Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerli Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Yerli Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerli Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CW Enerji ve Kemal Uğurlu Tekstil’den Güneş Enerjisinde Güç Birliği Haber

CW Enerji ve Kemal Uğurlu Tekstil’den Güneş Enerjisinde Güç Birliği

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, sürdürülebilir enerji yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Firma, Kemal Uğurlu Tekstil’in çatısına 3332,91 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santralinin (GES) kurulumunu tamamladı. CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, yenilenebilir enerji yatırımlarının hem çevresel hem de ekonomik açıdan büyük önem taşıdığını vurguladı. Yılmaz, “Kemal Uğurlu Tekstil ile de güzel bir projeyi hayata geçirdik. Proje kapsamında Kemal Uğurlu Tekstil’in çatısına 3332,91 kWp kurulu güce sahip güneş enerji santralinin kurulumunu tamamladık. Proje ile yılda yaklaşık 384 ağacın atmosferden uzaklaştırdığı karbon miktarına karşılık gelen 2.546.877 kg karbondioksit salınımını önlenecek. Hayata geçirdiğimiz bu proje sürdürülebilir üretim anlayışının somut bir örneğini oluşturuyor. Güneş enerjisi santrali sayesinde işletmenin enerji maliyetleri düşerken, karbon salınımının azaltılmasına da önemli katkı sağlanacak. CW Enerji olarak sanayinin farklı alanlarında yenilenebilir enerji çözümlerimizi yaygınlaştırmaya ve ülkemizin temiz enerji dönüşümüne destek olmaya devam edeceğiz” dedi. Volkan Yılmaz: İş ortaklarımızın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı sunuyoruz Yenilenebilir enerji yatırımlarının hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ekonomik verimlilik açısından kritik bir rol oynadığını ifade eden Yılmaz, güneş enerjisinin karbon salımını azaltmada önemli bir araç olduğuna dikkat çekti. Yılmaz, “Hayata geçirdiğimiz her projeyle ülkemizin yenilenebilir enerji kapasitesini güçlendirirken, iş ortaklarımızın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına katkı sunuyoruz. Güneş enerjisi yatırımları, şirketlerin enerji giderlerini azaltırken çevresel etkilerini de minimize etmelerine olanak tanıyor. Türkiye’nin yüksek güneş enerjisi potansiyelini en etkin şekilde değerlendirmek adına AR-GE ve üretim altyapımızı sürekli geliştiriyoruz. Yerli üretim gücümüzle ekonomiye değer katarken, enerji arz güvenliğine de destek sağlıyoruz. Önümüzdeki süreçte de temiz enerji dönüşümüne liderlik edecek projelerimizi artırmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Güneş enerjisinin yaygınlaşmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz Firmaların yenilenebilir enerjiye yönelmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri açısından da büyük önem taşıdığını belirten Yılmaz, şunları kaydetti: “Sanayi kuruluşlarının temiz enerji yatırımlarına yönelmesi hem çevresel sorumlulukların yerine getirilmesi hem de rekabet gücünün artırılması açısından kritik bir adım. Biz de CW Enerji olarak, çözümlerimizle işletmelerin bu dönüşüm sürecine kolay ve verimli şekilde adapte olmalarını sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de farklı sektörlerde hayata geçireceğimiz projelerle güneş enerjisinin yaygınlaşmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz.” Geleceğe daha güçlü ve sorumlu bir şekilde ilerlemeyi hedefliyoruz Kemal Uğurlu Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Uğurlu da, hayata geçirilen GES projesinin şirketin sürdürülebilirlik vizyonu açısından önemli bir adım olduğunu söyledi. Kemal Uğurlu Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Uğurlu, “Enerji maliyetlerini düşürmenin yanı sıra çevresel sorumluluklarımızı yerine getirmek adına bu yatırımı hayata geçirdik. CW Enerji iş birliğiyle kurulan güneş enerji santrali sayesinde hem üretim süreçlerimizi daha çevreci hale getiriyoruz hem de karbon ayak izimizi azaltıyoruz. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarımıza devam etmeyi planlıyoruz” diye konuştu. Yenilenebilir enerji yatırımlarının uzun vadede şirketin rekabet gücünü artıracağını dile getiren Uğurlu, “Sürdürülebilirlik artık sadece bir tercih değil, aynı zamanda iş yapış biçimimizin temel bir parçası. Bu doğrultuda attığımız her adım, hem çevreye duyarlı üretim anlayışımızı güçlendiriyor hem de müşterilerimize daha sürdürülebilir ürünler sunmamıza olanak tanıyor. GES yatırımımızla birlikte enerji verimliliğimizi artırırken, geleceğe daha güçlü ve sorumlu bir şekilde ilerlemeyi hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, SARSILMAZ Standında SARBOT L1’i İnceledi Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan, SARSILMAZ Standında SARBOT L1’i İnceledi

Türkiye’nin savunma teknolojilerindeki mühendislik kabiliyetini ve yerli üretim gücünü yansıtan SARBOT L1’e gösterilen ilgi, Türk savunma sanayiinin ulaştığı teknolojik seviyenin önemli bir göstergesi oldu. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ziyareti, aynı zamanda yerli ve milli savunma teknolojilerine verilen stratejik desteğin güçlü bir yansıması olarak değerlendirildi. SARSILMAZ Grup şirketlerinden LA2 Dynamics tarafından geliştirilen SARBOT L1; gelişmiş hareket kabiliyeti, uzaktan komuta altyapısı ve entegre silah sistemleriyle öne çıkıyor. Platform, yeni nesil savunma teknolojileri alanında Türkiye’nin mühendislik yetkinliğini sahaya taşıyan önemli projeler arasında yer alıyor. SARSILMAZ Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Latif Aral Aliş, ziyaretin ardından yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın EFES 2026 Tatbikatı kapsamında standımızı ziyaret ederek Türkiye’nin ilk yerli ve milli silahlı robotu SARBOT L1 platformumuzu incelemesi ve imzasıyla onurlandırması, bizim için tarihi bir gurur vesilesi olmuştur. Yerli ve milli savunma teknolojileri alanında ülkemizin hedeflerine katkı sunma kararlılığımızı pekiştiren bu ziyaretin, sektörümüz adına da önemli bir motivasyon kaynağı olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin savunma sanayiinde tam bağımsızlık vizyonuna katkı sunan; yüksek teknolojiye dayalı, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirme hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.” EFES 2026 Tatbikatı kapsamında gerçekleşen ziyaret, SARSILMAZ’ın yeni nesil savunma teknolojileri alanındaki mühendislik çalışmalarına verilen desteği bir kez daha ortaya koydu. Bu güçlü destek; şirketin ileri teknolojiye dayalı projelerine duyulan güveni pekiştirirken, yerli ve milli kabiliyetlerin daha da geliştirilmesi, yeni platformların hayata geçirilmesi ve Türkiye’nin stratejik savunma hedeflerine katkı sunulması yolunda önemli bir motivasyon kaynağı oldu. SARSILMAZ, sahip olduğu mühendislik birikimi, entegre üretim kabiliyeti ve yenilikçi vizyonuyla Türkiye’nin savunma sanayiindeki teknoloji odaklı ilerleyişine katkı sunmayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Hamlesi Haber

Türk İlaç Sanayisinde Yerli Tedarik Hamlesi

Osmanlı döneminde eczacılık faaliyetlerine ev sahipliği yapan Rumeli Han’da gerçekleştirilen etkinlikte; ilaç üreticileri, ham madde ve etken madde tedarikçileri, makine üreticileri, otomasyon ve yazılım firmaları ile sektör profesyonelleri doğrudan temas kurdu. Yerli üretim kapasitesinin artırılması, sürdürülebilir üretim altyapısının güçlendirilmesi ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde edilmesine yönelik stratejik başlıklar öne çıktı. HÜRMÜZ’ÜN KAPATILMASI İLAÇ YAN SANAYİNİN ÖNEMİNİ HATIRLATTI İlaç yan sanayisinin stratejik önemi ve yerli üretim vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan TİYSAT Yönetim Kurulu Başkanı Erdinç Yaşrin: “Ortadoğu’da yaşanan sorunlar ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılması hepimize açıkça göstermiştir ki; üretim kadar süreklilik ve erişim de hayati öneme sahip. Güçlü bir yan sanayi bizi ayakta tutar, güçlü bir satış ve iş birliği yaklaşımı ise bizi büyütür. İlaç yan sanayisi yalnızca üretimi destekleyen bir yapı değil; sağlıkta bağımsızlığın, sürdürülebilir üretimin ve güçlü ekonominin temelini oluşturan stratejik bir ekosistemdir. Pandemi süreci ve küresel gelişmeler, üretim kadar erişim ve sürekliliğin de kritik olduğunu gösterdi. Güçlü bir yan sanayi bizi ayakta tutarken, güçlü iş birlikleri ve doğru anlatım bizi büyütecektir. İlaç sektörü dünyanın en rekabetçi alanlarından biri. Bu nedenle güçlü bir üretim kadar, güçlü bir anlatım, markalaşma ve pazarlama anlayışı da gerekli. Yerli üretim kapasitesinin güçlenmesiyle birlikte sektörümüzün küresel rekabet gücünün de artacağına inanıyoruz. Üretmek çok kıymetlidir ancak ortaya koyduğunuz değeri dünyaya ulaştırabildiğiniz ölçüde gerçek başarıya dönüşür” ifadelerinde bulundu. KÜRESEL KRİZLERE KARŞI YERLİ ENTEGRE ÜRETİM EKOSİSTEMİ KURULMALI Yerli üretim, güçlü tedarik zinciri ve ilaç sanayisinde değişen küresel rekabet dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler; “Bugün ilaç sanayisinde rekabet yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji kullanımından tedarik zinciri yönetimine, inovasyon gücünden kurulan stratejik iş birliklerine kadar çok boyutlu bir yapıyla şekilleniyor. Bu nedenle yerli ve entegre bir üretim ekosistemi oluşturmak, sektörümüz açısından artık bir tercih değil; sürdürülebilir büyümenin temel gerekliliklerinden biri haline geliyor. Artkim Group olarak gerçekleştirdiğimiz bu organizasyonun yalnızca bir B2B etkinliği değil; Türk ilaç sanayisinin yerli üretim ekseninde güçlenmesine katkı sağlayacak stratejik bir iş birliği platformu olduğuna inanıyoruz. Yerli üreticilerimizi doğrudan karar vericilerle buluşturarak uzun vadeli, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli iş birliklerinin önünü açmayı hedefliyoruz” dedi. Sadece TİYSAT üyelerine özel masa katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda, ilaç üretim zincirinin tüm halkaları birebir görüşmeler gerçekleştirdi. Etkinlik boyunca özellikle son yıllarda yaşanan küresel lojistik problemleri, ham maddeye erişim süreçleri, üretim sürekliliği ve bölgesel krizlerin ilaç sanayisine etkileri gündeme taşındı. Sektör temsilcileri, yerli üretim altyapısının güçlendirilmesinin yalnızca ekonomik değil; sağlık güvenliği açısından da kritik bir gereklilik olduğuna dikkat çekti. SEKTÖRÜN YENİ DÖNEM AJANDASI DA PAYLAŞILDI Etkinlik kapsamında ayrıca hazırlıkları devam eden TİYSAT e-dergisine ilişkin bilgiler sektör temsilcileriyle paylaşılırken, 29-30 Haziran tarihlerinde TÜSEB-TİYSAT iş birliğiyle düzenlenecek Arama Konferansı için çalışmaların sürdüğü aktarıldı. Programa katılım sağlayan TÜSEB Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Murat Sarğın da sektör temsilcileriyle bir araya gelerek yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Gerçekleştirilen birebir görüşmelerin; yeni yatırım süreçlerine, yerli üretim odaklı projelere ve sektörler arası uzun vadeli iş birliklerine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sistem Alüminyum, Saha Expo’da Dövme Ve Ekstrüzyon Çözümlerini Sergiledi Haber

Sistem Alüminyum, Saha Expo’da Dövme Ve Ekstrüzyon Çözümlerini Sergiledi

Küresel savunma ve havacılık sanayisinin en prestijli buluşmalarından biri olarak kabul edilen Saha Expo 2026, sektörün global ölçekte en önemli buluşma noktaları arasında yer alıyor. Üreticileri, mimarları, mühendisleri ve yatırımcıları bir araya getiren organizasyonda Sistem Alüminyum, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerini tanıttı. Fuarda özellikle alüminyum dövme ve ekstrüzyon alanındaki üretim kabiliyetlerini öne çıkaran Sistem Alüminyum’un Savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu yüksek mukavemetli, hassas toleranslı ve kritik uygulamalara uygun alüminyum çözümleri ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Gerçekleştirilen iş görüşmeleri ve sektör buluşmalarıyla SAHA EXPO, Sistem Alüminyum açısından verimli ve başarılı bir organizasyon oldu. “Savunma sanayisine değer katmaya devam edeceğiz” Fuara, Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban da katılım sağladı. Organizasyon kapsamında gerçekleştirilen temaslarda, şirketin savunma sanayiine yönelik stratejik üretim gücü, yüksek mühendislik kabiliyeti ve katma değerli çözümleri sektör temsilcileriyle paylaşıldı. Sistem Alüminyum’un savunma ve havacılık sanayiindeki etkin konumu ile sürdürülebilir büyüme vizyonu, fuar boyunca gerçekleştirilen görüşmelerde bir kez daha öne çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın SAHA EXPO’ya katılımı ise Türkiye’nin milli teknoloji hamlesi doğrultusunda savunma sanayisinde ulaştığı güçlü konumu ve küresel rekabet vizyonunu ortaya koydu. Fuar katılımına ilişkin değerlendirmede bulunan Sistem Alüminyum İcra Kurulu Başkanı Ayhan Yerekaban, “SAHA EXPO, savunma ve havacılık sanayimizin ulaştığı teknolojik seviyeyi ve yerli üretim gücünü ortaya koyan çok değerli bir platform. Sistem Alüminyum olarak özellikle dövme ve ekstrüzyon alanındaki yüksek mühendislik kabiliyetlerimizi sektör profesyonelleriyle paylaşmaktan büyük memnuniyet duyduk. Savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu yüksek mukavemetli ve hassas toleranslı alüminyum çözümlerinde, entegre üretim yapımız ve sürdürülebilir yatırım vizyonumuzla ülkemize katma değer sağlamaya devam edeceğiz.” İfadelerini kullandı. “Alüminyumun Geleceğinde İmzamız Var” “Alüminyumun Geleceğinde İmzamız Var” vizyonuyla hareket eden Sistem Alüminyum; yüksek teknoloji yatırımları, mühendislik gücü ve stratejik sektörlerdeki güçlü varlığıyla Türkiye sanayisinin yükselen değerleri arasında yer alıyor. 30 yılı aşkın üretim tecrübesine sahip Sistem Alüminyum; ekstrüzyon, dövme alüminyum, kompozit panel ve mimari sistemler alanlarında üretim gerçekleştiriyor. Özellikle dövme alüminyum, yüksek mekanik dayanım gerektiren savunma, havacılık, otomotiv, enerji ve denizcilik gibi stratejik sektörlerde kullanılan özel bir üretim alanı olarak öne çıkıyor. Tam entegre üretim yapısı sayesinde; dökümden ekstrüzyona, yüzey işlemden mekanik işleme ve dövme teknolojilerine kadar tüm süreçleri tek çatı altında yönetebilen Sistem Alüminyum, bugün yıllık 103 bin ton alüminyum profil, 9 milyon m² kompozit panel ve yaklaşık 7 bin ton dövme alüminyum üretim kapasitesiyle Türkiye sanayisinin güçlü üreticileri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Türkiye 170 Yaşında Haber

Siemens Türkiye 170 Yaşında

Siemens Türkiye, Türkiye’nin sanayi ve teknoloji ekosisteminde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi olarak konumlanıyor. Şirketin faaliyetlerinin odağında kısa vadeli sonuçların ötesinde uzun vadeli değer üretimi yer alıyor. Siemens Türkiye, yerel mühendislik gücünü, operasyonel yetkinliklerini ve küresel teknoloji birikimini bir araya getirerek çalışmalarını sürdürüyor. Geleceğe bakış: Dijitalleşme, endüstriyel yapay zekâ ve sorumlu büyüme Siemens Türkiye, stratejik odağını dijital dönüşüm, endüstriyel yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilere yönlendiriyor. Şirket, sanayide dijitalleşmenin hızlandırılmasını, yeşil teknolojilerin yaygınlaştırılmasını ve daha verimli, dayanıklı sistemlerin geliştirilmesini önceliklendiriyor. Yapay zekâ, dijital ikizler, otomasyon ve akıllı enerji sistemleri, Siemens Türkiye’nin gelecek vizyonunun temel yapı taşlarını oluşturuyor. Siemens Türkiye’den sosyal etki ve sürdürülebilirlik odağında bütüncül yaklaşım Siemens Türkiye, insan odağını merkeze alarak yetenek gelişimi, kapsayıcılık ve etik değerler alanlarında çalışmalar yürütüyor. Şirket, çevresel yaklaşımı kapsamında enerji verimliliğini artıran, kaynak kullanımını optimize eden ve emisyonların azaltılmasına katkı sağlayan teknolojiler geliştiriyor. Bu bütüncül yaklaşım, Siemens Türkiye’nin sosyal etki çalışmalarına da yansıyor. Türkiye, Siemens’in küresel inovasyon ağında stratejik rol oynuyor Türkiye, Siemens’in küresel inovasyon ve mühendislik ağı içinde stratejik bir rol üstleniyor. Siemens Türkiye, 800’ü aşkın mühendis ve araştırmacıdan oluşan kadrosu ve 3 milyar TL’ye ulaşan Ar-Ge yatırımıyla global inovasyon ağının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Bu yapı, Türkiye’yi yalnızca üretim yapılan bir ülke olmaktan çıkararak teknoloji geliştirilen bir merkez haline getiriyor. Türkiye’de geliştirilen mühendislik çözümleri ve dijital teknolojiler, Siemens’in global portföyüne entegre edilerek farklı coğrafyalarda kullanılıyor. Üretim gücü ve ihracat kapasitesi Siemens Türkiye yerli üretim gücü ve mühendisliği ile Gebze'de 100.000'den fazla orta gerilim dağıtım panosu üretimi gerçekleştirdi. Dünya da pek çok ülkeye ihracat yapan tesis, çevre dostu teknolojileri, uzun ömürlü yapısı ve düşük bakım ihtiyacıyla enerji altyapılarına çözüm sunuyor. Dijital üretim altyapısı sayesinde tesis; otomasyon, dijital ikiz teknolojileri ve entegre üretim yönetimiyle modern sanayi üretiminin gelişmiş örneklerinden biri olarak konumlanıyor. Bunun yanı sıra Siemens’in Türkiye’deki alçak gerilim üretim faaliyetleri de küresel değer zincirinde önemli bir rol üstleniyor. 1961 yılında kurulan tesis, yıllık yaklaşık 20 milyon adet üretim kapasitesiyle faaliyet gösteriyor. Liderlerden 170. yıl mesajları Hüseyin Gelis: “Yenilik ve sorumlu büyüme ile geleceği şekillendiriyoruz” Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis: Geçmişten bugüne taşıdığımız deneyimi, yenilik odağımız ve güçlü mühendislik kabiliyetimizle birleştiriyoruz. Türkiye’deki köklü sanayi ve teknoloji geçmişimiz, bu yaklaşımın önemli bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz; dijital dönüşümü hızlandırmak, endüstriyel yapay zekâ ve veri odaklı teknolojileri sanayiye entegre etmek, yeşil teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmak ve sorumlu büyüme yaklaşımıyla sanayi ve altyapının geleceğini şekillendirmek olacaktır. Siemens Türkiye olarak teknolojiyi yalnızca geliştiren değil, ekonomik, çevresel ve toplumsal etkileri birlikte ele alan bir bakış açısıyla hareket ediyoruz. Bu anlayışla ‘zamanın ötesinde’ bir şirket olma hedefimizi kararlılıkla sürdürüyoruz.” Thomas Kolbinger: “Uzun vadeli ve dengeli büyümeye odaklanıyoruz” Siemens Türkiye CFO’su Thomas Kolbinger ise şirketin uzun vadeli değer yaratma yaklaşımına dikkat çekerek şunları söyledi: 170 yıl boyunca temel odağımız, teknolojiyi ve mühendisliği kullanarak değer üretmek oldu. Siemens Türkiye olarak finansal başarımızı inovasyon ve toplumsal etki yaklaşımıyla birlikte ele alıyoruz. Türkiye, Siemens için yalnızca bir pazar değil, aynı zamanda stratejik bir üretim ve inovasyon merkezi olmayı sürdürüyor. Güçlü Ar-Ge yatırımlarımız, ihracat kapasitemiz ve toplumsal fayda odaklı çalışmalarımızla Türkiye’de uzun vadeli değer üretmeye devam ediyoruz. 170 yıldır zamanın ötesinde olmaktan ve Türkiye için değer yaratmaktan gurur duyuyoruz.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Kahve Tüketimi Son 10 Yılda 4 Kat Arttı Haber

Türkiye’de Kahve Tüketimi Son 10 Yılda 4 Kat Arttı

IPSOS’un Türkiye genelinde gerçekleştirdiği Hane Tüketim Paneli verilerine göre, hanelerin neredeyse tamamı kahve tüketiyor ve kahve satın alma sıklığı düzenli olarak artıyor. Kahvenin günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ortaya koyan veriler, özellikle genç nüfus ve şehirleşmenin etkisiyle tüketimin hız kazandığını gösteriyor. Araştırmalar, Türkiye’de kişi başı kahve tüketiminin son 10 yılda 4 kat artarak yaklaşık 1,5 kilograma ulaştığını ortaya koyuyor. Artan taleple birlikte kahvenin artık yalnızca bir içecekten öte, günlük yaşamın önemli bir parçası haline geldiğini belirten Coffee Factory CEO’su Erol Şahin, “Tüketici beklentileri de bu dönüşümle birlikte değişiyor. İnsanlar kahvenin yanında deneyim, atmosfer ve sürdürülebilir kalite de arıyor. Coffee Factory olarak son dönemde mağazalaşma sürecinde yüzde 113 büyüme kaydederken, her noktada aynı deneyimi sunabilen güçlü ve ölçeklenebilir bir operasyon yapısı oluşturmaya odaklanıyoruz” dedi. “Hedef: 150’nin üzerinde mağaza ve çoklu pazarda büyüme” Coffee Factory, Türkiye’de 100 mağaza, Avrupa’da 20 mağaza ve toplamda 150+ mağazaya ulaşma hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdürürken, uluslararası pazarlarda da büyüme planlarını hızlandırıyor. Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere birçok bölgede yürütülen marka tescil süreçleri ve iş geliştirme görüşmeleri, markanın global büyüme stratejisinin temelini oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde uluslararası operasyon ağını genişletmeyi hedeflediklerini belirten Erol Şahin, “Önümüzdeki 5 yıl içinde en az 5 ülkede aktif operasyon kurmayı hedefliyoruz. Uluslararası pazarda kalıcı olabilmek için güçlü operasyon modeli, doğru lokasyon stratejisi ve tutarlı marka deneyimi büyük önem taşıyor. Biz de erişilebilir premium yaklaşımımızı koruyarak farklı pazarlarda sürdürülebilir şekilde büyüyen güçlü bir marka yapısı oluşturmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. “Merkezi yapı, ölçeklenebilir büyümenin anahtarı” Coffee Factory, büyüme stratejisinde merkezi operasyon modelini öncelikli alanlardan biri olarak konumlandırıyor. Marka, tüm mağazalarda aynı ürün kalitesini ve müşteri deneyimini sürdürülebilir hale getirmek amacıyla operasyonel süreçlerini daha güçlü bir sistem altyapısıyla yönetiyor. Bu dönüşümün markanın gelecek hedefleri açısından kritik bir rol taşıdığını ifade eden Erol Şahin, “Franchise modeliyle kısa sürede güçlü bir yaygınlığa ulaştık. Geldiğimiz noktada odağımızı daha kontrollü, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir büyüme modeline çevirdik. Merkezi yönetim yaklaşımı sayesinde tüm mağazalarda aynı kalite standardını ve operasyon disiplinini koruyan bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Yerli tedarik ve üretimde sürdürülebilir yapı Coffee Factory, kalite standartlarını korurken yerli üretim gücünü destekleyen bütüncül bir yapı benimsiyor. Dünyanın farklı kahve üretim bölgelerinden özenle seçilen yeşil çekirdekler, İstanbul’da işlenerek tüketiciyle buluşuyor. Bunun yanı sıra marka; süt, gıda, ambalaj ve operasyonel ürün gruplarında güçlü bir yerli tedarikçi ağıyla çalışarak sürdürülebilir bir operasyon modeli oluşturuyor. Yerli tedarik ağının operasyonel sürdürülebilirlik açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Coffee Factory CEO’su Erol Şahin, “Büyümenin sürdürülebilir olması için tedarik zincirinin de aynı ölçüde güçlü olması gerekiyor. Biz üretimden lojistiğe kadar tüm süreci merkezi bir yapı içerisinde yönetmeye odaklanıyoruz. Yerli iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü yapı sayesinde hem operasyonel verimliliğimizi artırıyor hem de kalite standardımızı koruyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BAE’den Yerli Üretime 49 Milyar Dolarlık Dev Hamle Haber

BAE’den Yerli Üretime 49 Milyar Dolarlık Dev Hamle

BAE Yerli Üretim Atağını Hızlandırıyor Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), sanayi bağımsızlığı hedefleri doğrultusunda yerli üreticilere yönelik 49 milyar dolarlık sanayi tedarik fırsatı açıkladı. Ayrıca ülke genelinde 5 binden fazla ürünün yerelleştirilmesi planlanıyor. Açıklama, BAE Sanayi ve İleri Teknoloji Bakanı ve ADNOC Grup CEO’su Dr. Sultan Al Jaber tarafından, Abu Dabi’de düzenlenen Make it in the Emirates etkinliğinin açılışında yapıldı. Sanayi Egemenliği Hedefi Güçleniyor Dr. Sultan Al Jaber konuşmasında, ülkelerin yalnızca krizlerle değil, bu krizlere nasıl yanıt verdikleriyle de hatırlandığını söyledi. “Ekonomik güvenlik ithal edilemez; inşa edilmeli ve korunmalıdır.” BAE yönetimi, küresel tedarik zincirlerindeki kırılmalar sonrası yerli üretim kapasitesini artırmayı stratejik öncelik haline getiriyor. TA’ZIZ’den 40,5 Milyar Dolarlık Kimya Yatırımı Etkinlik kapsamında TA’ZIZ, BAE’nin kimya üretim kapasitesini büyütmek amacıyla 40,5 milyar dolarlık anlaşma açıkladı. Bu anlaşmalar arasında: Uzun vadeli ürün alım anlaşmaları BAE’nin ilk dünya ölçekli metanol tesisi için 2 milyar dolarlık finansman Yeni sanayi üretim yatırımları yer alıyor. 270 Milyon Dolarlık Ulusal Sanayi Dayanıklılık Fonu Kuruldu BAE ayrıca 270 milyon dolarlık National Industrial Resilience Fund (NIRF) programını duyurdu. Fon sayesinde: 4 bin yeni istihdam oluşturulması 24,5 milyar dolarlık ithalatın ikame edilmesi Yıllık 820 milyon dolarlık ithalat bağımlılığının azaltılması hedefleniyor. ADNOC da 54,4 Milyar Dolarlık Fırsat Açıklamıştı Etkinlik öncesinde ADNOC da 54,4 milyar dolarlık yeni satın alma fırsatı ve planlanan projeleri duyurmuştu. Hafta boyunca milyarlarca dolarlık yeni yatırım ve iş anlaşmasının açıklanması bekleniyor. BAE’den OPEC Açıklaması Dr. Sultan Al Jaber, BAE’nin OPEC ve OPEC+ yapısından ayrılma kararının uzun vadeli ekonomik hedeflerle uyumlu stratejik bir karar olduğunu söyledi. “Bu karar herhangi bir ülkeye karşı alınmış değildir. Daha hızlı yatırım yapmamıza ve değer oluşturmamıza imkan sağlıyor.” Sanayi İhracatı Güçlü Büyüyor BAE sanayi sektörünün ekonomik katkısının 2021’e göre yüzde 70 artarak 54,5 milyar dolara ulaştığı açıklandı. Sanayi ihracatları ise: 71,4 milyar dolara yükseldi Bunun 25,1 milyar dolarlık kısmını ileri teknoloji sanayi ürünleri oluşturdu Hürmüz Boğazı Uyarısı Dr. Al Jaber, küresel enerji ve ticaret güvenliğine ilişkin önemli mesajlar da verdi. “Hürmüz Boğazı gibi kritik bir arterin kapanması yalnızca bir bölgeyi değil, tüm dünya ekonomisini etkiler.” Uluslararası deniz ticaretinin serbestliğinin korunmasının hayati önemde olduğunu vurguladı. BAE Küresel Üretim Merkezi Olmayı Hedefliyor Uluslararası yatırımcılara da seslenen Dr. Sultan Al Jaber, BAE’yi: Esnek regülasyonlar Gelişmiş lojistik altyapı Küresel pazarlara erişim avantajlarıyla dünyanın yeni üretim merkezlerinden biri olarak konumlandırdı. Sonuç BAE’nin açıkladığı 49 milyar dolarlık yerli üretim hamlesi, ülkenin sanayi bağımsızlığı stratejisinde tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor. Kimya, enerji, ileri teknoloji ve üretim sektörlerinde dev yatırımların önünü açan bu süreç, BAE’yi küresel üretim ve ihracat merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Bu yatırımlar ile Türk firmalarına da bölgede yeni iş sahaları açılması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Smart Güneş Teknolojileri'nden 10,2 Milyon Dolarlık Yerli Panel Satışı Haber

Smart Güneş Teknolojileri'nden 10,2 Milyon Dolarlık Yerli Panel Satışı

Smart Güneş Teknolojileri, bağlı ortaklığı Smart Güneş Enerji Ekipmanları Pazarlama A.Ş. aracılığıyla yurtiçinde faaliyet gösteren kurumsal bir müşteriyle vergiler hariç 10 milyon 201 bin 876 ABD doları tutarında yeni bir “Yerli Güneş Paneli Satış Sözleşmesi” imzaladığını duyurdu. Şirket tarafından yapılan açıklamaya göre sözleşme kapsamında kullanılacak güneş panelleri, Smart Güneş’in Aliağa Entegre Üretim Tesisi’nde üretilen yerli hücrelerden üretilecek. Böylece projede yüksek yerlilik oranına sahip güneş panelleri kullanılacak. Açıklamada, söz konusu anlaşmanın şirketin yerli üretim gücünü ve yenilenebilir enerji sektöründeki konumunu desteklediği vurgulanırken, Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayacak projelerde yerli teknolojilerin kullanımının artırılmasının hedeflendiği ifade edildi. Smart Güneş’in Aliağa’daki entegre üretim tesisinde gerçekleştirilen üretim faaliyetleriyle, hem yurt içi projelere hem de ihracat pazarlarına yönelik yüksek katma değerli çözümler sunmaya devam ettiği belirtildi. Konu hakkında yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Şirketimizin bağlı ortaklığı Smart Güneş Enerji Ekipmanları Pazarlama A.Ş. ile yurtiçinde faaliyet gösteren kurumsal bir müşterisi arasında vergiler hariç 10.201.876 ABD doları tutarında yeni bir "Yerli Güneş Paneli Satış Sözleşmesi" imzalanmıştır. Sözleşme kapsamında Projede şirketimizin Aliağa Entegre Üretim Tesisimizde üretimi yapılan yerli hücreden üretilen yerli güneş panelleri kullanılacaktır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ARMSTO’ya ASELSAN’dan “En Hızlı Ürün Geliştiren Firma” Ödülü Haber

ARMSTO’ya ASELSAN’dan “En Hızlı Ürün Geliştiren Firma” Ödülü

Savunma sanayisinde küresel ölçekte rekabet edecek bir ekosistem kurmasıyla kısa sürede tüm dikkatleri üzerine çeken ARMSTO, sahip olduğu ileri teknoloji ve güçlü mühendislik altyapısıyla yenilikçi çözümler sunmayı sürdürüyor. Milli ve yerli üretim odaklı çalışmalarıyla ülkemizin stratejik hedeflerine katkıda bulunmayı amaçlayan şirket, küresel ölçekte rekabet gücünü de artırmayı hedefliyor. ‘Teknolojiye Hükmet, Geleceği Şekillendir’ mottosuyla kapılarını açan SAHA 2026, İstanbul Fuar Merkezi'nde, 100.000 metrekareden fazla bir alanda ziyaretçilerini ağırladı. 120'yi aşkın ülkeden 1.700'den fazla firma ve heyetin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, insansız sistemler, uzay teknolojileri, yapay zekâ destekli kara, hava ve deniz platformları gibi yenilikçi ürünler sergilendi. “Küresel savunma sanayisini dönüştürmeyi hedefliyoruz” Türkiye’nin savunma sanayisinde küresel bir aktör haline geldiği bu dönemde bağlantı teknolojileri alanında ülkemizi temsil ettiklerini belirten ARMSTO Yönetim Kurulu Başkanı Vefa Kuzu, “Ülkemizin küresel ölçekte artan rolünün en büyük kanıtlarından biri olan SAHA 2026’da yer almak bizler için büyük bir onur. 1000 Ürünle Millileştirme Yolculuğu ödül töreninde ‘En Hızlı Ürün Geliştiren Firma’ ödülünü almamız bizler için büyük bir anlam taşıyor. Bir savunma ürününü tasarımdan sahaya en kısa sürede taşımak; operasyonel bir kabiliyet olduğu kadar stratejik bir üstünlük. Bu ödül, kısa karar zinciri ve disiplinli mühendislikle çalışan ekibimizin yansıması. Hızdan ödün vermeden, sahanın ihtiyacına uygun çözümler üretmeye devam edeceğiz. ARMSTO olarak savunma, havacılık ve uzay sanayisinde Türkiye’nin en kritik eksikliklerinden birini gidermeyi amaçlıyoruz. Bağlantı teknolojileri alanında küresel ölçekte rekabet edecek bir ekosistem kurduk ve Türkiye’de bulunmayan bir komponent ailesi geliştirdik, dünyanın en ileri teknolojik konnektör üretim tesislerinden biri konumundayız. Kısa sürede 200 kişilik güçlü bir organizasyona ulaştık. 2026’da yeni üretim tesisimizi faaliyete geçirerek üretim kapasitemizi ve operasyonel kabiliyetimizi daha da artırmayı hedefliyoruz. Dünyanın farklı bölgelerinden iş birliği ve distribütörlük talepleri almaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemdeki en büyük hedefimiz küresel rekabette yerimizi sağlamlaştırmak. Bağlantı teknolojileri alanında sadece Türkiye’yi değil, küresel savunma sanayisini de dönüştürmek için çalışmayı sürdürüyoruz.” açıklamasını yaptı. “Ciro hedefi: 3 yıl içinde 250 milyon dolar” Vefa Kuzu, “Şirket değerlememiz bugün 200 milyon doları aşmış durumda. Roketsan, Aselsan, TUSAŞ ve Baykar gibi şirketler bizler tarafından üretilen ürünleri kullanıyor. Üç yıl içinde 250 milyon dolar hacminde bir ciroya ulaşmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki üç yıl için koyduğumuz bu ciro hedefimizin temelinde, bugün ürettiğimiz MIL-DTL-83513 serisi konnektörler, backshell’ler, board tipleri ve müşteri özel çözümleri yer alıyor. Genç bir girişimci olarak ülkemizin kendi küresel markalarını yaratması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye, Avrupa ve bölgesel pazarlarda güçlü bir tedarik merkezi olma fırsatına sahip. Bu potansiyelimizi değerlendirmeliyiz.” şeklinde sözlerine devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.