Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yeşil Enerji

Kapsül Haber Ajansı - Yeşil Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yeşil Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla  Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de Haber

ABB Sürdürülebilirlik Performansıyla Dünya Çapında İlk Yüzde 1’de

İsviçre merkezli otomasyon ve elektrifikasyon teknolojileri lideri ABB, sürdürülebilirlik alanındaki güçlü performansını uluslararası ölçekte bir kez daha kanıtladı. Şirket, EcoVadis’ten Platin Madalya alırken, CDP’nin (Carbon Disclosure Project / Karbon Saydamlık Projesi) iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinde A notu elde ederek 2025 yılı A Listesine girmeyi başardı. Dünyaca kabul gören, güvenilir ve bağımsız kuruluşlarca gerçekleştirilen bu değerlendirmeler, ABB’nin sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin merkezine yerleştirerek somut ve ölçülebilir adımlar attığını bir kez daha ortaya koydu. ABB, EcoVadis’in gerçekleştirdiği değerlendirmede 100 üzerinden 84 puan alarak Platin Madalya’ya layık görüldü. Bu sonuçla ABB, dünya genelinde değerlendirilen 130 bin şirket arasında ilk yüzde 1’lik dilimde yer aldı. Şirket, bir önceki yıla göre puanını 9 puan artırarak sürdürülebilirlik alanındaki istikrarlı performansını da ortaya koydu. EcoVadis değerlendirmeleri; çevre, çalışma ve insan hakları, etik ve sürdürülebilir tedarik başlıkları altında, yalnızca ölçülebilir ve sahada karşılığı olan uygulamaları esas alıyor. CDP’den iklim ve su alanlarında tam not ABB, sürdürülebilirlikteki başarısını, çevre alanında küresel bir referans kabul edilen CDP’nin 2025 derecelendirmeleriyle de taçlandırdı. Şirket, iklim değişikliği ve su yönetimi kategorilerinin her ikisinde de A notu alarak CDP’nin 2025 A Listesi’ne girdi. Böylece ABB, 22 bin 100 şirket arasında çift A notu alan ilk yüzde 1’lik grup içinde yer aldı. Ayrıca ABB, su yönetimi alanında ilk kez A Listesi’ne girerek bu alandaki ilerlemesini de tescillemiş oldu. Su güvenliğinde somut ve ölçülebilir adımlar Su güvenliği, ABB’nin sürdürülebilirlik stratejisinin temel odak alanları arasında yer alıyor. Şirket, su güvenliği puanını 2023’te B seviyesinden 2024’te A- seviyesine, 2025 itibarıyla ise A seviyesine yükseltti. ABB, dünya genelindeki 320 tesisinde suya bağlı riskleri düzenli olarak değerlendiriyor; özellikle su stresi yaşanan bölgelerde önleyici uygulamalara öncelik veriyor. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olan Hindistan’daki Nelamangala tesisi, AWS (Alliance for Water Stewardship) Altın Seviye Sertifikası alan ilk ABB tesisi oldu. Tesiste hayata geçirilen geri kazanım ve yağmur suyu hasadı projeleri sayesinde, son üç yılda yerel yeraltı suyu seviyelerinde 30 metrenin üzerinde artış sağlandı. “Sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratmanın temel bir unsuru olarak konumlandırıyoruz” ABB Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Anke Hampel, elde edilen başarılar ile ilgili yaptığı açıklamada, “EcoVadis derecelendirmeleri, şirketlerin tedarikçileri hakkında bilinçli kararlar almasını sağlayarak riskleri azaltıyor, iyileştirmeleri teşvik ediyor ve etkiyi hızlandırıyor. EcoVadis tarafından Platin Madalya ile ödüllendirilmemiz de sürdürülebilirlik alanındaki şeffaflığımızın ve kaydettiğimiz ilerlemenin güçlü bir göstergesidir. CDP’nin hem iklim hem de su alanındaki A Listesi’nde yer almamız ise sürdürülebilirlik alanındaki performansımız ve kurumsal şeffaflığımız açısından önemli bir başarıdır. Suya bağlı risklere maruziyetin yönetimi, suyun sorumlu kullanımı, yönetişim süreçleri ve tedarikçilerimizin su riskleri konusundaki katılımını güçlendirmeye yönelik artan odağımız su alanında ilk kez A notu almamızı sağladı” ifadelerini kullandı. ABB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Başar Vural ise konuyla ilgili, “ABB’nin EcoVadis ve CDP gibi küresel ölçekte referans kabul edilen platformlarda elde ettiği bu başarılar, sürdürülebilirlik hedeflerimizi başarılı bir şekilde hayata geçirdiğimizin somut göstergesidir. Bu küresel yaklaşımı Türkiye’de de kararlılıkla uyguluyor; elektrifikasyon, otomasyon ve dijitalleşme odağındaki çözümlerimizle sanayiden altyapıya kadar geniş bir alanda düşük karbonlu dönüşümü destekliyoruz. ABB Türkiye olarak, global sürdürülebilirlik hedeflerimizi yerel ihtiyaçlar ve önceliklerle buluşturarak, ülkemizin yeşil dönüşümüne uzun vadeli ve ölçülebilir katkı sağlamayı sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu. ABB, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 80, 2050 yılına kadar ise yüzde 100 azaltmayı hedefliyor. Şirket, TIME dergisi ve Statista tarafından hazırlanan “Dünyanın En Sürdürülebilir Şirketleri 2025” listesinde 14’üncü sırada yer alırken, İsviçre’de tüm sektörler arasında en sürdürülebilir üçüncü şirket olarak konumlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sungrow, Şebeke Oluşturma Özellikli Yeni Nesil Enerji Depolama Çözümü PowerTitan 3.0’ı Tanıttı Haber

Sungrow, Şebeke Oluşturma Özellikli Yeni Nesil Enerji Depolama Çözümü PowerTitan 3.0’ı Tanıttı

Dünyanın lider PV invertör ve enerji depolama sistemi (ESS) üreticisi Sungrow, Madrid’de düzenlenen PV & ESS Summit etkinliğinde, Avrupa temiz enerji pazarı açısından dönüm noktası niteliği taşıyan iki inovasyonunu tanıttı. Etkinlikte, şirketin şebeke ölçekli enerji depolama projeleri için yüksek verimlilik ve güvenlik sunan PowerTitan 3.0 batarya enerji depolama sistemi (BESS) ile DC bağlantılı PV-ESS çözümüne yönelik geliştirilen Tek Platform Tasarımı tanıtıldı. Aralarında SolarPower Europe, TÜV ve DEKRA gibi küresel sertifikasyon ve denetim kuruluşlarından temsilcilerin de bulunduğu 300’ü aşkın sektör profesyoneli ve iş ortağının katıldığı etkinlikte, yeni ürün lansmanının yanı sıra pazar dinamiklerinin ele alındığı paneller düzenlendi. Zirvede, entegre PV ve ESS teknolojilerinin enerji dönüşümünün bir sonraki aşamasını şekillendirmedeki rolü öne çıktı. Sungrow Avrupa’nın ESS’ten Sorumlu Başkan Yardımcısı James Li, Sungrow’un Avrupa’yı kilit bir pazar olarak önceliklendirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Güçlü ve yerelleştirilmiş servis altyapısına sahip Avrupa operasyonumuz; 280’in üzerinde mühendis, 5 onarım atölyesi, 14 servis deposu ve 220’den fazla servis iş ortağından oluşan geniş bir hizmet ağıyla destekleniyor. Önümüzdeki dönemde Avrupa’daki varlığımızı, stratejik iş birlikleri ve kıtanın yeşil enerji dönüşümünü desteklemeye odaklanan yeni nesil teknolojilerle güçlendirmeye devam edeceğiz.” Sungrow’un enerji depolama çözümleri ürün ailesinin yeni üyesi PowerTitan 3.0, Avrupa genelinde ve Türkiye’de yaygın satış ve servis ağıyla desteklenerek, temiz enerji dönüşümünde kritik bir rol üstlenmeye ve önümüzdeki yıllarda artması beklenen enerji depolama ihtiyacına yanıt vermeye hazırlanıyor. Avrupa güneş enerjisi sektörünün çatı kuruluşu SolarPower Europe (SPE) verilerine göre, AB genelinde kümülatif PV kurulu gücü 2025 yılında 406 GW’a ulaştı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik sistemine entegrasyonu; şebeke tıkanıklıkları, artan üretim kısıntıları ve negatif fiyatlar gibi bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. SPE, esnek güç talebine olan ihtiyacın 2030 yılına kadar %40 seviyesine çıkacağını öngörüyor. Bu tablo, büyük ölçekli batarya enerji depolama sistemlerinin (BESS) hayata geçirilmesini kritik hale getiriyor. SPE’ye göre, 2025 yılında 26 GWh’ın üzerinde BESS kurulumu gerçekleştirildi ve şebeke ölçekli sistemler ilk kez konut tipi sistemleri geride bıraktı. Kuruluş, 2030 yılına kadar yıllık ortalama %30 BESS büyümesiyle toplam kapasitenin 412 GWh’a ulaşmasını bekliyor. PowerTitan 3.0: Yeni Nesil Şebeke Ölçekli Enerji Depolama Sistemi Modern enerji sistemlerinin karşılaştığı zorluklara yanıt verecek şekilde tasarlanan PowerTitan 3.0, 6 metrelik bir konteyner içerisinde 1,78 MW kapasiteli güç dönüştürme sistemi (PCS) ile 7,14 MWh batarya kapasitesini bir araya getiriyor. Sistem, 4 saatlik konfigürasyonda tek bir blokta 7,2 MW / 28,5 MWh seviyesine ulaşabiliyor. 600Ah ve üzeri istiflenmiş batarya hücreleri, 2 ila 8 saat arasında çalışma süresi sunarken, bu yapı daha yüksek güvenlik ve verimlilik sağlayarak sistem genelinde %92 gidiş-dönüş verimliliğine (RTE) katkı sağlıyor. AC blok tasarımı sayesinde PowerTitan 3.0, fabrikada önceden kurulu ve devreye alınmış olarak teslim ediliyor; ayrıca bir saat içinde kendi kendine konfigürasyon ve kontrol süreçlerini gerçekleştirebiliyor. Bu özellik, 1 GWh kapasiteli bir projenin yalnızca 12 gün içinde devreye alınmasına imkân tanıyor. Sistem, -40°C’ye kadar düşük sıcaklıklarda performans kaybı yaşamadan çalışabiliyor; bu da onu sert iklim koşullarına sahip Türkiye’nin iç bölgelerinin yanı sıra kıyı ve yüksek nemli alanlar için de uygun hale getiriyor. DC Bağlantılı PV-ESS Çözümü için Tek Platform Tasarımı Sungrow, PowerTitan 3.0 ile birlikte DC bağlantılı PV-ESS çözümüne yönelik Tek Platform Tasarımını da tanıttı. Bu tasarım; enerji depolamaya özel arayüze sahip 1+X modüler invertör, entegre DC/DC modülü bulunan PowerTitan 3.0 ve Sungrow tarafından geliştirilen PV-ESS Sinerji Yönetim Sistemi’ni içeriyor. Entegre mimari, 8 saate kadar uzun deşarj süresi ve %100’e kadar esnek ESS güç oranı sunarken, sistem genelinde maliyet optimizasyonu sağlıyor. Pazar ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanan bu çözüm, pik–vadi tarifeleri arasındaki fiyat farklarından yararlanarak etkin enerji arbitrajını mümkün kılıyor ve optimize edilmiş dağıtım sayesinde şebeke uyumluluğunu artırıyor. Bugüne kadar Sungrow’un DC bağlantılı çözümü, 10’dan fazla ülkede 90’ın üzerinde projede hayata geçirildi. Şebeke Oluşturma Teknolojisi: Enerji Dönüşümünde Bir Dönüm Noktası Şebeke oluşturma (grid-forming) teknolojisi, dayanıklı ve istikrarlı elektrik sistemlerinin temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Zirvede konuşan Sungrow Şebeke Çözümleri Direktörü Dr. Henry Liu, bu teknolojinin yenilenebilir enerji ağırlıklı şebekeleri desteklemedeki ve değişen AB standartlarını karşılamadaki artan rolüne dikkat çekti. Sungrow, gerilim ve frekans desteği, salınım sönümleme, GW seviyesinde şebekeyi sıfırdan başlatma (black start) kabiliyeti ve sistem dayanımı desteği gibi temel yetkinliklerini paylaştı. Bu yetkinlikler, Suudi Arabistan’daki 7,8 GWh kapasiteli ve dünyanın en büyük şebeke oluşturma özellikli enerji depolama tesisi olan projede başarıyla doğrulandı. Küresel Uzmanlık ve Yerel Varlık 2011 yılından bu yana Avrupa’da faaliyet gösteren Sungrow, bölgedeki varlığını 25 yerel ofis, iki Ar-Ge merkezi, 26 depo ve üç Eğitim & Teknoloji ile Servis Merkezi’ne genişletti. Şirketin Avrupa genel merkezi Almanya’nın Münih kentinde bulunuyor. Son dönemde hayata geçirilen öne çıkan projeler arasında Belçika’da yer alan Avrupa’nın en büyük BESS projelerinden biri (800 MWh), Birleşik Krallık’taki Bramley ESS projesi (330 MWh), Finlandiya’daki en kuzey PV projesi (70 MW) ve Türkiye’deki 70 MW kapasiteli hibrit proje yer alıyor.

Enerjisa Üretim, Türkiye’de Rüzgârda 1.000 MW’a Ulaşan İlk Şirket Oldu Haber

Enerjisa Üretim, Türkiye’de Rüzgârda 1.000 MW’a Ulaşan İlk Şirket Oldu

Aynı zamanda 10’dan fazla projeyi eş zamanlı geliştirip inşa ederek sektörde çıtayı yükseltti. Bu başarı, yerli teknolojiden sürdürülebilir kalkınmaya, kadın istihdamından toplumsal faydaya uzanan güçlü yaklaşımıyla Türkiye’nin enerji ekosistemine yeni bir ivme kazandıracak. Enerjisa Üretim, mevcut rüzgâr portföyü ve YEKA-2’nin devreye alınan santralleriyle 1.000 MW kurulu güç kapasitesine ulaşarak Türkiye’de rüzgâr enerjisindeki en kapsamlı dönüşüm gücünü ortaya koyan ilk şirket oldu. Toplamda 16 rüzgâr santralinin katkısıyla aşılan bu eşik, Türkiye’nin yenilenebilir enerji tarihinde ulaşılan en büyük rüzgâr kapasitesini temsil ederek ülkenin enerji dönüşümünde kritik bir kilometre taşı oluşturuyor. Bu kurulu güç ile yaklaşık 1,7 milyon hanenin yıllık elektrik tüketimine eşdeğer enerji üretimi sağlanacak. Enerjisa Üretim, devam eden yatırımların tamamlanması ve yeni kapasite artışlarının devreye alınmasıyla 2028 yılı sonu itibarıyla en az 6.250 MW kurulu güce ulaşmayı hedefliyor. Enerjisa Üretim, 30. yılına rüzgârda dev bir adımla giriyor 1996’dan bu yana Türkiye’nin enerji sektöründe dönüşüme yön veren Enerjisa Üretim, rüzgâr enerjisindeki büyümesini özellikle 2010’lu yılların başından itibaren hızlandırarak bugün 1.000 MW’la sektörün ölçeğini tanımlayan liderliğe ulaşmış durumda. YEKA projeleri, hibrit uygulamalar ve yerli teknoloji katkısıyla şekillenen bu yolculuk, 30. yılında Türkiye’nin rüzgâr haritasını değiştiren bir etki yaratıyor. Enerjisa Üretim, YEKA-2 yolculuğunu tamamlandığında ise ülkenin toplam rüzgâr gücünün en az yüzde 10’unu tek başına karşılayacak. Bu kapasiteyle Türkiye’nin en geniş ve en etkili rüzgâr portföyünü yöneten oyuncu konumunu sürdürecek. Geleceğin enerji ekosistemi yaratılıyor Enerji arz güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma açısından güçlü bir altyapı sunan bu büyüme, şirketin 2023 yılında hayata geçirdiği Rüzgarı Enerjiye Dönüştüren Kadınlar (REDKA) programıyla toplumsal boyut da kazandı. Eğitimlerle kadın mühendis ve teknisyenlerin uzmanlığını güçlendiren REDKA programı kapsamında, Ovacık RES Türkiye’de resmî kabul ve operasyon süreçleri uçtan uca kadınlar tarafından yönetilen ilk ve tek rüzgâr santrali olarak öne çıkıyor. Enerjisa Üretim, kadın istihdamını güçlendiren bu modeli yeni projelere taşımayı ve sektör genelinde yaygınlaştırmayı sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçası olarak görüyor. “Bugün 1.000 MW’nin üzerindeyiz, önümüzde ise rüzgâr enerjisinde 2.000 MW’yi aşan, uzun vadeli bir büyüme yol haritası var” Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında önemli bir kilometre taşı bıraktıklarını vurgulayan Sabancı Holding Stratejik Yatırımlar ve Operasyonlar Başkanı ve Enerjisa Üretim CEO’su İhsan Erbil Bayçöl, şunları söyledi: “Rüzgâr enerjisinde 1.000 MW eşiğini geride bırakmamız, özel sektörün ülkenin enerji dönüşümünde üstlendiği kritik rolün güçlü bir göstergesi. Önümüzde ise rüzgâr enerjisinde 2.000 MW’yi aşan, uzun vadeli ve kararlılıkla ilerleyen bir büyüme yol haritası bulunuyor. 30. yılımızda elde ettiğimiz bu büyüklük, uzun vadeli yatırımlarımızın, ulusal enerji stratejisine sağladığımız katkının ve geleceğe dönük güçlü vizyonumuzun somut bir göstergesi. Bugünkü rüzgâr kapasitemiz; yerli üretim ekosistemini güçlendiren, Türkiye’nin rüzgâr teknolojilerindeki rekabet avantajını artıran ve uzun vadeli enerji arz güvenliğini destekleyen stratejik bir altyapı oluşturuyor. YEKA projelerinden hibrit santrallere, batarya enerji depolama tesislerinden kapasite artışları ile birleşme ve satın alma adımlarına uzanan bütünsel yatırım yaklaşımımız, sürdürülebilir büyüme stratejimizin omurgasını oluşturuyor. Bu yaklaşım, bizi bugün aynı anda 10’dan fazla projeyi geliştiren ve inşa eden bir yapıya taşıdı. Sektörümüz açısından bu gerçekten bir rekor. Ortaya çıkacak bu portföy, son 10–15 yılın Türkiye’deki en büyük yenilenebilir enerji yatırımı olacak. Bu yatırımlar, rekabetçi elektrik fiyatlarının oluşmasına katkı sağlarken, yeşil enerji tedarikiyle sanayimizin ihracat gücünü daha da ileri taşıyacak.” Türkiye’nin gelecekteki enerji mimarisini de tasarlayan bu vizyona dikkat çeken Bayçöl, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uçtan uca, gigavat ölçeğinde yatırım geliştirebilen, enerji projelerini fikir aşamasından inşaata, işletmeden dijital optimizasyona kadar tüm yaşam döngüsü boyunca yöneten entegre bir organizasyonuz. Enerji üretimini, doğayla uyumlu, insanı odağına alan, yerel kalkınmayı destekleyen ve toplumsal faydayı önceleyen bir değer zinciri olarak görüyoruz. REDKA programımızla kadın mühendislerin liderliğini güçlendirirken, yerli üretim kapasitesini artırarak ulusal teknolojiyi ve yeni nesil yetkinlikleri destekleyen kapsayıcı bir dönüşüm modeli ortaya koyuyoruz. Hedeflerimize ilerlerken vizyonumuz net: Türkiye’nin enerjisini daha temiz, daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı bir geleceğe taşımak. Bu hedef doğrultusunda attığımız her adım, ülkemizin enerji bağımsızlığına ve küresel rekabet gücüne doğrudan katkı sunuyor. Enerjisa Üretim, bugünün enerjisini üretirken geleceğin enerji ekosistemini de inşa etmeye kararlıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Alüminyum 2025’te Katma Değerli Üretime Odaklandı Haber

Eti Alüminyum 2025’te Katma Değerli Üretime Odaklandı

Türkiye’nin tek birincil alüminyum üreticisi olan Eti Alüminyum, 2025 yılında üretim gücünü ürün çeşitliliği ve teknik yetkinlik ekseninde yeniden yapılandırırken, stratejik sektörlere yönelik üretim kabiliyetini de güçlendirdi. Seydişehir’de yarım asrı aşkın süredir sürdürülen üretim faaliyetleri; Ar-Ge, verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla desteklendi. Şirketin 2025 yılı performansını değerlendiren Eti Alüminyum Genel Müdürü Mehmet Arkan, şu ifadeleri kullandı: “Alüminyum artık yalnızca bir sanayi girdisi değil; savunmadan enerjiye, ileri teknolojiden yeşil dönüşüme kadar pek çok alanın stratejik yapı taşı. 2025 yılında odağımız, Eti Alüminyum’u bu dönüşümün merkezinde konumlandıracak üretim ve teknoloji altyapısını güçlendirmek oldu. Haddehane yatırımımız, Ar-Ge projelerimiz ve yeşil enerji hamlelerimizle bugün attığımız adımların, önümüzdeki yıllarda daha yüksek katma değer, daha güçlü rekabet ve daha sürdürülebilir bir sanayi yapısı yaratacağına inanıyoruz. Bu vizyonla, Eti Alüminyum’u yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına da cevap verebilen bir üretim gücü haline getirmeyi hedefliyoruz.” HADDEHANE YATIRIMIYLA KATMA DEĞERLİ ÜRETİMDE YENİ AŞAMA 2025 yılında Eti Alüminyum’un en önemli yatırım başlıklarından biri yapımı devam eden yeni haddehane yatırımı oldu. Toplam yatırım tutarı 10 milyar TL’yi aşan tesisin, ilk etapta 100 bin ton üretim kapasitesiyle devreye alınması; ilerleyen aşamalarda ise kapasitenin 200–250 bin ton seviyelerine çıkarılması hedefleniyor. Haddehane yatırımıyla birlikte, özellikle savunma sanayi, havacılık ve ileri imalat sektörleri için kritik öneme sahip sıcak ve soğuk hadde ürünlerinin yurt içinde üretilmesi amaçlanıyor. Bu sayede Türkiye’nin yassı alüminyum ürünlerde ithalata olan bağımlılığının azaltılması, yıllık yaklaşık 600 milyon dolarlık ithalatın önüne geçilmesi ve Seydişehir’de uzun vadeli istihdam ile ekonomik hareketliliğin desteklenmesi hedefleniyor. AR-GE ÇALIŞMALARIYLA ÜRETİMDE YENİ ALANLAR AÇILIYOR Eti Alüminyum, 2025 yılında kapasite yatırımlarının yanı sıra Ar-Ge faaliyetleriyle üretim yetkinliğini güçlendirmeye devam etti. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar sonucunda özel alümina üretim hattı devreye alındı. Yıllık 40 bin ton kapasiteye ulaşması hedeflenen üretim hattı sayesinde; savunma sanayi, seramik ve termal izolasyon gibi stratejik alanlarda kullanılan, yüksek saflık ve dayanım gerektiren bu önemli hammaddenin yurt içinde üretilmesine başlandı. Ar-Ge çalışmaları kapsamında ayrıca, alüminyum üretim sürecinde ortaya çıkan boksit atığından lityum geri kazanımına yönelik pilot üretim başarıyla tamamlandı. Bunun yanında, petrokimya sektöründe kullanılan katalizörlerin yerli üretimine yönelik test süreçleri devam ederken, olumlu sonuçlar alınması halinde ithal edilen bu kritik girdinin Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor. YENİLEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARIYLA ÜRETİMDE DÖNÜŞÜM Eti Alüminyum, üretim faaliyetlerini enerji yatırımlarıyla birlikte ele alarak 2025 yılında yeşil dönüşüm stratejisini güçlendirdi. Seydişehir’deki 189 MW güneş enerjisi kurulu gücüne ek olarak, Gaziantep’te 95 MW ve Çumra’da 4 MW kapasiteli güneş enerjisi santralleri devreye alındı. Sivas’ta planlanan 42 MW kapasiteli yeni GES yatırımıyla birlikte, şirketin güneş enerjisinde toplam kurulu gücünün 330 MW seviyesine ulaşması hedefleniyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, Eti Alüminyum’un üretimde kullandığı elektriğin tamamını temiz enerji kaynaklarından karşılamaya yönelik uzun vadeli “yeşil alüminyum” vizyonunun temel unsurları arasında yer alıyor. Oymapınar Hidroelektrik Santrali ile başlayan bu dönüşüm süreci, güneş enerjisi yatırımlarıyla genişletilerek düşük karbonlu üretim yaklaşımının kalıcı biçimde güçlendirilmesini amaçlıyor. ÇEVRESEL SORUMLULUK ODAKLI SAHA UYGULAMALARI Eti Alüminyum, 2025 yılında yenilenebilir enerji yatırımlarıyla güçlendirdiği düşük karbonlu üretim yaklaşımını, sahadaki çevresel sorumluluk uygulamalarıyla desteklemeyi sürdürdü. Bu yaklaşım doğrultusunda, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü çerçevesinde gerçekleştirilen çalışmalarla 37.900 fidan toprakla buluşturuldu. Dikilen fidanların büyüme süreçleri boyunca yılda yaklaşık 490 ton karbonu atmosferden temizlemesi öngörülüyor. SANAYİ Z.0 İLE NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞINA YATIRIM Eti Alüminyum, 2025 yılında yalnızca üretim ve teknoloji yatırımlarına değil, nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine yönelik çalışmalarına da devam etti. Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen Sanayi Z.0 Programı kapsamında, Seydişehir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerine burs, staj ve uygulamalı eğitim desteği sağlandı. Programın başlangıcından bu yana 200 öğrenci tesislerde staj yaparken, 180 öğrenciye burs desteği sunuldu. Eti Alüminyum mühendislerinin mentorluk katkısıyla yürütülen program, sanayi–okul iş birliğini güçlendiren ve gençlerin üretimle doğrudan temas kurmasını sağlayan sürdürülebilir bir model olarak devam ediyor. Seydişehir’den aldığı güçle yoluna devam eden Eti Alüminyum, üretimden Ar-Ge’ye, enerjiden insan kaynağına uzanan bütüncül yaklaşımıyla Türkiye sanayisine uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. ETİ ALÜMİNYUM HAKKINDA: 1967 yılında temelleri atılan ve 1973'te üretime başlayan Eti Alüminyum, 2005'ten bu yana sanayinin öncü gruplarından Cengiz Holding çatısı altında faaliyetlerini sürdürüyor. Özelleştirme İdaresi’nden alındıktan sonra yenileme, kapasite artırımı ve teknoloji yatırımlarına hız verilen tesislere, bugüne kadar haddehane yatırımları hariç olmak üzere 700 milyon doların üzerinde yatırım gerçekleştirilmiştir. Tüm bu yatırımlar sayesinde bugün, Türkiye'de madenden son ürüne kadar üretim yapabilen tek entegre tesise sahip olan Eti Alüminyum’da yılda 82.000 ton alüminyum üretiliyor. Üretilen ürünler, pencere profilinden uçaklara, turizmden savunma sanayine kadar çok geniş bir alanda kullanılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk! Haber

Enerji Tasarrufu Bireysel Değil, Kamusal Bir Sorumluluk!

Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği (İngilizce) Bölümü Arş. Gör. Begüm Çetin, 5–11 Ocak Enerji Tasarrufu Haftası kapsamında yeni enerji kaynakları ve enerji tasarrufu konusunu değerlendirdi. Türkiye’nin en acil enerji sorunu dışa bağımlılık ve fosil yakıt ağırlığı Türkiye’nin bugün karşı karşıya olduğu en temel enerji sorununa dikkat çeken Begüm Çetin, “Ülkemizde, karbon emisyonu ve çevresel maliyeti yüksek, iklim krizine yol açan ve enerji verimliliği açısından dezavantajlı fosil yakıtlar büyük oranda kullanılmaktadır. Fakat enerjinin yeşil geleceğini düşündüğümüzde, insan ve toplum için fayda odaklı teknolojik dönüşüm sürecinde; artan nüfusumuzun arz-talep ihtiyacına karşılık verecek, enerji kaynaklarımızın dışa bağımlılığını azaltacak, enerji verimliliğimizin kesintisiz ve emniyetli bir şekilde devam etmesini sağlayacak sürdürülebilir enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının arttırılması gerekmektedir. Bu bağlamda endüstriyel ve ticari alanlarda, ofis-ev ortamında ve bireysel olarak yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının teşviği ile doğru bilinçlendirme önem taşımaktadır. Ayrıca yeşil dönüşüm ve teknolojilerine hazır olacak şekilde ilgili altyapı eksiklikleri tamamlanmalıdır.” dedi. Yenilenebilir enerjide güçlü potansiyel var Yenilenebilir enerji kaynaklarının doğada var olan ve ihtiyacımız ölçüsünde enerjiyi devamlı ve sürdürülebilir bir şekilde temiz, verimli, güvenilir ve ekonomik olarak değerlendirmemize imkân sağlayan kaynaklar olduğunu dile getiren Çetin, “Ülkemizin coğrafi konumu, jeolojik yapısı ve bu bağlamda yapılan çalışmalar eşliğinde değerlendirildiğinde yenilenebilir enerji kaynakları ülkemizde önemli potansiyel kaynaklardır. Yapılan son çalışmalara göre yenilenebilir enerji kaynağının kurulu gücün yüzde olarak çoğunluğunu sırası ile hidrolik enerji, güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi ve jeotermal enerji kaynakları oluşturmaktadır.” diye konuştu. Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacak Nükleer enerji kaynaklarının da sürdürülebilir enerji kaynağı olup olmaması konusunda değerlendirilmesi gereken enerji kaynağı olduğunu dile getiren Çetin, “Nükleer enerji santrallerinin atık sistemi ve santral sisteminin güvenliği ile ilgili teknolojilerinin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Herhangi bir hasar meydana geldiğinde olumsuz etkileri uzun süre devam edebilmektedir. Ülkemizde nükleer enerji santrallerinin devreye alınması ile ilgili çalışmalar devam etmekte olup en son ülkemizin ilk Nükleer Güç Santrali Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl devreye alınacağı bildirildi.” şeklinde konuştu. Son yıllarda sıkça konuşulan enerji dönüşümü, günlük hayatımıza nasıl yansıyor? Enerji dönüşümünde dijitalleşmenin özellikle son yıllarda yapay zekâ dönüşümünü de içinde barındırdığını ifade eden Arş. Gör. Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bu dönüşüme hazırlık sürecinde aktif olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ‘Enerji Yönetiminde Dijital ve Yenilenebilir Enerji Dönüşümü’ başlığı altında şebekelerde akıllı sayaç entegresini sağlamaya yönelik planı 2026 Mart ayı itibari ile uygulamaya koyacak. Burada bahsedilmesi gereken önemli bir nokta akıllı sayaç teknolojisi şebekelerin akıllı ve mikro şebekeye dönüştürülmesinde dolayısı ile akıllı şehirler dönüşümünde temel ve en önemli uygulamadır. Çünkü enerji verimliliğinin sağlanması demek enerji yönetiminin etkin bir şekilde gerçekleşmesi demektir ve bu bağlamda ölçüm cihazlarının bilgi ve haberleşme teknolojileri ile geliştirilmesi gerekmektedir. Böylelikle yenilenebilir enerji kaynaklarının ve elektrikli araç şarj istasyonlarının şebekelere entegresi ve yük yönetimini kolaylaştıran hem üretici hem tüketici ekseninde elektrik üretimi-tüketimi ve diğer güç parametrelerini uzaktan izleme ve kontrol imkânı tanıyacak verimli enerji yönetimi entegresi sağlayan teknoloji inşa edilmiş oluyor. Enerjide yapay zekâ dönüşümü de ele alınması gereken ayrı bir konu olup özellikle enerjinin emniyetli ve kesintisiz bir şekilde sağlanmasında yapay zekâ ile erken hata teşhisi ve önlem başlıkları önemli konular olabilir.” Vatandaş dönüşümün aktif bir parçası Yeşil enerji dönüşümünün, ülkemizde dijital dönüşümle birlikte eğitim, sanayi ve bireysel kullanım alanlarında ilerlediğini söyleyen Arş. Gör. Begüm Çetin, “Eğitim ve sanayi iş birlikleriyle geliştirilen projeler umut verici gelişmeler sunarken, vatandaşlar yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar ve enerji verimli ürünleri tercih ederek bu dönüşümün aktif bir paydaşı olmaktadır.” dedi. Tasarruf ve verimlilik aynı şey değil Enerji tasarrufunun, enerji tüketimini azaltmaya yönelik tedbirlerden olduğunu da dile getiren Arş. Gör. Begüm Çetin, “Enerji verimliliği ise enerjinin üretim, iletim, dağıtım ve tüketim aşamalarında kayıpların azaltılarak aynı hizmetin daha az enerjiyle sağlanmasını amaçlayan teknolojik ve sistemsel çözümlerdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki, akıllı sayaçlar ve talep tarafı enerji yönetimi gibi ölçüm ve kontrol teknolojileri enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sağlar. Isı yalıtımı, verimli aydınlatma sistemleri ve elektrikli cihazların düzenli bakımı gibi uygulamalar ise hem enerji tasarrufu sağlar hem de enerji verimliliğini destekleyerek daha ekonomik, güvenli ve çevre dostu bir enerji kullanımına olanak tanır.” diye konuştu. Evlerde enerji kaybı nerelerde yoğunlaşıyor? Konutlardaki enerji kayıplarının başlıca nedenlerini sıralayan Begüm Çetin, “Konutlarda enerji kaybı enerji tasarruflu aydınlatma sistemlerinin kullanılmaması, verimsiz elektrikli cihazların tercih edilmesi ve ısıtma sistemlerinde gerekli ısı yalıtımının yapılmaması nedeniyle oluşmaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinin yaygın kullanılmaması, enerji verimliliğinin artırılmasını sınırlandırmaktadır.” şeklinde konuştu. Kış ayları için basit ama etkili öneriler Kış döneminde uygulanabilecek pratik önlemleri paylaşan Begüm Çetin, “Kullanılmayan cihazların elektrik ile bağlantısı kesilmeli ve cihazlar prizde takılı kalmamalıdır. Enerji tasarruflu ampuller tercih edilmelidir ve gereksiz aydınlatmalardan kaçınılmalıdır. Evde ısı yalıtımını sağlayacak önlemler alınmalıdır ve enerji tasarruflu elektrikli cihazlar tercih edilmelidir. Talep taraflı enerji yönetimi ve enerji parametrelerinin takip edilip kontrol edilebilmesi için mekanik sayaçlar yerine akıllı sayaçlar veya çift yönlü sayaçlar entegre edilmeli, enerji depolama sistemleri ile yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı teşvik edilmelidir.” dedi. Enerji tasarrufu kamusal bir sorumluluk Enerji tasarrufunun yalnızca bireylere yüklenemeyeceğini vurgulayan Begüm Çetin, şöyle devam etti: “Bireysel sorumluluklarımız farkında olduğumuz ve bilinçli olduğumuz sürece belirli bir noktaya kadar enerji tasarrufuna katkı sağlar fakat ülkemizde artan nüfusun enerji talebini yönetebilmek, enerjimizin dışa bağımlılığını azaltmak ve enerji verimliliğini sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirmek için kamusal ve yerel yönetimlerin enerji tasarrufunu sağlayacak çözümleri mutlaka olmalıdır. Öncelikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanıldığı, sürdürülebilirlik ve insan/toplum odaklı teknolojik evrimin gerçekleştiği süreçteyiz. Bu sürece dahil olmanın farkındalığı ile temiz, ekonomik, güvenli enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını ve kontrolünü destekleyen akıllı ve mikro şebekelere geçilmesi konusunda hazırlıklar yapılmalıdır. Bu bağlamda daha esnek, ölçümlenebilir ve dayanıklı alt yapı imkânı sağlanmalıdır. Şebekelerde çift yönlü veri akışının sağlanabileceği haberleşme ağının ve veri kontrol merkezlerinin kurulmasının yanı sıra güç ve arıza verilerinin uzaktan kontrol edilerek yapay zekâ teknolojileri ile önceden arıza ve kesinti tahmini yapılabilecek sistemsel bütünlük içeren çalışmalara önem verilmelidir. Sürdürülebilirlik ve kalkınma planları kapsamında, üniversite sanayi iş birliğiyle geliştirilen projeler ve çalıştaylar aracılığıyla bu çalışmaların uygulanabilirliği desteklenmelidir. Toplu taşımada ve bireysel ulaşımda elektrikli ve enerji verimli araç kullanımına yönelik teşvikler artırılmalı, enerji verimli bina standartları ise zorunlu hâle getirilmelidir. Ayrıca yeşil enerji ve dijital dönüşüme ilişkin farkındalığın artırılması amacıyla, ilkokuldan başlayarak tüm eğitim seviyelerinde bilinçlendirme çalışmaları yürütülmelidir.” Tasarruf artık zorunlu İklim krizi ve artan enerji maliyetlerinin tasarrufu zorunlu hâle getirdiğini ifade eden Begüm Çetin, “Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2053 net sıfır emisyon hedefini benimsemiştir. 12. Kalkınma Planı ve 2024–2026 hedefleri doğrultusunda yeşil enerji dönüşümünün hızlandırılması planlanmaktadır. Ayrıca sürdürülebilir dönüşüme katkı sağlamak için üniversiteler de Stratejik Plan dahilinde çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Tüm bu bilgiler ışığında tasarruf yapmak bireysel tedbir almaktan çıkıp sektörel, yönetimsel ve uluslararası düzlemde yapılması gereken zorunlu davranış haline gelmektedir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rönesans Yenilenebilir Enerji ‘Gökçedağ RES’i Satın Aldı Haber

Rönesans Yenilenebilir Enerji ‘Gökçedağ RES’i Satın Aldı

Zorlu Enerji tarafından işletilen Gökçedağ Rüzgâr Enerji Santrali (RES), Rönesans Yenilenebilir Enerji tarafından satın alındı. Söz konusu işlemle Rönesans’ın yenilenebilir enerjideki toplam kurulu gücü 577 MW’a ulaştı. Rönesans’ın, bu işlemle iki yıl önce 166 MW olan kurulu gücü yaklaşık 3,5 katına çıkmış oldu. Rönesans, yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirmeye devam ediyor. Türkiye’nin temiz enerji dönüşümüne katkı sunma, sürdürülebilir ve yerli enerji üretimini artırma hedefi doğrultusunda büyümesini kararlılıkla sürdüren Rönesans’ın grup şirketlerinden Rönesans Yenilenebilir Enerji, toplam 135 MW lisanslı bağlantı kapasitesine sahip Gökçedağ RES’i satın aldı. 2,5 MW kapasiteli rüzgar türbinlerinden oluşan Gökçedağ RES, güçlü rüzgâr potansiyeli sayesinde yüksek ve sürdürülebilir enerji üretimi imkânı sunan stratejik bir yenilenebilir enerji yatırımı olarak öne çıkıyor. HEDEFİMİZE BİR ADIM DAHA YAKLAŞTIK Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp; “Gökçedağ Rüzgâr Enerji Santrali’nin satın alınmasıyla birlikte, tamamı yeşil enerjiden oluşan kurulu gücümüz 577 MW’a ulaşırken, yenilenebilir enerji proje portföyümüz 1.400 MW seviyesine yükseldi. Son iki yıl içinde yenilenebilir enerji kapasitemizi yaklaşık 3,5 katına çıkardık. İnşa halinde olan ve geliştirmekte olduğumuz 8 yeni yatırımımız bulunuyor. 2028 yılına kadar yeşil enerji alanında 2 GW’lık yatırım gerçekleştirmeyi ve Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji oyuncusundan biri olmayı hedefliyoruz. Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlamaktan ve daha temiz, daha dayanıklı bir gelecek inşa etmekten gurur duyuyoruz” dedi. İLK GÜNDEN İTİBAREN GELİR ÜRETEN STRATEJİK VARLIK Devralındığı ilk günden itibaren gelir üreten bir varlık niteliği taşıyarak Rönesans’a operasyonel ve finansal katkı sağlayacak Gökçedağ RES, mevcut altyapının etkin kullanımı sayesinde, ilave şebeke yatırımı gerektirmeden kapasite artışı ve yeni proje geliştirme potansiyeli taşıyor. Santralin tüm bakım ve işletme faaliyetlerini bünyesine alarak operasyonel verimliliği artırmayı hedefleyen Rönesans, türbin yenileme (repowering) ve kapasite artışı yatırımlarıyla mevcut altyapıyı en verimli şekilde değerlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda, türbinlerin bir kısmının daha büyük ve verimli yeni nesil türbinlerle değiştirilmesiyle Türkiye’deki ilk ve en büyük türbin yenileme (repowering) projelerinden birinin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Lisans kapsamında izin verilen kapasite artışı, mekanik güç yükseltimi uygulamaları sayesinde santralin kurulu gücünün artırılması; buna paralel olarak yıllık enerji üretiminin de önemli ölçüde yükseltilmesi planlanıyor. UZUN VADELİ, GÜÇLÜ YATIRIM PROFİLİ Gökçedağ RES, uzun vadeli lisans süresi ve istikrarlı üretim yapısıyla güçlü bir yatırım profili sunuyor. Proje, geçmişte uluslararası finans kuruluşlarının desteğiyle hayata geçirilmiş olmasıyla da Türkiye yenilenebilir enerji sektöründe önemli bir kilometre taşı olarak konumlanıyor.

Alarko Holding Karbon Nötr Yerleşke Uygulamasına Devam Ediyor Haber

Alarko Holding Karbon Nötr Yerleşke Uygulamasına Devam Ediyor

Sürdürülebilirliği yalnızca bir raporlama zorunluluğu değil, sorumlu bir iş ve yatırım modeli olarak benimseyen Alarko Holding, düşük karbonlu ekonomiye geçiş yönündeki kararları adımlarına devam ediyor. Tüm tesislerinde enerji ve kaynak verimliliği ile yenilenebilir enerji kullanımını önceliklendiren Alarko, Ortaköy’deki Holding merkez yerleşkesinin karbon ayak izini her yıl yenilenebilir enerjiye dayalı Gold Karbon ve Yeşil Enerji (I-REC) sertifikası yoluyla dengelemeyi sürdürüyor. Holding’in Ortaköy Merkez Yerleşkesi “Karbon Nötr Bina” kimliğini korurken, tüm şirketlerde etkin karbon yönetimini teşvik eden uygulamalar yaygınlaştırılıyor. Alarko Enerji Grubu, yenilenebilir enerjideki kurulu gücünü artırmayı planlarken, I-REC sertifikaları aracılığıyla hem Topluluğun operasyonlarında hem de iş dünyasında yeşil enerji kullanımını teşvik ediyor. Enerjinin sürekliliğini güvence altına almak üzere enerji depolama teknolojilerine ve batarya üretimine yatırım yapma kararı alan Alarko Enerji Grubu, temiz enerjiye erişimi dağıtım faaliyetleriyle de desteklemeye devam ediyor. Jeotermal seracılıktan niş gübre üretimine, tohum ıslahından kurutulmuş gıdaya uzanan kapsamlı bir tarım ekosistemi kuran Alarko Tarım Grubu, döngüsel kaynak yönetimi anlayışıyla jeotermal enerji, su ve bitkisel atıkları yeniden ekonomiye kazandırıyor. Biyolojik mücadele yöntemleriyle yetiştirilen kalıntısız ürünler 33 ülkeye ihraç ediliyor. Avrupa’nın en büyük yeni nesil mikro granül gübre üretim tesisi konumunda olan Palmira Agro’da çevreci üretim teknikleri uygulanırken, enerji ihtiyacının %55’inden fazlası güneşe dayalı yenilenebilir enerjiden sağlanıyor. Alarko Carrier, üretimde kullandığı elektriğin tamamını güneş enerjisinden sağlıyor. Bu üretimin yüzde 46’sını şebekeye vererek, yenilenebilir enerji arzına da katkı sunuyor. Hillside markasıyla çevresel duyarlılığı sosyal faydayla birlikte ele alan Alarko Turizm Grubu, operasyonlarında kaynak tüketimini düşürüyor, karbon ayak izini sistematik olarak azaltıyor. Kara ve deniz ekosistemlerini üniversite iş birlikleri ile kayıt altına alırken, yerel üretici ve yerel istihdamı destekliyor. Turizm Grubu bünyesinde yapımı devam eden Bodrum Hillside’ın 2026 yılında yeşil bina konseptiyle hizmete açılması hedefleniyor. Havacılıkta, yolcu uçağı olarak ekonomik ömrünü tamamlamış geniş gövdeli uçakları, gövdeyi kesmeden kargo uçağına dönüştüren özgün bir model ortaya koyan Alarko, 2026 itibarıyla bu faaliyeti ölçeklenebilir bir iş yapısına kavuşturmayı hedefliyor. Grup Şirketleri genelinde uygulanan “Pozitif Etki – Yeşil Yaka Programı” ile sürdürülebilirlik yetkinliklerinin tüm organizasyona yayılması sağlanıyor. Kurumsal yönetim, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve insan kaynakları alanındaki örnek uygulamaların Topluluk çapında benimsenmesi için “Ortak Etki” perspektifiyle sinerji yaratımı farklı platformlarla destekleniyor. Çatı politika ve hedeflerin her bir şirketin sektörel durumuna ve iş modeline göre özelleştirilmesi sağlanırken, Topluluk genelinde sürdürülebilirlik odaklı metrikler, kurum karnelerine %5-10 arasında etki ediyor. Alarko Holding, tüm bu kararlı adımların bir sonucu olarak Borsa İstanbul (BIST) Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer almaya, bu alandaki başarılarını, sertifikalarını ve ödüllerini artırmaya devam ediyor. Düşük Karbonlu Sürdürülebilirlik Raporlaması Alarko Şirketler Topluluğu, uluslararası bir portföy şirketi olmanın ötesinde insanı ve doğayı merkeze alan sorumlu yatırımcı kimliğiyle, pozitif etki odaklı bir finansal büyüme hedefliyor. Ülke ekonomisinde 71 yılı geride bırakan Alarko, 2050 Net Sıfır hedefini bir stratejik dönüşüm fırsatı olarak ele alıyor. Yeni sektörlerde sorumlu yatırımlarla büyürken, mevcut faaliyet kollarında çok boyutlu sürdürülebilirlik projeleri yürütüyor. Alarko Holding, geçen yıl yayımladığı ilk TSRS uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nun ardından “azaltarak çoğaltmanın” mümkün olduğunu hatırlatan GRI uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu da Sorumlu İletişim Politikası doğrultusunda düşük karbonlu olarak paylaştı. Topluluğun sürdürülebilirlik performansını, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki dönüşümü, bünyesinde barındırdığı sektörlerdeki iyi uygulamaları, sürdürülebilirlik önceliklerini ve trendlere yönelik aksiyonlarını aktardığı rapor, “Sadece Sürdürülebilirlik” temasıyla yayımlandı. Fotoğraflardan, görsellerden, renklerden ve grafik öğelerden bilinçli bir şekilde feragat edilerek arama motorlarının, grafik programların, yapay zekâ aplikasyonlarının ve monitörlerin karbon salımı en düşük seviyeye çekildi. Raporun sosyal medyada yayınlanan tanıtım filminde de aynı tasarım çizgisi kullanıldı. Film, daha az enerji hedefiyle “müziksiz ve sessiz” olarak yayınlandı. İlk ödülünü İstanbul Marketing Awards kapsamında alan rapor, Alarko’nun iç ve dış paydaşlarının yoğun ilgisiyle karşılandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek Haber

Türkiye’nin Nadir Toprak Elementleri Tedariğinde AB İle Stratejik Ortak Olma Potansiyeli Yüksek

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY; öncü ekonomilerin politikalarını belirleyen unsurlardan nadir toprak elementlerine (NTE’ler) yönelik araştırma sonuçlarını yayımladı. Araştırma; nadir toprak elementlerinin modern teknolojiler için önemi ve Çin’in küresel tedarik zincirindeki baskın rolü ile bu konudaki jeopolitik ve ekonomik riskleri vurguluyor. Araştırmaya göre; Çin’in, stratejik varlık olarak sınıflandırdığı nadir toprak elementleri alanındaki hakimiyeti devam ediyor. Avrupa Bölgesi ise alternatif kaynaklar ve geri dönüşüm stratejileriyle nadir toprak elementlerine bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. 2026 sonuna kadar nadir toprak elementlerini temsil eden 17 elementin 12'si için ihracat lisansı getirilebileceği belirtiliyor. Listeye yeni elementler eklenmediği takdirde, Çin’in, bugün yalnızca yedi NTE ürününde uyguladığı düzenleyici kontrol kapsamının daha da genişleyeceği, bu durumun, AB’nin kritik mineral olarak tanımladığı hammaddelere erişimini daha da zorlaştıracağı ifade ediliyor. Küresel tedarik zincirlerinde belirsizlik artıyor Nadir toprak elementleri, periyodik cetveldeki 21, 39 ve 57-71 numarasına sahip eşsiz manyetik, ışık yayan ve elektrokimyasal özelliklerine sahip 17 elementten oluşuyor. Modern teknolojilerde yeni ve geniş bir kullanım alanına sahip olan nadir toprak elementleri fiziksel, manyetik ve kimyasal özellikleri sebebiyle günlük yaşamda önemli bir rol oynuyor. Burada özellikle, dış enerjiye ihtiyaç duymadan manyetik özelliklerini süresiz olarak koruyan mıknatısların rolü büyük öneme sahip ve küresel NTE talebinin 2023 yılı rakamlarına göre yüzde 45’ini oluşturuyor. Nadir toprak elementleri; akıllı telefon, dizüstü bilgisayar, hibrit otomobil, rüzgâr türbinleri ve güneş panelleri gibi pek çok yüksek teknoloji ürününün yanı sıra savunma sanayisinde de kullanılıyor. Örneğin; jet motorları, füze savunma mekanizmaları, uzay tabanlı uydular ve iletişim sistemlerinde bu elementlerin yer aldığı biliniyor. Araştırmaya göre; yeşil enerji teknolojileri, gelişmiş elektronik ve savunma uygulamaları, nadir toprak elementlerine (NTE) olan talebi hızla artırıyor. Özellikle, küresel ölçekte mıknatıs kullanım hacminin önümüzdeki 10 yılda %9 büyümesi öngörülüyor. Çin, küresel NTE üretiminin %70’ini ve rafinasyon işlemlerinin %90’ını kontrol ediyor. Ayrıca sinterlenmiş kalıcı mıknatıs üretiminde (PETRM) de %94 paya sahip. Araştırmada, jeopolitik risklere de dikkat çekiliyor. Çin’in, 2025’te yedi tip NTE için ihracat kontrolleri getirmesi ve yıl sonunda beş ek element için kontrolleri askıya almasının küresel tedarik zinciri güvenliği endişelerini artırdığı ifade ediliyor. Öte yandan tedarik güvenliği endişeleri nedeniyle NTE şirketlerinin piyasa değerinin 2025’in ilk 10 ayında %175 arttığı; bu artışın enerji ve teknoloji devlerini geride bıraktığı görülüyor. 2025 yılı ilk 10 ayında piyasa değeri %175 arttı Avrupa, Çin'in ham nadir toprak elementleri ve kalıcı mıknatıslar ihracatı için en önemli destinasyonlardan biri olmaya devam ediyor. Almanya, İtalya ve İspanya başta olmak üzere Avrupa, modern teknolojinin vazgeçilmezi olarak görülen bu elementleri Çin’den ithal ediyor. Söz konusu lisans süreçleri, Avrupa’da üretim duraksamalarına yol açabiliyor. Çin, NTE rezervlerinin %50’sini elinde tutsa da Brezilya, Hindistan, Avustralya ve Orta Asya’da bu alana yönelik yeni projeler geliştiriliyor. Avrupa’da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Polonya gibi ülkeler stratejik maden ve rafineri yatırımlarına yöneliyor. AB stratejik hammaddeleri geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor NTE’ler, jeolojik olarak nadir olduklarından değil, genellikle yoğun ve işletilebilir cevher yataklarında bulunmamasından dolayı bu isimle anılıyor. Prometyum hariç tüm nadir toprak elementlerinin, ortalama olarak dünyada gümüş, altın veya platinden daha bol bulunduğu ifade ediliyor. Kimyasal olarak birbirlerine çok benzemeleri, bu elementlerin çıkarım süreçlerini teknik ve ekonomik açıdan güçleştiriyor. NTE’lerin büyük ölçekli üretimi önemli miktarda su ve enerji kullanımını gerektirebiliyor; ayrıca kimyasal sızıntı riski ile uranyum ve toryum gibi nadir toprak mineralleriyle birlikte doğal olarak bulunan radyoaktif elementlerin açığa çıkması gibi çevresel riskler de ortaya çıkabiliyor. Avrupa Birliği bu kapsamda 2030’a kadar stratejik hammaddelerin %25’ini geri dönüşümden karşılamayı hedefliyor. Ancak yeni madenlerin devreye alınması 8–10 yıl, rafinerilerin kurulması ise 5 yıl sürebiliyor. Merkez Avrupa ve Türkiye AB’nin NTE tedariğinde önemli bir avantaja sahip Merkezi Avrupa Bölgesi ülkeleri AB sanayisinin ihtiyaç duyduğu nadir toprak elementleri tedariğinde önemli bir avantaja sahip. Örneğin, İsveç, Norveç ve Finlandiya’da keşfedilen yeni NTE oksit rezervleri tahmini 11 milyon ton üretimle AB’nin NTE ihtiyacının üçte birini karşılayabilir. Ülkemizde ise, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı açıklamalarına göre, Eskişehir Beylikova ve Sivrihisar ilçeleri arasında yer alan sahada 694 milyon ton rezerve sahip nadir toprak elementi (NTE) bulunuyor. Tahminler, bu maden sahasının Çin'deki 800 milyon tonluk "Bayan Obo" sahasından sonra dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğunu gösteriyor. Bakanlık, Ekim 2024'te nadir toprak elementleri çıkarma ve işleme konusunda bilgi paylaşımı, madencilik teknolojilerinin geliştirilmesi ve ortak yatırımların yapılması için Çin ile "Doğal Kaynaklar ve Madencı̇lı̇k Alanlarında İşbı̇rlı̇ğı̇ne İlı̇şkı̇n Mutabakat Zaptı" imzaladı. EY Enerji Sektörü Lideri Cem Çamlı, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Nadir toprak elementleri, enerji, teknoloji, mobilite, savunma ve endüstriyel üretim sektörlerinin görünmez omurgasını oluşturuyor. Artan jeopolitik gelişmeler, küresel talebin ciddi büyümesi ve stratejik ulusal çıkarlar ülkelerin stratejik planlamalarını ve yatırımcıların ajandalarındaki öncelikleri yeniden şekillendiriyor. Türkiye, hem Asya ve Avrupa arasındaki coğrafi konumu, hem gelişen sanayi altyapısı hem de nadir toprak elementleri rezervleri ile bu dönüşümde daha etkin bir rol üstlenebilir. Yenilenebilir enerji yatırımlarımız, elektrikli araç ekosistemimiz ve savunma sanayimiz NTE arz güvenliğini artık bir rekabet avantajı değil, zorunlu bir stratejik gereklilik haline getiriyor. Bu nedenle nadir toprak elementleri değer zinciri boyunca sanayicilerimizin ve yatırımcılarımızın aktif rol oynaması, AR-GE yatırımları ve teşvikleri ile ekosistemin büyütülmesi ve bilgi birikiminin artırılması kritik önem taşıyor. Böylece, nadir toprak elementleri ile yatırılacak ekonomik değer ülkemiz ekonomisine ve istihdamına katkı sağlayacak ve AB ile olan ticari iş birliğimizin daha da sağlamlaşmasını sağlayacaktır. Yakın zamanda, Türkiye’de nadir toprak elementleri değer zincirinde rol alan yeni yatırımlar, girişimler ve kamu-özel sektör iş birliklerini göreceğimizi tahmin ediyoruz. EY-Parthenon olarak, küresel ve bölgesel bilgi birikimimizle bu alanda sektörünün öncüsü müşterilerimize stratejiden uygulamaya uçtan uca hizmet vermeye ve rekabet avantajı yaratmaya devam ediyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’de 21 Milyar TL'nin Üzerinde Yatırım Haber

İzmir’de 21 Milyar TL'nin Üzerinde Yatırım

İzmir Büyükşehir Belediyesi ülkede yaşanan ekonomik krize rağmen 2025'te önemli yatırımlara imza attı. Şehirde yaşam konforunu artırmak amacıyla ulaşımdan altyapıya çevre tesislerinden Körfez temizliğine kadar yüzlerce proje yaşama geçirildi. Raylı sistemlerin toplu ulaşımdaki payını artıracak hamleler devam etti. Buca Metrosu inşaatında büyük aşama kaydedilirken, hattı Fuar İzmir’e uzatacak çalışmalar başlatıldı. Kent içi trafiği rahatlatacak yatırımlar hizmete alındı. Sosyal belediyecilik uygulamaları ile yurttaşlar desteklenirken, yurttaşın bütçesine katkı koyacak hizmetler yaygınlaştırıldı. Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody’s, Büyükşehir’in gelir ve harcama yönetiminde sergilediği istikrarlı ve kontrollü mali yaklaşım nedeniyle ulusal ölçek uzun vadeli kredi notunu Aaa seviyesine yükseltti. Bu not, 2016 yılından sonra ilk kez İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay döneminde Aaa seviyesinde gerçekleşti. Fitch Ratings ise İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, yatırım yapılabilir seviyedeki en üst basamak olan AAA ulusal kredi notunu 2025 yılında bir kez daha teyit etti. Büyükşehir’in ESHOT, İZSU ve iştiraklerinin yatırımlarıyla 2025 yılı yatırım tutarı 21 milyar TL’yi geçti. “2026 İzmir’in atılım yılı olacak” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 2025 yılını değerlendirerek seçim sürecinde verdikleri pek çok sözü yerine getirmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi. Kaliteli ürünlerin belediye güvencesiyle halka sunulduğu İZMAR marketlerinin sayısının 20’ye ulaştığını; derinleşen ekonomik kriz ortamında gençler ve emekliler başta olmak üzere yurttaşlara destek olacak hizmetlere büyük önem verdiklerini aktaran Başkan Tugay, şunları söyledi “Kentin gelecek yıllarını şekillendirmek için hazırlıklarımızı ve planlamalarımızı yaptık. 2025 yılı; pek çok projemizi ve yatırımımızı hayata geçirdiğimiz, sosyal belediyeciliği ve dayanışmayı öne çıkardığımız bir yıl oldu. 2026 yılında; ulaşım yatırımlarımızdan Körfez temizliğine, afet direncinden EXPO 2027 hazırlıklarına kadar her alanda İzmir'in yaşam kalitesini zirveye taşımaya kararlıyız. 2026 yılı, İzmir’in sadece bugününe değil, geleceğine de yatırım yaptığımız bir dönüm noktası olacak. Akıllı şehir teknolojilerini belediyecilik hizmetlerimizin her aşamasına entegre ederek, dijitalleşen bir İzmir yaratacağız. Kentsel dönüşümde yerinde ve hızlı modelimizi yaygınlaştırırken, yeşil enerji yatırımlarımızla karbon ayak izimizi düşüren öncü bir kent olmayı hedefliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kaynaklarını etkin, verimli ve yerinde kullanarak atacağımız sağlam adımlarla kentimizi zirveye taşıyacak; aynı zamanda da üretimden tüketime kadar her alanda yurttaşlarımızın refah seviyesini yükselteceğiz.” Buca Metrosu Fuar İzmir’e uzanıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla yapımını sürdürdüğü Buca Metrosu’nda, Başkan Dr. Cemil Tugay’ın göreve başladığı 2024 yılı nisan ayında yüzde 2 olan ilerleme oranı yüzde 42’ye ulaştı. Üçyol–Buca Koop arasındaki 13,5 kilometrelik hatta tünel kazılarında sona yaklaşılırken, iki tünel açma makinesi (TBM) Buca Koop–Fuar İzmir yönünde çalışmalara başladı. Hattın Fuar İzmir’e uzatılmasıyla toplam uzunluk 17,8 kilometreye, istasyon sayısı ise 14’e çıkacak. Fuar alanında 80 bin metrekare kapalı alana sahip depo, atölye ve bakım sahası ile Çamlıkule–Fuar İzmir arasında 3 yeni istasyon planlanıyor. Sürücüsüz 108 araçtan oluşan 18 setlik filo ile metro ve İZBAN’a entegre çalışacak hat, tamamlandığında günde 400 binin üzerinde yolcu taşıyacak; hattın 2027 yılı sonuna kadar hizmete alınması hedefleniyor. Kent trafiğine nefes aldıran ulaşım yatırımları Gaziemir Hava Eğitim Yolu Taşıt Üst Geçidi, Dostluk Bulvarı Bağlantı Yolu ve Güzelbahçe 75. Yıl Cumhuriyet Bulvarı birinci etap projeleri tamamlandı. Mürselpaşa Bulvarı Karayolu Alt Geçidi ile Şemikler Taşıt Köprüsü gibi kentin ulaşım yükünü hafifletecek önemli projelerin yapımına başlandı. Buca ile Bornova’yı kesintisiz şekilde birbirine bağlayarak kent trafiğine nefes aldıracak Buca Onat Tüneli’nde tünel kazılarında sona yaklaşıldı. Projenin 2026 yılı ortasında tamamlanarak trafiğe açılması planlanıyor. Konak Barbaros Mahallesi’ndeki yaya trafiği ile Mustafa Kemal Sahil Bulvarı üzerindeki araç trafiğini daha güvenli ve konforlu hâle getiren Karataş Yaya Üst Geçidi, Buca Onat Tüneli ile Otogar arasında kalan ekspres yol üzerindeki Altındağ Mezarlığı Yaya Üst Geçidi hizmete açıldı. Soğukkuyu Mahallesi ile Örnekköy Mahallesi’ni birbirine bağlayacak Yeni Girne Yaya Üst Geçidi’nin ise kısa süre içinde hizmete alınması planlanıyor. Ulaşımda büyük adımlar İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent içi ulaşım ağını geliştirmek ve güvenli, konforlu ulaşım sağlamak amacıyla 2025’te İzmir Ulaşım Ana Planı 2040 çalışmalarına başladı. Toplu ulaşımda, bin 700’den fazla otobüsle hizmet veren ESHOT bünyesine 125 yeni araç eklendi. 2025’te ESHOT tarafından 272 milyon yolcu taşındı, binişlerin yüzde 63’ü ücretsiz veya indirimli sağlandı. Çevreci otobüsler ve GES projeleri ile 12 bin 470 ton karbondioksit salımı önlendi. Toplu ulaşım hizmetindeki kadın şoför sayısı 290’a çıktı ve bu oran yüzde 11’e yükseldi. Ulaşım altyapısına güçlü dokunuş Kent merkezinde 180 kilometrelik yola eşdeğer olmak üzere toplam 353 bin ton sıcak asfalt serimi gerçekleştirildi. Köy ve üretim yollarında 56 kilometrelik ova yolu düzenlendi, 24 kilometrelik kilit parke döşeme çalışmaları tamamlandı. Ayrıca 95 araç kapasiteli yeni otopark alanları oluşturuldu; ilçe belediyelerine kilit parke ve bordür desteği sağlandı. İzmir’in yeşil dokusu güçleniyor 2025 yılında İzmir’in park ve yeşil alanlarında kapsamlı bir dönüşüm hayata geçirildi. Toplam 776 bin metrekarelik alanda yenileme çalışması yapılırken, kente 50 bin metrekare yeni yeşil alan kazandırıldı. Hasanağa Bahçesi, Fırat Yılmaz Çakıroğlu Parkı, Beyazıt Aykut Parkı ve 2 Eylül Kurtuluş Parkı başta olmak üzere çok sayıda park baştan sona yenilendi. Kent genelinde 34 bin ağaç ve 235 bin çalı olmak üzere toplam 1 milyon 594 bin bitki toprakla buluşturuldu. Su tüketiminin yoğun olduğu alanlarda kurakçıl peyzaj uygulamaları hayata geçirilirken, yeşil atıklar kompost ve biyokömür üretimiyle yeniden doğaya kazandırıldı. Kültürpark, altyapı ve yeşil alan düzenlemeleri başta olmak üzere gerçekleştirilen kapsamlı yatırımlar sayesinde Yeşil Bayrak Ödülü’ne layık görüldü ve alana 15 bin metrekare yeni yeşil alan eklendi. Bayraklı, Alsancak, Kiraz ve Gaziemir başta olmak üzere birçok ilçede parklar, kavşaklar ve kamusal alanlar yeşillendirildi. Kente değer katan yatırımlar bir bir hayata geçiriliyor İzmir’in yaşam konforunu artıracak yeni hizmet alanları kente kazandırılırken, devam eden projelerin yapımı da hız kazandı. Kültürpark, gerçekleştirilen kapsamlı çalışmalarla yeniden eski ışıltılı günlerine kavuştu. Göl Gazinosu, aslına uygun biçimde yeniden inşa edilerek Mutfak Müzesi ve sosyal tesis olarak 94. İzmir Enternasyonal Fuarı’nda kapılarını açtı. Göl alanı yenilenirken, tesis açık ve kapalı bölümleriyle hizmete alındı. Kültürpark’ın simge yapılarından Mogambo yenilenerek modern bir görünüme kavuşturuldu, Atlas Pavyon’un bakım ve onarım çalışmaları tamamlandı. Prof. Dr. İlber Ortaylı Kütüphanesi Kültürpark’a kazandırıldı. Konak Metro Kütüphanesi açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan devralınan Resim ve Heykel Müzesi, tadilatın ardından Mehmet Tüzüm Kızılcan Sanat Galerisi olarak hizmete açıldı. Gençlere fırsat eşitliği sağlamak amacıyla vokal, kayıt, mix ve prova alanlarından oluşan Stüdyo Kültürpark hizmete alındı. Kültürpark’ın tüm kapılarında yürütülen restorasyon ve güçlendirme çalışmaları tamamlandı. Basmane’nin özgün yapılarından Ay Yıldızlı Konak’ın restorasyonu bitirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Konak Güney Mahallesi’ndeki Zeytinlik Hizmet Binası hizmete açıldı. Çiğli’deki eski Çocuk ve Gençlik Merkezi yenilenerek İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi (İZSEM) olarak hizmet vermeye başladı. Atıl durumdaki Dikili Çandarlı Sosyal Tesisleri restore edilerek kente kazandırıldı. Şehit Ümit Boz Futbol Sahası’nın bakım ve onarımı, Bayraklı Çiçek Halı Sahası’nın yenilenmesi ve Karşıyaka Örnekköy Halı Sahası’nın yapımı tamamlandı. Gaziemir Abdullah Arda Meydanı yenileme projesi bitirilirken, Bergama Şehirlerarası Otobüs Terminali baştan sona yenilendi. Dikili Katı Atık Transfer İstasyonu’nda döküm alanı, rampa, bunker ve idari bina yapımları tamamlandı. Kent genelinde toplam 236 bin metrekarelik yeni alan defin hizmetine açıldı. Bu alanlar Gaziemir, Kemalpaşa, Menderes, Menemen, Bornova, Karşıyaka ve Çiğli ilçelerinde yer alıyor. 549 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen Eşrefpaşa Hastanesi ek hizmet binasında yüzde 42 fiziki gerçekleşme sağlanırken, mevcut bina katlarının kaba inşaatı tamamlandı. İZSU’dan kentin geleceğine büyük yatırım İZSU Genel Müdürlüğü, 2025 yılında hayata geçirdiği 7,3 milyar liralık yatırımla İzmir’in su ve kanalizasyon altyapısında kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirdi. Bu kapsamda Halkapınar iletim hatları ile yeni içme suyu deposu tamamlandı. 51 kilometre yeni atık su hattı imalatı yapılırken, 54 kilometre atık su hattı yenilendi ve onarıldı. Ayrıca toplam 1.164 kilometrelik hatta temizlik çalışması gerçekleştirildi. Yağmur suyu altyapısının güçlendirilmesi amacıyla 32 kilometre yeni yağmur suyu hattı imalatı yapılırken, 20 kilometre hatta bakım ve onarım çalışması gerçekleştirildi. Ayrıca 92 kilometrelik yağmur suyu ızgarasında temizlik çalışmaları yürütüldü. Dere yataklarında ise 2 kilometre dere ıslahı tamamlanırken, 1.045 kilometrelik dere hattında temizlik çalışması yapıldı; 6 kilometrelik alanda bakım-onarım ve korkuluk imalatı gerçekleştirildi. 2,4 milyar TL’lik içme suyu yatırımıyla 294 kilometre yeni hat döşendi, 434 kilometre hat yenilendi ve 103 yeni sondaj kuyusu açılarak kayıp-kaçak oranı yüzde 25,8’e düşürüldü. 3,5 milyar TL’lik kanal yatırımı ile atık su hatları yenilenip temizlenirken, 1,1 milyar TL’lik yağmur suyu ve dere ıslahı çalışmaları sayesinde taşkın riskleri önemli ölçüde azaltıldı. Ayrıca 272 milyon TL’lik yenilenebilir enerji yatırımıyla üç yeni enerji santrali tamamlandı, yedi santralin yapımı sürerken İZSU, iklim kriziyle mücadele ve uzun vadeli altyapı güvenliği için İzmir’in önümüzdeki 20–30 yıllık ihtiyaçlarına güçlü bir temel oluşturdu. İzmir Körfezi’nde büyük çevre hamlesi Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi dördüncü fazı ile Torbalı ve Yazıbaşı–Ayrancılar atık su arıtma tesislerinin devreye alınmasıyla kentin atık su arıtma kapasitesi yüzde 28 artırıldı. İzmir Körfezi’nde su sirkülasyonunu artırmak ve su kalitesini iyileştirmek amacıyla 492 bin metreküp tarama çalışması gerçekleştirildi. İzmir’de uzlaşı temelli kentsel dönüşüm hız kesmiyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, yüzde yüz uzlaşı, yerinde dönüşüm ve belediye garantörlüğü ilkeleri doğrultusunda yürüttüğü kentsel dönüşüm çalışmalarıyla sağlıklı, dirençli ve yaşanabilir bir kent hedefi doğrultusunda önemli bir dönüşüm süreci yürütüyor. Katılımcı bir anlayışla hayata geçirilen projeler kapsamında; Karabağlar Uzundere, Konak Ege, Ballıkuyu, Akarcalı, Kosova, Kocakapı, Yeşildere, Karşıyaka Örnekköy, Gaziemir Aktepe–Emrez ve Çiğli Güzeltepe mahallelerinde olmak üzere 6 bölgede toplam 248 hektarlık alanda etaplar hâlinde çalışmalar sürdürülüyor. Bugüne kadar bin 955 bağımsız bölüm güvenli şekilde yıkılırken, yaklaşık bin 150 bağımsız bölüm tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildi; 6 bin 346 bağımsız bölümün inşaatı ise devam ediyor. Uzlaşma sağlanan hak sahiplerine konut teslimine kadar kira desteği sağlanırken, kreş ve gençlik merkezi gibi sosyal donatılarla desteklenen projelerle kentsel dönüşüm, yalnızca yapı yenileme değil bütüncül bir yaşam dönüşümü olarak hayata geçiriliyor. Tek Sağlık yaklaşımıyla sokak hayvanlarına kapsamlı destek İzmir Büyükşehir Belediyesi, insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımı doğrultusunda son bir yılda hayvan refahını artırmaya yönelik kapsamlı çalışmalar yürüttü. Bu kapsamda 86 bin 282 sahipsiz hayvanın muayene ve tedavisi gerçekleştirilirken, 13 bin 633 kedi ve köpek kısırlaştırıldı ve sahipsiz köpeklerde yüzde 70 kısırlaştırma oranına ulaşıldı. Koruyucu hekimlik çalışmaları kapsamında 51 bin 711 hayvana aşılama ve paraziter tedavi uygulanırken, iki mobil araçla 4 bin 265 kedi kısırlaştırıldı. “Patili Kentimiz” kampanyasıyla bin 760 hayvan sahiplendirildi. Yaban hayatına yönelik çalışmalarda 874 yaralı yaban hayvanı tedavi edilerek doğaya kazandırıldı. Belediye bünyesindeki Mama Üretim Tesisi’nde 74 ton hayvan maması üretilerek sahipsiz hayvanların kullanımına sunuldu. Dikili, Kiraz ve Gaziemir’de yeni doğal yaşam alanları için çalışmalar sürerken, sahipli hayvanlar için yeni mezarlık alanı oluşturulacağı bildirildi. Ekonomik krize karşı İzmir kalkanı İzmir Büyükşehir Belediyesi, ekonomik zorluklarla mücadele eden vatandaşlar için 2025 yılında sosyal yardım bütçesini 400 milyon liraya ulaştırırken; 12 milyonu aşkın öğün yemek dağıtımı, "Anne Kart" ile sağlanan ulaşım desteği ve emeklilere yönelik kira, market desteği ve su faturası indirimleriyle toplumun her kesimine dokunan geniş bir dayanışma ağı kurdu. Gıdadan hijyene, eğitimden barınma hizmetlerine kadar on binlerce haneye destek sağlayan Büyükşehir, 2026 yılında nakdi yardım miktarını 770 milyon liraya çıkartmayı hedefleyerek sosyal belediyecilik vizyonunu bir üst seviyeye taşımaya hazırlanıyor. Sağlık hizmetlerinde kapsamlı güçlenme İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılında Sağlık Bakanlığı’nın Sağlığı Geliştiren Belediyeler Projesi kapsamında verilen Sağlığı Geliştiren Belediye (SAGEB) unvanını alan Türkiye’deki ikinci büyükşehir belediyesi oldu. Eşrefpaşa Hastanesi’nin poliklinikleri yaklaşık 353 bin hastaya hizmet verdi. Eşrefpaşa Hastanesi Evde Bakım Şube Müdürlüğü ekipleri, kişisel bakım, kuaför, ev temizliği ve mini onarım hizmetleri başta olmak üzere pek çok destek kapsamında 24 binden fazla yurttaşa ulaştı. Hasta muayenesinden fizyoterapiye, diş hekimi muayenesinden psikolojik danışmanlığa kadar uzanan sağlık hizmetlerinden ise 7 bin 506 kişi yararlandı. Evde bakım hizmeti alan yurttaşlarda yaralanma ve ölümlere yol açabilen ev kazalarının önlenmesi amacıyla “Güvenli Ev, Sağlıklı Yaşam” projesi de hayata geçirildi. Yıl ortasında hizmete başlayan ücretsiz psikolojik destek birimlerinde yaklaşık 700 yurttaşa destek sunuldu. Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi (GDTM) aracılığıyla ücretsiz ve tamamen anonim HIV, Hepatit B, Hepatit C ve sifiliz testleri yapılmaya başlandı. Ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Yaşlı Dostu Kentler ve Topluluklar Ağı’na kabul edildi. İleri Yaş Eylem Planı kapsamında 60 yaş ve üzeri yurttaşlara yönelik hayata geçirilen Üçüncü Yaş Üniversitesi’nin ikinci merkezi de hizmete açıldı. Eğitimde fırsat eşitliğine güçlü destek İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve gelmesiyle Yuvamız İzmir Çocuk Etkinlik Merkezleri’nin sayısı 14’ten 22’ye yükseltildi, 2026 yılında bu sayının 30’a çıkarılması hedeflendi. 36–66 ay arası bin 698 çocuğun yararlandığı Yuvamız İzmir’de aylık ücretler geçen yıl yarıya düşürülerek 5 bin TL’ye indirilmişti; bu eğitim-öğretim yılında ise Başkan Dr. Cemil Tugay’ın talimatıyla 4 bin TL olarak belirlendi. 2025 yılında ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen ailelerin ilkokul ve ortaokul düzeyindeki yaklaşık 14 bin öğrencisine toplam 48 milyon liranın üzerinde kırtasiye desteği sağlandı. İzmir’in ihtiyaçlı bölgelerinde bulunan, tam gün eğitim veren ve kantini olmayan ilkokullarda beslenme paketi hizmeti sunulurken, dezavantajlı bölgelerdeki 17 Yuvamız İzmir Çocuk Etkinlik Merkezi’nde sıcak yemek uygulaması başlatıldı. Okul Aile Birliklerine Destek Projesi ile okulların eğitim ortamları daha güvenli, sağlıklı ve nitelikli hâle getirildi. Öğrencilerin temiz ve hijyenik ortamlarda eğitim görmesini desteklemek amacıyla Okul Hijyen Paketi Projesi kapsamında 1.831 okula hijyen paketi dağıtıldı. Okullara sağlanan spor malzemesi desteği 31 milyon 132 bin 135 liraya ulaştı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kız öğrencilere yönelik hizmet veren İZELMAN Örnekköy Sosyal Tesisi’nin aylık ücretine bu yıl da zam yapmadı. Aylık ücreti 2 bin TL olan ve 72 kişi kapasiteli sosyal tesis, öğrencilere güvenli bir yaşam alanı sunmaya devam etti. Ayrıca İzmir’deki 6 devlet üniversitesinde öğrenim gören öğrencilere sıcak yemek hizmeti sürdürülürken, ücretsiz çamaşır yıkama ve kurutma ile nakliye destekleri de devam etti. Afet risklerine karşı dev projeler İzmir Büyükşehir Belediyesi, "Çoklu Krizlere Dirençli Kent Belediyeciliği" vizyonu doğrultusunda afet yönetimini kriz anından risk azaltma aşamasına taşıyarak; 94 bini aşkın yapının envanterini çıkarma, 25 aktif fay hattında paleosismoloji araştırmaları yapma ve 600 kilometrelik kıyı şeridi için tsunami risk haritaları oluşturma gibi kapsamlı bilimsel çalışmaları hayata geçirdi. 2026 yılında tamamlanması hedeflenen Yeni Deprem Master Planı hazırlıklarını sürdüren belediye, aynı zamanda 71 barınma ve 2 bin 425 toplanma alanının altyapısını güçlendirerek İzmir’i deprem, sel ve heyelan gibi afetlere karşı bilimsel veriler ışığında korunan, güvenli ve planlı bir model kent haline getirmeyi hedefliyor. Çiftçiye can suyu, halka İZMAR İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılında kuraklık, artan maliyetler ve yangınlarla mücadele eden çiftçilere kooperatifler aracılığıyla 550 milyon liralık dev bir destek sağlarken; 179 bin fide dağıtımı, Dikili Yahşibey Sulama Hattı'nın açılışı ve 10 yeni hayvan içme suyu göleti gibi yatırımlarla kırsal kalkınmayı önceliğine aldı. Başkan Dr. Cemil Tugay’ın vizyonuyla hayata geçirilen ve 20 mağazaya ulaşan İZMAR tanzim satış noktaları, yerli üreticinin et ve süt ürünlerini aracısız olarak uygun fiyatla tüketiciye ulaştırarak ekonomik bir nefes alanı yaratırken, 2026 yılı için kooperatif desteklerinin 1 milyar liraya çıkarılacağı müjdesiyle de tarımsal sürdürülebilirlik hedefini güçlendirdi. Geçmişin mirası geleceğe taşınıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent tarihini gün yüzüne çıkarmak ve turizm potansiyelini artırmak amacıyla 2025 yılında 16 farklı arkeolojik kazı alanına toplam 25 milyon lira kaynak ayırırken; Dr. Cemil Tugay’ın öncelik verdiği Smyrna Agorası ve Antik Smyrna Tiyatrosu çalışmaları için ise 2027 yılı sonuna kadar 34,5 milyon liralık ek destek sağlama kararı aldı. Kentin geleceğini şekillendirecek çalışmalar İzmir’de EXPO 2027 çalışmaları başlatıldı. İlk kez bir Dünya Botanik EXPO’suna ev sahipliği yapacak İzmir; iklim dirençli peyzaj sistemleri, tematik bahçeler, yenilikçi teknolojiler ve sürdürülebilir tasarım örnekleriyle küresel ölçekte bir vizyon ortaya koymayı hedefliyor.Toplumsal ve çevresel sorumlulukların ön planda tutularak kentin geleceğini şekillendirecek, sürdürülebilir gelişim vizyonu doğrultusunda bir rehber niteliğinde hazırlanan "İzmir Büyükşehir Belediyesi 2025-2029 Stratejik Planı" kapsamında yer alan "2054 İzmir Nazım İmar Planı" çalışmasına başlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, yerel demokrasinin güçlendirilmesi yönündeki adımlardan biri olarak “Kent Denetçileri” uygulamasını başlattı.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.