Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeşil Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Yeşil Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

“Bulgaristan Yatırım Fırsatları Forumu” İş Dünyasını Bursa’da Buluşturdu Haber

“Bulgaristan Yatırım Fırsatları Forumu” İş Dünyasını Bursa’da Buluşturdu

Bulgaristan Kökenli Yönetici, Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KIRCAALİSİAD) ile Bulgaristan Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) ev sahipliğinde düzenlenen “Bulgaristan Yatırım Fırsatları Forumu”, iş dünyasının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. 'Bulgaristan Yatırım Fırsatları Forumu'nda, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesine yönelik yatırım fırsatları masaya yatırıldı. Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine katkı sunmak amacıyla düzenlenen forumda; yatırım fırsatları, sanayi iş birlikleri, bölgesel ekonomik entegrasyon, teknoloji yatırımları ve sürdürülebilir ticaret başlıkları ele alındı. Türkiye–Bulgaristan Ekonomik İlişkileri İçin Güçlü Mesajlar Verildi Forumun açılışında konuşan KIRCAALİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, organizasyonun yalnızca bir yatırım forumu değil, aynı zamanda Türkiye ile Bulgaristan arasında yeni bir ekonomik vizyonun güçlü bir adımı olduğunu ifade etti. Güler konuşmasında, iki ülke arasında sadece ticaretin değil; ortak yatırımların, sürdürülebilir ekonomik ilişkilerin ve stratejik iş birliklerinin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Kısa süre önce gerçekleştirilen Burgaz İş Forumu’nda bölgesel ekonomik entegrasyon, yatırım fırsatları, sınır ötesi iş birlikleri ve yeşil dönüşüm gibi önemli başlıkların ele alındığını hatırlatan Güler, Bursa’da düzenlenen forumun bu vizyona farklı bir boyut kazandırdığını belirtti. “Artık bölgemizin yalnızca ticaret yapan değil; birlikte üreten, birlikte büyüyen ve stratejik iş birlikleri geliştiren bir yapıya ihtiyacı var” diyen Güler, KIRCAALİSİAD’ın bu süreçte aktif rol almaya devam edeceğini ifade etti. BTSO Başkanı Burkay: “Bulgaristan ile Güçlü Bağlarımız Var” Forumda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ilişkilerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda güçlü kültürel ve insani bağlara dayandığını vurguladı. Burkay, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin yaklaşık 7,5 milyar dolara ulaştığını belirterek, Bursa’nın üretim gücü ve ihracat kapasitesiyle bu ilişkilerde önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Bulgaristan’ın Avrupa Birliği içindeki stratejik konumuna dikkat çeken Burkay, Bursa iş dünyasının Bulgaristan üzerinden Avrupa pazarına erişim konusunda önemli fırsatlara sahip olduğunu söyledi. Büyükelçi Cholakov’dan “Güçlü Dostluk” Vurgusu Bulgaristan Ankara Büyükelçisi Anguel Cholakov da konuşmasında, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki iş birliklerinin yalnızca ticaretle sınırlı olmadığını; ekonomik, akademik, kültürel ve sosyal alanlarda da güçlü bir ortaklık zemini bulunduğunu ifade etti. İki ülke arasındaki dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerinin her geçen gün daha da güçlendiğini belirten Cholakov, forumun bu ilişkilerin geliştirilmesi adına önemli bir platform sunduğunu kaydetti. Tuna Endüstriyel Teknoloji Parkı Projesi Tanıtıldı Forum kapsamında Bulgaristan’da hayata geçirilmesi planlanan “Tuna Endüstriyel Teknoloji Parkı” projesi de katılımcılara tanıtıldı. Avrupa Birliği destekli proje kapsamında Sviştov kentinde kurulması planlanan teknoloji parkının; yatırımcılar, sanayi kuruluşları ve teknoloji firmaları açısından önemli fırsatlar sunacağı ifade edildi. Yeni İş Birlikleri İçin Güçlü Zemin Oluştu Forum boyunca gerçekleştirilen ikili görüşmeler ve networking temasları sayesinde, Türkiye ve Bulgaristan arasında yeni ticaret bağlantılarının kurulması ve ortak yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi adına önemli temaslar gerçekleştirildi. KIRCAALİSİAD tarafından yapılan değerlendirmede, forumun yalnızca bugünün değil, gelecekte hayata geçirilecek daha büyük ekonomik projelerin de başlangıcı niteliğinde olduğu vurgulandı. Türkiye ile Bulgaristan arasında sürdürülebilir ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması ve bölgesel iş birliklerinin güçlendirilmesi adına çalışmalarını sürdüren KIRCAALİSİAD, önümüzdeki dönemde de benzer uluslararası organizasyonlarla iş dünyasını bir araya getirmeye devam edeceğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Çimento Sektörü Küresel Dönüşüm Gündemine Çin’den Mesaj Verdi Haber

Türk Çimento Sektörü Küresel Dönüşüm Gündemine Çin’den Mesaj Verdi

Konukoğlu, sektörün yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda alternatif yakıt kullanımı, enerji verimliliği ve düşük karbonlu üretim teknolojilerine yönelik yatırımlarını hızlandırdığını vurguladı. Küresel çimento sektörünün en önemli organizasyonları arasında yer alan Cementtech etkinliği, 13 Mayıs’ta Çin’de sektör temsilcilerini bir araya getirdi. TÜRKÇİMENTO Başkanı Adil Sani Konukoğlu, etkinliğin açılış oturumunda gerçekleştirdiği konuşmada Türk çimento sektörünün üretim gücü, sürdürülebilirlik yatırımları ve uluslararası iş birliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında sektörün dönüşüm sürecine dikkat çeken Konukoğlu, “Biz, Türk çimento sektörü olarak bu süreci yalnızca bir uyum zorunluluğu değil, uzun vadeli rekabet gücümüzü belirleyecek stratejik bir dönüşüm olarak görüyoruz” dedi. Sektörün “üçüz dönüşüm” yaklaşımıyla hareket ettiğini belirten Konukoğlu, “Bu dönüşümün merkezinde yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm ve insan odaklı dönüşüm yer alıyor. Türk çimento sektörü dönüşüm sürecini yalnızca takip eden değil, yön veren bir anlayışla ilerliyor” ifadelerini kullandı. “Yeşil dönüşüm, dijitalleşmeden ayrı düşünülemez” Dijitalleşmenin sürdürülebilir üretimde kritik rol üstlendiğini vurgulayan Konukoğlu, veri odaklı yönetim anlayışı, yapay zeka uygulamaları ve ileri üretim teknolojilerinin karbon emisyonlarının azaltılmasından kaynak verimliliğine kadar pek çok alanda belirleyici olduğunu söyledi. Türk çimento sektörünün sürdürülebilirlik yatırımlarına ilişkin güncel verileri de paylaşan Konukoğlu, sektörün 2024 yılı itibarıyla 2,1 milyon ton alternatif yakıt kullandığını ve ısıl enerji ihtiyacının yüzde 13’ünün alternatif kaynaklardan karşılandığını belirtti. Ayrıca Türkiye genelinde 17 fabrikada, 27 hatta kurulu atık ısı geri kazanımı tesisleriyle toplam 164,5 megawatt gücünde enerji üretildiğini ifade eden Konukoğlu, bu üretimin yaklaşık 658 bin hanenin günlük elektrik tüketimine eşdeğer olduğunu kaydetti. “Yeşil çimento kullanımının yaygınlaşması kritik önem taşıyor” Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda sektörün dönüşüm yatırımlarını hızlandırdığını belirten Konukoğlu, alternatif yakıt kullanım oranlarının artırılması, klinker oranının düşürülmesi ve düşük karbonlu yeni nesil üretim teknolojilerinin yaygınlaştırılmasının sektör açısından kritik önem taşıdığını söyledi. Konukoğlu, kamu projelerinde yeşil çimento kullanımını teşvik eden düzenlemeler sayesinde önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 11 milyon ton CO₂ emisyon azaltımı hedeflendiğini de ifade etti. Türkiye-Çin iş birliği vurgusu Konuşmasında Çin Çimento Birliği ile geliştirilen stratejik iş birliğine de değinen Konukoğlu, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ile Çin’in dijitalleşme ve otomasyon alanındaki deneyiminin önemli bir sinerji oluşturacağını belirtti. Konukoğlu, “Türkiye ve Çin arasında kurulan bu güçlü iş birliği, yalnızca iki ülke için değil, küresel çimento sektörünün sürdürülebilir geleceği için de örnek bir model olacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Etkinlik kapsamında düzenlenen panel oturumuna TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay da katıldı. Bozay, panelde sektörün sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve uluslararası iş birlikleri odağındaki gelişmelerine ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Belçika Kraliçesi Mathilde MEXT Teknoloji Merkezi’ni Ziyaret Etti  Haber

Belçika Kraliçesi Mathilde MEXT Teknoloji Merkezi’ni Ziyaret Etti 

Belçika Kraliçesi Majesteleri Mathilde, Belçika Ekonomik Misyonu kapsamında gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti çerçevesinde MEXT Teknoloji Merkezi’ni ziyaret etti. MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol’un ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, Flaman Bölge Hükümeti Başbakanı Matthias Diependaele ve Valon Bölge Hükümeti Başbakan Yardımcısı Pierre-Yves Jeholet da katıldı. MEXT Teknoloji Merkezi ziyaretinde Kraliçe Majesteleri Mathilde ve beraberindeki heyet, MEXT’in sanayinin dijital, yeşil ve yapay zekâ dönüşümüne yönelik yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi aldı. Heyet, ileri teknoloji uygulamalarını yerinde inceleyerek üretim sanayisinin dönüşümüne yönelik örnek uygulamaları deneyimledi. MEXT ve Belçikalı Kuruluşlar Arasında Stratejik İş Birliği Mutabakatları İmzalandı Ziyaret kapsamında ayrıca, MEXT Teknoloji Merkezi ile Belçika’nın ileri üretim ve uygulamalı Ar-Ge alanındaki önde gelen inovasyon merkezi Flanders Make ve endüstri ile girişimcilik ekosistemini buluşturan teknoloji ve inovasyon merkezi A6K arasında iki ayrı mutabakat zaptı imzalandı. Dijital ve yeşil dönüşüm odağında geliştirilen iş birlikleri; Avrupa ve uluslararası Ar-Ge projelerinde ortak çalışmalar yürütülmesini, test ve demonstrasyon altyapılarında sinerji yaratılmasını, ekosistemler arası iş geliştirme ve pazar erişiminin güçlendirilmesini, eğitim ve yetkinlik geliştirme alanlarında ortak çalışmalar yapılmasını kapsıyor. Mutabakat zaptları, MEXT Genel Müdürü Efe Erdem ile Flanders Make CEO’su Grisja Lobbestael ve A6K CEO’su Abd-Samad Habbachi tarafından imzalandı. MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol ise ziyaretle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Belçika Ekonomik Misyonu kapsamında gerçekleştirilen bu ziyaretin, Belçika heyetinin özel talebiyle MEXT Teknoloji Merkezi’nde gerçekleşmesinden büyük memnuniyet duyduk. Dünyanın en gelişmiş dijital, yeşil ve yapay zekâ dönüşüm merkezi olan MEXT’te ülkemizin üretim gücünü, teknoloji yetkinliğini ve Türk iş gücünün ortaya koyduğu dönüşüm vizyonunu uluslararası heyetlerle paylaştık. Otomotivden savunma sanayiine, tedarik sanayiinden demir çeliğe kadar birçok stratejik sektörde ülkemizin üretim kabiliyetlerini ve özellikle MESS üyelerinin dönüşüm vizyonunu en güçlü şekilde aktardığımıza inanıyoruz. Bu ziyaretin yeni iş birlikleri geliştirmek için değerli bir fırsat olduğu kanaatindeyim. Bu anlamlı ziyaretleri ve sanayimizin dönüşüm yolculuğuna gösterdikleri yakın ilgi için, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’a, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’a ve Belçikalı heyet üyelerine teşekkür ediyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelik Ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde Buluştu  Haber

Çelik Ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde Buluştu 

Çelik sektörünün düşük karbonlu üretime geçiş sürecini çok boyutlu bir perspektifle ele alan “Yeşil Çelik Zirvesi – Green Steel Summit 2026” 7 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleştirildi. SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda düzenlenen zirve, küresel rekabet, regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm ekseninde çelik endüstrisinin geleceğine odaklandı. Enerji, teknoloji, finans ve kamu başta olmak üzere farklı disiplinlerden üst düzey temsilcilerin katıldığı etkinlikte; karbonsuzlaşma stratejileri, emisyon yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve sınırda karbon düzenlemeleri kapsamlı şekilde ele alındı. Zirve, SteelData Yöneticisi Şahap Ataman’ın açılış konuşmasıyla başlarken, Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin bir keynote sunum gerçekleştirdi. Günün ilk oturumlarından ‘Yeşil Çelik Endüstrisine Adım Atmak ve Gelecek Beklentileri’ başlıklı CEO paneli, Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak moderatörlüğünde; Hasçelik CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Naci Faydasıçok, Metsims Sustainability CEO’su Dr. Hüdai Kara ve ClimeCo Türkiye CEO’su Volkan Ural’ın katılımıyla gerçekleştirildi. ‘CBAM ve ETS’nin Gerçekleri, Ticaret Yönetimi, Maliyetler ve Tedarik Zinciri’ başlıklı panel ise Tatmetal Satış ve Pazarlama Direktörü Gülçin Şimşek moderatörlüğünde; ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı, Çağ Çelik İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal, Metalurjist Muammer Bilgiç ve Çolakoğlu Metalurji Sürdürülebilirlik Müdürü Can Ediboğlu’nun katılımıyla düzenlendi. Öğleden sonraki ‘Sıfır Net Emisyon Hedefine Geçiş ve Yeni Dönemde Küresel Çelik Sanayi ve Ticaretinin Dinamikleri’ oturumunda; Dünya Çelik Birliği Endüstri Analizi Direktörü Dr. Barış Çiftçi, C&D Turkey Kıdemli Ticaret Müdürü Tuğçe Ebru Paget, GMK Center CEO’su Stanislav Zinchenko ve SteelWatch Çelik Analisti Constantin Johnson değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin son oturumunda ise MY Advisor CEO’su Murat Yapıcı, çelik ticaretinde değişen kurallar ve uluslararası ticaretin dinamiklerine, AKÇT Anlaşması, Serbest Ticaret Anlaşmaları ve AB ile ticari ilişkilere ilişkin görüşlerini paylaştı. Etkinliğin organizasyonunu üstlenen SteelData Yöneticisi Şahap Ataman, çelik sanayi ile yeşil dönüşüm ekosistemini bu yıl üçüncü kez bir araya getirmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Çelik sektörü ise bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Bu zirve, yalnızca bugünü anlamak için değil, yarını birlikte inşa etmek için de önemli bir fırsat sunuyor. Tüm paydaşları aynı zeminde buluşturarak sektörün dönüşüm yolculuğunda güçlü bir sinerji ve iş birliği ortamı oluşturan bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi. TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Çelik sektöründe rekabetin kuralları yeniden yazılıyor” Zirve kapsamında çelik sektörüne yönelik değerlendirmelerini paylaşan TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, sektörün küresel ölçekte yapısal bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekerek, “Son yıllarda çelik sektöründe arz-talep dengesi kalıcı biçimde bozulurken, yüz milyonlarca tonluk âtıl kapasiteye rağmen piyasa dengelenemiyor. Bu tablo bize açık bir gerçekliği gösteriyor. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Rekabetin doğası köklü biçimde değişiyor. Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkarken ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor. Bu nedenle çelik sektörü, tüm dünyada stratejik bir alan olarak yeniden konumlanıyor; Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ekonomi sektörü korumaya yönelik adımlar atıyor. Bizim de ülke olarak çelik sektörünü stratejik olarak yeniden konumlandırmamız gerekiyor. Bu yeni dönemde rekabet kadar iş birliği ve uyum politikaları da kritik bir belirleyici haline gelecek” dedi. TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı: “Yeşil çelikte Türkiye önemli bir avantaja sahip” Türkiye’nin yeşil çelik dönüşümünde güçlü bir konumda bulunduğunu vurgulayan Fuat Tosyalı, “Türkiye, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerinden biri. AB’ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz. SKDM kapsamındaki ithalatta ise, toplam ihracat bedeli üzerinden Ukrayna’nın ardından 2. sırada yer alıyoruz. Demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanım oranımız %82 seviyesinde; 1000 ton üzerindeki ihracatlarda ise bu oran %90’ın üzerine çıkıyor. Hurdaya dayalı üretim yapımız ve düşük emisyonlu teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi yeşil çelik üretiminde güçlü bir konuma taşıyor. Yeter ki bu tabloyu doğru anlatalım. Avrupa ile dengeli ticaret yapımızı, lojistik avantajımızı ve stratejik rolümüzü net bir şekilde ortaya koyabilelim. Bunu başardığımızda Türkiye, yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik üretiminde kritik bir çözüm ortağı haline gelir. Bu dönüşümü de hep birlikte önemli bir fırsata çevirebiliriz” dedi. Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson: “Karbonsuzlaşma, çelik sektöründe rekabetçiliğin temel belirleyicisi haline geldi” Küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin konuşmasında çok kritik konulara değinen Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, “Çelik sektörü bugün iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, sosyoekonomik değişimler ve jeopolitik kırılmalar gibi dört büyük küresel trendin kesişim noktasında bulunuyor. Bu dönüşüm yalnızca üretim süreçlerini değil; tedarik zincirlerini, enerji sistemlerini, ticaret akışlarını ve şehirlerin geleceğini de yeniden şekillendiriyor. Buna rağmen sektör olarak geleceğe iyimser bakıyoruz. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan çelik kullanımının önümüzdeki 25 yılda 2,2 ila 2,4 milyar tona ulaşmasını bekliyoruz. Talep artık gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere doğru kayıyor; başka bir ifadeyle çelik tüketiminde batıdan doğuya, kuzeyden güneye doğru önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye ise stratejik konumu, sanayi altyapısı ve üretim gücüyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip” dedi. Karbon azaltımı artık çelik sektörü için yalnızca çevresel bir hedef değil, aynı zamanda rekabetçiliğin ve gelecekteki büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldi diyerek sözlerine devam eden Basson, “Sektör genelinde elektrifikasyon, hurda kullanımının artırılması, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve karbon yakalama çözümleri gibi çok sayıda yatırım hayata geçiriliyor. 2040 yılına kadar çelik sektörünün CO2 emisyonlarında yaklaşık %30 oranında düşüş sağlayabileceğimize inanıyoruz. 2050’de tam anlamıyla net sıfır bir noktaya ulaşmak kolay olmayabilir ancak bugüne kıyasla çok daha düşük karbonlu bir üretim yapısına yaklaşacağımız konusunda güçlü bir inanca sahibiz. Çelik sektörü ekonomik büyümeyi desteklemeye, istihdam yaratmaya ve sürdürülebilir şehirlerin dönüşümüne katkı sunmaya devam edecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon El İzi Yüksek Olanlar Konuştu Haber

Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon El İzi Yüksek Olanlar Konuştu

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı(ÇŞİDB) ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ana desteğinde, “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11. İstanbul Karbon Zirvesi’ni 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde İTÜ’de Karbon Nötr gerçekleştirerek Karbon El İzi yükseltenleri ödüllendirdi. Karbonsuz karbon zirvesinin Karbon El İzi yüksek oldu İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof.Dr. Filiz Karaosmanoğlu günlük yaşam ve iş dünyasında doğrudan ve dolaylı sera gazları emisyonu yayıp küresel ısınma sonucu iklim değişikliğine sebep olarak Karbon Ayaz İzi(KAİ) yaparız. İklim değişikliği mücadelemizde, bu gidişata dur demek için gücümüz, yaşam döngüsü yönetiminde her yerde, üretim-tüketim-hizmet süreçlerinde Karbon El İzi(KEİ) yükseltmektir. KEİ pozitif etki ve fayda yaratarak iklim teknolojileri desteğinde sera gazları emisyonunu düşürmektir. Zirvemizi ülkemizin ilk ve tek “ISO 20121 Sürdürülebilir Etkinlik Yönetim Sistemi” belgemiz gerekliliklerine uygun ve ST Climate desteğinde “Karbon Nötr” gerçekleştirerek etkinliğimizin KEİ yüksek etkisi için uğraştık. İTÜ Rektörü Prof.Dr. Hasan Mandal ile ÇŞİDB Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan zirveyi açarak sergide incelemede bulundular bilgisini verdi. ÇŞİDB İklim Değişikliği Başkanı Prof.Dr. Halil Hasar ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Dr. Zafer Demircan’ın delegeye hitaplarını sunan Prof. Karaosmanoğlu Kasım 2026’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde zirvemiz çıktılarıyla ayrıcalıklı konumda. Oturum başkanlarımıza, konuşmacılarımıza ve yüksek paydaş katılımı başarımız için delegelerimize hassaten teşekkür ediyorum.Zirve Sonuç Raporu ve Sunum E-Kitabı için çalışmaya başladık dedi. BEŞİKTAŞ BİLSEM İpsiz Karbon Takımı Prof. Karaosmanoğlu çocuklara ulaşarak sürdürülebilir yaşam kültürü kazandırılması, iklim okuryazarı ve KEİ yüksek nesillere katkı SÜT-D hedefimiz için her eğitim yılında bir okulu seçerek öğrenci, öğretmen ve velilerle ilerleyerek eğitim ve uygulamalar yapıyoruz. Bu yıl Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi(BİLSEM) paydaş okulumuz.BEŞİKTAŞ BİLSEM İpsiz Karbon Takımı okullarında ayrı topladıkları atıklardan kuklalar tasarlayıp, yaptılar. Kuklalarının sesi ile bizlere gezegenin iklim krizi çığlığını anlattılar. SÜT-D 2026 Küçük Karbon Kahramanı Ödülü takdimini İTÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. İpek Akın Karadayı, Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanı Dr. Hasan Özçelik birlikte yaptılar. SÜT-D Düşük Karbon Kahramanları SÜT-D 2026 DÜŞÜK KARBON KAHRAMANLARI AKSA Doğalgaz: Doğal Gaz ile Biyometanın Güç Birliği AKSA Jeneratör: GreenTech ile Enerji Çözümlerimiz İklim Dostu DANONE Türkiye: Sürdürülebilir Çiftlik ENDA Enerji: Suyumuzu yönetiyor, Karbonumuzu Azaltıyoruz ETİ Bakır: Entegre Sürdürülebilirlik Modeli HALKBANK: Enerji Verimliliğiyle Geleceğe Yatırım İMMİB: SEE BRIDGE Projesi İNCİ Akü: Her Akü Bir Tohum İSTAÇ: Güneş’le Daha Güçlü KADOOĞLU Yağ: Ayçiçekte Saklı Güneş, İklimimize Kardeş KARTAL Belediyesi: Ağaçlar Kitap Açıyor KOCAELİ Sanayi Odası: Sanayinin Sürdürülebilir Performans Liderleri NEŞE YENİCE: SÜT-D Seçimi SHELL ve TURCAS Petrol: Toprağa Değil, Geleceğe Dokunuyoruz SOCAR Türkiye Ar-Ge ve İnovasyon: TRACE: Analizden Prosese-Daha Az Enerji, Daha Düşük Karbon TKYB: Sürdürülebilir Finansman Yolunda Doğa Pozitif, Düşük Karbon TSKB: Yeşil Dönüşüm İçin Türkiye Yeşil Fonu VAKIFBANK: Veri-Validasyon-Verim-Karbon Azaltımı VAKIF Katılım Bankası: Geleceğe Vakfedilen Enerjimizin Gücü Değerlerinde ve Güneş'te Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı Haber

ÇEVKO’dan COP31 Öncesi Kritik Gündem: İklim, Finansman ve Gençlik Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin ikincisi, 27 Nisan günü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Bahar Özay, Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ve Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce oldular. Mete İmer: “Artık Gerçekleştirilebilenlerin Samimi Bir Muhasebesini Yapma ve Uygulamayı Öne Çıkarma Zamanı” İklim krizinin etkisini artırmaya devam ettiğini ve COP31’in zor küresel koşullar altında toplanacağını vurgulayan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre son 10 yıl, kayıtlara geçen en sıcak yıllar arasında yer aldı. Diğer taraftan dünyadaki olumsuz politik ve ekonomik gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, bölgesel savaşlar ve iklim finansmanındaki yetersizlikler devam ediyor. Antalya’da Kasım ayında gerçekleşecek 31. Taraflar Konferansı bu koşullar altında toplanacak. Bu nedenle zor bir gündemle karşı karşıyayız,” dedi. Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana geçen 10 yılda hedeflere ne kadar yaklaşıldığının samimi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Mete İmer, “Uygulama artık belirleyici bir aşama haline geldi. Geride kalan dönemde hedeflere ne kadar yaklaşıldığını, uygulamanın ne ölçüde başarılı olduğunu açık biçimde muhasebe etmeliyiz. Türkiye olarak da bu muhasebeyi yapmalı; yasal düzenlemelerimizi ne kadar hayata geçirdiğimizi, iklim finansmanını ne ölçüde temin edebildiğimizi ve toplumu harekete geçirmek için neler yaptığımızı sorgulamalıyız. Eksikliklerimizi gidermemiz büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu. Özellikle kentlerin iklim krizine karşı dirençli hale getirilmesinin giderek daha acil bir başlık haline geldiğine işaret eden Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumu yakından ilgilendiren ve giderek daha acil hale gelen konu, kentlerin ve yaşam alanlarının iklim krizine karşı direnç kazanmasıdır. Yaşadığımız seller, afetler ve kuraklıklar; şehirlerde bundan sonra daha güvenli bir yaşam için altyapı yatırımlarını, bu alana yönelik finansman ihtiyacını ve yerel yönetimlerin rolünü öncelikli hale getirdi. Bu nedenle bu toplantıda ve bundan sonraki söyleşilerimizde belediye temsilcilerine de söz vermek, onları dinlemek istiyoruz. Çünkü burada belediyelerin sorumluluğu ve yapacakları çalışmalar çok önemli.” Selda Susal Saatçi: “Her 5 Saniyede Bir Futbol Sahası Kadar Verimli Toprak Kaybediliyor” İklim krizinde “uygulama” ve “sonuç” odaklı yeni bir döneme girildiğini vurgulayan Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e doğru ilerlerken aslında bir kırılma noktasındayız. Yıllarca hedefleri ve taahhütleri konuştuk; artık bu hedeflerin sahadaki karşılığını, uygulamaların somut çıktılarını görmeye ihtiyaç duyuyoruz. COP31’in de bu yaklaşım üzerine kurulduğunu yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede döngüsel ekonomi, atık yönetimi, iklim finansmanına erişim, tarım, su ve gıda güvenliği, adil dönüşüm ve gençlik katılımı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor,” dedi. Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan bir yaklaşım benimsediklerini belirten Selda Susal Saatçi, “Biz Anadolu Efes olarak ‘7. nesil düşünce’ yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Yani bugün aldığımız her kararın, yaptığımız her eylemin gelecek nesiller üzerindeki etkisini gözetiyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir başlık değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan ve uzun vadeli değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olan dönüştürücü bir strateji. Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasını ilk gerçekleştiren şirketlerden biri olarak çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızı şeffaf şekilde paylaşıyoruz ve son iki yıldır entegre raporlama yaklaşımını benimsiyoruz,” diye konuştu. Selda Susal Saatçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım, iklim krizinden en çok etkilenen ve aynı zamanda krizi etkileyen alanlardan biri. Küresel ölçekte tarımsal faaliyetler emisyonların yaklaşık yüzde 13’ünü oluştururken, su kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını tüketiyor. Her yıl yaklaşık 75 milyar ton verimli toprak kaybediliyor; bu, her 5 saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde alanın yok olması anlamına geliyor. Artan nüfusla birlikte 2050’ye kadar tarımsal üretimin iki katına çıkması gerekiyor. Bu tablo, tarımda daha dayanıklı ve sürdürülebilir yöntemlere geçişi zorunlu kılıyor. Bu kapsamda biz de onarıcı tarım uygulamalarına odaklanıyoruz. Yaptığımız pilot çalışmalarda somut ve cesaret verici sonuçlar elde ettik. Toprak organik maddesinde yüzde 25’e varan artış, su tutma kapasitesinde yüzde 13 iyileşme ve hektar başına 6,7 ton karbon tutulumu sağladık. Bu sonuçlar ışığında bu yıl onarıcı tarım uyguladığımız alanları genişletme kararı aldık. Bununla birlikte, çiftçilere sağladığımız 220 milyon TL’yi aşan teşvik paketi, gençlere yönelik sürdürülebilir tarım eğitim programları ve kadınların güçlenmesine katkı sunan döngüsel ekonomi projeleriyle bütüncül bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Tarım, gıda güvenliği, sıfır atık, gençlik ve eğitim başlıklarında atılan adımların tek başına değil, iş birlikleriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz; COP31’in de bu anlamda güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.” Dr. Bahar Özay: “Sürdürülebilirlik Artık Sadece Çevresel Değil, Ekonomik ve Jeopolitik Bir Mesele” Sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir gündem değil, ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutları olan çok katmanlı bir dönüşüm alanı haline geldiğini vurgulayan BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Dr. Bahar Özay, “Bugün içinde bulunduğumuz tablo, sürdürülebilirlik ve iklim konularının ekonomi politikalarından enerji ve gıda güvenliğine, toplumsal refahtan küresel rekabet gücü ve dış politikaya kadar uzanan yapısal bir dönüşüm gündemi haline geldiğini açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarılması için belirlenen 2030 takvimi bağlamında yapılan değerlendirmeler, amaçların yalnızca yaklaşık yüzde 17’sinin hedeflenen hızda ilerlediğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Küresel ölçekte sürdürülebilirlik hedeflerinin önündeki en temel engelin kalkınma ve iklim finansmanındaki açık olduğuna dikkat çeken Dr. Bahar Özay, “Bugün geldiğimiz noktada finansman konusu belirleyici bir kırılma alanı. 2015 yılında yıllık 2,5 trilyon dolar olarak hesaplanan ihtiyaç, bugün 4 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut kaynakların adil, etkin ve verimli kullanılamaması ve çok taraflı iş birliklerinde yaşanan sorunlar, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Aynı zamanda jeopolitik gelişmeler, çatışmalar ve küresel yönetişim mekanizmalarındaki zayıflama, sürdürülebilirlik gündeminin ilerlemesini doğrudan etkiliyor” dedi. Dr. Bahar Özay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çok katmanlı kriz ortamında Türkiye’nin ‘orta güç’ olarak farklı bölgeler, ekonomiler ve aktörler arasında köprü kurabilecek önemli bir rol üstlenme potansiyeli bulunuyor. COP31 süreci, Türkiye’nin hem yeşil dönüşüm hem de kalkınma ve iklim finansmanı ile uluslararası diyalog açısından konumunu güçlendirebileceği kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye gibi ‘zanaatkar devlet’ olarak tanımlanabilecek ülkeler, değişen küresel koşullara daha hızlı uyum sağlayabilen, mevcut araç ve kurumları yeniden şekillendirme kapasitesine sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda hem sanayi politikalarının daha düşük karbon yoğunluklu ve yüksek katma değerli bir yapıya evrilmesi hem de eğitim ve gençlik odaklı iklim eylemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle COP31 kapsamında iklim eğitimi ve gençlik katılımının değerlendirilmesi, Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlardan biri olarak öne çıkıyor.” Pelin Kıvrıkoğlu: “İklim Eyleminde Yerel Yönetimler Uygulamanın Doğrudan Sahasında” Yerel yönetimlerin iklim eyleminde doğrudan uygulayıcı rol üstlendiğini vurgulayan Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu, “Yerel yönetimler olarak sürecin tam sahasındayız ve doğrudan vatandaşla temas eden bir yapı olarak iklim politikalarının uygulamadaki karşılığını üretmekle sorumluyuz. Üsküdar Belediyesi olarak 2021 yılında hazırlanan sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planımız kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefiyle ilerliyoruz. Ancak eylem planlarının yalnızca raflarda kalan stratejik dokümanlar olmaması, izlenebilir ve ölçülebilir uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni dönem ihtiyaçlarını da kapsayan güncel bir iklim eylem planı çalışmasını başlatmış bulunuyoruz” dedi. Emisyon kaynakları ve yerel yönetimlerin sınırlılıklarına da dikkat çeken Pelin Kıvrıkoğlu, “2024 yılı itibarıyla sera gazı emisyonumuzu 1.832.339 ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesapladık. Bunun yüzde 70’i enerji, yüzde 23’ü ulaşım ve yüzde 7’si ise atık kaynaklı. Ancak enerji tüketiminin önemli bir bölümü hane ve sanayi kaynaklı olduğu için yerel yönetimlerin doğrudan müdahale alanı dışında kalıyor. Bu durum, özellikle enerji başlığında tüm ilçe belediyeleri için ortak bir zorluk yaratıyor. Buna rağmen CDP raporlamasında B skoru elde ettik ve uluslararası ağlara üyeliklerimizle birlikte iyi uygulamaların paylaşımı ve görünürlüğü açısından önemli bir ilerleme sağladık” şeklinde konuştu. Pelin Kıvrıkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uyum ve dirençlilik başlıkları yerel yönetimler için giderek daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda enerji yönetimi, sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi projelerini hayata geçiriyoruz. Avrupa Birliği destekli ‘RISE Üsküdar – Riskten Hazırlığa: Üsküdar’da İklim Direncine Giden Kurumsal Yollar’ projesiyle iklim direncine yönelik doğal tabanlı çözümler geliştirirken, ‘Atıksız Üsküdar Atıksız Pazar’ projesiyle semt pazarlarında oluşan organik atıkları komposta dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Bu proje hem ödüller aldı hem de diğer belediyeler için örnek bir uygulama haline geldi. Bunun yanı sıra bitkisel atık yağların toplanması, çevre festivalleri, gıda israfını azaltmaya yönelik çalışmalar ve mahalle buluşmalarıyla vatandaşın sürece aktif katılımını sağlamaya odaklanıyoruz. Yerel ölçekte bu tür somut uygulamaların yaygınlaşmasının iklim mücadelesinde gerçek etki yarattığına inanıyoruz. Ayrıca COP sürecinde yerel yönetimlerin daha görünür olması ve özellikle kadın liderler olarak bu alanda söz söyleyebilmemiz için aktif rol almaya hazırız.” Asya Yüce: “Gençler Sürecin İzleyicisi Değil, Aktif Katılımcısı Olmak İstiyor” Türkiye genelinde 208 üniversiteyi kapsayan iklim elçileri ağını temsil eden Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce, iklim krizinin gençler için teorik bir tartışma değil, doğrudan deneyimlenen bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti. Gençlerin iklim sürecinde yalnızca izleyici değil, aktif bir paydaş olduğunu vurgulayan Asya Yüce, “2021 yılından bu yana her üniversiteden seçilen temsilciler olarak kampüslerimizde sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadele alanında öncülük ediyoruz. COP31 sürecinde genç katılımının en az yüzde 10 seviyesinde hedeflenmesiyle birlikte kapasitemiz ve etki alanımız da her geçen gün artıyor,” şeklinde konuştu. İklim elçilerinin sahadaki rolüne dikkat çeken Asya Yüce, “Bakanlığımız tarafından düzenlenen eğitim kamplarında iklim değişikliği, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıklarda yoğun eğitimler alıyor; ardından bu bilgi birikimini hem üniversitelerimizde hem de toplum genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, iklim krizini teorik bir tartışma alanı olmaktan çıkararak herkesin sahiplendiği bir çevre kültürüne dönüştürmek. Bu kapsamda söyleşiler, paneller ve farkındalık etkinlikleri düzenliyor, aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda iklim diplomasisi yürütüyoruz” dedi. Asya Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflar Konferansı’nda yalnızca katılımcı değil, çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Birleşmiş Milletler’in gençlik yapılanmalarıyla koordineli çalışarak ulusal gençlik bildirilerini küresel karar vericilere iletiyor, gençlerin taleplerinin ulusal katkı beyanları gibi resmi politika metinlerine dahil edilmesini hedefliyoruz. COP süreci bizim için bir zirve noktası; Türk gençliğinin organize, donanımlı ve çözüm odaklı yapısını uluslararası alanda göstermek istiyoruz. Bu süreçte gençlerin karar mekanizmalarında yalnızca temsil edilmesi değil, kararları doğrudan etkileyen bir konuma gelmesi gerektiğine inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Sapro’ya 30 Milyon Euro Yatırım Haber

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Sapro’ya 30 Milyon Euro Yatırım

TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası), T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan temin ettiği kaynakla kurulan Türkiye Yeşil Fonu’nun 30 milyon Euro tutarındaki ikinci yatırımını Sapro Temizlik Ürünleri’ne gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan ve doğa pozitif üretime pozitif katkı sunan bu yatırımla Sapro Temizlik Ürünleri’nin yeşil dönüşüm ve büyüme stratejilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Türkiye Yeşil Fonu ile Türkiye’nin kalkınma planı doğrultusunda büyüme ve gelişme potansiyeli taşıyan alanlarda katma değer sağlayan firmalara orta-uzun vadeli yatırımlar yaparak sera gazı salımlarının azaltılması ve Türkiye ekonomisinin yeşil ve kapsayıcı dönüşümünün desteklenmesi amaçlanıyor. Bu doğrultuda sermaye piyasalarının iklim finansmanı odağında derinleşmesine ve çeşitlenmesinde etkin rol üstlenilerek özel sermayenin harekete geçirilmesi de sağlanacak. Avrupa’nın önde gelen ıslak mendil üreticilerinden biri olan Sapro Temizlik Ürünleri, bu ortaklık kapsamında karbon ayak izinin azaltılması, yenilenebilir enerji yatırımları, verimlilik projeleriyle atık ve su yönetimi gibi çevresel dönüşüm planlarını hayata geçirecek. Yatırım aynı zamanda Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedefi doğrultusunda sanayide kapsayıcı ve yeşil dönüşümü hızlandırmayı amaçlıyor. Anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “75 yılı aşkın süredir Türkiye’nin çok yönlü kalkınması için çalışan bir banka olarak, kalkınma bankacılığındaki derin uzmanlığımızı yatırım bankacılığı alanındaki faaliyetlerimizle birleştirerek kurduğumuz Türkiye Yeşil Fonu kapsamında ikinci yatırımımızı gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Dünya Bankası ile uzun soluklu ilişkilerimizin güçlü bir yansıması olan Türkiye Yeşil Fonu ile ortaklığımızı daha da ileriye götürecek işlere imza atarak kalkınmaya desteğimizi büyütüyoruz. Sapro Temizlik Ürünleri ile sağladığımız bu iş birliği, sanayimizin yeşil dönüşümüne ivme kazandırmanın yanı sıra yerli üretimimizin küresel standartlarla uyumunu güçlendirecek stratejik bir adım olma özelliğini de taşıyor. Bu kıymetli iş birliğinin Sapro Temizlik Ürünleri başta olmak üzere tüm paydaşlarımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Dünya Bankası kaynaklı bir fon olan Türkiye Yeşil Fonu’nun Sapro’ya yapmış olduğu yatırımın sürdürülebilirlik vizyonlarına uyum sağladığını belirten Sapro Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhun Zincirkıran, “Bugün, ıslak mendil kullanımının en önemli alanlarından biri de bebek bakımı. Ailelerin en değerli varlığı olan bebeklerin bakımı bizler için de büyük önem taşıyor. Kurulduğumuz günden beri en kıymetli varlığımız olan bebeklere zarar vermeyecek ürünler geliştiriyor, dünyamızın geleceği için sürdürülebilir ürünler tasarlıyoruz. Private label ıslak mendil üretimi alanında Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise en büyük dört üreticisinden biri olarak doğal içerikler geliştirmeye odaklanmayı sürdürüyoruz. Yüzde yüz geri dönüşümlü, biyoçözünür, kompostlanabilir, yüzde yüz bitki bazlı doğal elyaftan ürettiğimiz ıslak mendil kumaşı yatırımımızla global ölçekte hizmet vermeye devam ediyor, Türkiye’nin kendi alanında en fazla sürdürülebilirlik yatırımı yapan firmaları arasında yer alıyoruz. Türkiye Yeşil Fonu’na, şirketimize sağladığı değerli katkıları ve ülkemizin bu alandaki yatırım ihtiyaçlarını sağlayan ekosistemi oluşturdukları için teşekkürlerimizi sunarız” açıklamasını yaptı. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel, Türkiye Yeşil Fonu’nun, karbonsuzlaşma ve kapsayıcı dönüşüm hedefleri doğrultusunda şirketlerin yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam ettiğini belirterek, “Sapro Temizlik Ürünleri’ne gerçekleştirdiğimiz bu yatırım, ikinci yatırım olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık otuz yıldır faaliyet gösteren, güçlü ihracat kabiliyeti ve geniş müşteri tabanıyla sektöründe köklü bir konuma sahip olan Sapro; ileri teknoloji ve verimlilik odaklı üretim altyapısıyla dönüşüm açısından güçlü bir başlangıç noktasına sahip. Bu yatırım Türkiye Yeşil Fonu’nun sanayide yeşil dönüşümü somut ve ölçülebilir adımlarla destekleme yaklaşımının sahadaki güçlü bir örneğini oluştururken, Fon kapsamında sağlanan kaynak şirketin karbon ayak izinin azaltılması ve operasyonel verimliliğin artırılmasına yönelik çalışmalar için kullanılacak” dedi. Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ise “Türkiye Yeşil Fonu, kamu kaynaklarının özel sermayeyi harekete geçirerek sanayide dönüşümü ve karbonsuzlaşmayı hızlandırabileceğini gösteriyor. Sapro’ya yapılan yatırım, Türkiye’de düşük karbonlu üretim için ölçeklenebilir bir finansman modelinin ortaya çıktığını işaret ediyor. Dünya Bankası, rekabet gücünü artıran, sanayide yenilikçiliği hızlandıran ve özel yatırımları harekete geçiren platformları desteklemeye kararlıdır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İlk Çeyrekte Çift Haneli Daralma

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ilk çeyrek sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2026 yılının ilk 3 ayında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %10 oranında düşüş yaşandı. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2026 yılının ilk 3 ayında ihracat, bir önceki yıla kıyasla %23 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken üretim miktarı geçen yıla göre %21 oranında geriledi. Toplam satışlar ise %19 gerileyerek 6.288.817 adet oldu. Mart ayı özelinde ise iç satışlarda geçen yılın Mart ayına göre %3 daralma olurken ihracatta %29, üretimde ise %14 gerileme kaydedildi. Toplam satışlarda %21 düşüş oldu ve 2.230.369 adet olarak kaydedildi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında ihracat hacmi 20,2 milyon adet olarak kaydedilirken Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarıyla küresel piyasalardaki rekabet gücünü arttırıyor. Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, özellikle ihracattaki daralmanın son yıllarda kesintisiz şekilde devam ettiğini ifade etti. İhracat hacminin 2025’te 20,2 milyon adetle yaklaşık 10 yıl önceki seviyelere gerilediğine değinen Şengül, 2026 yılının ilk çeyreğinde de ihracattaki çift haneli düşüşün, bu eğilimin devam ettiğini gösterdiğini belirtti: “Bu tablo, küresel talep koşulları ve dış pazarlardaki yavaşlamanın etkisiyle ihracat performansında daha kalıcı bir gerileme riskini ortaya koyuyor. Buna paralel olarak, iç pazarda da talebin yavaş seyretmesi genel pazar büyümesini baskılayan bir unsur olarak öne çıkıyor.” Rekabetçilik ihracat, maliyet ve ticaret politikaları üçgeninde “İhracat ve iç pazarda süregelen bu görünümün 2026’ya da taşınması, mevcut eğilimin kalıcılık riskini artırıyor” diyen Şengül, “Bu çerçevede ortaya çıkan tablo, sektörümüz açısından rekabet gücünün korunmasının artık daha kritik bir öncelik haline geldiğini gösteriyor” diye konuştu. Şengül, hem iç satışlarda hem ihracatta geçen yılın aynı dönemine kıyasla daralmanın sürdüğünü ve bu durumun üretim adetlerine de belirgin şekilde yansıdığına dikkat çekti. Şengül şöyle devam etti: “İhracat tarafında, küresel talep koşulları ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olmaya devam ederken, enerji, hammadde ve finansman maliyetleri yüksek seyrini sürdürüyor. Buna ek olarak anti damping önlemleri gibi ticaret politikaları, gözetim uygulamaları ve ilave vergi gibi uygulamalar ise maliyetleri ve işlem sürelerini artırıyor. Diğer taraftan da Uzak Doğu kaynaklı maliyet avantajı ve agresif fiyatlama, ihracat pazarlarında rekabeti daha da yoğunlaştırıyor.” Bu gelişmelerin rekabet gücü üzerinde baskıyı artırdığını belirten Şengül, özellikle ihracat pazarlarında maliyet avantajının da zayıflamasına yol açtığını söyledi ve ekledi: “Bu veriler ışığında rekabetçiliğimizin ihracat daralması, maliyet artışları ve ticaret politikaları üçgenine sıkıştığını söyleyebiliriz.” Şengül, ihracat ve iç pazarda uzunca süredir gözlenen ve 2026’da da devam eden zayıf seyri tersine çevirmek için üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, yurtdışında rekabet gücünün devam ettirilmesi gerektiğini belirtirken bunun için de girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılmasının kritik önemde olduğunu vurguladı. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak destekler sağlanmalı” Şengül, Mart ayı verilerini de değerlendirdi: “Mart verileri, yılın ilk çeyreğinde gözlenen eğilimin ay bazında da teyit edildiğini gösteriyor. Bu tablo, üretimdeki gerilemenin kalıcı hale gelme riskini artırıyor.” Bu tabloda iç pazarın desteklenmesinin önem kazandığına işaret eden Şengül, kredi kartı faiz ve komisyon oranlarının satış kanallarına olumsuz yansıdığını ifade ederek “Kredi kartı taksitlendirme imkanlarının artırılması iç talebin sürekliliğine katkı sunacaktır” dedi. İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek ve aynı zamanda ülkemizin uzun vadeli hedefleriyle uyumlu yapısal adımlara ihtiyaç olduğunun altını çizen Şengül, bu bakımdan enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, mevcut tabloya en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğunu söyledi: “Derneğimizin analizine göre; 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda ürün boyutları %18 artmasına rağmen %16 oranında enerji tasarrufu sağlanması, sektörümüzde verimlilikte kaydedilen önemli ilerlemeyi ortaya koyuyor.” Başka bir ifadeyle, bugün daha büyük ve daha yüksek performanslı ürünler, çok daha düşük enerji tüketimiyle çalışıyor. Bu veriler, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasının yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla sınırlı kalmayacağını aynı zamanda kaynak verimliliğini artırarak üretimi destekleyeceğini ve ihracat açısından da önemli bir kaldıraç etkisi yaratacağını ortaya koyuyor. Bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin; milli servetin korunması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi açısından kritik önem taşıdığına inanıyoruz.” Sac soruşturmasında alınacak karar, maliyetleri ve ihracatı doğrudan etkileyecek Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde girdi maliyetlerine yönelik korumacı politikalar hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. “Beyaz eşya sektörü açısından en kritik gündem maddesi, sac ürünlerine yönelik devam eden anti-damping soruşturmasıdır. Özellikle boyalı sac tarafında, sektörün ihtiyaç duyduğu teknik gereksinimleri karşılayan her kalite sacın üretimi Türkiye’de bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ürünlerde ithalat, sektörümüz için bir tercih değil zorunluluktur” diye konuşan Yavuz, şöyle devam etti: “Halihazırda bu ürün grubunda %15 ile %20 arasında değişen oranlarda gümrük vergileri uygulanmaktadır. Devam eden soruşturma sonucunda ilave bir vergi getirilmesi, mevcut maliyet yapısını daha da bozacak ve sektör üzerindeki maliyet baskısını ciddi şekilde artıracaktır.” Son verileri değerlendiren Yavuz, “Mevcut vergilere eklenecek yeni yüklerin hem iç hem de uluslararası “ rekabet gücünü zayıflatması ve istihdam üzerinde baskı oluşturması kaçınılmaz olacaktır. Bu çerçevede, maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürün grubunda devam eden anti-damping soruşturmasının, sektör gerçekleri dikkate alınarak ve ülke ekonomisinin bütüncül çıkarları gözetilerek önlemsiz şekilde sonuçlandırılması büyük önem arz etmektedir” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Özkadı, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Mart 2026 itibarıyla %1550 - %1666,7 bandında artarken, Mart 2026 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %666 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Özkadı, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. Yetkili servisler için markaların web siteleri tercih edilmeli Beyaz eşya sektörü olarak, üretim, satış ve satış sonrası hizmetlerimizle dev bir ekosistemi ifade ettiklerini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, sektörün önemli bir bölümünün Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3.500'den fazla yetkili servisin teşkil ettiğini söyledi: “Tüketicilerimizin satın alım sonrasındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren servislerimiz her gün binlerce eve ulaşıyor. Ancak ne yazık ki bazı kötü niyetli kişilerin de yetkili servis olmadığı halde bu sıfatı kullanarak tüketicilerimizi mağdur ettiklerine şahit oluyoruz. Bu yanıltıcı kişiler yüzünden pek çok tüketicimizin maddi kayıplara uğradığını üzülerek görüyoruz. Bu soruna dikkat çekmek için sizlerin desteğine büyük önem veriyoruz. Tüketicilerimize servis hizmetlerimize erişimde, herhangi bir teknik destek ve/veya onarım ihtiyacı duyduklarında, arama motorları yerine mutlaka markaların resmi web sitelerini veya Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresini kullanarak yetkili servislere ulaşmalarını tavsiye ediyoruz. Bu yöntem, tüketicilerimizin güvenli ve doğru hizmet alabilmeleri açısından kritik önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.