Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeşil Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Yeşil Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dardanel’den Karbonsuz Üretim İçin GES Hamlesi Haber

Dardanel’den Karbonsuz Üretim İçin GES Hamlesi

Türkiye’nin balık ve deniz ürünleri uzmanı Dardanel, sürdürülebilirlik vizyonu ve enerji dönüşümü hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarını hayata geçirmeye devam ediyor. Dardanel, Çorum’un İskilip ilçesinde hayata geçirilecek Arazi Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesi için 4.350.000 USD + KDV bedelle yatırım anlaşması gerçekleştirdi. Yatırım, Türk Eximbank finansmanı ile hayata geçirildi. Bu yatırımla birlikte Dardanel, üretim süreçlerindeki elektrik tüketimini yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayacak. Toplam 112.214 m² arazi üzerinde kurulacak projede 16.484 adet güneş paneli kullanılacak. Santralin kurulu gücü 10.220 mWp (10,22 MWp) olacak. Yatırım süreci başlamış olup projenin Haziran ayında devreye alınması planlanıyor. Yatırımın tamamlanmasıyla birlikte Dardanel’in yenilenebilir enerji kullanım oranının artması ve karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlanması hedefleniyor. Proje sayesinde karbon salımının önemli ölçüde azaltılması ve üretimde yenilenebilir enerji kullanım oranının üst seviyelere taşınması amaçlanıyor. Yeşil enerji kullanımının artırılması ve sorumlu üretim anlayışının güçlendirilmesi, projenin temel çevresel kazanımları arasında yer alıyor. Dardanel enerji dönüşümü için önümüzdeki dönem yatırım bütçesini 9 milyon USD olarak belirledi. Yenilenebilir Enerji Kullanımında Yeni Dönem Projenin tamamlanmasıyla birlikte üretilecek elektrik enerjisi, Dardanel Önentaş Tesisinin yıllık elektrik tüketiminin tamamını karşılayacak. Böylece Dardanel’in yenilenebilir enerji kullanım oranı önemli ölçüde artarken, elektrik kaynaklı dolaylı emisyonlarda da kayda değer bir azalma sağlanacak. Bu adım, şirketin operasyonel faaliyetlerinden kaynaklanan karbon yoğunluğunu azaltma hedefi açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Söz konusu yatırım, maliyet yapısını daha güçlü ve öngörülebilir hale getirirken enerji arz güvenliğini destekliyor. Aynı zamanda uzun vadeli sürdürülebilir büyüme stratejisini destekleyen bir altyapı yatırımı olarak konumlanıyor. Dardanel, operasyonel verimliliği artıran ve çevresel sürdürülebilirliği destekleyen yatırımlarını önümüzdeki dönemde de sürdürmeyi planlamakta olup, yenilenebilir enerji yatırımlarını grup bünyesindeki diğer şirketlerde kademeli olarak hayata geçirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Continental’in Sürdürülebilirlik Vizyonuna   CDP’den Küresel Onay Haber

Continental’in Sürdürülebilirlik Vizyonuna CDP’den Küresel Onay

Günümüzde küresel ısınmayla mücadele, şirketler için artık yalnızca bir sorumluluk değil, stratejik bir öncelik. Continental, sürdürülebilirliği operasyonel uygulamaların ötesinde, tüm değer zincirine entegre edilen uzun vadeli bir strateji olarak konumlandırıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir ham madde uygulamalarıyla çevresel etkinin sistematik biçimde azaltmayı hedefleniyor. Bu kapsamda 15 yıldır düzenli olarak CDP (Karbon Saydamlık Projesi) değerlendirmelerine katılan Continental, iklim değişikliğini hafifletme yaklaşımı, CO₂ emisyonlarını azaltma konusundaki ilerlemesi ve tedarik zinciri şeffaflığıyla "Liderlik" seviyesini temsil eden “A-” derecesiyle ödüllendirildi. Şirketin sürdürülebilirlik vizyonunun altını çizen Continental Lastikleri Sürdürülebilirlik Başkanı Jorge Almeida, süreci şu sözlerle özetliyor: “Bir lastiğin yaşam döngüsünün tüm aşamalarında, hammadde tedarikinden üretime, kullanım sürecinden ömür sonu yönetimine kadar tüm süreçlerimizi sürekli olarak optimize ediyoruz. Hem kendi operasyonlarımızda hem de tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birlikleriyle iklim eylemine kararlılıkla devam ediyoruz.” Yeşil Enerji Yatırımlarıyla Düşük Karbon Hedefliyor Continental, operasyonel süreçlerindeki karbon ayak izini düşürmek amacıyla 2020 yılından bu yana RE100 girişimi kapsamında yeşil enerji tedarik ediyor. Şirket tesislerindeki fotovoltaik sistemlerin yanı sıra uzun vadeli enerji satın alma anlaşmaları (PPA) aracılığıyla yenilenebilir enerji kullanımını artırarak özellikle Scope 2 emisyonlarını azaltıyor. Ayrıca yalıtım uygulamaları ve LED dönüşümü gibi enerji verimliliği çalışmalarıyla CO₂ emisyonlarını minimize etmeyi sürdürüyor. 5 Yılda 79 Olimpik Havuz Dolusu Su Tasarrufu Lastik üretiminde kritik öneme sahip olan suyun verimli kullanımı, Continental’in çevresel hedeflerinin merkezinde yer alıyor. Şirket, 2020–2025 yılları arasında tüm üretim tesislerinde ürün başına su çekimini yüzde 10’dan fazla azaltarak toplam 197 milyon litre su tasarrufu sağladı. 79 olimpik yüzme havuzunu doldurmaya yetecek bu hacme ise suyun daha verimli kullanımı, arıtılması ve geri kazanımı sayesinde ulaştı. Pirinç Kabuğundan Teknolojiye: Sürdürülebilir Ham madde Farkı İklim değişikliğiyle mücadelede şeffaf ve izlenebilir tedarik zincirlerini önceliklendiren Continental, sorumlu doğal kauçuk üretimi için küçük ölçekli çiftçilere yönelik eğitimlerden dijital izleme sistemlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet yürütüyor. Çevresel ayak izini azaltmak için alternatif hammadde araştırmalarına da hız veren şirket, pirinç kabuğu külünden elde edilen silika, kağıt endüstrisinin yan ürünü olan tall oil ve geri dönüştürülmüş PET şişelerden üretilen polyester elyaflar gibi inovatif çözümlerle sektörde fark yaratıyor CDP Değerlendirmesi Ne Anlama Geliyor? CDP, şirketleri “emisyon azaltım girişimleri”, “düşük karbonlu ürünler” ve “çevre politikaları” gibi başlıklarda A’dan D’ye uzanan bir ölçekte değerlendiriyor. Değerlendirme süreci yalnızca şirketlerin kendi operasyonlarını değil, tedarik zincirlerine olan etkilerini de kapsıyor. Continental’in aldığı “A-” notu, iklim değişikliğiyle mücadelede liderlik seviyesine yakın bir performansa işaret ediyor. Su yönetiminde üst üste ikinci kez alınan “B” notu ise kaynak verimliliği alanındaki istikrarlı ilerlemeyi ortaya koyuyor. Continental, 15 yıldır CDP değerlendirmelerine katılarak sürdürülebilirlik performansını şeffaf biçimde raporlamayı sürdürüyor. Continental lider lastik üreticisi ve sektör uzmanıdır. 1871 yılında kurulan şirket, 2024 yılında 39,7 milyar Euro satış gerçekleştirmiş ve günümüzde 54 ülke ve pazarda yaklaşık 95.000 kişiyi istihdam etmektedir. Lastik Grubunun çözümleri, mobiliteyi daha güvenli, daha akıllı ve daha sürdürülebilir hale getirmektedir. Premium portföyünde otomobil, kamyon, tır, otobüs, bisiklet, motosiklet lastikleri ve özel lastiklerin yanı sıra filolar ve lastik perakendecileri için akıllı çözümler ve hizmetler yer almaktadır. 150 yılı aşkın süredir yenilikçi üstün performans sunan Continental, dünyanın en büyük lastik üreticilerinden biridir. 2024 mali yılında Lastik Grubu 13,9 milyar Euro satış gerçekleştirmiştir. Continental’in lastik bölümü dünya genelinde 19 üretim ve 16 geliştirme tesisinde 57.000’den fazla kişiyi istihdam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla  Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de Haber

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de

İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, sürdürülebilirlik alanındaki güçlü performansını uluslararası ölçekte bir kez daha kanıtladı. Şirket, EcoVadis’ten Platin Madalya alırken, CDP’nin (Carbon Disclosure Project / Karbon Saydamlık Projesi) iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinde A notu elde ederek 2025 yılı A Listesine girmeyi başardı. Dünyaca kabul gören, güvenilir ve bağımsız kuruluşlarca gerçekleştirilen bu değerlendirmeler, ABB’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin merkezine yerleştirerek somut ve ölçülebilir adımlar attığını bir kez daha ortaya koydu. ABB, EcoVadis’in gerçekleştirdiği değerlendirmede 100 üzerinden 84 puan alarak Platin Madalya’ya layık görüldü. Bu sonuçla ABB, dünya genelinde değerlendirilen 130 bin şirket arasında ilk yüzde 1’lik dilimde yer aldı. Şirket, bir önceki yıla göre puanını 9 puan artırarak sürdürülebilirlik alanındaki istikrarlı performansını da ortaya koydu. EcoVadis değerlendirmeleri; çevre, çalışma ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarik başlıkları altında, yalnızca ölçülebilir ve sahada karşılığı olan uygulamaları esas alıyor. CDP’den iklim ve su alanlarında tam not ABB, sürdürülebilirlikteki başarısını, çevre alanında küresel bir referans kabul edilen CDP’nin 2025 derecelendirmeleriyle de taçlandırdı. Şirket, iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinin her ikisinde de A notu alarak CDP’nin 2025 A Listesi’ne girdi. Böylece ABB, 22 bin 100 şirket arasında çift A notu alan ilk yüzde 1’lik grup içinde yer aldı. Ayrıca ABB, su yönetimi alanında ilk kez A Listesi’ne girerek bu alandaki ilerlemesini de tescillemiş oldu. Su güvenliğinde somut ve ölçülebilir adımlar Su güvenliği, ABB’nin sürdürülebilirlik stratejisinin temel odak alanları arasında yer alıyor. Şirket, su güvenliği puanını 2023’te B seviyesinden 2024’te A- seviyesine, 2025 itibarıyla ise A seviyesine yükseltti. ABB, dünya genelindeki 320 tesisinde suya bağlı riskleri düzenli olarak değerlendiriyor; özellikle su stresi yaşanan bölgelerde önleyici uygulamalara öncelik veriyor. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olan Hindistan’daki Nelamangala tesisi, AWS (Alliance for Water Stewardship) Altın Seviye Sertifikası alan ilk ABB tesisi oldu. Tesiste hayata geçirilen geri kazanım ve yağmur suyu hasadı projeleri sayesinde, son üç yılda yerel yeraltı suyu seviyelerinde 30 metrenin üzerinde artış sağlandı. “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratmanın temel bir unsuru olarak konumlandırıyoruz” ABB Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Anke Hampel, elde edilen başarılar ile ilgili yaptığı açıklamada, “EcoVadis derecelendirmeleri, şirketlerin tedarikçileri hakkında bilinçli kararlar almasını sağlayarak riskleri azaltıyor, iyileştirmeleri teşvik ediyor ve etkiyi hızlandırıyor. EcoVadis tarafından Platin Madalya ile ödüllendirilmemiz de sürdürülebilirlik alanındaki şeffaflığımızın ve kaydettiğimiz ilerlemenin güçlü bir göstergesidir. CDP’nin hem iklim hem de su alanındaki A Listesi’nde yer almamız ise sürdürülebilirlik alanındaki performansımız ve kurumsal şeffaflığımız açısından önemli bir başarıdır. Suya bağlı risklere maruziyetin yönetimi, suyun sorumlu kullanımı, yönetişim süreçleri ve tedarikçilerimizin su riskleri konusundaki katılımını güçlendirmeye yönelik artan odağımız su alanında ilk kez A notu almamızı sağladı” ifadelerini kullandı. ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Başar Vural ise konuyla ilgili, “ABB’nin EcoVadis ve CDP gibi küresel ölçekte referans kabul edilen platformlarda elde ettiği bu başarılar, sürdürülebilirlik hedeflerimizi başarılı bir şekilde hayata geçirdiğimizin somut göstergesidir. Bu küresel yaklaşımı Türkiye’de de kararlılıkla uyguluyor; elektrifikasyon, otomasyon ve dijitalleşme odağındaki çözümlerimizle sanayiden altyapıya kadar geniş bir alanda düşük karbonlu dönüşümü destekliyoruz. ABB Türkiye olarak, global sürdürülebilirlik hedeflerimizi yerel ihtiyaçlar ve önceliklerle buluşturarak, ülkemizin yeşil dönüşümüne uzun vadeli ve ölçülebilir katkı sağlamayı sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu. ABB, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 80, 2050 yılına kadar ise yüzde 100 azaltmayı hedefliyor. Şirket, TIME dergisi ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2025” listesinde 14’üncü sırada yer alırken, İsviçre’de tüm sektörler arasında en sürdürülebilir üçüncü şirket olarak konumlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sungrow, Şebeke Oluşturma Özellikli Yeni Nesil Enerji Depolama Çözümü PowerTitan 3.0’ı Tanıttı Haber

Sungrow, Şebeke Oluşturma Özellikli Yeni Nesil Enerji Depolama Çözümü PowerTitan 3.0’ı Tanıttı

Dünyanın lider PV invertör ve enerji depolama sistemi (ESS) üreticisi Sungrow, Madrid’de düzenlenen PV & ESS Summit etkinliğinde, Avrupa temiz enerji pazarı açısından dönüm noktası niteliği taşıyan iki inovasyonunu tanıttı. Etkinlikte, şirketin şebeke ölçekli enerji depolama projeleri için yüksek verimlilik ve güvenlik sunan PowerTitan 3.0 batarya enerji depolama sistemi (BESS) ile DC bağlantılı PV-ESS çözümüne yönelik geliştirilen Tek Platform Tasarımı tanıtıldı. Aralarında SolarPower Europe, TÜV ve DEKRA gibi küresel sertifikasyon ve denetim kuruluşlarından temsilcilerin de bulunduğu 300’ü aşkın sektör profesyoneli ve iş ortağının katıldığı etkinlikte, yeni ürün lansmanının yanı sıra pazar dinamiklerinin ele alındığı paneller düzenlendi. Zirvede, entegre PV ve ESS teknolojilerinin enerji dönüşümünün bir sonraki aşamasını şekillendirmedeki rolü öne çıktı. Sungrow Avrupa’nın ESS’ten Sorumlu Başkan Yardımcısı James Li, Sungrow’un Avrupa’yı kilit bir pazar olarak önceliklendirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Güçlü ve yerelleştirilmiş servis altyapısına sahip Avrupa operasyonumuz; 280’in üzerinde mühendis, 5 onarım atölyesi, 14 servis deposu ve 220’den fazla servis iş ortağından oluşan geniş bir hizmet ağıyla destekleniyor. Önümüzdeki dönemde Avrupa’daki varlığımızı, stratejik iş birlikleri ve kıtanın yeşil enerji dönüşümünü desteklemeye odaklanan yeni nesil teknolojilerle güçlendirmeye devam edeceğiz.” Sungrow’un enerji depolama çözümleri ürün ailesinin yeni üyesi PowerTitan 3.0, Avrupa genelinde ve Türkiye’de yaygın satış ve servis ağıyla desteklenerek, temiz enerji dönüşümünde kritik bir rol üstlenmeye ve önümüzdeki yıllarda artması beklenen enerji depolama ihtiyacına yanıt vermeye hazırlanıyor. Avrupa güneş enerjisi sektörünün çatı kuruluşu SolarPower Europe (SPE) verilerine göre, AB genelinde kümülatif PV kurulu gücü 2025 yılında 406 GW’a ulaştı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik sistemine entegrasyonu; şebeke tıkanıklıkları, artan üretim kısıntıları ve negatif fiyatlar gibi bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. SPE, esnek güç talebine olan ihtiyacın 2030 yılına kadar %40 seviyesine çıkacağını öngörüyor. Bu tablo, büyük ölçekli batarya enerji depolama sistemlerinin (BESS) hayata geçirilmesini kritik hale getiriyor. SPE’ye göre, 2025 yılında 26 GWh’ın üzerinde BESS kurulumu gerçekleştirildi ve şebeke ölçekli sistemler ilk kez konut tipi sistemleri geride bıraktı. Kuruluş, 2030 yılına kadar yıllık ortalama %30 BESS büyümesiyle toplam kapasitenin 412 GWh’a ulaşmasını bekliyor. PowerTitan 3.0: Yeni Nesil Şebeke Ölçekli Enerji Depolama Sistemi Modern enerji sistemlerinin karşılaştığı zorluklara yanıt verecek şekilde tasarlanan PowerTitan 3.0, 6 metrelik bir konteyner içerisinde 1,78 MW kapasiteli güç dönüştürme sistemi (PCS) ile 7,14 MWh batarya kapasitesini bir araya getiriyor. Sistem, 4 saatlik konfigürasyonda tek bir blokta 7,2 MW / 28,5 MWh seviyesine ulaşabiliyor. 600Ah ve üzeri istiflenmiş batarya hücreleri, 2 ila 8 saat arasında çalışma süresi sunarken, bu yapı daha yüksek güvenlik ve verimlilik sağlayarak sistem genelinde %92 gidiş-dönüş verimliliğine (RTE) katkı sağlıyor. AC blok tasarımı sayesinde PowerTitan 3.0, fabrikada önceden kurulu ve devreye alınmış olarak teslim ediliyor; ayrıca bir saat içinde kendi kendine konfigürasyon ve kontrol süreçlerini gerçekleştirebiliyor. Bu özellik, 1 GWh kapasiteli bir projenin yalnızca 12 gün içinde devreye alınmasına imkân tanıyor. Sistem, -40°C’ye kadar düşük sıcaklıklarda performans kaybı yaşamadan çalışabiliyor; bu da onu sert iklim koşullarına sahip Türkiye’nin iç bölgelerinin yanı sıra kıyı ve yüksek nemli alanlar için de uygun hale getiriyor. DC Bağlantılı PV-ESS Çözümü için Tek Platform Tasarımı Sungrow, PowerTitan 3.0 ile birlikte DC bağlantılı PV-ESS çözümüne yönelik Tek Platform Tasarımını da tanıttı. Bu tasarım; enerji depolamaya özel arayüze sahip 1+X modüler invertör, entegre DC/DC modülü bulunan PowerTitan 3.0 ve Sungrow tarafından geliştirilen PV-ESS Sinerji Yönetim Sistemi’ni içeriyor. Entegre mimari, 8 saate kadar uzun deşarj süresi ve %100’e kadar esnek ESS güç oranı sunarken, sistem genelinde maliyet optimizasyonu sağlıyor. Pazar ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanan bu çözüm, pik–vadi tarifeleri arasındaki fiyat farklarından yararlanarak etkin enerji arbitrajını mümkün kılıyor ve optimize edilmiş dağıtım sayesinde şebeke uyumluluğunu artırıyor. Bugüne kadar Sungrow’un DC bağlantılı çözümü, 10’dan fazla ülkede 90’ın üzerinde projede hayata geçirildi. Şebeke Oluşturma Teknolojisi: Enerji Dönüşümünde Bir Dönüm Noktası Şebeke oluşturma (grid-forming) teknolojisi, dayanıklı ve istikrarlı elektrik sistemlerinin temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Zirvede konuşan Sungrow Şebeke Çözümleri Direktörü Dr. Henry Liu, bu teknolojinin yenilenebilir enerji ağırlıklı şebekeleri desteklemedeki ve değişen AB standartlarını karşılamadaki artan rolüne dikkat çekti. Sungrow, gerilim ve frekans desteği, salınım sönümleme, GW seviyesinde şebekeyi sıfırdan başlatma (black start) kabiliyeti ve sistem dayanımı desteği gibi temel yetkinliklerini paylaştı. Bu yetkinlikler, Suudi Arabistan’daki 7,8 GWh kapasiteli ve dünyanın en büyük şebeke oluşturma özellikli enerji depolama tesisi olan projede başarıyla doğrulandı. Küresel Uzmanlık ve Yerel Varlık 2011 yılından bu yana Avrupa’da faaliyet gösteren Sungrow, bölgedeki varlığını 25 yerel ofis, iki Ar-Ge merkezi, 26 depo ve üç Eğitim & Teknoloji ile Servis Merkezi’ne genişletti. Şirketin Avrupa genel merkezi Almanya’nın Münih kentinde bulunuyor. Son dönemde hayata geçirilen öne çıkan projeler arasında Belçika’da yer alan Avrupa’nın en büyük BESS projelerinden biri (800 MWh), Birleşik Krallık’taki Bramley ESS projesi (330 MWh), Finlandiya’daki en kuzey PV projesi (70 MW) ve Türkiye’deki 70 MW kapasiteli hibrit proje yer alıyor.

Enerjisa Üretim, Türkiye’de Rüzgârda 1.000 MW’a Ulaşan İlk Şirket Oldu Haber

Enerjisa Üretim, Türkiye’de Rüzgârda 1.000 MW’a Ulaşan İlk Şirket Oldu

Aynı zamanda 10’dan fazla projeyi eş zamanlı geliştirip inşa ederek sektörde çıtayı yükseltti. Bu başarı, yerli teknolojiden sürdürülebilir kalkınmaya, kadın istihdamından toplumsal faydaya uzanan güçlü yaklaşımıyla Türkiye’nin enerji ekosistemine yeni bir ivme kazandıracak. Enerjisa Üretim, mevcut rüzgâr portföyü ve YEKA-2’nin devreye alınan santralleriyle 1.000 MW kurulu güç kapasitesine ulaşarak Türkiye’de rüzgâr enerjisindeki en kapsamlı dönüşüm gücünü ortaya koyan ilk şirket oldu. Toplamda 16 rüzgâr santralinin katkısıyla aşılan bu eşik, Türkiye’nin yenilenebilir enerji tarihinde ulaşılan en büyük rüzgâr kapasitesini temsil ederek ülkenin enerji dönüşümünde kritik bir kilometre taşı oluşturuyor. Bu kurulu güç ile yaklaşık 1,7 milyon hanenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer enerji üretimi sağlanacak. Enerjisa Üretim, devam eden yatırımların tamamlanması ve yeni kapasite artışlarının devreye alınmasıyla 2028 yılı sonu itibarıyla en az 6.250 MW kurulu güce ulaşmayı hedefliyor. Enerjisa Üretim, 30. yılına rüzgârda dev bir adımla giriyor 1996’dan bu yana Türkiye’nin enerji sektöründe dönüşüme yön veren Enerjisa Üretim, rüzgâr enerjisindeki büyümesini özellikle 2010’lu yılların başından itibaren hızlandırarak bugün 1.000 MW’la sektörün ölçeğini tanımlayan liderliğe ulaşmış durumda. YEKA projeleri, hibrit uygulamalar ve yerli teknoloji katkısıyla şekillenen bu yolculuk, 30. yılında Türkiye’nin rüzgâr haritasını değiştiren bir etki yaratıyor. Enerjisa Üretim, YEKA-2 yolculuğunu tamamlandığında ise ülkenin toplam rüzgâr gücünün en az yüzde 10’unu tek başına karşılayacak. Bu kapasiteyle Türkiye’nin en geniş ve en etkili rüzgâr portföyünü yöneten oyuncu konumunu sürdürecek. Geleceğin enerji ekosistemi yaratılıyor Enerji arz güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma açısından güçlü bir altyapı sunan bu büyüme, şirketin 2023 yılında hayata geçirdiği Rüzgarı Enerjiye Dönüştüren Kadınlar (REDKA) programıyla toplumsal boyut da kazandı. Eğitimlerle kadın mühendis ve teknisyenlerin uzmanlığını güçlendiren REDKA programı kapsamında, Ovacık RES Türkiye’de resmî kabul ve operasyon süreçleri uçtan uca kadınlar tarafından yönetilen ilk ve tek rüzgâr santrali olarak öne çıkıyor. Enerjisa Üretim, kadın istihdamını güçlendiren bu modeli yeni projelere taşımayı ve sektör genelinde yaygınlaştırmayı sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçası olarak görüyor. “Bugün 1.000 MW’nin üzerindeyiz, önümüzde ise rüzgâr enerjisinde 2.000 MW’yi aşan, uzun vadeli bir büyüme yol haritası var” Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında önemli bir kilometre taşı bıraktıklarını vurgulayan Sabancı Holding Stratejik Yatırımlar ve Operasyonlar Başkanı ve Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, şunları söyledi: “Rüzgâr enerjisinde 1.000 MW eşiğini geride bırakmamız, özel sektörün ülkenin enerji dönüşümünde üstlendiği kritik rolün güçlü bir göstergesi. Önümüzde ise rüzgâr enerjisinde 2.000 MW’yi aşan, uzun vadeli ve kararlılıkla ilerleyen bir büyüme yol haritası bulunuyor. 30. yılımızda elde ettiğimiz bu büyüklük, uzun vadeli yatırımlarımızın, ulusal enerji stratejisine sağladığımız katkının ve geleceğe dönük güçlü vizyonumuzun somut bir göstergesi. Bugünkü rüzgâr kapasitemiz; yerli üretim ekosistemini güçlendiren, Türkiye’nin rüzgâr teknolojilerindeki rekabet avantajını artıran ve uzun vadeli enerji arz güvenliğini destekleyen stratejik bir altyapı oluşturuyor. YEKA projelerinden hibrit santrallere, batarya enerji depolama tesislerinden kapasite artışları ile birleşme ve satın alma adımlarına uzanan bütünsel yatırım yaklaşımımız, sürdürülebilir büyüme stratejimizin omurgasını oluşturuyor. Bu yaklaşım, bizi bugün aynı anda 10’dan fazla projeyi geliştiren ve inşa eden bir yapıya taşıdı. Sektörümüz açısından bu gerçekten bir rekor. Ortaya çıkacak bu portföy, son 10–15 yılın Türkiye’deki en büyük yenilenebilir enerji yatırımı olacak. Bu yatırımlar, rekabetçi elektrik fiyatlarının oluşmasına katkı sağlarken, yeşil enerji tedarikiyle sanayimizin ihracat gücünü daha da ileri taşıyacak.” Türkiye’nin gelecekteki enerji mimarisini de tasarlayan bu vizyona dikkat çeken Bayçöl, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uçtan uca, gigavat ölçeğinde yatırım geliştirebilen, enerji projelerini fikir aşamasından inşaata, işletmeden dijital optimizasyona kadar tüm yaşam döngüsü boyunca yöneten entegre bir organizasyonuz. Enerji üretimini, doğayla uyumlu, insanı odağına alan, yerel kalkınmayı destekleyen ve toplumsal faydayı önceleyen bir değer zinciri olarak görüyoruz. REDKA programımızla kadın mühendislerin liderliğini güçlendirirken, yerli üretim kapasitesini artırarak ulusal teknolojiyi ve yeni nesil yetkinlikleri destekleyen kapsayıcı bir dönüşüm modeli ortaya koyuyoruz. Hedeflerimize ilerlerken vizyonumuz net: Türkiye’nin enerjisini daha temiz, daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı bir geleceğe taşımak. Bu hedef doğrultusunda attığımız her adım, ülkemizin enerji bağımsızlığına ve küresel rekabet gücüne doğrudan katkı sunuyor. Enerjisa Üretim, bugünün enerjisini üretirken geleceğin enerji ekosistemini de inşa etmeye kararlıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Alüminyum 2025’te Katma Değerli Üretime Odaklandı Haber

Eti Alüminyum 2025’te Katma Değerli Üretime Odaklandı

Türkiye’nin tek birincil alüminyum üreticisi olan Eti Alüminyum, 2025 yılında üretim gücünü ürün çeşitliliği ve teknik yetkinlik ekseninde yeniden yapılandırırken, stratejik sektörlere yönelik üretim kabiliyetini de güçlendirdi. Seydişehir’de yarım asrı aşkın süredir sürdürülen üretim faaliyetleri; Ar-Ge, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla desteklendi. Şirketin 2025 yılı performansını değerlendiren Eti Alüminyum Genel Müdürü Mehmet Arkan, şu ifadeleri kullandı: “Alüminyum artık yalnızca bir sanayi girdisi değil; savunmadan enerjiye, ileri teknolojiden yeşil dönüşüme kadar pek çok alanın stratejik yapı taşı. 2025 yılında odağımız, Eti Alüminyum’u bu dönüşümün merkezinde konumlandıracak üretim ve teknoloji altyapısını güçlendirmek oldu. Haddehane yatırımımız, Ar-Ge projelerimiz ve yeşil enerji hamlelerimizle bugün attığımız adımların, önümüzdeki yıllarda daha yüksek katma değer, daha güçlü rekabet ve daha sürdürülebilir bir sanayi yapısı yaratacağına inanıyoruz. Bu vizyonla, Eti Alüminyum’u yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına da cevap verebilen bir üretim gücü haline getirmeyi hedefliyoruz.” HADDEHANE YATIRIMIYLA KATMA DEĞERLİ ÜRETİMDE YENİ AŞAMA 2025 yılında Eti Alüminyum’un en önemli yatırım başlıklarından biri yapımı devam eden yeni haddehane yatırımı oldu. Toplam yatırım tutarı 10 milyar TL’yi aşan tesisin, ilk etapta 100 bin ton üretim kapasitesiyle devreye alınması; ilerleyen aşamalarda ise kapasitenin 200–250 bin ton seviyelerine çıkarılması hedefleniyor. Haddehane yatırımıyla birlikte, özellikle savunma sanayi, havacılık ve ileri imalat sektörleri için kritik öneme sahip sıcak ve soğuk hadde ürünlerinin yurt içinde üretilmesi amaçlanıyor. Bu sayede Türkiye’nin yassı alüminyum ürünlerde ithalata olan bağımlılığının azaltılması, yıllık yaklaşık 600 milyon dolarlık ithalatın önüne geçilmesi ve Seydişehir’de uzun vadeli istihdam ile ekonomik hareketliliğin desteklenmesi hedefleniyor. AR-GE ÇALIŞMALARIYLA ÜRETİMDE YENİ ALANLAR AÇILIYOR Eti Alüminyum, 2025 yılında kapasite yatırımlarının yanı sıra Ar-Ge faaliyetleriyle üretim yetkinliğini güçlendirmeye devam etti. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar sonucunda özel alümina üretim hattı devreye alındı. Yıllık 40 bin ton kapasiteye ulaşması hedeflenen üretim hattı sayesinde; savunma sanayi, seramik ve termal izolasyon gibi stratejik alanlarda kullanılan, yüksek saflık ve dayanım gerektiren bu önemli hammaddenin yurt içinde üretilmesine başlandı. Ar-Ge çalışmaları kapsamında ayrıca, alüminyum üretim sürecinde ortaya çıkan boksit atığından lityum geri kazanımına yönelik pilot üretim başarıyla tamamlandı. Bunun yanında, petrokimya sektöründe kullanılan katalizörlerin yerli üretimine yönelik test süreçleri devam ederken, olumlu sonuçlar alınması halinde ithal edilen bu kritik girdinin Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor. YENİLEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARIYLA ÜRETİMDE DÖNÜŞÜM Eti Alüminyum, üretim faaliyetlerini enerji yatırımlarıyla birlikte ele alarak 2025 yılında yeşil dönüşüm stratejisini güçlendirdi. Seydişehir’deki 189 MW güneş enerjisi kurulu gücüne ek olarak, Gaziantep’te 95 MW ve Çumra’da 4 MW kapasiteli güneş enerjisi santralleri devreye alındı. Sivas’ta planlanan 42 MW kapasiteli yeni GES yatırımıyla birlikte, şirketin güneş enerjisinde toplam kurulu gücünün 330 MW seviyesine ulaşması hedefleniyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, Eti Alüminyum’un üretimde kullandığı elektriğin tamamını temiz enerji kaynaklarından karşılamaya yönelik uzun vadeli “yeşil alüminyum” vizyonunun temel unsurları arasında yer alıyor. Oymapınar Hidroelektrik Santrali ile başlayan bu dönüşüm süreci, güneş enerjisi yatırımlarıyla genişletilerek düşük karbonlu üretim yaklaşımının kalıcı biçimde güçlendirilmesini amaçlıyor. ÇEVRESEL SORUMLULUK ODAKLI SAHA UYGULAMALARI Eti Alüminyum, 2025 yılında yenilenebilir enerji yatırımlarıyla güçlendirdiği düşük karbonlu üretim yaklaşımını, sahadaki çevresel sorumluluk uygulamalarıyla desteklemeyi sürdürdü. Bu yaklaşım doğrultusunda, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü çerçevesinde gerçekleştirilen çalışmalarla 37.900 fidan toprakla buluşturuldu. Dikilen fidanların büyüme süreçleri boyunca yılda yaklaşık 490 ton karbonu atmosferden temizlemesi öngörülüyor. SANAYİ Z.0 İLE NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞINA YATIRIM Eti Alüminyum, 2025 yılında yalnızca üretim ve teknoloji yatırımlarına değil, nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine yönelik çalışmalarına da devam etti. Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen Sanayi Z.0 Programı kapsamında, Seydişehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerine burs, staj ve uygulamalı eğitim desteği sağlandı. Programın başlangıcından bu yana 200 öğrenci tesislerde staj yaparken, 180 öğrenciye burs desteği sunuldu. Eti Alüminyum mühendislerinin mentorluk katkısıyla yürütülen program, sanayi–okul iş birliğini güçlendiren ve gençlerin üretimle doğrudan temas kurmasını sağlayan sürdürülebilir bir model olarak devam ediyor. Seydişehir’den aldığı güçle yoluna devam eden Eti Alüminyum, üretimden Ar-Ge’ye, enerjiden insan kaynağına uzanan bütüncül yaklaşımıyla Türkiye sanayisine uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. ETİ ALÜMİNYUM HAKKINDA: 1967 yılında temelleri atılan ve 1973'te üretime başlayan Eti Alüminyum, 2005'ten bu yana sanayinin öncü gruplarından Cengiz Holding çatısı altında faaliyetlerini sürdürüyor. Özelleştirme İdaresi’nden alındıktan sonra yenileme, kapasite artırımı ve teknoloji yatırımlarına hız verilen tesislere, bugüne kadar haddehane yatırımları hariç olmak üzere 700 milyon doların üzerinde yatırım gerçekleştirilmiştir. Tüm bu yatırımlar sayesinde bugün, Türkiye'de madenden son ürüne kadar üretim yapabilen tek entegre tesise sahip olan Eti Alüminyum’da yılda 82.000 ton alüminyum üretiliyor. Üretilen ürünler, pencere profilinden uçaklara, turizmden savunma sanayine kadar çok geniş bir alanda kullanılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk! Haber

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Arş. Gör. Begüm Çetin, 5–11 Ocak Enerji Tasarrufu Haftası kapsamında yeni enerji kaynakları ve enerji tasarrufu konusunu değerlendirdi. Türkiye’nin en acil enerji sorunu dışa bağımlılık ve fosil yakıt ağırlığı Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en temel enerji sorununa dikkat çeken Begüm Çetin, “Ülkemizde, karbon emisyonu ve çevresel maliyeti yüksek, iklim krizine yol açan ve enerji verimliliği açısından dezavantajlı fosil yakıtlar büyük oranda kullanılmaktadır. Fakat enerjinin yeşil geleceğini düşündüğümüzde, insan ve toplum için fayda odaklı teknolojik dönüşüm sürecinde; artan nüfusumuzun arz-talep ihtiyacına karşılık verecek, enerji kaynaklarımızın dışa bağımlılığını azaltacak, enerji verimliliğimizin kesintisiz ve emniyetli bir şekilde devam etmesini sağlayacak sürdürülebilir enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılması gerekmektedir. Bu bağlamda endüstriyel ve ticari alanlarda, ofis-ev ortamında ve bireysel olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşviği ile doğru bilinçlendirme önem taşımaktadır. Ayrıca yeşil dönüşüm ve teknolojilerine hazır olacak şekilde ilgili altyapı eksiklikleri tamamlanmalıdır.” dedi. Yenilenebilir enerjide güçlü potansiyel var Yenilenebilir enerji kaynaklarının doğada var olan ve ihtiyacımız ölçüsünde enerjiyi devamlı ve sürdürülebilir bir şekilde temiz, verimli, güvenilir ve ekonomik olarak değerlendirmemize imkân sağlayan kaynaklar olduğunu dile getiren Çetin, “Ülkemizin coğrafi konumu, jeolojik yapısı ve bu bağlamda yapılan çalışmalar eşliğinde değerlendirildiğinde yenilenebilir enerji kaynakları ülkemizde önemli potansiyel kaynaklardır. Yapılan son çalışmalara göre yenilenebilir enerji kaynağının kurulu gücün yüzde olarak çoğunluğunu sırası ile hidrolik enerji, güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve jeotermal enerji kaynakları oluşturmaktadır.” diye konuştu. Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacak Nükleer enerji kaynaklarının da sürdürülebilir enerji kaynağı olup olmaması konusunda değerlendirilmesi gereken enerji kaynağı olduğunu dile getiren Çetin, “Nükleer enerji santrallerinin atık sistemi ve santral sisteminin güvenliği ile ilgili teknolojilerinin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Herhangi bir hasar meydana geldiğinde olumsuz etkileri uzun süre devam edebilmektedir. Ülkemizde nükleer enerji santrallerinin devreye alınması ile ilgili çalışmalar devam etmekte olup en son ülkemizin ilk Nükleer Güç Santrali Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacağı bildirildi.” şeklinde konuştu. Son yıllarda sıkça konuşulan enerji dönüşümü, günlük hayatımıza nasıl yansıyor? Enerji dönüşümünde dijitalleşmenin özellikle son yıllarda yapay zekâ dönüşümünü de içinde barındırdığını ifade eden Arş. Gör. Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bu dönüşüme hazırlık sürecinde aktif olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ‘Enerji Yönetiminde Dijital ve Yenilenebilir Enerji Dönüşümü’ başlığı altında şebekelerde akıllı sayaç entegresini sağlamaya yönelik planı 2026 Mart ayı itibari ile uygulamaya koyacak. Burada bahsedilmesi gereken önemli bir nokta akıllı sayaç teknolojisi şebekelerin akıllı ve mikro şebekeye dönüştürülmesinde dolayısı ile akıllı şehirler dönüşümünde temel ve en önemli uygulamadır. Çünkü enerji verimliliğinin sağlanması demek enerji yönetiminin etkin bir şekilde gerçekleşmesi demektir ve bu bağlamda ölçüm cihazlarının bilgi ve haberleşme teknolojileri ile geliştirilmesi gerekmektedir. Böylelikle yenilenebilir enerji kaynaklarının ve elektrikli araç şarj istasyonlarının şebekelere entegresi ve yük yönetimini kolaylaştıran hem üretici hem tüketici ekseninde elektrik üretimi-tüketimi ve diğer güç parametrelerini uzaktan izleme ve kontrol imkânı tanıyacak verimli enerji yönetimi entegresi sağlayan teknoloji inşa edilmiş oluyor. Enerjide yapay zekâ dönüşümü de ele alınması gereken ayrı bir konu olup özellikle enerjinin emniyetli ve kesintisiz bir şekilde sağlanmasında yapay zekâ ile erken hata teşhisi ve önlem başlıkları önemli konular olabilir.” Vatandaş dönüşümün aktif bir parçası Yeşil enerji dönüşümünün, ülkemizde dijital dönüşümle birlikte eğitim, sanayi ve bireysel kullanım alanlarında ilerlediğini söyleyen Arş. Gör. Begüm Çetin, “Eğitim ve sanayi iş birlikleriyle geliştirilen projeler umut verici gelişmeler sunarken, vatandaşlar yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve enerji verimli ürünleri tercih ederek bu dönüşümün aktif bir paydaşı olmaktadır.” dedi. Tasarruf ve verimlilik aynı şey değil Enerji tasarrufunun, enerji tüketimini azaltmaya yönelik tedbirlerden olduğunu da dile getiren Arş. Gör. Begüm Çetin, “Enerji verimliliği ise enerjinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim aşamalarında kayıpların azaltılarak aynı hizmetin daha az enerjiyle sağlanmasını amaçlayan teknolojik ve sistemsel çözümlerdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki, akıllı sayaçlar ve talep tarafı enerji yönetimi gibi ölçüm ve kontrol teknolojileri enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sağlar. Isı yalıtımı, verimli aydınlatma sistemleri ve elektrikli cihazların düzenli bakımı gibi uygulamalar ise hem enerji tasarrufu sağlar hem de enerji verimliliğini destekleyerek daha ekonomik, güvenli ve çevre dostu bir enerji kullanımına olanak tanır.” diye konuştu. Evlerde enerji kaybı nerelerde yoğunlaşıyor? Konutlardaki enerji kayıplarının başlıca nedenlerini sıralayan Begüm Çetin, “Konutlarda enerji kaybı enerji tasarruflu aydınlatma sistemlerinin kullanılmaması, verimsiz elektrikli cihazların tercih edilmesi ve ısıtma sistemlerinde gerekli ısı yalıtımının yapılmaması nedeniyle oluşmaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinin yaygın kullanılmaması, enerji verimliliğinin artırılmasını sınırlandırmaktadır.” şeklinde konuştu. Kış ayları için basit ama etkili öneriler Kış döneminde uygulanabilecek pratik önlemleri paylaşan Begüm Çetin, “Kullanılmayan cihazların elektrik ile bağlantısı kesilmeli ve cihazlar prizde takılı kalmamalıdır. Enerji tasarruflu ampuller tercih edilmelidir ve gereksiz aydınlatmalardan kaçınılmalıdır. Evde ısı yalıtımını sağlayacak önlemler alınmalıdır ve enerji tasarruflu elektrikli cihazlar tercih edilmelidir. Talep taraflı enerji yönetimi ve enerji parametrelerinin takip edilip kontrol edilebilmesi için mekanik sayaçlar yerine akıllı sayaçlar veya çift yönlü sayaçlar entegre edilmeli, enerji depolama sistemleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı teşvik edilmelidir.” dedi. Enerji tasarrufu kamusal bir sorumluluk Enerji tasarrufunun yalnızca bireylere yüklenemeyeceğini vurgulayan Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bireysel sorumluluklarımız farkında olduğumuz ve bilinçli olduğumuz sürece belirli bir noktaya kadar enerji tasarrufuna katkı sağlar fakat ülkemizde artan nüfusun enerji talebini yönetebilmek, enerjimizin dışa bağımlılığını azaltmak ve enerji verimliliğini sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirmek için kamusal ve yerel yönetimlerin enerji tasarrufunu sağlayacak çözümleri mutlaka olmalıdır. Öncelikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanıldığı, sürdürülebilirlik ve insan/toplum odaklı teknolojik evrimin gerçekleştiği süreçteyiz. Bu sürece dahil olmanın farkındalığı ile temiz, ekonomik, güvenli enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını ve kontrolünü destekleyen akıllı ve mikro şebekelere geçilmesi konusunda hazırlıklar yapılmalıdır. Bu bağlamda daha esnek, ölçümlenebilir ve dayanıklı alt yapı imkânı sağlanmalıdır. Şebekelerde çift yönlü veri akışının sağlanabileceği haberleşme ağının ve veri kontrol merkezlerinin kurulmasının yanı sıra güç ve arıza verilerinin uzaktan kontrol edilerek yapay zekâ teknolojileri ile önceden arıza ve kesinti tahmini yapılabilecek sistemsel bütünlük içeren çalışmalara önem verilmelidir. Sürdürülebilirlik ve kalkınma planları kapsamında, üniversite sanayi iş birliğiyle geliştirilen projeler ve çalıştaylar aracılığıyla bu çalışmaların uygulanabilirliği desteklenmelidir. Toplu taşımada ve bireysel ulaşımda elektrikli ve enerji verimli araç kullanımına yönelik teşvikler artırılmalı, enerji verimli bina standartları ise zorunlu hâle getirilmelidir. Ayrıca yeşil enerji ve dijital dönüşüme ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla, ilkokuldan başlayarak tüm eğitim seviyelerinde bilinçlendirme çalışmaları yürütülmelidir.” Tasarruf artık zorunlu İklim krizi ve artan enerji maliyetlerinin tasarrufu zorunlu hâle getirdiğini ifade eden Begüm Çetin, “Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2053 net sıfır emisyon hedefini benimsemiştir. 12. Kalkınma Planı ve 2024–2026 hedefleri doğrultusunda yeşil enerji dönüşümünün hızlandırılması planlanmaktadır. Ayrıca sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlamak için üniversiteler de Stratejik Plan dahilinde çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında tasarruf yapmak bireysel tedbir almaktan çıkıp sektörel, yönetimsel ve uluslararası düzlemde yapılması gereken zorunlu davranış haline gelmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rönesans Yenilenebilir Enerji ‘Gökçedağ RES’i Satın Aldı Haber

Rönesans Yenilenebilir Enerji ‘Gökçedağ RES’i Satın Aldı

Zorlu Enerji tarafından işletilen Gökçedağ Rüzgâr Enerji Santrali (RES), Rönesans Yenilenebilir Enerji tarafından satın alındı. Söz konusu işlemle Rönesans’ın yenilenebilir enerjideki toplam kurulu gücü 577 MW’a ulaştı. Rönesans’ın, bu işlemle iki yıl önce 166 MW olan kurulu gücü yaklaşık 3,5 katına çıkmış oldu. Rönesans, yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirmeye devam ediyor. Türkiye’nin temiz enerji dönüşümüne katkı sunma, sürdürülebilir ve yerli enerji üretimini artırma hedefi doğrultusunda büyümesini kararlılıkla sürdüren Rönesans’ın grup şirketlerinden Rönesans Yenilenebilir Enerji, toplam 135 MW lisanslı bağlantı kapasitesine sahip Gökçedağ RES’i satın aldı. 2,5 MW kapasiteli rüzgar türbinlerinden oluşan Gökçedağ RES, güçlü rüzgâr potansiyeli sayesinde yüksek ve sürdürülebilir enerji üretimi imkânı sunan stratejik bir yenilenebilir enerji yatırımı olarak öne çıkıyor. HEDEFİMİZE BİR ADIM DAHA YAKLAŞTIK Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp; “Gökçedağ Rüzgâr Enerji Santrali’nin satın alınmasıyla birlikte, tamamı yeşil enerjiden oluşan kurulu gücümüz 577 MW’a ulaşırken, yenilenebilir enerji proje portföyümüz 1.400 MW seviyesine yükseldi. Son iki yıl içinde yenilenebilir enerji kapasitemizi yaklaşık 3,5 katına çıkardık. İnşa halinde olan ve geliştirmekte olduğumuz 8 yeni yatırımımız bulunuyor. 2028 yılına kadar yeşil enerji alanında 2 GW’lık yatırım gerçekleştirmeyi ve Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji oyuncusundan biri olmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamaktan ve daha temiz, daha dayanıklı bir gelecek inşa etmekten gurur duyuyoruz” dedi. İLK GÜNDEN İTİBAREN GELİR ÜRETEN STRATEJİK VARLIK Devralındığı ilk günden itibaren gelir üreten bir varlık niteliği taşıyarak Rönesans’a operasyonel ve finansal katkı sağlayacak Gökçedağ RES, mevcut altyapının etkin kullanımı sayesinde, ilave şebeke yatırımı gerektirmeden kapasite artışı ve yeni proje geliştirme potansiyeli taşıyor. Santralin tüm bakım ve işletme faaliyetlerini bünyesine alarak operasyonel verimliliği artırmayı hedefleyen Rönesans, türbin yenileme (repowering) ve kapasite artışı yatırımlarıyla mevcut altyapıyı en verimli şekilde değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, türbinlerin bir kısmının daha büyük ve verimli yeni nesil türbinlerle değiştirilmesiyle Türkiye’deki ilk ve en büyük türbin yenileme (repowering) projelerinden birinin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Lisans kapsamında izin verilen kapasite artışı, mekanik güç yükseltimi uygulamaları sayesinde santralin kurulu gücünün artırılması; buna paralel olarak yıllık enerji üretiminin de önemli ölçüde yükseltilmesi planlanıyor. UZUN VADELİ, GÜÇLÜ YATIRIM PROFİLİ Gökçedağ RES, uzun vadeli lisans süresi ve istikrarlı üretim yapısıyla güçlü bir yatırım profili sunuyor. Proje, geçmişte uluslararası finans kuruluşlarının desteğiyle hayata geçirilmiş olmasıyla da Türkiye yenilenebilir enerji sektöründe önemli bir kilometre taşı olarak konumlanıyor.

Alarko Holding Karbon Nötr Yerleşke Uygulamasına Devam Ediyor Haber

Alarko Holding Karbon Nötr Yerleşke Uygulamasına Devam Ediyor

Sürdürülebilirliği yalnızca bir raporlama zorunluluğu değil, sorumlu bir iş ve yatırım modeli olarak benimseyen Alarko Holding, düşük karbonlu ekonomiye geçiş yönündeki kararları adımlarına devam ediyor. Tüm tesislerinde enerji ve kaynak verimliliği ile yenilenebilir enerji kullanımını önceliklendiren Alarko, Ortaköy’deki Holding merkez yerleşkesinin karbon ayak izini her yıl yenilenebilir enerjiye dayalı Gold Karbon ve Yeşil Enerji (I-REC) sertifikası yoluyla dengelemeyi sürdürüyor. Holding’in Ortaköy Merkez Yerleşkesi “Karbon Nötr Bina” kimliğini korurken, tüm şirketlerde etkin karbon yönetimini teşvik eden uygulamalar yaygınlaştırılıyor. Alarko Enerji Grubu, yenilenebilir enerjideki kurulu gücünü artırmayı planlarken, I-REC sertifikaları aracılığıyla hem Topluluğun operasyonlarında hem de iş dünyasında yeşil enerji kullanımını teşvik ediyor. Enerjinin sürekliliğini güvence altına almak üzere enerji depolama teknolojilerine ve batarya üretimine yatırım yapma kararı alan Alarko Enerji Grubu, temiz enerjiye erişimi dağıtım faaliyetleriyle de desteklemeye devam ediyor. Jeotermal seracılıktan niş gübre üretimine, tohum ıslahından kurutulmuş gıdaya uzanan kapsamlı bir tarım ekosistemi kuran Alarko Tarım Grubu, döngüsel kaynak yönetimi anlayışıyla jeotermal enerji, su ve bitkisel atıkları yeniden ekonomiye kazandırıyor. Biyolojik mücadele yöntemleriyle yetiştirilen kalıntısız ürünler 33 ülkeye ihraç ediliyor. Avrupa’nın en büyük yeni nesil mikro granül gübre üretim tesisi konumunda olan Palmira Agro’da çevreci üretim teknikleri uygulanırken, enerji ihtiyacının %55’inden fazlası güneşe dayalı yenilenebilir enerjiden sağlanıyor. Alarko Carrier, üretimde kullandığı elektriğin tamamını güneş enerjisinden sağlıyor. Bu üretimin yüzde 46’sını şebekeye vererek, yenilenebilir enerji arzına da katkı sunuyor. Hillside markasıyla çevresel duyarlılığı sosyal faydayla birlikte ele alan Alarko Turizm Grubu, operasyonlarında kaynak tüketimini düşürüyor, karbon ayak izini sistematik olarak azaltıyor. Kara ve deniz ekosistemlerini üniversite iş birlikleri ile kayıt altına alırken, yerel üretici ve yerel istihdamı destekliyor. Turizm Grubu bünyesinde yapımı devam eden Bodrum Hillside’ın 2026 yılında yeşil bina konseptiyle hizmete açılması hedefleniyor. Havacılıkta, yolcu uçağı olarak ekonomik ömrünü tamamlamış geniş gövdeli uçakları, gövdeyi kesmeden kargo uçağına dönüştüren özgün bir model ortaya koyan Alarko, 2026 itibarıyla bu faaliyeti ölçeklenebilir bir iş yapısına kavuşturmayı hedefliyor. Grup Şirketleri genelinde uygulanan “Pozitif Etki – Yeşil Yaka Programı” ile sürdürülebilirlik yetkinliklerinin tüm organizasyona yayılması sağlanıyor. Kurumsal yönetim, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve insan kaynakları alanındaki örnek uygulamaların Topluluk çapında benimsenmesi için “Ortak Etki” perspektifiyle sinerji yaratımı farklı platformlarla destekleniyor. Çatı politika ve hedeflerin her bir şirketin sektörel durumuna ve iş modeline göre özelleştirilmesi sağlanırken, Topluluk genelinde sürdürülebilirlik odaklı metrikler, kurum karnelerine %5-10 arasında etki ediyor. Alarko Holding, tüm bu kararlı adımların bir sonucu olarak Borsa İstanbul (BIST) Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer almaya, bu alandaki başarılarını, sertifikalarını ve ödüllerini artırmaya devam ediyor. Düşük Karbonlu Sürdürülebilirlik Raporlaması Alarko Şirketler Topluluğu, uluslararası bir portföy şirketi olmanın ötesinde insanı ve doğayı merkeze alan sorumlu yatırımcı kimliğiyle, pozitif etki odaklı bir finansal büyüme hedefliyor. Ülke ekonomisinde 71 yılı geride bırakan Alarko, 2050 Net Sıfır hedefini bir stratejik dönüşüm fırsatı olarak ele alıyor. Yeni sektörlerde sorumlu yatırımlarla büyürken, mevcut faaliyet kollarında çok boyutlu sürdürülebilirlik projeleri yürütüyor. Alarko Holding, geçen yıl yayımladığı ilk TSRS uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nun ardından “azaltarak çoğaltmanın” mümkün olduğunu hatırlatan GRI uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu da Sorumlu İletişim Politikası doğrultusunda düşük karbonlu olarak paylaştı. Topluluğun sürdürülebilirlik performansını, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki dönüşümü, bünyesinde barındırdığı sektörlerdeki iyi uygulamaları, sürdürülebilirlik önceliklerini ve trendlere yönelik aksiyonlarını aktardığı rapor, “Sadece Sürdürülebilirlik” temasıyla yayımlandı. Fotoğraflardan, görsellerden, renklerden ve grafik öğelerden bilinçli bir şekilde feragat edilerek arama motorlarının, grafik programların, yapay zekâ aplikasyonlarının ve monitörlerin karbon salımı en düşük seviyeye çekildi. Raporun sosyal medyada yayınlanan tanıtım filminde de aynı tasarım çizgisi kullanıldı. Film, daha az enerji hedefiyle “müziksiz ve sessiz” olarak yayınlandı. İlk ödülünü İstanbul Marketing Awards kapsamında alan rapor, Alarko’nun iç ve dış paydaşlarının yoğun ilgisiyle karşılandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.