Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerli Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Yerli Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerli Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Renault, Otomotiv Pazarının Lideri Oldu Haber

Renault, Otomotiv Pazarının Lideri Oldu

Renault, Dacia ve Alpine markalarıyla yıl boyunca çok önemli başarılara imza atan MAİS, otomotiv sektörünün rekora koştuğu 2025 yılını, kullanıcıların en çok tercih ettiği markalarıyla zirvede tamamladı. Sektör 2025 yılında toplam satışlarda 1.368.400 adede ulaşarak tüm zamanların en çok satış yapılan yılı olarak rekor kırdı. Renault ise bu rekor yılda toplam pazarda ulaştığı 144.331 satış adedi ve %10,5 pazar payının yanı sıra, otomobil pazarında ulaştığı 131.764 satış adedi ve %12,1 pazar payı ile hem toplam pazarda hem de otomobil pazarında en çok satan marka olarak lider konumda yer aldı. Renault ayrıca, Türkiye tarihinde şimdiye kadarki en yüksek satış rakamına da ulaşmayı başardı. Renault Clio ve Renault Megane Sedan ise 2025 yılında da kullanıcıların en çok tercih ettiği modeller oldu. Renault Clio ulaştığı 51.717 adetlik satış rakamı ile 2025 yılında Türkiye’nin en çok satan otomobili olarak zirveye yerleşti. Renault Megane Sedan ise 48.099 adetlik satış rakamı ile Clio’nun hemen arkasından ikinci sırada konumlandı. Renault’nun bu iki yerli modeli, otomobil pazarındaki satışlardan elde ettiği toplam %9,2 pay ile açık ara öne çıktı. Renault’nun hem marka hem de model bazlı satış başarıları, 2025 yılında sektörün ulaştığı rekorda önemli bir etki yarattı. SUV Segmentinde Gelen Liderlikler B-SUV segmentinin güçlü ve iddialı modellerinden Dacia Sandero Stepway, 23.699 satış adedine ulaşarak 2025 yılını B-SUV segmentinin zirvesinde kapattı. Sandero Stepway ayrıca elde ettiği bu satış rakamıyla toplam B segmentinde Renault Clio’nun ardından ikinci sırada yer aldı. Kasım ayında yeni versiyonlarıyla satışa sunulan ve yılın son 2 ayında yaklaşık 8 bin adetlik satışa ulaşan Renault Duster, aralık ayında en çok satan SUV olarak son çeyrekte öne çıktı. Renault ayrıca güçlü SUV ürün gamıyla aralık ayında, Renault Duster ve Austral modelleriyle C-SUV segmentinde en çok satan marka oldu. MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu: “MAİS olarak 2025 yılında elde ettiğimiz başarılarla gurur duyuyoruz. Bu yıl hem toplam pazarda hem de otomobil pazarında Renault markamızla elde ettiğimiz rekor satış rakamıyla lider konumda yer aldık. Biz yalnızca en çok satan marka olmadık, aynı zamanda bu satış rakamlarıyla otomotiv sektörüne de önemli katkı sağladık. Elde ettiğimiz bu başarı yalnızca bir satış başarısı değil, aynı zamanda marka ve ürün stratejilerimize, müşteri öncelikli yaklaşımımıza, güçlü satış sonrası ağımıza duyulan güvenin bir sonucu. Bu sonuç ise yalnızca yüksek adetlerden değil, dengeli ürün gamı, güçlü yetkili satıcı yapısı ve yerli üretim avantajından beslenen sürdürülebilir bir büyümenin de göstergesi. Her geçen gün hem ürün gamımızı güçlendiriyor hem de tüm süreçlerimizi müşteri odaklı olarak daha da geliştiriyoruz. 2026 yılında da büyüme odaklı bu yolculuğumuzu sürdürecek ve yine en çok tercih edilen marka olmak için çalışmaya devam edeceğiz.“ dedi. Genişleyen Ürün Gamı Renault, 2025 yılında ürün gamını genişletirken, SUV segmentinde de önemli başarılar elde etti. Yıl içerisinde satışa sunulan makyajlı Austral, Rafale Hyper Hybrid E-Tech 4X4 300 HP ve üç farklı versiyonu Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda üretilerek satışa sunulan Yeni Renault Duster ile hem SUV gamını güçlendirdi hem de önemli satış adetlerine ulaştı. MAİS ayrıca yeni hibrit modelleriyle elektrifikasyona geçiş sürecini sağlam adımlarla ilerletti. Yeni Renault Duster Full Hybrid E-Tech, özellikle bu geçişte en dikkat çekici modellerden birisi olarak konumlandı. Bunun yanı sıra Renault Grubu’nun yepyeni %100 elektrikli modelleri de 2025 yılında dikkatleri üzerine topladı. MAİS’in 2025 yılında ürün gamına kattığı ve satışa sunduğu %100 elektrikli Renault 5 ile Alpine A290 modelleri ise, kullanıcıların beğenisini toplayan ve öne çıkan modeller arasında yer aldı. Her ikisi de “Avrupa’da 2025 Yılının Otomobili” olarak seçilen bu ikonik modeller, satışa sunulduğu ilk günden itibaren kullanıcılar tarafından yoğun bir ilgi gördü. Geçmişten günümüze gelerek yepyeni bir tarzda hayat bulan Renault 5, rengarenk ve ikonik dünyasıyla kullanıcılarla buluşurken; uzun yıllara dayanan motor sporları deneyimini ve ruhunu pistlerden caddelere taşıyan Alpine A290 ise kullanıcılara heyecan verici bir deneyim yaşatıyor. MAİS’e 2025’te 20’den Fazla Ödül MAİS’in başarıları yalnızca satış rakamlarıyla ve ürün gamındaki başarılı stratejileriyle sınırlı kalmadı. . Otomotiv Gazetecileri ve Mobilite Derneği (ODMD) tarafından düzenlenen ODMD Satış ve İletişim Ödülleri 2025 Gladyatörleri’nde Renault, “Yılın En Çok Satılan Otomobil Markası” ve “Yılın En Çok Satılan Otomobil ve Hafif Ticari Araç Markası” olarak ödüle layık görüldü. MAİS ayrıca 2025 yılında Yeni Renault Duster için gerçekleştirdiği “Bırak Geride Kalsın” lansmanı ile Otomotiv Gazetecileri Derneği (OGD) tarafından üst üste 3. kez “Yılın Basın Lansmanı” seçilen ilk ve tek marka oldu. Bunun yanı sıra MAİS, 2025 yılı içerisinde gerçekleştirdiği birbirinden farklı iletişim çalışmalarıyla 20’den fazla ödüle layık görüldü. Renault 5 için gerçekleştirilen 360 derece iletişim çalışmalarının yanı sıra 2024 yılında yapılan Renault Rafale ve Renault Duster lansmanları, Renault X Haydarpaşa 3D Mapping Gösterisi ve Premiumization Plan ile 2025 yılında ödülleri toplamaya devam etti. Böylece MAİS, 20’den fazla ödülle farklı alanlardaki başarılarını da pekiştirmiş oldu. MAİS 2026 Yılına Hazır 2025 yılını önemli başarılarla ve satış liderliğiyle kapatan MAİS, 2026 yılında satışa sunacağı yeni modellerle ürün gamını daha da güçlü hale getirerek yıla etkili bir giriş yapıyor. Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda yerli olarak üretilecek yeni modelleriyle yıl boyunca adından söz ettirecek olan MAİS, 2026 yılının ilk çeyreğinde altıncı nesil Yeni Renault Clio ile iddialı bir başlangıç yapacak. Yine yerli olarak üretilecek olan Renault Boreal de, 2026 yılının en güçlü ve en önemli modelleri arasında yer alacak. Makyajlı Megane E-Tech ve Scenic de Renault’nun yeni elektrikli modelleri olarak Türkiye’de satışa sunulacak. Ayrıca “Avrupa’da 2025 Yılının Van’ı” seçilen Renault Master’ın minibüs versiyonu ile Renault, uzun zaman sonra yeniden minibüs pazarına dönüş yapacak. Dacia’nın ürün gamı da 2026’da yenilerek kullanıcılarla buluşacak. Sandero, Sandero Stepway ve Jogger modelleri, yılın ilk çeyreğinde tamamen yenilenmiş olarak kullanıcıların beğenisine sunulacak. Alpine’in tamamen elektrikli Dream Garage serisinin ikinci modeli Alpine A390 da 2026 yılında MAİS’in kullanıcılarla buluşturacağı modellerden birisi olacak. Alpine’in yeni sportif fastback modeli A390, Alpine ruhunu ve deneyimini daha fazla kullanıcıya ulaştıracak.

CW Enerji’den Doğaya Nefes Aldıran Bir Proje Daha Haber

CW Enerji’den Doğaya Nefes Aldıran Bir Proje Daha

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, çevreci çözümlerine bir yenisini daha ekledi. CW Enerji, 14778,14 kWp gücündeki Konya arazi GES’in kurulumunu tamamladı. Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, yenilenebilir enerji yatırımlarının hem çevresel hem de ekonomik açıdan kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Yılmaz, CW Enerji olarak sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yatırımlarına aralıksız devam ettiklerini vurgulayarak, “Yenilenebilir enerji alanındaki mühendislik gücümüz, yerli üretim kapasitemiz ve çevreye duyarlı yaklaşımımızla Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sunmayı sürdürüyoruz. Üretimini gerçekleştirdiğimiz güneş panelleri, uluslararası kalite ve performans standartlarına uygun olarak, ileri teknoloji ve sıkı kalite kontrol süreçlerinden geçirilerek üretiliyor. Yüksek verimlilik, uzun ömür ve zorlu çevre koşullarına dayanıklılık özellikleriyle öne çıkan panellerimiz, yatırımcılara güvenilir ve sürdürülebilir bir enerji çözümü sunuyor” dedi. İleri teknoloji yatırımlarına devam Yerli ve milli üretim anlayışıyla geliştirdikleri bu teknolojiler sayesinde hem dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağladıklarını hem de ülke ekonomisine katma değer oluşturduklarını ifade eden Yılmaz, AR-GE ve üretim güçlerini sürekli geliştirerek, yenilikçi ve rekabetçi çözümler ortaya koyma hedefiyle çalışmalarına devam edeceklerini kaydetti. Bu kapsamda ileri teknoloji yatırımlarını hız kesmeden sürdürdüklerini dile getiren Yılmaz, “Üretim altyapımızı ve mühendislik kabiliyetlerimizi her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Amacımız, yalnızca bugünün değil, geleceğin enerji ihtiyaçlarına da cevap verebilen, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli ürünler geliştirmek. Yerli kaynaklarla ürettiğimiz güneş panelleriyle hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda Türkiye’nin gücünü artırmayı sürdüreceğiz” dedi. Yeşil dönüşüm sürecinin hızlanmasına katkı 14778,14 kWp gücündeki Konya arazi GES’in kurulumunu tamamladıklarını belirten Yılmaz, şöyle devam etti: “Güneş enerji santralimiz ile yılda yaklaşık 1.868 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 12.372.906 kg karbondioksit salınımı önlenecek. Bu proje temiz enerji üretiminin çevresel etkilerini somut verilerle ortaya koyarken, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize de güçlü bir katkı sunuyor. Devreye aldığımız bu santral ile fosil yakıtlara dayalı enerji tüketiminin azaltılmasına destek olurken, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine ve yeşil dönüşüm sürecinin hızlanmasına katkı sağlamış oluyoruz. CW Enerji olarak, doğaya saygılı projelerimizle hem sanayinin hem de ülkemizin yenilenebilir enerji potansiyelini en verimli şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır.

CW SolarCell Rectangle Güneş Hücreleriyle Üretimde Yeni Bir Dönem Başlattı Haber

CW SolarCell Rectangle Güneş Hücreleriyle Üretimde Yeni Bir Dönem Başlattı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, güneş enerjisi teknolojilerinde yüksek katma değerli üretim gücüyle sektörde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Firma iştiraki olan CW SolarCell yeni nesil TOPCon High Efficiency Teknolojili G12R Rectangle güneş hücrelerinin üretimine başladı. CW Enerji, G12R Rectangle güneş hücreleri ile hem Türkiye hem de uluslararası pazarlarda öncü konumunu güçlendiriyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Yüksek Teknoloji Yatırım Programı (HIT-30) kapsamında aldıkları destekle hayata geçirdikleri güneş hücresi üretim tesislerinin Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük tesislerinden biri olduğunu söyledi. Hücre yatırımlarını aldıkları destekle hızlı bir şekilde devreye almalarının ardından M10R boyutunda TOPCon güneş hücrelerinin Fraunhofer ISE test sonuçlarına göre %25 üzeri verimliliğe çıkarak Türkiye'yi dünya yarışına soktuklarını hatırlatan Sarvan, şimdi de G12R Rectangle güneş hücrelerinin üretimine başladıklarını söyledi. Bir başka deyişle “Altın oran” boyutu olarak bilinen G12R Rectangle güneş hücrelerinde de daha yüksek verimliliğe çıkmayı hedeflediğini ekledi ve sürdürülebilir verimlilik artışı için yoğun AR-GE mesaileri harcandığını belirtti. Bu başarıda yerli üretimi ve teknolojik gelişimi teşvik eden HIT-30 programının büyük katkısı bulunduğunu ifade eden Sarvan, “G12 Rectangle hücre teknolojisi panelde alan kullanımınında en üst seviye verimliliği ve dolayısı ile daha yüksek performansı bir araya getiriyor. Teknolojinin son noktası olan G12 Rectangle güneş hücrelerimizi üreterek, ileri mühendislik altyapımız ve güçlü AR-GE vizyonumuzla G12R panellerinde birim alanda daha fazla enerji elde edebiliyor ve bu sayede güneş enerjisi sektöründe fark yaratıyoruz” dedi. Tarık Sarvan: Sektörde yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük TOPCon High Efficiency güneş hücresi üreticilerinden biri olduklarını vurgulayan Sarvan, CW Enerji’nin yalnızca bugünün değil, geleceğin enerji ihtiyaçlarına da yanıt veren bir üretim anlayışı benimsediğini ifade etti. Bu kapsamda kendilerini sürekli geliştirdiklerini dile getiren Sarvan, “Teknolojinin son noktası olan G12R Rectangle güneş hücrelerimizi üreterek, yüksek teknolojiye dayalı üretim gücümüzle sektörde yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz. CW Enerji olarak, ileri mühendislik altyapımız ve sürekli gelişen AR-GE vizyonumuzla güneş enerjisi sektöründe öncü olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. G12R Rectangle hücre teknolojisiyle birim alanda daha fazla enerji üretimi ve yüksek performansı bir araya getiriyoruz” dedi. CW Enerji bünyesindeki CW SolarCell yatırımlarının Yatırım Teşvik Mevzuatı’na uygun, %100 yerli ve milli, Türkiye’nin 2030 enerji hedefleriyle tam uyumlu bir vizyonu temsil ettiğine dikkat çeken Sarvan, bu yatırımların yerli sanayinin gelişimi açısından stratejik önem taşıdığını söyledi. Cumhurbaşkanlığı tarafından ödüle layık görülen bu stratejik yatırımla, güneş paneli hücresinde dışa bağımlılığı azaltarak Türkiye’yi ithalatçı değil, ihracatçı bir ülke konumuna taşımayı hedeflediklerini belirten Sarvan, “TOPCon High Efficiency güneş hücresi üretim tesisimizi kısa süre önce devreye aldık. Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük TOPCon High Efficiency hücre üretim ve test altyapılarından birine sahibiz. Yerli hücre ve yerli panel üretim gücümüzle, ülkemizin enerji teknolojilerinde söz sahibi olması için kararlılıkla ilerliyoruz” dedi. Yüksek verimlilik değerlerine sahip ürünler CW Enerji’nin yalnızca hücre üretmekle kalmadığını, aynı zamanda en ileri teknolojileri Türkiye’de hayata geçirdiğini dile getiren Sarvan, “Bugün teknolojinin son noktası olarak benimsenen ve 182.3mm x 210mm ölçülerinde, %25,5 verimlilik seviyesine ulaşan G12R TOPCon High Efficiency hücrelerimizi hem ülkemiz hem de ihracat pazarlarımız için üretmeye başladık. Tüm dünyada panel üreticilerinin de artık üretimlerinde talep etmeye başlayacakları bu G12R Rectangle hücreler, dünyanın dört bir yanına ‘Made in Türkiye’ etiketiyle gönderilecek. Ürünlerimizi ingot dilimlemeden hücreye ve oradan da nihai ürün olan panel kadar yerli üretim anlayışıyla hayata geçiriyoruz. Hem G12R Rectangle hücrelerimizi hem de bu hücreler ile üretilmiş Türk Malı panellerimizi tüm dünya pazarında rekabetçi bir ürün olarak sunabiliyoruz. Yerli pazara da sunduğumuz bu hücreler ile üretilmiş paneller, büyük ölçekli projelerde KDV ve yatırım teşvik mevzuatına uygun, yüksek verimlilik ve dayanıklılık değerlerine sahip ürünlerdir.” dedi. Bu yatırımların yalnızca CW Enerji için değil, Türkiye’nin sanayi ve ihracat hedefleri açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Sarvan, şunları kaydetti: “Yerli üretimimizle güneş enerjisinde ve dolayısı ile enerji konusunda dışa bağımlılığı azaltıyor, Türkiye’yi enerji alanında güçlü bir ihracatçı ülke konumuna taşıyoruz. Bu yatırımların ülkemize, vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Yüksek teknolojiye dayalı üretim gücümüz ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımımızla, Türkiye’nin enerji teknolojilerinde küresel ölçekte söz sahibi olması için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. CW Enerji olarak, üreten Türkiye vizyonuna katkı sunan her adımın arkasında durmayı sürdüreceğiz.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, şebeke bağlantılı(On-Grid) şebekeden bağımsız(Off-Grid) ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır.

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak Haber

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak

Türk sanayi sektörünü üretim yapamaz hale getiren dampingli ürünlere karşı, Ticaret Bakanlığınca kesin önlem uygulamasına karar verilerek yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi getirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan karara yönelik açıklama yapan Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, “Yerli üreticiye daha adil bir rekabet ortamı sağlayacak olan bu kararı, sektörü büyük kayıplar vermekten kurtaracak uygulamaların ilk adımı olarak görüyoruz ve devamının geleceğine inanıyoruz ” dedi. Demir-çelik sektörü temsilcilerinin, artan ithalat baskısına karşı anti-damping uygulaması kapsamında gerçekleştirdiği başvuru karara bağlandı. Ticaret Bakanlığı, Çin’den ve farklı Uzak Doğu ülkelerinden ithal edilen düşük fiyatlı ve kalitesiz ürünlerin iç piyasada haksız rekabet yarattığına yönelik başvuruyu haklı bularak, ithalatta yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi uygulanmasına karar verdi. İthalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin yayımlanan karar, yeni dönemde demir-çelik sektöründe eşit şartlarda rekabetin önünü açarak, Türkiye ekonomisine can suyu olacak. HALUK KAYABAŞI: ANTİ DAMPİNG YENİ YATIRIMLARIN ANAHTARI OLACAK Türkiye’de dampingli ithalata karşı alınabilecek proaktif ve kalıcı önlemlerin yeni yatırımların önünü açacağını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik, modern sanayinin hem stratejik hem de vazgeçilmez girdileri arasında önemli bir yere sahip. Otomotivden sağlığa, gıdadan enerjiye, mutfaktan savunma sanayisine kadar yüksek katma değerli sektörlerin çoğunda kilit bir rol oynuyor. Ancak Asya ve Uzak Doğu menşeli ürünlerde görülen dampingli fiyatlar, iç piyasadaki rekabet ortamını bozmakla kalmıyor, yerli üreticinin yatırım kapasitesini de zayıflatıyor. Ticaret Bakanlığımız tarafından yerli üreticiye stratejik kalkan oluşturacak bu yaptırımların, ülkemizin paslanmaz çelikte sürdürülebilir bir büyüme yakalamasına etki edeceğine inanıyorum. Böylesine güçlü bir ürünü, dışa bağımlı hale getirmek ülkemiz için büyük bir kayıp olur. Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ve emsal teşkil eden koruyucu ticaret politikaları, yerli üretici için büyük bir dayanak. Anti-damping, yeni yatırımların anahtarı olacak” dedi. TÜRK SANAYİSİ YENİ DÖNEMDE İSTİHDAMLA GÜÇLENECEK Türkiye'nin paslanmaz çelik sektöründe yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik pek çok sektör için stratejik bir girdi. Bu ham maddeyi son ürün haline getirecek yerli üretim gücünün desteklenmesi hayati önem taşıyor. Milli ekonomimize katma değer sağlayan paslanmaz çeliğe hayat verecek tüm uygulamaları destekliyoruz” diyerek yüzde 3,95 oranında uygulanacak anti damping vergisinin olası etkilerini anlattı: “Halihazırda mevcut üretim, sanayinin artan ihtiyacının yalnızca üçte birini karşılayabiliyor. Türkiye’nin yıllık soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik tüketimi 400–450 bin ton civarında. Ancak bu tüketimde ithalat yüzde 80 gibi bir paya sahip. Diğer yerli üretici ile birlikte toplam iç pazar ihtiyacının yüzde 90'ını karşılayabilecek kapasitedeyiz. Yerli üretimi güçlendirmek, hem cari açık açısından hem de sanayimizin stratejik bağımsızlığı için çok önemli. Bakanlığımız tarafından yayımlanan anti-damping önlemi kararının ardından üretimimiz inanıyorum ki önemli oranda artış gösterecek. Kapasite kullanım oranlarımız artacak, fabrikalarımız daha düşük maliyetle üretim yapacak. En önemlisi istihdam ve işgücü artacak. Yatırım iştahı canlanırken, ülkemizin rekabet gücü gelişecek. Bakanlığımızın desteğiyle oluşturulacak güçlü sanayi ekosistemi, yatırımların kalıcı hale gelmesini ve katma değerli üretimin gelişmesini sağlayacak. Türkiye, daima büyüyen sanayisiyle ve üretim kabiliyetiyle küresel rekabet içinde giderek daha görünür hale geliyor. Altını çizerek söylemek isterim ki; paslanmaz çelik, kat edilen bu yolun, ulaştığımız bu büyümenin omurgasını oluşturan sektörlerden biri. Bu adım, Türkiye’nin yalnızca tüketen değil, bölgesinde üretim üssü haline gelen konumunu da güçlendirecek. Böylelikle sektörümüzde, dünya çapında söz sahibi bir oyuncu olacağız” dedi.

CW Enerji’den Yerli Üretimde Küresel Başarı Haber

CW Enerji’den Yerli Üretimde Küresel Başarı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, yenilenebilir enerji teknolojilerinde çıtayı her geçen gün daha da yukarı taşıyor. Yüksek verimlilik odaklı AR-GE çalışmalarının sonuçlarını almaya devam eden firma, iştiraki CW SolarCell bünyesinde geliştirdiği TOPCon güneş hücreleri ile üretilmiş olan güneş panelleriyle uluslararası arenada adından söz ettirmeyi sürdürüyor. Türkiye ve Avrupa’da, Türk menşeili TOPCon hücreler kullanılarak CW Enerji tarafından üretilen yeni nesil TOPCon güneş panelleri, Intertek tarafından gerçekleştirilen kapsamlı test ve denetim süreçlerini başarıyla tamamladı. Güneş panelleri UL 61730 ve CSA C22.2 No. 61730 sertifikalarını ETL onaylı olarak almaya hak kazandı. Söz konusu standartlar; fotovoltaik (PV) modüllerin kullanım ömrü boyunca elektriksel güvenlik, yangına dayanıklılık, mekanik sağlamlık ve yapısal bütünlük gibi kritik kriterleri kapsıyor ve bu yönüyle, panellerin güvenli ve sürdürülebilir şekilde çalıştığını uluslararası düzeyde tescilliyor. Aynı zamanda bu sertifikasyonlar, güneş panellerinin Kuzey Amerika pazarlarında (ABD ve Kanada) satışa sunulabilmesi için gerekli olan zorunlu teknik uyumluluk kriterlerini de belgeliyor. Bu gelişme ile birlikte CW Enerji, ürünlerini ABD ve Kanada standartlarına uyumlu hale getirerek; söz konusu pazarlarda satış, sigorta ve finansman süreçlerine entegrasyon açısından önemli bir aşamayı başarıyla tamamladı. Küresel büyüme hedefleri açısından son derece önemli bir eşik Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, Türk menşeili TOPCon hücrelerle ürettikleri yeni nesil güneş panellerinin UL 61730 ve CSA C22.2 No. 61 sertifikalarını almasının küresel büyüme hedefleri açısından son derece önemli bir eşik olduğunu söyledi. Sarvan, “Bu sertifikalar sayesinde ürünlerimizi ABD ve Kanada standartlarına uyumlu hale getirerek, satışın yanı sıra sigorta ve finansman süreçlerine entegrasyon konusunda da önemli bir aşamayı başarıyla tamamladık. Alınan sertifikalar firmamızın uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artıracak ve ihracat potansiyelimize de güçlü katkı sağlayacak” dedi. Bu başarının yalnızca ticari değil, aynı zamanda Türkiye’nin yüksek katma değerli yerli üretim kabiliyetinin küresel ölçekte tescillenmesi anlamına geldiğini ifade eden Sarvan, CW Enerji’nin hücreden panele kadar uzanan entegre üretim gücüyle tamamen Türk mühendisliği ve yerli AR-GE altyapısı sayesinde bu seviyedeki uluslararası testleri başarıyla tamamlayan ilk Türk firmalarından biri olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamayı sürdüreceğiz “Yerli ve milli üretim anlayışımızla geliştirdiğimiz TOPCon panellerimizle, Türkiye’nin enerji teknolojileri alanındaki dışa bağımlılığını azaltırken, küresel pazarlarda rekabet edebilen güçlü bir marka ortaya koyuyoruz” diyen Sarvan, şöyle devam etti: “Yalnızca bugünün değil, Türkiye’nin enerji dönüşümünde stratejik öneme sahip geleceğinin de inşasında aktif rol üstleniyoruz. Yüksek verimlilik, uzun ömür ve güvenlik kriterlerini bir arada sunan yeni nesil TOPCon güneş panellerimizle, yerli mühendislik gücümüzü, ileri AR-GE altyapımızı ve uluslararası kalite standartlarını bir arada sunuyoruz. Entegre üretim yapımız sayesinde hem teknolojik bağımsızlığımıza katkı sağlıyor hem de Türkiye’yi küresel yenilenebilir enerji tedarik zincirinde daha güçlü bir konuma taşıyoruz. Önümüzdeki dönemde de yerli ve milli üretim vizyonumuz doğrultusunda, sürdürülebilir, rekabetçi ve yüksek katma değerli çözümlerle Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamayı sürdüreceğiz.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır.

Ceviz Üreticileri Derneği ve A101’le Yerli Üretimde Örnek İş Birliği Haber

Ceviz Üreticileri Derneği ve A101’le Yerli Üretimde Örnek İş Birliği

Proje, yalnızca bir satış iş birliği olmanın ötesine geçerek, Türkiye’de tarım sektöründe STK–perakende eşleşmesine dayalı yeni ve vizyoner bir model ortaya koyuyor. “Türkiye’nin bereketli topraklarında büyüyen her ceviz, emeğin, sabrın ve yerli üretimin köklü mirasını taşır.” Ceviz Üreticileri Derneği Başkanı Ömer Ergüder, projenin yerli üretim için taşıdığı önemi şu sözlerle ifade etti:“Yerli ceviz üreticimizin bugün en büyük sorunlarından biri, ithal ceviz baskısı altında hak ettiği değeri bulmakta zorlanmasıdır. A101 ile birlikte attığımız bu adım, hem üreticimizi güçlendiren hem de tüketiciyi gerçek Türk ceviziyle buluşturan örnek bir model oldu. Türkiye’nin bereketli topraklarında yetişen her cevizin arkasında büyük bir emek ve uzun bir yolculuk var. Bu yolculuğun değerini koruyan böyle bir projeye imza atmaktan büyük gurur duyuyoruz. A101 yönetimine ve tüm ekibine, ülkemizin tarım sektörüne verdikleri bu güçlü destek için sonsuz teşekkür ediyoruz.” **Tam İzlenebilirlik Modeli: Her Paket Tüketiciyi Doğrudan Üreticiye Bağlıyor** Bu iş birliği kapsamında kullanılan “ileri izlenebilirlik sistemi” Türkiye adına bir ilki temsil ediyor. Ürün etiketindeki barkod okutulduğunda tüketiciler; Cevizin hangi bahçeden hasat edildiğini, Bahçeye ait sertifikaları, Üretim koşullarını, İyi tarım uygulamaları süreçlerini, Ürünün hasat, yıkama, kurutma ve sınıflandırma aşamalarını şeffaf biçimde görebiliyor. Bu sistem, hem üretici hem tüketici için güven, kalite ve sürdürülebilirlik temelli bir model sunuyor. Yerli Üretici İçin Yeni Bir Dönem Türkiye’de ceviz pazarında ithal ürünlerin büyük paya sahip olması, yerli üreticinin rekabet gücünü uzun yıllardır zayıflatıyordu. Bu iş birliği; Yerli ceviz için pazar erişimini artırıyor, Üreticinin emeğini adil şekilde değerli kılıyor, Tüketiciye doğrudan şeffaf bilgi sağlıyor, Tarım sektöründe model olabilecek bir iş birliği kültürü oluşturuyor. A101’in Yerli Üretim Vizyonu A101, yaygın mağaza ağı, güçlü tedarik zinciri ve ölçek gücüyle yerli üreticinin pazara erişimini kolaylaştırırken, tüketiciye güvenilir ve izlenebilir ürünler sunmayı temel bir sorumluluk olarak görmektedir. A101, bu projeyle bir kez daha ortaya koyduğu gibi yalnızca bir perakende zinciri değil, aynı zamanda yerli üretimin sürdürülebilir geleceğini destekleyen stratejik bir paydaş konumundadır. Markanın yaklaşımı; Üreticiyi anlaşılır ticari modellerle güçlendirmek, Tarımsal şeffaflığı artırmak, Tüketiciyi bilinçlendirmek, Yerli ürün değer zincirini korumak üzerine inşa edilmiştir. A101, benzer iş birliklerini farklı ürün gruplarında da hayata geçirerek, Türkiye tarımında sürdürülebilir, şeffaf ve üretici odaklı modelleri yaygınlaştırmayı hedeflemektedir. Bu iş birliği, Türkiye tarımında bugünün değil, yarının standartlarına uygun bir vizyon ortaya koymaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yerli Ulysse’nin Üretimi ve Satışı Başladı! Haber

Yerli Ulysse’nin Üretimi ve Satışı Başladı!

FIAT Professional’ın Scudo ailesine ait binek modeli Ulysse’nin üretimi Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda başladı. Yerli Ulysse, lansmana özel fiyat ve kredi avantajlarıyla satışa sunuldu. Segmentinin lideri Markanın orta ticari segmentteki güçlü oyuncusu yerli Fiat Scudo ile 2025 yılında dikkat çekici bir başarıya imza attıklarını söyleyen FIAT Marka Direktörü Altan Aytaç, “Scudo Van ve Combi gövdeleriyle bu modelimiz yılın ilk 10 ayında 6 bin 425 adetlik toplam satışa ulaştı. Bu performansıyla yüzde 32 segment payı elde eden Scudo ailesi, segmentinde lider konuma ulaştı. Tofaş Fabrikası’nda yerli olarak üretimine başlanan Ulysse minibüs ile, pazardaki gücümüz daha da artacak. Ulysse’nin yerlileşmesi, hem ürün gamımızı güçlendirecek hem de rekabet avantajımızı ileriye taşıyacak. Scudo’da yakaladığımız ivmeyi, yerli Ulysse ile sürdürmeye kararlıyız” dedi. Üst düzey konforuyla gerçek bir profesyonel FIAT’ın, yüksek konforu, geniş iç hacmi ile özel taşımacılık ve transfer yapan sektörler ile geniş ailelerin tüm seyahat beklentilerini en üst düzeyde karşılamak üzere geliştirilen modeli Ulysse, şık tasarımıyla markanın ticari araç tasarım dilini yansıtıyor. Ulysse’nin şık ön tasarımında modele özgü ön farlar dikkat çekiyor. En son teknolojiyi, konforla birlikte sunan Ulysse’nin güncellenen kabini de tüm yolcular ve kullanıcıları için daha lüks bir deneyim sunuyor. 10 inçlik dijital renkli gösterge paneli sürücünün her yol koşulunda verileri rahatça okumasını sağlıyor. Sezgisel arayüzü ve akıllı telefon yansıtma özellikleriyle kullanım kolaylığı sağlıyor. Yeni çok fonksiyonlu direksiyon tasarımı araca hem şıklık hem de pratiklik getiriyor. Lounge ve Konfor olmak üzere iki donanım seviyesine sahip yerli Ulysse’de 3+3+3 koltuk düzeniyle birlikte araç içerisinde yüksek konforlu ve geniş bir yaşam alanı sunuyor. Ulysse’nin karartılmış arka camları, okuma lambaları ile panoramik cam tavanı tüm yolculukları daha konforlu ve keyifli hale getiriyor. Otomatik açılan elektrikli ve sürgülü yan kapılar ise kolay kullanımı ile Ulysse’nin sunduğu üst seviyede konforu, destekliyor. 2 metrenin altında yükseklik ölçüsüne sahip Ulysse, garaj erişilebilirliği açısından da önemli bir avantaj sağlıyor. Model, 980 litreye ulaşan bagaj hacmiyle hem günlük kullanımda hem de uzun yolculuklarda kullanıcıların tüm beklentilerini karşılayacak geniş bir yükleme alanı sunuyor. 180 HP’lik verimli dizel motor ve 8 ileri otomatik şanzıman Yerli üretim Ulysse, verimli 2.2 Multijet 4 dizel motoru ve 8 ileri tam otomatik şanzıman kombinasyonuyla yollara çıkıyor. 180 HP güç ve 400 Nm tork üreten motor, WLTP standartlarına göre, 6,6–7,4 l/100 km birleşik yakıt tüketimi sunuyor. GSRv2 standartlarını karşılayan ve bu gerekliliklerin de ötesine geçen güvenlik donanımlarıyla öne çıkan Ulysse; Çarpışma Uyarı ve Acil Durum Frenleme Sistemi (AEBS), Trafik İşareti Tanıma, Yorgunluk Uyarı Sistemi, Şerit Takip Sistemi ve Akıllı Hız Asistanı gibi özellikleri standart olarak sunuyor. Sürücü ve ön yolcu hava yastıkları ile ön yan hava yastıkları da standart donanımda yer alırken, ikinci ve üçüncü sıra perde hava yastıkları hem ön hem arka yolcuların güvenliğini en üst seviyede sağlamayı hedefliyor. Konforun ve teknolojinin zirvesi: Ulysse Yerli üretim Fiat Ulysse, Lounge ve Konfor donanım seviyeleriyle satın alınabiliyor. Aracın zengin donanım listesinde şunlar öne çıkıyor: Panoramik cam tavan ile ferah ve aydınlık bir iç mekân. 17” elmas kesim alaşım jantlar ve EcoLED ön farlar ile modern dış tasarım. Elektrikli ve otomatik açılan iki sürgülü yan kapı ile maksimum kullanım kolaylığı. Sürücü/Yolcu tarafı otomatik eller serbest girişli yan kapılar ile ekstra konfor. 8+1 oturma düzeni: 3+3+3 koltuk dizilimiyle sürücü dahil 9 kişilik geniş yaşam alanı. 10 inçlik dokunmatik ekranlı multimedya sistemi, Apple CarPlay ve Android Auto uyumluluğu. Çift bölgeli otomatik klima ve arka yolcular için bağımsız ayarlanabilir klima. Bağımsız açılabilir bagaj camı, ekstra karartılmış arka camlar. Deri direksiyon simidi, kararan dikiz aynası ve elektrikli katlanır, ısıtmalı yan aynalar. Anahtarsız giriş ve çalıştırma, elektronik park freni ve kablosuz şarj pedi ile üst düzey teknoloji. Lansmana özel 230 bin TL’ye varan indirim ve 1 milyon TL’ye 6 ay, yüzde 0 faizli kredi fırsatı Yerli Fiat Ulysse’nin “Konfor Paketli” versiyonu showrooma özel 230 bin TL indirim ile 2 milyon 86 bin TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye, 2026 Enerji Depolama Dönüşümüne Hazırlanıyor Haber

Türkiye, 2026 Enerji Depolama Dönüşümüne Hazırlanıyor

Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS), 25 Kasım 2025’te İstanbul’da gerçekleştirdiği basın toplantısında sektörün güncel görünümünü, 2026 yol haritasını ve Türkiye’nin küresel rekabetini artıracak stratejik adımları kamuoyu ile paylaştı. Basın toplantısında dünya çapında 90 milyar doları aşan enerji depolama pazarına dikkat çeken EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, küresel enerji sistemlerindeki verimsizliklerin, artan elektrik kayıplarının ve yenilenebilir enerjinin dalgalı yapısının depolamayı artık zorunlu hale getirdiğini belirtti. 25 Kasım 2025’te İstanbul’da gerçekleştirilen toplantı, Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, Başkan Yardımcısı Dr. Alper Terciyanlı ile birlikte sektör temsilcilerinden Bülent Mindek, Akgün Diker, Ergün Atasoy, Mustafa Tekdaş, Ekrem Gültekin, Ercan Dinçer, Edip Katayıfçı ve Ferhat Dumlu katılımıyla düzenlendi. Toplantıda, enerji depolama ekosisteminin mevcut durumu, mevzuat değişiklikleri, 2026 projeksiyonları ve sektörde hızlanan yerli üretim adımları kapsamlı şekilde ele alındı; Türkiye’nin enerji dönüşümünde depolamanın üstleneceği kritik rol hazırlandı. KÜRESEL ENERJİNİN %66’SI BOŞA GİDİYOR Dünya genelinde üretilen primer enerjinin yaklaşık %66’sının dönüşüm süreçlerinde kaybolduğunu belirten EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı; “Birçok ülkede iletim ve dağıtım kayıplarının %8–22 aralığında seyrettiğini, yenilenebilir üretimde ise %5–30 arasında değişen curtailment nedeniyle milyonlarca megavatsaat enerjinin şebekeye aktarılamadığını görüyoruz. Bu tablo, küresel ölçekte üretim artsa bile elektriğin önemli bir bölümünün kullanılmadan boşa gittiğini gösteriyor. Dolayısıyla depolama teknolojileri artık yalnızca destekleyici bir unsur değil, enerji mimarisinin merkezinde yer alıyor. Türkiye’de artan sanayi talebi, yükselen yenilenebilir kurulu güç ve enerji arz güvenliğinin stratejik önemi depolamayı ulusal ölçekte zorunlu kılıyor. Özellikle güneş enerjisinde yaşanan mevsimsel üretim dengesizlikleri ancak depolama yoluyla yönetilebilir. Yaz aylarında yüksek üretim şebekeyi zorlayıp sisteme tam olarak aktarılamazken; kış aylarında güneşlenme süresinin sert biçimde düşmesi arz açığı yaratıyor. Bu da şu anlama geliyor: Yazın üretilen fazla enerjiyi depolayıp kışa taşıyamadığınız sürece yenilenebilir enerji yatırımlarının gerçek anlamda sürdürülebilirliğinden söz edemezsiniz. Bu örnek yalnızca güneş için geçerli değil; sınırlı olan tüm enerji kaynakları için aynı durum söz konusu. Enerjiyi depolamadığımız sürece hiçbir kaynağı sürdürülebilir hale getiremeyiz.” dedi. 2026 TÜRKİYE’DE DEPOLAMA YATIRIMLARININ SAHAYA İNDİĞİ YIL OLACAK 2026 yılının enerji depolama sektörü için bir dönüm noktası olacağını belirten Tutaşı; Tahsis edilen 33.000 MW’lık hibrit kapasitenin yanı sıra 6.000–7.000 MW aralığında öngörülen müstakil depolama projelerinin önemli bir bölümünün yıl içinde fiziki inşaat ve devreye alma aşamasına geçmesini bekliyoruz. 2026’da Türkiye’nin ilk büyük ölçekli batarya destekli güneş ve rüzgâr santrallerinin işletmeye alınmasıyla birlikte bu tesislerin şebekede yan hizmetler, pik yönetimi ve frekans regülasyonu gibi kritik alanlarda aktif rol üstlenmesini öngörüyoruz. Yerli batarya üretimi için yapılan OEM başvurularının sonuçlanması, enerji yönetim yazılımlarının ticarileşmesi ve konteyner–BMS çözümlerinde yerli tedarik zincirinin olgunlaşmasıyla 2026, depolama teknolojilerinin ithal edilmekten çıkıp Türkiye’de üretilen bir yapıya dönüşmeye başladığı bir yıl olacak. Bu gelişmeler ışığında 2026, yalnızca kapasite tahsis edilen bir dönem değil; depolama teknolojilerinin sahada gerçek anlamda devreye alındığı bir döneme geçiş yılı olacaktır.” Açıklamasında bulundu. 11 KASIM ADIMI, ŞEBEKE ESNEKLİĞİNİN DEPOLAMAYLA SAĞLANABİLECEĞİNİ ORTAYA KOYUYOR depolama yatırımlarının önünü açan en kritik unsurun regülasyon dinamikleri olduğunu vurgulayan Tutaşı, “Türkiye, 2022 sonrası yayımlanan enerji depolama yönetmeliğiyle son derece agresif ve yatırımcı dostu bir çerçeve oluşturdu. Standartların, sertifikasyon süreçlerinin ve teknik kriterlerin netleşmesiyle birlikte yatırım ortamı her geçen gün daha da güçleniyor. Uzun vadeli planlama yapabilmek için öngörülebilir fiyatlandırma mekanizmalarının oluşturulması ise sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından kritik önem taşıyor. 11 Kasım 2025 düzenlemesi de depolamanın sistemdeki zorunlu rolünün en güncel örneklerinden biridir. Bu düzenlemeyle birlikte üreticilere belirli bir dönem boyunca anlaşma güçlerinin üzerinde enerji verebilme imkânı tanındı. Bu adım, arz güvenliğini desteklerken özellikle kış döneminde sistem esnekliğini artırdı. Aynı zamanda bu gelişme, depolamanın ani talep artışları ile şebekedeki dengesizliklerin yönetimi açısından ne kadar kritik bir rol üstlendiğini net biçimde ortaya koydu. Fazla üretimin depolanabilmesi hâlinde, bu tür dönemsel baskıların çok daha etkin şekilde yönetilebileceğini açıkça görüyoruz.” Dedi. ELEKTRİKTE %40 TALEP ARTIŞINA KARŞI DEPOLAMA GEREKSİNİMİ HIZLA BÜYÜYOR Basın toplantısında Küresel depolama piyasası ve 2030 görünümüne değinen EDSİS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Alper Terciyanlı; “Dünya Enerji Görünümü 2025 açıkça gösteriyor ki, elektrikleşme hızlandıkça esneklik artık sistemin kırılgan noktası haline geliyor. Küresel elektrik talebinin 2035’e kadar %40 artacağı bir ortamda; serinleme yükleri, veri merkezleri ve sanayideki elektrifikasyon dalgası şebekeleri benzeri görülmemiş bir baskı altında bırakıyor. Bugün yaşanan kesintilerin %85’inin şebeke ekipmanlarından kaynaklanması, artan hava olayları ve 400 TWh’i aşan veri merkezi talebiyle birleşince depolama yalnızca bir ‘dengeleme unsuru’ olmaktan çıkıyor; doğrudan bir güvenlik bileşenine dönüşüyor. Kısa süreli depolama güneş ağırlıklı sistemlerde, orta–uzun süreli depolama ise rüzgâr ağırlıklı yapılarda kesintisiz bir işletme için artık zorunlu. Üretim yatırımları son 10 yılda %70 artarken şebeke yatırımlarının yalnızca %25 artmış olması da tabloyu netleştiriyor: Depolama olmadan yüksek yenilenebilir penetrasyonu ekonomik değil, sürdürülebilir değil ve güvenli değil. Geleceğin enerji sistemi; talep yönetimi, verimlilik ve depolamanın entegre edildiği, esnekliği merkezine alan bir modelle ayakta kalacak.” Açıklamalarında bulundu. Enerji depolama sektörünün yalnızca bugünün değil, önümüzdeki on yılın da en kritik teknoloji alanlarından biri olduğunu vurgulayan Terciyanlı, “Ham maddeden yazılıma, ekipmandan konteyner üretimine kadar tüm bileşenlerde yerli kapasite oluşturmalıyız. Bunu başardığımızda Türkiye yalnızca depolama teknolojisini kullanan değil, teknoloji ihraç eden bir ülke haline gelir. Sektörün hızla büyüyen doğası, start-up ekosistemi için de güçlü bir potansiyel barındırıyor. Yakın dönemde Türkiye’den ses getirecek yeni enerji teknolojilerinin çıkacağına inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.