalara da değinen Yusuf Ürey, OYAK Dijital ile birlikte ortak bir yapay zeka altyapısı oluşturduklarını belirtti. Yapay zeka teknolojilerinin gerektirdiği yüksek maliyetleri azaltmak ve OYAK şirketlerine merkezi bir yapı üzerinden hizmet sunabilmek amacıyla OYAK Dijital ile birlikte ortak bir altyapı tasarladıklarını ifade eden Ürey “Bu yapı sayesinde şirketlerin ihtiyaç duyduğu yapay zeka çözümlerinin daha güvenli, hızlı ve verimli şekilde geliştirilmesini hedefliyoruz." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor Haber

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor

Kahve tüketiminin ardından ortaya çıkan atıklar, artık biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendirilebilecek yüksek katma değerli bir ham maddeye dönüşüyor. Tarım, gıda ve biyoendüstri alanındaki uzmanlığını biyomalzeme teknolojileriyle birleştiren, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliğini odağına alan Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olan Sunar NP, mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisini Ar-Ge çalışmaları sayesinde kahve ve diğer gıda atıklarıyla buluşturarak biyobozunur ürünlerde kullanılabilecek biyobazlı bir ham madde geliştirdi. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, gıda ve ilk aşamada biyobozunur pipet üretiminde kullanılan bu yenilikçi malzemenin hem çevresel kirliliğin azaltılmasına, içecek ve hizmet sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümüne ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasına önemli bir katkı sağlayacağını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, geliştirilen biyomalzemenin şirket için yeni bir ürün geliştirme sürecinden ziyade, uzun yıllardır sahip oldukları mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisi bilgi birikiminin döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim yaklaşımının somut çıktısı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojileri uzun yıllardır uzmanlık alanlarımız arasında yer alıyor. Bu çalışma, bizim için yeni bir ürün geliştirmekten çok, sahip olduğumuz teknoloji ve Ar-Ge altyapısını kahve atıkları gibi biyolojik kaynaklarla buluşturarak döngüsel ekonomiye yeni bir değer kazandırmanın somut örneklerinden biri. Bizim için atık diye bir kavram yok; doğru teknolojiyle yeniden değerlendirilmeyi bekleyen kaynaklar var. Türkiye fosil kaynaklar açısından zengin bir ülke değil. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınmanın yolu, sahip olduğumuz tarımsal kaynakları ve organik atıkları yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilen yerli teknolojiler geliştirmekten geçiyor. Sıfır Atık yaklaşımının temelini oluşturan yerinde dönüşüm anlayışıyla geliştirdiğimiz biyomalzemeler, ithal fosil bazlı ham maddelere olan bağımlılığın azaltılmasına ve ülkemizin biyoekonomi hedeflerine katkı sağlıyor. Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olarak biyoplastiği yalnızca konuşan değil; biyobozunur ve kompostlanabilir biyopolimerleri geliştirip sanayi ölçeğinde üreten, gerçek uygulamalarla ticarileştiren bir şirket olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bugün ilk uygulama alanı biyobozunur pipetler olsa da geliştirdiğimiz biyobazlı ham madde; gıda ambalajlarından çatal, kaşık ve tabak gibi tek kullanımlık servis ürünlerine, farklı biyoplastik uygulamalarından birçok endüstriyel çözüme kadar geniş bir kullanım potansiyeline sahip. Temel hedefimiz; doğaya geri dönebilen, kaynak verimliliğini artıran ve sanayiyle entegre çözümler geliştirmek. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevresel bir hedef değil; inovasyonun, rekabet gücünün ve geleceğin sanayisinin temelidir. Geliştirdiğimiz her yeni biyomalzeme, yerli tarımsal kaynakların ve organik atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayarak ülkemizin yeşil dönüşümüne, sanayimizin küresel rekabet gücüne ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine hizmet ediyor. Türkiye'nin biyoplastik dönüşümü artık yalnızca bir vizyon değil; yerli teknoloji, yerli üretim ve gerçek ticari uygulamalarla hayata geçen bir sanayi başarısıdır.” Tüm dünyada, tek kullanımlık plastiklere alternatif çözümlere olan talep gün geçtikçe artıyor 2026 yılı itibarıyla küresel sürdürülebilir ambalaj ve biyoplastik pazarlarında hızlı bir gelişme yaşanıyor. Bu hızlı büyüme, döngüsel ekonomi temelli malzemelerin endüstrideki stratejik önemini giderek artırıyor. Küresel kompostlanabilir ambalaj pazarının 2026 yılında 82,03 milyar ABD doları değerinde olacağı ve 2033 yılına kadar 130,01 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin ediliyor. Biyoplastik pazarının ise 2033’e kadar 67 milyar USD’yi aşarak yıllık yüzde 17’nin üzerinde bir büyüme kaydedeceği öngörülüyor. Bu gelişmeler, gıda ve içecek sektöründe biyobazlı ve kompostlanabilir malzemelerin artık niş değil, küresel ölçekte stratejik bir dönüşüm alanı haline geldiğini gösteriyor. Sunar NP'nin kahve atıkları gibi biyolojik kaynakları ileri biyopolimer teknolojileriyle biyobozunur çözümler, yalnızca çevresel sürdürülebilirliğe değil, aynı zamanda hızla büyüyen küresel pazar dinamikleriyle uyumlu katma değerli bir sanayi dönüşümüne de karşılık geliyor. Döngüsel ekonomi ve atık dönüşümünde yeni bir uygulama Sunar NP tarafından geliştirilen biyobozunur ham madde, tüketim sonrası ortaya çıkan kahve ve diğer gıda atıklarının katma değerli bir endüstriyel girdiye dönüşmesini sağlıyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla geliştirilen bu teknoloji sayesinde, bertaraf edilmesi gereken bir atık yeni nesil biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendiriliyor. Uygun çevresel koşullar altında biyolojik olarak çözünebilen bu malzeme, mikroplastik oluşumuna neden olmadan doğaya geri dönebiliyor. Böylece hem fosil bazlı plastik kullanımının azaltılmasına katkı sağlıyor hem de atıkların yeniden ekonomiye kazandırıldığı sürdürülebilir bir üretim modelini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin DOA Sistemi ABD ve Batılı Ülkelere Örnek Gösterildi Haber

Türkiye’nin DOA Sistemi ABD ve Batılı Ülkelere Örnek Gösterildi

Dünyanın önde gelen ekonomi ve iş dünyası yayınlarından Forbes, Türkiye’nin Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi’nin kritik hammadde tedariğinin güçlendirilmesi ve geri dönüşümün ekonomik altyapıya dönüştürülmesi gibi avantajlarını öne çıkararak dünyaya örnek gösterdi. Wesley Alexander Hill imzasıyla 13 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan “American Defense Should Champion Recycling To Compete With China” başlıklı analizde geri dönüşümün yalnızca çevresel bir mesele olmadığı, sanayi üretimi, ulusal güvenlik ve kritik hammaddelere erişim açısından stratejik öneminin arttığı ele alındı. Analizde özellikle alüminyum, lityum, bakır ve kalay gibi üretim, enerji, teknoloji ve savunma sanayi açısından kritik öneme sahip malzemelerin ekonomiye yeniden kazandırılmasının, ülkelerin hammaddede dışa bağımlılığını ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlığı azaltabileceği vurgulandı. Türkiye Modeli “En Uygulanabilir Ulusal Sistem” Olarak Gösterildi Forbes’un analizinde birçok ABD eyaletinde ve Avrupa ülkesinde depozito iade sistemlerinin uygulandığı hatırlatılırken, Türkiye’nin geliştirdiği DOA Sistemi ulusal ölçekte uygulanabilecek en güçlü örneklerden biri olarak değerlendirildi. Haberde Türkiye’de uygulanan modelin en önemli avantajlarından birinin kamu finansmanı yerine özel sermayeye ve genişletilmiş üretici sorumluluğuna dayanması olduğuna yer verilirken, bu yaklaşımın DOA Sistemi’ni vergi mükelleflerine ilave yük getirmeden hayata geçirilmesini mümkün kıldığı belirtildi. Analizde, DOA’nın güçlü dijital altyapısını oluşturan barkodlar, uçtan uca takip sistemi, Depozito İade Makineleri ve vatandaşların iadelerini mobil cüzdanlarına alabilmesini sağlayan teknoloji de sistemin öne çıkan unsurları olarak yer aldı. Kurgulanan altyapının vatandaşların sisteme katılımını kolaylaştırdığı, toplama verimliliğini artırdığı ve kullanılmış içecek ambalajlarının çöp veya atık olarak değil, ülke ekonomisinde tutulması gereken değerli endüstriyel girdiler olarak değerlendirilmesini sağladığı ifade edildi. ABD’ye “Türkiye Modeli Depozito Sistemi” Önerisi Analizde Türkiye’de uygulanan sistemin yalnızca çevresel bir proje değil, yerli tedarik zincirlerini güçlendiren modern bir sanayi altyapısı olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. ABD’nin geri dönüşüm ve kritik hammadde politikalarını güçlendirmesi için “Türkiye modeli bir depozito iade sistemi” kurabileceği belirtilirken, mevcut perakende noktaları, belediye tesisleri ve farklı kurumların modern dijital takip teknolojileriyle entegre edilebileceği aktarıldı. Analizin sonuç bölümünde Türkiye’nin DOA modeli, Batılı ülkelerin kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabileceği bir yol haritası olarak tanımlandı. Ayrıca Türkiye’nin yaptığına benzer modern bir depozito iade sisteminin kısa sürede kurulabileceği, özel kaynaklarla finanse edilebileceği ve yalnızca çevresel bir uygulama olarak görülmenin ötesine geçerek sanayi altyapısının bir parçasına dönüştürülebileceği ifade edildi. Türkiye’deki Yerli Teknoloji Üreticileri İçin Önemli Bir Fırsat Forbes’un haberinde görüşlerine yer verilen Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, DOA Sistemi’nin Türkiye’nin yerli teknoloji sektörü açısından da önemli bir araç olduğunu belirtti. Türkiye’nin tek bir ekipman tedarikçisine bağımlı bir yapı yerine rekabete açık bir model benimsediğini ifade eden Öztürk, son iki yılda farklı Türk üreticilerin gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak yerli Depozito İade Makineleri üretmeye başladığını aktardı. Yerli üreticilerin ihracat pazarlarını da hedeflediğini belirten Öztürk, bu gelişmenin geri dönüşüm teknolojileri alanında tamamen yeni bir sanayi ekosisteminin oluşmasına yol açacağını ifade etti. Öztürk, değerli hammaddelerin Türkiye ekonomisi içerisinde tutulması sayesinde DOA Sistemi’nin cari açığın düşürülmesine katkıda bulunacağını, sistemin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle yılda yaklaşık 1 milyar dolar katkı sağlamasının beklendiğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ceza İnfaz Kurumlarına Akıllı Teknoloji Entegrasyonu Haber

Ceza İnfaz Kurumlarına Akıllı Teknoloji Entegrasyonu

Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, güçlü altyapısı, ileri teknoloji birikimi ve yerli iştiraklerinin katkısıyla kamu kurumlarının dijitalleşme sürecine yön vermeye devam ediyor. Türk Telekom ile T.C. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü arasında gerçekleştirilen iş birlikleri kapsamında kamu hizmetlerindeki idari işlerin entegre dijital süreçlerle yönetilerek verimliliğin artırılması ve dijital devlet anlayışının önemli örneklerinden biri olması hedefleniyor. Bu kapsamda Türk Telekom Grup şirketi İnnova Bilişim’in mühendislik yetkinlikleriyle geliştirilen ACEP, teknik altyapısından finansman modeline kadar tamamen yerli kaynaklarla hayata geçirilmiş olup ceza infaz kurumlarında yaygınlaştırılmaya ve yeni teknolojilerle geliştirilmeye devam ediyor. Kamu kurumlarının dijitalleşme vizyonu doğrultusunda Türk Telekom ile T.C. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü arasında yeni bir iş birliği protokolü imzalandı. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Çelebi Yılmaz, “Ceza infaz sistemimiz, hükümlüleri yalnızca özgürlüklerinden yoksun bırakmayı değil, onları yeniden topluma kazandırmayı amaçlayan çağdaş bir infaz anlayışı üzerine inşa edilmiştir. Rehabilitasyon, eğitim ve iyileştirme faaliyetleri, infaz hizmetlerimizin merkezinde yer almakta; toplumu suçtan korumanın en etkili yolunun, bireyin yeniden suç işlemesini önleyecek kalıcı çözümler üretmek olduğuna inanıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda Türk ceza infaz sistemi, yirmi yılı aşkın süredir fiziki altyapı, insan kaynağı ve dijital dönüşüm ekseninde kapsamlı bir reform sürecinden geçmektedir. Modern infaz anlayışımızın yeni halkasını oluşturan dijital dönüşüm kapsamında, Türk Telekom ile yürüttüğümüz güçlü iş birliği sayesinde hayata geçirilen ACEP Projesi ile hükümlü ve tutukluların aileleriyle görüntülü görüşmeleri, e-Doktor hizmetlerinden yararlanmaları, Bakanlığımızla doğrudan iletişim kurmaları ile dijital kantin ve ödeme hizmetlerine erişmeleri mümkün hâle gelmiştir. Bugün 200 ceza infaz kurumunda kullanılan ACEP, ceza infaz hizmetlerinin daha etkin, şeffaf ve insan odaklı sunulmasına önemli katkılar sağlamaktadır. İmzaladığımız yeni iş birliği protokolüyle büyük veri ve yeni nesil dijital teknolojilerden yararlanarak ceza infaz kurumlarımızın güvenliğini, rehabilitasyon hizmetlerini ve dijital kapasitesini daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Türk Telekom tarafından, ceza infaz personelimize yönelik oluşturulan avantajlı tarife paketlerinin de yakında açıklanması planlanmaktadır. Türk Telekom ile yürüttüğümüz bu stratejik iş birliğinin, kamuda dijital dönüşüm vizyonuna katkı sağlayacağına, yerli ve millî teknolojilerin kamu hizmetlerinde daha etkin kullanılmasına öncülük edeceğine inanıyorum” dedi. “Kamunun dijital dönüşümünde öncü rol üstleniyoruz” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye’nin dijital dönüşümüne öncülük eden bir kuruluş olarak, kamu hizmetlerinin modern, hızlı ve kesintisiz şekilde sunulmasını temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Ülkemizin ‘Dijital Türkiye’ hedefine katkı sunmaya, kamu kurumlarımızın altyapısını güncel teknolojilerle güçlendirerek iş süreçlerinde verimliliği artırmaya devam ediyoruz. Adalet Bakanlığımızla birlikte yürüttüğümüz ACEP, teknolojinin kamu yönetiminde ne denli dönüştürücü bir etki yaratabileceğini gösteren önemli bir örnek. İnnova’nın yerli mühendislik gücüyle geliştirdiği bu sistem sayesinde kamu yönetiminde verimliliği artırarak dijital altyapı kurduk. T.C. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ile gerçekleştirdiğimiz yapay zekâ ve dijital dönüşüme yönelik yeni iş birliği protokolü, bütüncül bir yaklaşımın somut örneklerini teşkil etmektedir. Türk Telekom olarak, fiber altyapımız ve yerli teknoloji çözümlerimizle kamunun dijitalleşme sürecine katkı sağlamaya, ülkemize ve toplumumuza değer üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.