Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeşil Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Yeşil Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’nın Balkan Şehirleri Ağı’na Üyeliği Kesinleşti Haber

Bursa’nın Balkan Şehirleri Ağı’na Üyeliği Kesinleşti

Avrupa Birliği'nin doğu sınırlarını ve Avrasya'nın batı ayağını oluşturan önemli bir bölge olan Balkanlar'daki yerel yönetimleri bir araya getirmek amacıyla 2021 yılında kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın 5. Yıllık Zirvesi, Hırvatistan’ın Zagreb kentinde yapıldı. BALKANLARLA GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİ Belediye başkanları, yerel yönetim temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya geldiği zirvede, Balkanlar ile güçlü bağları bulunan Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de üyeliği de kesinleşti. Bu üyelikle Bursa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir şehircilik, demokratik yönetişim, kültürel ve ekonomik iş birlikleri ile bölgesel dayanıklılığın artırılmasına yönelik somut, iş birliğine dayalı ve geleceğe dönük projelerde aktif rol üstlenecek. “BURSA, BALKAN COĞRAFYASINDA AKTİF ROL ÜSTLENECEK” Marmara Belediyeler Birliği Başkanı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, B40 Balkan Şehirleri Ağı üyeliğinin tarihi bir adım olduğunu söyledi. Balkanlar ile olan köklü tarihi ve kültürel bağları, bugünün vizyonu ve yarının projeleriyle birleştirdiklerini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, Avrupa ve Balkanlar’ın en kapsamlı yerel yönetim ağının bir parçası olarak; yeşil dönüşümden sürdürülebilir şehirciliğe kadar pek çok stratejik alanda iş birliğinin kurumsal temelini attıklarını dile getirdi. Tarihi ve kültürel bağların en güçlü olduğu Balkan coğrafyasına Bursa’nın tecrübesini aktaracaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Hayata geçireceğimiz ekonomik projelerle şehrimizi geleceğe hep birlikte hazırlayacağız. Sınırları aşan kardeşliğimizi, bölgesel kalkınma ve ortak bir gelecek hedefiyle çok daha ileriye taşıyacağız” dedi. ÜYE ŞEHİRLER ARASINDA BİLGİ PAYLAŞIMI Zirve programında ‘Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik’, ‘Kültür ve turizm alanında iş birliği’, ‘Demokrasi ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi’ başlıkları ön plana çıktı. Program kapsamında üye şehirler arasında bilgi paylaşımını artırmayı ve ortak eylemleri hızlandırmayı hedefleyen yuvarlak masa toplantıları düzenlendi. YÜKSEK DÜZEYLİ İKİLİ GÖRÜŞMELER Zirve kapsamında ayrıca B40 Genel Kurulu, Yürütme Kurulu Toplantısı, Şehir liderleri arasında gerçekleştirilen yüksek düzeyli ikili görüşmeler düzenlendi. Eurocities iş birliğiyle organize edilen Yerel Demokrasi Paneli de birçok büyük Avrupa kentinin belediye başkanını bir araya getirerek yerel demokrasinin korunması ve güçlendirilmesine odaklandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, program kapsamında Selanik Belediye Başkanı Stelios Aggeloudis ve Zagreb Belediye Başkanı Tomislav Tomašević ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi. 60’TAN FAZLA ÜYE ‘Daha İyi Gelecek, Daha İyi İşbirliği’ temasıyla 2021 yılında düzenlenen İstanbul Zirvesi sonrasında imzalanan ‘İstanbul Deklarasyonu’ ile kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın gelinen aşamada 60’tan fazla üye kenti bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şarj Ekosisteminde Yeni Dönem Haber

Şarj Ekosisteminde Yeni Dönem

Elektrikli ulaşımın bugünü ve yarınının kapsamlı biçimde değerlendirildiği Dünyamızı Şarj Edelim Zirvesi’nde, ekosistemin dönüşümünü şekillendiren başlıklar uzman isimler tarafından ele alındı. Zirvede, Halkbank’ın elektrikli araç şarj ekosistemine yönelik geliştirdiği Paraf Şarj ödeme sisteminin, sektörün gelişimine sağladığı katkılar öne çıktı. Tek adımda ödeme kolaylığı sağlayan ve yeni nesil POS cihazlarıyla birlikte çalışan Paraf Şarj’ın elektrikli araç kullanımını kolaylaştırıcı ve teşvik edici hale getireceği vurgulandı. Elektrikli araç ve şarj sistemindeki dönüşüm Ülkemizin elektrikli araç ekosistemindeki dönüşümüne yer verilen zirvede, 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla 350 bin olan elektrikli araç sayısının 2030 yılında yaklaşık 1,7 milyona ulaşmasının beklendiği, bu büyümeye paralel olarak şarj soketi sayısının da 150 bini aşacağı ifade edildi. Zirvede ayrıca elektrikli otomobil şarj sisteminin gelişiminde bankacılık sektörünün rolü üzerinde durulurken, Halkbank’ın sunduğu bütünleşik finansal çözümlerin ve Paraf Şarj gibi yenilikçi ödeme sistemlerinin hem altyapı yatırımlarını teşvik ettiği hem de kullanıcılar için güvenli ve kesintisiz bir şarj deneyimi inşa ettiği belirtildi. Enerji dönüşümünü ve kalkınma hedeflerini finanse etmek Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, “2026 yılında elektrikli dönüşümün hızlanarak devam edeceğini düşünüyoruz. Bu noktada bankacılık sektörünün rolü kritik bir boyut kazanmaktadır. Bir ülkede elektrikli mobiliteyi mümkün kılan unsur, yalnızca araç çeşitliliği değil; o araçların ülkenin her noktasında güvenli ve erişilebilir biçimde şarj edilebilmesidir. Bu da şarj altyapısının bir yatırım alanı olarak ele alınmasını ve uzun vadeli finansmanla desteklenmesini gerektirir. Elektrikli araçlar aynı zamanda bir enerji dönüşüm aracıdır. Artan şarj ihtiyacı, elektrik talebini ve dolayısıyla yenilenebilir enerji yatırımlarını tetikler. Bu bağlamda elektrikli mobilite, iklim politikaları, cari denge ve enerji güvenliğiyle doğrudan ilişkilidir. Bankacılık sektörü de bu zincirin tam merkezinde yer alarak, Ülkemizin enerji dönüşümünü ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini finanse etmektedir” dedi. Şarj altyapısına kesintisiz destek Zirvenin ilk bölümünde; elektrikli araç şarj ekosisteminin finansal boyutu, enerji altyapılarıyla entegrasyonu, koordineli elektrik güç sistemleri, kablosuz ve yenilikçi şarj teknolojileri ile afet durumlarında elektrikli ulaşım sistemlerinin oynadığı rol ele alındı. Ayrıca, önümüzdeki dönemde elektrikli araçların şarj altyapısında öne çıkacak teknolojik yenilikler ve küresel eğilimler değerlendirildi. İkinci bölümde ise yenilikçi enerji çözümlerinde üniversite- sektör iş birlikleri, çevre dostu finansal ürünlerin dönüşümü, elektrikli araç ekosisteminde maliye politikaları ve regülasyonlar gündeme geldi. Zirvede, elektrikli mobilitenin sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm ve ekonomik politika eksenindeki etkileri çok boyutlu bir perspektifle ele alındı. Moderatörlüğünü Uzman Dr. Sinan İbiş’in yaptığı zirvede; Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Dr. İsmail İlhan Hatipoğlu, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, İstinye Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik, EPİAŞ Genel Müdürü Taha Meli Arvas’ın yanı sıra birçok akademisyen ve sektör temsilcileri katıldı.

Tüm Dünyadan Mobilya Sektörü Profesyonelleri İstanbul’da Buluşacak Haber

Tüm Dünyadan Mobilya Sektörü Profesyonelleri İstanbul’da Buluşacak

Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) koordinasyonunda, İstanbul Fuar Merkezi (İFM) ve TÜYAP Fuar Merkezi’nde eş zamanlı olarak düzenlenecek IIFF 2026, Türk mobilya endüstrisinin üretim gücünü, tasarım yetkinliğini ve ihracat vizyonunu dünya ile buluşturacak. MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, IIFF’nin Türk mobilya sektörünün ihracat vizyonunda kilit bir rol üstlendiğini belirterek, “Türk mobilyası bugün dünyada güçlü bir başarı hikâyesi yazıyor. Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı, bu başarının küresel pazarlara taşınmasında stratejik bir platform. 2025 yılında 4,6 milyar doları aşan ihracatımızı, 2030’da 12 milyar dolar seviyesine ulaştırma hedefimiz doğrultusunda IIFF, sektörümüzün en önemli uluslararası vitrini olmaya devam ediyor” dedi. Türk mobilya endüstrisinin üretim gücünü, tasarım yetkinliğini ve yenilikçi vizyonunu dünya sahnesine taşıma hedefiyle düzenlendiği her yıl dikkatleri üzerine çeken ve uluslararası ölçekte mobilya sektörünün en prestijli üç etkinliğinden biri olarak kabul edilen Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı (IIFF), bu yıl da sektördeki yeniliklere ve sürdürülebilirliğe ev sahipliği yapacak. Toplam 250 bin metrekarelik alanda, 3.000’i aşkın markanın en yeni koleksiyonlarıyla yer alacağı fuar, 150’den fazla ülke ve bölgeden 150 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlayacak. İç mimarlar, dekoratörler, zincir mağaza yöneticileri, ithalat ve ihracat profesyonelleri, otel satın alma yöneticileri ve tasarımcıların yoğun ilgi göstermesi beklenen IIFF 2026; yeni iş birliklerinin kurulacağı, ihracat fırsatlarının şekilleneceği ve Türk mobilya endüstrisinin küresel marka gücünün bir kez daha ortaya konacağı stratejik bir buluşma noktası olacak. Sürdürülebilirlikten beslenen başarı hikayesi Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’na (IIFF) sayılı günler kala, fuarın sektörel ve ekonomik önemine dikkat çeken MOSFED Başkanı Ahmet Güleç, Türk mobilya sektörünün küresel ölçekte güçlü bir başarı hikâyesi yazdığını vurguladı. Ahmet Güleç, “Türk mobilyası bugün dünyada bir başarı hikâyesi ortaya koyuyor. Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı ise bu hikâyenin oluşmasında ve uluslararası pazarda kalıcı bir yer edinilmesinde en etkili ve stratejik platformlardan biri konumunda” dedi. Her yıl düzenlenen IIFF’nin, üreticilerin yeni yıla ihracat odaklı güçlü bir başlangıç yapmasını sağladığını belirten Ahmet Güleç, fuar kapsamında dünyanın dört bir yanından gelen satın almacılarla kurulan doğrudan temasların, yeni ticari anlaşmalara ve uzun vadeli iş birliklerine dönüştüğünü ifade etti. Dünya mobilya üretiminin yüzde 2’sini gerçekleştiren Türkiye’nin; hem en büyük ilk 10 üretici hem de en büyük ilk 10 ihracatçı ülke arasında yer aldığını hatırlatan Ahmet Güleç, sektörün 2025 yılında 4,6 milyar doları aşan ihracata imza attığını kaydetti. Türk mobilya sektörünün 2030 ihracat hedefinin 12 milyar dolar olduğunu vurgulayan Güleç, bu hedefe ulaşılmasında IIFF’nin kritik bir rol üstlendiğinin altını çizdi. Fuarın bu yıl odağının sürdürülebilirlik olduğunu belirten Güleç, “Bu yıl fuarımızı, tasarım ve ticaretin yanı sıra yeşil dönüşümün de merkezi haline getiriyoruz. Sürdürülebilir üretim anlayışını teşvik eden çalışmalarımız ve sektörümüze yol gösteren projelerimizle, Türk mobilyasını geleceğin rekabet koşullarına hazırlıyoruz” dedi. Sektörün geleceğe açılan kapısı Uluslararası ölçekte mobilya sektörünün en büyük ve en etkili üç organizasyonundan biri olarak kabul edilen IIFF, sektörün geleceğini şekillendiren vizyonuyla, dünya mobilya endüstrisinin gözünü bir kez daha Türkiye’ye çevirecek. IIFF 2026, “Sürdürülebilirlik” teması çerçevesinde; modern ve modüler mobilyalardan lüks tasarımlara; ofis, otel ve dış mekân mobilyalarından yatak, çocuk ve genç odası koleksiyonlarına kadar sektörün tüm ürün gruplarını aynı çatı altında buluşturacak. Fuar yalnızca bir ticaret platformu değil, aynı zamanda tasarım, inovasyon ve yeşil dönüşüm odağında şekillenen bütüncül bir sektör vitrini sunacak. Geçtiğimiz yıl fuar süresince gerçekleştirilen görüşmelerle yaklaşık 3 milyar dolarlık iş hacmi yaratan IIFF, 2026’da artan uluslararası katılımı ve güçlü içeriğiyle bu etkiyi daha da ileri taşıyacak.

Bursa’da Yeşil Dönüşüm Başladı Haber

Bursa’da Yeşil Dönüşüm Başladı

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Yeşil Şehirler Programı kapsamında hazırladığı ve kentin çevresel sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi hedefleyen ‘Bursa Yeşil Şehir Eylem Planı’, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki toplantıda kamuoyuna anlatıldı. “YEŞİL BURSA’ HEDEFİMİZİN SOMUT BİR İFADESİDİR” ‘Yeşil Şehirler’ kavramının kentlerin gelecekte daha yaşanabilir, daha güçlü, daha dirençli olması ve karbon salınımının azalması için önemli bir hedef olduğunu söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, EBRD ile birçok projede ortaklık yaptıklarını, bundan sonra da farklı projede birlikte olacaklarını belirtti. Bursa’nın çevresel sürdürülebilirliğini güçlendirecek çok önemli bir yol haritası olan ‘Bursa Yeşil Şehir Eylem Planı’nı kamuoyuyla paylaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bu plan, yalnızca teknik bir belge değildir. Bu plan, ‘Yeniden Yeşil Bursa’ hedefimizin somut bir ifadesidir. Bir zamanlar Bursa, ovası, dağı ve deniziyle insanların yaşamaktan keyif aldığı, emeklilerin yaşamayı hayal ettiği bir kent idi. Maalesef bazı değerlerimizi kaybettik. Göç, nüfus artışı, sanayileşme, kent yöneticilerinin göz yummasıyla oluşan değer kayıpları hep etkili oldu. Bursa, her yönüyle inanılmaz değerli bir kenttir. Bursa’da yaşayanlar olarak kentin değerlerini korumalı, gelecek kuşaklara aktarmalıyız. Yıllarca çevre için mücadele edenlerin ne kadar haklı olduğunu şu anda daha iyi anlıyoruz. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum” diye konuştu. “PLAN, DOĞAYLA UYUMLU KALKINMAYI ESAS ALAN ANLAYIŞIN ÜRÜNÜ” Hazırlanan planın, yeniden ‘Yeşil Bursa’yı kazanma adına somut adımların bir ifadesi olduğunu vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, planın doğayla uyumlu kalkınmayı esas alan, geleceği bugünden düşünen bir anlayışın ürünü olduğunu belirtti. Kentlerin artık sadece büyümekle yetinemeyeceğini, doğaya saygılı, dirençli ve sürdürülebilir olmanın zorunluluk haline geldiğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak çevreye duyarlı, doğayla uyumlu, iklim krizine karşı dirençli ve daha yaşanabilir bir Bursa için kararlılıkla çalışıyoruz. Bursalıların önerilerine her zaman açığız ve birlikte yol yürüme konusunda kararlıyız. Bu anlayışla EBRD’nin Yeşil Şehirler Programı’na katıldık. Bursa Yeşil Şehir Eylem Planı’nın hazırlık süreci 2023 yılı Aralık ayında başlatıldı. Yaklaşık iki yıl süren bu süreçte; ortak aklı ve katılımcılığı esas aldık” dedi. “ORTAK AKILLA HAZIRLANMIŞ STRATEJİK BİR REHBERDİR” Çalışmalar kapsamında su ve hava kalitesinden enerji ve atık altyapısına, ulaşımdan binalara, yeşil alanlardan sosyal alanlara kadar Bursa’nın çevresel durumunun bilimsel verilerle ele alındığının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, risklerin belirlendiğini, ihtiyaçların netleştirildiğini, önceliklerin ortaya koyulduğunu dile getirdi. ‘Bursa Yeşil Şehir Eylem Planı’nın Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 Aralık ayı meclisinde onaylandığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bu plan, Bursamızın çevresel sürdürülebilirlik yolculuğunda ortak akılla hazırlanmış stratejik bir rehberdir. Bu rehberle birlikte çevre kalitesini artırmayı, iklim değişikliğine karşı kentin direncini güçlendirmeyi, daha sağlıklı, daha yaşanabilir ve daha yeşil bir Bursa’yı hep birlikte inşa etmeyi hedefliyoruz. Bu planın başarısı, yalnızca belediyemizin çabalarıyla mümkün değildir. Kamu kurumlarının, akademi dünyasının, özel sektörün ve sivil toplumun katkısı olmadan yeşil dönüşüm başarıya ulaşamaz. Bu nedenle planın uygulanması, izlenmesi ve geliştirilmesi süreçlerinde tüm paydaşlarımızla birlikte hareket etmeyi önemsiyoruz” diye konuştu. “YEŞİL RENGİN TÜM TONLARINI KENTİMİZİN HER KÖŞESİNE TAŞIYALIM” Bursa Yeşil Şehir Eylem Planı’nın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür eden Başkan Mustafa Bozbey, “Birlikte hareket ederek, doğayla uyumlu kalkınmayı esas alan bu yol haritasını kararlılıkla hayata geçirecek ve Bursamızı geleceğe güvenle taşıyacağız. İlçe belediyelerine de büyük sorumluluk düştüğünün altını çizmek isterim. Bursa, 17 ilçesiyle ortak hareket etme sorumluluğundadır. Gelin, Bursamızın yeşil renginin tüm tonlarını kentimizin her köşesine birlikte taşıyalım. Bursamızın çevre duyarlılığını dünya sahnesine hep birlikte çıkaralım” dedi. “PLAN, BURSA’NIN İLHAM KAYNAĞI HALİNE GELMESİNE VESİLE OLSUN” EBRD Altyapı Bölge Başkanı İdil Gürsel, EBRD Yeşil Şehirler Programı hakkında katılımcılara bilgi verdi. Türkiye’de faaliyete başladıkları 2009 yılından bu yana 450’den fazla projeye 20 milyar Euro’dan fazla finansman sağladıklarını hatırlatan Gürsel, 20 milyar Euro’nun bir milyar Euro’sunun Türkiye’deki belediyelere direkt sağlanan kredilerden oluştuğunu dile getirdi. Bursa, İstanbul, Gaziantep, İzmir, Ankara ve Mersin olmak üzere 6 şehrin ‘EBRD Yeşil Şehirler Programı’nda olduğunu belirten Gürsel, “Bursa’nın Yeşil Şehirler Programı’na dâhil olmasına vesile olan Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi ve isale hattı projesiyle su temini ve kuraklıkla mücadele açısından hayati önemde bir projeye imza atılıyor. Bu projeyle şehrin artan nüfusu için güvenli içme suyu sağlamanın yanı sıra sürdürülebilir ve enerji verimli su yönetimine katkı sağlanıyor. Bu plan, Bursa’nın daha yaşanılabilir, daha sürdürülebilir ve gelecek nesiller için ilham kaynağı bir şehir haline gelmesine vesile olsun. Bursa için yeşil ve sürdürülebilir bir gelecek oluşturma konusundaki güçlü kararlılığı ve liderliği için Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Konuşmaların ardından Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Cihat Kahraman tarafından ‘Bursa Yeşil Şehir Eylem Planı’ ile ilgili bilgilendirme yapıldı. 5 yıl boyunca ulaşım başta olmak üzere toplam 8 sektörde 2,13 milyar Euro yatırımın planlandığını açıklayan Kahraman, 2035 için sektörel hedeflerden de bahsederek plan doğrultusunda kentsel alanda kişi başına düşen yeşil alan miktarını artırmayı, ulaşım konusunda ise düşük emisyonlu ve sürdürülebilir ulaşım türlerine geçişi hızlandırmayı hedeflediklerini anlattı. Tarımsal ve endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan yer altı suyu, yüzeysel sular ve deniz kirliliğini en aza indirmeyi amaçladıklarını dile getiren Kahraman, evsel ve endüstriyel katı atıkların uygun şekilde ayrıştırılmasını, işlenmesini ve bertaraf edilmesini sağlamanın da temel stratejik amaçlardan biri olduğunu dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Alüminyum 2025’te Katma Değerli Üretime Odaklandı Haber

Eti Alüminyum 2025’te Katma Değerli Üretime Odaklandı

Türkiye’nin tek birincil alüminyum üreticisi olan Eti Alüminyum, 2025 yılında üretim gücünü ürün çeşitliliği ve teknik yetkinlik ekseninde yeniden yapılandırırken, stratejik sektörlere yönelik üretim kabiliyetini de güçlendirdi. Seydişehir’de yarım asrı aşkın süredir sürdürülen üretim faaliyetleri; Ar-Ge, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla desteklendi. Şirketin 2025 yılı performansını değerlendiren Eti Alüminyum Genel Müdürü Mehmet Arkan, şu ifadeleri kullandı: “Alüminyum artık yalnızca bir sanayi girdisi değil; savunmadan enerjiye, ileri teknolojiden yeşil dönüşüme kadar pek çok alanın stratejik yapı taşı. 2025 yılında odağımız, Eti Alüminyum’u bu dönüşümün merkezinde konumlandıracak üretim ve teknoloji altyapısını güçlendirmek oldu. Haddehane yatırımımız, Ar-Ge projelerimiz ve yeşil enerji hamlelerimizle bugün attığımız adımların, önümüzdeki yıllarda daha yüksek katma değer, daha güçlü rekabet ve daha sürdürülebilir bir sanayi yapısı yaratacağına inanıyoruz. Bu vizyonla, Eti Alüminyum’u yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına da cevap verebilen bir üretim gücü haline getirmeyi hedefliyoruz.” HADDEHANE YATIRIMIYLA KATMA DEĞERLİ ÜRETİMDE YENİ AŞAMA 2025 yılında Eti Alüminyum’un en önemli yatırım başlıklarından biri yapımı devam eden yeni haddehane yatırımı oldu. Toplam yatırım tutarı 10 milyar TL’yi aşan tesisin, ilk etapta 100 bin ton üretim kapasitesiyle devreye alınması; ilerleyen aşamalarda ise kapasitenin 200–250 bin ton seviyelerine çıkarılması hedefleniyor. Haddehane yatırımıyla birlikte, özellikle savunma sanayi, havacılık ve ileri imalat sektörleri için kritik öneme sahip sıcak ve soğuk hadde ürünlerinin yurt içinde üretilmesi amaçlanıyor. Bu sayede Türkiye’nin yassı alüminyum ürünlerde ithalata olan bağımlılığının azaltılması, yıllık yaklaşık 600 milyon dolarlık ithalatın önüne geçilmesi ve Seydişehir’de uzun vadeli istihdam ile ekonomik hareketliliğin desteklenmesi hedefleniyor. AR-GE ÇALIŞMALARIYLA ÜRETİMDE YENİ ALANLAR AÇILIYOR Eti Alüminyum, 2025 yılında kapasite yatırımlarının yanı sıra Ar-Ge faaliyetleriyle üretim yetkinliğini güçlendirmeye devam etti. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar sonucunda özel alümina üretim hattı devreye alındı. Yıllık 40 bin ton kapasiteye ulaşması hedeflenen üretim hattı sayesinde; savunma sanayi, seramik ve termal izolasyon gibi stratejik alanlarda kullanılan, yüksek saflık ve dayanım gerektiren bu önemli hammaddenin yurt içinde üretilmesine başlandı. Ar-Ge çalışmaları kapsamında ayrıca, alüminyum üretim sürecinde ortaya çıkan boksit atığından lityum geri kazanımına yönelik pilot üretim başarıyla tamamlandı. Bunun yanında, petrokimya sektöründe kullanılan katalizörlerin yerli üretimine yönelik test süreçleri devam ederken, olumlu sonuçlar alınması halinde ithal edilen bu kritik girdinin Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor. YENİLEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARIYLA ÜRETİMDE DÖNÜŞÜM Eti Alüminyum, üretim faaliyetlerini enerji yatırımlarıyla birlikte ele alarak 2025 yılında yeşil dönüşüm stratejisini güçlendirdi. Seydişehir’deki 189 MW güneş enerjisi kurulu gücüne ek olarak, Gaziantep’te 95 MW ve Çumra’da 4 MW kapasiteli güneş enerjisi santralleri devreye alındı. Sivas’ta planlanan 42 MW kapasiteli yeni GES yatırımıyla birlikte, şirketin güneş enerjisinde toplam kurulu gücünün 330 MW seviyesine ulaşması hedefleniyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, Eti Alüminyum’un üretimde kullandığı elektriğin tamamını temiz enerji kaynaklarından karşılamaya yönelik uzun vadeli “yeşil alüminyum” vizyonunun temel unsurları arasında yer alıyor. Oymapınar Hidroelektrik Santrali ile başlayan bu dönüşüm süreci, güneş enerjisi yatırımlarıyla genişletilerek düşük karbonlu üretim yaklaşımının kalıcı biçimde güçlendirilmesini amaçlıyor. ÇEVRESEL SORUMLULUK ODAKLI SAHA UYGULAMALARI Eti Alüminyum, 2025 yılında yenilenebilir enerji yatırımlarıyla güçlendirdiği düşük karbonlu üretim yaklaşımını, sahadaki çevresel sorumluluk uygulamalarıyla desteklemeyi sürdürdü. Bu yaklaşım doğrultusunda, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü çerçevesinde gerçekleştirilen çalışmalarla 37.900 fidan toprakla buluşturuldu. Dikilen fidanların büyüme süreçleri boyunca yılda yaklaşık 490 ton karbonu atmosferden temizlemesi öngörülüyor. SANAYİ Z.0 İLE NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞINA YATIRIM Eti Alüminyum, 2025 yılında yalnızca üretim ve teknoloji yatırımlarına değil, nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine yönelik çalışmalarına da devam etti. Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen Sanayi Z.0 Programı kapsamında, Seydişehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerine burs, staj ve uygulamalı eğitim desteği sağlandı. Programın başlangıcından bu yana 200 öğrenci tesislerde staj yaparken, 180 öğrenciye burs desteği sunuldu. Eti Alüminyum mühendislerinin mentorluk katkısıyla yürütülen program, sanayi–okul iş birliğini güçlendiren ve gençlerin üretimle doğrudan temas kurmasını sağlayan sürdürülebilir bir model olarak devam ediyor. Seydişehir’den aldığı güçle yoluna devam eden Eti Alüminyum, üretimden Ar-Ge’ye, enerjiden insan kaynağına uzanan bütüncül yaklaşımıyla Türkiye sanayisine uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. ETİ ALÜMİNYUM HAKKINDA: 1967 yılında temelleri atılan ve 1973'te üretime başlayan Eti Alüminyum, 2005'ten bu yana sanayinin öncü gruplarından Cengiz Holding çatısı altında faaliyetlerini sürdürüyor. Özelleştirme İdaresi’nden alındıktan sonra yenileme, kapasite artırımı ve teknoloji yatırımlarına hız verilen tesislere, bugüne kadar haddehane yatırımları hariç olmak üzere 700 milyon doların üzerinde yatırım gerçekleştirilmiştir. Tüm bu yatırımlar sayesinde bugün, Türkiye'de madenden son ürüne kadar üretim yapabilen tek entegre tesise sahip olan Eti Alüminyum’da yılda 82.000 ton alüminyum üretiliyor. Üretilen ürünler, pencere profilinden uçaklara, turizmden savunma sanayine kadar çok geniş bir alanda kullanılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzocam 2025’i Yüzde 55’lik Ciro Artışıyla Kapattı Haber

İzocam 2025’i Yüzde 55’lik Ciro Artışıyla Kapattı

Türkiye yalıtım sektörünün lider markası İzocam, 60. kuruluş yıldönümünü kutladığı 2025 yılını satış hacmi ve üretimde elde ettiği başarıların sonucu olarak, bir önceki yıla göre yüzde 55’lik bir ciro artışıyla geride bıraktı. Son aylarda elde ettikleri güçlü performansın, yıl boyunca sürdürdükleri stratejik çalışmaların sonuçlarını net biçimde ortaya koyduğunu belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “Firmamız açısından satış hacmi ve üretim açısından oldukça verimli ve başarılı bir dönem olarak tamamladığımız 2025 yılını, önceki yıla göre yüzde 55’lik bir ciro artışıyla kapattık. Camyünü ve taşyünü ürün gruplarımızda tonaj bazında rekor seviyelere ulaşmış bulunmaktayız. Tekiz sandviç panel ürün grubumuz, yılın ilk yarısında sanayi sektöründeki dalgalanmaların etkisiyle yıla zayıf başlamış olsa da ikinci yarıda önemli proje kazanımlarıyla kapasitesini doldurmuş ve yılsonu hedeflerimize ulaşmıştır. Özellikle taşyünü panel grubunda pazar liderliğimizi sürdürmekte, birçok büyük projede tercih edilmekteyiz. Mekanik izolasyon tarafında ise kauçuk izolasyon malzemeleri, camyünü ve taşyünü boru ürünlerinde pazar payımızı artırırken; XPS ve EPS ürün gruplarımızda da projelerdeki varlığımızı geçtiğimiz yıla göre yüzde 20’nin üzerinde artırmış bulunmaktayız. 2025 yılı aynı zamanda şantiye ve projelere daha fazla odaklandığımız bir yıl olmuştur. Deprem bölgesindeki yeniden yapılanma çalışmalarıyla birlikte, sanayi ve bina inşaat projelerini yakından takip etmekteyiz” diye konuştu. İzocam olarak 2025 yılında iç pazardaki güçlü performanslarına paralel olarak, ihracat pazarlarında da önemli bir ivme yakaladıkların? ? açıklayan Murat Savcı, “2024 yılına göre dolar bazında yaklaşık yüzde 30’luk bir ihracat artışı sağlamış bulunmaktayız. Bu artışta özellikle camyünü ve sandviç panel ürün gruplarımız öne çıkmaktadır. Ortadoğu ve Ukrayna’daki jeopolitik gelişmeler bazı bölgelerde satışlarımızı etkilese de Avrupa’da yeni pazarlara girişlerimiz ihracattaki başarımızı olumlu şekilde desteklemiştir” dedi. 2026’da Kapasite Artışı, Dijitalleşme ve İhracatta Güçlü Hedefler 2026 yılına yönelik hedeflerinin; kapasite büyümesi, ihracat artışı, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında yakaladıkları güçlü ivmeyi devam ettirmek olduğunu belirten İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, “Hem ülkemizin enerji verimliliği hedeflerine hem de yeşil dönüşüm politikalarına katkı sunmayı, çevreye duyarlı üretim yaklaşımımızı güçlendirmeyi ve sektörümüzdeki liderliğimizi daha da ileri ta şımaya kararlıyız. Enerji verimliliği yüksek binaların Türkiye’nin geleceğinde kritik rol oynayacağına olan inancımızla; ülkemizin sürdürülebilir yarınları için değer üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Kayseri’de kurulu bulunan yeni üretim tesislerinin tam kapasiteyle devreye girmesiyle birlikte üretim maliyetlerinin azalmasını, kârlılığın artmasını ve ihracatın güçlenmesini beklediklerini vurgulayan Murat Savcı, “Kayseri tesisimizden İzocam ürün portföyünün tamamını sevk ederek lojistik verimliliğimizi artırmayı hedeflemekteyiz. Tarsus camyünü tesisimizde ise ürün portföyümüzü iyileştirme ve yeni ürün geliştirme çalışmalarımız sürdürülmektedir. XPS ürün grubunda yapılacak geliştirmelerle de perakende pazarında ve proje bazlı kullanımlarda rekabet gücümüzü daha da yükseltmeyi amaçlamaktayız. Aynı zamanda 2026 yılında ‘Kazandıran İzocam’ sadakat programımızı daha da yayg? ?nlaştırmayı, tali bayilerimize yönelik yeni yazılım altyapımızı devreye almayı ve dağıtım kanalı etkinliğimizi artırmayı planlamaktayız” şeklinde konuştu. İkiz Dönüşüm Stratejisi: Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Bir Arada Sürdürülebilir gelecek için inovasyon ve çevre odaklı yatırımlarının da kararlılıkla devam ettiğini ifade eden Murat Savcı, “Yapay zekâ uygulamalarımız iş süreçlerimizi hızlandırarak verimliliğimizi artırmakta; sıfır atık projelerimiz sürdürülebilir kalkınmanın güçlü halkalarından biri hâline gelmektedir. Dijitalleşme ve çevresel sürdürülebilirliği eş zamanlı olarak kapsayan ’ikiz dönüşüm’ vizyonumuz ile hem sektörümüzün rekabetçiliğini artıran hem de gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmayı amaçlayan bütünsel bir yaklaşım sergilemekteyiz” dedi. Dijitalleşmenin, tüm sektörlerde olduğu gibi yalıtım sektöründe de h ızlı bir dönüşüme etki ettiğini belirten Murat Savcı, “İzocam olarak, bu kapsamda 2020 yılında en modern ERP (kurumsal kaynak planlama) sistemine geçerek altyapımızı yeniledik, iş süreçlerimizi daha verimli ve entegre bir yapıya taşıdık. 2021’de devreye aldığımız veri analitiği çözümleriyle karar süreçlerimizi güçlendirdik ve aynı dönemde başlattığımız RPA (robotik süreç otomasyonu) projeleriyle birçok süreci otomatize ederek verimliliğimizi artırdık. 2022’de hayata geçirilen yapay zekâ tabanlı satış ve maliyet tahminleri ile fiyat önerileri sunan projemiz ise sektörde öncü bir adım olmuştur. 2023’te müşteri ilişkileri yönetimimizi daha güçlü bir zemine taşırken, 2024’te başlattığımız projelerle üretim ve enerji verilerinin anlık takibini sağlamaya başladık. Dijitalleşme yatırımlarımızın önemli bir parçası olarak, 2024 yılından bu yana tüm İzocam tesislerinde kullanılan ‘Endüstri yel e-Tools App’ ile manuel kontrol süreçlerini tamamen dijital ortama taşıdık. Arıza analizi, iş güvenliği gözlemleri, geliştirme projeleri ve risk analizleri gibi kritik bilgiler artık anlık olarak mobil cihazlardan sisteme aktarılabilmektedir. Bu sayede hem kâğıt tüketimi azalmış hem de sahadan bilgi akışı hızlanarak ortak veri depolama süreçleri daha etkin hale gelmiştir” diye konuştu. Bu çerçevede 2025 yılında da teknoloji yatırımlarını artırarak, operasyonel mükemmeliyet ve müşteri memnuniyetini dijital dönüşümle birleştirdiklerini belirten Murat Savcı, “Tarsus camyünü üretim tesisimizde devreye aldığımız Metriks Üretim Yönetim Sistemi ile üretim hattındaki tüm kritik proses parametrelerini (sıcaklık, basınç, enerji tüketimi, devir vb.) otomatik olarak toplayıp analiz etmeye başladık. Operatörlere anlık yönlendirme sağlayan bu dijital platform, kalite ve verimliliği artıran önemli bir adım o lmuş; Tarsus’taki başarılı uygulamanın önümüzdeki dönemde tüm tesislere yaygınlaştırılması planlanmaktadır. Gebkim tesisimizde hayata geçirilen XPS Tartım Otomasyonu ise hammadde verimliliğinde önemli bir adım olmuştur. Dijital tartım sistemi sayesinde ürünlerimiz paketleme öncesi online ölçülmekte ve reçetesinde yer alan oranlarda hammadde kullanılarak ürünlerin istenilen standartta üretimi sağlanmaktadır” dedi. Enerji verimliliği, atık yönetimi ve karbon ayak izi konularında elde ettikleri tüm bu kazanımların, attıkları dijitalleşme adımlarının olumlu sonuçlarını somut bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyen Murat Savcı, orta vadede, yapay zeka uygulamalarını tüm iş süreçlerine entegre etmeyi, fabrikalarında dijitalleşmeyi artırmayı ve siber güvenlik altyapılarını güçlendirmeyi hedeflediklerini vurguladı. Sürdürülebilirlik Odaklı Üretim ve Geleceğe Yatırım Yapay zeka proje leriyle iş süreçlerini dönüştürürken, çevreye duyarlı yaklaşımlarıyla da sektöre örnek olduklarını dile getiren İzocam Genel Direktörü Murat Savcı, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: “İzocam ürünlerimiz en az yüzde 30 oranında geri dönüştürülmüş malzeme içerirken, camyünü ürünlerinde bu oran yüzde 80’e kadar çıkmaktadır. Döngüsel ekonomi vizyonunu üretim süreçlerimize entegre ederek her bir ürünümüzde çevre dostu ve sağlıklı çözümler sunmayı, karbon ayak izimizi azaltmayı hedeflemekteyiz. Bu hedef doğrultusunda attığımız en önemli adımlardan biri, 2023 yılı sonunda hayata geçirdiğimiz ‘Zero Waste to Landfill’ (Düzenli Depolamaya Sıfır Atık) projesi olmuştur. Türkiye’de yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen başlattığımız bu proje ile proses hurdalarının enerji üretiminde kullanılmasına, geri dönüştürülebilir atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına ve geri dönüştürülemeyen atıkların alternatif sektörlerde enerji kaynağı olarak değerlendirilmesine odaklanmaktayız. Ayrıca 2022’den bu yana uyguladığımız WCM (World Class Manufacturing) vizyonu ile tesislerimizde çevresel etkiyi en aza indiren, enerji tüketimini azaltan ve CO₂ salımını düşüren projeler hayata geçirmekteyiz. Sürdürülebilirlik vizyonumuz tesis yatırımlarımızla da güçlenmektedir. Tarsus tesisimizde elyaf makinelerinde kompresör verimliliği ve hurda geri kazanım projeleri devam etmektedir. 2024’te başlattığımız ürün tipi ve proses bazlı enerji tüketim hesaplamaları ile de enerji tüketimimizi daha etkin yöneterek; her aşamada izlenebilir ve sürdürülebilir bir enerji yönetimi sağlamaktayız. Ayrıca hatlarımızda yaptığımız modernizasyonlar ile kapasite artışları sağlanmış; dijital operasyon izleme ve yönetim sistemi devreye alınmıştır. Bu dijital operasyon izleme ve yönetim sisteminin önüm üzdeki dönemde diğer tesislere de aktarılması planlanmaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk! Haber

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Arş. Gör. Begüm Çetin, 5–11 Ocak Enerji Tasarrufu Haftası kapsamında yeni enerji kaynakları ve enerji tasarrufu konusunu değerlendirdi. Türkiye’nin en acil enerji sorunu dışa bağımlılık ve fosil yakıt ağırlığı Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en temel enerji sorununa dikkat çeken Begüm Çetin, “Ülkemizde, karbon emisyonu ve çevresel maliyeti yüksek, iklim krizine yol açan ve enerji verimliliği açısından dezavantajlı fosil yakıtlar büyük oranda kullanılmaktadır. Fakat enerjinin yeşil geleceğini düşündüğümüzde, insan ve toplum için fayda odaklı teknolojik dönüşüm sürecinde; artan nüfusumuzun arz-talep ihtiyacına karşılık verecek, enerji kaynaklarımızın dışa bağımlılığını azaltacak, enerji verimliliğimizin kesintisiz ve emniyetli bir şekilde devam etmesini sağlayacak sürdürülebilir enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılması gerekmektedir. Bu bağlamda endüstriyel ve ticari alanlarda, ofis-ev ortamında ve bireysel olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşviği ile doğru bilinçlendirme önem taşımaktadır. Ayrıca yeşil dönüşüm ve teknolojilerine hazır olacak şekilde ilgili altyapı eksiklikleri tamamlanmalıdır.” dedi. Yenilenebilir enerjide güçlü potansiyel var Yenilenebilir enerji kaynaklarının doğada var olan ve ihtiyacımız ölçüsünde enerjiyi devamlı ve sürdürülebilir bir şekilde temiz, verimli, güvenilir ve ekonomik olarak değerlendirmemize imkân sağlayan kaynaklar olduğunu dile getiren Çetin, “Ülkemizin coğrafi konumu, jeolojik yapısı ve bu bağlamda yapılan çalışmalar eşliğinde değerlendirildiğinde yenilenebilir enerji kaynakları ülkemizde önemli potansiyel kaynaklardır. Yapılan son çalışmalara göre yenilenebilir enerji kaynağının kurulu gücün yüzde olarak çoğunluğunu sırası ile hidrolik enerji, güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve jeotermal enerji kaynakları oluşturmaktadır.” diye konuştu. Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacak Nükleer enerji kaynaklarının da sürdürülebilir enerji kaynağı olup olmaması konusunda değerlendirilmesi gereken enerji kaynağı olduğunu dile getiren Çetin, “Nükleer enerji santrallerinin atık sistemi ve santral sisteminin güvenliği ile ilgili teknolojilerinin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Herhangi bir hasar meydana geldiğinde olumsuz etkileri uzun süre devam edebilmektedir. Ülkemizde nükleer enerji santrallerinin devreye alınması ile ilgili çalışmalar devam etmekte olup en son ülkemizin ilk Nükleer Güç Santrali Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacağı bildirildi.” şeklinde konuştu. Son yıllarda sıkça konuşulan enerji dönüşümü, günlük hayatımıza nasıl yansıyor? Enerji dönüşümünde dijitalleşmenin özellikle son yıllarda yapay zekâ dönüşümünü de içinde barındırdığını ifade eden Arş. Gör. Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bu dönüşüme hazırlık sürecinde aktif olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ‘Enerji Yönetiminde Dijital ve Yenilenebilir Enerji Dönüşümü’ başlığı altında şebekelerde akıllı sayaç entegresini sağlamaya yönelik planı 2026 Mart ayı itibari ile uygulamaya koyacak. Burada bahsedilmesi gereken önemli bir nokta akıllı sayaç teknolojisi şebekelerin akıllı ve mikro şebekeye dönüştürülmesinde dolayısı ile akıllı şehirler dönüşümünde temel ve en önemli uygulamadır. Çünkü enerji verimliliğinin sağlanması demek enerji yönetiminin etkin bir şekilde gerçekleşmesi demektir ve bu bağlamda ölçüm cihazlarının bilgi ve haberleşme teknolojileri ile geliştirilmesi gerekmektedir. Böylelikle yenilenebilir enerji kaynaklarının ve elektrikli araç şarj istasyonlarının şebekelere entegresi ve yük yönetimini kolaylaştıran hem üretici hem tüketici ekseninde elektrik üretimi-tüketimi ve diğer güç parametrelerini uzaktan izleme ve kontrol imkânı tanıyacak verimli enerji yönetimi entegresi sağlayan teknoloji inşa edilmiş oluyor. Enerjide yapay zekâ dönüşümü de ele alınması gereken ayrı bir konu olup özellikle enerjinin emniyetli ve kesintisiz bir şekilde sağlanmasında yapay zekâ ile erken hata teşhisi ve önlem başlıkları önemli konular olabilir.” Vatandaş dönüşümün aktif bir parçası Yeşil enerji dönüşümünün, ülkemizde dijital dönüşümle birlikte eğitim, sanayi ve bireysel kullanım alanlarında ilerlediğini söyleyen Arş. Gör. Begüm Çetin, “Eğitim ve sanayi iş birlikleriyle geliştirilen projeler umut verici gelişmeler sunarken, vatandaşlar yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve enerji verimli ürünleri tercih ederek bu dönüşümün aktif bir paydaşı olmaktadır.” dedi. Tasarruf ve verimlilik aynı şey değil Enerji tasarrufunun, enerji tüketimini azaltmaya yönelik tedbirlerden olduğunu da dile getiren Arş. Gör. Begüm Çetin, “Enerji verimliliği ise enerjinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim aşamalarında kayıpların azaltılarak aynı hizmetin daha az enerjiyle sağlanmasını amaçlayan teknolojik ve sistemsel çözümlerdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki, akıllı sayaçlar ve talep tarafı enerji yönetimi gibi ölçüm ve kontrol teknolojileri enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sağlar. Isı yalıtımı, verimli aydınlatma sistemleri ve elektrikli cihazların düzenli bakımı gibi uygulamalar ise hem enerji tasarrufu sağlar hem de enerji verimliliğini destekleyerek daha ekonomik, güvenli ve çevre dostu bir enerji kullanımına olanak tanır.” diye konuştu. Evlerde enerji kaybı nerelerde yoğunlaşıyor? Konutlardaki enerji kayıplarının başlıca nedenlerini sıralayan Begüm Çetin, “Konutlarda enerji kaybı enerji tasarruflu aydınlatma sistemlerinin kullanılmaması, verimsiz elektrikli cihazların tercih edilmesi ve ısıtma sistemlerinde gerekli ısı yalıtımının yapılmaması nedeniyle oluşmaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinin yaygın kullanılmaması, enerji verimliliğinin artırılmasını sınırlandırmaktadır.” şeklinde konuştu. Kış ayları için basit ama etkili öneriler Kış döneminde uygulanabilecek pratik önlemleri paylaşan Begüm Çetin, “Kullanılmayan cihazların elektrik ile bağlantısı kesilmeli ve cihazlar prizde takılı kalmamalıdır. Enerji tasarruflu ampuller tercih edilmelidir ve gereksiz aydınlatmalardan kaçınılmalıdır. Evde ısı yalıtımını sağlayacak önlemler alınmalıdır ve enerji tasarruflu elektrikli cihazlar tercih edilmelidir. Talep taraflı enerji yönetimi ve enerji parametrelerinin takip edilip kontrol edilebilmesi için mekanik sayaçlar yerine akıllı sayaçlar veya çift yönlü sayaçlar entegre edilmeli, enerji depolama sistemleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı teşvik edilmelidir.” dedi. Enerji tasarrufu kamusal bir sorumluluk Enerji tasarrufunun yalnızca bireylere yüklenemeyeceğini vurgulayan Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bireysel sorumluluklarımız farkında olduğumuz ve bilinçli olduğumuz sürece belirli bir noktaya kadar enerji tasarrufuna katkı sağlar fakat ülkemizde artan nüfusun enerji talebini yönetebilmek, enerjimizin dışa bağımlılığını azaltmak ve enerji verimliliğini sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirmek için kamusal ve yerel yönetimlerin enerji tasarrufunu sağlayacak çözümleri mutlaka olmalıdır. Öncelikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanıldığı, sürdürülebilirlik ve insan/toplum odaklı teknolojik evrimin gerçekleştiği süreçteyiz. Bu sürece dahil olmanın farkındalığı ile temiz, ekonomik, güvenli enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını ve kontrolünü destekleyen akıllı ve mikro şebekelere geçilmesi konusunda hazırlıklar yapılmalıdır. Bu bağlamda daha esnek, ölçümlenebilir ve dayanıklı alt yapı imkânı sağlanmalıdır. Şebekelerde çift yönlü veri akışının sağlanabileceği haberleşme ağının ve veri kontrol merkezlerinin kurulmasının yanı sıra güç ve arıza verilerinin uzaktan kontrol edilerek yapay zekâ teknolojileri ile önceden arıza ve kesinti tahmini yapılabilecek sistemsel bütünlük içeren çalışmalara önem verilmelidir. Sürdürülebilirlik ve kalkınma planları kapsamında, üniversite sanayi iş birliğiyle geliştirilen projeler ve çalıştaylar aracılığıyla bu çalışmaların uygulanabilirliği desteklenmelidir. Toplu taşımada ve bireysel ulaşımda elektrikli ve enerji verimli araç kullanımına yönelik teşvikler artırılmalı, enerji verimli bina standartları ise zorunlu hâle getirilmelidir. Ayrıca yeşil enerji ve dijital dönüşüme ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla, ilkokuldan başlayarak tüm eğitim seviyelerinde bilinçlendirme çalışmaları yürütülmelidir.” Tasarruf artık zorunlu İklim krizi ve artan enerji maliyetlerinin tasarrufu zorunlu hâle getirdiğini ifade eden Begüm Çetin, “Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2053 net sıfır emisyon hedefini benimsemiştir. 12. Kalkınma Planı ve 2024–2026 hedefleri doğrultusunda yeşil enerji dönüşümünün hızlandırılması planlanmaktadır. Ayrıca sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlamak için üniversiteler de Stratejik Plan dahilinde çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında tasarruf yapmak bireysel tedbir almaktan çıkıp sektörel, yönetimsel ve uluslararası düzlemde yapılması gereken zorunlu davranış haline gelmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Doğaya Nefes Aldıran Bir Proje Daha Haber

CW Enerji’den Doğaya Nefes Aldıran Bir Proje Daha

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, çevreci çözümlerine bir yenisini daha ekledi. CW Enerji, 14778,14 kWp gücündeki Konya arazi GES’in kurulumunu tamamladı. Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, yenilenebilir enerji yatırımlarının hem çevresel hem de ekonomik açıdan kritik bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Yılmaz, CW Enerji olarak sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yatırımlarına aralıksız devam ettiklerini vurgulayarak, “Yenilenebilir enerji alanındaki mühendislik gücümüz, yerli üretim kapasitemiz ve çevreye duyarlı yaklaşımımızla Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sunmayı sürdürüyoruz. Üretimini gerçekleştirdiğimiz güneş panelleri, uluslararası kalite ve performans standartlarına uygun olarak, ileri teknoloji ve sıkı kalite kontrol süreçlerinden geçirilerek üretiliyor. Yüksek verimlilik, uzun ömür ve zorlu çevre koşullarına dayanıklılık özellikleriyle öne çıkan panellerimiz, yatırımcılara güvenilir ve sürdürülebilir bir enerji çözümü sunuyor” dedi. İleri teknoloji yatırımlarına devam Yerli ve milli üretim anlayışıyla geliştirdikleri bu teknolojiler sayesinde hem dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağladıklarını hem de ülke ekonomisine katma değer oluşturduklarını ifade eden Yılmaz, AR-GE ve üretim güçlerini sürekli geliştirerek, yenilikçi ve rekabetçi çözümler ortaya koyma hedefiyle çalışmalarına devam edeceklerini kaydetti. Bu kapsamda ileri teknoloji yatırımlarını hız kesmeden sürdürdüklerini dile getiren Yılmaz, “Üretim altyapımızı ve mühendislik kabiliyetlerimizi her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Amacımız, yalnızca bugünün değil, geleceğin enerji ihtiyaçlarına da cevap verebilen, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli ürünler geliştirmek. Yerli kaynaklarla ürettiğimiz güneş panelleriyle hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda Türkiye’nin gücünü artırmayı sürdüreceğiz” dedi. Yeşil dönüşüm sürecinin hızlanmasına katkı 14778,14 kWp gücündeki Konya arazi GES’in kurulumunu tamamladıklarını belirten Yılmaz, şöyle devam etti: “Güneş enerji santralimiz ile yılda yaklaşık 1.868 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 12.372.906 kg karbondioksit salınımı önlenecek. Bu proje temiz enerji üretiminin çevresel etkilerini somut verilerle ortaya koyarken, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma hedeflerimize de güçlü bir katkı sunuyor. Devreye aldığımız bu santral ile fosil yakıtlara dayalı enerji tüketiminin azaltılmasına destek olurken, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine ve yeşil dönüşüm sürecinin hızlanmasına katkı sağlamış oluyoruz. CW Enerji olarak, doğaya saygılı projelerimizle hem sanayinin hem de ülkemizin yenilenebilir enerji potansiyelini en verimli şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz.” CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır.

YASED Akademi’nin 2026 Dönemi 26 Ocak’ta Başlıyor Haber

YASED Akademi’nin 2026 Dönemi 26 Ocak’ta Başlıyor

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), üniversite öğrencilerine kariyer yolculukları öncesinde geleceğin iş dünyasının gerektirdiği yetkinlikleri kazandırmak amacıyla 2021 yılından bu yana yürüttüğü YASED Akademi programının 2026 eğitim dönemini 26 Ocak tarihinde başlatıyor. Uluslararası şirketlerin iş yapış şekilleri ve faaliyet alanlarının tanıtılmasını hedefleyen ve bugüne kadar pek çok gencin iş dünyasına hazırlık sürecine rehberlik eden program boyunca, her biri sektörlerinin küresel düzeyde lideri olan YASED üyesi şirketlerin temsilcileri, tecrübelerini ve alanlarındaki en iyi uygulama örneklerini gençlerle paylaşacak. Dijital Dönüşüm, Yapay Zekâ, Ar-Ge ve İnovasyon Yönetimi; Yeşil Dönüşüm, Sürdürülebilirlik Stratejileri ve Uygulamaları; Profesyonel Çalışma Hayatı ve İletişim Becerileri, Küresel Ticaret, Finans, Hukuk ve Regülasyon Okuryazarlığı olmak üzere dört eğitim modülünden oluşan program, tamamen çevrimiçi ve ücretsiz olarak sunulacak. 26 Ocak-20 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek eğitim programını tamamlayan katılımcılar, YASED Akademi Sertifikası almaya hak kazanacaklar. CEO’lar Gençlerle Deneyimlerini Paylaşacak Bir haftadan oluşan her bir eğitimin modülü kapsamında günde üç ayrı eğitim oturumunun yer alacağı YASED Akademi programında, üye şirketlerin kurumsal sunumları ve soru-cevap bölümünü kapsayan 1 saatlik eğitim oturumlarına yer verilecek. Gençlerle ilham verici buluşmalar gerçekleştirmek amacıyla bu sene CEO buluşmalarının da dahil edildiği program kapsamında, YASED üyesi şirketlerin CEO’ları gençlerle kariyer yolculuklarını ve deneyimlerini paylaşacak. Programın 17 Aralık 2025’te başlayan duyuru ve başvuru süreci 16 Ocak 2026 tarihine kadar devam edecek. Başvurular https://tr.surveymonkey.com/r/YASEDAkademi2026_7W78JF9 adresi üzerinden kabul edilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.