Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerli Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Yerli Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerli Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Migros’tan Türkiye’nin Yerli Hayvan Varlığını Güçlendirecek Yatırım Haber

Migros’tan Türkiye’nin Yerli Hayvan Varlığını Güçlendirecek Yatırım

Migros, et ırkı damızlık hayvan yetiştiriciliğini desteklemek, yerli besilik hayvan varlığını artırmak ve kırmızı et üretiminde sürdürülebilir büyümeye katkı sağlamak amacıyla “Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği”ni hizmete açtı. 10 bin büyükbaş hayvan kapasitesine ulaşabilen çiftlik, Türkiye'de et ırkı damızlık hayvan varlığının artırılmasına yönelik uzun vadeli bir üretim modeli ortaya koyuyor. Angus ve Hereford et ırkı anaç sığırlardan ilk dönemde 600 buzağı elde edildi Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği’ne ilk etapta 3 bin 600 adet Angus ve Hereford et ırkı anaç sığır getirilerek verimliliği ve dayanıklılığı yüksek ırklar için üretime başlandı. Damızlık hayvanlardan ilk dönemde 600 buzağı doğumu gerçekleşti. Çiftlikte gebe hayvan sayısı hızla artırılarak yıllık 5.000 adet buzağı üretimi kapasitesiyle sürdürülebilir bir yapı oluşturuluyor. 140 bin metrekarelik operasyon alanında modern üretim altyapısı Toplam 140 bin metrekarelik operasyon alanı üzerine kurulan 9 Milyon Euro değerindeki tesiste, 36 bin metrekarelik yarı açık alanda 14 ahır, kapalı revir, 12 bin ton kapasiteli silaj depolama alanı, 5 bin metrekarelik kaba yem deposu ve 4 bin ton kapasiteli yer altı sıvı gübre tahliye merkezi bulunuyor. Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği, şu an için 1 milyar TL değerinde hayvan ve yem stoğu ile faaliyetini sürdürüyor. Çiftlikte, hayvanların yaşına, gelişim ve fizyolojik ihtiyaçlarına uygun kaba ve yoğun yemler tam otomasyonlu sistemlerle hazırlanıyor. Konusunda uzman veteriner hekimler, zooteknistler, ziraat mühendisleri ve veteriner teknikerlerden oluşan ekip tarafından hayvanların gelişimi, adaptasyon ve genetik ıslah süreçleri kayıtlı yetiştiricilik sistemleriyle yönetiliyor. Çiftlikte tüm et ırkı damızlık hayvanlar sektörde bir ilk olarak Büyükbaş Hayvan Hayat Sigortası güvencesi altında. Yerli üretim ve bölgesel ekonomiye katkı Migros Et Irkı Damızlık Hayvan Çiftliği aynı zamanda bölgesel ekonomiye de güçlü bir katkı sunuyor. Çiftliğin yem ihtiyacında kullanılan sezonluk bitkiler çevredeki çiftçilerden tedarik edilerek yerel üreticilere düzenli ve öngörülebilir bir pazar oluşturuluyor. Böylece yatırımın yarattığı ekonomik değer çiftlik sınırlarının ötesine taşınıyor. Meyve suyu üreticilerinden meyve posaları alınarak sıfır atık yaklaşımı ile döngüsel ekonomiye katkı sağlanıyor. Ekmel Baydur: “Mevcut hayvan varlığından ürün elde eden yapımıza yeni anaçların Türkiye’de yetişmesini esas alan uzun vadeli bir üretim modeli ekledik” Migros Grubu Pazarlama İcra Kurulu Üyesi Ekmel Baydur; “Migros olarak, yılda 40 bin ton dana ve kuzu etini müşterilerimizle buluşturuyor, Türkiye'nin dört bir yanındaki yetiştiricilerimizden yılda yaklaşık 600 bin küçükbaş ve 100 bin büyükbaş hayvan tedarik ediyoruz. Besi çiftliğimiz ve MİGET et üretim işletmemizin yanında, bu zincirin ilk adımına katkı sağlayan damızlık hayvan çiftliğimizi hayata geçirdik. Mevcut hayvan varlığından ürün elde eden yapıya, et ırkı damızlık hayvanların Türkiye’de çoğalmasını ve yeni anaçların burada yetişmesini esas alan uzun vadeli bir üretim modeli ekledik. Ölçeği, teknolojisi ve uçtan uca izlenebilirliğiyle bu yatırımın kırmızı et üretiminde Türkiye’ye kalıcı bir değer sağlayacağına inanıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güneş ve Rüzgârda Tarihi Üretim Rekoru Haber

Güneş ve Rüzgârda Tarihi Üretim Rekoru

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Amacımız yalnızca bugünün enerji talebini karşılamak değil; sürdürülebilir, yenilikçi ve dışa bağımlılıktan tamamen arınmış güçlü bir altyapı inşa etmek. Güneş ve rüzgârda sahip olduğumuz bu yüksek potansiyeli en ileri teknolojilerle şebekemize entegre ederek 'Enerjide Tam Bağımsız Türkiye' hedefimize emin adımlarla ilerlemeyi sürdürüyoruz" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Ağustos’ta aylık üretim 36,71 milyar kilovatsaat oldu. En Büyük Pay Yine Hidroliğin Aynı dönemde hidrolik, üretimde en büyük payı almayı sürdürdü. Ağustos ayında gerçekleştirilen elektrik üretiminin yüzde 24,7’sine denk gelen 9,08 milyar kilovatsaatlik kısmı hidrolik kaynaklardan elde edildi. Tüm Zamanların En Yüksek Seviyesi Geçtiğimiz ağustos ayında güneş kaynaklı elektrik üretimi yüzde 14,1’lik pay ile 5,16 milyar kilovatsaat olarak kayıtlara geçerken, rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi ise yüzde 12,9’luk pay ile 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti. Böylece, güneş ve rüzgâr kaynaklı toplam elektrik üretim değeri, ağustos ayında 9,9 milyar kilovatsaat ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Yüzde 69,7’lik Yerli Üretim Aynı dönemde yenilenebilir kaynaklı elektrik üretimi, yüzde 56,4’lük oranla 20,7 milyar kilovatsaat, yerli kaynaklı elektrik üretimi de yüzde 69,7’lik oranla 25,58 milyar kilovatsaat olarak kayıtlara geti. Yılın En Yüksek Günlük Üretimi 13 Ağustos’ta Ağustos ayı, 2026’nın şu ana kadarki en yüksek günlük üretim değerine de ev sahipliği yaptı. Günlük maksimum elektrik üretim değeri, 13 Ağustos’ta 1 milyon 241 bin 291 megavatsaate erişti. 8 Aylık Dönem 2026 yılının ilk sekiz aylık elektrik üretim verileri (1 Ocak-31 Ağustos dönemi) incelendiğinde; hidrolik kaynaklı elektrik üretimi 75,2 milyar kilovatsaat, rüzgâr kaynaklı elektrik üretimi 30,4 milyar kilovatsaat, güneş kaynaklı elektrik üretimi 29,8 milyar kilovatsaat ile 2000 yılından beri benzer dönemdeki en yüksek üretim değerlerini oluşturdu. Ayrıca, yerli kaynaklı elektrik üretimi yüzde 73,2’lik oran ve 181,8 milyar kilovatsaat üretim değeri, yenilenebilir kaynaklı elektrik üretimi ise yüzde 60,3’lük oran ve 149,8 milyar kilovatsaat üretim değeri 2000 yılından beri benzer dönemlerde miktar ve oran bazında en yüksek değerler oldu. ‘Enerjide Tam Bağımsız Türkiye’ Hedefi Sosyal medya hesaplarından konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Yenilenebilir enerji altyapımıza yaptığımız uzun vadeli yatırımlar üretim rakamlarımıza rekorlarla yansımaya devam ediyor. Ağustos ayında güneş kaynaklı üretimimiz 5,16 milyar kilovatsaat, rüzgâr kaynaklı üretimimiz ise 4,74 milyar kilovatsaat olarak gerçekleşti. Her iki kaynağın toplamında ulaştığımız 9,9 milyar kilovatsaat ile elektrik üretimimizde tüm zamanların en yüksek aylık değerine ulaşarak rekor kırdık. Amacımız yalnızca bugünün enerji talebini karşılamak değil; sürdürülebilir, yenilikçi ve dışa bağımlılıktan tamamen arınmış güçlü bir altyapı inşa etmek. Güneş ve rüzgârda sahip olduğumuz bu yüksek potansiyeli en ileri teknolojilerle şebekemize entegre ederek 'Enerjide Tam Bağımsız Türkiye' hedefimize emin adımlarla ilerlemeyi sürdürüyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

UlaşımPark, Kocaeli’nin Ulaşım Modelini Berlin’e Taşıdı Haber

UlaşımPark, Kocaeli’nin Ulaşım Modelini Berlin’e Taşıdı

Almanya’nın başkenti Berlin’de dört gün süren fuarda UlaşımPark standında raylı sistemler, akıllı ulaşım çözümleri, dijital ikiz teknolojileri, zayıf akım sistemleri ve sürdürülebilir ulaşım başlıklarında çok sayıda görüşme gerçekleştirildi. ULUSLARARASI SEKTÖR TEMSİLCİLERİYLE TEMAS Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen InnoTrans 2026’da yer alan UlaşımPark, fuar boyunca yerli ve yabancı çok sayıda sektör temsilcisini standında ağırladı. Dört gün boyunca gerçekleştirilen temaslarda ulaşım teknolojilerindeki güncel gelişmeler değerlendirilirken, yeni proje ve iş birliklerine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. UlaşımPark standı, fuarın farklı günlerinde kamu ve sektör temsilcilerinin ziyaretlerine de ev sahipliği yaptı. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Osman Boyraz, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Dr. Yalçın Eyigün ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, InnoTrans 2026 kapsamında standı ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. KOCAELİ’DEKİ RAYLI SİSTEM YATIRIMLARI DEĞERLENDİRİLDİ Dr. Yalçın Eyigün’ün ziyaretinde, Kocaeli’de devam eden raylı sistem yatırımları ve şehir içi ulaşım çalışmaları ele alındı. Görüşmede, kent ulaşımının geleceğine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Dr. Hayri Baraçlı’nın ziyaretinde ise fuarda sergilenen ulaşım teknolojileri ve uluslararası alandaki güncel gelişmeler incelendi. YERLİ SİMÜLASYON CİHAZI İLGİ GÖRDÜ UlaşımPark’ın InnoTrans 2026’daki standında sergilenen yerli üretim simülasyon cihazı da ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Ziyaretçiler, cihazı deneyimleyerek Kocaeli’de kullanılan ulaşım teknolojilerinin önemli bileşenlerinden birini yakından inceleme fırsatı buldu. Fuarın üçüncü gününde simülasyon cihazını deneyimleyen bir sektör temsilcisinin cihazın Türk mühendisliğiyle geliştirilmiş olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirmesi de fuarın dikkat çeken anları arasında yer aldı. YENİ İŞ BİRLİKLERİ İÇİN ÖNEMLİ TEMASLAR Dört gün boyunca binlerce ziyaretçiyi ağırlayan InnoTrans 2026’da UlaşımPark, Kocaeli’nin ulaşım alanındaki deneyimini uluslararası sektöre aktarma fırsatı buldu. Fuar kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerle yeni bağlantılar kurulurken, olası proje ve iş birlikleri için de temaslarda bulunuldu. Raylı sistemlerden akıllı ulaşım çözümlerine, dijital ikiz teknolojilerinden zayıf akım sistemleri ve sürdürülebilir ulaşım uygulamalarına kadar geniş bir çerçevede gerçekleştirilen görüşmeler, UlaşımPark’ın uluslararası ulaşım sektöründeki temaslarının geliştirilmesine katkı sağladı. KOCAELİ’NİN ULAŞIM TECRÜBESİ DÜNYAYA AÇILIYOR Büyükşehir iştiraki UlaşımPark, InnoTrans 2026 kapsamında gerçekleştirdiği temaslarla Kocaeli’nin ulaşım deneyimini uluslararası platforma taşıdı. Yeni fikir, bağlantı ve iş birlikleri geliştirmek için temaslarını sürdüren UlaşımPark, kent ulaşımının geleceğine yönelik çalışmalarına devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Roketsan Azerbaycan İle Güçlü İş Birliğini Üretim Boyutuna Taşıyor Haber

Roketsan Azerbaycan İle Güçlü İş Birliğini Üretim Boyutuna Taşıyor

ROKETSAN, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de bu yıl 6'ncı kez düzenlenen ADEX fuarında hava, kara ve deniz kuvvetlerinin farklı ihtiyaçlarına yönelik çok sayıda ürün ve sistemini ziyaretçilerle buluşturuyor. Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin envanterine kazandırdığı birçok sistemiyle ülkenin savunma kabiliyetlerine güç katan ROKETSAN, 30 Eylül – 2 Ekim tarihleri arasında düzenlenen ADEX kapsamında da iş birliklerini geliştirmeyi hedefliyor. ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, ADEX 2026'ya ilişkin değerlendirmesinde Türkiye ve Azerbaycan arasındaki güçlü kardeşlik bağlarının savunma sanayisi alanında da her geçen gün daha ileri bir noktaya taşındığını belirterek, "Azerbaycan'ın savunma sanayisinin son yıllarda önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını görüyoruz. Özellikle Karabağ zaferiyle birlikte Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin sahadaki kabiliyetlerini başarıyla ortaya koyması, bu gelişimin somut bir göstergesi oldu. ROKETSAN olarak geliştirdiğimiz ileri teknolojiye sahip füze, roket ve mühimmat sistemleriyle Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin farklı kuvvet yapılarının ihtiyaçlarına cevap veriyor ve Azerbaycan'ın savunma kabiliyetlerine güç katıyoruz" dedi. AZROKSAN yakında üretime başlayacak Azerbaycan'ın savunmasına katkılarının yalnızca ürün tedarikiyle sınırlı olmadığını vurgulayan İkinci, "Azerbaycan'da savunma sanayisi alanındaki iş birliğimizi sadece ürün tedarikiyle sınırlı görmüyoruz. Üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesine ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliğinin daha da güçlendirilmesine katkı sağlamayı önemsiyoruz. Azerbaycan'daki iştirakimiz AZROKSAN ile yürüttüğümüz yerli üretim çalışmaları da bu yaklaşımımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Tesisleşme sürecinin tamamlanmasıyla birlikte ilk olarak 122 mm roket üretimine başlayacağız. Bu perspektifle gelecekte hem Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin envanterindeki ROKETSAN ürün portföyünün genişlemesini hem de hayata geçirilecek üretim tesislerinde birçok farklı sistemin üretilmesini hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. İkinci, "ROKETSAN olarak ileri teknolojiye sahip ürünlerimizle dün olduğu gibi bugün ve yarın da Azerbaycan'a, Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerine ve Azerbaycan savunma sanayisine güç katmaya devam edeceğiz" diye de ekledi. ROKETSAN'ın geniş ürün ailesi ADEX 2026'da ROKETSAN, ADEX 2026'da SİHA mühimmatları grubunda MAM-L, MAM-T, MAM-T IIR, İHA-122 ve İHA-230 Havadan Karaya Balistik Süpersonik Füzelerini sergiliyor. Tanksavar sistemleri arasında ise CİRİT Lazer Güdümlü Füze, KARAOK Kısa Menzilli Tanksavar Silahı, OMTAS Orta Menzilli Tanksavar Silah Sistemi ve UMTAS-GM Genişletilmiş Menzilli Uzun Menzilli Tanksavar Füze Sistemi fuarda yer alıyor. Seyir füzeleri kategorisinde ÇAKIR, ATMACA ve SOM, hava savunmada SUNGUR Hava Savunma Füze Sistemi, topçu füzeleri grubunda ise TRG-122, TRLG-230, BORA (KHAN) ve TRG-300 sistemleri ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. ROKETSAN'ın ADEX 2026'da öne çıkaracağı yeni kabiliyetlerden bir diğeri de PUSU Kule Üstü Silah Sistemi ile birlikte sergilenen CİRİT Anti-İHA Füzesi oluyor. Modern savaş alanlarında özellikle kamikaze İHA'ların oluşturduğu tehdide karşı geliştirilen CİRİT Anti-İHA Füzesi, PUSU'dan gerçekleştirilen atış testinde hava hedefini tam isabetle vurarak başarısını sahada da kanıtladı. Deniz sınırlarının korunmasına yönelik geliştirilen BARBAROS Kıyı Savunma Sistemi de yüksek hareket kabiliyeti ve güçlü vuruş kapasitesini bir arada sunan bir sistem olarak fuarda sergileniyor. Sistem, ATMACA ve ÇAKIR Seyir Füzeleri ile görev yaparken mobil yapısı sayesinde denizden gelebilecek tehditlere hızlı şekilde tepki verebiliyor. Farklı sistemlerle entegre çalışabilen BARBAROS, kullanıcı ihtiyaçlarına göre konfigüre edilebilen esnek bir kıyı savunma çözümü olarak öne çıkıyor. ROKETSAN'ın ADEX 2026'da öne çıkardığı bir diğer ürün grubu ise TEBER ve LAÇİN Güdüm Kitleri oluyor. TEBER, MK-81 ve MK-82 Genel Maksat Bombalarının vuruş kabiliyetini artırırken, LAÇİN ise görüntüleyici kızılötesi arayıcı başlığı ve veri bağı sayesinde sabit ve hareketli hedeflere karşı hassas vuruş kabiliyeti sunuyor. Her iki sistem de mevcut mühimmat altyapısına ileri güdüm teknolojileri kazandırarak mühimmatların daha etkin ve hassas şekilde kullanılmasına imkân sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Işığa İhtiyaç Duymadan Çalışan Depolar Yaygınlaşıyor Haber

Işığa İhtiyaç Duymadan Çalışan Depolar Yaygınlaşıyor

Türkiye’de depo yatırımlarında yalnızca daha fazla ürün depolamak değil, aynı alanı daha az insan müdahalesiyle ve daha hızlı yönetmek de öncelikli hale geliyor. E-ticaretin büyümesi, artan işçilik ve metrekare maliyetleri otomatik depolama sistemlerine olan ilgiyi artırırken, Akdenizrack bu alandaki yatırımlarını büyütüyor. Şirket, yaklaşık bir yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından geliştirdiği otomatik depolama teknolojisi için 50 milyon TL yatırım gerçekleştirdi. Akdenizrack’in bugün 55 kişilik mühendislik ekibi ve 70 kişilik saha kadrosu bulunuyor. Şirket, son bir yılda Türkiye’de beş karanlık depo projesini hayata geçirirken, bu projelerin toplam hacmi 17 milyon dolara ulaştı. Akdenizrack Yönetim Kurulu Başkanı Saniye Kurt, otomatik depolama yatırımının şirketin büyüme hedefindeki yerini şöyle anlatıyor: “Kendi yazılım ekibimizle yaklaşık bir yıllık Ar-Ge çalışmamızın ardından ürün ortaya çıktı. Geçen yıl 12 milyon dolar olan ciromuzu bu yıl akıllı depo projelerimizin katkısıyla yüzde 40 artırmayı hedefliyoruz. Bu yıl bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz karanlık depo projelerinin hacmi 17 milyon dolar.” Aynı alanda daha fazla depolama Karanlık depo sistemlerinde amaç yalnızca ürünleri raflara yerleştirmek değil, deponun tamamını daha verimli kullanmak. Akdenizrack’in geliştirdiği sistemlerde koridorlar daraltılırken depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkarılabiliyor. Böylece aynı metrekare içerisinde daha yüksek depolama kapasitesine ulaşılması hedefleniyor. Sistemin yatırım geri dönüş süresi ise işletmenin çalışma modeline göre değişiyor. Akdenizrack’in hesaplamalarına göre üç vardiyalı çalışan bir fabrikada otomatik depolama sistemi yaklaşık 1,5 yılda, tek vardiyalı bir işletmede ise yaklaşık dört yılda kendini amorti edebiliyor. Saniye Kurt, sistemin sağladığı alan avantajına dikkat çekerek, “Koridorlar daralıp, depolama yükseklikleri artıyor. Daha fazla alan verimli kullanılıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Beş ana bileşenin dördü Türkiye’de üretilebiliyor Akdenizrack’in geliştirdiği otomatik depolama sisteminin beş ana bileşeninden dördü Türkiye’de üretilebiliyor. Şirket, bugün yurtdışından tedarik ettiği crane ve asansörlerin de Türkiye’de üretilebilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Saniye Kurt, yerli üretim tarafındaki hedeflerini şöyle ifade ediyor: “Yerli üretim tarafında altyapımızı daha da güçlendirmek istiyoruz. Özellikle bugün yurtdışından tedarik ettiğimiz crane ve asansörleri de Türkiye’de üretilebilir hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Şirketin bu yatırımı yalnızca üretim maliyetleri açısından değil, satış sonrası hizmetler açısından da önemli gördüğü belirtiliyor. Yerli üretim kapasitesinin artırılmasıyla otomatik depolama sistemlerinin daha ulaşılabilir maliyetlerle sunulması ve teknik desteğin hızlandırılması hedefleniyor. Hedef ihracat ve iç pazarda 50-50 denge 1999 yılında sektöre adım atan Akdenizrack bugün 55 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Şirketin satışlarının yüzde 80’i ihracat, yüzde 20’si ise iç pazardan oluşuyor. Akdenizrack, otomatik depolama sistemlerinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla birlikte bu dağılımı değiştirmeyi hedefliyor. Saniye Kurt, şirketin önümüzdeki dönemdeki hedefini şöyle açıklıyor: “Bu depo projelerinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla birlikte ihracat ve iç pazarın payımızın yüzde 50, yüzde 50 olmasını planlıyoruz.” Akdenizrack, 2026 yılında akıllı depo projelerinin katkısıyla yüzde 40 büyüme hedeflerken, otomatik depolama yatırımlarını hem Türkiye’de hem de ihracat pazarlarında artırmayı planlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Estap, Veri Merkezi Altyapılarını Güçlendiren Çözümler Sunuyor Haber

Estap, Veri Merkezi Altyapılarını Güçlendiren Çözümler Sunuyor

Veri merkezlerinde artan ekipman yoğunluğu, altyapı bileşenlerinin etkin şekilde konumlandırılmasını ve hava akışının doğru yönetilmesini daha önemli hale getiriyor. Estap’ın DCMax ve Cloudmax kabinetleri, %63 ve %80 perfore ön ve arka kapı alternatifleriyle sistem içerisindeki hava dolaşımının verimli biçimde yönetilmesine yardımcı oluyor. Böylece yüksek yoğunluklu uygulamalarda ekipmanların ihtiyaç duyduğu soğutma koşullarının korunmasına katkı sağlıyor. Kabinetlerin geniş açılabilen kapıları ise ekipman yerleşimi, kurulum ve bakım işlemlerini kolaylaştırıyor. Sıcak ve soğuk koridor uygulamalarına uygun yapıları sayesinde veri merkezlerindeki hava akışının kontrol edilmesine olanak tanıyan ürünler, pasif soğutma yaklaşımıyla enerji tüketiminin azaltılmasını destekliyor. Estap’ın endüstriyel tasarım anlayışı ise teknik performansın yanı sıra kabinetlerin yer aldığı alanın genel görünümüne de uyum sağlıyor. DCMax ile Yüksek Yoğunluklu Altyapılara Uyum Estap’ın DCMax serisi, özellikle yüksek ekipman yoğunluğuna sahip veri merkezlerinin gereksinimleri dikkate alınarak geliştiriliyor. Sağlam gövde yapısı ve geniş iç hacmiyle öne çıkan kabinet, 1500 kg’a kadar taşıma kapasitesiyle ağır sistem yüklerinin güvenli biçimde konumlandırılmasına imkân tanıyor. %80 perfore ön ve arka kapılar, sistem içerisindeki hava sirkülasyonunun desteklenmesine katkı sağlarken IP20 koruma seviyesi kullanım güvenliğini tamamlıyor. Genişletilmiş kablo giriş alanları da kabloların daha düzenli şekilde konumlandırılmasına yardımcı olarak altyapının kurulum ve bakım süreçlerini kolaylaştırıyor. Dayanıklılığı farklı koşullarda test edilen DCMax, 1000 kg sismik testini başarıyla tamamlayarak zorlu fiziksel koşullara karşı dayanımını ortaya koyuyor. Tüm sunucu markalarıyla uyumlu 19" dikmeleri sayesinde farklı ekipmanlarla kullanılabilen seri, ekipmanlar kabinet içerisinde yer alırken dahi hareket kabiliyeti sunuyor. Cloudmax ile Kurulum ve Taşıma Süreçlerinde Esneklik Cloudmax serisi ise modüler yapısıyla veri merkezi kurulumlarında operasyonel kolaylık sağlıyor. Flat-pack olarak taşınabilen kabinetler, depolama ve sevkiyat sırasında ihtiyaç duyulan alanı %50’ye varan oranda azaltıyor. Bu yapı, özellikle proje bazlı kurulumlarda lojistik süreçlerin daha verimli yönetilmesine katkıda bulunuyor. Kablo yönetimi için geliştirilen aksesuarlarıyla altyapının düzenli tutulmasını sağlayan Cloudmax, kablo karmaşasının önüne geçerek hem ilk kurulum hem de sonraki bakım çalışmalarını pratik hale getiriyor. Sabit veya hareketli raflar, dikey kablo düzenleyiciler, kablo tavaları, fan sistemleri, aydınlatma modülleri ve farklı ayak seçenekleri gibi aksesuarlarla yapılandırılabilen seri, projenin ihtiyaçlarına göre özelleştirilebiliyor. Veri Merkezlerinde Kontrollü ve Verimli Altyapı DCMax ve Cloudmax serileri, 47U’ya kadar farklı yükseklik seçenekleriyle çeşitli IT altyapılarına uyum sağlıyor. Kilitlenebilir çelik sac paneller güvenliği desteklerken, ön ve arka profillerde bulunan kablo düzenleyici halkalar ekipman bağlantılarının düzenli şekilde yönetilmesine olanak tanıyor. Kabinetlerde yer alan fan ünitesi açma-kapama butonu, sigorta sistemi ile dijital ve analog termostat alternatifleri, sistemin çalışma koşullarının daha kontrollü biçimde yönetilmesini sağlıyor. Dengeleme barası, topraklama sürekliliği ve zemine sabitleme kiti gibi bileşenler ise güvenli bir kabinet altyapısının oluşturulmasına katkıda bulunuyor. Estap, DCMax ve Cloudmax serileriyle veri merkezi yatırımlarında yalnızca ekipmanların güvenli şekilde konumlandırılmasına değil, altyapının uzun vadeli işletme performansına da odaklanıyor. Proje ihtiyaçlarına göre kurgulanabilen sıcak-soğuk koridor uygulamaları, etkin kablo yönetimi ve farklı aksesuar seçenekleriyle desteklenen kabinetler; enerji verimliliği, operasyonel kolaylık ve sürdürülebilirlik hedeflerini birlikte ele alıyor. Yerli üretim kapasitesi ve mühendislik deneyimiyle Estap, gelişen veri merkezi ihtiyaçlarına yönelik kabinet çözümleri geliştirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı Haber

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı

Türkiye’de depo yatırımlarının odağı, yalnızca daha fazla ürün depolayabilmekten çıkıp aynı alanı daha hızlı ve daha az insan müdahalesiyle yönetebilmeye doğru kayıyor. E-ticaretin büyümesiyle hızlanan bu dönüşüm, yüksek işçilik ve metrekare maliyetleriyle birlikte otomatik depolama sistemlerine olan ilgiyi de artırıyor. Akdenizrack, bu değişimin Türkiye’deki karşılığını yerli mühendislik ve yazılım altyapısıyla geliştirdiği “karanlık depo” sistemleriyle büyütmeye hazırlanıyor. AkdenizRack, otomatik depolama teknolojisinin geliştirilmesi için 50 milyon TL yatırım yaptı. Yaklaşık bir yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından geliştirilen sistemde Akdenizrack’in mühendislik ve yazılım ekipleri görev aldı. Şirketin bugün 55 mühendisten oluşan teknik kadrosuna 70 kişilik saha ekibi eşlik ediyor. Akdenizrack Yönetim Kurulu Başkanı Saniye Kurt, şirketin otomasyon alanındaki dönüşümünü şöyle anlatıyor: “Kendi yazılım ekibimizle yaklaşık bir yıllık AR-GE çalışmamızın ardından ürün ortaya çıktı. Geçen yıl 12 milyon dolar olan ciromuzu bu yıl akıllı depo projelerimizin katkısıyla yüzde 40 artırmayı hedefliyoruz. Bu yıl bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz karanlık depo projelerinin hacmi 17 milyon dolar. Bu depo projelerinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla birlikte ihracat ve iç pazarın payımızın yüzde 50, yüzde 50 olmasını planlıyoruz.” Aynı alanda daha fazla depolama Akdenizrack’in geliştirdiği sistemin temelinde, depolama alanının yalnızca raf kapasitesi üzerinden değil, operasyonun tamamı üzerinden verimli kullanılması bulunuyor. Robotik sistemler ürünlerin depoya alınmasından sevkiyata hazırlanmasına kadar geçen süreçte insan müdahalesini azaltırken, depo içerisindeki hareketlerin de yazılım üzerinden yönetilmesini sağlıyor. Sistemin mevcut depo yönetim yazılımlarıyla entegre çalışabildiğini belirten şirket, sipariş geldiğinde ürünün konumunu belirleyen yazılımın robotik sisteme ilgili ürünü alarak bantlara ve sevkiyat hattına yönlendirme komutu verdiğini aktarıyor. Böylece siparişten sevkiyata kadar olan süreçte insan müdahalesi minimuma indiriliyor. Bu yapı özellikle ürün çeşidinin yüksek olduğu depolarda önem kazanıyor. Sistem, binlerce farklı ürünün bulunduğu yapılarda hangi ürünün hangi şubeye gönderileceği, hangi şubenin daha fazla sipariş verdiği, ürünlerin hangi sırayla konumlandırılması gerektiği ve sezonluk ürünlerin önceliği gibi verileri değerlendirerek depo içindeki trafiği sürekli güncelliyor. Trafik yönetimi de şirketin üzerinde yoğunlaştığı Ar-Ge alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Depolama yüksekliği 40 metreye çıkabiliyor Otomatik sistemlerin ekonomik karşılığını yalnızca işçilik tasarrufu oluşturmuyor. Depolama yüksekliğinin artması, aynı metrekare içerisinde daha fazla ürün tutulmasına imkan sağlıyor. Akdenizrack’in sistemlerinde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği ise yaklaşık 15 metreyle sınırlı. Şirketin devam eden projelerinden birinde ulaşılan yükseklik 27 metre. Saniye Kurt, sistemin alan kullanımına etkisini şöyle açıklıyor: “Hızın öne çıktığı akıllı depoların bir diğer avantajı ise mevcut alanın daha verimli kullanılması. Sistemlerde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği yaklaşık 15 metre ile sınırlı. Bizim şu anda devam eden projelerimizin birinde ise 27 metre yüksekliğe ulaştık. Bu sistem sayesinde koridorlar daralıp, depolama yükseklikleri artıyor. Daha fazla alan verimli kullanılıyor.” Yatırımın geri dönüşü vardiya sayısıyla değişiyor Akdenizrack’in hesaplamalarına göre otomatik depolama sisteminin yatırım geri dönüş süresi, işletmenin çalışma modeline göre değişiyor. Üç vardiyalı çalışan bir fabrikada sistem yaklaşık 1,5 yılda, tek vardiyalı bir işletmede ise yaklaşık dört yılda kendini amorti edebiliyor. Şirket, yabancı teknoloji sağlayıcılarına kıyasla daha düşük yatırım maliyetinin bu süreyi kısaltan unsurlardan biri olduğunu belirtiyor. Bu nedenle otomatik depolama yatırımı, yalnızca yeni bir teknoloji yatırımı olarak değil; işçilik, forklift kullanımı, depo alanı ve operasyon hızını birlikte etkileyen bir kapasite yatırımı olarak değerlendiriliyor. “İnsansız depo” rekabet avantajından zorunluluğa dönüşüyor Türkiye’de otomatik depolamaya yönelik ilginin temelinde yalnızca teknoloji merakı bulunmuyor. Yükselen işçilik maliyetleri, metrekare başına artan depolama maliyetleri ve tüketicinin daha hızlı teslimat beklentisi, insan müdahalesini azaltan sistemleri işletmeler açısından giderek daha önemli hale getiriyor. Şirket, pandemi sonrasında e-ticaretin hızlanmasıyla birlikte Türkiye’de otomatik depo ihtiyacının arttığını, buna karşın bu sistemlerin önemli bölümünün yurtdışından tedarik edildiğini gözlemleyerek kendi çözümünü geliştirme kararı aldı. Amaç, Avrupa’daki çözümlere kıyasla daha ulaşılabilir maliyetlerle Türkiye’de geliştirilen otomatik depolama teknolojisini yaygınlaştırmak. Türkiye’de üretilen parçaların payı artacak Akdenizrack’in otomatik depolama yatırımı yalnızca yazılım ve robotik sistemlerle sınırlı değil. Şirket, teknolojinin üretim tarafında da yerlilik oranını artırmaya hazırlanıyor. Bugün otomatik depolama sisteminin beş ana bileşeninden dördü Türkiye’de üretilebiliyor. Yurtdışından tedarik edilen crane ve asansörlerin Türkiye’de üretilmesine yönelik çalışmalar ise şirketin 2027 gündeminde bulunuyor. Üretim altyapısının büyütülmesi ve yazılım yatırımlarının artırılması da bu dönemin öncelikleri arasında yer alıyor. Saniye Kurt, otomatik depolama sistemlerinde Türkiye’deki üretim kabiliyetinin artırılmasının hem teknolojiye erişim hem de satış sonrası hizmetler açısından önem taşıdığını belirterek, “Yerli üretim tarafında altyapımızı daha da güçlendirmek istiyoruz. Özellikle bugün yurtdışından tedarik ettiğimiz crane ve asansörleri de Türkiye’de üretilebilir hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Akdenizrack’in büyüme rotası değişiyor 1999 yılında İkitelli’de Temesist’te sektöre adım atan Saniye Kurt’un yönetimindeki Akdenizrack, bugün 55 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Şirketin satışlarının yüzde 80’i ihracat, yüzde 20’si iç pazardan oluşuyor. Şirket, 2026’da akıllı depo projelerinin katkısıyla yüzde 40 büyümeyi hedeflerken, Türkiye’de otomatik depolama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla ihracat ve iç pazarın payını yüzde 50–50 seviyesine taşımayı planlıyor. Saniye Kurt, şirketin yeni teknoloji alanındaki yönünü şöyle özetliyor: “Geçmişte söz konusu sistemler ağırlıklı olarak İspanya, Almanya ve Japonya’dan tedarik edildi. Bizim hedefimiz, Türkiye’de akıllı depo kurulumlarını artırmak ve klasik – yarı otomatik depo kurulumunda yurt dışında yakaladığımız büyüme ivmesini, bu yeni nesil depolama teknolojileriyle iç pazara da taşımak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Efor Holding, Yenilenebilir Enerji Yatırımları için 44,5 Milyon Euroluk Uluslararası Finansman Sağladı Haber

Efor Holding, Yenilenebilir Enerji Yatırımları için 44,5 Milyon Euroluk Uluslararası Finansman Sağladı

Efor Holding, yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında Almanya merkezli OLB ile 44,5 milyon euro tutarında uzun vadeli uluslararası finansman anlaşması imzaladı. Euler Hermes garantisi kapsamında yapılandırılan finansman, Efor Holding’in yenilenebilir enerji yatırımlarında uzun vadeli finansman yapısını güçlendirdi. Anlaşma, OLB’nin Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında sağladığı ilk finansman olma özelliği de taşıyor. Gelgit RES yatırımında güçlü finansman yapısı 44,5 milyon euro tutarındaki finansman, Efor Holding’in yenilenebilir enerji portföyünde yer alan Gelgit Yenilenebilir Enerji Rüzgar Enerji Santrali’nin yatırım ve devreye alma sürecine uluslararası finansman gücü kazandırdı. Ağustos ayı itibarıyla enerji üretimine başlayan Gelgit RES, yaklaşık 119 bin ton sera gazı emisyonunun önüne geçerek 5,4 milyon ağacın doğaya sağladığı faydaya eşdeğer çevresel katkısıyla, Efor Holding’in rüzgâr enerjisi alanındaki büyüme stratejisinde önemli bir aşamayı temsil ediyor. Uluslararası finansman gücüyle stratejik iş birliği Almanya’nın kuzeybatısında 150 yılı aşkın geçmişe sahip Oldenburgische Landesbank AG, bugün Almanya genelinde hizmet veren köklü finans kuruluşları arasında yer alıyor. Ocak 2026 itibarıyla Avrupa’nın en büyük ve finansal açıdan en güçlü bankacılık gruplarından Crédit Mutuel Alliance Fédérale bünyesine katılan OLB, ihracat finansmanı alanındaki deneyimiyle uluslararası finansman işlemlerinde güçlü bir uzmanlık sunuyor. Crédit Mutuel Alliance Fédérale, 50’den fazla ülkedeki varlığı ve kurumsal yatırım bankası CIC aracılığıyla New York, Londra, Singapur, Hong Kong ve Brüksel’deki şubeleri ile 32 temsilcilik ofisi üzerinden uluslararası finansman alanında geniş bir ağa sahip bulunuyor. Bu iş birliği, Efor Holding’in yenilenebilir enerji projelerinde uzun vadeli, güvenilir ve uluslararası ölçekli finansman modelleriyle ilerleme yaklaşımını destekliyor. Efor Holding, Türkiye ekonomisine ve yenilenebilir enerji sektörünün potansiyeline duyduğu güvenle uzun vadeli yatırım planlarını sürdürüyor. Rüzgar ve güneş enerjisi alanındaki projeleriyle temiz enerji portföyünü güçlendiren Efor Holding, sürdürülebilirlik, yerli üretim, istihdam ve katma değer odağını büyüme stratejisinin merkezinde tutuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Alüminyum, Alüminyum Lityum Üretimine Başlıyor Haber

Eti Alüminyum, Alüminyum Lityum Üretimine Başlıyor

Dünyada sadece ABD, Rusya, Çin ve Fransa’da üretilen alüminyum lityumda yerli üretim kabiliyeti kazanan Eti Alüminyum, 30 milyon dolarlık yatırımla yeni hat kuracak. Türkiye’nin tek birincil alüminyum üreticisi olan Eti Alüminyum, yerli sanayiyi desteklemeye devam ediyor. Başta savunma sanayi olmak üzere birçok sektör için yüksek nitelikli ürün üretecek olan haddehane yatırımını sürdüren şirket, şimdi de uzay ve havacılık sanayisi için stratejik ürün olan alüminyum lityum üretiminde yatırım kararı aldı. Dünyada sadece ABD, Rusya, Çin ve Fransa olmak üzere 4 ülkede üretilebilen alüminyum lityumu Türkiye’de üretecek olan Eti Alüminyum, 30 milyon dolarlık yatırımla yeni bir döküm hattı kuruyor. Üretim, 2028’de başlayacak. Yerli sanayinin ihtiyaç duyduğu stratejik ürünleri üreterek, ülkenin üretim gücünün daha da ileriye taşınmasına destek olduklarını kaydeden Eti Alüminyum Genel Müdür Yardımcısı Yaşar Bayraktar, “Günümüzde hızla gelişen teknoloji ve öne çıkan stratejik sektörler, alüminyumun kullanım alanlarını da genişletiyor. Özellikle savunma sanayi, havacılık, uzay gibi katma değeri yüksek sektörlerde alüminyum ve ileri alaşımlar artık kritik bir öneme sahip. Alüminyum lityum da düşük yoğunluğu ve yüksek performansı sayesinde özellikle havacılık ve uzay teknolojilerinde öne çıkan stratejik malzemelerden biri” diye konuştu. AĞIRLIĞI DÜŞÜK, MUKAVEMETİ YÜKSEK Alüminyum lityum alaşımın alüminyuma göre %15 daha hafif olduğunu ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti: “Bununla birlikte ürün, düşük yoğunluğa, yüksek sürünme ve korozyon direncine, yüksek sertliğe, mukavemete ve yüksek yorulma direncine sahip. Uçak gövdeleri, kanat kirişleri ve roket bileşenleri gibi kritik yapısal parçaların üretiminde kullanılıyor. Bu nedenlerle alüminyum lityum üretimimizi, Türkiye’nin uzay ve havacılık alanındaki hedeflerini kendi sanayi altyapısı ve yerli üretim kabiliyetiyle destekleyecek önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Entegre üretim yapımızı, yüksek teknoloji ve ileri malzeme üretimiyle bir üst seviyeye taşıyoruz. Alüminyum lityum şu anda sadece ABD, Rusya, Çin ve Fransa’da üretiliyor. Biz üretime başladığımızda Türkiye de bu ülkeler arasına katılacak.” HADDEHANE, ÜRETİM İÇİN GÜN SAYIYOR Haddehane yatırımında üretim için gün saydıklarını belirten Bayraktar, gelecek yılın ikinci çeyreğinde tesisin faaliyete geçeceğini söyledi. 400 milyon dolarlık yatırımla kurulan haddehaneyle ilgili bilgi veren Bayraktar, “Sıcak ve soğuk hadde ürünlerinin üretileceği haddehaneyle bu tesisi besleyecek yeni dökümhane, yassı alüminyum ürünlerinde 600 milyon dolarlık ithalatın önüne geçecek. Haddehanenin üretime başlaması ile birlikte Türkiye’nin savunma sanayisine daha yüksek katma değerli ürün sunulacak” dedi. Eti Alüminyum, bir yandan üretim faaliyetleri için yatırımlarını sürdürürken, üretimi için gerekli olan enerjiyi de yenilenebilir kaynaklardan elde ediyor. Şirket, Seydişehir’deki 189 MW güneş enerjisi kurulu gücüne ek olarak, Gaziantep’te 90 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi santralini devreye aldı. Sivas’ta planlanan 42 MW’lık yeni GES yatırımıyla birlikte, şirketin güneş enerjisinde toplam kurulu gücünün 321 MW seviyesine ulaşması hedefleniyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, Eti Alüminyum’un süren sanayi yatırımlarına paralel olarak, sanayide kullanılan elektriğin tamamının temiz enerji kaynaklarından karşılanması amacıyla yapılıyor. Oymapınar Hidroelektrik Santrali ile başlayan bu dönüşüm süreci, güneş enerjisi yatırımlarıyla genişletilerek düşük karbonlu üretim yaklaşımının kalıcı biçimde güçlendirilmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.