Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeşil Dönüşüm

Kapsül Haber Ajansı - Yeşil Dönüşüm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Dönüşüm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Egeli İhracatçılara 2,16 Milyar TL İhracat Desteği Haber

Egeli İhracatçılara 2,16 Milyar TL İhracat Desteği

Devlet desteklerinin firmaların uluslararası arenada rekabetçiliklerine katkı sağladığını ve büyüme hedeflerine destek olduğuna dikkat çeken Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, “Yeni bir pazara girmek, o pazarda kalıcı olmak ve markamızı büyütmek uzun vadeli emek ve kaynak gerektiriyor. Ticaret Bakanlığımızın sunduğu destekler, ihracatçılarımızın bu süreçlerdeki mali yükünü hafifleterek pazarlama, tanıtım, markalaşma ve ürün geliştirme çalışmalarına daha fazla kaynak ayırmasına katkı sağlıyor. Firmalarımızın mevcut müşterileriyle ilişkilerini güçlendirmeleri, yeni alıcılara ulaşmaları ve uluslararası rekabet güçlerini geliştirmeleri açısından bu destekleri çok değerli buluyoruz” dedi. Fuar ve markalaşma destekleri öne çıktı 2026 yılının ocak–eylül döneminde en yüksek destek tutarı, 674,7 milyon TL ile yurt dışı fuar katılımında gerçekleşti. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,5 artan bu desteği, yüzde 45,9 artışla 456,1 milyon TL’ye ulaşan Marka ve TURQUALITY desteği izledi. Yurt içi fuar katılım desteği de yüzde 67,3 artarak 258,2 milyon TL oldu. Yurt içi ve yurt dışı fuar katılım desteklerinin toplamı 932,9 milyon TL’ye ulaştı. Fuarların ihracatçıların alıcılarla doğrudan temas kurmasını sağladığını belirten Öztürk, “Firmalarımız fuarlarda ürünlerini tanıtıyor, yeni iş bağlantıları kuruyor ve hedef pazarların beklentilerini yerinde görüyor. Fuar katılım destekleri bu temasların kurulmasını kolaylaştırırken, Marka ve TURQUALITY destekleri firmalarımızın uluslararası pazarlarda daha güçlü ve kalıcı bir konum edinmesine katkı sunuyor. İhracatımızın katma değerini artırmak için ürün kalitemizi tasarım, tanıtım ve markalaşmayla birlikte geliştirmeliyiz” ifadelerini kullandı. Küresel tedarik zinciri ve e-ihracatta güçlü artış Küresel tedarik zinciri desteği, 2025 yılının ilk dokuz ayında 425 bin TL düzeyindeyken 2026 yılının aynı döneminde 192,3 milyon TL’ye yükseldi. Bu kalemde sonuçlandırılan dosya sayısı 1’den 22’ye çıktı. E-ihracat destekleri ise yüzde 104,1 artışla 79,2 milyon TL’ye ulaştı. Yurt dışı birim desteği yüzde 74,7 artarak 110 milyon TL’ye, pazara giriş belgeleri desteği yüzde 14,5 artarak 156,3 milyon TL’ye yükseldi. Sektörel heyetlere yönelik destekler yüzde 53,2 artışla 76,7 milyon TL, UR-GE proje desteği ise yüzde 37,4 artışla 68,1 milyon TL olarak gerçekleşti. Yeşil Mutabakata Uyum Projesi Desteği – Responsible® Programı kapsamında sağlanan destek, yüzde 351,4 artarak 3,6 milyon TL’den 16,1 milyon TL’ye yükseldi. Sonuçlandırılan dosya sayısı 6’dan 37’ye çıktı. Tasarım ve ürün geliştirme projesi desteği de yüzde 19,8 artışla 5,7 milyon TL’ye ulaştı. Küresel tedarik zincirlerine katılımın, firmalarımızın uluslararası alıcılarla daha uzun vadeli iş ilişkileri kurması açısından önemli bir fırsat sunduğunun altını çizen EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk; “E-ihracat ise farklı ülkelerdeki müşterilere dijital kanallardan ulaşma imkânını genişletiyor. Pazara giriş belgeleri, yurt dışı birim, sektörel heyet ve UR-GE destekleriyle birlikte bu araçlar, ihracatçılarımızın pazarlarını çeşitlendirmesine ve farklı satış kanallarında varlık göstermesine katkı sağlıyor. Yeşil dönüşüm ve tasarım rekabetçiliği güçlendiriyor. Sürdürülebilirlik ve tasarım ihracatın geleceğinde belirleyici. Alıcıların beklentilerine uygun ürün geliştirmek ve sürdürülebilir üretim yetkinliklerimizi güçlendirmek, firmalarımızın pazarlardaki konumunu destekliyor. Yeşil dönüşüm ve tasarım alanındaki destekler bu nedenle gelecekteki rekabet gücümüze yapılan bir yatırım niteliği taşıyor. Ege İhracatçı Birlikleri olarak ihracatçılarımızın ihtiyaçlarına uygun desteklerden yararlanmasına aracılık etmeyi sürdüreceğiz. Firmalarımızı, ihracat planlarını oluştururken Ticaret Bakanlığımızın desteklerini de değerlendirmeye davet ediyoruz. Ticaret Bakanlığımız 2026 yılı için 45 milyar TL’lik ihracat desteği bütçesi oluşturdu. 2027 yılı bütçe taslağında 65 milyar TL’ye çıkarılması planlanıyor. Bu kaynağı çok kıymetli buluyoruz ancak ihracat desteklerine ayrılan bütçenin toplam ihracatımızın yüzde 1’i seviyesine çıkarılmasını bekliyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB Üçüncü Çeyrekte Türkiye’nin Çok Boyutlu Kalkınmasına Desteğini Büyüttü Haber

TSKB Üçüncü Çeyrekte Türkiye’nin Çok Boyutlu Kalkınmasına Desteğini Büyüttü

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. 76 yılı geride bırakan, Türkiye’nin ilk özel sermayeli kalkınma ve yatırım bankası TSKB’nin yılın ilk 9 ayında uzun vadeli nakdi kredileri aracılığıyla Türkiye ekonomisine sağladığı desteği 1,8 milyar ABD dolarına ulaşırken, kurdan arındırılmış bazda kredi büyüme oranı %8,1 oldu. Banka’nın toplam aktif büyüklüğü 398,5 milyar TL’ye ulaşırken, toplam aktifler içerisinde %71’lik paya sahip kredi portföyü ise 238,9 milyar TL oldu. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma öncelikleriyle uyumlu faaliyetlerini sürdüren Banka; üretim sektörü ve değer zincirinde döngüsel ekonomi, adaptasyon, iş gücü gelişimine katkı sağlayarak kadın ve genç istihdamına kadar pek çok stratejik kalkınma alanındaki projeleri finanse etmeye devam etti. Böylelikle, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) bağlantılı kredilerin toplam kredi portföyündeki oranı %93 seviyesinde gerçekleşti. Yılın üçüncü çeyreğinde, 2,7 milyar TL net kar açıklayan TSKB’nin 9 aylık net dönem karı 8,5 milyar TL’ye ulaştı. %22,3 özkaynak karlılık oranı elde eden Banka’nın hali hazırda yasal yükümlülüklerin oldukça üzerinde olan %19,4 oranındaki sermaye yeterliliği Banka’nın hedeflerini desteklemeye devam etti. Yılın ilk Dokuz Ayında 1,8 milyar ABD dolarını Aşan Fonlama TSKB’nin yılın üçüncü çeyreğinde T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın geri ödeme garantisiyle temin edilen Dünya Bankası ile imzaladığı 200 milyon Euro tutarındaki “Dağıtık Enerji için Piyasa Dönüşümünün Hızlandırılması Ek Finansman” kredi anlaşmasıyla Türkiye genelindeki dağıtık yenilenebilir enerji yatırımları ile batarya enerji depolama sistemlerinin finansmanının desteklenmesi hedefleniyor. 2024 yılında Dünya Bankası’ndan temin edilen ve Türkiye’de ilk kez başarıyla uygulanan Sonuç Odaklı Program kapsamındaki finansmanın devamı niteliğindeki bu anlaşmayla birlikte yılın ilk dokuz ayında kalkınma finansmanı kurumlarından (KFK) sağlanan kaynaklar 1,1 milyar ABD dolarına ulaştı. Bu tutarla, önceki yılın tamamında imzalanan KFK kredi tutarı aşıldı. Yılın üçüncü çeyreğinde, Bankanın uluslararası piyasalardaki fonlama faaliyetleri kapsamında ise temmuz ayında 300 milyon ABD doları tutarında, beş yıl vadeli tahvil ihracı başarıyla gerçekleştirildi. Banka ağustos ayında ise toplam 229 milyon ABD doları tutarındaki sendikasyon kredisini %110 çevirme oranıyla yeniledi. Yılbaşından bu yana temin edilen toplam fonlama tutarının 1,8 milyar ABD dolarını aşması yılın tarihi seviyelerde tamamlanacağını gösteriyor. Türkiye Yeşil Fonu’ndan Yatırımlar Devam Ediyor Aynı dönemde, TSKB’nin ana yatırımcısı olduğu ve T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan sağlanan kaynakla hayata geçirilen Türkiye Yeşil Fonu, üçüncü yatırımını tıbbi malzeme sektörünün önde gelen oyuncularından Disera Tıbbi Malzeme Lojistik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye gerçekleştirdi. Tamamı sermaye artırımı yoluyla sağlanan 10 milyon ABD doları değerindeki bu yatırımla şirketin yeşil dönüşüm projelerinin desteklenmesi hedefleniyor. Fonun dördüncü yatırımı ise Maxis yönetimindeki Atlas Büyüme Sermayesi Fonu ile Cevher Jant’a dönüşümü güçlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. COP31 Raporu Yayımlandı Bu yıl ilk kez Türkiye ev sahipliğinde 9-20 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek COP31 için de hazırlıklarını sürdüren TSKB, iştiraki Escarus iş birliği ile "COP31’e Doğru: Öncelikli Gündem Konuları ve Türkiye İçin Dönüşüm Fırsatı" başlıklı raporunu da bu dönemde yayımladı. Rapor, COP31 hazırlık sürecini Paris Anlaşması kapsamındaki ilk Küresel Durum Değerlendirmesi (Global Stocktake) sonrasında başlayan yeni uygulama döneminin önemli bir aşaması olarak ele alırken, iklim hedeflerinin belirlenmesinden çok uygulanmasına odaklanan yeni döneme dikkat çekiyor. Raporda, Bonn İklim Konferansı'nın ardından Londra İklim Eylemi Haftası'nda uluslararası paydaşlarla paylaşılan COP31 Eylem Gündemi kapsamında Türkiye'nin benimsediği "Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon" vizyonuyla COP31'i bir "Uygulama COP'u" olarak konumlandırdığı belirtiliyor. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar: “İklim finansmanı öncelikli odağımız olmaya devam ediyor” Üçüncü çeyrek finansal sonuçlarını değerlendiren TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar şunları söyledi: “Ülkemizin kalkınma rotasında sağladığımız finansman ve sunduğumuz danışmanlık faaliyetleriyle iş ortaklarımızın yeşil ve kapsayıcı dönüşüm yolculuğuna eşlik ediyoruz. Son dört yıldır pozitif değer ve etki yaratmaya odaklanarak büyümemizi sürdürüyoruz. Sosyal, çevresel ve ekonomik kalkınma hedeflerimizi izlerken, iklim finansmanı öncelikli odağımız olmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde de insan kaynağımız başta olmak üzere tüm sermaye öğelerimizle Türkiye için kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üsküdar Üniversitesi 18 Çalışmasıyla COP31’de Yer Alacak! Haber

Üsküdar Üniversitesi 18 Çalışmasıyla COP31’de Yer Alacak!

Üniversitenin 2 araştırma projesi ortak dijital ekranlarda tanıtılırken, 16 çalışması stant alanında yer alacak. Üsküdar Üniversitesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir gelecek hedefleri doğrultusunda geliştirdiği bilimsel projelerini uluslararası platforma taşıyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 kapsamında Üsküdar Üniversitesi COP31 Koordinatörlüğü tarafından yürütülen başvuru sürecinde, üniversitenin farklı akademik birimlerinden toplam 18 çalışma YÖK'e sunuldu. Başvuruların tamamı COP31 YÖK Pavilyonu katılım programına kabul edildi. Kabul edilen çalışmalar arasında araştırma projelerinin yanı sıra ticarileşme potansiyeline sahip yenilikçi teknolojiler, uluslararası iş birliği girişimleri ve iklim değişikliğinin farklı boyutlarını ele alan bilimsel etkinlikler bulunuyor. İki araştırma projesi dijital ekranlarda tanıtılacak Açıklanan katılım programına göre, Üsküdar Üniversitesinin iki araştırma projesi ortak dijital ekran sunumlarında yer alacak. Bu projelerden ilki, Prof. Dr. Müge Arslan'ın yürütücülüğünde gerçekleştirilen, “Kahramanmaraş İlindeki Deprem sonrasında Depremzedelere Verilen Yemeklerin ve Yemek Dağıtım Noktalarına Gelen Gıda Yardım Ürünlerinin, Çölyaklı bireyler için Gıda İhtiyacını Karşılama Durumunun Değerlendirilerek Beklenilen Olası Depremlerde İlk Müdahale Beslenme Kiti Çantası” çalışması olacak. Afet dönemlerinde özel beslenme gereksinimi bulunan bireylerin yaşadığı güçlüklere odaklanan proje, afetlere hazırlık ve gıda güvenliği açısından önem taşıyor. Dijital ekranlarda tanıtılacak ikinci çalışma ise Dr. Öğr. Üyesi İnci Karakaş'ın yürütücülüğündeki “Altın İşleme Endüstrisi Atıksularının Elektrokoagülasyon Prosesi ile Arıtımı: Uygulanabilirlik ve Performans Analizi” başlıklı araştırma olacak. Endüstriyel atıksuların arıtılmasına yönelik teknolojik çözümleri ele alan proje, çevresel sürdürülebilirlik ve su kaynaklarının korunması açısından değerlendirilecek. Hidrojen depolama, tarım biyoteknolojisi ve çevre etiği COP31'de Stant alanında yer alacak projeler arasında ise Prof. Dr. İbrahim Özdemir'in yürütücülüğündeki uluslararası iş birliği projesi “Al-Mizan: An Islamic Covenant for the Earth from Concept to Practice”, Doç. Dr. Müge Ensari Özay'ın yürütücülüğündeki “Güvenli Gaz Hidrojen Tankı Tasarımı Geliştirilmesi ve Prototip İmalatı” ve Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan'ın yürütücülüğündeki “CRISPR/Cas Teknolojisi Kullanılarak Pamuk Bitkisi Kalitesinin Artırılması (ASTER TEKSTİL PAMUK PROJESİ)” başlıklı çalışmalar yer alıyor. Kabul edilen beş proje; gıda güvenliği, hidrojen depolama, atıksu arıtma teknolojileri, çevre etiği ve sürdürülebilir tarım biyoteknolojisi alanlarında geliştirilen disiplinlerarası çalışmaları kapsıyor. 13 bilimsel etkinlik önerisi kabul edildi Üsküdar Üniversitesi’nin COP31 kapsamında sunduğu 13 seminer ve etkinlik önerisi de YÖK tarafından kabul edilerek stant programına dahil edildi. İklim değişikliği, çevresel farkındalık, gıda ve tarım, toplumsal sağlık, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm başlıklarını kapsayan etkinliklerle, bilimsel bilginin toplumla buluşturulması ve iklim krizine yönelik farkındalığın artırılması hedefleniyor. Böylece üniversite, yalnızca araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmalarıyla değil, iklim değişikliğinin sosyal ve sağlıkla ilişkili etkilerini ele alan bilimsel etkinlikleriyle de COP31'de temsil edilecek. “COP31'e Doğru” seminerleriyle iklim değişikliği farklı yönleriyle ele alınıyor Üsküdar Üniversitesi, konferans öncesinde düzenlediği bilimsel etkinliklerle de COP31 hazırlıklarını sürdürüyor. “COP31'e Doğru: Sürdürülebilir Gelecek Seminerleri” ve “COP31: İklim Değişikliğinde Disiplinlerarası Yaklaşımlar” webinar serileri kapsamında iklim değişikliğinin çevresel, teknolojik, toplumsal ve sağlıkla ilişkili boyutları akademisyenlerin katılımıyla değerlendiriliyor. Farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getiren etkinliklerde, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığı; enerji, üretim, gıda, sağlık ve toplumsal yaşam gibi çok sayıda alanı etkilediği üzerinde duruluyor. Üniversite-sanayi iş birliğiyle yeşil sanayileşme gündemde Üsküdar Üniversitesi, COP31 hazırlıkları kapsamında üniversite-sanayi iş birliğine yönelik çalışmalarını da kamuoyuyla paylaşıyor. ÜÜ TV'de yayımlanan “ARGEYEP ile Proje Yolculuğu” programında, COP31'e doğru yeşil sanayileşme ve yenilikçi teknolojilerin sürdürülebilir üretime katkısı ele alındı. Karbonsan A.Ş. AR-GE Merkezi Yöneticisi Nurcan Mert'in konuk olarak yer aldığı programda, “Güvenli Gaz Hidrojen Tankı Tasarımı Geliştirilmesi ve Prototip İmalatı” projesi odağında üniversite-sanayi iş birliği ve yenilikçi teknolojilerin yeşil sanayileşmeye katkıları değerlendirildi. Üsküdar Üniversitesi, bilimsel araştırma, disiplinler arası iş birliği ve toplumsal katkı odaklı çalışmalarıyla iklim değişikliğiyle mücadeleye ve sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkı sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borsan Kablo Ticari Fizibilite Yetkinliklerini OKA Desteğinde Güçlendiriyor  Haber

Borsan Kablo Ticari Fizibilite Yetkinliklerini OKA Desteğinde Güçlendiriyor 

40 yılı aşkın köklü geçmişiyle Türkiye’nin en büyük 400 sanayi kuruluşu ve dünya genelinde 100’e yaklaşan ülkeyi kapsayan geniş bir coğrafyaya gerçekleştirdiği ihracatla ülkemizin ilk 300 ihracatçısı arasında yer alan Borsan Kablo, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ile destek sözleşmesi imzaladı. "Ar-Ge ve Yatırım Süreçlerinde Ticari Fizibilite Analizi Yetkinliklerinin Güçlendirilmesi" başlıklı proje kapsamında Borsan Kablo, Ar-Ge ve yatırım fikirlerinin pazar potansiyeli, müşteri ihtiyaçları, rekabet koşulları, ekonomik yapılabilirlik, ihracat kapasitesi ve ticarileştirme fırsatları açısından değerlendirilmesine yönelik kurumsal yetkinliklerini geliştirecek. Adnan Ölmez: “Hedefimiz, Geliştirdiğimiz Teknolojileri Küresel Pazarlarda Rekabet Edebilen Ürünlere Dönüştürmek” Destek sözleşmesini Borsan Kablo adına imzalayan Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ölmez, Ar-Ge ve yatırım süreçlerinde ticari fizibilite yetkinliklerini geliştirmenin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Sanayide rekabet gücümüzü korumak ve büyütmek için üretim kapasitemizi artırırken, hangi teknolojilere yatırım yaptığımız ve bu yatırımlardan nasıl değer yarattığımız da büyük önem taşıyor. Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımızı, değişen küresel pazar koşullarını ve müşteri ihtiyaçlarını gözeten uzun vadeli bir stratejiyle yönetiyoruz. Hedefimiz, geliştirdiğimiz teknolojileri yüksek katma değerli ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilen ürünlere dönüştürmek. Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı ile gerçekleştirdiğimiz bu çalışma da yatırım kararlarımızda pazar verilerini, ticari potansiyeli ve sürdürülebilirlik kriterlerini daha etkin değerlendirmemize katkı sağlayacak.” Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) Genel Sekreteri Mehlika DİCLE de, "Borsan Kablo'nun sanayide değer yaratma ve küresel rekabet vizyonu çerçevesinde, geliştirilen teknolojilerin uluslararası pazarlarda yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesi ancak veriye dayalı pazar stratejileriyle mümkün. Hayata geçirdiğimiz bu iş birliği; Ar-Ge yatırımlarının pazar dinamikleriyle uyumlandırılması ve projelerin sürdürülebilir rekabet avantajına dönüştürülmesi adına atılmış önemli bir adımdır. Bu yaklaşımın, yatırım kararlarının daha sağlıklı verilmesine, kaynakların etkin kullanılmasına ve geliştirilen projelerin ticarileşme potansiyelinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz." şeklinde konuştu Borsan Kablo’nun kurum içinde yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarının yanı sıra üniversite-sanayi iş birlikleri, ulusal ve uluslararası destek programları kapsamında geliştirdiği projelerin sayısı ve teknoloji çeşitliliği artıyor. OKA desteğiyle gerçekleştirilecek eğitim, bu projelerin başlangıç aşamasından itibaren daha kapsamlı pazar analizleri ve ticari fizibilite çalışmalarıyla değerlendirilmesine odaklanacak. Böylece proje ve yatırım önceliklerinin nesnel kriterlerle belirlenmesi, kaynakların verimli kullanılması ve yatırım risklerinin azaltılması hedefleniyor. Yeşil Dönüşüm ve Yeni Teknolojilerin Ticarileştirilmesi Ön Planda Eğitim kapsamında, Ar-Ge ve yatırım projelerinin ticari fizibilite analizlerinde yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir üretim kriterleri de ele alınacak. Enerji ve kaynak verimliliği, çevresel etkiler ve döngüsel ekonomi ilkeleriyle birlikte yeşil dönüşümün oluşturduğu yeni pazar fırsatlarının değerlendirilmesine yönelik yetkinlikler geliştirilecek. OKA’nın teknik desteği kapsamında gerçekleştirilecek eğitimle Borsan Kablo, Ar-Ge ve yatırım projelerinde pazar odaklı, veri temelli ve sistematik fizibilite analizi yetkinliklerini daha da geliştirmeyi hedefliyor. Çalışmanın bir diğer odağını ise yeni teknolojilerin fikri ve sınai mülkiyet hakları kapsamında korunması ve ticarileştirilmesi oluşturuyor. Bu doğrultuda, patent araştırmaları, teknoloji eğilimlerinin analizi, rakip ürün ve teknolojilerin incelenmesi gibi çalışmaların fizibilite süreçleriyle birlikte değerlendirilmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Bölgesi’nde Çelik İhracatının Açığını, Bakır İhracatı Kapattı Haber

Ege Bölgesi’nde Çelik İhracatının Açığını, Bakır İhracatı Kapattı

Demir ve demirdışı metaller sektörü 9 aylık dönemde ihracatını yüzde 23’lük artışla 616 milyon dolardan 756 milyon dolara taşıyarak EDDMİB’in ihracatına pozitif bir tablo ortaya koyarken, çelik sektörünün ihracatı yüzde 14’lük azalışla 1 milyar 355 milyon dolardan 1 milyar 163 milyon dolara indi. Bakır ihracatının domine ettiği demir ve demirdışı metaller sektörü, son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde 28’lik artışla 759 milyon dolardan 970 milyon dolara ulaştırdı ve 2026 yılı sonunda 1 milyar dolar barajını aşacağının sinyalini verdi. Demirdışı metaller sektörünün güçlü performansının, çelik ihracatındaki kaybı büyük ölçüde telafi ettiğini ifade eden Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı M. Fatih Uysal, 2026 yıl sonu hedeflerinin 2,5 milyar dolar olduğunu, beklenmedik bir gelişme yaşanmadığı takdirde hedeflerine ulaşacaklarını dile getirdi. AB, korunma önlemleri çelik ihracatını düşürdü “Çelik ihracatındaki gelişmeleri değerlendiren Uysal, “Çelik sektörümüz bugün küresel ölçekte giderek sertleşen rekabet koşullarıyla karşı karşıya. Avrupa Birliği’nin ithalat kotalarını sıkılaştırması, ABD’nin korumacı ticaret politikaları ve Çin kaynaklı arz fazlasının uluslararası pazarlarda yarattığı fiyat baskısı ihracatçılarımızı zorluyor. Bunun yanı sıra, Avrupa pazarında giderek önem kazanan yeşil dönüşüm ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik düzenlemeler de sektörümüzün rekabet gücünü koruması açısından belirleyici hale geliyor. Buna yurt içindeki yüksek üretim, enerji ve finansman maliyetleri de eklenirken, döviz dönüşüm desteği uygulamasının ihracatçı firmaların farklı finansal yapılarını dikkate alacak şekilde geliştirilmesinin sektörümüz açısından faydalı olacağını düşünüyoruz. Öte yandan, komşu ülkelerdeki siyasi belirsizlikler bölgesel ticaretin ve ihracat pazarlarımızın öngörülebilirliğini olumsuz etkiliyor. Özellikle Avrupa pazarında karşılaştığımız kısıtlamalar, alternatif pazarlardaki rekabeti ve pazar çeşitlendirmesini daha da önemli hale getiriyor. 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren yeni AB kota rejiminin etkilerinin yılın kalan döneminde daha belirgin hissedilmesini bekliyoruz. Bu süreçte önceliğimiz, mevcut pazarlardaki konumumuzu korurken yeni pazarlarda kalıcı iş bağlantıları kurmak ve katma değerli üretimle rekabet gücümüzü artırmak olacak” ifadelerini kullandı.” Alternatif pazarlarda güç kazanmak için 12-15 Ekim 2026 tarihlerinde Fas’a Sektörel Ticaret Heyeti düzenlediklerini paylaşan Uysal, Fas’ın Dünya Kupası nedeniyle yapacağı yeni altyapı yatırımlarının, Türk demir ve demirdışı metaller sektörümüz açısından önemli tedarik ve iş birliği fırsatları oluşturacağına inandıklarını vurguladı. Türkiye’nin kaliteli, rekabetçi ve esnek üretim gücüyle Fas’ın artan yatırım ve tedarik ihtiyaçlarına güçlü bir çözüm ortağı olabileceğine değinen Uysal, “Fas’ı, Afrika kıtasının istikrarlı büyüme gösteren ve bölgesel ticaret açısından stratejik konumunu güçlendiren ülkelerinden biri olarak hedef pazarlarımız arasında değerlendiriyoruz. Fas, aynı zamanda Batı Afrika’ya da giriş kapısı konumunda. Fas’a 10 firmamızla gittik. 13 Ekim 2026 Salı günü Türk ihracatçılarıyla Faslı ithalatçıların ikili iş görüşmeler gerçekleştirdik.” Uysal, Fas’a yönelik heyeti yeni pazarlara açılma çalışmalarının önemli bir adımı olarak gördüklerini belirterek, üyelerinin ihracat potansiyelini artırmak ve alternatif pazarlarda kalıcı iş bağlantıları kurulmasını sağlamak amacıyla sektörel ticaret heyetlerini ve yeni pazar keşiflerini önümüzdeki dönemde de artırarak sürdüreceklerini ifade etti. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin 2026 yılı ocak – eylül döneminde ihracatında ürün kategorilerinde; demir-çelik inşaat aksamı 286 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, demir-çelik profil ihracatı 202 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı. İhracatını istikrarlı bir şekilde artıran bağlantı elemanları sektörü yüzde 6’lık artışla 194,3 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Demirdışı metaller kategorisinde bakır ihracatı yüzde 28’lik artışla 284 milyon dolardan 365 milyon dolara sıçrarken, alüminyum ihracatı yüzde 15’lik yükselişle 111 milyon dolardan 127 milyon dolara ilerledi. Almanya, İtalya ve Bulgaristan ihracatta ilk üç ülke Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, 2026 yılında 183 ülkeye ihracat yaparken zirvede yüzde 14’lük artışla 228 milyon dolarla Almanya yer aldı. Listenin ikinci sırasındaki İtalya’ya ihracat yüzde 21’lik artışla 128 milyon dolardan 156 milyon dolara çıkarken, Bulgaristan’a ihracat yüzde 61’lik artışla 77,6 milyon dolardan 125,4 milyon dolara çıktı. Bulgaristan listede 3 basamak çıktı ve üçüncü basamağın yeni sahibi oldu. Yemen’e ihracat yüzde 96’lık hızlı yükselişle 121,5 milyon dolar olurken, ABD 105 milyon dolarlık demir ve demirdışı metaller talebinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Togg, COP31 Türkiye’nin Mobilite Sektör Ortağı oldu Haber

Togg, COP31 Türkiye’nin Mobilite Sektör Ortağı oldu

COP31, iklim gündeminin küresel ölçekteki en önemli buluşmalarından birine sahne olmaya hazırlanıyor. Kamu, özel sektör, uluslararası kuruluşlar, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek zirvede Togg, “Mobilite Sektör Ortağı” olarak yer alacak. Mobiliteyi erişilebilir ve kullanıcı odaklı bir teknoloji ekosistemi olarak ele alan Togg, COP31’de elektrikli mobiliteye geçişin iklim hedeflerine katkısını, bu dönüşümü destekleyen enerji ve dijital hizmetlerle birlikte ortaya koyacak. Üretimden günlük kullanıma uzanan uygulamalarını paylaşırken, sürdürülebilir mobilite çözümlerinin yaygınlaşması için uluslararası paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirmeyi amaçlayacak. Fuat Tosyalı: “Türkiye’nin üretim ve teknoloji gücünü sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla buluşturacağız.” Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, COP31 iş birliğiyle ilgili şöyle konuştu: “Türkiye, COP31’e ev sahipliği yaparak iklim değişikliğiyle mücadelede küresel sorumluluk üstlenme iradesini ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik güçlü vizyonunu bir kez daha ortaya koyuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın öncülüğünde gerçekleşecek bu önemli buluşma, Türkiye’nin üretim yetkinliklerini, teknoloji geliştirme kapasitesini ve yeşil dönüşüm hedeflerini uluslararası ölçekte ortaya koyması açısından da önemli bir fırsat sunuyor. Togg, bu anlayışın ülkemizde hayat bulmuş en güçlü örneklerinden biri. Doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızdan şarj altyapımıza, Gemlik’teki üretim tesisimizden geliştirdiğimiz teknolojilere kadar tüm çalışmalarımızı bu bütüncül yaklaşımla sürdürüyoruz. COP31’de Türkiye’nin mobilite ortağı olarak, kendi teknolojisini geliştiren, katma değerli üretim yapan ve sürdürülebilirlik hedeflerini somut adımlarla destekleyen Türkiye vizyonunun parçası olacağız.” Gürcan Karakaş: “İklim hedeflerine katkımızı yeni iş birlikleriyle büyütmek istiyoruz" Togg CEO’su M. Gürcan Karakaş, COP31’deki iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “COP31’de, mobilitenin dönüşümünün iklim hedeflerine nasıl katkı sağladığını geliştirdiğimiz çözümler ve elde ettiğimiz sonuçlarla paylaşmak istiyoruz. Kuruluşumuzdan bu yana dünyanın sayılı, Avrupa’nın en temiz tesislerinden biri olan Gemlik Teknoloji Kampüsü’nde kendi bataryamızı üretiyor, doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızı, temiz enerji çözümlerimiz ve dijital deneyim platformumuzla birlikte geliştiriyoruz. Bugün yollardaki 130 bin adete yaklaşmış akıllı cihazımızla 600 bin tona varan CO₂ emisyonunun önüne geçilmiş olması, bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri. Türkiye’nin en büyük ultra hızlı şarj ağı Trugo ile yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan enerjiyi 81 ilde kullanıcılarla buluşturuyor, Gemlik’te üretimin çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamalarımızı geliştiriyoruz. Trumore ile de kullanıcıların bu ekosistemden günlük yaşamlarında kolayca yararlanmasını sağlıyoruz. COP31, deneyimimizi uluslararası paydaşlara aktarmak ve birlikte daha ileriye taşımak için önemli bir buluşma. Girişimlerle aynı göz hizasında çalışarak yeni fikirleri kullanıcıya değer yaratan çözümlere dönüştürüyoruz. Start-up Zone’da yer almamızın amacı da iklim hedeflerine katkı sağlayabilecek bu çözümlerin yeni iş birlikleriyle büyümesine alan açmak.” Elektrikli mobiliteyi destekleyen enerji ve dijital deneyim ekosistemi Sadece Togg’un doğuştan elektrikli ve bağlantılı akıllı cihazlarını değil, ülkedeki tüm elektrikli araçları destekleyen Türkiye’nin en büyük ultra hızlı şarj ağı Trugo, 81 ilde 1.750’yi aşkın yüksek hızlı istasyonuyla hizmet sunuyor. Türkiye’nin 472 bini aşan elektrikli araç parkına açık olan ağda dört yılda 10 milyon şarj işlemi gerçekleştirildi. Şarj hizmetinde kullanılan elektriğin tamamı, YEK-G belgesiyle yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanıyor. Türkiye’de 3,8 milyon, Almanya’da 100 bin kullanıcıya ulaşan Trumore, navigasyon özelliğiyle yolculukların CO₂e emisyon verilerini kullanıcıların erişimine sunuyor. Yolculuk planlama ve şarj hizmetlerini bir araya getiren platform, uçtan uca çevrim içi satın alma süreciyle de kullanıcıların işlemlerini fiziksel bir satış noktasına gitmeden tamamlamalarına olanak sağlıyor. Uzaktan yazılım güncellemeleri ve Can.AI destekli çözümler, bazı ihtiyaçların servis ziyareti gerektirmeden karşılanmasını destekliyor. Gemlik Teknoloji Kampüsü'nde sürdürülebilir üretim uygulamaları Gemlik Teknoloji Kampüsü’nde üretimin çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamalar yürütülüyor. Boyahanede metrekare başına 5 gram olan uçucu organik bileşik emisyonları, Avrupa’da izin verilen sınırın yedide biri, Türkiye’deki sınırın ise dokuzda biri düzeyinde bulunuyor. Kampüsteki 22 MWp kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali mevcut elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 50’sini karşılıyor. Elektrik tüketiminin tamamı 2023 yılından bu yana I-REC sertifikalarıyla yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanıyor. Dijital sistemler kâğıtsız üretim süreçlerini ve operasyonel verimliliği destekliyor. Güneş enerjisi santralini destekleyen batarya enerji depolama sistemi, 3 MWh’lik konteynerler ve akıllı cihazlarda kullanım ömrünü tamamlayan bataryaların ikinci ömrünü değerlendirmesine yönelik uygulamalarla şebekeden karşılanan enerji ihtiyacını yılda 1.200 MWh azaltıyor. Sistemin toplam CO₂e azaltım katkısı 549 ton olarak hesaplanıyor. Sıfır Atık belgesine sahip kampüste kompost üretimi ve kalsitin yeniden değerlendirilmesi gibi uygulamalar yürütülüyor. Kampüste su tüketimi yüzde 50 daha düşük seviyede bulunuyor. Girişimcilik ekosistemi Start-up Zone’da buluşacak Togg, COP31’de girişimcilik ve inovasyon alanındaki iş birlikleriyle de yer alacak. Start-up Zone’un ana sahne sponsorluğunu üstlenerek iklim ve teknoloji alanında çözüm geliştiren girişimcilerin yatırımcılar ve farklı paydaşlarla bir araya gelmesini destekleyecek. Açık inovasyonu kuruluşundan bu yana teknoloji yaklaşımının bir parçası olarak benimseyen Togg, mobilite ve sürdürülebilirliğin yanı sıra dijital sağlık, yapay zekâ ve veri alanlarında 2.300’ü aşkın girişimi taradı ve 59 girişimi ekosistemine dahil etti. Start-up Zone sponsorluğuyla bu iş birliği yaklaşımını uluslararası ölçekte genişletmeyi ve iklim hedeflerine katkı sağlayacak yenilikçi çözümlerin geliştirilmesine alan açmayı amaçlıyor. COP31 filminde doğa ve teknoloji aynı gelecekte buluşuyor Togg’un COP31 için hazırladığı film de zirve öncesi Togg sosyal medya hesaplarından paylaşıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ortak kullanılacak film, Doğu ile Batı kültürlerini buluşturan, insanı ve teknolojiyi bugün ile geleceğin kesişiminde bir araya getiren Togg’un marka yaklaşımını doğa ve teknoloji arasındaki uyum üzerinden anlatıyor. Doğanın güzelliklerini temiz üretim ve elektrikli mobiliteyle buluştuğunu anlatan film, teknolojinin yaşamı kolaylaştırırken yaşadığımız dünyayı korumaya da katkı sağlayabileceğini vurguluyor. Togg’un yeniliğe yolculuğunu bu anlayışla aktarırken, geleceğe uzanan her yolun doğayla birlikte düşünülmesi gerektiği mesajını veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WoodTech, Ağaç İşleme Makineleri Sektörünü 39. Kez Buluşturmak Üzere Kapılarını Açtı! Haber

WoodTech, Ağaç İşleme Makineleri Sektörünü 39. Kez Buluşturmak Üzere Kapılarını Açtı!

Ağaç işleme makineleri, kesici takımlar ve el aletleri sektörünü bir araya getiren WoodTech 2026, Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonunda, Ağaç İşleme Makine Sanayicileri Derneği (AİMSAD) iş birliğinde, T.C. Ticaret Bakanlığı ve Avrupa Ağaç İşleme Makinesi İmalatçıları Federasyonu (EUMABOIS) desteğiyle gerçekleştiriliyor. Fuar, üretim süreçlerini geliştirmek, yeni makine yatırımlarını değerlendirmek ve uluslararası iş bağlantıları kurmak isteyen sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturuyor. CNC işleme merkezlerinden panel ebatlama ve kenar bantlama sistemlerine, tomruk ve kereste işleme makinelerinden yüzey işleme teknolojilerine kadar geniş bir ürün yelpazesini bir araya getiren fuarda, üretim verimliliğini artırmaya yönelik yeni nesil çözümler sergileniyor. WoodTech, Avrupa’nın İkinci Büyük Fuarı Konumunda Fuarın sektör açısından taşıdığı öneme dikkat çeken RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner, WoodTech’in 39 yıldır aralıksız düzenlenerek uluslararası alanda güçlü bir konuma ulaştığını belirtti. Öner, “WoodTech bugün Avrasya’nın en büyük, Avrupa’nın ise ikinci büyük fuarı konumunda. Bu yıl 300’ün üzerinde firmayı bir araya getirirken fuar alanımızda 3 binin üzerinde makine sergiliyoruz. Türkiye’nin güçlü üreticilerinin yanı sıra Almanya, İtalya, ABD ve Çin gibi ülkelerden uluslararası firmalar da fuarımızda yer alıyor. Özellikle otomasyon, yapay zekâ ve birbiriyle iletişim kurabilen yeni nesil makineler bu yılın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor. Yaklaşık 350-400 milyon dolarlık yıllık ticaret hacmine ve 140-150 milyon dolara yaklaşan ihracat büyüklüğüne sahip sektörümüz açısından WoodTech önemli bir ticaret platformu niteliği taşıyor. Fuarımızın sektörün toplam ticaret hacminin yaklaşık üçte birine hareketlilik kazandırmasını öngörüyoruz. Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’dan farklı uluslararası pazarlara uzanan ticari bağlantılarımızla sektörümüzün ihracat gücüne katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yıl fuarımızda yerli ve yabancı toplam 20 bin ziyaretçiyi ağırlamayı bekliyoruz. Sektörümüz adına verimli, yeni iş birliklerinin kurulduğu ve ticari fırsatların geliştiği bir fuar olmasını diliyoruz.” dedi. WoodTech, Sektörümüzün Dünyaya Açılan En Önemli Kapısı WoodTech’in sektörün uluslararası pazarlardaki konumuna sağladığı katkıyı değerlendiren Ağaç İşleme Makine Sanayicileri Derneği (AİMSAD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Arif Onur Kaçak, fuarın Türk makine üreticilerinin küresel rekabet gücünü artırmada önemli bir rol üstlendiğini belirtti. Kaçak, “WoodTech Fuarımız, sektörümüzün dünyaya açılmasında çok önemli bir yere sahip. 1988 yılında başlayan yolculuğuyla Türkiye’de pek çok markanın büyümesine ve uluslararası pazarlarda tanınmasına katkı sağladı. Bugün Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın üçüncü ve Avrasya’nın en büyük fuarı konumunda olması bizim için büyük bir gurur kaynağı. WoodTech, yalnızca sektörümüzün buluşma noktası değil, aynı zamanda Türk makine üreticilerinin küresel rekabet gücünü ortaya koyduğu stratejik bir platform” dedi. Türk ağaç işleme makineleri sektörünün kalite ve üretim kabiliyetiyle öne çıktığına dikkat çeken Kaçak, “Sektörümüz geçtiğimiz yıl yaklaşık 145 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu yılın ilk sekiz ayında ise 80 milyon dolara yakın ihracata ulaştık. Küresel pazarlardaki belirsizlikler ve artan maliyetler rekabet gücümüzü zorlasa da Türk üreticileri olarak teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Özellikle dijital ve yeşil dönüşüm, otomasyon ve yeni nesil üretim teknolojileri sektörümüzün geleceğini şekillendiriyor. WoodTech de bu dönüşümün en yeni örneklerini uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturarak yeni iş birliklerinin ve ihracat fırsatlarının önünü açıyor.” ifadelerini kullandı. AİMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sabri Erol, “39’uncu kez sektör profesyonellerini bir araya getiren WoodTech Fuarı’nın, ağaç işleme makineleri sektörünün gelişimine ve yeni iş birliklerinin oluşmasına katkı sağlayacağına inanıyorum. Fuarın tüm katılımcılarımız, sektörümüz ve ülkemiz için verimli, yoğun katılımlı ve bereketli geçmesini diliyorum” dedi. Tüyap Fuarcılık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal, “WoodTech Fuarımız, sektörümüz açısından her yıl çıtayı biraz daha yukarı taşıyan önemli bir buluşma noktası. Ülke ekonomisine ve sektörümüzün büyümesine değerli katkılar sunan fuarımızın bu yıl da tüm paydaşlarımız için başarılı ve verimli bir organizasyon olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. Uluslararası Alım Heyetleri B2B Görüşmeler İçin İstanbul'da WoodTech Fuarı kapsamında düzenlenen Uluslararası Alım Heyeti Programı, farklı ülkelerden gelen satın alma profesyonelleri ve karar vericileri, yeni ticari iş birlikleri geliştirmek üzere katılımcı firmalarla bir araya getiriyor. Program kapsamında gerçekleştirilecek B2B görüşmelerde; ağaç işleme makineleri, mobilya üretim teknolojileri, otomasyon sistemleri ile kesim ve işleme ekipmanları başta olmak üzere sektörün farklı ürün gruplarında yeni iş bağlantılarının kurulması ve ihracat fırsatlarının değerlendirilmesi amaçlanıyor. Akıllı Üretim ve Dijitalleşme Öne Çıkıyor WoodTech 2026’da sektörün dönüşümünde giderek daha fazla önem kazanan otomasyon, endüstriyel robotik, CNC teknolojileri ve dijital üretim sistemleri öne çıkıyor. Üretim süreçlerinin izlenmesi, veri toplama, kalite kontrol ve üretim yazılımlarına yönelik çözümler de ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Fuar kapsamında kesici takım teknolojileri, taşıma ve depolama sistemleri, enerji verimliliğini destekleyen uygulamalar, kereste kurutma ve nem kontrolü ile toz emme ve filtrasyon teknolojileri sergileniyor. Farklı üretim aşamalarına yönelik çözümler, firmalara kapasite artışı ve verimlilik hedefleri doğrultusunda yeni yatırım seçeneklerini karşılaştırma olanağı sağlıyor. WoodTech, Uluslararası Pazarlarla Ticari Bağları Güçlendiriyor Türkiye'nin ağaç işleme makineleri sektöründeki üretim gücünü, teknoloji kapasitesini ve ihracat potansiyelini uluslararası pazarlara taşıyan WoodTech Fuarı, sektörün küresel ticaretteki konumunu güçlendirmeye katkı sağlıyor. Türkiye'nin ağaç işleme makineleri ihracatında Bulgaristan, Polonya ve İspanya öne çıkarken WoodTech, Avrupa'dan Orta Doğu'ya, Kuzey Afrika'dan Orta Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyadan sektör profesyonellerini İstanbul'da buluşturmayı hedefliyor. Mobilya üreticileri, kereste ve panel üreticileri, fabrika ve üretim yöneticileri, makine ve teknoloji satın alma profesyonelleri, distribütörler, ithalatçılar ve uluslararası satın alma heyetlerini bir araya getiren WoodTech 2026, 22-24 Ekim tarihleri arasında 10.00–18.00, 25 Ekim’de ise 10.00–17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halkbank HUBrica Demo Day'de 10 Girişimi   Yatırımcılarla Buluşturdu Haber

Halkbank HUBrica Demo Day'de 10 Girişimi Yatırımcılarla Buluşturdu

Etkinlikte konuşan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, “Bugün desteklediğimiz her girişim, yarın Ülkemiz ekonomisinin üretim ve rekabet gücüne katkı sağlayacaktır.” dedi. Halkbank girişimcilik ekosistemine, finansmanın yanı sıra eğitim, mentörlük ve iş birliği imkânlarıyla da katkı sunmaya devam ediyor. Banka’nın İTÜ ARI Teknokent iş birliğiyle yürüttüğü HUBrica Hızlandırma Programı'nın üçüncü dönemi, İstanbul Finans Merkezi'ndeki Halkbank Kuleleri'nde düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil ve İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş’ın katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte programı başarıyla tamamlayan 10 girişim kürsüye çıktı. Fintek, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik alanlarında faaliyet gösteren girişimler, geliştirdikleri projeleri yatırımcılara, girişim sermayesi temsilcilerine ve girişimcilik ekosisteminin paydaşlarına tanıttı. Program sonunda nakdi ödüllerin sahibi olan girişimler, Türkiye'nin önde gelen girişimcilik etkinliklerinden Big Bang Startup Challenge sahnesinde projelerini daha geniş bir yatırımcı kitlesine sunma fırsatı da yakalayacak. “Bugün desteklediğimiz her girişim yarın Türkiye ekonomisine katkı sağlayacak” Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, etkinlikte yaptığı konuşmada, “Halkbank olarak kurulduğumuz günden bu yana Ülkemizin kalkınmasına katkı sağlamayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Ülkemizin öncelikleri her zaman bizim de önceliklerimiz oldu. Bu anlayışla girişimcilerimizin yanında olmayı görev biliyoruz. Girişimcilik ekosistemini desteklemeye başladığımız 2021 yılından bugüne kadar 285 bini kadın girişimci olmak üzere 500 bini aşkın girişimciye 200 milyar TL’nin üzerinde finansal destek sağladık. Geçen ay hayata geçirdiğimiz Aile ve Nüfus 10 Yılına Özel Kadın Girişimci Kredisi’nden faydalanan kadın girişimci sayısı da kısa süre içinde bini aştı. Bugün desteklediğimiz her girişim, yarın Ülkemiz ekonomisinin üretim ve rekabet gücüne katkı sağlayacaktır.” dedi. Girişimciliğe yönelik desteklerinin yalnızca finansmanla sınırlı olmadığının da altını çizen Recep Süleyman Özdil, “Üreten Kadınlar Yarışması, BİGE ve Jet Luck gibi projelerimizle girişimcilerimizin önünü açıyor, onların başarılarını görünür kılıyoruz. Bugün Demo Day etkinliği için bir araya geldiğimiz HUBrica Hızlandırma Programımızla da girişimlerimizin ölçeklenme süreçlerini hızlandırmalarına ve küresel başarıya ulaşmalarına destek oluyoruz. Bu yıl üçüncüsünü düzenlediğimiz HUBrica Programımızdan şu ana kadar toplam 30 girişim başarıyla mezun oldu. Bu girişimleri Bankamızın ilgili birimleriyle bir araya getirerek somut iş birliklerinin önünü açıyoruz. Bankamızın ihtiyaçları doğrultusunda 5 girişimle sözleşme imzaladık. Teklif aşamasındaki girişimlerle ilgili değerlendirme sürecimiz de devam ediyor.” diye konuştu. Halkbank Genel Müdürü Özdil, girişimcilere yönelik desteklerini bütüncül bir yaklaşımla genişletmek için yakın bir zamanda HUBrica Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’ni hayata geçireceklerini de hatırlattı. “Girişimlerimizin yeni iş birlikleri kurmasını destekliyoruz” İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “İTÜ ARI Teknokent olarak, paydaşlarımızla yürüttüğümüz programlarla girişimlerimizin sektörün ihtiyaçlarını yakından tanımasını, teknolojilerini bu ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirmesini ve yeni iş birlikleri kurmasını destekliyoruz. Halkbank ile HUBrica Hızlandırma Programı kapsamında yürüttüğümüz iş birliği ile fintek, sürdürülebilirlik ve yapay zekâ alanlarında teknolojik çözüm üreten girişimlerimizin gelişimine katkı sağladık. İTÜ Çekirdek’in girişimcilik alanındaki bilgi birikimini Halkbank’ın sektörel uzmanlığı ve geniş iş ağıyla buluşturan bu iş birliği; girişimlerimize eğitim, mentörlük ve banka yöneticileriyle doğrudan etkileşim yoluyla iş modellerini geliştirme ve potansiyel iş birliklerini değerlendirme imkânı sundu. HUBrica Demo Day’i, girişimlerimizin program boyunca edindikleri kazanımları ekosistem paydaşlarıyla paylaşmaları ve büyümelerini destekleyecek yeni bağlantılar kurmaları açısından değerli görüyoruz.” HUBrica’26 Demo Day’de sunum yapan 10 girişim şöyle: CHERRY MIC: Yerli mikroorganizmalarla geliştirdiği mikrobiyal gübre teknolojileri sayesinde çiftçilerin kimyasal gübre kullanımını azaltarak daha verimli ve sürdürülebilir tarımsal üretim yapmalarını sağlamaktadır. CLAMINT: Markaların yapay zekâ aramalarındaki görünürlüğünü analiz eden, hangi kullanıcı sorularında öne çıktıklarını ölçen ve pazarlama ekiplerine görünürlüğü artırmaya yönelik yapay zekâ ajanı tabanlı çözümler sunan platformdur. INNOLIFE: Biyosensörler, kamera, mikrofon ve yapay zekâ teknolojilerini kullanarak danışanların seans sırasında izlenmesini, seans sonrasında ise derin analiz ve karar desteği sunulmasını sağlayan dijital sağlık platformudur. INOPOLYME: Gıda ürünlerinin gerçek tazelik durumunu renk değişimiyle gösteren biyobazlı akıllı ambalaj teknolojileri geliştirerek gıda israfının, sağlık risklerinin ve ürün iadelerinin azaltılmasını hedeflemektedir. KITCHENEST: KOBİ'lerin atıl mutfaklarını otonom yapay zekâ ajanları aracılığıyla dijital restoranlara dönüştüren, işletmelerin ek yatırım yapmadan paket servis pazarında büyümelerini sağlayan teknoloji platformudur. ODIGOS: İnsan kaynakları ekiplerinin uygun adayları proaktif biçimde bulmasını ve adaylarla iletişime geçmesini sağlayan; telefon mülakatı, görüşme planlama, teklif ve doküman süreçlerini tek platformda birleştiren çözümler sunmaktadır. PARKERA: Sürücülerin boş ve dolu park yerlerini görüntüleyebildiği, park yeri rezervasyonu yapabildiği ve online ödeme gerçekleştirebildiği otopark mobil uygulamasıdır. SASPERA: Şirketlerin sürdürülebilirlik, finans ve operasyonel verilerini otomatik süreçlerle tek noktadan yönetmelerini sağlayarak yeşil dönüşüm performanslarını ölçülebilir, yönetilebilir ve raporlanabilir hale getiren SaaS platformudur. TYLUS AI: Kurumların veri tabanlarına şema farkındalığıyla bağlanarak yöneticilerin SQL kodu yazmadan, yalnızca Türkçe veya İngilizce komutlarla anlık rapor oluşturabilmesini sağlayan yapay zekâ tabanlı Text-to-SQL çözümüdür. VERICORE: Kritik karar ve işlemlerde neye dayanılarak karar verildiğini, kimin yetkilendirdiğini, neyin icra edildiğini ve sonrasında ne gözlendiğini tek bir izlenebilir kanıt akışında birleştiren karar kanıt altyapısıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.