Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeşil Bina

Kapsül Haber Ajansı - Yeşil Bina haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Bina haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yıldırım'a 2 Milyar Liralık Dev Yatırım Haber

Yıldırım'a 2 Milyar Liralık Dev Yatırım

Yıldırım Belediyesi, ilçeye bir vizyon proje daha kazandırıyor. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın seçim vaatleri arasında yer alan Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi’nin temeli atıldı. Bursa’nın, sosyal ve kültürel hayatına önemli katkılar sunacak merkez, modern yapısı ve çok yönlü kullanım alanlarıyla Yıldırım’a değer katacak. Yıldırım’da sosyal hayatı zenginleştirecek Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi, vatandaşların bir araya geleceği önemli bir buluşma noktası olacak. 36 bin metrekarelik kullanım alanına sahip merkez; 800 kişilik konferans ve tiyatro salonu, 250 kişilik 2 ayrı salon, 160 metrekarelik serbest kullanım alanı, bin 400 metrekarelik eğitim alanı, fuaye alanı, sanat galerileri, 2 nikah salonu, 91 ofis, 64 ticari dükkan, yeme-içme alanları, mescit, bebek bakım odası ve 330 araçlık otoparkıyla çok yönlü bir yapı olacak. Merkez ayrıca; ısıtma, soğutma, havalandırma, yangın algılama, söndürme, aydınlatma otomasyon sistemleri ile ileri derecede teknolojik ve kendi enerjisini üretecek şekilde ‘yeşil bina’ olarak tasarlandı. İnşaat maliyeti ve arsa değeriyle birlikte toplam 2 milyar liralık projenin yapımında belediye bütçesinden tek kuruş çıkmayacak. Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi’nin temel atma törenine; AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, AK Parti Kocaeli Milletvekili Veysel Tipioğlu, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa Milletvekilleri Ahmet Kılıç, Emel Gözükara Durmaz, Emine Yavuz Gözgeç, Refik Özen, Mustafa Yavuz, Muhammet Müfit Aydın, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, AK Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtulmuş, MHP Yıldırım İlçe Başkanı Kadir Taşçı, muhtarlar, basın mensupları ve çok sayıda vatandaş katıldı. ‘VERDİĞİMİZ SÖZÜ TUTTUK’ Temel atma töreninde yaptığı konuşmada, Yıldırımlılara verdiği bir sözü daha yerine getirmenin mutluluğunu yaşadığını vurgulayan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, “Göreve geldiğimizde Yıldırım’ın büyük, nitelikli ve çok yönlü bir kültür merkezine ihtiyacı olduğunu ifade etmiştik. Doğru zamanı beklerken hazırlıklarımızı sürdürdük, imkanlarımızı geliştirdik, kaynaklarımızı planladık. 2022 yılında mülkiyetle ilgili meseleleri çözüme kavuşturduk. Ardından projelendirme çalışmalarımızı yürüttük. Ekonomik şartları, finansman imkanlarını ve ilçemizin ihtiyaçlarını ortak bir çerçevede değerlendirdik. Ve hamdolsun bugün alnımızın akıyla Yıldırım’ın en önemli vizyon yatırımlarından biri olacak Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi’mizin temelini atıyoruz. Yaklaşık 35 bin metrekarelik inşaat alanına sahip olan bu alanda; kültürden eğitime, sosyal hayattan ticarete kadar farklı ihtiyaçlara cevap verecek güçlü ve çok yönlü bir merkez inşa ediyoruz. Kültürü, sanatı ve fikir hayatını burada, aynı çatı altında hemşehrilerimizle buluşturacağız” ifadelerini kullandı. OTOPARK SORUNU OLMAYACAK Merkezin tamamlanması ile birlikte bölgedeki otopark sorununun da çözüleceğini belirten Başkan Oktay Yılmaz; “Ayrıca yatırımcı firmamızın katkılarıyla burada oluşturulacak kuyumcular çarşısı ise bölgenin ticari hayatına yeni bir canlılık ve çeşitlilik kazandıracak. Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi ile beraber oluşturduğumuz yan yol vesilesiyle hali hazırda Karayolları Bölge Müdürlüğü çıkışında oluşan kazaları, Tapu Müdürlüğü’nün girişinde oluşan trafik yoğunluğunu ve merkezimizin oluşturacağı trafik yükünü de çözmüş olacağız. Bir başka önemli avantajımız da merkezin konumu. Metro istasyonuna yakınlığımız ve toplu ulaşım imkanlarımız sayesinde buraya ulaşmak son derece kolay olacak. Dolayısıyla Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi yalnızca bu mahallenin kullandığı bir tesis olmakla kalmayıp Yıldırım’ın dört bir yanından hatta Bursa’nın farklı bölgelerinden insanların rahatlıkla ulaşabileceği güçlü bir çekim merkezi olacak. Hedeflerimizden biri de işte tam olarak bu; Yıldırım’ı kültür, sanat ve sosyal hayat bakımından şehrin güçlü odaklarından biri haline getirmek. Bursa'da birçok ihtiyaca aynı anda cevap veren bu kadar büyük ölçekte bir projeyi ilçelerimiz arasında ilk kez Yıldırım Belediyesi olarak biz gerçekleştiriyoruz” diye konuştu. KASADAN TEK KURUŞ ÇIKMADI Dev projeyi belediye bütçesinden tek kuruş çıkmadan Bursa’ya kazandırdıklarını vurgulayan Başkan Oktay Yılmaz; “Gerçek belediyecilik eldeki imkanları tüketmek değil, şehrin sahip olduğu potansiyeli görebilmek, o potansiyeli doğru planlamayla değere dönüştürebilmek ve üretilen değeri yeniden halkın hizmetine sunabilmektir. Bu projenin belki de en dikkat çekici taraflarından biri işte bu. İnşaat maliyeti ve arsa değeriyle birlikte yaklaşık 2 milyar liralık bu yatırımımız için belediyemizin bütçesinden nakit çıkışı olmadı. Önce bu alanla ilgili mülkiyet süreçlerini çözdük ardından yeri satın aldık. Takas ve imar uygulamalarıyla, belediyemize hiçbir maliyet yüklemeden bu büyük yatırımı gerçekleştirebileceğimiz bir model geliştirdik. Bir taraftan 2 milyar liralık büyük bir eseri Yıldırım’a kazandırmış, diğer taraftan da belediyemizin mali imkanlarını başka hizmetlerimiz için muhafaza etmiş oluyoruz. Neticede kamu kaynağı bize emanettir ve bu yaklaşımımız emanete riayet ettiğimizin en somut örneklerinden biridir” dedi. ‘DAHA YAPACAK ÇOK İŞİMİZ VAR’ Yıldırım’ın ve Bursa’nın çok önemli bir ihtiyacının bu merkezle karşılanacağını vurgulayan Başkan Yılmaz; “Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi’mizle medeniyetimizin köklerinden beslenen, kimliğini bilen, ahlakıyla, irfanıyla, bilgisiyle ve maharetiyle geleceğe yön veren insanlar yetişmesine vesile olacağız. Allah’ın izniyle Duaçınarı’nda nice ‘dualı çınarlar’ yetiştireceğiz. İhale süremiz iki yıl. Ancak hedefimiz merkezi mümkün olan en erken zamanda tamamlayarak hemşehrilerimizin hizmetine sunmaktır. Daha yapacak çok işimiz var. daha dokunacağımız çok hayat, güzelleştireceğimiz çok mahalle, çocuklarımıza bırakacağımız çok eser var. Ben bu merkezin ilçemize kazandırılması noktasında destek ve çabalarını esirgemeyen Genel Başkan Vekilimiz ve Sayın Efkan Ala’ya, önceki dönem Sağlık Bakan Yardımcımız Sayın Halil Eldemir’e, İl Başkanımız Davut Gürkan’a, AK Parti Bursa milletvekillerimize yürekten teşekkür ediyorum. Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi’mizin Yıldırım’ımıza, Bursa’mıza ve bütün hemşehrilerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı. BAŞKAN YILMAZ’A TEŞEKKÜR Temel atma töreninde konuşan Büyükşehir Başkanvekili Şahin Biba Bursa’nın çok önemli bir eser kazanacağını belirterek, “Yıldırım’ın ve Bursa’nın sosyal kültürel yaşamına değer katacak bir yatırımın temelini atmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu dev projeden dolayı Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz’a teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Projenin hayırlı olmasını dileyen AK Parti Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın ise; “Yıldırım, son yıllardaki hizmetlerle birlikte Bursa’nın en güzel ilçelerinden biri haline geldi. Hizmetlerinden dolayı Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz’a teşekkür ediyorum” dedi. Yıldırım’ın çehresinin hızla değiştiğini belirten AK Parti Bursa Milletvekili Emel Gözükara Durmaz da; “Yıldırım’da ihtiyaçları bütüncül olarak ele alan ve doğru çözümler üreten bir belediyecilik anlayışı var. Çalışmalarından dolayı Başkanımız Oktay Yılmaz’a teşekkür ediyorum” diye konuştu. ‘AK BELEDİYECİLİĞİN EN GÜZEL ÖRNEĞİ’ Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ı tebrik eden, AK Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, “Belediye Başkanımız Oktay Yılmaz hem modern bir kültür merkezini Yıldırım’a kazandırıyor hem de bunun için kaynak üretmiş. Bu eser Yıldırım’a yakışacak ve değer katacak. AK Parti belediyecilikte bir marka haline geldi. Yıldırım’da AK Parti belediyeciliğinin en güzel örneği sergileniyor. Ben bu önemli ve değerli eserden dolayı Başkanımız Oktay Yılmaz’a bir kez daha teşekkür ediyorum. Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi şimdiden Bursa’ya ve Yıldırım’a hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından protokol üyeleri Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi’nin temeline ilk harcı birlikte döktü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Baymak’ın LEED Gold Sertifikası Yenilendi Haber

Baymak’ın LEED Gold Sertifikası Yenilendi

İklimlendirme sektörünün köklü şirketlerinden Baymak, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği çevre dostu uygulamalarla uluslararası sürdürülebilir bina standartlarında sağladığı başarısını sürdürüyor. Şirket, 2021 yılında öncelikli olarak ofis katında başlattığı çevre dostu uygulamaların ardından, 2023 yılında ofis katını kapsayan alanda iç mekân hava kalitesini, enerji ve su tasarrufunu daha da artıran uygulamaları hayata geçirdi. Baymak bu uygulamayla aynı yıl Amerikan Yeşil Bina Konseyi (USGBC) tarafından verilen LEED Gold Sertifikası’nı almaya hak kazanmıştı. Baymak tüm iş süreçlerine titizlikle entegre ettiği sürdürülebilirlik yaklaşımına bağlı olarak, sertifikasyon sürecini yeniden tamamladı. Temmuz 2026 tarihli sertifikayla LEED Gold seviyesindeki sertifikasını yenileyen Baymak, böylece söz konusu sertifikaya üç yıl süreyle yeniden sahip oldu. Böylece; Baymak Makine Sanayi Tic. A.Ş. LEED v4.1 Mevcut Binalarda İşletme ve Bakım (Operations and Maintenance: Existing Buildings) derecelendirme sistemi kapsamında sertifikalandırılmış oldu. “Sürdürülebilirlik Bir Tercih Değil Zorunluluk” Sertifika, yapının U.S. Green Building Council (USGBC) tarafından oluşturulan LEED Yeşil Bina Derecelendirme Sistemi’nin gerekliliklerini karşıladığını ve Green Business Certification Inc. tarafından doğrulandığını gösteriyor. Baymak Genel Müdürü Ülkü Özcan konuyla ilgili şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik konusuna bir tercih değil zorunluluk olarak yaklaşıyoruz. Önceliğimiz her zaman, daha yaşanabilir bir dünya için çevre dostu çözümler üretirken, bu çözümleri kendi iş süreçlerimize de entegre etmek. Bu kapsamda ofis katlarımızda uyguladığımız yüksek çevresel standartlar sayesinde sahip olduğumuz LEED Altın Sertifika’ya üç yıl daha sahip olmak, bu kararlılığımızın uluslararası bir teyidi diyebiliriz. Bu başarı aynı zamanda, çevresel duyarlılık, doğal kaynakların verimli ve tasarruflu kullanımı, çalışanlarımızın sağlığı ve refahı ile geleceğe yatırım gibi temel değerlerimizin de güçlü bir ifadesi. Baymak olarak hedefimiz yalnızca sektöre sürdürülebilir ürünler sunmak değil, aynı zamanda kendi operasyonlarımızı da bu anlayışla yönetmek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Binaları Enerjiye Daha Az İhtiyaç Duymalı Haber

Geleceğin Binaları Enerjiye Daha Az İhtiyaç Duymalı

İklim değişikliği, yüksek enerji maliyetleri ve doğal kaynaklar üzerindeki baskı, yapı sektöründe bugünün beklentilerini karşılamanın ötesinde, geleceğin koşullarına da uyum sağlayabilecek binalara duyulan ihtiyacı artırıyor. Dünya Yeşil Bina Konseyi (WorldGBC) tarafından bu yıl 7-11 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Dünya Yeşil Bina Haftası da “#BuildItReady” temasıyla, yapıların geleceğin iklim ve enerji koşullarına bugünden hazırlanması gerektiğine vurgu yapıyor. Dünya Yeşil Bina Haftası kapsamında değerlendirmelerde bulunan Türk Ytong Genel Müdürü Agah Durukal, sürdürülebilir yapılaşmanın yalnızca enerji tüketimini azaltmakla sınırlı olmadığını söyledi. Kaynakların verimli kullanıldığı, çevresel etkilerin yaşam döngüsü boyunca gözetildiği, sağlıklı ve konforlu yaşam alanları sunan yapıların hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Durukal, Türk Ytong'un sürdürülebilir yapılaşma alanındaki çalışmalarını şöyle değerlendirdi: “Türkiye’de çağdaş yapılaşmanın ve mimarlık kültürünün destekçisi olmanın yanı sıra, sürdürülebilirlik ve çevreci yapılaşma alanında da öncü bir marka olmayı sürdürüyoruz. Çevreci ve yenilikçi ürün, hizmet ve çözümler geliştirirken, üretim süreçlerimizin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik yatırımlar da gerçekleştiriyoruz. Mardin Derik’te yatırımını yaptığımız güneş enerjisi santralini 2027 yılında devreye alarak üretim tesislerimizin elektrik ihtiyacının önemli bir bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayacağız ve karbon ayak izimizi önemli ölçüde azaltacağız.” Binaların uzun yıllar kullanılması, bugün verilen tasarım ve malzeme kararlarının gelecekteki enerji tüketimi ve çevresel etkiler üzerinde belirleyici olmasını sağlıyor. Bu nedenle sürdürülebilir yapılaşmada, binanın enerji ihtiyacını tasarım aşamasından itibaren azaltacak çözümler önem taşıyor. Türk Ytong, yüksek ısı yalıtım performansına sahip yapı malzemeleriyle yeni binalarda ve mevcut yapıların yenilenmesinde enerji verimliliğine katkı sağlıyor. Doğru malzemelerin kullanılması, binaların ısıtma ve soğutma için ihtiyaç duyduğu enerjinin azaltılmasına yardımcı olurken, iç mekân konforunu da destekliyor. Sürdürülebilirlik, binanın yaşam döngüsünün tamamında ele alınmalı Bir yapının çevresel etkisi yalnızca kullanım aşamasındaki enerji tüketimiyle sınırlı değil. Ham madde temininden üretime, taşımadan uygulamaya ve yapı ömrünün sonuna kadar alınan kararlar, yapının sürdürülebilirlik performansında önemli rol oynuyor. Ytong, yapı malzemelerinin çevresel etkilerinin şeffaf biçimde değerlendirilmesinin sürdürülebilir yapılaşmanın önemli unsurlarından biri olduğuna dikkat çekiyor. Mineral ham maddelerden üretilen Ytong ürünleri; hafiflik, ısı yalıtımı ve enerji verimliliğine katkı sağlayan özellikleriyle sürdürülebilir yapılaşmayı destekliyor. Yapıları geleceğe hazırlamak, bugünün sorumluluğu” Türk Ytong Genel Müdürü Agah Durukal, Dünya Yeşil Bina Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmede sözlerine şöyle devam etti: “Bugün inşa ettiğimiz binalar, yalnızca bugünün değil, önümüzdeki yılların iklim, enerji ve yaşam koşullarına da cevap vermek zorunda. Bu nedenle sürdürülebilir yapılaşmayı geleceğe yönelik bir tercih değil, bugünden üstlenmemiz gereken bir sorumluluk olarak görüyoruz. Enerjiye daha az ihtiyaç duyan, kaynakları daha verimli kullanan; sağlıklı ve konforlu yaşam alanları sunan binalar inşa etmek büyük önem taşıyor. Türk Ytong olarak mineral ham maddelerden üretilen doğa dostu ürünlerimizle çağdaş konutların yanı sıra üretim tesisleri ve fabrikalar için de çözümler geliştiriyoruz. Ürünlerimize “Çevre Etiketi” (EPD) alarak bu alanda bir ilki gerçekleştirdik ve Türkiye’de sektör bağımsız EPD belgesi alan ilk marka olduk. Sürdürülebilir yapılaşma yaklaşımımız doğrultusunda üretim teknolojilerimizi çevresel etkileri azaltacak şekilde geliştiriyor, üretim süreçlerimizi kapalı döngü yaklaşımıyla düşük enerji kullanımı ve sıfıra yakın atık hedefiyle yürütüyoruz.” Dünya Yeşil Bina Haftası, yapı sektörünün iklim değişikliği, enerji maliyetleri ve kaynak kullanımı gibi geleceğin temel sorunlarına karşı ortak çözümler geliştirmesi açısından önemli bir farkındalık platformu oluşturuyor. Türk Ytong da bu yaklaşım doğrultusunda, daha dayanıklı, enerji verimli ve sürdürülebilir yapıların yaygınlaşması için çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırımcıların Rotası Lojistik Depolarına Çevrildi Haber

Yatırımcıların Rotası Lojistik Depolarına Çevrildi

E-ticaret sektöründe sonbahar kampanyaları, kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine yönelik hazırlıkların başladığı Ağustos ayı, lojistik depolar açısından da hareketli bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor. Bu hareketlilik, lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterlerin de değişmesine neden oluyor. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına ne kadar uyum sağlayabileceği de yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geliyor. Teknik altyapı yatırım değerini doğrudan etkiliyor Lojistik depoların değerini belirleyen en önemli unsurların başında mimari plan uygunluğu geliyor. Kolon yerleşimi, raf sistemlerine uygunluk ve operasyon akışını destekleyen iç planlama, hem kullanım verimliliğini hem de kirlanabilme potansiyelini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında zemin taşıma kapasitesi ile kat yükseklikleri de depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği de operasyonel verimlilik açısından önem taşıyan diğer başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo değerine de doğrudan yansıyor. Sürdürülebilirlik, değerleme kriterlerinden biri haline geldi Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından sundukları avantajların yanı sıra kurumsal kiracılar tarafından da daha fazla tercih ediliyor. Bununla birlikte depoların limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve tüketim merkezlerine yakınlığı da değerleme çalışmalarında önemli rol oynuyor. Ancak artık yalnızca iyi bir lokasyona sahip olmak tek başına yeterli değil; teknik standartları yüksek, sürdürülebilir ve farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilen tesisler yatırım açısından daha güçlü bir konuma geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, konuyla ilgili olarak “Lojistik depolar artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar değil, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle değerleme çalışmalarında yalnızca metrekare büyüklüğü ya da konuma odaklanmak doğru sonuç vermiyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi pek çok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle Ağustos ayı, e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına yönelik hazırlıklarını yaptığı bir dönem olduğu için lojistik depo pazarında hareketlilik belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte teknik standartları yüksek lojistik depoların yatırım değerini daha da artıracağını öngörüyoruz. Değerleme süreçlerinde de artık yalnızca bugünkü kullanım koşullarını değil, bir tesisin gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebileceğini de analiz ediyoruz. Bu yaklaşım hem yatırımcıların daha sağlıklı karar almasını sağlıyor hem de lojistik gayrimenkullerin gerçek potansiyelini daha doğru ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler? Haber

Lojistik Depolarının Değerini Belirleyen Faktörler Neler?

E-ticaret sektöründe sonbahar kampanyaları, kasım indirimleri ve yılın son çeyreğine yönelik hazırlıkların başladığı Temmuz ayı, lojistik depolar açısından da hareketli bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Artan stok ihtiyacı ve dağıtım kapasitesi gereksinimi nedeniyle şirketler depo planlamalarını gözden geçirirken, yatırımcılar da yüksek standartlara sahip lojistik tesislere yöneliyor. Bu hareketlilik, lojistik depoların değerleme süreçlerinde dikkate alınan kriterlerin de değişmesine neden oluyor. Geçmişte ağırlıklı olarak lokasyon ve kapalı alan büyüklüğü üzerinden değerlendirilen depolar, bugün teknik altyapıları ve operasyonel kabiliyetleriyle birlikte ele alınıyor. Bir deponun mevcut ihtiyaçları karşılamasının yanı sıra gelecekte değişen lojistik operasyonlarına ne kadar uyum sağlayabileceği de yatırım değeri açısından önemli bir kriter haline geliyor. Teknik altyapı yatırım değerini doğrudan etkiliyor Lojistik depoların değerini belirleyen en önemli unsurların başında mimari plan uygunluğu geliyor. Kolon yerleşimi, raf sistemlerine uygunluk ve operasyon akışını destekleyen iç planlama, hem kullanım verimliliğini hem de kirlanabilme potansiyelini doğrudan etkiliyor. Bunun yanında zemin taşıma kapasitesi ile kat yükseklikleri de depo performansını belirleyen temel kriterler arasında yer alıyor. Ağır yük depolayabilen, yüksek raf sistemlerine uygun ve otomasyon çözümlerine entegre edilebilen depolar, günümüz lojistik ihtiyaçlarına daha kolay cevap verebildikleri için yatırım açısından daha yüksek değer görüyor. Yangın söndürme sistemleri, sprinkler altyapısı, yükleme rampaları, kapı sayısı ve tır manevra alanlarının yeterliliği de operasyonel verimlilik açısından önem taşıyan diğer başlıklar arasında bulunuyor. Özellikle yoğun sevkiyat yapan e-ticaret şirketleri için aynı anda birden fazla aracın yükleme ve boşaltma yapabilmesi operasyonel avantaj sağlarken, bu özellikler depo değerine de doğrudan yansıyor. Sürdürülebilirlik, değerleme kriterlerinden biri haline geldi Lojistik tesislerinde çevresel sürdürülebilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. LEED ve BREEAM gibi uluslararası yeşil bina sertifikalarına sahip depolar, enerji verimliliği ve işletme maliyetleri açısından sundukları avantajların yanı sıra kurumsal kiracılar tarafından da daha fazla tercih ediliyor. Bununla birlikte depoların limanlara, organize sanayi bölgelerine, ana ulaşım akslarına ve tüketim merkezlerine yakınlığı da değerleme çalışmalarında önemli rol oynuyor. Ancak artık yalnızca iyi bir lokasyona sahip olmak tek başına yeterli değil; teknik standartları yüksek, sürdürülebilir ve farklı operasyon modellerine uyum sağlayabilen tesisler yatırım açısından daha güçlü bir konuma geliyor. ARGE Gayrimenkul Değerleme Süreçlerinden Sorumlu GMY Kemal Cem Onursal, konuyla ilgili olarak “Lojistik depolar artık yalnızca ürünlerin depolandığı yapılar değil, tedarik zincirinin kesintisiz işlemesini sağlayan stratejik merkezler olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle değerleme çalışmalarında yalnızca metrekare büyüklüğü ya da konuma odaklanmak doğru sonuç vermiyor. Mimari plan uygunluğu, zemin taşıma kapasitesi, kat yüksekliği, yangın güvenliği, yükleme altyapısı ve sürdürülebilirlik standartları gibi pek çok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Özellikle Temmuz ayı, e-ticaret şirketlerinin sonbahar operasyonlarına yönelik hazırlıklarını yaptığı bir dönem olduğu için lojistik depo pazarında hareketlilik belirgin şekilde artıyor. Önümüzdeki dönemde otomasyon teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı teslimat beklentilerinin artması ve sürdürülebilirlik hedeflerinin güçlenmesiyle birlikte teknik standartları yüksek lojistik depoların yatırım değerini daha da artıracağını öngörüyoruz. Değerleme süreçlerinde de artık yalnızca bugünkü kullanım koşullarını değil, bir tesisin gelecekte farklı sektörlerin ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap verebileceğini de analiz ediyoruz. Bu yaklaşım hem yatırımcıların daha sağlıklı karar almasını sağlıyor hem de lojistik gayrimenkullerin gerçek potansiyelini daha doğru ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mapfre Sigorta, 2030 Karbon Hedeflerine Şimdiden Ulaştı Haber

Mapfre Sigorta, 2030 Karbon Hedeflerine Şimdiden Ulaştı

2025 yılında elektrik tüketiminden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 100, toplam karbon ayak izini ise yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerine şimdiden ulaşan şirket; aynı dönemde 8 tonu aşkın atığı ayrıştırarak geri dönüşüm ve uygun bertaraf süreçlerine kazandırdı. Mapfre Sigorta, Mapfre Grup’un küresel sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda Türkiye’de çevresel etkisini azaltmaya, kaynak verimliliğini artırmaya ve sürdürülebilir iş yapış biçimlerini yaygınlaştırmaya devam ediyor. Şirket, “Biz Buradayız” yaklaşımıyla hayata geçirdiği 2022-2026 Stratejik Sürdürülebilirlik Planı kapsamında çevre, toplum, kurumsal yönetim ve iş alanlarında belirlenen hedeflerini somut sonuçlara dönüştürüyor. 2025 yılı sonuna kadar karbon ayak izini yüzde 40, 2030 yılına kadar ise yüzde 48 azaltmayı hedefleyen Mapfre Sigorta, 2025 yılında elektrik tüketiminden kaynaklanan karbon ayak izini yüzde 100, toplam karbon ayak izini ise yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerine şimdiden ulaştı. Şirket ayrıca MAPFRE Grup içinde elektrik tüketiminin azaltılmasına yüzde 6 oranında katkı sağlarken, binalar ve araç filosuna ilişkin enerji tüketiminin yüzde 2 oranında azaltılmasında da önemli rol oynadı. MAPFRE Sigorta Genel Müdürü Erdinç Yurtseven, Dünya Çevre Günü vesilesiyle yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Mapfre Sigorta olarak sürdürülebilirliği, karar alma süreçlerimizin, risk yönetimi yaklaşımımızın ve değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Grubumuzun küresel sürdürülebilirlik vizyonunu Türkiye’de güçlü ve somut adımlarla temsil etme sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bu doğrultuda çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki taahhütlerimizi ölçülebilir hedeflerle destekliyor; iklim sorumluluğundan kapsayıcılığa, müşteri deneyiminden etik ve şeffaf yönetime kadar tüm alanlarda yarattığımız etkiyi görünür kılmaya önem veriyoruz. 2025 yılında toplam karbon ayak izimizi yüzde 50 oranında azaltarak 2030 hedeflerimize şimdiden ulaşmamız, bu kararlılığın somut bir sonucu. Bununla birlikte karbon dengeleme alanında da doğa temelli projelere destek veriyoruz. 2025 yılında biri Türkiye’de, diğeri Meksika’da olmak üzere iki projeye katkı sağlayarak yıllık karbon ayak izimizi tamamen nötrledik. 2025’te Kayseri Molu Atık Gazlardan Enerji Üretimi Projesi ile 484 ton, Meksika’daki Tarahumar projesi ile de 153 ton karbon salınımı nötrledik. Müşterilerimiz, çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve toplum için uzun vadeli değer üretirken, sürdürülebilirlik taahhütlerimizi somut sonuçlara dönüştürme kararlılığımızı sürdüreceğiz.” Mapfre, Küresel Sürdürülebilirlik Yolculuğunu Güçlendiriyor! Sürdürülebilirliği küresel stratejisinin merkezinde konumlandıran Mapfre Grup, 2030 yılına kadar karbon nötr olma hedefi doğrultusunda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kullanımı ve operasyonel dönüşüm alanındaki çalışmalarını sürdürüyor. Grup, 2025 yılı için belirlenen yüzde 16’lık enerji tüketimi azaltım hedefini aşarak elektrik, doğalgaz ve benzin gibi fosil yakıt alımlarında yüzde 27 oranında düşüş sağladı. Yenilenebilir enerji kullanımındaki artışın da etkisiyle ofislerdeki enerji tüketimine bağlı karbon ayak izini yüzde 65’e kadar azaltan Mapfre Grup, faaliyet gösterdiği 25 ülkedeki binalarında elektrik faturalarında yüzde 32 oranında tasarruf elde etti. Yeşil Bina Dönüşümü Hız Kazanıyor Mapfre Grup, enerji verimliliği çalışmalarını sürdürülebilir bina dönüşümüyle de destekliyor. 2025 yılı itibarıyla LEED, BREEAM veya Energy Star sertifikasına sahip 25 bina, grubun idari bina alanının yüzde 59’unu temsil eder hale geldi. Bu dönüşüm; su ve enerji kullanımının daha verimli yönetilmesi, emisyonların azaltılması ve çevresel etkisi düşük malzemelerin tercih edilmesi gibi uygulamalarla Mapfre’nin operasyonel sürdürülebilirlik yaklaşımına güç kattı. Mapfre’nin Sürdürülebilirlik Performansı Küresel Endekslerde Tescillendi S&P Global’in Kurumsal Sürdürülebilirlik Değerlendirmesi’nde dokuz puanlık artışla 81 puana ulaşan MAPFRE, dünya çapında ilk 10 sigorta şirketi arasında yer aldı. Grup, Sustainability Yearbook 2025’e üst üste altıncı kez dahil edilirken, FTSE4Good Index’te sektör ortalamasının üzerinde 3,9 puan elde etti. Mapfre Grup aynı zamanda Karbon Saydamlık Projesi’nde de “Liderlik” seviyesi olan A- derecesinin sahibi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri Haber

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri

SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti. “Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti. Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi. “Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi. ‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’ 2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri Haber

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri

Deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve yaşam kalitesi odaklı projeler yatırımcıların karar süreçlerinde belirleyici unsurlar haline gelirken, sektör temsilcileri de geleceğin ihtiyaçlarına uygun projeler geliştirmeye odaklanıyor… SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti. “Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti. Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi. “Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi. ‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’ 2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyasında Yeni Dönem: Ofis, Depo ve İmalathane Aynı Çatıda Haber

İş Dünyasında Yeni Dönem: Ofis, Depo ve İmalathane Aynı Çatıda

İstanbul’da Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu’da geliştirdiği “Akyapı Ticarethane” projeleriyle dikkat çeken Akyapı Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel, AB ile ticaret yapan sanayicilerin artık enerji verimliliği yüksek, modern ve fonksiyonel üretim alanlarına ihtiyaç duyduğunu belirterek; girişimcilerden KOBİ’lere, esnaftan sanayicilere kadar farklı ölçeklerdeki işletmelerin aynı çatı altında buluştuğu yeni nesil ticarethane modelinin üretimde rekabet avantajı sağladığını söyledi. Gerçekleştirdiği pek çok konut, ofis, alışveriş, yaşam merkezi, üretim ve lojistik tesisi ile gayrimenkul sektörüne 28 yıldır yön veren Akyapı’nın İstanbul’da Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu’da geliştirdiği ve üreticilerin imalat, ofis, depolama ve üretim birimleri ile sosyal yaşam ünitelerini bir araya getirerek tüm ihtiyaçlarına tek merkezden cevap veren ‘Akyapı Ticarethane’ projeleri hızla ilerliyor. Akyapı; Ticarethane Metkap, Ticarethane Hadımköy ve Ticarethane Başakşehir projelerinin ardından yaklaşık 1 yıl önce Türkiye’nin en önemli üretim üslerinden biri olan Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) merkezindeki tek parselde Ticarethane Dudullu projesini satışa çıkardı. Şirketin en büyük ticarethane projesi olan Ticarethane Dudullu’da inşaat süreci devam ediyor. Ticarethane Başakşehir tamamlanma aşamasına gelirken, Ticarethane Hadımköy projesinde ise inşaat süreci hızla sürüyor. Dinçel: “Esnaftan girişimcilere geniş bir kesim, nitelikli ticari alan arayışında” ‘Ticarethane’ projelerinin bu yıl küçük esnaftan sanayici ve girişimcilere farklı kesimlerin ilgisiyle karşılaştığını kaydeden Akyapı’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Dinçel, “Hadımköy’de iskan sürecini tamamladığımız Ticarethane Metkap projemizde üniteleri teslim ettik ve ticaret başladı. Diğer projelerimize gelen talep ise, İstanbul’da nitelikli ticari alan arayışında olan çok fazla üretici olduğunu gösteriyor. İstanbul’da iş hayatının yeni çekim merkezi ve ticari aksların en merkezi lokasyonlarındaki üreticileri bir araya getiren yeni bir iş ekosistemi olarak konumlanan yeni nesil ticarethaneler, üreticilere nitelikli üretim için gereken tüm ihtiyaçlarını tek bir yerden karşılama ve iş çevresi kurabilme imkanı veriyor. Bu sayede Akyapı Ticarethaneler, küçük ve orta ölçekli işletmelerden girişimcilere, sanayicilerden yazılım firmalarına kaliteli şartlarda üretim yapmak isteyen her şirkete hitap ediyor” dedi. Üreticilere AB’ye ihracat kolaylığı, iş büyütme ve iş çevresi yaratma fırsatı! Avrupa Birliği ile ticarette bu yıl gündemde olan Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Reach Tüzüğü gibi yasal zorunlulukların üretimin çevresel etkisi, karbon emisyonu, enerji verimliliği gibi pek çok alanda yeşil dönüşümü zorunlu kıldığını kaydeden Hüseyin Dinçel, “Sanayicilerin Avrupa Birliği ile olan ticaretlerinde enerji verimliliği yüksek tesislerde üretim yapmaları gerekiyor. Akyapı Ticarethane projelerinde işyeri sahibi olanların ayrıca Avrupa Ekonomik Topluluğu (AB) gibi dünyanın en önemli ekonomik bölgelerine düşük vergi avantajı ve ihracat kolaylığı bulunuyor. Girişimciler ‘son teknolojiye’, büyümek isteyen KOBİ’ler ‘alan kullanım esnekliğine’, esnaf ise güçlü bir ‘müşteri ve tedarik ağına’ ihtiyaç duyuyor. Bu talepleri tek başına karşılayan Akyapı Ticarethaneler, her kesimden işletmeyi aynı çatıda toplayarak yeni nesil iş yaşamına liderlik ediyor ve ayrıcalıklı mühendislik çözümleri ile sektörde fark yaratıyor” değerlendirmesini yaptı. “Depreme dayanıklı, yeşil bina altyapımız ile ticari hayata güven getirdik” Üreticilerin eski ticari yapılardan, depreme dayanıklı, modern ve çevreci üretim alanlarına geçiş yapmalarının önemli bir gereklilik olduğunu vurgulayan Hüseyin Dinçel, “Ülkemizde mevcut sanayi alanlarının en belirgin özelliği, binalarının 40- 50 yıl öncesinin ihtiyaçları gözetilerek yapılmış olmaları. Olası bir depremde can kaybının çoğalmaması, ticari hayatın felce uğramaması ve ekonomimizin olumsuz etkilenmemesi için bu alanda bir dönüşüm şart. Bu nedenle Akyapı Ticarethane projelerinde, mevzuata uygun olarak deprem güvenliği başta olmak üzere mevcut sanayi yapılarının karşılayamadığı üretim, teknoloji ve altyapı ihtiyaçlarını karşılayarak sanayicilerimize güven veriyoruz. Ayrıca Yeşil Bina Sertifikası’na sahip projelerimizde yer alacak üreticilerimiz, düşük enerji ve su tüketimi, sürdürülebilirlik ve düşük maliyetler gibi birçok avantajdan da yararlanabiliyor” diye konuştu. Ticari gayrimenkulde değeri sürekli artan, avantajlı bir yatırım modeli! Akyapı Ticarethaneler’in aynı zamanda yeni ve efektif bir yatırım aracı olarak düşünülmesi gerektiğini hatırlatan Dinçel, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Değeri sürekli artan ve düzenli olarak kazandıran ticari gayrimenkul yatırımı, en hızlı geri dönüş sağlayan yatırım araçlarının başında geliyor. Bunun yanı sıra Akyapı Ticarethane yatırımlarında rayiç zaten belli olduğu ve işletmelerin her daim alan ihtiyacı olacağı için hem kiracı bulmak hem de kira bedelini aralıksız ve sorunsuz temin etmek oldukça kolay. Projelerin fonksiyonelliği ve merkezi olan lokasyonları ise yatırım değerini her gün daha fazla artıracaktır.” Esnek ve modüler ticari alan çözümü ile ofis ve imalathaneler aynı çatıda! Projelerde bölümlerin yatayda ve dikeyde ihtiyaca göre genişletilme imkanı sunan modüler alanlardan oluşmasının özellikle makine eklemek, işini büyütmek, lojistik yönünden zamanı daha iyi yönetmek ve iş verimini artırmak isteyen üreticiler için avantaj sağladığını vurgulayan Dinçel, “Böylece ticareti sırasında ek makine almak veya bulunduğu konumda büyümek isteyen sanayicilerin yer değiştirme veya ek kira ödeme sorunu ortadan kalkıyor. Ayrıca doğal ışık ve havalandırmanın sağlandığı projelerimizde iskanı alınmış asma katlar ile hem üretimin hem de ofislerin aynı mekanda planlanabilmesi de mümkün oluyor. Ofisini, atölyesini, deposunu ve imalathanesini aynı alana taşımak isteyen sanayicilerin işlerini kolaylaştırıyor” diye konuştu. 3 Ticarethane’de 1.700 ünite hayata geçiriliyor Merkezi konumları ile bağlantı yollarına, limanlara ve sanayi bölgelerine yakınlıkları ile her çeşit üretici için avantaj sağlayan Ticarethane Hadımköy, Başakşehir ve Dudullu projeleri, toplamda yaklaşık 640 bin metrekarelik inşaat alanına sahip 1.169 adet üniteden oluşacak. Ticarethane Hadımköy’de 479, Ticarethane Başakşehir’de 135 ve Ticarethane Dudullu’da ise 555 adet ünite yer alıyor. 8 metreye varan kat yüksekliği ve 13 metreye varan kolon açıklığı ile her katına tır çıkışı olan binalar, geniş ve sürekli sirkülasyon alanlarına ve her imalathaneye özel yükleme- boşaltma alanlarına sahip olacak. Projelerde dinlenme alanları, ortak çalışma ve toplantı alanları, yeme-içme alanları, fitness merkezi, banka, market ve mescidin yanı sıra imalathane, özel teknik alan, sığınak, elektrikli araç üniteleri, depo alanları, jeneratör, 7/24 güvenlik ve her bağımsız bölüme özel otopark da var. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.