Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yerli Üretim

Kapsül Haber Ajansı - Yerli Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yerli Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı Haber

Akdenizrack Otomatik Depolamaya 50 Milyon TL Yatırdı

Türkiye’de depo yatırımlarının odağı, yalnızca daha fazla ürün depolayabilmekten çıkıp aynı alanı daha hızlı ve daha az insan müdahalesiyle yönetebilmeye doğru kayıyor. E-ticaretin büyümesiyle hızlanan bu dönüşüm, yüksek işçilik ve metrekare maliyetleriyle birlikte otomatik depolama sistemlerine olan ilgiyi de artırıyor. Akdenizrack, bu değişimin Türkiye’deki karşılığını yerli mühendislik ve yazılım altyapısıyla geliştirdiği “karanlık depo” sistemleriyle büyütmeye hazırlanıyor. AkdenizRack, otomatik depolama teknolojisinin geliştirilmesi için 50 milyon TL yatırım yaptı. Yaklaşık bir yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından geliştirilen sistemde Akdenizrack’in mühendislik ve yazılım ekipleri görev aldı. Şirketin bugün 55 mühendisten oluşan teknik kadrosuna 70 kişilik saha ekibi eşlik ediyor. Akdenizrack Yönetim Kurulu Başkanı Saniye Kurt, şirketin otomasyon alanındaki dönüşümünü şöyle anlatıyor: “Kendi yazılım ekibimizle yaklaşık bir yıllık AR-GE çalışmamızın ardından ürün ortaya çıktı. Geçen yıl 12 milyon dolar olan ciromuzu bu yıl akıllı depo projelerimizin katkısıyla yüzde 40 artırmayı hedefliyoruz. Bu yıl bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz karanlık depo projelerinin hacmi 17 milyon dolar. Bu depo projelerinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla birlikte ihracat ve iç pazarın payımızın yüzde 50, yüzde 50 olmasını planlıyoruz.” Aynı alanda daha fazla depolama Akdenizrack’in geliştirdiği sistemin temelinde, depolama alanının yalnızca raf kapasitesi üzerinden değil, operasyonun tamamı üzerinden verimli kullanılması bulunuyor. Robotik sistemler ürünlerin depoya alınmasından sevkiyata hazırlanmasına kadar geçen süreçte insan müdahalesini azaltırken, depo içerisindeki hareketlerin de yazılım üzerinden yönetilmesini sağlıyor. Sistemin mevcut depo yönetim yazılımlarıyla entegre çalışabildiğini belirten şirket, sipariş geldiğinde ürünün konumunu belirleyen yazılımın robotik sisteme ilgili ürünü alarak bantlara ve sevkiyat hattına yönlendirme komutu verdiğini aktarıyor. Böylece siparişten sevkiyata kadar olan süreçte insan müdahalesi minimuma indiriliyor. Bu yapı özellikle ürün çeşidinin yüksek olduğu depolarda önem kazanıyor. Sistem, binlerce farklı ürünün bulunduğu yapılarda hangi ürünün hangi şubeye gönderileceği, hangi şubenin daha fazla sipariş verdiği, ürünlerin hangi sırayla konumlandırılması gerektiği ve sezonluk ürünlerin önceliği gibi verileri değerlendirerek depo içindeki trafiği sürekli güncelliyor. Trafik yönetimi de şirketin üzerinde yoğunlaştığı Ar-Ge alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Depolama yüksekliği 40 metreye çıkabiliyor Otomatik sistemlerin ekonomik karşılığını yalnızca işçilik tasarrufu oluşturmuyor. Depolama yüksekliğinin artması, aynı metrekare içerisinde daha fazla ürün tutulmasına imkan sağlıyor. Akdenizrack’in sistemlerinde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği ise yaklaşık 15 metreyle sınırlı. Şirketin devam eden projelerinden birinde ulaşılan yükseklik 27 metre. Saniye Kurt, sistemin alan kullanımına etkisini şöyle açıklıyor: “Hızın öne çıktığı akıllı depoların bir diğer avantajı ise mevcut alanın daha verimli kullanılması. Sistemlerde depolama yüksekliği 40 metreye kadar çıkabiliyor. Forkliftlerin erişim yüksekliği yaklaşık 15 metre ile sınırlı. Bizim şu anda devam eden projelerimizin birinde ise 27 metre yüksekliğe ulaştık. Bu sistem sayesinde koridorlar daralıp, depolama yükseklikleri artıyor. Daha fazla alan verimli kullanılıyor.” Yatırımın geri dönüşü vardiya sayısıyla değişiyor Akdenizrack’in hesaplamalarına göre otomatik depolama sisteminin yatırım geri dönüş süresi, işletmenin çalışma modeline göre değişiyor. Üç vardiyalı çalışan bir fabrikada sistem yaklaşık 1,5 yılda, tek vardiyalı bir işletmede ise yaklaşık dört yılda kendini amorti edebiliyor. Şirket, yabancı teknoloji sağlayıcılarına kıyasla daha düşük yatırım maliyetinin bu süreyi kısaltan unsurlardan biri olduğunu belirtiyor. Bu nedenle otomatik depolama yatırımı, yalnızca yeni bir teknoloji yatırımı olarak değil; işçilik, forklift kullanımı, depo alanı ve operasyon hızını birlikte etkileyen bir kapasite yatırımı olarak değerlendiriliyor. “İnsansız depo” rekabet avantajından zorunluluğa dönüşüyor Türkiye’de otomatik depolamaya yönelik ilginin temelinde yalnızca teknoloji merakı bulunmuyor. Yükselen işçilik maliyetleri, metrekare başına artan depolama maliyetleri ve tüketicinin daha hızlı teslimat beklentisi, insan müdahalesini azaltan sistemleri işletmeler açısından giderek daha önemli hale getiriyor. Şirket, pandemi sonrasında e-ticaretin hızlanmasıyla birlikte Türkiye’de otomatik depo ihtiyacının arttığını, buna karşın bu sistemlerin önemli bölümünün yurtdışından tedarik edildiğini gözlemleyerek kendi çözümünü geliştirme kararı aldı. Amaç, Avrupa’daki çözümlere kıyasla daha ulaşılabilir maliyetlerle Türkiye’de geliştirilen otomatik depolama teknolojisini yaygınlaştırmak. Türkiye’de üretilen parçaların payı artacak Akdenizrack’in otomatik depolama yatırımı yalnızca yazılım ve robotik sistemlerle sınırlı değil. Şirket, teknolojinin üretim tarafında da yerlilik oranını artırmaya hazırlanıyor. Bugün otomatik depolama sisteminin beş ana bileşeninden dördü Türkiye’de üretilebiliyor. Yurtdışından tedarik edilen crane ve asansörlerin Türkiye’de üretilmesine yönelik çalışmalar ise şirketin 2027 gündeminde bulunuyor. Üretim altyapısının büyütülmesi ve yazılım yatırımlarının artırılması da bu dönemin öncelikleri arasında yer alıyor. Saniye Kurt, otomatik depolama sistemlerinde Türkiye’deki üretim kabiliyetinin artırılmasının hem teknolojiye erişim hem de satış sonrası hizmetler açısından önem taşıdığını belirterek, “Yerli üretim tarafında altyapımızı daha da güçlendirmek istiyoruz. Özellikle bugün yurtdışından tedarik ettiğimiz crane ve asansörleri de Türkiye’de üretilebilir hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Akdenizrack’in büyüme rotası değişiyor 1999 yılında İkitelli’de Temesist’te sektöre adım atan Saniye Kurt’un yönetimindeki Akdenizrack, bugün 55 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Şirketin satışlarının yüzde 80’i ihracat, yüzde 20’si iç pazardan oluşuyor. Şirket, 2026’da akıllı depo projelerinin katkısıyla yüzde 40 büyümeyi hedeflerken, Türkiye’de otomatik depolama sistemlerinin yaygınlaşmasıyla ihracat ve iç pazarın payını yüzde 50–50 seviyesine taşımayı planlıyor. Saniye Kurt, şirketin yeni teknoloji alanındaki yönünü şöyle özetliyor: “Geçmişte söz konusu sistemler ağırlıklı olarak İspanya, Almanya ve Japonya’dan tedarik edildi. Bizim hedefimiz, Türkiye’de akıllı depo kurulumlarını artırmak ve klasik – yarı otomatik depo kurulumunda yurt dışında yakaladığımız büyüme ivmesini, bu yeni nesil depolama teknolojileriyle iç pazara da taşımak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Efor Holding, Yenilenebilir Enerji Yatırımları için 44,5 Milyon Euroluk Uluslararası Finansman Sağladı Haber

Efor Holding, Yenilenebilir Enerji Yatırımları için 44,5 Milyon Euroluk Uluslararası Finansman Sağladı

Efor Holding, yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında Almanya merkezli OLB ile 44,5 milyon euro tutarında uzun vadeli uluslararası finansman anlaşması imzaladı. Euler Hermes garantisi kapsamında yapılandırılan finansman, Efor Holding’in yenilenebilir enerji yatırımlarında uzun vadeli finansman yapısını güçlendirdi. Anlaşma, OLB’nin Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında sağladığı ilk finansman olma özelliği de taşıyor. Gelgit RES yatırımında güçlü finansman yapısı 44,5 milyon euro tutarındaki finansman, Efor Holding’in yenilenebilir enerji portföyünde yer alan Gelgit Yenilenebilir Enerji Rüzgar Enerji Santrali’nin yatırım ve devreye alma sürecine uluslararası finansman gücü kazandırdı. Ağustos ayı itibarıyla enerji üretimine başlayan Gelgit RES, yaklaşık 119 bin ton sera gazı emisyonunun önüne geçerek 5,4 milyon ağacın doğaya sağladığı faydaya eşdeğer çevresel katkısıyla, Efor Holding’in rüzgâr enerjisi alanındaki büyüme stratejisinde önemli bir aşamayı temsil ediyor. Uluslararası finansman gücüyle stratejik iş birliği Almanya’nın kuzeybatısında 150 yılı aşkın geçmişe sahip Oldenburgische Landesbank AG, bugün Almanya genelinde hizmet veren köklü finans kuruluşları arasında yer alıyor. Ocak 2026 itibarıyla Avrupa’nın en büyük ve finansal açıdan en güçlü bankacılık gruplarından Crédit Mutuel Alliance Fédérale bünyesine katılan OLB, ihracat finansmanı alanındaki deneyimiyle uluslararası finansman işlemlerinde güçlü bir uzmanlık sunuyor. Crédit Mutuel Alliance Fédérale, 50’den fazla ülkedeki varlığı ve kurumsal yatırım bankası CIC aracılığıyla New York, Londra, Singapur, Hong Kong ve Brüksel’deki şubeleri ile 32 temsilcilik ofisi üzerinden uluslararası finansman alanında geniş bir ağa sahip bulunuyor. Bu iş birliği, Efor Holding’in yenilenebilir enerji projelerinde uzun vadeli, güvenilir ve uluslararası ölçekli finansman modelleriyle ilerleme yaklaşımını destekliyor. Efor Holding, Türkiye ekonomisine ve yenilenebilir enerji sektörünün potansiyeline duyduğu güvenle uzun vadeli yatırım planlarını sürdürüyor. Rüzgar ve güneş enerjisi alanındaki projeleriyle temiz enerji portföyünü güçlendiren Efor Holding, sürdürülebilirlik, yerli üretim, istihdam ve katma değer odağını büyüme stratejisinin merkezinde tutuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Alüminyum, Alüminyum Lityum Üretimine Başlıyor Haber

Eti Alüminyum, Alüminyum Lityum Üretimine Başlıyor

Dünyada sadece ABD, Rusya, Çin ve Fransa’da üretilen alüminyum lityumda yerli üretim kabiliyeti kazanan Eti Alüminyum, 30 milyon dolarlık yatırımla yeni hat kuracak. Türkiye’nin tek birincil alüminyum üreticisi olan Eti Alüminyum, yerli sanayiyi desteklemeye devam ediyor. Başta savunma sanayi olmak üzere birçok sektör için yüksek nitelikli ürün üretecek olan haddehane yatırımını sürdüren şirket, şimdi de uzay ve havacılık sanayisi için stratejik ürün olan alüminyum lityum üretiminde yatırım kararı aldı. Dünyada sadece ABD, Rusya, Çin ve Fransa olmak üzere 4 ülkede üretilebilen alüminyum lityumu Türkiye’de üretecek olan Eti Alüminyum, 30 milyon dolarlık yatırımla yeni bir döküm hattı kuruyor. Üretim, 2028’de başlayacak. Yerli sanayinin ihtiyaç duyduğu stratejik ürünleri üreterek, ülkenin üretim gücünün daha da ileriye taşınmasına destek olduklarını kaydeden Eti Alüminyum Genel Müdür Yardımcısı Yaşar Bayraktar, “Günümüzde hızla gelişen teknoloji ve öne çıkan stratejik sektörler, alüminyumun kullanım alanlarını da genişletiyor. Özellikle savunma sanayi, havacılık, uzay gibi katma değeri yüksek sektörlerde alüminyum ve ileri alaşımlar artık kritik bir öneme sahip. Alüminyum lityum da düşük yoğunluğu ve yüksek performansı sayesinde özellikle havacılık ve uzay teknolojilerinde öne çıkan stratejik malzemelerden biri” diye konuştu. AĞIRLIĞI DÜŞÜK, MUKAVEMETİ YÜKSEK Alüminyum lityum alaşımın alüminyuma göre %15 daha hafif olduğunu ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti: “Bununla birlikte ürün, düşük yoğunluğa, yüksek sürünme ve korozyon direncine, yüksek sertliğe, mukavemete ve yüksek yorulma direncine sahip. Uçak gövdeleri, kanat kirişleri ve roket bileşenleri gibi kritik yapısal parçaların üretiminde kullanılıyor. Bu nedenlerle alüminyum lityum üretimimizi, Türkiye’nin uzay ve havacılık alanındaki hedeflerini kendi sanayi altyapısı ve yerli üretim kabiliyetiyle destekleyecek önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Entegre üretim yapımızı, yüksek teknoloji ve ileri malzeme üretimiyle bir üst seviyeye taşıyoruz. Alüminyum lityum şu anda sadece ABD, Rusya, Çin ve Fransa’da üretiliyor. Biz üretime başladığımızda Türkiye de bu ülkeler arasına katılacak.” HADDEHANE, ÜRETİM İÇİN GÜN SAYIYOR Haddehane yatırımında üretim için gün saydıklarını belirten Bayraktar, gelecek yılın ikinci çeyreğinde tesisin faaliyete geçeceğini söyledi. 400 milyon dolarlık yatırımla kurulan haddehaneyle ilgili bilgi veren Bayraktar, “Sıcak ve soğuk hadde ürünlerinin üretileceği haddehaneyle bu tesisi besleyecek yeni dökümhane, yassı alüminyum ürünlerinde 600 milyon dolarlık ithalatın önüne geçecek. Haddehanenin üretime başlaması ile birlikte Türkiye’nin savunma sanayisine daha yüksek katma değerli ürün sunulacak” dedi. Eti Alüminyum, bir yandan üretim faaliyetleri için yatırımlarını sürdürürken, üretimi için gerekli olan enerjiyi de yenilenebilir kaynaklardan elde ediyor. Şirket, Seydişehir’deki 189 MW güneş enerjisi kurulu gücüne ek olarak, Gaziantep’te 90 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi santralini devreye aldı. Sivas’ta planlanan 42 MW’lık yeni GES yatırımıyla birlikte, şirketin güneş enerjisinde toplam kurulu gücünün 321 MW seviyesine ulaşması hedefleniyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, Eti Alüminyum’un süren sanayi yatırımlarına paralel olarak, sanayide kullanılan elektriğin tamamının temiz enerji kaynaklarından karşılanması amacıyla yapılıyor. Oymapınar Hidroelektrik Santrali ile başlayan bu dönüşüm süreci, güneş enerjisi yatırımlarıyla genişletilerek düşük karbonlu üretim yaklaşımının kalıcı biçimde güçlendirilmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Platform Sektöründe Kiralama 600 Milyon TL'ye Ulaştı  Haber

Platform Sektöründe Kiralama 600 Milyon TL'ye Ulaştı 

PLATFORMDER Yönetim Kurulu Başkanı Saruhan Günaydın, artan talep ve yerli üretimdeki yükselişle sektörün önümüzdeki 5 yılda 50 bin platformluk büyüklüğe ulaşmasını beklediklerini söyledi. 35 BİN PLATFORMLUK DEV PAZAR BÜYÜYOR Türkiye'de personel yükseltici platform (PYP) kiralama sektörü son yıllarda gösterdiği hızlı büyümeyle dikkat çekiyor. 5 Ekim 2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ile personel yükseltici platformların (manlift) kullanım standartları kökten değişti. Düzenleme uyarınca, düşme riski olan her yer yasal olarak yüksekte çalışma kapsamına alındı ve platformların kullanımı zorunlu hale geldi. Mevzuat değişikliği platform talebini artırınca kiralama sektörü de hızlı bir yükselişe girdi. Sektörde büyüyen kiralama hacmi, platform yatırımlarını da cazip hale getirdi. PLATFORMDER Yönetim Kurulu Başkanı Saruhan Günaydın, Türkiye'deki platform kiralama pazarının son yıllarda Avrupa'nın üzerinde bir büyüme performansı sergilediğini belirterek, "Platform kiralama sektörü artık yalnızca makine temin eden bir hizmet alanı değil, başlı başına önemli bir ekonomik büyüklüğe ulaştı. İşletmeler satın almak yerine kiralamayı tercih ettikçe sektörün hacmi de her yıl güçleniyor." dedi. 30 BİN PLATFORM KİRALANDI Platformların bugün inşaat sahalarının yanı sıra fabrikalarda, depolarda, alışveriş merkezlerinde, enerji tesislerinde, bakım-onarım çalışmalarında, belediye hizmetlerinde ve açık hava reklamcılığı gibi çok farklı alanlarda yaygın şekilde kullanıldığını ifade eden Günaydın, güvenli erişim ihtiyacının arttığı her sektörde platform talebinin yükseldiğini söyledi. Türkiye genelinde aktif olarak hizmet veren yaklaşık 35 bin personel yükseltici platform bulunduğunu kaydeden Günaydın, bunların yaklaşık 30 bininin kiralama filolarında yer aldığını belirtti. Türkiye'deki toplam platform parkının yaklaşık yüzde 80'inin büyük ölçekli kiralama şirketlerinin kontrolünde olduğunu vurgulayan Günaydın, "Son yıllarda büyük firmaların önemli bölümü filolarını yüzde 40-45 oranında büyüttü. İlk beş şirketin toplam filosu da yüzde 30'un üzerinde artış gösterdi. Bu tablo, kiralama sektörünün ulaştığı ölçeği açıkça ortaya koyuyor. Platform kiralama sektörü son sekiz yılda yüzde 114 büyüdü. Bugün yaklaşık 30 bin platform kiralık kullanılıyor." ifadelerini kullandı. PLATFORM KİRALAMA SEKTÖRÜ 600 MİLYON TL’YE ULAŞTI 2025 yılında yaklaşık 24 bin platformun kiralandığını aktar PLATFORMDER Yönetim Kurulu Başkanı Saruhan Günaydın, kiralama sektörünün cirosunun 2018’den itibaren yüzde 684 artışla 600 milyon liraya ulaştığını ifade etti. Platformlar yükseliklerine ve çalışma alanlarına göre 30 bin TL ile yaklaşık 300 bin TL arasında aylık kira getirisi sağlayabiliyor. Bu gelişme platform yatırımlarını da cazip hale getirdi. Bir platformla başlayan yatırımcılar kısa sürede filolarını büyütüyor. Sektör her geçen yıl daha fazla girişimcinin ilgisini çekiyor." dedi. YERLİ ÜRETİMİN PAYI YÜKSELİYOR HEDEF 50 BİN PLATFORM Yerli üretimde de önemli ilerleme yaşandığını belirten Günaydın, son iki yılda yerli üretim platformlara talebin belirgin şekilde arttığını söyledi. 2025 yılında yerli üreticilerin yaklaşık 1.775 adet satışla pazarın yüzde 32'sine ulaştığını ifade eden Günaydın, ithal makine payının ise yüzde 80'den yüzde 68'e gerilediğini kaydetti. Yerli üretimin güçlenmesinin hem dışa bağımlılığı azalttığını hem de Türkiye'nin makine sanayisine katma değer sağladığını vurgulayan Günaydın, "Yerli üreticilerimizin kapasitesi ve rekabet gücü her geçen yıl artıyor. Sektörün önümüzdeki beş yılda 50 bin platformluk büyüklüğe ulaşmasını bekliyoruz. Bu büyüme hem kiralama pazarını hem de yerli makine üretimini daha ileri taşıyacak." diye konuştu. SEKTÖR PLATFORM GÜNLERİ’NDE BULUŞACAK PLATFORMDER'in ana destekçiliğinde, Uluslararası Yükseltici Platform Federasyonu (IPAF) resmi partnerliğinde düzenlenecek Platform Günleri 2026, 17-19 Eylül tarihlerinde İstanbul Tuzla’da gerçekleştirilecek. Açık alanda yapılacak fuara; işletmeciler, üreticiler, distribütörler, tedarikçiler ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Yaklaşık 35 bin adetlik aktif platform parkını temsil eden sektörün yatırım gündemine yön vermesi beklenen etkinlikte, katılımcılar yeni nesil personel yükseltici platformları, güvenlik teknolojilerini ve dijital filo yönetim sistemlerini gerçek çalışma koşullarına yakın bir ortamda deneyimleme fırsatı bulacak. Hybrid İletişim tarafından düzenlenen organizasyona yurt dışından da yoğun katılım bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Ulaşımına 15 Milyar TL'lik Yatırım Haber

İstanbul Ulaşımına 15 Milyar TL'lik Yatırım

İBB, kentin toplu ulaşım filosunu güçlendirmek amacıyla 15 milyar TL yatırımla yerli üretim, yüksek teknolojili 550 yeni aracı İETT bünyesine katıyor. İlk teslimatların Ekim 2026’da başlayacağı dev filo; 400 otobüs, 100 metrobüs ve 50 elektrikli otobüsten oluşuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve İETT ulaşım yatırımlarına hızla devam ediyor. Dev yatırım hamlesi kapsamında, İstanbul’un toplu ulaşım filosuna yeni, yerli üretim, güçlü ve konforlu 400 otobüs, 100 metrobüs ve 50 elektrikli otobüs katılıyor. İLK TESLİMAT EKİM 2026’DA İmza töreni tamamlanan 550 araçlık yeni filo, Ekim 2026'dan itibaren aşamalı olarak sefere çıkacak. Bu kapsamda; -12 metre uzunluğunda dizel yakıtlı, 100 yolcu kapasiteli 250 otobüs, -8 metre uzunluğunda dizel yakıtlı, 60 yolcu kapasiteli 150 otobüs, -25 metre uzunluğunda dizel yakıtlı, 280 yolcu kapasiteli, çift körüklü 100 metrobüs, -12 metre uzunluğunda, elektrikli, 75 yolcu kapasiteli 50 elektrikli otobüs olmak üzere toplam 550 yeni araç filoya katılıyor. ÜST DÜZEY GÜVENLİK VE YOLCU KONFORU 15 milyar TL'lik bütçeyle kente kazandırılan araçlar, son teknoloji aktif güvenlik ve konfor donanımlarıyla yola çıkacak. Sürücü dijital ekranları, elektronik park freni, izole sürücü kabini, sürücü yorgunluk ve dikkat uyarı sistemi, ön yolcu algılama sistemi, kör nokta algılama sistemi, şerit takip uyarı sistemi, 360° kamera sistemleri, Telemetri (kara kutu), akıllı hız asistanı, lastik basınç izleme sistemi, otomatik far sistemi gibi yeni nesil araç teknolojileri yer alacak. Araçlarda yolcu konforu içinse yüksek çözünürlüklü dijital bilgilendirme sistemi ve anons sistemi ile araç içinde bir çok noktada yüksek hızlı şarj noktaları bulunacak. GÜNLÜK 5 MİLYON YOLCU Dünyanın en büyük 2., Türkiye’nin ise en büyük toplu taşıma kurumu olan İETT; günde 67 bin seferle 1,4 milyon kilometre yol katederek 5 milyon yolcuya hizmet veriyor. Kurum, 2019’dan bu yana gerçekleştirdiği yatırımlarla günlük sefer sayısını %26, araç filosunu ise %23 oranında büyüttü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Değişikliği Binalarda Tasarım Kriterlerini Değiştiriyor Haber

İklim Değişikliği Binalarda Tasarım Kriterlerini Değiştiriyor

İklim değişikliğiyle birlikte binaların ısıtma ve soğutma ihtiyaçları da farklılaşıyor. Bu değişim, iklimlendirme sistemlerinin tasarımında dikkate alınan koşulların yeniden değerlendirilmesini gerekli kılıyor. Dünya genelinde 2 milyardan fazla binayı değerlendiren JRC’nin araştırması, binanın yaşı ve mimari özelliklerinden yerel iklime ve ısıtma-soğutma sistemlerinin verimliliğine kadar birçok unsurun termal konfor için gereken enerjiyi etkilediğini gösteriyor. İklimlendirme sektörünün öncü markalarından Form, 60 yılı aşkın mühendislik birikimiyle proje başlangıcından itibaren yapının kullanım biçimini, ısı yükünü, iklim koşullarını ve uzun vadeli işletme ihtiyaçlarını birlikte ele alarak iklimlendirme sistemlerini değişen koşullara uyum sağlayacak şekilde kurgulanmasına destek oluyor. İklimlendirme projelerinde geçmiş iklim verilerinin günümüzde tek başına yeterli olmayacağını belirten Form Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, değişen dış hava koşullarında sistemlerin göstereceği performansın da tasarım hesaplarına dahil edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Geleceğin Isı Yükleri Bugünden Hesaplanıyor Form Şirketler Grubu’nun mühendislik yaklaşımında sistem kapasitesi sadece alan büyüklüğüne göre belirlenen standart bir hesap olarak ele alınmıyor. Alan ölçümü ve ısı yükünün yanı sıra yapının güneş alma yönü, cam yüzeyleri, kullanım yoğunluğu, içeride ısı üreten ekipmanlar ve çalışma süreleri gibi değişkenler de iklimlendirme ihtiyacını doğrudan etkiliyor. Bu verilerin proje aşamasında, partnerlerle birlikte doğru değerlendirilmesi, gereğinden büyük veya yetersiz kapasite seçimlerinin önüne geçerken enerji tüketimi, iç ortam konforu ve sistemin uzun vadeli performansı açısından da önem taşıyor. Form Şirketler Grubu, yeni yapılarda sistemlerin bu parametrelere göre kurgulanmasını, mevcut yapılarda ise değişen kullanım ve iklim koşullarına göre ihtiyacın yeniden değerlendirilmesini mühendislik sürecinin temel parçaları arasında görüyor. Mühendislik Perspektifi İklimlendirmeyi Dönüştürüyor Form Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Form MHI Klima Sistemleri ve Form Endüstri Ürünleri, farklı yapı tipleri ve kapasite ihtiyaçlarında proje partnerleri ile birlikte grubun mühendislik birikimini uygulamaya taşıyor. Form MHI Klima Sistemleri; VRF, split, multi split, profesyonel klima sistemleri ve ısı pompalarıyla konut ve ticari yapılara yönelik iklimlendirme alanında faaliyet gösteriyor. Özellikle ticari uygulamalarda alan ölçümü, ısı yükü ve kullanım profilinin birlikte değerlendirilmesi, doğru kapasite ve sistem kurgusunun oluşturulmasında temel rol oynuyor. Form Endüstri Ürünleri ise ticari ve endüstriyel merkezi iklimlendirme alanında; soğutma grupları ve ısı pompalarından klima santralleri, fancoiller, ısı geri kazanım cihazları, soğutma kuleleri ve rooftop paket klima sistemlere uzanan çözümler sunuyor. Otel, hastane, ticari yapı ve üretim tesisleri gibi farklı kullanım koşullarına sahip projelerde sistemler; iç hava kalitesi, enerji verimliliği, kesintisiz çalışma ihtiyacı ve yapının farklı bölümlerindeki yükler dikkate alınarak projeye özel kurgulanıyor. Böylece aynı mühendislik yaklaşımı, konut ölçeğinden büyük merkezi sistemlere kadar yapının özelliklerine göre farklılaşıyor. “İklimlendirme Sistemleri Geleceğin Koşullarına Göre Tasarlanmalı” İklim değişikliğinin iklimlendirme mühendisliği üzerindeki etkisini değerlendiren Form Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, “İklim koşulları değiştikçe binaların ısıtma ve soğutma ihtiyaçları da değişiyor. Daha uzun süren sıcak dönemler, farklılaşan soğutma yükleri ve artan enerji ihtiyacı, iklimlendirme sistemlerinin geçmişteki kabullerle tasarlanmasını giderek zorlaştırıyor. Bu nedenle doğru kapasiteyi belirlerken yapının konumu, kullanım biçimi, ısı yükleri ve çalışma koşullarını ve yeni iklim (sıcaklık) değerlerini bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. İklim dayanıklılığı sistem kurulumundan önce, tasarım aşamasında ele alınmalı. Gelecekte oluşabilecek yük değişimleri ise mühendislik hesaplarının bir parçası haline getirilmeli. Form Şirketler Grubu olarak 60 yılı aşkın mühendislik birikimimizle iklimlendirme sistemlerinin yalnızca bugünün konfor ihtiyacına göre değil, yapıların uzun vadede karşılaşabileceği koşulları da gözeterek ele alınmasını önemsiyoruz. Form MHI Klima Sistemleri ve Form Endüstri Ürünleri bünyesinde farklı yapı tipleri ve ölçeklerde edinilen uygulama deneyimi de bu mühendislik yaklaşımımızı destekliyor. Önümüzdeki dönemde iklimlendirme sektörünün en önemli gündemlerinden birinin, değişen iklim koşullarında konfor ve enerji verimliliğini birlikte sürdürebilen sistemler geliştirmek olacağını değerlendiriyoruz.” dedi. Form Şirketler Grubu Hakkında 1965 yılında kurulan Form Şirketler Grubu, grup bünyesinde yer alan 6 bağımsız firmasıyla merkezi, bireysel iklimlendirme ve endüstriyel uygulamalar alanında, yaşam kalitesini arttıracak cihazların üretim, satış ve satış sonrası faaliyetlerini sürdürmekte; rezidanslardan otellere, okullardan hastanelere her tür bina, iş merkezi, fabrika ve alışveriş merkezleri için iklimlendirme sistem çözümleri sunmaktadır. Form Şirketler Grubu’nun merkez ofisi Maslak İstanbul'dadır. Ankara, Antalya, Adana, İzmir ve Bursa’da bölge müdürlükleri bulunmaktadır. Klima faaliyetlerinde merkezi klima sistemleri, VRF, split ve multi split klima cihazlarını tedarik eden Form Şirketler Grubu, aynı zamanda yerli üretim olarak klima santralleri, su soğutma kuleleri, fancoiller, ısı pompaları ve imzalanan lisans anlaşması kapsamında Lennox marka paket klimalar ile günışığı aydınlatma sistemleri, doğal havalandırma-duman tahliye üniteleri ve evaporatif soğutucular üretmektedir. Form Şirketler Grubu hakkında daha fazla bilgi www.formgroup.com internet adresinden temin edilebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Plus Adana Bayisi Kapılarını Açtı Haber

CW Enerji Plus Adana Bayisi Kapılarını Açtı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, entegre enerji çözümlerini daha geniş kitlelerle buluşturma hedefi doğrultusunda büyümesini sürdürüyor. Firmanın Türkiye genelinde yaygınlaşan CW Enerji Plus Bayi yapılanması kapsamında CW Enerji Plus Adana Bayisi de düzenlenen törenle hizmete açıldı. CW Enerji Plus konseptiyle hizmet vermeye başlayan yeni bayi; güneş panellerinden enerji depolama sistemlerine, elektrikli araç şarj istasyonlarından beyaz eşya entegrasyonlu solar akıllı ev çözümlerine kadar geniş bir ürün ve hizmet yelpazesini Adana ve bölge halkıyla buluşturacak. CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, CW Enerji Plus Bayi yapılanmasının hem bölgesel kalkınmaya katkı sağladığını hem de müşterilere kapsamlı çözümler sunduğunu belirtti. Sarvan, "CW Enerji olarak yenilenebilir enerji alanında sadece ürün geliştiren bir firma değil, üretimden depolamaya, elektrikli araç şarj çözümlerinden akıllı enerji sistemlerine kadar uzanan entegre bir enerji ekosistemi sunuyoruz. Plus Bayi konseptimizle de iş ortaklarımızın rekabet gücünü artırırken, müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu ürün ve hizmetlere tek noktadan, hızlı ve güvenilir şekilde ulaşmalarını sağlıyoruz. Güçlü satış sonrası hizmetlerimiz, teknik danışmanlığımız ve uzman proje desteğimizle kullanıcılarımıza uçtan uca bir deneyim sunuyoruz” dedi. Ülkemizin enerji dönüşümüne katkı sağlıyor Türkiye'nin enerji bağımsızlığı yolunda yerli ve milli teknolojilerin önemine dikkat çeken Sarvan, “Enerjide dışa bağımlılığı azaltmanın yolu, yerli ve milli üretim anlayışıyla geliştirilen yüksek teknoloji çözümlerini ülkemizin her noktasına ulaştırmaktan geçiyor. CW Enerji olarak faaliyetlerimizi yalnızca güneş paneli üretimiyle sınırlamıyor; enerji depolama sistemlerinden elektrikli araç şarj teknolojilerine, inverter çözümlerinden akıllı enerji yönetim sistemlerine kadar geniş bir ürün ve hizmet sunuyoruz. Alüminyum üretim tesisi ve solar hücre fabrikası yatırımlarımızla da entegre üretim kapasitemizi artırdık. Amacımız, enerjinin üretildiği andan verimli şekilde depolanmasına ve en etkin biçimde tüketilmesine kadar tüm süreci tek çatı altında yönetebilen bütüncül çözümler geliştirmek. Sürekli yatırım yaptığımız AR-GE çalışmalarımız ve yerli üretim gücümüzle hem ülkemizin enerji dönüşümüne katkı sağlıyor hem de kullanıcılarımızın değişen ihtiyaçlarına yenilikçi teknolojilerle cevap veriyoruz. Adana'da hizmete açtığımız CW Enerji Plus Bayimiz de bu vizyonumuzun sahadaki en güçlü temsilcilerinden biridir" diye konuştu. Yenilenebilir enerji çözümlerine yönelik talep hızla artıyor Adana’nın sahip olduğu iklim avantajı sayesinde güneş enerjisi yatırımları için Türkiye'nin en güçlü merkezlerinden biri olduğunu dile getiren Sarvan, şehrin sahip olduğu yüksek güneşlenme süresi, geniş tarım ile sanayi altyapısıyla Türkiye'nin güneş enerjisi yatırımları açısından en stratejik illerinden biri olduğuna dikkat çekti. Sarvan, “CW Enerji Plus Adana Bayisi bu potansiyeli daha etkin şekilde değerlendirecek önemli bir yatırım. Adana, iklim koşulları ve ekonomik yapısıyla güneş enerjisi teknolojilerinin en yüksek verimle kullanılabileceği şehirlerimizin başında geliyor. Tarımsal sulamadan sanayi tesislerine, ticari işletmelerden konut projelerine kadar çok geniş bir alanda yenilenebilir enerji çözümlerine yönelik talep hızla artıyor. Hizmete açtığımız CW Enerji Plus Adana Bayimizle yalnızca ürün sunan bir satış noktası değil, aynı zamanda müşterilerimize keşiften projelendirmeye, kurulumdan satış sonrası teknik desteğe kadar uçtan uca danışmanlık sağlayan bir çözüm merkezi oluşturduk. Bu yatırımımızla müşterilerimizin enerji maliyetlerini azaltmalarına, enerji verimliliklerini artırmalarına ve sürdürülebilir üretim hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Adana'nın sahip olduğu güneş enerjisi potansiyelini katma değere dönüştürerek hem bölge ekonomisine hem de ülkemizin yenilenebilir enerji hedeflerine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" dedi. Tarık Sarvan: Yüksek katma değerli çözümler geliştirmeye devam ediyoruz CW Enerji'nin yalnızca satış ağıyla değil, güçlü üretim altyapısı ve yüksek teknolojili yatırımlarıyla da sektöre değer katmaya devam ettiğini ifade eden Sarvan, yerli üretimin Türkiye'nin enerji bağımsızlığı açısından stratejik önem taşıdığına vurgu yaptı. Sarvan, şunları kaydetti: "CW Enerji olarak geliştirdiğimiz her yatırımın temelinde yerli üretim, teknoloji ve sürdürülebilir büyüme vizyonu bulunuyor. Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren güneş hücresi fabrikamız, alüminyum üretim tesisimiz ve EVA-EPE-POE üretimimiz sayesinde üretim süreçlerimizi daha entegre ve sürdürülebilir bir yapıya taşıyoruz. Ham maddeden nihai ürüne kadar uzanan bu güçlü üretim altyapısı; kalite standartlarımızı daha da yükseltirken, tedarik süreçlerini hızlandırıyor ve müşterilerimize daha güvenilir çözümler sunmamıza imkan tanıyor. Yerli ve milli üretim gücümüzü her geçen gün artırarak ülkemizin enerji teknolojilerinde dışa bağımlılığını azaltmayı hedeflerken, iş ortaklarımızın rekabet gücünü destekleyen, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli çözümler geliştirmeye devam ediyoruz. Attığımız her yatırım, sadece CW Enerji'nin büyümesine değil, Türkiye'nin yenilenebilir enerji ekosisteminin güçlenmesine ve yerli sanayinin gelişimine de önemli katkılar sağlıyor” CW Enerji Plus Bayi Hakkında CW Enerji, satış ve hizmet ağını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği CW Enerji Plus Bayilik Sistemi ile iş ortaklarına kapsamlı bir iş modeli sunuyor. Teknik ve operasyonel destek, avantajlı tedarik koşulları, eğitim programları ve ortak pazarlama faaliyetlerini bir araya getiren sistem sayesinde CW Enerji Plus Bayileri, CW Enerji’nin güçlü markası ve geniş ürün portföyüyle hizmet verecek. CW Enerji Plus Bayileri; güneş panelleri, ısı pompaları, on-grid ve off-grid inverter çözümleri, tarımsal sulama inverterleri, lityum enerji depolama sistemleri, esnek güneş panelleri, kolay yaşam ürünleri ve beyaz eşya entegrasyonlu solar akıllı ev çözümlerinin satış, pazarlama ve satış sonrası destek süreçlerini yürütebilecek. Yeni sistemle enerji ve teknoloji çözümlerinin yerel pazarlarda daha erişilebilir hale getirilmesi ve CW Enerji’nin Türkiye genelindeki hizmet ağının daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. CW Enerji, CW Plus’ın Yanı Sıra 6 Farklı Bayi Modeli Daha Sunuyor CW Enerji’nin bayilik sistemindeki dönüşüm sadece CW Plus Bayiliği modeliyle sınırlı kalmıyor; farklı müşteri ihtiyaçlarına ve kullanım alanlarına göre şekillendirilmiş özel konsept bayilik yapıları da oluşturulmuş durumda. CW Enerji bayilik konsepti; on-grid ve off-grid sistemler, akıllı yaşam ürünleri, lityum depolama çözümleri, sulama inverterleri, esnek paneller ve solar akıllı ev çözümleriyle geniş bir ürün gamını kapsıyor. CW Enerji PV Home Solutions konsepti, beyaz eşya ve solar akıllı ev sistemlerinin yanı sıra güneş paneli ürünlerini içeren bir yapıda konumlanıyor. CW Agri bayilik modeli ise özellikle tarımsal uygulamalara yönelik solar sulama inverterleri, off-grid çözümler, lityum bataryalar ve panel ürünleri ile farklı enerji ihtiyaçlarına odaklanıyor. Enerji depolama alanına odaklanan CW Storage konsepti; forklift, transpalet, golf aracı ve temizlik aracı gibi araçlara yönelik özel lityum batarya çözümleriyle ön plana çıkıyor. CW Marine konsepti, denizcilik sektörüne yönelik esnek paneller, özel tasarım güç üniteleri ve off-grid çözümlerle donatılmış yapısıyla öne çıkarken; CW Heat Pump konsepti ise ev tipi, havuz tipi ve endüstriyel tip ısı pompalarıyla sürdürülebilir ısıtma, soğutma ve sıcak su ihtiyacını karşılamaya yönelik çözümler sunuyor.Bu konsept çeşitliliği sayesinde CW Enerji, farklı sektörlerdeki enerji ihtiyaçlarını karşılayan, esnek ve kapsayıcı bir bayi ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. CW Enerji, önümüzdeki dönemde bu yapıyı Türkiye geneline yayarak, 81 ilin tamamında ve yurt dışında da tüm bayi konseptleriyle yer alarak sürdürülebilir enerji çözümlerini her coğrafyaya ulaştırmayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanovel’den İlaçta Küresel Büyüme ve Onkoloji Hamlesi Haber

Sanovel’den İlaçta Küresel Büyüme ve Onkoloji Hamlesi

Sanovel’in CEO’su Hülya Yalın, şirketin sahip olduğu köklü birikim ve üretim gücüyle halihazırda önemli bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, uluslararası yatırımcıların sağladığı desteğin bu güçlü yapıyı daha da ileri taşıdığını ifade etti. Yalın, söz konusu yatırımların Sanovel’in küresel ilaç pazarındaki yükselişine ivme kazandırırken, Türkiye’yi daha güçlü bir üretim ve ihracat üssü haline getirme hedeflerine de katkı sağladığını; aynı zamanda ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımın, Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltma vizyonunu destekleyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Yalın, küresel yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve ilaç sanayisinin potansiyeline duyduğu güvenin bir kez daha ortaya konduğunu vurguladı. Bu stratejik hamlenin, Türkiye’nin yerli üretim gücünü ve küresel pazarlardaki konumunu bir üst seviyeye taşıyacağını da sözlerine ekledi. "43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyüyoruz" Sanovel CEO’su Hülya Yalın, şirketin geçmişi, kurumsal yapısı ve mevcut operasyonel büyüklüğüne ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Sanovel, temelleri 1983 yılında merhum Eczacı Erol Toksöz tarafından atılmış, 43 yıldır Türkiye ilaç sanayisinin gelişimine öncülük eden lider şirketlerden biridir. Kökleri bu topraklarda olan Sanovel, şeffaflık, kalite, bilim ve insan odaklı değerlerden ödün vermeden büyümüş; bugün hem ülkemiz hem de küresel pazarlar için son derece güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmiştir. Gücünü Türkiye’den alan, yüzde 100 yerli üretimiyle ülkemizin sağlık ekosistemindeki konumunu her geçen gün daha da kuvvetlendiren bir Türk şirketiyiz. Faaliyetlerimizi Türkiye merkezli olarak sürdürüyor; Ar-Ge’mizi, üretimimizi, kalite süreçlerimizi ve tüm ihracat operasyonlarımızı İstanbul Levent’teki Genel Müdürlüğümüz ile Silivri’deki yüksek teknolojili Ar-Ge Merkezi ve Üretim Kampüsümüzden yönetiyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü yapımızla hareket ediyoruz. 43 yıldır Türkiye’den aldığımız güçle büyürken, ülkemizi dünyada en iyi şekilde temsil etmeyi milli bir sorumluluk olarak görüyoruz." "60'tan fazla marka, 400'ün üzerinde ruhsatlı ürün" Yerli üretimin dışa bağımlılığı azaltmadaki rolünü ve Silivri'deki üretim üssünü vurgulayan Yalın, portföy yapısını şöyle aktardı: "Biz yerli üretimi desteklemeyi ve Türkiye’nin ilaçta dışa bağımlılığını azaltmayı kurumsal bir ödevden öte, milli bir görev olarak kabul ediyoruz. Ürün portföyümüzün tamamı reçeteli ilaçlardan oluşuyor. Ağrı ve inflamasyon, endokrin ve metabolizma, gastrointestinal, hematoloji, hepatoloji, kardiyovasküler, multipl skleroz (MS), nöroloji ve psikiyatri gibi akut ve kronik tedavi alanlarında faaliyet gösteriyoruz. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Toplamda 400’ün üzerinde ruhsatlı ürünümüz bulunuyor. En büyük gurur kaynaklarımızdan biri, birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket konumunda olmamızdır. Tüm bu faaliyetlerin kalbi Silivri’deki tesisimizde atıyor. Burası yaklaşık 800 ekip arkadaşımızın emekleriyle neredeyse tüm formlarda ilaç üretimi gerçekleştirebildiğimiz, Türkiye’nin adeta bir Ar-Ge ve üretim üssüdür. Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtada 50’den fazla ülkenin de ilaç ihtiyacını her koşulda güvenle karşılıyoruz." Rakamlarla Sanovel ve onkoloji hamlesi Son 5 yıldaki büyüme rakamlarını ve 2035 vizyonunu detaylandıran Yalın şu verileri paylaştı: "IQVIA’ya göre değer bazında 10,5 kat, kutu bazında ise 1,5 kat büyüme gösterdik. Diyabet alanında jenerik firmalar arasında lider konumdayız. Kardiyoloji alanında jenerik firmalar arasında 2. sırada, merkezi sinir sistemi alanında ise total pazarda ikinci sıradayız. MS pazarında ise jenerik firmalar arasında 2. sırada, total pazarda ise 3. sırada yer alıyoruz. Yurt içi pazarda yükselişimizi sürdürürken uluslararası pazarlarda ihracatımızı yaklaşık 4 kat büyüttük. Üretim miktarımızı 60 milyon kutudan 91,5 milyon kutuya taşıdık. Son 5 yılda fabrikamıza yaptığımız 26 milyon ABD doları yatırımla yeni ekipmanlar temin ettik. 2035 vizyonumuz doğrultusunda verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı bir gelecek planıyla ilerliyoruz. Oluşturduğumuz proje takımlarından biri onkoloji odağında faaliyet gösteriyor. Çoğunluğu ithal olan onkoloji ürünlerini ülkemizde üreterek bu ürünlerin erişilebilirliğini artırmayı, sürdürülebilir sağlığa katkı sunmayı ve ülkemizin döviz kaynaklarının korunmasına destek olmayı önemsiyoruz. 2035 vizyonumuz kapsamında etki alanımızı 2 katına çıkarmayı, orta vadede Türk ilaç pazarında ilk 10 firma arasında yer almayı ve yurt dışında Sanovel markasını küresel bir dev haline getirmeyi hedefliyoruz." "50 ülkede varız, 200'den fazla ruhsat onayı bekliyoruz" Küresel pazarlardaki varlıkları ve uluslararası denetim başarıları hakkında konuşan Yalın şunları aktardı: "2005 yılında başladığımız ihracat yolculuğunu bugün çok ileri bir boyuta taşıdık. Şu anda 400’ün üzerinde ruhsat ile Kanada’dan ABD ve Avrupa’ya kadar 50 ülkedeki ihracat faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin cari açığının azaltılmasına ve net döviz girdisi sağlanmasına stratejik bir destek sunuyoruz. Fabrikamızdaki süreçlerin uluslararası standartlara uygunluğunu Avrupa’da EMA ve EU GMP, ABD’de ise US FDA onaylarımızla tescillemiş olmaktan gurur duyıyoruz. Şu an bulunduğumuz ve yeni giriş yapmayı planladığımız pazarlarda 200’den fazla ruhsat onayı bekliyoruz. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda AB, ABD, Kanada, MENA, Sahra Altı Afrika, Güneydoğu Asya, LATAM ve CIS bölgelerinde varlığımızı genişletmeye odaklanıyoruz." Ar-Ge kadrosu ve teknolojik altyapıya ilişkin açıklamalarda bulunan CEO Hülya Yalın şöyle devam etti: "80 bilim insanıyla Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanovel olarak, sektörde Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran lider şirketlerden biriyiz. Alman mühendislik şirketi PharmaPlan tarafından tasarlanan tesisimizdeki Ar-Ge Merkezimizde; konvansiyonel ilaçların ötesine geçerek kombinasyon ürünler, yeni üretim teknolojileriyle farklı dozaj şekilleri içeren ürünler ve ODT (ağızda dağılan tablet) projeleri geliştiriyoruz. Bu projeleri Türkiye, ABD, Kanada ve Avrupa pazarları için 'ilk eşdeğer' olma hedefiyle kurguluyoruz. Çalışmalarımızda cGMP ve cGLP kurallarını en üst seviyede uygularken, Kalite Tasarımı (QbD) yaklaşımıyla regüle pazarların kapısını açıyoruz. Fikri mülkiyet ve patent alanında ilaç sektöründe elde ettiğimiz şampiyonluğu bu yoğun emeğin sonucu olarak görüyoruz. Türkiye’deki tüm sektörler bazında yapılan patent başvuru sayısı sıralamalarında ilk 3 şirket arasında yer alıyoruz." Sürdürülebilirlik, Sosyal Sorumluluk ve "En İyi İşveren" Ödülü Çevresel hedefler, sosyal projeler ve insan kaynakları başarılarına değinen Yalın tüm faaliyetlerinde Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı rehber aldıklarını ifade ederek, “Çevresel performansımızı düzenli takip ederek 2025 yılında karbon ayak izimizde yüzde 14,3, su ayak izimizde ise yüzde 13,9 oranında net azaltım sağladık. Cumhuriyetimizin 102. yılında 102 kız öğrencimize profesyonel koçluk desteği sağladık. Fırsat Eşitliği Modeli Sertifikası’nı almaya hak kazanarak toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımımızı tescilledik. Ayrıca Forbes Türkiye ve Statista iş birliğiyle gerçekleştirilen 'Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2026' listesinde yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. 10 binden fazla çalışanın anonim geri bildirimleri doğrultusunda oluşturulan bu listede yer almak, çalışan deneyimine verdiğimiz önemin bir göstergesidir” diye konuştu. “Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyoruz” Şirketin devredildiği veya değerinin altında satıldığı yönündeki iddialara açıklık getiren Yalın, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle çok net ifade etmek isterim ki, Sanovel ile ilgili ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Sanovel, bir Türk şirketi olarak 43 yıldır olduğu gibi bugün de ülkesi için yatırım yapmaya, istihdam yaratmaya, Türkiye’yi global arenada en iyi şekilde temsil etmeye devam etmektedir. Her şirkette olduğu gibi Sanovel’in idari süreçleriyle ilgili oluşan değişimler, şirketimizin güçlü geleceğini desteklemek, operasyonel mükemmeliyet ve organizasyonel çevikliği güçlendirmek adına atılan doğal dönüşüm adımlarıdır. Dönem dönem gündeme getirilen geçmiş hissedarlarımızla ilgili süreçler ise Sanovel’in tüzel kişiliğini ve bugünkü operasyonel faaliyetlerini ilgilendiren bir konu değildir. Uluslararası yatırımcılardan gösterilen ilgi, hem ülkemizin makroekonomik istikrarına hem de Sanovel'in küresel potansiyeline duyulan sarsılmaz güvenin bir yansımasıdır." "Uluslararası Yatırım Türkiye'nin Üretim Gücünün Tescilidir" Uluslararası ortaklığın sağladığı katkıya değinen Hülya Yalın şunları ekledi: "Uluslararası yatırımcıların hissedarlar arasında yer alması, Türk ilaç sektörünün ve Türkiye’nin üretim gücünün uluslararası arenada ne kadar büyük bir itici güç olduğunun tescilidir. 2020 yılı ve sonrasında gerçekleşen bu stratejik yatırım; şirketimizin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini, istihdamını, ihracat potansiyelini ve yerli üretime olan katkısını çok daha yukarılara taşıyacak hayati bir adım olmuştur. Sanovel, 2020 yılı itibarıyla kurumsallaşma yolculuğunu stratejik yatırımlarla halihazırda güçlendirmeye başlamış; büyüme, globalleşme, sürdürülebilirlik hedeflerinde önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Uluslararası yatırımcıların sağladığı bu yeni katkı ve güven ortamı, küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü çok daha fazla geliştirecek ve perçinleyecektir. Sanovel bu ülkenin milli bir değeridir ve geleceğini kararlılıkla Türkiye’de inşa etmektedir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Tarımsal Sulamada Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesi Haber

CW Enerji’den Tarımsal Sulamada Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesi

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, tarım sektörüne özel geliştirdiği sistemlerle de dikkat çekmeye devam ediyor. Firma, tarımsal üretimde enerji maliyetlerini azaltacak ve sulama verimliliğini artıracak yeni nesil güneş paneli çözümünü hayata geçirdi. CW Enerji’nin yerli üretim gücü ve Türk mühendisliğiyle geliştirilen AgriFlow güneş paneli, tarımsal sulama sistemlerinin ihtiyaçlarına özel olarak tasarlandı. Yeni nesil Triple Cut hücre teknolojisi ve yüksek çalışma gerilimi sayesinde AgriFlow; güneş henüz tam yükselmeden enerji üretmeye başlar, gün batımına doğru ışık azalırken de üretimini sürdürmeye yardımcı olur. Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, tarım sektörüne yönelik sundukları çözümlerle de sürdürülebilir geleceğe katkı sağladıklarını söyledi. Bu kapsamda, tarımsal sulamada enerji verimliliğini artıracak yeni nesil güneş paneli teknolojisini geliştirdiklerini belirten Sarvan, “Geliştirilen AgriFlow güneş paneli, tarımsal üretimde sulama süreçlerinin daha verimli yürütülmesine katkı sağlayacak özelliklerle geliştirildi. Yeni nesil tarımsal sulama paneli, paneller arasındaki akıllı seri ve paralel bağlantı mimarisi sayesinde sulama sisteminin ihtiyaç duyduğu çalışma gerilimini daha etkin şekilde sağlıyor. Bu sayede özellikle güneş ışınımının düşük olduğu sabah ve akşam saatlerinde sulama sisteminin daha erken devreye girmesi ve daha uzun süre çalışması mümkün hale gelirken, günlük etkin sulama süresi de artırılıyor” dedi. Enerji verimliliğini artıran çözümler geliştiriyor Tarım sektöründe enerji verimliliğini artıran çözümler geliştirmenin sürdürülebilir gelecek açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Sarvan, “Harici yükseltici dönüştürücü ihtiyacını azaltan yenilikçi yapı, sistem maliyetlerinin düşürülmesine, enerji kayıplarının azaltılmasına ve tarımsal sulama sistemlerinin güvenilirliğinin artırılmasına katkı sunuyor. Farklı çalışma gerilimi ihtiyaçlarına uyum sağlayabilen esnek bağlantı yapısıyla geliştirilen çözüm, sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekleyen yüksek verimli bir güneş enerjisi altyapısı sunuyor. Tarımsal sulama uygulamaları için geliştirilen bu yenilikçi güneş panelleri, sahip olduğu bağlantı esnekliği sayesinde yalnızca sulama sistemleriyle sınırlı kalmayıp, farklı alanlardaki yüksek verimli güneş enerjisi sistemleri için güçlü bir teknoloji altyapısı oluşturma potansiyeli taşıyor” diye konuştu. AgriFlow güneş paneliyle sulamada daha uzun enerji üretimi Tarımsal sulama sistemlerinin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen CW Enerji AgriFlow güneş panelinin, yerli üretim gücü ve Türk mühendisliğini ileri hücre teknolojisiyle buluşturduğuna dikkat çeken Sarvan, yeni nesil Triple Cut hücre teknolojisi ve yüksek çalışma gerilimi sayesinde AgriFlow’un, güneş henüz tam yükselmeden enerji üretimine katkı sağlamaya başlarken, gün batımına doğru ışınımın azaldığı saatlerde de üretimin daha uzun süre devam etmesini desteklediğini kaydetti. Sarvan, “Bulut geçişleri, tozlanma ve kısmi gölgelenme gibi değişken çevresel koşullarda enerji üretim sürekliliğini destekleyen panel, daha az panelle daha uzun sulama süresi, daha verimli enerji kullanımı ve tarımsal üretimde daha yüksek verimlilik sunarak çiftçilerin güneş enerjisinden gün boyunca daha etkin şekilde faydalanmasına olanak tanıyor. Böylece AgriFlow, Türk mühendisliğinin gücünü tarım sektörünün geleceğiyle buluşturan yenilikçi bir teknoloji olarak öne çıkıyor ve firmamızın yenilikçi yaklaşımını, teknoloji geliştirme kabiliyetini ve sürdürülebilir tarıma sunduğu katkıyı güçlü şekilde yansıtıyor” dedi. Hem tarımsal üretime hem de ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı Türkiye'nin enerji teknolojilerinde yalnızca üretici değil aynı zamanda teknoloji geliştiren bir ülke olma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Sarvan, "Tam entegre üretim altyapımız, güçlü AR-GE ekibimiz ve yerli ve milli üretim anlayışımızla geliştirdiğimiz yeni nesil tarımsal sulama panelimiz, çiftçilerimizin enerji maliyetlerini azaltırken sulama sistemlerinin çalışma performansını da önemli ölçüde artırıyor. Güneş enerjisinden en yüksek verimin alınmasını sağlayan bu teknolojiyle hem tarımsal üretime hem de ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunuyoruz" diye konuştu. Paneller uzun yıllar güvenle kullanılabilir CW Enerji'nin yüksek kalite standartlarında ürettiği güneş panellerinin yalnızca yüksek enerji üretimiyle değil, dayanıklılığıyla da öne çıktığını belirten Sarvan, zorlu iklim koşullarına karşı yüksek direnç gösteren panellerin uzun yıllar güvenle kullanılabildiğini ifade etti. Sarvan, “Üretimini kendi tesislerimizde gerçekleştirdiğimiz güneş panellerimiz yüksek verimlilik, uzun ömür ve güvenilir performans özellikleriyle dikkat çekiyor. Yerli ve milli üretim gücümüz sayesinde kaliteyi sürekli kontrol altında tutarken müşterilerimize sürdürülebilir ve güvenilir enerji çözümleri sunuyoruz. Tarım sektöründe kullanılan sistemlerde dayanıklılık ve kesintisiz performans büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz ürünlerimiz uzun yıllar yüksek performansla çalışacak şekilde tasarlanıyor" dedi Sarvan, "AR-GE çalışmalarımızı yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil geleceğin enerji teknolojilerine de yön verecek çözümler geliştirmek amacıyla sürdürüyoruz. Tarımsal sulama için geliştirdiğimiz bu yenilikçi panel teknolojisi, farklı uygulama alanlarında da yüksek verimli güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlayacak önemli bir altyapı niteliği taşıyor. Yerli mühendislik gücümüz ve üretim kabiliyetimizle enerji dönüşümüne değer katmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Sarvan: Amacımız üreticilerimizi iklim koşullarına karşı daha dirençli hale getirmek Tarımda verimliliğin artırılmasının yanı sıra sürdürülebilir üretim anlayışının da büyük önem taşıdığını belirten Sarvan, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede yenilenebilir enerji teknolojilerinin tarım sektöründeki rolünün her geçen gün daha da arttığını söyledi. Sarvan, şunları kaydetti: "Tarım alanında geliştirdiğimiz çözümlerle çiftçilerimizin ve tarım işletmelerinin verimliliğini artırmayı hedefliyoruz. Özellikle iklim değişikliği ve giderek artan kuraklık tehdidi karşısında yenilenebilir enerji temelli teknolojiler tarım sektörü için stratejik bir öneme sahip. Yeni nesil güneş paneli teknolojimiz sayesinde sulama sistemleri günün daha uzun bir bölümünde verimli şekilde çalışabilirken, enerji kayıpları da minimum seviyeye indiriliyor. Düşük bakım ihtiyacı, uzun kullanım ömrü, yüksek verimlilik ve dayanıklı yapısıyla geliştirilen sistemlerimiz, üreticilerimize ekonomik ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Enerji maliyetlerinin her geçen gün arttığı günümüzde çiftçilerimizin üzerindeki yükü hafifletecek teknolojiler geliştirmeyi öncelikli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Amacımız, tarımın geleceğini güvence altına almak, üreticilerimizi iklim koşullarına karşı daha dirençli hale getirmek ve yerli ve milli üretim gücümüzle ülkemizin sürdürülebilir tarım hedeflerine katkı sağlamayı sürdürmektir" dedi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.