Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeşil Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Yeşil Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği Haber

VakıfBank’tan Döngüsel Ekonomiye 10 milyar liralık Finansman Desteği

VakıfBank, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini destekleyen finansman çözümlerine bir yenisini daha ekledi. Sıfır Atık Vakfı iş birliğiyle geliştirilen Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, 15 Eylül tarihinde düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı. Paket kapsamında, üretim ve iş süreçlerini döngüsel ekonomi anlayışı doğrultusunda dönüştürmek isteyen işletmelerin yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarına yönelik farklı finansman seçenekleri sunuluyor. Kaynakların daha verimli kullanılması, atık oluşumunun azaltılması, ürün ve malzemelerin ekonomik sistem içerisinde daha uzun süre değerlendirilmesi ve geri kazanılabilir kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması destekleniyor. “Üretimde ortaya çıkan değeri korumayı önemsiyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, sürdürülebilir finansman yaklaşımını, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı stratejilerinin önemli bir parçası olarak ele aldıklarını belirterek şunları söyledi: “Biz kalkınmayı, bugünün finansman ihtiyacını karşılamanın yanında ülkemizin kaynaklarını koruyan ve üretimin geleceğini güçlendiren uzun vadeli bir süreç olarak görüyoruz. Hammaddeden doğal kaynaklara, üründen üretim için harcanan emeğe kadar sürecin her aşamasında önemli bir ekonomik değer bulunuyor. Kaynakların daha verimli kullanılmasını, ürünlerin ekonomik ömrünün uzamasını ve üretimde ortaya çıkan değerin mümkün olduğunca sistem içerisinde korunmasını sağlayan yatırımları desteklemeyi önemsiyoruz. VakıfBank olarak bu dönüşümün finansman tarafında güçlü bir sorumluluk üstleniyoruz. Bankacılığın yalnızca kaynak sağlayan değil; ülkemizin ihtiyaç duyduğu dönüşümü hızlandıran, üretim gücünü artıran ve ekonominin geleceğine yön veren stratejik bir rolü olduğuna inanıyoruz. Bu sorumluluğu Bankamızın bilanço gücünün yanı sıra uluslararası piyasalardan sağladığımız uzun vadeli ve sürdürülebilirlik odaklı kaynaklarla da destekliyoruz. 2026 yılının ilk yarısında uluslararası piyasalardan toplam 7,1 milyar dolar tutarında yeni kaynak sağlarken, sürdürülebilir finansmanın toplam uluslararası finansmanımız içindeki payını yüzde 38 seviyesine taşıdık. Mayıs ayında ise 18 ülkeden 44 bankanın katılımıyla 1,2 milyar dolar tutarında sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine imza attık.” Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerimizin dönüşüm yolculuğunda ihtiyaç duyduğu finansmana bütüncül çözümler sunuyoruz. Böylece kaynak verimliliğinin ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlarken ülkemizin sürdürülebilir büyümesini de destekliyoruz. İlk fazda 500’ün üzerinde kurum ve projeye ulaşarak 10 milyar TL finansman sağlamayı hedefliyoruz. Sıfır Atık Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğinin, döngüsel ekonomi yaklaşımının iş dünyasında yaygınlaşmasına ve başarılı uygulamaların çoğalmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” diyen Osman Arslan, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu paket bizim için tek seferlik bir finansman ürünü değil. Döngüsel ekonomi, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliği alanında geliştireceğimiz yeni çözümlerin ilk adımlarından biri. Önümüzdeki dönemde uluslararası kaynaklarımızı ve sürdürülebilir finansman kapasitemizi de bu dönüşümü hızlandıracak yeni ürünlerle buluşturacağız.” Dönüşüm sürecine uzun vadeli destek Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi ile işletmelerin yatırımlarının niteliğine, ölçeğine ve sağlayacağı dönüşüme uygun finansman çözümlerine erişmesi amaçlanıyor VakıfBank, Sıfır Atık Vakfı ile geliştirdiği iş birliği kapsamında finansman gücünü Vakfın paydaş ağı ve farkındalık çalışmalarıyla bir araya getirerek daha fazla işletmenin döngüsel ekonomi yatırımlarıyla buluşmasını hedefliyor. Böylece işletmelerin dönüşüm sürecinin farklı aşamalarını destekleyen, sürdürülebilir yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayan uzun vadeli bir finansman modeli oluşturuluyor. Sıfır Atık, Daha Az Kaynakla Daha Fazla Değer Üretmektir Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş konuşmasında sıfır atık ve döngüsel ekonomi dönüşümünde finansmanın rolüne dikkat çekti. İş birliği protokolü ve yeni bir finansman paketini duyurmanın dışında; israfı azaltan, atığı ekonomik değere dönüştüren ve kaynaklarını daha verimli kullanan bir Türkiye için finans sektörünün üstleneceği yeni rolü konuşmak üzere bir arada olduklarını belirten Ağırbaş, “Çünkü sıfır atık meselesi, artık yalnızca bir çevre politikası değildir. Enerjiyi, suyu, ham maddeyi ve emeği daha verimli kullanmak; daha az kaynakla daha fazla değer üretmek ve atığı yeniden ekonomiye kazandırmaktır. Daha da önemlisi, bu dünya bize gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle bugün ülkemizin sınırlarını aşan küresel bir vizyona dönüşmüştür. Bu vizyonun temelinde ise çok açık bir anlayış vardır: Atığı oluştuktan sonra yönetmek değil, israfı kaynağında önlemek” dedi. Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları’nda “Finansman, Teşvik ve Dönüşüm Ekonomisi”nin en önemli başlıklardan olduğunu söyleyen Ağırbaş, “Sahadaki çalışmalarımız bize çok net bir gerçeği gösterdi: Şehirlerimizde güçlü bir yatırım iradesi ve dönüşüm isteği var. Ancak yüksek ilk yatırım maliyetleri, uzun geri dönüş süreleri, teminat ve eş finansman ihtiyacı ile proje hazırlama kapasitesindeki eksiklikler, bu potansiyelin yatırıma dönüşmesinin önündeki önemli engeller arasında. Şehirler değişiyor, sektörler değişiyor; ancak ihtiyaç ortak: Erişilebilir, uzun vadeli ve dönüşümün niteliğine uygun finansman” ifadelerini kullandı. Finans Sektörünün Rolü Çok Kritik Finans sektörünün rolünün bu noktada çok kritik olduğunu söyleyen Ağırbaş, şöyle devam etti: “Finans sektörünü yalnızca kaynak sağlayan bir aktör olarak değil; dönüşümü yönlendiren, kolaylaştıran ve hızlandıran stratejik bir paydaş olarak görüyoruz. Çünkü sıfır atık yatırımları yalnızca çevresel fayda sağlamaz; aynı zamanda işletmelerimizin maliyetlerini düşürür, verimliliklerini artırır ve rekabet güçlerini yükseltir.” Döngüsel dönüşümün farklı aşamalarına finansman Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi Finansman Paketi, işletmelerin dönüşüm sürecindeki farklı ihtiyaçlarına göre yapılandırılan finansman çözümlerini tek çatı altında topluyor. Paket kapsamında; birincil hammadde kullanımını azaltan ve geri dönüştürülmüş veya ikincil girdi kullanımını artıran yatırımlardan kaynak ve üretim verimliliğini geliştiren projelere kadar geniş bir alan destekleniyor. Paylaşım, kiralama ve yeniden kullanım temelli yeni iş modelleri; atık ve geri kazanılabilir malzemelerin lojistiği; kaynak geri kazanımı ve yeniden üretim yatırımları da finansman kapsamına giriyor. Büyük ölçekli döngüsel ekonomi yatırımları için proje finansmanı sağlanırken belirlenen kriterleri ve sertifikasyon koşullarını karşılayan işletmelere döngüsel üretim faaliyetleri için işletme sermayesi finansmanı sunuluyor. Paket kapsamında yatırım kredilerinde 50 milyon TL’ye kadar ve 60 aya varan, büyük ölçekli proje finansmanında 120 aya varan, işletme sermayesi ihtiyaçlarında ise 10 milyon TL’ye kadar ve 24 aya varan finansman imkânı sağlanıyor. Bununla birlikte, 3 milyar TL’lik KGF kefalet desteğiyle özellikle KOBİ’lerin döngüsel dönüşüm yatırımlarında finansmana erişimi güçlendiriliyor. Başta imalat sanayii, plastik, ambalaj, tekstil, otomotiv yan sanayii, makine, elektronik, perakende, atık yönetimi ve geri dönüşüm olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteren işletmeler paketten yararlanabiliyor. OSB’lerde faaliyet gösteren KOBİ ve sanayiciler, atık yönetimi şirketleri, belediye iştirakleri ve döngüsel iş modelleri geliştiren işletmeler de finansman kapsamına dahil ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOCAR Energy School’un Beşinci Dönem Başvuruları Başladı Haber

SOCAR Energy School’un Beşinci Dönem Başvuruları Başladı

Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısı ve en büyük entegre endüstri grubu SOCAR Türkiye’nin, Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi, EDU iş birliğiyle hayata geçirdiği SOCAR Energy School, beşinci dönemine hazırlanıyor. İlk kez 2022 yılında düzenlenen sertifika programının yeni döneminde, Azerbaycan ve Türkiye’nin enerji alanındaki stratejik konumu ile sektörün öne çıkan başlıkları ele alınacak. Yenilenebilir enerji başta olmak üzere enerji dünyasında yükselen yeni trendlerin de gündeme taşınacağı programda, iki ülke arasındaki enerji iş birliğinin enerji güvenliği, yeşil dönüşüm ve bölgesel entegrasyona sunduğu katkılar da değerlendirilecek. Program, enerji sektöründeki güncel gelişmeleri ve enerji sektörünün stratejik boyutlarını daha yakından incelemek ve bu alandaki uzmanlıklarını geliştirmek isteyen kamu ve özel sektör yöneticileri, enerji alanında çalışan profesyonelleri, akademisyenler ile ulusal ve uluslararası düzeyde karar vericileri bir araya getirecek. SOCAR Türkiye, enerji alanında yetkin insan kaynağının gelişimine katkı sağlama anlayışıyla hayata geçirdiği bu program ile bireylerin kariyer yolculuğuna değer katmayı; edinilen bilgi ve deneyimi enerji dönüşümünün geleceğine yönelik ortak bir kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor. Uzman isimlerden kapsamlı eğitim programı SOCAR Energy School’un beşinci dönemi, enerji sektörünü farklı boyutlarıyla ele alan kapsamlı bir eğitim içeriği sunacak. Enerji alanında önde gelen uzmanların katkısıyla hazırlanan müfredat; 28 temel ders ve 3 seçmeli dersin yanı sıra, 3 değerlendirme oturumu ve 4 özel oturumdan oluşacak. Program kapsamında ayrıca, güncel enerji politikalarının ele alınacağı ve dünya çapında tanınmış konuşmacıların katılacağı 14 panel gerçekleştirilecek. Beşinci dönem de ücretsiz Yeni döneminde de ücretsiz olarak gerçekleştirilecek programa bu yıl 65 katılımcı kabul edilecek. Programın ilk döneminden bu yana ücretsiz sunulması, eğitime ve gelişim fırsatlarına erişimi daha kapsayıcı hale getirme yaklaşımının somut bir yansıması olarak öne çıkıyor. SOCAR Türkiye, eğitime verdiği bu destekle bireysel gelişimi toplumsal faydayla buluşturmayı sürdürüyor. Programa 10 Ekim 2026 gününe kadar www.socarenergyschool.com veya www.socarenergyschool.com/en adreslerinden başvuru yapılabilecek. Başvuruların değerlendirilmesi ve katılımcıların belirlenmesinin ardından eğitimler 28 Kasım 2026’da başlayacak ve 17 Nisan 2027 tarihinde sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği  Haber

VakıfBank ve MEXT’ten sanayici ve ihracatçıların yeşil dönüşümüne liderlik edecek iş birliği 

Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayan VakıfBank, MEXT Teknoloji Merkezi ile sanayici ve ihracatçıların dekarbonizasyon yolculuğunu destekleyecek stratejik bir iş birliğine imza attı. İş birliğinin temel amacı; sanayici ve ihracatçı firmaların SKDM uyum kapasitesini artırmak, dekarbonizasyon potansiyellerini görünür hale getirmek ve ortaya çıkan uygun yatırım ihtiyalarını finansman imkanlarıyla buluşturabilecek sürdürülebilir bir model oluşturmak olarak belirlendi. “Dönüşüme Değer” adıyla hayata geçirilen model kapsamında MEXT’in sanayi, teknoloji ve yeşil dönüşüm alanındaki yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücü aynı müşteri yolculuğunda bir araya gelecek. İşletmelerin dekarbonizasyon ihtiyaçları belirlenerek enerji ve kaynak verimliliği, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, proses dönüşümü, temiz üretim teknolojileri ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda şirkete özel yol haritaları hazırlanacak. Belirlenen yatırımlar VakıfBank’ın sürdürülebilir finansman çözümleri ve uygun uluslararası kaynaklarıyla desteklenirken yatırım sonrasında sağlanan emisyon azaltımı, enerji tasarrufu ve diğer dönüşüm çıktıları takip edilecek. MEXT, firmaların SKDM raporlama altyapısının geliştirilmesine, karbon ayak izi ve ilgili düzenlemeler konusunda eğitim ve kapasite geliştirmeye destek olurken; VakıfBank hedef müşteri kitlesinin belirlenmesi, uygun firmaların bilgilendirilmesi ve programa yönlendirilmesinde aktif rol üstlenecek. “Dönüşümün gerçekleşmesini sağlayacak ekosistemi birlikte kuruyoruz” VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yeşil dönüşüm artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; üretim gücünün, ihracat kapasitesinin ve uzun vadeli rekabetçiliğin ayrılmaz bir parçası. Sanayicimizin ve ihracatçımızın önündeki dönüşüm ihtiyacını, bir risk alanı olmanın ötesinde, yeni bir yatırım ve büyüme fırsatı olarak görüyoruz. Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı anlayışımızla yalnızca dönüşümü finanse eden değil, dönüşümün gerçekleşmesine katkı sağlayan banka olmayı hedefliyoruz. MEXT’in teknik yetkinliği ile VakıfBank’ın finansman gücünü buluşturduğumuz bu modelle müşterilerimizin ihtiyaçlarının belirlenmesinden yatırımın finansmanına, ortaya çıkan etkinin ölçülmesine kadar tüm süreçte yanlarında olacağız.” “Yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz” İş birliğie ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol “MEXT olarak; sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve yapay zekayı, Türk sanayisinin geleceğini şekillendirecek ve küresel rekabet gücünü artıracak stratejik öncelikler olarak görüyoruz. Sürdürülebilirlik odağında ise hedefimiz bu dönüşümü işletmelerimiz için yalnızca bir uyum unsuru olmaktan çıkararak, uygulanabilir fırsat alanına dönüştürmek. Bu dönüşümün kalıcı bir değer sağlayabilmesi için işletmelerin mevcut durumlarının doğru analiz edilmesi, dönüşüm ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçların uygulanabilir yatırım planlarına dönüşmesi büyük önem taşıyor. MEXT’in sanayideki deneyimini ve dönüşüm yetkinliğini, VakıfBank’ın Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı ile bir araya getirerek, işletmelerin yeşil dönüşüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen güçlü bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu stratejik iş birliğinin yalnızca işletmelerin dönüşümünü hızlandırmakla kalmayacağına; ülkemizin düşük karbonlu üretim kapasitesini geliştirerek daha verimli, dirençli ve uluslararası rekabette daha güçlü bir yapıya kavuşmasına da önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. İş birliği, “dönüşüm-finansman” modeli olarak kurgulandı VakıfBank ve MEXT arasında imzalanan stratejik iş birliği, tek seferlik bir finansman programından öte; sanayicinin dönüşüm ihtiyacının belirlenmesinden yatırımın gerçekleştirilmesine ve etkisinin ölçülmesine kadar uzanan sürekli bir “dönüşüm-finansman modeli” olarak kurgulandı. Modelin ilerleyen dönemde farklı sektör ve müşteri gruplarına genişletilerek Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesine ve sürdürülebilir ihracat gücüne katkı sağlaması amaçlanıyor. Dönüşüme Değer Programı; “Ölç, Yol Haritasını Çıkar, Finanse Et, Etkiyi Ölç” olmak üzere dört aşamadan oluşuyor. Böylece işletmelerin yalnızca finansmana erişmesi değil, mevcut üretim süreçlerini analiz ederek ihtiyaçlarına uygun ve ölçülebilir bir dönüşüm yolculuğuna çıkması öngörülüyor. İş birliğinin somut göstergelerle de takip edilerek programa katılan ve süreci tamamlayan firma sayısından sektörel dağılıma, eğitim ve kapasite geliştirme sonuçlarından SKDM raporlama altyapısı kurulan firmalara, tespit edilen dekarbonizasyon yatırım temalarından finansman değerlendirmesine yönlendirilen yatırım alanlarına kadar etkisinin düzenli olarak ölçülmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EIF 2026’da Enerji Yatırımları Ve Yeni Teknolojiler Öne Çıkacak Haber

EIF 2026’da Enerji Yatırımları Ve Yeni Teknolojiler Öne Çıkacak

Enerji sektöründe yatırımların yönü; artan elektrik talebi, enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yeni teknolojilerle birlikte yeniden şekilleniyor. EIF 2026, üç gün boyunca sektörün güncel yatırım ve teknoloji gündemini Antalya’ya taşıyacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, B2B görüşmeler ve iş toplantılarıyla yeni ticari bağlantıların ve yatırım iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. 2025 yılında İngiltere, Almanya, Çin, İsviçre, Kosova ve Avusturya başta olmak üzere 25 ülkeden ticari heyeti ağırlayan EIF, 2026’da uluslararası katılımını daha da genişletmeye hazırlanıyor. Bu yıl Yurt dışından 32 farklı alım heyetinin Antalya’da sektör temsilcileriyle bir araya gelmesi planlanırken, birebir görüşmelerle Türk enerji sektörünün uluslararası pazarlardaki ticari temaslarının güçlendirilmesi hedefleniyor. KARBON PİYASALARI VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EIF 2026’DA GÜNDEMDE Enerji dönüşümünün yanı sıra karbon piyasaları ve sürdürülebilirlik başlıkları da EIF 2026’nın önemli gündem alanlarından birini oluşturacak. EIF Karbon Piyasaları Kongresi, karbon piyasalarının gelişimi, Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon kredileri, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları sektörün gündemine taşıyacak. Karbon piyasalarının yalnızca çevresel hedefler açısından değil, şirketlerin rekabetçiliği, yatırım kararları ve uluslararası ticaret açısından da giderek daha stratejik hale gelmesiyle birlikte kongrenin; kamu, özel sektör, yatırımcılar ve finans dünyası arasında bilgi ve iş birliği zemini oluşturması hedefleniyor. EIF’in karbon piyasaları odağı, enerji dönüşümü ile ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arasındaki bağlantıyı güçlendiren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. 20 YILLIK BİRİKİMİMİZİ YENİ İŞ BİRLİKLERİNE TAŞIYACAĞIZ Organizasyona ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan EIF Yönetim Kurulu Başkanı M. Murat Dilek: “EIF’i ilk kez düzenlediğimiz günden bugüne enerji sektöründeki büyük dönüşüme yakından tanıklık ettik. Bu süreçte sektörün değişen gündemini, yeni teknolojileri, yatırımcıları ve karar vericileri aynı platformda buluşturduk. Bu yıl Antalya’da 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firma ve 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Enerji depolama ve Tarım GES başta olmak üzere sektörün önümüzdeki dönem yatırım kararlarını şekillendirecek başlıkları gündeme taşıyacağız. 20 yıllık birikimimizi yeni yatırımlar ve uluslararası iş birlikleriyle ileriye taşımak istiyoruz.” 30 BİN METREKAREDE YAKLAŞIK 200 FİRMA 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla gerçekleşecek EIF 2026’nın, 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Organizasyon; enerji şirketlerinin yanı sıra yatırımcıları, finans kuruluşlarını, teknoloji sağlayıcılarını, mühendislik şirketlerini ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Fuarın öne çıkan gündemlerinden birini enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamaları oluşturacak. Enerji arz güvenliği ve şebeke esnekliği açısından önemi artan depolama yatırımları ile tarımsal üretimde enerji kullanımına yönelik yeni modeller, sektör temsilcilerinin gündeminde olacak. ULUSLARARASI ENERJİ BULUŞMASI ANTALYA’DA Antalya’nın uluslararası ulaşım ağı ve Akdeniz havzasındaki konumu, organizasyonun uluslararası katılım hedefini de destekleyecek. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımının hedeflendiği EIF 2026’da, B2B görüşmeler aracılığıyla şirketler ve yatırımcılar arasında doğrudan ticari temas kurulacak. EIF 2026 Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Detaylı bilgi ve kayıt için: www.eif2050.com Domino Fuarcılık Hakkında: Domino Organizasyon, 1999 yılından beri Ulusal ve Uluslararası kongre, seminer, sempozyum, fuar düzenliyor. Takım çalışması ruhunu benimsemiş, gelişime açık, tecrübeli kadrosu ile modern, yenilikçi ve kaliteli hizmet sunarak, koşulsuz müşteri memnuniyetini hedefliyor. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı, Türkiye'nin enerji sektöründeki en büyük ve en prestijli uluslararası etkinliklerinden biridir. 20 yıldır enerji sektörünün nabzını tutan EIF, ilk olarak bir kongre olarak başlamış ve zamanla genişleyerek Türkiye'nin en büyük enerji fuarı haline gelmiştir. Her yıl düzenlenen etkinliğimiz, yerli ve yabancı yatırımcıların ajandasında mutlaka yer alan, sektör profesyonellerinin buluştuğu stratejik bir platformdur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yorglass, Elektrikli Araç Filosu ile Emisyonları Yüzde 50 Azaltacak Haber

Yorglass, Elektrikli Araç Filosu ile Emisyonları Yüzde 50 Azaltacak

Tüm lokasyonlarını kapsayan dönüşüm kapsamında Yorglass, fabrikalarında kurduğu şarj altyapısıyla düşük karbonlu mobiliteyi iş yeri kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getirirken, sürdürülebilirliği günlük iş yapış biçimlerinin merkezine koyduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Karbon nötr yolculuğunun önemli bir parçası Yorglass'ın araç filosunda gerçekleştirdiği dönüşüm, şirketin SBTi tarafından onaylanan emisyon azaltım hedefleriyle de uyumlu ilerliyor. Yorglass, 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını yüzde 42, Kapsam 3 emisyonlarını ise yüzde 25 azaltmayı hedefliyor. Elektrikli araç dönüşümü; fosil yakıt kullanımının azaltılması, operasyonel süreçlerde daha temiz enerji kullanımının yaygınlaştırılması ve düşük karbonlu mobilite kültürü geliştirilmesi açısından şirketin yol haritasında önemli bir yer tutuyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, "Önümüzdeki dönemde şirketleri farklılaştıracak en önemli başlıklardan biri kaynak yönetimi olacak. Karbon azaltımı artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda rekabetçilik, verimlilik ve dayanıklılık meselesi. Yorglass olarak hedefimiz yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak değil, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakacak iş modelleri geliştirmektir" dedi. "Geleceğin şirketleri yalnızca ne ürettikleriyle değil, nasıl ürettikleriyle de değerlendirilecek" Yorgancılar, "Bugün dünyada rekabet yalnızca ürün kalitesiyle veya üretim kapasitesiyle şekillenmiyor. Şirketlerin kaynaklarını nasıl yönettiği, karbon ayak izini nasıl azalttığı ve geleceğe nasıl hazırlandığı da en az bunlar kadar önem taşıyor. Biz Yorglass'ta sürdürülebilirliği ayrı bir proje olarak değil, işimizin doğal bir parçası olarak görüyoruz. Araç filomuzun yaklaşık yüzde 90'ını elektrikli araçlara dönüştürmemiz de bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri. Çünkü geleceğin şirketleri yalnızca ne ürettikleriyle değil, nasıl ürettikleriyle de değerlendirilecek" diye konuştu. Sürdürülebilirlik Yolculuğunda Çalışanlar da Direksiyonda Yorglass, bu dönüşümle yalnızca çevresel performansını artırmakla kalmıyor; aynı zamanda çalışanları için yeşil ve geleceğe odaklı bir çalışma kültürü sunma taahhüdünü de destekliyor. Şirket araçlarının elektrikliye geçişi, sürdürülebilirlik bilincini bir şirket politikası olmanın ötesine geçirerek çalışanların günlük yaşam pratiğine dahil ediyor. Yorglass çalışanları, attıkları her adımda şirketin düşük karbonlu yeşil dönüşüm vizyonunun doğrudan birer parçası ve elçisi haline geliyor. "Karbon azaltımı artık çevre meselesi olmanın ötesinde bir rekabet meselesi" Yorgancılar, "2025 yılında 25 bin tondan fazla atık camı geri dönüşüme kazandırdık. Bugün ise sürdürülebilirlik yaklaşımımızı mobilite alanına taşıyoruz. Elektrikli araç dönüşümümüz, fosil yakıt kullanımını azaltma ve temiz enerji kullanımını yaygınlaştırma hedeflerimizin önemli bir parçası. Karbon nötr geleceğe giden yol yalnızca teknoloji yatırımlarından değil, doğru alışkanlıklar ve güçlü bir kurum kültüründen geçiyor. Bugün attığımız her sürdürülebilirlik adımını yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, gelecekteki rekabet gücümüze yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Yorglass Hakkında:  Temelleri 1974’te atılan Yorglass, endüstriyel cam işleme, düz cam ticareti ve çamaşır makinesi kapak camı üretimi alanlarındaki tecrübesiyle sektöre öncülük ediyor. Global ve güvenilir tedarikçi olma nedeni doğrultusunda ürettiği zengin ürün çeşitlerini hem iç pazara hem de 6 kıtaya ulaştıran Yorglass, 150'den fazla farklı cam türü ve dünyanın her yerinden 70'in üzerinde tedarikçisi ile geniş bir alana hizmet veriyor. Bugün itibarıyla üretim ve ticari çalışmalarını; Yorglass Ticaret, Yorglass Satina, Yorglass Ticari Soğutucu ve Yorglass Beyaz Eşya iş üniteleri altında Türkiye’nin beş farklı şehrinde kurulu yedi tesisinde gerçekleştiren şirket, ürünlerini 60’tan fazla ülkeye ihraç ediyor. Sektördeki 50. yılını kutlayan Yorglass, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde 30 milyon euro yatırımla hizmete sunduğu Çamaşır Makinesi Kapak Camı İşletmesi ile üretmek ve sürdürülebilir bir değer yaratmak için çalışmalarını sürdürüyor.   Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Disera’ya 10 Milyon ABD Doları Yatırım Haber

Türkiye Yeşil Fonu’ndan Disera’ya 10 Milyon ABD Doları Yatırım

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan sağlanan kaynakla kurulan Türkiye Yeşil Fonu’nun 10 milyon ABD doları tutarındaki üçüncü yatırımını, Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan ve doğa pozitif üretime katkı sunan bu yatırımla Disera’nın yeşil dönüşüm ve büyüme stratejilerinin desteklenmesi hedefleniyor. Türkiye Yeşil Fonu ile Türkiye’nin kalkınma planı doğrultusunda büyüme ve gelişme potansiyeli taşıyan alanlarda katma değer sağlayan firmalara orta-uzun vadeli yatırımlar yaparak sera gazı salımlarının azaltılması ile Türkiye ekonomisinin yeşil ve kapsayıcı dönüşümü amaçlanıyor. AB Yeşil Mutabakatı kapsamına giren sektörlerde faaliyet gösteren verimli üretim süreçlerine sahip firmaların çevre dostu üretimi desteklenirken eş zamanlı olarak Türkiye Yeşil Fonu ile sermaye piyasalarının iklim finansmanı odağında derinleşmesinde ve çeşitlenmesinde etkin rol üstlenilerek özel sermayenin harekete geçirilmesi hedefleniyor. 30 yılı aşkın tecrübesiyle tıbbi malzeme sektörünün önde gelen oyuncularından biri olan Disera, bu ortaklık kapsamında karbon ayak izini azaltmaya, yenilenebilir enerji kullanımını artırmaya, üretim verimliliğini geliştirmeye ve atık ile su yönetimini güçlendirmeye yönelik projeleri hayata geçirecek. Yatırım aynı zamanda, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Hedefi doğrultusunda sanayide yeşil dönüşümün kapsayıcı bir anlayışla hızlandırılmasına yönelik önemli bir adım niteliği taşıyor. Anlaşmaya dair değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “75 yılı aşkın süredir ülkemizin ve sanayimizin çok yönlü kalkınması için pek çok ilke imza atmanın gururunu yaşadık. Bunlardan birini de kalkınma ve yatırım bankacılığı alanındaki uzmanlığımızı birleştirerek kurduğumuz Türkiye Yeşil Fonu oluşturuyor. Dünya Bankası ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizin önemli bir adımı olan Türkiye Yeşil Fonu kapsamında ortak çalışmalarımızı güçlendirirken, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik katkımızı da kararlılıkla artırıyoruz. Disera ile sağladığımız bu iş birliğinin, sanayimizin yeşil dönüşümüne ivme kazandırmanın yanı sıra tıbbi cihaz düzenlemeleri prensiplerine uygun çevre dostu ürünlerle toplum sağlığını da ileriye taşımaya yönelik bir adım olduğuna inanıyoruz. Bu kıymetli anlaşmanın Disera başta olmak üzere tüm paydaşlarımız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. Türkiye Yeşil Fonu’nun Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye yaptığı yatırımın şirketin sürdürülebilirlik vizyonuyla güçlü bir uyum içinde olduğunu belirten Disera A.Ş. Genel Müdürü Kenan Deniz Büyükakman, “Bu yatırım, sürdürülebilir üretim ve büyüme hedeflerimize duyulan güvenin önemli bir göstergesidir. Türkiye Yeşil Fonu ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde çevresel etkimizi azaltırken üretim ve ihracat kapasitemizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı. Maxis Girişim Sermayesi Genel Müdürü Özgür Temel, Türkiye Yeşil Fonu’nun, karbonsuzlaşma ve kapsayıcı dönüşüm hedefleri doğrultusunda şirketlerin yeşil dönüşüm süreçlerini desteklemeye devam ettiğini belirterek, Disera’ya gerçekleştirilen yatırımın Fon’un sağlık sektöründeki ilk yatırımı olma özelliğini taşıdığını aktardı. Yaklaşık 30 yıllık sektörel deneyimi, tıbbi cihaz alanındaki uzmanlığı ve teknoloji geliştirme kabiliyetiyle sağlık sektöründe önemli bir konuma sahip olan Disera’nın bugüne kadar yenilenebilir enerji ve ileri teknoloji alanlarında attığı adımların önemini vurgulayan Temel, bu adımların önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan yeşil dönüşüm yatırımları için sağlam bir temel oluşturduğuna dikkat çekti. Temel, “Bu yatırımla Disera’nın büyüme hedeflerine katkı sağlarken enerji ve kaynak verimliliğinin artırılmasını, çevresel etkinin azaltılmasını ve sürdürülebilirlik yaklaşımının şirketin gelecek dönem yatırımlarında daha da güçlendirilmesini hedefliyoruz. Disera yatırımının, sağlık sektöründe büyüme ve yeşil dönüşümün birlikte ilerlemesine yönelik önemli bir örnek teşkil edeceğine inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu. Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean-Christophe Carret ise “İklim eylemi ve sürdürülebilir büyüme için özel sektör sermayesinin harekete geçirilmesi, Türkiye’nin yeşil dönüşümünün hızlandırılması açısından kritik önem taşımaktadır. Türkiye Yeşil Fonu aracılığıyla Disera’ya yapılan yatırım, yenilikçi finansman mekanizmalarının şirketlerin çevresel ayak izlerini azaltmalarına yardımcı olurken aynı zamanda rekabet güçlerini artırabileceğini, istihdam yaratabileceğini ve kapsayıcı büyümeyi destekleyebileceğini göstermektedir. Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefine katkı sağlayan ve sağlık sektöründe daha sürdürülebilir üretim uygulamalarının yaygınlaşmasını destekleyen bu iş birliğini desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Bu yatırımın yeşil ve dayanıklı kalkınma alanında özel sektör tarafından yapılacak ilave yatırımları teşvik etmesini ümit ediyoruz.” dedi. Hâlihazırda Disera’nın yatırımcısı olan Azimut LCP I Özel Sermaye Fonu adına değerlendirmelerde bulunan Azimut Portföy Genel Müdürü Murat Salar, şunları söyledi: “Portföy yönetim sektörünün en büyük bağımsız şirketi olan Azimut Portföy’de, alternatif yatırım fonlarını da stratejik önceliklerimiz arasına aldık. Yönetmekte olduğumuz 13 milyar ABD doları varlık büyüklüğü yanında, alternatif fonlarda da kısa sürede 1 milyar ABD doları büyüklüğe ulaşmayı hedefliyoruz. Türkiye’de özel sermaye alanındaki stratejik ortağımız Lycian Capital Partners ile kurduğumuz LCP I GSYF, 3 milyar TL’yi aşkın fon büyüklüğüne ulaşırken, Fon’un ilk yatırımı olan Disera’nın bugüne kadar sergilediği performans, Azimut Grubu’nun Türkiye reel sektörüne ve özel sermaye piyasasına duyduğu güveni daha da pekiştirdi. TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu’nu Disera’nın yeni yatırımcısı ve ortağımız olarak aramızda görmekten büyük memnuniyet duyuyor, bu ortaklığın Disera’nın büyüme yolculuğuna ivme kazandıracağına inanıyoruz.” Lycian Capital Partners Yönetici Ortağı Gökhan Arıkoç ise şunları ekledi: “Lycian Capital olarak önceliğimiz, portföy şirketlerimize uzun vadeli ve sürdürülebilir değer katmak. Yeşil dönüşümü de değer yaratma stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Disera’yı kendi alanında küresel bir oyuncu haline getirme hedefimizde, TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu Türkiye Yeşil Fonu gibi vizyonumuzu paylaşan güçlü bir kurumsal yatırımcıyı ortaklarımız arasına katmaktan memnuniyet duyuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandıracak Haber

TÜRKÇİMENTO: Emisyon Ticaret Sistemi, Sanayinin Yeşil Dönüşümünü Hızlandıracak

Sektör, ETS’nin yalnızca yeni bir uyum alanı oluşturmadığını, aynı zamanda düşük karbonlu üretime yönelik yatırımları hızlandırarak Türk sanayisinin küresel rekabet gücünü destekleyecek önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, ETS’nin Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Çimento sektörü olarak Emisyon Ticaret Sistemi’ni bir uyum yükü değil, küresel rekabette öne geçme fırsatı olarak görüyoruz. Dünyada ticaret kuralları ve yeni kalkınma modelleri düşük karbonlu üretim ekseninde yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün dışında kalmak değil, dönüşümün içinde güçlü bir şekilde yer almak zorundayız. ETS’nin de Türkiye sanayisinin bu sürece hazırlanmasında önemli bir araç olacağına inanıyoruz” dedi. Bozay, sistemin başarılı şekilde uygulanabilmesi için öngörülebilir, şeffaf ve dengeli bir geçiş sürecinin önemine dikkat çekerek, “Sanayimizin dönüşüm kapasitesini güçlendirecek bir ETS tasarımı, işletmelerin yalnızca emisyonlarını azaltmasını değil, aynı zamanda enerji verimliliği, yenilikçi üretim süreçleri ve düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapmasını da teşvik edecektir. Bu nedenle pilot dönemden tam uygulamaya geçişte sektörlerin gerçek koşullarını dikkate alan kıyaslama kriterleri, adil geçiş yaklaşımı ve etkin yatırım destekleri büyük önem taşıyor” diye konuştu. “Karbon maliyeti dönüşümün finansmanına dönüşebilmeli” ETS’nin en önemli fırsatlarından birinin, karbon fiyatlandırmasından elde edilen kaynakların yeniden yeşil dönüşüme yönlendirilmesi olduğunu vurgulayan Bozay, “Sanayinin dönüşümü ciddi ve uzun vadeli yatırımlar gerektiriyor. Bu nedenle karbon piyasasından elde edilecek gelirlerin iklim değişikliğiyle mücadele, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm yatırımlarına aktarılması son derece değerli. Böylece karbon maliyeti yalnızca bir maliyet unsuru olmaktan çıkarak, sanayimizin dönüşümünü finanse eden sürdürülebilir bir kaynağa dönüşebilir” ifadelerini kullandı. ETS gelirlerinin iklim, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm projelerinde kullanılabilmesine yönelik düzenlemenin sistemin en dönüştürücü unsurlarından biri olduğu vurgulanıyor. Türk çimento sektörü, uzun yıllardır yürüttüğü emisyon izleme ve doğrulama çalışmaları sayesinde ETS’ye teknik ve kurumsal altyapı açısından hazırlıklı sektörlerin başında geliyor. Günlük 500 ton ve üzeri kapasiteli döner fırınlarda klinker üreten tesisleriyle sistemin hem pilot hem de ana uygulama döneminde yer alacak olan sektör, alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, enerji verimliliği, atık ısı geri kazanımı ve klinker/çimento oranının azaltılması gibi alanlarda dönüşüm çalışmalarını sürdürüyor. Uzun vadede ise karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) teknolojileri sektörün karbonsuzlaşma yol haritasında önemli bir yer tutuyor. Emisyon Ticaret Sistemi’nin Türkiye’nin ihracat rekabetçiliği açısından da stratejik bir öneme sahip olduğuna dikkat çeken Bozay, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uygulamaya geçmesiyle birlikte Türkiye’de ödenen karbon bedellerinin AB sınırında mahsup edilebilmesinin ihracatçı sektörler açısından kritik olduğunu belirtti. Bozay, “Türkiye’nin karbon maliyetinin kendi sınırları içinde yönetilebilmesi ve bu kaynağın yeşil dönüşüm yatırımlarına yönlendirilmesi, ihracatçı sektörlerimiz açısından önemli bir avantaj sağlayacaktır. Burada hedefimiz yalnızca yeni düzenlemelere uyum sağlamak değil; Türkiye’nin üretim gücünü, ihracat kapasitesini ve rekabetçiliğini koruyarak düşük karbonlu ekonomiye güçlü bir geçiş yapmaktır” dedi. SKDM kapsamında mahsup edilebilecek karbon bedelinin bir bölümünün Türkiye’de kalmasının yeşil dönüşüm yatırımlarına kaynak oluşturabileceği değerlendirmesi de TÜRKÇİMENTO’nun ETS yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda ETS’nin önemli bir dönüşüm aracı olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Çimento sektörü olarak yeşil dönüşümü bir zorunluluktan ibaret görmüyoruz. Bunu, Türkiye’nin üretim gücünü geleceğe taşıması ve küresel rekabette daha güçlü bir konum elde etmesi için stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. ETS’nin de bu dönüşümü hızlandıran, yatırımları teşvik eden ve sanayimizin rekabetçiliğini destekleyen bir yapıya kavuşması en büyük beklentimiz. Kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplumun iş birliğiyle Türkiye’nin düşük karbonlu üretim kapasitesini birlikte güçlendirebiliriz. TÜRKÇİMENTO olarak sektörümüzün dönüşümünü destekleyecek politika ve mekanizmaların geliştirilmesine katkı sunmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EIF 20. Yılında 30 Bin Kişiyi Ağırlamaya Hazırlanıyor Haber

EIF 20. Yılında 30 Bin Kişiyi Ağırlamaya Hazırlanıyor

30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla düzenlenecek EIF 2026’da, 30 binin üzerinde ziyaretçi hedefleniyor. Enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamalarının öne çıkacağı organizasyon; yatırımcıları, teknoloji üreticilerini, enerji şirketlerini ve karar vericileri aynı platformda buluşturacak. ENERJİ SEKTÖRÜNÜN GÜNDEMİ ANTALYA’DA ELE ALINACAK Enerji sektöründe yatırımların yönü; artan elektrik talebi, enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yeni teknolojilerle birlikte yeniden şekilleniyor. EIF 2026, üç gün boyunca sektörün güncel yatırım ve teknoloji gündemini Antalya’ya taşıyacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, B2B görüşmeler ve iş toplantılarıyla yeni ticari bağlantıların ve yatırım iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. 2025 yılında İngiltere, Almanya, Çin, İsviçre, Kosova ve Avusturya başta olmak üzere 25 ülkeden ticari heyeti ağırlayan EIF, 2026’da uluslararası katılımını daha da genişletmeye hazırlanıyor. Bu yıl Yurt dışından 32 farklı alım heyetinin Antalya’da sektör temsilcileriyle bir araya gelmesi planlanırken, birebir görüşmelerle Türk enerji sektörünün uluslararası pazarlardaki ticari temaslarının güçlendirilmesi hedefleniyor. KARBON PİYASALARI VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EIF 2026’DA GÜNDEMDE Enerji dönüşümünün yanı sıra karbon piyasaları ve sürdürülebilirlik başlıkları da EIF 2026’nın önemli gündem alanlarından birini oluşturacak. EIF Karbon Piyasaları Kongresi, karbon piyasalarının gelişimi, Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon kredileri, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları sektörün gündemine taşıyacak. Karbon piyasalarının yalnızca çevresel hedefler açısından değil, şirketlerin rekabetçiliği, yatırım kararları ve uluslararası ticaret açısından da giderek daha stratejik hale gelmesiyle birlikte kongrenin; kamu, özel sektör, yatırımcılar ve finans dünyası arasında bilgi ve iş birliği zemini oluşturması hedefleniyor. EIF’in karbon piyasaları odağı, enerji dönüşümü ile ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arasındaki bağlantıyı güçlendiren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. 20 YILLIK BİRİKİMİMİZİ YENİ İŞ BİRLİKLERİNE TAŞIYACAĞIZ Organizasyona ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan EIF Yönetim Kurulu Başkanı M. Murat Dilek: “EIF’i ilk kez düzenlediğimiz günden bugüne enerji sektöründeki büyük dönüşüme yakından tanıklık ettik. Bu süreçte sektörün değişen gündemini, yeni teknolojileri, yatırımcıları ve karar vericileri aynı platformda buluşturduk. Bu yıl Antalya’da 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firma ve 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Enerji depolama ve Tarım GES başta olmak üzere sektörün önümüzdeki dönem yatırım kararlarını şekillendirecek başlıkları gündeme taşıyacağız. 20 yıllık birikimimizi yeni yatırımlar ve uluslararası iş birlikleriyle ileriye taşımak istiyoruz.” 30 BİN METREKAREDE YAKLAŞIK 200 FİRMA 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla gerçekleşecek EIF 2026’nın, 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Organizasyon; enerji şirketlerinin yanı sıra yatırımcıları, finans kuruluşlarını, teknoloji sağlayıcılarını, mühendislik şirketlerini ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Fuarın öne çıkan gündemlerinden birini enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamaları oluşturacak. Enerji arz güvenliği ve şebeke esnekliği açısından önemi artan depolama yatırımları ile tarımsal üretimde enerji kullanımına yönelik yeni modeller, sektör temsilcilerinin gündeminde olacak. ULUSLARARASI ENERJİ BULUŞMASI ANTALYA’DA Antalya’nın uluslararası ulaşım ağı ve Akdeniz havzasındaki konumu, organizasyonun uluslararası katılım hedefini de destekleyecek. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımının hedeflendiği EIF 2026’da, B2B görüşmeler aracılığıyla şirketler ve yatırımcılar arasında doğrudan ticari temas kurulacak. EIF 2026 Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bonna’nın Yeşil Dönüşüm Odaklı Ar-Ge Projesi TÜBİTAK Desteği Almaya Hak Kazandı Haber

Bonna’nın Yeşil Dönüşüm Odaklı Ar-Ge Projesi TÜBİTAK Desteği Almaya Hak Kazandı

Proje; porselen üretim süreçlerinde oluşan atıkların ve kullanım ömrünü tamamlamış porselen ürünlerin yeniden üretim döngüsüne kazandırılmasını, yüksek oranda geri dönüştürülmüş atık içeren ve pişirim sıcaklığı ile süresi optimize edilerek enerji etkin üretim sağlayan yeni nesil porselen teknolojilerinin geliştirilmesini hedefliyor. 2014 yılından bu yana geliştirdiği yenilikçi masaüstü çözümleriyle HoReCa sektörünün güvenilir iş ortaklarından biri olan Bonna, sürdürülebilir üretim yaklaşımını Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarıyla ileri taşımaya devam ediyor. Bu doğrultuda Bonna Sürdürülebilirlik Komitesi öncülüğünde hazırlanan Ar-Ge başvurusu, TÜBİTAK 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm 2025-3 Çağrısı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Projenin resmi adı “Yüksek Oranda Atık İçerikli, Düşük Sıcaklıkta Sinterlenen Yeni Nesil Sofra Eşyaları Üretim Teknolojisi” olarak belirlenirken, proje kapsamında porselen üretim süreçlerinde ortaya çıkan atıkların yanı sıra kullanım ömrünü tamamlamış porselen ürünlerin de yeniden üretime kazandırılmasına yönelik yenilikçi teknolojiler geliştirilecek. Bonna’nın projesi, standart bir Ar-Ge çalışmasının ötesinde, yeşil dönüşüm ve kaynak verimliliğini üretim teknolojisinin merkezine alan bir yaklaşım ortaya koyuyor. Geliştirilecek teknolojiyle, yüksek oranda geri dönüştürülmüş atık içeren ve pişirim sıcaklığı ile süresi optimize edilerek enerji etkin üretim sağlayan yeni nesil porselenlerin üretilmesi hedefleniyor. Bu doğrultuda proje; doğal kaynak ve hammadde kullanımının azaltılması, enerji verimliliğinin artırılması ve üretim süreçlerinin karbon ayak izinin düşürülmesi açısından önemli bir potansiyel taşıyor. Aynı zamanda, üretimden kaynaklanan porselen atıklarının yeniden değerlendirilerek ekonomik değer yaratması ve döngüsel ekonomi yaklaşımının üretim süreçlerine daha güçlü biçimde entegre edilmesi amaçlanıyor. Sürdürülebilirlik yaklaşımını Ar-Ge gücüyle büyütüyor Bonna’nın sürdürülebilirlik yaklaşımı yalnızca tek bir projeye değil, üretim süreçlerinin bütününe yayılan uzun vadeli bir dönüşüm vizyonuna dayanıyor. Şirket, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atıkların azaltılmasını ve üretim süreçlerinin çevresel etkisinin düşürülmesini Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarıyla birlikte ele alıyor. TÜBİTAK desteği almaya hak kazanan proje de bu yaklaşımın önemli bir adımını oluşturuyor. Bonna, geliştireceği yeni nesil üretim teknolojileriyle daha az hammadde ve doğal kaynak kullanarak, daha düşük enerji tüketimiyle ve daha düşük çevresel etkiye sahip üretim modellerinin önünü açmayı hedefliyor. Bu yönüyle proje, Bonna’nın döngüsel ekonomi, kaynak ve enerji verimliliği ile düşük karbonlu üretim hedeflerinin Ar-Ge ve inovasyon kapasitesiyle somutlaştırıldığı önemli çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor. “Sürdürülebilir üretimi Ar-Ge ve inovasyon gücümüzle ileri taşıyoruz” Bonna Genel Müdürü Erbil Aşkan, TÜBİTAK desteği almaya hak kazanan projenin şirketin sürdürülebilirlik vizyonunun önemli bir göstergesi olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, geleceğe yönelik iş modelimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bonna Sürdürülebilirlik Komitesi öncülüğünde geliştirdiğimiz ve TÜBİTAK 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan projemiz, bu yaklaşımımızı Ar-Ge ve inovasyon gücümüzle somut bir üretim teknolojisine dönüştürme hedefimizin önemli bir göstergesi. Porselen üretim süreçlerinde oluşan atıkları ve kullanım ömrünü tamamlamış porselen ürünleri yeniden üretim döngüsüne kazandırırken doğal kaynak ve hammadde kullanımını azaltmayı, enerji verimliliğimizi artırmayı ve karbon ayak izimizi düşürmeyi hedefliyoruz. Yüksek oranda geri dönüştürülmüş atık içeren ve pişirim sıcaklığı ile süresi optimize edilerek enerji etkin üretim sağlayan yeni nesil porselen teknolojileri geliştirmek, yalnızca üretim süreçlerimizi dönüştürmek açısından değil, sektörümüzde daha sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaşması açısından da önemli bir adım. Bonna olarak Ar-Ge yetkinliğimizi sürdürülebilirlik hedeflerimizle bir araya getirerek kaynakları daha verimli kullanan, döngüsel ekonomiyi destekleyen ve çevresel etkisi daha düşük üretim teknolojileri geliştirmeye odaklanıyoruz. ‘Yarına da kalsın’ anlayışımız doğrultusunda, üretimden toplumsal katkıya kadar attığımız her adımda daha sürdürülebilir bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.